Artış – Akit Tv Haber https://www.akittvhaber.com.tr Tue, 30 Jul 2024 09:06:21 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Batı Akdeniz İhracatı Şubat Ayında Geriledi https://www.akittvhaber.com.tr/bati-akdeniz-ihracati-subat-ayinda-geriledi/ https://www.akittvhaber.com.tr/bati-akdeniz-ihracati-subat-ayinda-geriledi/#respond Tue, 30 Jul 2024 09:06:21 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=11114

Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Antalya, Burdur ve Isparta illerinden şubat ayında, geçen yılın şubat ayına kıyasla yüzde 3,91 oranında gerileme ile 204 milyon 967 bin 707 dolar ihracat gerçekleştiğini belirterek, “Batı Akdeniz’den 2 ayda gerçekleşen ihracat, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1 oranında gerileme ile 422 milyon 733 bin 182 dolar oldu” dedi.

İhracat verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan BAİB Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, şubat ayında yaş meyve sebze sektörünün ihracatında kayıp yaşanırken, diğer sektörlerin ihracatını artırma başarısını gösterdiğini kaydetti.

Özellikle iklimlendirme sektörü ihracatını 3,7 milyon dolardan 8 milyon dolara çıkartarak, yüzde yüzün üzerinde bir artış kaydettiğini dile getiren Çavuşoğlu, “Ağaç mamulleri ve orman ürünleri ile kimyevi maddeler ve mamulleri yüzde 10’un üzerinde ihracat artışı gerçekleştirdi. İlk beş sektörün dışında yer alan diğer sektörlerimizin toplam ihracatı da artış gösterdi.

Şubat ayında bölgemiz açısından büyük önem taşıyan Rusya ve Almanya pazarımızda kayıplar yaşandı. Bölgemiz açısından büyük önem taşıyan bir diğer pazarımız olan Çin pazarı bu defa listeye giremedi. Şubat ayında Antalya, Burdur ve Isparta illerinden bin 111 firmamız 127 ülke ve bölgeye ürünlerimizi gönderdi” ifadelerine yer verdi.

İklimlendirme sektöründeki yükseliş

Yılın iki ayında gerçekleşen toplam ihracata bakıldığında yaş meyve sebze sektörünün gerilediğinin görüldüğüne değinen Çavuşoğlu, “Öte yandan doğal taş ağırlıklı maden ve metaller, ağaç ve orman ürünleri sektörlerimizin ihracatlarındaki artış ise yüzde 20’ye yaklaştı. Listede yer almayan iklimlendirme sektörü ihracatını yüzde 50’ye yaklaşan artışla 8,7 milyon dolardan 13 milyon dolara yükseltti. Su ürünleri sektörümüz ise 2,7 milyon dolardan 6,8 milyon dolara yükselterek, yüzde 154’lük bir artışa imza attı. Bölgemizden en fazla ihracat gerçekleştirilen ilk 5 ülke listesinde rakamlar burukluk oluştursa da listenin geri kalanındaki ülkelerde yaşanan gelişmeler gelecek adına umut verdi. Özellikle 6. sırada yer alan ABD’ye gerçekleşen ihracat yüzde 52,2 oranında artışla 13 milyon dolardan 19,9 milyon dolara yükseldi. 8. sırada bulunan Bulgaristan’da ise ihracat yüzde 31 oranında artışla 12,4 milyon dolardan 16,3 milyon dolara, 13.sırada bulunan İran’da ise ihracat yüzde 234,2 oranında artışla 2,6 milyon dolardan 8,7 milyon dolara, 10. sıradaki Türkmenistan’da ise ihracatımız yüzde yüz 192,5 oranında artışla 2,5 milyon dolardan 7,5 milyon dolara yükseldi” diye konuştu.

Uygun fiyat etkisi

İhracatın bu ay gerileme yaşadığı Almanya ve Rusya pazarına bakıldığında, yapısal sorunların karşılarına çıktığını aktaran Çavuşoğlu, ” İspanya’da üretilen ürünlerin bizden daha uygun fiyatlı olması, Fas, Mısır, Tunus gibi ülkelerinin bize karşı fiyat avantajının olması, Almanya ve Avrupa özelinde bu dönemde sorun yaşamamıza neden oldu. Rusya’da yaşanan gerilemenin ise tahsilat sorununun yanı sıra yaş sebze meyve ürünlerinde İran’ın da üretim yapması ve maliyetlerin bizden düşük olması, İran, Azerbaycan ve Özbekistan’da üretimin artması ve bu ülkelerden Rusya’ya nakliye bize göre avantajlı hale geldi. Öte yandan Bulgaristan sınır kapılarında uzun süredir yaşanan sorunlar kontrat iptallerine neden oldu ve Batı Akdeniz’in Avrupa’ya olan ihracatını olumsuz etkiledi. BAİB olarak bölge ihracatını artırmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz ve yıl sonu hedeflerimizi yakalayacağız” açıklamalarında bulundu. – ANTALYA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/bati-akdeniz-ihracati-subat-ayinda-geriledi/feed/ 0
İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI Şubatta Yükseldi https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/ https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:48:20 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9514

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI, şubatta 50,2’ye yükseldi.

İSO Türkiye İmalat PMI anketinin şubat ayı sonuçları açıklandı.

Eşik değer olan 50,0’nin üzerinde ölçülen tüm rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, ocak ayında 49,2 olarak gerçekleşen manşet PMI, şubatta 50,2’ye yükselerek yeniden 50,0 eşik değerinin üzerine çıktı. Son veri, faaliyet koşullarının ılımlı düzeyde de olsa 8 aydır ilk kez iyileştiğine işaret etti.

Şubat ayında genel faaliyet koşullarının güçlenmesinde imalat sanayisi üretiminin yeniden büyümeye geçmesi belirleyici oldu. Üretim geçen yılın haziran ayından bu yana ilk kez artış kaydetti ve güçlü şekilde toparlandı.

Üretimde artış bildiren anket katılımcıları, müşteri talebinin iyileşme sinyalleri verdiğine dikkati çekti. Yeni siparişler azalmaya devam etse de şubattaki düşüş, 8 aydır süren yavaşlama döneminin en hafif düzeyinde gerçekleşti. Benzer şekilde, yeni ihracat siparişlerindeki gerileme hız kesti.

Yeni siparişlerin iyileştiği yönündeki kısmi sinyaller ve artan üretim gereksinimleri, firmaların satın alma faaliyetlerini son 8 ayda ilk kez genişletmelerini sağladı. Buna rağmen girdi stokları azalmaya devam etti. Söz konusu azalışta, Süveyş Kanalı’nın kullanımına ilişkin sorunlar nedeniyle tedarikçilerin girdi teslimlerinde yaşanan gecikmeler etkili oldu.

Satın alma faaliyetlerindeki toparlanmaya karşın gönüllü istifalar ve yeni personel bulmakta yaşanan zorluklara bağlı olarak istihdam düşüş kaydetti. Yine de imalatçıların birikmiş işlerindeki azalma eğilimi sürdü.

Ham madde ve nakliye fiyatlarındaki yükseliş, Türk lirasındaki değer kayıpları ve asgari ücrete yapılan zamma bağlı olarak girdi maliyetleri keskin şekilde artmaya devam etti. Öte yandan söz konusu artış önceki aya göre hafif hız kesti. Buna rağmen, nihai ürün fiyatlarında son 6 ayın en hızlı artışı gerçekleşti.

4 sektörde üretim arttı

İSO Türkiye Sektörel PMI raporu, şubatta, genel olarak durağan talep koşullarına ve halen yüksek seyreden enflasyonist baskılara rağmen bazı sektörlerin üretiminde kısmi iyileşme sinyalleri verdi.

Takip edilen 10 sektörden 4’ü şubat ayında üretimini artırdı. Bu sayı, geçen yılın ağustos ayından bu yana en yüksek düzeyde gerçekleşti.

Gıda üretimindeki keskin artış büyümede belirleyici olurken sektördeki genişleme, anket geçmişinin ikinci en yüksek hızında kaydedildi. Elektrikli ve elektronik ürünler ile kimyasal, plastik ve kauçuk sektörlerinde güçlü iyileşmeler görüldü. Kara ve deniz taşıtlarında ise büyüme sınırlı kaldı. Buna karşılık, üretimdeki en belirgin yavaşlama metalik olmayan mineral ürünler sektöründe kaydedildi.

Talep cephesinde ise üretimdeki kadar belirgin bir iyileşme gözlenmedi. Toplam yeni siparişler, gıda ürünlerindeki keskin artış haricinde tüm sektörlerde düşüş kaydetti. Yeni siparişlerdeki en sert gerileme ağaç ve kağıt ürünlerinde kaydedildi. Benzer bir görünüm, yeni ihracat siparişleri için de söz konusu oldu.

Anket kapsamında takip edilen sektörlerin yarısı şubat ayında personel sayılarını artırdı. İstihdam hacminde en güçlü artışlar “gıda ürünleri” ile “kimyasal, plastik ve kauçuk” sektörlerinde gözlendi. İstihdamdaki en belirgin azalışlar giyim ve deri ürünleri ile tekstilde gerçekleşti. Satın alma faaliyetlerinde ise büyümenin yaygınlığı daha sınırlı kaldı ve sadece 3 sektör girdi alımlarını artırdı.

Kızıldeniz’deki aksamalar nedeniyle tedarikçilerin teslimat süreleri baskı altında kalmaya devam etti. Sürelerde en belirgin uzama kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe yaşanırken sadece 3 sektörde tedarikçi performansı iyileşti.

Şubatta girdi maliyetleri enflasyonu yüksek seviyelerini korudu ancak çoğu sektörde ocak ayına göre düşüş gösterdi. Girdi fiyatlarındaki en hızlı yükseliş kara ve deniz taşıtlarında görülürken, en ılımlı artış ise metalik olmayan mineral ürünlerde kaydedildi.

Metalik olmayan mineral ürünler, aynı zamanda nihai ürün fiyatları enflasyonunun en düşük seviyede gerçekleştiği sektör oldu. Buna karşılık, gıda imalatçılarının satış fiyatları geçen yılın temmuz ayından bu yana en yüksek hızda arttı.

“Üretimdeki toparlanma, sektörlere ivme kazandırdı”

Açıklamada verilere ilişkin görüşleri yer alan S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, şubatta üretimin yeniden artışa geçmesinin Türk imalat sektörüne ivme kazandırdığını ve bu durumun gelecek aylarda resmi verilerde de güçlü gerçekleşmeler yaşanabileceğine işaret ettiğini bildirdi.

Harker, “Yeni siparişlerin azalmaya devam etmesine rağmen talepteki düşüşün neredeyse durma noktasına gelmesi umut verici bir gelişme oldu. Önümüzdeki süreçte firmalar, yeni siparişlerin de üretimdeki olumlu trende eşlik edebileceği beklentisinde olacak.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-sanayi-odasi-turkiye-imalat-pmi-subatta-yukseldi/feed/ 0
Türk İş: Şubat Ayında Açlık Sınırı 16 Bin 257 Tl, Yoksulluk Sınırı 52 Bin 955 TL’ye Yükseldi https://www.akittvhaber.com.tr/turk-is-subat-ayinda-aclik-siniri-16-bin-257-tl-yoksulluk-siniri-52-bin-955-tlye-yukseldi/ https://www.akittvhaber.com.tr/turk-is-subat-ayinda-aclik-siniri-16-bin-257-tl-yoksulluk-siniri-52-bin-955-tlye-yukseldi/#respond Thu, 20 Jun 2024 21:45:25 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=9021

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (TÜRK-İŞ) şubat ayı araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 16 bin 257 liraya, yoksulluk sınırı 52 bin 955 liraya yükseldi. Bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 21 bin 189 liraya ulaştı.

TÜRK-İŞ, aralık ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasının sonuçlarını bugün açıkladı. Buna göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 16 bin 257 liraya yükseldi. Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaları kapsayan yoksulluk sınırı da 52 bin 955 liraya çıktı. Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti de aylık 21 bin 189 liraya ulaştı.

TÜRK-İŞ’in verilerine göre, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış, ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 8,03 oranında gerçekleşti. Son on iki ay itibarıyla değişim oranı yüzde 72, 49 oldu. On iki aylık ortalamalara göre değişim oranı ise yüzde 77,20 olarak hesaplandı.

TÜRK-İŞ hesaplamasında temel alınan ve doğrudan piyasadan derlenen fiyatlara göre, gıda ürünlerinde ocak ayında harcama gruplarındaki değişimlere ilişkin şu değerlendirmeler yapıldı:

SÜTTE 4,50 TL, PEYNİRDE 31,50 TL VE YOĞURTTA İSE 6,50 TL ARTIŞ OLDU

“Süt, yoğurt, peynir grubunda, geçen ay çiğ süt fiyatında meydana gelen artışın yansıması bu ay raflarda kendini gösterdi. Süt, yoğurt ve peynir fiyatlarında gerçekleşen artış ortalama olarak sütte 4,50 TL, peynirde 31,50 TL ve yoğurtta ise 6,50 TL olarak hesaplandı.

ETTE EN YÜKSEK ARTIŞ KUZU KUŞBAŞINDA OLDU

Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller, ürünlerinin bulunduğu grupta; et fiyatlarında bu ay en yüksek artış yüzde 31 oranında kuzu kuşbaşı fiyatında tespit edildi. Dana kıyma ve kuşbaşı fiyatlarındaki artış oranı ise yüzde 15 olarak hesaplandı. Balık ürünlerinde mezgit fiyatında kısmi bir düşüş hamsi fiyatında da artış gözlemlendi. Hesaplamada her zaman olduğu gibi yaygın satılan balıklar esas alınması nedeniyle balık fiyatlarında ortalamada bir değişiklik tespit edilmedi.

Yumurta fiyatı bu ay sabit kaldı. Tavuk kilogram fiyatı ortalama olarak 83 TL’den marketlerde yerini aldı. Kuru baklagiller grubunda nohut, fasulye ve mercimek fiyatlarında da –diğer ürünlerde olduğu gibi artış tespit edildi. Geçen ay kilogram fiyatı ortalama 86 TL olan yeşil mercimek bu ay 98 TL’den, marketlerdeki raflarda yer aldı.

Taze sebze-meyve grubunda; Mutfak harcamalarını bu ay -az da olsa- rahatlatan taze meyve ve sebze harcama grubu oldu. Mevsim ürünlerinin fiyatlarının sabit kalması ve bazı ürünlerde gerçekleşen bir miktar düşüş ağır geçim şartlarına bir miktar katkıda bulundu. Pırasa, ıspanak gibi yeşil yapraklı mevsim sebzelerinin ve lahananın fiyatında bir değişiklik tespit edilmezken, patates ve kuru soğan gibi mutfağın vazgeçilmezi kabul edilen ürünlerde fiyatlar sabit kaldı ama patatesin kilogram fiyatı da -bazı marketlerde indirim yapılmasına rağmen- 20 TL’nin üzerinde gerçekleşti. Bu ay dikkati çeken bir husus, diğer aylardan farklı olarak baklanın da tezgahlarda yer almaya başlamasının gözlemlenmesi oldu.

Meyve fiyatlarında muz dışında diğer ürünlerin fiyatı sabit kaldı. Kış aylarında en çok tercih edilen ve pazar tezgahlarında yaygın olarak görülen portakal ve mandalina fiyatlarında kısmi bir düşüş olduğu tespit edildi.

ORTALAMA SEBZE FİYATI 32,44 TL, ORTALAMA MEYVE KG FİYATI 32,61 TL

Ortalama sebze (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dahil değil) kg fiyatı 32,44 TL, ortalama meyve kg fiyatı 32,61 TL oldu. Hesaplamada -bu ay- 26’sı sebze ve 11’i meyve olmak üzere toplam 37 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Ortalama meyve-sebze kg fiyatı 32,49 TL olarak tespit edildi (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık gibi salata yeşillikleri bu hesaplamada ‘Ortalama Meyve-Sebze Fiyatı’na dahil edilmektedir).

Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta; bu ay ekmek fiyatı değişmedi. Tahıllar grubunda makarna dışında -geçen ay olduğu gibi- bu ayda sınırlı seviyede artış yaşandı. Pirinç, un, bulgur, irmik fiyatlarında ortalama olarak kilogramda 1 TL’lik artış hesaplandı.

“PİDENİN FİYATINDAKİ ARTIŞ BİR ÖNCEKİ RAMAZAN AYINA GÖRE YÜZDE 80”

Yaklaşan ramazan ayı dikkate alınarak pide fiyatı da 250 gramı 15 TL olarak tespit edildi. Böylece kilogram olarak pidenin fiyatındaki artış bir önceki ramazan ayına göre yüzde 80 oranında oldu.

Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta; temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta tüm ürünlerin fiyatında artış tespit edildi. Geçen ay kilogram fiyatı 330 TL olan zeytinyağı bu ay 338 TL’den, geçen ay kilogramı 369 TL olan tereyağı da bu ay ortalama 435 TL’den market raflarında yer aldı.   Aynı şekilde zeytin fiyatları da arttı. Siyah zeytin ortalama 245 TL, yeşil zeytin ortalama 208 TL’den satılır oldu. Geçen ay ortalama 339 TL olan yağlı tohumlar ise (ceviz, fındık, yer fıstığı ve ay çekirdeği) kilogram fiyatı 53 TL’lik artışla ortalama 392 TL’den satılmaktadır.

Son grup içinde yer alan diğer gıda maddelerinden; bu grupta ise baharatlar ortalama 573 TL’den (kimyon, nane, karabiber vb.) ve çay ise ortalama 140 TL fiyatıyla raflarda yer aldı. Şeker, tuz ıhlamur fiyatı bu ay değişmedi. Salça fiyatında ise 60 kuruşluk bir azalma tespit edildi. Balın kilogram fiyatı 295 TL’den 322 TL’ye yükseldi. Aynı şekilde pekmez ve reçelin kilogram fiyatlarında ortalama olarak 15 TL’lik artış tespit edildi.”

]]> https://www.akittvhaber.com.tr/turk-is-subat-ayinda-aclik-siniri-16-bin-257-tl-yoksulluk-siniri-52-bin-955-tlye-yukseldi/feed/ 0 CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem: Çiftçilerin hak ettiği destekler adaletli bir şekilde dağıtılmalıdır https://www.akittvhaber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-erhan-adem-ciftcilerin-hak-ettigi-destekler-adaletli-bir-sekilde-dagitilmalidir/ https://www.akittvhaber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-erhan-adem-ciftcilerin-hak-ettigi-destekler-adaletli-bir-sekilde-dagitilmalidir/#respond Wed, 12 Jun 2024 21:09:43 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8587

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, “Çiftçi, uzun bir emeğin ardından hasat ettiği ürünün karşılığını alamıyor. Toprağa verdikleri emeğin karşılığı olarak bekledikleri gelir, maalesef ellerine geçmiyor. Tohum, gübre, işçilik gibi üretim maliyetleri giderek yükselirken ürün fiyatları bu artışa ayak uyduramıyor. Mazot fiyatları sürekli bir artış gösterirken tarladan çıkan ürünlerin fiyatları aynı oranda artmıyor. Üstelik fiyatları belirleme konusunda çiftçilerin söz sahibi olma imkanı da yok. Bu koşullarda çiftçimize üretime devam edebilmek için borçlanmaktan başka bir çarede kalmıyor. AKP iktidarı, yandaş müteahhitte kepçeyle destek verirken üreten çiftçimiz hak ettiği desteği kaşıkla dahi alamıyor. Daha da vahimi tarımsal destekler çiftçiye sadaka gibi dağıtılıyor, karşılığında da oy isteniyor. Bu yanlış anlayış üreticinin itibarını fazlasıyla zedelemektedir. Tarımsal destekler bir sadaka değil, çiftçilerin hak ettiği bir hakkın adaletli bir şekilde paylaşımıyla olmalıdır” dedi.

CHP Tarım ve Orman Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, çiftçinin durumuna ilişkin yazılı açıklama yaptı. Adem’in açıklaması şöyle:

“Çiftçi, uzun bir emeğin ardından hasat ettiği ürünün karşılığını alamıyor. Toprağa verdikleri emeğin karşılığı olarak bekledikleri gelir, maalesef ellerine geçmiyor. Tohum, gübre, işçilik gibi üretim maliyetleri giderek yükselirken ürün fiyatları bu artışa ayak uyduramıyor. Mazot fiyatları sürekli bir artış gösterirken tarladan çıkan ürünlerin fiyatları aynı oranda artmıyor. Üstelik fiyatları belirleme konusunda çiftçilerin söz sahibi olma imkanı da yok. Bu koşullarda çiftçimize üretime devam edebilmek için borçlanmaktan başka bir çarede kalmıyor. AKP iktidarı, yandaş müteahhitte kepçeyle destek verirken üreten çiftçimiz hak ettiği desteği kaşıkla dahi alamıyor. Daha da vahimi tarımsal destekler çiftçiye sadaka gibi dağıtılıyor, karşılığında da oy isteniyor. Bu yanlış anlayış üreticinin itibarını fazlasıyla zedelemektedir. Tarımsal destekler bir sadaka değil, çiftçilerin hak ettiği bir hakkın adaletli bir şekilde paylaşımıyla olmalıdır. Dolayısıyla çiftçilere yönelik destekler, onların emeklerinin karşılığı olarak görülmeli ve adaletli bir şekilde dağıtılmalıdır.

“ÇİFTÇİMİZİN SESİ, KORKU SİYASETİYLE BASTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR”

Geldiğimiz noktada AKP iktidarı çiftçimizin, üreticimizin sorunlarından bütünüyle kopmuştur. Suni gündemler yaratılarak bu kopuş gizlenmek istenmektedir. İktidar, gıda fiyatlarının artışında başta çiftçilerimizi olmak üzere kendinden başka herkesi suçlayıcı bir tutum içindedir. Fiyatların artışında gösterilen tepkilere karşı üreticiyi tek sorumlu gibi göstererek tüketiciyle üreticiyi karşı karşıya getirmek doğru bir yaklaşım değildir. Asıl sorun, çiftçimizin ciddi şekilde itibarsızlaştırılmasıdır. Bugün bizim çiftçimizin sesi, bırakın iktidar tarafından duyulmayı, yapılan korku siyasetiyle bastırılmaya çalışılıyor. Yaratılmak istenen bu baskı ortamına izin vermeyecek çiftçimizin, üreticimizin sesi olmaya devam edeceğiz.

“GEÇMİŞTE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE ÇİFTÇİYİ MİLLETİN EFENDİSİ GÖRÜYORUZ”

Bizim yaklaşımımız geçmişte olduğu gibi bugün de çiftçiyi milletin efendisi gören bir yaklaşımdır. Çiftçi, bir yıllık emeğinin karşılığında ürettiği ürünü hasat ettiğinde, hak ettiği karşılığı alabilmelidir. Tarımsal desteklerin adil ve şeffaf bir şekilde dağıtılması, tarım sektörünün güçlenmesi ve çiftçilerin itibarının korunması için elzemdir. Ancak bu şekilde, kırsalımızda yaşayanlar, babalar evlatlarına mesleki değerlerini, deneyimlerini gönül rahatıyla aktarabilir. Kırsal yeniden gençlerin yaşam alanlarına dönüşebilir. Bunun önünde hiçbir engel görmüyoruz. Yeter ki, gerekli siyasi irade gösterilebilsin. Devletin değerli kaynaklarını rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi yaratmak için kullanılsın. Hükümeti bu konuda irade göstermeye ve çiftçinin ve çiftçiliğin itibarını korumaya davet ediyoruz.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/chp-genel-baskan-yardimcisi-erhan-adem-ciftcilerin-hak-ettigi-destekler-adaletli-bir-sekilde-dagitilmalidir/feed/ 0
Sigorta sektörünün 2024’te enflasyonun üzerinde büyümesi bekleniyor https://www.akittvhaber.com.tr/sigorta-sektorunun-2024te-enflasyonun-uzerinde-buyumesi-bekleniyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/sigorta-sektorunun-2024te-enflasyonun-uzerinde-buyumesi-bekleniyor/#respond Sun, 26 May 2024 21:00:42 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8082

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Uğur Gülen, “Sigorta sektöründe son 3 yılın en öngörülebilir dönemindeyiz, bu sebeple gelecek konusunda iyimseriz. Sigorta sektörünün 2024 yılında enflasyonun üzerinde büyümesini bekliyoruz.” dedi.

Türkiye Sigorta Birliği tarafından sigorta sektörü açısından 2023 yılının değerlendirildiği ve 2024 öngörülerinin paylaşıldığı basın toplantısı TSB Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Uğur Gülen, toplantıda yaptığı konuşmada, TSB’nin Türkiye’de sigortacılığın gelişmesi üzerine gelecekteki trendleri, gelecekteki riskleri okuyan, bu risklere ve trendlere uygun ürün, hizmet, öneri, politika, strateji geliştiren bir kurum olarak kendini konumlandırdığını dile getirdi.

Geçen yılı “kusursuz fırtına” olarak değerlendiren ve sigorta sektörünün son birkaç ayda daha da fazla gündeme geldiğine işaret eden Gülen, “Bu kusursuz fırtına 2021 yılının başında başladı ve 2021 yılının kasım ayındaki yeni ekonomi programının açıklanmasıyla muazzam ilerleyen bir sektör olduk.” ifadelerini kullandı.

Gülen, sigorta sektörünün maliyetini bilmeden bir ürün satma işini yaptığını belirterek, “2021 Kasım ayından sonraki şu günlere gelinceye kadar dönemde öngörülebilir bir gelecek içinden geçmedik. Gelecekte ne olduğunu, ne olacağını, enflasyonun ne kadar yükseleceğini, kurun ne olacağı konusunda en ufak bir bilginiz olmadan hareket ettik.” dedi.

Şu anda 70 aktif şirket olduğunu belirten Gülen, aktif toplamın 2022 yılında 781 milyar TL iken geçen yıl 1,4 trilyon TL’ye ulaştığını dile getirdi.

Gülen, prim üretiminin geçen yıl yüzde 7 ile enflasyonun üzerinde bir büyüme göstererek 486 milyar TL’ye ulaştığına dikkati çekerek, “Sigorta sektöründe son 3 yılın en öngörülebilir dönemindeyiz, bu sebeple gelecek konusunda iyimseriz. Sigorta sektörünün 2024 yılında enflasyonun üzerinde büyümesini bekliyoruz. Yüzde 52’lik bir büyüme beklentisi ile 740 milyar TL’ye ulaşan bir prim üretimi bekliyoruz.” diye konuştu.

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS) son 20 yıllık bir başarı hikayesinin olduğunu belirten Gülen, geçen yıl BES ve OKS’de 16 milyon katılımcıya ve fon büyüklüğünde ise 756 milyar TL’ye ulaşıldığını ifade etti.

Gülen, BES ve OKS’de bu yıl sonunda katılımcı sayısının 17,6 ya da 18 milyonlara ulaşmasının beklendiğini vurgulayarak, “Fon büyüklüğünde ise 1,3 trilyona ulaşılması bekleniyor. Sigorta endüstrisi, toplam gayrisafi yurt içi hasılanın 30 katına yaklaşan yani trilyonlarla ifade edilirse 491 trilyon TL’lik teminat sağlayan aslında devasa bir endüstri.” açıklamasını yaptı.

“2024 yılı sigorta sektörü için çok daha iyi olacak diye düşünüyoruz”

Uğur Gülen, toplam prim üretiminde oto dışı ve sağlığın payların arttığını belirterek, kasko ve trafiğin toplam prim üretimdeki payının azaldığını ve kaskoda son çeyrek büyüme hızının yüzde 62 seviyelerine düştüğünü ifade etti.

Gülen, 2024 yılının sigorta sektörü için çok daha iyi olacağını kaydederek, oto dışındaki branşta son çeyrek büyümesinin yüzde 101’e sağlıkta ise yüzde 118’e yükseldiğini dile getirdi. Gülen, “Bu iki ürün grubu da gerçekten primlerin diğerlerinden çok arttığı ürün grupları. Oto dışı ve sağlıkta, neredeyse trafik kaskonun iki katı kadar bir büyüme var. Bunun da altında yatan çok temel neden maliyetlerindeki artış.” yorumunu yaptı.

Gülen, riskin dağıtılmasında çok büyük rollerinin olduğunu vurgulayarak, “Kahramanmaraş merkezli depremlerde bunu gördük. Yani 105 milyar dolarlık ekonomik hasarın 5 milyar dolarını ancak sigorta sektörü ödeyebildi. Bu yüzde 30’lara kadar çıkabilirdi. 30 milyar dolara kadarını bu sigorta sektörü çok rahat ödeyebilirdi.” dedi.

Devlete 2 milyar dolarlık bir dolaylı ve kurumlar vergisi yarattıklarını kaydeden Gülen, “Acentelere 2 milyar dolarlık bir komisyon geliri yaratıyoruz. Eksperlere 130 milyon dolarlık kaynak aktarımı yapmış sektörüz. Sektörümüzün istihdamı da 200 bin kişiye ulaşmış durumda ve bunu sadece 20 milyarlık TL’lik ödenmiş sermaye ve 125 milyarlık TL’lik öz kaynak toplamıyla yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Sanayi şirketlerinin sigorta maliyetlerindeki yükselişte varlık artışları etkili oldu”

TSB Başkan Yardımcısı Ahmet Yaşar da sanayi şirketlerinin sigorta maliyetlerindeki artışında, varlık fiyatlarındaki artışların etkili olduğunu belirtti.

Yaşar, “Sanayicinin fabrika binalarının değeri arttı. İçindeki malın değerinde de artış oldu. Makinenin değerinde dövize ve enflasyona bağlı olarak artış var. Dolayısıyla varlık değerlerindeki artışı biz fiyatı yani çarpanı değiştirmediğimiz halde çarpılanı inanılmaz şekilde artırdığı için primler yükseliyor.” dedi.

Depremlerin yarattığı çok önemli bir farkındalık olduğuna işaret eden Yaşar, şunlara dikkati çekti:

“Sigorta bedellerindeki eksiklikler ortaya çıktı. Dolayısıyla, sigortalılar ve sigorta aracıları tarafından bu sigorta bedelleri yeniden düzenlendi. Buradan kaynaklanan önemli bir artış var. Bunun dışında teminatların bir kısmının eksik alındığı ortaya çıktı. Poliçeye ilave teminatlar eklendi. Buradan gelen prim artışları var. Sigortacının maliyetleri arttığı için biz de çarpanı biraz artırdık. Dolayısıyla çarpanla çarpılanın aynı anda artıyor olması fiyatların ve primlerin artmasına neden oldu. Sanayicide ise sigorta yapmaktan kaçınmak için primleri yükseltiyoruz gibi bir algı oldu. Bu ikisi arasındaki farkı iyi anlatmamız lazım.”

“TES, 2025 yılında uygulanmaya başlayacaktır”

TSB Başkan Yardımcısı Taylan Türkölmez de tamamlayıcı emeklilik sisteminin henüz adının konulmadığını ve üzerinde çalışıldığını söyledi. Türkölmez sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir uzlaşı olması gerekiyor çünkü emeklilik sistemi çok büyük bir ekosistem. Paydaşları arasında işveren ve çalışanlar olacağı için bir araya gelinip, el sıkışıp kamu ile bir yolculuğa çıkmamız gerekiyor deniyor. Çünkü bu çok kısa vadede ne sonuçları alınacak ne de kısa vadede sürecek bir yolculuk. Türkiye’nin ikinci yüzyılının geleceği için gerekli olan bir yolculuk. Tamamlayıcı emeklilik sistemi kıdem tazminatı ile ilişkili değil. Bugün tartışılan model o değil. Toplum geçmişte yaşadıklarını zihinde tuttuğu için ‘biz tamamlayıcı emeklilik sistemi için ne konuşmuştuk’ deyip sosyal medyada TES ile kıdem tazminatı gündeme geliyor. Şu anki tasarıda TSB’nin önerisi olmaması gerektiği yönünde. Orta Vadeli Program’a göre sistem yılın son çeyreğinde yürürlüğe girecektir. Uygulaması ise 2025 yılında başlayacaktır.”

“Trafik branşında önce yarı esnek tarifeye geçilmeli”

TSB Yönetim Kurulu Üyesi Yavuz Ölken ise trafik fiyatlamasını etkileyen birçok başlığın olduğunu ve araç bedelleri, yedek parça maliyetleri, işçilik maliyetlerinin bu başlıkların başında yer aldığını dile getirdi.

Ölken, “Asgari ücrete gelen her zam geriye dönük maliyet oluşturuyor. Sektör kar etmek peşinde değil, önceliğimiz sürdürülebilir fiyatlama.” diye konuştu.

Sigorta aracıları teknik platformuna entegre olmak için şirketlerin teknik olarak çalıştığını söyleyen Ölken, “Bizim yolumuz önce yarı esnek sonra serbest tarifedir. 17 bin acentenin farklı yerlerde farklı şeyler denemesi, sigortacılığı yeniden tanımlayamayız. Biz platforma alışamadık. Çok alışacak gibi bir ihtimalimiz yok. Zaten yürürlükte arzı kontrol eden bir kaçınma genelgesi var.” yorumunu yaptı.

Ölken sözlerini şöyle tamamladı:

“Platformun amacına ulaşmadığı kanaatindeyim. Rakamlar da onu gösteriyor. Sabah üretimdeki orana baktığımızda binde 4 gibi bir pay var. Konvansiyonel yollarla aslında poliçeleşme devam ediyor. Dolayısıyla platform burada duracaktır ama yolumuzun serbest tarife olması gerekmektedir.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/sigorta-sektorunun-2024te-enflasyonun-uzerinde-buyumesi-bekleniyor/feed/ 0
Ramazan pidesi fiyatları açıklandı: İstanbul, Ankara ve Antalya’da 250 gram pide 15 liradan satılacak https://www.akittvhaber.com.tr/ramazan-pidesi-fiyatlari-aciklandi-istanbul-ankara-ve-antalyada-250-gram-pide-15-liradan-satilacak/ https://www.akittvhaber.com.tr/ramazan-pidesi-fiyatlari-aciklandi-istanbul-ankara-ve-antalyada-250-gram-pide-15-liradan-satilacak/#respond Fri, 24 May 2024 21:06:44 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=8010

Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, ” İstanbul, Ankara ve Antalya’da 250 gram Ramazan pidesi 15 liradan satılacak” dedi.

Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, Ramazan ayı boyunca satılacak ramazan pidesi fiyatlarını açıkladı. Balcı, Federasyonun Genel Merkezinde yaptığı konuşmada Türkiye genelinde iller bazında uygulanması düşünülen Ramazan pidesi ve ekmek fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Balcı ülke genelinde pidenin kilogram fiyatının 60 lira geçemeyeceğini dile getirirken geçen yıl Türkiye’de pidenin kilogram fiyatının azami 33 buçuk lira olduğunu ifade etti.

“Türkiye’nin hiçbir yerinde pidenin kilogram fiyatı 60 liranın üzerinde olmayacak”

Balcı geçen yıl un fiyatının 360 lira seviyesinde olduğunu bu yıl ise 800 lira bandında çıktığını hatırlatarak, “Undaki artışın yüzde 110 olduğunu görüyoruz. Geçen sene tüm Türkiye’de uygulanan tek pide fiyatı ise 33 buçuk lira. Bu sene odalarımızla yapmış olduğumuz genelge ve görüşmeler neticesinde azami kilogram fiyatı 60 lira olacak. Dolayısıyla geçen sene 33 buçuk lira olan pide fiyatı bu sene 60 lira olarak uyguladığımızda yüzde 80 artış olduğunu görüyoruz. Giderlerimize baktığımızda yüzde 100’ün üzerinde bir artış varken yüzde 80 artışın vatandaşlarımızın da makul karşılayacağını ümit ediyorum. Ankara ilinde 250 gram Ramazan pidesi 15 liradan satılacak. Yine Antalya’da 250 gram pide 15 lira. İstanbul’da da 250 gram pide 15 lira. Fakat her ilçede ve her ilde odalarımız kendi maliyet hesabını yaparak ilgili olan esnaf odaları birliğinden fiyat alacak. Dolayısıyla o coğrafi yapıya göre vatandaşımızın arzusuna göre değişik gram ve fiyatlarla pide üretilecektir. Ama Türkiye’de hiçbir yerinde kilogramı 60 liranın üzerinde olmayacak. İstanbul’da bir yerde veya herhangi bir işletmede 250 gram 15 liraya satılırken aynı şekilde iki 330 gram pide 20 liradan satılabilecek. Geçen senenin oranlarına baktığımızda aradaki farkın yüzde 80 olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.

2002 yılında asgari ücret alan biri 920 adet ekmek alınırken 2024 yılında bu sayı 2 bin 125

Ekmek fiyatlarını da değerlendiren Balcı, “2023 yılında asgari ücret 8 bin 506 lira 6 kuruş iken 2024 yılında asgari ücret 17 bin 2 lira olmasıyla birlikte asgari ücrette yüzde 100 artış olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde un fiyatı 380 liradan 700 lira bandına geldiğinde yüzde 84 bir artış var un fiyatında. İşletme giderlerimiz 4 bin 500 lirayken 7 bin lira bandına geldiğinde yüzde 55 bir artış söz konusu. 2023 yılında ekmeğin kilogram fiyatı 35 buçuk lirayken 2024 yılında ekmeğin ocak ayında kilogram fiyatı 40 lira. Ekmekteki artışında yüzde 14 ile sınırlı kaldığını görüyoruz. Bütün bunları değerlendirdiğimizde bakacak olursak 2002 yılında asgari ücret 184 lirayken bir kilogram ekmek 1 liraymış. Yani 184 kilo ekmek alıyorsunuz. Bu da 200 gram üzerinden 920 adet ekmek yapıyor. 2002 yılında asgari ücret alan vatandaşımız aldığı asgari ücretle 920 adet ekmek alıyor. 2024 yılında asgari ücretin 17 bin 2 lira olduğunu düşünecek olursak, ekmeğin kilogramı 40 lira olduğunda 425 kilogram ekmek alınıyor. 200 gram üzerinden baktığımızda 2 bin 125 adet ekmek almış oluyoruz. Yani 2002 yılında 920 adet ekmek alınırken asgari ücretle, bugünkü asgari ücretle 2 bin 125 adet ekmek almış oluyoruz. Aradaki ekmek farkı da bin 205. Dolayısıyla burada ekmek fiyatının çok makul olduğunu görmek mümkün” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/ramazan-pidesi-fiyatlari-aciklandi-istanbul-ankara-ve-antalyada-250-gram-pide-15-liradan-satilacak/feed/ 0
Kızamık Vakalarında Artış: Aşı Reddi ve Kararsızlık Temel Neden https://www.akittvhaber.com.tr/kizamik-vakalarinda-artis-asi-reddi-ve-kararsizlik-temel-neden/ https://www.akittvhaber.com.tr/kizamik-vakalarinda-artis-asi-reddi-ve-kararsizlik-temel-neden/#respond Sat, 27 Apr 2024 21:09:55 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=7158

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ergin Çiftçi, dünyada ve Türkiye’de kızamık vakalarında artış görüldüğünü ve bunun en temel nedeninin aşı reddi ve kararsızlığı olduğunu bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisi, geçen ay, Ocak-Ekim 2023 arasında bölgedeki 53 üye devletin 40’ında, 30 binden fazla kızamık vakasının bildirildiğini, bunun 2022’nin tamamında bildirilen 941 vakayla karşılaştırıldığında, 30 kattan fazla bir artışı temsil ettiğini açıkladı.

DSÖ’nün kızamık konusunda teknik danışmanı Natasha Crowcroft da önceki gün basın mensuplarına yaptığı açıklamada, kızamık kaynaklı ölümlerin 2022’de bir önceki yıla göre yüzde 43 arttığını, 2023 verilerinde de artış beklendiğini ifade etti. Crowcroft, vaka artışının endişe verici olduğunu vurguladı.

Konuya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Çiftçi, “DSÖ’nün de belirttiği gibi dünyada kızamık vakalarında artış söz konusu. Ülkemizde de kızamık vakalarının son dönemde bir miktar arttığını görüyoruz. Çok uzun aradan sonra yeniden kızamık vakaları görmeye başladık. Bu açıdan dikkatli olunması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanlığının bu konuda talimatlarının bulunduğuna, döküntüyle, ateşle sağlık kuruluşlarına başvuran çocuklara doğrudan kızamık testlerinin yapıldığına dikkati çeken Çiftçi, vaka sayılarındaki artışın “salgın” boyutunda nitelendirilemeyeceğinin altını çizdi.

“Artışın temel nedeni aşı reddi ve kararsızlığı”

Kızamıktaki artışın çeşitli nedenlerinin bulunduğunu anlatan Çiftçi, “Vaka sayılarındaki artışın en temel nedeni, son dönemlerde yükselmeye başlayan aşı kararsızlığı, aşı reddi, aşı karşıtlığı.” dedi.

Savaşlar, nüfus hareketleri, Kovid-19 salgını gibi etkenlerin de çocuklarda aşılama faaliyetlerini aksattığını dile getiren Çiftçi, “Aşı reddi kaynaklı çocuklarını aşılatmayan bir kesim var. Böyle oldukça kızamık hastalığını sürekli görmeye devam edeceğiz. Aşılanmayan bir çocuk, eninde sonunda kızamık geçirecektir. Çocuğun büyümesi de kızamıktan kurtulduğu anlamına gelmiyor. Kızamık, her yaşta ölümcül olabilecek bir hastalık.” diye konuştu.

“İki doz aşılanan çocukların kızamığa yakalanmasını beklemiyoruz”

Prof. Dr. Çiftçi, kızamık aşısının oldukça etkili bir aşı olduğunu, tam koruyuculuk için iki doz uygulanmasının gerektiğini belirterek, “İki doz aşı yapılan çocukların çok nadir durumlar dışında kızamığa yakalanmasını beklemiyoruz. Bu nedenle kızamığa karşı en önemli koruyucu, aşılama.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de gelişmiş bir aşılama programı ve sisteminin uygulandığına, çocukların yüzde 96 gibi bir oranla kızamığa karşı aşılandığına işaret eden Çiftçi, yine de bazı çocukların aşılanmamasının hastalık riski oluşturduğunu söyledi.

Çiftçi, Türkiye Ulusal Aşı Takviminde, iki doz kızamık aşısı uygulamasına, 9-12 ay arasındaki bebekler için önlem amaçlı ek bir doz daha eklendiğini anımsattı.

“Küçük çocuklarda son derece tehlikeli”

Aşısız çocuklarda kızamığın hayati risk oluşturduğunu aktaran Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kızamık oldukça bulaşıcı, öldürücü olabilen bir hastalık, geçmişte bunun çok acı örnekleri yaşandı, kızamık nedeniyle çok sayıda çocuk kaybedildi. Aşılama sayesinde kızamığı uzun zamandır neredeyse görmüyorduk, çok nadir karşılaşılıyordu. Ancak ne yazık ki tekrar görmeye başladık.

Özellikle altta yatan hastalığı olan, bağışıklık sistemi zayıf kişiler ile küçük çocuklar ve beslenmesi zayıf çocuklar açısından son derece tehlikeli. Akciğer enfeksiyonu, zatürre gibi tablolarla ölümlere yol açabiliyor. Birçok hastalık için antibiyotik, antiviral ilaçlarımız var ama maalesef kızamık virüsüne karşı etkili bir ilaç yok, sadece destekleyici tedaviler verebiliyoruz.”

“Çocukluk çağı aşılarının eksiksiz yaptırılması gerekiyor”

Vücudun var olan savunma sisteminin kızamığa karşı yeterli olmadığını anlatan Çiftçi, “Kızamığın farklı bir yönü daha var. Hastalık geçirildikten sonra virüs beyinde sessiz halde kalıp, çok uzun süre sonra beyin hasarına, subakut sklerozan panensefalit (SSPE) dediğimiz beyin iltihabına yol açabiliyor. Bu nadir ancak tedavisi olmayan bir durum.” bilgisini paylaştı.

Prof. Dr. Çiftçi, ailelere, “Kızamık aşısı dahil tüm çocukluk çağı aşılarının mutlaka eksiksiz yaptırılması gerekiyor. Ülkemizdeki aşılar son derece güvenli, kontrol altında olan aşılar.” çağrısında bulundu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kizamik-vakalarinda-artis-asi-reddi-ve-kararsizlik-temel-neden/feed/ 0
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi’nden Denizanası Araştırması https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-su-bilimleri-fakultesinden-denizanasi-arastirmasi/ https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-su-bilimleri-fakultesinden-denizanasi-arastirmasi/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:21:37 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6797

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesindeki bilim insanları tarafından yapılan araştırmada, denizanası popülasyonunun Marmara Denizi’ni kapsayacak şekilde özellikle İstanbul kıyıları ile körfezde yoğun şekilde arttığı tespit edildi.

İÜ Su Bilimleri Fakültesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından başlatılan “Marmara Denizi’nde Denizanası Artışları Sebep ve Sonuçları” başlıklı proje kapsamında “R/V Yunus-S” gemisiyle Marmara Denizi’nde araştırma yapıldı.

Dalgıçlar tarafından Marmara Denizi’nde su altı gözlemleri yapılarak, bazı örnekler alındı. Ayrıca farklı derinliklerden denizanası örnekleri alınıp incelendi.

Üniversitenin Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Melek İşinibilir Okyar, AA muhabirine, dünyada olduğu gibi Türkiye’nin denizlerinde de son yıllarda ciddi denizanası artışı yaşandığını söyledi.

Denizanalarının ekosistemdeki olumsuz değişiklikleri faydalarına kullanılabilme kabiliyetleri bulunduğunu ve hayatta kalma konusunda başarılı olduklarını belirten Okyar, “Bunlar 500 milyon yıldır dünya üzerinde yaşamlarını sürdüren, sayılarını ve çeşitliliklerini arttıran canlılar.” dedi

Prof. Dr. Okyar, Marmara Denizi’nin farklı nedenlerden kaynaklı yoğun insan baskısı altında olduğunu, bunun denizanası artışına ortam hazırladığını ifade etti.

Denizanalarının kirli bölgelere tahammül gösteren canlılar olduğuna dikkati çeken Okyar, “Sıcaklık artışıyla bunların üreme kapasiteleri artıyor. Küresel ısınmaya bağlı olarak da tüm denizlerde bu sıcaklık artışları mevcut. Marmara Denizi’nde de kış ayı olmasına rağmen su sıcaklığı yaklaşık 20 derece olarak ölçüldü. Sıcaklıktaki bu artış denizanalarının üreme aktivitelerini tetiklemektedir. Son yıllarda tüm Marmara Denizi’ni kapsayacak şekilde ama başta İstanbul kıyıları olmak üzere, Marmara Denizi’nin kıyısal alanlarında ve körfezlerde yoğun denizanası artışı görüyoruz.” diye konuştu.

“Projenin birinci kısmını Doğu Marmara’da yaptık”

Prof. Dr. Okyar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Su Bilimleri Fakültesi tarafından denizanası artışının nedenlerinin belirlenmesi için çalışma başlatıldığını dile getirdi.

Projenin birinci kısmını Doğu Marmara’da uyguladıklarını vurgulayan Okyar, “Denizanaları aşırı çoğaldıklarında belli bir süre sonra öldüklerinden dolayı parçalanmaya başlıyorlar. Bu da su kalitesinin bozulmasına ve ekosistemin işleyişinde değişimlere neden oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Okyar, dron kullandıkları çalışmalarda denizanalarının büyük metrekarelerde yayıldığını tespit ettiklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bunun yanında dalışlar gerçekleştirerek özellikle hangi su kütlesinde toplandıklarını tespit ettik. Özellikle 5 ila 10 metre arasında denizanalarının daha fazla bulunduklarını belirledik. Suyun yüzeyinde tek tük görünen denizanası aslında 5 metre derinliklerde devasa büyüklükte stoklara sahip. Projenin ikinci aşamasında da tüplü dalış yapıp, bunların safhalarını takip edip üremelerinin ekosistemindeki mevsimsel sürecini takip edeceğiz. İklim değişikliğine bağlı olarak Marmara Denizi’ne pek çok yeni istilacı denizanası türü giriyor. Son yıllarda yaptığımız çalışmalarda pek çok yeni tür bulduk. Bunlar bolluklarını arttırmaya başladılar. Yeni türlerin girişiyle denizel ekosistemdeki denizanasına bağlı çözünmüş organik madde yükü artıyor.”

Denizanası ile beslenen canlıların ekosistemdeki çeşitli baskılar sebebiyle azalmasının, bunlar üzerindeki avcı baskısının kalkmasına ve sayılarının artmasına neden olduğuna dikkati çeken Okyar, “Denizanası artışları artık her mevsimde yaşanıyor. Küresel ısınmanın tetiklemesiyle son 20-30 yılda denizanaları aşırı artış gösterdi.” dedi.

Prof. Dr. Okyar, Marmara Denizi’nin akıntı sistemiyle taşınan denizanalarının özellikle İzmit Körfezi’nin doğu havzasında birikip bu bölge için ciddi sorun oluşturduğunu ifade etti.

Deniz ekosistemine zararlı bu canlıların Uzak Doğu’da gıda olarak tüketildiğinden bahseden Okyar, denizanalarından ekonomiye fayda sağlayacak ürünlerin elde edilmesi için çalışma yaptıklarını sözlerine ekledi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/istanbul-universitesi-su-bilimleri-fakultesinden-denizanasi-arastirmasi/feed/ 0
İstanbul’daki barajlardaki doluluk oranı yüzde 118 arttı https://www.akittvhaber.com.tr/istanbuldaki-barajlardaki-doluluk-orani-yuzde-118-artti/ https://www.akittvhaber.com.tr/istanbuldaki-barajlardaki-doluluk-orani-yuzde-118-artti/#respond Sun, 07 Apr 2024 21:36:39 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=6512

İstanbul’a su sağlayan barajlardaki doluluk oranı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 118 artış göstererek, yüzde 76,25 seviyesine yükseldi.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 34,92 olan barajlardaki doluluk oranı, bugün itibarıyla yüzde 76,25 olarak ölçüldü.

Buna göre, barajlardaki doluluk geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 118 arttı.

Su miktarı Istrancalar’da yüzde 76,68, Terkos’ta yüzde 71,57, Sazlıdere’de yüzde 55,29, Alibey’de yüzde 75,32, Büyükçekmece’de yüzde 73,08, Ömerli’de yüzde 88,59, Darlık’ta yüzde 90,23, Elmalı’da yüzde 89,21, Pabuçdere’de yüzde 56,8 ve Kazandere’de yüzde 60,68 olarak ölçüldü.

Kente su sağlayan ve azami 868 milyon 683 bin metreküp biriktirme hacmine sahip baraj ve göletlerdeki su miktarı ise 662 milyon 4 bin metreküp seviyesinde bulunuyor.

Son 9 yılın doluluk oranları

İSKİ istatistiklerine göre, 21 Şubat tarihli baraj doluluk oranları 2016’da yüzde 86,79, 2017’de yüzde 86,81, 2018’de yüzde 79,91, 2019’da yüzde 91,46, 2020’de yüzde 62,18, 2021’de yüzde 50,56, 2022’de yüzde 80,37, 2023’te yüzde 34,92 iken, bugünkü oran yüzde 76,25 olarak kayıtlara geçti.

Alibey Barajı’ndaki doluluk geçen yıla göre yüzde 544 arttı

Alibey Barajı’nda geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 11,69 olan doluluk oranı, bugün 75,32’ye yükseldi. Artış, yüzde 544 olarak gerçekleşti.

Büyükçekmece Barajı’nda geçen yıl yüzde 32,79 olarak ölçülen doluluk oranı, bu yıl yüzde 123 yükselişle yüzde 73,08 olarak kayıtlara geçti.

Darlık Barajı’nda geçen yıl aynı tarihte 38,56 olarak ölçülen doluluk oranı, bugün itibarıyla yüzde 90,23 oldu. Darlık’ta doluluk, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 134 arttı.

Elmalı Barajı’nda geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 36,58 olan doluluk oranı, bu yıl yüzde 144 yükselişle yüzde 89,21 olarak kaydedildi.

Istrancalar’da geçen yıl yüzde 42,81 olan doluluk oranı, bugün yüzde 76,68 olarak kaydedildi. Barajdaki doluluk geçen yıla göre yüzde 79’a yükseldi.

En çok artış Kazandere Barajı’nda

Kazandere Barajı’nda 21 Şubat 2023’te yüzde 3,62 olarak ölçülen doluluk oranı, bu yıl yüzde 1576 artışla 60,68 olarak kayıtlara geçti.

Ömerli Barajı’nda su doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 88,59 olurken, geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 48,79 olarak kayıtlara geçmişti. Geçen yıla göre artış yüzde 82 oldu.

Pabuçdere Barajı’nda su doluluk oranı geçen yıl 21 Şubat’ta yüzde 6,77 iken, bugün yüzde 739 artışla yüzde 56,8’e yükseldi.

Sazlıdere Barajı’nda geçen yıl aynı tarihte yüzde 33,93 olan doluluk, bugün yüzde 55,29 olarak ölçüldü. Geçen yılın aynı dönemine göre barajdaki artış yüzde 63 oldu.

Terkos Barajı’nda su doluluk oranı bugün itibarıyla yüzde 71,57 oldu. Geçen yılın aynı dönemindeki oran yüzde 32,87 olurken, artış yüzde 118 olarak gerçekleşti.

“Daha çok tasarruf yapılması gerekiyor”

İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi, meteoroloji mühendisi Güven Özdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl büyük kuraklık yaşandığını, bu durumun bir dönem İstanbul’daki barajları kuruma noktasına getirdiğini söyledi.

Eylülden itibaren yağışların artmasıyla barajların yeniden dolmaya başladığını belirten Özdemir, kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranındaki artışın İstanbul halkı için sevindirici bir gelişme olduğunu kaydetti.

Özdemir, barajlarda su doluluk oranı artsa da bunun yeterli olmadığını vurgulayarak, “İstanbul’un nüfusu yüksek. Barajlar tam dolu olsa bile yetme ihtimali yok. Onun için vatandaşlarımızın dikkat etmesi, daha çok tasarruf yapılması gerekiyor. Suyu daha fazla biriktirmemiz, gökyüzünden düşen her damlayı tekrar kazanmamız lazım.” diye konuştu.

İstanbul’a su sağlayan barajların her birinin doluluk seviyesinin yüzde 50’nin üzerinde olduğunu aktaran Özdemir, mayısa kadar yaşanacak yağışlarla barajlardaki su seviyesinin daha da yükseleceğini sözlerine ekledi.

“Su kaynağımızı verimli kullanmak zorundayız”

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros ise barajlarda doluluk oranının artmasının önemli olduğunu belirtti.

Barajlardaki doluluğun yüzde 77 seviyesine yaklaştığını vurgulayan Toros, “Her ne kadar barajların doluluk oranı sevindirici olsa bile su kaynağımızı verimli kullanmak zorundayız. Başta yağmur hasadı olmak üzere su kaynaklarımızı daha verimli kullanma konusunda farkındalık, duyarlılık çalışmaları yanında yeni ürünler geliştirmeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/istanbuldaki-barajlardaki-doluluk-orani-yuzde-118-artti/feed/ 0
Deloitte Futbol Para Ligi’nde Premier Lig ekonomik olarak en güçlü lig olarak öne çıkıyor, Real Madrid birinci sıraya yükseldi https://www.akittvhaber.com.tr/deloitte-futbol-para-liginde-premier-lig-ekonomik-olarak-en-guclu-lig-olarak-one-cikiyor-real-madrid-birinci-siraya-yukseldi/ https://www.akittvhaber.com.tr/deloitte-futbol-para-liginde-premier-lig-ekonomik-olarak-en-guclu-lig-olarak-one-cikiyor-real-madrid-birinci-siraya-yukseldi/#respond Wed, 28 Feb 2024 21:00:37 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4911

Deloitte Futbol Para Ligi’nin ilk 20 takımı arasında Premier Lig ekonomik olarak en güçlü lig olarak öne çıkarken, Real Madrid 5 yıl sonra tekrar birinci sıraya çıktı.

Deloitte’un her yıl merakla beklenen Futbol Para Ligi raporu açıklandı. Sporun, özellikle de futbolun finansal yönlerinin sporlar kadar dinamik olduğu bir çağda raporun sunduğu kritik içgörüler, futbolu şekillendiren ekonomik eğilimleri inceliyor. Ayrıca rekor gelirleri, gelir akışlarındaki değişimleri ve önde gelen kulüplerin stratejik konumlarını vurgularken futbol finansmanının gelişen durumunu anlamak için önemli veriler sunan rapora göre ilk kez Para Ligi kulüplerinin toplam geliri 10 milyar euroyu aştı.

Pandemi öncesinin ve geçen yılın yüzde 14 üzerinde

Para Ligi’nin en büyük 20 kulübünün 2022/23 sezonunda elde ettiği toplam gelir, bir önceki yıla ve pandemi öncesine göre (sırasıyla 2021/22 ve 2018/19 sezonlarında 9,2 milyar euro) yüzde 14’lük bir artışla 10,5 milyar euro seviyesine ulaşarak rekor kırdı.

Özellikle stadyumların Avrupa genelinde tam kapasiteyle açılması sonucunda taraftarların da yüksek talebi ile 1,9 milyar euroluk rekor maç günü geliri elde edildi. En büyük 20 kulüpten 13’ü rekor maç günü geliri bildirirken, artış büyük ölçüde Bundesliga, Serie A, Ligue 1 ve La Liga’daki kulüplerden geldi. Özellikle İtalyan kulüpleri AC Milan, FC Internazionale Milano ve SSC Napoli, 2018/19 seviyelerine göre çift haneli artışlar bildirdi.

Ticari gelirler yüzde 16’lık artışla 4,4 milyar euro oldu

Kulüpler rekor maç günü gelirleri elde ederken ticari gelirleri de rekor kırdı. 2022/23 sezonunda bir önceki yıla göre yüzde 16 artan ticari gelirler toplamda 4,4 milyar euroya ulaşarak rekor kırdı. Ticari gelir, 2015/16 sezonundan bu yana ilk kez COVID-19’un etkilediği 2019/20 sezonu hariç Para Ligi kulüpleri için en büyük gelir kaynağı oldu. En büyük 20 kulüpten 17’si ticari gelirlerinde bir önceki yıla göre artış bildirirken, bu artışın ardında büyük ölçüde perakende satışlardaki iyileşme, maç günü dışındaki etkinliklerden elde edilen gelir ve pandemiden etkilenen sponsorluk gelirlerinin tekrar eski seviyelerine çıkması yatıyor.

Para Ligi kulüplerinin yayın gelirlerindeki artış ise yüzde 5’te kaldı. Premier Lig kulüplerinin ortalama yayın geliri, Premier Lig’in uluslararası yayın haklarının değerindeki yaklaşık yüzde 30’luk artışın da etkisiyle, 208 milyon eurodan 243 milyon euroya yükseldi.

Genel olarak, Para Ligi kulüpleri ortalama 500 milyon euronun üzerinde gelir elde ettiklerini belirtirken ticari gelirler ve yayın gelirleri sırasıyla 222 milyon euro (yüzde 42) ve 213 milyon euro (yüzde 40) ile benzer miktarlarda katkı sağladı. Maç günü gelirleri ise 93 milyon euro ile yüzde 18’lik bir orana sahip oldu.

Real Madrid rekor gelirle Para Ligi’nin ilk sırasına yükseldi

Real Madrid, Manchester City’yi geride bırakarak 2017/18 sezonundan bu yana ilk kez 2022/23 sezonunda en çok gelir elde eden futbol kulübü oldu. Real Madrid gelirlerini bir önceki yıla göre 118 milyon euro artırdı ve 831 milyon euro gelir elde ederek rekor kırdı. Real Madrid’in bu oranda büyümesinin ardındaki nedenler olarak güçlü perakende performansı ve COVID-19 kısıtlamalarının hafifletilmesinin ardından artan stadyum gelirleri öne çıkıyor.

Manchester City ise Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluklarına rağmen ikinci sıraya geriledi. Yayın gelirlerini 50 milyon euro, ticari gelirlerini de 26 milyon euro artıran City, şimdiye kadarki en yüksek geliri olan 826 milyon euroya ulaştı.

Paris Saint-Germain 802 milyon euroluk geliriyle Para Ligi tarihinde ilk kez ilk üçe girerek üst üste ikinci yıl Barcelona’nın (800 milyon euro) önünde yer aldı. Barcelona ise 7’nci sıradan 4’üncü sıraya yükselerek en büyük yükseliş gösteren kulüplerden biri oldu. Bu büyümenin ardında artan stadyum gelirleri, rekor lisans gelirleri ve ticari satışlar ile sponsorluk gelirlerindeki artış bulunuyor. Kulüp, maç günü ve ticari gelirlerde sırasıyla yüzde 61 ve yüzde 45’lik bir artış sağladı.

Buna karşın Liverpool, bir önceki yıla göre sıralamada en büyük düşüşü yaşayarak 3’üncü sıradan 7’nci sıraya geriledi ve Atletico Madrid ile West Ham United gibi, bir önceki sezona kıyasla gelirlerinde düşüş bildiren üç Para Ligi kulübünden biri oldu. Bu durum ise Liverpool’un 2021/22 sezonunda üç final oynaması ve ligi 2’nci sırada bitirmesinin ardından hem Premier Lig’de hem de Avrupa’daki maçlarda aldığı sonuçlardan kaynaklandı.

Premier Lig takımlarının sayısında düşüş

2022/23 sezonunda Para Ligi’nin ilk 20’sinde 8 İngiliz, 4 İtalyan, 3 İspanyol ve Alman ve 2 Fransız takımı yer aldı. Premier Lig kulüplerinin sayısı son iki yılda en az 10 olurken bu sayı 8’e düştü. Bununla birlikte, İngiliz kulüpleri mali olarak güçlü kalmaya devam ediyor. 2022/23 sezonunda küme düşen Leeds United, Hollanda Futbol Ligi Eredivisie’de ikinci olmasına ve Şampiyonlar Ligi’nin grup aşamasına katılmasına rağmen ilk 30 kulübün dışında kalan AFC Ajax’ı bu yılki Para Ligi’nde geride bıraktı. Özellikle, 21 ile 30 arasında yer alan Premier Lig kulüplerinden hiçbiri 2022/23 sezonunda Avrupa müsabakalarında oynamadı.

Stadyumlar yıl boyunca kullanılacak şekilde yenileniyor

Bu durumun, Avrupa’da Premier Lig dışındaki kulüplerin UEFA müsabakalarına sürekli olarak katılmaları ve mali açıdan rekabet edebilmek için, geleneksel olmayan kaynaklardan gelir elde etme fırsatları geliştirmeleri gerektiğini vurgulayan Deloitte Türkiye Futbol Endüstrisi Lideri Burç Seven, spora ve stadyumlarda yapılan diğer canlı etkinliklere olan yüksek talebin ticari ve maç günü gelirleri için daha umut verici bir büyümeye işaret ettiğinin altını çiziyor. 2022/23 sezonunda, maç günleri dışındaki günler de dahil olmak üzere kulüplerin stadyumları daha etkin bir şekilde kullanmasıyla gelir artışı sağlandığını belirten Seven “Altyapı yatırımlarına daha fazla odaklanılmasıyla bu artışın gelecekte de devam etmesini bekliyoruz. Avrupa futbolunda, stadyumların her ihtiyaca cevap verecek şekilde geliştirildiğini görüyoruz. Real Madrid, Manchester City, FC Barcelona, Liverpool, AC Milan ve FC Internazionale Milano gibi Avrupa’daki kulüplerin hepsi stadyumlarını yeniliyor ve teknolojideki son gelişmelerle donatıyorlar. Bu tür yatırımlar, kulüplerin stadyumlarını yıl boyunca açık, çok amaçlı eğlence mekanları olarak görme vizyonunu da ortaya koyuyor. Yayın haklarının düşüşe geçtiği bir dönemde, stadyum gelirlerinin artırılması, artan kapasite ve canlı etkinlikler de dahil olmak üzere daha geniş bir eğlence içeriği kulüplerin mali büyümeyi sürdürmelerine yardımcı olabilir” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/deloitte-futbol-para-liginde-premier-lig-ekonomik-olarak-en-guclu-lig-olarak-one-cikiyor-real-madrid-birinci-siraya-yukseldi/feed/ 0
Küresel Piyasalar Teknoloji Şirketleriyle Pozitif Seyirde https://www.akittvhaber.com.tr/kuresel-piyasalar-teknoloji-sirketleriyle-pozitif-seyirde/ https://www.akittvhaber.com.tr/kuresel-piyasalar-teknoloji-sirketleriyle-pozitif-seyirde/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:51:10 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=4872

Küresel piyasalar, teknoloji şirketleri öncülüğünde haftanın son işlem gününe pozitif bir seyirle başlarken, bugün gözler ABD’nin üretici enflasyonu verilerine çevrildi.

Dünya genelinde yapay zeka ile ilgili teknoloji şirketleri piyasaların yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.

Hafta boyunca piyasaların odak noktasında yer alan ABD’li çip üreticisi Nvidia’nın dün Google’ın üst kuruluşu Alphabet’in piyasa değerini geride bırakırken, ABD’li bilgi teknolojileri şirketi Super Micro Computer’a ilişkin değerlemelerin revize edilmesiyle şirketin hisse fiyatı son 5 işlem gününde yüzde 40’tan fazla değer kazandı.

Öte yandan, yapay zeka şirketlerinin uygulamaların yeni özelliklerini tanıtmaya devam etmesi, yatırımcıların odak noktasının teknoloji şirketleri üzerinde kalmasına yardımcı oluyor.

ABD’li teknoloji şirketi Microsoft’un gelecek iki yıl içinde Almanya’ya çoğunluğu yapay zeka alanında olmak üzere 3,2 milyar avroluk yatırım yapmayı planladığı bildirilirken, San Francisco merkezli teknoloji şirketi OpenAl da metin komutlarıyla gerçekçi ve yaratıcı sahneler oluşturabilen yapay zeka modeli Sora’yı tanıttı.

Bu hafta ABD enflasyonunun beklentileri aşmasının ardından ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimine geç başlayabileceğine yönelik fiyatlamalar güç kazanırken, ülkede dün açıklanan perakende satışların öngörülerin altında kalması enflasyonun gelecek dönemde hız kaybedebileceğine yönelik tahminleri destekledi.

Buna göre, ABD’de perakende satışlar ocakta yüzde 0,8 azalışla beklentilerin altında kalarak geçen yıl mart ayından bu yana en sert aylık düşüşünü kaydetti.

Analistler, söz konusu verinin ekonomik aktivitedeki canlılığın azaldığına işaret edebileceğini belirterek, Fed’in para politikası seyrine ilişkin daha fazla ipucu için daha çok verinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ayrıca, ABD’de dün sanayi üretimi ocakta aylık bazda artış öngörülerin aksine yüzde 0,1 gerilerken, Fed New York şubesinin açıkladığı imalat endeksi de şubatta eksi 2,4 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşmesine rağmen imalat sektöründe daralma yaşandığını gösterdi.

Philadelphia Fed İmalat Endeksi ise şubatta 5,2’ye çıkarak sektörde 5 aylık daralmanın ardından genişleme sinyali verdi.

ABD’de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı ise 10 Şubat ile biten haftada 212 bine gerileyerek beklentilerin altında gerçekleşti.

Analistler, ülkede açıklanan verilerin karışık sinyaller verdiğini dile getirerek, bugün açıklanacak olan Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verilerinin Fed’in önümüzdeki dönemde atacağı adımlara ilişkin sinyaller verebileceğini belirtti.

Öte yandan, Fed bankaların ciddi resesyonda bile hanehalkları ve işletmelere borç verebilmelerini sağlamaya yardımcı olacak 2024 stres testi senaryolarını yayımladı.

Bankadan yapılan açıklamada, bu yıl 32 bankanın stres testine tabi tutulacağının bilgisi verilerek, bu bankaların ticari ve konut amaçlı gayrimenkul piyasalarının yanı sıra kurumsal borç piyasalarında artan stresle ciddi bir küresel resesyona karşı test edileceği aktarıldı.

Bu yılki senaryoda, ABD’de işsizlik oranının 6,5 puan artışla yüzde 10’luk zirveye ulaştığı belirtilen açıklamada, bu artışa ciddi piyasa oynaklığı, şirket tahvili marjlarında genişleme, konut fiyatlarında yüzde 36 ve ticari gayrimenkul fiyatlarında yüzde 40 düşüş dahil varlık fiyatlarında “çöküş”ün eşlik ettiği kaydedildi.

Söz konusu gelişmelerin ardından ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,26’da bulunurken, dolar endeksi yüzde 0,1 artışla 104,4 seviyesinde seyrediyor.

Dün yüzde 0,7 artışla günü 2 bin 4 dolardan tamamlayan altının ons fiyatı, şu sıralarda önceki kapanışının hemen altında alıcı buluyor.

Dün yüzde 1,5 değer kazancıyla 82,4 dolardan günü tamamlayan Brent petrolün varil fiyatı, bugün önceki kapanışının yüzde 0,2 altında 82,2 dolardan işlem görüyor.

Dün New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 0,30, S&P 500 endeksi yüzde 0,58 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,91 artış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne de alış ağırlıklı bir seyirle başladı.

Avrupa borsalarında da dün pozitif seyir hakim oldu.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde dün, Avro Bölgesi’nde enflasyonun hedefe doğru gerilediğini, ancak yüzde 2’lik hedefin yakalanmasından emin olmak için daha fazla veriye ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, satın alma gücünün zayıflaması ve yüksek faiz oranlarının kredileri azaltmasıyla Avro Bölgesi’nde bu yılki ekonomik büyüme beklentisini yüzde 1,2’den yüzde 0,8’e indirdi.

AB, üye ülkelerde yenilenebilir hidrojen tedarikini artırmaya yönelik altyapı projelerine 6,9 milyar avroluk kamu desteği verilmesine onay verirken, Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Bankası, Avrupa Komisyonu ve Ukrayna hükümeti tarafından hazırlanan raporda, Ukrayna ekonomisinin savaşla geçen iki yılın ardından toparlanabilmesi için 486 milyar dolara ihtiyaç duyduğu bildirildi.

Öte yandan, dün açıklanan verilere göre ise İngiliz ekonomisi geçen yıl ekim-aralık döneminde yüzde 0,3 ile beklentinin üzerinde küçüldü ve son iki çeyrektir daralarak teknik resesyona girdi.

Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,38, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,60, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,86 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 1,17 değer kazandı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne de pozitif bir seyirle başladı.

Asya pay piyasalarına da pozitif seyir öne çıkarken, Japonya’da Nikkei 225 endeksinin 34 yılın zirvesine yakın seyretmesi dikkati çekiyor.

Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kazuo Ueda, iş gücü piyasasındaki sıkı duruşun devam ettiğini belirterek, şirketlerin artan maliyetlerinin fiyat artışlarına yansıyabileceğini söyledi.

Reel ücretlerin kademeli olarak pozitife dönmesini beklediklerini aktaran Ueda, “Ücretlerin 2025 mali yıl için enflasyon tahminimiz olan yüzde 1,8’den biraz daha fazla artmasını öngörüyoruz.” dedi.

Öte yandan, Çin piyasalarında bugün de yeni yıl tatili nedeniyle işlem gerçekleşmedi.

Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,1, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,2 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 2,4 artış kaydetti.

Yurt içinde dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,87 değer kazancıyla 9.242,15 puandan tamamlayarak kapanış rekoru kırdı. Endeks gördüğü en yüksek seviyeyi de 9.282,89 puana taşıdı.

Dolar/TL, dün dalgalı bir seyir izleyerek günü yüzde 0,1 azalışla 30,7178’den tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 30,8130 seviyesinden işlem görüyor.

Öte yandan, dün Hazine ve Maliye Bakanlığı ev sahipliğinde, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) organizasyonuyla düzenlenen Türkiye- Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu’nun gala yemeği Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Khalid Al-Falih, 2030 vizyonu çerçevesinde yatırımlar gerçekleştirebilmek için ciddi adımlar atacaklarını belirterek, “Uluslararası şirketlerle yaklaşık 1 trilyon 800 milyar dolarlık yatırım fırsatlarından bahsediyoruz. Umuyorum ki Türk firmaları bu yatırım alanlarından en çok istifade eden firmalar olur.” dedi.

Analistler, bugün yurt içinde yoğun veri gündemi, yurt dışında ise ABD’de ÜFE, inşaat izinleri ve Michigan tüketici güven endeksi verilerinin takip edileceğini ifade ederek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.300 ve 9.500 seviyelerinin direnç, 9.200 ve 9.000 seviyelerinin destek konumunda olduğunu kaydetti.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

10.00 Türkiye, şubat ayı TCMB’nin piyasa katılımcıları anketi

10.00 Türkiye, ocak ayı konut satış istatistikleri

10.00 Türkiye, aralık ayı özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu

16.30 ABD, ocak ayı ÜFE ile inşaat izinleri

18.00 ABD, şubat ayı Michigan üniversitesi tüketici güven endeksi

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/kuresel-piyasalar-teknoloji-sirketleriyle-pozitif-seyirde/feed/ 0
Hayvan Varlığının Azalmasıyla Et Fiyatları Artıyor https://www.akittvhaber.com.tr/hayvan-varliginin-azalmasiyla-et-fiyatlari-artiyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/hayvan-varliginin-azalmasiyla-et-fiyatlari-artiyor/#respond Sun, 11 Feb 2024 09:24:15 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3874

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvan ithalatının artmasına rağmen et fiyatlarında görülen artışa dikkat çekerek, “Çünkü kesim için hayvan bulmakta zorlanılıyor. Hayvan varlığı azaldı, fiyatlardaki artış devam ediyor. Büyükbaştaki fiyat artışları küçükbaşa da yansıdı. TÜİK verilerine göre üç yılda 2 milyon büyükbaş hayvan varlığında azalma var. Küçük baş varlığında azalmada artıyor. Çok yerde ahırlar boş. Hayvan varlığı azaldıkça sorun katlıyor” dedi. Gürer’in ziyaret ettiği kasap Zeki Güçlü ise 20 yıl önce emekli bir vatandaşın en düşük emekli maaşı ile 120 kilogram et alabilirken, bugün 10 bin lira en düşük emekli maaşı alan bir vatandaşın, emekli maaşıyla ancak 25 kilogram et alabildiğini söyledi.

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ziyaret ettiği bir kasap dükkanında, işletme sahibinden sektörle ilgili sorunları dinledi. Gürer, kırsalda ahırların boşalmaya devam ettiğini belirterek, üreticiye gerçek anlamda destek sağlanmaması halinde, et fiyatlarının yakında altınla yarışacak duruma gelebileceği uyarısında bulundu.

Kasap Zeki Güçlü,  50 kg’lık bir torba yemin 550 liraya çıktığına dikkat çekerek, yem fiyatlarının önüne geçilmediği müddetçe, etteki fiyat artışlarının önlenmesinin mümkün olmadığını söyledi. Son 20 gün içerisinde et fiyatlarının yüzde 20 oranında arttığına işaret eden Zeki Güçlü, fiyat artışları nedeniyle et satışlarında da yüzde 20-30 oranında kırılma olduğunu belirtti. 1 kilo kemiksiz kuzu kuşbaşı fiyatının 390 liraya, dana kuşbaşı fiyatının 370 liraya ulaştığını ve bu şartlarda vatandaşın ucuza et almasının mümkün görünmediğini dile getirdi. Güçlü, 20 yıl önce emekli bir vatandaşın en düşük emekli maaşı ile 120 kg et alabilirken, bugün 10 bin lira en düşük emekli maaşı alan bir vatandaşın, emekli maaşıyla ancak 25 kg et alabildiğini hatırlattı.

“İTHAL HAYVAN GELMESİNE RAĞMEN FİYATLAR DENGELENEMİYOR”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise hayvan ithalatının artmasına rağmen et fiyatlarındaki artışın devam ettiğini belirterek, “Çünkü kesim için hayvan bulmakta zorlanılıyor. Hayvan varlığı azaldı, fiyatlardaki artış devam ediyor. Büyükbaştaki fiyat artışları küçükbaşa da yansıdı. TÜİK verilerine göre üç yılda 2 milyon büyükbaş hayvan varlığında azalma var.Küçük baş varlığında azalmada artıyor. Çok yerde ahırlar boş. Hayvan varlığı azaldıkça sorun katlıyor. Köylerde de bu olumsuz tablo görülebiliyor. Hayvan varlığı azaldıkça fiyatlar artıyor. İthal hayvan gelmesine rağmen fiyatlar dengelenemiyor. Ramazan ayı geliyor, vatandaş zaten et almakta zorlanıyordu” diye konuştu.

“80 LİRAYA ÇIKAN KEMİK FİYATI BİLE GEÇEN YILIN İKİ KATINA ÇIKTI”

Önceki dönem Tarım ve Orman Bakanlarının, 2023 yılında büyükbaş hayvan ithalatının biteceğini yönündeki açıklamalarını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Geçen yıl 650 bin baş büyükbaş hayvan ithal eden ülkemizin bu yıl da 600 bin bay büyükbaş hayvan ithal edeceği söyleniyor. Buna rağmen et fiyatları düşmüyor. Özellikle dar gelirli ve emekli, et alıp yiyemez duruma geldi. 80 liraya çıkan kemik fiyatı bile geçen yılın iki katına çıktı. Siyasi İktidarın yapması gereken; doğru bir hayvancılık politikası uygulamak, ahırların neden boşaldığını araştırmak, hayvancılığı geliştirecek destekler vermektir. Gerçek anlamda destek sağlanmaz ise arttık et fiyatları sarrafın sattığı altın fiyatlarına denkleşecek. Millet yüksek yem fiyatları, ahır giderleri arttıkça, destekler verilmedikçe, köyden kente göç devam ettiği müddetçe hayvancılıkta geriye dönüş devam edecek. Küçük aile tipi işletmeler mutlaka desteklenmeli” dedi.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/hayvan-varliginin-azalmasiyla-et-fiyatlari-artiyor/feed/ 0
ATSO Başkanı: Ocak Ayı Enflasyonu Ücret Artışlarından Kaynaklanıyor https://www.akittvhaber.com.tr/atso-baskani-ocak-ayi-enflasyonu-ucret-artislarindan-kaynaklaniyor/ https://www.akittvhaber.com.tr/atso-baskani-ocak-ayi-enflasyonu-ucret-artislarindan-kaynaklaniyor/#respond Wed, 07 Feb 2024 09:27:04 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3544

ATSO Başkanı Ali Bahar, “Ocak ayı enflasyonunun temelinde büyük oranda ücret artışları yatıyor. Bu nedenle söz konusu artışın geçici etkilerden kaynaklandığını düşünüyoruz, önümüzdeki aylarda düşüş trendine gireceğini öngörüyorum” dedi.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ocak ayı enflasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enflasyonun özellikle asgari ücret artışlarının etkisinde kaldığını dile getiren Bahar, “Ücretler en temel maliyet kalemlerinden birisidir. Ocak ayı enflasyonunun temelinde büyük oranda ücret artışları yatmaktadır. Bu nedenle söz konusu artışın geçici etkilerden kaynaklandığını düşünüyor, önümüzdeki aylarda düşüş trendine girileceğini öngörüyoruz” dedi.

Başkan Bahar açıklamasında şunları kaydetti:

“2024 yılının ilk ayı olan Ocak ayı enflasyonu bir önceki aya göre Tüketici Fiyat Endeksi’nde (TÜFE) yüzde 6,70, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’nde (Yİ-ÜFE) yüzde 4,14 olarak açıklanmıştır. Yıllık enflasyon ise tüketici fiyatlarında yüzde 64,86, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 44,20 olmuştur. Mayıs ayına kadarki süreçte enflasyonun yüksek çıkması ve yılın ikinci yarısından itibaren belirgin bir azalışın yaşanacağını öngörüyorduk. Bu nedenle Ocak ayında yüzde 64,86 olarak açıklanan yıllık enflasyon, beklentilerimizin çok da uzağında bir oran değil. Hatta önümüzdeki 2-3 ay bu rakamların bir parça daha üzerini görebiliriz. Ancak Haziran ayı ve sonrası, enflasyon adına bambaşka bir dönem olacaktır.”

“Üretici fiyatlarındaki yavaşlama umut verici”

Üretici fiyatlarındaki yavaşlamanın devam ettiğine değinen Ali Bahar “Aralık ayında da dile getirdiğimiz gibi, özellikle geçtiğimiz yıl, aşırı şekilde açılan ÜFE – TÜFE makasında tüm zamanların rekorları kırılarak aradaki farkın ÜFE lehine yüzde 60’lara kadar çıkarak tarihi düzeylere yükseldiğini görmüştük. Özellikle seçim sonrasında yeni ekonomi yönetiminin izledikleri politikalar sayesinde ÜFE’nin hız kesmesi ile birlikte makasın kapanmaya başladığını ve yüzde 20 TÜFE lehine değiştiğini görmüş bulunmaktayız. Üretici fiyatlarındaki bu yavaşlama Ocak ayında da devam etmiştir. Bu veriler bize üretim maliyetlerinde bir yavaşlama olduğunu, bu durumun gelecek döneme ilişkin umut verici bir gelişme olduğu işaret etmektedir” diye konuştu.

“Yeni TCMB yönetimi ile istikrarın süreceğine inancımız tamdır”

2023 yılı Haziran ayı ile birlikte göreve gelen yeni ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun şu ana kadar oldukça başarılı bir süreç yürüttüğüne dikkat çeken Başkan Bahar, “Merkez Bankası Başkanlığında bir değişim yaşadık. Şu ana kadar politikaların kararlılık ve şeffaflık içerisinde yürütüldüğü bir süreç oldu. Bu sürecin piyasalar için olumlu katkısını da görmeye başladık. Bizler inanıyoruz ki bu değişim, sistemin işleyişine ve istikrarın bozulmasına yönelik herhangi bir olumsuzluk oluşturmayacaktır. Yeni TCMB Başkanı Sayın Karahan’da enflasyon görünümünde herhangi bir bozulmaya izin verilmeyeceğini, mevcut sıkı politikaların kararlılık içerisinde sürdürüleceğini ifade etmişlerdir. Bu açıklamalar piyasaların beklentisine son derece uygun ve istikrarın sürmesi açısından da umut verici açıklamalardır” dedi.

Göreve gelen TCMB Başkanı Fatih Karahan’a tebriklerini ileten Başkan Bahar, “Sayın Karahan’ın yeni görevinin kendisi ve ülkemize adına hayırlı olmasını temenni ederken, finansal istikrarın sağlanması noktasındaki kararlı duruşun sürdürülmesi adına iş dünyası temsilcileri olarak üzerimize düşen her görevi yapmaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

2024 yılı için Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerinin önemine işaret eden Bahar, “Önümüze baktığımızda 2024 yılı enflasyon hedefinin yüzde 33 olduğunu görüyoruz. Bu hedefi her fırsatta hatırlatmaya devam edeceğiz ki iş insanlarımız maliyet ve fiyatlandırma çalışmalarını bu beklentiler ışığında ayarlayabilsinler. Bu sayede geleceğe yönelik alacağımız kararlarda beklentileri dikkate almanın belirsizlikleri azaltacağını ve bunun da iş dünyamız açısından risklerin azaltılması noktasında büyük bir etki oluşturacağını düşünmekteyiz” dedi.

Ocak ayında en fazla artış lokanta ve oteller ile eğitim ve sağlıkta yaşandı

TÜFE’de ana harcama grupları bazında en yüksek aylık artışın yüzde 17,68 ile sağlık grubunda gerçekleştiğini belirten Bahar, “Bunu yüzde 12,17 ile lokanta ve oteller, yüzde 10,25 ile çeşitli mal ve hizmetler grupları izlemiştir. Yıllık bazda ise en yüksek artışların sırasıyla yüzde 92,27 ile lokanta ve oteller, yüzde 79,81 ile eğitim ve yüzde 78,57 ile sağlık gruplarında gerçekleştiği görülmüştür. Ocak ayında, endekste kapsanan 143 mal ve hizmet kaleminin 131’inde artış yaşanırken yalnızca 8 başlıkta düşüş görülmüştür. Aynı dönemde 4 temel başlıkta fiyat değişimi gözlenmemiştir. Aralık ayında en fazla artış gösteren ürün yüzde 30,43 ile havayolu yolcu taşımacılığı olurken bunu yüzde 28,63 ile diğer analiz laboratuvarları ve röntgen çekim merkezleri ve yüzde 25,80 ile dişçilik ücreti izlemiştir. En fazla düşüş ise yüzde 4,19 ile çocuk giyim, yüzde 3,05 ile kadın giyim ve yüzde 1,41 ile erkek giyim olmuştur” ifadelerini kullandı. – ANTALYA

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/atso-baskani-ocak-ayi-enflasyonu-ucret-artislarindan-kaynaklaniyor/feed/ 0
TCMB: Yıllık enflasyon temel mal ve enerjide yükseldi https://www.akittvhaber.com.tr/tcmb-yillik-enflasyon-temel-mal-ve-enerjide-yukseldi/ https://www.akittvhaber.com.tr/tcmb-yillik-enflasyon-temel-mal-ve-enerjide-yukseldi/#respond Tue, 06 Feb 2024 21:06:28 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=3481

TÜRKİYE Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yıllık enflasyonun temel mal ve daha belirgin olarak enerjide yükselirken; diğer ana gruplarda gerilediğini açıkladı.

TCMB, ocak ayına ilişkin Fiyat Gelişmeleri Raporu’nu yayımladı. Buna göre; Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ocak ayında aylık yüzde 6,70 yıllık yüzde 64,86 açıklanan tüketici enflasyonu, 2023 yılının son Enflasyon Raporu tahminiyle uyumlu şekilde gerçekleşti. Yıllık enflasyon, temel mal ve daha belirgin olarak enerjide yükselirken; diğer ana gruplarda geriledi.

Doğal gazın aylık tüketici enflasyonuna etkisi 0,23 puan, yıllık enflasyona etkisi ise 0,35 puan oldu. Mevsimsellikten ve doğal gaz etkisinden arındırılmış tüketici enflasyonunda geçen aylara kıyasla artış gözlendi.

Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, enerji ve hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,61 ve 0,58 puan artarken; gıda, alkol-tütün-altın ve temel mallar gruplarının katkıları sırasıyla 0,72; 0,26 ve 0,12 puan düştü.

HİZMET FİYATLARI ÖNEMLİ YÜKSELİŞ KAYDETTİ

Hizmet fiyatları, ocak ayında yüzde 12,14 ile önemli oranda yükseliş kaydetti. Hizmet grubu yıllık enflasyonu, 0,94 puan azalışla yüzde 89,72 oldu. Aylık fiyat artışları grup geneline yayılırken; yıllık enflasyon, kira ve ulaştırma hizmetlerinde yükseldi. Haberleşmede oldukça belirgin olmak üzere diğer alt gruplarda geriledi. Diğer hizmetlerdeki yüzde 14,99’luk yüksek aylık artışta, geçmiş enflasyona endeksleme ve zamana bağlı fiyatlama davranışının yaygın olduğu sağlık hizmetleri, yeniden değerlemeye bağlı kalemler, malzeme ve işgücü giderlerini de içeren bakım onarımın yanı sıra; eğlence, kültür ve sigorta hizmetlerindeki yükselişlerin etkisi hissedildi.

KİRA GRUBUNDA AYLIK ARTIŞ YÜZDE 11,46

Asgari ücret ve kırmızı et başta olmak üzere gıda fiyatlarındaki gelişmelerin yansıdığı lokanta, otel alt grubunda aylık artış, yüzde 12,17 ile yüksek oranda gerçekleşti. Kira grubunda aylık artış, sözleşme yenileme sayısındaki yükseliş kaynaklı etkilerle yüzde 11,46 ile önemli ölçüde güçlendi, bu grupta yıllık enflasyon 3,26 puan artışla yüzde 111,84 seviyesine ulaştı. Haberleşme alt grubu, yüzde 2,37 oranındaki görece ılımlı artış oranı ile hizmet grubu genelinden ayrıştı.

Temel mal grubu yıllık enflasyonu, 0,54 puanlık sınırlı bir artışla yüzde 53,35 oldu. Ocak ayında yıllık enflasyon, diğer temel mallarda yükselirken, kalan alt gruplarda yatay seyretti. Dayanıklı mal (altın hariç) fiyatları, yüzde 4,80 oranında arttı, alt grup yıllık enflasyonu 0,17 puanlık düşüşle yüzde 60,53 oldu.

Ocak ayında mobilya fiyatları yüzde 10,61 oranında yükselirken beyaz eşya ve otomobil fiyatları sırasıyla yüzde 6,53 ve yüzde 2,78 oranlarında artış kaydetti. Diğer temel mallar alt grubunda, fiyatların yüzde 5,48 oranında yükselmesiyle yıllık enflasyon 2,12 puanlık artışla yüzde 52,54 olarak gerçekleşti. Güçlü fiyat artışlarının alt grup geneline yayıldığı gözlendi.

GİYİM VE AYAKKABI FİYATLARI MEVSİMSEL ETKİLERLE GERİLEDİ

Mevsimsel etkilerle, giyim ve ayakkabı alt grubunda fiyatlar yüzde 1,86 oranında gerilerken; yıllık enflasyon 0,15 puanlık düşüşle yüzde 39,59 oldu. Enerji fiyatları, ocak ayında yüzde 6,14 oranında yükseldi, grup yıllık enflasyonu 5,70 puan artarak yüzde 32,89 seviyesinde gerçekleşti. Grup aylık fiyat artışında doğal gaz tüketim gelişmeleri kaynaklı etkiler belirgin olmaya devam etti. 2023 yılı ikinci yarısında oluşan yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) artışının ocak ayı itibarıyla Özel Tüketim Vergisi’ne (ÖTV) yansıtılması ve Türk lirası cinsi enerji fiyatlarındaki gelişmelerle, akaryakıt ve tüp gaz fiyatları sırasıyla yüzde 7,82 ve 10,75 oranlarında arttı. Şebeke suyu fiyatlarındaki artış ise yüzde 4,89 oldu.

‘GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEK FİYATLARI ARTTI’

Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları, ocak ayında yüzde 5,19 oranında arttı. Bu gruptaki yıllık enflasyon, yüksek baz etkisiyle 2,30 puan düşerek yüzde 69,71 seviyesinde gerçekleşti. Yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada 3,88 puan, işlenmiş gıdada ise 1,72 puan gerileyerek sırasıyla yüzde 87,35 ve yüzde 56,33 oldu.

Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, bir önceki ay sebze fiyatları öncülüğünde artan taze meyve sebze fiyatlarında bu dönemde sebze kaynaklı kısmi bir düzeltme izlendi. Diğer işlenmemiş gıda grubunda kırmızı et fiyatlarında yükseliş devam ederken; patates ve bakliyat, diğer dikkat çeken kalemler oldu. Böylelikle işlenmemiş gıda aylık enflasyonu, yüzde 7,01 oranında gerçekleşti. İşlenmiş gıda grubunda ise ekmek-tahıllarda fiyat artışları güçlenirken; işlenmiş et ürünleri öne çıkan diğer kalem oldu.

VERGİ AYARLAMASI, FİYATLARI YUKARIYA ÇEKEN TEMEL UNSUR OLDU

Alkollü içecekler ve tütün fiyatları yüzde 4,92 oranında yükselirken; bu grupta yıllık enflasyon 9,66 puan düşüşle yüzde 61,60’a geriledi. Yİ-ÜFE artışı kaynaklı vergi ayarlaması, fiyatları yukarıya çeken temel unsur oldu. Tütün ürünlerindeki vergi reformu sonucu fiyat artışı daha sınırlı bir şekilde gerçekleşti.

Yurt içi üretici fiyatları, ocak ayında yüzde 4,14 oranında arttı, yıllık enflasyon yatay bir seyir izleyerek yüzde 44,20 oldu. Ana sanayi gruplarına göre bakıldığında, enerji fiyatları ocak ayında gerilerken; diğer alt gruplarda fiyat artışları güçlendi. Öte yandan; yıllık enflasyon ara malı kalemi hariç alt grupların tümünde düşüş kaydetti. Aylık fiyat gelişmeleri sektörler bazında incelendiğinde fiyat artışlarının genele yayıldığı izlenirken; temel eczacılık, basım ve kayıt hizmetleri, makine ekipmanları, diğer madencilik ve kağıt ile kağıt ürünleri kalemleri ön plana çıktı.

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/tcmb-yillik-enflasyon-temel-mal-ve-enerjide-yukseldi/feed/ 0
CHP’nin emeklilerin maaşlarında yaşanan kaybın araştırılması önerisi reddedildi https://www.akittvhaber.com.tr/chpnin-emeklilerin-maaslarinda-yasanan-kaybin-arastirilmasi-onerisi-reddedildi/ https://www.akittvhaber.com.tr/chpnin-emeklilerin-maaslarinda-yasanan-kaybin-arastirilmasi-onerisi-reddedildi/#respond Wed, 17 Jan 2024 21:33:32 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2638

CHP’nin emeklilerin maaşlarında yaşanan kaybın ve ekonomik sorunlarının araştırılması önerisi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, “Dün açıklanan rakamlar eğer bu Meclis’ten de aynen geçecek olursa maalesef en düşük emekli maaşı asgari ücretin yalnızca yüzde 59’u kadar olacak. Bu, kabul edilemez bir durumdur çünkü biliyorsunuz emekli maaşları aslında bir sosyal koruma programıdır. Siz, bu kadar düşük emekli maaşıyla kimseyi koruyamazsınız. Bu yıl ’emekliler yılı’ olarak ilan ediliyor ama bu kadar düşük bir emekli maaşıyla bu yıl ancak emeklilerin eğer şansları varsa hayatta kalma yılı olarak ilan edilebilir, emekliler yılı olarak maalesef değil” dedi.

CHP’nin emeklilerin maaşlarında yaşanan kayıp ve ekonomik sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin gündemin önüne çekilerek bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesine ilişkin grup önerisi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Grup önerisinin gerekçesini açıklayan CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, şunları söyledi:

“BU KADAR DÜŞÜK BİR EMEKLİ MAAŞIYLA BU YIL ANCAK EMEKLİLERİN EĞER ŞANSLARI VARSA HAYATTA KALMA YILI OLARAK İLAN EDİLEBİLİR”

“Emekli maaşlarında öngörülen artış çok düşüktür ve Adalet ve Kalkınma Partisi dönemindeki kayıp çok yüksektir. Bir tek rakamla bu durumu açıklayalım: 2002’de en düşük emekli maaşının asgari ücretle arasındaki fark 1,3 kattı. En düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,3 kat fazlasıydı, dün açıklanan rakamlar eğer bu Meclis’ten de aynen geçecek olursa maalesef en düşük emekli maaşı asgari ücretin yalnızca yüzde 59’u kadar olacak. Bu, kabul edilemez bir durumdur çünkü biliyorsunuz emekli maaşları aslında bir sosyal koruma programıdır. Siz, bu kadar düşük emekli maaşıyla kimseyi koruyamazsınız. Bu yıl ’emekliler yılı’ olarak ilan ediliyor ama bu kadar düşük bir emekli maaşıyla bu yıl ancak emeklilerin eğer şansları varsa hayatta kalma yılı olarak ilan edilebilir, emekliler yılı olarak maalesef değil.

“EMEKLİLERE GAYRİSAFİ YURT İÇİ HASILADAN AKTARDIĞINIZ PAYDAKİ ORAN YÜZDE 4,5”

Bakın, açlık sınırı 14 bin liranın üstünde, o da şimdilik. Bu maaşlar aylar sonra aynı kalırken açlık sınırı bu enflasyonist ortamda çok daha yüksek olacak. Yoksulluk sınırı 47 bin liranın üstünde, o da şimdilik. Şimdi, özellikle emekli maaşı alan milletvekillerine sesleniyorum: Sizler 96 bin lira emekli maaşı alırken 10 bin lira emekli maaşı alanların o rakamla nasıl geçinebileceğini düşünüyorsunuz? Bu, gerçekten haksızlıktır, eşitsizdir.

Bir yandan Türkiye’de emeklilerin sayısı artıyor ama maalesef Adalet ve Kalkınma Partisinin ekonomi politikaları nedeniyle gayrisafi yurt içi hasıladan emeklilere ayrılan pay azalıyor. Bu, kabul edilemez. Bir rakam vereyim size, çok geriye gitmeyelim: 2010’da emeklilerin ülkemizdeki nüfusa oranı yaklaşık yüzde 13’ken, şimdi bu rakam yüzde 16’yı geçmiş durumda; nüfus içerisindeki payları artıyor. Peki, gayrisafi yurt içi hasıladan aktardığınız paydaki değişim ne? 2010’da yüzde 6,8’ini emeklilere ayırırken nüfus artmış olduğu halde bugün ayırmaya çalıştığınız oran yalnızca yüzde 4,5; bu kabul edilemez. Bu rakamlar örneğin Almanya’da yüzde 13 civarında, komşumuz Yunanistan’da ise yüzde 16’nın üzerindedir.

“ÜLKEMİZDEKİ SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARINDAN EMEKLİ OLANLAR ARASINDA ÇOK CİDDİ BİR EŞİTSİZLİK VAR”

Bir başka önemli sorun emekli maaşlarındaki artış yönteminin yanlışlığına ilişkindir. Her defasında Sayın Cumhurbaşkanının ‘Yüzde 5 artırıyoruz’ ya da şu kadar artırıyoruz demesine bağlı bir sistem kabul edilemez. Kaldı ki özellikle emekli maaşı 7 bin 13 liranın altında olanlar söz konusu olduğunda artış yüzde 33’ler civarındadır, dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin önerisini lütfen dikkate alın, emekli maaşlarındaki artışın asgari ücretteki artışla endekslenmesi önerisi çok yerindedir. Ayrıca, ülkemizdeki sosyal güvenlik kurumlarından emekli olanlar arasında çok ciddi bir eşitsizlik var. Emekli Sandığından emekli olanla SSK’den ve BAĞ-KUR’dan emekli olanlar arasındaki emekli maaşı farklılıkları kabul edilemeyecek düzeydedir, bu eşitsizliklerin giderilmesi gerekir. Bu enflasyonist ortamda insanların gerçekten temel gıdalara erişmekle bile ilgili sorunları olduğunu vurgulamak zorundayım.

“EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞINI ARTIRMAYA DAVET EDİYORUM”

Emeğin ulusal gelirden aldığı payı hep birlikte artırmak zorundayız. Adalet ve Kalkınma Partisi dönemindeki sosyal politikalar ve ekonomik politikalar, maalesef, emeğin ulusal gelirden aldığı payı giderek azaltmıştır. Hem emeğin ulusal gelirden aldığı payı arttırmak hem asgari ücreti yaşanabilir bir düzeye çıkarmak ve emeklilerin alacağı en düşük emekli maaşını da asgari ücret düzeyine çıkarmak zorundayız. Asgari ücretteki artışa benzer bir artışın da emekliler tarafından her artış döneminde yaşanması gerekir. Ülkede kaynak sorunu yoktur, ülkedeki kaynak sorununu iddia edenler sarayın harcamalarına baksınlar. Ülkede kaynak sorunu olduğunu iddia edenler özellikle Türkiye’nin ekonomi politikasındaki gereksiz harcamalara baksınlar. Dolayısıyla, özellikle tekrar ediyorum: Emekli maaşı alan milletvekillerini saraydan gelenleri buradan geçirmeye değil, vicdanlarının sesine uyarak en düşük emekli maaşını artırmaya davet ediyorum.”

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/chpnin-emeklilerin-maaslarinda-yasanan-kaybin-arastirilmasi-onerisi-reddedildi/feed/ 0
ABD İstihdam Raporu Küresel Piyasaların Odak Noktası https://www.akittvhaber.com.tr/abd-istihdam-raporu-kuresel-piyasalarin-odak-noktasi/ https://www.akittvhaber.com.tr/abd-istihdam-raporu-kuresel-piyasalarin-odak-noktasi/#respond Fri, 05 Jan 2024 21:09:19 +0000 https://www.akittvhaber.com.tr/?p=2180

Küresel piyasalar, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına ilişkin belirsizlikle karışık bir seyir izlerken, bugün gözler ABD’de açıklanacak istihdam raporundaki verilere çevrildi.

Fed’in yaklaşık iki yıldır devam eden enflasyonla mücadele sürecinde sona yaklaşılsa da, iş gücü piyasalarının güçlü kalmayı sürdürmesi bankanın gelecek dönem politika adımlarına yönelik fiyatlamaları zorlaştırıyor.

Dün, ABD’de açıklanan verilerin iş güçlü piyasasındaki sıkı duruşa işaret etmesi, faiz indirim beklentilerini baskılarken, yatırımcıların temkinli davrandığı görülüyor.

Ülkede açıklanan verilere göre, ADP özel sektör istihdamı, geçen yılın aralık ayında 164 bin kişiyle piyasa beklentilerinin üzerinde artış kaydetti. Ücret artışındaki yavaşlama ise Eylül 2022’den bu yana sürerken, yıllık ücret geçen yılın son ayında yüzde 5,4 arttı.

ABD’de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı da 30 Aralık ile biten haftada 202 bine gerileyerek piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti.

Ülkede hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) ise geçen yıl aralıkta 0,6 puan artışla 51,4’e çıkarken, imalat ve hizmet sektörlerini kapsayan bileşik PMI aynı dönemde 0,2 puan artarak 50,9’a yükseldi.

Analistler, beklenenden fazla artan özel sektör istihdamı ile öngörülenden çok azalan işsizlik maaşı başvurularının ABD’de iş gücü piyasasının gücünü koruduğunu gösterdiğini belirtti.

ABD’de bugün açıklanacak istihdam raporunun yatırımcıların odağında olduğunu vurgulayan analistler, söz konusu verilerin iş gücü piyasasının durumuna ilişkin daha fazla bilgi sağlayacağını ve verinin açıklanmasıyla birlikte piyasalarda oynaklığın artmasının beklendiğini ifade etti.

Söz konusu verilerin ardından, para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in mart toplantısında faiz indirimlerine başlama ihtimali hafta başına göre 20 baz puan azalarak yüzde 65’e geriledi.

Fed’in faiz indirimlerine öngörülünden daha geç başlayabileceğine yönelik ihtimallerin güçlenmesi tahvil piyasalarında satış baskısına neden olurken, ABD 10 yıllık tahvil faizi, yılbaşından bu yana toplamda 12 baz puan artış kaydederek tekrar yüzde 4 seviyesinin üzerine çıktı.

Dün yüzde 0,1 azalışla 102,4 seviyesinden günün tamamlayan dolar endeksi, şu sıralarda önceki kapanışına göre yüzde 0,1 yükselişle 102,5’te bulunuyor.

Altının ons fiyatı 2 bin 45 dolardan işlem görürken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,4 değer kazancıyla 77,9 dolarda seyrediyor.

Dün, New York borsasında karışık bir seyir izlenirken, S&P 500 yüzde 0,34 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,56 geriledi, Dow Jones endeksi yüzde 0,03 artış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne de karışık seyirle başladı.

Avrupa borsalarında ise dün pozitif bir seyir hakim olurken, bugün gözler Avro Bölgesi’nde öncü enflasyon verilerine çevrildi.

Dün Almanya’da açıklanan öncü verilere göre, yıllık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Aralık 2023’te, enerji yardım önlemlerinden kaynaklanan baz etkiler ile yüzde 3,7’ye yükseldi.

Analistler, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ne zaman faiz indirimlerine başlayacağına yönelik belirsizliklerin devam ettiğini kaydederek, açıklanan makroekonomik verilerin söz konusu beklentilerin biraz daha netleşmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.

Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,53, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,52, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,48 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 1,01 artış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise karışık seyirle başladı.

Asya pay piyasalarında Japonya hariç, negatif seyir öne çıktı.

Japonya Merkez Bankasının (BoJ) bu hafta başlarında meydana gelen depremlerin ardından negatif faiz politikasını sonlandırmakta zorlanacağına ilişkin beklentilerin artması Japon yeninin dolar karşısında değer kaybetmesine neden olurken, Japonya’da Nikkei 225 endeksini yukarı yönlü destekledi.

Dolar/yen paritesi yükseliş eğilimini üst üste dördüncü işlem gününe taşıyarak yüzde 0,2 artışla 144,8 seviyesinde bulunuyor.

Öte yandan bugün açıklanan verilere göre, Japonya’da hizmet sektörü PMI 51,5 ile beklentilerin altında kaldı.

Kapanışa yakın Hong Kong’da Hang Seng endeksi ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,3 değer kaybederken, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,5 artış kaydetti.

Yurt içinde dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,83 yükselişle 7.547,84 puandan tamamladı.

Dolar/TL, dün önceki kapanışının hemen altında 29,7574’ten günü kapatmasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 29,8780 seviyesinden işlem görüyor.

Dün, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin (MÜSİAD) düzenlediği “2023 Yılı Değerlendirmesi ve 2024 Yılı Beklentileri” konulu toplantıda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyon düşüşündeki başarıyla birlikte Türkiye’nin, küresel normlara uygun gerekli adımları atacağını vurguladı.

Şimşek, Türkiye’nin not görünümünde iyileşmenin başladığını ve not artışının da olacağına inandıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“(İş dünyasına) Mal ve hizmetlerde muazzam teşvikler getirdik, devam edeceğiz. Eğer ihracat yapmıyorsanız, lütfen ‘2024 ve sonrasında ihracat yapacağız’ diye planlama yapın. Çünkü sizi destekleyeceğiz. Rekabet gücünüzü, istihdamı ve çalışanları desteklemek için 2024 yılında 630 milyar liradan fazla bir gelirden vazgeçeceğiz.”

Analistler, bugün yurt içinde haftalık para ve banka istatistikleri, yurt dışında ise ABD’de istihdam raporu başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini aktararak, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 7.600 ve 7.700 puanın direnç, 7.500 ve 7.400 seviyelerinin destek konumunda olduğunu bildirdi.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

10.00 İngiltere, aralık ayı konut fiyat endeksi

13.00 Avro Bölgesi, aralık ayı TÜFE

14.30 Türkiye, haftalık para ve banka istatistikleri

16.30 ABD, aralık ayı istihdam raporu

18.00 ABD, kasım ayı fabrika siparişleri

]]>
https://www.akittvhaber.com.tr/abd-istihdam-raporu-kuresel-piyasalarin-odak-noktasi/feed/ 0