Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından Fethiye Karaçulha Toptancı Hali içinde üreticilerin olumsuz hava şartlarından etkilenmemeleri için kurulan ürün pazarlama alanı ve üzüm suyu, sirke, pekmez ve şarap üretim tesisi açılışı Başkan Dr. Osman Gürün’ün katılımıyla yapıldı.
Fethiye ilçesinde yaklaşık 200 bin metrekare alanda vatandaşlara hizmet veren Karaçulha Toptancı Hali’nde Büyükşehir Belediyesi yeni bir tesis ve ürün pazarlama alanı kazandırmak için başlatılan proje tamamlandı. 40 Milyon TL’ye mal olan tesis, çiftçilerin Toptancı Hali’ne geldiklerinde satış öncesi yaşanabilecek yoğunluk nedeniyle beklemeleri ve olumsuz hava şartlarından etkilenmemeleri için hizmete sunuldu. Proje kapsamında 4 bin 400 metre karelik alana üzeri kapalı ve yaklaşık 60 adet römorklu traktör girebilecek kapasitede ürün pazarlama standı, yeraltı yağmur suyu toplama birimi, üreticilerin kullanımı için WC, duş alanı, yer üstü yangın suyu depolama birimi, 2500 metre yağmur suyu hattı, 3000 metre yangın hidrant hattı yapıldı.
Üzüm Suyu, Sirke, Pekmez ve Şarap üretim tesisi de açıldı
Muğla Büyükşehir Belediyesi, Fethiye Belediyesi ve Yeşilüzümlü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi iş birliğiyle Üzüm Suyu, Sirke ve Şarap Üretim Tesisi kuruldu. Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje ile kooperatifçiliğin desteklenmesi, sürdürülebilir kırsal kalkınmanın sağlanması, Fethiye İlçesi, Üzümlü Mahallesinde yıllardan beri süre gelen üzüm yetiştiriciliği, şarap üretiminin daha uygun ve yasal şartlarda yapılarak markalaşması amaçlanıyor. Fethiye ilçesi Karaçulha Meyve ve Sebze Toptancı Hali içerisinde yer alan Üzüm Suyu, Sirke, Pekmez ve Şarap Üretim tesisi kurulumu tamamlandığında yılda 45 bin şişe, saatte 3 ton üzüm işleyecek kapasitede çalışacak ve uzun yıllardır bölgenin beklediği üretim tesisi hayata geçmiş olacak.
Akgün, “Türkiye’de örneği olmayan bir tesis oldu”
Açılış töreninde konuşan Hal Başkanı Atabey Akgün, Karaçulha Haline yapılan tesisi Türkiye’de örneği olmadığını söyledi. Akgün, “Osman Başkanım göreve geldiğinde büyük bir borçla karşı karşıyaydı. Başkanım görev yaptığı süre içinde borçlarını ödedi yatırımlarını yaptı. Gösterişsiz bir çalışma yaptı. Bu bina içinde başkanımızdan ricamız olmuştu. Birçok projesinin yanına burayı da yaptı. Verdiği sözü yerine getirdi. Kendisine çok teşekkür ediyoruz. Burada yapılan proje arıtmasıyla altyapısıyla, su toplama kanallarıyla Türkiye’de hiçbir yerde yok. Antalya’da bile böyle bir tesis yok. Başkanımıza çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Yeşil Üzümlü Mahalle Muhtarı Erkan Arıcan, “Mahallemizde üzün üreticiliği yaygın olarak yapılmaktadır. Bu üzümlerin katma değeri yüksek ürünlere dönüşmesi için Üzüm suyu, sirke, pekmez ve şarap üretimi için tesisi kuruldu. Bugün Yeşilüzümlü Tarımsal Kalkınma kooperatifi olarak Büyükşehir Belediyemiz ile yaptığımız önemli yatırımın açılışını yapıyoruz. Osman Başkanımız bize ayrıca üretim için bir bağ tahsis etti. Biz orada üretmeye devam ediyoruz. Başkanımızın yaptığı yatırımları biliyoruz. Bizlere hakkını helal etmesini istiyoruz” dedi.
Osman Gürün, “Yeşilüzümlü markası tüm türkiye’ye yayılacak”
Fethiye Yeşilüzümlü Mahallesine kurdukları üretim tesisi ve Karaçulha Toptancı halindeki pazarlama alanın çok önemli yatırımlar olduğunu vurgulayan Başkan Dr. Osman Gürün, özellikle Yeşilüzümlü’de markalaşma sağlayacaklarını ve tüm Türkiye’de bilinen bir hale geleceğini söyledi. Gürün, “5 yıl süreyle değerli arkadaşım, kardeşim, yoldaşım Alim Başkanımla çok önemli hizmetleri hayata geçirdik. Geriye baktığımda görevimi yaptığımı düşünüyorum. Ancak her zaman yapacaklarınız oluyor. Alim Başkanla yoldaşlık yapmak bambaşka bir keyif. Beraber yürüdüğün insanın ahlakına, sözüne güvenip sırtını dayaman gerekiyor. Fethiye olarak çok şanslısınız böyle bir başkana sahip olduğunuz için. Ben görevimi çok değerli birine bırakıyorum. Ahmet Başkanımıza. Biz Ahmet Başkanımla aynı şekilde yol yürüdük ve artık Alim Başkanımla Ahmet Başkanım beraber yürüyecekler. Karaçulha Toptancı Halinde kurduğumuz bu tesis ürünlerin zedelenmesini ve daha rahat bir ortamda pazarlanmasını sağlayan bir ortam. Bu tesis için söz vermiştik ve bu sözümüzü yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Biz kurduğumuz sistemle yağmur suyu hasadı yapıyoruz ve bu suyu kullanıyoruz. Ayrıca çatısına güneş enerji panelleri yerleştireceğiz.
Yeşilüzümlü bir marka ancak elde üretim yapılıyor. Baskınlar sonucu malzemeler toplandı ve halk kaçakçı muamelesi gördü. Kurduğumuz tesis ile artık Muğla’nın lokantalarında Yeşilüzümlü şarapları, sirkeleri, pekmezleri satılacak. Markalaşma sağlayacağız ve Türkiye’de Yeşilüzümlü ürünlerinin arandığı şekle getireceğiz” şeklinde konuştu. – MUĞLA
]]>
Tarihi Taşlı Değirmen’in dönüşümüyle hayata geçen, SEKA Kültür Havzası’nın ilk eseri, Kocaeli’nin en büyük sergi alanı olacak olan Sanat İhtisas Merkezi hizmete giriyor. Merkezde geleneksel eğitim metotlarının ötesinde dinamik, gelişen, çok boyutlu ileri seviye eğitimler verilecek. Merkezde güzel sanatlar bölümü ve moda akademisiyle alanında uzman kursiyerler yetiştirilecek.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, SEKA Kağıt Fabrikası içinde yer alan tarihi Taşlı Değirmen yapısını Sanat İhtisas Merkezi’ne dönüştüren projesini tamamladı. SEKA Kültür Havzası’nın ilk eseri olan Sanat İhtisas Merkezi, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olan 8 Mart Cuma günü hizmete girecek. Kocaeli’nin en büyük sergi alanı unvanını taşıyacak merkez, tarihi dokusu içinde kentin kültür ve sanat hayatına yön verecek. Açılışta sanat merkezinin ilk sergisi sanatseverlerle buluşacak. Sergide geleneksel ebru teknikleriyle hazırlanmış eserler, ebru kağıdının üstüne birden fazla baskı yaparak desen elde edilen Akkase Ebru çalışmaları, ayet ve hadislerle hazırlanan çalışmalar yer alacak. Sanatla estetiğin uyumuyla şekillenen toplam 70 eser alanda sergilenecek.
Açılışa özel sergi ve konser
Açılışın ardından eğitim alanları gezilecek. Merkez içinde yer alan Moda Akademisi açılışa özel olarak, prova mankenlerinin üzerinde rengarenk kumaş çalışmaları, kalıp çalışmalarını sergileyecek. Sıfır Atık Festivali’nde de yer alan Dilek Hanif imzalı kostümler de sergide yer alacak. Ayrıca Kocaeli Büyükşehir Belediye Konservatuvarı da açılış için mini konser düzenleyecek.
İhtisas merkezi 2 bölümden oluşuyor
SEKA Sanat İhtisas Merkezi olarak adlandırılan tesis, eğitim ve sergi alanı olmak üzere 2 bölümden oluşuyor. Merkez içinde Kültür ve Sosyal İşler Dairesine bağlı Konservatuvar Müdürlüğü ile Yaygın Eğitim Şube Müdürlüğü’ne bağlı eğitim alanlarında geleneksel eğitim metotlarının ötesinde dinamik, gelişen, çok boyutlu ileri seviye eğitimler verilecek. Kocaeli Büyükşehir Belediye Konservatuarı’nın Geleneksel ve Güzel Sanatlar Bölümlerinin eğitimleri, merkez içindeki 7 ayrı atölyede gerçekleştirilecek. Güzel Sanatlar bölümünün resim, seramik ve çini ile geleneksel sanatlar bölümlerinin; hüsn-i hat, ebru, kat’ı, tezhip ve minyatür branş dersleri SEKA Sanat İhtisas Merkezi’nin çatısı altında verilecek. Ayrıca oluşturulan özel bir atölyede müzik provaları yapılacak.
“Moda akademisinde alanında uzman kursiyerler yetiştirilecek”
Yaygın Eğitim Şube Müdürlüğü ise tesiste moda akademisi ile yer alacak. Moda akademisi; dokuma, tasarım, modelistlik, dijital tasarım, drapaj ve dikiş olmak üzere 6 ayrı atölyede faaliyetlerini gerçekleştirecek. Dünya trendlerine uygun, sektörün ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte verilen eğitimlerle tasarımdan üretime ve hazır giyim sektörüne kadar alanında uzman kursiyerler yetiştirmenin amaçlandığı moda akademisinde temel karakalemden koleksiyon oluşturmaya kadar baştan sona geleneksel eğitim metotlarının ötesinde ileri seviye eğitimler verilecek.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarihi yapının yenileme çalışmalarını titizlikle gerçekleştirdi. 2 bin 200 metrekarelik alana sahip SEKA Sanat İhtisas Merkezi onarımı kapsamında kat planları ve cephelerde özgün formun dışına çıkılmadı. Sanat müzesi olan merkezde döşeme içine gizlenen ray sistemleri kullanıldı. – KOCAELİ
]]>
Kocasinan Belediye Başkanı ve Başkan Adayı Ahmet Çolakbayrakdar, şehri geleceğe taşıyacak yeni dönemdeki vizyonunu ve yapmayı planladığı projelerini, düzenlenen program ile 7 ana başlık altında anlattı. İnsana ve tüm canlılara değer katan projeleri hayata geçirdiklerini vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, 5 milyon metrekare yeşil alan, bin kilometre yol ve kentsel dönüşüm çalışmaları gibi yüzlerce projelerle 7’den 70’e her kesime hitap eden şehrin kalbinde yepyeni bir şehir inşa edeceklerini söyledi.
Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar’ın ev sahipliğinde özel bir otelin konferans salonunda gerçekleştirilen Proje Tanıtım Programına; AK Parti Kayseri Milletvekilleri Bayar Özsoy ve Şaban Çopuroğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, AK Parti İl Başkanı Fatih Üzüm, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Meral Koşar, AK Parti Kocasinan İlçe Başkanı Selçuk Melekoğlu, MHP Kocasinan İlçe Başkanı Hacı Ali Doğan, AK Parti Melikgazi İlçe Başkanı Tayyar Şahin, AK Parti Kocasinan Kadın Kolları Başkanı Gülhan Dulda İmamoğlu, AK Parti ve MHP yönetimi, meclis üyeleri, muhtarlar, iş adamları, oda başkanları, sivil toplum kuruluşların temsilcileri ve basın mensupları ile vatandaşlar katıldı.
Başkan Çolakbayrakdar, yeni dönemde şehre çağ atlatacak, vizyon projelerini, ‘Çevre Belediyeciliği, Hizmet ve İcraat Belediyeciliği, Sosyal Belediyecilik, Kültür, Sanat ve Spor Belediyeciliği, Güvenli ve Dirençli Şehirler, Vizyoner Belediyecilik ve Katılımcı Belediyecilik’ adlı 7 ana konu başlıklarıyla slayt gösterisi eşliğinde anlattı. Başkan Çolakbayrakdar, ilk olarak ‘Çevre Belediyeciliği’ konu başlığıyla yapılan ve yapılacak çalışmaları aktardı.
“Projelerimizi, ‘çözüm, proje ve sosyal odaklı’ anlayışıyla hayata geçiriyoruz”
Kayseri’nin kalbine dokunacak projelerle Kocasinan’a özgü ve Kocasinan’ı farklılaştıracak bir şehir inşa edeceklerinin altını çizen Başkan Çolakbayrakdar, “2015 yıldan bu yana 9 yıllık bir süreçte Kocasinan ve Kayseri için çalışıyor ve üretiyoruz. İlk göreve başladığımızda ‘Yeni Kayseri Kocasinan’da kurulacak, Kocasinan, Kayseri’nin Yeni yüzü Olacak ‘diye iddialı bir sözle başlamıştık. Bu söze, inanarak ve güvenerek söyledik. İnancımız bu bereketli toprakların neler yapabileceğiydi ve güvencimizde milletimizdi. Bu noktada Kocasinan’ın her bir köşesinin birbirinden farklı ortaya koyabileceğimiz, yapabileceğimiz değerleriydi. Bu değerleri gün yüzüne çıkartabilmek için 3 başlıkta kendimize çalışma prensibini seçtik. ‘Çözüm, Proje ve İnsan Odaklı’ çalışmaları ilke edindik ve Şükür Allah’a bu 3 ana prensip doğrultusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz” diye konuştu.
“Şehre, 5 milyon metrekare yeşil alan kazandıracağız”
Birinci başlıkta yer alan ‘Çevre Belediyeciliği’ konu başlığı altında yüzlerce projeyi hayata geçireceklerini belirten Başkan Çolakbayrakdar, “Günümüzde en çok konuşulan ve en çok gündem olması beklenen işlerin başında çevre geliyor. İklim değişiklikleri, kuraklık, atıklar ve canlılar olmak üzere bunların hepsi bir bütün olarak çevreyi kapsıyor. Bu noktada 5 yıl içerisinde 1,5 milyon metrekare alanı kapsayan ve yaklaşık 200 noktada park yapmayı hedefliyoruz. Sadece park yapmakla yetinmeyeceğiz. Şehrin merkezinde ve merkeze yakın yerlerde ağaçlandırma çalışmaları ile 3,5 milyon metrekare orman alanını Kayseri’mize kazandıracağız. Toplamda 5 milyon metrekare yeşil alan kazandırmış olacağız. İklim değişikliği ve kuraklıkla ilgili dünyada bu konulara çözüm aranıyor. Bu noktada yeşillendirme çalışmaları buna en büyük etken olduğu için çalışmalarımız bunun için önemli ve değerlidir. Bu noktada 120 bin metrekare alanda kurulacak olan yeni bir kent parkı inşa edeceğiz. Hedefimiz, gelişim odaklı değer üreten bir Kocasinan’dır. Bu değerin tabi ki bölgeyi ciddi manada güzelleştirecektir. Bu ayrıca bölgeye değer odaklı bir noktaya getirmektir. 7’den 70’e herkese bir değer üretecek parklar zinciri kazandıracağız. Çevre Belediyeciliği içinde yüzlerce projeyi hayata geçireceğiz. Mithatpaşa’nın ardından 70 bin metrekare alanda bir parkı daha Zümrüt’e kazandırıyoruz. Ayrıca çocuklar için trafik eğitim parkı ile çocuklara trafik eğitimleri verilecek. Orman alanların içerisinde mevcut orman alanların kurtarılması ve eklenmesiyle olacak. Taşhan Fındıklı Mesire Alanında kamp ve trekking gibi alanlar olacak. Yeni Doğan Vefa Ormanı ile Kocasinan’da her bir gözünü açan bebeklerin adına, rahmetli olan kişilerin adına ve evlenen çiftler adına bir orman oluşturacağız. Hacı Mustafa Tarman Biyolojik Gölet çalışması da hayata geçmiş olacak. Binlerce insanın yürüdüğü ve çevrenin daha nitelikli olması için Düvenönü, İstasyon, Ahievran ve Hastane Caddesi’ne estetik ve işlevsel dokunuşlarla yeni düzenlemeler yapacağız. Şehrimizin, imar planlama noktasında bir kimliği var. İnşallah bu dokunuşlarla birlikte daha kimlikli şehir haline getirmeyi hedefliyoruz. Kocasinan’ımızda her canlı değerlidir. Bu noktada 22 bin metrekare alan üzerinde kuracağımız ve sokak hayvanlarına hizmet verecek olan Sen’Patı Park projesini şehrimize kazandıracağız” ifadelerini kullandı.
“Şehri, dört bir koldan inşa ediyoruz”
‘Hizmet ve İcraat Belediyeciliği’ için gece-gündüz demeden çalıştıklarını vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, “Kocasinan’da bugüne kadar bin 322 km yol yaptık ve bin km daha yol yaparak, toplam 2 bin 347 km yol yapmayı hedefliyoruz. 40 yıllık geleneği, yol aksını değiştirdik ve akıllı kavşaklarla trafiksiz ulaşım aksı kazandırdık. Şehrin bütün ulaşım akslarını sırtlayacak ulaşım yolları yaptık. Bekir Yıldız Bulvarı, Ali İhsan Alçı Bulvarı, Ziyagökalp Akıllı Kavşak, Yenidoğan Akıllı Kavşak, Beyazşehir Taşkın koruma Kanalı, Yenidoğan Taşkın Koruma Kanalı, Asfalt Plenti, Agrega Tesisi ve 138 büyük iş makinası aracı kazandırdık. Güneş Enerjisi Santrali 100 bin metrekare alana kurulu 6 MW kapasiteli yeni bir tesis daha yapacağız. Generalemir 4,5 km, Ertuğrulgazi 4,8 km, Mithatpaşa Mahallesi 12,8 km, Bekir Yıldız Bulvarı 1 km, Hoca Ahmet Yesevi Mahallesi 2,4 km, Yunusemre Mahallesi 1 km ve Seyrani Mahallesi 1,75 km gibi yollar yapacağız. Yeni bir tesis daha Erkilet’ de Kafe Sinan Arabidin’i kazandıracağız. Çiftçiden direk vatandaşa ulaşacak olan Organik Pazar Projesini hayata geçireceğiz. Hanım kardeşlerimizin üretimin içerisinde olmasını önemsiyoruz ve bunu için Hanımeli Kadın Kooperatifi ile üretim yapıyoruz. İhtiyaç olan yerlerde kapalı semt pazar yerlerini de birer birer hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
“Başın sıkışırsa dara, Ahmet Çolakbayrakdar’ı ara”
‘Sosyal Belediyecilik’ ile ilgili Türkiye ve Kayseri’de ilklere ve örnek hizmetlere imza attıklarına dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, “Öncelikle hayırseverlerimize teşekkür ediyorum. Dost Eli ve Dost Mağaza, Çölyak Paketi ve Glütensiz Kafe Sinan’ın yanı sıra Gönül Kazanı ile 65 yaş üstü büyüklerimize ve engelli kardeşlerimize her gün sıcak yemek ulaştırıyoruz. Bugün itibariyle 456 kişinin gönlüne dokunuyoruz. Yatağa bağımlı Evde Sağlık Hizmetleri, Dost Kapısı ve Gençlik Aile ve Danışmanlığı gibi çalışmalarımızla vatandaşlarımıza daha kapsamlı hizmet vereceğiz. Maddi olarak her şeyi yapıyoruz ve manevi olarak da her alanda ihtiyaç sahiplerinin yanında oluyoruz. O kadar farklı dramlar var ki, bu dramlara sahip olmamız lazım. Bunun içinde en ulaşılacak kapı, belediyedir. Bunun için ulaşılacak en önemli nokta belediye başkanıdır ve şöyle bir sloganı ortaya koydum. ‘Başın sıkışırsa dara, Ahmet Çolakbayrakdar’ı ara’. İşin bir diğer tarafında engelli kardeşlerimiz var. Ahievran Mahallesi Eğitim Kampüsü, Özel Çocuklar için Mola Evi ve Engelsiz Nakil Aracı hizmetimizle her zaman olduğu gibi engelli kardeşlerimizin yanında olacağız. Kreş ve Gündüz Bakım Evi de yeni projelerimizin arasındadır” ifadelerine yer verdi.
“Uluslararası müsabakaların yapılabileceği tesisler kazandıracağız”
‘Kültür, Sanat ve Spor Belediyeciliği’ ile de vatandaşların hayatlarına dokunduklarını söyleyen Başkan Çolakbayrakdar, şunları kaydetti:
“İnsana ulaşacak ne hizmet varsa biz oradayız. Bu doğrultuda yavrularımız için Kocasinan Spor Kulübü (tekvando, boks, futbol, masa tenisi vb. gibi), Kocasinan Spor Kulübü Tesisi, Masa Tenisi Spor Kompleksi, Kocasinan Akademi Zümrüt, Beyazşehir ve Ziyagökalp Çocuk Kulübü, Sinan Kütüphane gibi çalışmalarımızı hizmete sunacağız. Özellikle Kayseri’mize uluslararası müsabakaların yapılabileceği masa tenisi tesisini kazandıracağız.”
“Türkiye’de büyük ölçekte kendi imkanlarıyla dönüşüm yapan tek belediyeyiz”
‘Güvenli ve Dirençli Şehirler’ ile ilçe belediyeler ölçeğinde Türkiye’deki en büyük kentsel dönüşüm projeleri yapan belediye olduklarına değinen Başkan Çolakbayrakdar, “Kocasinan Belediyesi olarak 10 farklı bölgede kentsel dönüşüm yapıyoruz ve bu kentsel dönüşümü bu şekilde büyük alanda kendi personel ile kendi kaynaklarınla yapan sayılı belediyeyiz. Yunusemre, Ahievran, Uğurevler, Yenidoğan, Ziyagökalp ve Seyranı gibi yerlerde dönüşüm tüm hızıyla devam ediyor. Bu zamana kadar 3 bin 59 aileye sıcak yuvasını kazandırdık. Şehrin her bir köşesinde olması gereken ne varsa, hepsini çok iyi biliyoruz. Çözümünü de problemini de biliyoruz. Özellikle nasıl çözünür kaygısını güdüyoruz. Argıncık ise karış karış her bir noktayı gezdik ama itiraf ediyoruz orada hedeflediğimiz noktaya ulaşamadık. Biz, bütün şartlarımızı zorladık. Geldiğimiz noktada asla pes etmeyeceğiz dedik. Allah nasip ederse yeni bir metot. Bir rezerv alanda yeni konutlar. Argıncık içerisinde mülkiyeti olan ve hakkına razı olan çünkü orada çözümsüzlük noktası, hak konusunda rıza göstermemedir. Hakkına razı olana rezerv alandan evini vereceğiz ve oradaki vatandaşın sorununu çözeceğiz. Kentsel dönüşüm eşittir sosyal dönüşümdür” diye konuştu.
“Bir belediye, vizyonunu dünya ötesine taşıyor”
‘Vizyoner Belediyecilik’ ile şehrin kimliğine bağlı kalarak, tarihi ve kültürel değerlerine değer kattıklarını vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, “Tarihi yapı olan Hızır İlyas Köşkü’nü restore ederek, gök gözlem evine dönüştürdük. Bir vizyon daha ortaya koyuyoruz. İlk Türk Astronot Alper Gezeravcı’ların yetişebilmeleri için bir altyapıya ihtiyaç var. Bir belediye uzay diye bir vizyon ortaya koyuyor. Bununla yetinmiyoruz ve Astronomi Müzesi’ni hayata geçireceğiz. Bu bölgede Millet Bahçesi Kamp ve Etkinlik Alanı ile Seyir Terası Projesi’nin çoğunu hayata geçirdik. Şehrin en güzel seyredileceği noktada hem Erciyes hem de şehri en iyi şekilde temaşa edeceksiniz. Gençlere ve çocuklara astronomi ve uzay ile ilgili Astropark kazandırıyoruz. KOCAFEST gibi teknoloji festivali yapan bir belediyeye bu yakışır. Teknoloji festivali yapan 3 belediyeden birisiyiz. Anlattığım projelerin projeleri yapılmış, hazır projeleri anlatıyorum. Bunlar yetmedi başarılı ve belli kriterde olan öğrencilerimizi Teknoloji ve Bilim Turları Cern Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi İsviçre ile Teknoloji ve Bilim Turları Leonardo da Vinci Bilim ve Teknoloji Müzesi İtalya’ya götüreceğiz. Çocuk Köyü, Hoca Hasan Medresesi ve Köyümde Hayat Var projelerini de hayata geçireceğiz. Kocasinan’ın 48 köyü var. Ülkelerin gelecekleriyle ilgili enerji, savunma ve sanayi ne kadar önemli ve stratejik ürün ise tarımda bir o kadar önemli ve stratejiktir. O yüzden genç çiftçiler için proje hazırladık. Kentten kırsala göç sağlayan gençlerimizin eğitiminden üretimine kadar her alanda destek vereceğiz. Üretimsel kalkınma hamlesini başlatacağız” ifadelerini kullandı.
“Kocasinan’da yaşamak ayrıcalıklıdır’ dedirtene kadar çalışacağız”
‘Katılımcı Belediyecilik’ ile Türkiye’ye model olan Kayseri Belediyeciliğini ileri bir noktaya taşımak için ‘Ortak aklı’ daha fazla harekete geçirerek, daha modern bir şehir inşa edeceklerini ifade eden Başkan Çolakbayrakdar, ” Ben değil, Kentim Bilir. Herkesi içine kattığımız ‘Ortak aklı’ harekete geçirdiğimiz ve benim bu şehirle ilgili destek olacağım bir konu var diyen kim var ise onlarla bir araya geleceğimiz yeni bir yönetim ve iletişim modelidir. Bu şehri, birlikte yönetelim. Bu şehri birlikte her alanda kalkındıralım. Huzur içerisinde yaşanacak bir şehir inşa etmenin kaygısı içerisindeyiz. Şehirde yaşayan bütün canlılara, şefkatle yaklaşmanın kaygısı içerisindeyiz. Ama en önemlisi mutlu insanların yaşadığı bir şehri, inşa etmenin kaygısı içerisindeyiz. İyi ki Kocasinan da yaşıyorum. ‘Kocasinan’da yaşamak ayrıcalıklıdır’ dedirtene kadar durmadan çalışacağız” şeklinde konuştu. – KAYSERİ
]]>
Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Gürpınar 100. Yıl Kent Ormanı ve ilçeye kazandırılan 20 parkın açılışını yaptı. Başkan Çalık, “Bu ormanlık alan metruk bir vaziyette, kaderine terk edilmiş bir şekilde duruyordu. Şimdi içerisinde tematik parklar, piknik ve oturma alanları, çocuk oyun alanları, açık spor alanları, tenis kortu, seyir terası, sanat merdiveni ve yürüyüş yollarının olduğu yemyeşil bir yaşam alanına dönüştürdük” diye konuştu.
İlçeye yeni parklar ve yaşam alanları kazandırmak için çalışmalarını sürdüren Beylikdüzü Belediyesi, “12 Günde 32 Proje” sloganıyla başlatılan açılışlar serisine Gürpınar 100. Yıl Kent Ormanı ve 20 parkın açılışı ile başladı.
Gürpınar 100. Yıl Kent Ormanı’nda gerçekleşen açılış programına Başkan Çalık, CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş, Başkan Yardımcıları, Meclis Üyeleri ve birim müdürleri ve ilçe protokolü katıldı.
5 yılda toplamda 252 projeyi hayata geçirdiklerini belirten Başkan Çalık, Gürpınar 100. Yıl Kent Ormanı’nın ise yıllardır atıl ve metruk durumda olduğunun altını çizerek, böyle bir alanı yaşam alanına dönüştürüp ilçeye kazandırmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi. İlçe halkının da yoğun katılım gösterdiği açılış öncesi alanda yürüyüş yapan Başkan Çalık vatandaşlarla sohbet etti.
20 gün boyunca Beylikdüzü’nde yeni açılışlar yaparak, ilçeye yeni tesisler kazandırılacağını duyuran Başkan Çalık, şunları kaydetti:
“DÜNYAMIZI VE ÇEVREMİZİ KORUMAK DA BİZLERİN SORUMLULUĞUNDA”
“Buranın bendeki yeri çok başka. O yüzden açılış törenlerine buradan başlamayı özellikle istedim. Dünyamız zaman içerisinde maalesef çok ciddi krizlerle karşı karşıya bırakıldı. Nasıl ki yeni projeler, kültür merkezleri, spor salonları, bilim ve sanat merkezleri, inovasyon merkezleri, kreşler hayata geçiriyorsak, dünyamızı ve çevremizi korumak, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmek, biyoçeşitliliği korumak da bizlerin görevi ve sorumluluğunda. Çocuklarımızın ve onların değerli ailelerinin nefes alabilecekleri yeni yeşil alanlar, parklar ve yaşam alanları kazandırmak da bizlerin sorumluluğunda. Ben bu kenti 95 santimden bakarak, yani 3 yaşındaki bir çocuğun boyundan bakarak deneyimliyorum, ona göre tasarlıyorum. Bana göre çocuklar yalnızca geleceğimiz değil, çocuklar geleceğin bugünüdür.”
Gürpınar 100 Yıl Kent Ormanı olarak tasarlanan alanın kendi haline terk edilmiş bir yer olduğunu hatırlatan Başkan Çalık, şöyle devam etti:
“HİÇBİR ZAMAN ‘BU KADAR YEŞİL YETER’ DEMEDİK”
“Eminim eski halini bilenleriniz vardır. Bu ormanlık alan metruk bir vaziyette, kaderine terk edilmiş bir şekilde duruyordu. Şimdi 26 bin metrekarelik bu alanı biz; içerisinde tematik parklar, sosyal tesis, piknik ve oturma alanları, çocuk oyun alanları, açık spor alanları, tenis kortu, seyir terası, sanat merdiveni ve yürüyüş yollarının olduğu yemyeşil bir yaşam alanına dönüştürdük. Biz hiçbir zaman ‘Bu kadar yeşil bize yeter’ demedik. Uygun bulduğumuz her alanı, yeşil alan olarak Beylikdüzü’ne kazandırmak için var gücümüzle çalıştık. Geçtiğimiz 5 yılda tam 1 milyon metrekare yeni yeşil alan kazandırdık. 15 bin 500 yetişkin ağaç diktik. Biz bu yeşil alanları çocuklarımız oynasın, emeklimiz rahatça vakit geçirsin, ailelerimiz evlerine sıkışıp kalmasın diye yapıyoruz. Biz bu yeşil alanları insanlar rahat nefes alsın diye yapıyoruz. Kimse betona, karanlığa, mutsuzluğa mahkum değil. Bu millet şehirlerinde mutlu yaşamayı hak ediyor. Biz bu millete hakkını vermek için mücadele ediyoruz.
“BU KENT İÇİN ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Parkların insanların psikolojisine nasıl iyi geldiğini çok iyi bilen bir kişiyim. Ben hep şunu söyledim ‘Beylikdüzü’nde antidepresan kullananların oranını azaltacağım’ dedim. Her yaptığımız parkla Beylikdüzü’nde antidepresan kullanım oranı azalıyor. Beylikdüzü’ndeki yaptığımız alanları insanlar kullandıkça içerisine huzur dolacak ve o karamsar duygudan çok güzel duygulara geçecekler. Dolayısıyla biz bu kent için çalışmaya, bu kent için üretmeye devam edeceğiz.”
Alanın yapımında emeği olan çalışma arkadaşlarına da teşekkür eden Çalık, konuşmasına şöyle son verdi:
“ATATÜRK’ÜN AÇTIĞI YOLDA, GÖSTERDİĞİ HEDEFE YORULMADAN KOŞACAĞIZ”
“5 yıl daha Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe hep birlikte, durmadan ve yorulmadan koşacağız. Çünkü sizin enerjiniz, gülen yüzünüz, Beylikdüzü’nün aklı, ışığı bu memleketin umudu. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Gürpınar 100. Yıl Kent Ormanı’nın ve 20 yeni parkımızın Beylikdüzü’ne ve tüm komşularımıza hayırlı olmasını diliyorum.”
Başkan Çalık’ın konuşmasının ardından protokolün katılımıyla açılış kurdelesi kesildi. Etkinliğe gelenlere teşekkür eden Çalık, aileleri çocuklar için hazırlanan oyun alanlarında zaman geçirmeye davet etti.
]]>
Haber: OKTAY YILDIRIM
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, tarihi Haliç Tersanesi’nin bir bölümünde hayata geçirilen ‘İstanbul Sanat’ın açılışını gerçekleştirdi. Aynı anda, ’10 x 10 = 100 Büyük Proje’ sunumlarının dördüncüsü olan ‘Tarihine sahip çıkan İstanbul için tam yol ileri’ konulu sunumu da yapan İmamoğlu, “5 yılda neyi, nasıl yaptığımıza ve bundan sonra yapacaklarımıza bakarsanız, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkma konusunda yaşanan çok büyük zihniyet devrimini çok net görürsünüz” dedi. İmamoğlu, “Kanal İstanbul meselesini, bu milletin uykularını kaçıran bu meseleyi milletin zihninden söküp atacağız” diye konuştu.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kentin ilk kamusal çağdaş sanat müzesine dönüştürülen tarihi Haliç Tersanesi içerisinde “İstanbul Sanat” adıyla açılışını, “10 x 10 = 100 Büyük Proje” sunumlarının dördüncüsü olan “Tarihine sahip çıkan İstanbul için tam yol ileri” konulu sunum ile gerçekleştirdi. Proje sunumuna ve açılışa; siyaset, sanat ve akademi dünyasından birçok tanıdık isim katıldı. “Osmanlı’nın denizcilik üssü Tersane-i Amire’nin günümüze ulaşan bölümlerinden biri olan Haliç Tersanesi’nin restorasyon çalışmalarını tamamlamanın ve şehrimize ‘İstanbul Sanat’ adıyla yeni bir kültür sanat mekanı kazandırmanın heyecanı içinde olduğumuzu söylemek isterim” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“ECDADIN YADİGARI İŞTE BÖYLE KORUNUR: Haliç Tersanesi, dünyada işlevini sürdüren en eski tersanelerden biri. Tersaneyi, göreve geldiğimiz gün itibariyle başladığımız kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla, koruma altına aldık. Yeniden işlevlendirme sürecimizin ardından, bugün itibariyle “İstanbul Sanat” adıyla tersaneye kamusal bir yaşam merkezi işlevi kazandırdık. Haliç Tersanesi’ni artık, tersane işlevinin yanında; müze, performans sanatları merkezi, sergi ve çocuk atölye alanlarıyla, restoran gibi sosyal mekanlarıyla da hizmet verecek şekilde İstanbulluların hizmetine açıyoruz. Ecdadın yadigarı işte böyle korunur. Fatih’in emaneti Haliç Tersanesi, yaklaşık 600 yıllık bir denizcilik mirası, bugüne ve geleceğe taşınarak korunur.
PORTREYİ SATIN ALARAK, BELEDİYEMİZİN KOLEKSİYONUNA KATTIĞIMIZDAN ÖTÜRÜ BİRAZ SORUŞTURMA GEÇİRSEK DE: 15. yüzyılın sanat hamisi olan Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Haliç Tersanesi’nde kurulan İstanbul Sanat Müzesi, eminim ki İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzelerinden birisi olacak. Farklı koleksiyonları, “Ah Güzel İstanbul” sergisiyle bir araya getirdiğimiz İstanbul Sanat’ta, İstanbullulara ait olan İBB’nin zengin koleksiyonu da sanat severlerle buluşacak. Birbirinden kıymetli eserleri içeren bu serginin en özel eserlerinden biri, elbette Gentile Bellini’nin atölyesinde resmedilen ve 15. yüzyıla tarihlenen Fatih Sultan Mehmed portresi. Her ne kadar bu portreyi satın alarak, belediyemizin koleksiyonuna kattığımızdan ötürü biraz soruşturma geçirsek de değerli bir iş olduğunun altını çizmek isterim. Değerli koleksiyonlarıyla hem İstanbul Sanat’a hem de sergiye hayat veren kıymetli koleksiyonerlere; eserleriyle aramızda yer alan sanatçılarımıza, süreçte emeği geçen küratör ve akademisyenler ile müze ve sergi ekibine teşekkürlerimi sunarım.
YILLARIN İHMALİYLE, YAPILAN SAYISIZ YANLIŞLARLA BOĞUŞAN İSTANBUL, SON 5 YILDA YENİ BİR YOLA GİRDİ: Kıymetli İstanbullular; ‘Kadim kent’, ‘Eşsiz coğrafya’, ‘Zengin kültürel miras’, ‘Ecdat yadigarı tarihi değerler…’ Ne mutlu bize, bunun gibi sıfatlarla anılan bir şehirde yaşıyoruz. Ne mutlu bize ki, İstanbul’umuz var. Yılların ihmaliyle, yapılan sayısız yanlışlarla boğuşan İstanbul, son 5 yılda yeni bir yola girdi. İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası, artık emin ellerde. Bu eşsiz miras, artık uzmanların ve halkın koruması altında. 5 yıldır, İstanbul’un tüm tarihi ve kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmaya kararlı bir anlayışla hareket ediyoruz. İstanbul’un mirasını, bilimin yönlendiriciliğinde gün yüzüne çıkarıyor ve halka emanet ediyoruz. Bugün sizlerle, kadim şehir İstanbul’da tarihi ve kültürel mirasa nasıl sahip çıktığımızı, bu tarihi ve kültürel mirasın yaşatılması için neler yaptığımızı ve önümüzdeki 5 yılda bu amaçla hayata geçireceğimiz projelerimizi paylaşacağım.
İSTANBULLULARIN KADİRŞİNASLIĞI OLMASAYDI: Aslında milyonlarca İstanbullu gibi, sizler de yaptıklarımızı çok iyi biliyorsunuz. Eminim, sizler de İstanbul’un günlük hayatının bir parçası haline getirdiğimiz pek çok tarihi mekanı ziyaret ettiniz. Sahip çıktığımız tarihi yaşadınız, hissettiniz. O mekanlarda düzenlenen etkinliklere katıldınız, dinlendiniz, sohbet ettiniz. Keyifli ve kaliteli zaman geçirdiniz. Böylece, yıllarca harabe haliyle bırakılmış, yok olmaya yüz tutmuş, atıl durumdaki tarihi mekanlara sahip çıktınız. İstanbulluların kadirşinaslığı olmasaydı, bu şehrin mirasına sahip çıkmak yolunda yaptığımız her şey eksik kalırdı. Onun için, bu yolda başardığımız ne varsa, aynı zamanda İstanbulluların eseridir. Sizlere ve tüm İstanbullulara teşekkür ediyorum.
İBB MİRAS, ARTIK DÜNYACA ÜNLÜ BİR MARKA: İstanbul’un tarihine baktığımızda, 3 büyük imparatorluğa başkentlik yapmış, dünyanın başkenti olmuş bir kent görüyoruz. Asıl olarak şehrin merkezinde yoğun olmakla birlikte, dört bir yanında çok sayıda tarihi ve kültürel miras eseri bulunan İstanbul bu anlamda dünyanın en zengin kenti. Bize bırakılan bu mirasa uzmanlıkla, liyakatle, ayrım gözetmeksizin, saygıyla ve özenle yaklaşıyoruz. Geçmişte liyakatsiz ellerle yapılan vahim uygulamalar, kaş yapayım derken göz çıkarılan restorasyon projeleri hepimizin hafızalarında. Peki biz ne yaptık? İBB Miras’ı kurduk. İBB Miras, artık tarihi eserlerin bakımı ve restorasyonu konusunda dünyaca ünlü bir marka. İBB Miras, işini bir ihalenin gereği olarak değil; severek, tutkuyla yapan, liyakat örneği bir yapılanma. İstanbul’un kültür mirasına bilgiyle, sevgiyle, özenle sahip çıkan bir organizasyon. İçinde mimar var, mühendis var, sanat tarihçisi, arkeolog, restoratör var. Restorasyon ustası, restorasyon işçisi var. İBB Miras’ta baştan sona uzmanlık var, tecrübe var, liyakat var. İstanbul’un kültür mirası artık İBB Miras’ın güvencesi altında.
SAYISI 4 OLAN İBB SORUMLULUĞUNDAKİ MÜZELERİ 4,5 YILDA 22’YE ÇIKARDIK: İBB Miras ile birlikte, rutin olarak 25 ilçede, 42 rotada ve 1321 ayrı noktada envanterimizi izliyoruz, bakımını yapıyoruz ve sizlerin ziyareti için hazır tutuyoruz. 63 anıt eser ve sivil mimarlık eserinde, kapsamlı restorasyon çalışmalarımızı tamamladık. 34 kamusal sanat eserini restore ederek, zamanın tahribatından arındırdık. Geçmişin izlerini bulabileceğimiz en kıymetli alanların başında müzelerimiz geliyor. Göreve geldiğimizde, sayısı 4 olan İBB sorumluluğundaki müzeleri 4,5 yılda 22’ye çıkardık. İstanbul’un 20 yıldır, 30 yıldır suyu akmayan 197 tarihi çeşmesini, bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayıp suya kavuşturduk. Bu konuda öncü olmanın, kimi kurumlara örnek teşkil etmenin gururunu, bu projeye çok değer veren 16 milyon İstanbulluyla birlikte yaşıyoruz. İstanbul’un tarihsel ve kültürel anlatısının en önemli taşıyıcılarından biri olan camiler, türbeler ve hazireler İBB Miras’ın koruma çalışmaları içinde özel bir yer tutuyor. Biz de İBB Miras’ın hassas çalışmaları ve ince işçiliği ile 19 tarihi türbeyi, 588 tarihi mezar ve hazireyi hak ettiği değere kavuşturduk. 42 tarihi caminin rutin olarak bakımını gerçekleştirerek ferah ve huzurlu bir hizmete hazır tuttuk.
TAM 943 MİRAS ALANINI, İBB MİRAS DOKUNUŞU İLE KORUMA ALTINA ALDIK: Göreve geldiğimizden bugüne kadar, tam 943 miras alanını, İBB Miras dokunuşu ile koruma altına aldık. Restorasyonunu gerçekleştirdiğimiz bu yapıları, kimliğine uygun ve çevresindeki ihtiyaçlara cevap verecek şekilde, koruma-kullanma dengesini gözeterek işlevlendirdik. Bu alanlar, halkımızın nefes aldığı, keyifli zaman geçirdiği yeni yaşam alanlarıdır. Yeniden işlevlendirme yaparak İstanbul’a kazandırdığımız bu eserlerimiz, İstanbul’dan memleketimizin, dünyanın dört bir yanından tam 11,5 milyon ziyaretçi ağırladı. Bildiğiniz gibi Bulgur Palas’ı mülkiyetimize alarak, çok kısa sürede restorasyonunu tamamladık ve Fatih ilçemizin kamusal hizmetlerden mahrum kalmış bölgesinde vatandaşlarımızın hizmetine geçtiğimiz hafta sunduk. Haftaya, önemli bir endüstri mirası alanını daha şehrimize kazandırıyoruz. Biz, öyle bir çalışırız ki, petrol tankerlerinden bile mucizevi bir yaşam alanı ortaya çıkartırız. Çubuklu Siloları’nı hepinizin görmesini çok arzu ediyorum. Terk edilmiş endüstri mirası dönüşümlerinin ne kadar önemli olduğunu; bu dönemde Müze Gazhane, Ataköy Baruthanesi, Artİstanbul Feshane, Cendere Sanat gibi şehre yeni kazandırdığımız kültür alanlarıyla herkese gösterdik.
UYDURMA BELGELERLE GEZİ PARKI, GALATA KULESİ GİBİ ÖNEMLİ TARİHİ ALANLARI ELİMİZDEN ALMAYA KALKTILAR: Bir de Koruma Kurulu sürecine takıldığı için gerçekleşmeyen, aksayan, yavaş ilerleyen projelerimiz var. Birçok alanda olduğu gibi, bu alanda da çeşitli engellemelerle mücadele ettik. Uydurma belgelerle Gezi Parkı, Galata Kulesi gibi önemli tarihi alanları elimizden almaya kalktılar. Bu alanlarda hukuki mücadelemiz devam ediyor. Yedikule Gazhane, Dolmabahçe Gazhane, Duatepe Parkı, Fatih Sultan Mehmet Anıtı, Sultanahmet Meydanı, Taksim Meydanı, Yoros Kalesi Arkeopark, Altınkapı Ziyaretçi Müzesi, Bozdoğan Kemeri Ziyaretçi Müzesi gibi önemli eserlerimizin kent hayatına kazandırılması ise, Koruma Kurulu sürecine takılmış durumda. Bunları da sıkı bir şekilde takip ediyoruz.
YENİ AÇACAĞIMIZ MÜZELER İLE İHMAL EDİLMİŞ MÜZECİLİK ALANI İSTANBUL’A YAKIŞIR BİÇİMDE HAREKETLENDİRECEĞİZ: Geçmiş dönemde olduğu gibi yeni dönemde de İstanbul tarihine sahip çıkmaya devam eden bir şehir olmaya devam etsin diye kollarımızı sıvadık. Şimdi yeni dönem için 10 alanda hazırladığımız projelerimizi sıralamak istiyorum: Yeni açacağımız müzeler ile ihmal edilmiş müzecilik alanını, İstanbul’a yakışır biçimde hareketlendireceğiz. 28 Yeni Müze ve Sanat Merkezi ile sanat dünyasını zenginleştireceğiz. Bulunduğumuz tarihi Haliç Tersanesi’nde, Deniz Müzesi ile ikinci etabı tamamladığımızda kültür alanını daha da genişletmiş olacağız. Dünyanın yaşayan ve üretmeye devam eden en eski tersanesi Haliç Tersanesi; ‘İstanbul Sanat’ markasında, İstanbul Sanat Müzesi, Performans Sanatları Merkezi ve festival alanları, çocuk sanat atölyesi ve Deniz Müzesi ile devasa bir kültür merkezi olacak. İstanbul Sanat gezilirken aynı zamanda İstanbul’un sembolü vapurların restorasyon süreçleri izlenebilecek. 2019’dan sonra özel ve kamu sektörüne ait gemilerin bakım onarım çalışmalarını da yapmaya başladık. İlk kez mega yatlar, Haliç Tersanesi’ne bakım onarım ve havuzlama işlemleri için gelmeye, tersane çok uzun yıllar sonra yeniden gemi inşa etmeye başladı. Bu çalışmalarımızı yapmaya devam edeceğiz. Açık restorasyon ile dünyanın en eski tersanesinde, bakım ve onarım aşamaları, Deniz Müzesi’nin bir parçası olarak yer alacak.
İNAN GÜNEY, MAHİR POLAT, SİNEM DEDETAŞ: Tabii burada kulaklarını çınlatmak isterim. Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde deneyimleriyle birlikte, kendisi deneyimlerine deneyim katmış, yıllarca doğma büyüme bir Beyoğlulu olarak nasıl Beyoğlu yolculuğuna İnan Güney çıkmışsa; kültür-sanatın yapı taşlarını her açıdan, çok büyük bir deneyimiyle beraber bilen, bence İstanbul’un önemli bir kültür, sanat, tarih ismi olacak olan Mahir Polat arkadaşımın da Fatih’e aday olduğu gibi; özellikle bu sahanın organizasyonunda ve bu sahanın gelişmesinde özenli katkılarıyla beraber, çalışmayan bir tersaneyi, sıfır ciroyu gören bir tersaneyi, bir anda yıllık 160 milyon -o günün parasıyla, bugünle nasıl çarparsınız bilmiyorum- ciroya çıkartmış bir tersane haline getiren, kamu yöneticiliğinin en iyi örneklerini burada sunan Sinem Dedetaş da Üsküdar’a hizmet etmek için yola çıktı. Kulaklarını buradan çınlatmış olalım.
BALKAN OTOGARI” TEPKİSİ: “NASIL BİR TORPİLLİ SAHAYMIŞ Kİ, BİZ BU ALANI ORAYA TAŞIYAMIYORUZ: Yenikapı’da, Balkan Otogarı’nı kaldırıp, 109.000 metrekare yaşam alanına dönüştürüyoruz. 8000 yıllık tarihi liman; güvenli, yeşil bir yaşam parkı oluyor. Bakınız; bazı konular öyle anlamsız engellerle önümüze diziliyor ki; tarifi yok. Şimdi bu otogarı buradan kaldırıyoruz. İstanbul’un tarihinin göbeğine kamyonu, tırı, otobüsleri sokmamak adına, yine yüz milyonlarca liralık bir yatırım yaptık. Açılışını yarın yapıyoruz. Muazzam bir terminal. Aynı zamanda otogar gibi ve mal yükleme, boşaltma hizmetinin yapılacağı… Aynı zamanda o alanı da tramvayı kapısına getirerek… Yani Alibeyköy’deki tramvayla Eminönü’ne kadar gelmelerini sağlayacak şekilde insan taşımacılığını da sağlayarak, biz orada çok özel bir otogarı bitirdik. Bir lojistik alan bitirdik aslında. ve bu Balkan Otogarı’nın oraya taşınması gerekiyor. Nasıl bir torpilli sahaymış ki, biz bu alanı oraya taşıyamıyoruz. Taşınması için, oradaki işgalcilerin çıkmaması adına, ben buradan şikayet ediyorum. İlçe kaymakamı bu işin bir parçası gibi davranıyor. Şaka gibi. Yani İstanbul’un göbeğindeki bir hizmeti alıp, Alibeyköy’e taşıyacağız. Orada bir de çevresinde 100 bin metrekarenin üzerinde muazzam da bir park kazandırdık. Orayı da tanıtacağım yarın. Çok modern bir otogar ve bir terminal merkezi bitirdik. Maliyeti neredeyse 350-400 milyon lira ve taşıyamıyoruz. Şaka gibi. Yani Yenikapı’yı arındıracağız, iyileşen bir tarihi alana dönüştüreceğiz Fatih’in göbeğini. Hani diyorum ya bazen; her ne kadar akıllarında, fikirlerinde ‘Ekrem İmamoğlu aşağı, Ekrem İmamoğlu yukarı’ olsa da İstanbul’a bu şekilde Ekrem İmamoğlu üzerinden eğilseler de onlara görevlerini hatırlatıyorum. Buradan duyuruyorum. Yarın açılışını yapacağız. Bize yardımcı olsunlar. Bir an önce İstanbul’un göbeğindeki, o güzelim tarihi alandaki bu arkeolojik parkının yapılacağı alandaki işgallerin, bir an önce oraya taşınması konusunda bize kamusal destek versinler ve bu işi tamamlayalım, diyerek böyle bir engellemeyi de sizlerin huzurunda, İstanbul’un bütün mülk idarecilerine buradan duyuruyorum.
FATİH CAMİİ İLE SÜLEYMANİYE CAMİİ’Nİ, İSTANBUL’UN EN MUHTEŞEM MANZARASIYLA BİRBİRİNE ULAŞTIRIYORUZ: İstanbul’un dünü ile bugünü arasında bağlantı kuran, şehrin önemli tarihi eşiklerinden biri olan Altınkapı’yı, kültür sanat etkinlikleriyle her daim yaşayan, tarihi ve kültürel önemini görünür kılacağımız bir çekim alanı olarak dönüştürüyoruz. İstanbul’un yeşil alanlarını imara açan zihniyet geride kaldı. Yeşil alanları, tarihi, kültürel değerlerini de gözeterek, korumaya ve yeni yeşil alanlar kazandırmaya devam edeceğiz. Fatih Sultan Mehmet’in emaneti Fatih Camii ile Kanuni Sultan Süleyman’ın emaneti Süleymaniye Camii’ni, İstanbul’un en muhteşem manzarasıyla birbirine ulaştırıyoruz. Üzerinden yürüyerek geçilecek ‘Bozdoğan Açık Hava Müzesi’; ziyaretçi merkezi ve kafe alanlarıyla yeni bir kültür turizm odağı olacak.
132 YILLIK HASANPAŞA GAZHANESİ’Nİ MÜZE GAZHENE OLARAK KAMUYA KAZANDIRDIK: 132 Yıllık Hasanpaşa Gazhanesi’ni, ‘Müze Gazhane’ olarak kamuya kazandırdık. Yeni dönemde 3 yeni müze gazhane ile İstanbul’un endüstri mirasına yaşam enerjisi vermeyi sürdüreceğiz. İstanbul’un ilk aydınlatma kaynağı, 168 yıllık Dolmabahçe Gazhanesi’ni, Kağıthane Gazhanesi’ni ve Yedikule Gazhanesi’ni kültür-sanat etkinliklerine ve sosyal tesislere ev sahipliği yapacak şekilde dönüştürüyoruz. Yedikule Gazhanesi’nde ‘Panorama Müzesi’, ‘İstanbul Belleği Müzesi’ ve ‘Kent Müzesi’, İBB Miras eliyle İstanbul’a kazandırılarak, şehrin en önemli kültür-sanat mekanlarından olacak. Aynı zamanda 3.000 kişilik açık hava etkinlik alanı ve sahnesiyle yeni bir kültür sanat odağı haline dönüşüyor.
3 YENİ ARKEOPARK: İstanbul’umuzun arkeolojik alanlarını, her yaştan insanımızın için tarihi öğrenme, keşfetme heyecanıyla dolduracak şekilde düzenliyoruz. Şeyh Vefa Arkeopark, Yoros Kalesi, Milyon Taşı arkeopark alanları, ziyaretçi merkezleri ile birlikte hizmet verecek.
4 TARİHİ TİYATRODA YENİDEN “PERDE” : Tarihi tiyatrolarımız, yeniden perde açacak. 4 tarihi tiyatro ile kültür-sanat hayatını zenginleştireceğiz. Kadıköy İskele Meydanı’nın simgelerinden Haldun Taner Sahnesi, Muammer Karaca Tiyatrosu, 1961 yılında Fatih Tiyatrosu adıyla açılan, senelerce nice oyunlara ev sahipliği yapmış olan Reşat Nuri Sahnesi ve son olarak Kenter Tiyatrosu’nda başlattığımız restorasyon çalışmalarımızı tamamlayacağız. Bu simgesel mekanları, yeniden sanatçılarımızın ve tiyatro severlerimizin hizmetine sunacağız.
FESHANE VE BARUTHANE’DE YENİ DÖNEM: Endüstri mirası alanlarımıza sahip çıkıyoruz. Bu alanları yaşamın bir parçası haline getiriyoruz. Feshane 2’inci etap çalışmalarına başlıyoruz. İstanbul’un endüstri mirasının eşsiz örneklerinden biri olan Feshane-i Amire, ‘Artİstanbul Feshane’ ismiyle kısa sürede İstanbul’un en büyük kültür-sanat merkezi haline geldi. 2’inci etap çalışmalarıyla birlikte, 14.850 metrekarelik müze ve kültür-sanat alanı daha kazandıracağız. Kanal İstanbul’un yutacağı tarihi alanlarımızdan birisi de Osmanlı gücünü yansıtan Azatlı Baruthanesi’ydi. Tarihi baruthanede yepyeni bir kültür alanı yaratıyoruz. Müzeleri, yaşam alanları, peyzaj kullanımlarıyla bir yaşam bahçesi ortaya çıkacak. ve buradan ilan ediyorum: Bu Kanal İstanbul meselesini, bu milletin uykularını kaçıran o ismiyle bile zihninden söküp atacağız. Çok net söyleyeyim.
9 YENİ İSKELE KİTAP KAFE: Tarihi iskelelerimizi yeni nesil kütüphanelerle donatıyoruz. Moda, Kadıköy, Beşiktaş gibi 9 iskelemizi, özgün işlevlerinin yanı sıra kitapla, kültürle sanatla buluşturduk. 9 İskele Kitap Kafe’yi daha 16 milyon İstanbullunun hizmetine sunacağız. Şehrin önemli hafıza mekanları arasında yer alan bu iskeleler, bundan böyle kültür-sanat etkinlikleri, kafe ve kütüphaneleriyle de İstanbulluların buluşma durakları olacak. Yeni dönemde, tarihi iskelelerimizde açacağımız İskele Kitap Kafelerimiz ise; Bostancı, Büyükada, Eminönü, Kasımpaşa, Fener, Balat, Ayvansaray, Sütlüce, Eyüp İskele Kitap Kafeler olacak. Bu arada söyleyeyim; Bostancı’da muazzam bir sahil düzenlemesi yapıyoruz. ve bu sahil düzenlemesi, inanılmaz değerli bir nefes aldıracak. Burayı da yine çok uzun bir zaman değil… Ben artık günleri, saatleri, saniyeleri bile sorguluyorum. Genel Sekreterimiz, yöneticilerimiz biliyor. Fazla değil, 1 hafta içerisinde, o güzel sahili sizlerle buluşturuyoruz.
KEMAL SUNAL MÜZESİ DE GELİYOR: Sanatçılarımızı burada görmüşken, onun da kulaklarını çınlatmak isterim. Bir gün evine gittiğimde, uzun uzun sohbet ettiğimizde, keşfettiğimiz farklı bir yönünü bulduğumuzda, hemen aklımızda bir ışık yandı ve kendisine bir teklifte bulunmuştum. Sevgili Ediz Hun’un evi, tam bir kaktüs müzesi. Dünyanın her yerinden kaktüs var. Muazzam ilgili, çok değerli bir büyüğümüz, ağabeyimiz. İstanbul’un ağabeyi, çok yakışıyor ona. Aynen Mustafa Alabora gibi. Biz dedik ki, bir kaktüs müzesi açalım. ve şimdi Bostancı sahilinde de bir Kaktüs Müzesi açıyoruz. Onun da altını çizeyim. Hazır sanatçılarımızdan bahsetmişken; yine rahmetle analım. Aileyi ziyaretimde, rahmetli Kemal Sunal’ın eşi, bir ‘Kemal Sunal Müzesi’ arzusundan bahsetmişti. Göztepe Parkı’nda, Kemal Sunal müzemiz de bitti. O da bir-iki hafta içerisinde İstanbulluların beğenisine sunulacak. Kemal Sunal Müzesi de geliyor.
TARİHİ KARA SURLARI VE KALELERDE YENİ BİR HAYAT: Anadolu Hisarı’nı nasıl ayağa kaldırdıysak, İstanbul’un tamamında surları ve kaleleri aynı özenle ayağı kaldıracağız. Kara Surları, Deniz Surları ve Haliç Surları’nda toplam 22 kilometrelik, kesintisiz bir yaşam alanını şehre kazandıracağız. Hem doğru restorasyon yöntemleriyle tarihi surları geleceğe taşıyacak hem de yaşamla buluşturacağız. İstanbul bir sur kenti. Dünyadaki diğer örnekler gibi, dünya mirası surlarımız da turizmin merkezi haline gelecek. Fethin başlangıç noktası Rumeli Hisarı, kültür-sanat odaklı yeni işleviyle şehrin cazibe merkezlerinden biri olarak kapılarını açacak. Anadolu yakasında, Boğaz’ın Karadeniz’e açılan bölümüne hakim bir noktada yer alan tarihi Yoros Kalesi hem ‘Ziyaretçi Merkezi ve Geziyolu Projesi’ ile hem de arkeolojik park olarak ziyarete açılacak.
HAZİRE, MEZAR VE TÜRBELERE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM: İstanbul, devasa bir açık hava müzesi. Bu alanlar hem şehrin hafızasının izlerini barındırmaları hem de estetik açıdan taşıdıkları özellikleri bakımından eşsiz birer hazine. Geçtiğimiz dönem bu alanda çok önemli işlere imza attık. Önümüzdeki dönemde de 600 hazire, 450 bin tarihi mezar ve 20 türbenin bakım ve onarım işlemlerini tamamlayacağız. Ecdat yadigarı bu kutsal alanlarımızı hak ettiği değere kavuşturup, “Yaşayan Hafıza Merkezleri”ne dönüştüreceğiz.
TARİHİ YARIMADA’DA YENİ BİR KURUMSAL YAPI: Fatih’te kuracağımız 2 merkez ile restorasyona, tarihi yapı, sokak ve mahalle ölçeğinde tüm projelendirme süreçlerine destek vereceğiz. Uzman ekiplerden oluşacak olan bu merkezler; evrensel koruma ilkelerine uygun şekilde sürdürülebilir projelendirme, yapı çalışmaları, dönüşüm, danışmanlık, güvenlik, hasar tespit ve restorasyon çalışmalarında çok yönlü hizmetler verecek. ‘Tarihi Yarımada Yapı-Proje Merkezi’ ve ‘Tarihi Yarımada Restorasyon Merkezi’ni en kısa zamanda kuracağız. Tarihi Yarımada’da bütün projeler, bu merkez tarafından üretilecek.
YENİDEN AYAĞA KALKAN SÜLEYMANİYE: Osmanlı mahallesi, dünya mirasımız Süleymaniye yok olmak üzere. Süleymaniye, yıllar önce ‘yenileme alanı’ ilan edilmiş ve ilan edilen diğer yenileme alanları gibi kaderine terk edilmiş. Maalesef yanlış uygulamalarla, sahip olduğu fiziksel ve sosyal dokuyu kaybetme riskiyle karşı karşıya olan bu önemli alanı, uluslararası koruma yaklaşımlarını ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gözeterek, kısa süre içerisinde yenileyeceğiz. Bu proje ile tarihi alanlarda ilk defa bu ölçekte ve bu kalitede bir yenileme projesi hayata geçmiş olacak.
YÜCE TARİHİMİZ, GÜNDELİK SİYASET UĞRUNA İSTİSMAR EDİLECEK BİR ALAN ASLA DEĞİLDİR: 5 yılda neyi, nasıl yaptığımıza ve bundan sonra yapacaklarımıza bakarsanız, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkma konusunda yaşanan çok büyük zihniyet devrimini çok net görürsünüz. Yalnızca yaptığımız işlerin çokluğu ve kalitesiyle değil, bu toprakların tarihine, yaklaşımdaki farkımızla da bizden önceki yönetimden tamamen ayrılıyoruz. 180 derece farklıyız. Biz, İstanbul’un mirasını, üzerinde rant ve siyaset uğruna tepinilecek, halkı ayrıştırmak için kullanılacak bir araç olarak görmüyoruz. O yüce tarihimiz, gündelik siyaset uğruna istismar edilecek bir alan asla değildir. Asla buna müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Tarihin, inançların, dini ve milli duyguların istismarıyla yapılan siyasetten bu şehir de bu ülke de milletimiz de çok çekti. Tarih bilinciniz, inancınız, milli duygularınız güçlüyse, bunu hamasi nutuklarla değil, işinizle, icraatinizle göstereceksiniz. Biz, işte tam da bunu yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Kişisel menfaatlerimiz, çıkarlarımız, koltuklarımız için kullanmadık, kullanmayacağız.
İSTANBUL’A HİZMETTE TEREDDÜTSÜZ ‘TAM YOL İLERİ’ DİYORUZ: Bu sözleri burada, bütün İstanbul’umuza ve bütün Türkiye’mize ifade ediyorum. İstanbul’un ecdat yadigarı eserlerini öksüz bırakmış, rant uğruna talan etmiş bir zihniyete hak ettiği cevabı, yaptığımız doğru, özenli işlerle vermeye devam edeceğiz ve bu yönde kararlıyız. Bu sözlerimi buradan, Fatih Sultan Mehmet’in bize emanet ettiği İstanbul’umuzdan, Haliç Tersanesi’nden, Kasımpaşa’dan, Beyoğlu’ndan söylüyorum. Tarihten bugüne bugünden geleceğe uzanan ve bu toplumu birleştiren tüm manevi köprüleri sevgiyle, saygıyla, hürmetle, kardeşlikle ve büyütmeye devam edeceğiz. Bu şehrin paha biçilmez, kadim tarihini, birlik ve beraberlik ruhuyla, hep birlikte, birbirimizden faydalanarak, birbirimizle konuşarak, birbirimizi hissederek bilen insanlara gereken hürmeti göstererek geleceğe taşıyacağız. Onun için hepinizin huzurunda, İstanbul’a hizmette tereddütsüz ‘Tam yol ileri’ diyoruz.”
]]>
Antalya Diplomasi Forumu’nda düzenlenen “Uzay Diplomasisi: Yeni Fırsatlar Keşfetmek” başlıklı panelde, uzay diplomasisi ile uluslararası işbirliğini artırmanın yolları tartışıldı.
Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü Ayhan İncirci’nin üstlendiği “Uzay Diplomasisi: Yeni Fırsatlar Keşfetmek” paneline Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Başkanı Yusuf Kıraç, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Asya Pasifik Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) Genel Sekreteri Yu Çi, Uluslararası Uzay Federasyonu (IAF) Genel Müdürü Christian Feichtinger ve eski Belçika Senatosu Üyesi ve Switch to Space Başkanı Dominique Tilmans katıldı.
Gezeravcı, panelde, uzay diplomasisinin önemine dikkati çekerek, “Dünyanın farklı alanlarında ne tür krizler olursa olsun, ne tür çatışmalar ve anlaşmazlıklar yaşanırsa yaşansın, uzay her zaman birleştirici bir platform olmuş, insanların çabalarını iyi bir sonuca dönüştürmüştür.” dedi.
Uzay yolculuğunu başarıyla tamamlayıp 9 Şubat’ta dünyaya dönen Gezeravcı, “Çok şükür ki 7 ulusu ve 9 milleti tek bir platformda bir araya getiren, sadece bir araya getirmekle kalmayıp onlara birlikte çalışmak ve insanlığın geleceğine katkıda bulunmak için çok iyi bir şans veren büyük misyonun bir parçası olduk.” diye konuştu.
“Bu önemli misyon bize, çocuklarımıza hayal kurma fırsatı verdi. Türkiye çocuklarına ve aynı zamanda Türkiye’yi rol model olarak gören diğer ülkelerin çocuklarına da kendilerine ve potansiyellerine güvenme imkanı verdi.” diyen Gezeravcı, “Çocukken film ve belgesellerde uzayla ilgili bir şey gördüğümde, kendime, ‘Bu rüya diğer uluslara ve diğer ulusların çocuklarına ait.’ derdim. (Uzay misyonu), Türk çocuklarına hayallerinin önünde hiçbir sınır olmadan potansiyellerini yerine getirmelerini sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ilk astronotu, “Gençler, bu alandan sakın korkmayın, harika potansiyelinizi uzay alanına da yansıtmaktan sakın çekinmeyin. Uzay endüstrisi büyüyor, kendinizi bunun bir parçası haline getirin ve buraya imzanızı atın.”çağrısı yaptı.
“Uzayla alakalı gelişen ve değişen bir trend var olduğunu söyleyen Gezeravcı, “Tüm dünyada yatırımlar artıyor. Bu alanda yapılan çalışmalar ve katılımcı ülkeler burada bir çalışma imkanı buluyor. Bizim ülkemizin uzayda bir yer hak ettiğini her zaman düşünmüştüm. Uzayla alakalı faaliyetlere katılmayı hak ediyoruz. Uzay alanında çok ciddi bir potansiyelimiz var. Türk vatandaşlarıyla her zaman gurur duydum. Pratik zekamızla, çözümlerimizle büyük potansiyelimiz var. Bırakın çocuklarımız bizim başlattığımız bu yolda yürüsünler.” diye konuştu.
Türkiye’nin yaş ortalaması genç nüfusa sahip olduğunu belirten Gezeravcı, genç nesillerin uzay alanında gerçekleştirilecek her türlü gelişmenin parçası olmasını dört gözle beklediğini dile getirdi.
Türkiye’nin uzay alanındaki uluslararası ortaklığa aktif şekilde katıldığına vurgu
TUA Başkanı Kıraç ise Türkiye’nin uzay alanındaki uluslararası ortaklığa aktif şekilde katıldığını ve bu alanda işbirliği yapmaya da kararlı olduğunu belirtti.
Gezeravcı’nın uzay misyonu sırasında diplomatik ilişkiler de yürüttüğünü belirten Kıraç, “Uzay keşfi ve teknolojik gelişmelere karşı daha kapsayıcı bir yaklaşım kullanmayı amaçlıyoruz. İşte bu noktada eğitim, vizyonumuzun temel taşıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Kıraç, 2023’de düzenlenen uzay kampına Türk devletlerinden 100’den fazla gencin geldiğini ve bu yıl da düzenlenmesi planlanan kampa Türk devletlerinden gençlerin katılımını beklediğini ifade etti.
TUA’nın geleceği şekillendirmekte önemli rol oynamak istediğini ifade eden Kıraç, “Küresel uzay sektörü için daha eşitlikçi ve umut verici bir gelecek inşa etmeye inanıyoruz.” dedi.
Havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST’e 2023’de 4,5 milyon kişinin katıldığını ifade eden Kıraç, bu yüzden festivalin Türkiye’deki genç girişimciler için çok önemli olduğunun altını çizdi.
Kıraç, “TEKNOFEST Türkiye’nin ilk uzay ve teknoloji festivali olarak, pek çok partner ile birlikte ülkedeki teknolojinin gelişmesinde nemli rol oynadı.” şeklinde konuştu.
TUA Başkanı Kıraç, geçen yıl İstanbul, İzmir ve Ankara’da düzenlenen festivalin, bu yıl da Adana’da düzenleneceğini sözlerine ekledi.
Türkiye uzay alanında “olağanüstü bir rol model ve örnek”
IAF Genel Müdürü Feichtinger, uzayı, “dostane ilişkileri olmayan ülkelerin bile bir araya gelebildiği, bilgi alışverişinde bulunabildiği ve ortaklıklar kurabildiği ortak bir payda” olarak değerlendirdi.
Antalya’nın 2026’da ev sahipliği yapacağı Uluslararası Uzay Kongresi’ne değinen Feichtinger, “2026’da Antalya’ya tekrar gelerek uzayın diplomasi için çok etkili bir araç olduğunu göstermekten büyük heyecan duyuyoruz.” dedi.
Feichtinger, birkaç yıl öncesine kadar uzayın, sadece “uzay ülkeleri” olarak adlandırılan ülkelere mahsus bir alan olduğunu söyledi.
“Türkiye birkaç yıl içinde bir uzay ajansı kurarak, uzay stratejisi oluşturarak ve bir insanlı uzay uçuşu programı geliştirerek gerçekten uzayı gelişimlerinin odağı oldu.” diyen Feichtinger, Türkiye’yi uzay alanında “olağanüstü bir rol model ve örnek” olarak gösterdi.
Feichtinger, Türkiye’nin gelecekte Ay’a gitmek için gerçekten iddialı planları olduğuna dikkati çekti.
Uzay, “uluslararası işbirliği ve çalışma için mükemmel bir alan”
Tilmans da uzayın herkese ait olduğunu, bu yüzden ekonomik veya teknolojik gelişmesine bakılmaksızın uzaydan herkesin faydalanması gerektiğini belirtti.
Uzayı “uluslararası işbirliği ve çalışma için mükemmel alan” olarak tanımlayan Tilmans, tüm kurum ve kuruluşları, uzayı, uzay dışı sektör arasındaki diyaloğu teşvik etmek için köprü olarak kullanmaya davet etti.
Tilmans, uzay alanındaki gelişimlerin yeni işler ve yeni iş fırsatları yarattığını, bunun gelecekte küresel ekonomi üzerinde çok büyük etkisi olacağını kaydetti.
APSCO Genel Sekreteri Yu da, uluslararası uzay işbirliğine dikkati çekerek, uzay diplomasisinin ülkeler arasındaki kardeşliği ve yardımlaşmayı artıracağını ifade etti.
Yu, havacılık ve uzay alanında, özellikle genç elemanlara yönelik geleceğin parlak olacağını belirtti.
]]>
Cumhur İttifakı’nın Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Alinur Aktaş, “şimdi dönüşüm zamanı” diyerek yeni mega projelerini açıkladı. Bursa’nın raylı sistemini 89 kilometreye çıkaracaklarını ifade eden Başkan Aktaş, kuzey ve güney koridoru ile Bursa’nın trafiğini 3’e böleceklerini, yeni tüp geçit, kavşak ve yollar yapacaklarını müjdeledi. Kentsel dönüşümde 100 bin yeni konut sözü veren Aktaş, 16 bin tanesinin dar gelirliler için sosyal konut olarak inşa edileceğini söyledi. Aktaş, hazırladıkları yeni tarihi ve altyapı projeleri ile ulaşım projelerinin hazır olduğunu, bazılarını bakanlıklar desteğiyle hemen başlatacaklarını kaydetti.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ve 31 Mart’ta yeniden Cumhur ittifakının adayı olan Alinur Aktaş, Merinos Kongre Kültür Merkezi’nde ittifakın üst düzey yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları ve adayları, partililer ile birlikte mega projelerini görkemli bir törenle anlattı.
Ak Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, Ak Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, Bursa Milletvekilleri, belediye başkan ve adayları, il başkanları ve çok sayıda cumhur ittifakı mensubu, stk temsilcileri ve muhtarlar ile basın mensupları Alinur Aktaş’ın sunumunu takip etti.
“Metro Görükle ve Kurtuluş’a uzanıyor. Çalı Demirtaş metro hattı başlıyor”
Şehrimizi; yolları, akıllı çözümleri, toplu taşımasıyla ulaşan bir şehir haline dönüştüreceğiz” diyen Alinur Aktaş şunları kaydetti: “Ulaşan şehir Bursa olacak. Şu anda 57 kilometrelik raylı sistem vatandaşlarımıza hizmet veriyor. Bursaray’da yaptığımız sinyalizasyon optimizasyon ile hattın kapasitesini yüzde 60 arttırdık. 25 kilometrelik hat kapasitesi kadar ilave yapmış olduk. 9 kilometrelik kent meydanı terminal tramvay hattını devreye aldık. İstanbul caddesini raylı sistem ile buluşturduk. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız tarafından yapılan 4,6 kilometrelik yeni hattın ilk istasyonunu devreye alıyoruz. Önümüzdeki dönemde tamamlayacağımız Üniversite Görükle Kurtuluş hattı. 5,4 kilometre uzunluğa sahip. 3 istasyondan ulaşan bu hat ile üniversiteden Görükle merkeze raylı sistemle erişimi sağlıyoruz. Kurtuluş bölgesindeki yerleşim alanlarını metro ile buluşturuyoruz. 2035 ulaşım master planımızda yer alan Çalı Demirtaş metro hattına başlıyoruz. Kuzey güney yönünde ilk olma özelliği taşıyan 22 kilometrelik 16 istasyonlu hattımız Çalı’dan başlayarak Beşevler Fatih Sultan Mehmet Bulvarı üzerinden Yunuseli ve Demirtaş’a uzanacak. Bizim hatlarımız şu anda doğu batı aksında. İlk kez kuzey güney aksında yatırımı gerçekleştireceğiz”
“Raylı sistemler 89 kilometreye ulaşacak”
5 yıl sonunda raylı sistem hattının 89 kilometreye ulaşacağını, toplu taşımada önemli bir dönüşümü gerçekleştireceklerini anlatan Başkan Aktaş, “Dersimize çalıştık .Türkiye’nin en genç otobüs filosuna sahibiz. 500 yeni otobüs kazandıracağız. Elektrikli otobüs dönüşümünü başlatacağız. Minibüsler dolmuşlara, raylı sistemlerden servis araçlarına kadar nitelikli ve entegre toplu taşıma sistemini kentimize kazandıracağız. 68 metro aracını 180 milyon Euro yani 6 milyar lira yatırımla şehrimize kazandırıyoruz. Yol ve kavşak çalışmalarımız kent içinde hayati öneme sahip. Yıllardır konuşuyorduk. Güney çevre yolu diye. Bu dönemde Acemler’de yaptığımız düzenlemeler ile Oulu tüp geçidi. Dere üstü köprüleri, yeni stadyum yolunun genişletilmesi, Mudanya yoluna yeni kol yaptık. Alternatif iki yeni koridoru hayata geçiriyoruz. Birisi kuzey, diğeri güney olmak üzere iki yeni koridor oluşturuyoruz.
Gürsu 11 Eylül bulvarı arasında 2.3 kilometrelik alanda direkt 11 Eylül bulvarına ulaşılacak. Şirinevler Kavşağı ile İstanbul Caddesi arasında 9,5 kilometrelik yeni bir aks oluşturacağız. İstanbul Caddesi Yeniceabat Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı arasında 8,5 kilometrede yeni bir hat oluşturuyoruz. Recep Tayyip Erdoğan Bulvarını 3 gidiş 3 geliş olmak üzere Filament kavşağına ulaştırıyoruz. Recep Tayyip Erdoğan bulvarını 6 kavşak ve 7 kilometrelik yol ile Mudanya yoluna bağlıyoruz. Kuzey koridoru ile şehrin doğusundan batısına kadar seyahat imkanı sağlayacağız. Güney koridorunda ise çalışmalara başladık. Kestel Otosansit bağlantı yolu. 5.5 kilometrelik. Kestel Otosansit arasında Ankara yoluna alternatif yol bölünmüş arter oluşturma çalışmalarımız tamamlanma aşamasına geldi. Otosansit ile Orhaneli yolu arasında kentin güneyinden geçen silueti bozmayan kentsel dönüşümle elde edilecek alanlar ve sanat yapıları ile desteklenecek 16 kilometrelik yeni bir arter oluşturuyoruz. Orhaneli yolundan Çalı, Görükle Şehir hastanesi güzergahından ağır araç trafiğini yönlendirmek İzmir yoluna alternatif 9 kilometre 3 şeritlik duble yol yapıyoruz. Çalı Hasanağa arasında tek gidiş tek geliş olan 11 kilometrelik kısmı bölünmüş yol olarak genişletip sanayi bölgeleri ile yerleşimi buluşturuyoruz. Hasanağa Otoyol bağlantısını genişleterek yeni kavşakla konforlu hale getiriyoruz. Güney koridorunun en batı kısmındaki 4.2 kilometrelik yol ile Hasanağa Kayapa OSB’den kaynaklı ağır trafiği doğrudan otobana yönlendiriyoruz. Kuzey ve güneyden oluşturduğumuz bu iki koridorda iki tünel ile Bursalılar için bir ilki gerçekleştireceğiz. Kuzey koridorunda yer alan 5.5 kilometrelik tüpten tünel Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’ndan ata bulvarına direkt çıkacak. Filament kavşağı öncesi bölgeden ayrılan kol ile Mudanya yoluna bağlanacak. Birbirlerine bağlantılı yollar ile Bursa trafiği 3’e bölünecek. En basit tabirle trafik yükümüz 3 kat azalacak. Güney çevre yolunun üzerine kuzey çevre yolu hayat bulacak. İki koridorun sağladığı çalışmalar Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılacak.” diye konuştu.
“Otoban şehir içinde kalmayacak, mevcut çevre yolu Büyükşehir’e devredilecek”
İstanbul İzmir otobanının Ovakça Badırga kesiminde yeni bir güzergah oluşturulacağını, otoyolun çevre yolu olarak kullanılan kesiminin Büyükşehir’e devredileceğini anlatan Başkan Aktaş, “Buradaki bağlantı yollarıyla kent içinde önemli rahatlama ve alternatifler sağlanacak. Köprü, kavşak ve bağlantı yolları projelerimizi hazırladık. Mudanya yolu Şehir Hastanesi arası kavşak ve bağlantı yolu düzenlemesini bitiriyoruz. Mudanya yolundan Şehir Hastanesi’ne oradan da Özlüce’ye kadar olacak yeni bir alternatif güzergah oluşturuyoruz. Bademli Bulvarı, Bademli kavşağından eski köy içine kadar olan kısmı bölünmüş yol olarak genişletip bulvar haline getiriyoruz. Geçit köprüsünde yıkım çalışmalarını başlattığımız tarihi köprünün yanına ilave köprü yaparak dar boğazı ortadan kaldırıyoruz. Ata Bulvarı’ndaki akışı daha hızlı olması için Gümrük ve 23 Nisan’da yeraltı kavşak haline getiriyoruz. Batı bölgesine trafik yükünü kaldırmayan Görükle Kavşağı’nı yüksek kapasiteli hale getiriyoruz. Bakanlık ile projelendirdik. İhsaniye Yenikaraman bağlantı köprüsü ile Mudanya yolunda Osmangazi’den Nilüfer’e geçiş kazandırıyoruz. Orhaneli Yolu Beşevler Odunluk Kavşağı arasında köprülü kavşaklar inşa ediyoruz. Botanik Kavşağı, yakın çevre yolunda yapacağımız yonca kavşakla trafik yükünü hafifleterek çevreyolunu Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı ile buluşturuyoruz. 50 bin araçlık otoparklar inşa ediyoruz. Otopark kapasitemizi 50 bin araçlık otopark yatırımı ile üst seviyeye çıkarıyoruz” diye konuştu
“Dirençli Bursa için dönüşüm zamanı”
Depremin tartışılmaz bir gerçek olduğuna dikkat çeken Aktaş, “Bu gerçek başta yerel yönetimler olmak üzere hepimize ciddi sorumluluklar yüklüyor. Kentsel dönüşümü öncelememizin doğru karar olduğunu acı şekilde teyit ettik. Önümüzdeki dönemin en önemli konu başlığı şüphesiz kentsel dönüşüm. Doğru planlama ve ortak akılla dirençli şehir Bursa için şimdi dönüşüm zamanı. Geçtiğimiz dönemde afetlere dirençli ve sürdürülebilir şehir inşası için Bursa’da yer alan 530 bin yapı ve 1 milyon bağımsız konutta çalışmalarımızı başlattık. Birileri hayatında hiç kentsel dönüşüm yapmazken, bugünlerde Allaha şükür dönüşümden bahsediyorlar. İstanbul Caddesi’nden Karapınar’a, 1050 Konutlar’dan Arabayatağı’na, Sıcaksu’dan Yiğitler ve tarihi kent merkezine kadar kentimizin dört yanında bölgesel ölçekli dönüşüm projelerini başlattık. Başlattığımız 14 farklı dönüşüm projesi ile 2025 sonuna kadar 11 bin konutan tamamını teslim etmiş olacağız. Yeni dönemde akademik katkılar, ortak akıl ve mutabakat ile kent anayasası olarak yürürlüğe alacağız. Kentsel dönüşüm master plan çerçevesinde dünyanın en etkin kuruluşlardan Jika ve bilim kurulumuz ve akademik odalarla çalışmalarımızı sürdürüyoruz” ifadelerinu kullandı
“100 bin yeni konut, 16 bin sosyal konut inşa edilecek”
Kentsel dönüşüme hız kesmeden devam edeceklerini 100 bin yeni konut inşa edeceklerini bunun 16 bin tanesinin sosyal konut olacağını kaydeden Başkan Aktaş, “Önce kent merkezimizdeki alanlar ve sismik hareketlenmelerle sürekli gündemde olan hatta belediye binasını boşaltmak dışında hiç bir girişimi olmayan Mudanya başta olmak üzere kentsel dönüşüm çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Yeni dönemde daha ulaşabilir ve daha yeşil dirençli kent Bursa’yı inşa etmek için 100 bin konutluk projemizi hayata geçiriyoruz Parçalı alanlarda hayata alıyoruz. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini teminat altına almakla kalmayıp kent içindeki arterleri birbirleriyle buluşturup, yeni donatı ve yeşil alanlarla kent kalitesini üst düzeye çıkaracağız.. Kendi kaynaklarımızı kullanarak Burkent TOKİ ve özel sektör gücüyle birlikte gerçekleştireceğiz. Evi olmayan ailelere ucuz konut inşa edeceğiz. 16 bin yeni sosyal konut inşa ediyoruz. Yeni evlenen çiftlerimiz, emekli ve işçilerimiz başta olmak üzere uygun fiyat ve ödeme şartlarıyla vatandaşlarımızı ev sahibi yapıyoruz” şeklinde konuştu.
“Tarihi hanların yanısıra Hisar’da da adımlar atılacak”
30 yıllık hayalin gerçek olduğunu ve Çarşıbaşı Projesi’nin Bursa’ya çok yakıştığını anlatan Başkan Aktaş, “Uzun süredir konuşulan Hanlar Bölgesi projesinin ilk etabı Çarşıbaşı ile tarihe imza attık. Bu daha bir başlangıçtı. 14 Han, 1 bedesten, 13 açık çarşı, 18 kapalı çarşı, 4 pazar alanından oluşan tarih ve ticaretin kalbinin attığı Unesco miras listesinde yer alan tarihi bölgeyi ilmek ilmek işleyeceğiz. Hanlar bölgesi ile birlikte payitaht şehirde tarihi gün yüzüne çıkaracağız. Hisar; kent tarihinin en eski izlerini barındıran manevi iklimi ve sayısız kültür mirasıyla yüzyıllardır yaşanan mahalle kültürüyle Bursa’mızın nadide eserlerinin başında geliyor. Osmangazi Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Onların da yürüttüğü güzel projeler var. Bu nadide bölgenin de hakettiği yerde konumlanmasını sağlayacağız. Setbaşı Yeşil ve Emirsultan’da yayalaştırma ve otoparklar devreye alınacak. Tarihi aksımızın Setbaşı, Yeşil, Emirsultan kısmında bölge sakinleri ve esnafımız ile sahada yaptığımız çalışmalarda dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Turizm potansiyelini harekete geçirecek yaya ulaşımı ve otoparklarıyla Bursa’nın önemli bir değerini daha günyüzüne çıkarmış olaağız. Projelerimizi Çevre Şehircilik Bakanlığımıza teslim ettik” şeklinde konuştu
Kent merkezinde gastronominin ön plana çıkacağını, Kayhan’da meydan ve otopark projesinin devreye alınacağını vurgulayan Başkan Aktaş, “3 bin metrekarelik alandaki meydan projemiz 300 araçlık kapalı otoparkıyla çarşı bölgemizdeki önemli eksiğin giderilmesini sağlayacak. Tarihi alanlarımız ve ticaret bölgelerimizi günyüzüne çıkardığımız bu bölgelerin yanında, ön plana çıkan tarihi mahalleleri koruyup yaşatacağız. Unesco dünya miras listesindeki Cumalıkızık’ta gerçekleştireceğimiz düzenleme ve otopark sorunu ortadan kaldırıp, imrenilen bir tarihi köy ortaya çıkaracağız. Nilüfer Gölyazı, Gemlik Umurbey’de yeni çalışmalar yapacağız. Kentsel tasarım rehberi ile estetiği ve tasarım bütünlüğünü sağlayacağız.Şehrimizin yönetimini güçlendirmek adına akıllı kent yönetim merkezini hayata geçiriyoruz. Bu merkez normal zamanlarda istatistik ve bilgi analizi yaparken bir afet ya da olağanüstü durumda operasyonel fonksiyon üstlenecek. Bursa’mızı daha yaşanabilir bir kent haline getirmek için şehrin dijital ikizinin oluşturmasına hızla çalışıyoruz. Dirençli bir şehir oluşturmada üst yapı kadar kesintisiz güçlü altyapıya sahip olmaktır. Kayıp kaçak oranı başta olmak üzere Türkiye’ye örnek gösterilen Buski, yeni dönemde dirençli kent yolculuğunda önemli görev üstlenecek. Kuraklık ve iklim değişikliğine rağmen ucuz ve kaliteli hizmet veriyoruz.Şubat ayında yaptığımız düzenleme ile vatandaşlarımıza yüzde 20 indirim sağladık. Çınarcık Barajı için 4,5 milyar liralık yatırım yaptık. Çınarcık Barajı’mızın suyunu Bursa ile buluşturan tarihi çalışmayı başlattık. İhale ettiğimiz ve imalat çalışmasına başladığımız projede 300 bin metreküp kapasitesine sahip arıtma tesisini ve diğer imalatları 4,5 milyar bedelle Bursa’nın en büyük altyapı yatırımı olarak hayata geçiriyoruz. Gemlik Büyükkumla barajı, İnegöl Hocaköy, Büyükorhan Kocadere, Gölbaşı Barajlarının faaliyete alınması ve 2500 kilometre yeni içme suyu yatırımı ile Bursa’nın 2070 yılına kadar sorunu olmayan dirençli bir kent haline getiriyoruz. Başarılı şekilde sürdürdüğümüz atık su yönetimini daha ileriye taşıyacağız. Atık su kapasite artışları 750 kilometrelik kanalizasyon altyapısı ile göl ve denizlerimizi temiz tutacağız. Nilüfer çayının kirletici etkilerden tamamen arındırılması için bakanlık ve valiliğimizle birlikte yürüteceğiz. Ani ve şiddetli yağışlar sıklıkla karşılaştığımız durum haline geldi. Dere ıslahı çalışmaları ve 250 kilometrelik yeni hatlar ile afetlerin önüne geçeceğiz. 3,5 milyon metrekare yeni yeşil alan kazandırdık. Parklarıyla yenilenebilir enerji kullanımı ile yeşil ve yaşanabilir bir Bursa hedefimiz. 1,5 milyon metrekare yeşil alan sözü vermiştik. Sözlerini tutmayanların aksine iki katı yani 3,5 milyon metrekarelik yeni yeşil alan kazandırdık. Bursa artık 5 yıl öncesinden daha yeşil ama çok daha yeşil ve yaşanabilir bir şehir olacak. Yeni dönemde de 3,5 milyon metrekare yeni yeşil alan sözümü hemşehrilerimize veriyorum” diye konuştu
Yeşil Mavi koridor inşa ediyoruz.
Bursa’da yeşil mavi bir ağ oluşturacaklarını anlatan Başkan Aktaş, ” Ayvalıdere, Nilüfer Çayı, Cilimboz Deresi, Gökdere, Hacivat ve Balıklıdere’de yürüyüş ve bisiklet yolları, dinlenme alanları ve peyzaj düzenlemeleri ile vatandaşımız yeşil ve mavinin güzelliğini şehrin dört yanında yaşama imkanına sahip olacak. Kentimizin bütününe yaydığımız bu yeşil alan ve tematik parklarımız, bölge praklarımız ve yeşil alan düzenlemeleri ile bütünleştirip yeşili günlük yaşamın bir parçasına dönüştürüyoruz. Parklarımızın afet döneminde kullanılması için altyapısını buna göre düzenliyoruz. Daha önce Demirtaş çöplüğü olarak kullanılan 180 bin metrekarelik alanda rüzgar ve güneş kaynaklarıyla su verimliliği konularında öğretici ve teşvik edici bir park ile bölgeye devasa yeşil alan kazandırıyoruz. Kumsaz Su Dünyası Tema Parkı’nı 440 bin metrekare olarak kullanıma sunuyoruz. 500 bin metrekarelik Ürünlü İnovasyon Tema Parkı’na inşa ediyoruz. Hamitler çöplüğünü botanik parkına dönüştürüyoruz. 150 bin metrekarelik ilk etap çalışmaları başladı. Hamitler’de 90’lı yıllardan bu yana katı atık sahası olarak kullanıyoruz. 13 mahallede 400 bin nüfus yaşıyor. Bunu önceden söylemiştik. Birilerinin mahkeme kapısında dolaşıp 3 yıl geciktirdiğini biliyorsunuz. Kentimizin atıklarını bertaraf etmek için gerçek dönüşümü hayata geçiriyoruz. Bursa olarak günde 3500 ton katı atık üretiyoruz. Son teknolojiler kullanılarak entegre katı atık bertaraf tesisini şehrimize kazandırıyoruz. Bilimsel yöntemler kullanılarak hazırlanan atıkları çöp olarak değil hammadde olarak değerlendiren bu tesisin çevreye olumsuz etkisi olmayacak. Yıldırım’da Kent Ormanı 643 bin metrekare, Hasköy Mesire Alanı’nı kısa sürede devreye alıyoruz. Dağınık halde bulunan ve işlevlerini yerine getiremeyen üretim tesislerini şehrimizin doğu ve batısındaki iki farklı KOBİ organize sanayi bölgesine taşıyacağız. Bu projemizi ortak akıl ve bilimin ışığında gerçekleştireceğiz. Gazi Üniversitesi ile bilimsel çalışmayı hayata geçireceğiz. Çiftçilerimize hep destek olacağız. Gemlik’te zeytin merkezi inşa edeceğiz. Tarım dostu projelerin yenilerini hayata geçireceğiz. Paketleme ve saklama tesisleri, sulama göleti ve tesisler, süs bitkileri üretim merkezi, fide fidan desteği sağlamayı sürdüreceğiz. Kadın ve gençlerimize 100 bin liralık hibe desteği sağlayacağız. Gençlerin kariyerlerini BİKO ile şekillendirmeyi sürdüreceğiz. Kadınlarımızın el emeklerini ekonomiye kazandırmaya devam edeceğiz. Bursa’nın turizm potansiyelini arttırıyoruz. Kamp karavan alanları, Keles Rafting Parkuru, Mudanya Yapay Resif, İnanç Turizm rotası ile başka boyuta taşınıyoruz. 115 kilometrelik deniz sahili ile şehrimizi Mudanya Güzelyalı ve Trilye’de yapacağımız yat limanları ile destinasyon haline getireceğiz. Gemlik’ten Karacabey’e plajlar, gezi yürüyüş alanları ve iskeleler ile sahillerimizin kalitesini daha da arttırıp sahil şehri kimliğimiz canlandırıyoruz. Genç kart ile 5 bin liralık destek sağlayacağız. Gençlerimize yönelik bir çok çalışmayı hayata geçirdik. Sosyalleşmeleri ve eğitimleri konusunda burs, kurs, spor sahaları ve gençlik merkezleri ile katkıda bulunduk. Elimde bir kart var. Genç kart ile gençlerimiz sosyal ve kültürel etkinliklerden gönüllerince faydalanacak. Yıllık 5 bin lira yüklüyoruz. Gençler konsere, tiyatroya, senfoniye gidebilir. Kentimizde 5 binin üzerinde dernek vakıf spor kulübü gibi sivil toplum kuruluşu hizmet veriyor. Sivil toplum kuruluşlarına tüm faaliyetlerinde destek vereceğiz. STK faaliyetlerinin tek çatı altında daha verimli yürütülmesi adına paylaşımlı mekanları ortak alanları, birilerinin yaptığı gibi 20 yıldır bitmeyen Anadolu Arastası gibi akıbeti kötü olmayacak. Bu kampüsü en kısa sürede kazandıracağız. Bursa Festivali, Altın Karagöz festivaline ilave olarak gastronomi başta olmak üzere bandolar, sokak sanatçıları festivalini buluşturduk. Önümüzdeki dönemde var olan festivalleri zenginleştirip yola devam edeceğiz. 20 yıl nitelikli etkinlik mekanı yapamayanlar var. Bu dönemde kentimize 2 büyük kültür ve kongre merkezi kazandırıyoruz. 800 kişi kapasiteli, sergi salonları, toplantı salonlarının bulunduğu kongre merkezini Yıldırım’da inşa edeceğiz. 20 yılda Nilüfer’e yapılamayanı biz yapıyoruz. Nilüfer Kongre Kültür Merkezi’ni inşa edeceğiz. Çekirge Teras Sosyal ve Kültürel tesisini hizmete sunuyoruz. Önümüzdeki yıl tamamlayacağımız projemizle hayat boyu sanat merkezi, akıllı şehircilik merkezi, çok amaçlı salonlar, dijital gençlik ve e spor merkezini burada faaliyete alacağız. Genç ofis ile gençlerimizin pratik deneyimlerini arttıracakları ofisler oluşturuyoruz. Atatürk Spor Salonu’nu yeniden hayata geçiriyoruz. Atatürk Spor Salonu üzerinden şahsımla alakalı bir sürü tezvirat üretildi. Hiç birini dikkate almadım. Biz bu şehirle yatıp kalkıyoruz. Yarışma ile elde edilen projeler ile 18 bin metrekarelik inşaat alanı olan 3100 kişilik yeni Atatürk Kapalı Spor Salonu’nu hizmete sunuyoruz. İhalesini yapıp inşaatına başladık. Büyükşehir olarak batı spor kompleksini hayata geçiriyoruz. Evlenecek çiftlere düğün desteği, öğrencilere burs desteği vereceğiz. Evlilik destek paketi ile gençlerimize ve düğün yapmak isteyenlere destek vereceğiz. Düğün salonu tahsis edeceğiz. Burskoop ile 16 bin öğrenciye burs desteği vereceğiz. Bu dönemde fen lisesi, anadolu lisesi, meslek lisesindeki öğrencileri dahil ederek 2024 Eylül’den itibaren desteğimizi arttırracağız. Üniversite öğrencilerine seyahat desteği sağlayacağız. Şehri dışında okuyan öğrencilere yılda 2 kez seyahat bileti desteği sağlayacağız. Yeni YKS kurslar inşa edeceğiz. Yeni gençlik merkezlerini hayata geçireceğiz. Kapasiteleri arttıracağız. Ana kucağı yaygınlaşıyor.32 ana kucağı ile 4 bin olan öğrenciyi 10 binin üzerine çıkaracağız. Aile eğlence merkezlerini oluşturuyoruz.. Açık havuzu elimizden alıp 4 yıldır alamayanlara inat 17 ilçede sosyal tesis inşa ediyoruz. Emeklilere tam destek sağlıyoruz. Emeklilere ulaşımda yüzde 25 indirim, su faturalar ve sosyal tesislerde yüzde 25 indirim sağlayacağız. Emeklilere yılda iki kez 1500 lira nakti destek sağlayacağız. Tur rehberleri eşliğine her yıl bin gezi yapacağız. Hasta yakınları konuk evi projemizi şehir hastanesinde hayata geçireceğiz. Şehrimizi engelli dostu haine getireceğiz. Ücretsiz evcil hayvan polikliniği yapacağız” ifadelerini kullandı
Lansman toplantısının finalinde Başkan Alinur Aktaş, 17 ilçenin belediye başkan adayları, Ak Parti, MHP ve BBP İl Başkanlarını kürsüye davet ederek birlik beraberlik fotoğrafı verdi. – BURSA
]]>
Memleket Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Emre Berk Hacıgüzeller, “İstanbul’un 964 mahallesinde nüfus yoğunluğuna göre yaptığımız hesaplamalarda 1953 tane dokuzar, onar kişilik deprem ekipleri kuracağız. Bu ekipler örümcek ağı modeliyle çalışacaklar, birbirleriyle haberdar olacaklar.” dedi.
Levent’teki bir otelde düzenlenen “Büyükşehir Belediyesi Yönetimi ve Proje Sunumu”nda konuşan Hacıgüzeller, İstanbul’u belirledikleri 10 ilke altında yöneteceklerini, akıl, adalet ve ahlak temelli, bilimsel bir yönetim anlayışını benimseyeceklerini söyledi.
Hacıgüzeller, kentin en büyük sorununun deprem olduğuna dikkati çekerek, “Bu sorun sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin de beka sorununu yaratabilecek derecede tehlikeli bir sorundur. ‘Deprem 1 sene sonra olacak, 2 sene sonra olacak.’ diyemeyiz. Deprem her an olabilir. Dolayısıyla İstanbul’un 1 Nisan’dan itibaren depreme hazırlıklı olması gerekiyor.” diye konuştu.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaşanan çok ağır tecrübelerden ders alınması gerektiğini kaydeden Hacıgüzeller, şöyle devam etti:
“Hedefimiz deprem sonrası 1 saat içinde deprem alanına ulaşmak. İstanbul’un 964 mahallesinde nüfus yoğunluğuna göre yaptığımız hesaplamalarda 1953 tane dokuzar, onar kişilik deprem ekipleri kuracağız. Bu ekipler örümcek ağı modeliyle çalışacaklar, birbirleriyle haberdar olacaklar. Bu 1953 ekipte toplam 17 bin 577 kişi olacak. Bu arkadaşlarımızın yarısını İBB kadrolarından ihdas edeceğiz, kalan 8 bin 800 kişi de yeni istihdam olacak. Bu kişiler deprem öncesi hazırlık yapacak, deprem anı ve deprem sonrasında da 1 saat içerisinde ulaşılamayan deprem alanı kalmayacak.”
Mahallelere lojistik amaçlı “mavi kulübeler” kurulacak
Hacıgüzeller, her mahalleye “mavi kulübeler” adını verdikleri lojistik kulübeler yapacaklarını, bunların içinde sağlık ekipmanı, balyozlar, demir makasları, halatlar ve jeneratörler gibi deprem anında hemen müdahale için malzemelerin bulunacağını dile getirdi.
Kentsel dönüşümün KİPTAŞ üzerinden devam edeceğini vurgulayan Hacıgüzeller, “Engelli ve şehit aileleri ile 0-6 yaşında çocuğu olan, yaşlı ve hasta bakımı yapan ailelerin dönüşüm maliyetlerini İBB karşılayacak. Bütçeden kentsel dönüşüm yardımlarıyla birlikte toplam 11,5 milyar liralık bir kaynak ayıracağız.” ifadelerini kullandı.
Hacıgüzeller, klasik belediyecilik anlayışının artık büyükşehirlere yetmediğini, bu kapsamda İstanbul genelinde sebze, meyve ve hayvancılık alanında üretilen tüm ürünlere alım garantisi vereceklerini, bunları maliyetine halkla buluşturacaklarını ve kendi bahçesinde üretim yapan İstanbulluları ekonomiye kazandıracaklarını söyledi.
“İstanbul’da ulaşım sorununu deniz yoluyla çözeceğiz”
İstanbul’da çok ağır bir trafik sorunu olduğundan bahseden Hacıgüzeller, mevcut projelerin kentin sorunlarına çözüm üretemediğini belirtti.
Hacıgüzeller, kentin 400 kilometrelik bir sahil şeridi olduğunu aktararak, şunları kaydetti:
“Bu sahil şeridinden kara tarafına doğru 2 kilometrelik bir alan düşünün. 800 kilometrekarelik alanda İstanbul nüfusunun yüzde 30’u yaşıyor. Bu insanlar ulaşımları için İstanbul’un kara bölgelerine, orta noktalarına gidiyorlar ve sıkışıklığı bunlar yaratıyor. Bir metro hattının maliyeti 1 kilometrede ortalama 45-55 milyon dolar arasında değişiyor. Bir taraftan raylı sistem yapılsın ama bir taraftan da bir hat döşemenize gerek yok, deniz yolu var. 71 tane, ufak teknelerin yanaşabileceği limanlar üzerinden, küçük dalgakıranlarla bu ulaşımı sağlayabiliriz. İstanbul’un ulaşım sorununu nüfusun yüzde 30’unun deniz yoluna ulaşabileceği kısa hatlarla çözeceğiz.”
Programa, Memleket Partisi İstanbul İl Başkanı Doğanay Köse, kentin 31 ilçesinde ilan edilen belediye başkan adayları da katıldı.
]]>
Hatay Valisi Mustafa Masatlı, 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenen tarihi yapılarda sürdürülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Depremlerde ağır hasar alan ve restorasyonu devam eden tarihi meclis binasının çalışma alanında incelemelerde bulunan Masatlı, AA muhabirine, Hatay’ın depremlerin yıkıcı etkisinin en fazla hissedildiği şehir olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle depremin ilk dakikalarından bu yana her alanda olduğu gibi, tarihi eserlerin de yeniden ihyası ve inşası kapsamında çalışmalara aralıksız devam edildiğini belirten Masatlı, şöyle devam etti:
“Çalışmalarımız 4 farklı alanda devam etmektedir. Bunlardan birincisi İl Kültür ve Turizm Bakanlığımız koordinesinde yürüttüğümüz çalışmalardır. Bu kapsamda, Hatay Şehir Müzesi, Hatay Edebiyat Müze Kütüphanesi, St. Pierre Anıt Müzesi, Kırıkhan Nuriye Civelek Çocuk Kütüphanesi onarım ve restorasyon çalışmaları için proje ihaleleri yapılarak çalışmalara başlanmış, St. Pierre Anıt Müzesi restorasyonu tamamlanarak hizmete açılmıştır. Hatay Şehir Müzesi restorasyonu devam etmektedir, diğer yapıların ise proje çalışmaları sürüyor.”
Depremden zarar gören tescilli taşınmazlara yönelik, bugüne kadar 4 defa hibe programı dönemi açıldığını ve 409 başvurunun alındığını ifade eden Masatlı, 167 mülk sahibiyle proje, 3 mülk sahibiyle de uygulama sözleşmesi yapıldığını, tescilli taşınmazlara yönelik 239 projenin de değerlendirilmesinin devam ettiğini anlattı.
Vali Masatlı, kültür molozlarının Kültür Enkazı Döküm Sahası ve Ayrıştırma Merkezi’ne taşındığını, enkaz ayrıştırmadan çıkan 550 eserin de koruma altına alındığını söyledi. Bugüne kadar 257 tescilli yapının enkazının da kaldırıldığını aktaran Masatlı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen yeniden ihya ve inşa çalışmalarının da sürdüğünü dile getirdi.
Valilik bünyesindeki Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca yürütülen çalışmalara da değinen Masatlı, Valilik binası ve konutu ile Reyhanlı Müderris Konağı, Tabiat Şifahanesi-Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi gibi tarihi yerlerde de ihya ve inşa faaliyetlerinin devam ettiğini belirtti.
Tarihi meclis binası ve bitişindeki konaktaki çalışmalar
Masatlı, protokoller çerçevesinde gerçekleşen ve bu kapsamda Doğuş Grubu tarafından finanse edilen Hatay Meclis Binası ve Adalı Konağı’ndaki çalışmaları anlatarak, “Hatay meclis binamızda, ayrıştırma işlemleri tamamlanmıştır. Rölöve, rekonstrüksiyon (yeniden yapım) projeleri koruma kurulu tarafından onaylanmıştır. Şu an itibarıyla tüm alanda yaklaşık 197 fore kazık işlemi yapılacak. Bunlardan şu an itibarıyla 65’i tamamlanmış durumdadır.” dedi.
Adalı Konağı’nda da ayrıştırma işlemlerinin bittiğini, zemin iyileştirme çalışmalarının devam ettiğini dile getiren Masatlı, her iki tarihi yapının da 2025’in sonlarına doğru tamamlanmasını öngördüklerini söyledi.
Uzun Çarşı ve Kurtuluş Caddesi’ndeki çalışmalar
Tarihi Uzun Çarşı ve dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak bilinen Kurtuluş Caddesi’nde de çalışmalar yapıldığını vurgulayan Masatlı, şöyle devam etti:
“Tarihi Uzun Çarşı’mızda, şu an için 654 dükkanın yeniden, eskisinden daha güçlü ve modern yapımı için çalışmalarımıza başladık. 6 etap şeklinde inşa edilecek, çarşımızın yenilenmesi projemizdeki çalışmalarda yapılan her şey çok kıymetlidir. İlaveten Kemal Paşa Caddesi tarafında yer alan dükkanlarımızın da yeniden yapım çalışmalarına başlandı. İkinci olarak tarihin aydınlatılan ilk caddesi olması sebebiyle ülkemizin ve dünyanın önemli yapılarından Kurtuluş Caddemizde de çalışmalarımız devam etmektedir. Kurtuluş Cadde’mizde yer alan 56 tescilli yapının aslına sadık kalınarak yeniden ihya ve inşa edilmesi yönünde proje çalışmalarına başlanılmıştır. 6 yapımızın da koruma kurul onayı çıkmıştır.”
Masatlı, Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden Hatay’ı gelecek nesillere eskisinden daha güçlü şekilde miras bırakmak için sahada çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini kaydetti.
]]>
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), 2021’de İklimle Bağlantılı Finansal Beyan Görev Gücü (TCFD) tavsiyelerini dikkate alarak hazırladığı Türk bankacılık sektörünün ilk “İklim Riskleri Raporu” sonrasında ikinci iklim raporunu yayımladı.
Bankadan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin kapsayıcı ve nitelikli kalkınması için kalıcı değer yaratma misyonuyla çalışan TSKB, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye ve bu alanda yenilikçi adımlar atmaya devam ediyor.
Türk bankacılık sektöründe ilk olan ve 2021’de yayımlanan “İklim Riskleri Raporu” ile iklim değişikliğinin etkilerini Task Force on Climate-related Financial Disclosures (TCFD) perspektifinde değerlendiren TSKB, ikinci raporunu “2023 TSKB İklim Raporu” adıyla yayımladı.
Banka, bu kapsamda hazırlanan raporda iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik kararlılığını, güncel çalışmalarını ve gelişim alanlarını ortaya koyarken gelecek perspektifini de paylaşıyor.
“Yeşil dönüşüm alanında ölçeklenebilir çözümlere ihtiyaç var”
Açıklamada görüşlerine yer verilen, TSKB Genel Müdürü Murat Bilgiç, Bankanın iklim değişikliğini ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarının ötesinde temel stratejisi ve başarı kriteri olarak ele aldığını, Türkiye’nin düşük karbon ekonomisine dayalı bir sanayiye geçişine katkıda bulunmayı önceliklendirdiklerini belirtti.
Ortak gelecek için yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve iklim finansmanı, emisyon ölçümü ve azaltımı, adaptasyon ve döngüsel ekonomi yatırımları gibi konuları barındıran yeşil dönüşüm alanında ölçeklenebilir çözümlere ihtiyaç bulunduğunu kaydeden Bilgiç, şu ifadeleri kullandı:
“TSKB olarak iklim risklerini ölçerek kredilendirme süreçlerimize entegre ediyoruz. İklim risklerinin azaltımına yönelik dönüşüm yatırımları, gezegenimizin geleceğinde oldukça önemli bir yer tutuyor. Türkiye’de iklim konusunu gündemine alan ilk kurumlardan biri olarak, BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ve ülkemizin kalkınma hedefine doğrudan katkı sağlayan yatırım temalarını önceliklendiriyoruz.”
Kömür finansmanından çıkma hedefi
Murat bilgiç, SKA bağlantılı kredilerinin oranının yüzde 90 olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
“Sadece iklim ve çevre ile ilgili SKA bağlantılı kredi oranı hedefimiz ve 2023 yıl sonu gerçekleşmesi de yüzde 62 seviyesinde. Sürdürülebilir bankacılık anlayışımızın yanı sıra uzun yıllara dayanan danışmanlık tecrübemizden kazandığımız deneyimi, 2011’de kurduğumuz sürdürülebilirlik danışmanlığı alanındaki iştirakimiz Escarus aracılığıyla farklı sektörlerle paylaşarak bu alandaki etkimizi büyütüyoruz. Sunduğumuz akıllı finansman olanakları, çok yönlü danışmanlık kapasitemiz ve iş ortaklarımızla sinerji içinde somut başarılara imza atıyoruz.”
Bilgiç, kömür yakıtlı termik santral ve elektrik üretim amaçlı kömür madenciliği yatırımlarını finanse etmeme taahhütlerinin arkasında durduklarını anımsatarak, bu hedeflerini kapasite artış yatırımlarını da kapsayacak şekilde ve 2035’in sonuna kadar kömür finansmanından tamamen çıkmak üzere güncellediklerini anlattı.
Murat Bilgiç, “2023 TSKB İklim Raporumuz ile iklim değişikliği konusunda bankacılık faaliyetlerimize entegre olarak gerçekleştirdiğimiz çalışmaları sunarken, paydaşlarımıza örnek oluşturmasını amaçladığımız kıymetli bir ekip çalışması gerçekleştirdik. Önümüzdeki dönemde de iklim risklerinin en aza indirilmesi ve bu mücadelede başarı kazanılması yönünde nitelikli uzman kadrolarımız ve iş ortaklarımızla hep birlikte kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“2030 sonuna kadar 4 milyar dolarlık iklim finansmanı sağlamayı planlıyoruz”
TSKB Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Meral Murathan da, TSKB kredi portföyünün ağırlıklı olarak SKA bağlantılı kredilerden oluştuğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“2021-2030 yılları arasında 10 milyar ABD doları tutarında SKA bağlantılı finansman sağlamayı hedefliyoruz. Bunun yanı sıra 2030 sonuna kadar 4 milyar dolarlık iklim finansmanı sağlamayı planlıyoruz. Hedeflerimize emin adımlarla ilerlerken eş zamanlı pek çok çalışmaya imza atıyoruz. 2022 yılının ekim ayında, Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) tarafından kurulan Net-Sıfır Bankacılık Birliği’nin imzacısı olduk. Bu imzayla kredi portföyümüzü 2050 yılına kadar Paris İklim Anlaşması doğrultusunda net sıfır emisyon hedefleriyle uyumlu hale getirmeyi taahhüt ediyoruz. 2023 yılında 2027 ve 2035 yıllarına yönelik yakın dönem bilim temelli hedeflerimizi onaylatarak kamuoyuna duyurduk.”
“Bankamızın emisyon azaltım hedefleri, SBTi tarafından onaylandı”
Meral Murathan, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda önemli yönlendirmeleri bulunan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın iklim değişikliği ile mücadele ve adaptasyon kapsamında öne çıkan amaçlarını yakından takip etmeye devam edeceklerini belirtti.
Bankanın Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi: Science Based Targets initiatives) kılavuzlarına uyumlu olarak hesapladığı emisyon azaltım hedeflerinin SBTi tarafından onaylandığını anımsatan Murathan, “Bütün bu çalışmalarımızın yanında yeni bir yapılanmaya giderek, Banka içinde farklı çalışma grupları altında uzun yıllardır devam eden sürdürülebilirlik faaliyetlerimizi daha da derinleştirmek için kapasite geliştirmemize de fayda sağlayacak şekilde TSKB İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Yönetimi Müdürlüğü’nü kurduk.” açıklamasında bulundu.
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, ‘Afet Farkındalık Eğitimi’ alan ve ilk kez oy kullanacak olan gençlerle bir araya geldi. İstanbul’un bir deprem şehri olduğunu hatırlatan Kurum, “Yaşadığımız depremlerde, bir asırda 130 bin canımızı yitirdik. Depremle mücadele etmeyi öğrenmek, deprem gerçeğiyle birlikte yaşamak zorundayız. Deprem dönüşümü terörle mücadele kadar önemli” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, ‘Afet Farkındalık Eğitimi’ alan ve ilk kez oy kullanacak olan gençlerle bir araya geldi.
“Deprem dönüşümü terörle mücadele kadar önemli”
İstanbul’daki riskli yapıların acilen dönüştürülmesi gerektiğini belirten Murat Kurum, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı görevini yürüttüm. Ülkemizde nerede bir afet olsa arama kurtarma ekiplerimizle birlikte orada omuz omuza mücadele ettik. Ülkemiz bir deprem ülkesi. Maalesef nüfusumuzun yaklaşık yüzde 70’i deprem bölgelerinde yaşıyor. Yaşadığımız depremlerde, bir asırda 130 bin canımızı yitirdik. Depremle mücadele etmeyi öğrenmek, deprem gerçeğiyle birlikte yaşamak zorundayız. İstanbul’umuz da maalesef bir deprem şehri. Bilim insanlarımız, hocalarımız bize İstanbul’da bir deprem olacağı gerçeğini her zaman ifade ediyorlar. Peki biz ne yapmalıyız? Bir taraftan olası depremlerde ne yapacağımızı bilmemiz, diğer taraftan da en kısa zamanda riskli binalarımızı dönüştürmemiz gerekir. Bu ikisi bugün İstanbul için, ülkemiz için en önemli gündemlerden biridir. Deprem dönüşümü terörle mücadele kadar önemlidir. Gittiğimizde o enkazlarda yavrusunu, annesini, yakınlarını bekleyen ailelerin feryadına şahit oldum. Malatya’da, Elazığ’da, İzmir’de asrın felaketinin ardından Kahramanmaraş Pazarcık’ta, 11 ilimizde. Günlerce oradaydım ve emin olun şu görmüş olduğunuz makas, jeneratör, hilti o gün o saat o kadar önemli, o kadar değerli ki, depreme hazırlıklı yakalanmanız çok kıymetli. ‘Enkazın altından benim yavrumu çıkart’ diyor. ‘Enkazın altından benim annemi çıkarın’ diyor. Büyük bir afet karşısında da biz hazırlıklarımızı yapmak zorundayız” şeklinde konuştu.
“Kentsel dönüşüm bizim olmazsa olmazımız”
İstanbul için kentsel dönüşümün her şeyden önemli olduğunu vurgulayan Kurum, “Bütün depremlere gitmiş ve depremlerden de yüz akıyla çıkmış bir ağabeyinizim. Gittiğimiz her yerde milletimize söz verdik. Elazığ, 2020 depreminde yaptığımız dönüşüm sayesinde Kahramanmaraş Pazarcık merkezli depremde daha az etkilendi. Binalarımız dimdik ayaktaydı. TOKİ’yle yaptığımız binalarda çizik bile yok. Kimsenin burnu kanamadı. Dolayısıyla deprem dönüşümü bizim için her şeyden önemli. Çünkü sizin canınız bize emanet ve bu çerçevede çalışmak, deprem dönüşümünü, kentsel dönüşümü birlikte başarmak zorundayız. Buna ilişkin de 650 bin konut dönüşüm sözü verdik. Bugün Bağcılar’da baktığınızda üç büyük dönüşüm projesinde bizim emeğimiz var. Bağcılar Belediye Başkanı’mızla birlikte el ele verdik ve bakanlığımız o üç büyük dönüşüm projesinde elini taşın altına koydu. TOKİ’mizle hep birlikte vatandaşımızın daha sağlam konutlara erişmesi için bir çalışma başlattık. Bağcılar’ın en büyük yeşil alanlarından birini kazandırdık. Burası sadece bir yeşil alan değil, huzurla oynayacağınız, ders çalışacağınız bir alan değil, depremde toplanma alanı vazifesi görecek. Allah göstermesin, böylesi bir afette biz orada ilk yardımlarımızı yapacağız, vatandaşımıza iaşe yemek hizmetlerini vereceğiz. Hep birlikte vakit geçireceğimiz bir alan olacak. Bu konuyu ikiye ayırmak zorundayız. Biri deprem dönüşümü, kentsel dönüşüm. Bu bizim olmazsa olmazımız. Sizlerle birlikte başaracağız. Sizlerle birlikte bu şehri emin ellere, güçlü ellere teslim edip İstanbul’un her mahallesinde, her ilçesinde bu dönüşümü gerçekleştirmek zorundayız. Diğer taraftan da depremlere hazır bir şekilde beklemeliyiz” dedi.
“İstanbul’da her evde afet çantası olacak”
Deprem esnasında yapılması gerekenler için de bilinçli olunması gerektiğini söyleyen Murat Kurum, her evde deprem çantası bulunacağını vurguladı. Kurum, “Ayrıca Japonya’da bir deprem oldu, televizyona yansıdı hatırlıyor musunuz? 7,4’tü galiba. Annesiyle küçük bir çocuğumuz zannedersem deprem esnasında bir alışveriş merkezindeydi. Hemen küçük çocuk o sallantıda annesine sormadan masanın altına girdi ve bekledi. Bir taraftan da bu bilinçle yaşamak zorundayız. Deprem esnasında yapacaklarımız çok çok önemli. Bir deprem çantamız var mı? Bu çanta herkeste olacak, herkesin evinde olacak. Bizim ilk anda yanımıza alacağımız tek çanta o olacak. Biz 1 Nisan’da göreve geldiğimizde İstanbul’da her evde afet çantası olacak. Büyükşehir Belediyesi İstanbul’da yaşayan her bir kardeşimizin evine bu çantayı temin edecek ve Afet Farkındalık Akademisi ile birlikte de sizleri, ailelerimizi yetiştireceğiz. Önce afet esnasında ne yapacağımızı, nasıl davranacağımızı, en yakın toplanma alanımız nerede, İstanbul’da 6 saatte 2 milyon kişinin barınabileceği toplanma alanlarını ve oradaki altyapıyı, bugün o altyapı sosyal tesis olarak hizmet verirken, kütüphane olarak hizmet verirken, afet esnasında orası ilk yardım ve arama kurtarma ekiplerimizin malzemelerinin olduğu depolar olacak, çadırlarımız olacak. Orada hep birlikte mücadelemizi vereceğiz ve arama kurtarma malzemelerinin ve ekiplerin sayısını her ilçemizde artıracağız” ifadelerine yer verdi.
“Deniz ulaşımını artırmak zorundayız”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kurum, acil ulaşım için helikopter pisti görevi görebilecek yerlerin artırılacağını söyledi. İstanbul’a 6 lojistik merkezin daha yapılacağını dile getiren Murat Kurum, “Her ilçemizde, hem belediyelerimiz hem de Büyükşehir Belediyesi çatısı altında afet arama kurtarma ekiplerimiz olacak. Bir taraftan bu süreci en doğru şekilde yürütebilmek için lojistik merkezlerimiz olacak. İstanbul’da şu an bir tane lojistik merkezimiz var. Biz buna 6 tane daha ekleyip 7 lojistik merkeziyle birlikte İstanbul’a afet anında her noktada destek vermek istiyoruz. Havadan, karadan ve denizden. İstanbul’da bu 3 alanı da kullanmak zorundayız. O yüzden yeni helikopter pisti alanları yapacağız. Bu alanlar bugün size spor alanı olacak. Orada spor yapacaksınız ki hedefimiz her mahallede bu sporu yapabilmeniz. Diğer taraftan da heliport görevi görecek. Arama kurtarma ekiplerimizin, acil yardım ekiplerimizin inebileceği alanlar olacak. Bağcılar’da helikopter pisti var mı? Maalesef yok arkadaşlar. O yüzden bizim helikopter pisti vazifesi görecek ve bugün de spor alanı vazifesi görecek olan alanlarımızı hızlı bir şekilde yapmamız lazım. Deniz ulaşımını artırmak zorundayız. Çünkü o deniz ulaşımından lojistik destek vereceğiz. Afet acil yardım yollarını açacağız. Çünkü o enkaza ulaşmanız lazım. Çünkü o enkazda arama kurtarma yapabilmeniz için o yolların açık olması lazım. O yüzden bu bilinçle dijital bir afet yönetim merkezi çatısı altında İstanbul’un bütün hizmetlerini vereceğimiz ama en önemlisi de afet yönetimini dijital manada tek çatıdan yapacağımız tüm birimlerin aynı anda hareket ettiği, vatandaşımızın hangi toplanma alanına gitmesi gerektiği, o toplanma alanındaki ihtiyaçlarının ve oradaki akım ikame, her türlü ihtiyacının giderildiği altyapıyı inşallah İstanbul’a kazandıracağız” dedi.
“Bir tarafta 5 yılda 115 bin konut sözü verip sadece 5 bin konut yapanlar var”
Mevcut İBB yönetiminin 115 bin konut sözü vermesine rağmen 5 bin konut yaptığına dikkat çeken Murat Kurum, “İstanbul’un 964 mahallesinde istisnasız Büyükşehir Belediyesi’yle, bakanlıklarımızla hep birlikte dönüşümü gerçekleştireceğiz. Ben inanıyorum ki; 10 yıl içerisinde el ele verdiğimizde pırıl pırıl gençlerimizle birlikte İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacağız. Sizlere çok daha güçlü, çok daha sağlam bir geleceği sunacağız. Bunu da sizlerle birlikte başaracağız. Çünkü gençlerimiz çok daha emin adımlarla geliyor, çok daha bilinçli yaklaşıyorsunuz, çok daha farklı yönlerde kendinizi yetiştiriyorsunuz. Biz de bu eğitimleri alacağınız kütüphanelerinizi, kreşlerinizi, size her alanda farklı eğitim destekleri verecek akademileri kuracağız. Büyükşehir Belediyesi olarak, ‘Dene Yap’ atölyeleriyle ve ‘Start-Up’ merkezleriyle ilk ofisini kuracak arkadaşlarımıza, ilk ofis projesiyle ilk işiyle alakalı sermaye desteği vereceğiz. Geçenlerde bir teknoparka gittim. Sizin gibi bir gencimiz depremde o enkazın içine girebilecek bir robot yapmış. O kadar ihtiyaç ki, hem sese duyarlı hem de ısıya duyarlı bir robot. Yani orada bir canlı varlığı tespit ettiğinde veya o sesi aldığınızda arama kurtarma ekiplerine yönlendirebiliyorsunuz. Çok zor bir süreç, Allah kimsenin başına vermesin. Bu süreci yaşamamak adına da bu tedbirleri almak zorundayız. Hepimiz bu bilinçle yaşamak ve bu bilinçle deprem dönüşümünü bu şehrin her mahallesinde yapmak zorundayız. İşte 31 Mart’ta da gideceğimiz seçimde bunun kararını vereceğiz. Bir tarafta 5 yılda 115 bin konut sözü verip sadece 5 bin konut yapanlar var. Sadece Bağcılar’da bizim yaptığımız konut sayısı emin olun ondan fazla. O yüzden bu bilinçle çalışacağız, çabalayacağız ve sizlere güzel bir gelecek sunacağız. Tek hedefimiz bu. Tek hayalimiz bu. Çünkü Türk gençliği, sizler bizim geleceğimizsiniz ama aynı zamanda bugünün karar vericilerisiniz. Sizlerle el ele vereceğiz ve ailelerimize birlikte bu dönüşümü gerçekleştireceğiz. Sevgili gençler o yüzden biz size inanıyoruz, size güveniyoruz ve Türkiye vizyonunun parlayan İstanbul’unu, parlayan Bağcılar’ını sizlerle birlikte inşa edeceğiz” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı. – İSTANBUL
]]>
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, “İstanbul’da şu an bir tane lojistik merkezimiz var. Biz, buna 6 tane daha ekleyip 7 lojistik merkeziyle birlikte İstanbul’a afet anında her noktada havadan, karadan ve denizden destek vermek istiyoruz. İstanbul’da bu 3 alanı da kullanmak zorundayız.” dedi.
Murat Kurum, afet farkındalık eğitimi alan ve ilk kez oy kullanacak gençlerle bir araya geldi.
Burada yaptığı konuşmada, İstanbul’daki riskli yapıların acilen dönüştürülmesi gerektiğini belirten Kurum, nüfusun yüzde 70’inin deprem bölgelerinde yaşadığını dile getirdi.
Bir asırda 130 bin kişinin depremlerde hayatını kaybettiğini, deprem gerçeğiyle birlikte yaşamak zorunda olunduğunu kaydeden Kurum, “İstanbul’umuz da maalesef bir deprem şehri. Bilim insanlarımız, hocalarımız bize İstanbul’da bir deprem olacağı gerçeğini her zaman ifade ediyorlar. Peki biz ne yapmalıyız? Bir taraftan olası depremlerde ne yapacağımızı bilmemiz, diğer taraftan da en kısa zamanda riskli binalarımızı dönüştürmemiz gerekir. Bu ikisi, bugün İstanbul için, ülkemiz için en önemli gündemlerden biridir. Deprem dönüşümü terörle mücadele kadar önemlidir.” diye konuştu.
“Sizin canınız bize emanet”
Kurum, 2020 depreminden sonra Elazığ’da yapılan dönüşüm sayesinde Kahramanmaraş Pazarcık merkezli depremden daha az etkilenildiğini, oradaki TOKİ binalarında bir çizik bile olmadığını, kimsenin burnunun kanamadığını bildirdi.
Deprem dönüşümünün kendileri için her şeyden önemli olduğuna dikkati çeken Kurum, “Çünkü sizin canınız bize emanet ve bu çerçevede çalışmak, deprem dönüşümünü, kentsel dönüşümü birlikte başarmak zorundayız. Buna ilişkin de 650 bin konut dönüşüm sözü verdik. Bugün Bağcılar’da baktığınızda üç büyük dönüşüm projesinde bizim emeğimiz var. Bağcılar Belediye Başkanı’mızla birlikte el ele verdik ve Bakanlığımız o üç büyük dönüşüm projesinde elini taşın altına koydu. TOKİ’mizle hep birlikte vatandaşımızın daha sağlam konutlara erişmesi için bir çalışma başlattık. Bağcılar’ın en büyük yeşil alanlarından birini kazandırdık.” ifadelerini kullandı.
Deprem esnasında yapılması gerekenler konusunda bilinçli olunması gerektiğini vurgulayan Kurum, şöyle devam etti:
“Biz, 1 Nisan’da göreve geldiğimizde İstanbul’da her evde afet çantası olacak. Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’da yaşayan her bir kardeşimizin evine bu çantayı temin edecek ve ‘Afet Farkındalık Akademisi’ ile birlikte de sizleri, ailelerimizi yetiştireceğiz. Önce afet esnasında ne yapacağımızı, nasıl davranacağımızı öğreneceğiz. Yakın toplanma alanımız nerede? İstanbul’da, 6 saatte 2 milyon kişinin barınabileceği toplanma alanlarını ve oradaki altyapı… Bugün o altyapı sosyal tesis olarak, kütüphane olarak hizmet verirken afet esnasında orası ilk yardım ve arama kurtarma ekiplerimizin malzemelerinin olduğu depolar olacak, çadırlarımız olacak. Orada hep birlikte mücadelemizi vereceğiz ve arama kurtarma malzemelerinin ve ekiplerin sayısını her ilçemizde artıracağız.”
“Yeni helikopter pisti alanları yapacağız”
İBB Başkan adayı Kurum, acil ulaşım için helikopter pisti görevi görebilecek yerlerin artırılacağını belirtti.
İstanbul’a 6 lojistik merkezin daha yapılacağını dile getiren Kurum, “Her ilçemizde, hem belediyelerimiz hem de Büyükşehir Belediyesi çatısı altında afet arama kurtarma ekiplerimiz olacak. Bir taraftan bu süreci en doğru şekilde yürütebilmek için lojistik merkezlerimiz olacak. İstanbul’da şu an bir tane lojistik merkezimiz var. Biz, buna 6 tane daha ekleyip 7 lojistik merkeziyle birlikte İstanbul’a afet anında her noktada havadan, karadan ve denizden destek vermek istiyoruz. İstanbul’da bu 3 alanı da kullanmak zorundayız. O yüzden yeni helikopter pisti alanları yapacağız. Bu alanlar bugün size spor alanı olacak. Orada spor yapacaksınız ki hedefimiz her mahallede bu sporu yapabilmeniz. Diğer taraftan da heliport görevi görecek. Arama kurtarma ekiplerimizin, acil yardım ekiplerimizin inebileceği alanlar olacak.” diye konuştu.
Kurum, İstanbul’un 964 mahallesinde istisnasız İBB ve bakanlıklarla hep birlikte dönüşümü gerçekleştireceklerini söyledi.
10 yıl içerisinde el ele verdiklerinde pırıl pırıl gençlerle birlikte İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar çalışacaklarının altını çizen Kurum, “Sizlere çok daha güçlü, çok daha sağlam bir geleceği sunacağız. Bunu da sizlerle birlikte başaracağız. Çünkü gençlerimiz çok daha emin adımlarla geliyor, çok daha bilinçli yaklaşıyorsunuz, çok daha farklı yönlerde kendinizi yetiştiriyorsunuz. Biz de bu eğitimleri alacağınız kütüphanelerinizi, kreşlerinizi, size her alanda farklı eğitim destekleri verecek akademileri kuracağız. Büyükşehir Belediyesi olarak ‘dene yap’ atölyeleriyle ve ‘start-up’ merkezleriyle ilk ofisini kuracak arkadaşlarımıza, ilk ofis projesiyle ilk işiyle alakalı sermaye desteği vereceğiz.” değerlendirmesini yaptı.
“Sizin gibi bir gencimiz depremde o enkazın içine girebilecek bir robot yapmış”
Murat Kurum, bir teknoparka yaptığı ziyaretten bahsederek, şunları kaydetti:
“Sizin gibi bir gencimiz depremde o enkazın içine girebilecek bir robot yapmış. O kadar ihtiyaç ki hem sese duyarlı hem de ısıya duyarlı bir robot. Yani orada bir canlı varlığı tespit ettiğinde veya o sesi aldığınızda arama kurtarma ekiplerine yönlendirebiliyorsunuz. Çok zor bir süreç, Allah kimsenin başına vermesin. Bu süreci yaşamamak adına da bu tedbirleri almak zorundayız. Hepimiz bu bilinçle yaşamak ve bu bilinçle deprem dönüşümünü bu şehrin her mahallesinde yapmak zorundayız. İşte 31 Mart’ta da gideceğimiz seçimde bunun kararını vereceğiz. Bir tarafta 5 yılda 115 bin konut sözü verip sadece 5 bin konut yapanlar var. Sadece Bağcılar’da bizim yaptığımız konut sayısı emin olun ondan fazla.”
]]>
Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey projelerini tanıttı
Bozbey: “Benim mega projem umutlu, mutlu çocuklar için kenti yeniden inşa etmektir”
BURSA – CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey, projelerini anlattı. Bozbey, ulaşımdan kentsel dönüşüme, spor tesislerinden sağlık yatırımlarına kadar birçok projeyi 31 Mart’tan sonra hayata geçireceklerini, Bursa’nın kaybettiklerini yerine koyacaklarının altını çizdi. Ayrıca Bozbey, “Benim mega projem umutlu, mutlu çocuklar için kenti yeniden inşa etmektir” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla Bursa Akademik Odalar Birliği toplantı salonunda kenti yönetecek projeleri ve çözüm önerini anlattı. Halk dansları gösterisiyle başlayan çözüm toplantısında kürsüye geçen Mustafa Bozbey, 20 yıllık Nilüfer Belediye Başkanlığını en büyük referansı olarak gösterdi. Bozbey, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Nilüfer’deki hizmetlerini tüm kente yayacağının altını çizerken, akıllı, planlı ve uygulanabilir projelerini 17 ilçede de hayata geçireceğinden bahseden Bozbey, heyecanı ve enerjisiyle projelerini sıraladı.
Mega projesinin sağlıklı, umutlu ve mutlu çocukların kentini inşa etmek olduğunu söyleyen Bozbey, Bursa’nın sıralamasının 2017 verilerine göre yıllar içerisinde gelişmişlikte 5’ten 6.sıraya, eğitimde 11’den 14.sıraya düştüğünü ve sağlıkta da 10 basamak geriye gidip 26. sıraya gerilediğini ifade etti. “Hedefimiz; sosyo-ekonomik düzeyi 5.sıraya, eğitimde 11. sıraya, sağlıkta 16. sıraya geri getirip Bursa’nın kaybettiğini yerine koyacağız” diyerek sözlerini sürdüren Bozbey, “İlçelerde durum daha kötü. Nilüfer ilçeler genelinde Türkiye 8’inci sırada Büyükorhan 815’inci sırada. Bizim hedefimiz güzel Bursa’nın her ilçesini, mahallesini ileriye taşımak olacak. Tıpkı Nilüfer’de yaptığımız gibi” diye konuştu.
“Bebeklerimizi bile koruyamıyoruz”
Son yıllarda bebek ölümlerindeki ciddi rakama dikkat çeken Mustafa Bozbey, bebek ölümlerindeki sıralamayı belirterek “Bebeklerimizin yaşam hakkını alıyor bu kent. Bebek ölümlerinde ne yazık ki 10. sıradayız ve 5 yaş altı yavrularımızda ise 12. sıradayız. Ama daha da çarpıcı bir veri var. 81 ile sahip ülkemizde doğumda beklenen yaşam süresinde ise ne acı ki 46. sıradayız. Megalarla değil insanla, minicik yavrularımızla bizim işimiz. Vatandaşımız için en iyisi biziz, buna şüphe yok, ama onlara dokunamazsak, güvenlerini kazanamazsak Bursa elden gidiyor, bebeklerimiz bile” ifadelerini kullandı.
“5G Bağ sistemi kuracağız”
Bozbey, hedef politikaları dahilinde oluşturdukları 5G sisteminin açılımını ‘Gelişen, Güçlenen, Güvenli, Geçinen ve Gülümseyen Bursa’ olarak yaptı. 5G teknolojisi nasıl mobil ağlar ile dijital bağlar kuruyorsa biz de kentimizde herkese ulaşabilecek ağları, hiç kimseyi dışlamayacak bağları kuracağız” diyen Başkan Adayı Bozbey, Bursa için projelerini sıraladı.
CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Bozbey’in, animasyon video gösterimleri ve grafikler eşliğinde görsel bir sunumla aktardığı projelerde; 2050 vizyonu, kentsel dönüşüm, yeniden yeşil Bursa, fuar-kongre-gümrük-e-ticaret-depolama ve Ar-Ge Merkezi, meydan projeleri, ulaşım, yeraltı açık-kapalı otopark sistemleri, tarım ve kırsal destekler, spor merkezleri, afet-koordinasyon ve afet müdahale planı, gençlere ve esnafa yönelik projeler, eğitim ve engelli hizmetleri alanları yer aldı.
Kentsel dönüşüm sorunu
Bozbey sözlerini şöyle sürdürdü: “Dağımız, denizimiz, tarım alanlarımız, tarihi turistik değerlerimiz ve nitelikli insan gücümüz var. Bursa’mızın geleceğini şansa bırakmayıp adil katılımcı ve dirençli bir şehir olması için stratejik plan oluşturacağız. Bu çerçevede ivedilikle bir Planlama Ajansı kuracağız ve içinde akademik oda temsilcileri ve üniversitelerimizin de olacağı Bursa akademik kurulunu hayata geçireceğiz. Bu sayede; ulaşım, sanayi, kültür ve turizm, demografik yapı, sektörel, kırsal alan, yeşil alan stratejilerine yönelik master planları yapacağız. Katılımcı bir süreçle öneriler oluşturularak 1/100.000 ölçekli planın hazırlanması ve onaylanması ile Bursa’nın 2050 vizyonunu yani anayasasını hazırlayacağız. Kentsel dönüşüm planlarımızı mikro bölgelemeler ve analiz çalışmalarına göre katılımcı süreçlerle hazırlayacağız. İnşaat proje ve sözleşmelerinden başlayıp hak sahiplerine teslim edilmesine kadar olan süreçte, Belediye olarak vatandaşımızın yanında yer alacağız. Kentsel dönüşüm süresince kullanılmak üzere öncesinde yapacağımız konutlarda, inşaatların yapım süresi boyunca hak sahibi vatandaşlarımız kalabilecek. Kentsel dönüşüm 2 katlı evleri yıkıp yerine 10 katlı binalar yapmak kentsel dönüşüm değildir. Olsa olsa rantsal dönüşümdür. Her şeyi düşünmeli, planlı, adil ve şeffaf olmalısınız” şeklinde konuştu.
Yeniden Yeşil Bursa’yı oluşturmak için yapacağımız çalışmalarla Türkiye’ye örnek olacaklarını ve 1 milyon ağaç dikeceklerini dile getiren Bozbey, “Bursa’mızı hak ettiği yeşiline kavuşturacağız” dedi.
“Fuar, kongre ve Ar-Ge merkezi oluşturacağız”
Yenişehir Havaalanı ve inşallah biterse Yüksek Hızlı Tren istasyonu yakınında yaklaşık 400 hektar büyüklüğündeki alanda Fuar, kongre ve AR-GE merkezi oluşturacaklarını belirten Bozbey, “Ayrıca bu alanda gümrük, E-Ticaret ve Depolama Merkezi yapmak için girişimde bulunacağız. Böylelikle o bölgenin tarım ürünlerinin ihracatını da teşvik edeceğiz” dedi.
Yapılacak raylı sistemler anlatıldı
Bursa’nın en büyük sorunlarının başında ulaşım geldiğini anlatan Bozbey, “Hedefimiz, Bursa’da herkesin yürüme mesafesinde toplu taşımaya ulaşabilmesi olacak. Hafif raylı sistemden sonra nihayet Bursa’mız bizim dönemimizde metro ile tanışacak. 18 kilometrelik M1 hattıyla Hamitler’den Paşaçiftliği’ne, 14 Kilometrelik M2 hattıyla Paşaçiftliği’nden Otosansit’e, 5 kilometrelik M3 hattıyla Şehir Hastanesi’nden Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’ne, 10 kilometrelik M4 hattıyla Uludağ Üniversite’sinden Kayapa Sanayi Bölgesi’ne, Metro çalışmalarımızı başlatacağız. Tramvay Hatlarımızı da çoğaltacağız. 10 kilometrelik T5 hattıyla Sırameşeler’den Arabayatağı Depo’ya, 15 kilometrelik T6 hattıyla, Çalı’dan Yunuseli’ne, 2 kilometrelik T7 hattıyla Veysel Karani’den SGK’ya (T1 bağlantı), 1,3 kilometrelik T8 hattıyla da Yunus Emre’den 152 Evler’e kadar ulaşım sağlayacağız. Ayrıca; 3 kilometrelik T9 hattıyla Güzelyalı’dan Burgaz’a, 4,5 kilometrelik T10 hattıyla Terminal’den (T2 Bağlantı) Demirtaş’a, 4,5 kilometrelik T11 hattıyla İnegöl’den Alanyurt’a, 7 kilometrelik T12 hattıyla Mustafakemalpaşa Otogarından Tatkavaklı’ya kadar raylı sistem önerilerimizle tüm Bursa’mızı demir ağlarla öreceğiz. Arabayatağı-Mimarsinan, Altıparmak-Millet Hastanesi, Arapşükrü-Tophane, ve Emirsultan-Teleferik arasında 4 adet Füniküler hattı planlıyoruz. İhtiyacı olan yerlere de otoparklar yapacağız” dedi.
Metrobüs ve deniz ulaşımı sözü
Geçit’ten başlayarak Mudanya’da son bulacak olan Metrobüs hattıyla ise Bursalıların denize kavuşmasını kolaylaştıracaklarının altını çizen Bozbey, “Ayrıca; 30 kilometrelik Yeni Kuzey Bulvarı ile 21 kilometrelik Güney Bulvarı çalışmalarını başlatacağız. Mudanya-Armutlu arasında ve Mudanya-Karacabey-Kurşunlu arasında körfez içi deniz ulaşımını başlatacağız” ifadelerine yer verdi.
“Spora destek vereceğiz, yeni tesisler yapacağız”
Spor kulüplerine destekler vereceklerini ve yeni tesisler yapacaklarını sözlerine ekleyen Bozbey, “İlçelerimizde yapacağımız spor kulüpleri yerleşkeleri ile tüm spor kulüplerinin farklı ofislerde ama tek çatı altında bir araya gelmesini sağlayacağız. Öğrencilerimize spor kültürünü aşılamak için Milli Eğitim ile eşgüdüm halinde ihtiyacı olan ve alanları uygun olan okullara spor salonu yapacağız. Mudanya ve Gemlik’te açacağımız su sporları merkezleriyle vatandaşlarımızı sadece salon veya saha sporları ile değil, su sporlarıyla, denizle buluşturacağız. Bursa’mızın doğal güzelliklerini, sportif etkinlikler ile buluşturarak toplumun her kesiminin yararlanabileceği doğa sporları merkezleri oluşturacağız. Kentimize gelen sporcuların otel konforunda konaklama yapabilecekleri, kamp esnasında sportif çalışmalarını da gerçekleştirebilecekleri merkezlerle Bursa’mızın spor alanındaki tüm eksikliklerini gidererek sporun kenti olmasını sağlayacağız” dedi.
Afet koordinasyon merkezi ve afet lojistik deposu
Bozbey sözlerine şöyle devam etti: “Sadece büyük afetler için değil, kente dair tüm orta ve büyük çaplı acil durum ve afetleri, belediye bazında koordine etmeyi ve yönetmeyi kolaylaştıracak bir acil durum ve afet koordinasyon merkezi oluşturacağız. Bursa’nın her bir mahallesine, afeti izleyen ilk dakikalarda eğitilmiş mahalle afet gönüllüleri tarafından müdahaleyi sağlayacak, içerisince öncelikli ihtiyaç duyulan jeneratör, kazma, kürek, delici-kesici aletler, ilkyardım dolabı, sedye, aydınlatma gibi malzemeler bulunduracak istasyonlar yapacağız. AFAD tarafından koordine edilen Türkiye Afet Müdahale Planı ve İl Risk Azaltma Planı dışında, Bursa’mıza özel, kentin kendi iç dinamiklerini, tehlikelerini, risklerini ve kapasitesini kapsayan geniş bir Afet Müdahale Planı hazırlayacağız. Geçtiğimiz şubat depreminde bir kez daha gördük ki Türkiye’mizde yardımsever iyi insan çok ama Yönetim ve organizasyon yok”
“Genç park projesini hayata geçireceğiz”
CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey projelerine şöyle devam etti: Gençlere, kız ve erkek çocuklarına duyarlı ve onları kapsayan kamusal alanlar tasarlanmasını içeren Genç Park Projemizi hayata geçireceğiz. Özellikle 12-18 yaş grubu için sosyal uyum ve diyaloğu odağa alarak, gençlerin ve çocukların buluşabileceği, tasarımını da birlikte yapabilecekleri kamusal alanlar oluşturacağız. Çocukları yaşadıkları kentte sadece “kendilerine özel” bazı ihtiyaçları olan bir grup olarak değerlendirmiyoruz. Bir bütün olarak yaşadıkları kentin gelişimine ve iyileştirilmesine yönelik, düşünceleri, kavrayışları ve enerjileri olan bir grup olarak görüyoruz. Bu nedenle kent için çözümlerimizi üretirken çocukların bakış açısından da faydalanacağız”
Genç Bursalı Ağır
“Genç Bursalı Ağı projesiyle Çocuk ve Gençlik Meclislerinin tüm kente yayılımını sağlayacağız. Hem katılımcı profilinin çeşitlenmesini hem de etkinlik düzeyini arttıracağız” diyerek projelerini anlatmayı sürdüren Bozbey, Gençlerin kente dair ürettikleri fikirlerin diğer önceliklerin arkasında kalıp gözden kaçmasını önlemek gerekir. Bu sebeple gençler tarafından önerilen, tasarlanan, geliştirilen projelere özel bir bütçe ayıracağız. Çocuk ve gençlere yönelik yaşadıkları çevre farkındalığı, kentlilik hakkı, kent kültürü eğitim ve katılım programlarını yaygınlaştıracağız. Söz Sende projemizle, hayatın yarısını oluşturan; üretimde, sosyal hayatta, ev içi emekte payı büyük olan kadınların kentin yönetim paydaşlarından biri haline getirilmesini ve karar alma mekanizmalarında yer almalarını sağlayacağız. Dijital Bursalı uygulamamız ile vatandaşlarımızdan, kente dair geri bildirim ve fikirlerinin teknolojiden yararlanarak, çevrimiçi platformlar aracılığıyla alınmasını sağlayacağız” şeklinde konuştu.
Engelliler için yapılacaklar anlatıldı
Bursa’mızda engelli bireylere yönelik belediye bünyesindeki tüm hizmetlerin engelli bireylerin ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanması ve yeniden yapılandırılması için Engelli Hizmetleri Katılım Komisyonu oluşturacaklarını dile getiren Bozbey, “Büyükşehir Belediyesi ile İlçe Belediyeleri arasında iş birliğinin sağlanarak kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması için Engelli Hizmetleri Koordinasyon Kurulu oluşturacağız. Ülkemizde oluşan barınma ve konut krizine destek olmak amacıyla; kentsel dönüşüm projeleri nedeniyle ev problemi yaşayan vatandaşlarımıza, yoksulluk yaşayanlara, engelli bireylere ve bekar annelerimize. 1 yıl boyunca düşük kira ile belediyeye ait geçici konutlarda konaklama sağlayacağız. Oluşturacağımız Engelsiz Fabrikada iş dünyasına kazandırılmaları güç olan engel gruplarındaki bireylere istihdam sağlayacağız. Engelsiz Fabrikada üretilen ürünler üniversite öğrencilerimize, anne adaylarımıza ve askerlerimize verilecek olan ücretsiz destek paketlerinde yer alacak. Fabrika’nın içinde oluşturulacak atölyelerden çıkan ürünleri vatandaşlarımızla buluşturarak. Hem istihdam alanı oluşturacağız hem de kamu kaynaklarından tasarruf sağlayacağız. Engelli vatandaşlarımız için oluşturacağımız köy ile engelsiz evler ve alanlar oluşturup engelli vatandaşlarımızın ve ailelerinin biraz da olsa nefes alabilmelerini sağlayacağız” ifadelerini kullandı.
‘Halkkart’ ve ‘Kantin Kart’ tanıtıldı
Küçükbaş hayvan besicisine nakdi destek, yem desteği ve hayvanlar için aşı desteği sağlayacaklarını söyleyen Başkan Adayı Mustafa Bozbey, “Dağ bölgesindeki nüfusumuzun kalıcı olması, mutlu olması, üretmesi ve ürettiğinin karşılığını alması için organik tarımı, hayvancılığı, kırsal ve kaplıca turizmini destekleyeceğiz. Ucuz ve sağlıklı gıdaya erişebilmek için tarım ve hayvancılığı destekleyerek çiftçimize; mazot, tohum ve gübre desteği vereceğiz. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza içine 2000 TL yüklenmiş Halkkartları vereceğiz ve istedikleri esnaftan alışveriş yapmalarına imkan sağlayacağız. Ayrıca yine zorluk yaşayan ailelerin ilkokula giden çocuklarına ‘Kantin Kart’ ile destek olacağız” dedi.
Başkan Adayı Mustafa Bozbey sözlerini şöyle devam etti: “Bursa’mızın önemli bir dayanak noktası da esnafımız. Halkımıza ulaşmak için yaptığımız her türlü yardımı esnafımız aracılığıyla yapacağız. Çünkü onlar sadece ticaretin bir parçası değil. Bizim değerlerimizin, geleneklerimizin, hayatımızın da önemli bir parçası. Siz hiç üç harfli marketlere çocuğunu emanet eden kimse gördünüz mü? Ama mahallelerde çocuğu bakkala, anahtarı fırıncıya emanet ederler. Çünkü onlar sadece ticarethane değil, onlar bizim komşularımız, baş tacımız. Olgun gençlerimizin sosyalleşmesini ve sağlıklı bir şekilde yaş almasını sağlayacak İkinci Bahar Yaşam Köyü’nü oluşturacağız ve yaşlılarımızın keyifli bir yaşam sürmelerini sağlayacağız. Güzel Bursa’mız Türkiye’nin 4. büyük kenti olmasına rağmen Bursa Devlet Opera ve Balesi’nin kurulması için girişim başlatıp tüm Türkiye’ye örnek olacak bir opera binası inşa edeceğiz”
Unesco Dünya Miras Listesinde yer alan Evliyalar Şehri Bursa’mızın doğu ucundan batı ucuna uzanan Külliyeler ve Hanlar Bölgesi arasında kesintisiz, yeşil, tarih kokan ‘Bursa Kültür Yolu’ yapacaklarını belirten Bozbey, “Bu rotanın yerli ve yabancı turistler için cazibe merkezi olmasını sağlayacağız. Bursa’mızın kaplıcalarını ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtmak zorundayız. Özellikle Çekirge ve Kükürtlü bölgelerinde gerçekleştireceğimiz yeni bir planlamayla ulusal ve uluslararası sağlık kongrelerine ev sahipliği yaparak sağlık turizmimizi geliştireceğiz. İlçelerimizde her türlü açık etkinlik, gösteri, festival, konser, miting yapılabilecek. Kentlinin buluşma noktası olacak meydanlar yapacağız” diye konuştu.
]]>
Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: HAKAN KAYA
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Eyüpsultan Akşemsettin ve Çırçır mahallelerinde 561 yapı, 720 bağımsız birimde oturan toplam 588 hak sahibini, aileleriyle birlikte depreme dayanıklı konutlarına kavuşturacak projenin temelini attı. “Gençliğimizin, enerjimizin ve cesaretimizin eksilmeden büyüdüğünü de herkese hatırlatmak isterim” diyen İmamoğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ı hedef aldı. İmamoğlu “Yetki sahibi vatandaşlarımız, bize sadece geçici yetki verirler. 5 yıllık yetki verir. Hani birine kalsa, her şeyi kendi çatısı altına toplayacak ya… Her şeyi ona verirseniz, hizmet gelirmiş. Her şeyi ona verirseniz var ya, bu milleti mahveder, mahveder. İyi ki biz varız. Böyle bir anlayış olabilir mi? Her yetkiyi ona verin. Muhtarlarımız; toplayın çantanızı pılınızı pırtınızı, evinize gidin. Başka belediye başkanı da olmasın. Her şey onun olsun. İstanbul da onun olsun. Bütün memleket de onun olsun” dedi.
Eyüpsultan’a bağlı, Akşemsettin ve Çırçır mahalleleri sınırları içerisinde yer alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) mülkiyetindeki iki parsel, 5 Şubat 2018’de, Bakanlar Kurulu kararıyla riskli alan ilan edildi. İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı; kurum iştirakleri KİPTAŞ, İstanbul İmar A.Ş. ve BİMTAŞ’la iş birliği yaparak 561 yapı, 720 bağımsız birim ve 588 hak sahibinden oluşan, çarpık yapılaşma ve mülkiyet probleminin olduğu alanda çalışmalara başladı. Hak sahipleri ve konunun paydaşları arasında kurulan ortak masalarda, sorunlara çözüm üretildi. Akşemsettin ve Çırçır mahallelerinin kentsel dönüşümü için düzenlenen temel atma töreni; CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP Parti Meclisi üyesi Mahir Yüksel, CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Mithat Bülent Özmen, CHP Zeytinburnu Belediye Başkan adayı Onur Soytürk ve hak sahibi vatandaşların katılımlarıyla gerçekleştirildi.
Konuşmasının başında, yerel seçimler için Eyüpsultan’da Özmen ve Zeytinburnu’nda da Soytürk destek isteyen İmamoğlu, şunları söyledi:
“HER ADAY ARKADAŞIMIZIN BİRİNCİ SIRADA KONUSU KENTSEL DÖNÜŞÜM: Özellikle bu dönem her bir aday arkadaşımızın, birinci sıra bazı ilçelerde çok özenle birinci sıra konusu olan kentsel dönüşüm meselesine tereddütsüz güçlü masalar kurarak, güçlü aktörlerle iş birliği yaparak İstanbul’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi ilçe belediyesi uyumunu maksimum seviyeye çıkartarak İstanbul’daki bu güçlü seferberliğin önemli bireyleri olma konusunda yola çıkan aday arkadaşlarım. Bugün Zeytinburnu’nda aday olan ve bu kentsel dönüşüm süreçlerinde de aktör olmuş değerli bir yöneticimizdi sevgili Onur Soytürk Zeytinburnu’nda aramızda kendisine de katıldığı için teşekkür ederim. Tabi Eyüpsultan bu kentsel dönüşüm meselesinde aynen Zeytinburnu’nda olduğu gibi ki alanları itibariyle ve de çözüme kavuşması konusunda geçmişten bugüne komşu birkaç ilçenin de etkin süreçlerinin işletildiği ve ne yazık ki büyük oranda mağduriyetlerin konuşulduğu ama biz bu dönem en üst seviyede tuttuğumuz şeffaflık ve masada mutlak bireylerin, vatandaşların hak ve hukuklarının korunmasını ön planda tutan bir süreçle ileri taşıdığımız bu dönüşüm sürecinin en önemli ilçelerinden birisi olan Eyüpsultan’da bizim güçlü kuruluşumuz İGDAŞ’ı yönetmiş ve bu dönemde etkin bir biçimde Eyüpsultan ilçemizde çalışmalarını sürdüren yönetici ciddiye ciddiyetiyle devlet adamı duruşuyla gerçekten Eyüpsultanlı hemşehrilerime özenli bir yöneticilik sunacağına yürekten inandığım Mithat Bülent Özmen’i davet ediyorum ona da başarılar diliyorum. Buradan Eyüpsultanlı hemşerilerimden Bülent Bey’i yalnız bırakmayacaklarına yürekten inanıyorum.
KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN SAHTESİNİ DE YAPIYORLAR: Bugün gerçek bir kentsel dönüşüm projesine imza atıyoruz. Gerçek diye üstüne basa basa vurguluyorum. Çünkü kentsel dönüşümün sahtesini de yapıyorlar. Bu sahtesi meselesi önemli. Her ne kadar birazcık esprili gibi olsa da ne yazık ki kısmen bu sahte meselesini vatandaşlarımıza yaşatıyorlar. Kimin yaptığını aslında siz çok iyi biliyorsunuz. Gerçek kentsel dönüşüm insanları güvende hissettirir. Huzurlu ve mutlu eder. Evet sahte kentsel dönüşüm ise insanları mağdur eder. İstanbul’un deprem gibi çok önemli bir sorunu var bunu hepimiz biliyoruz. Şunu da söylemem gerekir, tabii bu sorun çözümlerinden birisi olması gereken kentsel dönüşümün bu şehirde bu arkadaşlar yüzünden kendisi de bir soruna dönüştü. Yani kentsel dönüşüm deyince bir sorun yumağı hissediliyor. Bunun sebepleri var, eğer sahte işler yaparsanız, insanları aldatırsanız insanlara kentsel dönüşüm diyen sadece İstanbul’un özellikle göz önünde bulunan Marmara kıyıları, deniz kıyılarını lüks konutlarla yığın haline getirirseniz, Fikirtepe gibi çok kötü bir talihsizliği yaşatırsanız işte kentsel dönüşüm adı altında yaptıkları insanları ne yazık ki kentsel dönüşümden soğutur ve bir nevi illallah dedirtir. Olayın özeti budur.
DEPREM TOPLANMA ALANLARI İMARA AÇTILAR. BİR NEVİ VATANDAŞI SIRTINDAN HANÇERLEDİLER: Plansız, programsız çalıştıkları, vatandaşın halinden anlamadıkları için büyük mağduriyetlere yol açtılar. Bu süreç böyle işledi. İstanbulluları evlerinden semtlerinden ettiler ve bir rant mücadelesi, bir rant kavgası, bir rant müzakeresine döndü. Bu yarım kalmış projelerle evsiz bırakılan insanlara dönüştü. Bina bazlı yerinde dönüşümde vatandaşla müteahhidi baş başa bıraktılar. Bu konuda yaşanan büyük sorunları sadece seyrettiler. Biz biliyoruz bu milletten yıllarca deprem vergileri alındı hem de milyarlarca dolar. Vatandaş sesini çıkaramadı her şeye rağmen hükümetine, belediyesine güvenen insanlar, bu güvenlerinde ne yazık ki sıkıntı gördüler. Ama onlar bu güveni iyi yönetemediler. Vatandaşı bir nevi kapalı devre bir ortam yönettikleri için yalnız bıraktılar ve çaresiz bıraktılar. Bakın deprem toplanma alanlarını imara açtılar. Bir nevi vatandaşı sırtından hançerlediler. Vatandaşa ihtiyacı olan konutları yapmak yerine az önce söylediğim gibi hala rezerv alan ilan ettikleri askeri alanlarda yüzde 85 üzerinde oranda lüks konut üretiyorlar rezidanslar üretiyorlar. Yine o rezerv alan dedikleri alanları çarçur erenem vatandaşı sırtından hançerlediler. Vatandaşın kentsel dönüşüm adı altında bunca ihanete imza atan insanlara asla inancı olacağını ben düşünmüyorum.
İNSANLARA 650 BİN KONUT YAPACAĞIZ YALANINI SÖYLÜYORLAR. YÜZÜ KIZARMADAN İFADE EDEBİLİYORLAR: Düşünün seçime giderken hala insanlara düşünsenize 650 bin konut yapacağız yalanını söylüyorlar. Bunu da gerçekten yüzü kızarmadan ifade edebiliyor. 650 binin rakamsal değeri maaş ödemese, hiçbir yatırım yapmasa metroya ona buna para harcamazsa bu şehrin beş altı yıllık bütün parasını harcasa yine 650 bin konutu yapamaz. O bakımdan gerçeklerle yalanları ayırt etmek isteyen sadece inanın vatandaşlarımıza sesleniyorum. Tuzla’ya baksa gerçeği bütün açıklığıyla görür ve Tuzla’da 2019 yılında duyurulan bir TOKİ projesinde temelini de 2021 yılında ancak atabildiler ki hemen yanı başında biz de KİPTAŞ aracılığıyla 2021 yılında bir konut projesi başlattık temelini attık. Biz projemizi 13 ay içerisinde tamamladık ve vatandaşımıza teslim ettik. TOKİ projesi ise üçüncü yılında ve hala kaba inşaat seviyesinde olan bölümleri var tabii bizi şaşırtmıyor. Sadece olan onların bir kez daha sözlerinde durmaması meselesi. Biz ise söz verdiğimiz tarihten bir yıl önce konutları bitirip vatandaşımıza teslim ettik. Kentsel dönüşüm konusunda gerçeklerle yalanları ayırt etmek isteyenler yine Eyüpsultan Yeşilpınar Evleri projemize de bakabilirler.
BİZİM YÖNETİMİMİZDE YAPILAN BÜTÜN İŞLERDE AYNI ÖZENİ GÖRÜRSÜNÜZ: Bizden önceki yönetim Yeşilpınar evlerinden evlerinin bulunduğu alanın üzerinde hak sahipleriyle, ben ilanı gördüğümde şok oldum gazete ilanı yani. Orada oturan insanlar var ve bu alanı gazete ilanıyla o dönem KİPTAŞ ve İBB yöneticileri satış ilanı çıktılar arsayı satmaya kalktılar. Vatandaş riskli binalarda belirsiz, güvencesiz bir haldeydi. Biz geldik satış girişimini durdurduk ve yıllardır çözülmemiş mülkiyet sorunlarını biz çözdük. Her konuyu vatandaşla uzlaşarak yaptık. Hemen bir uzlaşma ofisinin orada devreye aldık ve tam yüzde yüz uzlaşı sağladık. Riskli yapıları yaptık, hak sahiplerine kira yardımı sağladık İBB olarak. İstemeleri halinde taşınabilecekleri stok konutlarımızı açtık ve söz verdiğimiz tarihte aksatmadan tüm hak sahiplerine güvenli evlerini teslim ettik. Bizim yönetimimizde yapılan bütün işlerde inanın bütün arkadaşlarıma talimatımdır ki aynı özeni görürsünüz. Yalnız verdiğimiz sözleri değil aynı zamanda işin kalitesinde de görürsünüz. Detaylara verilen önemde görürsünüz. Mimari detaylarından malzeme detaylarına, uygulamalardan o binayla beraber çevreye sağlayacağı sosyal faydalara varıncaya kadar.
BİZİMLE ONLAR ARASINDAKİ FARK ZİHNİYET FARKIDIR, AHLAK VE HAYSİYET FARKIDIR: Bazen bir kreş, bazen bir mahalle evi, bazen bir sosyal hizmete destek olan birimleriyle. Bizim yönetimimizde yine değerli kurumumuz KİPTAŞ Türkiye’de sabit taksitli sosyal konut üreten tek kurum oldu. Onların vatandaşa sabit taksitle konut sağlamak diye bir dertleri hiç olmadı. İnanın bazı konut alan vatandaşlarımızın ödeyeceği rakamları geleceğe dair enflasyon farkıyla işte Tefe-Tüfe farkıyla ödeyeceği rakamları duyduğumda ben şok oldum. Onun için biz sadece bugünüde düşünmedik. Bu konutları elde edecek olan vatandaşlarımızın yarınlarda karşılaşacağı sorunları bilerek birkaç yıl içerisinde onları güvence altına alma gayretinde olduk. Onun için halkçı bir uygulamayı ortaya koyduk. Onun için biz en ileri seviyede halkçı belediyeciliğin temsilcileri olduğumuzu iddiayla söylüyoruz. Bizimle onlar arasındaki fark inanın zihniyet farkıdır. Ahlak ve haysiyet farkıdır. Aradaki fark vatandaşa verdiği sözü şeref sözü kabul edenler ile vatandaşa yalan söylemekten utanmayanlar arasındaki farktır aradaki fark budur.
BU BÖLGENİN DEPREME DAYANIKSIZ YAPILARDAN ARINDIRILMASI YOLUNDA ÇOK ÖNEMLİ BİR ADIM ATIYORUZ: Bugün temelini attığımız Akşemseddin ve Çırçır mahalleleri kentsel dönüşüm projesinde de bizim farkımızı görecek ve halkımız olarak yaşayacaksınız. Bugün atacağımız temelle birlikte Eyüpsultan’ın iki mahallesinde daha gerçek kentsel dönüşüm sürecini başlatıyoruz. Altı yıldır riskli alan statüsünde bulunan bu bölgenin depreme dayanıksız yapılardan arındırılması yolunda çok önemli bir adım atıyoruz. Hızlı çözüm üretmek için yapılaşmanın az olduğu ve İBB mülkiyetinde bulunan Akşemseddin Mahallesi’ndeki iki parselde rezerv konutlar üreteceğiz. Riskli alan ilan edilen bölgedeki sorunlu yapılarda yaşayan vatandaşlarımızın buraya taşınmalarını sağlayacağız. Elbette ki istekleri doğrultusunda. Ruhsata alınmış olan projelerle bölgedeki iki parselde toplam 703 konut, 12 ticaret, bir kreş ve bir mahalle evi inşa edilecek. Tabii özellikle burada dikkatinizi çektiği gibi hem mimari tarzıyla, hem yaşamsal alan tasarımıyla özenli bir proje dizaynı yapılmıştır. Eyüpsultan’da kentsel dönüşüm süreçlerine hız kazandıracak rezerv konutların üretiminde tam anlamıyla üst seviyede bir ekip çalışması vardır. İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanlığı çatısı altında güzel bir çalışma yapılmıştır. Tabii İmar Daire Başkanlığı ve diğer birimleriyle herkes bu tür çalışmalarda İBB kurumsalı altında özenli bir işbirliği süreci yürütmüştür. Genel sekreterimizden, Genel Sekreter yardımcımıza ve o birimlerde bulunan daire başkanlıklarına varıncaya kadar. Yine aynı şekilde burada bulunan özellikle uzlaşma süreciyle başlayan sahadaki İmar A.Ş varlığından tutun inşaatını yapan KİPTAŞ sürecine kadar proje ve sürecin olgunlaşmasındaki BİMTAŞ’a kadar iştiraklerimiz içerisindeki iştiraklerimizin özellikle yapı sektörüyle ilgili olan bu kentsel dönüşüm süreciyle ilgili olan grubumuzun da özenli ve iş birliği içerisindeki çalışması ile çok güzel bir sonuca erişilmiştir. Birlikte çalışma, birbirinin sözünü dinleme birbirine iş odaklı ve sonuç odaklı anlayışla karşılıklı diyalog yürütme çabasından ötürü bütün yönetici arkadaşlarıma yürekten hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum
ENGELLENDİĞİMİZ, SÜREÇLERİN UZATILDIĞI BİR YERDE BAŞLAYACAĞIMIZ BİR İNŞAATIN HATTA SABOTE EDİLDİĞİ GİRİŞİMLER YAŞADIK: Vatandaşlarımızın güvenini hiçbir zaman boşa çıkarmadık. Hayali vaatler vermedik. Verdiğimiz tüm sözleri de tuttuk. Tutamayacağımız bir sözü de vermedik. İstanbul’un her tarafında inanın o iç huzurla dolaşıyorum. Şunu söyleyeyim engellendiğimiz süreçlerin uzatıldığı yani bir yerde başlayacağımız bir inşaatın bazen o yerel alanda bazı ilçe belediyeleri tarafından uzun süreler uzatıldı, hatta sabote edildiği girişimleri de yaşamadık değil. Ama biz işimize baktık. O bakımdan öyle bazıları gibi karşıma kentsel dönüşüm mağdurları çıkar da hesap sormaya kalkarlar mı diye de endişe etmedim. Çünkü veremeyeceğimiz bir cevabımız yok. Şu var geçmişten bugüne arızalı diyaloglarla sıkıntılı bir sürece bürünmüş olan kentsel dönüşüm süreçleriyle ilgili ne yazık ki insanların önyargılarını yıkmak, kamu adına kolay bir şey değil. Bunu yıkmak adına ısrarla anlatıyoruz ısrarla anlatıyoruz. Arkadaşlarıma lütfen sonuna kadar bilgi vermekte detay vermekte geri durmayın diyoruz. O bakımdan ben şunu söyleyeyim. Beş yıldır ki beş yıldır demek de yanlış aslında. Dört buçuk yıldır kimseyi mağdur etmeden halkın dertlerini çözmek için bütün arkadaşlarımla var gücümle tüm özenimle çalıştım, çalışmaya da devam ediyorum. Bunu buradan belirtmek isterim.
EMEKLİLERİN ALDIĞI MAAŞLA İLGİLİ DALGA GEÇECEK SEVİYEDE YORUM YAPMASINI BEN HİCAP DUYARAK AKŞAM DİNLEDİM: Herkesin hayatı kolaylaşsın, güzelleşsin diye uğraşıyoruz. Önümüzdeki dönemde kentsel dönüşüm konusunda her zaman vatandaşın yanında olacağız. Dar gelirli vatandaşlarımıza ait 50 bin riskli konutun göreceksiniz, inşaat maliyetini, bütün vaatler, hesabı kitabı yapılmış vaatlerdir. İnşaat maliyetinin yüzde 60’nı biz karşılayacağız. Dar gelirli vatandaşlarımızın 50 bin konuta yakın dönüşümüyle ilgili süreçte. Yine bu konutlarda yaşayan dar gelirli emeklilerimizin inşaat maliyetinin yüzde 65’ni de biz üstleneceğiz. Bugünkü anlayışın daha dün emeklilerin aldığı maaşla ilgili dalga geçecek seviyede yorum yapmasını ben hicap duyarak akşam dinledim. Riskli binalarda yaşayan ev sahiplerine ve kiracılara bakın. Bu kiracı sürecini biz olayın içine kattık. Bakanlığın verdiği desteğin üzerine kiraların çok arttığı gerçeğini görerek yedi bin lira ekstra kira desteğini de biz vereceğiz. Emeklilerimize ayrı bir satır açtık. Bakanlık kira yardımının üzerine özellikle tek emekli maaşıyla geçiniyor ve bir evini dönüştürecek ne yapacaksınız? Sokağa mı bırakacaksınız. Biz o emeklilere dokuz bin lira kira desteği vereceğiz. Onlara ekstra bir ayrımcılık yapıyoruz. Yani toplamda bu beş yıl içerisinde 80 bin ev sahibi ve kiracımıza kira desteğinde bulunarak onların süreçlerini hızlı bir şekilde tamamlamak onları da güvenli konutlarda güvenceli bir yaşama kavuşturma konusunda desteklerimizi bu yoksulluğu hükümetin tavan yaptığı ortamda maliyetlere takla attırdıkları ortamda, döviz kurlarını ne yazık ki yukarıya doğru tırmandırıp cebimizdeki parayı pul ettikleri ortamda biz her yönüyle emeklimizin, dar gelirlinin, vatandaşımızın depremle mücadelede yanlarında olacağımızı, olmak zorunda olduğumuzu ekonominin kötü yaptıkları ekonomiden dolayı böyle bir kaynağı ayıracağımızı buradan Eyüpsultan’dan bütün vatandaşlarımıza bir kez daha duyuruyorum.
HERŞEYİ ONA VERİRSENİZ BU MİLLETİ MAHVEDER MAHVEDER: Bütün arkadaşlarımızla sorunlarınızı dert edinen insanlar olduğumuzu hatırlatmak isterim. Gençliğimizin enerjimizin ve cesaretimizin eksilmeden büyüdüğünü de herkese hatırlatmak isterim. Yetki sahibi vatandaşlarımız bize sadece geçici yetki verirler beş yıllık yetki verirler. O bakımdan hani birine kalsa her şeyi kendi çatısı altına toplayacak ya her şeyi ona verirseniz hizmet gelirmiş. Her şeyi ona verirseniz var ya bu milleti mahveder mahveder. İyi ki biz varız. Böyle bir anlayış olabilir mi? Her yetkiyi ona verin, muhtarlarımız toplayın çantanızı pılınızı pırtınızı evinize gidin. Başka belediye başkanları da olmasın. Her şey onun olsun İstanbul da onun olsun. Bütün memleket de onun olsun. Allah yardımcısı olsun. Ne diyeyim? Allah yardımcısı olsun. Bu yani bu milletle dalga geçmek gibi bir şey. Bu millet hafif tebessüm eder ama o sandığa gittiğinde ne yapacağını da çok iyi bilir. Aynen 23 Haziran’da olduğu gibi. Elbette yetkiyi istiyoruz. Ama yetkinin her anında, her saniyesinde şeffaf, sokakta bizi yürürken göreceksiniz. Pazarda yanınızda rastlayacaksınız. En zor anınızda yanınızda olacağız. Meclisimizi onların bilmediği şekliyle naklen her şeyini size göstereceğiz. Tüm şeffaflığıyla size hesap verecek bir biçimde yetkiyi bize verin. Size atom karıncanın üstüne bir tarif var mı bilmiyorum ama inşallah bulacağız. Diyebilirsiniz belki Ekrem gibi çalıştı denilebilir. Beş yıl daha sizin için çalışmaya devam edeceğiz. Yetki istiyoruz, birlikte kazanmaya, birlikte başarmaya, İstanbul’un 16 milyon insanımıza ait olduğu bir dönemi hep birlikte var etmeye talibiz. Yetkiyi onun için istiyoruz. Daha güzel günlere hep birlikte yürüyelim. İcraat, hizmet, yatırım hızımızı düşürmeden her gün daha da arttırarak yürüyelim. Onun için parolamız belli. Her yerde yazıyor bu geçmiş beş yılın parolası ya da sloganı İstanbul başardı. Önümüzdeki beş yılın parolası ise tam yol ileri. Tam yol ileri. Akşemsettin ve Çırçır mahalleleri kentsel dönüşüm projelerimiz hayırlı uğurlu olsun. Bir an önce vatandaşlarımızın güvenli konutlarına kavuştuğu günlerde buradaki hemşehrilerim den mutlu oldukları yuvalarında hem anahtarlarını vermek hem de onların bir yudum kahvesini içmek dileğiyle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum”
]]>
HABER: İLEYDA ÖZMEN/ KAMERA: DURSUN ALKAYA
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Beştepe’de bulunan 6 bin 545 metrekarelik atıl spor alanını yeniden Başkente kazandırdı. BelPa Kafe ve Spor Kompleksi’nin açılışını gençlerle birlikte yapan ABB Başkanı Mansur Yavaş, “Buna benzer kafeleri sizler için çoğaltacağız. İnternetiyle, altyapısıyla her şey sizler için hazır olacak. Sizden istediğimiz tek şey okullarınızda başarılı olmanız” dedi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkentteki yeşil alan ve sosyal tesislerin sayısını artırırken kullanılmadığı için zamanla bakımsızlıktan atıl hale gelen alanları da kente kazandırmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi, Beştepe’de bulunan atıl durumdaki spor tesisinde gerçekleştirdiği kapsamlı yenileme ve bakım-onarım çalışmalarını tamamlayarak, BelPa Kafe ve Spor Kompleksi’ni Ankaralıların hizmetine sundu.
Kapsamlı yenileme ve bakım-onarım çalışmalarının ardından tesisin açılışını, Başkan Yavaş ve Başkentli gençler birlikte ‘hatır kahvesi’ içerek yaptı. Açılışa Yavaş’ın yanı sıra Ankara Kent Konseyi (AKK) Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Başkent Gençlik Meclisi Başkanı Halil Ecer ve üyeleri ile CHP’nin Etimesgut Belediye Başkan Adayı Erdal Beşikçioğlu katıldı.
Gençlerin alkışları eşliğinde konuşan Yavaş, BelPa Kafe’nin herkese hayırlı olması temennisinde bulunarak, Kızılay’da bir kütüphane ve birkaç metro istasyonunda da gençlere ve öğrencilere yönelik mekanların hizmete açılacağını duyurdu. Büyükşehir Genç Akademi Kafe Sıhhiye’nin de gençler için hizmette olduğunu hatırlatan Yavaş, şunları söyledi:
“SİZDEN İSTEDİĞİMİZ TEK ŞEY OKULLARINIZDA BAŞARILI OLMANIZ”
“Buna benzer kafeleri sizler için çoğaltacağız. İnternetiyle, altyapısıyla her şey sizler için hazır olacak. Sizden istediğimiz tek şey okullarınızda başarılı olmanız, bir an evvel okullarınızı bitirip, güzel meslekler yapmanız ve inşallah hem kendinize hem ailenize hem de ülkemize faydalı olmanız. Hayırlı uğurlu olsun.”
ASLINA UYGUN OLARAK YENİLENDİ
Atatürk Orman Çiftliği sınırlarındaki 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı olan arazinin 6 bin 545 metrekarelik kısmında bulunan ve yıllardır kullanılmadığı için atıl duruma gelen spor tesisinde yapılan yenileme çalışmaları tamamlandı. Kullanılamaz halde olan halı sahalar, soyunma odaları ve kafeterya, aslına uygun olarak ve fonksiyon değişikliği yapılmadan yenilendi.
ÖĞRENCİLER İÇİN DERS ÇALIŞMA, VATANDAŞLAR İÇİN KİTAP OKUMA ORTAMI
Ankara Atatürk Anadolu Lisesi ile Ankara Atlı Spor Kulübü yakınlarındaki tesis, ABB ekiplerinin yaptığı çevre düzenlemelerinin ardından kullanıma açıldı. Alanda bulunan yaklaşık 170 metrekarelik kafe alanı da yenilenerek, okuma köşeleri ve açık oturma alanları oluşturuldu. Tesiste öğrencilere sessiz ve huzur içinde ders çalışma, vatandaşlara ise kitap okuyup keyifli vakit geçirebilecekleri konforlu bir ortam sağlanıyor.
GENÇLERDEN YAVAŞ’A TEŞEKKÜR
BelPa Cafe’nin açılışına katılan gençler duygu ve düşüncelerini, şu sözlerle dile getirdi:
-Sayime Özdemir: “Antalyalıyım, yeşil doğa ile iç içe ortamlara öğrencilik sürecinde Ankara’da iken çok özlem duyuyorum. Böyle yerler de aradığımız yerler çünkü hep kapalı havasız ortamlarda kalıyoruz. Burası şu an bizim için çok güzel bir alan oldu. Yemekler de çok lezzetli haliyle ben çok beğendim.”
-Çağla Baş: “Çok keyifli bir ortam. Böyle bir açılışın olması özellikle öğrenciler için faydalı olacaktır. Mansur Başkan her zaman öğrencilerin yanında biz de onun yanındayız.”
-Hazal Zeybek: “Balıkesir Kazdağları’ndan geliyorum ben de. Yeşil alana ihtiyacımız vardı. Gençlere hitap eden bir yer olduğunu düşünüyorum. Mansur Başkan’ı çok seviyoruz ve gençlere yönelik böyle şeyler yapması bizi çok mutlu ediyor.”
-Buse Koca: “Burayı çok beğendim. Yeşillikler içerisinde çok güzel, çok hoşuma gitti. Burayı bize açmış olduğu için Mansur Başkan’a ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederiz.”
-AKK Başkent Gençlik Meclisi Başkan Yardımcısı Ege Dinç: “Bugün burada bir hatır kahvesi içmek istedik. Gençlerin Mansur Başkan’la olan iletişimlerini ve ilişkilerini hatırlandırmak için bir hatır kahvesi etkinliği düzenlemek istedik. Kahvemiz sıcak, sohbetimiz güzel hatırı da 40 yıl olsun inşallah.”
]]>
İçerenköy Mahallesi’ne ait 1/1000 Ölçekli Uygulamalı İmar Planı’yla ilgili bilgilendirme toplantısı, Ataşehir İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde yapıldı. Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, “İçerenköylü vatandaşlarımızın imar sorunlarının çözümü ile ilgili uzun zamandır beklediği karar nihayet İBB Meclisi’nden geçti. İçerenköy’ün imar sorunu çözülmüştür, mahalleli vatandaşlarımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum” diye konuştu.
İçerenköy Mahallesi’nin 1/1000 Ölçekli Uygulamalı İmar Planı’nın geçen günlerde İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi’nde oylanarak kabul edilmesinin ardından, konu hakkında detaylı bilgi vermek ve vatandaşların sorularını cevaplamak için Ataşehir Belediyesi tarafından İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Başkan İlgezdi, Belediye Başkan Yardımcıları Sadık Semih Kayhan ve Cenan Arslan ile Plan ve Proje Müdürü Temel Önder’in konuşmacı olduğu toplantıya, CHP Ataşehir Belediye Başkan Adayı Onursal Adıgüzel, CHP Ataşehir İlçe Başkanı Celal Yalçın ve İçerenköy Muhtarı Sırma Doğru ile mahalleli yurttaşlar katıldı.
Toplantıda söz alan Başkan İlgezdi, şunları kaydetti:
“İÇERENKÖY’ÜN İMAR SORUNU ÇÖZÜLMÜŞTÜR”
“Vatandaşlarımıza söz verdiğimiz şekilde, mahallelerimizin imar sorunlarını bir bir çözüme kavuşturduk. İçerenköylü vatandaşlarımızın imar sorunlarının çözümü ile ilgili uzun zamandır beklediği karar nihayet İBB Meclisi’nden geçti. İçerenköy Türkiye’deki en büyük 6 mahalleden biri olmasına karşın bugüne kadar imar sorunu çözülmemişti. Bundan sonra, planlar İBB tarafından Ataşehir Belediyesi’ne gönderilecek ve burada 1 ay süreyle askıda kalacak. Ardından 18 uygulaması için Ataşehir Belediyesi tarafından gerekli ihale yapılacak. Islah imar planından gelen alanlarda 18 uygulaması yapılacak, sonrasında arzu eden vatandaşlarımız hemen inşaatlarına başlayabilecek. İçerenköy’ün imar sorunu çözülmüştür, mahalleli vatandaşlarımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.”
Toplantıda kısa bir konuşma yapan CHP Ataşehir Belediye Başkan Adayı Onursal Adıgüzel de şunları dile getirdi:
“DEPREME DAYANIKLI BİR ATAŞEHİR İÇİN ÇOK ÇALIŞACAĞIZ”
“Öncelikle Battal Başkan’a Ataşehir için vermiş olduğu emeklerden dolayı çok teşekkür ediyorum. Ben İçerenköy’de yaşayan ve buranın sorunlarını çok iyi bilen bir kardeşinizim. Bu toplantının yapıldığı İnan Aydınoğlu Kültür Merkezi, ilçemiz için büyük bir kazançtır. Deprem, kentsel dönüşüm, tapu ve imar meseleleri hepimizin gündeminde olan çok önemli sorunlardır. Depreme karşı dayanıklı bir Ataşehir’de oturmak için hep birlikte çok çalışacağız. Bu sorunun aşılmasında emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyorum.”
Onaylanan yeni imar planındaki kazanımları aktaran Başkan Yardımcısı Sadık Semih Kayhan ise şunları söyledi:
“İÇERENKÖY’DE KİMSENİN 1 METREKARE ARSASININ BİLE İMARLA İLGİLİ KAYBI OLMAYACAK”
“Yeni plana göre İçerenköy’ün tamamında emsal değeri 2.10 oldu. Elinizdeki tapuda sahip olduğunuz metrekare alanı ne kadarsa, emsal bu metrekarenin üzerinden hesaplanacak ve böylece kesintiden kaynaklı bir hak kaybı yaşanmayacak. Ayrıca vatandaşlara ait, sosyal donatı alanında kalan arsalar dahi, 18 uygulamasıyla birlikte 2.10 emsal değerini kullanabilecekler. İçerenköy’de hiç kimsenin 1 metrekare arsasının bile imarla ilgili kaybı olmayacak. 18 uygulamasıyla, 70-80 metrekare gibi küçük boyuttaki arsalar, belediye tarafından birleştirilecek. Ayrıca yeşil alan, okul alanı ve sağlık alanı gibi sosyal donatı alanında kalan yerler, en yakın adaya taşınarak konut alanına çevrilecek. Böylece parsel sınırları kaldırılıp, arsalar birleştirilerek, imar planının uygulanabileceği daha büyük bir parsel oluşturulacak.”
]]>
Prof. Dr. Tolga Bekler: Herhangi bir fay yada faylara etki etmesi söz konusu değil
Prof. Dr. Tolga Bekler: Bu deprem ana şokuyla beraber şu anda ciddi anlamda orada bir kırılmayı oluşturdu
Prof. Dr. Süha Özden: Bu bölgede haritalarda yer alan bir fay hattı yoktur
Prof. Dr. Süha Özden: Bu depremin bir münferit deprem olduğunu düşünüyorum, devamının olacağını tahmin etmiyorum
ÇANAKKALE – Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı ve ÇOMÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tolga Bekler ve ÇOMÜ Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süha Özden, dün Biga’da yaşanan 4.6 büyüklüğündeki depremi değerlendirdi. ÇOMÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tolga Bekler, “Bu deprem ana şokuyla beraber şu anda ciddi anlamda orada bir kırılmayı oluşturdu. Dolayısıyla ne kendi alanında ne de çevresindeki herhangi bir fay ya da faylara etki etmesi söz konusu değil” dedi. Prof. Dr. Süha Özden ise, “Ben de bu depremin bir münferit deprem olduğunu düşünüyorum, devamının olacağını tahmin etmiyorum ama kesin bir ifade kullanmamak kaydıyla izlemekte fayda var. Bilimsel olarak depremi izleyeceğiz. Önümüzdeki birkaç zaman içerisinde bu bölgedeki aktivitenin nasıl devam ettiğini izleyeceğiz. Başta da söylediğim gibi bir münferit deprem olarak gözüküyor” diye konuştu.
Çanakkale’nin Biga ilçesinde 4 Şubat’tan bu yana 150’ye yakın küçük depremler meydana geldi. Bölge de yaşanan deprem hareketliliği devam ederken, dün Biga’da 4.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. ÇOMÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı ve ÇOMÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tolga Bekler ve ÇOMÜ Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süha Özden, Biga’da yaşanan deprem sonrası bölgedeki son durumu değerlendirdi.
ÇOMÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tolga Bekler, “4.6 büyüklüğündeki bu deprem Biga Yarımadası’nın oldukça aktif sismotektoniği oldukça yoğun bir bölgesinde. Daha önce tarihsel dönemde büyük bir depremin oluşmadığı bir yerde ki, mikro depremlerin kümelendiği bir yerde oldu. Yaklaşık 4 Şubat gününden 4.6 büyüklüğündeki depreme kadar büyüklüğü 0.8 ile 3.1 arasında değişen çok sayıda depremleri biz gözlemliyorduk. Bu alanda ciddi bir gerilmenin olduğu şüphesi bizde vardı. Bu da yeni bir fayın üretebileceği ya da yeni bir faylanmanın başladığıyla alakalı çalışmalara ışık tutacak nitelikte. 4.6 büyüklüğü özellikle de biz yer bilimciler için orta büyüklükte bir deprem hatta daha da küçük bir deprem. Dolayısıyla yapısal hasar verecek niteliklere sahip değil. Bunun dışında bu deprem ana şokuyla beraber şu anda ciddi anlamda orada bir kırılmayı oluşturdu. Dolayısıyla ne kendi alanında ne de çevresindeki herhangi bir fay ya da faylara etki etmesi söz konusu değil. Dolayısıyla oldukça küçük dar bir alanda meydana gelen deprem kümelenmesinin sonucu olarak deformasyona uğramış bir alanı kapsayan bir depremle karşı karşıyayız” dedi.
ÇOMÜ Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süha Özden ise, “Dün saat 16.09’da Biga’nın batısında yaklaşık Dişbudak köyünün hemen güneyine tekabül eden bir noktada 4. 6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Bu bölgede yaklaşık bir aylık bir süre de 150’yi aşkın 2.0 ile 3.0 arasında değişen büyüklüklerde depremleri yaşıyoruz. Çok dağınık bir alanda bu deprem dağılımları. Dünkü olan deprem de bu dağınıklığın hemen hemen ortasında bir noktaya denk geliyor. Şimdi bu bölge de Türkiye’nin fay haritasından da hepimizin bildiği üzere bir aktif fay yoktur. Hemen güneyinde Çan, Biga fay hattı, kuzeyinde ise Karabiga fay hattı var. Bu bölgede haritalarda yer alan bir fay hattı yoktur. Bu tür depremler özellikle şunu belirtmek isterim ki, ülkemiz coğrafyası içerisinde deprem kuşağı içerisinde yaşıyoruz. 5 büyüklüğüne kadar hemen her yerde deprem olabilir. Dolayısıyla bunu geçmişte de hep birlikte yaşadık. Konya’da yaşadık, başka alanlarda yaşadık. Yani aktif tektonik ile ilişkili olmayan alanlarda da bu büyüklüğe yakın depremlerin olduğunu biliyoruz. Bugünden bakınca geçmiş bir aylık süre içerisinde öncü depremlerin olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla dünkü deprem bir ana şok niteliğindeydi. ve devamında da 3.8 ve 3.6 büyüklüğünde artçı depremleri yaşadık. Onun dışında da çok yoğun bir ‘after şok’ dağılımı yoktur. Ben de bu depremin bir münferit deprem olduğunu düşünüyorum, devamının olacağını tahmin etmiyorum ama kesin bir ifade kullanmamak kaydıyla izlemekte fayda var. Bilimsel olarak depremi izleyeceğiz. Önümüzdeki birkaç zaman içerisinde bu bölgedeki aktivitenin nasıl devam ettiğini izleyeceğiz. Başta da söylediğim gibi bir münferit deprem olarak gözüküyor. Deprem hepimizi etkiliyor dün ben de yaşadım aynı depremi 15 saniye sürdü. Uzun sürdü. Bir sarsıntı olduğu zaman hepimiz bu anlamda korkuyoruz ama söylediğim gibi bir yaşadığımız coğrafya bu anlamda kolay bir coğrafya değil, aktif faylar var. Dolayısıyla bu aktif fayların arasında kalan bir alan. Bu tür sarsıntılar her zaman her yerde olabilir. Bu anlamda tabi sakin kalmayı başarmak lazım. Bu depremler eninde sonunda sona erecektir” diye konuştu.
]]>
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Mühendislik Fakültesi Dekanı ve ÇOMÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tolga Bekler ve ÇOMÜ Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süha Özden, dün Biga’da yaşanan 4.6 büyüklüğündeki depremi değerlendirdi. Bekler, “Bu deprem ana şokuyla beraber şu anda ciddi anlamda orada bir kırılmayı oluşturdu. Dolayısıyla ne kendi alanında ne de çevresindeki herhangi bir fay ya da faylara etki etmesi söz konusu değil” dedi. Özden ise, “Ben de bu depremin bir münferit deprem olduğunu düşünüyorum, devamının olacağını tahmin etmiyorum ama kesin bir ifade kullanmamak kaydıyla izlemekte fayda var. Bilimsel olarak depremi izleyeceğiz” diye konuştu.
Çanakkale’nin Biga ilçesinde 4 Şubat’tan bu yana 150’ye yakın küçük depremler meydana geldi. Bölgede yaşanan deprem hareketliliği devam ederken, dün Biga’da 4.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. ÇOMÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı ve ÇOMÜ Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tolga Bekler ve ÇOMÜ Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süha Özden, Biga’da yaşanan deprem sonrası bölgedeki son durumu değerlendirdi.
Prof. Dr. Tolga Bekler, “4.6 büyüklüğündeki bu deprem Biga Yarımadası’nın oldukça aktif sismotektoniği oldukça yoğun bir bölgesinde. Daha önce tarihsel dönemde büyük bir depremin oluşmadığı bir yerde, mikro depremlerin kümelendiği bir yerde oldu. Yaklaşık 4 Şubat gününden 4.6 büyüklüğündeki depreme kadar büyüklüğü 0.8 ile 3.1 arasında değişen çok sayıda depremleri biz gözlemliyorduk. Bu alanda ciddi bir gerilmenin olduğu şüphesi bizde vardı. Bu da yeni bir fayın üretebileceği ya da yeni bir faylanmanın başladığıyla alakalı çalışmalara ışık tutacak nitelikte. 4.6 büyüklüğü özellikle de biz yer bilimciler için orta büyüklükte bir deprem hatta daha da küçük bir deprem. Dolayısıyla yapısal hasar verecek niteliklere sahip değil. Bunun dışında bu deprem ana şokuyla beraber şu anda ciddi anlamda orada bir kırılmayı oluşturdu. Dolayısıyla ne kendi alanında ne de çevresindeki herhangi bir fay ya da faylara etki etmesi söz konusu değil. Dolayısıyla oldukça küçük dar bir alanda meydana gelen deprem kümelenmesinin sonucu olarak deformasyona uğramış bir alanı kapsayan bir depremle karşı karşıyayız” dedi.
Prof. Dr. Süha Özden ise, “Dün saat 16.09’da Biga’nın batısında yaklaşık Dişbudak köyünün hemen güneyine tekabül eden bir noktada 4.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Bu bölgede yaklaşık bir aylık bir sürede 150’yi aşkın 2.0 ile 3.0 arasında değişen büyüklüklerde depremleri yaşıyoruz. Çok dağınık bir alanda bu deprem dağılımları. Dünkü olan deprem de bu dağınıklığın hemen hemen ortasında bir noktaya denk geliyor. Şimdi bu bölgede Türkiye’nin fay haritasından da hepimizin bildiği üzere bir aktif fay yoktur. Hemen güneyinde Çan, Biga fay hattı, kuzeyinde ise Karabiga fay hattı var. Bu bölgede haritalarda yer alan bir fay hattı yoktur. Bu tür depremler özellikle şunu belirtmek isterim ki, ülkemiz coğrafyası içerisinde deprem kuşağı içerisinde yaşıyoruz. 5 büyüklüğüne kadar hemen her yerde deprem olabilir. Dolayısıyla bunu geçmişte de hep birlikte yaşadık. Konya’da yaşadık, başka alanlarda yaşadık. Yani aktif tektonik ile ilişkili olmayan alanlarda da bu büyüklüğe yakın depremlerin olduğunu biliyoruz. Bugünden bakınca geçmiş bir aylık süre içerisinde öncü depremlerin olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla dünkü deprem bir ana şok niteliğindeydi. ve devamında da 3.8 ve 3.6 büyüklüğünde artçı depremleri yaşadık. Onun dışında da çok yoğun bir ‘after şok’ dağılımı yoktur. Ben de bu depremin bir münferit deprem olduğunu düşünüyorum, devamının olacağını tahmin etmiyorum ama kesin bir ifade kullanmamak kaydıyla izlemekte fayda var. Bilimsel olarak depremi izleyeceğiz. Önümüzdeki birkaç zaman içerisinde bu bölgedeki aktivitenin nasıl devam ettiğini izleyeceğiz. Başta da söylediğim gibi bir münferit deprem olarak gözüküyor. Deprem hepimizi etkiliyor dün ben de yaşadım aynı depremi 15 saniye sürdü. Uzun sürdü. Bir sarsıntı olduğu zaman hepimiz bu anlamda korkuyoruz ama söylediğim gibi bir yaşadığımız coğrafya bu anlamda kolay bir coğrafya değil, aktif faylar var. Dolayısıyla bu aktif fayların arasında kalan bir alan. Bu tür sarsıntılar her zaman her yerde olabilir. Bu anlamda tabi sakin kalmayı başarmak lazım. Bu depremler eninde sonunda sona erecektir” diye konuştu. – ÇANAKKALE
]]>
Cumhur İttifakı Edirne Belediye Başkan adayı Belgin İba, 55 başlıkta topladığı projelerini tanıttı.
Kentteki bir tesiste düzenlenen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Toplantıya AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, AK Parti Edirne İl Başkan Vekili Aydoğan Akıncı, MHP Edirne İl Başkanı Emre Tokluoğlu, geçmiş dönem parti teşkilatında görev alan yöneticiler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, muhtarlar, davetliler ve partililer katıldı.
Milletvekili Aksal, yaptığı konuşmada AK Parti’nin hizmet belediyeciliği anlayışı olan bir parti olduğunu söyledi.
Edirne’nin 2024 yılında çöp, çamur ve çukurla anıldığını belirten Aksal, bunun da Edirne’nin belediyecilik hizmetinden yararlanamadığının en iyi kanıtı olduğunu ifade etti.
Akıncı ve Tokluoğlu’nun konuşmaları sonrası Belgin İba projelerini tanıttı.
İba, Edirne’nin 5 yılını belirleyecek, çözümsüzlüğü değil çözümü, umutsuzluğu değil umudu içeren projeler hazırladıklarını söyledi.
Hane hane dolaşarak projeleri tüm Edirnelilerin isteklerine göre hazırladıklarını ifade eden İba, “Esnafımızın sesine kulak verdik, sivil toplum kuruluşlarımızla istişare ettik, gençlerimizle kadınlarımızla sohbet ettik. Hep birlikte sorunları ve çözümleri tespit ettik. Dertlerine derman, beklentilerine cevap olmak için herkesi kucaklayarak projeleri hazırladık. Hak edilen Edirne için.” dedi.
İba, seçilmesi halinde Saraçlar Caddesi’nin tarihi dokusuna uygun olarak ele alınacağını, 25 Kasım Stadyumu’nun olduğu alanın Kent Meydanı olarak düzenleneceğini anlattı.
İçinden nehir geçen kentlerin çok şanslı olduğunu ancak Edirne’nin nehir kenarlarını kullanamadığını ifade eden İba, “Nehir kenarları içerisinde sosyal donatılar, seyir terasları, parklar, piknik alanları, bisiklet yolları bulunan bir hale gelecek. Nehir kenarları huzur bulduğumuz alanlar haline dönüştürülecek.” dedi.
“Kaleiçi açık hava müzesi olacak”
Kaleiçi semtinin de restore edilerek açık hava müzesi haline getirileceğini, Cuma Pazarı’nın yenilenerek haftanın her günü açık olacağını ifade eden İba, şöyle devam etti:
“Pazarda üretici kadınlarımız da yer alacak. Üreten kadınlarımızın her zaman yanındayız. Yeni yerleşim yerinde bir pazarı daha projelendirdik. TOKİ’deki pazar yeri de kullanılabilir hale getirilecek. 110 bin metrekare alana sahip bir Kent Parkı da hizmete açacağız. Parklar, dinlenme alanları, konser alanları, amfi tiyatrosu, çocuk oyun alanları olan modern yeşil bir kent parkını Edirne’ye kazandırıyoruz. Dev bir spor alanı planladık. Pek çok sayıda branşa ait saha, buz pateni pisti, güreş akademisi yer alacak. Şehrimizi başpehlivanlıkta da iddialı bir kent hale getireceğiz. Amatör kulüplerimize de saha alanı tanımlayacağız. Amatör spor kulüplerimize verilen nakdi desteği artıracağız, taraftarları deplasman maçlarına belediye olarak biz götüreceğiz.” diye konuştu.
İba, altyapı konusunda Edirnelilerin çok sıkıntı çektiğini, sorunların tamamını bir yıl içerisinde çözeceklerini belirterek, suları kesilmeyen bir kent vadetti.
“Trafik sorununu çözeceğiz”
İba, kentte son dönem artan trafik sorununa da en kısa sürede çözüm bulacaklarını söyledi.
Ana arterlere battı çıktı, akıllı kavşak sistem uygulamaları ve otoparklarla kısa sürede trafikteki sıkıntıyı gidereceklerini belirten İba, şehir içi yolcu taşıma sorununu da çözeceklerini kaydetti.
İba, her mahalleye bir kreş açacaklarını ifade ederek, “İki aydan beri aileleri ziyaret ediyorum, aileler ‘başkanım park olsa, kreş olsa bir de yollarımız olsa’ diye… Özellikle annelerin serzenişleriyle karşılaştım. Onlara söz veriyorum hepsini yapacağız.” ifadesini kullandı.
Öğrencilere ulaşımda yüzde 50 indirim sözü veren İba, öğrencilere burs vaadinde de bulundu.
“Gençlere Ücretsiz İnternet, 2022 Sosyal Konut, Şehir Girişleri, İstihdam, Tarım Akademisi, Hayvan Dostları, Yeşil Enerji, Sıfır Atık, Ücretsiz Düğün Salonları, Kamp Alanları, Taziye Alanları, Kadın Gİrişimcilere Destek, Kadın Meclisi, Gençlik ve Bilim Merkezi, Öğrencilere İlk Ofisiniz Bizden, Her Mahalleye Halı Saha, Çocuk Meclisi, Engelsiz Edirne, Emeklilere Destek, Etüt Merkezleri, Meslek ve Sanat Edindirme, Turizm, Atatürk Evi, Kırkpınar, Otogar Yenileme, Muhtarlıklar Yenileme, Taksi Durakları, Hal Yenileme” projelerini sıralayan İba daha sonra Belediye Meclis Üyesi adaylarını tanıttı.
]]>
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yarın hizmete alınacağını bildirdi.
Bakan Uraloğlu, Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı’nın Yedikule istasyonunda incelemelerde bulundu.
Uraloğlu, burada yaptığı açıklamada, yarın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle İstanbul’un kent içi raylı sistem ağını güçlendirecek, şehre farklı bir vizyon kazandıracak en önemli projelerden birini daha başarıyla tamamlamayarak hizmete açmanın gururunu yaşayacaklarını dile getirdi.
Dünyanın metropol düzeyindeki birçok şehrinde ulaşımın en kolay ve hızlı sağlandığı yollardan birinin hiç şüphesiz metro ve tramvay gibi raylı sistem hatları olduğunu belirten Uraloğlu, özellikle büyük şehirlerde artan nüfusa ve araç sayısına paralel olarak yaşanan trafik sorununu ortadan kaldırmanın en önemli yolunun da raylı sistemleri yaygınlaştırmaktan geçtiğini vurguladı.
Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak, ülke genelinde 12 ilde işletme altında olan 868,3 kilometre şehir içi raylı sistem hattının 398,8 kilometresini kendilerinin inşa ettiğini aktararak, yeni projelere de devam ettiklerini söyledi.
Şu anda da Bakanlık olarak Kocaeli, Konya, Bursa ve İstanbul’da olmak üzere yapımı süren 8 projede toplam 98 kilometre uzunluğunda raylı sistem hattı inşaatına devam ettiklerini bildiren Uraloğlu, bu 8 projeden yarın açılışını yapacakları Kazlıçeşme-Sirkeci Raylı Sistem Hattı ile birlikte 4’ünün İstanbul’da bulunduğunu aktardı.
İstanbul’da yapım çalışmaları devam eden diğer hatlar hakkında bilgi veren Uraloğlu, şehrin kent içi ulaşım ağını güçlendiren dünyanın en özgün ve saygın kent içi raylı sistem projelerini bir bir hizmete aldıklarını kaydetti.
“Şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan imkanı sunduk
Abdulkadir Uraloğlu, yaklaşık bir ay önce de Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nın son halkası olan Kağıthane-Gayrettepe kesiminin açılışını yaptıklarını hatırlatarak, “Yarın ise 140 yıldan fazla bir süre İstanbul ulaşımının omurgalarından biri olarak hizmet veren Sirkeci-Kazlıçeşme arasındaki 8,3 kilometrelik hattımızı modernize edilmiş olarak hizmete sunacağız.” dedi.
Atıl kalan bu hattı gerekli iyileştirme ve değişimleri yaparak bambaşka bir yapıda hem 8 istasyonlu demir yolu hem de yaya odaklı çevreci bir proje olarak yeniden İstanbul’a kazandırdıklarını ifade eden Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Yepyeni bir konsept ile yaya odaklı bir raylı sistem projesini İstanbul’a sunmanın heyecanını, mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Projemiz kapsamında ayrıca; 7,3 kilometre yaya ve bisiklet yolu, 122 bin 550 metrekare meydan ve rekreasyon alanları, 6 bin metrekare kapalı sosyal kültürel alan, 74 bin metrekare yeşil alan, 22 adet kara yolu ve yaya alt geçidi inşa ederek İstanbul halkına ayrıca katkı sunduk. 215 bin metrekarelik çalışma alanının 92 bin 450 metrekaresini demir yolu ulaşımı için kullandık. Geri kalan 122 bin 550 metrekarelik kesimi ise yaya yürüme alanı, bisiklet, scooter parkuru, dinlenme, gezinti, spor ve rekreasyon alanları olarak düzenlendik. Böylece İstanbul’umuza yeni nesil ulaşım projesi kazandırdık. Bu kısmı İstanbullu vatandaşlarımızın yaya olarak kullanımına açarak şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan imkanı sunduk.”
Uraloğlu, proje kapsamında raylı sistem, yaya ve mikro mobilite araçları, sosyal aktivite alanları oluştururken, yıllardır kronikleşmiş trafik ve güvenlik sorunlarına neden olan yaya ve kara yolu alt geçitlerini rehabilite ettiklerini anlattı.
Proje ile sadece demir yolu inşası yapmayıp, hat boyunca çevrede yaşayan insanların yaşam konforunu artıracak diğer düzenlemeleri de gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Uraloğlu, “Projemiz sayesinde 2024-2053 yılları arasında kara yolu işletme ve bakım, trafik kazalarında azalma ve zamandan yapacağımız tasarruflarla toplam ekonomik kazanç yaklaşık 800 milyon avro olacaktır.” ifadesini kullandı.
“İstanbul’a hizmet aşkımız asla bitmeyecek”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, İstanbul’a 131 kilometre raylı sistem hattı kazandırdıklarını vurgulayarak, “Yarın, Sirkeci-Kazlıçeşme hattımızı da açtığımızda bu uzunluk 139,3 kilometreye yükselecek. Kimse şüphe duymasın ki Bakanlığımız milletimizin ulaşım ihtiyaçlarına en üst seviyede cevap verecek yatırımlar yaparken, şehrin en değerli alanlarını da vatandaşlarımızın kullanımına kazandırarak sosyal hayata önemli katkılar sunmaya devam edecektir.” dedi.
İstanbul’un ulaşım sorununu artık yüzeyden çözmenin mümkün olmadığına, yer altına yani metrolara inilmesi gerektiğine işaret eden Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Bakanlığımızın yapımı devam eden projeleri bittiğinde İstanbul’un raylı sistem uzunluğunun 394 kilometreye çıkacağı düşünüldüğünde demek ki daha 600 kilometrenin üzerinde bir metro hattı daha yapılması gerekiyor. Bize göre şehir içi ulaşımda öncelik de bu yönde olmalı. İstanbul, temel atmama törenleri değil, ihtiyaçları giderecek proje üstüne projeyi, yani gerçek hizmeti bekliyor. İstanbul, hemşerilerimizin dertleriyle dertlenen, tek gayesi sadece İstanbul olan bir belediye başkanını hak ediyor.”
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum ile de İstanbul’un “duraklama dönemine” son vereceklerini belirten Uraloğlu, “Seçimden hemen sonra mevcut yönetimin bir arpa boyu yol gidemediği belediye sorumluluğundaki raylı sistem uzunluğunu ilk 5 yılda iki katına, 2034 yılına kadar ise 1004 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz. İstanbul’a hizmet aşkımız asla bitmeyecek ve İstanbul için planladığımız ulaşım projelerini bir bir hayata geçireceğiz.” diye konuştu.
Uraloğlu, hattın test sürüşüne katıldı
Bakan Uraloğlu, açıklamasının ardından Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı’nda gerçekleştirilen test sürüşüne katıldı. Test sürüşü, Yedikule ile Sirkeci istasyonu arasında gerçekleştirildi.
Sirkeci istasyonunda basın mensuplarıyla sohbet eden Uraloğlu, raylı sistem hattında çalışan işçi ve mühendislerle de fotoğraf çektirdi.
İncelemenin ardından Kocamustafapaşa durağında araçtan inen Bakan Uraloğlu, beraberindekilerle proje kapsamında düzenlemesi yapılan yoldan Yedikule’ye doğru yürüdü. Daha sonra Bakan Uraloğlu ile Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan yolun bir kısmında bisiklet sürdü.
]]>
Tepebaşı Belediyesi tarafından yaşama geçirilen ‘Geri Dönüşüm Oluşum’ isimli sergi Eskişehir halkının beğenisine sunuldu.
Tepebaşı Belediyesi, kültür ve sanat alanında çalışmalar yapılmaya devam ediyor. Bu kapsamda ‘Geri Dönüşüm Oluşum’ isimli sergisinin açılışı Tepebaşı Belediyesi hizmet binası içerisinde yer alan sergi salonunda yapıldı. Açılışa Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın yanı sıra CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, meclis üyeleri, eserleri sergide yer alan sanatçılar ve sanatseverler katıldı.
Sergi açılışında konuşan Ataç, şunları kaydetti:
“Necati Seydi Ferahoğlu, Pişmiş Toprak Sempozyumu’na da sanatçı olarak katıldı. Bizim Geri Dönüşüm Atölyesi’ni o kağıtları görüp sanat adına nasıl değerlendiririz diye bir teklifi oldu. Tabii sanatçı bakmaz görür diye bir tabir vardır ya gerçekten de öyle. Neticede bu proje oldu ve dedi ki 50 kişi olsun. Şimdi Necati’yi dinlerken acaba bunu da geleneksel hale getirsek mi diye düşündüm. Yani bu yapılan şeyler kentte çok şey kazandırıyor. Biraz önce yine anlattım. Bizim yaptığımız sanat projeleri sadece seçkinlerin değil halkın da içinde olduğu projeler oluyor. İnsanlar gidip temas edebiliyor veya fırsat bulup bir çizgi çizebiliyor. Çocuklar o çamurla oynuyorlar. Hakikaten sanat çok önemli bir şey. Kentleri kent yapan sanatla kültürdür. ve çok şükür 20 yılda Tepebaşı’nda kültürü de kazandırdık, sanatı da kazandırdık. ve diğer illere, diğer belediyelere örnek olacak şeyler. İyi ki iyi ki yapmışım diyorum.”
Sergi Küratörü Necati Seydi Ferahoğlu, şöyle konuştu:
“İki yıl önce biz Eskişehir’e geldiğimiz zaman Geri Dönüşüm Atölyesi’ni gezmiştik. Orası beni çok etkilemişti. Sanki çöldeki bir vaha gibiydi. Yani herkesin gözden çıkardığı, o gün bir kenara attığı gazeteleri ve atık kağıtları dönüştürerek tekrar insanların ne kadar güzel şeyler yapabildiğini görmüştüm. Akılımıza böyle bir şey geldi. Başkanım da yapalım dedi. ve bu sonuç ortaya çıktı. Ben öncelikle başkanıma, Tepebaşı Belediyesi’nin bütün çalışanlarına ve kıymetli hocalarına çok teşekkür ediyorum.”
Sanatçılar adına konuşan Hayati Misman da “Ben önce Necati’ye böyle bir projeyi hayata geçirmek için Sayın Başkan’la konuşup bu noktaya getirdikleri için önce Necati’ye çok teşekkür ediyorum. Sonra bunu kabul eden ve bu hayata geçirmesi için destek veren Sayın Başkanıma çok teşekkür ediyorum. ve tüm sanatçı arkadaşlara, emeğe geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Geri Dönüşüm Atölyesi’nde atık kağıtların geri dönüşüm yöntemini öğrenen Defne Gökmenler ise “Şu an çok mutluyum. Ben Geri Dönüşüm Atölyesi’nde kağıtların geri dönüştürme yöntemini öğrendim ve evde kendim yaptım. Arkadaşlarımla da geldik. Biz çok mutlu olduk” dedi.
22 MART’A KADAR GEZİLEBİLECEK
Açılışta, sergi salonunda Efgan Beyaz tarafından atık kağıda resim çizilirken, Geri Dönüşüm Atölyesi ekipleri tarafından da atölye düzenlendi. 50 sanatçının eserlerinin yer aldığı sergide, Tepebaşı Belediyesi Geri Dönüşüm Atölyesi’nde dönüştürülen kağıtlara yapılan resimler yer aldı. Tepebaşı Belediyesi ana hizmet binası içerisinde yer alan sergi salonunda sanatseverlerin beğenisine sunulan sergi, 22 Mart’a kadar gezilebilecek.
Sergide eserleri yer alan isimler ise Süleyman Saim Tekcan, Atilla Atar, Yalçın Gökçebağ, Hayati Misman, Ataç Elalmış, Fevzi Karakoç, Hanefi yeter, Basri Erdem, Şükrü Ertürk, Gülay Yüksel, Reyhan Abacıoğlu, Ahmet Yeşil, Güler Akalan, Necip Erol Olcay, Sema Barlas, Cengiz Savaş, Mahir Güven, Akdoğan Topaçlıoğlu, Ahmet Umur Deniz, Efgan Beyaz, Serdar Leblebici, Aynur Mahmudova Kaplan, Hüseyin Elmaz, Peruze Hamurcu, Meliha Yılmaz, Mehmet Ali Doğan, Bülent Yavuz Yılmaz, Hakan Eraslan, Ilgın Erdem, Mustafa Albayrak, Mümin Candaş, Orhan Zafer, Raif Kalyoncu, Özgür Eryılmaz, Erol Murat Yıldız, Hakan Esmer, Ercan Ayçiçek, Adem Başpınar, Musa Güney, Nurgül Ferahoğlu, Tolga Akalın, Necati Sevdi Ferahoğlu, Ekin Deveci, Neslihan Kıyar, Seydi Murat Koç, Seyit Mehmet Buçukoğlu, Murat Aslan ve Mustafa Sönmez, Devrim Erbil ve Barış Sarıbaş’tan oluşuyor.
]]>
Mersin’in Mut ilçesinde, kıraç topraklara sahip kırsal mahallede yapımına başlanan gölet aracılığıyla tarımsal alanlar sulama imkanına kavuşacak.
Toros Dağları’nın eteklerindeki ilçeye bağlı kırsal Bozdoğan Mahallesi’nin muhtarı İbrahim Pelit’in, 2019’da Dünya Çiftçiler Günü kapsamında görüştüğü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla bölgede gölet yapımı projesi başlatıldı.
Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından inşa edilen gölet, temelden 33,75 metre yüksekliğe ve 450 bin ton su tutma kapasitesine sahip olacak. Göletin gelecek sene yaz aylarında çiftçinin kullanımına sunulması hedefleniyor.
Zeytin başta olmak üzere üzüm, badem, kayısı, erik, incir, lahana, pırasa, domates ve biber gibi çok sayıda ürünün yetiştirildiği mahallede, gölet sayesinde 800 dekarlık alan sulanacak.
Yöre halkı, projenin tamamlanmasıyla kıraç topraklarda verimli üretim yapabilme fırsatına kavuşacak.
“Bu bir umut projesi”
Mahalle muhtarı İbrahim Pelit, AA muhabirine, 2019’da Dünya Çiftçiler Günü kapsamında düzenlenen programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşme fırsatı bulduğunu söyledi.
Yöredeki su sıkıntısını Erdoğan’la paylaştığını anlatan Pelit, “Sayın Cumhurbaşkanı’mıza yöremizin su sıkıntısını anlatınca sağ olsun ilgi gösterdi. Talimatlarını verince ihalesi yapılıp projeye başlandı. Daha sonra araya pandemi ve deprem girince bir süreliğine beklemeye alındı. Şu an çalışmalarımız hızlı bir şekilde yeniden başladı.” diye konuştu.
Pelit, projenin bölge için çok kıymetli olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Bu bir umut projesi. Ürün çeşitliliğini geliştirecek, verimi artıracak, insanların hayallerini süsleyen bir proje. 40 yıldır dillendirilen ve bugün hayata geçmesini sabırsızlıkla beklediğimiz bir proje. En önemlisi, sosyolojik bir değişime vesile olacak. Köyden şehre göç edenlerin, tekrar geri dönüp kendisine yeni hayat kuracağı bir alan sunacak.”
Göletten civar mahallelerdeki tarım alanlarının da yararlanabileceğini aktaran Pelit, şöyle konuştu:
“Yaklaşık 800 dekarlık bir alan sulanacak fakat biz zeytinde daha fazlasını sulayacağız. Zeytin o kadar su yoğunluğu gerektiren bir tür değil. Bu nedenle belki de binlerce dönüm arazi sulanacak. Proje bölgedeki tarımsal üretim için can suyu olacak. Buralar kıraç topraklar. Köyümüzün kendi su kaynağını da kışın burada depolayacağız. Kar sularının ve yağmurun Akdeniz’e akmasının da önüne geçmiş olacağız. Dolayısıyla burası bir cennet olacak.”
Bölge çiftçisi sulama imkanına kavuşmayı sabırsızlıkla bekliyor
Geçimini çiftçilikle sağlayan mahalle sakinlerinden Veysel Kanar, üreticilerin projenin tamamlanması için gün saydığını belirtti.
Göletin bölge için önemine değinen Kanar, şunları kaydetti:
“Yapılmakta olan gölet tamamlandığı zaman köyümüzün kaderini değiştirecek. Burada zeytin, kayısı, üzüm gibi çeşitler bol miktarda yetişiyor ama suyumuz olmadığı için çok sıkıntı çekiyoruz. Gölet yapıldığı zaman Allah’ın izniyle sıkıntıların hepsi bitecek. Bir çığır açılmış, devrim yapılmış olacak. Başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere emeği geçen herkesten Allah razı olsun.”
Ejder Severoğlu da sulama imkanına kavuşmayı sabırsızlıkla beklediklerini belirterek, “Bu gölet köyümüz için 40 yıllık bir hayaldi. Tamamlandığı takdirde köyümüzün ürün çeşitleri artacak. Verimi katlayacak.” ifadelerini kullandı.
]]>
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, “Türkiye Yüzyılı Şanlıurfa Vizyonu” proje tanıtım programında yeni dönemde yapacakları projeleri kamuoyuna açıkladı.
Şanlıurfa’da tarımdan bilime, eğitimden kültür ve turizm alanına kadar birçok projeye imza atan AK Parti Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, “Türkiye Yüzyılı Şanlıurfa vizyonu” ile proje tanıtım programı düzenledi. Mehmet Akif İnan Konferans salonunda gerçekleşen programa, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili ve TBMM İdari Amiri İbrahim Eyyüpoğlu, Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat, Karaköprü Belediye Başkanı Metin Baydilli, Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Kuş, AK Parti gençlik kolları, kadın kolları, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Beyazgül, yeni dönemde yapılacak olan projeleri tek tek vatandaşlara anlattı. Beyazgül, “Göreve geldiğimiz günden bu yana bizim için her zaman halkımızın talebi bizim için bir görev, bizim için bir proje, gerçekleştireceğimiz bir amaç olmuştur. Buraya projelerimizi getirdik ama projelerimiz bu kadar değil. Buradaki projelerimizin sayısı çok fazla ama yine halkımızın talepleri bizim projelerimiz olmaya devam edecektir. Belediyemizin büyün refah ve kaynakları vatandaşlarımıza, halkımıza dönecektir. Şanlıurfa’da güçlü bir belediyemiz var büyükşehir belediyesi olarak asfaltımızı kendimiz üretiyoruz. İlaçlama, sulamayı, fidan üretimini, çiçek üretimini, organik gübreyi kendimiz üretiyoruz. Yedek parçayı kendimiz üretiyoruz. Yapmadık bir iş bırakmadık nedeni ise tasarruf yaparak buradan elde edilecek gelirin vatandaşlarımıza hizmet olarak geri dönmesi içindir. Şanlıurfa’da bütün ilçe belediye başkanlarımızla el birliği gönül birliği içerisinde olduk. Kol kola girerek göreve geldiğimiz zaman hizmetten başka hiçbir şey konuşmadık. Hangi ilçemizin ne eksiği varsa el birliği ile destek verdik. Her ilçemizin de birbirinden güzel proje ve hizmetleri var. Yeni dönemde de birlikte devam edeceğiz. Çok güzel işlere hep birlikte imza atacağız” dedi.
Beyazgül’den raylı sistem müjdesi
Konuşmalarının ardından yeni dönemde Gerçek Belediyecilik vizyonu ve Türkiye Yüzyılı Vizyonu ile Şanlıurfa’ya kazandırılacak projelerin tanıtım sunumunu yapan Beyazgül Şanlıurfa’ya raylı sistemi kazandıracaklarını kaydetti. Bunun için gerekli fizibilite çalışmalarının tamamlandığını kaydeden Beyazgül, ulaşım master planı olmadığı için ilk olarak ulaşım master planını yaptıklarını ve yeni dönemde Şanlıurfalı vatandaşların raylı sistemle tanışacaklarını sözlerine ekledi.
“Tugay’ın yeni yerine taşınmasını sağlayacağız”
Şanlıurfa’nın merkezinde bulunan Ali Saip Ursavaş Kışlası’nın (Tugay) taşınması konusunda da projelerinin hazır olduğunu kaydeden Beyazgül, “Tugayın taşınmasına yönelik çalışmalar tamamlandı. Mutabakat sağladık. Özel mülk olan bazı alanların da alınmasıyla birlikte gerekli çalışmaları yaparak Tugayın yeni yerine taşınmasını sağlayacağız. Burada vatandaşlarımıza yemyeşil bir alan ve sosyal donatı alanları kazandıracağız” ifadelerini kullandı.
“GES ve rüzgar enerjisi yatırımlarını artırıyoruz”
Güneşlenme gün sayısı oldukça fazla olan Şanlıurfa’da yeni GES yatırımları gerçekleştireceklerinin altını çizen Beyazgül, “Şanlıurfa’da güneşten maksimum oranda faydalanmak adına belirlenen alanlarda yeni GES yatırımları yaparak buradan elde edeceğimiz gelirleri belediyemiz giderlerinde kullanacağız ve buradan elde edilecek tasarruf sayesinde de vatandaşlarımıza daha hızlı hizmet ulaştıracağız. Aynı zamanda şehrimizin rüzgar kapasitesini de değerlendirmek adına rüzgar tribünleri kurulumunu kısa sürede başlatarak buradan da enerji elde edeceğiz” şeklinde konuştu.
Yeni üniversite ve belediyenin tek çatı altında birleşmesi
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi adına yeni bir alanda yapılacak olan belediye hizmet binası için belediye bünyesindeki birimlerin tek çatı altında toplayacak olan kampüs projesini de yakın zamanda hayata geçireceklerini kaydeden Beyazgül, yeni üniversitenin kurulması için de gereken desteğin ve alanın verileceğini aktardı.
Kültür ve kongre merkezi, yeni otogar
Şanlıurfa’ya yeni bir kültür ve kongre merkezi kazandıracaklarının da müjdesini veren Beyazgül, otogarın da yeni yerine taşınarak orada hizmet vermeye başlayacağını, şehre yeni otogar kazandıracaklarını kaydetti.
Meslek gruplarına 7 bin dönümlük alan tahsisi
Kente yapılacak projelerde her zaman olduğu gibi meslek guruplarını da unutmayan Beyazgül, “Meslek gruplarına 7000 dönümlük alan tahsisi gerçekleştireceğiz,. Buradaki çalışmaları da bakanımızın ve milletvekillerimizin de destekleriyle meslek guruplarımızın hizmetine sunacağız” diye konuştu.
Beyazgül ile Şanlıurfa’da yeni dönem projelerle geçecek
Kente kazandırılacak projeleri lansman toplantısıyla sunum eşliğinde kamuoyuna aktaran Başkan Beyazgül, “Şanlıurfa’ya millet kütüphanesi yapılacak. Karakoyun Mahallesi 1. Etap 374 konutun temeli atılacak. Şehitlik, Hızmalı ve Atatürk Mahallesi kentsel dönüşüm alanı 2. ve 3. etabına başlanacak. Kuzey Şehir Konut Projesi 1. Etap devam ediyor. 2. Etap 2200 konutun yapımına başlanacak. Fuar alanı katlı kavşağı projesi hayata geçirilecek. Yeni üst geçitler yapılacak. 200 adet yeni otobüs alımıyla ulaşımda konfor artacak. Şehir hastanesi bölgesinde katlı kavşaklar hayata geçirilecek. Şehir hastanesi önü 50 metrelik yol ulaşıma açılacak. Aşık – Öğütçü otoban köprülü kavşağı şehre kazandırılacak. Azerbaycan Bulvarı – Kuzeyşehir 50 metrelik bağlantı yolu yapılacak. Azerbaycan Bulvarı – Bozova Çevre yolu bağlantısı yapılacak. Germuş – Ulubağ Mardin Yolu kavşağı birleştirilecek. Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı genişletilecek. Kırsalda kalıcı ve sürdürülebilir sıcak asfalt uygulamalarına hız kesmeden devam edeceğiz. Karakoyun Deresi Güney Yolunu 25 Metre Bandına Çıkartacağız. Akabe Gençlik Parkı, Yaylak Mesire Alanı, Ceylanpınar Mevlana Parkı, Çatak Mesire Alanı, Karaköprü Güllübağ Parkı, Karaköprü Seyrantepe Parkı, Yaslıca orman parkı, Yenice Vadi Parkı, Halil’ür Rahman Kent Ormanı, Büyükşehir Millet Bahçesi, Karaköprü Bölge Parkı, Viranşehir Sulutepe Mesire Alanı, Halfeti Argıl Mesire Alanı, Ay Yapı Bölge Parkı, Hobi bahçesi 2. Etap Esentepe Seyir Parkı projesini hayata geçireceğiz. Büyükşehir Millet Bahçesi Projesini şehrimize kazandıracağız. Halil’ür Rahman Kent Ormanı Projesini şehrimize kazandıracağız. Çevikkuvvet Millet Bahçesi Projesini hayata geçireceğiz. Bisiklet yollarını çoğaltacağız, ilk etapta 5 bin bisiklet gençlerimize hediye edeceğiz. Hobi bahçesi 2. Etap projesini hayata geçireceğiz. Her ilçemize kent meydanı kazandıracağız. Çatak bungalov tesisleri 2. Etap şehrimize kazandıracağız. Yeşildirek Kentsel Dönüşüm Projesi Tamamlanacak. Eski sanayi 2. etap 1. bölüm inşaat çalışmalarını başlatacağız. Alibaba Kentsel dönüşümünü gerçekleştireceğiz. Paşabağı kentsel dönüşüm alanı 57 bin dönümlük alanın inşasına başlayacağız. Tarım alanlarının korunması için alternatif yeni yerleşim alanı inşa edeceğiz. Birecik yeni sebze ve meyve hali yapacağız. Üretim paketleme ve markalaşma için fabrika kuracağız. Dezavantajlı vatandaşlarımıza geçici misafirhane desteği vereceğiz. Tarihi Şanlıurfa surlarını gün yüzüne çıkaracağız. 11 Nisan ve tarih panorama müzesi kuracağız. İslam alimleri panorama bilgilendirme merkezimizi hayata geçireceğiz. Yıldız Meydanı Haşimiye Meydanı arasını turizm adasına dönüştüreceğiz. Kalkan – Balıklıgöl Platosu arasında kalan 137 tarihi mağarayı kültür vadisi haline getireceğiz. Yöresel ara sıcak yemeklerimiz için yeni üretim tesisleri kuracağız. Harran’da astronomi şenlikleri düzenleyeceğiz. Bozova bungalov evlerde gençlik kampı projesini başlatacağız. Çarmelik kırsal yaşam tarım müzesinde çiftçi eğitimine başlayacağız. Şanlıurfa’mıza yeni sanat sokakları kazandıracağız. Haleplibahçe -Yakubiye Turizm Gelişme Alanı Olarak Şehrimize Kazandıracağız. Karacadağ kayak merkezine bungalov evler kazandıracağız. Halfeti ve Bozova ilçelerimizde kentsel tasarım projesini etaplar halinde Şanlıurfa’mıza kazandıracağız. Yem bitkileri üretimi ve desteğini arttırarak devam ettireceğiz. İhtiyaç sahibi çiftçilerimize buğday, mısır, pamuk, arpa ve tohum desteği vereceğiz. Yılda 3 milyon fide üretimi yapıp halkımıza hibe edeceğiz. ŞATEM Şanlıurfa akıllı tarım eğitim merkezinde uygulama sahası yapacağız. Uzay tarımı ve yeni nesil tarım alanları kuracağız. Birecik’te Şabut Balığı üretim tesisi kuracağız. Ata tohumların gelecek nesillere aktarılması için tohum bankası kuracağız. Sıfır atık koordinasyon merkezi kuracağız. Lunaparkımızı Şanlıurfa’mıza kazandıracağız. Gençlerimiz için kitap kafe merkezleri yapacağız ve ücretsiz çorba ikram edeceğiz. Gençlerimize kamp ve gençlik merkezi yapacağız. Gençlerimize GO-KART pisti yapacağız. Çocuk kütüphaneleri yapacağız, çocuk köyü kuracağız. Şanlıurfa merkezde tam donanımlı futbol tesisi yapımına başlayacağız. İlçelerimizde gençlik merkezlerimizi yaygınlaştıracağız. Şanlıurfa merkezde kapalı yarı olimpik yüzme havuzlarını arttıracağız. Büyük parklarımıza satranç evleri kazandıracağız. Kütüphanemizin olmadığı ilçemiz kalmayacak, Şanlıurfa merkezde okçuluk sporunu destekleyeceğiz, ilçelerimizde sentetik futbol sahası sayılarını arttıracağız, çocuklarımız için kreş sınıfı projelerimizi hayata geçireceğiz gece çalışan ailelerimizin çocukları için gece kreşleri açacağız, akademik destek merkezlerimizin sayılarını arttıracağız, ‘kadınız biz’ adlı web sitesi kurulumu yapılıp kadınlarımıza her konuda destek sağlayacağız, çocuk meclisi oluşturacağız, atletizm stadı yapacağız, sporcu fabrikası kuracağız, ilçelerimize 6 adet spor antrenman salonları kazandırmaya devam edeceğiz, Viranşehir Ceylanpınar entegre katı atık tesisini şehrimize kazandıracağız, merkezde yeni entegre atık tesisi yapacağız, tıbbi atık sterilizasyon tesisini modernize edeceğiz, iklim değişikliği eylem planını hayata geçireceğiz, bitkisel atıklardan pelet üretim tesisi yapacağız, atık suların (gri su) peyzaj alanlarında kullanılması projesini şehrimize kazandıracağız, şehrimizde kömür kullanılan mahallelerde doğal gaz dönüşümünü destekleyerek şehrin hava kalitesini iyileştireceğiz, Bozova guergh (kurtboğan) yetiştirme merkezi projesi hazırlandı yapımına başlayacağız, Viranşehir ilçesi kanalizasyon şebekesi atık su arıtma tesisi yatırımlarımıza devam edeceğiz, 25.560 m3/gün kapasiteli Birecik atıksu arıtma tesisi projesi şehrimize kazandıracağız, 37.183 m3/gün kapasiteli Suruç atıksu arıtma tesisi projesi ilçemize kazandıracağız, 65.679 m3 kapasiteli Viranşehir atıksu arıtma tesisi projesi ilçemize kazandıracağız, 31 km uzunluğundaki Halfeti kanalizasyon şebeke hattımızı yenileyeceğiz, 43 km uzunluğunda Bozova kanalizasyon şebeke hattımızı yenileyeceğiz, 54 km uzunluğunda Halfeti içmesuyu şebeke hattımızı yenileyeceğiz, 5,5 km isale hattı 3 tane depo 4 adet kuzeyşehir bölgemize içmesuyu merkezleri ve depolar yapacağız, 45 km uzunluğunda bozova içmesuyu şebeke hattımızı yenilyeceğiz, viranşehir’de atık aktarma istasyonu yapacağız, haşimiye meydanı projesini hayata geçireceğiz, atlılar evi restorasyonunu tamamlayıp şehrimize sosyal tesis olarak kazandıracağız” ifadelerine yer verdi.
Yeni dönemde projelerin sayısını artırarak daha güçlü bir şekilde yola devam edeceklerini vurgulayan Beyazgül, bir vatandaşımız çıkacak bu uygulama yapılmalı diyecek o düşünce bizim projemiz olacak ve hayata geçecek ifadelerine yer verdi.
Proje lansman toplantısı toplu fotoğraf çekimi ile son buldu. – ŞANLIURFA
]]>
Formülü casusluk faaliyetleriyle yurt dışına taşınması nedeniyle “efsane renk” olarak bilinen “Edirne kırmızısı” ve kentin değerlerinden “Edirne gülü” ile ilgili Trakya Üniversitesi (TÜ) bünyesinde araştırma merkezi kurulacak.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, TÜ Balkan Kongre Merkezi’nde akademisyenlerin baskı resim sergisinin açılışını yaptı.
Ardından üniversitenin öğrenci topluluklarının stantlarını gezerek bilgi alan Özvar’a, bir öğrenci tarafından Kazakistan’ın milli kıyafeti giydirildi.
Formülü casusluk faaliyetleriyle yurt dışına taşınması nedeniyle “efsane renk” olarak bilinen Edirne kırmızısı standını da ziyaret eden Özvar, renkle ilgili çalışmalar yapan akademisyenlerden bilgi aldı, ürün örneklerini inceledi.
“Çalışmalar daha kaliteli hale gelecek”
Özvar, gazetecilere yaptığı açıklamada, Ankara’daki çalışmaları ve Edirne’deki gözlemlerinin, TÜ’nün daha geniş bir coğrafyaya hizmet edebileceğini gösterdiğini, Edirne kırmızısının bu alanlardan biri olduğunu dile getirdi.
Üniversitenin bu çalışmaları üst lige çıkartmasını arzu ettiklerini ifade eden Özvar, şunları kaydetti:
“Bu amaçla rektörümüz Erhan Tabakoğlu Bey ile yaptığımız müzakerelerde Edirne kırmızısıyla ilgili olmak üzere bir araştırma ve uygulama merkezinin kurulmasını ve bu merkezde çok farklı alanlardan gelen bilim insanlarını bir araya toplamak suretiyle tekstil, sanayi, kimya, sağlık ve diğer alanlarda Edirne kırmızısını dünyaya ve ülkemize tanıtmasını arzu ediyoruz. İnanıyorum ki kuracağımız bu araştırma ve uygulama merkeziyle Edirne kırmızısı üzerine yapılan çalışmalar çok daha kaliteli hale gelecek.”
“Edirne gülü” için de merkez kurulacak
Özvar, Edirne kırmızısının yanı sıra Edirne gülü üzerine de bir araştırma ve uygulama merkezi kuracaklarını, merkezin gülün yetiştirilmesi, ürün elde edilmesi ve bu ürünlerin sanayiye kazandırılması gibi bir amaçla ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını belirtti.
TÜ’nün yeni yollar, yeni araştırma alanları üzerinde uzmanlaşarak yükseköğretim ile bilim ve teknoloji kapasitesine önemli katkılar sağlayacağına inandığını söyleyen Özvar, “Bu yıl içerisinde inşallah TÜ başvuruda bulunmak suretiyle araştırma uygulama merkezlerini kurma teklifini Yükseköğretim Kuruluna iletecek. Kurul da inşallah belirli bir bütçeyle desteklenen bu tekliflerin hayata geçmesi, yani merkezlerin kuruluşunu onaylamak suretiyle Edirne’de faaliyete geçmesini temin edecek.” şeklinde konuştu.
“TÜ’nün ortaya koyduğu sağlık hizmetleri Türkiye’yi aşacaktır”
Özvar, TÜ’nün ortaya koyduğu hizmetlerle Türkiye’yi aşan bir etkisinin olduğunu söyledi.
Üniversitenin mücavir ülkelerdeki üniversitelerle olan işbirlikleri bakımından da çok aktif olduğunu belirten Özvar, “Biz Yükseköğretim Kurulu olarak TÜ’nün bundan sonra sözünü ettiğimiz alanlarda daha büyük hizmetler gerçekleştirebilmesi adına büyük yatırımlara sahne ve konu olmasını arzu ediyoruz.” dedi.
TÜ’nün 1000 yataklı hastanesiyle, iş üniteleriyle, diğer sağlık hizmetleriyle Balkanlar’ın en büyük sağlık merkezi haline gelebileceğine inandıklarını ifade eden Özvar, bu konuda başta Sağlık Bakanlığı ve diğer bakanlıklarının desteğiyle TÜ’nün ortaya koyduğu sağlık hizmetlerinin Türkiye’yi aşacağına işaret etti.
Programa AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
“Edirne kırmızısı” ve “Edirne gülü” hakkında
Dünya tekstil sanayisinde önemli yere sahip “Edirne kırmızısı”, 15. yüzyılda şehirde kök boya olarak üretildi. Tuğla kırmızısının daha parlağı olarak nitelenen rengi bulan ve adına “Edirne kırmızısı” diyen iki boya ustasının formülü, casusluk yöntemleriyle Edirne’den Avrupa’ya taşındı. Formül bir süre sonra Fransa’da üretilerek Avrupa’daki tekstil sanayisinde yaygınlaştı.
Fransa’da 1740’lı yıllarda üretildikten sonra “Rouge d’Adrinople” (Edirne kırmızısı) adıyla sektörde kullanılan renk, özellikle tekstil alanında önemli yer buldu. Edirne’de de tarihi yapıların süslemelerinde ve şehrin geleneksel el sanatlarında tercih edilen renk, aradan geçen süreçte unutulmaya yüz tuttu.
Doğduğu topraklara yeniden getirilen rengin popülerliğini artırmak için kentte çalışmalar yapılıyor.
Tarihi kaynaklarda “Edirne gülü”, yağ gülü, damla gülü, iyi gül, pembe gül, adlarıyla anılıyor. Çiçek sapının çıplak olması nedeniyle diğer güllerden ayrılan bir dalda 12 çiçek veren Edirne gülü yaprakları yüksek oranda uçucu yağ taşır.
Edirne gülünün bir Türk tüccar tarafından 17. yüzyıl sonunda Bulgaristan’a götürülmesi sonrası Kızanlık kentinde gül bahçeleri oluşturuldu.
Osmanlı-Rus savaşı nedeniyle Bulgaristan’ı terk eden Türkler yanlarında götürdükleri gül fideleriyle iskan edildikleri Bursa, İzmir, Isparta, Burdur’da gül bahçeleri kurup gülcülük yaptı.
Halen Isparta ve Burdur’da yapılmakta olan gül suyu ve gülcülük Edirne-Kızanlık gülcülüğünün devamı olarak bilinir.
]]>
Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: UĞUR DEMİRCİ
Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta liç yığınının kaymasıyla beraber 9 işçi 11 gündür göçük altında. Maden şirketi faaliyetlerinin köylerin merasında sürdürüyor. Madenin 500 metre ilerisindeki Bahçecik köylüleri mera alanlarının tel örgülerle çevrildiğini hayvancılığın yok olduğunu söylüyor. ANKA’ya konuşan Doğan Yıldırım, “Hayvancılık öldü, otlak yok, alan yok. Tarlalarımız gitti… Benim için siyanür ha olmuş ha olmamış ama gelecekte torunlarımıza kötü bir itibar bırakacağız. Bize diyecekler ki ‘dede ne biçim toprak bıraktın gittin…” derken hayvancılık yapan Çetin Özmen ise, “Hayvanlarımızın en fazla merasının olduğu yer hafriyat döktükleri alandı” dedi.
Çalık Holding’in ortağı olduğu Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çalık Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta madende kimyasal madde karışımlı liç yığınının kaymasıyla beraber 9 işçi göçük altında kaldı. Toprak kayması riskiyle çalışmalar durduruldu, 11 gün geçti.
İliç’in geçmişte en önemli geçim kaynaklarından hayvancılık. Bölgeye maden geldikten sonra hayvancılığa göre daha iyi ücretler kazandırdığı gerekçesiyle bölgede cazip bir meslek haline gelmiş durumda. Maden şirketi bugüne kadar tam 4 defa kapasite artışına giderek sahasını genişletti.
7 KÖY MADEN SAHASI İÇİNDE
Maden sahasının her kapasite artışıyla köylerin meraları yok olmaya başladı. Sabırlı köyü, Yakuplu, Ortatepe, Dostal, Doğanköy, Çaltı köyü ve mezrası Yeşilyurt… Çöpler, Bağıştaş ve mezrası Bahçeçik köylerinin meraları maden alanının içerisinde kaldı. Kiminde sondaj çalışmaları devam ederken Çöpler köyü ise tamamen Fırat’ın kenarına taşındı.
Bahçecik köylülerinin mera alanları 6 ay önce maden şirketi tarafından tel örgülerle çevrildi. Maden alanına 500 metre uzaklığındaki Bahçecik köylüleri başından geçenleri ANKA Haber Ajansı’na anlattı.
“TEL ÖRGÜLERLE ÇEVİRDİLER”
Doğan Yıldırım, maden alanın harfiyat yeri olan meralarını göstererek, şunları söyledi:
“Bizim burada tarlalarımız vardı, etrafı da meraydı. 150 dönüm arazimiz vardı burada. Köyümüz de 500 metre aşağıda çevirdiler tel örgüyle, girişleri yasakladılar. Biz tarlalarımız için mahkemeye gittik hiçbir şey çıkmadı. Biz bir defa geldik buaraya tel örgü çekiyorlardı 5-6 kişi geldik kepçeleri durdurduk, bırakmadık. Özel güvenlik geldi, jandarma geldi. Bize ‘sizin yaptığınız uygunsuz’ geçin gidin dediler. Biz de geçtik gittik, bir şey yapamadık.
” TORUNLARIM ‘DEDE NE BİÇİM TOPRAK BIRAKTIN, GİTTİN’ DİYECEK”
Hayvancılık öldü, otlak yok, alan yok. Tarlalarımız gitti. Herkesin tarlası vardı hala mahkeme süreci devam ediyor. Ben bu yaştan sonra bir şey yaptığım yok da gelecek nesiller için çok kötü. Benim için siyanür ha olmuş ha olmamış ama gelecekte torunlarımıza kötü bir itibar bırakacağız. Bize diyecekler ki ‘dede ne biçim toprak bıraktın gittin…’ Bu sözüm bütün çevre köyler için geçerlidir. Alan kalmadı. Buralar hep otlaktı hep delik deşik oldu. 10 kuruş getirdiyse 20 kuruş götürdü. Mahvoldu…”
“SÖZÜMÜZ PARA ETMEDİ, İKTİDAR HEP ARKALARINDA…”
Hayvancılıkla geçimini sağlayan Bağıştaş köyünden 73 yaşındaki Çetin Özmen ise meralarında çalışma başladığında iş makinalarını durdurmaya çalıştıklarını söylüyor. Özmen, “Durdurduktan sonra madendeki yetkili telefon etti. OHAL üstü var ‘makinaları niye durdurdunuz diye bizi tehdit etti. İkinci kez muhtarla gittik yine makinaları durdurduk. Yetkili muhtara, ‘Unutma sen buranın elemanısın’ dedi. Fakat sözümüz para etmedi. İktidar kuvvetli, iktidar hep arkalarında… Bizimki gevezelik oldu” dedi.
“HAYVANLARIMIZIN MERALARINI, OTLAK ALANLARINI BİTİRDİLER”
Özmen, madenden çıkan toz nedeniyle hayvanlarda düşük riskinin arttığını belirterek, ANKA’ya şöyle konuştu:
“Bütün meramızı mahvettiler, hayvanlarımızın otlaklarını bitirdiler. Tozdan, topraktan hayvanlarımız yayılamaz oldu. Otlara elinizi vurduğunuz zaman toz kalkıyor… Hayvancılığı da bitirdiler. Şimdi bir de maden işçilere yüksek para veriyor. Biz de çoban bulamıyoruz, hayvanlarımızı satma aşamasına geldik. Hayvanlarımızın en fazla merasının olduğu yer hafriyat döktükleri alandı. Orayı da bitirdiler, tellediler hayvanlarımız oraya gittiği zaman ‘Bizim sahamıza girmeyin’ diye geri çeviriyorlar. Hayvanların mahsulünü bu yöreye satamıyoruz ‘siyanür var’ diye. Dışarıdan kimse almıyor. Kesime yetiştirdiğimiz hayvanın etini bile almıyorlar…”
]]>
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, bilim diplomasisinin Türk diplomasisi içerisinde son yıllarda giderek artan ağırlığını desteklediklerini söyledi.
Özvar, Trakya Üniversitesinin ev sahipliğindeki Trakya Üniversiteler Birliği’nin 22. Üst Kurul Toplantısında yaptığı konuşmada, birliğin, Trakya’da yüksek öğretimin kalitesini arttırmak ve Balkanlarla yüksek öğretime dair ilişkileri güçlendirmek hedefiyle çalıştığını ifade etti.
YÖK olarak üniversitelerin kendi aralarında tatlı bir rekabet ve işbirliği içerisinde olmalarını fevkalade önemli bulduklarını belirten Özvar, “Rekabetin, işbirliğiyle birlikte yürümüş olması üniversitelerimizin eğitim öğretim kalitesine, akademik faaliyetlerin üretkenliğine fevkalade önemli katkı veriyor. Bu bakımdan tatlı rekabetle birlikte çalışmak, birlikte yürümek en az rekabet kadar önemli. Bu bakımdan üniversitelerimizin bu birliklerini, Yükseköğretim Kurulu olarak desteklediğimizi paylaşmak isterim.” dedi.
Özvar, Trakya Üniversiteler Birliği’nin, YÖK’ün temel amaçları arasında yer alan uluslararasılaşmaya önemli katkı verdiğini dile getirdi.
Başta Trakya Üniversitesi olmak üzere diğer üye üniversitelerinin özellikle Balkan coğrafyasındaki üniversitelerle olan münasebetlerinin takdire şayan bir seviyede olduğunu ifade eden Özvar, “Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Kosova gibi ülkelerle Bosna, Hırvatistan, hatta Sırbistan’ı dahi içine katmak suretiyle bu coğrafyada bulunan komşu ve dost ülkelerin üniversiteleriyle üniversitelerimizin fevkalade güzel ilişkileri bulunmaktadır. Biz birlik üyesi üniversitelerimizin bilhassa Balkan coğrafyasındaki üniversitelerle daha sıkı iş birlikleri kurmalarını arzu ediyoruz. Başta sağlık olmak üzere bilişim ve mühendislik alanında bu coğrafyanın önde gelen üniversiteleriyle iş birliği yapmalarını teşvik ediyoruz.” diye konuştu.
Özvar, üniversitelerin sağlık, bilişim ve mühendislik alanında Balkan üniversiteleriyle ortak çalışmalar ortaya koyması için her türlü idari ve kurumsal desteği vermeye devam edeceklerini vurguladı.
Türk üniversitelerinin son yıllarda uluslararası çevrelerde daha tanınır, daha görünür hale gelmeye başladığını belirten Özvar, şunları kaydetti:
“Üniversitelerimizin öncelikle yakın coğrafyamızda, sonra giderek uzaklaşan bir coğrafi alanda daha da tanınır hale gelmesini arzu ediyoruz. Bilhassa Balkan coğrafyasından bu bölgelere daha fazla sayıda öğrencinin gelerek burada eğitim almasını, yetişmesini arzu ediyoruz. Bununla alakalı olmak üzere almış olduğumuz bazı tedbirleri uygulamaya koymuş olduğumuzu da sizlerle paylaşıyorum. Yükseköğretim, ülkemizin en önemli alanlarından bir tanesidir. Üniversitelerimiz bu alanda devletimize ve ülkemize hizmet etmektedir. İnşallah bundan sonra da bu hizmetlerin devam edeceğine inanıyoruz. Biz Yükseköğretim Kurulu olarak bilim diplomasisinin Türk diplomasisi içerisinde son yıllarda giderek artan ağırlığını görüyoruz ve bunu destekliyoruz. Bundan sonra da bilim diplomasisi alanında üzerimize düşen bütün görevleri bugüne kadar yerine getirdiğimiz gibi bundan sonra da getireceğimizi sizlerle paylaşıyorum.”
Özvar, üniversitelerin Türkiye Cumhuriyeti’nin bilim diplomasisini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan kurumların başında geldiğini vurguladı.
Toplantıya, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Prof. Dr. İsmail Boz, Kırklareli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Şengörür ve üniversitelerin rektör yardımcıları katıldı.
Programın ardından Özvar, Trakya Üniversitesi Senato toplantısına katıldı.
]]>
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul’un hafızasında yer eden emektar banliyö tren hattının yenilendiğini, 8,3 kilometrelik Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattı’nın 26 Şubat Pazartesi günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla hizmete alınacağını bildirdi.
Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, “Sirkeci-Kazlıçeşme Raylı Sistem ve Yaya Odaklı Yeni Nesil Ulaşım Projesi”ni tamamladıklarını belirtti.
Ulaşım ihtiyacının yanı sıra sosyokültürel, turizm, ekolojik, rekreasyon, spor, gezinti ve bisiklet gibi imkanları İstanbullularla buluşturacak projenin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 26 Şubat’ta hizmete açılacağını bildiren Uraloğlu, tarihi, çevreyi, teknolojiyi ve sosyal yaşamı buluşturan önemli bir projeyi bitirmenin gururunu yaşadıklarını ifade etti.
Uraloğlu, İstanbul’u, Avrupa’nın ve dünyanın en gelişmiş ulaşım altyapısına sahip şehirleri arasında zirveye taşımak için dünyanın en özgün ve saygın kent içi raylı sistem projelerini bir bir hayata geçirdiklerini belirtti.
İstanbul’u bir baştan diğer başa modern raylı sistem ağlarıyla donattıklarını vurgulayan Uraloğlu, “Bu projemiz sadece bir raylı sistem işi değil, aynı zamanda yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesidir. İstanbul’da kentsel hareketliliği teşvik edecek, insanımızı aktif hareketliliğe, toplu taşıma ve diğer temiz, akıllı ulaşım çözümlerine yönlendirecek çalışmalara büyük önem veriyoruz.” ifadesini kullandı.
Bakanlık olarak öncülük edilen tüm proje ve yatırımların çevre hassasiyetiyle yapıldığına dikkati çeken Uraloğlu, “Bütünsel kalkınma esaslı vizyonumuz, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Paris İklim Anlaşması ve Avrupa İklim Yasası gibi AB’nin temel yaklaşımlarıyla da birçok ortak paydaya sahip. Kent içi raylı sistemlerin yaygınlaştırılmasının yanı sıra karbon emisyonunu azaltıcı politikalar çerçevesinde yeni nesil yöntemlerle karbon emisyonunu azaltmayı hedefliyoruz. Bu konuda etkin, verimli ve çözüm odaklı bir mikro hareketlilik sistemi oluşturuyoruz.” bilgisini verdi.
“İstanbul’a şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan kazandırdık”
Bakan Uraloğlu, şehirlerde toplu taşımanın ve bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması ve yayalaştırma projelerinin gelişmesine verdikleri öneme işaret ederek, Kazlıçeşme-Sirkeci Kentsel Ulaşım ve Rekreasyon Odaklı Dönüşüm Projesi’nin de bunun en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtti.
Sirkeci ile Kazlıçeşme arasında atıl vaziyette duran 8,3 kilometrelik hattın gerekli iyileştirme ve değişimler yapılarak 8 istasyonla tekrardan kullanıma hazır hale getirildiğini bildiren Uraloğlu, şunları kaydetti:
“İstanbul’a şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan kazandırdık. Bu proje, bir raylı sistem projesi olmasıyla birlikte kapsamında yer alan 7 bin 300 metre bisiklet yolu, 7 bin 300 metre yaya yolu, 10 bin 120 metrekare meydan ve rekreasyon alanları, 6 bin metrekare kapalı sosyal kültürel alan, 74 bin metrekare yeni yeşil alan, 3 yaya üst geçidi, 22 kara yolu ve yaya alt geçidi, Yedikule, Kocamustafapaşa, Yenikapı, Kumkapı olmak üzere 4 tescilli istasyonu, Sirkeci ve Cankurtaran olmak üzere 2 yenilenecek istasyonu ve Kazlıçeşme ile Cerrahpaşa’daki 2 istasyonu ile İstanbul halkına ulaşım ihtiyacının yanı sıra sosyokültürel, turizm, ekolojik, rekreasyon, spor, gezinti, bisiklet, scooter gibi imkanlarla da hibrit karakterde yeni nesil ulaşım projesi oldu. Ayrıca, Samatya ve Cerrahpaşa’da, sahil yolunu Samatya ve Cerrahpaşa hastanelerini bağlayan kavşak modernize edilerek alt geçit gabarisini de yükseltip yeniden inşa ettik.”
“215 bin metrekarelik alanın 122 bin 550 metrekaresi yaya kullanımı için planlandı”
Bakan Uraloğlu, 215 bin metrekarelik Sirkeci-Kazlıçeşme hattının çalışma alanının 92 bin 450 metrekaresini (yüzde 43) demir yolu ulaşımına, 122 bin 550 metrekaresini ise yaya yürüme alanı, bisiklet, scooter parkuru, dinlenme, rekreasyon alanları olarak düzenlendikleri bilgisini vererek, “122 bin 550 metrekare alanı vatandaşlarımızın yaya olarak kullanımına açılmak suretiyle şehrin kalbinde büyük bir yeşil alan kazandırmış olduk.” ifadesini kullandı.
Projeyle sadece demir yolu inşası yapmayıp, hat boyunca çevrede yaşayan insanların yaşam konforunu artıracak diğer düzenlemeleri de gerçekleştirdiklerini vurgulayan Uraloğlu, proje kapsamında raylı sistem, yaya ve mikro mobilite araçları, sosyal aktivite alanları oluşturarak, yıllardır kronikleşmiş trafik ve güvenlik sorunlarına neden olan yaya ve kara yolu alt geçitlerini de rehabilite ettiklerini bildirdi.
“Sirkeci-Kazlıçeşme Hattı’nda tek yönlü sefer süresi 20 dakika olacak”
İstanbulluların hayatına kalıcı olarak dokunan büyük bir eseri daha tamamladıklarını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Sirkeci liman bölgesindeki yeni demir yolu hattı sayesinde Sirkeci ve Haydarpaşa limanları arasında ulaşım ve koordinasyon sağlanacak. Projede tüm altyapı imalatlarını tamamladık. Tescilli istasyonlarda restorasyon işlerini bitirdik. Yeni yapılan Cerrahpaşa ve Kazlıçeşme istasyonlarında imalatları tamamladık. Yenilenen Sirkeci, Cankurtaran istasyonları da tamamlandı. Yine toplamda 26 sanat yapısındaki çalışmalar bitirildi. Sinyalizasyon ve elektrifikasyon imalatları ve bisiklet-yürüme yolu imalatı ve peyzaj işleri tamamlandı. Sirkeci-Kazlıçeşme Hattı tek yönlü sefer süresi 20 dakika olacak.”
Uraloğlu, projeyle 2053 yılına kadar ekonomik kazancın 785 milyon avro olacağını, Türkiye’nin dört bir köşesinde olduğu gibi dünyanın en önemli metropollerinden olan İstanbul’da da hizmet ve eser fırtınası estirmeye devam edeceklerini vurguladı.
]]>
Kocaeli’ye kazandırılacak spor yatırımlarını açıklayan Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Yeni dönemde Kocaelispor’a bir tesis kazandırmak istiyoruz. Bu sadece Kocaelispor’a kazandırılmış bir tesis olmayacak. Kocaeli’de tüm kulüpler için bu bir kaldıraç noktası olacak çünkü Kocaelispor yukarı doğru gittikçe alttakiler de onunla beraber yukarı doğru yükselecek” dedi.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Kongre Merkezi’nde “Şampiyonlara Vefa Gecesi” düzenlendi. Programa, 2023’de Olimpiyat, Dünya, Avrupa Şampiyonaları ve ulusal-uluslararası spor organizasyonlarında derece alan sporcular, 2024 Olimpiyatları kota yolundaki sporcular ile geçmiş dönemlerde kenti başarıyla temsil eden emektar sporcular katıldı.
“Yeni dönemde Kocaelispor’a bir tesis kazandırmak istiyoruz”
Programda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, 5 yıllık dönemde pandemi ve deprem ile mücadele edildiğini ancak 27 antrenman ve futbol sahası yapmayı da ihmal etmediklerini söyledi. Dilovası, Gebze, Kandıra ve Kartepe’ye 4 yarı olimpik yüzme havuzu kazandırıldığına dikkat çeken Büyükakın, “Spor destekleme programı ile 600 amatör spor kulübüne 5 yılda 500 milyon liralık destek sağladık. Yeni dönemde Kocaelispor’a bir tesis kazandırmak istiyoruz. Bu sadece Kocaelispor’a kazandırılmış bir tesis olmayacak. Kocaeli’de tüm kulüpler için bu bir kaldıraç noktası olacak çünkü Kocaelispor yukarı doğru gittikçe alttakiler de onunla beraber yukarı doğru yükselecek” dedi.
“Vinsan tesislerini daha da büyüteceğiz”
Vinsan’da birçok tesisin olduğu kısmı daha da büyüterek bu alanı “sporpark” haline dönüştüreceklerini kaydeden Başkan Büyükakın, “Burada yaklaşık 35 bin 743 metrekarelik bir alan var. İlave spor salonları, kapalı yüzme havuzları, sporcu eğitim merkezi, futbol, basketbol ve voleybol sahaları, fitnesstan badmintona kadar yapılacak birçok spor için elverişli bir alan olacak. Hemen denizin kıyısında su sporları merkezimiz var. Burası Körfez’in uç noktası, az ileride Başiskele’ye doğru gittiğimizde de başka bir tesis kazandıracağız. İzmit’e artık bir tane olimpik yüzme havuzu lazım. Onu önümüzdeki dönemde şehre kazandırmak için çalışacağız. Çocuklarımız daha 4-5 yaşlarındayken onları temel spor eğitimi ile buluşturmalıyız” diye konuştu.
“Sporun başkenti iddiasındaki bir şehre yakışacak bir merkez olacak”
Başkan Büyükakın, Büyükşehir’in kente kazandıracağı Sporcu Mükemmeliyet Merkezi’nin tüm branşlara hizmet vereceğini de ifade ederek, “Olimpiyatlara hazırlanacak sporcuların gelip kamp yapacağı tam bir kompleks olacak. İçinde atletizm, cimnastik ve diğer branşlarda gerekli olan tüm yapının bulunduğu Derince’de eski KEV tesislerinin olduğu 58 bin metrekarelik alanda kuracağız. Sporcu konaklama tesisi de içinde olacak. Olimpiyatlara ya da dünya şampiyonalarına hazırladığınız sporcuların burada tam bir kamp alanı olacak. Tüm branşların içinde olduğu tam bir mükemmeliyet merkezi. Sadece Kocaeli’nin değil Türkiye’nin de uğrak noktası olacak. Sporun başkenti iddiasındaki bir şehre yakışacak bir merkez olacak” şeklinde konuştu.
“Geleneksel güreşe yakışır meydanlar kazandıracağız”
İzmit ve Karamürsel’de güreş meydanlarına ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Büyükakın, “Oralara geleneksel güreşe yakışır meydanlar kazandıracağız. Karamürsel’dekinin adını da Ahmet Taşçı koyacağız. Sporcular hep hayatını kaybettikten sonra bir yere ismi verilmesin, her birinde şampiyonların ismi olsun. Mesela Darıca’daki salona Eray Şamdan’ın ismini verdik. Sporcu Gençlik Eğitim Merkezleri de yine ilçelere dağılmış vaziyette yapılandırılmış olacak. İzmit’teki spor salonunu da yenileyerek Kocaeli’ye kazandıracağız. Kocaeli aynı zamanda doğa sporları için de çok önemli bir merkez. Bu kentin yüzde 50’si orman. Dağlara ulaştıktan sonra inanılmaz sporlar yapmak mümkün. Gebze Ballıkayalar’da bir merkez oluşturup özellikle dağcılık, tırmanma, doğa bisikleti gibi ekstrem doğa sporlarının yapılabileceği, çadır ve karavanların konuşlanabileceği, kamp ve izciliğin güçlenebileceği alanlar kazandıracağız” ifadelerini kullandı.
“Küreğin, yelkenin tekrar canlanacağı bir alan oluşturacağız”
Başiskele, Karamürsel ve Darıca’ya da uluslararası standartlara uygun, kürek ve yelken sporlarına imkan tanıyacak alanlar oluşturacaklarını dile getiren Büyükakın, “Karadeniz ve Sapanca’ya 15 kilometre kıyımız var. Başiskele, Karamürsel ve Darıca’da uluslararası standartlara uygun, kürek ve yelken sporları başta olmak üzere kapalı açık bot alanlarının içinde olduğu, küreğin, yelkenin tekrar canlanacağı bir alan oluşturacağız. Anne Şehir Spor Merkezleri adını verdiğimiz özellikle bayanların çok büyük keyifle gittiği sporla sağlıklı yaşamın buluştuğu alanları yaygınlaştıracağız. Sadece lisanslı sporcular bizim ilgi odağımızda değil, sporu ‘yaşam için spor’ konseptinde de düşünüyoruz. Sporun tabana yayılması da bu anlamda çok kıymetli. Yaşı ilerlemiş, gençliğinde spor yapmamış, bu merkezlere gelip hem sağlığını kontrol ettiren hem de orada aynı zamanda sağlıklı bir şekilde kilo vermeyi başaran çok sayıda kardeşimle tanıştım. Buralar aynı zamanda yaşama tekrar sporla tutunmanın da merkezleri olacak. Kocaeli genelinde 18 farklı merkezde bunları yapıyoruz ihtiyaç oldukça da bunu genişleteceğiz” diye konuştu.
“Köylere spor tesisleri kazandıracağız”
Gençlerin paten parklarını çok sevdiğini de vurgulayan Başkan Tahir Büyükakın, “İzmit, Başiskele ve Karamürsel’de var. Başka yerlerde de yapmaya başladık. Bunların sayısını da tüm ilçelere yaygınlaştıracak şekilde artıracağız. Köylere birçok spor branşında etkinlik yapılabilecek spor tesisleri kazandıracağız. Bunların yanında sporcuların ve kulüplerin kullanabileceği mekanlar da oluşturulacak. Amatör Spor Kulüpleri Destekleme Programı’na yaklaşık 500 milyon lira harcamıştık. Önümüzdeki dönemde de bunları devam ettireceğiz” cümlelerini kullandı.
Konuşmaların ardından geçtiğimiz yıl Olimpiyat, Dünya ve Avrupa Şampiyonalarında derece alan sporculara ödül; ulusal ya da uluslararası spor organizasyonlarında derece alan sporculara hediye ve kenti başarıyla temsil etmiş emektar sporculara plaket takdim edildi. – KOCAELİ
]]>
HALİL İBRAHİM SİNCAR/SELAHATTİN EROL – Mardin’in Midyat ilçesinde, içinde ibadethane, silo, su kuyuları, barınma, şırahane, işlik, sarnıç ve mezar alanları bulunan, dehlizlerle geçişlerin olduğu 5 bin yıllık yer altı şehrinin 2 etabı bu yıl ziyarete açılacak.
Midyat ilçesinde 4 yıl önce tarihi sokak ve evlerde başlatılan çalışma kapsamında bulunan ve temizlik yapılan mağaranın tek olmadığının, dehlizlerle farklı mekanlara geçiş sağlandığının belirlenmesi üzerine yer altı şehrini ortaya çıkarmak amacıyla yürütülen kazı çalışmasının 4. sezonu başladı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Mardin Müzesi ve Midyat Belediyesi işbirliğiyle 4 yıldır Estel bölgesinde bulunan Ulu Cami Mahallesi’ndeki 2 noktada çalışmalar titizlikle yürütülüyor.
Çok geniş bir alana yayıldığı tespit edilen ve buluntulara göre yaklaşık 5 bin yıllık olduğu belirlenen yer altı şehrinin, 1. ve 2. etap temizlik ve kazı çalışmalarında 8 bin 223 metrekarelik alan ve bu alanlarla bağlantılı yaklaşık 120 metrelik tünel ortaya çıkarıldı.
İbadethane, silo, su kuyuları, barınma, şırahane, işlik, sarnıç ve mezar alanları, tünel ve dehlizlerin bulunduğu yer altı şehrinde, farklı dönemlere tarihlendirilen, kandiller, ağırşaklar, el değirmeni, taş ve cam boncuklar, taş eserler, bronz sikke ve takılar, pişmiş topraktan araç gereçlerin yanı sıra insan ve farklı hayvanlara ait kemikler bulundu.
Çalışmaların bitme noktasına geldiği 1. ve 2. etapların turizme kazandırılması için hazırlanan restorasyon ile Ziyaretçi Karşılama Merkezi projeleri, Mardin Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca onaylandı.
Mezopotamya’nın en gözde destinasyon merkezi haline getirilmesi hedeflenen yer altı şehrinin iki etabının bu yıl turizme kazandırılması hedefleniyor.
“Bu ay Ziyaretçi Karşılama Merkezinin ihalesini yapacağız”
Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin, AA muhabirine, çok kültürlü bir yapıya sahip Midyat’ta yüzyıllardır Türk, Kürt, Arap, Müslüman, Süryani ve Yezidilerin bir arada yaşadığını söyledi.
Tarihi ilçede yer altı şehrini ortaya çıkarmak için başlattıkları kazıların sürdüğünü kaydeden Şahin, bu yıl Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü koordinesinde tespit edilen yeni etaplarda çalışma yapılacağını bildirdi.
İlk iki etap için restorasyon ve Ziyaretçi Karşılama Merkezi projelerinin onaylandığını, projeleri çok kısa sürede bitirip 2 etabı turizme açmayı planladıklarını kaydeden Şahin, şöyle konuştu:
“Bu yıl içinde 1. ve 2. etabı turizme açmayı düşünüyoruz. Bu ay Ziyaretçi Karşılama Merkezinin ihalesini yapacağız. 6-7 ay içinde yer altı şehri turizme açılacak. Midyat’taki yer altı şehrinin tamamını turizme açtığımız zaman dünyanın en büyük yer altı şehirlerinden biri olacak. Sene sonuna doğru 1. ve 2. etabı tamamıyla misafirlerimizin hizmetine açacağız. Gelen turistler hizmete açılmadığı halde merak edip, bizlere müracaat ediyorlar. Güvenlik nedeniyle şu anda ziyaretçi kabul edemiyoruz.”
Yılda ortalama 1 milyon turisti ağırladıklarını, bu yıl da 1,5 milyon turist beklediklerini aktaran Şahin, turizm konusunda ilçenin potansiyelinin çok yüksek olduğunu dile getirdi.
Turizme açamadıkları destinasyon noktalarının bulunduğunu anlatan Şahin, hedeflerinin 2 milyon turiste yaklaşmak olduğunu sözlerine ekledi.
“5 bin yıllık bir şehir, etaplar halinde çalışmalar devam edecek”
Kazı başkanı Gani Tarkan da 2020 yılında başlayan kazı çalışmalarında 4. sezona başladıklarını söyledi.
Yamaç yerleşiminin güney kısımlarında çalışmaların devam ettiğini kaydeden Tarkan, şöyle devam etti:
“Bu sezon çalışmalarda bir işlik ve bir mağara alanı tespit edildi. Mağaradan taş alınma suretiyle genişlediğini görüyoruz. Alınan taşlarda mağaranın hemen üzerinde 20. yüzyılın başlarında tarihlenen ev inşa edilmiş. Kazı alanında şu anda üst tabakadayız. Alınmamış dolgu toprağı var. Dolgu toprağının altında da diğer mekanlara bağlantıyı geçişi sağlayacak mekanların da bulunacağını tahmin ediyoruz.”
Yer altı şehrinin yaklaşık 40 hektarlık bir alandan oluştuğunu, şimdiye kadar yüzde 6-7’lik bir kısmının ortaya çıkarıldığını aktaran Tarkan, kazıların yıllarca süreceğini vurguladı.
Şimdiye kadar çok sayıda yapı ve buluntulara ulaştıklarına dikkati çeken Tarkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Milattan önce 3. binde yerleşim başlıyor Matiate yer altı şehrinde. Tunç Çağı’nda başlıyor ve kesintisiz şekilde devam ediyor. Roma dönemine ait de çok sayıda buluntu var. Sikkeler, kandiller, su mataraları, cam bilezikler ve günlük kullanım eşyaları gibi yoğun seramik buluntuları bulundu. Bunun yanında çok sayıda daha çok Orta Çağ seramiği bulduk. Tunç dönemine tarihlenen seramiklere de ulaştık, bunlar lokal bölgede. Ancak kazı alanı genelinde Orta Çağ ve Roma dönemine ait buluntularla karşılaşıyoruz. 5 bin yıllık bir şehir, etaplar halinde çalışmalar devam edecek. Hedefimiz yer altı şehrinin tamamını açığa çıkarmak ve etap etap burayı gelen turistlerin ziyaretine açmak.”
“Matiate diğer yer altı şehirlerinin öncüsü”
Midyat Belediyesi Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları sorumlusu ve sanat tarihçisi Mervan Yavuz da arkeolog, sanat tarihçisi ve 10 işçi ile çalışmaları titizlikle yürüttüklerini söyledi.
Çalışmaların 1. ve 2. etabında bitme aşamasına gelindiğini kaydeden Yavuz, şimdiye kadar açığa çıkardıkları alanda önemli buluntulara ulaştıklarını, buluntulara göre yer altı şehri tarihinin Tunç dönemine kadar gittiğini gördüklerini bildirdi.
Dünyanın birçok yerinde yer altı şehirlerinin bulunduğunu, ilçedeki yer altı şehrinin benzerinin Kapadokya bölgesinde olduğunu kaydeden Yavuz, şöyle dedi:
“Matiate yer altı şehrinin önemi, bereketli hilalin tam ortasında bulunmasından kaynaklı. Yayılım buradan gerçekleştiği için Matiate yer altı şehrinin diğer yer altı şehirlerinin öncüsü olduğunu görüyoruz. Diğer yer altı şehirlerinden farkı ise sivil mimarinin yer altı şehrinin üzerinde bulunması. Bu da bize yer altı şehrinden günümüze nasıl ulaşıldığını gösteriyor. Yer altı şehrinden kent yaşamına aşamalar halinde geçişini gözlemleyebiliyoruz. Aynı zamanda Kapadokya gibi bazı yer altı şehirleri, dikey olarak aşağı inmekte. Buradaki ise teras şeklinde yatay seyrediyor ve çok geniş bir alana yayılıyor.”
]]>
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Cavit Erkılınç, düzenlemelerle yaklaşık bir yıldır büyük emek harcadıklarını yakından gözlemledikleri internet haber sitelerinin gayretlerini ödüllendirmeyi planladıklarını bildirdi.
Basın İlan Kurumundan yapılan yazılı açıklamaya göre, Genel Müdür Cavit Erkılınç, Afyonkarahisar’da düzenlenen 32. Dönem 5. Genel Kurul Toplantısı’nda, nitelikli yayınların haklarını ve sektördeki istihdam olanaklarını korumayı sürdüreceklerini belirtti.
İletişim alanının dışındaki fakültelerden mezun ancak bu alanda yüksek lisans veya doktora yapmış olanları fikir işçisi kadrosuna doğrudan dahil etmeyi hedeflediklerini aktaran Erkılınç, “Böylece eğitim seviyesi, beşeri sermayesi yüksek fikir işçilerinin gazetecilik yapmasını sağlayarak, daha kaliteli ve özgün içerik üretilmesini arzuluyor, sahadaki ‘Çalıştıracak personel bulamıyoruz’ söylemine de gerçekçi bir çözüm sunuyoruz.” ifadesini kullandı.
Haber sitelerinin gayretleri ödüllendirilecek
Erkılınç, ikamet şartı, köşe yazıları, bekleme süresi, internet haber sitelerinin devri ve alan adlarının değişikliğine dair yönetim kurulu tekliflerine ilişkin şunları kaydetti:
“Genel kategoride yer alan internet haber sitelerinin, Türkiye’nin herhangi bir ilinde ikamet eden 4 fikir işçisini kadroya almalarına imkan tanıyoruz. Köşe yazarı kavramının içini boşaltmaya yönelik, herhangi bir toplumsal mevzuda fikir sunmayan, güncellikten ve günlük hayattan uzak, neredeyse tamamı alıntılardan oluşan yazılara yönetmelikle ‘dur’ diyoruz. Kadro ve haber sayıları yüksek olduğu için bekleme süresini 6 ay içinde tamamlamak isteyen internet haber sitelerinin gerçekleştirmeleri zorunlu kılınan 4 katı asgari tekil ziyaretçi sayısını 2 kata düşürüyor ve sayfa görüntüleme sayısını da 2 kat olarak belirliyoruz. Düzenlemelerle yaklaşık bir yıldır büyük emek harcadıklarını yakından gözlemlediğimiz internet haber sitelerimizin gayretlerini ödüllendirmeyi düşünüyoruz.”
Haber sitelerinin devrini ve alan adı değişikliğini kolaylaştıracak düzenleme
Resmi ilan yayımlama hakkını haiz veya bekleme süresinde internet haber sitesi bulunmayan Bayburt, Çankırı ve Iğdır’da dijital yayıncılık sektörünün canlanması ve ilave istihdam oluşmasını teminen bekleme süresinin 6 aya indirileceğine değinen Erkılınç, bulundukları illerde marka bilinirliği yüksek haber sitelerinin sisteme dahil edilmesi amacıyla, resmi ilan yayımlama hakkı bulunan internet haber sitelerinin devredilmesi ya da alan adlarının değiştirilmesine dair 2 yıl olan kısıtlamayı 1 yıla düşürdüklerini aktardı.
Yardım ve destekler yeniden düzenleniyor
Erkılınç, bu yıl fonlar arasında geçiş yapmak suretiyle gazeteci derneklerine 700 bin, azınlık gazetelerine ise 300 bin lira maddi kaynak aktarımı yapılmasının genel kurulun oylarına sunulduğunu, basın mensuplarının talepleri doğrultusunda faizsiz borç para miktarının 12 bin liraya yükseltileceğini, gazete işletmelerine verilen kredi desteğinde ise faiz oranı değişikliğine gidileceğini belirtti.
Bir gazeteciler cemiyetinin deprem bölgesindeki basın kuruluşlarının sorunları konusunda hazırladığı rapordaki isnatları değerlendiren Erkılınç, gazetelerin veya gazetecilerin, eleştiri içeren, sorunları gündeme getiren içerikler ürettiklerinde resmi ilan kesintisi ile karşı karşıya kaldıklarının ve resmi ilan verilmemekle tehdit edildiklerinin iddia edildiğine dikkati çekti.
Erkılınç, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde resmi ilanların dağıtımını gerçekleştiren tek merci vardır, o da Basın İlan Kurumudur. Dolayısıyla bu haksız, akıldan ve izandan yoksun suçlamaya, raporu muhatap aldığımdan değil ancak sizleri ve kamuoyunu aydınlatmak adına maddeler halinde cevap vermek istiyorum. Birincisi, 6 Şubat depremlerinden sonra bölgedeki yayınlarımıza yönelik hiçbir şekilde denetleme ve inceleme yapılmamıştır. İkincisi, deprem öncesinde gerçekleşen ve mutlak suretle yaptırım gerektiren 10 yayınımıza ait ihlal dosyalarının tamamı, 11 Temmuz 2023 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla herhangi bir müeyyide uygulanmadan kaldırılmıştır. Üçüncüsü, işlemsiz kaldırılan dosyaların dışında, bölgedeki 29 yayınımızın ihlal dosyaları önce süresiz ötelenmiş, sonrasında ise gerçek manada depremden etkilenmeyen iki ilimizdeki 11 gazeteye işlem yapılmıştır. Kurumumuz hiçbir döneminde yaptırım heveslisi olmamış, müeyyide peşinde koşmamıştır.”
]]>
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i katılımıyla gerçekleşen, ‘Hizmette 5. Yıl ve Aday Tanıtım Toplantısında konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve Adayı Muhittin Böcek, “Antalya’yı yönetmek demek sadece dönemi kurtarmak değil, uzun vadeli planlama da yapmak; Antalya’yı geleceğe hazırlamak demektir. Belediyeciliğin sadece taşla, inşaatla değil; insan sevgisiyle, hizmet aşkıyla ilgili olduğuna inanıyorum. Bana göre belediyecilik, insanların hayatlarına dokunmaktır, dertlerine derman olmak, yaşamlarını kolaylaştırmaktır. İşte tam da bu yüzden tarımdan ulaşıma, turizmden yeşil alanların artırılmasına kadar birçok alanda yenilikçi projelerimizle Antalya’mızı Türkiye’nin en modern, en yaşanabilir şehri yapma yolunda emin adımlarla ilerleyeceğiz” dedi.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve adayı Muhittin Böcek’in, ‘Herkesin Başkanı Azimle Gururla 5 Yıl Daha’ sloganıyla çıktığı yeni dönemde ‘Hizmette 5. Yıl ve Aday Tanıtım Toplantısı’ Antalya Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in katılımıyla gerçekleştirildi. Yoğun bir katılımın olduğu toplantıda ilk olarak Başkan Böcek’in geride kalmak üzere olan 5 yılda hayata geçirdiği projeler sinevizyon eşliğinde aktarıldı. Ayrıca Başkan Böcek’in kendi sesinden hayat hikayesi de katılıcılara izletildi.
Alkışlar eşliğinde kürsüye gelen Böcek, 31 Mart 2024 yerel seçimleri için Antalya halkının anketlerden çıkan desteği ve Genel Başkan Özgür Özel’in takdirleri ile Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığına 2. kez aday gösterildiğini hatırlatarak bu onurlu görevi, sorumluluğu veren Özel’e bir kez daha teşekkür etti.
“Ranta değil, halka dönük projeler”
Antalya’nın, tarihi dokusu, doğal güzellikleri ve zengin kültürel mirasıyla sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da en özel şehirlerinden biri olduğunun altını çizen Böcek, “Görevim süresince, bu benzersiz şehri daha kıymetli hale getirip, kentimizin sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sağlayacak adımlar attık. Belediye olarak, şehrimizin her köşesine eşit ve adil hizmet götürmek, vatandaşlarımızın ihtiyaç ve taleplerine duyarlı çözümler üretmek ana hedefimiz oldu. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapma onurunu yaşadığım bu dönemde, şehrimizin dört bir yanında hayata geçirdiğimiz projelerle, Antalya’mızın yaşam kalitesini yükseltmek için çalıştık. Antalya’nın güzelliklerini korumak ve geliştirmek, kentimizi daha yaşanabilir, daha yeşil, daha modern bir hale getirmek için projelerimizi titizlikle planladık ve uyguladık. Görevde olduğumuz süre içerisinde devraldığımız borçları, yaşadığımız tüm olumsuzlukları, üzerimizde kurulmak istenen siyasi baskıları, bütün başvurularımıza taleplerimize rağmen iktidar eliyle yapılan engellemeleri, hiçbir zaman bahaneye dönüştürmedik. Türkiye’nin, bütçesine göre en borçlu belediyesini devralmıştık. Ama bizim inandığımız belediyecilik anlayışı ile kaynakları doğru kullanarak ve israfa son vererek işe başladık. Milletin parasını sadece milletimize harcadık. Ranta değil, halka dönük projelerimizi gerçekleştirdik” ifadelerine yer verdi.
“Belediyecilik insanların hayatına dokunmaktır”
“Ailesi ile huzur içinde yaşayacağı, sıkıntıları, sorunları, dertleri düşünerek değil, mutlu ve huzurlu biçimde uyanacağı, hayat kalitesinin ve yaşam standartlarının arttığı bir Antalya için yola çıktık” diyen Böcek, “Bize direnenler oldu. Önümüze engeller koymak isteyenler oldu. Ama biz, dayatılmak istenen esaretin önüne koskoca bir C harfi koyduk, yolumuza hep cesaretle devam ettik bundan böyle de böyle devam edeceğiz. Çünkü, Antalya’yı yönetmek demek sadece dönemi kurtarmak değil, uzun vadeli planlama da yapmak; Antalya’yı geleceğe hazırlamak demektir. Belediyeciliğin sadece taşla, inşaatla değil; insan sevgisiyle, hizmet aşkıyla ilgili olduğuna inanıyorum. Bana göre belediyecilik, insanların hayatlarına dokunmaktır, dertlerine derman olmak, yaşamlarını kolaylaştırmaktır. İşte tam da bu yüzden tarımdan ulaşıma, turizmden yeşil alanların arttırılmasına kadar birçok alanda yenilikçi projelerimizle Antalya’mızı Türkiye’nin en modern, en yaşanabilir şehri yapma yolunda emin adımlarla ilerleyeceğiz” diye konuştu.
Böcek, kentsel dönüşüm, altyapı çalışmaları, sosyal ve kültürel projelerle Antalya’nın çehresini değiştirmeye devam edeceklerinin altını çizdi.
“Vatandaşlarımız, huzurlu ve mutlu olacak”
Antalya’yı geleceğe taşıyacak, kentin her bir ferdi için daha iyi bir yaşam sunacak projeleri hayata geçireceklerini işaret eden Başkan Böcek, “Yeni dönem vizyon projelerimiz arasında, sürdürülebilir çevre politikaları, temiz enerji kaynaklarının kullanımının artırılması, toplu taşıma sistemlerinin geliştirilmesi ve genişletilmesi, çocuklarımız ve gençlerimiz için daha fazla yeşil alan ve spor tesisleri, eğitim ve sağlık alanlarında yapacağımız yenilikler öne çıkıyor. Yerel kalkınmayı destekleyen, esnafımızı ve yerel üreticilerimizi güçlendiren girişimleri ön plana çıkaracağız. Bu projeler, sadece şehrimizin fiziki yapısını değil, aynı zamanda sosyal dokusunu da güçlendirecektir. Antalya; gençlerimizin geleceğe umutla baktığı, kadınlarımızın yüzünün güldüğü, vatandaşlarımızın mutlu huzurlu ve özgürce yaşadığı bir şehir olmaya devam edecektir” dedi.
“Herkes kazanacak”
31 Mart gecesi bu şehirde herkesin kazanmış, Antalya’nın kazanmış olacağını işaret eden Böcek, “Projelerimizi hayata geçirdiğimizde, sadece bana oy verenlere değil, Antalya’nın tamamına hizmet etmiş olacağım. Hizmette eşitlik ilkesinden yola çıkarak altyapıdan imara, eğitimden kültüre, toplu taşımadan kent planlamasına kadar, şehrin bütün bileşenleriyle birlikte ortak akılla hareket ettik. Yeni dönem projelerimiz, sadece bir belediye başkanının değil, tüm Antalyalıların ortak projeleridir. Buradan, bir kez daha bu kutsal görevi bana tevdi eden ve Antalya’mıza hizmet etme fırsatı veren başta Genel Başkanım Sayın Özgür Özel’e, parti büyüklerime ve siz değerli Antalyalılara çok teşekkür ediyorum. Ayrıca, bu yolda bana güç veren, destek olan ve inanan her bir Antalyalıya minnettarım. Unutmayın, bu şehir hepimizin ve yalnızca birlikte başarabiliriz. Tıpkı geçtiğimiz 5 yılda olduğu gibi tekrar ant içiyorum: Ant olsun Antalya’ya, çok çalışacağız. Ant olsun Antalya’ya, birlikte başaracağız. Ant olsun Antalya’ya, Antalyalıya biz kazandıracağız. Ant olsun Antalya’ya herkesin başkanı olmaktan bir an olsun vazgeçmeyeceğim. Azimle gururla hep birlikte 5 yıl daha işimiz gücümüz Antalya yolumuz açık olsun. Allah yardımcımız olsun” açıklamasında bulundu.
“Özel: Antalya aday gösterdi'”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise kendisini aday gösterilmesi üzerine yaptığı teşekkürle ilgili, “Elbette bu nezakete biz de teşekkür ediyoruz. Böcek’i aday gösteren ne Özgür Özel’dir ne de Parti Meclisi’dir, başkanı adaylaştıran yaptığı hizmetlerin Antalya halkından gördüğü teveccühtür. Muhittin Böcek, bir ilki deniyor, bir ilki başaracak. Antalya, büyükşehir olduğundan beri iki dönem üst üstte belediye başkanı seçilmedi. Anketlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden bir memnuniyetsizliği bekliyordum. Ama anket öyle gösterdi ki 15 gün arayla iki anket yaptık. Bir fikrim olmuştu. Yapılanları izleyince ne emek verildiğini izleyince Muhittin Böcek, 2. yılı hak ediyor, Antalya’da Muhittin Böcek’i hak ediyor” dedi.
Yeni dönemdeki projeler
Başkan Muhittin Böcek’in 132 projelerinden bazının isimleri ise şöyle:
Ulaşım projeleri: 4. Etap Sarısu Konyaaltı-Varsak Raylı Sistem Hattı, 5. Etap Konyaaltı-Lara-Kundu Raylı Sistem Hattı, 100. Yıl yaşam alanı, Antalya Sürdürülebilir Kentsel Sürdürülebilir, Kentsel Hareketlilik Planı, Konyaaltı-Meltem üniversite bağlantı yolu, Kepez Şehir Hastanesi Raylı Sistem Hattı, bisiklet dostu şehir projesi, yeni kent içi kavşak düzenlemeleri, kırsal bölge yolları, otoparklar.
İmar ve şehircilik projeleri: Kemer Kültür ve Sanat Merkezi, Boğaçayı Taşkın Önleme Projesi, Kaleiçi Yat Limanı Projesi, Balbbey Kentsel Yenileme Projesi, Tünektepe, Kaleiçi Korunacak, Cadde Kundu Çevre Düzenleme Projesi, Lara Sahil Yaşam Parkı, Antalya Deniz Müzesi, Antalya Performans Sanatları Merkezi, Antalya Uluslararası Olimpik Yüzme Havuzu, Kepez Santral Eğitim Yerleşkesi, Akıllı Kent Antalya Yönetim Merkezi, Kepez Santral Sosyal Tesisleri, Aksu Kopak Çayı Projesi, Kepez Karting Park, Düden Çayı Çevre Düzenleme Projesi, Dijital Antalya, Finike Nehir Kenarı Projesi, Aksu İsmail Ogan Cadde Düzenlemesi, Manavgat Titreyengöl, Demre Kültür ve Sosyal Tesis Projesi, Şehir Aileleri ve Gaziler Sosyal Yaşam Merkezleri, Dünden Bugüne Bugünden Yarına Zeytinpark, Kepez Santral Camisi, Kaş Gıda İhtisas Organize Sanayi, Aksu Spor Kompleksi, Elmalı Güreş Sahası Tesisleri, Aksu Çok Amaçlı Kapalı Spor Salonu.
Tarım ve hayvancılık projeleri: Elmalı Meyve Konsantre Tesisi, Tarımın güneş enerjisi ile desteklenmesi, Antalya Canlı Hayvan Borsası Kompleksi, soğuk hava depoları, biyolojik mücadele üretim tesisi, organik katı sıvı fermente gübre, Ekilmeyen Alanların Tarıma Kazandırılma Projesi, Kumluca Biyolojik Çeşitlilik Gözlem Evi, Hallerde Yaş Meyve Sebze Paketleme Tesisi, Hallerde Kurutma Tesisi, Alanya ve Gazipaşa Avokado Boylama ve paketleme Tesisleri, Yaş Sebze Meyve Kasası Üretim Tesisi, Tıbbi Aromatik Bitki İşleme Tesisi, Antalya Gastronomi Atölyesi, Süt Entegre ve İşleme Tesisi, çiftçilere ekipman desteği, Bal Paketleme Tesisi, Gezen Tavuk Üretim Destek Projesi, Akseki ve Finike Alabalık Tesisleri, Ari Süt Sığırcılığı, Köpek Doğal Yaşam Parkı, yapay resif alanları, tarım danışmanlığı hizmeti.
Çevre ve alt yapı projeleri: Güneş Enerjisi Santralleri Vizyonu, Arıtma Çamuru Yakma ve Enerji Geri Kazanım Tesisi, Hafriyat Atıkları Dijital Takip Sistemi, İçme Suyu Hatlarında Basınç Kırıcılı Enerji Santralleri, Katı Atık Transfer İstasyonları, Manavgat ev Kumluca Katı Yakıt Laboratuvarları, denizciye uzatılan belediye eli, Elektronik Gemi Denetim Sistemi Geliştirme, İklim Dostu Kent Uygulamaları, Biyoçeşitlilik Parkı ve Botanik Müzesi Çevre Dostu Haller, Çevre Dostu Çiftçi Kart, Arıtılmış Atık Suların Geri Kazanımı,çevre dostu araçlar, içme suyu hattı su üretim tesisi ve depolarında yapım, yenileme çalışmaları, Kayıp Kaçak Otomasyon Sistemi, yağmur suyu hatları yapım ve hasadı, kanalizasyon hatlarının yaygınlaştırılması, deprem master planı, arıtma tesisleri yapım, kapasite arttırımı ve deniz deşarjı, Alanya Sera Atıkları Geri Kazanımı ve Enerji Üretim Tesisi.
Eğitim, sağlık ve sosyal hizmet: Kent lokantaları, halkın bakkalı, yaşlı kreşleri, hemşehrilerle dayanışma alanı, yaşlı bakım evleri, yaşam köyü, bebek bezi desteği, ihtiyaç sahiplerine yemek desteği, pozitif kart, çeyiz paketi, engelli sivil toplum kuruluşlarına engelsiz yerleşke, engelsiz yaşam evinden, kafe in Antalya, sınav kütüphaneleri, Esnaf ve sanatkar işleri daire başkanlığı, terapi Antalya Koruyucu Rus Sağlığı Merkezi gebe ve bebek bakım atölyeleri, kadınlara özel gezici sağlık merkezleri, halk et, öğrenciye can suyu, halk süt, halk mama, hayvan hastanesi, burs desteği, halkın suyu Antsu, yeni öğrenci yurtları, ağız ve diş sağlığı merkezi, okul öncesi çocuklara kreşler.
Turizm kültür sanat projeleri: Uluslararası Antalya Çağdaş Sanat Bienali, Çok Amaçlı Müzeler Kompleksi, Greefest, Uluslararası Antik kent Festivali, Yaşayan Yörük Türkmen Köyü, Kardeş Kentler Parkı ve Festivali, sanat sokağı, Antalya City Kart, Turizm Sürekli Eğitim Merkezi, YouTuber ve Rap Stüdyosu, Antalya Sanat Merkezi, Antalya Tiyatro Festivali, çok amaçlı sosyal salonlar, kütüphane, E-sporda dünyanın merkezi Antalya.
Girişimcilik projeleri: Genç girişimciler için destek fonu, Dijital Gezin Merkezi, Antalya Planlama Ajansı, Yeni Girişimciler İçi Ortak Çalışma Alanları Hun Antalya, Paylaşımlı Ofis Work Ant Joy. – ANTALYA
]]>
Tıp Fakültesinden mezun olduğu sene hukuk fakültesini kazanan ancak lise diplomasının aslını temin edemediği için kayıt yaptıramayan, 26 yıl sonra aftan yararlanan ve ikinci üniversitesini 54 yaşında bitiren beyin cerrahı profesör, zihin sağlığı ve nörolojik hastalıkların önüne geçmek için “hayat boyu eğitim”i tavsiye ediyor.
Konya’da doğup büyüyen 62 yaşındaki Prof. Dr. Erdal Kalkan, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduğu 1985’te, çocukluk hayali olan hukuk eğitimi için üniversite sınavına girdi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı.
Kayıt yaptırması için gerekli olan lise diplomasının aslını temin edemediği için hukuk fakültesine kayıt yaptıramayan Kalkan, 2011’de çıkan öğrenci affıyla hayallerine doğru bir adım attı. 26 yıl önce mezun olduğu üniversiteden lise diplomasını alan Kalkan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı.
Hukuk fakültesindeki eğitimini, beyin cerrahisinde alanında çalışırken sürdüren ve 2016’da mezun olan Kalkan, sağlık için zihinsel hareketin sürekliliğini öneriyor.
Kalkan, AA muhabirine, hayallerini gerçekleştirdiği için mutlu olduğunu söyledi.
Hukuk fakültesini kazandığı sene yaşadıklarını ise Kalkan, şöyle konuştu:
“Tıp fakültesi mezuniyeti cuma günüydü, hukuk fakültesinin son kayıt tarihi de pazartesiydi. Ben koşa koşa mezuniyet belgemle evrakımı toparladım, kaydımı yaptırmak için gittim. Öğrenci işleri kayıtta lise diplomamın aslını istedi. Dedim ki ‘Lise diplomamın aslı yok. Ben üniversite mezunuyum zaten. Buyurun bu çıkış belgem’. Dedi ki ‘Lise diplomasının aslı lazım’. Çukurova Üniversitesi’ne gittim. Dekan beye zorunlu hizmetimi yapacağımı, dışardan okuyarak da hukuk fakültesini bitirmek istediğimi söyledim. Ne yazık ki o zamanki dekanımız ‘Lise diplomanızın aslını aldığınızda mecburi hizmetten kaçacaksınız. Ben lise diplomanızı vermiyorum.’ dedi.”
Mezun olduğu liseden aldığı mezuniyet belgesinin de hukuk fakültesi tarafından kabul edilmediğini dile getiren Kalkan, mecburi hizmetini Ankara’da yapmasına rağmen kazandığı hukuk fakültesinde okuyamadığını söyledi.
“Bir gece yarısı af çıktığı haberini gördüm”
Mecburi hizmetinden sonra hem yurt içi hem de yurt dışında hekimlik ve akademisyenlikle beyin cerrahisi uzmanlığından başlayıp profesörlüğe kadar ulaştığını, 39 yıldır aralıksız olarak hekimliği sürdürdüğünü anlatan Kalkan, şöyle devam etti:
“Hukuk içimde kalmıştı. Doçentken bir gece yarısı uykum kaçtı. ‘Türkiye tarihinin en büyük öğrenci affı çıktı’ diye bir haber gördüm. Bu haberi görür görmez bende bir yıldız çaktı, ‘Acaba yeniden hukuk fakültesini okuyabilir miyim artık?’ diye.”
Afla birlikte kazandığı üniversiteye kayıt yaptırdığını, bu sırada Konya’da akademisyenliğe ve hekimliğe devam ettiği için Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesine geçtiğini anlatan Kalkan, 2016’da da mezun olduğunu söyledi.
Kalkan, tıp hukuku üzerine çalışmalar yaptığını, kitap yazdığını, hukuk tahsili gören hekimlerle Hukukçu Hekimler Enstitüsü Derneğini kurduklarını, hukukçu bakış ile tıpçı bakışı birleştirmeyi, iki meslek grubu arasında birlikte bir şeyler üretmeyi amaçladıklarını belirtti.
“Heybenizi artık daha çok doldurmanız lazım”
Beyin cerrahı olarak insanlara eğitimi ve kişisel gelişimin sürekliliğini öneren Kalkan, şunları kaydetti:
“Dünyada tek alanda uzman olmak yeterli değil. Heybenizi artık daha çok doldurmanız lazım. Sizi geliştirebilecek eğitimleri almanız lazım. Kendi alanınızda iyi olacaksınız, o alanda gayret edeceksiniz ama diğer alanlarda da bilgili olmanız, kendinizi geliştirmeniz lazım. Aksi takdirde körelmeye başlıyorsunuz. Oysa okumaya devam etmeniz zihninizi açık tutuyor. Sizi hep bir şeyler öğrenmeye teşvik ediyor.
Özellikle şunu vurguluyorum; çağımızın vebası gibi olan demans, Alzheimer eskiden 80’li 90’lı yaşlarda olurken, şimdi 60 yaşın üzerindeki insanlar demansa giriyorlar ve artık çevreleriyle irtibatları kopuyor, çocuklaşıyorlar. Ama siz zihninizi çalıştırırsanız, Alzheimer’a yakalanma ihtimaliniz daha gecikecektir, daha uzayacaktır, belki de hiç yakalanmayacaksınız. Bu yüzden zihinsel faaliyetleri, bedensel faaliyetlerle birlikte hep sürdürmek lazım. Öğrenmenin yaşı yok. İmkanınız varsa, öğrenmek istiyorsanız, ne olursa olsun, yabancı bir dil olabilir, yeni bir lisans alanı olabilir, başka bir alan olabilir mutlaka öğrenmeye gayret edin. ikinci üniversite, üçüncü üniversite, lisan, ikinci lisan, üçüncü bir lisan, mutlaka gayret edin. Eğitim, zihninizi hep açık tutacaktır.”
]]>
Sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3 maddesi daha kabul edildi.
Teklifin ikinci bölümünde yer alan 3 maddenin daha kabul edilmesiyle toplam kabul edilen madde sayısı 17’ye yükseldi.
Kabul edilen maddelere göre, Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, bu kapsamda istihdam edilen personele ek ödemenin usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.
Düzenlemeyle yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan artırılarak ödenecek. Ek ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekecek.
Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme, uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmayacak.
Bu düzenleme öğretim elemanları ve diğer personel için sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde yazılı olarak hastane koordinasyon kurulu tarafından bir kez ikaz edilenlere bir ek ödeme dönemi, iki kez ikaz edilenlere iki ek ödeme dönemi, üç kez ikaz edilenlere üç ek ödeme dönemi ödeme yapılmaması şeklinde uygulanacak.
Norm kadro sayısı, Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek
İlaç analizlerinin ruhsatlandırmadan sonra yapılacağı düzenlendiğinden, Harçlar Kanunu’nda uyum düzenlemesi yapılacak. Bu kapsamda ilaçların ticarete çıkarılması için Sağlık Bakanlığınca verilecek ruhsatnamelerin tarifesinde değişikliğe gidilecek.
Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek.
Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynı zamanda üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanacak.
Üniversite öğretim elemanı kadrolarından birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerine tahsis edilecek akademik kadroların dağılımı ve nitelikleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Bu kadrolara öğretim üyelerinin atamaları üniversite tarafından Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak yapılacak.
Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısı, rektörün önerisi ile Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek.
Görüşmelerden
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Türkiye’nin, kişi başına düşen hekim sayısı açısından OECD ülkeleri arasında son sırada bulunduğunu belirterek, “Hekim az, hasta sayısı çok. Dolayısıyla, ne oluyor? 1 hekimin 1 hastaya ayırdığı ortalama süre, çok kısıtlı bir süre oluyor.” dedi.
Doktorların stratejik personel olarak ilan edildiğini anlatan Şahin, “Stratejik personel oldukları için eşi özel sektörde çalışan doktorlarımız ve o stratejik personele göre daha alt seviyede olan, eşi kamu görevlisi olan doktorlarımız mazeret tayin hakkından yararlanamıyor. Sonra ne oluyor? Aile birlikleri bozuluyor.” diye konuştu.
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu, Tekirdağ’da SMA TİP-1 hastası Yağız Batu Demirtaş ve Güney Elmacı’nın fotoğraflarını göstererek, “Şimdi sorsam, ‘Türkiye SMA tedavisini karşılayan ülkeler arasında’ diyecekler. Öyleyse bu çocuklar neden iyileşemiyorlar? Bu çocuklar tedavi olabildikleri için mi ölüyorlar?” diye sordu.
MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, hastaların ilaca kolay erişimi için yerli ilaç politikalarının uygulanması, yerli ilaç sanayi desteklenerek ilaçta dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyledi.
DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, özgürlüğün olmadığı yerde toplumsal sağlıktan bahsedilemeyeceğini belirterek, “Sadece ana dilde sağlık hizmetinde değil, yaşamın her alanında, baskılayıcı zihniyetin olduğu her yerde toplum sağlığının iyileşmesi mümkün olmaz.” dedi.
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, ilaç sektörünü bağımsızlaştırmak için acilen bir seferberlik ilan edilmesi gerektiğini söyleyerek, “‘İlaçların ruhsatlandırma sürecini hızlandıracağız’ diyerek, halk sağlığını tehlikeye atacak düzenlemeler yapıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
Sarı, hastaların denetimsiz ilaç kullanmaya itildiğini savundu.
Kanun teklifinin 17. maddesinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Adan, aradan sonra Komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi, yarın saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>
Şehit Erhan Öztürk Parkı, yenilenen yüzüyle hizmete açıldı
BURSA – Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından mevcut yeşil alan dokusu korunarak sil baştan yenilenen Orhangazi Şehit Erhan Öztürk Parkı, düzenlenen törenle hizmete alındı. Orhangazi ilçesinde altyapıdan tarıma kadar birçok konuda çalışma yaptıklarını söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Parkımızın yenilenmiş hali Orhangazi ilçemize, Bursa’mıza hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Bursa Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı kentleşme ve Bursa’nın yeniden ‘yeşil’le anılan bir kent olması hedefiyle çevre yatırımlarını aralıksız sürdürüyor. Bu çerçevede Orhangazi Şehit Erhan Öztürk Parkı’nı sil baştan yenileyen Büyükşehir Belediyesi, parkı daha kullanışlı ve modern bir görünüme kavuşturarak ilçe sakinlerinin hizmetine sundu. Mülkiyeti Orhangazi Belediyesi’ne ait olan yaklaşık 52 bin metrekare alana sahip parkta, aydınlatma ve sulama sistemleri yenilendi. Mevcut ağaç dokusu korunup yeşil alan düzenlemeleri yapılırken, çocuk oyun alanı ve fitness alanında da bakım onarım çalışmalarını tamamlandı. Sert zeminlerde düzenlemeler ve tadilatlar gerçekleştirilirken, kent mobilyalarıyla da park daha kullanılır hale getirildi.
Orhangazi’ye hizmet yağmuru
Düzenlenen törene, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın yanı sıra Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, şehit yakınları, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Bursa’nın 17 ilçesi ve bin 60 mahallesinin ayrı bir değer taşıdığını söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Orhangazi ilçesinde de tespit edilen eksikliklerin tek tek giderilmeye çalışıldığını belirtti. Son 5 yılda yaşanan tüm olumsuz olaylara rağmen durmadan çalıştıklarını ifade eden Başkan Aktaş, ” İstanbul’a açılan kapımız olan ve sürekli gelişen Orhangazi’de önemli çalışmalar ve yatırımlar yaptık. Bugüne kadar 98 kilometre içme suyu şebeke hattı, 25 kilometre isale hattı, 4 kilometre pınar kaynağı hattı, 32 kilometre kanalizasyon hattı, 38 kilometre yağmur suyu hattı, 2 adet sulama havuzu, 1 adet tanker dolum tesisi, 9 adet su deposu imalatı yaptık. Sel ve su baskınlarına karşı 1,2 kilometre dere temizliği gerçekleştirerek ilçemizi güçlü bir altyapıya kavuşturduk. 14 kilometre sıcak asfalt ile 140 kilometre sathi kaplama yaptık. 2 adet köprü imalatıyla ilçemizin yollarını konforlu hale getirdik. Yaklaşık 200 bin metrekare alanın parke kaplaması yapıldı. Orhangazi sahilinde 280 bin metrekarelik alanı yeniden ele aldık. 165 bin metrekarelik çamlık alanın doğal yapısına dokunmadık. Tarım her ilçemizde olduğu gibi Orhangazi’de de önemli konu. Çiftçilerimize fide, fidan, tohum destekleri verdik. Hayvan dağıtımıyla da sürece destek oluyoruz. En güzel hizmetlerimizden olan Orhangazi Kültür ve Gençlik Merkezi, Orhangazi Ana Kucağı ve BUSMEK ile de vatandaşlarımıza ulaşıyoruz” diye konuştu.
“52 bin metrekare alanı yeniledik”
Şehit Erhan Öztürk Parkı’nın eksikliklerinin tespit edilerek giderildiğini ve sil baştan yenilendiğini dile getiren Başkan Aktaş, “Üç etaptan oluşan parkımız 52 bin metrekare alanı kapsıyor. Parkımızın mülkiyeti Orhangazi Belediyesi’ne ait. Mevcut dokusunu koruyarak yeşil alan düzenlemesi yaptık. Aydınlatma ve sulama sistemlerini de tamamen yeniledik. Çocuk oyun alanı ve fitness alanında da bakım onarım çalışmalarını tamamladık. Sert zeminlerde gerçekleştirdiğimiz düzenlemeler ve tadilatlarla daha konforlu bir alan haline getirdik. Şehidimiz ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor. Parkımızın yenilenmiş hali Orhangazi ilçemize, Bursa’mıza hayırlı uğurlu olsun” dedi.
Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, sil baştan düzenlenerek hizmete alınan Şehit Erhan Öztürk Parkı’nın hayırlı olmasını dileyerek emeği geçenlere teşekkür etti.
Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın, ilçeye her zaman destek olan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a teşekkür etti. Hizmete alınan bölgenin Mehmet Turgut Ünlü Parkı, Şehit Erhan Öztürk Parkı ve Zeytin Park olmak üzere üç etaptan oluştuğunu anlatan Aydın, açık hava tiyatrosunun yenilenmesi ve eksikliklerinin giderilmesi için de Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin devreye girdiğini söyledi. Aydın, işlevsel hale getirilen parkın ilçeye ve şehre hayırlı olmasını diledi.
Konuşmaların ardından Başkan Alinur Aktaş ve beraberindekiler, Şehit Erhan Öztürk Parkı’nı gezerek vatandaşlarla sohbet etti.
Başkan Alinur Aktaş daha sonra Orhangazili gençlerle buluşarak samimi bir ortamda sohbet etti. Programda, düşüncelerini Başkan Aktaş’la paylaşan gençler, yöresel halk dansları oyunlarını da sergileyerek geceye renk kattı.
]]>
Aydın’ın Buharkent ilçesinde son yıllarda yapılan yatırımlarla enerji, sanayi, turizm, eğitim ve sosyal alanda büyük ivme kazanan ilçede büyümeyle birlikte yatırım planlamaları da artarak devam ederken son olarak doğalgaz kullanımı için de Belediye Meclisinden onay alındı.
Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, vatandaş odaklı çalışmaları ile ilçeyi enerji, sanayi, turizm, eğitim ve sosyal alanlarda Aydın’ın önemli cazibe merkezlerinden biri yapmak için çalışmalarını sürdürüyor.
Geçen 10 yılda ardı ardına hayata geçirdiği projelerle adeta bambaşka bir Buharkent ortaya çıkartan Başkan Mehmet Erol ve ekibi, ilçenin enerji ve ısınma sorununa da çözüm getirerek GES ve jeotermal ısıtma, termal turizm alanlarında da farkını ortaya koyuyor. Büyükşehir yasasına takılan ve onay görmeyen projelerini de tek tek hayata geçirmeyi başaran Başkan Erol, ilçe merkezi ve mahallelerinin ısınma ve enerji sorunlarına çözüm getirdi.
Doğalgaz kullanımı için Belediye Meclisi’nden onay çıktı
Aydın’ın en uzak ve en küçük ilçeleri arasında yer alan Buharkent’te doğalgaz kullanımı için meclis kararı alındı. Her geçen gün yeni projelerle ilçeye değer katmaya devam eden Belediye Başkanı Mehmet Erol, bu kez doğalgaz müjdesi ile geldi. Müjdeli haberi sosyal medya hesabından da duyuran Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, “Söz verdiğimiz gibi Buharkent doğalgazı 2024 yılında kullanacak. Buharkent’in doğal gaz kullanmasına yönelik talebimiz doğrultusunda doğalgaz dağıtım şirketinin yazılı başvurusu sonucu Belediye Meclisimiz tarafından Buharkent’e doğal gaz sağlanmasına yönelik istenilen meclis kararı oy birliği ile alınmıştır. Buharkent’imize hayırlı uğurlu olsun. 2024 yılında Buharkent’imizde 4 binin üzerinde konutumuz doğal gazı kullanacaktır” dedi.
“Enerji kaynakları verimli kullanılacak”
Buharkent’in jeotermal enerjiyi Aydın’da en iyi ve en verimli şekilde kullanan ilçe olma yolunda hızla ilerlediğini ifade eden Belediye Başkanı Mehmet Erol, “Biz jeotermal kaynakları bir zenginlik ve değer olarak görüyoruz. ve her alanda halkımızın faydasına sunmak istiyoruz. Türkiye, jeotermal kaynaklar bakımından Avrupa’da birinci, dünyada dördüncü sırada. Jeotermal kaynaklar bakımından da Türkiye birincisi olan Aydın’ın bu kaynakları yeterince kullanamadığını, sadece elektrik üretiminde kullanılarak eline geçen fırsatları değerlendiremediğini görüyoruz. Jeotermali bir zenginlik ve bir değer olarak gördüğümüz için halkımızın faydasında kullanmak istiyoruz. Jeotermal yasası gereği bu imkanlardan yararlanamamaktaydık. Jeotermal Kaynak sahiplerinin desteği ile büyükşehir yasasına rağmen biz bu imkana sahip olmak için belediye bünyemizde Buharjet A.Ş.’yi kurduk ve çalışmalara başladık. Buharkent’imizde ilk olarak Savcıllı ve Kızıldere Mahallelerimizi jeotermal enerji ile ısıtacağız. Ayrıca imar planı tamamlanan, fizibilite çalışmaları süren Savcıllı Mahallemiz yakınındaki 241 dönümlük sera bölgemizde de jeotermal enerji kullanacağız. Ayrıca Buharkent Ortakçı Mahallesi Hamamderesi mevkiinde Roma dönemine ait kalıntıların bulunduğu bölgede, geçmişi bin 600’lü yıllara dayanan tarihi hamamların ve şifalı kaplıca suyunun bulunduğu 250 dönümlük alanı projelendirdik. 53 derece doğal sıcak su çıkan kaplıcamız bundan böyle termal turizme kazandırılacak” dedi. – AYDIN
]]>
İnegöl Turgutalp Mahallesi’nde planlanan yerinde kentsel dönüşüm projesiyle ilgili “Rezerv Alan İlan Edilen Yerin Yetki Devri” konusunun görüşüldüğü meclis toplantısında açıklamalarda bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, “Son yaşanan depremler ve yapı stoğunun da giderek esmiş olması, sahanın dönüşümünü zorunlu kılmakta. Gayemiz her bir vatandaşımızın daha güvenli yapılarda oturması” dedi.
İnegöl Belediyesi Turgutalp Mahallesi’nde şehrin ilk yerinde kentsel dönüşüm projesini hayata geçirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bir yandan projeler hazırlanıp bir yandan hak sahipleriyle görüşmelerin yapıldığı, bir yandan da Bakanlıklar, Büyükşehir Belediyesi ve İnegöl Belediyesi üçgeninde resmi prosedürlerin bir bir yerine getirildiği süreçte, Rezerv Alan İlan Edilen Turgutalp Mahallesi’ndeki 153 dönümlük arazinin yetki devri için İnegöl Belediye Meclisi olağanüstü toplandı.
Başkan Taban’a yetki istendi
Belediye Meclis Salonunda gerçekleştirilen tek maddelik oturumda, meclis üyelerinin yanı sıra hak sahiplerinden de katılanlar oldu. Projeyle ilgili video gösterimleri yapılarak süreçle ilgili bilgilerin de verdiği meclis toplantısında, alanın yetki devri maddesi masaya yatırıldı. Alandaki taşınmazın değer tespiti işlemleri ve dönüşüm ile oluşacak taşınmazların değerlemelerini yapma ve yaptırma, alan içindeki yapıların tahliye ve yıktırma işlemlerini yapma, hak sahiplerinin tespiti, hak sahipleriyle anlaşma yapma, anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine veya malik olmasalar da kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak bu yapılarda ikamet edenlere veya bu yapılarda iş yeri bulunanlara geçici konut ya da işyeri tahsisi veya kira yardımı yapma, Bakanlıkça onaylanmak üzere belirlenen alana ilişkin her tür harita, imar planı, tasarım projesi, arsa ve arazi düzenleme işlemlerini yapma, alan içerisinde bulunan taşınmazın satın alma, ön alım hakkını kullanma, bağımsız bölümler de dahil olmak üzere taşınmazı trampa etme, taşınmazın mülkiyetini veya imar haklarını başka bir alana aktarma, kamu ve özel sektör iş birliğine dayanan usuller uygulama kat veya hasılat karşılığı usulleri de dahil olmak üzere inşaat yapma veya yaptırma, arsa paylarını belirleme, kamulaştırmaya ilişkin tüm iş ve işlemleri yapma, 23.06.1965 tarihli ve 634 sayılı kat mülkiyeti kanunundaki esaslara göre paylaştırma, paylara ayırma veya birleştirme, Türk Medeni Kanunu uyarınca sınırlı ayni hak tesis etme, alandaki uygulama yapılan etaplarda veya adalarda hisseleri oranında maliklerin salt fazlalığı ile alınan karara katılmayanların hisselerinin satışına yönelik iş ve işlemleri 6306 sayılı kanunun uygulama yönetmeliğinin 15 ve 15/a maddeleri çerçevesinde yapma, bu çerçevede zikredilen 15/a maddesi uyarınca kurulması gereken bedel tespit komisyonu ile satış komisyonunu belediye bünyesinde teşkil etme ve satılacak hisselerin anlaşılan diğer maliklerce alınmak istememesi durumunda söz konusu hisseleri rayiç bedeli İnegöl Belediye Başkanlığınca ödenmek kaydıyla satın alınma iş ve işlemlerini yürütmek üzere İnegöl Belediyesi’ne verilen yetkilerin kullanılması amacıyla Belediye Başkanı Alper Taban’ın yetkilendirilmesi hususu mecliste masaya yatırıldı.
Konuya ilişkin açıklama yapan Başkan Alper Taban, “Olağanüstü meclis toplantımızda kentsel dönüşüm ile ilgili bir maddeyi görüşeceğiz. Sizlerden bu konuyla ilgili bir yetki talep edeceğiz. Bu konuda uzun zamandır yapılan çalışmalar var. Bölgede yapılan ön görüşmeler var. Şehrimizin de kentsel dönüşümle ilgili yapmış olduğumuz yapı stoğundaki incelemelerde dönüşüm bekleyen bölgelerden bir tanesi bu alan. Daha önce de burada bir kentsel dönüşüm denenmişti ve gerçekleştirilememişti. Ancak son yaşanan depremler ve yapı stoğunun da giderek esmiş olması, sahanın dönüşümünü zorunlu kılmakta. Şehrimizde bunun gibi dönüşmesi gereken başka bölgeler de var. Kurduğumuz Kentsel Dönüşüm Müdürlüğümüz o çalışmaları diğer alanlarda da gerçekleştirmek üzere çalışmalarını yapıyor. Amacımız her bir vatandaşımızın daha güvenli yapılarda oturması” dedi.
Yüzde 85 oranında uzlaşma sağlandı
Hak sahipleriyle yapılan görüşmelerde yüzde 85 oranında memnuniyet elde edildiğini de hatırlatan Bakşan Taban, “Kentsel Dönüşüm Ofisimizde 842 bağımsız birim hak sahibiyle uzlaşma görüşmeleri tamamlanmış olup, yüzde 85 oranında uzlaşma sağlanmıştır. Tamamlandığında da İnegöl’ün en prestijli bölgelerinden biri olacak. Allah bizleri mahcup etmesin inşallah. Bitirip teslim etmek nasip olsun. Hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
Meclis üyelerinin fikirlerini beyan ettiği, hak sahiplerinin de görüş ve önerilerini belirttiği meclis toplantısında yetki devri oy birliği ile kabul edildi. – BURSA
]]>
İzmir Büyükşehir Belediyesinin, hizmet açısından geri kalmış bölgelerde eksikleri tespit ederek hemen müdahale etmek için oluşturduğu acil çözüm ekipleri, kente iz bıraktı. Ekiplerin, 23 binin üzerinde yüz yüze görüşme yaptığı ifade edilirken, sahadan gelen talepler doğrultusunda bugüne kadar 227 noktadaki çalışmalar bitirildi, 58 noktada da çalışmalar sürüyor.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in mahallelerin sorunlarına hızla çözüm üretmek üzere oluşturduğu acil çözüm ekipleri, 5 yılda birbirinden önemli çalışmalara imza atılmasını sağladı. Kentte özellikle geri kalmış bölgelerde çalınmadık kapı bırakmayan ekipler, İzmirlilerin; istek, öneri ve şikayetlerini tek tek not ederek sorunları yerinde tespit etti. Başkan Soyer’in “Sizin patronunuz vatandaş” dediği ekipler, 11 metropol ilçenin kentsel imkanlara erişimi kısıtlı mahallelerinde sorunların hızla çözüme kavuşmasını sağladı.
Süreç nasıl işledi?
Acil çözüm ekipleri, kurulduğu Kasım 2019’dan bu yana alan taraması kapsamında vatandaşla 23 bin 513 görüşme yaptı. Başkanlık, icraat ile ilgili birimlerin yetkilileri ve mahalle sakinlerinin ortak karar verdiği 335 iş kaleminden 227’si tamamlandı, 58’i devam ediyor. İlaçlama, temizlik, asfalt, kaldırım, sosyal yardım, park ve bahçe, ulaşım, kültürel ve sportif aktiviteler, altyapı çalışmaları, dere bakım onarımı gibi birbirinden farklı pek çok konuda çalışma yapıldı.
Karabağlar Parkı, Konak’ta Lale Parkı, Bornova’da Meriç Yaşayan Parkı bölgeye kazandırıldı. Buca Fırat Mahallesi’nde bulunan büyükşehir belediyesine ait 30 bin metrekarelik alandaki Fırat Fidanlığı, bölge sakinlerinin de görüşü dikkate alınarak Yaşayan Park’a dönüştürüldü.
Kentin dezavantajlı mahallelerinde de spor alanları oluşturuldu. “Kötü alışkanlıklar ile değil spor ile büyüyen nesiller” sloganıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Kulübü, 500’e yakın çocuğa ücretsiz spor eğitimi verdi. Yine gelir seviyesi düşük ailelerin çocuklarına spor malzemesi desteğinde bulunuldu, amatör spor kulüplerine destekler sağlandı.
Öz kaynaklar ile okul inşa ediliyor
Karabağlar Abdi İpekçi Mahallesi’nden okula gitmek için yola çıkan çocukların boş araziden geçerken tehlikeler yaşadığını tespit eden ekipler, hemen harekete geçti. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarihinde ilk defa, belediye öz kaynakları ile ilk ve ortaokul inşa etmek için çalışmalar başladı. 3 katlı, 32 sınıflı Orhan Kemal İlkokulu’nda, inşaat çalışmalarının sürdüğü belirtildi.
Kentin dezavantajlı bölgelerinde mahalle sakinlerini tarım ile tanıştırma ve aile bütçesine katkı sağlaması adına başlatılan mahalle bostanları projesi kapsamında, 5 mahallede bostan alanı oluşturuldu ve 310 kadının tarımsal üretim yapması sağlandı.
Ulaşım ve altyapı sorunları çözüldü
Acil çözüm ekibi, çalışmaları kapsamında Karabağlar Bahriye Üçok Mahallesi ve Bayraklı Emek Mahallesi’nde İZSU yağmur suyu hattı döşedi. Bayraklı Gümüşpala Mahallesi’ne otobüs hattı konarak ulaşım kolaylaştı, Karabağlar Salih Omurtak Mahallesi otobüs son durağı uzatıldı ve depremde hasar gören Eyüp Ensari Camii güçlendirildi. Mahallede asfalt ve parke taşı uygulamaları yapıldı. Konak Küçükada Mahallesi’nde yer alan Metin Oktay Parkı baştan sona yenilendi; ayrıca Buca ilçesinde 16 çocuk parkı ve yeşil alan düzenlemeleri yapıldı, Karabağlar Bahriye Üçok Mahallesi’ne meyve bahçesi kazandırıldı ve halı saha yapıldı.
Gürçeşme İZBAN istasyonunda da çalışmaların başladığı ifade edilirken, çok yakında bölgenin ulaşım sorununun giderileceği belirtildi. Bornova’da da Behçet Uz Park Alanının tamamlandığı, Karabağlar Limontepe Mahallesi’nde park alanı ve mahalle bostanının yapımının sürdüğü aktarıldı. Öte yandan Kadifekale’ye çocuk parkları ve sosyal donatı alanları kazandırılırken, Karabağlar Abdi İpekçi ve Konak Lale mahallerinde altyapı çalışmalarının da yapıldığı öğrenildi.
Görüşmelerin hepsi yüz yüze mülakat
Yerinde hizmet anlayışı ile çalışan ekipler; mahallelerinde yapılacak her çalışmaya dair mahalle sakinleri ile karar vererek süreci ilerletiyor. Mahalle sakinlerinin görüşleri dikkate alınarak görüşmeler yapılıyor ve hem genel hem de özel sorunlara dair politikalar üretiliyor. Bugüne kadar 45 mahallede çalışma yapıldığı, toplam 23 bin 513 görüşme sonucunda 78 bin 691 kişiye erişim sağlandığı da ifade edildi. Saha araştırması yapılan mahallelerde bulunan hanelerin ortalama yüzde 22,22’si ile görüşüldü, görüşmelerin hepsi yüz yüze mülakat metodu kullanılarak gerçekleşti. – İZMİR
]]>
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in hizmet açısından geri kalmış bölgelerde eksikleri tespit ederek hemen müdahale etmek için oluşturduğu Acil Çözüm Ekipleri, kent tarihine iz bıraktı. Başkan Soyer’in “Sizin patronunuz vatandaş” sözüyle sahaya çıkan ekipler, 23 binin üzerinde yüz yüze görüşme yaptı. Sahadan gelen talepler doğrultusunda harekete geçen ekipler, bugüne kadar 227 noktadaki çalışmaları bitirdi; 58 noktada da çalışmalar sürüyor.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in mahallelerin sorunlarına hızla çözüm üretmek üzere oluşturduğu Acil Çözüm Ekipleri, 5 yılda birbirinden önemli çalışmalara imza atılmasını sağladı. Kentte özellikle geri kalmış bölgelerde çalınmadık kapı bırakmayan ekipler İzmirlilerin istek, öneri ve şikayetlerini tek tek not ederek sorunları yerinde tespit etti. Başkan Soyer’in “Sizin patronunuz vatandaş” dediği ekipler 11 metropol ilçenin kentsel olanaklara erişimi kısıtlı mahallelerinde sorunların hızla çözüme kavuşmasını sağladı.
SÜREÇ NASIL İŞLEDİ?
Acil Çözüm Ekipleri kurulduğu Kasım 2019’dan bu yana alan taraması kapsamında vatandaşla 23 bin 513 görüşme yaptı. Başkanlık, icraat ile ilgili birimlerin yetkilileri ve mahalle sakinlerinin ortak karar verdiği 335 iş kaleminden 227’si tamamlandı, 58’i devam ediyor. İlaçlama, temizlik, asfalt, kaldırım, sosyal yardım, park ve bahçe, ulaşım, kültürel ve sportif aktiviteler, altyapı çalışmaları, dere bakım onarımı gibi birbirinden farklı pek çok konuda çalışma yapıldı.
YAŞAYAN PARKLAR İLE DOĞA KENTE NÜFUZ ETTİ
Karabağlar’da Peker Parkı, Konak’ta Lale Parkı, Bornova’da Meriç Yaşayan Parkı bölgeye kazandırıldı. Buca Fırat Mahallesi’nde bulunan Büyükşehir Belediyesi’ne ait 30 bin metrekarelik alandaki Fırat Fidanlığı bölge sakinlerinin de görüşü dikkate alınarak Yaşayan Park’a dönüştürüldü. Kentin dezavantajlı mahallelerinde spor alanları oluşturuldu. “Kötü alışkanlıklar ile değil spor ile büyüyen nesiller” sloganıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Kulübü 500’e yakın çocuğa ücretsiz spor eğitimi verdi. Gelir seviyesi düşük ailelerin çocuklarına spor malzemesi desteğinde bulunuldu. Amatör spor kulüplerine destekler sağlandı.
ÖZ KAYNAKLAR İLE OKUL İNŞA EDİLİYOR
Karabağlar Abdi İpekçi Mahallesi’nden okula gitmek için yola çıkan çocukların boş araziden geçerken tehlikeler yaşadığını tespit eden Acil Çözüm Ekipleri, hemen harekete geçti. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarihinde ilk defa belediye öz kaynakları ile ilk ve ortaokul inşa etmek için çalışmalara başladı. 3 katlı, 32 derslikli Orhan Kemal İlkokulu’nun inşaatı sürüyor.
MAHALLE BOSTANLARI KURULDU
Kentin dezavantajlı bölgelerinde mahalle sakinlerini tarım ile tanıştırma ve aile bütçesine katkı sağlaması adına başlatılan mahalle bostanları projesi kapsamında, 5 mahallede bostan alanı oluşturuldu ve 310 kadının tarımsal üretim yapması sağlandı.
ULAŞIM VE ALTYAPI SORUNLARI ÇÖZÜLDÜ
Acil Çözüm Ekibi çalışmaları kapsamında Karabağlar Bahriye Üçok Mahallesi ve Bayraklı Emek Mahallesi’nde İZSU yağmur suyu hattı döşedi. Bayraklı Gümüşpala Mahallesi’ne otobüs hattı konarak ulaşım kolaylaştı. Karabağlar Salih Omurtak Mahallesi otobüs son durağı uzatıldı ve depremde hasar gören Eyüp Ensari Camii güçlendirildi. Mahallede asfalt ve parke taşı uygulamaları yapıldı. Konak Küçükada Mahallesi’nde yer alan Metin Oktay Parkı baştan sona yenilendi. Buca ilçesinde 16 çocuk parkı ve yeşil alan düzenlemeleri yapıldı. Karabağlar Bahriye Üçok Mahallesi’ne meyve bahçesi kazandırıldı ve halı saha yapıldı.
ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Gürçeşme İZBAN istasyonu çalışmaları başladı çok yakında bölgenin ulaşım sorunu giderilecek. Bornova Behçet Uz Rekreasyon Alanı tamamlandı. Karabağlar Limontepe Mahallesi’nde rekreasyon alanı ve mahalle bostanı yapımı sürüyor. Kadifekale’ye çocuk parkları ve sosyal donatı alanları kazandırılıyor. Karabağlar Abdi İpekçi ve Konak Lale mahallerinde altyapı çalışması yapıldı.
GÖRÜŞMELERİN HEPSİ YÜZ YÜZE MÜLAKAT
Acil Çözüm Ekibi çalışmalarını merkezine toplumsal katılımı alarak sürdürmeye devam ediyor. Yerinde hizmet anlayışı ile çalışan ekipler; mahallelerinde yapılacak her çalışmaya dair mahalle sakinleri ile karar vererek süreci ilerletiyor. Mahalle sakinlerinin görüşleri dikkate alınarak görüşmeler yapılıyor ve hem genel hem de özel sorunlara dair politikalar üretiliyor. Bugüne kadar 45 mahallede çalışma yapılmıştır. Resmi rakamlara göre 45 mahallenin toplam nüfusu 354 bin 121’dir. Toplam 23 bin 513 görüşme sonucunda 78 bin 691 kişiye erişim sağlandı. Saha araştırması yapılan mahallelerde bulunan hanelerin ortalama yüzde 22,22’si ile görüşüldü. Görüşmelerin hepsi yüz yüze mülakat metodu kullanılarak gerçekleşti.
]]>
AK Parti Palandöken İlçe Seçim Koordinasyon Merkezi, Adnan Menderes Mahallesi 1. Marketler mevkiinde düzenlenen törenle açıldı.
Miting alanını aratmayan açılış programı renkli görüntülere sahne oldu. Cumhur İttifakı adaylarına sevgi gösterisinde bulunan vatandaşlar, Palandöken Belediye Başkanı ve yeni dönem başkan adayı Muhammet Sunar’ı, “Hep destek, tam destek” sloganlarıyla karşıladı. Başkan Sunar’la fotoğraf çekilen vatandaşlar, destek ve muhabbetlerini paylaştılar.
AK Parti Erzurum Milletvekilleri Fatma Öncü, Mehmet Emin Öz, Abdurrahim Fırat; Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AK Parti MKYK Üyesi Fevzi Polat, AK Parti Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Ayşe Deniz Çelik, AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi Erzurum İl Başkanı Adem Yurdagül, AK Parti Palandöken İlçe Başkanı Haktan Ömeroğlu, MHP Palandöken İlçe Başkanı Abdullah Karaoğlu ve teşkilat mensuplarının katıldığı açılış programına vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
AK Parti Palandöken Belediye Başkanı ve Yeni Dönem Başkan Adayı Muhammet Sunar, alanı dolduran vatandaşları selamladı. Sunar, 5 yıllık başkanlık sürecinde Palandöken’e taşıdıkları hizmet, yatırım ve projeleri hatırlatarak, yeni dönem hedeflerini paylaştı. Sunar, görev yaptığımız 5 yıllık süre içerisinde, referansı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olan ak belediyecilik ufkunda eser ve hizmet siyasetimizi ifade ettik. Alt yapıdan üst yapıya, çevreden gündelik yaşama ait tüm sahalarda yatırımlarla Palandökenlilere hizmet verme onurunu yaşadık.” dedi.
Palandöken, huzur dolu yaşam alanlarıyla cazibe merkezi
Hayata geçirdikleri yeşil alan yatırımlarıyla, ilçenin huzur dolu yaşam alanlarıyla öne çıktığını kayda geçen Sunar, her biri millet bahçesi niteliğinde 14 adet yeşil alan yaptıklarını belirtti. Sunar, “Kent Ormanı Vadi Palandöken Nefes Projesi 1. ve 2. etap mesire alanı, Uzun Bahçe, Palandöken Bulvarı, Park Tarabya, Saklı Bahçe, Mutlu Bahçe, Yimpaş, Güzel Bahçe, Şen Bahçe, Telsizler Park, Palandöken Kent Meydanı ve Ak Park Dönemimizde İlçemize Kazandırdığımız Yeşil Alanlar Oldu. Kay kay parkuru, futbol sahası, spor ekipmanları, bisiklet ve yürüyüş yollarının bulunduğu; kameriyeleriyle, ışıklandırma sistemiyle, ağaç ve çiçek çeşitleriyle son derece şık bir görüntüye kavuşturduğumuz park ve bahçelerimiz, komşularımızın soluklandığı, stres attığı yaşam alanları olarak yoğun ilgi görüyor.” diye konuştu.
Yatırım ve projeler
Konuşmasında öne çıkan yatırımları paylaşan Sunar, Palandöken’in yatırımlar ilçesi olduğunu vurguladı. Sunar, “Erzurum’da ilklere imza attık. Vadi palandöken nefes projemiz, eşsiz nitelikte. Survıvor macera parkımız Erzurum’da ilk oldu. 1. ve 2. Marketlerde başlattığımız kentsel dönüşüm çalışmalarımız, Palandökenlilerin hülyasıydı. Rezerv alanı tamamladık, bir turizm ilçesi olan Palandöken’e yaraşır bir şekilde bu alanda dönüşümü tamamlayacağız. Palandökenlilerin nitelikli bir şekilde hizmet almalarını sağlamak maksadıyla, tarafıma tahsis edilen başkanlık konutunu millet konağına dönüştürdük. İlçemiz sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği millet konağı, kültürel ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapmanın yanında, her yaştan vatandaşımızın hizmetinde. Geniş bir kütüphane imkanı sunan konağımızın içerisinde, söyleşi salonu, yaşlılar ve bayanlar kıraathanesi, etüt, özel çalışma ve bilgisayar salonu bulunuyor. Görev süremiz boyunca ayrıca 22 mahalle konağı yaptık. Buralarda da palandökenliler her türlü sosyal olguyu paylaşabiliyor.
İlçemizde önemli projelerle gündem oluşturduk. Maksut efendi mahallemizde ‘üreten kadınlar’ projesini hayata geçirdik. Süt ve süt ürünleri üretim tesisimizi, dönemin sanayi ve teknoloji bakanı sayın mustafa varank’ın katılımıyla hizmete açtık.
Vatandaşlarımızın ve şehrimize gelen turistlerin kızak keyfini doyasıya yaşayabileceği kar kızağı pisti yaptık. Henüz resmi açılışını yapmadığımız kızak pisti, yoğun ilgi görüyor. Palandökenlilere daha kaliteli koşullarda hizmet verebilmek için 85 dönümlük bir alanda yeni bir şantiye kurduk. Asfalt plenti tesisi, 1. Sınıf atık getirme merkezi, yeni şantiyemizde yatırıma aldığımız tesisler oldu. Araç filomuzu güçlendirdik. 25 temizlik aracı, 7 kamyon, 2 tanker, 2 binek araç, 1 kazı yükleyici, asfalt finişeri ve 1 silindir’le hizmetlerimiz artık daha kaliteli ve hızlı bir şekilde ulaşıyor mahalellerimize. Güneş enerji santrali projemizde sona geldik. Çok yakında belediyemiz bütçesine katkı sağlayacak.” İfadelerini kullandı.
Sosyal ve kültürel belediyecilik
Palandöken belediyesi sosyal belediyecilik anlamında da farkındalık oluşturduğunu belirten Sunar, “PALTİM’le dokunmadık gönül bırakmadık ilçemizde. Özel gün ve haftalarda, düzenlediğimiz sürpriz etkinliklerle palandökenlilerin gönüllerinde çok özel bir yer edindik. Engelli vatandaşlarımızın yaşamlarını kolaylaştıracak hizmet ve projeleri bir bir hayata geçirdik. Bu kapsamda, engelli asansörleri, elektronik engelli rampaları yaptık; akülü araçlar, tekerlekli sandalyelerle özel bireylerimize destek olduk. Çok sayıda etkinlik düzenledik, bu vesileyle her yaştan vatandaşımızla bir araya geldik. Her bir etkinliğimize binlerce katılım oldu. Özellikle gençlerimiz ve çocuklarımız için hazırladığımız etkinlikler salonlara sığmadı. Eğitime desteğimiz her yıl artarak devam ediyor. Okullarımızın çevre düzenlemesini yaparken, öğrencilerimize hediye ettiğimiz eğitim setleriyle de destek oluyoruz. Her yıl ortalama 4 bin civarında eğitim setini 1. Sınıf öğrencilerimize dağıtıyoruz.
Belediyemiz bünyesinde iki kültür merkezimiz var. 100’ü aşkın alanda açtığımız kurslarla, her yaştan vatandaşımızın emrindeyiz. Kültürlenme gibi pek çok işlevi olan kültür merkezlerimize, özellikle gençlerimizin ve kadınlarımızın ilgisi çok yüksek. Bu ilgileriyle faaliyetlerimizi genişletme noktasında bizlere şevk veriyorlar.
Sanata ve sanatçıya destek olan, yücelten bir belediyeyiz. İlimizin kültür ve sanat hayatının gelişimine katkı sağlamayı en önemli vazifelerimizden biri olarak görüyoruz.
Türk müziğini, meşk kültürünü, müzik kültürünü ve bunları vasıta edinerek bir aile oluşturma amacı doğrultusunda, 2021 yılında Türk Musikisi Topluluğunu kurduk. Her yıl birçok farklı konu ve içerikte konserler veren topluluğumuz, farklı kesimlerden, farklı insanlarla bir araya gelmemize de vesile oldu.” Şeklinde konuştu.
Muhtarlara övgü
Palandöken’de bulunan 26 mahallenin muhtarıyla uyum içerisinde çalıştıklarını ifade eden Sunar, “Muhtarlarımız yol arkadaşlarımız.” Diyerek, muhtarala dönük yaptıkları çalışmaları aktardı. Sunar, “Vatandaşlarımıza daha modern ve daha sağlıklı bir ortamda hizmet verebilmelerini sağlamak maksadıyla muhtarlık hizmet ofisleri yaptık. Bilişim ve teknoloji desteğinde bulunduğumuz muhtarlarımızın ihtiyaçlarını gidermek noktasında her türlü desteği sağladık, yeni dönemimizde de sağlamaya devam edeceğiz.” dedi.
Köy statüsündeki mahallelere taşınan hizmetler
Sunar, “Köylerimizi merkezi mahallelerimizden ayırmadık. İhtiyaç duyulan köylerimize taziye evleri inşa ettik. Yunus emre türbesinin bulunduğu Tuzcu köyümüzde Yunus Emre Kültür Evi’ni inşa ettik. 21 köyümüzün mezarlık duvarlarını yaptık. Köy içi yolların tamirat ve onarımı, arazi yollarının düzenlenmesi, mevcut sulama kanallarının iyileştirilmesi, afetzede vatandaşlarımıza destek, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza sosyal konut gibi çok sayıda faaliyetlerde bulunduk.” kaydını düştü.
Sportif faaliyetler
Belediyenin sportif faaliyetlerini de sözlerine ekleyen Sunar, “Belediyemiz, sporda da tarihi başarılara imza atıyor. Belediyemiz bünyesinde hizmet veren spor salonunu ferdi branşlara uygun hale getirdik. Basketbol ve voleybolda il birinciliği, atletizmde il ve bölge birinciliği; boksta Türkiye şampiyonluğu, Avrupa 3’üncülüğü; halk oyunlarında il birinciliği, Türkiye birinciliği; kış sporlarında alt yapı faaliyetleri ve futbolda bizim dönemimizde bal ligine yükselen bir takımla sportif faaliyetlerimiz de doludizgin devam ediyor.” diye konuştu
Konuşmasının son bölümünde AK Parti ve MHP Erzurum Milletvekillerine, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanına AK Parti ve MHP Erzurum İl Başkanına, AK Parti ve MHP teşkilatlarına teşekkür eden Sunar, “Cumhuriyetimizin 2. Asrında, yeni bir vizyon, yeni bir ilhamla Palandökenlilerin huzurunda olacağız.” ifadelerini kullandı. – ERZURUM
]]>
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri öncesi ustalık döneminde hayata geçireceği projeleri Şehitkamil Kongre Merkezi’nde düzenlenen toplantıyla tanıttı. Şahin, “Güçlü Gaziantep” sloganıyla altyapı, içme suyu, ulaşım, çevre, ticaret merkezleri, sosyal, kültürel, tarım, spor ve tesis projelerini anlattı. Yeni dönemde yapılacak çalışmalar arasında; Düzbağ Barajı, yeni arıtma tesisleri, metro hattı, hidrojenli otobüsler, yeni çevre yolu, kentsel dönüşüm master planı, Deprem Anma ve Eğitim Merkezi, yeni BÜSEMLER, yeni millet bahçeleri ve İleri Yaş Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi gibi projeler yer alıyor.

FATMA ŞAHİN İLE 5 YIL DAHA YOLA DEVAM
Şahin, 2024-2029 yılında hayata geçireceği projeleri düzenlenen tanıtım toplantısında duyurdu. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda insanı merkeze alan belediyecilik anlayışıyla 10 yıl boyunca projelere imza atan Fatma Şahin, yeni dönemde de hizmetlerini hız kesmeden sürdürecek.
Kente kazandırılacak bazı önemli projeler ise şöyle;
TÜRKİYE’NİN İLK HİDROJENLİ OTOBÜSLERİ: 1 DEPO İLE 500 KM
Karsan tarafından üretilen ve Türkiye’de ilk hidrojenli otobüsleri Gaziantep’e geliyor. EBRD tarafından “Yeşil Şehir” ilan edilen Gaziantep’te Büyükşehir Belediyesi yenilenebilir enerjiye yatırımları kapsamında ekosistemin korunarak gelecek nesillere temiz bir şekilde aktarılması için hidrojenli otobüsler toplu taşımada kullanılmak için hazırlanıyor.
Yerli ve milli, sıfır emisyonlu, çevreci hidrojenle çalışan otobüsler, bir depo yakıtla 500 kilometre yol kat ederken yüksek yolcu kapasitesi ve konforuyla ön plana çıkıyor. Diğer araçların aksine hidrojenli otobüsler atık olarak egzozdan su buharı çıkartarak, ulaşımdan kaynaklanan sera gazının salınımının azaltılmasına katkıda bulunuyor. Suyun içindeki hidrojeni ayrıştırıp yakıt olarak kullanacak otobüsler, ayrıca kendini de şarj edebilecek. Büyükşehir Belediyesi, hidrojen yakıtı elde edebilmek için kullanılacak enerjiyi kurduğu güneş enerjisi santrallerinden karşılayacak.
Daha temiz bir çevre için Fatma Şahin başkanlığında yeni döneminde 4 yeni tramvay alımı yapılacak, toplu taşımada otobüs filolarına 20 yeni elektrikli otobüs katılacak.

BELEDİYE ELİYLE İNŞA EDİLECEK EN BÜYÜK İÇME SUYU BARAJI
Gaziantep’in 2050 yılına kadar su ihtiyacını giderilmesi için hayata geçirilen Düzbağ İçme Suyu İsale Hattı’nın devamı olacak, belediye eliyle inşa edilecek en büyük içme suyu barajı Düzbağ Barajı yapılacak. 191 metre yüksekliğindeki baraj, yüzde 100 cazibeyle gelecek suyla yılda 1.5 milyar TL enerji tasarruf sağlayacak, 166 milyon metreküp toplam su tutma hacmine sahip olacak.

GAZİANTEP-İSKENDERUN LİMANI GÜZERGAHI 107 KM’YE DÜŞECEK
Polateli İskenderun’a 20 km’lik bağlantı ve Amanoslar’a yaklaşık 25 kilometrelik tünellerin açılmasıyla mesafe 107 kilometreye düşecek. Gazi şehrin dünya pazarlarına ulaşımı için önemli bir anahtar olacak İskenderun Limanı’na tünellerle mesafe 107 kilometreye düşecek, zaman ve yakıttan tasarruf sağlanacak.

NİZİP’E 3 MİLYONLUK ARITMA TESİSİ YATIRIMI
Planlanan 3 milyar TL’lik yatırımla kurulacak Belkıs İçme Suyu Arıtma Tesisi’nde ise hizmet vermeye başladığında günlük 1 milyon metreküp su arıtma kapasitesine sahip olacak. Tesis, dünyadaki en son teknoloji ile donatılırken sosyal alanları ile bir cazibe merkezi yaratılacak.
Kent merkezinde gelişen şehrin yeni imar bölgelerinde 6 milyar TL’lik altyapı yatırımıyla 16 bölgenin içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu ve paket arıtma tesisleri tamamlanacak.

METRO İLE ULAŞIMDA YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
Cumhurbaşkanlığı tarafından 2024 yatırım programına alınan, Gazi şehirde toplu taşımada yeni bir dönem başlatacak Gar – Düztepe – Hastane Sürücüsüz Metro Hattı Projesi için geri sayım başladı. 10 kilometre 440 metre uzunluğundaki 9 istasyon ve 39 tren seti kapasiteli depodan oluşacak 15 milyar TL’lik dev yatırım olan metro hattı, toplu taşımada güvenliğin, konforun ve memnuniyetin artmasını sağlarken, yeşil şehrin ulaşım standartlarını da koruyacak.

YENİ ARITMA TESİSLERİ VE ALTYAPI YATIRIMLARI
Gazi şehrin yeni yerleşim alanlarındaki atık suların arıtılarak doğayı kirletmemesi için dört yeni tesisin temelleri bu yıl atılacak. Kent merkezinde Kuzeyşehir, Kızılhisar 2’nci Etap, Beylerbeyi-Beykent ile depremden etkilenen İslahiye ilçesinde yapılacak İleri Biyolojik Atık su Arıtma Tesisleri ile atık suların tamamı arıtılacak. 2 milyar TL’lik yatırımla yapılacak dört tesis ile altyapıda arıtma yükü alınacak.

GÖNÜLLÜ DÖNÜŞÜM ESASLI KENTSEL DÖNÜŞÜM MASTER PLANI
Gaziantep’in genelinde yapılan çalışmalarla zemin yapısı hakkında edinilen bilgilerle şehirde gönüllü kentsel dönüşüm yapılacak. Başkan Fatma Şahin, yeni döneminde tüm binaların kontrolünü yaparak daha güvenli, daha dirençli, her türlü afete dayanıklı mimarisi ile özgün, estetik yatay ve yeşil, yerinde gönüllü dönüşüm esaslı yeni yaşam alanlarını şehre kazandıracak. İlk etapta Nizip yolundan Gaziantep’e yakışır şekilde yerinde gönüllü dönüşüm yapılacak.

GAZİRAY, HAVALİMANI VE BÜSEM’E BAĞLANIYOR
Gaziantep’in ulaşımında önemli bir dönüm noktası olan ve bugünkü rakamıyla 30 milyarlık değere sahip GAZİRAY’ı Havalimanı ve BÜSEM bağlantıları yapılarak uzatılacak.
16 duraklık 25 kilometrelik dev proje olan GAZİRAY Banliyö Hattı, 1 istasyon ve 7 kilometre uzatılarak BÜSEM’e, 4 istasyon ve 15.3 kilometre uzatılarak Gaziantep Havalimanı’na bağlantı yapılacak. Böylelikle OSB ile KÜSGET arasında hizmet veren GAZİRAY’ın yeni bağlantılarla fonksiyon özelliği arttırılacak.

DÜLÜK TÜNELİ İLE YAKIT VE ZAMAN TASARRUFU
Dülük Tüneli ile 10 OSB’si 250 bin çalışanıyla Türkiye’nin sayılı sanayi bölgelerinden olan Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ne ulaşım kesintisiz olarak gerçekleştirecek. 5 bin 800 metre uzunluğundaki Dülük Tüneli’yle OSB – kent merkezi hattı için çevre yolu ile alternatif bağlantı sağlanacak. Projenin, Dülük Ormanı kısmı 2 bin 900 metrelik 2 tünelden oluşacak ve ormanın doğal ve tarihi yapısı da korunmuş olacak. 6 milyar TL’lik dev proje, Çevreyolu ile D-400’ün kesişim noktasından başlayacak, OSB ve Adana-Şanlıurfa Otoyolu’na (TAG) bağlanacak. Tünel kısmı gidiş geliş 3’er şeritten oluşacak. Proje tamamlandığında yakıt ve zaman tasarrufu sağlanacak.

YENİ ÇEVRE YOLU İLE TRAFİK SORUNUNA ÇÖZÜM
Gelişen şehrin yeni çevre yolu ihtiyacı için Başkan Fatma Şahin yeni projesiyle sorunu çözecek. 126 kilometre uzunluğunda, 50 metre genişliğindeki yeni çevre yolu, doğuda Tem Otoyolu ve D-400 karayolu bağlantısı ile başlayarak, güneyde Güneyşehir yerleşimini ve Oğuzeli ilçesinin kuzeybatı ucunu çevreleyecek. Gaziantep’in batı ucundan devam etmek üzere kuzey batı uçtan D-400 Karayolu ile Tem Otoyolu bağlantısını sağlayarak kuzeyde Kuzeyşehir yerleşimini de kapsayarak Tem Otoyolu ve D-400 karayolu ile yeniden bağlantı sağlanacak.

Ulaşım altyapısının güçlendirilmesi için 7 bin 700 metre uzunluğunda 50 metre genişliğinde Yeşilvadi-Nizip bağlantı yoluyla Yeşilvadi Bulvarı’nı Nizip Yolu’na ve BÜSEM’e direk bağlayarak hızlı, güvenli ve kesintisiz ulaşım sağlanacak. Gazi şehre ayrıca BÜSEM–1 VE 2, Seyrantepe, Abdülhamithan, Abdulkadir Yüksel Devlet Hastanesi ve Tugay Kavşak Genişletme ile 6 yeni katlı kavşak kazandırılacak.
ÇEVRE VE ENERJİ PROJELERİ DEVAM EDECEK
Başkan Şahin’in ustalık döneminde hava kirliliğinin yoğun olduğu mahallelerde 10 bin evin daha doğalgaz dönüşümü yapılacak. Enerji ihtiyacını yenilebilir enerji kaynaklarından karşılayan Gaziantep Büyükşehir, 37 megawattlık güneş enerjisi gücün kurulumunu tamamlarken 16 megawatt yeni güneş enerjisi panelinin kurulumunu sürdürüyor. Öte yandan Mekanik Biyolojik Ayrıştırma Tesisi’nin 2’nci etabı tamamlanarak tüm atıkları ayrıştırarak ekonomiye kazandırılacak.

YENİ BÜSEMLER ŞEHRE KAZANDIRILACAK
3.9 milyon metrekare alana kurulan Büyükşehir Sanayi ve Endüstri Merkezi (BÜSEM)’in yenileri şehre kazandırılıyor. Sıkışan şehri rahatlatmak, kent merkezinde kalan üretim ve ticaret yerlerini şehrin dışına taşıyarak modern tesisler kazandırmak için başlatılan projenin devamında ilk durak Kuzeyşehir olacak. 2 milyon metrekare alana kurulacak, 5 bin iş yeri ve 25 bin kişinin istihdamını sağlayacak proje ile Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi elektrik üretim A.Ş., Havalandırma ve İklimlendirme, Asansörcüler Sanayi Sitesi ve Kuzeyşehir Demir Çelik Sanayi Sitesi kurulacak.
Diğer BÜSEM’ler için konum olarak Bedirkent, Taşlıca, Mavikent, Sinan ve Oğuzeli belirlendi. Kurulacak yeni 5 BÜSEM toplam 804 bin metrekare olurken mobilyacılar, dericiler, bağırsakçılar, trikotajcılar ve hububatçılar için yeni iş yerleri ortaya çıkacak.

DEPREM ANMA VE EĞİTİM MERKEZİ
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 il içinde olan Gaziantep’te, Nurdağı’nda 10 bin metrekare alanda hayatını kaybedenleri anmak, yıkımı göstererek gelecek nesilleri bilinçlendirecek, deprem anında yapılması gerekenleri anlatacak, aynı zamanda mimarlık ve inşaat mühendisliği eğitimi alan öğrencilerin eğitim amaçlı ziyaret edebileceği Deprem Anma ve Eğitim Merkezi yapılacak.

YEŞİLİYLE GÜÇLÜ GAZİANTEP
Şehrin grileşen yüzünü son 10 senede yeşile boyayan, ağaçlandırma çalışmalarıyla kentin her noktasını yeşillendiren Başkan Fatma Şahin, yeni döneminde yeni çalışmalarla şehre nefes aldıracak. Şehir merkezinde yapılacak çalışmalarla Türkiye’de şehir merkezinden geçen tek 19 kilometre kesintisiz yeşil yaşam koridoru oluşturulacak.
GASTROBOTANİK BAHÇESİ
Galle Park’ın devamında yapılacak yeni Gastrobotanik Bahçesi, 232 bin metrekarelik alanda kurulacak. Gastrobotanik Bahçesi içerisinde yöresel ve dünya mutfağında kullanılan bitkilerin bulunduğu bahçeler ve tadım merkezleri, laboratuvarlar, seralar, herbaryum, tohum bankası, eğitim salonları, kütüphanesi, arkeobotanik müzesi, sağlıklı yaşam destek üniteleri yer alacak.
FESTİVALLER PARKI ÇOK AMAÇLI SALON VE SEYİR KULESİ
Festivaller Parkı içerisinde 10 bin metrekarelik alana kurulacak alanda içinde her türlü festivallerin, fuarların ve etkinliklerin düzenleneceği çok amaçlı salon ve seyir kulesi yapılacak. 10 kilometrelik yeşil dokuyu görebilecek bakış açısına sahip olacak seyir kulesi keyifli bir izlenim ve manzara sunacak.
Başkan Şahin açıkladığı yeni projeleriyle Çınarlı Parkı ve Şehitler Abidesi revize edilecek, Humanız, TRT Orman Parkları yapılacak. Yeni yaşam alanları olan Kuzeyşehir ve Güneyşehir’e yeni millet bahçeleri inşa edilecek.
İSLAHİYE’YE YAYLA TURİZMİ YATIRIMI
Yayla turizmini canlandırmak amacıyla Huzur Yaylası Tabiat Parkı kurulacak. Bitki ve hayvan çeşitliliği bakımından zengin bölge olan Huzur Yaylası için yeni yol çalışması tamamlandı. 150 hektar büyüklüğünde alanda ilk etapta karavan park yapılacak.
İLERİ YAŞ BAKIM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ
Kentte yaşayan yaşlıların hizmetine sunulacak 27 bin metrekare alanda 94 odadan oluşacak yeni İleri Yaş Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, 8 postop, 16 özel bakım odası, fizik tedavi odaları, havuz, hamam ile hizmet verecek.
HAYDİ BÜFELERİ ÇOĞALIYOR KAPASİTE ARTIYOR!
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan Haydi Büfe uygulaması büyüyecek. Meslek liseleri tarafından Gazi şehirlilere sunulan kaliteli ve ucuz ekmeklerin üretim kapasitesinin arttırılması için günlük 120 bin ekmek üretim kapasiteli yeni fabrika kuruluyor. Öte yandan 57 noktada hizmet veren Haydi büfelerinin sayıları artırılacak, üç noktada yeni Haydi Market kurulacak.
TARIMIYLA GÜÇLÜ GAZİANTEP
Çiftçilere başta olmak üzere mazot, gübre, yem, sertifikalı tohum, fidan ve fide destekleri artarak devam edecek. İlçelerde kurulan kadın kooperatifleri eliyle başlatılan ata tohumuna dönüş projesi kapsamında yeni tohumlar üretilecek.
EĞİTİM VE GENÇLİĞİYLE GÜÇLÜ GAZİANTEP
“Eğitim Şehri Gaziantep” sloganıyla çocuklara ve gençlere fırsat eşitliği sunan ve zenginliğin yetişmiş insan gücü olduğuna inanan Başkan Fatma Şahin, yeni dönemde projeleriyle Gazi şehre hizmeti sürdürecek.
ŞEHİR KÜTÜPHANESİ
Mevcut Valilik binasının boşatılmasının ardından yıkılmadan Şehir Kütüphanesi’ne dönüştürülecek. Yeni kütüphane klasik anlayışın aksine gençlerin kendilerini evlerinde hissedebileceği 7/24 hizmet verecek şekilde planlanıyor.
Özellikle Gazi şehirde büyük ihtiyaç olan ders çalışma alanlarının oluşturulması, ihtisas kitaplıklarıyla kitaba erişimin kolaylaştırılması, dijital alanlar ile modern kütüphanecilik hizmetleri verilmesi, yetenek atölyeleri gibi onlarca etkinlikle desteklenmesi ve yazar buluşmaları hedefleniyor.
BEBEK VE OYUNCAK KÜTÜPHANESİ
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin Çocuk Kütüphanesi projesi sonrasında yeni dönemde Bebek ve Oyuncak Kütüphanesi kurulacak. Türkiye Yüzyılı Cumhuriyet Parkı’nda yer alacak kütüphane, 0-5 yaş arası gruplar için yapılacak atölyeler ile temel becerileri, görsel algılamayı ve yabancı dil öğrenimi gibi kazanımları, bebeklere, görsel, fiziksel ve işitsel anlamda katkı sağlayacak. Kütüphanede çocuklar yüzlerce oyuncak arasından oyuncağını seçecek, iki hafta oynadıktan sonra iade edip yenisini alabilecek.
SPOR TESİSLERİNİN SAYISI ARTACAK
4O yeni spor salonunu şehre kazandıran Başkan Fatma Şahin, 10 yeni spor salonunu yeni dönemde vatandaşların hizmetine sunacak. Şehir merkezinde 3 bin kişi kapasiteli Kamil Ocak Çok Amaçlı Spor Salonu ise 1.5 yıl içerisinde hizmet vermeye başlayacak.
Öte yandan engelli vatandaşların yararlanabileceği Engelsiz Spor Salonu yapılacak. Futbolun gelişmesi için amatör futbol kulüplerinin kullanacağı Amatör Futbol Kompleksi hizmete sunulacak.
KÜLTÜR VE TURİZMİYLE GÜÇLÜ GAZİANTEP
Gaziantep’in zengin kültürü, Başkan Fatma Şahin ile dünyaya duyuruluyor, turizme kazandırılıyor. Yeni yapılacak müzeler, yabancı turistleri Gazi şehirde tarihi yolculuğa çıkaracak.
MÜZELER ŞEHRİ GAZİANTEP
Sabun, pekmez ve zeytinyağı üretim süreçlerini anlatan, ziyaretçinin yapımını deneyimleyeceği Sabun ve Pekmez Müzesi için sona yaklaşılırken eski Merkez Bankası, Para Müzesi’ne dönüştürülecek. Eski Ticaret Lisesi binasında, Gazi şehrin tarihi belleğinin korunduğu Bellek Gaziantep Müzesi şehre kazandırılacak. Öte yandan Pürsefa İpekyolu ve İslam Medeniyeti Müzesi, İpekyolu El Sanatları Müzesi ve Nizip Han Restorasyonu ve Kent Müzesi çalışmaları başladı.
FESTİVALLER ŞEHRİ GAZİANTEP İÇİN 12 AY 12 FESTİVAL
Her ay yapılacak ulusal ve uluslararası festivallerle kültürümüze, tarihimize, gençliğimize, sanatımıza ve geleneklerimiz vatandaşlarla buluşturulacak. Bu kapsamda gastronomi, gençlik, hemşehri, opera bale, film, tiyatro, Rumkale su sporları, spor festivalleri, geleneksel çocuk oyunları, sanat festivali, bilim filmleri ve kısa film festivali düzenlenecek.
YAVUZELİ’NDE BULUNAN FIRAT’IN İNCİSİ RUMKALE’YE TELEFERİK
Türkiye’nin en büyük seyir terasına sahip Rumkale için yen 4 istasyonlu teleferik projesi hayata geçirilecek. Böylelikle Rumkale’den Nizip Yolu’na bağlantı sağlanmış olacak.
KARKAMIŞ EKOPARK PROJESİ İLE EKOSİSTEM KORUNACAK
Sınır ilçesi Karkamış’ta 5.5 milyon metrekare toplam alanda yürütülecek proje ile bölgede bulunan endemik çeşitlilik başta olmak üzere ekosistem korunarak turizme kazandırılacak.
TEKNOLOJİ İLE SANATI BULUŞTURACAK MERKEZ
Dijital sanatlar ve sergilenmesi konusunda Gaziantep’in öncü bir şehir olmasını sağlamak amacıyla Dijital Sanatlar Gösteri Merkezi bölgede bir ilk olacak.
Yıldırım Belediyesi, Karapınar Mahallesi 1. Bölge Geri Dönüşüm ve İmar Uygulaması çerçevesinde, tapu çalışmalarını tamamlayarak bin 503 hak sahibine imar parseli tapularını teslim etti.
Karapınar Gençlik Merkezi’nde düzenlenen tapu dağıtım törenine, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra Yıldırım İlçe Tapu Müdürü Enes Gezmiş, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Mersin, AK Parti il yönetim kurulu üyeleri Fuat Alpaslan, Süheyla Bülbül ve Şahin Biba, Karapınar Mahalle Muhtarı Mehmet Çakır ve hak sahipleri katıldı. Törende konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Yıldırım’ın Türkiye’deki 50 şehirden daha büyük bir ilçe olduğunu hatırlatarak, 5 yıldır çocukları, gençleri, kadınları, yaşlıları ile Yıldırımlıların mutluluğu ve huzuru için çalışmaya devam edeceklerini vurguladı. Geride kalan 5 yıllık süreçte imar uygulamalarından kentsel dönüşüme, yeşil alanlardan parklara, spor tesislerinden kütüphanelere, modern pazar alanlarından meydanlara kadar birçok önemli hizmetleri Yıldırım’a kazandırmanın gururunu yaşadıklarını belirten Başkan Yılmaz, “Tüm bunları yaparken temel önceliğimiz ise Yıldırım’ın en önemli problemi olan imar, hisseli parsel ve mülkiyet sorununu çözmek oldu. Bu doğrultuda önemli adımlar atarak Türkiye’nin önünü açacak bir kanun düzenlemesine öncülük ettik. Akabinde başlattığımız imar uygulamalarıyla kısa sürede 10 bin hak sahibine tapularını teslim ettik. Kısa süre içerisinde bu sayı 40 bine ulaşacak” dedi.
Yapılan uygulamalarının etkilerinin bugün itibarıyla tam olarak görülemeyebileceğini de hatırlatan Başkan Yılmaz, “Bu çalışmalarımız mülkiyet problemini tamamen ortadan kaldıracak. Özellikle riskli alan diye tabir ettiğimiz bölgelerde yeni ve güvenli yaşamın önünü açan imar ve plan uygulamalarının önü açılacak. Bu, bu şehir için bir sessiz bir imar devrimdir. Sadece bugüne kadar yaptığımız uygulamalarla ilçemize 68 bin metrekare spor alanı, 36 bin metrekare sağlık alanı, 680 bin metrekare yeşil alanı, 93 bin metrekare sosyal ve kültürel alanı, 78 bin metrekare cami alanı ve 250 bin metrekare okul alanını bedelsiz olarak kazandırdık” ifadelerini kullandı.
Yıldırım Belediyesi sınırları içerisinde toplam 3 bin 100 hektarlık planlanabilir alan bulunduğunu bunun da 320 hektarlık kısmındaki planlama ve imar çalışmalarını 2109-2024 döneminde tamamladıklarını aktaran Başkan Yılmaz, “Şimdi gayemiz, 515 hektarlık alandaki imar planı ve imar uygulaması çalışmalarını tamamlayarak beş yıllık dönem içerisinde planlanabilir alanda yüzde 27 oranında tapu yenilemesi yaparak hak sahiplerine imar parseli tapularını teslim etmiş olmak. Yıllardır çözüm bekleyen Karapınar Mahallesi’ndeki tapu çalışmalarımızı tamamlayarak, 1. ve 5. Bölge olarak adlandırılan 38 hektarlık alanda yaklaşık bin 503 malike ait imar uygulaması tapularını tescil ettirdik. İmar tapuları çıkan bölgede 1 adet camii alanı, toplam 23 bin metrekare, 6 adet okul alanı ve 34 bin metrekare yeşil alan elde edildi” dedi. Konuşmaların ardından hak sahiplerine tapuları dağıtıldı. – BURSA
]]>
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Kent Katılımı Buluşmaları’nın 6. serisinin 8. toplantısını il genelinde faaliyet gösteren amatör spor kulüplerinin temsilcileri ile gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Başkan Seçer, “Amatör spor kulüplerine 4 yılda toplam 19 milyon 641 bin TL yardım yaptık. Spora ve sporcuya destek gelecek dönemde de artarak devam edecek” dedi.
Toplantıya katılan temsilciler, Başkan Seçer’e belediyenin kent genelinde spor alanında yürüttüğü faaliyet ve projeler hakkında merak ettikleri soruları yöneltirken, Kongre ve Sergi Sarayında gerçekleştirilen buluşmada Başkan Seçer’e; Genel Sekreter Yardımcısı Serdal Gökayaz ile Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Emrullah Taşkın eşlik etti.
Nakdi yardım ve malzeme yardımları sürecek
Başkan Vahap Seçer, 5 yıl boyunca amatör spor kulüplerine ve sporculara özellikle nakdi yardımlar konusuna ağırlık verdiklerine dikkat çekti. Seçer, amatör spor kulüplerine 4 yılda toplam 19 milyon 641 bin TL yardım yaptıklarını aktararak, “2024 yılında tabi ki bu bütçeyi anlamlı bir şekilde artırarak sürdüreceğiz. Mümkün olduğunca da en yüksek yardım miktarı ile sizlerin karşısına çıkacağız” diye konuştu. Nakdi yardım desteğinin müracaatlarının 30 Mart tarihinde sona ereceğini hatırlatan Seçer, destekten yararlanmak isteyen kulüp ve sporculara 30 Mart’a kadar başvurularını gerçekleştirmeleri çağrısında bulundu.
Sadece nakdi yardım değil, zaman zaman malzeme taleplerine de cevap verdiklerini söyleyen Seçer, kulüplerin ve sporcuların en önemli sorunlarından birinin müsabakalara giderken yaşanan ulaşım sorunu olduğuna işaret etti. Bu tür konularda geç kalınmadan belediyeye başvurulduğu takdirde her türlü desteği sağladıklarını vurguladı.
“Spor, her şeyi bir araya getiren sihirli bir alandır”
Sporun topluma birçok faydası olan bir alan olduğunu sözlerine ekleyen Seçer, “Başarılı sporcu demek, ülkenin, yaşadığı kentin tanıtımı demek. Spor demek; turnuvalar, müsabakalar demek. Dili, dini, ırkı, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun insanların bir sporcuyu, bir takımı destekleme arzusuyla bir arada olması demek. İnsanları bir araya getirdiğiniz zaman kentte huzuru sağlarsınız. Spor bunları sağlayan çok önemli ve sihirli bir alandır” ifadelerine yer verdi.
“İmar planları bitti, spor sahaları ve tesisleri yapılabilecek”
Mersin Büyükşehir belediyesinin sorumluluk alanındaki imar planlarının bitmesinin kendilerine büyük kolaylık sağladığını ifade eden Seçer, yeni planlarda spor alanlarının belirlendiğini söyledi. Seçer, “Seçim bildirgemize futbol sahası ve semt sahalarını da ekledik. Merkez 4 ilçenin imar planı sorunu vardı, belediyemiz hepsini bitirdi. Yeni spor alanları çıktı. Akdeniz’in bize ait olan planlarını bitirdik. Şimdi Akdeniz Belediyesi bitirmeye çalışıyor. 3-5 ay içinde o da bitecek. Orada da yeni imarda spor alanları çıkacak. O alan hangi belediyeye aitse futbol sahası, spor tesisleri yapabilecek. O açıdan da kısmen rahatladık. Çünkü spor sahası yapacak alanlarımız yoktu. Bu imar çalışmalarından sonra onları da bitirdik” şeklinde konuştu.
“Bizim dönemimizde bisiklet yolları göz önüne çıktı”
5 yılda 148 kilometre bisiklet yolunun yapımını tamamladıklarını aktaran Seçer, “Bizim dönemimizde bisiklet yolları daha da göz önüne çıktı. Yeni açtığımız bulvarlara, ölçüleri uygun olan her yere yapıyoruz” dedi. Bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması için kent genelinde organizasyonlar gerçekleştirdiklerini belirten Seçer, Tour Of Mersin, Kleopatra Bisiklet Festivali gibi birçok etkinliği hayata geçirdiklerini anlattı. Büyükşehir tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde Mersin’in Eurovelo-Avrupa Bisiklet Rotaları Ağı’na dahil edileceğini ifade eden Seçer, “Bu çok önemli bir çalışma. Bu ağın içerisinde olmamız Mersin’in tanıtımı için muazzam olacak. 3 yıldır bu işi takip ediyoruz. Bisikletçiler bu güzergahı kullansın, Mersin tanınsın ve gelişsin istiyoruz. Bunun için de gerekli çalışmaları yaptık” diye konuştu.
“Müftü Deresi Yaşam Parkı önümüzdeki 5 yılda Mersinlilere yapmayı söz vereceğim çalışmalardan bir tanesidir”
Büyükşehir Belediyesi tarafından Mersin’e kazandırılacak olan Babil Su Sporları Merkezi hakkında da konuşan Seçer, “Orada kano, kürek, yelken birimleri, cankurtaran kursları gibi birçok faaliyet olacak. Herkese hitap eden çok güzel bir mekan oldu” dedi. Gelecek dönemde hayata geçirilecek önemli projelerden biri olan Müftü Deresi Yaşam Parkı ile ilgili de katılımcıları bilgilendiren Seçer, “500 dönüm bir alan var. Bu muazzam ve çok sayıda fonksiyon yükleyebileceğimiz bir alan. Nasıl Kültür Park’ta basketbol potaları, tenis kortları, ayak tenisi alanlarımız var ise orada da her yaşa uygun birçok fonksiyon olacak. Bu da önümüzdeki 5 yılda Mersinlilere yapmayı söz vereceğim çalışmalardan bir tanesidir” sözlerine yer verdi.
“Vahap Bey’in spora bakış açısı son derece olumlu”
Mersin Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Genel Başkanı Mithat Ertaş da bu tür toplantıları önemli bulduğunu dile getirerek, “Özellikle spor camiası buluşmaları bizi son derece mutlu etti. Amatör spor, gönül işi. Vahap Bey’e baktığımız zaman spor adına kentte güzel şeyler yaptığının farkındayız, spora bakış açısı son derece olumlu. Kulüplerimize yapılan nakdi yardımlar, ulusal ve uluslararası derece yapan sporcularımız, antrenörlerimizin ödüllendirilmesi, zor durumda olan kulüplerimiz; özellikle gençlik kulüplerimize çok büyük rahatlama getiriyor. Bu her yıl artarak devam ediyor” şeklinde konuştu.
“Bu toplantılar sayesinde kulüpler kendini rahatça ifade edebilir”
Mersin Ampute Futbol Kulübü Başkanı Ali Yanaç ise Başkan Vahap Seçer’in göreve geldiğinden bu yana yapmış olduğu çalışmaları yakından takip ettiğini söyleyerek, “Başkanımızın Ampute Futbol Kulübü ve diğer amatör kulüplere vermiş olduğu destekler göz önünde. Bu toplantıların da verimli sonuçları olur, daha önce kendini ifade edememiş kulüpler de kendilerini daha rahat ifade edebilir. Bunun da çok olumlu sonuçları olur” ifadelerine yer verdi. – MERSİN
]]>
AK Parti Kocaeli Milletvekili Sadettin Hülagü, sağlık alanında düzenlemeler içeren kanun teklifinin, sağlıktaki vizyon çalışmalarına yeni bir hız vereceğini belirtti.
TBMM Genel Kurulunda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediliyor.
Teklifin birinci bölümünün tümü üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, hekimlerin iş yükünün arttığını söyledi.
Sağlık sisteminin ana unsuru olan personele yapılan ödemenin düştüğünü savunan Torun, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet dolayısıyla “beyaz kod” başvurusunun yükseldiğini öne sürdü.
İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, sağlık sisteminde bozulmalar yaşandığını iddia etti.
Muayene randevusu alınmasında vatandaşların sorunlar yaşandığını dile getiren Türkkan, “Hekimler 5 dakikada bir muayene yapmak zorunda, bazen bu 2 dakikaya düşüyor. Bir hekim, bir hastayı 2 dakikada nasıl muayene edecek?” diye sordu.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının yaşandığını anımsatan Türkkan, hekimlerin muayene yapmaya korktuğunu savundu.
Hekimlerin mobbing ve şiddet yüzünden yurt dışına gitmenin yollarını aradığını ileri süren Türkkan, “Hekimlerin gördüğü şiddet konusunda toplumda bireylerin yeterli tepkiyi göstermediğini düşünüyorum.” ifadesini kullandı. Lütfü Türkkan, teklifin yeterli hizmetleri verecek maddeleri içermediğini söyledi.
“Ebelerin normal doğuma daha aktif katılmalarına imkan tanınmıştır”
MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu, teklifin 10 farklı Kanun’da değişiklik öngördüğünü bildirdi.
Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kalitesinin artırılmasına yönelik önemli gelişmelerin sağlandığını vurgulayan Zırhlıoğlu, sağlık alanında fiziki ve beşeri alt yapının iyileştirildiğini anlattı.
Zırhlıoğlu, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinin, sağlık çalışanlarına verilen önem ve değerle doğru orantılı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Teklifle, mesleğini serbest olarak icra eden diş hekimlerinin ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş hekimi çalıştırılabilmelerine, ebelerin görev tanımlarının güncellenmesine ve normal doğuma daha aktif olarak katılmalarına imkan tanınmıştır. Pek çok konu başlığını içeren kanun teklifi vatandaşlarımızın daha etkin sağlık hizmeti almasını sağlamak, sağlık çalışanlarımızın çalışma şartlarının iyileştirilmesi, sağlık sistemimizin daha iyi, etkin ve verimli işlemesi için hazırlanmıştır.”
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, teklifte yer alan diş tabiplerinin, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilmesine yönelik düzenlemenin bulunduğunu hatırlatarak, verilecek ücretlerin belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Kamudaki diş hekimi sayısının artırılması gerektiğini belirten Gergerlioğlu, teklifle ilaç sektörünün karlarının artmasının kolaylaştırıldığını savundu.
“Acil servislerimiz Türkiye’nin her yerinde dolu”
CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, teklifin sağlık çalışanlarının haklarını savunmaktan uzak olduğunu öne sürdü.
Diş tabiplerinin, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilmesine yönelik düzenlemenin olumlu olduğunu ifade eden Karaoba, bu düzenlemeyi yetersiz bulduklarını söyledi.
Ali Karaoba, “Acil servislerimiz Türkiye’nin her yerinde dolu. Acil servislere başvuru sayısı diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda beş kat daha fazla. Acil tıp uzmanlarımız, canla başla çalışırken bile vatandaşların talebine yetişemezken bu alanın yoğun bakım yan dal uzmanlık programına dahil edilmesi acil uzman hekim sayısını azaltacaktır. Yan dal yapan uzman kendi ana dalında hasta bakamamaktadır.” diye konuştu.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Sadettin Hülagü, kanun teklifiyle Türkiye’nin sağlık alanındaki rekabet gücünün korunması için çeşitli düzenlemeler yapılmasının amaçlandığını vurguladı.
Teklifle, Sağlık Bilimler Üniversitesinin kadrolarına yönelik belirleme işleminin Sağlık Bakanının yetkisinden çıkarıldığını ifade eden Hülagü, “Dünyada tıbbın gelişmesiyle hekim uzmanlık alanları ileri seviyelere ayrılmış, bu bölümler yan dal olarak adlandırılmıştır. Yan dal eğitim uzmanlıklarında üç yıllık bir süre var. Bu eğitim yılını tamamlamayan kişilere kesinlikle sertifika verilmesi söz konusu değildir. Yüzde 20 oranında daha fazla tazminat almaları sağlanarak bu alandaki ihtiyacın giderilmesi düşünülmüştür. Kanun teklifi, sağlık alanındaki vizyon çalışmalarımıza yeni bir hız verecektir. ” ifadelerini kulandı.
Sadettin Hülagü, teklifle ilaç ve tıbbi cihaz mevzuatı ve malpraktis uygulamalara ilişkin de düzenlemelerin yer aldığını kaydetti.
Teklifin birinci bölümünün tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelerin görüşülmesine geçildi.
]]>
AK Parti İBB Başkan Adayı Kurum, Risksiz İstanbul Tanıtım Toplantısı’nda projelerini detaylı şekilde anlattı
AK Parti İBB Başkan Adayı Kurum:
“Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz”
“Tüm sanayi alanlarımızı gözden geçirecek ‘İstanbul Sanayisi Yenileniyor’ diyerek dönüştüreceğiz”
“İstanbul’un Dijital İkizi Projesi sayesinde, şehrimizin afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edeceğiz”
“9 tane afet destek birimleri ile her türlü iletişim altyapısı hazır olan Afet Müdahale Merkezleri kuracağız”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz. Dünyaya örnek olacak bir afet yönetim sistemine imza atarken genç beyinlerimizin gelişimine katkı sağlayacağız. Kuracağımız sistemle afet olduğunda hangi adımları atmamız gerektiğini anlık olarak bileceğiz” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, 25 Ocak’ta düzenlediği Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Tanıtım Toplantısı’nda 10 temel başlık altında projelerini açıklamıştı. Kurum bugün Bakırköy’de düzenlenen Risksiz İstanbul Tanıtım Toplantısı’nda ise daha önce açıkladığı bu projelerini detaylı bir şekilde anlattı. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın konuşmalarıyla devam etti. Kurum şimdiye kadar yapılan ve göreve gelince İstanbul için yapmayı planladığı projelerini tek tek anlatırken, simülasyonu ise sahneye yansıtıldı. Kurum program sonunda ise protokol eşliğinde sahnede fotoğraf çektirdi.
“Tüm sanayi alanlarımızı gözden geçirecek ‘İstanbul Sanayisi Yenileniyor’ diyerek dönüştüreceğiz”
Programda sanayi alanlarının dönüşüm projelerinden bahseden AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Biz dönüşümün alt başlıklarından birini de sanayi alanlarının dönüşümü olarak belirledik. Ben Türkiye’nin hemen her ilinde, şehir merkezinde kalmış sanayi alanlarını, çeperlere taşıyıp dönüştürmüş bir kardeşinizim. 18 ilimizde Sanayi Dönüşüm projeleri yaptık. Gerek sıfır atığı önceliklendiren, gerek sürdürülebilir üretimi odağına alan projelerimizi ülkemizin bir çok ilinde yapmış ve esnafımıza, şehrimizin üretimine, istihdamına katkı sağlamış bu projeleri gerçekleştirerek milletimizi mutlu eden İstanbul’umuzun, 108 milyar dolara tekabül eden bir sanayi cirosu var. 800 bin İstanbullu kardeşimiz bu sanayi alanlarında çalışıyorlar. Sanayi işletmelerimizin yüzde 77’lik kısmı şehir merkezinde kalmıştır. Yüzde 62’si düzensiz, dağınık yapıdadır. Bu durum aslında trafik çilesini artırmakta, hava kirliliği oluşturmakta, afet risklerine karşı İstanbul’un kırılganlığını artırmaktadır. Bu nedenle, Bayrampaşa, Esenyurt ve Başakşehir’deki sanayi tesislerimiz başta olmak üzere tüm sanayi alanlarımızı gözden geçirecek ‘İstanbul Sanayisi Yenileniyor’ diyerek dönüştüreceğiz. İstanbul Sanayi Odamızla ve İstanbul Ticaret Odamızla istişareler yaptık. Talebi olan sanayicilerimizin planlı, altyapılı, sosyal donatılı arazi ihtiyaçlarını karşılayacağız. Sanayi alanlarımızı şehrin çeperlerine çıkarıp, arge, inovasyon ve kuluçka merkezleriyle, oteli, lokantaları, mesleki eğitim okullarıyla, teknolojinin üretildiği bu üretimlerin merkezi İstanbul sanayisini inşa edeceğiz. Bu dönüşümle birlikte sürdürülebilir bir dönüşümü gerçekleştirelim istiyoruz. Enerjimizi, suyumuzu daha verimli kullanacağımız ve 2 bin 40 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda bu adımları atalım istiyoruz” dedi.
“Onlarca medeniyetin izlerini taşıyan İstanbul’umuzu yeniden dünyanın cazibe merkezi yapacağız”
Göreve gelir gelmez İstanbul’un her yerinde yenileme çalışmaları başlatacağını dile getiren Kurum, “Onlarca medeniyetin izlerini taşıyan İstanbul’umuzu yeniden dünyanın cazibe merkezi yapacağız. Göreve gelir gelmez, tarihi yarımadada ve İstanbul’un her yerinde bir renovasyon seferberliği başlatacağız. Öncelikle Eminönü-Sirkeci sahil bandımızı düzenleyeceğiz. Eminönü sahil yolu ile bağlantılı tüm sokakları ve tüm meydanları yeniden elden geçireceğiz. Sirkeci tren garımız da tematik düzenlemeyle içindeki donatılarla her yaştan İstanbullunun keyifle dolaşacağı cıvıl cıvıl bir alan olacak. Meşhur Kıble Çeşme Caddesi İstanbul’un en önemli lokasyonlarından bir tanesi ve burayı yapacağımız projelerle birlikte süratle restore edeceğiz. Fatih Camii ve külliyesi çevresindeki sokakları, niteliksiz binaları elden geçirerek düzenleyeceğiz. Sultan Fatih’in torunları olarak bu şehre yakışır bu dönüşümü, buradaki binaları, saçağıyla, malzemeleriyle çevresinde yürüyüş yapılacak bisiklet yollarıyla, tarihi kimliğine uygun peyzajla yepyeni bir görüntüye kavuşturacağız. Her gün milyonları ağırlayan Sultanahmet Meydanı’nda da kapsamlı bir çevre düzenlemesi yaparak tüm tarihi yarımadayı gerçek kimliğiyle, gerçek gücüyle yeniden tarih sahnesine çıkaracağız. Yine Mimar Sinan’ın kalfalık eseri olarak tanımladığı ve UNESCO tarihi miras listesinde bulunan Süleymaniye Camii ve çevresini de adına yakışır bir yenileme projesiyle ihya edeceğiz. Bölgedeki niteliğini kaybetmiş, köhneleşmiş yapıların tamamını düzeltmek suretiyle orada Mimar Sinan’ın emanetine hep birlikte sahip çıkacağız. Ordu Caddesi’nde de, cadde ve sokak sağlıklaştırma çalışması ile, tarihi Haydarpaşa Tren Garı’ndan başlayıp Kadıköy Meydanı’ndan Moda’ya uzanan kıyı düzenlemesini Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yapacağı Anadolu Yakası’na kazandıracağımız en büyük kültür merkeziyle birlikte birleştireceğiz. Bu tarih ve yeşil aks çok özel bir projeyle birleşecek. İstanbullular denizin, sahilin ve tarihin o dokusunun keyfini bir arada yaşayacak” şeklinde konuştu.
“Meydanlarımızı, aynı zamanda acil durumlar için toplanma alanı olarak da kullanacağız”
Daha önce bazı illerde yapmış olduğu ve şimdi İstanbul için yapacağı meydan projeleri hakkında konuşan Kurum “Kent meydanlarımız sosyal, kültürel, ekonomik ve estetik açılardan önemli bir role sahiptir. İnsanımız buralarda bir araya gelmekte İstanbul’un kültürel ve sanatsal yaşamı buralarda sürmektedir. Meydanlarımızı, aynı zamanda acil durumlar için toplanma alanı olarak da kullanacağız. Ben bundan önce 40 ilimizde 40 tarihi meydanın inşası için çalıştım. Konya, Erzurum, Diyarbakır, Bitlis, Zonguldak, Rize ve Bursa’da bir çok proje gerçekleştirdik. Bundan önce nasıl şehrin en değerli yerlerini vatandaşlarımızın mutluluğuna ayırdıysak, bundan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Yeni Çengelköy meydanımız kıyı düzenlemesi, aydınlatmaları, geniş otoparkıyla Çengelköy’ümüze değer katacak bir yatırım olacak. Yine Çengelköy’de yapacağımız sokak sağlıklaştırmalarıyla bölgeyi eski ticari ve kültürel canlılığına yeniden kavuşturacağız. Yeni Ataşehir Meydanı’nda ilk ofisim işyerleri, kreşler, arge merkezleri, kuluçka merkezleri, açık Pazar yeri alacak. Bunların yanında; açık-kapalı spor salonları, kültür-sanat merkezleri, tiyatrosu, operası, eğitim ve sağlık merkezleriyle; tam bir yaşam alanı olacak. Esenyurt’un bütünleşeceği sosyalleşeceği yeni meydanımız olacak. Küçükçekmece’mize yeni Halkalı Meydan Projesi’ni kazandıracağız” ifadelerine yer verdi.
“Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz”
Bütünleşik Afet Yönetim merkezi kuracağını belirten Kurum konuşmalarını şöyle sürdürdü: “İstanbul gibi riskli bir şehirde, afetler olmadan harekete geçmek zorundayız. İstanbul’un afet yönetimine dair projelerimizi 1 Nisan tarihi itibariyle süratle başlatacağız. Bugün, İstanbul’un potansiyel risklerini tamamen belirledik. Stratejilerimizi ve önlemlerimizi geliştirdik. Acil durum planlarımızı, tahliye yollarımızı, kullanılacak kaynakları tamamen planladık. AFAD’ımız afetlerdeki hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerinde koordinasyonu başarıyla sağlıyor. Biz de AFAD’ımızla işbirliği yapacak, İBB bünyesinde kuracağımız afet yönetiminde önceliğimizi önleme ve risk azaltma olarak belirleyeceğiz. Biz risk azaltma için yapılacak harcamaları maliyet değil geleceğe yatırım olarak görüyoruz. Afet öncesi yapılan 1 birim yatırımın, afet sonrası yapılacak 10 birim harcamaya eşdeğer bilinciyle afete hazırlık kapsamında adımlarımızı atacağız. Öbür taraftan olası bir afet sonrası için müdahale kapasitemizi en hızlı şekilde güçlendirecek, iletişim ve iyileştirme aşamasını da planlayacağız. Bütünleşik Afet Yönetim Sistemi’ni kuracağız. Bütünleşik Afet Yönetim Sistemi içinde güçlendirilmiş gerçek zamanlı haberleşme altyapısı, Gözlem ağları, Tahmin ve erken uyarı sistemleri, Elektronik risk izleme sistemleri, Anlık Durum Tespitleri, Karar Destek Sistemleri, Dayanıklılık Analizi ve Planlama Platformu bir arada çalışacak. Sistemi Yapay Zeka Destekli Veri Analitiği araçları ile analiz edecek, Akıllı Şehir Sistemi’ne ve İstanbul’un Dijital İkizi’ne entegre edeceğiz. Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz. Dünyaya örnek olacak bir afet yönetim sistemine imza atarken genç beyinlerimizin gelişimine katkı sağlayacağız. Kuracağımız sistemle afet olduğunda hangi adımları atmamız gerektiğini anlık olarak bileceğiz”
“İstanbul’un Dijital İkizi Projesi sayesinde, şehrimizin afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edeceğiz”
Dijital İkizi Projesi sayesinde İstanbul’un afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edileceğinin altını çizen Murat Kurum, “İstanbul’un Dijital İkizi Projesi sayesinde, şehrimizin afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edeceğiz. Örneğin, deprem riski altındaki bölgeleri önceden belirleyerek, gerekli iyileştirmeleri hızlıca yapabileceğiz. Yoğun yağışlardan kaynaklanabilecek sel risklerini tahmin ederek yine gerekli önlemleri süratle alabiliriz. Şehrimizin herhangi bir alanına 30 milimetre şiddetinde yağış düşecek. 30 milimetre yağış; meteorolojide kuvvetli yağış anlamına gelir. Kuvvetli yağış durumunda yazılım bize, hangi alanların sel riski altında olacağını gösteriyor. Bir afeti yaşamamak adına dijital ikizle birlikte bu tedbiri alabiliriz. Tek tek tüm binaların su taşkın seviyelerini de gösteriyor. İşte biz dijital ikiz sayesinde; böyle yoğun bir yağış beklentisi olduğunda, yağmur gelmeden orada, milletimizin yanına koşacağız” diye konuştu.
“Afet Yönetim Merkezi’nde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidereceğimiz projeyi İstanbul’a kazandıracağız”
Atatürk Havalimanı’nda kurulan Afet Yönetim Merkezi ile çeşitli ulaşımların olduğu lojistik ve tahliye merkezi olacağını söyleyen Kurum, “Atatürk Havalimanı’na yeni bir Afet Yönetim Merkezi kuracağız. Yapımı devam eden millet bahçesine entegre şekilde kuracağımız Afet Yönetim Sistemi’nin tüm bileşenlerini tek bir merkezden yöneteceğiz. Afet yönetiminde İBB Birimleri ile Lojistik Merkezleri bir arada bulunacak. Mevcut hava ve kara ulaşımının yanına deniz ulaşımını da ekleyerek burada bir de liman, lojistik ürünlerin geleceği iskele inşası da yapacağız. Havadan, karadan, deniz yolundan da lojistik desteği alabildiğimiz Afet Yönetim Merkezi’nde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidereceğimiz projeyi İstanbul’a kazandıracağız” dedi.
“9 tane afet destek birimleri ile her türlü iletişim altyapısı hazır olan Afet Müdahale Merkezleri kuracağız”
İstanbul’da sayısı 1 olan Lojistik Destek Merkezi sayısını 7’ye çıkaracağını vurgulayan Kurum, İstanbul Havalimanı yanında bir liman inşa edeceğini de sözlerine ekleyerek “Atatürk Havalimanı Millet Bahçemiz olası bir afet durumunda, hava-kara-deniz ulaşımının bulunduğu bir lojistik ve tahliye merkezi olacak. Şu anda İstanbul’umuzda sayısı 1 olan lojistik destek merkezi sayımıza 6 ekleyerek toplamda 7 lojistik merkez yapacağız. Bu Lojistik destek merkezleri, afet anında önemli bir rol oynayacaklar. Acil durum lojistiğimizin hızlı ve etkili bir şekilde yönetilmesine imkan verecek. İBB destek birimlerinin de yer alacağı bu merkezler İstanbullunun günlük yaşamını kolaylaştıracak. Afet anında ise kesintisiz iletişim ile İstanbul’un her türlü ihtiyacının kesintisiz sağlanmasına destek olacak. Havalimanında olduğu gibi tahliye ve lojistik ihtiyaçlarını karşılamak üzere şehrin kuzeyinde İstanbul Havalimanı yanında bir liman inşa edeceğiz. Bunların yanı sıra 9 tane afet destek birimleri ile her türlü iletişim altyapısı hazır olan Afet Müdahale Merkezleri kuracağız. Ayrıca 39 ilçemizde bulunan toplanma ve geçici yaşam alanlarının alt ve üst yapılarını afete hazır hale getireceğiz. Normalde vatandaşlarımızın kreş, kütüphane olarak gördüğü bu yerler, afet zamanında aşevi, duş alanları, tuvaletleri ve barınma üniteleriyle birer geçici yaşam alanı olacak. Afet sonrasına yönelik olarak kolayca dönüşebilen birimler ekleyeceğiz. 6 saat içinde afet sonrası hizmet birimlerinin kurulacağı bu alanlar, afet anında 2 milyon insanımız için geçici ve güvenli yaşam alanlarına dönüşecek. Afete anında kurtarma, tahliye, tıbbi yardım., toplama ve erişilebilirliğin kesintisiz sağlanması için en önemli araç acil ulaşım yollarıdır. 65 tane helikopterle birlikte bu işleri hızlı bir şekilde İstanbul’a kazandıracağız. Biz bu heliportlarla, afet bölgelerine hızlı kurtarma ekiplerini, yardım ve acil durum malzemelerini taşıyan bu pistlerimizi kazandıracağız. İstanbul’un 571 yıllık şanlı tarihinin en büyük dönüşümünü, çevre ve şehircilik seferberliğini, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, 39 ilçe belediye başkanımızla hep birlikte yapacağız” ifadelerini kullandı.
]]>
AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz. Dünyaya örnek olacak bir afet yönetim sistemine imza atarken genç beyinlerimizin gelişimine katkı sağlayacağız. Kuracağımız sistemle afet olduğunda hangi adımları atmamız gerektiğini anlık olarak bileceğiz” dedi.
Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, 25 Ocak’ta düzenlediği Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu Tanıtım Toplantısı’nda 10 temel başlık altında projelerini açıklamıştı. Kurum bugün Bakırköy’de düzenlenen Risksiz İstanbul Tanıtım Toplantısı’nda ise daha önce açıkladığı bu projelerini detaylı bir şekilde anlattı. İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın konuşmalarıyla devam etti. Kurum şimdiye kadar yapılan ve göreve gelince İstanbul için yapmayı planladığı projelerini tek tek anlatırken, simülasyonu ise sahneye yansıtıldı. Kurum program sonunda ise protokol eşliğinde sahnede fotoğraf çektirdi.
“Tüm sanayi alanlarımızı gözden geçirecek ‘İstanbul Sanayisi Yenileniyor’ diyerek dönüştüreceğiz”
Programda sanayi alanlarının dönüşüm projelerinden bahseden AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Biz dönüşümün alt başlıklarından birini de sanayi alanlarının dönüşümü olarak belirledik. Ben Türkiye’nin hemen her ilinde, şehir merkezinde kalmış sanayi alanlarını, çeperlere taşıyıp dönüştürmüş bir kardeşinizim. 18 ilimizde Sanayi Dönüşüm projeleri yaptık. Gerek sıfır atığı önceliklendiren, gerek sürdürülebilir üretimi odağına alan projelerimizi ülkemizin bir çok ilinde yapmış ve esnafımıza, şehrimizin üretimine, istihdamına katkı sağlamış bu projeleri gerçekleştirerek milletimizi mutlu eden İstanbul’umuzun, 108 milyar dolara tekabül eden bir sanayi cirosu var. 800 bin İstanbullu kardeşimiz bu sanayi alanlarında çalışıyorlar. Sanayi işletmelerimizin yüzde 77’lik kısmı şehir merkezinde kalmıştır. Yüzde 62’si düzensiz, dağınık yapıdadır. Bu durum aslında trafik çilesini artırmakta, hava kirliliği oluşturmakta, afet risklerine karşı İstanbul’un kırılganlığını artırmaktadır. Bu nedenle, Bayrampaşa, Esenyurt ve Başakşehir’deki sanayi tesislerimiz başta olmak üzere tüm sanayi alanlarımızı gözden geçirecek ‘İstanbul Sanayisi Yenileniyor’ diyerek dönüştüreceğiz. İstanbul Sanayi Odamızla ve İstanbul Ticaret Odamızla istişareler yaptık. Talebi olan sanayicilerimizin planlı, altyapılı, sosyal donatılı arazi ihtiyaçlarını karşılayacağız. Sanayi alanlarımızı şehrin çeperlerine çıkarıp, arge, inovasyon ve kuluçka merkezleriyle, oteli, lokantaları, mesleki eğitim okullarıyla, teknolojinin üretildiği bu üretimlerin merkezi İstanbul sanayisini inşa edeceğiz. Bu dönüşümle birlikte sürdürülebilir bir dönüşümü gerçekleştirelim istiyoruz. Enerjimizi, suyumuzu daha verimli kullanacağımız ve 2 bin 40 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda bu adımları atalım istiyoruz” dedi.
“Onlarca medeniyetin izlerini taşıyan İstanbul’umuzu yeniden dünyanın cazibe merkezi yapacağız”
Göreve gelir gelmez İstanbul’un her yerinde yenileme çalışmaları başlatacağını dile getiren Kurum, “Onlarca medeniyetin izlerini taşıyan İstanbul’umuzu yeniden dünyanın cazibe merkezi yapacağız. Göreve gelir gelmez, tarihi yarımadada ve İstanbul’un her yerinde bir renovasyon seferberliği başlatacağız. Öncelikle Eminönü-Sirkeci sahil bandımızı düzenleyeceğiz. Eminönü sahil yolu ile bağlantılı tüm sokakları ve tüm meydanları yeniden elden geçireceğiz. Sirkeci tren garımız da tematik düzenlemeyle içindeki donatılarla her yaştan İstanbullunun keyifle dolaşacağı cıvıl cıvıl bir alan olacak. Meşhur Kıble Çeşme Caddesi İstanbul’un en önemli lokasyonlarından bir tanesi ve burayı yapacağımız projelerle birlikte süratle restore edeceğiz. Fatih Camii ve külliyesi çevresindeki sokakları, niteliksiz binaları elden geçirerek düzenleyeceğiz. Sultan Fatih’in torunları olarak bu şehre yakışır bu dönüşümü, buradaki binaları, saçağıyla, malzemeleriyle çevresinde yürüyüş yapılacak bisiklet yollarıyla, tarihi kimliğine uygun peyzajla yepyeni bir görüntüye kavuşturacağız. Her gün milyonları ağırlayan Sultanahmet Meydanı’nda da kapsamlı bir çevre düzenlemesi yaparak tüm tarihi yarımadayı gerçek kimliğiyle, gerçek gücüyle yeniden tarih sahnesine çıkaracağız. Yine Mimar Sinan’ın kalfalık eseri olarak tanımladığı ve UNESCO tarihi miras listesinde bulunan Süleymaniye Camii ve çevresini de adına yakışır bir yenileme projesiyle ihya edeceğiz. Bölgedeki niteliğini kaybetmiş, köhneleşmiş yapıların tamamını düzeltmek suretiyle orada Mimar Sinan’ın emanetine hep birlikte sahip çıkacağız. Ordu Caddesi’nde de, cadde ve sokak sağlıklaştırma çalışması ile, tarihi Haydarpaşa Tren Garı’ndan başlayıp Kadıköy Meydanı’ndan Moda’ya uzanan kıyı düzenlemesini Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yapacağı Anadolu Yakası’na kazandıracağımız en büyük kültür merkeziyle birlikte birleştireceğiz. Bu tarih ve yeşil aks çok özel bir projeyle birleşecek. İstanbullular denizin, sahilin ve tarihin o dokusunun keyfini bir arada yaşayacak” şeklinde konuştu.
“Meydanlarımızı, aynı zamanda acil durumlar için toplanma alanı olarak da kullanacağız”
Daha önce bazı illerde yapmış olduğu ve şimdi İstanbul için yapacağı meydan projeleri hakkında konuşan Kurum “Kent meydanlarımız sosyal, kültürel, ekonomik ve estetik açılardan önemli bir role sahiptir. İnsanımız buralarda bir araya gelmekte İstanbul’un kültürel ve sanatsal yaşamı buralarda sürmektedir. Meydanlarımızı, aynı zamanda acil durumlar için toplanma alanı olarak da kullanacağız. Ben bundan önce 40 ilimizde 40 tarihi meydanın inşası için çalıştım. Konya, Erzurum, Diyarbakır, Bitlis, Zonguldak, Rize ve Bursa’da bir çok proje gerçekleştirdik. Bundan önce nasıl şehrin en değerli yerlerini vatandaşlarımızın mutluluğuna ayırdıysak, bundan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Yeni Çengelköy meydanımız kıyı düzenlemesi, aydınlatmaları, geniş otoparkıyla Çengelköy’ümüze değer katacak bir yatırım olacak. Yine Çengelköy’de yapacağımız sokak sağlıklaştırmalarıyla bölgeyi eski ticari ve kültürel canlılığına yeniden kavuşturacağız. Yeni Ataşehir Meydanı’nda ilk ofisim işyerleri, kreşler, arge merkezleri, kuluçka merkezleri, açık Pazar yeri alacak. Bunların yanında; açık-kapalı spor salonları, kültür-sanat merkezleri, tiyatrosu, operası, eğitim ve sağlık merkezleriyle; tam bir yaşam alanı olacak. Esenyurt’un bütünleşeceği sosyalleşeceği yeni meydanımız olacak. Küçükçekmece’mize yeni Halkalı Meydan Projesi’ni kazandıracağız” ifadelerine yer verdi.
“Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz”
Bütünleşik Afet Yönetim merkezi kuracağını belirten Kurum konuşmalarını şöyle sürdürdü: “İstanbul gibi riskli bir şehirde, afetler olmadan harekete geçmek zorundayız. İstanbul’un afet yönetimine dair projelerimizi 1 Nisan tarihi itibariyle süratle başlatacağız. Bugün, İstanbul’un potansiyel risklerini tamamen belirledik. Stratejilerimizi ve önlemlerimizi geliştirdik. Acil durum planlarımızı, tahliye yollarımızı, kullanılacak kaynakları tamamen planladık. AFAD’ımız afetlerdeki hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçlerinde koordinasyonu başarıyla sağlıyor. Biz de AFAD’ımızla işbirliği yapacak, İBB bünyesinde kuracağımız afet yönetiminde önceliğimizi önleme ve risk azaltma olarak belirleyeceğiz. Biz risk azaltma için yapılacak harcamaları maliyet değil geleceğe yatırım olarak görüyoruz. Afet öncesi yapılan 1 birim yatırımın, afet sonrası yapılacak 10 birim harcamaya eşdeğer bilinciyle afete hazırlık kapsamında adımlarımızı atacağız. Öbür taraftan muhtemel bir afet sonrası için müdahale kapasitemizi en hızlı şekilde güçlendirecek, iletişim ve iyileştirme aşamasını da planlayacağız. Bütünleşik Afet Yönetim Sistemi’ni kuracağız. Bütünleşik Afet Yönetim Sistemi içinde güçlendirilmiş gerçek zamanlı haberleşme altyapısı, Gözlem ağları, Tahmin ve erken uyarı sistemleri, Elektronik risk izleme sistemleri, Anlık Durum Tespitleri, Karar Destek Sistemleri, Dayanıklılık Analizi ve Planlama Platformu bir arada çalışacak. Sistemi Yapay Zeka Destekli Veri Analitiği araçları ile analiz edecek, Akıllı Şehir Sistemi’ne ve İstanbul’un Dijital İkizi’ne entegre edeceğiz. Afet Yönetim Sistemi’mizi azami ölçüde kendi mühendislerimizle yerli ve milli yazılım bileşenleriyle hayata geçireceğiz. Dünyaya örnek olacak bir afet yönetim sistemine imza atarken genç beyinlerimizin gelişimine katkı sağlayacağız. Kuracağımız sistemle afet olduğunda hangi adımları atmamız gerektiğini anlık olarak bileceğiz”
“İstanbul’un Dijital İkizi Projesi sayesinde, şehrimizin afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edeceğiz”
Dijital İkizi Projesi sayesinde İstanbul’un afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edileceğinin altını çizen Murat Kurum, “İstanbul’un Dijital İkizi Projesi sayesinde, şehrimizin afetlere karşı hazırlıklı olmasını sağlayacak bir yazılım elde edeceğiz. Örneğin, deprem riski altındaki bölgeleri önceden belirleyerek, gerekli iyileştirmeleri hızlıca yapabileceğiz. Yoğun yağışlardan kaynaklanabilecek sel risklerini tahmin ederek yine gerekli önlemleri süratle alabiliriz. Şehrimizin herhangi bir alanına 30 milimetre şiddetinde yağış düşecek. 30 milimetre yağış; meteorolojide kuvvetli yağış anlamına gelir. Kuvvetli yağış durumunda yazılım bize, hangi alanların sel riski altında olacağını gösteriyor. Bir afeti yaşamamak adına dijital ikizle birlikte bu tedbiri alabiliriz. Tek tek tüm binaların su taşkın seviyelerini de gösteriyor. İşte biz dijital ikiz sayesinde; böyle yoğun bir yağış beklentisi olduğunda, yağmur gelmeden orada, milletimizin yanına koşacağız” diye konuştu.
“Afet Yönetim Merkezi’nde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidereceğimiz projeyi İstanbul’a kazandıracağız”
Atatürk Havalimanı’nda kurulan Afet Yönetim Merkezi ile çeşitli ulaşımların olduğu lojistik ve tahliye merkezi olacağını söyleyen Kurum, “Atatürk Havalimanı’na yeni bir Afet Yönetim Merkezi kuracağız. Yapımı devam eden millet bahçesine entegre şekilde kuracağımız Afet Yönetim Sistemi’nin tüm bileşenlerini tek bir merkezden yöneteceğiz. Afet yönetiminde İBB Birimleri ile Lojistik Merkezleri bir arada bulunacak. Mevcut hava ve kara ulaşımının yanına deniz ulaşımını da ekleyerek burada bir de liman, lojistik ürünlerin geleceği iskele inşası da yapacağız. Havadan, karadan, deniz yolundan da lojistik desteği alabildiğimiz Afet Yönetim Merkezi’nde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını gidereceğimiz projeyi İstanbul’a kazandıracağız” dedi.
“9 tane afet destek birimleri ile her türlü iletişim altyapısı hazır olan Afet Müdahale Merkezleri kuracağız”
İstanbul’da sayısı 1 olan Lojistik Destek Merkezi sayısını 7’ye çıkaracağını vurgulayan Kurum, İstanbul Havalimanı yanında bir liman inşa edeceğini de sözlerine ekleyerek “Atatürk Havalimanı Millet Bahçemiz muhtemel bir afet durumunda, hava-kara-deniz ulaşımının bulunduğu bir lojistik ve tahliye merkezi olacak. Şu anda İstanbul’umuzda sayısı 1 olan lojistik destek merkezi sayımıza 6 ekleyerek toplamda 7 lojistik merkez yapacağız. Bu Lojistik destek merkezleri, afet anında önemli bir rol oynayacaklar. Acil durum lojistiğimizin hızlı ve etkili bir şekilde yönetilmesine imkan verecek. İBB destek birimlerinin de yer alacağı bu merkezler İstanbullunun günlük yaşamını kolaylaştıracak. Afet anında ise kesintisiz iletişim ile İstanbul’un her türlü ihtiyacının kesintisiz sağlanmasına destek olacak. Havalimanında olduğu gibi tahliye ve lojistik ihtiyaçlarını karşılamak üzere şehrin kuzeyinde İstanbul Havalimanı yanında bir liman inşa edeceğiz. Bunların yanı sıra 9 tane afet destek birimleri ile her türlü iletişim altyapısı hazır olan Afet Müdahale Merkezleri kuracağız. Ayrıca 39 ilçemizde bulunan toplanma ve geçici yaşam alanlarının alt ve üst yapılarını afete hazır hale getireceğiz. Normalde vatandaşlarımızın kreş, kütüphane olarak gördüğü bu yerler, afet zamanında aşevi, duş alanları, tuvaletleri ve barınma üniteleriyle birer geçici yaşam alanı olacak. Afet sonrasına yönelik olarak kolayca dönüşebilen birimler ekleyeceğiz. 6 saat içinde afet sonrası hizmet birimlerinin kurulacağı bu alanlar, afet anında 2 milyon insanımız için geçici ve güvenli yaşam alanlarına dönüşecek. Afete anında kurtarma, tahliye, tıbbi yardım., toplama ve erişilebilirliğin kesintisiz sağlanması için en önemli araç acil ulaşım yollarıdır. 65 tane helikopterle birlikte bu işleri hızlı bir şekilde İstanbul’a kazandıracağız. Biz bu heliportlarla, afet bölgelerine hızlı kurtarma ekiplerini, yardım ve acil durum malzemelerini taşıyan bu pistlerimizi kazandıracağız. İstanbul’un 571 yıllık şanlı tarihinin en büyük dönüşümünü, çevre ve şehircilik seferberliğini, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, 39 ilçe belediye başkanımızla hep birlikte yapacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>
AK Parti Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit, MÜSİAD Malatya Şube Başkanlığını ziyaretinde yaptığı konuşmada, göreve gelir gelmez önceliklerinin depremin yaralarını bir an önce sarmak olduğunu ifade etti.
Ziyarette ilk olarak söz alan MÜSİAD Malatya Şube Başkanı Yunus Akçin, yerel seçimlerin Malatya’da deprem dolayısıyla daha farklı geçeceğini ifade ederek, “Prof. Dr. İlhan Geçit hocamıza çıktığı yolda başarılar diliyorum” dedi.
Asrın felaketinde hem Yeşilyurt hem de Malatya’nın ciddi hasar gördüğünü belirten Akçin, “Binalarımızın yüzde 40’ı, iş yerlerimizin de yüzde 70’ine yakını zarar gördü. Bin 300’e yakın insanımız vefat etti. MÜSİAD olarak depremin ilk gününden bugüne kadar gerek insanların ihtiyaç duyduğu yardımlar olsun gerekse üyelerimizin ihtiyaçları doğrultusunda bir yıldır mücadele ediyoruz. Tabi bu uzun soluklu bir iş. Kısa vadede çözülecek sorunlar değil, biraz sabır biraz gayret isteyen zaman isteyen bir süreç. Bu zamanı sabırla biz şehrimizin tekrardan ayağa kalkmasıyla ilgili gayret göstereceğiz. Bununla beraber seçilecek yerel aktörlerin de mutlak surette sivil toplum ile iç içe gerek ekonomik anlamda gerek turizm anlamında gerek şehrin hizmet sektörünün kalkınması ile alakalı mutlaka birlikte çalışması gerekiyor. Bu eksiklerimizi beraber istişare halinde nasıl gidereceğiz, nelere katkı yaparız, bu anlamda istişare halinde olmayı umuyoruz” şeklinde konuştu.
AK Parti Yeşilyurt Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. İlhan Geçit, MÜSİAD’ın ülke ekonomisi açısından önemli bir sivil toplum kuruluşu olduğunu belirterek, “Biz MÜSİAD’ın çalışmalarını daha önceden biliyoruz, yakın takip ediyoruz ve takdir ediyoruz. MÜSİAD’ın deprem döneminde yaptığı çalışmaları da kısmen biliyorum, bu anlamda da bu çalışmaları çok önemsiyorum” ifadelerine yer verdi.
31 Mart gecesi yetki aldıklarında birinci önceliklerinin depremin yaralarını sarmak olduğunun da altını çizen Geçit, “Tabii ki bu yaralar çok boyutlu ama biz öncelikli olarak bölgemizde ağır yapıların yüksek oranda olduğunu biliyoruz. Güçlendirilmesi gereken yapılar var bu anlamda da yerinde dönüşümün hızla ele alınması gerekiyor. Güçlendirme projelerinin mutlaka hızlandırılması gerekiyor. 6 Şubat depreminden sonra Malatya’da ki yapıların önemli bir kısmının ağır hasar alması bir kısmının yıkılması önemli can kayıplarının olması daha önce bu yapı süreçlerinde yer almış insanların yargısal süreçlere maruz kalmasıyla sonuçlandı. Bundan dolayı belediyelerimizde bu güçlendirme projeleri ve yerinde dönüşüm projeleri uzun süre bekliyor ne yazık ki. Biz inşallah yönetime gelirsek güçlendirme projelerini de yerinde dönüşüm projelerinde hızlandıracağız. Bunlar için bir süre tayin edeceğiz, o projeler belediyeye geldiğinde onların bir bekleme süreleri olacak. Mutlaka takipçisi olacağız. Bununla da yetinmeyeceğiz, yeni rezerv alanları keşfedeceğiz ki onunla ilgili bir ekip kurduk. Bir proje ekibi oluşturduk, onlar şimdi bakıyorlar. Çevre ve şehircilik il müdürlüğümüz ile birlikte bu süreci yönetiyorlar. 19 civarında rezerv alanımız var ama tabii ki bu rezerv alanları bir Battalgazi’deki rezerv alanlarına göre metrekare olarak daha düşük. Biz yeni rezerv alanları oluşturacağız ve bunları TOKİ’ye sunacağız. Buradaki en büyük sorun vatandaşın normal yaşama dönmesi, yani normal bir konutta kendi konutuna taşınması. Ticarethanelerin tekrar faaliyete geçmesi, yani bu süreçlerin farkındayız. Bizim hekim olmamız bazı toplumsal kesimlerde bir endişeye sebebiyet vermesin, biz daha önce de yöneticilik yaptık. Belediyeciliğin iyi bir ekip kurmak, organizasyon ve yönetme becerisi olduğunu biliyorum. Bu anlamda en ufak bir zafiyet olmayacak inşallah biz yönetime geldiğimizde” diye konuştu. – MALATYA
]]>
AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “İnanıyorum ki Türk kadınları, kız çocuklarımız, başarılarıyla bizleri gururlandırmaya devam edecek. Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da çalışmalarımızın odağında kız çocuklarının ve kadınların, başta eğitim olmak üzere her türlü haklarının teslimi, toplumda etkin ve güçlü olmaları yer alıyor” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çeşitli ziyaretler için Kayseri’ye geldi. Bakan Göktaş, Bilim Merkezi’nde düzenlenen ‘Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Uluslararası Günü’ etkinliğine katıldı. Teknolojinin gelişmesiyle dünyanın hızla değiştiğini, endüstri ve sosyal yaşamın da bu değişime ayak uydurduğunu belirten Bakan Göktaş, Dünya Ekonomik Forumu Raporu’na göre, 2025 yılına kadar pek çok iş kolunun işlevini yitireceğini, teknoloji temelli yeni iş kollarının ortaya çıkacağını ifade etti. Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu raporuna göre ise 21’inci yüzyılda mesleklerin yüzde 75’inin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) içerikli olacağını belirten Bakan Göktaş, “Bu nedenle çalışanların, işlerinde dijital yetkinlik kazanmaları gerekiyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de kadınların internet kullanım oranı erkeklere göre yaklaşık yüzde 10 daha az. Dünya genelinde ise kadınlar erkeklere kıyasla yüzde 21 daha az cep telefonu kullanıyor” diye konuştu.
‘KIZLARIMIZIN EĞİTİMİNE ÇOK BÜYÜK DESTEKLER VERDİK’
Söz konusu verilerin kadınların teknolojiye erkeklerden daha az ulaştığını gösterdiğine dikkati çeken Bakan Göktaş, şunları söyledi:
“Ayrıca yapılan çalışmalar, önyargıların, kadın ve kız çocuklarının dijital beceriler geliştirmelerini ve STEM alanlarında yeterince temsil edilmediğini ortaya koyuyor. Oysa biliyoruz ki, STEM alanlarında cinsiyet farkı azaltılırsa istihdam ve üretkenlik artacak, kadınlar bireysel anlamda güçlenmelerinin yanında ülke ekonomisine de katma değer sağlayacak. Kızlarımızın ve kadınların STEM alanlarını keşfetmeleri ve başarılı rol modellerle karşılaşmaları bu anlamda oldukça önemli. Bizler de bu kapsamda kız çocuklarımızın iyi eğitim almaları ve kariyerlerinde ilerlemeleri için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Cumhurbaşkanımızın ve eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin desteği ve liderliğiyle kızlarımızın eğitimine çok büyük destekler verdik, vermeye de devam ediyoruz.”
Yükseköğrenim istatistiklerine göre, üniversite eğitimine başlayanlar içinde kızların oranının yüzde 50’yi aştığını vurgulayan Bakan Göktaş, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarından mezun olan kız öğrencilerin oranının ise yaklaşık yüzde 35 olduğunu belirtti.
‘YAPILAN HER ÇALIŞMADA KIZLARIMIZIN İZİ VAR’
Artık ithal teknolojilerle yetinmeyen dünyaya teknolojiler ihraç eden, teknolojinin üretim merkezi olan Türkiye’nin var olduğunu vurgulayan Bakan Göktaş, “Özellikle belirtmeliyim ki ihraç edilen her teknolojik ürünümüzde, yapılan her çalışmada kadınların ve kızlarımızın izi var. Her alanda onların büyük başarılarına şahidiz. Bunun en son örneğini bildiğiniz gibi, Cumhuriyetimizin ikinci asrına adım attığımız ilk günlerde yaşadık. Bizlere gurur yaşatan astronot Alper Gezeravcı ile ilk insanlı uzay misyonumuzu gerçekleştirdik. Tüm Türkiye, tarif edilmez bir mutluluk yaşadı. Bu başarılı hamlede, uzayda gerçekleştirilen 13 önemli deneyden dördünün sorumlusunun bilim kadınlarımız olması ise bizleri ayrıca gururlandırdı. Buradan başarılı çalışmalara imza atan ve bilime emek veren Prof. Dr. Emel Emregül,?Prof. Dr. Didem Özçimen, Tuğçe Celayir ve Birsen Geçer’e, ülkemizin Antarktika’daki bilim çalışmalarına şu an koordinatörlük eden Prof. Dr. Burcu Özsoy’a teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.
‘KIZ ÇOCUKLARIMIZ BİZLERİ GURURLANDIRMAYA DEVAM EDECEK’
Bilimsel çalışmalarını Kayseri’de sürdüren, yapay zeka alanındaki çalışmalarıyla birçok ödül alan Prof. Dr. Nurhan Karaboğa ile TÜBİTAK Ortaöğretim Öğrencileri Araştırma Projeleri kapsamında biyoloji alanında İç Anadolu Bölgesi birincisi olan 12’nci sınıf öğrencisi Şeyma Aslan’ı da tebrik eden Bakan Göktaş, “İşte tüm bu ve bunun gibi çalışmalarda kadınların etkin pozisyonda yer alması bizler için birer övünç kaynağı. İnanıyorum ki Türk kadınları, kız çocuklarımız, başarılarıyla bizleri gururlandırmaya devam edecek. Türkiye Yüzyılı, kadınların yüzyılı olacak. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da çalışmalarımızın odağında kız çocuklarının ve kadınların başta eğitim olmak üzere her türlü haklarının teslimi, toplumda etkin ve güçlü olmaları yer alıyor” ifadelerini kullandı.
]]>
ANKARA Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Betonla, plastikle, boşa verilecek para ile işimiz yok. Acil ihtiyaçlar neyse onları yapmak sureti ile Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği, dünyanın başkentleri ile yarışacak bir başkent yapmak da boynumuzun borcu” dedi.
Mansur Yavaş, Türkiye Ormancılar Derneği ve Kent Konseyi üyeleri ile kahvaltıda bir araya geldi. Yavaş, yönetim modelini göreve geldiklerinde değiştirdiklerini ve ihaleleri canlı olarak yayınlamaya başladıklarını söyleyerek, “Ayrıca Sayıştay raporları dahil bütün mali tablolarımızı internetten, web sayfamızda görebiliyorsunuz. İşe oradan başladık. Geldik, araçlardaki çakarların tamamını söktük. Genel müdürlerimizin kullandığı, şirket yöneticilerimizin kullandığı lüks arabaların da hepsini sattık. Şeffaf bir şekilde devam etmeye başladık. Belediye başkanı bir şey yapıyor, plaket veriliyor. Niye? ‘Bizim yolumuzu yaptın’ diye. Halbuki görevini yapan insana plaket vermek, teşekkür etmek kadar; komik bir şey yok. Tek amacımız hükmetmek değil, hizmet etmek olmalı. Bunu çalışanlara hücrelerine kadar hissettirmeye çalışıyorum. Bu nedenle gelir gelmez hemen Kent Konseyimizi kurduk” dedi.
‘REKREASYON ALANI OLARAK AÇIYORUZ’
Yavaş, Ankara’da her konuda çalışma meclisleri kurulması ve ortak akılla yönetmeye çalıştıklarını kaydederek, “Çünkü bir kişinin verdiği kararları görüyoruz ve en büyük zararı da bütün Türkiye’ye. Belki dünyaya emsal olan Ankapark’ta ‘yapma’ denmesine rağmen hatta hükümetten bile birçok itiraz olmasına rağmen, ‘Bunu yapacağım, burası çalışacak’ diyerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına adeta çöktüler. Göstermelik olarak geçen seçimden 1 ay önce açtılar. Tabii ücretsiz olunca binlerce insan, o günlerde gitti ve bunu vatandaşı kandırmakta kullandılar. Halbuki orası 3 ay mevsimi olan bir alan, açık alan. Üzerine bir sürü yapı yapılmış. Şu an rekreasyon alanı olarak havuzlar ve yollar tamir ediliyor. 2 milyon 200 bin metrekarenin tamamını da vatandaşa ücretsiz, rekreasyon alanı olarak açıyoruz. Sadece küçük oyun grupları var. Onları kiraya vereceğiz. Diğer makinelerden de arzu eden olursa ki çoğu hurda, çalışmıyor, teknolojisi değişmiş; arzu eden olursa onları kira vereceğiz. Ama önceliğimiz, orayı güvenli bir şekilde halkın kullanımına açmak” diye konuştu.
3 MİLYON METREKARELİK YEŞİL ALAN
Yavaş, Ankapark’ın yanındaki alanda da çocuklar için Dijital Hayvanat Bahçesi açtıklarını söyleyerek, “İkisini yan yana çalışır hale getirdiğimiz zaman, 3 milyon metrekarelik bir yeşil alanı halkın kullanımını açmış oluyoruz. Bizim yeni yaptığımız evrenin ticari kuruluşu yok. Sadece bir tane acil ihtiyaçlar için büfe, onun haricinde insanlar gelsin, sere serpe istedikleri gibi orada eğlensinler diye konserler yapıyoruz. Yıllarca ithal ağaçlar getirmek suretiyle kendi tabirleriyle söylüyorum; Hans’ı, George’u zengin ettiler. Bunu bıraktık, kendi ilçelerimizde de özellikle kadınların bitki üretimi, çiçek üretimi yapması için kendilerine fideler veriyoruz. Onlardan satın alıyoruz ve yerel bitkileri, buranın iklimine uygun bitkileri dikmeye çalışıyoruz. Sadece sizlerin adına emanet parayı kullanıyoruz. Bizden ne istiyorsanız; parayı orada harcayacak şekilde devam ediyoruz. Projelerimizde aynen iş birliği yaparak, devam edeceğiz. Betonla, plastikle, boşa verilecek para ile işimiz yok. Acil ihtiyaçlar neyse onları yapmak sureti ile Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği, dünyanın başkentleri ile yarışacak bir başkent yapmak boynumuzun borcu” dedi.
]]>
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İnsani Yardım Tugayı Doğal Afetler Arama Kurtarma (DAK) Taburu bünyesindeki arama kurtarma köpekleri, ülke genelinde yaşanan doğal afetlerde aktif rol alıyor.
Taburdaki arama kurtarma köpekleri, özellikle 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde birçok insanın canlı olarak enkazdan çıkarılmasını sağladı.
Gemlik Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında temel eğitimlerini tamamladıktan sonra DAK Taburu’nda görevlendirilen köpekler, burada da özel eğitimlerden geçiyor.
DAK Taburu Veteriner Hekimi Üsteğmen Ahmet Akpınar, taburda yer alan arama kurtarma köpekleri hakkında basın mensuplarını bilgilendirdi.
Taburda 8 arama kurtarma köpek postası bulunduğunu belirten Akpınar, genel mevcudun 19 arama kurtarma köpek timinden oluştuğunu söyledi.
Akpınar, DAK Taburunda bulunan arama kurtarma köpeklerinin cinsleri, özellikleri ve eğitim süreci hakkında, şunları kaydetti:
“19 arama kurtarma köpeğimizin 15’i Belçika Malinoios, 4’ü Labrador cinsinden oluşmaktadır. Öncelikle asıl temel eğitimimiz Bursa Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığında icra edilmektedir. Eğitim süreci, 6 ay sosyalizasyon, 1 ay temel itaat ve 6 ay da ihtisas eğitimi olmak üzere 13 ay gerçekleştirilmektedir.”
DAK Taburu’ndaki eğitimlerin, güç ve kondisyon parkuru ile güç ve cesaret parkurunda gerçekleştirildiğini anlatan Akpınar, bunun müteakibinde enkaz arama eğitimi ve havlama kutusu eğitimi şeklinde icra edildiğini söyledi.
Belçika Malinoios cinsi köpeklerin diğer köpeklere nazaran arama isteğinin daha yüksek, yükseklik korkusunun daha az olduğunu aktaran Akpınar, “Dayanıklılığı ve zekası da diğer köpeklere göre daha üstün olduğu için daha çok bu köpekleri tercih ediyoruz.” dedi.
Akpınar, taburda görevli arama kurtarma köpeklerinin başarı oranının yüzde 95’in üzerinde olduğunu belirterek, “200 metre alan aramasında, 10 metre derinlikte enkaz ve 2 metre derinlikte çığ aramalarında her türlü canlı kazazedeyi yüzde 95 oranında bulabilme imkan ve kabiliyetine sahiptir, askeri köpeklerimiz.” diye konuştu.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezi depremlerde DAK Taburunda yer alan köpek timlerinin çok büyük başarılar elde ettiğini belirten Akpınar, “31 kazazedeyi canlı olarak tespit ederek ekiplerimize çok büyük yardımlara dokunmuştur.” ifadesini kullandı.
Akpınar, her türlü arazi ve hava koşulunda görev alabilmek için hazırlıklı olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Normalde biz kendi içimizde Bursa Askeri Veteriner Okulunun düzenlediği eğitimleri tatbik ediyorduk. Fakat depremlerden sonra AFAD’la koordineli şekilde çalışmaya başladık. Onların bir akreditasyon sınavları var. Biz de köpeklerimizi onların eğitimleriyle koordineli şekilde akredite etmeleri için ona uygun eğitim yapıyoruz. Bununla ilgili 2022’de 2, 2023’te de 4 köpeğimiz akreditasyon testlerini tamamlamışlardır.”
Köpeklerin depremde, çığda, selde, heyelan ve erozyon gibi her türlü doğal afette görev yapabilecek kabiliyete sahip olduğunu vurgulayan Akpınar, yapılan eğitimler ile sürekli hazır şekilde beklediklerini söyledi.
“Sıla” 6 Şubat depremlerinde 12 depremzedenin canlı çıkarılmasını sağladı
DAK Taburu’nda görevli köpeklerden biri de 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde aktif bir şekilde rol alan “Sıla”ydı.
Sıla ile birlikte Malatya’da görev alan DAK Taburu Veteriner Uzman Çavuş Samet Çekim, “6 Şubat depremlerinde Malatya’da köpeğimle beraber görev aldım. Bu esnada enkazlarda yapmış olduğumuz aramalarda, köpeğimle beraber 12 canlıyı tespit ettik.” diye konuştu.
Malatya’daki arama kurtarma çalışmalarında, depremde yıkılan bir binanın enkazında kalan 14 yaşındaki erkek çocuğa “Sıla” sayesinde ulaşıldığını belirten Çekim, “Çalışmalarla beraber erkek çocuğun canlı olarak çıkmasını sağladık.” dedi.
Depremin ilk gününde alana ulaştıklarını anlatan Çekim, 10 gün boyunca Sıla ile canlı aramasını sürdürdüklerini kaydetti.
Her gün farklı enkazlarda farklı kazazedelere ulaşmaya çalıştıklarını dile getiren Çekim, “İnsanların yakınlarını kurtarmak güzel bir şey. Bir de köpeğin bulduğunu öğrendiklerinde gelip görmek istediler. ‘Bizim yakınlarımızı kurtaran köpek kim’ diye merak edenler ve bu şekilde geri dönüşler oldu.” ifadesini kullandı.
]]>
ÖZGÜR DEDEOLUK
Aydın’ın Karacasu ilçesinde kurulması planlanan Hacıhıdırlar Rüzgar Enerji Santrali projesinde ÇED Raporuna onay veren Bakanlığa karşı açılan dava sonucunda dün yürütmeyi durdurma kararı verildi. Aydın 2. İdare Mahkemesi’nde yapılan davanın duruşmasına avukat Akın Yakan, davacı 5 mahalle muhtarı ve bölge sakinleri katıldı.
Aydın ili Karacasu ilçesi Karacaören, Ataköy, Yeşilyurt, Hisar ve Kıranyer Mahallesi sınırları içerisinde, Enerjisa Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan Hacıhıdırlar Rüzgar Enerji Santrali (RES) rüzgar enerji santraline karşı mücadele yürüten Ataköy, Karacaören ve Dedeler mahalle sakinleri verdikleri mücadelede ilk bölümü kazandı. Aydın 2. İdare Mahkemesi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu raporunun yürütmesini durdurdu.
“7 KÖYÜN VATANDAŞINI GÖÇE ZORLUYORLAR”
Duruşmanın ardından Adliye binası önünde açıklama yapan mahalle sakinlerinden Birol Ekşi, “EnerjiSA’nın Aydın’ın dört, Denizli’nin 3 köyü üzerinde yapmak istedikleri Hacıhıdırlar RES Projesi var. 2 bin parsel arazi üzerinde 3 yıldır şerh var, kaldırmıyorlar. Hayvancılık, arıcılık, oradaki arazilerdeki tüm üretimleri hiçe sayıyorlar. 7 köyün vatandaşını göçe zorluyorlar. Tütün, fasulye, börülce, arpa, buğday, yulaf, elma, kiraz, yeni yeni kestaneye geçtik. Bir türbinin olduğu yerde 2 bin- 2 bin 500 kestane üretimi var. Bunları hiçe sayıyorlar. Bu projenin iptalini istiyoruz” dedi.
“ÇEVRE KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN YARGIYA GÜVENİYORUZ”
Avukat Akın Yakan ise şunları söyledi:
“Hacıhıdırlar RES projesi ile birlikte 15 tane türbin yapılacak. Bunu takip eden alanda 25 tane daha mevcut türbin var Denizli RES’e ait. Tüm bu projenin bitmesi halinde 35 tane türbinlik çok büyük bir doku hem tarımsal anlamda hem hayvancılık anlamında olumsuz etkilenecek. Karacasu’nun 5 muhtarı davacı olarak dava açtı. Halk buradaki santralin yapılmasına açıkça karşı çıkıyor. Nitekim bu santralin yapılmasıyla çok ciddi bir ekolojik kıyım ve yok oluş gerçekleşecek. Yargılama süreci içerisinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde projenin yaratacağı etkiler hayvancılık ve ekolojik sistem üzerindeki etkileri açıkça ortaya konmuştur. Sayın Aydın 2. İdare Mahkemesi de bu hususta bilirkişi raporuna dayanarak yürütmeyi durdurma kararı verildi. Bunun sonunda 10-15 gün içerisinde mahkeme yeniden dosyayı değerlendirerek bunun kararını verecek. Biz buradaki hukuksuzluğun, çevre katliamının mahkeme kararıyla ortadan kaldırılacağına inanıyoruz ve yargıya güveniyoruz.”
“BÖLGEDE TARIM ARAZİLERİNİN ÖNEMİ BÜYÜKTÜR”
ÇED raporunda şu ifadelerin de yer alması dikkat çekti:
“Dağlık ve ormanlık yapıdan dolayı orman arazileri arasında arazi eğimi ve toprak yapısının nispeten uygun olduğu yerlerde yağışa bağlı olarak kuru tarım ve özellikle buğday, arpa, tütün tarımı yapıldığı görülmüştür. Bu nedenle tarım arazilerinin alan için önemi büyüktür. Tarım arazilerinin küçük ve parçalı şekillerde orman arazileri çevresinde oldukları mahkeme keşfi sırasında görülmüştür. RES proje sahası ve çevresinde böylesine az olan tarım arazilerinin bazılarında RES türbinlerinin planlandığı görülmektedir. Bu tarım alanlarında RES türbinlerinin yapılması yaşamlarını tarım ve hayvancılıkla sürdüren yöre halkının proje alanında zaten az konumda olan tarım arazilerinin alanlarının azalmasına neden olacağı açıktır. Ayrıca diğer önemli bir husus da proje alanında orman arazisi içinde yapılması planlanan türbin alanları açısından tarımsal üretim açısından bir sıkıntı olmadığı bu alanlara erişimi için kullanılacak yolların tarım arazilerin arasından geçtiği, inşaat ve türbin parçalarının kanat ve gövde parçalarının taşınımı sırasında kanat uzunlukları ve türbin gövde büyüklükleri nedeni ile bu yolların genişletilmesi gerektiği düşünüldüğünden tarım arazilerinde alan kaybı olacağı düşünülmektedir.”
]]>
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Günümüzün Türkiye’si sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel düzlemde oyun kurucu, kendi aleyhine oluşturulmaya çalışılan oyunları bozan ve sorunların, krizlerin çözümünde aktif rol alan bir Türkiye’dir.” dedi.
Yeni Şafak gazetesinin kuruluşunun 30’uncu yılı dolayısıyla Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Birikimi 30 Yaşında” programında konuşan Altun, gazetenin, hakkaniyetli haber ve gazetecilik anlayışıyla Türk basın tarihinde müstesna bir yere sahip olduğunu söyledi.
Altun, Yeni Şafak gazetesinin yayın hayatına başlar başlamaz jenerasyonları için gerçekten müstesna bir yere sahip bulunduğunu, siyasi perspektif kazanmalarına ve entelektüel zenginlik elde etmelerine katkı sunan önemli bir mecra olduğunu ifade etti.
Gazetenin yaptığı haberlerle gizlenmek isteneni, üstü örtüleni, gösterilmek istenmeyeni, hakikatleri görünür kıldığını söyleyen Altun, sesi kısılan, ötekileştirilen, itilen mazlumun, mağdurun sesi olduğunu kaydetti.
Altun, dönemi itibarıyla gazetenin hem eleştirel bir çizgide yayın yaptığını hem de milli bir duruş sergilediğini anlattı.
Yeni Şafak’ın köşe ve yorum yazılarıyla da entelektüel birikimlerine hatırı sayılır katkılarda bulunduğunu ifade eden Altun, bu yazıların sadece aktüel, yerel olanı değil bölgesel, küresel ve tarihsel olanı ele alan, muhatabına, okurlarına perspektif kazandıran yazılar olduğunu dile getirdi.
Altun, birçok değerli ismin Yeni Şafak gazetesinde Türkiye’nin meselelerini ele aldığını, okurlarına istikamet verdiğini belirtti.
Gazetenin eski genel yayın yönetmenlerinden Akif Emre’yi anan Altun, üniversiteyi bitirdikten sonra kitap yayıncılığına başladığında Emre’nin İzler ve Küreselliğin Fay Hattı isimli iki eserinin editörlüğünü yapma imkanına eriştiğini, bu eserlerin de Emre’nin gazetede yazdığı yazılardan derlendiğini anımsattı.
Altun, Yeni Şafak’ın gazetecilik, habercilik, ve düşünce okulu olduğunu ifade etti.
Gazetenin “Türkiye’nin Önü Aydınlık” manşetiyle yayın hayatına başladığını hatırlatan Altun, “Bugün bu cümleyi kurmak kolay. Hepimiz Türkiye’nin önünün aydınlık olduğuna çok güçlü bir şekilde inanıyoruz hamdolsun. Fakat Yeni Şafak gazetesi bu manşeti zor, karanlık günlerde attı, ‘Türkiye’nin önü aydınlık.’ dedi. Nitekim bu manşetten bir süre sonra Türkiye, 28 Şubat sürecini, zulmünü yaşadı. 28 Şubat sadece milletin değerlerini hedef alan bir saldırı da değildi, esas itibarıyla toplumun yerli ve milli kesimlerini tarih dışına itmeye yönelik kirli bir operasyonun, siyasal mühendislik projesinin de adıydı. Türkiye’yi Batılı sömürü düzeninin ve Batıcı bağımlılık sisteminin bir parçası haline dönüştürmeye, daha doğrusu onu geri döndürülemez şekilde bu bağımlılık düzeninin ve sisteminin bir unsuru yapmaya yönelik bir darbe girişimiydi. Amaç, Türkiye’yi içe kapatmak ve ilelebet kendi çelişkileriyle malul bir halde onu sıkıştırmaktı.” diye konuştu.
Altun, bin yıl süreceği söylenen bu fetret devrinde Türkiye’nin kültürel, siyasal ve toplumsal hatlarının yeni baştan düzenlenmeye çalışıldığını belirterek, şöyle devam etti:
“Hatırlayın, bazı gazete yöneticilerinin, köşe yazarlarının adeta aynı merkezden işaret almış gibi benzer argümanlarla bu ülkenin çocuklarına nasıl saldırdıklarını gördük, izledik. O yıllarda ‘militan gazetecilerin’, sözüm ona gazetecilerin zafer sarhoşluğu içinde hareket ettiklerini ve dönemin gazete manşetlerini, köşe yazılarını nasıl kötücül bir şekilde şekillendirdiklerini gördük. Herkesin sus pus olduğu bu dönemde bütün baskı ve politikalara rağmen Yeni Şafak gazetesi susmadı. O nedenle Yeni Şafak gazetesini bugün büyük bir şerefle anıyoruz. O gün orada gerçeklerin ve hakikatin gür sesi olmayı tercih ederek, tarihin doğru yerinde durdu. Böylesi bir ortamda ‘Türkiye’nin Önü Aydınlık’ manşetiyle yayın hayatına başladı ve dahası darbe ortamına rağmen haktan, hakikatten ve milli iradeden yana durdu. Böylelikle bu ülkeye, bu topraklara, bu vatanın evlatlarına inanarak ve güvenerek hareket etti.”
O günlerden sonra umudu, “Türkiye’nin önü aydınlık” sözünü haklı çıkaran gelişmeler olduğunu ifade eden Altun, “Hamdolsun ki devreye sokulmaya çalışılan tüm siyasi ve toplumsal mühendislik çabaları akim kaldı ve 2002 yılından itibaren Türkiye yeni bir döneme girdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı ve dirayetli liderliği ve milletimizin ferasetiyle ülkemizin önüne konulmak istenen bariyerleri yerle bir etti ve Türkiye o dönemden bu döneme bir şahlanış dönemine girdi. Sanayide, dış politikada, savunmada, iletişim ve medya alanında, birçok alanda bugün 30 yıl öncesiyle mukayese edilemeyecek bir Türkiye var karşımızda.” ifadelerini kullandı.
Altun, günümüz Türkiye’sinin artık üniversite kapılarından kovulan başörtülü öğrencilerin olmadığı, kılık-kıyafeti, dini inancı ne olursa olsun özgürce eğitim almanın ve aynı zamanda da eğitim vermenin mümkün olduğu bir Türkiye olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
“Günümüz Türkiye’si, demokratik iradesine cuntacılar tarafından balans ayarı yapılamayan, iç ve dış birtakım mihraklarla işbirliği halinde darbe yapmak isteyenlerin bizatihi milletimiz tarafından derdest edildiği bir Türkiye’dir. Günümüz Türkiye’si, dünyanın neresinde olursa olsun, mazlum ve mağdurun yanında olmayı en önemli insani, tarihi ve vicdani vazifesi telakki eden bir Türkiye’dir. Günümüzün Türkiye’si sadece kendi sınırlarında değil, bölgesel ve küresel düzlemde oyun kurucu, kendi aleyhine oluşturulmaya çalışılan oyunları bozan ve sorunların, krizlerin çözümünde aktif rol alan bir Türkiye’dir. Bugünün Türkiye’si şanla, şerefle kutladığı yüzüncü yılında bir kısım çevrelerin hayal bile edemediği bilimsel başarılara imza atan, uzay yolculuğunu başlatan bir Türkiye’dir.”
Bugün Türkiye’de siyasal alanda yaşanan çoğulculukla birlikte medya alanında da çoğulculuğun yaşandığını gördüklerini kaydeden Altun, “Türkiye’de ne yazık ki yıllar yılı Batıcı elitler nasıl ki toplumun büyük bir kesimini siyasal alandan, kamusal alandan kovmaya çalıştılarsa medya alanından da kovmaya çalıştılar. Medya, bu yönüyle Batılı ideolojinin ve hayat nizamının bir endoktrinasyon aygıtına dönüştü adeta. Tepeden inmeci modernleşmenin bir aracı olarak kurumsallaştı. Ne var ki Türkiye özgürleştikçe, demokratik alan genişledikçe, toplumun farklı kesimleri de kamusal alanda görünür hale geldi. Böylelikle medya alanı da çeşitlendi, güçlendi, genişledi.” diye konuştu.
“Türkiye yeni medya araçları üzerinden devşirilen hibrit tehditlere en fazla maruz kalan ülke konumundadır”
Altun, Necip Fazıl’ın “Türkiye’nin bir buçuk asırdır beklediği gerçek ruh ve kültür ihtilali, önce Babıali’nin millileştirilmesi, ahlakileştirilmesi ve temel görüşe oturtulmasıyla mümkündür.” sözlerini anımsatarak, şöyle konuştu:
“Gerçekten de basın, medya ve iletişim alanında yaşanan millileşme 2002 sonrasında kendisine kurumsal bir karşılık bulabilmiştir. Elbette nasıl ki bir dönem Büyük Doğu gibi yayınlar zorlu dönemlerde varlık göstererek bir değer ve fikir aktarımına imkan tanıdıysa aynı şekilde 1990’ların çetin koşullarında da Yeni Şafak bu değer zincirini başarıyla temsil etmiştir. Bu gayretler olmasaydı biz bugünün medya ekosisteminde nefes alıp veremezdik. Bu gayretler olmasaydı medyada hala Batıcı tahakküm arzıendam etmeye ve milletimizi Batılı sömürge düzeninin beklentileri doğrultusunda büyük bir rahatlıkla manipüle etmeye devam edecekti. Hamdolsun ki bu rahatlığa sahip değiller. Fakat bu demek değil ki rahat duruyorlar. Geleneksel medya araçlarıyla elde edemedikleri ne varsa bunları yeni medya düzeniyle dijital medya araçlarıyla elde etmeye çalışıyorlar. Türkiye’ye karşı hibrit tehditler aracılığıyla, yeni medya yol ve yöntemleriyle bir yıpratma savaşı yürütüyorlar. Türkiye bugün bütün dünyada yeni medya araçları üzerinden devşirilen hibrit tehditlere en fazla maruz kalan ülke konumundadır. Oxford Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşların yaptığı somut araştırmalarda Türkiye bugün dünyada en çok dezenformasyona maruz kalan ülke olarak tasnif edilmektedir.”
Altun, bunun arkasında iktidar mücadelesi olduğunu vurgulayarak, “Bunun arkasında, açık ve net bir şekilde ifade etmemiz gerekirki bir küresel, siyasal mühendislik projesi var. Nedir bu? Türkiye’yi yeniden Batıcı bağımlılık düzeninin bir unsuru haline getirmek. Yeniden Batılı sömürge düzeninin izinde giden, bağımlı bir aktöre dönüştürmek ve onu iddialarından vazgeçirmek.” diye konuştu.
Türkiye’nin son 10 yılda bu bağlamda birçok melez saldırı ve darbeye maruz kaldığını kaydeden Altun, “Gezi kalkışmasından darbe görünümlü 15 Temmuz işgal girişimine, ekonomik ataklardan terör saldırılarına kadar birçok saldırıyla Türkiye karşı karşıya kaldı. Şimdi buna sistematik dezenformasyon saldırıları eklenmiş durumda. Tam da bu nedenle biz gayretimizin önemli bir bölümünü dezenformasyonla mücadeleye ayırıyoruz. Bu sistematik dezenformasyonlar sadece medya ve iletişim alanıyla, basın sektörüyle sınırlı bir mesele de değildir. Daha geniş bir alanda siyasi ve stratejik bir zeminde karşımıza çıkan bir tehditten bahsediyoruz. Bu nedenle biz, dezenformasyonla mücadele etmeyi bir ulusal güvenlik meselesi olarak telakki ediyoruz. Bu mücadeleyi de sadece ulusal bir mücadele olarak değil, küresel bir mücadele olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
İsrail’in zulümlerine eşlik eden dezenformasyon kampanyalarına da tam da bu gerekçeyle karşı çıktıklarını ifade eden Altun, İsrail’in dezenformasyon saldırılarını böylelikle sadece Türkiye içinde değil, bütün dünyada bertaraf ettiklerini, bunun için yoğun gayret sarf ettiklerini anlattı.
Altun, dezenformasyonla mücadele noktasında Yeni Şafak gibi güçlü, kurumsal, geleneksel medya kuruluşlarının gayretine çok önem verdiklerine dikkati çekerek, “Zira bizler ortak bir mücadele veriyoruz. Bu mücadelenin adı kelimenin tam anlamıyla hakikat mücadelesidir. Zira bugün ziyadesiyle muhtaç olduğumuz temel değer hakikattir. Yalanın sıradanlaştığı, artık hakikatin önemsizleştirilmek istendiği bu dönemde hakikat için verilen mücadele en şerefli mücadeledir. Bu hakikat mücadelesinde doğru haberin, doğru yöntemlerle ve hızla ortaya çıkarılması, gazeteciliğin bir meslek olarak uluslararası alanda savunulması son derece önemli, stratejik, hayati bir unsurdur.” diye konuştu.
Yeni Şafak’ın bu anlamda analog dönemde ortaya koyduğu başarıyı dijital dönemde de sergilemesinin çok önemli olduğunu söyleyen Altun, bu yöndeki gayretleri için gazeteye teşekkür etti.
“Yeni meydan okumalarla karşı karşıyayız”
Altun, bu alanın sürekli geliştiğini ve bu alanda sürekli yeni hibrit tehditlerle karşı karşıya kaldıklarını dile getirerek, “Özellikle yapay zeka teknolojileri sonrasında yeni meydan okumalarla karşı karşıyayız. Yapay zeka alanını yönetmek bu anlamda son derece önemli bir husus. Bugün Türkiye’deki köklü medya kuruluşlarının bir diğer meydan okuması da uluslararasılaşma meselesidir. Yeni Şafak’ın bu yöndeki güçlü gayretlerinin de farkındayız. Bunun için de kendilerini tebrik ediyoruz. Zira artık Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir uluslararası adalet mücadelesi veriyor ve bu mücadelede gerçekten medyamızın desteği çok ama çok önemli.” dedi.
Türkiye’nin uzun yıllar vesayete karşı bir demokratikleşme mücadelesi verdiğini kaydeden Altun, bu mücadelede Yeni Şafak’ın doğru yerde durduğunu, mücadeleyi desteklediğini söyledi.
-“Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür’ mottosuyla ifade ettiği mücadele, uluslararası alanda etkili sonuçlar doğuracak bir mücadeledir”
Altun, gelinen noktada Türkiye’nin uluslararası alanda adalet mücadelesine öncülük ettiğini dile getirerek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya beşten büyüktür.’ mottosuyla ifade ettiği bu mücadele, önümüzdeki dönemde, uluslararası alanda son derece etkili sonuçlar doğuracak bir mücadeledir. Biz buna inanıyoruz ve medyamız bu noktada Yeni Şafak gazetesi de dahil olmak üzere yerli ve milli medyamız, Türkiye’nin uluslararası adalet mücadelesine destek verecek şekilde uluslararasılaştırma kabiliyeti geliştirmesi gereken yapılardır. Biz, dezenformasyon rejiminin el birliğiyle, sizlerle, hep birlikte gayret ederek hakikatin yerini almasına müsaade etmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de gazetelerin Tanzimat’tan bu yana yayın hayatlarına devam ettiğini, bu 200 yıllık süre zarfında kimi yayınların eskidiğini, tarih olduğunu, kiminin yaptıkları yayınlarla tarihe geçtiğini belirten Altun, Yeni Şafak’ın 30 yıllık birikimiyle tarihe geçtiğini, önemli işlere imza attığını sözlerine ekledi.
]]>
Ormanda yangına, dirençli ağaçla önlem
ORMAN Genel Müdürü Bekir Karacabey, iklim değişikliği ile artan orman yangınlarına karşı ‘İklime Dirençli Ormancılık Projesi’ni (İDOP) hayata geçirdiklerini söyledi. Karacabey, Hatay’dan Çanakkale’ye uzanan 9 bin kilometrelik hatta kolay yanmayan bitki türleriyle şerit oluşturduklarını, bu çalışmayı hızlandırarak kırsal alandan başlayan bir yangının ormana sıçramasını önlemeye uğraştıklarını belirtti.
Orman Genel Müdürü Karacabey, orman yangınlarıyla mücadele çalışmalarına ilişkin açıklamada bulundu. Karacabey, orman yapısının yangının şiddetini etkileyen bir unsur olduğunu ve bu nedenle ormanı bakımlı tutmanın yangın seviyesini düşüreceğini söyledi. Karacabey, “Uzun zamandır yürüttüğümüz çalışmaları, bu iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin daha çok hissedilmesiyle artırdık. Bu kapsamda İDOP adını verdiğimiz bir projeyi hayata geçirdik. 400 milyon dolar bütçesi olan bir proje bu. Yangına hassasiyet derecesi yüksek olan Hatay’dan Çanakkale hattına kadar olan Ege ve Akdeniz bölgelerindeki 9 Orman Bölge Müdürlüğümüzü kapsayan bölgede 2024 yılında bu projeyi hayata geçiriyoruz. Proje kapsamında birçok alanda çalışmalar yürüteceğiz. Bunlardan en önemlisi, vatandaşlarımızla bu farkındalık konusunu daha çok gündeme taşıyacağız ki onlar dikkatli olurlarsa, ateşe dikkat ederlerse, orman yangınına sebep olacak hususlara dikkat ederlerse, orman yangınlarının sayısında azalma olacak. Bununla ilgili ciddi bir seferberlik başlatmış olacağız. Yerleşim yerleri ile ormanlar arasında kolay yanmayan bitki türleriyle şeritler oluşturarak geldik bugüne kadar. Yaklaşık 9 bin kilometrelik bu şekilde çalışma yaptık. Bu çalışmalarımızı hızlandırarak kırsal alandan başlayan bir yangının ormana sıçramasını önlemeye çalışacağız” dedi.
‘ORMAN İÇERİSİNDE ADETA TAMPONLAR OLUŞTURUYORUZ’
Karacabey, aynı şekilde tarım arazileriyle orman arasında bu tür bantların oluşturulmasına çalışacaklarını belirterek, “Yine orman içerisinde başlamış bir yangının ormanın tamamına sıçramasını önceleyecek ‘ara koridor’ diye ifade edebileceğimiz ‘yangın emniyet yolu’ veya ‘yangın emniyet şeridi’ adını verdiğimiz tesisler yaparız, o tesislerin miktarlarını artıracağız. Ayrıca yine ormanlarda bizim şu ana kadar planlanmış 360 bin kilometre yolumuz var. Bunların şu ana kadar 240 bin kilometrelik kısmını tesis ettik, tamamladık. Geri kalan 120 bin kilometrelik kısmını da bir an önce yaparak, bir yerde bir yangın çıktığında, ulaşmamız gerektiğinde kolay ulaşmamızı sağlayacak alt yapıyı hızlıca oluşturmanın çalışmalarını yürüteceğiz ki ne kadar kısa sürede ulaşabilirsek, oraya o kadar etkili müdahale etmemiz mümkün olacak. Bu tür çalışmaları İDOP çerçevesinde hayata geçirmiş olacağız. Orman içerisinde veya ormanın kenarında oluşturduğumuz bantlarda yanmaya karşı daha dirençli, daha dayanıklı olan ağaç türlerinden şeritler oluşturuyoruz ki yangın bir taraftan geldiğinde o şeritte yavaşlasın veya mümkün olursa durdurabilelim diye yanmaya dayanıklı ağaç türleriyle orman içerisinde adeta tamponlar oluşturuyoruz ve ormanın kenarında tabii ki. Buralarda yaptığımız çalışmalarda mümkünse o ağaçların meyveli olmasını da arzu ediyoruz ki meyveli olursa yaban hayatını da bir şekilde desteklemiş, katkıda bulunmuş oluruz” diye konuştu.
‘ORMAN VARLIĞI, DÜNYA ORTALAMASINA GELDİ’
Karacabey ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 100’üncü yılında orman varlığının ülke yüz ölçümünün yüzde 30’una ulaşması hedefini gerçekleştirdiklerini söyledi. Karacabey, “Bunun için 2,6 milyon hektarlık bir alanda çalışma yapmak gerekiyordu. Bizler 20 yıllık bir plan çerçevesinde çalışarak, belirtilen bu hedefe ulaşmış olduk. 2023 yılında ülkemizin orman varlığı, dünya ortalaması olan yüzde 30 seviyesine geldi. Bunu yaparken 2022 yılı sonuna kadar toprakla buluşturduğumuz 6,6 milyar adet fidanın üzerine 2023 yılında 545 milyon fidan daha ilave ederek, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2023 yılı için bize hedef olarak koydukları 7 milyar, o günkü sayıya baktığımızda dünya nüfusu kadar fidanı toprakla buluşturmuş olduk. 7 milyar hedefini, 7 milyar 100 milyonun üzerine çıkarak gerçekleştirmiş olduk” dedi.
‘AĞAÇLANDIRMADA AVRUPA 1’İNCİSİ OLDUK’
Karacabey, bu atılımlarla Türkiye’nin dünya ülkeleri sıralamasında 46’ncı sıradan 27’nci sıraya yükseldiğini söyleyerek, “Orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında dünya 6’ncısı, Avrupa 1’incisi olduk. Yaptığımız ağaçlandırma çalışmalarıyla en çok ağaçlandırma yapan ülkeler kategorisinde yine Avrupa 1’incisi, dünya 4’üncüsü olduk. Bu ülkemiz adına gurur duyulacak bir konu. Özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin çokça gündeme geldiği, karbon yutak alanlarının artırılması konusunun çok sık gündeme geldiği, erozyonla mücadelenin yine gündemde olduğu bir dönemde ülkemizin ağaçlandırma alanında, orman varlığını artırma alanında elde ettiği bu başarılar, tüm vatandaşlarımız, ülkemiz adına Orman Genel Müdürlüğü ve çalışanları adına bizim için de gurur verici bir durum” diye konuştu.
‘2023’TE DİKİLEN FİDAN SAYISI, 545 MİLYON’
Karacabey, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin bütün dünyada ve Türkiye’de paralel olarak her geçen yıl daha çok hissedildiğine işaret ederek, “Dolayısıyla 2022 yılında toplam orman yangınlarından etkilenen alanımız 12 bin 764 hektarken, 2023 yılında 15 bin 520 hektara ulaştı. 2021 yılında yanan sahaların tamamında yeniden ormanlaştırma çalışmalarımızı tamamlamıştık. 2023 yılında da 2022 yılında yanan alanlardaki çalışmalarımızı tamamladık. 2023 yılında yangınlarda zarar gören alanlardaki çalışmaların 2024 yılının sonunda tamamlanması beklenirken, o sahalardaki çalışmaların yüzde 70’ini tamamladık. Kalan yüzde 30’luk kısmında da çalışmalarımız devam ediyor. 2022 yılında ağaçlandırılan alan 168 bin 608 hektar, 2023’te ağaçlandırılan alan 139 bin hektar. 2022’de dikilen fidan sayısı 648 milyon, 2023’te 545 milyon” dedi.
]]>
ORMAN Genel Müdürü Bekir Karacabey, iklim değişikliği ile artan orman yangınlarına karşı ‘İklime Dirençli Ormancılık Projesi’ni (İDOP) hayata geçirdiklerini söyledi. Karacabey, Hatay’dan Çanakkale’ye uzanan 9 bin kilometrelik hatta kolay yanmayan bitki türleriyle şerit oluşturduklarını, bu çalışmayı hızlandırarak kırsal alandan başlayan bir yangının ormana sıçramasını önlemeye uğraştıklarını belirtti.
Orman Genel Müdürü Karacabey, orman yangınlarıyla mücadele çalışmalarına ilişkin açıklamada bulundu. Karacabey, orman yapısının yangının şiddetini etkileyen bir unsur olduğunu ve bu nedenle ormanı bakımlı tutmanın yangın seviyesini düşüreceğini söyledi. Karacabey, “Uzun zamandır yürüttüğümüz çalışmaları, bu iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin daha çok hissedilmesiyle artırdık. Bu kapsamda İDOP adını verdiğimiz bir projeyi hayata geçirdik. 400 milyon dolar bütçesi olan bir proje bu. Yangına hassasiyet derecesi yüksek olan Hatay’dan Çanakkale hattına kadar olan Ege ve Akdeniz bölgelerindeki 9 Orman Bölge Müdürlüğümüzü kapsayan bölgede 2024 yılında bu projeyi hayata geçiriyoruz. Proje kapsamında birçok alanda çalışmalar yürüteceğiz. Bunlardan en önemlisi, vatandaşlarımızla bu farkındalık konusunu daha çok gündeme taşıyacağız ki onlar dikkatli olurlarsa, ateşe dikkat ederlerse, orman yangınına sebep olacak hususlara dikkat ederlerse, orman yangınlarının sayısında azalma olacak. Bununla ilgili ciddi bir seferberlik başlatmış olacağız. Yerleşim yerleri ile ormanlar arasında kolay yanmayan bitki türleriyle şeritler oluşturarak geldik bugüne kadar. Yaklaşık 9 bin kilometrelik bu şekilde çalışma yaptık. Bu çalışmalarımızı hızlandırarak kırsal alandan başlayan bir yangının ormana sıçramasını önlemeye çalışacağız” dedi.
‘ORMAN İÇERİSİNDE ADETA TAMPONLAR OLUŞTURUYORUZ’
Karacabey, aynı şekilde tarım arazileriyle orman arasında bu tür bantların oluşturulmasına çalışacaklarını belirterek, “Yine orman içerisinde başlamış bir yangının ormanın tamamına sıçramasını önceleyecek ‘ara koridor’ diye ifade edebileceğimiz ‘yangın emniyet yolu’ veya ‘yangın emniyet şeridi’ adını verdiğimiz tesisler yaparız, o tesislerin miktarlarını artıracağız. Ayrıca yine ormanlarda bizim şu ana kadar planlanmış 360 bin kilometre yolumuz var. Bunların şu ana kadar 240 bin kilometrelik kısmını tesis ettik, tamamladık. Geri kalan 120 bin kilometrelik kısmını da bir an önce yaparak, bir yerde bir yangın çıktığında, ulaşmamız gerektiğinde kolay ulaşmamızı sağlayacak alt yapıyı hızlıca oluşturmanın çalışmalarını yürüteceğiz ki ne kadar kısa sürede ulaşabilirsek, oraya o kadar etkili müdahale etmemiz mümkün olacak. Bu tür çalışmaları İDOP çerçevesinde hayata geçirmiş olacağız. Orman içerisinde veya ormanın kenarında oluşturduğumuz bantlarda yanmaya karşı daha dirençli, daha dayanıklı olan ağaç türlerinden şeritler oluşturuyoruz ki yangın bir taraftan geldiğinde o şeritte yavaşlasın veya mümkün olursa durdurabilelim diye yanmaya dayanıklı ağaç türleriyle orman içerisinde adeta tamponlar oluşturuyoruz ve ormanın kenarında tabii ki. Buralarda yaptığımız çalışmalarda mümkünse o ağaçların meyveli olmasını da arzu ediyoruz ki meyveli olursa yaban hayatını da bir şekilde desteklemiş, katkıda bulunmuş oluruz” diye konuştu.
‘ORMAN VARLIĞI, DÜNYA ORTALAMASINA GELDİ’
Karacabey ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 100’üncü yılında orman varlığının ülke yüz ölçümünün yüzde 30’una ulaşması hedefini gerçekleştirdiklerini söyledi. Karacabey, “Bunun için 2,6 milyon hektarlık bir alanda çalışma yapmak gerekiyordu. Bizler 20 yıllık bir plan çerçevesinde çalışarak, belirtilen bu hedefe ulaşmış olduk. 2023 yılında ülkemizin orman varlığı, dünya ortalaması olan yüzde 30 seviyesine geldi. Bunu yaparken 2022 yılı sonuna kadar toprakla buluşturduğumuz 6,6 milyar adet fidanın üzerine 2023 yılında 545 milyon fidan daha ilave ederek, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2023 yılı için bize hedef olarak koydukları 7 milyar, o günkü sayıya baktığımızda dünya nüfusu kadar fidanı toprakla buluşturmuş olduk. 7 milyar hedefini, 7 milyar 100 milyonun üzerine çıkarak gerçekleştirmiş olduk” dedi.
‘AĞAÇLANDIRMADA AVRUPA 1’İNCİSİ OLDUK’
Karacabey, bu atılımlarla Türkiye’nin dünya ülkeleri sıralamasında 46’ncı sıradan 27’nci sıraya yükseldiğini söyleyerek, “Orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında dünya 6’ncısı, Avrupa 1’incisi olduk. Yaptığımız ağaçlandırma çalışmalarıyla en çok ağaçlandırma yapan ülkeler kategorisinde yine Avrupa 1’incisi, dünya 4’üncüsü olduk. Bu ülkemiz adına gurur duyulacak bir konu. Özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin çokça gündeme geldiği, karbon yutak alanlarının artırılması konusunun çok sık gündeme geldiği, erozyonla mücadelenin yine gündemde olduğu bir dönemde ülkemizin ağaçlandırma alanında, orman varlığını artırma alanında elde ettiği bu başarılar, tüm vatandaşlarımız, ülkemiz adına Orman Genel Müdürlüğü ve çalışanları adına bizim için de gurur verici bir durum” diye konuştu.
‘2023’TE DİKİLEN FİDAN SAYISI, 545 MİLYON’
Karacabey, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin bütün dünyada ve Türkiye’de paralel olarak her geçen yıl daha çok hissedildiğine işaret ederek, “Dolayısıyla 2022 yılında toplam orman yangınlarından etkilenen alanımız 12 bin 764 hektarken, 2023 yılında 15 bin 520 hektara ulaştı. 2021 yılında yanan sahaların tamamında yeniden ormanlaştırma çalışmalarımızı tamamlamıştık. 2023 yılında da 2022 yılında yanan alanlardaki çalışmalarımızı tamamladık. 2023 yılında yangınlarda zarar gören alanlardaki çalışmaların 2024 yılının sonunda tamamlanması beklenirken, o sahalardaki çalışmaların yüzde 70’ini tamamladık. Kalan yüzde 30’luk kısmında da çalışmalarımız devam ediyor. 2022 yılında ağaçlandırılan alan 168 bin 608 hektar, 2023’te ağaçlandırılan alan 139 bin hektar. 2022’de dikilen fidan sayısı 648 milyon, 2023’te 545 milyon” dedi.
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, son 21 yılda seracılığın yüzde 123 büyüdüğünü belirterek, “Piyasaya 9.4 milyon tonluk sebze ve meyve arz ediyor. Ülkemizdeki seracılık üretim alanlarının yüzde 92’si Hatay’dan, İzmir’e kadar olan sahil şeridimizdedir ve 61 binden fazla üreticimiz var. 485 bin dekar kayıtlı alanda üretim yapıyorlar. Kayıt altında olmayan yüzde 40 alan var, bu alanların kayıt altına alınması için uğraşıyoruz. Çünkü analiz edemediğiniz bilmediğiniz bir şeyi ölçemezsiniz, yüzde 40 az bir rakam değil” dedi.
Bakan Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Antalya’nın Muratpaşa ilçesindeki bir otelde düzenlenen Seracılık Çalıştayı’na katıldı. Tarımsal üretim denilince genelde akla bitkisel üretimin geldiğini dile getiren Bakan Yumaklı, Türkiye’nin su ürünleri ihracatı son dönemde önemli bir ivme kaydettiğini bildirdi.
Antalya’nın seracılığın başkenti olduğunu ve bu alanda gelişmeyi Türkiye’ye ve tüm dünyaya duyurduğunu dile getiren Yumaklı, “Bizler 365 gün üretim yapan, hem kendi ülkemizdeki nüfusu hem ülkemize turistleri diğer misafirleri besleyen bunun dışında da geçtiğimiz yıl 30 milyar dolardı, bu yıl öyle tahmin ediyorum ki bu rakam 1 milyar dolar daha artacak. Bütün dünyayı besleyen bir ülkeyiz. Bunun da en önemli noktalarından bir tanesi Antalya’dır. Bitkisel üretim alanında sorunları konuşmanın yanında aslında çok önemli ve kıymetli olanlar geleceği değerlendirmektir. Biz buna yeni normal diyoruz. Dolayısıyla geleceğe dönük neler var, bizi bekleyen, bunlara nasıl hazırlıklı olabiliriz. Üretimimizi en verimli ve kaliteli nasıl arttırabiliriz. Elbette bu sadece toplandık, konuştuklarımızın ibaret olmayacak. Bizler buradan gelecek olan sonuçları raporları mutlaka bundan sonraki karar karar alma mekanizmalarında mihenk taşı olarak önümüzde tutacağız” diye konuştu. Bakan Yumaklı, kararları şekillendirmede mutlak suretle sektörle ve paydaşlarla birlikte hareket etmek istediklerinin altını çizdi.
“8.6 trilyon dolardan payımızı almalıyız”
Türkiye’nin coğrafi konum olarak önemli bir noktada olduğunu işaret eden Bakan Yumaklı, “4 saatlik, bir uçuşla 67 ülkeye ulaşabiliyoruz. Bu şekilde de dünyanın nüfusunun yüzde 20’sine ulaşabiliyoruz. Avrupa, Asya, Afrika arasında her türlü ulaşım yollarının, ulaşım vasıtalarını kullanabiliyoruz. Bu coğrafyada dönen ticaretin hacmi 8.6 trilyon dolar. Yani içinden pay almak zorunda olduğumuz büyüklüğü dikkat çekmek istiyorum. Bölgenin nüfusu da yıldan yıla artıyor. Avrupa’nın en çok yolcu geçişi olan havalimanı İstanbul Havalimanıdır. Bu yoğunluktan en fazla nasibi tarım sektörü alacaktır. Dünya nüfusu son 25 yılında üçte bir artmış, 8 milyara yükselmiş. Ülkemizin nüfusu aynı oranda 85 milyona yükselmiş. 2050 yılı dünya nüfusu projeksiyonu 10 milyar kişi ülkemizin nüfusunun 105 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Buda artan gıda ve su ihtiyacını beraberinde getiriyor” ifadelerine yer verdi.
“130 milyon tonluk bitkisel üretime ulaştık”
Deprem bölgesinin tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 15 civarında önemli olduğunun altını çizen Bakan Yumaklı,” 11 şehrimiz etkilendi. Ama ülkemizde gıda eksiliği hissedilmedi. Tarımsal bitkisel sektörü dirençli hale getirenler neler, tarımsal destekler, kırsal kalkınma destekleri, kamu bankalarının sağladığı krediler, TARSİM, lisanslı depoculuk, yapısal reformlar sektörlerin dayanıklı olmasının önünü açtı. Bu ana başlıkların dışında bir çok husus var. Bu yıl toplamda 137 milyon tonluk bitkisel üretime ulaşmış olduk. 20 yıldaki gelişim yaklaşık yüzde 40. Üretim yelpazemiz bütün dünyada hitap etmeyecek bir nokta bırakmamak kaydıyla gelişti. Bugün Türkiye tarımsal hasıla bakımından Avrupa’da birinci Dünyada ise ilk 10 arasında yer alıyor” dedi.
“Yüzde 40 kayıp”
Son 21 yılda seracılığın yüzde 123 büyüdüğünü kaydeden Bakan İbrahim Yumaklı, ” Piyasaya 9.4 milyon tonluk sebze ve meyve arz ediyor. Örtü altı üretim alanları olarak Avrupa’da 2. Dünyada ise 4. sıradayız. Ülkemizdeki seracılık üretim alanlarının yüzde 92’si Hatay’dan, İzmir’e kadar olan sahil şeridimizdedir. 61 binden fazla üreticimiz var. 485 bin dekar kayıtlı alanda üretim yapıyorlar. Kayıt altında olmayan yüzde 40 alan var, bunun için uğraşıyoruz. Çünkü analiz edemediğiniz bilmediğiniz bir şeyi ölçemezsiniz. Yüzde 40 az bir rakam değil. Jeotermalde Dünyada 7. Avrupa’da ise 1. sıradayız” ifadelerine yer verdi.
“Organize tarım bölgelerinin kendi mevzuatı olacak”
Organize tarım bölgelerine çok önem verdiklerinin altını çizen Bakan Yumaklı, “Aydın, Denizli’deki Tarım Bölgelerinde üretime başlandı. 12 Organize Tarım Bölgesi yatırım aşamasında. Balıkesir Gönen’de dünyanın en büyük bölgesi faaliyete geçmek için çalışmaları devam ediyor. Organize Tarım Bölgelerinin ayrı bir mevzuatı olacak. Ziraat Bankası kredilerinde faiz indirimleri de devam edecek. Sadece söylenmiş olmak için değil bizler üretici bakanlığız. Üretim yapmak isteyen, üretimini geliştirmek isteyen herkese bakanlığımız emrindedir. Üreticilerimiz yanındayız. Yarın dünden daha fazla gıda üretmek zorundayız. Birincisi üretim alanlarımızı verimli kullanarak ikincisi teknolojinin bütün nimetlerini kullanarak. Bu bahsetmiş olduğum iki yöntemden bir tanesini seçmek zorunda değiliz. İkisini birbirine entegre etmek zorundayız” değerlendirmesini yaptı. Tarımsam üretim planlamasının sadece bir cümle olmadığının altı çizen Bakan Yumaklı, bunun bir ülkenin geleceği olduğuna dikkat çekti.
“Üretim planlamasının önemi”
Hangi ürünün nerede nasıl üretilmesinin yanında gelecek vizyonunda ortaya konularak bir üretim planlaması yapılması gerektiğine değinen Bakan Yumaklı, “Herkesin bir sene öyle bir sene başka türlü bir üretimle ne dünya ile boy ölçüşebilirsiniz, nede gıda güvenliğini sağlayabilirsiniz. Bunun örtü altı üretim içinde konuşulması gerektiğine inanıyoruz. Buradan çıkacak olan sonuçlar bizler için üretim planlaması anlamında önemli olacaktır. Ülkemizin markalaşma olma yolunda ilerleyen avantajlı konumda olan seracılık sektörünün uluslararası alanda genişlemesi ve söz sahibi olması adına paydaşların verdikleri desteğe teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
“Gıda güvenliği”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, kentteki seracılığın tüm dünya tarafından kabul gördüğünü, büyüdüğünü ve geliştiğini söyledi.
Seracılığın geniş bir sektör olduğunu dile getiren Vali Şahin, “Geçtiğimiz günlerde en büyük tarım fuarına ev sahipliği yaptık. Orada seracılığın bir sanayi sektörü olduğunu gördük. Antalya 2023 yılında 1.2 milyar dolar tarımsal ürün ihracatı yaptı. Yaşananlar dünyada gıdanın ne kadar önemli bir rolü olduğunu gösterdi. Pandemi, Ukrayna krizi çıktı, önümüzdeki günlerde olumsuz günler muhtemeldir. O riskler gıda güvenliğini etkiliyor. Kendi gıdamızı kendimiz üretmeli ve musluğu, vanayı elimizde bulundurmamız son derece kritik” açıklamasında bulundu. – ANTALYA
]]>
Ataşehir’deki birçok mahalleyi ilgilendiren nazım imar planı ile uygulama imar planı değişikliklerinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde kabul edilmesinin ardından Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, basın mensupları, mahalle muhtarları ve Ataşehir Kent Konseyi temsilcileri ile bir araya gelerek bilgilendirme toplantısı yaptı.
11 Ocak’taki İBB Meclisi toplantısında, Ataşehirlilerin dört gözle beklediği imar planları ile ilgili önemli kararlar alındı. Ferhatpaşa Mahallesi’nin 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı ile Örnek – Esatpaşa – Fetih – Kayışdağı – İnönü ve Küçükbakkalköy mahallelerinin 1/1000 Ölçekli Uygulamalı İmar Planı itiraz dosyaları İBB Meclisi’nden geçti. İçerenköy Mahallesi’nin 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı ile Mustafa Kemal ve Aşık Veysel mahallerine ilişkin 1/5000 Nazım İmar Planı ve 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planlarının da İBB İmar Komisyonu’nun Şubat ayındaki toplantısında görüşülmesi planlandı.
İBB Meclisi’nde verilen onayın ardından düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Başkan Battal İlgezdi, Ferhatpaşa, Örnek, Esatpaşa, Fetih, Kayışdağı, İnönü ve Küçükbakkalköy mahallelerinin imar planı değişikliklerinde önemli adımlar atıldığını, İçerenköy uygulama imar planı ile Mustafa Kemal ve Aşık Veysel mahallelerinin nazım ve uygulama imar planlarının da önümüzdeki ay çözüme kavuşacağını dile getirdi.
Basın mensupları ve mahalle muhtarları ile yapılan bu toplantının ardından, mahallelere özel vatandaşların katılacağı bilgilendirme toplantılarına devam edileceğini belirten Başkan İlgezdi, İstanbul’un deprem kuşağında olduğunu ve güvenli kent yaratmanın ilk şartının doğru imar planları yapmak olduğunu söyledi.
Yeni imar planları hakkında mahalle mahalle bilgilendirmede bulanan Başkan İlgezdi, şunları kaydetti:
“Ferhatpaşa Mahallesi’ni kapsayan alanda 1 buçuk emsal değeri ve 6 kata izin veriliyor. Ataşehir Belediyesi olarak 1/1000 ölçekli planları hızla hazırlayıp, İBB’ye onaylatacağız ve sorun tamamen çözülmüş olacak.
İçerenköy Mahallesi’nde rezerv alan olarak ilan edilen bölgelere yaptığımız itiraz neticesinde, bu bölgeler rezerv alan olmaktan çıkarıldı. Emsal değeri 2.10 oldu. İçerenköy’ün imar planı Şubat ayındaki İBB Meclisi toplantısında görüşülecek.
Küçükbakkalköy Mahallesi’nde imar planı 1.8 emsal ve 15 kat olarak onaylandı. Örnek, Fetih ve Esatpaşa mahallelerinde parsel bazında yaşanan sorunlar çözüldü.
Mustafa Kemal ve Aşık Veysel mahallerinde; 1000, 2000 ve 3000 metrekare alanlara ada transferi hakkı getirildi. 3000 metrekare alanlar 2.5 emsal değerine kavuştu. Ayrıca ‘inşaat yapılamaz’ şeklinde olan alanlar, yeniden jeolojik çalışma yapılıp Bakanlığa onaylatılarak ve önlem alınarak inşaat yapılabilir alana çevrildi. Mustafa Kemal ve Aşık Veysel mahallerimizin imar planları da Şubat ayındaki İBB Meclisi toplantısında görüşülecek.
Yeni Çamlıca, Mevlana ve Mimar Sinan mahallelerimizin 50 yıllık tapu ve mülkiyet sorunu bulunuyordu. Sorunun çözülmesi için İBB ve Tapu Kadastro Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmeler ve çalışmalar başarılı oldu. Ataşehir’den sonra İBB encümenleri çalışmaları onayladı, kadastro onayladı, dosya Tapu Müdürlüğüne intikal etti. İstenen bazı değişiklikler tamamlandı. Tapu Müdürlüğünden onay bekleniyor.
Kayışdağı ve İnönü mahallelerinde ise, ‘toplulaştırılacak alanlar’ için bulunan rezerv alan kararı kaldırıldı. Kayışdağı Mahallemizde 1000 metrekareden büyük parsel oluştuğunda yüzde 20 sosyal donatı alanlarından transfer getirilirse 2.07 emsal değeri, İnönü Mahallemizde toplulaştırma alanlarına 2.10 emsal değeri verildi”.
]]>
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun: “Filistin’de son yılların en büyük zulmü en büyük vahşeti yaşanıyor”
“Ülkemizi daha güçlü ve kutlu bir geleceğe taşıma gayreti içerisindeyiz”
TRT Akademi tanıtım programı gerçekleştirildi
İSTANBUL – Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “İsrail’in hukuksuz ve insanlık dışı saldırılarıyla Filistin’de son yılların en büyük zulmü en büyük vahşeti yaşanıyor. Bir soykırım yaşanıyor. Bir halk haksız bir şekilde yerlerinden yurtlarından edilmeye, her türlü ayrımcılığa, zulme ve katliama maruz bırakılmaya çalışılıyor” dedi.
Ulusal ve uluslararası alanda medya profesyonellerinin yetişmesine katkı sağlamak hedefiyle hayata geçirilen “TRT Akademi”nin tanıtım programı İstanbul Kongre Merkezi’nde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un katılımıyla gerçekleştirildi. Altun, yaptığı konuşmada, Türkiye’yi daha güçlü ve kutlu bir geleceğe taşıma gayreti içinde olduklarını belirtti. Altun, İsrail’in Filistin’e saldırılarına da değinerek Filistin’de son yılların en büyük zulmü yaşandığını vurguladı.
“Hakikat mücadelemiz Gazze’deki zulmün son bulmasına hizmet edecektir”
Medyada yer alan dezenformasyonun toplumsal ve toplumlar arası ilişkileri de şekillendirdiğini belirten Altun, İsrail’in tüm dünyanın gözü önünde Gazze’de bir soykırım gerçekleştirdiğini ve bunu da kendine hizmet eden medya kuruluşları aracılığıyla meşrulaştırma gayreti içerisinde olduğunu ifade ederek, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemiz son yıllarda hemen her alanda büyük atılımlar gerçekleştirdi. Devlet ve millet olarak, ülkemizi birlik ve beraberlik içinde ülkemizi daha müreffeh, daha güçlü ve kutlu bir geleceğe taşıma gayreti içerisindeyiz. Ulaşımdan savunmaya dış politikadan eğitime ticaret ve ekonomiden kamu yönetimine kadar hiçbir meseleyi atlamadan her alanda büyük bir iddia sahibi olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu alanlarda önemli olanlardan biri de medya ve iletişim alanıdır. Günümüzdeki medya düzeni çok büyük fırsatlar sunduğu gibi olağanüstü tehditleri de bünyesinde barındırmaktadır. Bu tehditlerin en büyüğü çağımızın vebası olarak değerlendirebileceğimiz dezenformasyondur. Dezenformasyon sadece bireysel hayatımızı değil toplumların hayatını da olumsuz yönde etkileyebilmekte ve toplumlar arası ilişkileri de olumsuz yönde şekillendirebilmektedir. Bu anlamda ana akım medyanın hakikati savunma noktasındaki tarihsel bilgi ve birikimini yeni medya düzeniyle birlikte karşımıza çıkan bu dijital faşizmle birlikte, dezenformasyonla mücadelede bir kalkan olarak kullanmak durumundayız. Bu anlamda sadece bir mesleki birikimden değil aynı zamanda bir hakikat aktivizminden bahsediyoruz. Bu prensip doğrultusunda hakikate ışık tutan bir medya düzeni bir ülkenin ulusal demokratik kültürünü geliştirebileceği gibi uluslararası konumunu da güçlendirecek asli bir unsurdur. Bölgesinde güçlü, küresel düzlemde oyun kurucu istikrarlaştırıcı bir aktör olarak Türkiye tam da bu yaklaşımla hareket etmekte birçok alanda olduğu gibi medya ve enformasyon alanında da hakikat mücadelesi vermektedir” dedi.
“Bütün dünya İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de sürdürdüğü zulme tanık oluyor”
“Bugün bütün dünya İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de sürdürdüğü zulme tanık oluyor” ifadelerini kullanan Altun, “Hepimiz biliyoruz ki İsrail’in hukuksuz ve insanlık dışı saldırılarıyla Filistin’de son yılların en büyük zulmü en büyük vahşeti yaşanıyor. Bir soykırım yaşanıyor. Bir halk haksız bir şekilde yerlerinden yurtlarından edilmeye, her türlü ayrımcılığa, zulme ve katliama maruz bırakılmaya çalışılıyor. Fakat üzülerek belirtmek istiyoruz ki küresel vesayet düzeni ve onların güdümündeki uluslararası medya kuruluşları İsrail’in zalimce acımasız saldırılarını kamufle etmek, çok daha acısı meşrulaştırmak için büyük bir ikiyüzlülük örneği sergiliyor, bir kötülük performansı ortaya koyuyor. Biz bu iki yüzlülüğe bu kötülüğe başından beri karşı çıktık, çıkmaya da devam edeceğiz. İsrail’in yalanlarını, sistematik dezenformasyon kampanyalarını ifşa etmeye dönük gayretlerimizi başından beri sürdürdük, sürdüreceğiz. Biz inanıyoruz ki verdiğimiz bir hakikat mücadelesidir ve bu hakikat mücadelesi Gazze’deki zulmün son bulmasına hizmet edecektir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın daha adil bir dünya mümkün şiarıyla Filistin başta olmak üzere tüm mazlum ve mağdur halkların sesi olması insani ve vicdani anlamda bir sorumluluğun tescilidir. Bu önemli proje çok yaşasın, ileride gerçekten medya ve iletişim alanında yerli ve milli ülkesinin geleceğini esas alan ülkesinin büyümesi için çalışan haktan, hakikatten yana olan ve hakikat mücadelesinin neferi olan nitelikli öğrenciler yetiştirsin” dedi.
]]>
Tekirdağ’daki Heraion Teikhos Trak Antik Şehri’nde ‘yersel lazer taramaları’ tamamlandı. Kazı çalışmalarına yönelik bilgi veren İstanbul Rumeli Üniversitesi Arkeolojik Araştırmaları Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Neşe Atik, “Kazı çalışmalarında ‘yersel lazer taramaları’ tamamlanmış olup, kazı alanın ören yeri olması için hazırlanmakta olan projenin bir aşaması da tamamlanmıştır. Söz konusu çalışmalar kazı alanında bir gezi güzergahı ile tümülüs biçimli bir tanıtım binası yapılarak, alanın ziyaretçiye açılması çalışmalarına büyük katkı sağlamıştır” ifadelerini kullandı.
İstanbul Rumeli Üniversitesi tarafından devam eden kazı çalışmalarına yönelik açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Neşe Atik, “2000 yılında Tekirdağ İli, Süleymanpaşa İlçesi, Karaevlialtı Mevkii’ndeki Heraion Teikhos’ta kazı çalışmalarına Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi ile iş birliği içerisinde başlandı. Bugün üniversitemiz adına benim tarafımdan çalışmalar sürdürülmektedir. Heraion Teikhos bir Trak Şehri olup, yurdumuzda halen kazı çalışmaları yapılan ilk Trak yerleşimi, Trak buluntuları veren tek kazı alanıdır. Kazılarımızın iki hedefi vardır; birincisi bu yerleşim yerini koruma ve kültür turizmine kazandırmak, ikincisi ise bilim dünyasına tanıtmak. Kültür Bakanlığı ile iletişime geçerek, kazı alanının turizme açılması için projelendirme izini aldık. Bu ören yeri projesi için 3 canlandırma ve tümülüs şeklinde bir tanıtım binası yapmayı planlamıştık. 1 yıllık kazı çalışmalarının ardından kazı evinde, pişmiş toprak kaplar, madeni buluntular ve sikkeler, dokuma tezgahı ağırlıkları vb. küçük buluntuların envanter ve yayın çalışmaları yapıldı” dedi.
“ARKEOLOJİK AÇIDAN İLK DEFA TESPİT EDİLEN DURUMLARLA KARŞILAŞTIK”
Kazı çalışmalarının son durumunu değerlendiren Prof. Dr. Neşe Atik şu bilgileri verdi:
“2023 yılı kazı çalışmalarımız, iki hedefe yönelik olarak planlanmıştı. Bu bağlamda kazı çalışmaları geçmişte varlığı tespit edilmiş olan sağlık aktivitelerinin anlaşılması yönünde sürdürüldü. Kazı alanını kültür turizmine kazandırmak, ziyaretçiye açabilmek için gerçekleştirilmesi gereken ören yeri projesi için de ölçüm ve çizim çalışmaları yapıldı. Kazı çalışmaları, geçmiş yıllarda tespit edilmiş ancak yayılım alanının boyutları henüz tam olarak bilinmeyen ilaç üretim alanlarının tespitine yönelik olarak sürdürüldü. Kentin Akropolü’nde Hera/Kybele Tapınağı’nın doğu tarafında bulunan mekanlarda ve Akropol’ün batısında yer alan ilaç havuzlarının güneyinde kazı çalışmaları gerçekleştirildi. Kazı alanı bir tepe üzerinde olduğu için ilaç havuzlarına suyun nereden sağlandığının tespit için doğudan batıya doğru eğimle ilaç havuzlarına su taşıyan pişmiş topraktan su borularının, doğudaki başlangıcını tespite yönelik kazı çalışması yapıldı. Bilindiği üzere antik devirlerde, tepelerdeki yerleşimlerde su sistemleri genellikle, büyük su sarnıçları ile oluşturulmuştur. Ancak 2023 yılı kazıları Heraion Teikhos yerleşiminde suyun sarnıçlardan değil, kazı alanının doğusunda birkaç kilometre uzaklıkta, günümüzde hala ağaçlık olan bir alandan taşındığına işaret eden buluntular ortaya çıktı. Bunun yanı sıra yerleşimin batısında ortaya çıkartılan yeni bir ilaç yapım havuzu, havuzları bağlayan pişmiş topraktan borular ve taştan kanallar da tüm kazı alanına yayılmış bir ilaç üretim alanı olduğunun tespitini sağladı. Geçmiş yıllarda ortaya çıkartılmış olan ilaç fırınları ve ilaç yapımı için gerekli temiz su sisteminin ve havuzların aynı alanlarda birbirine yakın konumlandırılmış olması arkeolojik açıdan ilk defa tespit edilmiş olduğundan, bilimsel açıdan önemlidir.”
]]>
MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, “Zaman zaman gerçekleştirilen, suçu ve suçluyu meşru gösteren yalan ve iftira yüklü yayınlarla kamuoyunu yönlendirmeyi amaç ve alışkanlık edinen, Türk aile yapısını hedef alan ve sapkın akımlara yol açan yayıncılık faaliyetleri karşısında daha hassas olunmalı, Türk milletinin değerleri korunmalıdır.” dedi.
TBMM Genel Kurulunda görüşülen Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2024 yılı bütçeleri üzerinde MHP milletvekilleri söz aldı.
MHP Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç, milletleri millet yapan temel unsurun dil olduğunu söyledi.
Türk dili araştırmalarına verilen önemin artırılması gerektiğini dile getiren Kılıç, “Türkçe’nin uluslararası düzeyde bilim, sanat, ticaret ve ana iletişim dili olarak kullanılmasını mümkün kılacak adımlar atılmalıdır. Türkçe’nin yozlaşmasına fırsat verilmemelidir. Türkçe, her şekilde ve şartta korunmalıdır. Türk Devletleri Teşkilatı 2020 Vizyon Belgesinde yer alan çerçevede milli kültürümüzü yansıtan filmleri, özellikle Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerle ortak kültürel değerlerimizi yansıtacak film projelerini var gücümüzle desteklemekteyiz.” dedi.
Filiz Kılıç, Alevilik Bektaşilik İhtisas Kütüphanesinin şubat ayında açılacak olmasından memnuniyet duyduklarını belirtti.
“Denetimlerin sıklıkla gerçekleştirilmesi gerekir”
MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, medyanın özgürlükler ve güvenlik dengesi arasındaki en hassas alanların başında geldiğini söyledi.
Medyanın denetlenmesinin meşru bir hak olarak görülmesi gerektiğine işaret eden Özdemir, Türkiye’de bu görevi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) yürüttüğünü aktardı.
İsmail Özdemir, şöyle devam etti:
“Zaman zaman gerçekleştirilen, suçu ve suçluyu meşru gösteren yalan ve iftira yüklü yayınlarla kamuoyunu yönlendirmeyi amaç ve alışkanlık edinen, Türk aile yapısını hedef alan ve sapkın akımlara yol açan yayıncılık faaliyetleri karşısında daha hassas olunmalı, Türk milletinin değerleri korunmalıdır. Temenni ve beklentimiz, RTÜK’ün sorumluluk sahasına giren konulardaki irade ve kararlılığının sarsılmaz şekilde devam edebilmesidir. Bunun yanı sıra, yine, RTÜK’ün sorumluluk alanı içerisinde bulunan IP televizyonlar olarak kategorize edilen mecralardaki yerel, bölgesel ve ulusal yayınların denetimlerinin de sıklıkla ve hassasiyetle gerçekleştirilmesi gerekir.”
MHP Samsun Milletvekili İlyas Topsakal, Türk Dil Kurumunun bu yıl içinde 15’i uluslararası, 5’i ulusal olmak üzere 20 bilimsel etkinlik düzenlediğini dile getirdi. Topsakal, Türkçe’nin etimolojisi ve Türkiye Türkçesi Ağızları Projesinin sürdüğünü aktardı.
Türk Tarih Kurumunun ise bu yıl 40 bilimsel etkinliğe destek olduğunu anlatan Topsakal, ayrıca Kurumun 947 öğrenciye burs verdiğini bildirdi.
MHP Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı, Kapadokya bölgesinin, doğanın ve tarihin iç içe geçtiği bir yer olduğunu söyledi.
Kapadokya Alan Başkanlığının Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerini de kapsayacak şekilde sınırlarının genişletilmesi önerisini daha önce dile getirdiklerini ifade eden Kaşlı, “Alan Başkanlığı kapsamına alınmasını önerdiğimiz bölgede yer alan Ihlara Vadisi bölgesine ulaşımla ilgili sorunların çözüme kavuşturulması için Nevşehir Tuzköy’de bulunan küçük çaplı havaalanının, Ihlara Derinkuyu Güzelyurt bölgesine taşınarak isminin de uluslararası Kapadokya Turizm Havaalanı olmasını talep etmekteyiz.” diye konuştu.
MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu, Uludağ Alan Başkanlığının kurulmasıyla Uludağ bölgesindeki farklı kurumların yetki çatışmaları ve bu durumun yarattığı kargaşaya son verildiğini belirtti.
Alan Başkanlığı bünyesinde kurulan komisyonun, kurumların temsilcileri ve uzmanlarından oluştuğunu ifade eden Zırhlıoğlu, bölgenin korunması ve geliştirilmesinde karar alma süreçlerinin hızlanacağını vurguladı.
“Asgari ücretliye büyük şehirlerde ulaşım desteğinin verilmesi beklentimizdir”
MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, istikbale güvenle bakabilmek için güçlü ve çağdaş bir sosyal güvenlik sisteminin varlığının zaruri olduğuna işaret ederek, “Kayıt dışı istihdamın azaltılıp, aktif sigortalı sayısının arttığı, tüm çalışanlara sağlıklı ve güvenli iş ortamının tesis edildiği, iş sağlığı ve iş güvenliği anlamında işverenin ve işçilerin bilinç düzeylerinin yükseltilmesini ve devlet kurumlarımızın bu konudaki çalışmalarını sürdürmesini memnuniyetle izlemekteyiz.” dedi.
Kadınların çalışma hayatına girişlerinin teşvik edilmesi gerektiğinin altını çizen Yılık, engellilerin istihdamını kolaylaştıracak düzenlemelerin uygulamaya geçirilmesini arzu ettiklerini belirtti.
Pelin Yılık, şunları kaydetti:
“Emeklilerimizin günümüz ekonomik koşullarında ve huzur içerisinde yaşayacakları sosyal ve ekonomik yönden toplumun diğer kesimleriyle birlikte yüzlerinin güleceği bir refah düzeyine kavuşturulması, net asgari ücretin yaşam seviyesinde belirlenmesi ve asgari ücretliye büyük şehirlerde ulaşım desteğinin verilmesi beklentimizdir. Önceliğin gençlerimize verilmesi suretiyle her ailede en az bir çalışanın olmasını sağlayacak hane bazlı istihdam destek sisteminin uygulamaya geçmesini önemli bulmaktayız. Ayrıca, istihdam imkanı geliştirilerek her ailenin yeterli ve sürekli bir gelire sahip olması sağlanmalı, bu doğrultuda her aileden en az bir kişiye iş imkanı temin edilmeli, çalışamayacak durumda olanlar sosyal korumadan yararlandırılmalıdır.”
]]>