
41 yaşına giren ünlü oyuncu Meryem Uzerli, Muhteşem Yüzyıl dizisinde canlandırdığı Hürrem Sultan karakteri ile tanınmıştı.

Meryem UzerliAlmanya’nın Hessen eyaletinin Kassel Şehri’nde dünyaya geldi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Meryem Uzerli, 2013 yılında Türkiye’den ayrıldıktan sonra kendisini aldattığını öğrendiği erkek arkadaşı Can Ateş ile ayrıldığını açıkladı.

Hamile olduğunu, çocuğunu doğurmak istediğini söyledi. Şubat 2014’te Lara isimli kızı dünyaya geldi.

Meryem Uzerli, 3 Eylül 2020 tarihinde ikinci kez hamile olduğunu açıklayarak, hamileliğin beşinci ayında olduğunu söyledi. Babasının kim olduğunu belirtmedi.
Meryem Uzerli, 8 Ocak 2021 tarihinde ikinci kız çocuğunu dünyaya getirdi. Instagram hesabında yeni doğan bebeğinin isminin “Lily Koi” olduğunu duyurmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Alman askeri yetkililerin, Taurus füzelerinin Ukrayna’ya verilmesini ele aldıkları toplantının ses kaydının Ruslar tarafından basına sızdırılmasının yankıları sürüyor.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “son derece ciddi bir mesele” olarak nitelendirdiği dinleme skandalının “büyük bir dikkatle, derinlemesine ve hızlı bir şekilde soruşturulacağını” duyurdu.
Peki Rusya’nın sızdırdığı kayıt gerçek mi? İddia edildiği gibi gerçekten de Alman yetkililer Kırım köprüsüne saldırı planlarını mı konuştular? Kremlin’in hamlesinin gerisinde ne yatıyor olabilir? Gelişmeler Alman siyasetinde ve basınında nasıl yankılandı?
Merak edilen soruların yanıtlarını derledik.
Toplantı kaydı nasıl sızdı?
Alman Hava Kuvvetleri Komutanı Ingo Gerhartz ile üst düzey üç askerin videokonferans görüşmelerinin ses kaydı, ilk olarak 1 Mart’ta Russia Today Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan tarafından sosyal medyada paylaşıldı.
Alman medyasına göre, basına 38 dakikalık bölümü sızdırılan bu görüşme 19 Şubat’ta yapıldı. Almanya Savunma Bakanlığı, böyle bir videokonferansın yapıldığını doğruladı, kaydın bir dinleme faaliyeti sonucunda elde edildiğini tahmin ettiklerini kaydetti.
“Değerlendirmemize göre hava kuvvetleri mensuplarının yaptığı bir görüşme dinlendi” açıklamasını yapan bakanlık bununla birlikte sosyal medyada dolaşan kayıt ve deşifre edilmiş versiyonunun içeriği ve doğruluğu konusunda yorum yapmadı.
Toplantıda neler konuşuluyor?
Videokonferans, Ukrayna’nın talep ettiği Taurus adlı uzun menzilli füzeler konusunda Alman Savunma Bakanı Pistorious’a verilecek brifing öncesinde düzenleniyor. Hava Kuvvetleri Komutanı Ingo Gerhartz ve üç üst düzey hava kuvvetleri mensubu, Pistorious’a yapılacak sunumu gözden geçiriyor.
Alman hükümetinin, Taurus’ları gönderme yönünde siyasi bir karar alması durumunda Alman askerlerinin bir görev üstlenmek zorunda kalıp kalmayacağı, Almanya’nın savaşa müdahil bir ülke konumuna gelmeden bu desteği sağlayıp sağlayamayacağı teorik olarak tartışılıyor.
Görüşmede, “Taurus’lar tabii ki tek başına savaşın seyrini değiştirmeyecek” görüşünü dile getiren Gerhartz, İngiliz ve Fransızların Ukrayna’ya verdiği SCALP ve Storm-Shadow füzelerinin bitmek üzere olduğu, bu nedenle Almanya’dan artık Taurus’ları göndermesini istemelerinin olası olduğunu kaydediyor. Siyasi karar alınması halinde ilk aşamada 50 adet bir sonraki aşamada bir 50 adet daha uzun menzilli füze verilebileceğini söylüyor.
Bir diğer üst düzey asker, sivil kayıplara yol açmamak için Ukraynalı askerlere Taurus’lar konusunda verilmesi gerekecek eğitimin büyük önem taşıdığını vurguluyor. Bu eğitimin ne kadar süreceğini, Ukrayna’ya Taurus füzelerinin ne zaman sevk edilebileceğini ele alıyorlar.
Ukrayna ordusunun Almanya’nın teknik desteği olmadan bu füzeleri kullanıp kullanamayacağı, misyon planlama ve hedef belirleme aşamalarının Alman ordusunun uydu görüntüleri, veri paylaşımı olmaksızın gerçekleşip gerçekleşemeyeceği farklı senaryolar üzerinden tartışılıyor. Almanya’nın doğrudan müdahil olmaması için nasıl bir yol izlenebileceği, İngiltere ya da Amerikalıların bu teknik desteği üstlenip üstlenmeyeceği konuşuluyor.
Kırım Köprüsü’ne saldırı mı planlanıyordu?
Videokonferans kaydı, Rusların gündeme taşıdıkları, “Alman askerler Kırım Köprüsü’ne saldırı planlıyor” iddiasını doğrulamıyor.
Hava kuvvetleri mensupları, Almanya’nın Taurus füzelerini Ukrayna’ya vermesi durumunda, bunların hangi amaçla kullanılabileceğini konuşuyor. Ancak bu görüşme, doğrudan saldırı planlarının yapıldığı bir toplantı değil, olası senaryoların, alternatiflerin genel olarak tartışıldığı bir görüşme.
Ukrayna’nın Taurus seyir füzelerini, Rusya’nın mühimmat depoları ile Kırım Köprüsü’nü hedef almak için kullanmak isteyebileceği değerlendirmesini aktaran Alman komutanlar, bu füzelerin teknik olarak köprüyü imha edip edemeyeceğini tartışıyor.
Askerler, Ukrayna ordusunun Kırım Köprüsü’nü vurabilmek için uydu görüntüsüne, istihbarat, teknik desteğe, bazı verilere ihtiyacı olabileceğine, hedef sapması olmaması için bunun önem taşıdığına dikkat çekiyorlar.
Ukrayna’nın bu verileri ne şekilde tedarik edebileceğini konuşan askerler, yine teorik olarak üç farklı senaryodan söz ediyor.
Almanya’nın vurulacak hedeflere dair gerekli uydu görüntülerini Büchel’deki askeri üsten “güvenli hatlar” oluşturarak doğrudan Ukrayna’ya iletebileceği, bunun uygun görülmemesi halinde kara yoluyla Polonya’ya götürülecek verilerin buradan Ukrayna’ya gönderilebileceği konuşuluyor.
Ancak Alman hükümetinin, ülkeyi savaşa taraf hale getirebilecek adımlar atmaması konusundaki hassasiyetine işaret eden komutanlar, bir başka alternatifin, Ukrayna’nın uydu görüntüler konusunda, ABD ve İngiltere gibi diğer müttefiklerden destek alması olabileceğini dile getiriyorlar.
Yayınlanan kayıt müttefikleri kızdırabilir mi?
Dinleme kaydının skandala yol açan bir diğer yönü de Alman ordusunun üst düzey mensuplarının müttefikleri açısından hassas bazı bilgileri konuşuyor olmaları.
Örneğin Alman komutanlar İngiltere’nin Ukrayna’ya verdiği füzelerin kullanımına teknik destek için, bu ülkede askeri personel bulundurduğu ve İngilizlerin Taurus’un kullanımı için de Ukrayna ordusuna gerekli teknik desteği vermeyi Almanlara teklif ettiklerinden söz ediyorlar.
Ayrıca Alman askerleri, Taurus misyonlarının belirlenmesinde ve hedeflerin vurulmasında uydu görüntülerinin önem taşıdığını konuştukları esnada, Ukrayna’da “sivil kıyafetle gezen Amerikalı aksanlı kişiler bulunduğuna” işaret ederek, onların da uydu görüntülerine sahip olduklarından yola çıktıklarını kaydediyorlar.
Alman siyasetinde nasıl yankılandı?
Skandal, Rusların aslında Alman ordusu Bundeswehr’de çok daha fazla görüşmeyi dinlemiş olabileceği şüphelerine yol açtı. Milletvekilleri, bunun münferit bir olay mı, yoksa ciddi güvenlik zaafiyeti mi olduğu konusunda kapsamlı soruşturma istiyor. Hatta Federal Meclis’te bir soruşturma komisyonu kurulması talep ediliyor.
Ana muhalefetteki Hristiyan Demokratların (CDU) savunma ve dış politika uzmanı Roderich Kiesewetter, Rusya’nın Almanya’ya karşı yürüttüğü “hibrit saldırı sonucu elde ettiği” ses kaydının Rusya Devlet Başkanı Putin’in elini güçlendirdiği görüşünde.
Kiesewetter sosyal medya paylaşımında, Rusya’nın bu ses kaydını sızdırarak, müttefik ülkelerin Almanya’ya güvenini zayıflatmayı, Avrupa’yı parçalamayı amaçladığını, Alman kamuoyunu manipüle ettiğini söyledi.
“Buna izin vermemeliyiz” diyen CDU’lu siyasetçi, Scholz’un artık Taurus’ların Ukrayna’ya verilmesine yeşil ışık yakması gerektiğini savundu.
İktidar ortaklarından Hür Demokrat Partisi’nin (FDP) milletvekili Marie-Agnes Strack-Zimmermann ise yaptığı açıklamada “Casuslukla ilgili saflığımıza artık son vermek zorundayız” dedi.
Yeşiller Partili Agnieszka Brugger Spiegel dergisine yaptığı açıklamada Rusya’nın dezenformasyon yoluyla Alman toplumuna nüfuz etmeye çalıştığını, önümüzdeki aylarda sabotaj girişimlerinin olabileceği uyarısında bulunarak, “Siyasette, medyada ve toplumda buna çok daha iyi hazırlanmamız gerekiyor. Toplum olarak daha dirençli, daha sağlam ve daha dayanıklı olmamız gerekiyor” diye konuştu.
Başbakan Scholz Taurus füzelerinin gönderilmesine neden karşı?
Ukrayna hükümeti, Rusya’nın saldırılarına karşı koyabilmek ve askeri etkinliğini artırabilmek amacıyla Taurus füzelerine ivedilikle ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Bu füzelerin, cephenin ilerisindeki Rus mühimmat depolarını, kritik yapıları vurabilecek olması, savaşın gidişatını etkileyebilecek bir adım olarak görülüyor.
Bu konuda aylardır girişimlerde bulunan Ukrayna hükümeti, bugüne kadar Almanya Başbakanı Olaf Scholz’dan olumlu bir yanıt alabilmiş değil. Scholz, muhalefetten ve kendi koalisyon ortaklarından gelen eleştirilere rağmen bu konuda geri adım atmıyor.
Başbakan Scholz geçen hafta yaptığı açıklamada, Taurus’ların Ukrayna’ya verilmesi durumunda, Almanya’nın da savaşa dahil olabileceği konusunda endişesini dile getirerek, “Alman askerlerinin herhangi aşamada ve herhangi bir yerde, bu sistemin ulaşabileceği hedeflerle hiçbir ilişkisi olmamalıdır” demişti.
Scholz bu kararını, şu sözlerle açıklamıştı: “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın Rusya ile NATO arasında bir savaşa dönüşmesini engellememiz gerek. Ukrayna topraklarında hiçbir Alman askerinin bulunmayacağı çok açıktır. Benim savunduğum da budur: Ülkemizin ve ülkemizin askeri unsurlarının bu savaşa katılması söz konusu olmayacaktır. Bu, hükümetin ve Şansölye olarak benim vatandaşlara karşı bir sorumluluğumuzdur.”
Alman basını: ‘Müttefikler Almanya’dan şüphe duyacaklar’
Rusya tarafından sızdırılan dinleme kaydı Alman basınında “Dinleme skandalı” ve “Hükümet için büyük utanç” gibi başlıklarla yer aldı. Haberler konusunda, herhangi bir erişim kısıtlaması söz konusu olmazken, basın organlarının görüşmenin içeriğini ayrıntılı olarak okurlarına aktarmaları da dikkat çekti.
Die Zeit gazetesi “Almanya için yüz kızartıcı, hava kuvvetleri için bir felaket” başlıklı haber-yorumunda yaşanan dinleme skandalını “tam bir fiyasko” olarak nitelendiriyor.
Bunun Almanya için NATO’da olumsuz sonuçlar doğurabileceği, müttefik ülkelerin bundan sonra Almanya ile bilgi paylaşırken Rusların dinlemediğinden emin olmak isteyebileceklerine dikkat çekiliyor.
Der Tagesspiegel gazetesi ise “Hava Kuvvetleri Komutanı Gerhartz’ın görevde kalmaya devam edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor” bilgisini veriyor.
Frankfurter Allgemeinen Zeitung gazetesindeki yazıda, “Moskova, Scholz’un Ukrayna’ya Taurus vermeme kararına sadık kalmasını sağlıyor. Müttefikler bir kez daha Almanya’dan şüphe duyacaklardır” ifadeleri yer alıyor.
]]>
Azerbaycan aleyhi tutum sergileyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Marcon ve Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Josep Borrell’e tepki gösteren Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Azerbaycan kendi topraklarını ve egemenliğini sağlamak için diğer ülkelerin attığı adımlardan farklı adımlar atmıyor” dedi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Alman Doğu İş Dünyası Birliği İcra Direktörü Michael Harms başkanlığındaki heyeti kabul etti. Aliyev, 17 Şubat’ta Almanya’nın Münih kentinde Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un ev sahipliğinde Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’la yaptığı görüşmeyi hatırlatarak, Almanya’nın Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış sürecine katkı sağladığını vurguladı.
“Almanya, Fransa’nın aksine, barış sürecinde tarafsız kalıyor”
Almanya’nın önerisi üzerine Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları arasında başkent Berlin’de bir toplantı yapılmasını desteklediğini belirten Aliyev, “Almanya, ateşi körükleyen ve Ermenistan’a öldürücü silahlar sağlayan Fransa’nın aksine, barış sürecinde tarafsız kalıyor. Uluslararası hukuk normları bizden yanadır. Ülkemizin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü sağladığımız için asılsız ve taraflı suçlamalarla karşı karşıya kaldık. Azerbaycan kendi topraklarını ve egemenliğini sağlamak için diğer ülkelerin attığı adımlardan farklı adımlar atmıyor” dedi.
“Bu açıklamaları ülkemize yönelik üstü kapalı tehditler olarak değerlendiriyoruz”
AB de dahil olmak üzere bir dizi uluslararası kuruluşlarda çifte standartlığın sıradan bir hale geldiğini belirten Aliyev, “Bu konuda Joseph Borrell’in doğru olmayan açıklamaları bizi hayal kırıklığına uğrattı. Öncelikle kendisinin bu açıklamaları hiçbir gerçeği yansıtmamakta ve uluslararası hukuk normlarına aykırıdır. İkinci olarak Azerbaycan tarafı bu açıklamaları ülkemize yönelik üstü kapalı tehditler olarak değerlendiriyor. Borrell, Azerbaycan’ın Ermenistan’a saldırması durumunda bunun acı sonuçlarla karşılaşacağını söyledi. Öncelikle Borrell, Azerbaycan’ın Ermenistan’a saldırmayı planladığı bilgisini nereden aldı? Bizim böyle bir planımız yok. Bunlar Bay Macron’un imaları. Bütün bunlar, Azerbaycan’ın Ermenistan’a saldırmaya hazırlandığı iddiasıyla bağlantılı olarak ülkemizi kötülemeye dayanan Fransa’nın Azerbaycan aleyhi politikasının bir parçasıdır” dedi.
Azerbaycan-Ermenistan sınırında Eylül 2023’te yaşanan son ciddi gerilimin ardından bu aya kadar sınırdaki durumun sakin olduğunu vurgulayan Aliyev, “Ancak şubat ayında bir Ermeni keskin nişancının bir Azerbaycan askerini ağır yaralaması üzerine, buna zamanında ve doğru bir şekilde karşılık vermek zorunda kaldık. Cevabımız birkaç dakika sürdü ve Ermenistan’ın Azerbaycanlıları öldürme girişiminin cezasız kalmayacağını anlaması yeterliydi ve dediğim gibi geçen yılın eylül ayından bu yana bu olay dışında sınırda sükunet hakimdi. Yani Sayın Borrell ve Sayın Macron bu bilgiyi gerçeklikten değil, hayallerinden alıyorlar” dedi.
“Macron, Borrell ve onlar gibiler tarafından suçlanıyoruz”
Azerbaycan’ın Karabağ’ı Ermenistan işgalden kurtarmasının ardından bazı AB’li politikacılar tarafından saldırıya uğradıklarını belirten Aliyev, “Toprak bütünlüğümüzü ve egemenliğimizi sağladıktan ve Karabağ’da bölücülüğün yuvasını yok ettikten sonra saldırılara maruz kaldık. Macron, Borrell ve onlar gibiler tarafından suçlanıyoruz. Ukrayna’yı ele alalım. Ukrayna da toprak bütünlüğünü yeniden sağlamak istiyor. Almanya ve diğer ülkeler Ukrayna’ya silah gönderiyor. Hepiniz Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü sağlaması gerektiğini beyan ediyorsunuz. Peki bizim toprak bütünlüğümüz? Bu konu Ukrayna sorunundan daha mı az önemli?” ifadelerini kullandı.
“Avrupa Konseyi’nden tamamen çekilme konusunu ciddi olarak ele alabiliriz”
Almanya Başbakanı Scholz’un açıklamaları ve eylemlerinde tarafsızlık gösterdiğini belirten Aliyev, “Liderliğini yaptığı partinin üyesi, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Hristiyan olmayan 2 ülkeden biri olan Azerbaycan’ı dışlamak istiyor ve bunu gösterişli ve bilinçli bir şekilde yapıyor. Bildiğiniz gibi bu kurumun oturumlarına katılmama kararı aldık. Çünkü eğer duruşumuzu ifade etme hakkımız yoksa neden orada olalım? Bir yıl içinde heyetimizin hakları iade edilmezse Avrupa Konseyi’nden tamamen çekilme konusunu ciddi olarak ele alabiliriz” dedi.
“Rusya’nın yeni gerçekleri kabul ettiğini düşünüyorum”
Fransa, ABD ve Rusya’nın eş başkanlığındaki AGİT Minsk Grubu’nun 30 yıl boyunca Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki sorunun çözümü için hiçbir adım atmadığını söyleyen Aliyev, “Topraklarımızı kurtarmaya başladığımızda bu 3 ülke bize baskı yapmaya başladı. Her biri bizi yolumuzdan döndürmek için farklı araçlar kullandı. Topraklarımızı kurtarmamızı istemediler. Geçen yıl Eylül’de bölücülüğe son verdiğimizde yine yanlış yaptılar. Bazıları hala yanlış yapıyor. ABD ve Fransa’dan bahsediyorum. Rusya’nın artık olup biteni çok iyi anladığını ve yeni gerçekleri kabul ettiğini düşünüyorum. ABD ve Fransa da aynısını yapmalı. Aksi takdirde durum planladıkları gibi olmayacaktır. Bu ülkeler, ekonomisiyle, ordusuyla, geniş uluslararası ilişkileriyle Güney Kafkasya’nın lider ülkesi olan Azerbaycan ile çalışmalıdır” ifadelerini kullandı. – BAKÜ
]]>
Almanya’nın Hanau kentinde 19 Şubat 2020’de ırkçı terörist Tobias Rathjen tarafından şehir merkezindeki iki kafeye düzenlenen saldırı sonucu 4’ü Türk 9 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan ırkçı saldırıda hayatını kaybedenler için Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından anma etkinliği düzenlendi.
YTB Genel Merkezi’nde düzenlenen anma etkinliğine, YTB Başkanı Abdullah Eren, AK Parti Osmaniye Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Derya Yanık, Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Henning Simon, AK Parti Dış İlişkiler Başkanı Zafer Sırakaya, ırkçı saldırıda yaşamını yitirenlerin yakınları ile çok sayıda davetli katıldı.
YTB Başkanı Eren, burada yaptığı konuşmada, 19 Şubat 2020’deki saldırının ardından 4 yıl geçtiğini ve bu menfur eylemi kınadığını ifade ederek, terör kurbanlarının yakınlarına başsağlığı diledi.
“2023’te 350’nin üzerinde vatandaşımıza saldırı düzenlendiğini görüyoruz”
Batı ülkelerinde Türklere, Müslümanlara ve azınlık gruplara yönelen saldırıların 1980’li yıllardan bu yana artan bir ivmeyle devam ettiğini hatırlatan Eren, “Irkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, İslamofobi ve göçmen karşıtlığı bilhassa Avrupa’da alan kazanmaya devam ediyor.” dedi.
Eren, Federal Alman Hükümeti’nin Ocak 2023’te açıkladığı rapora göre, ülkede her yıl yaklaşık 22 bin aşırı sağcı saldırı gerçekleştiğini ve her 24 dakikada bir “aşırı sağcı suç” işlendiğini söyledi.
“Başkanlığımızca hazırlanan Yurt Dışındaki Türk Varlığını Hedef Alan Saldırılar Raporuna göre, yurt dışındaki vatandaşlarımıza 2018’de 174, 2019’da 253, 2020’de 389, 2021’de 316, 2022’de 274 ve 2023’te 350’nin üzerinde saldırı düzenlendiğini görüyoruz.” diyen Eren, bu artan saldırılarda aşırı sağın gizliden gizliye büyüyen ırkçı teşkilatlanmalarının önemli bir payı bulunduğunu aktardı.
Eren, Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı güncel problemlerin kaynağı olarak göçmenleri ve azınlık grupları işaret eden art niyetli anlayışın, maalesef ısrarla varlığını sürdürmeye devam ettiğini vurguladı.
Son dönemde Müslümanların, yaşadıkları ülkelerde adeta potansiyel tehdit unsuru olarak algılanmaya başladığına dikkati çeken Eren, bu durumun bir an evvel son bulmasını temenni ettiklerini aktardı.
Eren, şöyle devam etti:
“Birbirini anlayan, farklılıklara saygı gösteren, çeşitliliğin zenginlik olduğunu idrak eden, ayrıştırmayı ve ötekileştirmeyi reddeden bir Avrupa görmeyi hepimiz istiyoruz. Bu noktada dikkatle altını çizmek isterim ki, bu karamsar tabloyu elbette ki Avrupa toplumunun tamamına da teşmil etmiyoruz. Barış içinde bir arada yaşama kültürünü savunan ve buna her şartta sahip çıkan Avrupalıların çoğunlukta olduğunu biliyor ve onlara teşekkür ediyoruz.
Almanya’ya 60 yılı aşkındır her alanda önemli değerler katan, Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin başat aktörü olan Türk Diasporasının da her zaman yanında olduk ve olacağız.”
Irkçı saldırı sonucu 29 yaşında hayatını kaybeden Sedat Gürbüz’ün annesi Emiş Gürbüz, olayın yaşandığı günden bu güne kadar geçen 4 yılda her günü tek tek saydığını söyledi.
Gürbüz, saldırının Almanya için kapkara bir leke olduğunu, “Bu ırkçılık neden 40 yıldır devam ediyor? Neden durmuyor? Neden biz anne babalar, evlatlarımızı, kardeşlerimizi bu şekilde kaybediyoruz? Artık yeter, dursun. Kimse ağlamasın. Anne baba, evladını bu şekilde kaybetmesin.” diye konuştu.
AK Parti Osmaniye Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Yanık, İslam’ın masum bir insanın öldürülmesini bütün bir insanlığın ölümü olarak gördüğünü hatırlatarak, kötülüğün ve iyiliğin bulaşıcı olduğunu, kötülükle mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
Yanık, 5-6 milyona yakın Türk vatandaşının Avrupa’da bulunduğunu belirterek, 2022’de Almanya’ya bir ziyaret gerçekleştirdiğini ve orada Türk vatandaşlarıyla bir araya gelip, oradaki vatandaşların problemlerine ilişkin çözüm üretmek üzere görüşmeler yaptığını söyledi.
Almanya’da yaşayan Türk toplumunun ülkeye ekonomik, sosyal ve kültürel katkıda bulunduğunu vurgulayan Yanık, “Türk toplumuna yönelik böylesi ırkçı saldırının hala devam ediyor olması; bizim açımızdan, Türk vatandaşları açısından, Türkiye açısından bir sorun ama Almanya açısından daha büyük sorun.” diye konuştu.
Hanau saldırısında olay yerine giden ilk gazetecilerden İsmail Erel ise olay anına ilişkin hatıralarını paylaştı.
Erel, 30 dakika içerisinde olay yerine ulaştığını belirterek, “Olayla ilgili çok fazla dezenformasyon vardı. Olayın Rus çete tarafından işlendiğine, PKK’nın terör saldırısı olduğuna dair bilgi kirliliği vardı. Polis ilk andan itibaren düzgün bilgi verseydi bu dezenformasyon oluşmazdı. Polis çok ketum davrandı.” dedi.
“Hanau, her türlü radikalizm ve ırkçılığa karşı birlikte hareket edilmesi gerektiğini hatırlatmakta”
Simon, Ankara’daki Alman Büyükelçiliği Müsteşarı olarak Hanau’daki korkunç saldırının dördüncü yılı nedeniyle büyük üzüntü duyduğunu aktararak, “Bugün, derin bir şekilde hafızlarımıza kazındı ve bizlere o günü birlikte anmamız ve ortak hareket etmemiz gerektiğini hatırlatıyor.” ifadelerini kullandı.
Hanau’daki saldırının münferit bir olay olmadığını, nefret suçlarındaki endişe verici gelişmelerin bir parçası olduğunu vurgulayan Simon, failin içine nefret ve ötekileştirme duygularının işlendiğini vurguladı.
Simon, “Hanau’da hayatını kaybedenler her türlü radikalizm ve ırkçılığa karşı birlikte hareket edilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Kökeni veya dini ne olursa olsun tüm insanların barış ve güvenlik içinde yaşayabileceği açık ve kapsayıcı bir toplum için mücadele etmemiz büyük önem taşımaktadır.” dedi.
]]>