
Etkinlikte konuşan ICMPD Türkiye Temsilciliği Portföy Yöneticisi Pınar Yapanoğlu, yenilikçi sektörlerde büyümeye dikkat çekti. Yapanoğlu: “Avrupa Birliği finansmanıyla toplamda 32,5 milyon euro bütçeyle yürütülen projelerde, Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi içinde büyümesi ve yenilikçi sektörlerin hız kazanarak ilerlemesi amaçlanıyor.

“İTHAL EDİLEN ANİMASYON HİZMETLERİ ARTIK TÜRKİYE ÜRETİLİYOR”
Projelerin temelde girişimcilik kapasitelerinin arttırılmasını hedeflendiği vurgulayan Pınar Yapanoğlu: “Animasyon sektörü dünyada büyük bir ivme kazandı. Bugün sektör 400 milyar dolarlık potansiyele sahip. Haliyle Türkiye de bu yönde hızla gelişim gösteriyor. Türkiye için şu anda 1 milyar dolarlık bir büyüklükten söz edebiliriz ve biz de sektöre katkıda bulunmak istiyoruz.” dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının animasyon sektörü için önemli ar-ge destekleri olduğuna dikkat çeken Yapanoğlu, “Üniversitelerin de içinde bulunduğu bu teknoloji ekosisteminde, teknoparklar ve verilen desteklerle yeniden doğan girişimciler ve girişimci olmak isteyenlere çok büyük destekler sağlıyor. Daha önceki yıllarda yurt dışından ithal edilen animasyon hizmetleri artık Türkiye’de çok rahat üretiliyor.” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Şişli Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen programda, ROMACTED Projesi kapsamında yapılan çalışmalar değerlendirildi.
Konferansta belediyenin projeyle ilgili çalışmaları hakkında bilgi veren Tanrıkulu, Roman vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik çalışmaların detaylarını anlattı.
Programda Avrupa Konseyi Ankara Ofisi Başkanı William Massolin, Edirne Belediyesinin projeye katkılarından dolayı teşekkür ederek plaket takdim etti.
Massolin, Edirne’deki “Çocuk Evi” Projesi’nin diğer belediyeler arasında örnek bir uygulama olarak öne çıktığını belirtti.
Uzunköprü ve Meriç’te “Sorumluluk Alanı Huzur Toplantısı” düzenlendi.
Uzunköprü ve Meriç ilçesine bağlı Küplü ve Subaşı beldelerinde “Sorumluluk Alanı Huzur Toplantısı” düzenlendi.
Valilikten yapılan açıklamaya göre, toplantılarda asayiş ve trafik güvenliği konularıyla kaçakçılık, düzensiz göçle mücadele ve uyuşturucu bağımlılığına karşı alınacak tedbirler görüşüldü.
Okul çevresi ve öğrenci güvenliği gibi konuların da ele alındığı toplantılarda vatandaşların görüş ve önerileri dinlendi.
Toplantılara İl Jandarma Komutanı Mehmet Kasım Ermiş ve İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, belediye başkanları, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnternet hızına ilişkin yapılan eleştirilere işaret eden Uraloğlu, fiber altyapının bazı caddelere, sokaklara ve evlere gidebildiğini, internet kullanıcılarının belli paket hızlarında talepleri olduğunu söyledi.
Uraloğlu, bu alanda uluslararası kriterlere göre istenilen yerde olunmadığına dair iddiaların bulunduğunu dile getirerek, “Burada bizim yapmamız gerekenler var ve Telekom’un imtiyaz hakkı sürecinde daha çok para yerine daha çok yatırımı şart koyarak bunları telafi edeceğiz. Ama unutmayalım, mevcut altyapı, daha yüksek kapasitede olduğu halde yeterince talep olmadığı için tam anlamıyla da kullanılamayabiliyor.” diye konuştu.
Avrupa Birliği’nin Facebook, YouTube, Twitter, TikTok ve Instagram gibi büyük sosyal medya platformlarının kullanıcılarının güvenliği için yasa dışı içeriklerin yayılmasını önlemek anlamında ciddi kurallar getirdiğini anımsatan Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Ben 58 yaşındayım. Benim 3 kızım, iki kız torunum var. Hepimizin etrafında da bir dünya insan var. Şu sosyal medyada biz, gerçekten yasakçı zihniyette değiliz. Ama herkesin de haddini bilmesi lazım. Yani oraya koyulan her şeye biz, susacak mıyız? Seslenmeyelim mi? Bütün milli ve manevi değerlerimize hakaret edilen ve hiçbir disiplini olmayan bir mecraya, hiç müdahale etmeyelim mi? Ama ben size şunu söyleyeyim, sosyal medya platformları sağlayıcılarından kesinlikle çok daha özgürlükçü bir yaklaşımımız var, bunu özellikle söylemek isterim.”
Uraloğlu, Yap İşlet Devlet (YİD) ve Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerine yapılan eleştirileri anımsatarak, kendisinin inşaat mühendisi olduğunu ve hesap yapmayı bildiğini söyledi.
Yatırımları üç yöntemle yaptıklarını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Bir, kamu kaynağından, tamamen milli bütçeden yaparız. İki, dış kredi temin ederek yaparız. Üç, Kamu Özel İşbirliği ya da Yap İşlet Devlet projeleriyle yaparız. Ama bizim bütçemizde ne var, bakarız. Ondan sonra yine bizim bütçemiz, ülkemizin kredibilitesi nedir, kredi alabilme şartlarımıza ve sonrasında da bu işin Yap İşlet Devlet modeliyle yapılabilirliğine bakarız. Yap İşlet Devlet modeli aynı zamanda bir finansman ve yapım modelidir. İkisinin beraber olduğu modeldir. Burada bunu kaçırmamamız gerekir. Biz, burada eğer birinci, ikinci alternatiflerde imkan bulamamışsak üçüncü alternatife giderek Yap İşlet Devlet modelini yaparız. Burada yapım, işletme ve bakımından ayrı bir şekilde teslim edilmesi bu projenin, sözleşmenin olmazsa olmazlarından bir tanesidir.”
“DOĞRU İŞLER YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Uraloğlu, 22 yıllık AK Parti hükümetlerinde cari fiyatlarla 51 milyar 585 milyon dolarlık Yap İşlet Devlet projesi yapıldığını dile getirerek 4 sektörde irili ufaklı 74 projenin hayata geçirildiğini bildirdi.
Söz konusu projelerin, bugünün şartlarında bedelinin 83 milyar 508 milyon dolar olacağını anlatan Uraloğlu, “Parayı her zaman bulabiliriz ama her işi her zaman yapamayız. Keşke muhalefetimiz destekleseydi de bu projeleri, biz daha fazla yapabilseydik.” ifadelerini kullandı.
Uraloğlu, Osmangazi Köprüsü’nde, günlük 40 bin araç geçiş garantisi verildiğini belirterek şu anda buradan geçiş sayısının 68 binlere ulaştığını kaydetti.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden çift yönlü geçiş ücretinin 3 dolar olduğunu, tek yönlü geçiş ücretinin 1,5 dolar, güncel fiyatın 2,14 dolar olduğunu kaydeden Uraloğlu, buna karşılık olması gereken ücretin 74,98 lira, uygulanan ücretin de 70 lira olduğunu bildirdi.
Marmaray’dan günde 300 seferle 650 bin insanın taşındığına işaret eden Uraloğlu, “Bir an gözümüzü kapatalım ve şu son yaptıklarımızın olmadığını düşünelim. İki köprüyle mi biz, İstanbul trafiğini rahatlatacaktık? Bırakın İstanbul’u, Türkiye ve Balkanlar gerçekten felç olurdu. Onun için bu anlamda biz, doğru işler yaptığımızı düşünüyoruz ve bunları da inşallah yapmaya devam edeceğiz. Burada bazı tarihlerde biraz öteye geçtiğimizi, biraz geç kaldığımızı söylediniz. Doğrudur, bir kısmında böyle. Ama şunu unutmamak lazım, bir salgın dönemi ve çok büyük bir deprem yaşadık. Bunlar elbette çalışmalarımızı etkilemiştir. Etkilememesi asla mümkün değil ama biz buna sığınmıyoruz. Bir söz vermişsek, belki biraz geç kalmış olabiliriz ama kesinlikle sözümüzün arkasındayız. Sözümüzü de Allah’ın izniyle tutacağız.” ifadelerini kullandı.
“HAYDARPAŞA VE SİRKECİ’DE İSTANBUL’A YAKIŞACAK PROJELER HAYATA GEÇİRİLECEK”
Tersun Dağı Projesi ile ilgili çalışmaların tamamlandığının altını çizen Uraloğlu, imkan bulunduğunda yapıma başlayacaklarını söyledi.
Uraloğlu, Haydarpaşa ve Sirkeci’de İstanbul’a yakışacak projelerin hayata geçirileceğini belirterek, “Burada bir rant varsa bu ülkemizin rantı olacaktır. Kimseye peşkeş çekilmiş değildir.” dedi.
AJet ile ilgili eleştirilere de cevap veren Uraloğlu, “Elbette haklı eleştirilerin gereğini yapmak durumundayız. Bakın, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle kuzeyimizdeki hava koridoru kapalı. Filistin’deki zulümden dolayı güneyimizdeki hava koridorunun önemli bir bölümü kapalı ve rötarların olduğu temmuz ayında da Avrupa Kupası futbol turnuvası var ve buranın da şişmesinden dolayı kaynaklanan problemler var. Elbette yapılandırmadan kaynaklanan problemler de vardır ama bunları çözdük ve şu anda güncel bir rötar problemi yoktur. Önümüzdeki süreçte de olmayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Siber güvenlik noktasında Türkiye’nin Avrupa ve dünyada çok iyi durumda olduğunu ifade eden Uraloğlu, “Verilerin depolanması için yeterince kapasitemiz var, bunu da en etkin bir şekilde kullanmaya devam edeceğiz.” dedi.
Uraloğlu, motokuryelerle ilgili bir düzenleme yapmak üzere çalışmaların sürdüğüne dikkati çekti.
İsrail ile ticaret konusundaki iddialara ilişkin Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Esasında Ticaret Bakanımız gerekli açıklamalarda bulundu İsrail’le ticaret noktasında ama Filistin Ekonomi Bakanının özellikle paylaştığı bilgiyi tavsiye ederim. 624 kodu İsrail’e ihracat, 625 kodu da Filistin’e ihracat. 624 kodlu hiçbir ürüne izin vermediğimizi söylemek isterim.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

ABD, TUSAŞ’a düzenlenen terör saldırısını kınamak için bir mesaj yayımladı. Mesajda “ABD olarak bugün meydana gelen terör saldırısını şiddetle kınıyor, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine taziyelerimizi iletiyor ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. Müttefikimiz Türkiye’nin yanındayız.” ifadeleri yer aldı.
BM GENEL SEKRETERİ GUTERRES’TEN KINAMA
BM Genel Sekreteri Guterres, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısını kınadı. BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, saldırıya ilişkin detaylı bilgi edinmeye devam ettiklerini belirterek, “Genel Sekreter sivillere yönelik bu saldırıyı kınıyor.” ifadesini kullanan Haq, Genel Sekreter’in hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileklerini ilettiğini aktardı. Haq, Genel Sekreter’in aynı zamanda yaralılara acil şifa dilediğini kaydetti.

NATO’DAN DESTEK
TUSAŞ’a terör saldırısı sonrası Türkiye’nin müttefiki NATO’da destek açıklaması yapıldı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’da düzenlenen terör saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, “NATO, müttefikimiz Türkiye’nin yanındadır” dedi.
Ankara’da Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ. (TUSAŞ) tesislerine düzenlenen terör saldırısının ardından NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Türkiye’ye destek mesajı yayınladı. Rutte, “Ankara’dan gelen ölü ve yaralı haberleri endişe verici. Mesajımız net: NATO, müttefikimiz Türkiye’nin yanındadır. Terörizmin her türlüsünü şiddetle kınıyor ve gelişmeleri yakından takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.
AVRUPA BİRLİĞİ: DERİN ÜZÜNTÜ DUYUYORUZ
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Thomas Hans Ossowski, Ankara Kahramankazan TUSAŞ’a yönelik saldırıya ilişkin, “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Ankara Kahramankazan tesislerine yönelik terör saldırısı karşısında derin bir şok ve üzüntü duyuyoruz” dedi.
Ossowsk, “Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Ankara Kahramankazan tesislerine yönelik terör saldırısı karşısında derin bir şok ve üzüntü duyuyoruz. Hayatını kaybedenlerin ailelerine, tüm Türkiye’ye ve halkına en içten taziyelerimizi sunuyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Avrupa Birliği, terörün her türlüsüne karşı yürütülen mücadelede Türkiye’nin yanındadır. Bu iğrenç şiddet eylemini ve bu tür eylemleri destekleyen ya da mümkün kılanları kesin bir dille kınıyoruz. Terörizmin toplumlarımızda yeri yoktur” ifadelerini kullandı.

YUNANİSTAN’DAN KINADI
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis saldırıyı kınayarak, “Ankara’daki terör saldırısını şiddetle kınıyorum, kurbanların ailelerine en içten taziyelerimi sunuyorum” açıklaması yaptı.
İRAN’DAN SALDIRIYA KINAMA
İranDışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, TUSAŞ’a düzenlenen terör saldırısını kınadı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptığı yazılı açıklamada, TUSAŞ’a yönelik terör saldırısını şiddetle kınadıklarını belirterek, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine, Türk halkına ve hükümetine başsağlığı dileklerini iletti ve yaralılara acil şifalar diledi. Terörizmin her türlüsüne karşı olduklarını belirten Bekayi, İran’ın özellikle komşu ülkeler başta olmak üzere diğer ülkelerle bu insanlık dışı olguya karşı iş birliği yapmaya ve önlemeye hazır olduğunu vurguladı.
AZERBAYCAN’DAN KINAMA
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, TUSAŞ’a yapılar terör saldırısını kınadı. Açıklamada, “Kardeş Türkiye’de, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Şirketi’ne (TUSAŞ) düzenlenen terör saldırısını şiddetle kınıyoruz. Bu hain saldırıda şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Azerbaycan her zaman kardeş Türkiye’nin yanındadır” ifadeleri kullanıldı.
MACRON: TÜRK HALKIYLA DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, TUSAŞ’ın yerleşkesine yönelik terör saldırısına ilişkin X hesabından Fransızca ve Türkçe açıklama yaptı.
Terör saldırısını en güçlü şekilde kınadıklarını belirten Macron, “Saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınlarının acısını paylaşıyor, kendilerine taziyelerimizi sunuyoruz. Teröre karşı Türkiye ve Türk halkıyla dayanışma içindeyiz.” ifadelerini kullandı.

VENEZUELA’DAN KINAMA MESAJI
Venezuela, Meksika, Kolombiya ve Küba, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ’nin (TUSAŞ) Kahramankazan yerleşkesine yönelik terör saldırısını kınayarak, başsağlığı diledi.
Venezuela hükümeti, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada terör saldırısını şiddetle kınadı. “Venezuela, kardeş Türkiye halkının huzurunu bozmak amacıyla gerçekleştirilen bu saldırının cezasız kalmaması için Türk hükümetine desteğini teyit ediyor.” ifadesine yer verildi.
Saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilenen açıklamada, “Venezuela hükümeti, terörizmi ve sivil halk arasında korku ve endişe yaratmayı amaçlayan her türlü şiddet eylemini kararlılıkla reddettiğini bir kez daha vurguluyor.” denildi.

MEKSİKA’DAN KINAMA MESAJI
Meksika Dışişleri Bakanlığının internet sitesinden yapılan açıklamada da TUSAŞ’a yapılan terör saldırısının kınandığı bildirildi.
Meksika’nın, uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden her türlü şiddet eylemini kınadığı vurgulanan açıklamada, “TUSAŞ’ta meydana gelen saldırıda hayatını kaybedenler için Türkiye halkına ve hükümetine taziyelerimizi sunar, yaralılara ise acil şifalar dileriz.” ifadesine yer verildi.

KOLOMBİYA’DAN KINAMA MESAJI
Kolombiya Dışişleri Bakanlığının X platformundan yapılan açıklamada, TUSAŞ’a düzenlenen “alçakça” saldırı şiddetle kınandı. Açıklamada, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı ve yaralılara acil şifa dileğinde bulunuldu.
KÜBA’DAN KINAMA MESAJI
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, sosyal medya platformu X’teki paylaşımında, “Küba, Ankara’daki terör saldırısını şiddetle kınıyor ve Türkiye halkıyla dayanışma içindedir. Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara da acil şifalar dilerim.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AVRUPA’DA ORANLAR YÜZDE 28.9
Doç. Dr. Soysal, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) sezaryen oranının yüzde 15 sınırının altında olması gerektiğini önerdiğini belirterek, “Ancak ülkemizde sezaryen oranı son veriler ışığında yüzde 60.1. Bu 10 gebenin 6’sının sezaryen olduğunu, sadece 4’ünün normal doğum yaptığı anlamına geliyor. OECD ülkelerinin içinde sezaryen oranı en yüksek olan ülke konumundayız. Dünyada bu rakamlar çok düşük değil. Ama bizim ülkemizdeki oranlara göre daha düşük. OECD ülkelerinin sezaryen ile doğum ortalaması yüzde 28, Avrupa Birliği ülkelerinin sezaryen ortalaması ise yüzde 28.9” dedi.

HEKİM KARAR VERDİYSE UYULMALI
Eğer bir endikasyon yok ise anne ve bebek sağlığı açısından normal doğumun tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Soysal, “Ancak tıbbi gereklilik nedeniyle sezaryen kararı verilen durumlarda da hekimin kararına saygı duyarak, süreci doktoruyla beraber yönetmesini öneririz. Sezaryen alternatif bir doğum yöntemi değildir. Sezaryen ile doğum, normal doğuma engel veya risk teşkil eden durumlarda hayat kurtarıcı. Sezaryen oranlarında yaşanan sürekli artış temel bir halk sağlığı problemidir. Devletimiz, hekimler, ebeler, hastalar hepimizin tek bir ortak amacı var, anne ve bebek sağlığını korumak ” dedi.

HAYATİ RİSK OLUŞTURUYOR
Sezaryen doğum oranlarının yüksek olmasının risklerini de anlatan Doç. Dr.Soysal, “Sezaryen annede kanama, enfeksiyon, emboli, karın içi yapışıklık, doğum sonrası daha fazla ağrı ve daha uzun iyileşme süresi gibi riskler oluşturabilmektedir” dedi.
HANGİ DURUMLARDA SEZARYEN TERCİH EDİLMELİ?
DOÇ. Dr.Soysal, sezaryenin ne zaman tercih edilmesi gerektiğini şöyle sıraladı:
Anne ve bebeğin hayatını tehdit eden acil durumlar. (Bebeğin kalp atışının bozulması, kordon sarkması, dekolman, uterin rüptür vs.)
Geçirilmiş sezaryen, normal doğuma engel olan enfeksiyonlar.
İri bebek, bebeğin pozisyon anomalileri, bebekte görülen anomaliler, çoğul gebelikler.
Bebeğin eşinin anomalileri.
Annenin kalça kemiğinin normal doğuma uygun olmaması.
NORMAL DOĞUMUN FAYDALARI
NORMAL doğumun faydalarını ise Doç. Dr. Soysal, şöyle sıraladı:
Normal doğum sırasında daha erken salgılanmaya başlayan oksitosin ile süt gelmesi kolaylaşır.
Oksitosin kortizol seviyesini azaltarak anksiyeteyi, kaygıyı da azaltır; endorfin seviyesini de artırır.
Endorfin vücudun doğal ağrı kesicisidir. Doğum sonrası kaygısı ve ağrısı az olan anne, ilgisini bebeğine daha kolay verebilir.
Normal doğum sırasında bebeğin kanaldan geçerek ilerlemesi, bebeğin vajen florasını almasını sağlar ve sağlıklı bağırsak florası için çok önemli bir adım atılmış olur.
Bebeğin kanaldan geçerken yaşadığı basınç ile akciğer gelişimi de olumlu etkilenmektedir.
GEBELİK OKULLARI İŞ BAŞINDA
Gebelerin, sezaryen taleplerinin altında yatan ana sebeplerden birisinin de normal doğum sırasında ağrı çekeceğinden korkması olduğunu söyleyen Doç. Dr. Soysal, “Bizler, gebe okullarında doğum korkularına yönelik daha çok çalışmalıyız. Gebelik okulunda anatomik, fizyolojik, psikolojik değişimlerden gebelikteki aşılara, hastaneye başvurulması gereken acil durumlardan riskli gebeliklere, doğumu kolaylaştırıcı egzersizlerden bebek bakımına, bebeğin banyosundan, anne sütü ve emzirmeye kadar birçok konuda dersler oluyor” dedi.
BU DERSE UZMAN HEKİMLER GİRİYOR
ETLİK Şehir Hastanesi’ndeki gebe okulunda, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası sürece yönelik eğitim ve danışmanlık verdiklerini söyleyen Doç. Dr. Soysal, “Eğitimlerimiz 4 hafta sürüyor. Derslerimiz, kadın doğum uzmanları, çocuk doktorları, ebelerimiz, pilates ve egzersizler için fizyoterapistlerimiz, psikolog ve diyetisyenlerimizden oluşan güçlü bir ekip tarafından veriliyor. Hafta içi gebe gruplarımız, hafta sonu da eşli gruplarımız mevcut. Eylül ayında gebe okulumuzda bin 500 gebeye ders verdik” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AVRUPA Birliği (AB) Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, YouTube, Snapchat ve TikTok’tan, öneri sistemlerinin tasarımı ve işleyişi hakkında detaylı bilgi istedi.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında, YouTube, Snapchat ve TikTok’tan, algoritmalarının kullanıcılara içerik önerirken kullandığı parametreler ve seçim süreci ile ruh sağlığı ve küçüklerin korunmasıyla ilgili olanlar da dahil olmak üzere bazı sistemik riskleri artırmadaki rolleri hakkında bilgi istedi.
AB, teknoloji firmalarının talep edilen bilgileri 15 Kasım’a kadar sunmaları gerektiğini, yanlış veya eksik yanıt verilmesi halinde şirketlere para cezası kesebileceği belirtildi. AB’nin teknoloji kuralları kapsamında Avrupa’da faaliyet gösteren büyük şirketler ve dijital platformların katı kurallara uyması gerekiyor. AB, kurallarını ihlal eden firmalara yüksek para cezası uygulayabiliyor. Daha önce, Facebook, Instagram, AliExpress ve TikTok gibi platformları etkileyen DSA kapsamında uyumsuzluk soruşturmaları başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PORTEKİZ’İN kuzeyindeki Porto kentinde dün başlayan ve bölgeye yayılan orman yangınları sebebiyle biri itfaiye görevlisi olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetti. Avrupa Birliği (AB), bölgeye 8 yangın söndürme uçağı göndereceğini duyurdu.
Portekiz’in kuzeyindeki Porto kentinin güneyinde yer alan Aveiro bölgesinde devam eden ve hızla yayılan orman yangınlarından dolayı, biri itfaiye görevlisi 3 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Yerel medyada yer alan haberlere göre, toplamda 30’dan fazla noktada aktif olan yangınlarda üçü ağır 20 kişinin ise yaralandığı duyuruldu. Portekiz Başbakanı Luis Montenegro yangında hayatını kaybeden itfaiye görevlisi için paylaştığı mesajında, “Oliveira de Azemeis’teki yangınla mücadele ederken ani bir rahatsızlık sonucu hayatını kaybeden itfaiyeci Joao Silva’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Kendim ve Hükümet adına ailesine, dostlarına ve itfaiyeci arkadaşlarına en derin taziyelerimi sunarım” dedi.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yangınlarla mücadele için Portekiz’in yanında olduklarını vurgulayarak, “AB, büyük orman yangınlarıyla mücadele eden Portekiz’in yanındadır. Yerel ilk müdahale ekiplerine yardımcı olmak üzere Sivil Koruma Mekanizmamız aracılığıyla 8 yangın söndürme uçağını acilen harekete geçiriyoruz. Fransa, Yunanistan, İtalya ve İspanya’ya gösterdikleri hızlı tepki için teşekkür ediyorum. Bu, AB dayanışmasının en iyi örneğidir” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vucic, başkent Belgrad’da düzenlediği basın toplantısında, Kosova meselesinde son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin ülkesinin almayı planladığı tedbirleri açıkladı.
Kosova meselesinde Sırbistan’ı memnun edecek bir çözümün olmadığını dile getiren Vucic, AB arabuluculuğunda devam eden Belgrad-Priştine Diyalog Süreci’nde Kosova Başbakanı Albin Kurti’nin eylemlerinin ortadan kaldırılması amacıyla “statüko ante”ye geri dönülmesini talep edeceklerini belirtti.
Diyalog sürecinin devam edebilmesi için taleplerinin yerine getirilmemesi halinde kriz öncesi duruma dönülmesi için diplomatik bir kampanya başlatacaklarını kaydeden Vucic, Kosovalı Sırplara meclisten geçecek bir yasayla sosyal korunma sağlayacaklarını ifade etti.
Vucic, Kosova’nın kuzeyindeki Sırp kurumlarının kapatılmasına izin vermeyeceklerini, Kosova’nın kuzeyinde özel bir savcılık bürosu açacaklarını aktardı.
Kosova’daki eğitim kurumlarını tanımayacaklarını belirten Vucic, “İlhak durumu gibi bir şey de yok zira bu Kosova’yı ülke olarak tanımak anlamına gelirdi.” değerlendirmesinde bulundu.
Vucic, tüm bu tedbirlere ilişkin AB ve ABD temsilcileriyle de görüşeceğini ve kasım sonuna kadar 60’dan fazla liderle bir araya gelmeyi planladığını sözlerine ekledi.
Kosova’nın son adımları yeni gerginliği tetikledi
Son dönemde Kosova’nın kuzeyinde faaliyet gösteren Sırbistan’a ait 5 belediye binası ile Sırbistan Postanesi ve Sırbistan’a ait “Posta Tasarruf Bankası”nın şubeleri Kosova kurumlarınca düzenlenen operasyonla kapatılmıştı.
Ayrıca Kosova Merkez Bankasının ülkede nakit ödeme işlemlerinde kullanılabilecek tek para biriminin avro olduğunu düzenleyen yönetmeliğinin yürürlüğe girmesiyle, ülkede Sırp dinarının kullanımı sonlandırılmıştı.
Kosova-Sırbistan diyalog süreci
İki ülkenin sık sık karşı karşıya gelmesindeki ana nedenin, Sırbistan’ın 2008’de tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı kendi toprağı olarak görmesi olduğu ifade ediliyor.
AB arabuluculuğunda 2011’de başlatılan Belgrad-Priştine Diyalog Süreci kapsamında ilişkilerin normalleşmesi ve nihayetinde iki ülkenin birbirini tanıması için ortak bir yol aranıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ujvari, “İlk 45 günlük periyod halihazırda sona ermiş olduğu için bugün Macaristan’a yeni bir talep gönderdik. Bu, Macaristan’a 15 gün tanıyor. 17 Eylül’e kadar ödeme hala yapılmadıysa, AB bütçesinden Macaristan’a verilecek miktardan tahsilat yapacağız.” dedi.
Macaristan ile AB arasındaki göçmen anlaşmazlığı, Aralık 2020’ye dayanıyor. Bu tarihte AB Adalet Divanı, Macaristan’ın sığınmacıları “gözaltına alınmaya varan koşullarda” ve “transit bölgelerde” hukuka aykırı bir şekilde tuttuğuna hükmetmişti.
REKLAM
AB’nin en üst mahkemesi, ayrıca, Macaristan’ın sığınma prosedürlerine sınırlı erişim sağladığına ve başvuru yapmayı “neredeyse imkansız” hale getirdiğine karar vermişti.
Macaristan’ın bu kararı reddetmesi üzerine, 13 Haziran’da mahkeme bu kez ülkenin AB’nin sığınma mevzuatının uygulanmasından “kasıtlı olarak kaçındığını” belirterek, Budapeşte’yi AB hukukuyla uyumlanmakta her bir günlük gecikmesi için 1 milyon avro para cezası da dahil olmak üzere 200 milyon avroluk cezaya çarptırmıştı.
Macaristan Devlet Bakanı Gergely Gulyas, 22 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, 200 milyon avroluk cezayı sert dille eleştirerek, “Brüksel istiyorsa sığınmacıları tek yönlü biletle gönderebilecekleri” yönünde ifadeler kullanmıştı.
– Brüksel-Budapeşte gerginliği
AB Macaristan’ı demokrasi ile hukukun üstünlüğü gibi ilkelerde gerileme olduğu gerekçesiyle bir süredir eleştiriyor.
AB’nin başlattığı “Birlik hukukunu ihlal” gerekçeli prosedür gereği, ortak bütçeden Macaristan’a ayrılan büyük miktarda pay dondurulmuştu.
Macaristan, Rusya ile ilişkileri nedeniyle AB’nin ortak dış politikasına uyumsuzluk gösterdiği eleştirilerine de maruz kalıyor.
Ülkesinin 1 Temmuz itibarıyla üstlendiği AB dönem başkanlığı görevinin 5. gününde, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın Moskova’yı ziyaret etmesi gerginliği tırmandırmıştı.
*Haberin görseli ShutterStock tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gulyas, başkent Budapeşte’de düzenlediği basın toplantısında, AB Adalet Divanının ülkesi hakkında haziran ayında Birliğin göç politikasını ihlal ettiği gerekçesiyle verdiği 200 milyon avroluk cezayla ilgili konuştu.
“Brüksel göçmen istiyorsa alacak.”, “AB dış sınırda göçü durdurmayı imkansız hale getirirse herkese tek yön bilet vereceğiz.” gibi ifadeler kullanan Gulyas, Brüksel’i ikiyüzlülükle de suçladı.
REKLAM
Gulyas, Şengen sınırlarının korunmasının yalnızca Macaristan için değil, tüm Avrupa için bir sorun olduğunu ve ülkesinin iki Şengen dışı ülkeyle (Ukrayna ve Sırbistan) sınır paylaşmasına rağmen sınırı korumak için ek kaynak almadığını söyledi.
Macaristan ile AB arasındaki göçmen anlaşmazlığı, Aralık 2020’ye dayanıyor. Bu tarihte AB Adalet Divanı, Macaristan’ın sığınmacıları “gözaltına alınmaya varan koşullarda” ve “transit bölgelerde” hukuka aykırı bir şekilde tuttuğuna hükmetmişti.
AB’nin en üst mahkemesi ayrıca Macaristan’ın sığınma prosedürlerine sınırlı erişim sağladığına ve başvuru yapmayı “neredeyse imkansız” hale getirdiğine karar vermişti.
Macaristan’ın bu kararı reddetmesi üzerine, 13 Haziran’da mahkeme bu kez ülkenin AB’nin sığınma mevzuatının uygulanmasından “kasıtlı olarak kaçındığını” belirterek Budapeşte’yi AB hukukuyla uyumlanmakta her bir günlük gecikmesi için 1 milyon avro para cezası da dahil olmak üzere toplam 200 milyon avroluk cezaya çarptırmıştı.
AB Macaristan’ı demokrasi ile hukukun üstünlüğü gibi ilkelerde gerileme olduğu gerekçesiyle bir süredir eleştiriyor.
REKLAM
AB’nin başlattığı “Birlik hukukunu ihlal” gerekçeli prosedür gereği, ortak bütçeden Macaristan’a ayrılan büyük miktarda pay dondurulmuştu.
Macaristan, Rusya ile ilişkileri nedeniyle AB’nin ortak dış politikasına uyumsuzluk gösterdiği eleştirilerine de maruz kalıyor.
Ülkesinin 1 Temmuz itibarıyla üstlendiği AB dönem başkanlığı görevinin 5. gününde, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın Moskova’yı ziyaret etmesi gerginliği tırmandırmıştı.
*Haberin görseli ShutterStock tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Dışişleri Bakan Yardımcısı AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut ve 17 büyükelçinin yer aldığı 21 kişilik heyeti, makamında kabul etti.
Avrupa Birliği-Kayseri İş Forumu 2024 Programı kapsamında kente gelen Dışişleri Bakan Yardımcısı AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut ve 17 büyükelçinin yer aldığı 21 kişilik heyet ile AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi Murat Cahid Cıngı, TOBB Başkanı M. Rıfat Hisarcıklıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a nezaket ziyaretinde bulundu.
Başkan Büyükkılıç’ın belediye girişinde karşıladığı Avrupalı büyükelçilere çiçek takdim edildi.
Başkanlık makamında gerçekleşen görüşmede konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “Sizleri Kayseri’mizde ağırlamaktan onur duyuyoruz. Kayseri’miz 6 bin yıllık geçmiş, 4 bin yıllık ticari ortamı, yasaları yazan, oluşturan bir yaklaşım içerisinde ticaret ve sanayi şehridir” dedi.
Kayseri’yi sadece ticaret ve sanayi şehri olarak görmekten ziyade tarım ve hayvancılık alanında da ön plana çıkarma yolunda gayret gösterdiklerini anlatan Başkan Büyükkılıç, Kayseri’nin, ciddi manada altyapı sorunu olmayan bir şehir olduğunu, yeşil üretimi, yeşil yönetimi, yeşil organize sanayi sürecini önemseyen çalışmalar yaptıklarını ifade etti.
“Şehrimizi Avrupa Birliği Kriterlerine Uyacak Şekilde Yönetmeye Gayret Ediyoruz”
Büyükkılıç, çevreci bir yaklaşım ile yeşili kent ile buluşturma yönünde özen gösterdiklerini belirterek, “İş adamlarımızla, sanayi kuruluşlarımızla iş birliği halinde şehrimizi Avrupa Birliği kriterlerine uyacak şekilde yönetmeye, o sürece dahil olma yönünde gayretlerimizi sürdürüyoruz. 150 civarında ülkeye ihracat yapan, Avrupa ülkeleri ile hem ithalat hem ihracat düşüncesinde ön plana çıkan bir şehir olduğumuzu paylaşmak isterim” diye konuştu.
Akıllı şehir projeleri ile ilgili yerel yönetim, kamu, kurum ve kuruluşları ile iş birliği halinde çalışmaların sürdüğünü, Akıllı Şehircilik Daire Başkanlığı kuracaklarını hatırlatan Başkan Büyükkılıç, dirençli kentler konusunda da Afet Daire Başkanlığı’nı hayata geçirdiklerini, bu alanda daha disiplinize bir yönetim anlayışı sergileyeceklerini anlattı.
“Kayseri, Ulaşımı Rahat Bir Şehir”
Büyükkılıç, 30 büyükşehir arasında yatırıma en çok pay ayıran bir belediye olarak anıldıklarını yatırımların yüzde 43’ünü de taşraya kaydırma çabası içerisinde olduklarını söyledi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, havayolu, karayolu ve demiryolu ile kente ulaşımın rahat olduğunu ifade ederek, “Kayseri’miz güvenli bir liman, Orta Anadolu’nun göbeğindeyiz, merkezindeyiz, bu güzel şehrimize ulaşım kolaylığı var. Havayolu ile İstanbul’dan Kayseri’ye 1 saatte, Erciyes Kayak Merkezi’mize de 20 dakikada rahatlıkla ulaşabilirsiniz” dedi.
Başkan Büyükkılıç, ithalatın iki katı kadar ihracat yapan bir şehirden bahsederek, “Amacımız insanların hem konforunu arttırmak hem de ekonomiye yük olmamaktır. İthalatımızın iki katı kadar ihracat yaptığımız yönünde rakamlar da bizleri keyiflendiriyor” şeklinde konuştu.
Büyükkılıç, 5 üniversitenin kendisinden uluslararası bir ölçekte söz ettirdiğini, Kayseri’de tüm ülkelerden öğrencilerin olduğunu, Kayseri’nin dinamik bir şehir olduğunu anlattı.
AB projeleri ile ilgili Büyükşehir Belediyesi’nin oldukça büyük projeleri olduğunu ve hayata geçtiğini ifade eden Büyükkılıç, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut’a bugüne kadar yaptığı katkılar dolayısıyla teşekkür ederek, daha fazlasını beklediklerini ifade etti.
Büyükelçiler Kayseri Ekonomisinden Övgüyle Bahsettiler
Kendilerini kabul edip misafirperverlik gösterdikleri için teşekkür ederek konuşmasına başlayan AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut ise Kayseri’ye defalarca geldiğini dile getirerek, Kayseri ekonomisinin çok dinamik, sınai, ticari ve tarımla ilgili faaliyetlerin de ön planda olduğunu öğrendiklerini paylaştı.
Avrupalı diplomatlar ile birlikte Kayseri’de olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu dile getiren Meyer-Landrut, kentin işleyişi ve nitelikleri ile ilgili birebir bilgi alma fırsatı bulduklarını da dile getirdi. Konuşmasında Türkiye ve Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki ilişkinin en önemli unsurunun ekonomi ve ticaret olduğunu da sözlerine ekleyen Meyer-Landrut, bu ilişkilerin gelişmesinde sanayici ve iş insanlarının büyük bir etkisinin söz konusu olduğunu vurguladı.
“Kayseri Çok Güzel Bir Dağa Sahip”
Ziyarette konuşan Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont, meslektaşlarının ülkesinde kar ve kayak sporunun büyük bir yer önem arz ettiğini dile getirerek, Kayseri’nin de bu anlamda çok güzel bir dağa sahip olduğunu ve önemli olduğunu kaydetti.
“Kayseri Yeniliğe ve Yenilikçiliğe Açık Bir Şehir”
Dumont, iklim değişikliği konusunda yaşanan sıkıntılar düşüncesinde Kayseri özelinde konunun nasıl değerlendirildiğini ve bu konuda iş birliği yapılmasının mümkün olup olmayacağı yönündeki sorusu üzerine Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri’nin de iklim değişikliğinden etkilendiğini ve Kayseri’nin bu konuda duyarlılık gösteren bir şehir olduğunu aktardı. Başkan Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi olarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneldiklerini, suların daha dikkatli kullanılmasına yönelik gayret gösterilmesi ve bilinçlendirme faaliyetleri gerçekleştirildiğini anlattı. Büyükkılıç ayrıca çevre ile ilgili karbon ayak izi konusunda da gerekli duyarlılığın gösterilmesi yönünde gayretleri olduğunu sözlerine ekledi. Büyükkılıç, Erciyes’te de suni karlama ile zaman zaman eksik olan kar ihtiyacının tamamlandığını belirterek, “Kayseri yeniliğe ve yenilikçiliğe açık bir şehir” dedi.
Büyükkılıç, küresel ısınmayı önemseyen bir yaklaşım içerisinde olduklarını belirterek, şunları söyledi:
“Sulamalarımızı kapalı sulama ve damlama yöntemiyle çalışmalar yaparken aynı zamanda enerji boyutunda GES projelerini hayata geçiriyoruz. GES projelerimiz var. Biyogaz projelerimiz var. Yağmur suyu hasadı diye projelerimiz var. Aynı zamanda pis su kanalına yağmur sularını vermiyoruz. Onları ayrı bir kanal marifetiyle tekrar değerlendirme düşüncesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Doğalgazla ilgili kombi projelerimiz var. İhtiyacı olan ailelere kombi hediye ediyoruz. Dolayısıyla bütçelerine katkı sağlamış oluyoruz. Kömür kullanımını engellemeye çalışıyoruz. 16 ilçemizin hepsine doğalgazı ulaştırmış sayılırız. Hava kirliliği konusunda da epeyce yol aldık. Yaşanacak şehir Kayseri.” – KAYSERİ
]]>
Geçtiğimiz Cuma günü Avrupa Birliği Dönem Başkanı Belçika Başbakanı Alexander De Croo, Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından gerçekleştirilen bir basın toplantısında dikkat çeken bir açıklama yapıldı.
Ursula von der Leyen tarafından yapılan açıklama, önümüzdeki hafta içinde resmileştirilecek bir kararla, Polonya için geçtiğimiz yıl durdurulan Avrupa Birliği karşılıksız yardım, kredi ve fon aktarımlarının yeniden başlayacağı yönündeydi.
Para musluklarının açılacağı haberi Polonya ve Doğu Avrupa basınında “Polonya’ya Euro yağmuru başlıyor” manşetleriyle yer aldı.
Gerçekten de haber basında büyütüldüğü kadar önemli: Çünkü Polonya, tarihinin en büyük fon aktarımına kavuşuyor. Bu açıklamaya göre, Polonya’ya 2027 yılına kadar toplam 137 Milyar euro girecek.
Bu miktarın 25,3 milyar eurosu karşılıksız, yani geri ödenmemek üzere yardım, 34,5 milyar euro çok elverişli koşullarda kredi ve 2027 yılına kadar ödenmesi gereken 76 milyar euro da kalkınma fonu desteği.
Böylece Polonya üç yıl içinde 137 milyar euro gibi dev ölçekli bir sermaye girişine kavuşacak.
Polonya bunun dışında Avrupa Birliği’nden hali hazırda 22 milyar euroluk tarım desteği de alıyor.
Brüksel Varşova’ya para musluklarını neden açtı?
Avrupa Birliği Polonya’ya yönelik tüm mali yardımları ve fon desteğini ülkede, 2023 yılındaki seçimlere kadar iktidarda olan muhafazakâr hükümetin “hukuk devletine ve temel haklara zarar veren uygulamalarını” gerekçe gösterip durdurmuştu.
Bu uygulamaların başında da mahkemeleri, hükümetin müdahalelerine açık hale getiren yargı reformu ve basının özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmakla eleştirilen hükümet politikası geliyordu.
Devlet televizyon ve radyoları hükümet çizgisinde yayın yapmaya başlamış, basın üzerinde de yaptırımlar gündeme gelmiş, Polonya ulusal basın sektörü baskı ve teşviklerle hükümet tarafından “yandaş basın” haline getirilmişti.
Avrupa Birliği bu gelişmeler üzerine Polonya’ya verilen AB yardım ve desteklerini tamamen kesmişti.
2023 yılının Ekim ayında yapılan ve rekor oy kullanma oranına ulaşılan seçimlerde ülkeyi sekiz yıldır yöneten Jaroslaw Kaczynski liderliğindeki muhafazakar PIS partisi her ne kadar en çok oy alan parti olma konumunu korumayı başarsa da, Polonya meclisinde çoğunluğu elde edemedi.
Bir zamanlar Avrupa Konseyi başkanlığı da yapan, ancak seçim öncesi Polonya siyasetine geri dönen Sosyal demokrat Donald Tusk’un liderliğinde bir araya gelen muhalefet ise mecliste çoğunluğu sağlayarak hükümeti kurdu.
Donald Tusk hükümeti ülkede bir önceki hükümetin verdiği “ağır zararları” ortadan kaldırmak için çok hızlı bir programla işe başlamıştı.
Bir gecede devlet televizyon ve medyasında ciddi değişiklikler yapılmış, devlet televizyon ve radyolarına “özgür haber yapma olanakları” yaratılmıştı.
Ardından yolsuzluklarla mücadele kapsamında, aralarında eski İçişleri Bakanı ve yardımcısının da bulunduğu bazı siyasetçiler yargı önüne getirilmiş ve tutuklanmışlardı.
Avrupa Birliği’nin Polonya’ya verdiği mali desteklere yeniden başlamasının gerisinde yatan nedenler, işte yeni Polonya hükümetinin attığı bu adımlar.
Ancak Polonya’da muhafazakâr çevreler Avrupa Birliği’nin yardımlara yeniden başlamasının gerisinde siyasi tercihlerin yattığını da öne sürüyorlar.
Eski PIS hükümeti Adalet Bakan yardımcısı Sebastian Kaleta Avrupa Birliği’nin Polonya’ya yardımları keserken gerekçe olarak öne sürdüğü yargı reformu hususunda yeni hükümetin henüz bir şey yapmamasına rağmen para musluklarının açılmış olmasına işaret ederek, Brüksel’in bu kararının siyasi olduğunu açıkça ortaya koyduğunu iddia ediyor.
AB’nin diğer ‘söz dinlemez üyesi’ Macaristan ne olacak?
Avrupa Birliği’nin yetkili organları geçtiğimiz yıllarda, ülkede hukuk devleti ihlalleri olduğu gerekçesiyle iki ülkeye karşı işlem başlatmış ve bu işlemlerin sonucunda da bu ülkelere yönelik yardımlara ihtiyati tedbirler konulmuştu.
Bu iki ülke, kendi aralarında da yüksek düzey işbirliği içinde bulunan Polonya ve Macaristan’dı.
Polonya lideri Jaroslaw Kaczynski ve Macaristan lideri Vikor Orban pek çok konuda benzer bir ideolojik temel üzerinde oluşturdukları hükümet programlarıyla her iki ülkede benzer adımlarla “otokratik” olmakla eleştirilen bir rejim inşa ediyorlardı.
Mali yardımların kesilmesi her iki ülkeyi de zor durumda bırakmıştı. Ancak Polonya ve Macaristan, Vişegrad Dörtlüleri adı verilen, Çekya ve Slovakya’nın da katılımıyla kurulan yerel işbirliği inisiyatifini de arkalarına alarak Brüksel’in uygulamalarına karşı seslerini yükseltebiliyorlardı.
Elbette Polonya ve Macaristan’ın çoğu kez Brüksel’e karşı etkili de olabilen bu ortak muhalefetinin önemli bir etkeni de ortak kararlara karşı gündeme getirilen veto silahıydı.
Ortak kararlar kâh Varşova ve kâh Budapeşte, tarafından veto ediliyor, Avrupa Birliği’nin faaliyetleri yavaşlatılıyor, hızlı karar alıp uygulama yeteneği budanıyor, Avrupa Birliği hantal bir yapıya dönüştürülüyordu.
41,5 milyon gibi büyük bir nüfusa sahip Polonya’da son seçimlerin ardından Avrupa Birliği yanlısı bir hükümet oluşması ve Polonya’ya para musluklarının açılması bölgedeki dengeleri tamamen değiştirdi.
Şimdi Macaristan Brüksel’e muhalefette tek başına kaldı. Her ne kadar son seçimlerde Slovakya’da Macar lider Orban’la benzer siyasi düşünceye sahip partiler iktidara gelmiş olsalar da, Slovakya 5 milyon nüfusuyla Avrupa’nın kaderini etkileyebilecek ağırlığa sahip bir ülke değil.
Macaristan bir buçuk yıl önce kesilen mali yardımların eksikliğini ağır bir şekilde hissediyor. Avrupa Birliği içinde enflasyonun en yüksek olduğu ülke geçen yıl Macaristan’dı. Sanayi üretimindeki düşüş de ekonomiyi kötü etkiliyor.
Bu koşullarda geçtiğimiz ay Avrupa Birliği’nin Macaristan’a Ukrayna’ya destek kararını veto etmediği için, daha önce tedbir konulan yardımlardan on milyar euroya yeşil ışık yakması bu nedenle de ülkede sevinçle karşılanmıştı.
Ufukta değişim görünüyor mu?
Budapeşte ve Brüksel arasında karşılıklı olarak inşa edilen mevzilerde bir değişim görünmüyor.
Avrupa Birliği yönetimi, AB kurumlarının aldığı kararlar doğrultusunda Macar hükümetinden hukuk devletinin yeniden inşası hususunda ciddi reformlar bekliyor.
Macar hükümeti ise Avrupa Birliği’nin şu an uyguladığı politikaya pek çok konuda karşı olduğunu, ulusal egemenliği korumak adına bu hususlardan taviz vermeyeceğini ilan ediyor.
Viktor Orban Brüksel karşıtlığını dev bilboardlarda devlet bütçesinden yapılan harcamalarla programlanan kampanyalar kapsamında dev afişlerle sürdürüyor. İç siyaseti bu ilke üzerine inşa ediyor.
Macaristan İsveç’in NATO üyeliği konusunda son imza atan ülke olarak ve Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrasında özenle öne çıkardığı “tarafsız” duruşuyla da doğu ve batı arasında orta yol izlemeye özen gösteriyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanları bu noktada Brüksel ve Budapeşte arasında bir yumuşama gündeme gelmesi olasılığının bulunmadığını belirtiyor ve Macaristan’ın manevra imkânlarının daraldığının altını çiziyorlar.
Uzmanlara göre gelinen noktada Macar hükümeti açısından tek ümit önümüzdeki Haziran ayında gerçekleşecek olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde milliyetçi ve mülteci karşıtı olan ve ulusalcılığı en önemli ilke yapan aşırı sağ partilerinden seçilen parlamenterlerin Avrupa Parlamentosu’ndaki oranının artması ve Avrupa Birliği içindeki dengelerin değişmesi.
]]>