
Edirnekapı Şehitlikte Mehmet Akif Ersoy’un kabri başında düzenlenen törene, Vali Gül’ün yanı sıra İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Metin Tokel, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topcu, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tuğamiral Serkan Tezel, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi 1. Başkanvekili Nuri Aslan, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, Eyüpsultan Kaymakamı Arslan Yurt ve Eyüsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen katıldı.

Törende istiklal marşının okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu. İstanbul Müftü Yardımcısı Ahmet Aktürkoğlu dua etti.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadın girişimci 42 yaşındaki Yolal, iki çocuğunu büyüttükten sonra iş hayatına atıldı.
Hazırladığı projeyle TKDK’den onay alan Yolal, yaklaşık 2 milyon liralık destekle Afyonkarahisar- Konya kara yolunda dinlenme tesisi açtı.
Halime Yolal, AA muhabirine, tesis açılmadan önce market işleten kocasına destek olduğunu söyledi.
Kayınvalidesinin de desteğiyle iki çocuğunu büyüttüğünü anlatan Yolal, “Çocuklar büyüdükten sonra ‘Ne yapabilirim?’ diye çok düşündüm. Öncelikle market işleten eşime destek olmaya çalıştım. Markette çalışanlara yemek yapmaya başladım. Sonrasında sipariş üzerine çevremdekilere pasta, börek yaparak bunların satışından gelir elde ettim. Gelirimi daha da artırabilmek için hep arayış içinde oldum.” dedi.
“Devlet, kadın girişimcilere destek veriyor”
Yolal, 2022’nin sonlarına doğru TKDK’nin desteklerinden haberdar olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
“TKDK’nin destekleriyle ilgili araştırmalara başladım. Gerekli fizibilite raporlarını hazırladım, gittim görüştüm ve 3,5 milyonluk proje hazırlayarak başvurumu yaptım. Avrupa Birliği ve Türkiye ortaklığıyla finanse edilen yatırımım için yaklaşık 2 milyon destek verildi. Afyonkarahisar-Konya kara yolu kenarına dinlenme tesisi açtım. Tesisimde yörede üretilen haşhaş, tereyağı, kaymak ve lokumun da satışını yaparak istihdam ve gelir sağladım. Bu süreçte TKDK hep destek oldu. Ailem de çok destekçi oldu. Dedem de ilçenin ilk esnafıydı, ‘Manav Recep’ derlerdi. Şimdi ben de esnaflık yapıyorum.”
Halime Yolal, esnaf çocuğu olarak büyüdüğünü, bundan da gurur duyduğunu dile getirdi.
Esnaflığın ruhunda olduğunu vurgulayan Yolal, “Çalışmayı çok sevdim, bana iyi geldi. Afyonkarahisar, kavşak noktası bir il. Kara yolundan günlük yaklaşık 22 bin araç geçiyor. Genelde aileler duruyor. Yeme, içme her şey var; yöresel ürünler, hediyelik eşyalar satıyoruz. Kadınlar ‘Yapamam.’ demesin. Devlet, kadın girişimcilere destek veriyor.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAGİDER’den yapılan açıklamaya göre, kadın girişimciliği ve toplumsal kalkınmayı destekleyen dernek, doğayla bağını güçlendirecek ve sürdürülebilirliği destekleyecek yeni bir projeyi hayata geçirdi.
Ege Orman Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen projeyle Gebze’de 2 bin fidan dikildi. Oluşturulan “KAGİDER Ormanı” ile hem çevresel hem de toplumsal miras bırakılması hedefleniyor.
KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, etkinlikte yaptığı konuşmada, dernek olarak 22. yıllarını kutladıkları bu dönemde sürdürülebilirlik yolculuklarında bir adım daha ileriye gitmenin gururunu yaşadıklarını belirtti.
Yakın zamanda yayımladıkları “Sürdürülebilirlik Raporu”nun, bu vizyonun somut göstergesi olduğunu aktaran Bezircioğlu, şu ifadelere yer verdi:
“Raporumuzla Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan 9’una doğrudan katkı sağladığımızı paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu katkıları hem doğaya hem de geleceğin kadın liderlerine karşı sorumluluk ve borç olarak görüyoruz. Doğanın kalbinde bir araya gelerek KAGİDER Ormanı’na yeni fidanlar dikmek, bizler için yalnızca bir başlangıç değil, aynı zamanda sürdürülebilir geleceğe olan inancımızın güçlü bir ifadesidir. Sürdürülebilirliği tüm faaliyetlerimizin merkezine koyuyoruz. Biliyoruz ki sürdürülebilir bir dünya, kadınların ekonomik ve sosyal hayatta daha fazla yer almasıyla mümkün olabilir.”
Bezircioğlu, kadın girişimciliğini desteklerken yalnızca ekonomik büyümeyi değil, toplumsal kalkınmayı, eşitliği ve yaşanabilir bir geleceği de şekillendirdiklerini vurgulayarak, bugün diktikleri her bir fidanın, geleceğe bıraktıkları kalıcı bir iz olduğunu söyledi.
Ege Orman Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Yasemen Bilgili de işbirliğinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, KAGİDER’e katkılarından dolayı teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİİRT – Siirt İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliği, kadına yönelik şiddetle mücadeleye yönelik farkındalık etkinliklerine devam ediyor. Gerçekleştirilen son etkinlikte, Siirt Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü kadın judo takımı sporcuları da yer aldı.
Etkinlikte, kadınların en güçlü savunma tekniklerinden biri olarak bilinen tek dokunuşla KADES uygulaması tanıtıldı. Etkinlikte katılımcılara KADES uygulamasının nasıl kullanıldığı ve şiddet anında nasıl yardım alabilecekleri gösterildi. Etkinlik sırasında, “Şiddete dur demek için KADES’i indir, harekete geç” mesajı verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sıla bebeğin yaşam hakkı için adalet talebi
TEKİRDAĞ – Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), Tekirdağ Adliyesi önünde duruşma öncesi Sıla bebeğin ölümüne neden olan olaylarla ilgili adalet talebiyle bir basın açıklaması yaptı.
KADEM Hukuk Kurulu Başkanı Helin Görgül, Tekirdağ adliyesi önünde yaptığı basın açıklamasında, Sıla bebeğin yaşam hakkını, ağır ihmaller ve kasıtlarla elinden alanların cezalandırılması gerektiğini vurgulayarak, “Bu vahim olayda adaletin bir an önce tecelli etmesi için buradayız.” dedi.
Sıla bebeğin adım adım ölüme sürüklendiği dehşet verici olay karşısında sessiz kalmanın mümkün olmadığını belirten Görgül, “Davaya müdahil olma talebinde bulunacak ve süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Sanıkların, hak ettikleri en ağır cezalara çarptırılmasını talep ediyor ve yargılamanın hızlı ve adil bir şekilde gerçekleştirilmesini bekliyoruz. Yaşam hakkını savunmak, adalet ve vicdan adına hepimizin sorumluluğudur. Bu mücadelede toplumun her kesimini dayanışmaya davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Görgül, kamuoyunun dikkatini bu önemli davaya çekmek için destek çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KADEM Hukuk Kurulu Başkanı Helin Görgül, Tekirdağ adliyesi önünde yaptığı basın açıklamasında, Sıla bebeğin yaşam hakkını, ağır ihmaller ve kasıtlarla elinden alanların cezalandırılması gerektiğini vurgulayarak, “Bu vahim olayda adaletin bir an önce tecelli etmesi için buradayız” dedi.
Sıla bebeğin adım adım ölüme sürüklendiği dehşet verici olay karşısında sessiz kalmanın mümkün olmadığını belirten Görgül, “Davaya müdahil olma talebinde bulunacak ve süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Sanıkların, hak ettikleri en ağır cezalara çarptırılmasını talep ediyor ve yargılamanın hızlı ve adil bir şekilde gerçekleştirilmesini bekliyoruz. Yaşam hakkını savunmak, adalet ve vicdan adına hepimizin sorumluluğudur. Bu mücadelede toplumun her kesimini dayanışmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Görgül, kamuoyunun dikkatini bu önemli davaya çekmek için destek çağrısında bulundu. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beylikdüzü Belediyesi, Medicana Sağlık Grubu iş birliğiyle “Menopoz Okulu” seminerleri düzenledi. İki bölümden oluşan seminer ve söyleşilerin ilk bölümünde; diyetisyen Melek Aksoylu, ortopedi ve travmotoloji uzmanı Osman Görkem Muratoğlu ve kadın hastalıkları uzmanı Op. Dr. Burak Demirdelen, ikinci bölümünde ise psikolog Tuğçe Çolakoğlu, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Op. Dr. Mehmet Fatih Kaya ve nefes teknikleri uzmanı ve psikolog Özge Aygan tarafından katılımcılara menopoz döneminde karşılaşabilecekleri sorunlar ve bu sorunlarla baş etme yolları anlatıldı.
‘Günde en az 30 dakika yürümezseniz, kilo almanız kaçınılmaz”
Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen söyleşinin ikinci bölümünde menopoz psikolojisinin kişiden kişiye değiştiğini vurgulayan Tuğçe Çolakoğlu, kadınların yüzde 75’inin duygusal zorlanmalardan mustarip olduğunu ve uyku bozukluğunun baş edilmesi gereken en büyük sorun olduğunu açıkladı. Bu dönemde östrojen seviyesinin düşüşüne bağlı olarak vücut formunu korumanın zorlaştığını hatırlatan Mehmet Fatih Kaya ise “günde en az 30 dakika yürümezseniz, kilo almanız kaçınılmaz” dedi. Son olarak doğru nefes almanın önemini anlatan Tuğçe Çolakoğlu ise şunları söyledi: “Doğru nefes alırsanız kandaki oksijen miktarı artar, kronik ağrılarınız azalır. Metabolizmanız da hızlanır ve kilo vermekte zorlanmazsınız. Kaygılarınız azalır, zihniniz sakinleşir ve karar mekanizmanın işlemeye başlar.” – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muhtarlık ofisinin yanında açılan Mutlu Giyim Evi’nde ayakkabıdan gömleğe, kabandan kazağa her türlü bay ve bayan giysileri askılarda ve raflarda dar gelirli ihtiyaç sahipleriyle buluşmayı bekliyor.
Sarıgöl Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Ayşe Yılmaz Gönen, “Mahalle halkımızın evlerinde kullanmadıkları ihtiyaç fazlası giysileri Mutlu Giyim Evi adını verdiğimiz odada topladım. Odaya raflar yapıldı askılar konularak tuhafiye dükkanı gibi yaptım. İhtiyacı olanlar gelip rahatça uygun gördüğü giysileri alıp gidiyor mutlu oluyor. Vatandaşlarımdan şunu istiyorum evlerde ihtiyaç fazlası giysilerinizi muhtarlığımıza verin ki ihtiyacı olan ailelere verip mutlu olsunlar.” dedi.
Kadın muhtarın Mutlu Giyim Evi’ne destek çağrısı sadece kendi mahallesinden değil diğer mahalle sakinleri tarafından da destek görmeye başladı. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gastroenteroloji alanında minimal invaziv endoskopik işlemler, modern tıbbın hastalara sunduğu en önemli avantajlardan biri olarak öne çıkıyor.
Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç, bu yöntemlerin hasta konforunu artırdığını ve iyileşme süresini önemli ölçüde kısalttığını belirtti.
Prof. Dr. Bilgiç, “Hastanemizde yemek borusu, mide ve kalın bağırsaktaki erken evre tümörleri cerrahi müdahaleye gerek kalmadan, sadece endoskopik yöntemlerle çıkarabiliyoruz. İşlemin ardından hastalarımız genellikle bir gün içinde yemek yemeye başlıyor ve üç gün içinde taburcu oluyor. Ayrıca, işlem sırasında herhangi bir kesi yapılmadığı için hiçbir iz kalmıyor.” dedi.
PANKREAS HASTALIKLARINA MODERN ÇÖZÜM
Pankreas hastalıklarının tanı ve tedavisinde kullanılan endoskopik ultrasonun, modern tıbbın sunduğu en etkili yöntemlerden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bilgiç, “Endoskopik ultrason, pankreas kistlerinin sıvısını boşaltmak, kitlelerden biyopsi almak ve doğru tanı koymak için altın standart bir yöntemdir. Hastalarımıza cerrahi müdahaleye gerek kalmadan bu hizmeti sunuyoruz. Böylelikle hem tanı hem de tedavi sürecini çok daha konforlu ve hızlı hale getiriyoruz.” diye konuştu.

ERKEN EVRE TÜMÖRLERE CERRAHİSİZ ÇÖZÜM
Erken evre tümörlerde kullanılan Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD) yöntemine dikkat çeken Prof. Dr. Bilgiç, “Tümörlerin boyutu 3 santim ya da 10 santim olsa da, eğer yayılma bulgusu yoksa bu yöntemi uygulayabiliyoruz. İşlem sırasında hastayı genel anesteziye alıyoruz, ağız yoluyla ya da kolonoskopiyle tümörü çıkarıyoruz. Ardından hastalarımızı hızlı bir şekilde günlük hayatlarına döndürüyoruz.” dedi.
SON TEKNOLOJİYLE HİZMET
Tedavi süreci boyunca son teknolojiyi ve bilimsel yöntemleri kullandıklarını belirten Prof. Dr. Bilgiç, “Dünyada da giderek yaygınlaşan bu yöntemler, hasta memnuniyetini artırıyor ve tedavi süreçlerini kolaylaştırıyor. Biz de hastanemizde her zaman en iyi hizmeti sunmak için çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçirdiği estetik operasyon sonrasında hayatını kaybeden 28 yaşındaki sosyal medya fenomeni Neşe Özkan, estetik operasyonların güvenliği konusunu bir kez daha gündeme taşıdı.
Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Naci Karacaoğlan, özellikle annelik estetiği olarak bilinen karın germe ve göğüs toparlama ameliyatlarının dikkat gerektirdiğini belirtti.
Prof. Dr. Karacaoğlan, bu operasyonların tam teşekküllü hastanelerde gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizerek, yoğun bakım desteği olan sağlık merkezlerinin önemini vurguladı.
AMELİYAT ÖNCESİ HASTA DEĞERLENDİRMESİ ŞART
Bu tür ameliyatların başarıyla sonuçlanması için titiz bir hazırlık süreci gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Karacaoğlan, “Genelde annelik estetiği diye adlandırılan ameliyatlar, yani karın germe ve göğüs toparlama ameliyatları, uzun sürebilen operasyonlardır. Bu nedenle öncelikle hastanın genel sağlık durumunu çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Kullandığı ilaçlar, sigara tüketimi, geçirdiği hastalıklar gibi öyküleri dikkatle ele almak şart. Eğer herhangi bir risk bulunmuyorsa ameliyata alınabilir. Ancak ameliyatın yapılacağı ortam da en az hasta hazırlığı kadar önemlidir. Mutlaka yoğun bakım koşulları bulunan tam teşekküllü bir hastanede bu tür operasyonların yapılması gereklidir.” dedi.

YOĞUN TAKİP VE KOMPLİKASYON YÖNETİMİ GEREKİYOR
Ameliyat sonrası süreçte dikkat edilmesi gerekenlere değinen Prof. Dr. Karacaoğlan, “Ameliyat sonrası hasta yoğun bir şekilde takip edilmelidir. 4-5 saat süren bir operasyon sonrası sıvı takibi, bağırsak hareketlerinin kontrolü ve hastanın erken mobilizasyonu çok önemlidir. Emboli riski, yani pıhtı atması, bu tür operasyonlarda ölüm nedenlerinin başında gelir. Bu riski en aza indirmek için hastayı erken hareketlendirmek ve emboli önleyici ilaçlar kullanmak gereklidir. Tüm bu süreçlerin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi ancak tam teşekküllü bir hastanede mümkün olabilir.” diye konuştu.

GENÇ YAŞTAKİ HASTALARIN TALEBİ NORMAL
Estetik operasyonların genellikle genç yaşta talep gördüğünü belirten Prof. Dr. Karacaoğlan, “Anne olmuş, iki doğum yapmış ve vücudunda deformasyonlar meydana gelmiş olabilir. Karın ve göğüste sarkmalar ya da hacim kayıpları görülebilir. Bu gibi durumlarda ameliyat talep etmek son derece doğaldır. Ancak hastanın genel sağlık durumunun, tahlillerinin ve kullandığı ilaçların dikkatle incelenmesi gerekiyor. Herhangi bir risk bulunmuyorsa hasta ameliyata alınabilir.” şeklinde konuştu.

İLGİLİ HABERFenomen Neşe Özkan estetik ameliyatı sonrası hayatını kaybettiCan Badak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kış aylarının gelmesiyle beraber, sıcak çorbalar yine sofralardaki yerini almaya başladı.
Vatandaşlar, hem sıcak bir içecek olarak tüketilen hem de hastalıklara karşı bağışıklığı koruyan çorbalara büyük ilgi gösteriyor.
Her çeşidi ayrı ayrı sevilen çorbaların uygun fiyatlı olması da vatandaşın yüzünü güldürüyor.
“ÇORBALAR VİTAMİN DEPOSU”
Eskişehirli lokanta sahibi İbrahim Kula, ilk olarak çorba çeşitlerinden bahsederek en çok tercih edilenlerin kelle paça, ayak paça ve işkembe olduğunu dile getirdi.
Kula, bu çorbaların içinde bulunan yüksek orandaki kemik suyu sebebiyle hem besleyici hem de büyük bir vitamin deposu olduğunu; vatandaşların da bu yüzden sıklıkla bunları tercih ettiğini söyledi. Ayrıca Kula, ezogelin ve tavuk suyu çorbalarının da aynı şekilde çok sevildiğini ve bolca tercih edildiğini belirtti.

“HASTA OLUNCA ÇORBA İÇİN”
Kula, en çok tercih edilen çorba çeşitlerinden bahsederek “Bütün çorbalarımız güzeldir, tavsiye ederiz. En önce hastalığa şifadır, hele kelle paça ve ayak paça on numaradır. Özellikle kolajen ve vitamin bakımından kemik suyu bir numaralı şifa kaynağı. Hasta olunca çorba için, ilaca gerek yok.
O yüzden bizde en çok kelle paça ve ayak paçayı tercih ediliyor. Fiyatlarımız diğer lokantalara göre de gayet uygun, 60 lira. Biz istiyoruz ki herkes içsin, herkes memnun kalsın, herkes şifa bulsun.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kalbin yalnızca beyin tarafından kontrol edildiği düşüncesi, bilim insanlarının yaptığı çarpıcı bir keşifle değişiyor.
Uzun yıllardır kalbin, beyinle bağlantılı otonom sinir sistemi aracılığıyla kontrol edildiği düşünülüyordu.
BAĞIMSIZ BİR ROL ÜSTLENİYOR
Ancak araştırma, kalp duvarında yer alan bu sinir ağının düşünüldüğünden çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ve ritim düzenlemesinde bağımsız bir rol üstlendiğini gösterdi.
Karolinska Enstitüsü’nden Doç. Dr. Konstantinos Ampatzis, “Bu küçük beyin, tıpkı beynin solunum veya hareket gibi ritmik fonksiyonları düzenlediği gibi, kalp atışını kontrol etmede hayati bir rol oynuyor.” açıklamasında bulundu.
Araştırmada, kalpte farklı işlevlere sahip birden fazla nöron türü tespit edildi.

‘DOĞAL UYARICI’ GÖREVİ GÖRÜYOR
Bunlardan biri, kalbin “doğal uyarıcı” görevini üstlenen bir grup nöron.
Bu keşif, kalp ritminin nasıl kontrol edildiğine dair mevcut görüşleri değiştirirken, klinik açıdan da yeni ufuklar açıyor.
YENİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ İÇİN UMUT
Çalışma, insan kalbiyle benzer ritim ve işlevlere sahip zebra balıkları üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmacılar, tek hücre RNA dizilemesi, anatomik incelemeler ve elektrofizyolojik yöntemler kullanarak kalpteki nöronların yapısını, organizasyonunu ve işlevini haritalandırdı.
Dr. Ampatzis, “Kalbin sinir ağı ile beyin arasındaki etkileşimi, egzersiz, stres veya hastalık gibi farklı koşullarda araştırmaya devam edeceğiz. Kalbin nöral ağındaki bozulmaların çeşitli kalp rahatsızlıklarına nasıl katkı sağladığını inceleyerek yeni tedavi hedefleri belirlemeyi amaçlıyoruz.” dedi.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’in Karşıyaka ilçesinde yaşayan 52 yaşındaki Ayşe Şahinel, 5 yıl önce çocuk sahibi olmak ve rutin kontrollerini yaptırmak amaçlı eşiyle birlikte bir doktora gitmeye karar verdi.
Önceki eşinden 2 çocuğu olan Şahinel, Buca ilçesindeki özel bir tıp merkezine giderek Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı M.İ.’ye muayene oldu.
Ayla Şahinel, doktorun bazı şeylerden şüphelendiğini söylemesi üzerine aynı yerde ultrason çekildi.
“KANSERSİN” DEYİP ERTESİ GÜN AMELİYATA ALDILAR
İddialara göre doktoru, fiziki muayene ve ultrason sonucu Ayla Şahinel’e rahim kanseri olduğunu söyledi.
Bebek sahibi olmak için rutin kontrol yaptırmak isteyen Şahinel’in, doktorun bu söyledikleri karşısında dünyası başına yıkıldı.
Ameliyat olması gerektiği bildirilen talihsiz kadına, hemen bir gün sonraya randevu verildi.

ONDAN HABERSİZ YUMURTALIKLARINI ALDILAR
5 yıl önce 47 yaşında olan Ayla Şahinel, iddialara göre fiziki muayeneyle kanser teşhisi sonrası ameliyat masasına yattı.
3,5 saat boyunca ameliyat edilen talihsiz kadının rahminin bir kısmı, iki yumurtalığı ise habersiz alındı.
YUMURTALIĞININ OLMADIĞNI BAŞKA BİR DOKTORDA ÖĞRENDİ
Ameliyat sonrası kendisine gelen Şahinel, zor günler geçirdi. Ayla Şahinel, bir müddet sonra başka bir doktordan yumurtalıklarının olmadığını duyunca şoka girdi.
Konuyu yargıya taşıyan Ayla Şahinel, yumurtalıklarının habersiz alındığını ve biopsi sonucu bile olmadan kanser olduğunun söylendiğini öne sürdü.
“BENİ RESMEN KESİP BİÇMİŞLER”
Ayla Şahinel, “Benim aslında hiçbir şikayetim yoktu. O dönemde, eşimle birlikte bebek yapmayı planlıyorduk. 17 yıllık arkadaşım, bu doktorun sekreteriydi ve beni o götürdü. 15 dakika içinde, fiziki muayene ve ultrasonla ‘rahim kanserisiniz’ denildi. Benim o an basiretim bağlandı; yani bende kanser endişesi oluşturarak, hemen ameliyata ikna ettiler.
Ertesi gün; beni yetkisiz bir ameliyathanede, yoğun bakım olmayan, canlandırma odası bile olmayan bir tıp merkezinin ameliyathanesinde, koyun keser gibi kesip içimdeki sağlam organları aldılar ve aldıktan sonra da bana söylemiyorlar. 2 yıl sonra, başka bir doktorun kontrolüyle iki yumurtalığımın olmadığını öğrendim. 3,5 saat beni resmen bir polikliniğinin ameliyathanesinde kesip biçmişler.

“DÜNYAMI KARARTTILAR”
Bebek sahibi olmak isterken dünyamı kararttılar. Yoğun kanamalı gelen hasta yazılmış ve ben oraya sapasağlam gittim. Beni SGK’ya ayakta tedavi göstermişler. Sistemlerde bile benim bu ameliyatım gözükmüyor. ‘Neden bunu bana yaptınız? 5 bin lira ameliyat parası için neden benim sağlam organlarımı aldığınız?’ dediğimde, ‘Başka yere gitseydin’ diye bir cevapla karşılaştım.
Hem adli hem idari başvurularımız sonucunda, Sağlık Bakanlığı tarafından inceleme başlatıldı ve soruşturma izni verildi. Tıp merkezinden itiraz ettiler ve itirazları da reddedildi.” dedi.
“TÜM BEBEK ŞANSIMI YOK ETTİLER”
“Adalet istiyorum” diyen Şahinel, konunun artık yargıda olduğunu ifade ederek, şu ifadelere yer verdi:
Ciddi anlamda mağdur edildim. Yaşam kalitem düştü; yani benim vücudumdan izinsiz organlarım alınıyor. Neden alınıyor? Neye dayanarak? Bana yumurtalıklarımın alınacağı kesinlikle söylenmedi, rahim alınacaktı sadece; onu da tam almamışlar zaten. Adli tıpa sevk edildim ve orada her şey ortaya çıktı. Doktora defalarca ulaşmaya çalıştım, ulaşamadım. ‘Bana yaş ve görünüm’ nedeniyle yumurtalıklarımın alındığını söyledi. O zamanlar 47 yaşındaydım ve benim; bebek şansımı, tüm bebek şansımı, hamile kalma şansımı sonlandırdı, üreme organlarımı yok etti. Benim yumurtalıklarımı ne yaptınız ve neden aldınız? Cezalarını çekmelerini istiyorum; çünkü şu anda psikolojik tedavi görüyorum. Bununla ilgili ciddi sıkıntılar yaşadım; hayatımı kaybediyordum, yoğun bakımlarda yattım. Bunu hazmedemiyorum.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Her yıl özel sağlık kuruluşlarını olağan ve olağan dışı denetimlerden geçiren Sağlık Bakanlığı, uzman ekiplerle bu çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Bu kapsamda, Ocak 2024’ten bugüne kadar Türkiye genelinde özel sağlık kuruluşlarına yönelik 60 binden fazla denetim yapıldı.
Denetimlerde aykırılık tespitlerine göre, 229 özel sağlık tesisine “faaliyet durdurma”, 1507 özel sağlık tesisine “idari para cezası” verildi, ilgili kuruluşlar hakkında 160 suç duyurusunda bulunuldu.
ÖZEL HASTANELER MEVZUATI TAMAMEN YENİLENECEK
“Yenidoğan çetesi”ne ilişkin soruşturma sürecinde 10 özel hastanenin ruhsatını iptal eden Bakanlık, özel ve kamu hastanelerindeki işleyişin yeniden ele alınması, sistemdeki sıkıntıların tespit edilip sil baştan düzenlenmesine yönelik çalışmalara da hız verdi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatıyla ilk olarak özel hastaneleri de içine alan mevzuatı tamamen yenilemeye hazırlanan Bakanlık, uzmanlar öncülüğünde, özel sağlık kuruluşlarının ruhsatlandırılması, faaliyet sürecindeki hizmet ve kalite standartları, kuruluşların sağlık hizmeti sunarken uyguladığı fiyatlandırma politikaları, denetimler ve uygulanan yaptırımlara kadar birçok başlığı masaya yatırdı.
Ayrıca kamu, özel ve üniversite hastanelerinde sağlık hizmet sunumları ve kalite standartlarına ilişkin ruhsatlandırma ile faaliyet süreçleri de bütüncül bakış açısıyla yeniden ele alındı.
Bu kapsamda, yakın dönemde Özel Hastaneler Yönetmeliği, Hastanelerin Denetleme Yönetmeliği, Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği’nde önemli değişiklikler yapılacak. Özel hastanelerin işleyişi, sağlık meslek mensuplarının serbest meslek icrası kuralları, sağlık yapıları ve sağlık araçlarına ilişkin düzenlemeler de gündeme gelecek.
DENETİM SEFERBERLİĞİ BAŞLAYACAK
Bakanlık, gelecek dönem, kamu, özel ve üniversite hastanelerinin hem yoğun bakımlarında hem de genel bölümlerindeki denetimlerinde şeffaf, bilişim tabanlı, bilimsel verilere ve risk yönetimine dayalı, yapay zekanın kullanılacağı, çoklu denetim mekanizmalarını oluşturmayı da planlıyor.
Türkiye’nin önde gelen 13 yenidoğan yoğun bakım uzmanıyla oluşturulan “Yenidoğan Yoğun Bakım Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu” da tüm yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yönelik habersiz denetimlere başlayacak.
Yenidoğan uzmanlarının da yer alacağı denetimlerde, fiziki incelemelerden ziyade, doğru tedavilerin uygulanıp uygulanmadığına yönelik detaylı, ileri incelemeler yapılacak.
Bakanlık, benzer denetimleri, acil servisler, yetişkin yoğun bakım gibi alanlarda kurulacak komisyonlar öncülüğünde de gerçekleştirecek.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kadın sağlığı, her geçen gün daha fazla dikkat çeken bir konu olsa da, kadınlara özgü sağlık sorunları, genellikle göz ardı edilen ve daha az konuşulan bir alandır.
Kadınların vücut yapısı, hormonal farklılıkları ve üreme sistemi, birçok hastalığın yalnızca kadınlarda görülmesine neden olabilir.
Bu hastalıklar, genellikle özel bir tedavi ve izlem gerektirir; çünkü erkeklerde ya hiç görülmez ya da çok daha farklı seyreder.
Kadınların karşılaştığı bu sağlık sorunları, genetik, çevresel ve hormonel faktörlerden kaynaklanabilir ve zamanında teşhis edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Bu yazımızda, yalnızca kadınlarda görülen sağlık sorunlarını, nedenlerini, belirtilerini detaylı bir şekilde derledik.
TURNER SENDROMU
Turner sendromu, bir X kromozomunun eksikliği veya hasarı sonucu meydana gelir.
Bu genetik bozukluk, yalnızca kadınlarda görülür.
Normalde kadınlar XX kromozomlarına sahipken, Turner sendromu olan bireyler tek bir X kromozomuna sahip olabilir.
Belirtileri; boy kısalığı, yumurtalıkların işlevsizliği ve kısırlık, geniş boyun, düşük saç çizgisi, kalp, böbrek sorunları, zihinsel gelişim geriliği (genellikle hafif).
Tedavi: Büyüme hormonu tedavisi, östrojen ve progesteron tedavisi (menstruasyonu başlatmak için), düzenli sağlık izlemeleri (özellikle kalp ve böbrek sorunları için).

POLİKİSTİK OVER SENDROMU (PCOS)
Polikistik over sendromu, yumurtalıkların normalden fazla sayıda küçük kist içerdiği, hormonal dengesizlikle karakterize bir durumdur.
PCOS, kadınlarda sık görülen bir üreme bozukluğudur ve genellikle hormon dengesizliği ile ilişkilidir.
Belirtileri; adet düzensizlikleri (adetin olmaması veya aşırı kanama) aşırı tüylenme (yüz, karın, sırt) obezite ve kilo alma saç dökülmesi kısırlık (yumurtlama bozukluğu).
Tedavi: Hormon tedavisi (doğum kontrol hapları), insülin duyarlılığını artırıcı ilaçlar (metformin), kilo yönetimi, tüp bebek tedavisi.
ENDOMETRİOZİS
Endometriozis, rahim iç duvarı dokusunun (endometrium) rahim dışında büyümesi sonucu ortaya çıkar.
Bu hastalık, adet döngüsündeki normal değişiklikler nedeniyle, rahim dışında büyüyen dokunun ağrıya, iltihaplanmaya ve bazen kısırlığa yol açmasına neden olur.
Belirtileri; şiddetli adet ağrıları pelvik ağrı cinsel ilişki sırasında ağrı kısırlık idrar yaparken veya bağırsak hareketlerinde ağrı.
Tedavi: İlaç tedavileri (ağrı kesiciler, hormon tedavileri), laparoskopik cerrahi (dokuların çıkarılması), tüp bebek tedavisi (kısırlık tedavisi).

OVARİAN KANSERİ
Ovarian kanseri, kadın üreme sisteminin en tehlikeli kanser türlerinden biridir.
Erken evrelerde belirti vermediği için sıklıkla geç teşhis edilir.
Belirtleri; karnın alt kısmında şişkinlik karın ağrısı iştah kaybı sık idrara çıkma vajinal kanama.
Tedavi: Cerrahi müdahale (yumurtalıkların çıkarılması), kemoterapi, radyoterapi.
SİSTEMİK LUPUS ERİTEMATOZUS (SLE)
Lupus, bağışıklık sisteminin vücudun sağlıklı dokularına saldırdığı otoimmün bir hastalıktır.
Kadınlarda erkeklere göre çok daha yaygın görülür.
Belirtileri;yüzde kelebek şeklinde döküntü eklem ağrıları yorgunluk böbrek, kalp ve akciğerlerde hasar.
Tedavi: İmmünosupresif ilaçlar, anti-inflamatuar tedavi, steroidler.

MÜLLERİAN AJANAZİSİ (MÜLLERİAN DUKTUS ANOMALİSİ)
Müllerian ajanazisi, kadın üreme organlarının normal gelişim eksiklikleriyle karakterize bir hastalıktır.
Bu durum, rahim, vajina ve fallop tüplerinin tam olarak gelişmemesi sonucu ortaya çıkar.
Belirtileri; adet görmeme veya adet düzensizliği kısırlık vajinal yapı bozuklukları cinsel ilişki sırasında ağrı.
Tedavi: Cerrahi müdahale (rahim veya vajinal yapıların düzeltilmesi), tüp bebek tedavisi (kısırlık tedavisi).
VAJİNAL ATROFİ
Vajinal atrofi, östrojen seviyelerinin düşmesiyle vajinada kuruluk, incelme ve elastikiyet kaybı meydana gelir.
Bu durum, menopoz dönemi ve bazı tedavilerde yaygın olarak görülür.
Belirtileri; vajinal kuruluk cinsel ilişki sırasında ağrı sık idrara çıkma vajinal enfeksiyonlara yatkınlık.
Tedavi: Östrojen tedavisi (topikal veya sistemik), su bazlı lubrikantlar, vajinal nemlendiriciler.
X FARGİLE SENDROMU
X fragil sendromu, genetik bir hastalıktır ve genellikle erkeklerde daha belirgindir.
Ancak kadınlar da taşıyıcı olabilir ve daha hafif belirtiler gösterebilir.
Bu hastalık, zihinsel geriliğe yol açabilir ve sosyal becerilerde zorluklar yaratabilir.
Belirtileri; dil gelişiminde gecikme, zihinsel gerilik (özellikle erkeklerde belirgindir), davranışsal değişiklikler (sosyal zorluklar, kaygı).
Tedavi: Eğitim ve davranış terapileri, psikolojik destek, konuşma terapisi.
Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kış aylarında Kahramanmaraş’ta en çok, tirşik çorbası tüketiliyor.
Bu çorbanın fdayaları ise saymakla bitmiyor…
Tirşik çorbasının kışın birçok hastalığa iyi geldiğini söyleyen 4 çocuk annesi 48 yaşındaki Fatma Uzun, kış aylarında bağışıklığı güçlendiren tirşik çorbasına rağbetin arttığını ifade etti.
“GEÇİMİMİZİ BU İŞLE SAĞLIYORUZ”
“Emeği çok zor ama karşılığını alıyoruz” diyen Uzun, “Geçimimizi bu işle sağlıyoruz. Dükkanımız depremde yıkıldı ve burada hizmet vermeye başladık. Akşamdan bastırıyoruz. Sabahleyin pişiriyoruz ve bir gün sonra servise sunuyoruz” dedi.
“HASTALARA ŞİFA OLUYOR”
Kış gelince tirşik çorbasına rağbetin arttığını söyleyen Uzun, “Hastalara şifa oluyor. Fiyatlarımız bardak 15 TL, kasesi 40 TL, kilosu ise 100 TL. İzmir, İstanbul gibi yerlerden sipariş verenler oluyor. Biz de buradan siparişleri gönderiyoruz. Kahramanmaraş’ın vazgeçilmezi tirşik çorbası. Çok seviyorlar. Grip gibi şeker hastalığına da iyi geliyor” ifadesini kullandı.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan yazılı açıklamaya göre, Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında “İşim Gücüm Üretim Projesi” hayata geçirildi.
Proje kapsamında Belediye bünyesinde Yunus Emre İş Merkezi’nde oluşturulan Ahşap Tasarım ve Mobilya Atölyesi’nde kadınlara yönelik ağaç oymacılığı kursu başladı.
Yirmi kursiyerin katıldığı, iki ay sürecek kursta kadınlar ağaç oymacılığı, oyuncak ve hediyelik eşya yapımı, ahşap doğrama, montaj, ahşap CNC mobilya operatörlüğü konularında eğitim görecek.
Kadınların meslek edineceği kurs süresince üretilecek ahşap eşyalar satışa sunulacak.
Kurs eğitmeni Firdevs Balcı, ahşap işlerinin yalnızca erkek işi olarak görüldüğünü, ahşabın kadın eli ile nasıl güzelleşeceğini göstermek istediklerini bildirdi.
Ahşap oymanın gönül işi olduğunu belirten Balcı, “Ellerimizin hamuruyla girdiğimiz bu işten inşallah yüzümüzün akıyla çıkacağız.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SALON: BJK Fibabanka Spor Kompleksi
HAKEMLER: Seher Ayşe Nur Yazıcıoğlu, AydınKaraçam, Barış Burak Durmuş
BEŞİKTAŞ: Lazic 11, Evans 15, Esra Güvenç 1, Ceyda Conker 2, Hatice Pelin Gülçelik 12, Winterburn 25, Özge Özışık 4, Zeynep Can 6, Gizem Başaran Turan 9, Melek Uzunoğlu 2, Elif Ülkü
BODRUM BASKETBOL: Jones 12, Zehra Sıla Tunçdemir 6, Ayşenaz Harma 4, Azra Erçelik 6, İdal Yavuz 4, Zümra Küçük 5, Elif Bati 2, Gizem Tüzün 6, Selin Tekin, Cansu Çolakoğlu
1’İNCİ PERİYOT: 19-11
İLK YARI: 41-21
3’ÜNCÜ PERİYOT: 65-32
Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nin 14’üncü haftasında Beşiktaş, kendi sahasında konuk ettiği Bodrum Basketbol’u 87-45 mağlup etti. Karşılaşmanın en skorer ismi siyah-beyazlı ekipte 25 sayıyla oynayan Holly Winterburn oldu. Bu sonucun ardından Beşiktaş 7’nci galibiyetini elde etti. Bodrum Basketbol ise 9’uncu mağlubiyetini aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>-Genç yaşta evlenen ve istemediği bir gelinliği giymek zorunda kalan 5 çocuk annesi, giyemediği gelinlik içinde ukde olunca kendini çocuklara gelinlik ve abiye dikmeye adadı
YOZGAT – Sorgun’da yaşayan Terzi Hüsne Erkılıçoğlu, giyemediği gelinlik içinde ukde olunca kendini çocuklara gelinlik ve abiye dikmeye adadı.
Yozgat’ın Sorgun ilçesinde yaşayan 5 çocuk annesi Hüsne Erkılıçoğlu, Halk Eğitim Merkezi’nde aldığı eğitimle bir terzi dükkanı açtı. Erkılıç, çocuklarını büyüttükten sonra kendisine meşgale aradığını, akrabalarına, yakın çevresine dikiş dikerek ve gelinlikçilere tadilat işlerinde yardımcı olarak mesleğe başladığını söyledi.
“Gelin olurken 30 senelik gelinlik giydiğim için içimde ukde kaldı”
Küçük bir kız çocuğuyken gelinlik giymeye heves ettiğini ve evlenirken de istemediği bir gelinliği giymek zorunda kaldığını belirten Erkılıçoğlu “30 senelik eski bir gelinliği gelin olurken giydim. Bir fotoğrafım bile olmadı. İçimde kaldı. Eski nişan kıyafetimi yeniden kızımın üstüne göre diktim. O zaman dikiş konusunda hiç eğitim almamıştım. Allah vergisi becerim vardı” dedi.
“Benim diktiğim renkli kıyafetleri kız çocukları giysin”
Erkılıçoğlu “Anne babalara tavsiyem kız çocuklarına bu tarz kıyafetleri giydirsinler. Benim torunum Ahsen, gelin olmaya çok özenirdi. Diktiğim kıyafetlerden ona giydirdim. Sıkıldı, hevesini aldı. Şimdi artık giymek veya gelin olmak istemiyor. Başka çocuklar buraya gelip de diktiğim kıyafetlerden giydiğinde ise kendi çocukluğumda giymiş gibi mutlu oluyorum” dedi.
“Kendi markamı kurup Sorgun’da defile yapmak isterim”
İş planlarından söz eden Erkılıçoğlu, kendi markasını kurma hayalinin olduğunu ifade edip, “Kendi markamın ürünlerini üretmek ve adımı her yerde duyurmak istiyorum. Şimdi buradan başladım ama işlerimi daha da büyütmek istiyorum. İlerleyen zamanda diktiğim kıyafetlerin, tasarımlarımın yer aldığı bir defilenin Sorgun’da düzenlenmesini isterim” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yozgat’ın Sorgun ilçesinde yaşayan 5 çocuk annesi Hüsne Erkılıçoğlu, Halk Eğitim Merkezi’nde aldığı eğitimle bir terzi dükkanı açtı. Erkılıç, çocuklarını büyüttükten sonra kendisine meşgale aradığını, akrabalarına, yakın çevresine dikiş dikerek ve gelinlikçilere tadilat işlerinde yardımcı olarak mesleğe başladığını söyledi.
“Gelin olurken 30 senelik gelinlik giydiğim için içimde ukde kaldı”
Küçük bir kız çocuğuyken gelinlik giymeye heves ettiğini ve evlenirken de istemediği bir gelinliği giymek zorunda kaldığını belirten Erkılıçoğlu “30 senelik eski bir gelinliği gelin olurken giydim. Bir fotoğrafım bile olmadı. İçimde kaldı. Eski nişan kıyafetimi yeniden kızımın üstüne göre diktim. O zaman dikiş konusunda hiç eğitim almamıştım. Allah vergisi becerim vardı” dedi.
“Benim diktiğim renkli kıyafetleri kız çocukları giysin”
Erkılıçoğlu “Anne babalara tavsiyem kız çocuklarına bu tarz kıyafetleri giydirsinler. Benim torunum Ahsen, gelin olmaya çok özenirdi. Diktiğim kıyafetlerden ona giydirdim. Sıkıldı, hevesini aldı. Şimdi artık giymek veya gelin olmak istemiyor. Başka çocuklar buraya gelip de diktiğim kıyafetlerden giydiğinde ise kendi çocukluğumda giymiş gibi mutlu oluyorum” dedi.
“Kendi markamı kurup Sorgun’da defile yapmak isterim”
İş planlarından söz eden Erkılıçoğlu, kendi markasını kurma hayalinin olduğunu ifade edip, “Kendi markamın ürünlerini üretmek ve adımı her yerde duyurmak istiyorum. Şimdi buradan başladım ama işlerimi daha da büyütmek istiyorum. İlerleyen zamanda diktiğim kıyafetlerin, tasarımlarımın yer aldığı bir defilenin Sorgun’da düzenlenmesini isterim” şeklinde konuştu. – YOZGAT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, kadına yönelik şiddetle mücadele alanında 1990 yılından bu yana elde edilen bilgi ve deneyimler doğrultusunda hazırlanan “Feminist Yöntemle Hukuki Desteklere Dair Pratik Bilgiler” kitabını yayınladı.
İki bölümden oluşan kitap, şiddetle mücadelede hukuki destek ve sosyal hizmet alanlarındaki profesyonellere yönelik önemli bilgiler sunuyor. İlk bölümde, şiddetle mücadelede hukuki destek verirken kadınlara nasıl yaklaşılacağına dair pratik bilgiler, ikinci bölüm ise şiddetle mücadelede kadınların sıkça ihtiyaç duyduğu teknik hukuki bilgiler yer alıyor.
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı tarafından kitapla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bu kitap, kadına yönelik şiddetle mücadele ederken 1990 yılından bu yana biriktirdiğimiz bilgiler ve tespit ettiğimiz bir ihtiyaç doğrultusunda hazırlandı. Uzun yıllardır, erkek şiddetiyle kadınlarla dayanışma kurarak mücadele ederken, kadınların diğer kurum deneyimlerinden, feminist sosyal çalışmanın bilgi ve yöntemlerine hakim olmayan bir hukuki desteğin ne kadar zorlayıcı olduğunu dinledik. Aynı zamanda, hukukun kadınlar lehine nasıl kullanılabileceği bilgisine sahip olmayan bir sosyal çalışmanın da eksik kaldığını deneyimledik. Buradan hareketle, hem sosyal çalışmacılara hem de avukatlara yönelik olarak, feminist sosyal destek yöntemiyle kadınlara yaklaşımları ve kadınların şiddet karşısındaki yasal haklarına dair temel bilgileri bir araya getiren bu el kitabını hazırladık.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Büyükşehir Belediyesi bir yandan üreten kadınları daha geniş tüketici kitlesi ile buluştururken, diğer yandan da ekonomik kazançlarını büyütmelerine destek oluyor. Kadınların iş dünyasında daha çok yer alabilmek amacıyla sürdürdüğü mücadelede yanlarında olan Büyükşehir Belediyesi, kadınların kariyer yolculuklarında karşılaştıkları engelleri aşmalarında yardımcı olurken, sosyal ve ekonomik açıdan da güçlenmelerine destek oluyor. Evde üretim yapan kadınların ürünlerini daha geniş bir tüketici kitlesi ile buluşturan Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı bünyesindeki üretici stantları, kadınların hayatlarında fark oluşturmaya devam ediyor. Ürettikleri pek çok ürünü stantlarda tanıtma ve sergileme imkanı bulan kadınlar, zamanla işlerini daha da büyütme fırsatı yakalıyor.
Markasının ürünlerini üretmeye başladı
Daha önce Suntaka markası ile anne bebek ürünleri satan ve küçük bir butik işletmeye sahip olan Çağır’ın hikayesi, girişimci kadınlara da örnek oluyor. Büyükşehir Belediyesi ile yolları kesişen ve sık sık üretici kadın stantlarında yer alan Çağır, stantlar sayesinde işletme reklamını daha çok yapma fırsatına sahip olurken, yerel pazarda kendine yer edinmeyi başarıyor. Büyükşehir Belediyesinin eğitim programları ile iş dünyasında pek çok yeniliği takip etme imkanı bulan ve kendini geliştiren Çağır, yeni markası olan Mamaluv ile yerel pazarda başlattığı üretim serüvenini cesur adımlar atarak hızla global pazara taşıyor. Zamanla işlerini daha da büyüten ve yeni bir atölye kurarak kendi markasının ürünlerini üretmeye başlayan Çağır, bir yandan yurt dışına ürün göndermeye başlarken, diğer yandan da kurduğu atölyede kadınlara gelir kapısı oluşturmayı amaçlıyor.
“Üretici stantları sayesinde çok güzel reklamımız oldu”
Sürdürülebilir anne bebek ürünleri satan Çağır, daha önce küçük bir butik işletme sahibiyken, Büyükşehir Belediyesinin üretici stantları ile yolunun kesişmesiyle değişen başarı hikayesini anlattı. Hem üretici stantlarında yer aldığını, hem de Büyükşehir Belediyesinin verdiği pek çok eğitim programından faydalandığını dile getiren Çağır, “Büyükşehir Belediyesi ile yollarımız kesiştiğinde, çok yeni bir markaydık. Yılbaşı ve özel günlerde kurulan pek çok stantta yer aldık. Özellikle yerelde üretici stantları sayesinde çok güzel reklamımız oldu ve müşteri kitlemiz arttı” dedi. Üretici stantlarının Mersin’in en yoğun, kalabalık ve insan sirkülasyonunun en fazla olduğu yerlerde kurulduğunu belirten Çağır, stant açan kişilerin daha çabuk ve daha çok insana ulaşmasının kolaylaştığını kaydetti.
“Bütçesi olmayan kadınlara destek veriliyor”
Büyükşehir Belediyesi bünyesinde girişimcilik alanında verilen eğitim programına da değinen Çağır, kadın girişimcilerin bilgi ve donanımlarının bu sayede artırıldığını belirtti. Gerçekleştirilen programları oldukça verimli bulduğunu dile getiren Çağır, “Bu işi evden yapan ancak bütçesi olmayan kadınlar, Büyükşehir Belediyesine ulaştığı takdirde destek veriliyor. Ücretsiz stant desteği veriliyor. Hemen sizi o ekibin içine alıyorlar, eğitimlere ve birçok programa dahil ediyorlar. Sizi o toplumun bir parçası haline getiriyorlar” diye konuştu. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin köklü kuruluşu İETT, ilklere imza atmaya devam ediyor. Tüm yatırım ve işletme faaliyetlerini hızla sürdüren ve günde yaklaşık 5 milyon yolculuk gerçekleştiren İETT, kadın istihdamını artırıyor. 2019 yılından sonra ilk kez kadınların da direksiyona geçtiği İETT ile toplu ulaşıma kadın eli değdi.
“Ayşegül Kaya, kurum tarihine geçti“
163 kadın şoförün göreve başladığı İETT’de şimdi de İstanbul’un en önemli toplu ulaşım sistemi olan metrobüs hattında ilk kez bir kadın, denetim amiri olarak göreve başladı. 2021 yılında şoför olarak İETT’de işe başlayan ve ardından vatmanlık yapan Ayşegül Kaya, İETT’nin ilk kadın metrobüs denetim amiri olarak kurum tarihine geçti. İETT’de 2019 yılından bu yana kadın çalışan oranı yüzde 213, kadın yönetici oranı ise yüzde 236 arttı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BASKETBOL Kadınlar Türkiye Kupası’nın kura çekimi Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) yöneticileri, takım temsilcileri ve basın mensuplarının katılımıyla Basketbol Gelişim Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Açılış konuşmasını yapan TBF Yönetim Kurulu Üyesi Ali Türkmen, “Bu güzel organizasyonun bir parçası olmak beni çok mutlu etti. Kadın basketbolu benim için çok önemli; burada emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Tüm takımlarımıza kupada başarılar diliyorum. Umarım güzel bir turnuva geçireceğiz” dedi.
TBF Kadın Ligleri ve KBSL Müdürü Nilay Kartaltepe, “ING Kadınlar Türkiye Kupası için çok heyecanlıyız. Bu sezonda güzel bir turnuva geçireceğiz. Tüm takımlarımıza başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
Kura çekimi sonucu eşleşmeler şöyle oldu:
Nesibe Aydın – Fenerbahçe Opet
Beşiktaş – Galatasaray Çağdaş Faktoring
Emlak Konut – Botaş
İlkem Yapı TarsusSpor – ÇBK Mersin
Dörtlü Final Eşleşmeleri
(Nesibe Aydın – Fenerbahçe Opet galibi) – (İlkem Yapı Tarsus Spor – ÇBK Mersin galibi)
(Beşiktaş – Galatasaray Çağdaş Faktoring galibi) – (Emlak Konut – Botaş galibi)
18-19 Mart 2025 tarihlerinde oynanacak çeyrek final müsabakalarının ardından 21- 23 Mart 2025 tarihlerinde Edirne’de dörtlü final karşılaşmaları oynanacak. Kadınlar Türkiye Kupası’nın şampiyonu 23 Mart 2025 Pazar günü oynanacak karşılaşma ile belli olacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ligde B Grubu’nda 25 puan ve 36 gol averajıyla lider konumda bulunan Yüksekova ekibi, ilk 9 haftada 2’si hükmen 8 karşılaşmadan galibiyet, 1 maçtan da beraberlikle ayrıldı.
Bu karşılaşmalarda 31 gol atan ve kalesinde sadece 1 gol gören Yüksekova Spor’un hanesine, hükmen galip sayıldığı 2 karşılaşma için 6 gol yazıldı.
Ligin “en çok atan, en az yiyen” takımı konumundaki mavi beyazlıların kalesini koruyan 24 yaşındaki Şeymanur Hapaç, forma giydiği 7 karşılaşmadaki başarılı performansıyla göz doldurdu.
Yüksekova Spor’un Sakarya Kadın Futbol Spor Kulübü’nü 6-1 yendiği maçının 89. dakikasında Deniz Küllükçü’nün attığı gole engel olamayan başarılı eldiven, 6 maçın ardından bu sezon ilk kez “geçilme” üzüntüsü yaşadı.
Defans arkadaşlarına övgü
Hapaç, AA muhabirine, sezon başında takıma katıldığını ve kulüpte olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Takım arkadaşlarının maçlarda başarılı savunma yaptığını dile getiren Hapaç, “Arkadaşlarım ön hatta çok iyi oynadıkları için bana çok fazla iş düşmüyor. Ben de elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Çok koordineli oynuyoruz.” dedi.
Yüksekova halkını ve ilçeyi çok sevdiğini anlatan Hapaç, “Biraz soğuk olsa da alışıyoruz futbolcu olarak. Taraftarımıza ve halkımıza play-off’larda çok güzel maçlar izletmek istiyoruz. Şampiyonluğa emin adımlarla ilerlemeyi hedefliyoruz. Her maça farklı bir motivasyonla çıkıyoruz çünkü bizim için her maç final gibi. Antrenmanlarımız da çok güzel ilerliyor. Hocalarımızın antrenmanlarda verdiği taktikleri sahada uygulamaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
“Takım ruhu”
Teknik direktör Bayram Yıldırım da “takım ruhunu” sahaya yansıttıkları için savunmada iyi işler çıkardıklarını söyledi.
Ligde en az gol yiyen takım olmanın mutluluğunu yaşadıklarını vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:
“Oyuncularımızın hepsine sezon başından itibaren inandık. İnanmaya da devam edeceğiz. Bu başarı futbolcularımın özverili çalışmalarından geliyor. Bu yüzden kalecimizi de tebrik ediyorum. Geçen hafta Bitexen Adana İdmanyurdu’nu deplasmanda 3-0 yenerek evimize döndük. Bu hafta da Sakarya ekibini yendik. Kaleci yönünden çok iyi bir durumdayız. Her maçta olduğu gibi bundan sonraki maçlarda da kalecimiz aynı güveni verip daha iyi performans sergileyecektir. Takımımızda uyum ve arkadaşlık üst seviyede. Allah’ın izniyle bundan sonrada da böyle devam edecektir.”
Takım Kaptanı Rahime Atabay da “soğuk, kar, kış demeden” çalıştıklarını belirterek “Şampiyonluk mücadelemizi devam ettirmek için antrenmanları aksatmıyoruz. Takımımız ve kalecilerimiz her gün başarılarının üstüne katarak yola devam ediyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Basketbol Gelişim Merkezi’ndeki kura çekimine Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) Yönetim Kurulu Üyesi Ali Türkmen ve kulüp temsilcileri katıldı.
Fenerbahçe Opet, Galatasaray Çağdaş Faktoring, Emlak Konut, ÇBK Mersin, Beşiktaş, Nesibe Aydın, BOTAŞ ve İlkem Yapı Tarsus’un mücadele edeceği kupanın kura çekiminin açılış konuşmasını TBF Yönetim Kurulu Üyesi Ali Türkmen yaptı. Kadın Ligleri Direktörü Nilay Kartaltepe de organizasyonda mücadele edecek takımlara başarı diledi.
Organizasyonda çeyrek final maçları 18-19 Mart tarihinde oynanacak. Dörtlü final ise 21- 23 Mart’ta Edirne’de gerçekleştirilecek. Kupayı kazanan ekip, 23 Mart Pazar günü oynanacak final müsabakasının ardından belli olacak.
Eşleşmeler
Formata göre, ligin ilk yarısını ilk 4’te tamamlayan Fenerbahçe Opet, Galatasaray Çağdaş Faktoring, Emlak Konut ve ÇBK Mersin ile ikinci 4’te bulunan Beşiktaş, Nesibe Aydın, BOTAŞ ve İlkem Yapı Tarsus kura çekimine 2 farlı torbada katıldı.
Ligi ilk 4 sırada tamamlayan takım temsilcilerinin rakiplerini, diğer 4 ekibin temsilcilerinin de ev sahibi takımı belirlediği kuralara çekiminin ardından eşleşmeler şöyle oldu:
Nesibe Aydın-Fenerbahçe Opet
Beşiktaş-Galatasaray Çağdaş Faktoring
Emlak Konut-BOTAŞ
İlkem Yapı Tarsus-ÇBK Mersin
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şarkıcı, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. Annemiz Sıdıka Kekilli, hakkın rahmetine kavuşmuştur. ‘Allah, rahmet eylesin’ diyenin akıbeti hayır olsun” ifadelerini kullandı.

Sıdıka Kekilli’nin cenazesinin bugün öğle namazını müteakip Adana Kabasakal Mezarlığı’nda defnedileceği öğrenildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gün boyunca çocuklarıyla birlikte kayak yapıp o anlarını da telefonuyla kayda alan Şıkel, üzücü bir durum yaşadı.
Çağla Şıkel’in oğlu Kuzey, pistte düştü. El bileği kırılan Kuzey’in kolu alçıya alındı.
“GÖZÜMÜN ÖNÜNDE DÜŞTÜ”
Oğlunun gözünün önünde düştüğünü söyleyen Çağla Şıkel; “Kahveyi içtim, piste indim. Karşılamaya, gözümün önünde düştü yavrum. Hastane, röntgen – tomografi derken bileğimizde kırık var. Hep tekrarladım Rabbim beterinden korusun” ifadelerini kullandı.
“SAĞ SALİM DÖNECEĞİZ İNŞALLAH”
Ardından bir paylaşımda daha bulunan ve tatilin devam ettiğini belirten Çağla Şıkel; “Geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederiz. Uzay, son hızla kaymaya devam ediyor. Sağ salim döneceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü şair Attilâ İlhan’ın ifadesiyle; “Ayrılıklar da sevdaya dair” olsa da her ayrılık, her boşanma, istisnalar dışında çiftleri derin üzüntüye boğar.
Kimi; belli eder, kimi içine gömer.
Nasıl davranırsa davransın, boşanan her çift, yeni yaşamına anıların izleriyle başlamak zorunda kalır.
Bazısının yeni hayatına geçişi kolay, bazısının ise zor olur.
Hele ki çiftin çocukları varsa ayrılık, bambaşka bir şekle bürünür.
2024’te de birçok ünlü eşinden ayrılarak yeni hayatına başlangıç yaptı. Kiminin boşanması çekişmeli, kiminin ise güle – oynaya gerçekleşti.
BURAK SERGEN (24 OCAK)
Burak Sergen, 2021’de evlendiği Nihan Ünsal ile evliliğini 24 Ocak’ta sonlandırdı. Ünlü oyuncu, eşinin kendisine ihanet ettiğini iddia etmişti.
CEM HAKKO (1 ŞUBAT)
2017’de dünyaevine giren Cem Hakko ile Ronit Gülcan, 1 Şubat’ta anlaşmalı olarak boşandı.
BUSE TERİM (26 MART)
Fatih Terim’in küçük kızı Buse Terim ile Volkan Bahçekapılı, 10 yıllık evliliklerini noktalama kararı aldı. Boşanma, 26 Mart’ta gerçekleşti. Çiftin kızları, Nil; 2016’da, Naz ise 2018’de dünyaya gelmişti.
NECİP NAŞİT ÖZCAN (23 MART)
Necip Naşit Özcan, evliliğini 23 Mart’ta bitirdi.
Özcan, boşanma haberini; “Evlendiğimizde gülüyorduk, ayrılırken de gülüyoruz” şeklinde dile getirdi.
MESUT AKUSTA (21 MART)
2016’da nikâh masasına oturan oyuncu Mesut Akusta ile Şafak Özbir 21 Mart’ta evliliklerini noktaladı. Çiftin, Berfin Cano adında bir kız çocukları bulunuyor.
GÖRKEM SEVİNDİK (10 MAYIS)
Görkem Sevindik ile 4 yıl önce nikâh masasına oturduğu milli basketbolcu Kübra Siyahdemir, 10 Mayıs’ta boşandı. Çiftin, Marsel adında bir erkek çocuğu bulunuyor.
ÜMİT ERDİM (17 MAYIS)
Ümit Erdim ile eşi Seda Çınar, 17 Mayıs’ta evliliklerini noktaladı. Çiftin, Ses ve Eda adını verdikleri iki kız çocukları bulunuyor.
ECE VAHAPOĞLU (6 HAZİRAN)
Ece Vahapoğlu, 2018’de evlendiği Cihan Alpay ile 6 Haziran’da boşandı. Çiftin, Efe adında bir çocukları bulunuyor.
RÜŞTÜ ONUR ATİLLA (22 HAZİRAN)
Rüştü Onur Atilla, 2014’te evlendiği Sinem Ayyıldız ile 22 Haziran’da boşandı. Çiftin; Kemal ve Uygar adında iki oğlu var.
CEMAL HÜNAL (7 EKİM)
Cemal Hünal, 13 yıllık eşi Lale Cangal ile 7 Ekim’de 10 dakika süren duruşmada anlaşmalı olarak boşandı. Çiftin; Atilla adında bir oğlu bulunuyor.
BENGÜ (31 EKİM)
2018’de hayatlarını birleştiren, Zeynep ve Selim adında iki çocuğu bulunan Bengü ile iş insanı Selim Selimoğlu, 31 Ekim’de anlaşmalı olarak boşandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dizide ‘Metehan’ karakterine hayat veren oyuncu Rahimcan Kapkap, rol arkadaşlarına, “En sevdiğin ‘Kızılcık Şerbeti’ repliği nedir?” sorusunu yöneltti.
Karşılığında 3 saniye içerisinde eğlenceli cevaplar alan Rahimcan Kapkap, cep telefonuyla kayda aldığı videoyu da sosyal medya üzerinden takipçileriyle paylaştı.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Wanda Nara – Mauro Icardi
Mauro Icardi’nin İtalya’nın Inter Milan takımında oynarken Wanda Nara’nın kendisini takım arkadaşı Keita Balde ile aldattığı, ünlü futbolcunun bunu belgeleyen fotoğraf ve videolara sahip olduğu iddia edilmişti.

Bu sezon, Mauro Icardi; Galatasaray’da, Keita Balde ise Sivasspor’da futbol oynuyor.
REKLAM
Söz konusu iddianın gerçek olduğu Keita Balde’nin eski eşi Simona Guatieri’nin açıklamalarıyla ortaya çıktı. Guatieri, Wanda Nara hakkında; “Kocamla yatan, sonra da bana fotoğrafları gönderen kadın” dedi.

Simona Guatieri
Evliliğinin, bu ihanet nedeniyle bittiği söyleyen Simona Guatieri, Keita Balde ile Wanda Nara’nın kendisini Dubai’de aldattığını açıkladı. Guatieri, aldatıldığını Mauro Icardi’nin kendisine; “Eşlerimiz, bizi aldatıyor” şeklindeki açtığı telefonla öğrendiğini dile getirirken, Icardi’de bulunan aldatmanın video ve fotoğraflarını mahkemeye sunduğunu söyledi.

Wanda Nara
Aynı fotoğraf ve videoları, Mauro Icardi’nin de Wanda Nara ile olan boşanma davasında mahkemeye sunacağı öğrenildi.
Takım arkadaşıyla aldatıldı iddiası Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Teknoloji her an gelişiyor ve geliştikçe hayatımıza yeni kolaylıklar giriyor, insan ömrünü uzatacak yeni tıbbi buluşlar ve bulgular insanlığın hizmetine sunuluyor…
Diğer taraftan bu gelişim insanlığı olumsuz etkileyen buluşları da beraberinde getiriyor.
Bu alanda teknolojinin en olumsuz çıktılarından biri de elektronik sigara…
Elektronik sigaranın yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle gençler bu tehlikenin en büyük hedefi.
Bu kapsamda Medipol Bahçelievler Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Abdullah Sakin, sigara ve elektronik sigaranın kansere yol açan risklerini anlattı.
Kanserojen etkiler taşıyan bu ürünlerin özellikle akciğer kanseri riskini artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Sakin, elektronik sigaranın da geleneksel sigara kadar tehlikeli olduğunu vurguladı.
ELEKTRONİK SİGARA DAHA ERKEN YAŞTA KANSERE SEBEP OLUYOR
Duman çıkaran tüm cihaz ve ürünlerin kanserojen olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sakin, “Sigara ve elektronik sigara, kanserojen ürünlerdir ve kansere yol açmaktadır. Özellikle akciğer kanserinin, sigara ve tütün dumanına maruz kalma ile doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Küçük hücreli akciğer kanserinin yüzde 90 oranında tütün dumanına bağlı olarak gelişmektedir. Elektronik sigara kullanımının giderek yaygın hale geldiğini görmekteyiz.
Bu ürünler sigarayı bırakma amacıyla üretilmiş olsalar da aromalar ve kimyasal maddeler içermeleri nedeniyle gençler arasında popülerlik kazandı. Gerçekleştirilen geriye dönük çalışmalar, elektronik sigaraların da sigara kadar kansere yol açtığını, hatta bu ürünlerin daha erken yaşta akciğer kanserine neden olduğu tespit edildi. Elektronik sigara kullananlar, 10 yıl daha genç yaşta kanser riski ile karşı karşıya kalabiliyor.” diye konuştu.

ELEKTRONİK SİGARA VE NORMAL SİGARA ARASINDAKİ BAĞ
Elektronik sigara kullanan gençlerin yaklaşık yüzde 50’sinin normal sigaraya geçiş yaptığını ifade eden Doç. Dr. Sakin, “Bu durum, hem sigara hem de elektronik sigara kullanmanın kanser riskini artıran ciddi bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor. Elektronik sigara, sigaraya göre daha tehlikeli ve daha erken yaşta kansere sebep olabiliyor.
Her türlü duman çıkaran tütün ürünü ve tütün mamulünden mutlaka uzak durmalıyız. Sigara içmeye devam etmek, riski azalttığı halde, sigara içen bireylerin vücutlarının tamamen iyileşmesi uzun zaman alır ve riskler yıllar boyu devam eder. Sigarayı içmeyi bırakmak riski azaltıyor olsa da, ilerleyen yıllarda genç yaşta kanser vakaları görebileceğiz.” dedi.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Endonezyalı bir adam, adeta kabusu yaşadı.
37 yaşındaki adam, son derece riskli bir pozisyonda cinsel ilişkiye girerken partnerine çarparak penisini kırdı.
Soluğu hastanede alan adam, acil olarak ameliyata alındı.

ÇOK RİSKLİ
Adam, ters kovboy pozisyonunda seks yaparken aniden bir çatlama sesi duyduğunu anlattı.
Sağlık görevlileri, sertleşmiş penisin cinsel birliktelik sırasında partnerin kasık kemiğine çarpması durumunda yaralanmanın meydana gelebileceğine değindi.
Tehlikeli pozisyon -aynı zamanda ‘üstün kadın’ olarak da adlandırılır- ereksiyon halindeki penise zarar verme riskiyle bilinir.
Yağmur Dinç
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Akıllı saatlerle ilgili dikkat çeken araştırma…
Araştırma, florlu sentetik kauçuktan yapılan bilekliklerin, perfloroheksanoik asit (PFHxA) adı verilen bir kimyasal içerdiğini ortaya koydu.
Bu madde, hem çevreye hem de insan sağlığına zararlarıyla bilinen PFAS grubunun bir üyesi.
KİMYASALLARA VURGU YAPTI
Araştırmayı yürüten Scripps Araştırma Enstitüsü’nden Graham Peaslee, “Bu ürünlerde, cildimizle uzun süre temas eden bir kimyasalın bu kadar yüksek seviyelerde bulunması dikkat çekici bir durum” dedi.
PFAS, çevrede uzun süre kalıcı olmaları ve su, ter ve yağı itme özellikleri nedeniyle pek çok tüketici ürününde kullanılıyor.
DİREKT VÜCUDA GEÇEBİLİYOR
Bu kimyasallar, dayanıklılığı artırmak ve ürünlerin kirlenmesini önlemek amacıyla fitness bilekliklerinde de tercih ediliyor.
Ancak bu özellikler, bu kimyasalların doğrudan cilt yoluyla vücuda geçme riskini artırıyor.

DETAYLI İNCELEME
Araştırma ekibi, farklı markalardan 22 akıllı saat ve fitness bilekliğini inceledi. İncelenen 13 florlu elastomer bilekliğin tamamında flor tespit edildi.
Ayrıca, florlu elastomer olarak belirtilmeyen dokuz bilekliğin ikisinde de flor izlerine rastlandı. Daha pahalı bilekliklerde flor seviyelerinin genellikle daha yüksek olduğu görüldü.
Kimyasal analizler sonucunda, 22 bilekliğin dokuzunda PFHxA tespit edildi. Ortalama PFHxA konsantrasyonu 800 milyar birim (ppb) civarındayken, bazı örneklerde bu değer 16.000 ppb’yi aştı.
Araştırma ekibine göre, bu seviyeler, kozmetik ürünlerde tespit edilen PFAS seviyelerinin dört katı.

SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLER VE ÖNERİLER
Araştırmacılar, PFHxA’nın insan cildine ne kadar kolay geçiş yaptığının ve vücuda girdikten sonra olası sağlık etkilerinin henüz tam olarak bilinmediğini belirtti.
Ancak, son çalışmalar bu kimyasalın normal koşullarda cilt yoluyla önemli bir oranda emilebileceğini öne sürüyor.
Araştırmanın baş yazarı Alyssa Wicks, kullanıcıların daha düşük maliyetli ve silikon bazlı bileklikleri tercih etmelerini öneriyor.
Daha pahalı bir bileklik satın almayı düşünenler için ise ürün açıklamalarını dikkatle okuyarak “florlu elastomer” içermeyen bileklikleri seçmeleri tavsiye ediliyor.
Bu araştırma, günlük yaşamda yaygınlaşan giyilebilir teknolojilerin sağlık üzerindeki olası etkilerini bir kez daha gündeme getiriyor.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Medipol Sağlık Grubu, Medipol Acıbadem Kozmetik Dermatoloji ve Sağlıklı Yaşam Merkezi’ni hizmete sundu.
Merkezde hem cilt sağlığı hem de estetik çözümler bir araya geliyor. Merkez, sağlık ve estetikli yaşamı bir araya getirdi.
Açılış töreninde Medipol Sağlık Grubu İşletme Direktörü Özer Koca, Medipol Sağlık Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Gazi Yiğitbaşı, iş, sanat, medya ve cemiyet hayatının önemli isimleri katılım sağladı.
“SAĞLIĞIN SADECE BİR TEDAVİ SÜRECİ DEĞİL, BİR YAŞAM BİÇİMİ OLDUĞUNA İNANIYORUZ”
Merkezin açılış konuşmasını yapan Medipol Sağlık Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Gazi Yiğitbaşı, “Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi olarak yepyeni bir hizmet anlayışını sizlerle buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz. Sağlıklı yaşam ve güzellik alanındaki ihtiyaçları karşılamak üzere tasarladığımız Kozmetik Dermatoloji ve Sağlıklı Yaşam Merkezi’mizin açılışını hep birlikte gerçekleştirdik.
Bizler, sağlığın sadece bir tedavi süreci değil, bir yaşam biçimi olduğuna inanıyoruz. Modern sağlık anlayışımızı estetik ve dermatolojiyle birleştirerek, sizlere bilimsel yöntemlerin ışığında doğal ve sağlıklı güzellik hizmetleri sunmayı hedefliyoruz” dedi.
“GÜZELLİK, SAĞLIĞIN BİR YANSIMASIDIR”
Prof. Dr. Gazi Yiğitbaşı konuşmasına şöyle devam etti:
Yeni merkezimizde, alanında uzman kadromuz ve ileri teknolojiye sahip cihazlarımızla, dermatolojik tedavilerden estetik uygulamalara, cilt yenilemeden sağlıklı yaşam programlarına kadar geniş bir yelpazede hizmet sunacağız.
Amacımız, yalnızca dış güzellik değil, aynı zamanda iç huzurunuzu ve yaşam kalitenizi artırmak. Biliyoruz ki güzellik, sağlığın bir yansımasıdır. Biz de buradan hareketle hem sağlık hem de estetik ihtiyaçlarınıza en iyi şekilde cevap vermek için buradayız. Bu merkezin, siz değerli misafirlerimizin hayatına sağlık, huzur ve güzellik katmasını temenni ediyorum.
Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Makbule Dündar, “Medipol Acıbadem Bölge Hastanemizde Kozmetik Dermatoloji ve Sağlıklı Yaşam Merkezi’mizin açılışını yaptık. Merkezimizde doğru ve sağlıklı yaş alma alanında yüksek teknolojiyi de kullanarak hizmet vereceğiz.” dedi.

GENEL DERMATOLOJİK İŞLEMLERİ
Medipol Acıbadem Kozmetik Dermatoloji ve Sağlıklı Yaşam Merkezi, cilt sağlığı için çeşitli dermatolojik işlemler sunuyor. Bu işlemler arasında Cilt Analizi ve Üç Boyutlu Görüntüleme (Visia-Vectra) ile cilt tipi, nem dengesi, leke ve kırışıklıklar gibi sorunlar tespit edilebiliyor.
Ayrıca, akne tedavisi ile akne ve izleri lazer, kimyasal peeling gibi yöntemlerle tedavi edilebiliyor.
Egzama ve Psoriasis tedavisi için topikal ve sistemik yöntemler uygulanırken, ben ve cilt lezyonları dermatoskopi ile detaylı bir şekilde inceleniyor. Cilt enfeksiyonları tedavisi, kriyoterapi tedavisi, elektrokoterizasyon ve alerji testleri gibi hizmetler de sunuluyor.
ESTETİK DERMATOLOJİ İŞLEMLERİ
Merkezde, estetik uygulamalarda da oldukça kapsamlı seçenekler bulunuyor. Botoks ile kırışıklıklar azaltılabilirken, dolgu uygulamaları ile dudak, yanak ve yüz hatları belirginleştirilebiliyor. Cilt biyorejuvenasyon ve biyosimulasyon tedavileri sayesinde cildin doğal yapısı yeniden canlandırılabiliyor.
PRP (Platelet Rich Plasma) tedavisi ile kendi kanınızdan elde edilen plazma cildinize enjekte edilerek yenilenme süreci destekleniyor. Ayrıca, mezoterapi ile cilde vitamin ve minerallerin enjekte edilmesiyle cilt nemlendiriliyor ve sıkılaştırılıyor.
LAZER İŞLEMLERİ
Hizmete açılan merkez, lazer tedavilerinde de en son teknolojiye sahip. Lazer epilasyon sayesinde istenmeyen tüyler kalıcı olarak azaltılabiliyor. Leke tedavisi için kullanılan Q-Switch Lazer ve BBL Hero, güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri ve melazma gibi pigmentasyon sorunlarını tedavi ediyor. Cilt yenileme işlemi ile akne izleri, ince kırışıklıklar ve gözenekler gibi cilt problemleri tedavi edilebiliyor. Damarsal lazer tedavisi ise yüzdeki kılcal damar çatlamalarının giderilmesinde kullanılıyor.

CİLT BAKIMI VE YENİLEME İŞLEMLERİ
Merkezde, cilt bakımı ve yenileme alanında birçok yenilikçi hizmet de sunuluyor. Kimyasal peeling ile cilt yüzeyindeki ölü hücreler temizlenerek cilt aydınlatılıyor. Hydrafacial ile derinlemesine temizlik, nemlendirme ve beslenme sağlanıyor. Oxygeneo tedavisi ise oksijen ve radyofrekans desteğiyle kolajen üretimini artırarak cildin daha canlı ve parlak görünmesini sağlıyor.
SAÇ VE TIRNAK TEDAVİLERİ
Saç dökülmesi gibi problemleri çözmeye yönelik de çeşitli tedavi yöntemleri sunuyor. Saç dökülmesi tedavisi için PRP, mezoterapi ve eksosom tedavileri gibi medikal çözümler uygulanıyor. Tırnak hastalıkları, mantar ve batık tırnak gibi sorunlarla ilgili de tedavi seçenekleri bulunuyor.
ÖZEL TEDAVİLER
Merkezde sunulan özel tedaviler arasında hiperhidroz (aşırı terleme) tedavisi için botoks ve diğer yöntemler yer alıyor. Rozasea (gül hastalığı) tedavisi ile cilt kızarıklığı ve hassasiyet giderilebiliyor. Ozon ve IV tedavileri, sağlıklı yaşam ve anti-aging amaçlı uygulamalar arasında yer alıyor. IV tedaviler ile yüksek doz C vitamini, glutatyon, Myers kokteyli ve anti-aging tedaviler sunuluyor. IV ozon tedavisi ile vücutta detoks ve yenilenme sağlanabiliyor.
Bölgesel incelme ve zayıflama konusunda da etkili tedavi seçenekleri sunuyor. Onda Pro Cihazı ile bölgesel incelme ve selülit tedavisi yapılırken, Star Former (Tesla) cihazı ile kas tedavisi ile sıkılaşma sağlanabiliyor. Endymed-PRO cihazı ile ise selülit tedavisi gerçekleştiriliyor.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kirpikler, gözlerimizi çevreleyen ve göz kapaklarının kenarında yer alan küçük, ince tüylerdir.
Kirpiklerin genellikle birer koruyucu işlevi vardır, ancak aynı zamanda estetik olarak da büyük bir öneme sahiptirler.
Kirpik diplerinde beyaz küçük noktaların oluşması, genellikle birkaç farklı sebepten kaynaklanabilir. Bu tür noktalar, bazen tamamen zararsız olabileceği gibi, bazen de bir sağlık sorununun belirtisi olabilir.

İŞTE SEBEPLERİ
Ölü cilt hücrelerinin gözeneklerde birikmesi, kirpik diplerinde beyaz noktaların oluşmasına yol açabilir.
Göz kapağındaki yağ bezelerinin tıkanması, bakteriyel enfeksiyonlar veya gözün aşırı kuruması nedeniyle blefarit gelişebilir.
Yetersiz hijyen, makyajın uzun süre ciltte kalması, kirli ellerle gözlere dokunulması gibi faktörler folikülite yol açabilir.
Cilt hastalıkları da kirpik diplerinde beyaz noktalara neden olabilir. Özellikle akne veya seboreik dermatit gibi cilt rahatsızlıkları, göz çevresinde beyaz noktalar, sivilceler veya kabuklanmalar oluşturabilir.
Eğer kirpik diplerindeki beyaz noktalar uzun süre geçmiyorsa veya ağrı, kızarıklık gibi ek belirtiler varsa, bir göz doktoruna başvurmak önemlidir.
Yağmur Dinç
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Havalar soğudu, mevsimsel enfeksiyonların önü açıldı.
Grip ve viral vakalardaki artış, hastaları doğal yöntemlerden çare aramaya yönlendiriyor.
Bu mevsimde özellikle öksürük ve göğüste hırıltı gibi semptomlara rastlanıyor.
Göğüste hırıltı, genellikle solunum yollarındaki daralma veya tıkanıklık nedeniyle meydana gelir. Hırıltı, nefes alırken duyulan yüksek sesli, ıslık gibi bir ses olup, genellikle akciğerlerdeki hava akışının zorlaşması sonucu ortaya çıkar.
İşte göğsü yumuşatan o doğal tarif…

TARÇINLI SU
Tarçın, antioksidan ve anti-enflamatuar özelliklere sahip bir baharattır. Ayrıca öksürüğü yatıştırabilir ve solunum yollarını açabilir.
Tarif: Bir çay kaşığı toz tarçını bir bardak sıcak suya ekleyin ve karıştırın. İsterseniz bal ekleyebilirsiniz.
Yağmur Dinç
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de bir evin bahçesinde yaklaşık 10 bin yıl öncesine ait bir mastodon çenesinin fosili keşfedildi.
ABD’nin New York kentinde yaşayan bir kişi evinin bahçesinde toprak arasından çıkan dişleri fark etmesi üzerine yetkililere haber verdi. Uzmanlar fosilin yaklaşık 10 bin yıl öncesine ait bir mastodon çenesi olduğunu ifade etti. New York eyalet Müzesi tarafından yapılan açıklamada, mastodonun yaşını, beslenme şeklini ve yaşam alanını belirlemek incelemeler yapılacağı ifade edildi.
Mastodonlar, günümüzden 5,3 milyon ila 10 bin yıl önce arasında yaşamış, modern fillerin ortak atalarına dair önemli evrimsel izler taşıyan canlılardır. Mastodonlar, mamutlardan ve fillerden belirgin şekilde farklıdır. Mastodonlar, mamutlardan daha düz ve uzun dişlere sahip ve yanak dişleri koni benzeri sivri uçluydu. Ayrıca, mastodonların dişleri mamutlarınkinden farklı olarak daha az kavisliydi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İbrahim Çeçen Vakfı, 6 Şubat depremlerinin ardından hayata geçirdiği proje ve çalışmalarla bölgeye desteğini sürdürmeye devam ediyor.
Vakfın desteğiyle, EkoDoku Sürdürülebilir Yaşam Kooperatifi, Hacı Bayram Veli Üniversitesi ile Hatay Sosyal ve Kültürel Kalkınma Derneğinin yürüttüğü Barış İpeğinin Keten ve Kendirle Yolculuğu projesi, deprem bölgesindeki kadınlar ve gençler için sürdürülebilir istihdam imkanları sağlamayı hedefliyor.
Bu kapsamda Bilkent Otel ve Konferans Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, EkoDoku’nun HarmoniUnity 2025 Yaz Koleksiyonu tanıtıldı. Organizasyonda, depremzede kadınların ürettiği yenilikçi ürünler, ıhlamur baskı, dokuma atölyesi ve sepet örücülüğü atölyelerinde sergilendi.
“Bölgedeki kadın istihdamına katkı sağlamayı amaçladık”
Etkinlikte AA’ya açıklamalarda bulunan İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Günseli Çeçen, depremzedelerin toplumsal hayata adapte olmaları için plan yaptıkları dönemde EkoDoku Sürdürülebilir Yaşam Kooperatifi’yle karşılaştıklarını, bölgedeki kadın istihdamına katkı sağlamak amacıyla bu projede bir araya geldiklerini belirtti.
Çeçen, “Bu projeyle, hem kültürel mirasımıza sahip çıkmak, hem kadınlarımıza istihdam sağlamak, hem de geleneksel el sanatlarımızı yüceltmek adına Eko Doku’ya desteğimizi sunduk. Böylelikle, bir işbirliği başladı. Çok da güzel bir proje oldu.” dedi.
Projede, EkoDoku Sürdürülebilir Yaşam Kooperatifi’ne yer tahsis ettiklerini ve dokuma alanları kurmasına yardımcı olduklarını aktaran Çeçen, depremzedeler için bölgede “Meslek Edindirme Merkezleri” açtıklarını, Eko Doku ile bu merkezlerde tanıştıklarına değindi.
14 kadının Meslek Edindirme Merkezlerinde eğitim aldığını vurgulayan Çeçen, vakıf olarak bu projeyi ilerletmek, daha fazla kadına ulaşmak ve bu geleneğin geleceğe aktarılması için katkılarını sürdürmek istediklerini vurguladı.
Dokuma alanına duyarlı yaklaşan herkesten, gönüllü olarak projeye destek vermesi için çağrıda bulunan Çeçen, “Kültürel mirasa katkıda bulunmak, geleneksel el sanatlarımızı yüceltmek, aslında toplumun en çok üstünde durması gereken konulardan bir tanesi. Özellikle doğal afetlerden sonra kültürel mirasını kaybetme tehlikesiyle karşılaşan toplumlar için ciddi anlamda çalışmalar yapılması gerektiğini ve insanları iyileştirmenin en önemli yollarından birinin, bu olduğuna inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Çeçen, İskenderun’daki kurdukları meslek edindirme merkezinde, ipek dokumacılığının yanı sıra geleneksel el sanatlarına da odaklandıklarına değinerek, “Geleneksel Hatay sabunu yapımı, sepet örme kursları gibi alanlarda ekonomiye katkıda bulunacak, kadınları bu ekosistemin içerisine dahil edecek farklı projeler yaptık ve yapmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
“Umut dolu bir hikaye”
Deprem öncesinde de Hatay ve Ankara’da faaliyet gösterdiklerini kaydeden EkoDoku Sürdürülebilir Yaşam Kooperatifi Başkanı Esra Üzel Yüncüler ise 2021’de kooperatifleşmelerinin ardından yaşanan deprem nedeniyle Hatay’da ipekçilik alanında faaliyet gösteren atölyelerinin yıkıldığını, aralarında deneyimli eğitmenlerin de yer aldığı önemli kayıplar yaşadıklarını anlattı.
Tüm yaşananlara rağmen mücadeleyi bırakmadıklarını vurgulayan Yüncüler, şunları kaydetti:
“Depremin ardından Ankara’da dikiş ve tasarım atölyemizi oluşturmaya devam ettik. Hatay’da tekrar ayağa kalkmak için dokumacılık konusunda atölyemizi oluşturmaya çabaladık. Uzun ve yorucu olmasına rağmen umut dolu bir hikaye gerçekleşti. Uluslararası örgütlerden, yerel insanlardan, kooperatif ortaklarımızdan, IC Holding gibi bu işe gönül veren sektördeki aktörlerden destek aldık. Bu sadece parasal bir destek diye algılanıyor ama aynı zamanda ‘gönül desteği’ diyelim. İşbirliğimizi güçlendirdik. Burada da bu işbirliğinin, bu yoldaki son halini görüyorsunuz.”
Bu proje kapsamında, Ankara ve Hatay’da dokuma atölyesi kurulduğunu ve 12 depremzede kadının mesleki eğitim alanında İskenderun’da dokumacılık eğitimi aldığını kaydeden Yüncüler, eğitimlerin devam edeceğini, İskenderun’da ağırlıklı olarak ipekçilik alanında faaliyet gösterdiklerini ifade etti.
Eğitimlerin içeriğinden bahseden Yüncüler, “Çok farklı alanlar da var. Bazıları bambu ve ipek üzerine eğitim alıyor. Aslında dokuma, bir tasarım yolculuğu. İpek böcekçiliği ya da keten kenevir gibi bitkisel liflerde tarım, bir başlangıç alanı. Bu tedarik süreçlerinin hepsine dokunmaya çalışıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Projede tasarımcı olarak yer alan modacı Fırat Neziroğlu ise eski tekniklerle üretilen kumaşların, bugünün moda anlayışıyla birleşmesini sağlamayı amaçladığını kaydetti.
Neziroğlu, “Eskiden sadece iki mevsim giyinirdik. Yani, ya kış, ya yaz. Çünkü zaten Anadolu hep yokluk çekmiş, savaş görmüş. İnsanlar hep zorlukla yaşamış. Artık bu dört mevsimden, hatta ara mevsimlerden de söz ediyoruz. Bu modadan bağımsız, bizim yaşantımızla alakalı. Dolayısıyla buna cevap verebilecek kumaşları farklı şekilde kullanılabilmek, önemli.” şeklinde görüş belirtti.
Depremzedeler süreçten memnun
Projeye Adıyaman’dan katılan depremzede kumaş üreticilerinden Rukiye Tüzsüz, felaketin ardından psikolojik yönden yaşadıkları zorlukları bu projeye katılarak atlattığını, bambudan örerek işledikleri ürünleri sergilemekten keyif aldığının altını çizdi.
Konteyner kentte ikamet ederken komşusundan duyarak projeye katılan Raziye Avcı da kurslar sayesinde sepet örme ve ipek dokuma alanlarında eğitim aldığını, ürünleri sergiledikleri için çok mutlu olduğuna değindi.
Halk eğitimin açtığı kurslara katılan Sıdıka Öztaş ise proje sayesinde ipek dokuma ürünlerinden maddi kazanç elde ettiklerine işaret ederek, “Depremden sonra o kadar iyi geldi ki bu eğitimler… Deyim yerindeyse, ilaç gibi geldi bize. Çok memnunuz.” diye konuştu.
Etkinlik, “Anadolu’nun Dokuma Hazineleri: Gelenekten Mirasa Yerel Dokumalar”, “Anadolu Geleneksel Bez Dokumacılığından Örnekler ve Günümüzdeki Durumu”, “Geçmişin izi, Geleceğin Modası: Anadolu’nun Yerel Dokumalarından Modern Giysi Tasarımları”, “İplikten Kumaşa Tasarım Yolculuğu: EkoDoku Barış İpeğinin Keten ve Kendirle Yolculuk Kumaşlarının Hikayesi” başlıklı oturumlarla tamamlandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Güzel Sanatlar Galerisi’ndeki serginin açılış kurdelesini kesen Filistin’in Ankara Büyükelçisi Dr. Faed Mustafa ve Eskişehir Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik, beraberindekilerle eserleri inceledi.
Büyükelçi Mustafa, gazetecilere, serginin Eskişehir ile Gazze halklarını buluşturan bağın göstergesi olduğunu söyledi.
Serginin, Türk halkının Filistin meselesine gösterdiği önemin de bir göstergesi olduğunu ifade eden Mustafa, “Bu sergi, Filistin halkının yaşadığı acıları, zorlukları ve zulmü yansıtmaktadır. Cesur Türk halkının her zaman Filistin halkının yanında durması, aramızdaki kardeşliği ve bağı pekiştirmektedir.” dedi.
Mustafa, bu sergiyle tarihe not düşüldüğünü dile getirdi.
Türklerin cesur ve ilkelerine bağlı bir millet olduğuna, her zaman mazlumun yanında durduğuna dikkati çeken Mustafa, “Bugüne kadar Filistin’e yardım etmeleri bunun bir göstergesidir. Türk halkının Filistin halkına karşı hissettiği kardeşlik bağı sadece bugünün değil, 400 sene öncesine varan ‘tek devlet tek millet’ çatısı altında Osmanlı İmparatorluğu’nun çatısı altında yaşadığımız kardeş gönüllerin bugüne varmış olan bağıdır. Türk halkıyla Filistin halkı arasındaki ortak tarih, bugünkü yaşanan ortak kederler, ortak gelecek planlarını birbirine bağlamaktadır. Bu kardeşlik bağı sonsuza kadar sürecektir.” diye konuştu.
Büyükelçi Dr. Faed Mustafa’nın konuşmacı olarak katıldığı panelle devam eden programa, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Erhan Demir ile çok sayıda kişi katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KANAL D’de izleyici ile buluşmaya hazırlanan ‘Eşref Rüya’ dizisi ocak ayı sonunda sete çıkacak. Yapımını Tims&B’in, yapımcılığını Timur Savcı ve Burak Sağyaşar’ın üstlendiği projenin yönetmen koltuğunda Uluç Bayraktar oturuyor. Ethem Özışık’ın kaleme aldığı dizi, yeni yılda izleyiciyle buluşacak. Dizi için sektörün en çok konuşulan oyuncularından Çağatay Ulusoy ile büyük bir anlaşmaya imza atılmıştı. Yapımda Ulusoy ile başarılı oyuncu Demet Özdemir’in partner olacakları dün kesinleşti ve sosyal medyada büyük bir ilgiyle karşılandı.
EŞREF RÜYA: BİR AŞK, BİR CEZA
Çağatay Ulusoy dizide gözü kara, gücü, parası ve her şeyi olan ama ismini bilmediği bir aşkın esiri Eşref’i canlandırırken, Özdemir ise Rüya’dan sonra Eşref’in kalbini attıran genç müzisyen Nisan rolü ile izleyiciyle buluşacak.
Eşref, çocuk yaşta yetim kalmanın verdiği yalnızlıkla suç dünyasına itilmiş ve yıllar içinde suç dünyasında hüküm süren bir kimliğe bürünmüş. Onun için yetimler, kaybettiği ailesinin yerine koyduğu kardeşleri… Ancak bu aile, suç dünyasının ortasında var oluyor.
Bir yanda yeraltı örgütlerinin başında olmak gibi ağır bir sorumluluk taşıyan Eşref’in diğer yanda hep istediği huzur arayışı bitmiyor. Karşısına beklenmedik bir anda çıkan Nisan ise onu tahmin edilemeyecek bir rüzgarın içine sürükleyecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversitenin Recep Tayyip Erdoğan Kongre ve Kültür Merkezi Fuaye Alanı’ndaki törende konuşan Rektör Prof. Dr. Ekrem Savaş, öğrencileri Filistin konusundaki duyarlılığından dolayı tebrik etti.
Filistin’de bir yılı aşkın süredir orantısız güç kullanıldığını vurgulayan Savaş, şunları kaydetti:
“Ne yazık ki bu katliama sadece İsrail değil, ona destek veren Batılı ülkeler de ortak oluyor. Gazze’de çocuklar, dünyaya gelir gelmez bombalarla tanışıyor. Özellikle bir nesli yok etmek için çocukları hedef alıyorlar. Eğer diğer Müslüman ülkeler de Türkiye kadar cesur duruş gösterebilseydi, bu savaşın seyri farklı olabilirdi. Sevgili öğrenciler, çizdiğiniz her resim, dokunduğunuz her fırça, umuyorum ki bu zulmün durdurulmasına bir vesile olur ve insanlığın yüz karası olan bu durumu oluşturanların yüreklerinde bir kıvılcım oluşturur. Sergide emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.”
Serginin küratörü Dr. Öğr. Üyesi Salimeh Amanjani ise 38 eserle Filistin’de yaşanan zulme dikkati çekmeyi amaçladıklarını söyledi.
Çalışmalarda “mumla-batik” gibi zorlu teknik kullanıldığını ifade eden Amanjani, “Öğrencilerimiz bu teknikle Filistin’deki zorlu zamanları anlatmaya çalıştılar.” diye konuştu.
Sergi, 24 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mustafa Kemal İlkokulunda Yerli Malı Haftası kutlama etkinlikleri çerçevesinde “Yerli Malı Müzesi” oluşturuldu.
Müzede, ilçede geçmişte kullanılan eski eşyalar ve yöresel ürünler, ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
Okul Müdürü Eren Köylü, müzenin açılış töreninde yaptığı konuşmada, Yerli Malı Haftası’nı farklı bir etkinlikle kutlamak istediklerini, bu nedenle müze oluşturduklarını söyledi.
“Bir başkadır benim Dodurga’m” sloganıyla oluşturdukları müzede ilçeye has birçok eşyanın sergilendiğini belirten Köylü, “İlçemizde eskiden kullanılan eşyaları ve yöresel ürünlerimizi Yerli Malı Müzesi adı altında sergiledik. İçerisinde 100 yılı aşkın süredir özenle saklanan gelinlik, saat, el işlemeleri gibi eşyaların bulunduğu müze ile amacımız öğrencilerimize yerli malının önemini anlatmak ve onları bu bilinçle yetiştirmek.” dedi.
Açılış töreninin ardından öğrenciler ve davetliler müzeyi gezdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hiranur Camisi’nde 18 yarışmacının katıldığı programda, lise kategorisinde Kütahya Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Niyazi Emir Ali Haylaz il birincisi oldu.
Ortaokul kategorisinde yine aynı okuldan Ahmet Selim Kaymak, il birinciliğini elde etti.
Haylaz ve Kaymak, bölge yarışmasında Kütahya’yı temsil edecek.
Programa, Tavşanlı Kaymakamı Hayrettin Baskın, İlçe Milli Eğitim Müdürü Raşit Küçükkağnıcı, İlçe Müftüsü Mevlüt Hakan Asan ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli Üniversitesi Turizm Fakültesince 3. Merkezi Derslik konferans salonunda gerçekleştirilen etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Etkinlikte, Kırklareli Belediyesi ritim grubu gösteri sundu.
Daha sonra hayali Fatih Umutlu, gölge oyunları hakkında bilgi vererek, Karagöz ve Hacivat oyununu sergiledi. Kırklareli Gençlik Merkezi Sanat Eğitmeni Reyhan Küçük de ebru sanatının tanıtarak gösterimini gerçekleştirdi.
Turizm Fakültesi Rekreasyon Yönetimi Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Damla Erdem, konuşmasında, somut olmayan kültürel miras varlıklarının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini belirtti.
Öğrencilere somut olmayan kültürel miras varlıkları hakkında derslerde teorik bilgiler verildiğini ifade eden Erdem, “Kültürel Mirasın İzinde Geçmişten Geleceğe” etkinliğinde de uygulamalı gösteriminin yapıldığını söyledi.
Etkinliğe katılan herkese teşekkür eden Erdem, “Burada asıl amaç somut olmayan kültürel miras unsurlarını öğrencilerimize derslerde teorik alt yapısını oluşturarak anlatıyoruz fakat biraz da pratikte eğlenerek öğrenmelerini istedik. Bu nedenle etkinliği tasarladık ve keyif alınan bir etkinlik oldu.” dedi.
Etkinlik sonunda Halk Dansları Eğitmeni Aydın Elbasan koordinatörlüğündeki Kırklareli Belediyesi Halk Dansları Topluluğu gösteri sundu.
Etkinliğe Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Cevdet Altunel, Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Nilüfer Vatansever Toylan ve Öğretim Üyesi Mustafa Kesici ile öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birliğin kurucu başkanı Cavit Kocaçay, yaptığı açıklamada, Kütahya’da faaliyet gösteren gazeteciler olarak kentin basın sektörüne katkıda bulunmayı amaçladıklarını söyledi.
Gazetecilik mesleğinin gelişimine destek sağlamak, vatandaş ve gazeteci arasındaki diyaloğu geliştirmek, yerel basını daha güçlü hale gelmesini sağlamayı hedeflediklerini belirten Kocaçay, şöyle konuştu:
“Kütahya Gazeteciler Birliği, sadece gazetecilerin değil, aynı zamanda toplumun da yararına olacak birçok projeye imza atmayı amaçlamaktadır. Eğitim, dayanışma, etik değerler ve basın özgürlüğü konularında farkındalık oluşturarak, aynı zamanda gazetecilerin mesleki hayatlarını kolaylaştıracak imkanlar sunmayı, yerel gazetecilerin birbirleriyle güçlü bir dayanışma içinde olmalarını teşvik ederek, daha verimli bir ortamın oluşmasına katkı sağlamayı hedeflemektedir.”
Birlik olarak, Kütahya’daki tüm gazetecilere ve basın sektörüne yeni bir soluk getireceklerini aktardı.
“Birlik olarak ayrıştırıcı değil birleştirici olacağız” diyen Kocaçay, “Kütahya Gazeteciler Birliği olarak üyemiz olsun olmasın, sahada çalışan tüm basın mensuplarımızın her daim yanında olacağız. En hassas olduğumuz konulardan birisi de, halkın nazarında saygın bir meslek olan gazeteciliğin itibarının korunması için gerekli önlemleri almakta kendimizi yükümlü hissediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel bir okulun kütüphane açılışı için Kocaeli’nin İzmit ilçesine gelen spiker ve yazar Seda Öğretir, öğrencilerle bir araya geldi. Açılış öncesinde imza ve söyleşi programı düzenleyen ünlü spiker, söyleşi sırasında minikler ve velileriyle interaktif oyunlar oynadı. Oyunu kazanan velilere ve öğrencilere hediyeler veren Öğretir, söyleşi sonrasında miniklerin kitaplarını imzaladı. İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Süleyman Özdemir’in de katıldığı etkinlikte öğrenciler ve veliler keyifli anlar yaşadı.
“Gerçekten samimi bir ilgiden söz ediyorum”
Gazeteciliğe başlamak isteyenlere tavsiyelerde bulunan Seda Öğretir, “Öncelikle dünyanın meselelerine ilgi duymaları gerekiyor ama gerçekten samimi bir ilgiden söz ediyorum. Sadece Ortadoğu, Avrupa coğrafyasında, komşularımızda olan bitenler değil. Uzak mesafelerde ülkelerde olan bitenlerle de ilgilenmeleri gerekiyor. Dünya meselelerinin hepsiyle ilgilenmeleri gerekiyor. Ayrıca ülkemizin yakın tarihini de bence iyi bilmeleri gerekiyor. Özellikle cumhuriyet kurulduktan sonraki siyasi tarihi çok iyi bilmeleri gerekiyor. Çünkü hepsi üst üste gelen ve hepsi birbirinin parçası geriye dönük referansları anlayamadığınız zaman, referansları doğru yerlerde veremediğiniz zaman gazeteci açısından iyi olmuyor. Meraklı olmak, soru sormak ve bu yetenekleri kaybetmemek işimizin olmazsa olmazlarından” dedi.
Eşi Cem Öğretir ile aynı meslekte olmanın zorluktan ziyade kolaylık sağladığını da dile getiren Seda Öğretir, “Arada bir rekabet yok, anlayış ve iş birliği var” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce, Beypazarı’nı Ankara’da düzenlenecek İstiklal Marşı’nı güzel okuma yarışmasında temsil edecek öğrencinin belirlenmesi amacıyla Kaymakamlık Toplantı Salonu’nda yarışma yapıldı.
Yarışmada jürinin yaptığı değerlendirmeler sonucunda Kemal Milaslı İlkokulu öğrencisi Metehan Altındağ ile Gazi Gündüzalp Ortaokulu öğrencisi Ahmet Özdemir birinci oldu.
Öğrenciler ilçeyi Ankara genelindeki yarışmada temsil etme hakkı kazandı.
Etkinliğe İlçe Milli Eğitim Müdürü Adem Uslu da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir restoranda dernek üyesi ve gazeteci Mustafa Soner’in ev sahipliğini yaptığı programa, Nizip Gazeteciler Derneği Başkanı Ali Kılıç ile yerel ve ulusal basın mensubu temsilcileri katıldı.
Dernek üyeleri, daha sonra ilçenin tarihi ve turistik mekanlarını gezme imkanı buldu.
Nizip Gazeteciler Derneği Başkanı Ali Kılıç, organizasyondan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bizi böylesine güzel bir organizasyonla buluşturan değerli üyemiz Mustafa Soner’e teşekkür ediyorum. Halfeti’nin doğal ve tarihi zenginliklerini yerinde görmek hepimize büyük mutluluk verdi.” diye konuştu.
Soner ise gazetecilerle bir arada olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akciğer kanseri tanısı konulan ve uzun süredir Etlik Şehir Hastanesi’nde yaşam mücadelesi veren şarkıcı Turgut Karataş, sabaha karşı hayata gözlerini yumdu.
Karataş, mide rahatsızlığıyla gittiği hastanede kanser olduğunu öğrenmişti ve geçtiğimiz ay entübe edilmişti.
“BU DA BENİM SİZE VASİYETİMDİR…”
Ünlü şarkıcının cenazesinin bugün Mamak Ortaköy Mezarlığı’nda defnedileceği bildirildi.
Ankaralı Turgut’un vefatının ardından ortaya çıkan vasiyeti ise yürek sızlattı.
Turgut, geçtiğimiz yıllarda verdiği bir röportajda, “Benim bu dünyada malım mülküm kalmadı. Sadece bu sazım var. Onu da Ankara’da bir müzeye koyarsanız sevinirim. Bu da size vasiyetimdir” demişti.

EVLATLARINI REDDETMİŞTİ
Son yıllarda yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle tedavisi için yardım toplayan Turgut, bu paralara çocukları tarafından el konulmak istediğini belirterek, evlatlarını reddetmişti.
Yalnızca kızı Eylem Boran ile görüşen Ankaralı Turgut, kızı Eylem dışında diğer çocukları Haydar, Özlem, Hasret ve Ersoy’un tedavisi için toplanan paraları istediğini söyleyerek, “27 senedir benim paramla geçiniyorlar, hiç kendileri para kazanmış mı? Baba parasıyla damat besliyoruz! Haydar, Özlem, Hasret hepsi aynı… Ersoy zaten nankörün başı! Bunlar çete olmuş. Hiç helâl para kazanmışlar mı, helâl para yemişler mi? Bana toplanan yardım paralarını, beni tehdit edip almak istiyorlar. Bunlar, yalancı, iftiracı herkes bilsin!” demişti.

Can Badak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenomen dizilerden ‘Aşk-ı Memnu’da rol alan Batuhan Karacakaya, ‘Bülent’ karakteriyle adını geniş kitlelere duyurdu.
SÜRPRİZ AŞK
Hem oyunculuk kariyerine devam eden hem de mimarlık yapan Batuhan Karacakaya’nın Survivor 2025 kadrosunda yer alacağı iddia ediliyor. Instagram hesabından sık sık antrenman videosu paylaşan Karacakaya’dan bu kez sürpriz bir kare geldi.
Karacakaya, sevgilisi Sinem Akar ile birlikte olduğu fotoğrafı ilk kez Instagram hesabından takipçileriyle paylaştı.
Aynı kareyi Sinem Akar’ın da kendi hesabından paylaştığı görüldü.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yaşadıkları aşkla magazin gündeminden düşmeyen ekranların güzel oyuncularından Devrim Özkan ve Galatasaray’ın yıldız oyuncusu Lucas Torreira’dan evlilik haberi bekleyen hayranları yıkıldı.
HER ŞEYİ SİLDİLER
Evlenecekleri konuşulan ünlü çiftten ise şaşırtan bir hamle geldi. İkili Instagram’dan karşılıklı olarak birbirlerini takipten çıktı. Devrim Özkan sevgilisi Lucas’la olan bütün fotoğraflarını sildi. Çiftin ayrıldığı konuşuluyor.
Özkan, sevgilisini futbol maçlarında yalnız bırakmıyor, her fırsatta aşkını dile getiriyordu.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şu sıralar Sinem Ünsal ile Uzak Şehir dizisiyle ekranlarda olan Ozan Akbaba gündem oldu.
Her hafta sosyal medyada da fırtınalar estiren Uzak Şehir, İnci Taneleri de tahtından etmeyi başardı. Dizi her geçen hafta reytinglerde yükselmeye devam ederken başrol oyuncusu Ozan Akbaba’nın yaptığı bir yorum ise gündem oldu.
Akbaba, bir sosyal medya hesabının yaptığı Photoshop’u çok sinirlendi.
“AŞIRI KOMİK”
Kendisine gelinlik giydiren kullanıcıya dayanamayıp yorum yazdı. Oyuncu, “Bu aşırı komik tweet’in etkileşimleri para kazandırıyor mu bari? Photoshop’u lisanslı kullandığına değsin diye diyorum” dedi.
Ünlü oyuncunun tepkisi tartışma yarattı. Kimisi ünlü oyuncuyu haklı bulurken kimisi de gereksiz bir tepki verdiğini savundu.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kuzey Yıldızı İlk Aşk dizisindeki karakteriyle ünlenen Nilsu Berfin Aktaş, şu sıralar Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar adlı dizide Ayşe karakterini canlandırıyor.
Şu sırala hem dizi hem de film için sette olduğunu söyleyen Aktaş 10 kilo verdiğini açıkladı.
“ÇOK YOĞUNUM”
Güzel oyuncu, “Her şeye aynı anda yetişmek çok zor oluyor. Gece 4’te film seti bitiyor sabah 8’te sizi seti başlıyor. 2 aydır böyle bir döngüdeyim hiç vaktim yok. Çok yoğun olduğu için verdim ama iyi oldu” ifadelerini kullandı.
Güzel oyuncu son dönemde Sadece Bir An adlı film için yoğun tempoda çalışıyor. Filmde rapçi Çakal başrolde.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ekranların en beğenilen kadınlarından 46 yaşındaki Mine Tugay estetiksiz hali konuşulurken yeni bir paylaşım yaptı.
Tugay, leopar desenli sütyen-ceket ve etek kombiniyle adından söz ettirdi. Mine Tugay’ın cesur tarzına yine beğeni yağdı.
“AMELİYAT OLDUM”
Son olarak yaptığı bir açıklama Tugay estetikle ilgili şunları söylemişti:
“Zamanında yapılan bir dolgunun sol gözümün altında donması nedeniyle birkaç ameliyat olmak zorunda kaldım. Şişmeler ve çökmeler oluyor, son olarak orada oluşan bir kist nedeniyle ameliyat oldum ve kortizon tedavisi görüyorum.”



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Artık oyunculuk da yapmaya başlayan ilk filmi Esas Oğlan’ın şu sıralar heyecanını yaşayan ünlü şarkıcı Hadise, yaptığı açıklamalarla dikkat çekmeye devam ediyor.
Youtube’ta İbrahim Selim’in programına konuk olan Hadise eski ilişkisi hakkında açıklama yaptı.Ünlü ismin bu açıklamasına Sinan Akçıl’dan yanıt gecikmedi.
“KAVGALIYDIK”
Hadise yaptığı açıklamada, “Bir kavga yaşandı ben çıktım evden. Otele gittim peşimden geldi. Olur ya ilişkilerde ayrılma süreci başlamıştır, ayrılamazsın.
“TELEFONUNDAN VİDEOYU GÖRDÜM”
Telefonumu şarj eder misin dedi. Birden her şeyi senkronize etmek ister misin çıktı ben de evete bastım. Kendisini çekmiş aynada aşırı fazla ayna pozları. Ondan sonra bir video izledim” dedi.
“TAM BÖYLE OLMADI”
Akçıl’dan yanıt gecikmedi. 2.sayfada yer alan habere göre Sinan Akçıl, “Ben hikayeyi bu şekilde hatırlamıyorum tam olarak ama neyse. Bir kadının lafı üzerine laf söylenmez. Eski defterler çoktan kapanmıştır” açıklamasında bulundu.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sağlık alanında çığır açan bir keşif gerçekleştirildi.
İngiltere Nottingham Üniversitesi’nden bilim insanları, insan vücudunun doğal iyileşme yeteneklerinden ilham alarak, hastaların kendi kanını kullanarak kırık kemikleri tedavi edebilecek yenilikçi bir implant geliştirdi.
Bu çığır açıcı çalışmadan elde edilen sonuçlar, ileri malzeme bilimi alanında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
İnsan vücudu küçük yaralanmaları, kan pıhtılaşması gibi doğal süreçlerle hızla onarabiliyor. Ancak daha büyük hasarlarda bu mekanizma yetersiz kalıyor.
ONARIM SÜRECİNİ HIZLANDIRACAK
Nottingham Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu sorunu çözmek için vücudun doğal onarım sürecini geliştiren özel bir malzeme geliştirdi.
Bu malzeme, “rejeneratif hematom” (RH) adı verilen ve yaralanmalarda dokuyu onarmak için oluşan yapıları destekliyor.
Araştırmacılar, laboratuvarda geliştirdikleri “peptit amfifil” adı verilen proteinleri insan kanına ekleyerek RH’nin daha güçlü ve etkili bir şekilde oluşmasını sağladı.

DAHA GÜVENLİ VE HIZLI
Araştırma ekibine göre, yeni malzeme kanla kolayca birleşebiliyor ve istenildiğinde üç boyutlu yazıcıyla üretilebiliyor.
Çalışmanın ortak yazarı Dr. Cosimo Ligorio, bu yaklaşımın büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek şunları söyledi:
İnsan kanını, son derece rejeneratif implantlara dönüştürmek hem güvenli hem de kolay bir süreç. Kan ücretsiz bir kaynak ve hastalardan yeterli miktarda elde edilebiliyor”

TESTLER BAŞARILI OLDU
Ekip, yöntemi sıçanlar üzerinde test etti. Araştırmacılar, sıçanların kanına peptitler ekleyerek güçlü RH yapıları oluşturdu ve bu yapıları hayvanların kafatasındaki boşluklara yerleştirdi.
Sonuçlar oldukça çarpıcıydı:
Yeni implant kullanılan sıçanlarda kemik oluşumu oranı 6 hafta içinde yüzde 62’ye ulaştı.
Hiç tedavi edilmeyen sıçanlarda bu oran sadece yüzde 30’du.
Hâlihazırda kullanılan yapay kemikle tedavi edilenlerde ise iyileşme oranı yaklaşık yüzde 50 olarak kaydedildi.
UMUT VERİCİ BİR KEŞİF
Araştırmacılar, yeni yöntemin insanlarda kullanılması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Ancak ilk bulgular, bu yaklaşımın rejeneratif tıp alanında büyük bir fark yaratabileceğini gösteriyor.
Bu yeni tedavi yöntemi, gelecekte kemik kırıklarını tedavi etmek için hastaların kendi kanını kullanarak daha doğal ve etkili bir çözüm sunabilir.
Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’da yaşayan avukat Hüseyin Önal, ses kısıklığı ve yutma güçlüğü şikayetiyle başvurduğu Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) bölümünde, 3’üncü evre ‘gırtlak kanseri’ tanısı aldı.
Aldığı haberle sarsılan Önal, tümörün alınması için ameliyat geçirdi.
Başarılı geçen operasyonun ardından Önal’ın yutma sorunu çözüldü; ancak sesini kaybetti.
“KULLANIRKEN ÖZGÜRLÜK SANDIM, BENİ ESİR ALMIŞ”
Yazarak iletişim kurabilen Hüseyin Önal, 35 yıl boyunca günde 2 paket sigara içtiğini ifade etti. Önal, “Sigarayı kullanırken keyif ve özgürlük sanırdım. Oysa o beni esir aldı. Sigarayı 2 yıl önce bıraktığımda artık çok geç kalmıştım.
Aslında 2017 yılında tansiyon nedeniyle ölümden döndüm. Sigara beni uyardı, aldırmadım. Çok iyi bir sporcuyken ve çok konuşkan bir insanken şu an yaşam mücadelesi veriyorum” ifadelerini kullandı.

“GIRTLAK KANSERİNDEN EN ÖNEMLİ NEDEN SİGARA”
Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği’nden Prof. Dr. Aydın Acar, gırtlak kanserinin ses kısıklığı ile beraber bazen boyunda kitlelerle, bazen yutma problemleriyle, bazen kilo kaybıyla kendini gösterilebildiğini söyleyerek, “Gırtlak kanseri, kıkırdak yapısıyla korunduğu için erken evrede teşhis edilebilir. Erken evrede son derece yüz güldürücü sonuçlar elde ettiğimiz bir kanser şekli. Hüseyin Bey bize biraz maalesef geç geldi. 3’üncü evrede yakaladık kanseri; ama yine de ameliyatını gerçekleştirdik.
Yaptığımız operasyonla tümörü temizledik, yutma problemini hallettik. Konuşma problemi için 1,5 ay sonra protez uygulaması yapacağız. Hastamızın en kötü özelliği çok sigara içmesi. Gırtlak kanserinde özellikle sigarayı vurgulamak çok önem arz ediyor. Sigara gırtlak kanserinde en önemli neden. Bu hastalığa yüzde yüz oranında sigara neden oluyor” diye konuştu.

“PROTEZLE SESİNİ DUYURABİLECEK”
Prof. Dr. Aydın Acar, Önal’ın protez sürecine ilişkin de konuşarak, “Hastamızın mesleği avukatlık olduğu için sese ihtiyacı var. Yani sesinden profesyonel olarak para kazanması gerekiyor. Protezle sesini karşıya duyurabilecek, derdini anlatabilecek. Şimdi patoloji sonucunu bekleyeceğiz. Patoloji sonucundaki sonuca göre belki ilave ek doz radyoterapi ihtiyacımız olacak.
Sonrasında da bu hastanede biz yaklaşık 5 yıl akraba gibi olacağız. 5 yıl içerisinde belli dönemlerde takiplerimiz olacak. 2 hafta üzeri ses kısıklığı olanlar mutlaka bir KBB doktoruna başvursunlar ve ilaveten sigaradan mutlaka uzak dursunlar. Bu tür kanserlerin tedavisi var ve tedaviler sonucunda teknolojiler geliştikçe son derece başarılı sonuçlar almaktayız” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kalp krizi genellikle kalbi besleyen damarların tıkanması sonucunda meydana gelir.
Erken teşhis hayat kurtarıcıdır.
Kalp krizinin yaygın belirtileri şunlardır:
1. Göğüs ağrısı (En önemli belirti)
Göğüsün orta kısmında sıkışma, baskı, doluluk ya da yanma hissi.
Ağrı birkaç dakika sürebilir veya gelip geçebilir.
2. Vücudun diğer bölgelerine yayılan ağrı
Ağrı genellikle sol kola, omuza, sırta, boyuna, çeneye veya mide bölgesine yayılabilir.
3. Nefes darlığı
Fiziksel aktivite yapmadan bile nefes alıp vermede zorluk hissedilebilir.
Göğüs ağrısı ile birlikte ya da bağımsız olarak görülebilir.
4. Terleme
Soğuk soğuk terleme yaşanabilir.
Bu genellikle ani ve yoğun bir şekilde olur.

5. Halsizlik ve baygınlık
Aşırı yorgunluk, ani güç kaybı veya baş dönmesi hissi.
6. Bulantı ve kusma
Özellikle kadınlarda veya diyabetli hastalarda bu belirti daha yaygın görülebilir.
7. Hızlı veya düzensiz kalp atışı
Çarpıntı ya da düzensiz nabız hissi eşlik edebilir.
KADINLARDA BELİRTİLER DAHA FARKLI OLABİLİR
Kadınlarda kalp krizi belirtileri, klasik göğüs ağrısının yanı sıra:
Mide bulantısı,
Hazımsızlık,
Ani halsizlik,
Çene veya sırt ağrısı gibi farklı şekillerde de kendini gösterebilir.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ağız yaraları (aft, pamukçuk, yara) genellikle rahatsızlık verici olabilir ve yemek yeme, konuşma gibi günlük aktiviteleri etkileyebilir.
Doğal çözümler, genellikle hafif vakalarda etkili olabilir.
İşte ağız yaraları için bazı doğal çözümler:
1. TUZLU SU GARGARASI
Bir bardak ılık suya yarım çay kaşığı tuz ekleyip karıştırın. Bu karışımla günde birkaç kez ağzınızı çalkalayın.
Antibakteriyel özellikleriyle enfeksiyonu azaltabilir ve yaraların daha hızlı iyileşmesine yardımcı olabilir.
2. KARBONAT
Bir miktar karbonatı biraz suyla macun kıvamına getirip yaranın üzerine sürün. Birkaç dakika beklettikten sonra ağzınızı durulayın.
İyileşmeyi hızlandırabilir ve enfeksiyonu önleyebilir.

3. BAL
Saf balı yaranın üzerine ince bir tabaka halinde sürün. Günde 2-3 kez tekrarlayın.
Antibakteriyel ve nemlendirici özellikleri sayesinde ağrıyı hafifletebilir ve iyileşmeyi hızlandırabilir.
4. HİNDİSTAN CEVİZİ YAĞI
Yaralı bölgeye temiz bir pamuklu çubuk yardımıyla Hindistan cevizi yağı sürün. Günde birkaç kez tekrarlayın.
Antibakteriyel ve antifungal özellikleri ile enfeksiyonu önlemeye yardımcı olabilir.
5. ALOE VERA
Taze aloe vera yaprağından çıkan jeli yaranın üzerine sürün. Günde 2-3 kez uygulayın.
Yatıştırıcı etkisiyle ağrıyı hafifletebilir ve iyileşmeyi hızlandırabilir.
6. PAPATYA ÇAYI
Bir fincan sıcak suya papatya çayı poşeti koyup demleyin, ılık hale geldiğinde gargara yapın.
Papatya anti-inflamatuar özelliklere sahiptir ve yara üzerindeki ağrıyı hafifletebilir.
7. YOĞURT
Günlük olarak sade yoğurt tüketin.
Probiyotikler ağızda sağlıklı bir bakteri dengesi oluşturarak iyileşmeye katkıda bulunabilir.

8. ELMA SİRKESİ
Bir bardak suya bir çay kaşığı elma sirkesi ekleyip karıştırın. Bu karışımla gargara yapın.
Doğal bir dezenfektan gibi çalışarak yaraların temizlenmesine yardımcı olabilir.
9. SARI KANTARON YAĞI
Küçük bir miktarı yaranın üzerine direkt olarak sürün.
Doğal bir yara iyileştirici olarak bilinir ve ağrıyı azaltabilir.

10. BOL SU İÇMEK
Dehidrasyonu önleyerek ağız mukozasının sağlıklı kalmasına yardımcı olur.
EDİTÖR NOTU
Eğer ağız yaralarınız sık sık tekrarlıyor, büyük boyutlardaysa ya da uzun süre geçmiyorsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.
Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, akşam saatlerinde İslahiye Devlet Hastanesi acil servisinde meydana geldi. İddiaya göre, emekli polis memuru M.K., rahatsızlığı nedeniyle geldiği acil serviste tedavi olduktan sonra bekleme salonuna geçti. Salonda bir süre yakınlarıyla telefon görüşmesi yaptığı öne sürülen şahıs, daha sonrasında ise üzerindeki beylik tabancası ile kafasına ateş etti. Olay sonrası acildeki doktorların müdahalesine rağmen şahıs hayatını kaybetti. Cenaze, polis ekiplerinin olay yerindeki incelemesinin ardından morga kaldırıldı.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mersin’den Samsun’a giden Mehmet Mert Tekeli idaresindeki 33 AZF 071 plakalı tır, Bekdiğin Mahallesi mevkisinde yoldan çıktı.
Tır, sürüklenip yol kenarındaki reklam panosuna çarparak şarampole devrildi.
Araçta sıkışan sürücü, Samsun Büyükşehir Belediyesi Havza İtfaiye Gurup Amirliği ekiplerince çıkarılarak, sağlık ekibi tarafından Havza Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BAKANLIK, TEKRARLANMAMASI İÇİN ÖNLEM ALDI
Daily Mail’de yer alan habere göre; Bakanlık, benzer bir olayın tekrarlanmaması için önlemler aldığını açıkladı. Personel eğitimi, laboratuvar prosedürlerinin yeniden gözden geçirilmesi ve izinlerin denetlenmesi bu önlemler arasında yer alıyor. Yetkililer, materyallerin doğru şekilde saklanmasını ve kaydının eksiksiz tutulmasını sağlamak için laboratuvar çalışanlarına yönelik denetimleri artıracak.
KAYIP ÖRNEKLER İMHA EDİLMİŞ OLABİLİR Mİ?
Queensland Baş Sağlık Yetkilisi John Gerrard, kayıp virüs örneklerinin halk için minimal bir risk oluşturduğunu belirtti. Dr. Gerrard, “Düşük sıcaklıklı bir dondurucu dışında saklanan virüs örnekleri hızla bozulur ve enfekte edici özelliklerini kaybeder” dedi. Ayrıca, kayıp örneklerin büyük olasılıkla rutin laboratuvar prosedürü olan otoklavlama yöntemiyle imha edilmiş ancak bu işlemin kaydedilmemiş olabileceğini vurguladı.
İNSANLARDA DAHA ÖNCE GÖRÜLMEYEN VİRÜS
Dr. Gerrard, Queensland’de son beş yılda Hendra veya Lyssavirus enfeksiyonuna rastlanmadığını ve Hantavirus’un Avustralya’da insanlarda hiç görülmediğini söyledi. Bu durum, kamuoyundaki endişeyi hafifletmek için bir güvence olarak sunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bafra’dan Çorum’a yaş sebze taşıyan Selçuk Kabakçı yönetimindeki 50 ADD 863 plakalı kamyonun arka lastiği, Yenimahalle Mahallesi Atakent Cami yakınlarında yerinden fırlayarak önce trafik direğine daha sonra da otobüs durağında bekleyen Feyzanur Katar’a (27) çarptı.
Teker, olay yerinden o sırada geçen 37 AAG 986 plakalı başka bir kamyona çarparak durabildi.
Çarpmanın etkisiyle otobüs durağındaki camlar kırıldı genç kız yaralandı.
Katar, olay yerine sevk edilen 112 Acil Servis ambulansıyla Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Sürücü ise ekipler tarafından gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Mersin’den Samsun yönüne seyir halinde olan Mert Tekeli yönetimindeki 33 AZF 071 plakalı tır, Bekdiğin Mahallesi mevkiinde direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu kontrolden çıktı. Yoldan çıkan tır, bir süre ilerledikten sonra yol kenarındaki reklam panosuna çarparak uçuruma yuvarlandı.
Kazanın ardından olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan sürücü Mert Tekeli, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Havza Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BM, Gazze’de yetersiz beslenme nedeniyle her ay tedaviye alınan çocuk sayısının 4 bini geçtiğini açıkladı.
Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Dujarric, Gazze’deki insani yardım ortaklarının un dağıtımı yaptığını belirterek, her aileye stoklar yenilendikçe 25 kilogram un vermeye çalıştıklarını söyledi.
Dujarric, Deyir Balah’da 25 kilogram unun fiyatının 280 dolar civarına çıktığını ve Gazze’ye daha fazla gıda yardımı yapılmasının derinleşen açlıkla müdahale için kritik öneme sahip olduğunu kaydetti.
Gazze’de 5 yaş altı 346 bin çocuktan 151 bininin yetersiz beslenme için sağlık taramasından geçirildiğini aktaran Dujarric, temmuz ayından bu yana yetersiz beslenme nedeniyle tedaviye alınan çocuk sayısının her ay 4 bini geçtiğini bildirdi.
BM ve ortaklarının çocuklara tamamlayıcı besin ulaştırmaya devam ettiğini vurgulayan Dujarric, tüm engellemelere rağmen 146 bin çocuğa ulaşabildiklerini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bafra Devlet Hastanesi bahçesinin inşaat çalışmaları sonrası güzel bir görünüme kavuşması için düzenleme ve ağaçlandırma çalışması gerçekleştirildi.
Bafra ve Alaçam Orman İşletme müdürlüklerinin katkılarıyla temin edilen fidanlar, Bafra Devlet Hastanesi bahçesinde toprakla buluşturuldu.
Bafra Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Alaiddin Domaç, diktikleri fidanlarla gelecek nesillere daha yeşil bir çevre bırakmayı amaçladıklarını kaydetti.
Etkinliğe Bafra Orman İşletme Müdürü Mustafa Bayraktar, Alaçam Orman İşletme Müdürü Ali Hakan Çelik ile hastane personeli katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’in Çeşme ilçesinde, evlerinde yaktıkları sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen Mustafa ve Saliha Arda çifti hayatını kaybetti.
Olay, Germiyan Mahallesi’nde meydana geldi. Mustafa ve Saliha Arda çiftinden haber alamayan yakınları, oturdukları eve gitti. Yakınları, burada kapının açılmaması üzerine durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine eve jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Çilingir yardımıyla eve giren ekipler, Mustafa ve Saliha Arda’nın yerde hareketsiz yattığını gördü. Olay yerinde yapılan incelemede, çiftin hayatını kaybettiği belirlendi. İlk belirlemelere göre, çiftin sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlendiği öğrenildi. Çiftin cenazesi, incelemenin ardından İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, akşam saatlerinde Adıyaman’ın Sincik ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, R.K. yönetimdeki 02 D 8124 plakalı minibüs, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yolun kenarına savruldu. Kazada sürücü ile A.Ü., O.Y., A.Ö., H.Ö., H.I., O.K., A.I., M.Ö. yaralandı. Yaralılar, olay yerine gelen 112 sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Sincik ve Kahta Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralılardan A.I. ve M.Ö., Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiği ve sağlık durumlarının ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre kaza, Nihat Kantarcı Caddesi üzerinde saat 21.30 sıralarında meydana geldi. Çarşı merkezinden gelen S.A. idaresindeki 67 ZF 622 plakalı otomobil, Barbaros Caddesi’ne girmek üzere iken Nadır mevkiinden çarşı istikametine giden M.B. yönetimindeki 67 ADP 787 plakalı motosikletle çarpıştı. Kazada motosiklette sürücüsü M.B. ile yolcu E.Ç. yaralandı.
Bölgeye çok sayıda 112 Acil Sağlık ile polis ekibi sevk edildi. Yaralılar, kişi sağlık ekiplerinin ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Çaycuma Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Öte yandan kaza anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Polis kazayla ilgili inceleme başlattı. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Önceden alın
Yüksek topuklular, kutusundan çıkar çıkmaz asla rahat olmazlar. Özellikle de belirli bir gün için alındılarsa, giymek için biraz erken davranılmalıdır. Onlarla geçireceğiniz günden önce evde kısa yürüyüşlere çıkın. Böylece sadece ayaklarınızın kalıba alışmasına ve ayakkabılarınızın açılmasına yardımcı olmaz, onlarla yürürken daha güvenli hissetmenizi de sağlarsınız. Üstelik o önemli günden önce telafi edilmesi gereken problemleri fark eder, çözüme kavuşturursunuz.
Fazla bol, dar olandan iyidir
Konu yüksek topuklular olduğunda asla bollaşacağını düşünerek onları satın almayın! Eğer ayağınıza uygun numara yoksa ama illa o ayakkabıyı almak istiyorsanız, büyük olması küçük olmasından her zaman daha iyidir. Özellikle topuklu ayakkabı giyildiğinde ayaklar şişmeye çok meyillidir.


Topuk şekli önemli
Stilettolar modern çağın işkence aletlerinden biri desek, yalan söylemiş olmayız. Muhteşem gördündüklerinin farkındayız ama incecik bir topuk tüm vücudu nasıl destekler? Bunlar yerine biraz daha geniş topuklar seçebilirsiniz. Topuk ne kadar geniş olursa, adımlarınız o kadar kolay ve rahat olur.
Platform tabanlar büyü gibidir
Platform tabanlı topuklular ayakuçlarındaki baskıyı oldukça azaltır. Ayaklarınız platformsuz topuklularda olduğu kadar eğim kazanmaz ama yine de görünümünüze aynı havayı katacaktır.
Bantlı olanları tercih edin
Eğer topuklu ayakkabı deneyiminiz çok fazla değilse, bilekten bantlı olanlarla yürümeniz çok daha kolay olacaktır. Bu tip ayakkabılar, ayaklarınızı korur, kaymayı önler ve ekstra destek sağlarlar.
Jel pedler
Ayakkabının içinde doğru yerlere konulan jel petler hayat kurtarıcı olabilir! Yapışkan özelliğini kaybetmediklerinden emin olun ki kayıp işlevlerini kaybetmesinler.
Moleskin
Moleskin, ayakkabı ile ayağınızdaki sorun yaşayan bölgeler arasında zarif bir bariyer görevi görebilecek incelikte pamuklu kadife türü bir kumaştır. Ayağınızı ağrıtan ayakkabılarınızda moleksin kullanabilirsiniz.


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Love bombing (Aşk bombardımanı) nedir?
Aşk bombalaması, bir kişinin sizi onunla bir ilişki başlamanız için manipüle etme çabası sonucunda o kişiden etkilenmeniz ve o kişiyi kendinizden daha üstün görerek etki alanına girmeniz gibi sonuçlar içeren bir tür psikolojik ve duygusal istismardıri. Love bombing (Aşk bombardımanı) genellikle televizyonda ve filmlerde romantikleştirilir. Tipik bir aşk bombardımanı hikâyesinde, hevesli biri tarafından takip edilen ve talibine ilgi göstermeyen bir karakter yer alır ancak bu ilişki tasviri aslında pek de gerçekçi değildir. İlgi gösteren kişi, ilgi göstermeyen karakterin sınırlarını, ona aşık olup birlikte olmaya karar verene kadar sürekli olarak ihlal eder.
Aşk bombalaması kasıtlı veya kasıtsız olarak gerçekleşebilir ve bunların altında birtakım psikolojik etkenler yatar. Çoğunlukla romantik partnerler tarafından gerçekleştirilse de aile üyeleri ve arkadaşlar da sizi “bombalamayı” sevebilir. Abartılı ilgi ve şefkat gösterilerinden ne zaman şüphelenmek gerekir?
Aşk bombardımanı davranışları aslında bir tür duygusal istismardır ve ilişkinin herhangi bir aşamasında yaşanabilse de genellikle tanışmanın ilk aşamalarında görülür. Yeni partneriniz sizden gerçekten hoşlanıyor gibi görünebilir, ancak aşk bombalaması çoğu zaman sağlıksız bir ilişkinin uyarı işareti olarak da sayılabilir. Dolayısıyla, eğer ilişkiniz başlangıçta hararetli gidiyorsa ama bir şeyler doğru gelmiyorsa, kendinize sizi bunalmış hissettiren şeyin ne olduğuna bir bakın. İlişkide duygusal şantaj ve manipülasyona uğruyor olabilir misiniz?
Hangi davranışlar aşk bombardımanı belirtileridir?
Bir aşk bombalama döngüsüne yakalandığınızda, sorun işaretlerini fark etmek zor olabilir ancak nereye bakacağınızı biliyorsanız işaretler oradadır. Bir kişinin aşk bombalaması belirtileri sergilemesinin birçok yolu vardır, ancak burada aşk bombalamasının sizin veya tanıdığınız birinin başına gelip gelmediğini belirlemenize yardımcı olacak dört yaygın örnek bulunmaktadır. Aşk bombardımanı yapan kişileri şu davranışlarından tespit edebilirsiniz;
1. “Ruh Eşi” olduğunuzu iddia ederler
Mükemmel uyum sağlayan bir partner bulmak memnuniyet vericidir. Ancak partnerinizi gerçekten tanımak zaman alabilir. Aşk bombalaması meydana geldiğinde, genellikle ilişkinin başlarında “ruh eşi”, “kişisi” veya “diğer yarısı” gibi etiketler uygulanır. Hayatlarında önemli bir figür olarak görülmek onaylayıcı gelse de, onları çok uzun süredir tanımıyorsanız veya kendinizi rahatsız hissediyorsanız bu durum sizin için endişe kaynağı olabilir. Bir ilişkiye başladıktan birkaç hafta sonra “Seni seviyorum” denmesi bile bir tehlike işareti olabilir. Ne kadar hızlı hareket ettiğiniz konusunda kendinizi huzursuz hissediyorsanız partnerinizle konuşmanın zamanı gelmiş olabilir.
2. Abartılı iltifatlar sarf ederler
İltifatlar birbirinize ilgi duyduğunuzu göstermenin harika bir yoludur. Bir ilişkide, özellikle de birbirinizi tanımaya başladığınızda, iltifat etmek olağandışı bir durum değildir. Ancak partnerinizin yaptığı yorumlar abartılı görünüyor ve bunlar özellikle de sizi tedirgin ediyorsa, aşk bombardımanının başka bir işareti olabilir. Tedirgin edici yoğunlukta gelen iltifatlara karşı temkinli davranmak ve bir süre gözlemci olmak iyi bir fikir olabilir.
3. Hediye yağmuruna tutarlar
Hediye vermek, partnerinize değer verdiğinizi göstermenin düşünceli bir yoludur ve onun sizin için ne kadar önemli olduğunu ifade edebilir. Hediye alışverişi de bağınızı güçlendirebilir. Ancak hediye almak daha sonra ilişkiyi manipüle etmek için kullanılabilecek bir taktik olabilir. Bir aşk bombacısı, sevgisinin göstergesi olarak size beklenmedik hediyeler yağdırabilir. Hediye vermek bazı insanlar için bir sevgi dili olsa da hediyelerin gereksiz, istenmeyen, abartılı veya abartılı olması sorun haline gelir. Bu hediyeleri istemediğinizi belirtirseniz ve yine de size vermeye devam ederlerse, bu aşk bombardımanına uğradığınızın bir işaretidir.
Cleveland Clinic’ten Psikolog Dr. Tiani, “Bu, ilk randevudaki çiçeklerden daha fazlasıdır” diye belirtiyor. “Bu hediyeler genellikle oldukça ayrıntılı, pahalı veya sizi kazanmak için büyük satın alımlardır.”
İşte bu hediyelerden bazı örnekler:
Kira, ipotek veya otomobil taksidi gibi önemli yaşam giderlerini finanse eder.
4. Aşırı iletişim yükü yaratırlar
İngilizce’de aşırılığı ifade eden ve zaman zaman Türkçe cümleler arasında kullandığımız bir deyim var; overloaded. Aşırı yüklenmeyi anlatan bu kavram, ilişkideki iletişim için de size aynı şeyleri hissettirmeye başladıysa orada bir durun. Elbette ki ilişkinizi ilk kurduğunuzda partnerinizle daha sık konuşabilirsiniz çünkü birbirinizi tanırsınız ve ilişkinize dair arzularınızı öğrenirsiniz. Sağlam ve sağlıklı bir ilişkiye sahip olmak için iyi bir iletişim gereklidir, ancak yaşadığınız iletişim miktarından dolayı bunalmış hissetmemelisiniz. Bu, nasıl hissettiğiniz hakkında konuşmak ve birbirinizle iletişim kurmanın ikiniz için de işe yarayacak bir yolunu bulmak için mükemmel bir zaman olabilir.
5. Kontrolcü paylaşımlar yaparlar
Aşk bombalaması her zaman bariz hediye gösterilerini, büyük jestleri ve yüz yüze manipülasyonları içermez. Bazen günlük konuşmalarda daha incelikli bir şekilde gerçekleşebilir. Cleveland Clinic’ten Dr. Tiani, “Bunların çoğu sözlü olabilir” diyor. “Eğer aşırıysa ve çok hızlı hareket ediyormuşsunuz gibi geliyorsa, bu aşk bombardımanına uğradığınızın bir işareti olabilir. İlişki devam ettikçe bu durumlar daha da yoğunlaşabilir.” Aşk bombalarını seven bir kişi, onlar ortalıkta olmadığında ne yaptığınızı sık sık kontrol edebilir. Birilerine sizin hakkınızda ne hissettiklerini aşırı şekilde anlatabilirler veya konumunuzu kontrol edebilirler. Bazen, ilişkinizin toplum tarafından kabul edilmesini sağlamak amacıyla sizin hakkınızda ne hissettiklerini çok sık paylaşarak internette aşırıya kaçabilirler.
İlginizi çekebilir: Sağlıklı ilişki nasıl olur?
6. Sonuç almak için acele ederler
“Bombayı” seven insanlar “silahın üzerinden atlama” eğilimindedir. Sizi ruh eşleri olarak tanımlayabilir, birlikte kaçma fantezileri kurabilir ve bu fanteziler hakkında açıkça konuşabilir ya da sürekli sizinle tanışma anlarından bahsedebilirler. Hatta çok erken gelse bile sizi hemen yakın arkadaşları ve aile üyeleriyle tanıştırmak isteyebilirler ve muhtemelen bir ilişkinin başında bağlılık fikrini gündeme getirecekler. Hatta mutlu son olarak nitelendirilen evliliğe doğru koşmak için önemli kilometre taşlarını atlayabilirler.
Dr. Tiani, aşk bombardımanı yapan kişiler için “Çok hızlı bir şekilde yakınlık, yakınlık ve bağlılık duygusu yaratmak isterler” diyor. “Üç randevudan sonra ‘Sen benim ruh eşimsin’ gibi şeyler söyleyebilirler ve bu iyi hissettirse de aynı zamanda bunaltıcı da olabilir.”
7. Her zaman ulaşılabilirdirler ve ilginizi beklerler
Aşk bombardımanı yapan bir kişi, rahatlık, zaman, enerji ve özveri açısından size diğer insanlardan daha fazla bağımlı gibi görünecektir. Zamanla ilişkiniz geliştikçe size kızarak veya diğer arkadaşlarınızı veya aile üyelerinizi kıskanarak daha talep kar hale gelebilirler. Bu gerçekleştiğinde, sizi kendileri ve değer verdiğiniz diğer insanlar arasında seçim yapmaya zorlayan, hatta çalışmanız gereken diğer sorumluluklar, hobiler ve daha fazlası arasında seçim yapmaya zorlayan adil olmayan ültimatomlar sunabilirler. Dr. Tiani, “Diğer önemli insanlara kıyasla onlarla zaman geçirmenizi tercih ederler çünkü zamanınızı tekellerine almak ve böylece yalnızca onlara güvenmenizi isterler.” diyor. “Zamanla, onlarla kalmamanız durumunda sizi suçlamaya veya onları diğer insanlardan ve değer verdiğiniz şeylerden önce ilk sıraya koymaya başlayabilirler.”
8. ‘Hayır’ı cevap olarak kabul etmezler
“Hayır” her durumda “hayır” anlamına gelir. Ancak bir aşk bombacısına davranışlarının uygun olmadığını söylerseniz ya da sağlıklı sınırlar koymaya çalışırsanız, muhtemelen tartışmaya girişecek, düşünce tarzınızı sorgulayacak ve hatta sizi “hayır” dediğiniz için hatalı olduğunuza inandırmaya bile itebilecektir. Dr. Tiani, “Bir sınırın aşıldığını veya birçok sınırın aşıldığını hissediyorsanız, bu, sesinizin duyulmadığının ve düşüncenizin ilişkide önemli olmadığının bir işaretidir” diyor. İlişkide psikolojik şiddet hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.
9. Yalnızken sizi daha çok severler
Aşk bombardımanı yapan bir kişi, sizi ailenizden ve arkadaşlarınızdan izole ederek, sizin ve katıldığınız faaliyetler üzerindeki kontrolünü artırır. Bazen bu çok açık olabilir; örneğin belirli aktiviteleri yapmanıza, belirli yerlere gitmenize veya başka insanlarla vakit geçirmenize, onlar yanınızda olmadan izin vermezlerse. Diğer zamanlarda, size dayattıkları izole olma hali daha incelikli görünür; örneğin onlarsız bir şey yapmaya çalıştığınızda karamsar, öfkeli veya üzgün olurlar. Her iki durumda da, partneriniz sizi rahat olmadığınız bir şeyi yapmaya zorlamaya çalışıyorsa veya kendinizi güvensiz hissetmenize neden oluyorsa, bu duygusal istismarın bir işaretidir.
10. Kendinizi bunalmış, huzursuz veya dengesiz hissedersiniz
Bazen partnerinizle aynı fikirde olup olmadığınızı merak etmekte sorun yoktur. Hepimiz farklı hızlarda ve farklı aşamalarda severiz ve başkası için doğru gelen şey size doğru gelmeyebilir. Kendinizi huzursuz, dengesiz veya bunalmış hissediyorsanız ve bu duygularınızı partnerinize iletiyorsanız ancak partneriniz bu duygulara karşılık vermiyorsa veya sağlıklı, olumlu tepkiler vermiyorsa, bunlar sorunların yaklaşmakta olduğunun işaretleridir.
Sonuçta sizi neyin rahatlatıp neyin rahatlatmadığını bilen tek kişi sizsiniz. Tüm ilişkilerin sağlıklıdan istismara kadar uzanan bir yelpazede mevcut olduğunu biliyoruz, bu nedenle her zaman kendinizi kontrol etmeniz ve endişeleriniz hakkında partnerinizle konuşmanız gerekip gerekmediğine karar vermeniz ve gerekirse bir uzmandan yardım almanız faydalı olacaktır.
Aşk bombardımanından nasıl kurtulurum?
Aşk bombasına maruz kalmanız halinde bir ilişki ayakta kalabilir mi? Cevap şu ki, bu, büyük ölçüde aşk bombasını yapan kişiye bağlıdır. Cleveland Clinic’ten Dr. Tiani, “Nasıl hissettiğinizi ve duruma nasıl yaklaşmak istediğinizi incelemek için bir dakikanızı ayırmanız ve sizi bombalayan sevgi dolu kişiden biraz uzaklaşmanız yararlı olabilir” diye tavsiyede bulunuyor.
Bazı durumlarda, sağlıklı sınırlarınızla ilgili konuşmayı tekrar gözden geçirmek, hangi davranışın kabul edilebilir olduğunu tanımlamak ve partnerinizin öğrenmesi ve uyum sağlaması için bir fırsat olup olmadığına bakmak iyi fikirdir. Ancak bu konuşmayı yapmaya çalışırsanız ve davranışları devam ederse veya daha da kötüleşirse, ilişkiyi güvenli bir şekilde nasıl sonlandıracağınızı düşünmeniz daha doğru olur.
“Onların davranışlarını değiştirebilmenizin ya da onların size davranılmasını istediğiniz şekilde davranmasını sağlayamayacağınızın farkında olmak önemlidir. Bu kişiye aşık olduğunuz için utanmış olabilirsiniz, ancak bunun sizin hatanız olmadığını hatırlamanız önemlidir” diye güvence veriyor Dr. Tiani. “Kendinizi suçlamak yerine bu süre zarfında ailenizden ve arkadaşlarınızdan destek isteyin.”
Uzman yardımı alın
Depresyon, kaygı, öfke, üzüntü, kafa karışıklığı, yas ve kaybı içeren bir duygu seli yaşamanız muhtemel olduğundan, bir terapiste görünmek aşk bombalama eyleminin geride bıraktığı kafa karıştırıcı ağı çözmek için de yararlı olabilir. “Bir terapist, olanları, bu konuda nasıl hissettiğinizi doğrulamanıza yardımcı olabilir ve duygularınızı, yaşadığınız stresi yönetmenize yardımcı olabilir ve – eğer ihtiyacınız varsa – ilişkiyi nasıl sonlandıracağınıza dair tavsiyelerde bulunabilir” diye ekliyor.
Aşk bombalaması kafa karıştırıcı ve tartışmalı olsa da hafife alınmaması gereken bir şeydir. Çoğu durumda, ilişkiden ayrıldıktan uzun süre sonra, konu flört olduğunda, karşınıza çıkabilecek yeni partner adaylarına ve kendi duygularınıza güvenmek zor olabilir. Ancak aşk bombalamasından sonra da hayat vardır ve bu, deneyimleriniz konusunda kendinize karşı açık ve dürüst olmanızla ve en başından itibaren yeni partnerlerle sağlıklı sınırlar belirlemenizle başlar. Dr. Tiani, “Herhangi bir ilişkide, yol boyunca kontrollerde bulunmak ve sizin ve partnerinizin hangi noktada olduğunuzu açık bir şekilde belirtmek her zaman iyi bir fikirdir” diyor.
Aşk bombardımanının nedenleri nelerdir?
Genellikle kişinin güvensizliği, güvenememe ve diğer insanlara bağımlılıktan kaynaklanır. Herkes bunu yapabilse de, aşk bombalaması çoğunlukla kaygılı veya güvensiz bağlanma stiline veya narsisistik kişilik bozukluğuna (NPD) sahip kişilerle ilişkilendirilir. İnsanlar bu davranışı ebeveynlerinden (pasif saldırganlık gibi) veya geçmişteki istismarcı ilişkilerden öğrenerek de öğrenebilirler. Aynı zamanda çözülmemiş çocukluk travmasının bir yan etkisi de olabilir ancak bu her zaman böyle değildir.
Cleveland Clinic’ten Dr. Tiani şöyle açıklıyor: “Size sevgi bombası atan bir kişinin teklifini geri çevirirseniz veya ihtiyaçlarına yanıt vermediğinizi hissederseniz, sizi tehdit edebilir veya azarlayabilir.” “Sevildiklerine ve değerli olduklarına dair sürekli güvence istiyorlar ve bu onların temeldeki güvensizliklerinden kaynaklanıyor.” İlk günleri sizin iyiliğinizi kazanmak için kendilerini aşırı genişleterek geçirirken, balayı aşaması sona erdiğinde ve gerçek hayat başladığında, bombaları seven bir kişi, partnerlerini yanında tutmak için gaslighting veya aile içi taciz gibi daha manipülatif taktiklere başvurabilir. “Aşk bombalaması, içinden çıkılması zor olabilecek bir durumdur çünkü çok geç olana kadar birinin ne kadar gerçek olduğunu bilemeyebilirsiniz” diyor Dr. Tiani.
Aşk bombardımanının sevgi dolu bir ilişkiden farkı nedir?
Peki ilişkinizin gerçek olup olmadığını nasıl anlarsınız? Bu gerçekten aşk bombardımanı mı yoksa sadece sizinle ilgileniyor mu? Dr. Tiani, bunu anlamanın en iyi yolunun, onların sizin sağlıklı sınırlarınızı aşıp aşmadıklarını belirlemek olduğunu açıklıyor.
Dr. Tiani, “Onlarla nasıl hissettiğiniz ve sınırlarınızın ne olduğu konusunda açık bir konuşma yapın ve nasıl tepki verdiklerini görün” tavsiyesinde bulunuyor. “Sizi rahatsız eden bir şeyi dile getirirseniz ve birileri bu geri bildirimi alıp dikkate alır ve ileriye dönük olarak davranışlarını değiştirirse, muhtemelen size saygı duyuyor ve ilişkinizi önemsiyordur. Ancak kavgacı, tartışmacıysa veya sınırlarınıza saygısızlık etmeye devam ediyorlarsa, bunlar tehlike işaretleridir.” Yapabileceğiniz başka bir turnusol testi, yeni bir bakış açısı kazanmak için aileniz ve arkadaşlarınızla görüşmektir. Ayrıca kendinizi kontrol etmek ve bir şeyler ters gittiğinde hissettiğiniz içgüdüye güvenmek isteyeceksiniz.
Dr. Tiani, “İyi ilişkiler iyi hissettirir.” diyor. “Gerçek olamayacak kadar iyi hissettiriyorsa, bu muhtemelen bir şeyler olduğunun göstergesidir. Bu duygular yüzeye çıktığında onu bir kenara itmek yerine buna uyum sağlamanız önemlidir.”
Referanslar: National Domestic Violence Hotline. “Signs of love bombing” Şuradan alındı: https://www.thehotline.org/resources/signs-of-love-bombing/
Cleveland Clinic “What is Love Bombing?” Şuradan alındı: https://health.clevelandclinic.org/love-bombing
Kadınlar da cinsiyetçilik yapıyor! “Gaslighting”in 10 işareti
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Evinizin hiç de misafirperver görünmeyen bir giriş kapısı olabilir…
Evinizin giriş kapısı, Feng Shui’de dünyanın gördüğü yüzünüzdür. Onu süsleyin, güzelleştirin, mutlu edin! Kapı paspasınızın temiz ve yeni olduğundan emin olun ve girişin dağınıklıktan uzak olmasını sağlayın. Kapı önünüzde kırmızı rengi kullanmak bonus olacaktır ya da belki bir su pınarı veya çiçekli bir bitki. Giriş kapınız daha çekici olduğunda, iyi şeyler de hayatınıza doğru çekilir!

Yatağınızın altında ıvır zıvır olabilir…
Fengh Shui’de yatak odası, evdeki en önemli alanlardan birisidir. Neden mi? Çünkü iyi uyku, iyi bir yaşamın anahtarıdır. Yatağınızın altını dağınıklıktan uzak tutun ki sağlıklı ve mutlu “ki” enerjisi dolaşım yapabilsin.

Kapıya dönük yaşam…
Sandalyeleri, yatakları ya da masaları sırtınız kapıya dönük olacak şekilde yerleştirdiniz. Yatağınız, masanız ya da ısıtıcınız olsun, odanızın kapısını görebileceğiniz şekilde “egemen” pozisyonda oturmak en iyisidir. Böylelikle, yaptığınız işte tam anlamıyla “var” olabilirsiniz.

Eviniz kirli ya da dağınık olabilir…
Eviniz kirli ise, negatif enerji ki’nin evinizde birikmesine izin veriyorsunuz demektir. Eğer eviniz dağınıksa ve sevmediğiniz ya da kullanmadığınız eşyalarınızla doluysa, o zaman kendiniz için ciddi engeller yaratıyorsunuz. Bırakın gitsinler! Giymediğiniz kıyafetler, tamir etmek için sakladığınız elektronik eşyalar, beş yıldır bitiremediğiniz o proje, duygusal sebeplerden bağlılık duyduğunuz şeyler… Bunlardan kurtulduğunuz zaman, evrene daha iyi bir şeyler istediğinize dair mesaj yolluyorsunuz – ve evrene güveniyorsunuz. Evinizi temizleyin ve ne kadar rahat nefes alabildiğinizi görün!

Aynaları hatalı yerleştirmiş olabilirsiniz…
Evet, aynalar inanılmaz faydalı olabilirler; ancak, bazen alanınıza zarar verebilirler. Eğer yanından geçtiğinizde baş hizanızda kalıyorsa, tuvalet ya da dağınıklık gibi hoş olmayan şeyler yansıtıyorsa ya da yatağınıza doğru dönükse, hemen düzeltin! Unutmayın ki parçalanmış ya da çarpık aynalar, “parçalanmış” ya da “çarpık” bir benlik hissine kapılmanıza sebep olabilir. Antika aynalar kullanmak modaya uygun olabilir; ancak, kendinizi net bir biçimde görmenizi engelleyeceğinden problem yaratabilir.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tuzlu besinler damarlara zarar veriyor!
Bebeklerin beslenmelerinde yapılan en sık hatalardan biri, tuzlu besinler yedirmek oluyor. Yapılan araştırmalar, Türkiye’de bebeklerin yüzde 60’ının 1 yaşından önce evde yetişkinler için yapılan salçalı, tuzlu ve baharatlı yemekleri yediğini gösteriyor. Oysa bebeklere 1 yaşına gelinceye dek tuzlu hiçbir besini tattırmamak gerekiyor. Çünkü bebeklik dönemi aşırı sodyum, dolayısıyla tuz tüketimine bağlı ileri yaşlarda oluşacak tansiyon hastalığı yönünden hassas ve belirleyici bir dönem. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada, doğumdan itibaren 15 yaşına kadar kan basınçları izlenen bebeklerin, ilk 1 yaşta diyetlerinde yüksek oranda tuz bulunanların, düşük tuz içerenlere göre kan basınçları daha yüksek bulundu. Çünkü bebeklik döneminde aşırı tuz, yani sodyum tüketimi kan basıncını yükselterek aort ve koroner damarlarda erken dönemde damarsal değişikliklere ve dolayısıyla kalp –damar ile böbrek hastalıklarına zemin hazırlıyor. Bunun sonucunda da bebeğin yetişkinlik dönemine geldiğinde daha erken yaşta, hatta çocukluk çağında bile tansiyon hastası olmasına yol açabiliyor!
Yarım çay kaşığından az almalı!
1 yaşından küçük bebeklerin günde 1000mg, yani yarım çay kaşığından da az tuz almaları gerekiyor. Bu konuda Amerikan Pediatri Akademisi, Amerikan Kalp Vakfı gibi önemli sağlık otoritelerinin önerdikleri günlük tuz alımı 1-3 yaş arası çocuklarda 1500mg. dan az ve 4-8 yaş aralığında da 1900mg. altında olması yönünde.
Çocuklarda hipertansiyon nasıl fark edilir?
Bir yaşından önce yasak olan besinler
1 yaş öncesinde bebeklere verilmesi yasak olan besinler şöyle sıralanıyor:
Bal: Kabızlık, emme ve yutma güçlüğü, solunum durması, kas zayıflığı gibi belirtilerle ortaya çıkan ve ölüme neden olabilen Botulizm hastalığına yol açabiliyor. Bu hastalığa Clostridium Botulinum adında, toprak, toz ve balda üreyebilen bir bakteri neden oluyor. Balı yiyen bebeğin bağırsaklarında toksin üreterek zehirlenme tablosuna yol açıyor. 1 yaşından sonra az miktarlarda verebilirsiniz. Bal içeren hazır mamaların üretiminde kullanılan bal ise bu tehlikeyi ortadan kaldıracak şekilde yüksek derecelerde ısıtıldığı için bu riski taşımıyor.
Yumurta akı: Alerjiye neden olabiliyor.
İnek sütü: Alerji, kabızlık ve demir eksikliğine yol açabiliyor.
Kakao, çikolata ve çilek: Alerjik reaksiyon oluşturabiliyor.
Şarküteri ürünleri: Aşırı tuz ve nitrat içerdikleri için kalp damar ve böbrek hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor.
Kuruyemiş gibi sert taneli besinler: Nefes borusuna kaçma riski var.


Besinleri mutlaka hafif pütürlü yedirin
Beslenme alışkanlığında yapılan bir başka hata da, bebek 1 yaşına gelmesine rağmen besinleri blenderden geçirerek muhallebi kıvamında yedirmek oluyor. Bunun sonucunda da bebek ileride pütürlü yemekleri kabul etmiyor; yemek seçen bir çocuk haline geliyor. Örneğin çiğneme fonksiyonunu gerektirdiği için et yemeyi reddediyor. Bunun sonucunda da beslenme yetersizliğine bağlı kansızlık veya büyüme-gelişme gerilikleri ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle özellikle 8. aya kadar besinleri püre kıvamında, ancak hafif pütürlü yedirin, böylelikle bebeğiniz çiğnemeye alışır. Bu aydan itibaren besinleri daha iri pütürlü de yedirebilirsiniz. Kendi kendine beslenmesini öğrenebilmesi için de 9. aydan itibaren bebeğinizin eline ekmek veya bisküvi parçası verin. Özellikle 1 yaşından sonra da sizinle sofraya oturup, aynı besinleri yemesini sağlayın. Kemirme bisküvisi tarifi için tıklayın.
Ek besinleri tek tek verin ve miktarı yavaş yavaş artırın!
6 ay – 1 yaş arasındaki dönem, bebeğin ek besinlerle tanışma ve alışma süreci olarak yaşanıyor. Bebeğin ek gıdalara geçişini kolaylaştıran öneriler ise şöyle sıralanıyor:
Miktarını yavaş yavaş artırın: Bir besini ilk kez yedirecekseniz az miktarda verin ve miktarını yavaş yavaş artırın. Örneğin armut püresi yedirecekseniz ilk önce 2 çay kaşığı ile başlayın, eğer ciltte döküntü ya da kızarıklık gibi sorunlar gelişmezse veya sindirim sisteminde problem ortaya çıkmazsa bu miktarı 4-5 kaşığa kadar çıkarabilirsiniz.
Tek bir besin yedirin: Aynı anda birkaç ek besin verirseniz, alerjik bir reaksiyon oluştuğunda buna hangi besinin yol açtığını belirlemeniz güçleşir. Bu nedenle 1 hafta boyunca sadece tek bir besin yedirin, 2. hafta başka bir besine başlayın. Böylelikle bebeğinizin yedirdiğiniz besine alerjisi olup olmadığını daha kolay anlayabilirsiniz.
Besini reddediyorsa ısrar etmeyin: Bebeğiniz verdiğiniz ek besini reddediyorsa, ısrar etmeyin. Çünkü bu besini tümüyle reddetmesine yol açabilirsiniz. Başka bir ek besine geçin ve 1-2 gün sonra tekrar yedirmeyi deneyin.
Sebze ve meyveler taze olsun: Besin içerikleri zengin olmadığı için 1 yaşından önce dondurulmuş sebze ve meyve ile konserve besinler yedirmeyin. Aksi halde vitamin ve mineral eksikliğine bağlı kansızlık ile büyüme geriliği oluşabilir. Bebeğinizin yeterli vitamin ve mineral alabilmesi için taze sebze ve meyve yedirmeye özen gösterin.
Yoğurdu evde kendiniz mayalayın: Dışarıda satılan yoğurtlar raf ömrünün uzaması için katkı maddesi içerebiliyor. Evde yapılmış yoğurtlar ise hem daha sağlıklı, hem de bebeklerin gelişiminde önemli bir rol oynayan probiyotikler de içeriyor. Bu nedenle bebeğiniz en azından 1 yaşına gelinceye dek yoğurdunuzu evde kendiniz mayalayın. Evde yoğurt mayalama tarifi için tıklayın.


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İçimize attığımız ve söyleyemediğimiz her şey
Sosyal ve aile içi ilişkiler, çoğu zaman düşündüğümüz her şeyi, hissettiğimiz her duyguyu dile getirmemizin önünde engel olur. Artık içimizde tutmak istemediğimiz bir zaman gelir ancak kendimizi yine de kontrol altında tutmayı başarırız, genellikle… Her şeyi dürüstçe, içinden geldiği gibi, sınır koymadan, karşındakinin hislerini düşünmeden olduğu gibi söyleyebilen insanların sonunda yalnız kalacağından endişe ederiz. Biz de onlardan biri olmak istemeyiz.
Çocuğunuz da sizin gibi içine atıyor
Pek çok anne baba, sosyal toplum içinde uydukları, ne zaman nerede neyi söyleyip söylemeyeceği sınırını söz konusu çocukları olunca unutuyorlar. Kendimizi içinde bulduğumuz, duygularını dökememe durumunu bizler de ebeveynleri olarak çocuklarımıza yaşatıyoruz. Onların çocuk olduğunu, hafızaya sahip olduklarını, onların da öfkelenebileceğini, hatta yetişkinlerden çok daha kırılgan olabileceklerini unutuyoruz. Çocuklarımızı, bize karşı kendilerini ifade ederken, tıpkı bizim başkalarının karşında olduğumuz gibi köşeye sıkışmış hissettiriyor olabilir miyiz?
Onların hafızasını biz yaratıyoruz
Çocuklarımızın hafızalarını, anılarını, kişiliklerini ve karakterlerini biz yaratıyoruz, biz oluşturuyoruz. Nasıl hissedeceklerini, gelecekte davranışlarımızın onları nasıl etkileyebileceğini düşünmeden hareket ediyoruz. Bizim asıl görevimiz onları özgüven sahibi dengeli kişilikler olarak büyütmek olsa da kontrolümüz altında tutarak bunun tam tersi bireyler yetiştiriyor olabiliriz.
Derin bir nefes alın ve önce sonuçları düşünün
Ebeveynlik kitaplarında öğretilen bir bilgi vardır; önce nefes alın, çocuğunuza vereceğiniz mesajı iyi düşünün ve durumu pozitif sonuçlar verecek şekilde nasıl yönlendirebileceğinize odaklanın. Sonra harekete geçin.
Çocukların kazanması gereken 15 beceri
Bu yöntemin adı öz-düzenlemedir (Self regulation). Öz-düzenleme, anne ve babaların kendilerini gözlemlemesini sağlar, verdikleri tepkileri dengelerler ve problemlerini çözebilecekleri şekilde zihinlerini toparlayabilirler.
Öz-düzenleme nedir?
Öz-düzenlemenin aşamalarını ve 5 kilit önem taşıyan faktörü şöyle:
1- Öz-düzenlemenin amacı minimum destekle ve güven duygusu aşılayarak etkili bir ebeveynlik sağlamaktır.
2- Öz-düzenleme ile anne babalarının çocuklarına davranışlarını pozitif yönde değiştirmeleri amaçlanır.
3- Öz-düzenleme sayesinde anne babalar, doğru kelimeler ve doğru davranışları seçerek kendi hedefleriyle çocuklarının hedeflerini akıllıca bir araya getirebilirler.
4- Sakince ve gerekli zamanı vererek, çocuklarının davranışlarını iyiye doğru değiştirebilirler.
5- Problem çözme yetisi kazanabilirler. Anne babalar problemi bulabilirler, doğru çözüm yaklaşımını geliştirebilirler, doğru şekilde uygulayabilirler ve sonuç alabilirler.
Çocuklarınıza iyi davranın
Çocuğun zihni boş bir tencere gibidir, içinde pişireceğiniz yemeğin tadını da ne kadar besleyici olduğunu da siz belirlersiniz. Çocuğa iyi davranmak, sakin olmak ve güven aşılamak aynı zamanda iyi anılar biriktirmesini ve özgüven sahibi olmasını sağlamak anlamına gelir. Bu şekilde çocuğunuzu doğru rotaya yönlendirebilirsiniz.
Her zaman kendinize güvenin
Çocuklarımızın bizi dinlemesini ve onları yetiştirmek istediğimiz gibi bireyler olmasını istiyorsak öncelikle onların gözünde ne yaptığından çok emin ve güven verebilecek ebeveynler olmamız gerekiyor. Onları, bize güvendikleri taktirde her zaman doğru yolu bulabileceklerine ikna edebilmeliyiz. Bu sayede daha güçlü kişiler olarak hayata bırakabiliriz ve kendilerini her şeye karşı koruyabilirler.
Her zaman sakin olamazsınız
Bazı zamanlar gelir, sabrımızın sonuna geldiğimizi hissederiz. Mantığımız devreye giremez ve adeta çizgi roman kahramanı Hulk gibi içimizden yeşil dev çıkar. Derin nefes alarak düşüncelerimizi ve davranışlarımızı kontrol etmek, çocuklarımıza karşı yapmak zorunda olduğumuz görevlerin en başında gelir.
Başarılı ebeveynliğin ufak sırları
Referanslar:
John D. Rich. “Parenting Requires Self-Regulation”. Şuradan alındı: https://www.psychologytoday.com/intl/blog/parenting-purpose/202003/parenting-requires-self-regulation. (03.03.2020)
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1. Sarımsak ve soğan
Sarımsak ve soğan ortak tıbbi özellikleri paylaşır. Her ikisi de doğal mantar, antibakteriyel ve kanser önleyici maddeler içerir. Antibiyotiklerin ve diğer eczane ürünlerinin olmadığı zamanlarda, geniş etki yelpazesinden dolayı bir sarımsak ve soğan bütün bir eczacılık endüstrisini temsil ediyordu. Sarımsağın faydaları yazısını okumak için tıklayın…
2. Zencefil
İnanılmaz derecede çok yönlü bir bitki olan zencefil taze yenebilir, toz haline getirilebilir veya baharat olarak kurutulabilir. Ekstrakt, yağ, kapsül, pastil veya tentür olarak da tüketebilirsiniz. Zencefil mide bulantısını, iştah kaybını ve araba tutmasını hafifletmeye yardımcı olur. Bir antibiyotik olarak zencefil, güçlü bir anti-inflamatuar ve iyi bir genel amaçlı ağrı kesici görevi görür.
3. Hindistancevizi yağı
Çok yönlülükten bahsetmişken, hindistancevizi ilk akla gelen besindir ve tabii bu durumdan ötürü hindistancevizi yağı da. Doğal bir antibiyotiktir; öksürük, candida mantarı, iltihaplanma ve hatta siğillerin tedavisine yardımcı olur. Antimikrobiyal özellikleri nedeniyle hindistancevizi yağı, zararlı patojenlerin sindirim sisteminize girmesini de önler. Hindistancevizi yağı antiviral ve antifungal özellikleri nedeniyle iyi bir antibiyotiktir. Hindistancevizi yağı sağlıklı mı? yazısını okumak için tıklayın…
Mutfağınızdaki 10 doğal antibiyotik
4. Elma sirkesi
Elma sirkesini bu listedeki en popüler öğe olarak düşünebilirsiniz – ve bunun iyi bir nedeni var. Asetik asit içeren ACV, güçlü bir anti-inflamatuardır. Akne, artrit ve gut dahil olmak üzere birçok durumun semptomlarını azaltmaya yardımcı olur. Ağrıyı hafifletmeye yardımcı olmanın yanı sıra, ACV ayrıca iyi bir doz probiyotik sağlar. Elma sirkesinin faydaları ve kullanım şekilleri yazısını okumak için tıklayın…
5. Bal
Bal mükemmel bir antibakteriyeldir. Bal, ebeveynlerimizin kesiklerimize sürmeyi sevdiği hidrojen peroksit içerir. Ayrıca ilgili araştırmalar, balın 60’tan fazla farklı bakteri türünü öldürdüğünü gösteriyor. Ek olarak bal, yara bakımı için mükemmel bir alternatif tedavi işlevi görür.
6. Üzüm çekirdeği özü
Üzüm çekirdeği ekstresinin kullanımı 16. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Gastrointestinal rahatsızlıkların tedavi ettiği ortaya çıktı. Doğal antibakteriyel özelliklerinin yanı sıra dolaşımı hızlandırmaya, eklem iltihabını azaltmaya ve cildimizi UV hasarından korumaya yardımcı olur.
7. Kekik yağı
Kekik yağı, anti-inflamatuar, antiviral ve antifungal özelliklere sahiptir. Doğanın ecza dolabına eklendiğinde soğuk algınlığı, enfeksiyonlar ve parazitleri tedavi edebilir. Ek olarak kekik yağı, cildi zararlı bakterilere karşı korumaya yardımcı olabilir. Uçucu bir yağ olan kekik, birçok ev temizleyicisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Oldukça güçlü bir besindir. Sağlık açısından kekik, doğal bir antiseptik ve antimikrobiyal ajandır. Akne ve egzama gibi cilt rahatsızlıklarını önlemek için bile kullanılabilir. Etkisi nedeniyle kekik cilde uygulanmadan önce hindistancevizi veya zeytinyağı ile seyreltilmelidir.
8. Karanfil
Karanfilin tıbbi özelliklerini keşfetmek için büyük araştırma çabaları hala devam etmektedir. Bilim adamlarının özel bir ilgi alanı olan karanfil, ağız sağlığını korumak ve iyileştirmek için kullanmaktır. Araştırmalar, karanfilin diş eti iltihabını azaltmaya yardımcı olabilecek bakterileri, diş eti iltihabını ve plakları etkili bir şekilde öldürdüğünü gösteriyor. Bir çalışmada, karanfil, fesleğen ve çay ağacı yağından oluşan ev yapımı bir ağız gargarası, mağazadan satın alınan ağız gargarasından daha fazla sayıda oral bakteri öldürdüğü ortaya çıkmıştır.
9. Ekinezya
Ayçiçeği ailesinin bir üyesi olan ekinezya çiçeği, soğuk algınlığı için en iyi doğal antibiyotiklerden biridir. Araştırmalar, çiçek takviyelerinin kullanılmasının soğuk algınlığı semptomlarının şiddetini %50’ye kadar azaltabileceğini gösteriyor. Diğer doğal antibiyotik kullanımları alanları ise; kulak enfeksiyonları, atlet ayağı (ayak mantarı), sinüs enfeksiyonları ve saman nezlesi. Ekinezyanın faydaları yazısını okumak için tıklayın….
Referanslar:
“11 Natural Antibiotics That Kill Bacteria in Your Body”. Şuradan alındı: https://www.powerofpositivity.com/natural-antibiotics-kill-bacteria/ (26.05.2018).
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1- Bal
Dünyanın faydalı besinlerinden biri olan bal, çok eski kültürlerde bile hem doyurucu bir besin olarak, hem de şifalı özellikleri için kullanılırdı. Balın antibakteriyel ve antimikrobiyal özellikleri, krem ve merhemlerde de tercih edilen bir içerik olmasını sağlıyor. Günümüzde de bal içerikli birçok kozmetik ürün mevcut ancak bal, kendi başına bile harika bir bakım ürünü olarak kullanılabilir. Temiz yüzünüze balı bir maske gibi sürerek 10 dakika kadar bekledikten sonra ılık suyla ıslatılmış bir havlu ile yüzünüzü silebilirsiniz. Balın faydaları yazısını okumak için tıklayın…


2- Hindistan cevizi yağı
Son yıllarda daha da popüler hale gelen hindistan cevizi yağı da çok amaçlı besinlerden biri. Yağ asitleri bakımından zengin olan yağ, ciltteki kolajen üretimini destekliyor ve cilt bariyerini güçlendirerek hızlı bir şekilde nemlendirme sağlıyor. Yaklaşık bir tatlı kaşığı kadar hindistan cevizi yağını nemlendirici olarak yüzünüze uygulayabilir veya evde hazırladığınız yüz maskesi karışımlarına ilave edebilirsiniz. Aynı zamanda pamuğun üzerine de bir miktar uygulayarak iyi bir makyaj temizleyici olarak da kullanabilirsiniz. Tüm vücut için kullanımı uygundur. Hindistan cevizi yağının faydaları yazısını okumak için tıklayın…
3- Zeytinyağı
Türk mutfağının olmazsa olmazlarından zeytinyağının cilde ve saçlara faydasını bilmeyen yok. Ege’de daha yaygın olarak uygulansa da, mutfaktaki zeytinyağının ele ve yüze sürülmesi bizde neredeyse gelenek! Bol miktarda E vitamini içeren zeytinyağı, cilt için mükemmel bir antienflamatuar etkisi gösteriyor. Organik ve soğuk sıkım olmasına dikkat edeceğiniz zeytinyağını düzenli olarak nemlendirici olarak da kullanabilirsiniz. Zeytinyağının faydaları yazısını okumak için tıklayın…


4- Aloe vera
Hem evinizde güzel bir bitki bulundurun hem de her daim taze nemlendiriciniz olsun! Aloe vera bitkisinin yapraklarını kestiğinizde, içinde jel kıvamında bir sıvı olduğunu görürsünüz. İşte bu sıvı kendi başına muhteşem bir cilt ürünüdür; bol miktarda A, C, E ve B12 vitamini içerir, yaraları iyileştirir, özellikle yanıklarda sıklıkla kullanılır. Güzellik rutininize dahil etmek için taze aloe vera yapraklarını kesin, içindeki sıvıyı yüzünüze ve ellerinize sürerek 10 dakika kadar bekledikten sonra durulayın. Aloe veranın faydaları yazısını okumak için tıklayın…
5- Yulaf
Özellikle tahriş olmuş ve hassas ciltler için ideal bir besleyici olan yulaf, mutfaktaki nemlendiriciler arasındaki favorilerimizden. Rondoda toz haline getirdiğiniz yulafı (veya doğrudan yulaf ununu) bir miktar su ile karıştırdıktan sonra süper nemlendirici yulaf maskeniz hazır. Biraz daha şımarmak istiyorsanız, içine bir tatlı kaşığı bal ilave etmeyi deneyin! İçerik cildi yatıştıracak ve nemlenmesine yardımcı olacaktır.
6- Avokado
İçeriğindeki mineraller, proteinler ve vitaminler; avokadoyu çok besleyici ve tok tutan bir besin yapmakla kalmıyor, cildimiz için de nefis bir besleyiciye dönüştürüyor. Yediğiniz avokadonun kabuklarında kalan bir miktar avokado bile yüzünüzü ve ellerinizi nemlendirmek için yeterlidir. Ayrıca maske olarak uygulamak istediğinizde ise 1-2 yemek kaşığı kadar avokadoyu bal, yoğurt, yulaf unu gibi diğer besleyici malzemelerle göz kararı karıştırabilirsiniz. Avokadonun faydaları yazısını okumak için tıklayın…
7- Salatalık
Mutfaktaki en bilinen bakım ürünü salatalık, uzun yıllardır özellikle yüzdeki şişkinlikleri gidermek için öneriliyor. İyi bir nemlendirici olarak kullanmak için de yüzünüze salatalık dilimleri yerleştirerek biraz dinlenebilir, ev yapımı yüz maskelerinize biraz salatalığı ezerek ilave edebilirsiniz. Salatalığın faydaların yazısını okumak için tıklayın…
Referans: Alexandra Engler & Sarah Villafranco. “13 All-Natural Moisturizers You Can Find In The Kitchen”. Şuradan alındı: https://www.mindbodygreen.com/0-17133/9-allnatural-moisturizers-you-can-find-in-the-kitchen.html. (26 Aralık 2019).
Britta Plug. “How To Wash Your Face And Remove Makeup With Oil”. Şuradan alındı: https://www.mindbodygreen.com/0-10010/how-to-wash-your-face-and-remove-makeup-with-oil.html. (9 Ağustos 2019).
Ana Paula de Oliveira, Eryvelton de Souza Franco, Rafaella Rodrigues Barreto… “Effect of semisolid formulation of persea americana mill (avocado) oil on wound healing in rats”. Şuradan alındı: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23573130/. (19 Mart 2013).
Cildinize kış bakımı yapmayı ne kadar biliyorsunuz?
1. Hava soğuk olduğu için yüz sıcak suyla yıkanmalı. Doğru, böylece kan dolaşımı hızlanmış olur. Yanlış. Cilt ılık suyla yıkanmalı ve kan dolaşımını hızlandırmak için soğuk suyla durulanmalı.
2. Soğuk hava cildi kuruttuğundan ötürü, dışarı çıkarken yüze besleyici yağlar sürmeli. Doğru. Yağlar, cildi beslerken soğuktan korur ve pul pul dökülmesini engeller. Yanlış. Çünkü cildin kurumaması için nemlendirilmeye de ihtiyacı var. Üstelik yağ bakımı, yağlı ciltlerin daha fazla yağlanmasına ve sivilcelenmesine sebep olur.
3. Her gün nemlendirici kullanmak, cildi nemlendirmek için yeterlidir. Doğru, çünkü nemlendiriciler bir miktar su içerir ve bu da cildin su ihtiyacını karşılamış olur. Yanlış, çünkü hiçbir nemlendirici suyun yerine geçmez. Duştan hemen sonra nemlendirici kullanmak, cildin henüz emdiği suyu gözenekler yoluyla hapsetmesine yardımcı olur.
4. Ayaklara vazelin veya benzer türde yağ bazlı bir ürünle bakım yapmak yeterlidir. Doğru, ilave olarak haftada iki gün, nasır tutmaya müsait bölgeler ayak törpüsüyle törpülenmeli ve bu bakım daha sonra yapılmalı. Yanlış, bot veya çizme içinde kuruyan ayaklara da nemlendirici sürmek gerekir.
5. Avokado, yüze sürülebilecek en güçlü ve hızlı etki eden bakım malzemesidir. Doğru, yumuşak avokadoyu avuç içinde krem kıvamına getirip yüze sürmeli ve kuruduktan sonra yıkamalı. Yanlış, yağlı ciltleri daha da fazla yağlandırır.
6. Her gün yüze ve özellikle selülitli bölgelere buz masajı yapılmalı. Böylece kan dolaşımı hızlanır, cilt canlanır. Doğru, buzun cildi gererek pürüzsüz hale getirdiği tartışmasız bir gerçek.Yanlış. Pürüzsüz ve selülitsiz cilde sahip olmak için her gün buz masajı yapmak, kemikleri romatizmaya teslim etmek anlamına gelir.
7. Kış güneşinin cilde zararı yoktur. Doğru.Yanlış. Özellikle kar yağdığında güneşten koruyucu krem kullanmalı, çünkü kar güneş ışınlarını yansıtır.
8. İç mekanlarda ısı 23 dereceyi geçmemelidir. Doğru, iç mekanlarla dışarısı arasındaki aşırı ısı farkı cildi kurutur.Yanlış, cilt bakımı ile iç mekan sıcaklığının ilgisi yoktur.
9. Kışın peeling yapmaya gerek yoktur. Doğru. Çünkü cilt soğuk nedeniyle sürekli diridir, peeling ölü deriyi atmak için uygulanır ve kışın ölü deri olmadığından peeling yapmanın anlamı yoktur.Yanlış. Yazın ve sonbaharın yorgunluğunu taşıyan cildi, eski deriden arındırıp yenilemek için kış mevsimi en doğru zaman.
10. Cildin canlı ve diri görünmesine yardımcı olmak için kan dolaşımını hızlandırmak gerekir. Bunun en iyi yollarından biri de egzersiz yapmaktır. DoğruYanlış##title####description## ##totalQuestion## SORUDAN ##correctChoiceCount## TANESİNE DOĞRU CEVAP VERDİNİZ!
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1- İsveç masajı
İsveç masajı belki de en bilinen masaj türüdür ve ilk kez masaj deneyimi edinecekler için idealdir. İsveç masajı tekniği, tüm vücudun rahatlamasını sağlamak için uzun vuruşlar kullanmayı, yoğurmayı ve hafif ve sert basıncı bir arada içerir. Sadece masaj deneyimi elde etmek istiyorsanız, gerginliğinizi azaltmak istiyorsanız ve çözülmesi gereken göze çarpan bir sorununuz yoksa İsveç masajı size göre olabilir.
2- Derin doku masajı
İsveç masajının bir adım ötesinde olan derin doku masajında daha fazla basınç kullanır, kaslarınızda ve kanınızda biriken toksinlerin atılmasını amaçlar. Kas ağrınız, gerginliğiniz, tetik noktalarınız veya yaralanmanız varsa, yavaş vuruşlar ve derin parmak basıncı kaslarınızın ve dokularınızın en derin katmanlarına ulaşarak kronik ağrıyı hafifletmeye çalışır. Eğer masaj söz konusu olduğunda hafif ve orta düzeyde bir baskıya ancak dayanbilecek potansiyeldeyseniz derin doku masajı sizin için çok yoğun olabilir.
3- Aromaterapi masajı
Esansiyel yağlar sizin için bir tutku ise aromaterapi masajına bayılacaksınız. Masaj terapistiniz, cildinizin yağları emebilmesi için ellerinde bir esansiyel yağ difüzörü ve seyreltilmiş esansiyel yağlar kullanacaktır. Aromaterapi masajı, gerginliğinizi azaltırken ruh halinizi iyileştirmenize de yardımcı olabilir. Masaj terapistiniz, nasıl hissettiğinize bağlı olarak belirli yağlar önerebilir ancak onlara favorilerinizi söylemeli ve alerjiniz olabilecek yağlardan mutlaka bahsetmelsiniz.
4- Sıcak taş masajı
Sıcak taş masajı, zihinsel ve fiziksel gerginliği hafifletmek için yapılan başka bir hafif masajdır. İsveç masajına çok benzer hafif bir baskı kullanır. Ancak terapistiniz kan akışını iyileştirmeye yardımcı olmak için sadece ellerini kullanmak yerine volkanik kayadan yapılmış ısıtılmış taşları da kullanacaktır. Taşlar genellikle omurganıza, ayaklarınıza, yüzünüze, avuçlarınıza ve karnınıza yerleştirilir. Cildinizi rahatlatmak için masajın sonuna doğru soğuk taşlar kullanılabilir. Sıcak taş masajı ayrıca artrit veya fibromiyaljiden kaynaklanan kronik ağrının hafifletilmesine de yardımcı olabilir.
5- Shiatsu masajı
Kökeni antik Japonya’ya dayanan Shiatsu masajında ağrıyı hafifletmek için parmak ucu basıncı kullanılır. Doğal enerji akışınızdaki veya Qi’nizdeki (Uzak doğu kültüründeki hayat enejisi) tıkanıklıkları serbest bırakmak, Shiatsu masajının temel hedefidir. Terapistiniz, kaslarınızı gevşetmek, kan dolaşımınızı iyileştirmek ve kan dolaşımınızı iyileştirmek için parmak uçlarının yanı sıra eklemlerini ve dirseklerini de kullanabilir. Shiatsu masajı sinir sisteminizi, sindiriminizi, uykusuzluğunuzu ve baş ağrılarınızı olumlu yönde etkileyebilir.


6- Spor/sporcu masajı
Spor masajı yaptırmak için sporcu olmanıza gerek yok. Spor masajı, belirli kaslarda tekrarlayan veya sürekli kullanım ve çoklu yaralanmalar nedeniyle kronik ağrı çeken kişiler için ideal bir masaj türü. İşiniz günde sekiz saat yürümeyi, ayakta durmayı ve ağır kaldırmayı gerektiriyorsa mutlaka bir sporcu olmayabilirsiniz ancak yine de belirli bir bölgede kronik problemleriniz olabilir. Spor masajında aşırı kullanımı iyileştirmek ve performansı artırmak için hedeflenen bölgelere derin basınç ve rahatlatıcı vuruşlar kullanılır.
7- Prenatal masaj
Doğum öncesi masaj, büyüyen bebeğin artan ağırlığından kaynaklanan gerginliği gidermeye yardımcı olur, annenin kan basıncını azaltabilir ve yaklaşan doğum için esnekliğe yardımcı olur. Bu masajda yan tarafınıza veya ortası delik olan özel olarak tasarlanmış bir yere yatarsınız. Masaj terapistiniz çeşitli tetik noktalar nedeniyle karnınıza, ellerinize ve ayaklarınıza masaj yapmaktan kaçınacaktır.
8- Sandalye masajı
Vücudunuzdaki gerginliğin ana kaynağı boynunuz ve sırtınızın üst kısmı ise, sandalye masajı çok uygun olacaktır. Bu mini masajlar, göğsünüz arkaya bakacak şekilde ve başınız tipik bir masaj masası deliğine yerleştirilerek özel olarak tasarlanmış bir sandalyede yapılır. Günün büyük bir kısmını masa başında oturanlar için sandalye masajı masanın üzerine eğilip ekranlara veya klavyelere bakmanın neden olduğu sırt, boyun ve omuz ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir.
9- Refleksoloji masajı
Refleksoloji masajı ayaklarınızdaki, elleriniz ve kulaklarınızdaki baskı noktalarına odaklanır. Bu masaj türü, vücudunun tamamına dokunulmasından rahatsızlık duyan hkişiler için ideal olabilir. Bu basınç noktalarının uygun şekilde masaj yapıldığında, hayati organların işleyişine yardımcı olduğuna inanılmaktadır. Refleksoloji masajı dolaşım ve sinir fonksiyonlarını iyileştirebilir, baş ağrılarını azaltabilir ve enerjinizi artırabilir.
10- Lenfatik masaj
Lenfatik sistem vücudunuzun arındırma sistemidir ve normal çalışması günlük sağlığınız açısından çok önemlidir. Manuel lenfatik drenaj olarak da bilinen lenfatik masaj, dokularınızın sıvı tutan şişliğini hafifletmek için yapılan hafif bir masajdır. Bu sıvı birikmesi yakın zamanda geçirilmiş bir ameliyattan veya tıbbi durumlardan kaynaklanabilir. Masaj terapistiniz hafif bir baskı uygulayacak ve masaja en çok etkilenen bölgenizden uzakta başlayacaktır masaja. Özellikle lenfatik masajın ve diğer masajların sizin için doğru seçim olup olmadığını öğrenmek için her zaman doktorunuza danışmalısınız.
Referans:
“10 Types of Massage (& Why You May Need Them)”. Şuradan alındı: https://chiropractorinoviedo.com/blog/types-of-massage/. (12 Ağustos 2022).
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hayat çok hızlı akıyor olabilir ancak bir olay ile olay karşısındaki reaksiyonunuz arasında geçen süre size çok şey kazandırabilir! Farkındalık ile hareket etmek için biraz yavaşlamak, bir nefes molası vermek idealdir. Bir teklife hemen “Evet” demek, o anda emin olmadan verdiğiniz bu kararın sonuçlarından memnun olmamanıza sebep olabilir. En yakınlarınızdan başlayın ve “Düşüneceğim” tepkileri vermek için alıştırmalar yapmaya başlayın. Verdiğiniz sözleri ve vaatleri azalttıkça zamanınızın da arttığını, hafiflediğinizi ve gününüzü daha verimli geçirebildiğinizi fark edeceksiniz. Tepki vermeden önce bir an düşünmek size çok şey kazandırabilir, deneyin!
2- Mindful yeme alışkanlığı geliştirin
“Mindful eating” dendiğinde akla bilinçli farkındalıkla yemek yeme, mindful beslenme, farkındalıklı yeme, mindful yemek yeme gibi birçok tanım ortaya çıkıyor. Yeme farkındalığı kazandığınızda ve mindful şekilde yemek yediğinizde, yemek yemek alışkanlıklarınız kökten değişebilir. TV izlerken bir şeyler yeme alışkanlığı, yemek sofrasında telefona bakmak, yemek esnasında konuşmak yemekle olan ilişkiye sekte vuran şeylerdir. Sofraya oturmakla başlayarak mindful yemeyi, beslenmeyle ilgili tüm alışkanlıklarınıza uyarlayabilir ve bilinçli beslenme alışkanlığı kazanabilirsiniz. Kendinize her gün 1 öğünü mindful yeme denemesi için ayırın. Ağzınıza götürdüğünüz lokmayı çiğnemeye başlamadan önce tadına, dokusuna dikkatinizi getirin. İşte farkındalıkla yemeye başladınız bile!
3- Sosyal medya detoksu yapın
Sosyal medya detoksu, elimizden telefonu düşürmediğimiz bir hayat yaşarken arada sırada şart! Telefonunuzu uçak moduna hiç almıyor, her sabah uyandığınızda sosyal medyaya bakıyor, “Kaç kişi beğenmiş?” diyerek gönderilerinizi sık sık kontrol ediyorsanız, rutin şekilde sosyal medya detoksu yapma alışkanlığı kazanmanız gerekebilir. Sosyal medyadan uzak bir gün geçirmek, özellikle de Instagram veya Facebook’u iş bağlantıları için kullanıyorsanız oldukça zor olabilir. Yine de haftanın yarım gününü, belki akşam geç veya sabah erken saatleri detox için ayırmakla başlayabilirsiniz.
4- Çalışırken Pomodoro Tekniği’ni kullanın
Uzun sürecek bir işi yapmaya başlayacaksanız Pomodoro tekniğini kullanabilirsiniz. “Pomodoro Tekniği nedir?” diye soracak olduğunuzda, oldukça basit ama etkili bir teknik olduğunu fark edeceksiniz. Bu tekniği uygulamak için 25 dakika çalıştıktan sonra 5 dakika ara verin. Tekrar 25 dakika boyunca çalışın ve 5 dakika ara verin. Basit bir zaman planlaması gibi görünen Pomodoro tekniğinin püf noktası, 25 dakikalık zaman diliminin kesintisiz sürmesidir. Çalışmanın kesintisiz olması için de o iş üzerinde çalışırken maillere, mesajlara, sosyal medyaya bakmamanız, dıştan gelen uyaranlara cevap vermemeniz gerekir. Acil bir telefon gelmesi durumunda süreyi durdurup daha sonra kaldığınız yerden devam etmeniz gerekir. Pomodoro tekniği yardımıyla verimli çalışmak için her 25 dakikayı bölünmeden, araya başka iş almadan geçirmeniz önerilir.
5- Başlamak bitirmenin yarısıdır
Bir konu üzerinde çalışmak için isteksiz olduğunuzda, üstelik erteleme alışkanlığınız da varsa harekete geçmeniz ve o işi tamamlamanız hayli zor hale gelir. Bunun üstesinden gelmenin tek yolu ise o işi yapmaya başlamaktır! Size yük haline gelen, zihninizi meşgul eden bir işin, sevdiğiniz diğer uğraşlar için kullanacağınız enerjiyi azaltacağını hesaba katın. Ertelemenin getirdiği zihinsel yük, işi yaparken harcadığınız enerjiden çok daha fazla olabilir. Gözünüzde büyütmek yerine işe girişin! Ertelemeyin ve yapmanız gereken işi tamamlayın. Erteleme alışkanlığının üstesinden gelmek için küçük işleri yapmakla başlayın. Bir türlü işin içinden çıkamıyorsanız kendinize şu soruyu da sorabilirsiniz: “Gerçekte neyden kaçıyorum?”
6- Güne 1 gece önceden hazırlanın
Özellikle de evden çalışanlar için ev işleriyle ofis işleri birbirine karışabilir. Ev ortamında bulunmak, ev işlerini gözünüzde büyütebilir ve tüm evi bir iş gibi görebilirsiniz! Halbuki günlük bir plan yapmak, hangi işleri art arda yapabileceğiniz konusundaki tabloyu size gerçekçi şekilde sunar. Günlük yaşamda her ne kadar çok öngörülemez şey de olsa, ertesi günle ilgili basit işleri bile planlamak oldukça işe yarar hale gelebilir. Kahvaltılığı doldurmak gibi basit işler çok vakit alabilir. En basit işleri bile plana dahil etmek iş yükünüzü de ortaya çıkarır. Hangi işleri 1 gece önceden yapabileceğinizi iyice değerlendirin.
7- Satın almadan önce bekleyin
İndirimler çok cazip geliyor olabilir. Stokta kalan son 3 üründen birini satın almak için acele etmeden önce bir süre bekleyin. Bunu yapma alışkanlığı geliştirmek cüzdanınız için de iyidir! “İstek mi, ihtiyaç mı?” sorusunu kendinize sormayı alışkanlık haline getirin. Akıllı alışveriş yapma alışkanlıkları geliştirmek sadece bütçeniz için değil, daha minimal bir yaşama geçmeniz, az tüketmeniz ve dünyayı korumanız için de önemlidir. Karşınıza çıkan ürün, bir süredir aradığınız bir şey mi? 2-3 gün bekledikten sonra bile fikriniz değişmedi mi? Onu hiç görmeseydiniz bir eksiklik yaşayacak mıydınız? O ürünle birlikte önceki alışverişlerinizin taksitlerini ödeyecek durumda mısınız? Kendinize dürüstçe cevap verin.
8- Telefonunuzu yanınızda tutmayın
Telefonunuzun sürekli yanı başınızda olması sizin sık sık telefona bakmanıza sebep olabilir. Bir telefon bağımlısı olmasanız bile telefonunuzun kolay erişebileceğiniz bir yerde olması onu gereksiz yere elinize almanıza da yol açar. Acil durumlar için yakınlarda olması elbette iyidir. Ancak telefona gerçekten ihtiyacınızın olmadığı zamanlarda gözünüzün önünden uzak tutmak, aklınızın mesajlara veya sosyal medyaya gitmesinin de önüne geçer. Telefonunuz siz ona ihtiyaç duymuyorken de 1 metreden yakınınızda duruyorsa bunu bir gözden geçirin. Telefondan uzak durmak, kendinizi cep telefonunun yaydığı radyasyondan ve elektromanyetik kirlilikten korumak için de önemli bir adımdır.
9- Not tutma alışkanlığı edinin
Yoğun geçen günler, arkadaşlarınızın doğum günü ve benzeri önemli günlerini atlamamak, alışverişe giderken hazırlıklı olmak gibi gündelik konular için oldukça faydalıdır. Not tutmak sıradan bir alışkanlık gibi görünse de işler biriktiğinde kendinizi sıkışık hissetmemeniz için oldukça işe yarar. “Mutlaka hatırlarım” dediğiniz şeyleri bile not edin. Etrafa saçılmış not kağıtları yerine bir defter ya da pano da kullanabilirsiniz. Not almak hem zaman planı yapmanıza yardımcı olur hem de zihinsel yükünüzü azaltır. Aldığınız notlara belli periyodlarla bakmayı da alışkanlık haline getirin. Böylece “Yapmam gereken çok şey var” düşüncesi yerine “İşler kontrolümde” düşüncesini koymanız ve rahatlamanız kolay hale gelir.


Nasıl para biriktirebilirim?
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>El işleri veya duvar sanatı… Hangisi olursa olsun, toplumdaki sanatsal hafızayı aktarmak için büyükanneler çok değerli bir görev üstleniyor. Agnes Kasparkova da bunlardan biri.

90 yaşında Internet’te viral olan Agnes Kasparkova, Çek Cumhuriyeti’nin Louka köyündeki 18. yüzyıldan kalma şapelin duvarlarına çiçek desenleri çizmesiyle tanındı.

Eski bir tarım işçisi olan büyükanne, Geleneksel Moravya (Güney Çek) sanat eserlerinden esinlenen çiçek desenlerini çizerken canlı tonlarda mavi boya ve küçük bir fırça kullanıyordu.

Kasparkova bu hobiyi kendisi de ölmeden önce aynı işi gönüllü olarak yapan başka bir yaşlı kadından öğrenmişti. Kasparkova’nın 2018’deki vefatından sonra ise, yaptığı işi yeğeni Marie Jagošová devraldı.

Kasparkova ve yeğeninin çizimleri köydeki şapel ile sınırlı kalmadı ve diğer binaları da süsledi.

Eşsiz çizimler, sanat geleneklerini nesilden nesile aktarmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatır nitelikte.

Siz, gelecek nesillere neyi aktarmak isterdiniz?





Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeni Zelanda’da kadınlara seçme hakkı 1893 yılında, seçilme hakkı 1918’de verildi.

Avustralya’da 1902 yılında kadınlar seçme hakkı kazandı.

Finlandiya, 1906 yılında kadın vatandaşlarına seçme ve seçilme hakkı tanıdı.

Norveç 1913’te, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıdı.

Danimarka ve 1915’te kadınlara oy hakkı vermiştir.

Kanada’da (Quebec bölgesi hariç) kadınlar, 1917’de seçme ve 1920’de seçilme hakkı elde etti.

1917 yılında Rusya’da kadınlar seçme ve seçilme hakkı elde ettiler.

1918’de Avusturya, kadınlarına oy hakkı vermiştir.

30 Kasım 1918’de Almanya’da kadınların seçme ve seçilme hakkı verildi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde 1920 yılında yürürlüğe giren anayasa değişikliği ile ülke genelinde kadınlara oy verme hakkı tanındı.

Türkiye’de kadınlar, 20 Mart 1930 günü belediye seçimlerinde seçme hakkı kazandı. 1933 yılında ise Köy Kanunu’nda muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı düzenlendi. Kadınlar, milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına 5 Aralık 1934’te yapılan anayasa değişikliğiyle kavuştular. 8 Şubat 1935’de ilk defa meclis seçimlerine katılan kadınlar, mecliste 18 sandalye elde etti.

Fransa’da 4 Ekim 1944’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.

İtalya, 1945 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanıdı.

Japonya’da 1945 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.

Yunanistan’da kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1949 yılında tanındı.

İsviçre’de 1971 yılında kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahip oldu.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atiye ve Erol Sebebci çiftinin kızlarının adı Rumi
Rumi: Anadolu’ya bağlı, Anadolu’da yaşayan.

Yılmaz Erdoğan – Belçim Bilgin çiftinin oğulları Rodin
Rodin: Işığın müjdecisi, pozitif enerji veren.

Gülşen ve Ozan Çolakoğlu çiftinin oğlu Azur Benan
Azur: Yardım eden, yardımcı.
Benan: Parmakla gösterilen, ünlü, tanınmış.

Tarkan ve Pınar Dilek Tevetoğlu’nun kızları Liya.
Liya: Sabrın en güzeli, beyaz tenli kadın.

Zeynep – Volkan Demirel çifti ve kızları Yade ve Yeda
Yade: Anılan, zihinde kalan, hatıra.
Yeda: Tanınan bilinen, tanınmış, ünlü.

Işın Karaca ve kızı Sasha Mia
Sasha: Koruyucu melek, insanlığın koruyucusu
Mia: Parlayan, parıldayan, parlak.

Sinem Kobal – Kenan İmirzalioğlu ve kızları Lalin
Lalin: Eski dilde kırmızı renkli olan anlamına gelmektedir.

Şeyda Coşkun ve oğlu Arat
Arat: Cesaret, yüreklilik.

Irmak Ünal kızı Kayla ve oğlu Vadi
Kayla: Pür, saf, katıksız
Vadi: Geçit

Fahriye Evcen – Burak Özçivit çiftinin oğlu Karan
Karan: Kahraman, yürekli

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bayraklı Belediyesi, kadınlara yönelik sosyal ve kültürel faaliyetler kapsamında “Gelenekten Geleceğe Kadın Buluşmaları” adıyla semt merkezlerinde etkinlikler düzenleyecek. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü tarafından organize edilecek etkinliklerde kadınlar, el emeği gerektiren becerileri öğrenecek, geçmişten gelen değerleri gelecek nesillere aktararak kültürel mirasın korunmasına katkı sağlayacak. Etkinlikler, kadınların sosyal hayat içinde daha aktif bir rol almasını desteklerken ürettikleri el emeği ürünleri de sergileyerek ev ekonomisine katkıda bulunmalarına yardımcı olacak. Gelenekten geleceğe kadın buluşmalarına katılmak isteyen kadınlar, Bayraklı Belediyesinin semt merkezlerine veya Osmangazi Mahallesi’nde bulunan Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne başvurarak kayıt yaptırabilecek. 477 20 00 telefon numarasından dahili 2806 tuşlanarak bilgi alınabilecek.
Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal, “Kadınların sosyal hayata katılımını artırmayı ve kültürel değerlerin korunmasını önemsiyoruz. Bu kapsama semt merkezlerimizde düzenleyeceğimiz kadın buluşmaları, kadınlarımızın bir araya gelerek üretkenliklerini ortaya koyduğu, sosyalleştiği ve el sanatlarını yaşattığı bir ortam sunacak. Bu buluşmalarla, kültürel değerlerimizin kaybolmamasını sağlarken aynı zamanda kadınlarımıza destek olmaktan mutluluk duyacağız. Tüm kadınlarımızı semt merkezlerindeki buluşmalara davet ediyorum” dedi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik Valisi Şefik Aygöl, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü İlkay Türkoğlu ve beraberinde kurum müdürleri ile Rabia Efe ve ailesine ziyarette bulunarak ailenin her zaman yanında ve destek olacaklarını vurguladı. Ziyaret sırasında aileyle sohbet eden Vali Aygöl, özel gereksinimli bireylerin toplumun vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulayarak, “Farklılıklarımızla güçlü, birlikte daha iyiyiz. Özel her birey, toplumumuzun değerli bir üyesidir” dedi.
Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette, Rabia Efe’nin başarıları ve hayalleri hakkında konuşuldu, aileye destek olma konusundaki kararlılık bir kez daha ifade edildi. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin 90’ıncı yılını kutladı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Türk kadınının, 1934’te yapılan anayasa değişikliğiyle seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin 90’ıncı yıl dönümünü büyük bir gururla kutluyoruz. Türkiye, birçok ülkeden yıllar önce kadınlara seçme ve seçilme imkanını getirerek, o yıllar için dünyaya çağın çok ötesinde bir demokrasi dersi vermiştir. Toplumsal hayattaki güçlü varlığı ile daima öne çıkan kadınların, Türkiye’nin geleceğindeki rolünü daha fazla artırmak için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Göktaş, bazı kadın milletvekilleri ve beraberindeki heyetle Aslanlı Yol’dan Atatürk’ün mozolesine yürüdü.
Bakan Göktaş’ın, mozoleye çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu.
Beraberindekilerle Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen ve Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Göktaş, deftere şunları yazdı:
“Bugün, ülkemizde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 90. yıl dönümü vesilesiyle hayatın her alanında eşsiz başarılara imza atmış kadınlar olarak huzurunuzdayız. Demokratik toplumun bir yansıması olan bu hak, kadınlara toplumu şekillendiren ve geleceğe yön veren aktörler olarak önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Bu anlamda, 5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınlarının pek çok ülkeden daha önce seçme ve seçilme hakkını kazandığı önemli bir dönüm noktasıdır. Kadınların eşit haklarla hayata katılımını teşvik eden bu adım, tüm bireylerin daha adil, eşitlikçi ve katılımcı bir yaşam sürmesinin yolunu açmıştır.
Elde edilen bu kazanım, güçlü bir toplumun temellerini oluşturmuş, Türkiye’nin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı sunmuştur. Bu anlayışla, ülkemiz kadınları, kadim geçmişimizi, yüksek inanç ve değerlerimizi, bilim ve teknolojinin imkanlarıyla harmanlayarak, medeniyetimizi ihya etmeyi sürdüreceğiz. ‘Güçlü Kadın, Güçlü Türkiye’ anlayışıyla gelecek nesillere ilham veren, öncü kadınlarla dolu bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefimiz doğrultusunda, kadınların her alanda daha etkin, daha güçlü ve daha üretken olmaları için büyük bir kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygularla, manevi huzurlarınızda sizleri bir kez daha saygı ve minnetle anıyor, şahsım ve ülkemizin tüm kadınları adına şükranlarımı sunuyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Bakan Göktaş, daha sonra beraberindeki heyetle Anıtkabir merdivenlerinde hatıra fotoğrafı çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsüne önceki yıl İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali’nin girişimiyle kazandırılan “Yarı Değerli Taşlar Atölyesi”nde altın, gümüş ve bakırın yanı sıra doğada bulunan taşlar da değerlendiriliyor.
Üretimleriyle kentin ve bölgenin geleneksel el sanatlarını yaşatan kadın ustalar, mesailerinin bir bölümünde çizme ve yağmurluk giyinerek kar kış, yağmur çamur demeden doğada takıya dönüştürülecek taşların izini sürüyor.
Kadınlar, buldukları taşları atölyede özel işlemlerden geçirdikten sonra Türk Patent ve Marka Kurumunca tescillenen Diyarbakır hasır bileziği ve kişnişli kolye ile buluşturup farklı tasarımlarda aksesuarlar hazırlıyor.
“Patent çalışmasına başlıyoruz”
Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Ufuk Yakut, AA muhabirine, Enstitü bünyesinde kurulan atölyenin kadim kentin el sanatları alanındaki güzelliklerini ortaya çıkarmanın yanı sıra kadınlara yeni fırsatlar da sunduğunu söyledi.
Atölyede görev alan kadınların erkek personelin de desteğiyle arazide topladıkları yarı değerli taşları özenle işlediklerini ifade eden Yakut, bu taşların atölyede kentin geleneksel, tescillenmiş zanaat ürünleri olan kişniş ve hasırla buluşturulduğunu belirtti.
“Benzersiz, güzel takılar ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Yeni ürünlerimizin patent çalışmalarına da başlıyoruz. Ortaya çıkan bu eserler enstitünün kendi mağazasında ve Türkiye genelindeki olgunlaşma enstitülerinin ‘Bohça’ mağazalarında satışa sunuluyor.” diyen Yakut, Diyarbakır’ın zengin, kültürel mirasını ve el sanatları geleneğini yaşatmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti.
Bu tasarımların daha çok ilgi gördüğünü anlatan Yakut, alışılmışın dışında olduğu için kadınlar tarafından daha çok sevildiğini, beğenildiğini vurguladı.
Yakut, kadınların enstitüde ustalık öğrenmekle kalmadığını aynı zamanda kendi işlerini kurarak, hayallerini de gerçekleştirmiş olduğunu dile getirerek, “Kurum olarak bu topraklardan doğan sanatı geleceğe taşımak için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.
“Çok farklı ürünler ortaya koyduk”
Enstitüde kuyumculuk teknolojisi öğretmeni Sevcan Aydoğan, atölyeyle doğada bulunan ancak bugüne kadar çok da farkında olmadıkları yarı değerli taşlarla tanıştıklarını söyledi.
Bu taşlardan birinin de “kalsedon taşı” olduğunu belirten Aydoğan, topladıkları taşları atölyeye getirdiklerini ve burada takı ve aksesuarlara göre damla, oval gibi farklı şekillerde işleyip değerlendirdiklerini anlattı. Aydoğan, şunları kaydetti:
“Diyarbakır’da geçmişten günümüze gelen kuyumculuk sanatı var. Bunlar Diyarbakır kişnişi ve hasırı. Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsünde bu katıları yeni bir tasarımla birleştirdik. Doğanın büyüsüyle, takının büyüsünü bir araya getirdik. Çalışmalarımız daha önce karşılaşabileceğiniz takılar değil, çok farklı ürünler ortaya koyduk.”
Tescilli Diyarbakır hasır bileziği ve kişnişli kolyenin tamamen el işçiliğiyle hazırlandığına işaret eden Aydoğan, taşın arazide aranması ve toplanması ile atölyede işlenmesi sürecinin de bir o kadar zorlu olduğunu, emek gerektirdiğini belirtti.
Aydoğan, hazırladıkları özgün tasarımların da tescillenmesini istediklerini dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nilüfer Belediyesi, Türk Kadınlar Birliği (TKB), Nilüfer Kent Konseyi ve Bursa Barosu iş birliğinde düzenlenen “İnsan Kadın” başlıklı konferansın 3’üncüsü Nilüfer Nikahevi Safir Salon’da yapıldı. Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 90. yıl dönümü nedeniyle düzenlenen programa Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir’in yanı sıra Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, Bursa Barosu Başkanı Avukat Metin Öztosun, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, TKB Bursa Şubesi Başkanı Tijen Sözleri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ile kadınlar katıldı.
Programın açılışında konuşan TKB Bursa Şubesi Başkanı Tijen Sözeri, Cumhuriyetin bir kadın devrimi olduğunu belirterek, aynı zamanda eşit yaşamanın da bu yönetim şeklinde yer aldığını hatırlattı. Cumhuriyetin en büyük kazanımlarından birisinin kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi olduğunu vurgulayan Sözeri, Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü minnetle andı.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ise kadınlar, dezavantajlı gruplar ve gençlerin hakları ile tarım alanlarının korunmasında hassas olduklarının altını çizdi. Kadınların yer aldığı çalışmalarda güzel neticeler alındığını belirten Başkan Şadi Özdemir, “Kadınların olmadığı yerde hiçbir şey güzel olmaz. Bir yerde, bir işte kadınlar varsa orada her zaman her şey çok güzel olur” dedi.
Türkiye’de kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinden 11 yıl sonra Fransa ve İtalya’da, İsviçre’de ise 36 yıl sonra bu hakkın tanındığını hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, bugün ise bu ülkelerin demokratik şartlarının konuşulduğunu dile getirdi.
Kadınların özgürlük alanlarını genişletebilmek için kreş sayısını 25’e çıkarmayı hedeflediklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, kadınları her alanda desteklediklerini belirterek, iş ve sosyal hayata daha fazla katılmalarını istedi.
Bugün Türkiye’de 81 ilin 11’inin kadınlar tarafından yönetildiğini dile getiren Başkan Şadi Özdemir, “Bu sayı yavaş yavaş artıyor. Kadın büyükşehir belediye başkanlarının sayısı hızla artıyor. Aydın, Eskişehir, Tekirdağ gibi önemli kentleri kadınlar yönetiyor. Kıymetli ilçelerimizde de kadın yönetimi var. Nilüfer Belediyesi’nde de 45 meclis üyemizin 15’i kadın. Bu oranın çoğalması lazım. Nilüfer’de 64 muhtarın 19’u kadın. Bir sonraki dönem fazla olacak” diye konuştu.
Belediyedeki çalışmalardan da bahseden Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nde ‘Eşitlik Birimi’ kurduklarını da hatırlatarak, bu birimin kadınlara destek olabilmek için çalıştığını aktardı. Başkan Şadi Özdemir, Kadın Dayanışma Merkezi’nde de kadınlara sosyolog ve psikolog desteği verdiklerini dile getirdi.
Kadınların seçme hakkını kullanırken, seçilme hakkını ne kadar kullanabildiğini sorgulayan Bursa Barosu Başkanı Avukat Metin Öztosun ise bu sorunun eğitim ile aşılabileceğini vurguladı. Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın, kadın temsilinin birçok alanda yeterli boyutta olmadığını dile getirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi de toplumda kadın erkek olarak değil insan olarak değerlendirilmenin önemini vurgularken, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız ise dünyada kadının adı yokken bu konunun önemi ve değerini ortaya koyan Mustafa Kemal Atatürk’ü minnetle andı.
Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen konferansta, TKB Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Gamze Tokman “Mobbing ve İLO 2019/190 Nolu Şiddet ve Taciz Sözleşmesi” konulu önemli bir sunum gerçekleştirdi. Günümüzde kadınların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri olan mobbing ve iş yerindeki şiddet konularına değinen Tokman, uluslararası sözleşmeler ve yasal düzenlemeler çerçevesinde bu sorunlarla mücadele yollarını katılımcılarla paylaştı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Denizli Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi, 5 Aralık 1934’te Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 90. yıldönümü ve Dünya Kadın Hakları Günü dolayısıyla Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı.
Delikliçınar Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törene, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Başkanvekili ve Kent Konseyi Başkanı Ali Marım, Kadın Meclisi Başkanı Meral Alten, Büyükşehir Belediyesi kadın çalışanları, davetliler ve öğrenciler katıldı.
Kadın Meclisi Başkanı Alten’in Atatürk Anıtı’na çelenk bırakmasıyla başlayan törende saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okundu. Daha sonra basın açıklamasında bulunan Kadın Meclisi Başkanı Alten, Atatürk önderliğinde kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmasının kadınlar için taşıdığı önemi bir kez daha anlatmak istediklerini söyledi. Alten, “Atatürk’ün vizyoner liderliği ile kadınlarımıza verilen bu hak sadece seçmen olarak değil, aynı zamanda karar alma mekanizmalarının bir parçası olarak da topluma katkıda bulunmalarını sağlamıştır. Adil bir gelecek için kadınlarımızın her alanda seslerini duyurmalarını desteklemeliyiz. Ata’mız sayesinde pek çok Avrupa ülkesinden önce, 1934 yılında bu hakkı kadınlarımız almıştır. Bugünü, bu önemli hakkın kazanılmasında emeği geçen tüm kadınlarımızı ve Atatürk’ü onurlandırmak, eşitlik mücadelesini devam ettirmek için bir fırsat olarak görüyoruz” dedi.
Konuşmanın ardından kadınlarla bir süre sohbet eden Başkan Çavuşoğlu, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının yıldönümünü ve Dünya Kadın Hakları Gününü kutladı. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin 90’ıncı yıl dönümü dolayısıyla, siyaset ve iş dünyasından kadınlar ile Anıtkabir’i ziyaret etti.
Bakan Göktaş’ın başkanlığında kadın milletvekilleri, rektörler, akademisyenler, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve bakanlık çalışanlarından oluşan heyet, Aslanlı Yol’dan yürüyüp, Atatürk’ün mozolesine geldi. Göktaş’ın mozoleye çelenk bırakmasının ardından heyet, saygı duruşunda bulundu. Tören daha sonra Misak-ı Milli Kulesi’nde devam etti.
‘5 ARALIK 1934, ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASIDIR’
Burada Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Göktaş, şunları yazdı: “Bugün, ülkemizde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 90’ıncı yıl dönümü vesilesiyle hayatın her alanında eşsiz başarılara imza atmış kadınlar olarak huzurunuzdayız. Demokratik toplumun bir yansıması olan bu hak, kadınlara toplumu şekillendiren ve geleceğe yön veren aktörler olarak önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Bu anlamda 5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınlarının pek çok ülkeden daha önce seçme ve seçilme hakkını kazandığı önemli bir dönüm noktasıdır. Kadınların eşit haklarla hayata katılımını teşvik eden bu adım, tüm bireylerin daha adil, eşitlikçi ve katılımcı bir yaşam sürmesinin yolunu açmıştır. Elde edilen bu kazanım, güçlü bir toplumun temellerini oluşturmuş, Türkiye’nin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı sunmuştur. Bu anlayışla ülkemiz kadınları; kadim geçmişimizi, yüksek inanç ve değerlerimizi, bilim ve teknolojinin imkanlarıyla harmanlayarak, medeniyetimizi ihya etmeyi sürdürecek. ‘Güçlü kadın, güçlü Türkiye’ anlayışıyla gelecek nesillere ilham veren, öncü kadınlarla dolu bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefimiz doğrultusunda, kadınların her alanda daha etkin, daha güçlü ve daha üretken olmaları için büyük bir kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygularla, manevi huzurlarınızda sizleri bir kez daha saygı ve minnetle anıyor, şahsım ve ülkemizin tüm kadınları adına şükranlarımı sunuyorum. Ruhunuz şad olsun” dedi.
Haber-Kamera: Samet ÖKSÜZ/ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birbirimizin başarısını kutlayalım
Kadınların başarıları, yalnızca bireysel kazanımlar değildir; aynı zamanda birer ilham kaynağıdır. Bir arkadaşınız, meslektaşınız ya da tanıdığınız bir kadın başarıya ulaştığında, onunla gurur duyduğunuzu gösterin. Küçük bir tebrik mesajı, bir övgü sözü veya samimi bir alkış, büyük bir motivasyon yaratabilir.

Rekabet yerine dayanışmayı seçelim
Toplumun dayattığı “kadın kadının kurdudur” algısını yıkmanın tam zamanı. Rekabet yerine birbirimize destek olmayı, zorlukları birlikte aşmayı öğrenmeliyiz. Unutmayalım ki, hepimizin yolu farklı ve birbirimize engel değil, destek olduğumuzda çok daha güçlü bir topluluk oluşturabiliriz.

Güçlü iletişim kurup dinleyelim
Bazen bir kadının ihtiyacı olan tek şey, birinin onu gerçekten dinlemesidir. Dertleşmek, fikir alışverişi yapmak ya da sadece duygularını paylaşmak isteyen bir kadına zaman ayırın. Onun söylediklerine değer verdiğinizi hissettirmek, duygusal bir destek sağlar ve özgüvenini artırır.

Fırsatlar yaratıp imkanları paylaşalım
Eğer bir kadın için iş, eğitim ya da sosyal hayatta bir kapı açabiliyorsanız, bunu yapmaktan çekinmeyin. Bir iş fırsatını paylaşmak, bir mentorluk önerisinde bulunmak ya da sahip olduğunuz bilgi ve tecrübeleri aktarmak, başka bir kadının hayatını değiştirebilir.

Zorluklar karşısında yanında olalım
Kadınlar, iş yaşamından aile hayatına kadar birçok alanda zorluklarla karşılaşabiliyor. Bir kadının hayatındaki kriz anlarında onun yanında olmak, gerektiğinde bir omuz, gerektiğinde bir yol arkadaşı olmak önemlidir. Şiddet gören, ayrımcılığa uğrayan ya da zor durumda olan bir kadına destek sunarak onun hayatına dokunabilirsiniz.

Birlikte öğrenelim ve güçlenelim
Kadınların birlikte daha güçlü olduğunu unutmamalıyız. Kitap kulüpleri, eğitim seminerleri, atölyeler veya kadın dayanışma grupları gibi etkinlikler düzenleyerek birbirimizden öğrenebiliriz. Bilgi ve tecrübelerimizi paylaşmak, hepimizi bir adım ileri taşır.

Kadınları savunalım ve haklarını korumalarına yardımcı olalım
Kadınların haklarına yönelik saldırılar ya da haksızlıklar karşısında sessiz kalmamalıyız. Yanımızdaki kadınların sesi olmak, toplumsal cinsiyet eşitliğine olan katkımızı artırır. Şiddete uğrayan bir kadını ilgili mercilere yönlendirmek ya da bir haksızlık karşısında onun yanında durmak, dayanışmanın en güçlü göstergelerindendir.

İlham vermekten çekinmeyelim
Her kadın, bir başkası için ilham kaynağı olabilir. Deneyimlerinizi, başarılarınızı ve mücadelelerinizi paylaşarak başka kadınlara cesaret verebilirsiniz. Unutmayın, sizin hikayeniz bir başkasının yeniden başlaması için ihtiyaç duyduğu şey olabilir.

Kadınların var olma mücadelesini görünür kılalım
Kadınların başarılarını ve mücadelelerini çevrenizde duyurun, görünür kılın. Sosyal medya paylaşımları, destek kampanyaları ya da basit bir sözlü destek bile fark yaratabilir.

Sevgi ve şefkatle birbirimize sarılalım
Unutmayalım ki, her kadının zaman zaman bir sarılmaya, bir destek sözüne ya da sadece yanında birinin olduğunu hissetmeye ihtiyacı vardır. Sevgi ve şefkat, dayanışmanın en güçlü unsurlarından biridir.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sofralarımızda görmeye alışık olduğumuz, turşusundan kavurmasına çeşit çeşit versiyonunu yaptığımız o devasa lahanaları neredeyse 100 kat küçültün, işte brüksel lahanası! Ceviz kadar boyu olan brüksel lahanalarının sağlığa etkisi ise dev gibi… Gelin, kış aylarında brüksel lahanası yemekten kendinizi alıkoyamayacağınız o nedenlere bakalım.
Biri antioksidan mı dedi?
Brüksel lahanası içerdiği yüksek antioksidan seviyesi nedeniyle hem cildinizin daha aydınlık, daha parlak görülmesini sağlar. Hasarlı hücrelerinizi iyileştirir.
Vitamin ve mineral deposu
Bu küçük yeşil topların içine hem A, B, C, K, E vitaminleri, hem selenyum, potasyum ve kalsiyum mineralleri sğıyor desek? Göz sağlığınız, kemik ve kas sisteminiz, hem bağışıklığınız brüksel lahanasıyla bayram edecek!
Kilo vermeye yardımcı
Brüksel lahanası lüf oranı yüksek sebzelerin başında gelir. Oldukça düşük kalorilidir yani ne kadar yerseniz yeyin hem kalori almazsınız hem de lifli yapısı sayesinde uzun süre tok kalırsınız. Ayrıca yüksek besin değerleri sayesinde kilo verirken güçten düşmenizi de engeller.
Hamilelikte de faydalı
Hamilelerin beslenme listesi normal listelere göre daha dikkatli hazırlanıyor. Besin değeri yüksek gıdalar tüketilmesi bebeğin sağlığı için de öneriliyor. Brüksel lahanası, hamilelerin listelerine rahatlıkla girebilir çünkü içerdiği yüksek folik asit değeri, vitamin ve mineraller besin değeri yüksek bu sebze hamile kadınların günlük folat ihtiyacını büyük oranda karşılar.
Sindirime yardımcı
Sİndirim problemleri yaşayanlar, kabızlık ve şişkinlikten şikayet edenler, brüksel lahanası burada da yardımınıza koşuyor. Lifli yapısıyla sindimi kolaylaştıran brüksel lahanası, bağırsak florasının düzenlenmesinde etki gösterir.
Kalp sağlığına faydalı
İçeridği omega 3 yağ asitleri, potasyum ve lif miktarı brüksel lahanası kalp dostu sebzelerden biri yapıyor. Özellikle kandaki LDL kolestrolün düşürülmesinde etkisi olan brüksel lahanası damar sertliğini önlemede ve kan basıncını dengelemede de oldukça faydalıdır.
Kan şekerini dengeler
Brüksel lahanası sadece lif açısından değil glisemik endeks açısından da kayda değer bir öneme sahip. Özellikle diyabet riski bulunanlar brüksel lahanasını rahatlıkla tüketebilir çünkü hem kan şekerinde meydana gelecek dalgalanmaları önlemekle uğraşacak hem de diyabet riskini en aza çekecektir.
Kemik sağlığını korur
Özellikle çocuklarda kemik gelişimini desteklemesiyle öne çıkan brüksel lahanası içerdiği K vitamininden aldığı yetkiye dayanarak yaşlıların da kemik erimesi gibi hastalıklarla mücadele etme riskini azaltır. Kireçlenme, kemik erimesi ve kemik sağlığı için oldukça önemlidir.
Brüksel lahanasını isterseniz etli ya da tavuklu tencere yemeği olarak, ister portakallı zeytinyağlı meze olarak ister baharatlayıp fırına atarak tüketebilirsiniz. Sağlığınız için mevsim sebzelerini tüketmenin ne kadar önemli olduğunu unutmayın!
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KIKIRDAK SORUNLARINI ÖNLEYİCİ ÖNERİLER
Uzmanlar koşu bandı kullanacaklara öncelikli olarak koşu öncesi “5 dakika ısınma” önerisinde bulunuyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Azboy; “Koşu bandı ile aynı hız ve düzeyde koşmak, eklemin aynı noktasına fazla yük binmesine ve zorlanma nedeniyle kıkırdak sorunları oluşumuna yol açabilir. Bu nedenle hareket esnasında hızın ve derecenin değiştirilmesi çok yararlıdır” diyor. Azboy, koşu bandında özellikle koşma sırasında aşil tendonuna fazla yük bindiği için bu eylemin “aşil germe egzersizi” yapıldıktan sonra gerçekleştirilmesi gerektiği uyarısında da bulunuyor.
REKLAM
HANGİ SPOR AYAKKABI?
Seçilecek ayakkabının şekli ve özelliği de koşu bandını kullanacaklar açısından büyük önem taşıyor. Prof. Dr. İbrahim Azboy, “Tabanı, arka tarafı yüksek spor ayakkabı kullanımı aşile binen yükü azaltacaktır. Bu nedenle kaliteli tabanlı bir spor ayakkabısıyla koşulmasını öneriyorum. Bir de koşu bantlarını çıplak ayakla kullananlar var. Bu şekilde koşulmasına kesinlikle taraftar değilim” diyor.
KOŞU BANDI HIZ AYARI VE DİZLERE BİNEN YÜK
Dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de dizlerinde kıkırdak hasarı bulunan ve diz ağrısı çeken kişilerin, koşu bandını eğimli zeminde kullanmalarının doğru olmadığı yönünde. Bu kişilerin koşu bandını düz zeminde kullanmaları öneriliyor. Eklem sağlığını korumak için diz ve kalça çevresi kaslarının güçlendirilmesi, esneme ve güçlendirme egzersizlerinin yapılması ise şart görülüyor.
DÜŞMEDEN KORUNMAK İÇİN BUNU YAPIN
Diz sağlığını korumak için en önemli faktörlerden biri de yürüyüş. Uzmanlar yürüyüşlerin mümkün olduğunca açık ve güneşli havada yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Güneşli havada yürüyüş yapmak hem D vitamini kazanımı hem de D vitamini sentezi için yararlı bulunuyor. Hava yağışlı ve soğuk olduğunda ise koşu bandında değişken hız ve değişken derecelerde yürüyüp koşulabileceği belirtiliyor. Prof. Dr. İbrahim Azboy önemli bir noktaya daha dikkat çekerek: “Baş dönmesi veya baygınlık durumunda koşu bandının durdurulabilmesi için emniyet çubuğunun tişörte tutturulması, düşmelerden korumayı engellemek açısından çok önemlidir” diyor.
Prof. Dr. İbrahim Azboy
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
MASAJ SIRASINDA ELİN TOPUĞUNUN DOĞRU KONUMLANDIRILMASINA OLANAK SAĞLIYOR
Masaj sırasında elin topuğunun doğru konumlandırılmasına da olanak sağlayan tasarım, TÜRKPATENT tarafından tescillendi.
Açıklamada görüşlerine yer verilen İskilip Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Ayşe Çalmaz, aparatı kalp masajı etkinliğini baştan sona kadar korumak üzere tasarladıklarını bildirdi.
REKLAM
Aparat üzerinde bulunan etkinlik şeridinin hastanın iman tahtasının altında bulunan çıkıntı üzerine yerleştirildiğini, bu sayede aparatın göğüs duvarına yapıştığını belirten Çalmaz, şöyle devam etti:
“Yapıştıktan sonra kenarındaki dik olan alanda uygulayıcının el pozisyonunu kavrayarak omuzdan bası yapmasını sağlamak, aynı zamanda bombeli kısmının da baskının uygulayıcının tüm eline yayılmadan sadece elin topuğunda kalmasını sağlamak amacıyla planlandı. Bu şekilde birinci dakikadan itibaren hastadan yanıt alana kadar aynı etkinliği sürdürmek amaçlanıyor.”
Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gülay Yılmazel de Türkiye’de ölümlerin önemli bir kısmının kalp durması nedeniyle olduğunun altını çizerek, “Hızlı ve etkili şekilde başlatılan kalp masajının her bir dakikasının hayatta kalma oranını yüzde 10 ila 13 arttırdığı belirtilmektedir.” ifadelerini kullandı.
KALP MASAJI SIRASINDA YAPILAN HATALARI EN AZA İNDİRMEK AMAÇLANIYOR
Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Erenler ise duran kalbin çalıştırılmasında kalp masajının önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Gerek temel, gerek ileri yaşam desteğinde kalp masajının etkin olabilmesi için doğru yere, doğru frekansta, doğru derinlikte ve doğru el pozisyonunda yapılması önem arz etmektedir. Kalp masajı yapılırken elin topuk kısmı kullanılmalı, el ayası ve parmak uçları hastanın göğsüne mümkün mertebe temas etmemeli. Ancak uygulamada bu pozisyonun anlaşılmasında bazı hatalarla karşılaşıyoruz. İşte bu hataları en aza indirmek için Ayşe ve Gülay hocalarımızın önderliğinde hem halka hem de sağlık çalışanlarına yönelik bir aparat geliştirmeyi düşündük.”
Erenler, geliştirdikleri kalp masajı aparatının TÜRKPATENT tarafından tasarım tescili aldığını kaydetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kocaeli Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan, henüz HIV tanısı almamış kişiler nedeniyle bu sayıların gerçek enfekte bireyleri tam olarak yansıtmadığını ifade ederek, “Türkiye’de HIV vakalarında inanılmaz derecede artış var” dedi.
Prof. Dr. Akhan, HIV’in kronik bir RNA virüsü olduğunu ve erken tanının, enfeksiyonun seyri açısından kritik önem taşıdığını vurguladı.
REKLAM
Prof. Dr. Sıla AkhanHASTALIK 10 YIL SİNSİCE İLERLEYEBİLİYOR
Türkiye’de HIV ilk kez 1985 yılında teşhis edildi. Prof. Dr. Akhan, o dönemde sadece bir tane ilaç olduğunu belirterek, sınırlı ilaç sebebiyle hastaların büyük çoğunluğunu kaybettiklerini söyledi.
Akhan, günümüzde ise tedavinin büyük ölçüde geliştiğini belirterek şu bilgileri verdi: “Artık erken tanı ve düzenli tedaviyle HIV ile yaşayan bireyler normal ömürlerini yaşayabiliyorlar. Ancak hastalığın sinsi bir dönemi var. 10 yıl kadar vücut virüsü tolere edebiliyor ve kişinin şikayetleri olmuyor, normal bir şekilde hayatını sürdürüyor ama 10 yıldan sonra artık vücut bu döngüyü tolere edemez hale geliyor ve normalde enfekte etmeyecek olan etkenler o kişiyi enfekte edecek hale geliyor. Biz de hastalığa ya son devrede ya da hemen en başında tanı koyabiliyoruz. Ancak HIV’de erken tanı diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLARDA HIV GÖRÜLMESİ SIRA DIŞI”
Çocukluk dönemi HIV vakalarında da artış görülüyor. Çocukların bu dönemde enfekte olmasının tamamen sıra dışı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Akhan, “Eskiden HIV enfeksiyonu olan bir kadının, virüsü çocuğuna bulaştırmaması söz konusu değildi. Ancak şu an kullanılan ilaçlarla HIV’i çocuğuna bulaştırmaması gerekiyor; çünkü elimizde her türlü ilaç var. HIV pozitif kişiler sağlıklı çocuk sahibi olabilirler. Virüs kan ve kan ürünleri ile cinsel temasla da bulaşıyor. Dolayısıyla çocuğun isteği dışında bir istismar olabilir. Bu konulara çok dikkatli yaklaşmak gerekir, tüm bunların engellenmesi gerekir” dedi.
COVID-19 PANDEMİSİ TANI ALMAYI ENGELLEDİ
COVID-19 pandemisinin HIV tanısı üzerindeki etkisine değinen Dr. Akhan, pandemide sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanmasının tanı oranlarını olumsuz etkilediğini ifade etti.
REKLAM20’Lİ YAŞLARDAKİ GENÇLER RİSK ALTINDA
Son yıllarda HIV enfeksiyonunun daha çok genç yaş grubunda görüldüğünü belirten Akhan, bu durumun farkındalık eksikliğinden kaynaklandığını söyledi: “20’li yaşlardaki gençlerin HIV ile enfekte olmaları, koruyucu önlemlerin yeterince anlatılamadığını gösteriyor. HIV’den korunma oldukça basit ve etkili. Ancak bu bilgilerin daha etkili bir şekilde yaygınlaştırılması gerekiyor.”
HIV ile ilgili en büyük sorunlardan birinin toplumsal stigma olduğunu vurgulayan Dr. Akhan, bu durumun bireylerin hayatlarını zorlaştırdığını söyledi: “HIV pozitif bireyler, iş hayatında, özel ilişkilerinde ve sosyal çevrelerinde ciddi bir ayrımcılıkla karşılaşıyorlar. Halbuki HIV, diyabet veya hipertansiyon gibi kronik bir hastalık. Tedaviyle virüs baskılandığında bulaşıcılığı da ortadan kalkıyor.”
“ÖNYARGILAR YÜZÜNDEN İNSANLAR GEREKSİZ BİR MUTSUZLUK YAŞIYOR”
Dr. Akhan, HIV ile yaşayan bireylerin sağlıklı bir hayat sürdürebilmesi için erken tanı ve tedaviye erişimin önemine dikkat çekti: “HIV’li bireylerin normal bir aile sahibi olma, çocuk sahibi olma, bir partner sahibi olma kısımlarıyla ilgili sıkıntı yaşamamaları gerekiyor. Bu kişiler belki de en güvenilir partnerler; çünkü HIV RNA’ları takip ediliyor ve ilaçlarını sürekli kullanan bir kişinin HIV’i bulaştırma ihtimali yok. O yüzden yanlış bilinenler, kişilerin hayatlarını zorlaştırıyor. Onları sosyal aktivitelerden ya da gerçeği söyleme özgürlüğünden alıkoyuyor. Bu da insanları baştan korkutuyor. Önyargılar yüzünden insanlar gereksiz bir mutsuzluk yaşıyor ve tanı-tedavi süreçlerinde sorunlar yaşıyor. HIV, ölümcül değil, takip ve tedavisi olan bir hastalık. Bu nedenle bireylerin toplum dışına itilmemeleri gerekir.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Buna göre, Bakanlığa bağlı, ilçe hastanelerini içine alan ikinci ve şehir hastanelerini de kapsayan üçüncü basamak sağlık tesislerinde, sağlık hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli yürütülmesi amacıyla farklı unvan ve branş personelinin yer aldığı Hastane Koordinasyon Kurulları oluşturulacak.
En az 3, en fazla 7 üyeden oluşacak kurul, üye çoğunluk sayısı ile her ayın ilk haftası toplanarak hizmet sunumunun her alanında istişarede bulunarak icrai kararlar alabilecek.
Hasta ve çalışan hakları konusunda denetimler gerçekleştirerek taleplerin değerlendirilmesi, gerekli işlemler ile düzenlemelerin yapılmasını sağlayacak kurul, Bakanlığın politika ve hedeflerine uygun şekilde, her sağlık tesisinin rolü, büyüklüğü ve kapasitesine göre hazırlanacak “hastane gelişim planı” çerçevesinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde yetkili olacak.
Kurul, hastanelerdeki akademik personelin sözleşmeli çalışması ile sözleşmede belirtilen yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin takip edilmesi ve sözleşme yükümlülükleri kapsamındaki ikaz işlemlerinde, üye çoğunluğuyla işlem gerçekleştirebilecek.
Hastane Koordinasyon Kurullarınca yapılan işlemlerin takibi, güncel sağlık politikalarına uygun şekilde yürütülmesinin sağlanması, kontrol edilmesi, raporlanması ve denetlenmesi “Hastane Koordinasyon Kurulu Yönetim Sistemi” isimli bilişim sistemi üzerinden gerçekleştirilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir, Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği”ne karşı Büyük Ankara mitingi ve 3 gün iş bırakma eylemi gerçekleştirilmesine rağmen “Sağlık Bakanlığı bizleri görmemeyi, sesimizi duymamayı tercih etti” dedi.
Dr. Kandemir, “Türkiye genelinde görev yapan Aile hekimliği çalışanları olarak; meslek onurumuz, ülke ve halk sağlığının geleceği için 5 gün daha iş bırakma kararı aldık” dedi.
Kandemir, bu eylemler sırasında vatandaşların mağdur olmasının tek sorumlusunun Sağlık Bakanlığı olduğunu iddia etti.
REKLAM
Bahsi geçen yönetmeliğin uygulanması halinde sadece hekimlerin değil hastaların da büyük mağduriyetler yaşayacağının altını çizen Kandemir, “Yönetmeliği okuyan hastalarımız da yapılacak olan eylemler de bizlerle olacak” ifadelerini kullandı.
2-6 Aralık tarihleri arasında 5 günlük ortak iş bırakma kararı alan STK’lar arasında AHESEN, AHEF, ASEF, BDS, Genel Sağlık İş, Hürriyet Sağlık Sen, Sahader, Sahimsen, SES, TTB ve TÜMRAD-DER bulunuyor.
AİLE HEKİMLERİ NE İSTİYOR?
İş bırakma eylemi nedeniyle aile hekimleri, ebe ve hemşireler illerin sağlık müdürlüğü önünde toplanarak seslerini duyurdular. İstanbul, Ankara, İzmir, Şanlıurfa, Balıkesir, Mersin’de basın açıklaması yapan aile hekimleri, artık sadece yönetmeliğin değil yeni kanun teklifinin de geri çekilmesi gerektiğini söyledi.
Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Mengücük, “Bakanlık kanun teklifiyle sağlık raporlarını ücretli hale getiriyor. Bu şiddet ve karmaşayı daha da artıracak” dedi.
19 Ekim tarihinden bu yana tepkilerini açıklamalarına rağmen, Sağlık Bakanlığı’nın Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğini 1 Kasım’da yürürlüğe koyduğunu hatırlatan Mengücük, bu yönetmeliğin çalışanları bezdirip tüketeceğini, halkın sağlığına hiçbir faydası olmayacağını ifade etti.
REKLAM
Dr. Mengücük, Sağlık Bakanlığının sağlık raporlarının ücretli hale getirmesini de eleştirerek aile hekiminden sevkli olmazsa katkı payı indirimi uygulanmayacağını, aile hekimlerinin ek ücret alabilmesi için mesai sonrası hacamat, fitoterapi, sülük gibi GETAT uygulamaları yapmasını önerildiğini söyledi.
Mengücük, “Biz birinci basamakta, aile hekimliğinde para söz konusu olamaz, sağlık raporları zaten aile hekimliğinde verilmemesi gerekir diyoruz. Aile hekiminden sevkle katkı payı indiriminde saklanmış sevk zinciri ile şiddet, karmaşa daha da artacak diyoruz” dedi.
Meslek onuru ve halkın sağlığı için 5 gün iş bıraktıklarını dile getiren Dr. Derya Mengücük, “Sağlık Bakanlığı bu tavrını sürdürür ve hem yönetmeliği hem de kanun teklifini geri çekmezse meslek örgütleriyle ortak mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.
“BİZİ HASTAYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKIYORSUNUZ”
Dr. Ahmet Mehlepçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu eziyet yönetmeliğiyle bizi daha fazla değersizleştiriyor, meslek onurumuzu ayaklar altına alıyorsunuz. İzne çıkmayın, hasta olmayın, daha çok çalışın, daha az kazanın. Yaratığınız tükenmişlik sarmalı yüzünden gencecik meslektaşlarım canlarına kıyıyorlar, duymuyorsunuz. Hastalarımıza antibiyotik, ağrı kesici ,grip ilacı, mide ilaçlarını artık ödemiyoruz diyemiyorsunuz, yazarsanız aile hekiminin maaşından keseriz diye bizleri tehdit ediyorsunuz. Hem hasta ile bizi karşı karşıya bırakıyor, hem de gariban halkın sağlık hakkını gasp ederek, ekonomik krizin faturasını vatandaşlarımızın tedavisinden çıkarıyorsunuz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“3-4 AY İÇİNDE NE OLACAĞI ORTAYA ÇIKACAK”
Memişoğlu, buradaki hekimlere yaptığı konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Mevzuatı çıkarttık. 3-4 ay içinde ne olacağı ortaya çıkacaktır. Ama şu anda biz bunu uygulayacağız. İncelesinler, görsünler. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu fark edecekler. Doktor adam zeki adamdır, pratik adamdır. İnşallah hep beraber üstesinden geleceğiz. Aynı zamanda 1. basamak, 2. basamak entegrasyonu yapmaya çalışıyoruz. Hastamıza gerekli zaman randevu alabilir hale getiriyoruz. Ama topluma da şunu ifade edeyim, aile hekimliği, kendilerinin danışacağı bir aileden bir hekim. Onun dediklerine göre hareket etmeleri gerektiğini toplumun bilmesi lazım.”
REKLAM
“AİLE HEKİMLERİNE ÇOK GÜVENİYORUM”
Aile hekimlerinin, hastalanmadan sağlığın korunacağını bilen, insanların sağlıklı kalması için uğraşan en önemli hekim olduğunu belirten Memişoğlu, topluma gereksiz ilacın, gereksiz tedavinin talep edilmemesi gerektiği mesajının verilmesine işaret etti.
Memişoğlu, “Hastalandıkları zaman 2. basamaklar, 3. basamaklar çok iyi. Ben size çok güveniyorum, aile hekimlerine. Onun için sizlerden de destek istiyoruz. İnşallah bunun üstesinden geleceğiz.” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda da Isparta ziyaretinde, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında AK Parti İl Başkanlığının düzenlediği etkinliğe katılarak, gözünü bağlayıp bastonla görme engellilerin durumuna dikkati çekti.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kış mevsiminin iyice kendini belli ettiğini, özellikle yaşlıların, kalp rahatsızlığı olanların soğuk havalarda daha dikkatli olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Narin, şöyle konuştu: “Soğuk havada kan damarları büzülerek daralır. Bu da kan akışının azalmasına, dokulara daha az oksijen gitmesine yol açar. Tansiyon ve nabız yükselir, dalgalanmalar olur. Bu dalgalanmalar ve kalbe giden kanın azalması kalbin iş yükünü artırır.
Kalp sağlığına ciddi olumsuz etkileri olur, kalp krizi riski artar. Soğuklarda vücut ısısını koruyacak şekilde giyinerek kalbinizin daha az çalışmasını sağlayabilirsiniz.
Sıcak çay ve ya çorba gibi içecekler vücudunuzu ısıtacaktır. Kalp sağlığını güçlendirmek için egzersiz önemlidir. Ancak soğuk havalarda egzersiz yaparken dikkatli olun, aşırıya kaçmayın.”
“KALP SAĞLIĞI İÇİN STRES YÖNETİMİ ÖNEMLİ”
Doç. Dr. Narin, kalp krizi riskini artıran bir diğer faktör olan ‘kronik stres’ ile ilgili de önemli bilgiler verdi.
Kalp sağlığınızı korumak için stres yönetimi önemlidir. Düzenli egzersiz yapın. Egzersiz, stres hormonlarını azaltmaya ve kalp sağlığını iyileştirmeye yardımcı olur. Sağlıklı beslenin. Dengeli ve sağlıklı beslenme, kalp krizi riskini azaltmada önemli faktördür. Yeterli uyku uyuyun. Uyku, stres etkilerini azaltmada ve vücudun kendini onarmasında kritik rol oynar. Stresinizi yönetin. Meditasyon, yoga ve derin nefes alma gibi teknikler stresle başa çıkmanıza yardımcı olabilir. Unutmayın, stres yönetimi kalp sağlığınız için bir yatırımdır.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zamanında doğumların böbrek sağlığı açısından önem arz ettiğini belirten Üstündağ, şöyle devam etti: “Böbreklerimizdeki hücrelerin gelişimi, anne karnında doğuma yakın tamamlanıyor. Doğduktan sonra yeni bir böbrek hücresi oluşturamıyoruz. Dolayısıyla tıbbi bir olumsuzluk, anne ve bebek sağlığını tehlikeye atacak bir durum yoksa bebeklerin zamanında doğumunun sağlanması böbrek hastalığının önüne geçmek için çok önemlidir. Doğumlar vaktinden önce olursa özellikle böbreğe zarar veriyor. Böbreklerin daha az nefronla (böbreğin en küçük yapısal birimi) doğmasına neden oluyor.”
REKLAM
Üstündağ, Türkiyede normal doğumun özendirilmesi için Sağlık Bakanlığı öncülüğünde önemli çalışmalar yapıldığını dile getirdi.
Anne ya da bebek sağlığını tehlikeye atmayacak durumların dışında yapılan erken sezaryenden kaçınılması gerektiğini vurgulayan Üstündağ, şunları kaydetti: “Yakın zamana kadar Türkiyede sezaryen doğumlar yüzde 70 civarındaydı. Şu sıralar çok şükür yüzde 50lere kadar düştü. Ekim ayında bir seferberlik başlatıldı. Normal doğumu, zamanında doğumu özendirme seferberliği. Sağlık Bakanımız bu programı tanıttı. Temel amacın normal ve zamanında doğumları özendirmek olduğunu söyledi. Bu başarılabilirse ve erken doğumlar önlenirse bebekler daha sağlıklı böbreklerle dünyaya gelecektir. Böylece ileriki yıllarda böbrek hastalığı sayısının azalması sağlanabilecektir.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son yapılan çalışma, kahvenin hayata yıllar eklemenin ötesinde, bilişsel işlevleri koruduğu ve yaşa bağlı hastalıklara karşı koruduğunu gösterdi.
Yeni araştırmanın yazarları Catia R. Lopes ve Rodrigo A. Cunha, “Kahve tüketimi, zararlı bir alışkanlıktan insan sağlığını gerçekten koruyan güvenli bir yaşam tarzına evrilerek derin bir değişime uğradı” açıklamasında bulundu.
Büyük ölçekli epidemiyolojik çalışmalar, orta düzeyde kahve tüketimi ile Parkinson, bazı kanserler ve tip 2 diyabet gibi kronik hastalık risklerinin azalması arasındaki korelasyonları ortaya çıkardı.
Araştırmacılar, son verilerin kahve tüketiminin sağlık açısından çeşitli faydalara sahip olduğuna dair güçlü kanıtlar sağladığını söylüyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kornea körlüğü tarih oluyor…
Kornea, gözün en ön kısmında yer alan, ışığı odaklama ve gözü dış etkenlerden koruma görevine sahip, görme işlevinde büyük rolü olan, gözün eğimli saydam tabakası.
MİLYONLARCA KİŞİDE KÖRLÜĞE NEDEN OLABİLİYOR
Gözün en dıştaki şeffaf tabakası olan kornea, aynı zamanda dünya çapında on iki milyondan fazla kişide körlüğün nedeni.
Çevresel faktörlere karşı açık bir yapıya sahip olan bu doku, enfeksiyonlar, yaralanmalar ve alerjik reaksiyonlar nedeniyle hasar görebiliyor.
Bu tür hasarlar görme kayıplarına yol açabileceği gibi, ilerleyen evrelerde kornea nakli gibi ileri tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyulmasına neden olabiliyor.
TÜRK UZMANLAR YENİ YÖNTEM GELİŞTİRDİ
Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Yıldırım, kornea hastalıklarının erken teşhis ve tedaviyle kontrol altına alınabileceğini belirterek, keratokonus gibi genç yaşlarda görülen hastalıkların doğru müdahalelerle ilerlemesinin durdurulabileceğini ifade etti.
Ayrıca Prof. Dr. Yıldırım, kök hücre tedavileri ve gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde görme kaybı yaşayan hastalara umut olunduğunu vurguladı.

ERKEN TANININ ÖNEMİ
Prof. Dr. Yıldırım, keratokonus hastalığının özellikle genç erişkin bireylerde görülen ciddi bir sorun olduğunu ifade ederek, “Bu hastalık çocukluk çağında başlayabilir ve ilerleyerek düzensiz astigmatizma ile kalıcı görme kaybına yol açabilir. Erken tanı koyduğumuz hastalarda ‘vitaminli ışık tedavisi’ gibi yöntemlerle hastalığın ilerlemesini durdurabiliyoruz.” dedi.
KORNEA NAKLİNDE YENİ DÖNEM
Kornea naklinin ileri evre kornea hastalıklarında uygulandığını aktaran Prof. Dr. Yıldırım, günümüzde kullanılan modern tekniklerin başarı oranını artırdığını belirtti.
Prof. Dr. Yıldırım, “Artık dikişsiz ameliyat teknikleri ile astigmatizmanın artışını önleyebiliyor, hastaların görme seviyelerini yüzde yüzlere ulaştırabiliyoruz. Ayrıca, kornea hastalıklarının tedavisinde kök hücre uygulamalarının başarıyla kullanılmaktadır. Özellikle kimyasal yaralanmalarda ve kök hücre kayıplarında, hastanın sağlıklı gözünden ya da birinci derece yakınlarından alınan doku ile başarılı sonuçlar alıyoruz.” diye konuştu.
“KONTROLLERİ İHMAL ETMEMEMİZ GEREKİYOR”
Prof. Dr. Yıldırım, kornea hastalıklarının tedavisinde erken tanının ve düzenli takibin önemine vurgu yaparak, “Enfeksiyon ve keratokonus gibi hastalıkların erken teşhis edilmesi, kornea nakli gereksinimini ortadan kaldırabilir. Hastalarımızın düzenli göz kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

KORNEA BAĞIŞI VE GÖZ BANKALARININ ÖNEMİ
Kornea naklinin başarıyla uygulanabilmesi için organ ve doku bağışının hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Yıldırım şöyle devam etti:
Ülkemizde göz bankaları sistemi sayesinde hastaların ihtiyaç duyduğu kornea dokularına erişim daha düzenli ve hızlı bir şekilde sağlanabiliyor. Ancak bağış oranlarının artması, daha fazla hastanın görme yetisini geri kazanmasına olanak tanıyabilir. Özellikle kornea naklinin yüzde yirmilerin altına düşen görme kayıplarında etkili bir tedavi yöntemi olduğunu düşünürsek, organ bağışının yalnızca bir iyilik değil, birçok kişi için bir umut ışığı olduğunu unutmamalıyız.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şehir turu, Menteşe Cumhuriyet Meydanı’ndan start aldı. Ekip araçlarının siren eşliğinde katıldığı etkinlikte, sağlık ve acil hizmetlerin önemine dikkat çekildi.
Ambulanslar, itfaiye araçları, jandarma ve polis ekip araçları ile AFAD’a ait araçların yer aldığı konvoy, Menteşe’nin sokaklarında tur atarak vatandaşlara 112 Acil Sağlık Hizmetleri’nin hayati önemi konusunda farkındalık mesajı verdi.
1-7 Aralık tarihleri arasında düzenlenen 112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası kapsamında çeşitli farkındalık etkinliklerinin devam edeceği belirtilirken, yetkililer acil durumlarda 112’yi doğru kullanmanın önemine bir kez daha dikkat çekti.
Şehir turu, Menteşe’nin sokaklarını dolaştıktan sonra sona erdi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çıkan tartışma büyüyerek kavgaya dönüşünce polis memuru H.Ş. yanındaki silahıyla 4 kişiye ateş etti. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. İş yerine gelen sağlık ekipleri ilk müdahalenin ardından yaralıları hastaneye kaldırılırken polis memuru H.Ş.’nin kaçtığı öğrenildi. Olayda yaralanan S.E. ve Y.A.E. kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken diğer iki yaralıdan birinin ise durumunun ağır olduğu öğrenildi. Polis, olayla ilgili soruşturma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SON KİRA ARTIŞ ORANI NE OLDU?
Ekim ayı enflasyon (TÜFE) rakamları ile kasım ayı kira artış oranı da ortaya çıktı. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre kira artış oranı Kasım 2024 için yüzde 62,02 oldu.

ARALIK KİRA ARTIŞ ORANI NE ZAMAN AÇIKLANACAK, YÜZDE KAÇ OLACAK?
3 Aralık günü TÜİK tarafından açıklanacak enflasyon oranı ile kira artışı da ortaya çıkacak.
Peki kira zammı nasıl hesaplanır?


KİRA ARTIŞ ORANI HESAPLAMA FORMÜLÜ
ÖRNEK HESAP
Mevcut Kira Bedeli: 10.000,00 TL
Örnek Artış Oranı: %25
Kira Artış Tutarı: 2.500,00 TL
Aylık Yeni Kira Tutarı: 12.500,00 TL
Yıllık Yeni Kira Tutarı: 150.000,00 TL

ENFLASYON BEKLENTİSİ BELLİ OLDU
Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi ile beklenti ortaya çıktı. Buna göre, geçen ay yüzde 1,96 olan kasım ayı TÜFE artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 2,01’e çıktı.

Cari yıl sonu TÜFE artışı beklentisi de yüzde 43,11’den yüzde 44,81’e yükseldi.
TÜFE’de artış beklentisi 12 ay sonrası için yüzde 27,44’ten yüzde 27,20 gerilerken, 24 ay sonrası için yüzde 18,08’den yüzde 18,33’e çıktı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çarpışmanın etkisiyle B.A’nın kullandığı otomobil devrildi.
İhbar üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Kazada yaralanan devrilen otomobilin sürücüsü ile araçtaki M.E.B. ile E.A. sağlık ekiplerince Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Kaza nedeniyle bölgede ulaşım bir süre kontrollü sağlandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara’da bir kişi, 2015’te sıfır araç satın aldı. Aracı kullanmaya başladığından itibaren elektrik bağlantısı kesilmesi, ateşleme arızası gibi sorunlar yaşayan araç sahibi, sorunun giderilmesi için aracı servise götürdü ancak bakımlarının yapılmasına rağmen araçtaki arızalar devam etti.

Araç sahibi, 2016’da, kullanımı esnasında aracın aniden yanması üzerine servisten aracın yenisiyle değiştirilmesi istemiyle dava açtı. Servis, araçta gizli ayıp olmadığını, servise getirildikten sonra araç üzerinde yapılan kapsamlı incelemede herhangi bir sistem arızasına veya soruna rastlanmadığını savundu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yakıt deposundan alınan numune üzerinde yapılan incelemede, “içerikte aseton tespit edildiğini” belirten servis, asetonun motor içerisindeki egzoz sıcaklıklarını artırdığını, ABS etrafında bulunması gereken braketin bulunmaması sebebiyle hidrolik ünite kablolarında yanmaya sebep olduğunu savunarak, davanın reddini talep etti.

Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, imalattan kaynaklı gizli ayıplı olduğu tespit edilen aracın yapılacak tamiratta değer kaybına uğrayacağı gerekçesiyle açılan davanın kabulüne karar verdi ve aracın yenisiyle değiştirilmesine hükmetti.

İstinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince reddedilen servis, kararı temyiz etti. Dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, oy birliğiyle yerel mahkeme kararlarını onadı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Henüz belirlenemeyen bir nedenle meydana gelen kazada, traktörün altında kalan M.D.’nin hayatını kaybettiği, köylülerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından tespit edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gençlik ve Spor Bakanlığının önemli görevlerinden birinin gençlere yurt hizmeti vermek olduğu ifade edilen açıklamada, Türkiye’de 2002’de 182 bin 258 yatak kapasiteli 190 yurt bulunuyorken; bugün 993 bin 720 yatak kapasiteli 862 öğrenci yurdu bulunduğu aktarıldı.
Bakanlığın, 2024-2025 eğitim öğretim dönemi için yurt başvurusunda bulunan her 100 öğrenciden 98’ini yurtlara yerleştirdiği, öğrencilerin sabah kahvaltısı ve akşam yemeğinin ücretsiz karşılandığı vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında barınan ve başvuru yapan öğrencilere bu yıl yaklaşık 20 milyar lira öğrenim kredisi ve 15 milyar lira da burs ödemesi yapılmıştır. Öğrenim kredisi geri ödemeleri, herhangi bir enflasyon farkı veya faiz uygulaması olmaksızın, sadece alınan kredi üzerinden yapılmaktadır.
Bakanlık, öğrencilere burs/kredi ödemesinin yanında beslenme yardımı da yaparak bütçelerine katkıda bulunmaktadır. Yurt içindeki yurtlarda barınan öğrencilere sabah kahvaltısı için 55 lira, akşam yemeği için 110 lira olmak üzere toplam 165 lira, KKTC’deki yurtlarda barınan öğrencilere sabah kahvaltısı için 60 lira, akşam yemeği için 115 lira olmak üzere toplam 175 lira beslenme yardımı verilmektedir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ELİ VE YÜZÜ YANDI
Yaşadığı dehşet dolu dakikaları anlatan B.Ç; “arkadaşlarımla maç yaptıktan sonra fırına gittik. Burada bir süre sohbet ettikten sonra arkadaşlarımdan biri fırının içine girip tekrar çıktı. Bende merak edip içeri girince arkadaşlarım kapıyı üzerime kapattı. Açmak istesem de kapı açılmadı. Daha sonra fırın çalıştı ve dönmeye başladım. Sonra kapüşonumu kafama çekip ellerimi cebime soktum. Fırının ısısı artınca tekrar kapıyı açmaya çalıştım. Bu sırada elim ve yüzüm yandı” dedi.

“HASTANEDE ÜZERİME ÇAY DÖKÜLDÜ DE”
Bir süre sonra arkadaşlarının kendisini fırından çıkardığını ve hepsinin telaşlandığını belirten B.Ç; “Fırından çıkınca bir süre kendimden geçmişim. Arkadaşlarım hastaneye giderken beni ‘üzerime çay döküldü de’ diye tembihlediler. Bu olay nedeniyle bir kaç gün kendime gelemedim. Hastanede ellerimi ve yüzümü sardılar” diye konuştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cezayir’in doğusundaki Annebe şehrinde kurulan “Geleneksel Kıyafet Eğitim ve Üretim” atölyesinin açılışına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ın yanı sıra Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri, Vilayet Meclisi üyeleri ve kentteki yöneticiler katıldı.
Büyükelçi Küçükyılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Geleneksel Kıyafet Üretim ve Eğitim Atölyesinde üretilen kıyafetleri görünce Anadolu’da bir yerde olduğumu düşündüm. Çünkü kıyafetler ve özellikle desenler hemen hemen aynı özelliklere sahip” diyerek, iki ülke arasındaki kültürel benzerliğe işaret etti.
TİKA tarafından kurulan atölyenin gençlere meslek öğretmenin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılmasına da yardımcı olacağına dikkati çeken Küçükyılmaz, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman ve her konuda kardeş Cezayir halkının yanında olmaya devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Annebe’deki atölyede, genç kızlara geleneksel kıyafetlerin dikişi konusunda eğitim verileceği ve aynı zamanda bu kıyafetlerin üretiminin yapılacağı ve elde edilen gelirin üretimde görev alanlara dağıtılacağı kaydedildi.
“Hurma Mumülleri” atölyesi
TİKA, başkentin güneydoğusunda bulunan ve ülkenin önemli hurma üretim merkezlerinden biri olan Biskra kentinde ise “Hurma Mamulleri Üretimi ve Eğitimi Atölyesi” kurdu.
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, TİKA Cezayir Program Koordinatörü Gökçen Kalkan, Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri ve ildeki bazı kurum yöneticilerinin katıldığı bu törende de yaptığı konuşmada, Biskra’da Cezayir’in “en kaliteli hurmalarının yetiştiğini” vurgulayarak, atölyede bölgedeki hurmaların işlenerek yüzden fazla ürüne dönüştürüleceğini ve böylece ekonomik değerinin artırılacağını ifade etti.
Hurma mamullerini üretmek için kurulan atölyenin aynı zamanda AR-GE ve eğitim merkezi olarak işletileceğini aktaran Küçükyılmaz, kurulan atölyede verilecek eğitim ve yapılması planlanan üretimin bölgede ve Cezayir genelinde örmek teşkil edeceğine inandığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞenobaSpor Salonu’nda düzenlenen konsere, öğrenciler ve vatandaşlar ilgi gösterdi.
Marş ve türküleri seslendiren bandoya dinleyiciler zaman zaman eşlik etti.
Konseri, Uludere Kaymakamı Ekrem Ender Ergün, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı İbrahim Halil Çiftçi ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Mikail Demirtaş da izledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tip 2 diyabetin kontrolü ve tedavisinde kullanılan metmorfinin kan şekeri üzerindeki etkilerine değinen Dr. Ralph A. DeFronzo, diyabet hastalarıyla yapılan çalışmalardan örnekler vererek uygulanan tedavi sonuçlarını değerlendirdi. Tip 2 diyabet hastalarının sadece yüzde 15-20’sinde kardiyovasküler veya böbrek hastalığının olduğunu belirten DeFronzo, böbrek yetersizliği ve kalp yetersizliğinin birlikte olduğu ve birbirini etkilediği kardiyorenal metabolizma sendromunda kombine tedavi uygulamalarının önemini vurguladı.
REKLAMÜLKEMİZDE DİYABETLİ ORANI NEDEN YÜKSELİYOR?
Ülkemizde ve dünyada diyabet artışının nedenlerinin sorulduğu Dr. DeFronzo, “Diyabetin artışının başlıca nedenleri arasında genetik yatkınlık, obezite, fiziksel aktivite eksikliği ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının olmaması yer alır. Özellikle fast food tüketiminin artması, işlenmiş gıdaların yaygınlaşması ve şekerli içeceklerin tüketimi, insülin direncinin artmasına ve dolayısıyla diyabetin yaygınlaşmasına yol açmaktadır” diye konuştu.
ÇOCUKLAR VE GENÇLERDE DİYBET ARTIŞI
Çocuklar ve gençlerde diyabetin artışının, obezite oranlarının yükselmesi ve hareketsiz yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu vurgulayan Dr. Ralph A. DeFronzo, “Ayrıca genetik faktörler ve çevresel etmenler (örneğin beslenme alışkanlıkları) de önemli rol oynamaktadır. Erken yaşta başlayan insülin direnci, diyabetin gelişiminde belirleyici bir faktördür” uyarısında bulundu.
SAĞLIKLI YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ TEŞVİK EDİLMELİ
Dünya genelinde diyabetin önlenmesi için alınabilecek önlemleri değerlendiren DeFronzo, “Diyabetin önlenmesi için sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri teşvik edilmelidir. Bu, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, kilo kontrolü ve düzenli sağlık taramaları ile sağlanabilir. Ayrıca toplumda diyabet farkındalığını artırmak ve eğitim programları düzenlemek de önemlidir” diye konuştu.
REKLAMERKEN TEŞHİS VE ÖNLEYİCİ TEDBİRLER DİYABETİN ETKİLERİNİ AZALTABİLİR
Dr. Ralph A. DeFronzo, “Diyabetin gelecekte tamamen ortadan kalkması mümkün olabilir mi?” sorusu üzerine “Diyabetin tamamen ortadan kalkması, zorlu bir hedeftir ancak erken teşhis ve önleyici tedbirlerle hastalığın etkileri azaltılabilir. Genetik faktörler nedeniyle bazı bireyler risk altında olsa da yaşam tarzı değişiklikleri ile diyabetin gelişimi önlenebilir veya geciktirilebilir” yanıtını verdi.
DİYABET İLAÇLARI DOKTOR GÖZETİMİNDE KULLANILMALIDIR
Son yıllarda en çok tartışılan konuların başında gelen diyabet ilaçlarının zayıflama yöntemleri ve üzerindeki etkilerini de değerlendiren Dr. Ralph A. DeFronzo, bu ilaçların mutlaka hekim gözetiminde olması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Diyabet ilaçları, özellikle GLP-1 agonistleri ve SGLT2 inhibitörleri, kilo kaybı üzerinde olumlu etkilere sahip olabilir. Ancak bu ilaçların kullanımı, doktor gözetiminde olmalıdır. Yan etkileri arasında gastrointestinal rahatsızlıklar, hipoglisemi ve böbrek sorunları yer alabilir. Bu ilaçların obezite tedavisinde kullanımı, dikkatli bir değerlendirme ve bireysel sağlık durumu göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.”
Dr. DeFronzo’nun diyabet alanındaki çığır açan çalışmaları, insülin direnci ve metabolik sendromun diyabet üzerindeki etkilerini anlamak için temel bilgiler veriyor. DeFronzo, bireylerin sağlık durumlarına yönelik kişiselleştirilmiş yaklaşımlar geliştirmenin kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Engin Gülal’ın plaket takdim ettiği Dr. Ralph A. DeFronzo, akademisyenlerle beraber hatıra fotoğrafı çektirdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avustralya İletişim Bakanı Michelle Rowland, parlamentoya Çevrim İçi Güvenlik Yasası’nda değişiklik yapılmasını öngören tasarıyı sundu. Rowland, “Bu reform, gençleri korumak ve ebeveynlere onların yanında olduğumuzu göstermek için yapılıyor” dedi.
Bakan Rowland, düzenlemenin sorumluluğu çocuklara veya ebeveynlere değil, sosyal medya platformlarına yüklediğini de belirtti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Prof. Dr. Ahmet Özkara, Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, Prof. Dr. Binnur Şimşek, Prof. Dr. Çağatay Öztürk, Prof. Dr. Erdal Karaöz, Prof. Dr. Erdem Koçak, Prof. Dr. Erden Ertürer, Prof. Dr. Halil İbrahim Canter, Prof. Dr. İhsan Yılmaz, Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez, Prof. Dr. Nebil Yıldız, Prof. Dr. Oğuz Acar, Prof. Dr. Pelin Kaynak, Prof. Dr. Rıfat Eralp Ulusoy, Prof. Dr. Tevfik Ecder, Doç. Dr. Ali Baran Budak, Doç. Dr. Batur Gönenç, Doç. Dr. Birkan İlhan, Doç. Dr. Murat Zor, Doç. Dr. Ömer Kays Ünal, Op. Dr. Ayça Ergan Şahin, Op. Dr. Ece Gürol Kars, Op. Dr. Miraç Turan, Uzm. Dr. Muhsin Doran, Uzm. Dr. Refik Cihnioğlu, Psk. Belgin Arslantaş, Dt. Bora Murat ve Dr. Hamid Aydın tarafından kaleme alınan kitaptaki makaleler, 50 yaş üstü erkeklerin kalp, böbrek, karaciğer, göz ve prostat sağlığı için pek çok başlıkta önemli bilgiler veriyor.
REKLAM
İşte “50 ve Ötesi Erkekler İçin Gerçek Reçeteler” kitabından tavsiyeler…
GENÇ KALARAK YAŞLANMAK MÜMKÜN MÜ?
Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Merkezi Direktörü Prof. Dr. Erdal Karaöz: Günümüzde pek çok ülke, kök hücre tabanlı hücresel tedavileri longevity, anti-aging ve yaşlanmayı geciktirme ya da yavaşlatma amacıyla araştırma aşamasında sürdürüyor. Son zamanlarda, eksozom adı verilen ve kök hücreler tarafından salgılanan nanopartiküllerin, yani içerisine birçok büyüme hormonu ve yararlı molekül barındıran çok küçük nano topçukların yaşlanmaya karşı olumlu etkileri üzerine bilimsel çalışmalar yayımlandı. Eksozom teknolojisi, tıbbın geleceği olarak, birçok bilim insanı tarafından büyük bir umutla takip ediliyor. Kök hücrelerle birlikte ya da tek başına kullanıldığında yaşlanmaya karşı olumlu etkiler sunduğuna dair bilimsel çalışmalar hız kesmeden devam ediyor.
REKLAMADIM ADIM CİNSELLİK: HER YAŞTA SAĞLIKLI BİR YAŞAM
Üroloji Uzmanı Op. Dr. Miraç Turan: 50 yaş sonrası erkeklerde cinsellik, yaşla birlikte değişen bir deneyimdir. Hormonal değişiklikler ve sağlık durumları, libido ve performansı etkileyebilir. Ancak bu dönem iletişim ve anlayışla zenginleştirilebilir. PRP, kök hücre, ESWT gibi yenilikçi tedaviler ve düzenli egzersiz, enerjiyi ve kan dolaşımını artırabilir. Partnerinizle açık diyaloglar kurmanız cinsel yaşamınızı canlandıracak yeni yollar keşfetmenize yardımcı olabilir. Cinsellik, yaşlanmanın doğal bir parçası olarak kabul edilmeli ve uyum sağlanarak keyifli bir şekilde yaşanmalıdır.
ADIM SAYISINA DİKKAT!
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alp Burak Çatakoğlu: Araştırmalar günde 5 bin adım üzeri yürüyenlerde kalp hastalıklarının azaldığını gösteriyor. Yüzme ve bisiklet gibi aerobik egzersizlerin haricinde; ağırlık kaldırmak, cross-fit gibi kas gücünü arttırabilecek egzersizlerin de kalp ve damarları için faydalı olduğu biliniyor. Yine de bu yüksek yoğunluklu egzersizler için doktorunuza danışmanızı öneririm. Kan sulandırıcı kullanan hastalarda, dikkatli olunması gereken dövüş sporları ve düşme riski olan sporların kanama ve morarma gibi sorunlara yol açabileceği ve tedbir alınması gerektiği göz ardı edilmemelidir. Ayrıca kalbinde kapatılmamış deliği olanların, tüplü dalışlarda vurgun yeme riskinin olabileceğinin akılda tutulması gerekir.
İLERİ YAŞ İLE GELEN KORKULAR
Psikiyatri Uzmanı Dr. Refik Cihnioğlu: 50’li yaşlar hayatımızda yeni bir evreye geçtiğimiz dönemdir. İnsanlar her yeni aşamada uyum problemleri yaşamışlardır ama her zaman da hızlı bir şekilde uyum sağlamayı başarabilmişlerdir. Kaygı ve korkularımız genelde kendiliğinden sönümlenme eğilimindedir. Ama uzun sürmesi çok yıpratıcı olabilir. Eğer bu sürecin çok yorucu olduğunu düşünüyorsanız yardım alma konusunda tereddüt etmemenizi öneririm. Bu süreçte sizinle yürüyecek bir destek her zaman iyi gelir ve kaygıları paylaşmak üstünüzdeki yükü hafifletir.
KRONOLOJİK YAŞA DEĞİL, BİYOLOJİK YAŞA ODAKLANIN
İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Birkan İlhan: Yaşla beraber hipertansiyon, diyabet, kalp ve beynin damarsal hastalıkları gibi kronik hastalıkların ortaya çıkma riski artmakta olup bu kronik hastalıklar biyolojik yaşlanmayı da hızlandırır. Ancak bu hastalıkların ortaya çıkmasında yaşam tarzının etkisinin çok büyük olduğu da unutulmamalıdır. Bir insanın 50’nci yaş gününde sigara ve alkol alışkanlığı varsa bırakarak yeni bir egzersiz programını yaşamına dahil etmesi kendisine vereceği en güzel ve paha biçilmez hediye olacaktır.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>M çiçeği virüsünü ele almak üzere DSÖ’nün Acil Durum Komitesi’nin bugün toplandığını kaydeden Ghebreyesus, “Komite bana, M çiçeği virüsü vakalarındaki artışın uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu oluşturmaya devam ettiğini bildirdi. Bu tavsiyeyi kabul ettim” ifadelerini kullandı.
Ghebreyesus, bu kararın, vakaların artan sayısına, coğrafi yayılımına, sahadaki operasyonel zorluklara, ülkeler ile ortaklar arasında tutarlı bir yanıt oluşturma ve bunu sürdürme ihtiyacına dayandığının altını çizdi.
REKLAM
DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, virüsten etkilenen ülkelere müdahalelerini artırma ve salgını sona erdirmek için uluslararası topluma da dayanışma çağrısında bulundu.
DSÖ, “maymun çiçeği virüsü (Monkeypox)” ifadesini, 2022’de ırkçılık ve ayrımcılık kaygısıyla M çiçeği virüsü (Mpox) olarak değiştirmişti.
M çiçeği virüsü, 14 Ağustos’ta DSÖ tarafından “uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu” olarak ilan edilmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk sinemasının en sert ve gerilim dolu filmlerinden biri olarak tanımlanan ‘Barda’, 17 yıl sonra günümüz gerçekleriyle yeniden yorumlayan filmin yönetmeni Hande Türkel görüşlerini paylaştı.

Kült hale gelmiş bir filmi, 17 yıl sonra yeniden yorumlayan Hande Türkel, ‘Barda’ hakkında ‘Şiddet hayatın içinde olduğu sürece sinemada da var olacak. Spesifik tek bir olay değil ne yazık ki yaşadığımız dünyada sürekli olan olaylar örgüsünü anlatıyoruz. İçeriği gerçek hayatı yansıttığı için de sert’ şeklinde açıklamada bulundu.
REKLAM‘İLK KEZ BİR SETTE ‘KESTİK’ DEDİKTEN SONRA KİMSENİN KIPIRDAMADAN KAYITTAN ÇIKTIĞINI GÖRDÜM’
Çekim ortamı ve atmosferi hakkında detaylar paylaşan Hande Türkel; “En önemlisi izleyicilere izlediğinin gerçek olduğunu hissettirmekti. Bu yüzden çekim ortamını oyuncular için içine kapatıldıkları ve çıkamayacakları bir yer haline getirdik. Oyuncuları kurduğumuz dünyaya inandırdık ve onlarda bana teslim oldular. Bundan sonrası akışa güvenmek oldu’ dedi. Ekip olarak oyunculara ve onların içinde oldukları duygulara saygı duyduklarının altını çizen Türkel ‘İlk kez bir sette kestik dedikten sonra kimsenin kıpırdamadan konuşmadan sadece kayıttan çıktığını gördüm . O duygu hiç kesilmedi hiç bozmadan ikinci plana geçtik” dedi.

Oyuncuların müthiş bir sinerji yakaladığından bahseden Hande Türkel; “Filmi beğenmeye bilirsiniz ama sadece oyunculuk performanslarını izlemek için izlemelisiniz’ şeklinde konuştu.
Filmin oyuncu kadrosunda; İdris Nebi Taşkan, Melisa Berberoğlu, Cem Söküt, Burak Can Doğan, Alperen Aldanmaz, Melissa Değer, Yalım Danışman, Alperen Çavdar, Doğa Yiğit, Ender Hacımustafaoğlu, Hilmi Ahıska, Kıvanç Baran Arslan, Berkan Şal, Ertan Saban, Fatih Al, İlker Kızmaz, Ejder Özkarslıgil yer alıyor.

Geçmişin günümüze kıyasla masum kaldığı, eskisinden daha vahşi, daha karanlık, daha acımasız sosyal çevremizde, dokunsak patlayacak gibi duran toplumsal kutuplaşmaların tam ortasında, şehrin bambaşka bir yerinde bambaşka bir barda, tüm kabuslarınızın ötesinde bir gece adım adım ilerliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği 9. Antalya Edebiyat Günleri, ödül gecesi ile başladı. Türkan ŞorayKültür Merkezi’nde gerçekleşen gecede En İyi Öykü Kitabı ödülü “Ne Yeni Ne Başka” adlı eseriyle Ayşen Işık’a, En İyi İlk Öykü Kitabı ödülü “Kıran Yeli” adlı eseriyle Gülser Kut Arat’a ve Onur Ödülü ise kadın edebiyatının öncülerinden Ayla Kutlu’ya takdim edildi.
Gecede konuşma yapan Başkan Uysal, “iyi kitapların çok az satıldığı bir dönemde” başlattıklarını söylediği Antalya Edebiyat Günlerinin 9’uncu yılına girmesinin önemine vurgu yaptı. Uysal, bunu bir tip ‘direniş’e benzetti.
Türkiye’nin kültür ve sanat alanında yeni bir merkez inşasının arifesinde olduğunu aktaran Uysal, şöyle konuştu:
“Benim sadece çağrım şu. İnsandan yana, bilimsel, düzgün, akli, samimi, sahici, otantik, kişilikli, kimlikli bir sanat için merkez inşa etme konusunda herkesi göreve ve yardıma davet ediyorum. Çünkü bu olmadan diğer kaostan bir demokrasi asla çıkmıyor. Doğrunun, güzelin bir merkezinin inşası önümüzdeki süreçte mutlaka sanatta ve kültürde de toplumların, ülkelerin gündeminde olacak diye düşünüyorum.”
Gecede onur ödülü alan Ayla Kutlu, “Yazarlık çok zor bir iştir gerçekten ama Türk kadını güçlüdür, nihayetinde bir aslan, bir kaplandır” dedi. En İyi Öykü Kitabı ödülünün sahibi Ayşen Işık, “Edebiyat bize yoldaşlık ediyor. Acılarımızı, kederimizi belki kurtaramıyoruz ama. Minnettarım. Öykü kitabıma verilen bu ödül benim için çok kıymetli. Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin yaptığı bu etkinlikler, eminim burada bir sürü kişinin hayatlarında fark yaratacak” diye konuştu.
Gülser Kut Arat ise aldığı En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü’ne ilişkin “Ben bu ödülü daha iyi, daha güzel, daha insanca bir yaşama inanan ve bu uğurda kendini feda eden devrimin çocuklarına ve unutamadığım arkadaşlarıma gönderiyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İbrahim Erkal Kültür Merkezindeki, Öğretmenler Müzik Topluluğunun, Öğretmenler Günü Konseri, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Öğretmen olan Ruşen Hattatoğlu Ece ile eşi Bilal Ece’nin sunduğu programda, ERSANDER Başkanı olan eğitimci Ümit Gergit, açılış konuşması yaptı.
Programın ilk bölümünde; ERSANDER Kadın Kolları Başkanı ve eğitimci Sevnur İçyar, Cumhuriyet dönemi edebiyatının önemli şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu’nun ‘Dünyanın en güzel çiçekleri’ şiirini seslendirdi.
Ardından Türk Halk Müziği Sanatçısı, ERSANDER Genel Sekreteri Vahit Alkır’ın yönetmenliğini yaptığı programda öğretmenlerden oluşan solistler Yasemin Deniz Akköse, Uğur İdem, Berna Kılıç, Hayrullah Yabatu, saz sanatçıları Ahmet Erdoğan, Bekir Karamollaoğlu, Burhanettin Kaya, Burhan Yakut, Cihangir Koşapınar, Çağatay Çapan, Eda Alemdar Çankaya, Gönül Kürkçüoğlu, Murat Yakut, Rıdvan Şanlı sahne aldı.
Vahit Alkır, ERSANDER yönetiminde görev alan Gazeteci- Fotoğraf sanatçısı Öztürk Akkök ve Ahşap Yakma sanatçısı Canip Cihangir’in hastanede tedavi gördüklerini dile getirdi, izleyicilerden alkış göndermelerini istedi.
Sonra birer ses sanatçısı gibi öğretmenler, Vahit Alkır’la birlikte Türk Sanat ve Türk Halk Müziği eserlerini, okudular. Vahit Alkır’ın isteği üzerine sahneye çıkan Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız da öğretmenlerle beraber ‘Eski Dostlar’ şarkısını söyledi.
Programın son bölümünde Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, seyirciler tarafından alkışlanan sanatçı öğretmenlere çiçek verdi ve teşekkür etti. Yakup Yıldız, “Öğretmenler Gününü bir günle sınırlamamak gerekir. Öğretmenler her gün hatırlanmalı ve anılmalı” diye konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlık tarihi boyunca ellerden hiç düşmeyen ve insanoğlunda özel bir yeri bulunan tespihler bazen duaların ve yakarışların aracı kimi zaman erkeklerin aksesuarı kimi zaman da koleksiyoncuların vazgeçilmezi oldu. Birbirinden özel taşlar ve bin bir emek ile yapılan tespihler özellikleri kadar fiyatlarıyla da hep dikkat çekiyor. Elazığ’da bir tespih dükkanında satılan Osmanlı sıkma kehribarı da hem fiyatı hem de görüntüsüyle görenlerin ağzını açık bırakıyor. Osmanlı döneminden kalma taşların özel ellerde işlenmesi ile elde edilen kehribar tespih, görüntüsü kadar fiyatı ile de dikkat çekiyor. Yaklaşık 200 yıl önce yapılan ve bugüne kadar orijinalliğini koruyan Osmanlı kehribarı tespih Elazığ’da 330 bin liraya satılıyor.
Tespih ustası Hadin Bulut yaptığı açıklamada, “Bu tespih Osmanlı sıkma kehribardır. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. O dönemde tespihe çevrilmiş bir üründür. Bu yıla kadar vişne rengi olarak gelmiş. Bazı müşterilerimiz var tekrar tıraşlayalım iç rengi ortaya çıksın dediklerinde tıraşlandı ve kayısı rengine doğru gitti. Ortalama 10-15 yıl sonra tekrar vişne rengine dönecek. Bu tespih kıymetli ve antika üründür. Genelde kıymetini bilenler alıyor. Yatırım için alıyorlar. Şu an istediğimiz rakam 300 bin lira. Altın püskülü ile 330 bin liraya buluyor. Çok nadir bir üründür. Mesela koleksiyoncular ya da tespihçiler bilir, imamenin ve habbenin temizliği ve o dönemden bu güne kadar çatlak olmamış yani değişen olmamış bir üründür. Osmanlının ham döküm fabrikası 1900’lü yılların sonunda kapandı. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. Tam yılını bilemeyiz ama kokusuna ve özelliklerine baktığımız da o kadar bir yılı olduğunu düşünüyoruz. Talep oldukça fazla. Özellikle Araplar ilgi gösteriyor. Son zamanlarda ülkemizde de ilgi görmeye başladı. Yatırımlık alanlar oluyor. Koleksiyon için alanlar oluyor” dedi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyarette, resim bölümü öğrencilerinin Bilecik Valiliği iş birliğiyle sürdürülen ‘Bilecik İlinin Tarihi ve Kültürel Mirası’ teması kapsamında tuval üzerine ürettikleri eserler incelendi. Aynı zamanda, Aralık ayında açılması planlanan ‘Kent Belleği-Kent İzlenimleri’ sergisi için hazırlanan çalışmalar da değerlendirildi.
Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, öğrencilerle bir araya gelerek projeleri ve eserlerin üretim süreçleri hakkında bilgi aldı. Öğrencilerin sanatsal bakış açısı ve çalışmalarına duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Kaplancıklı, bu tür iş birliklerinin üniversitenin sanatsal ve kültürel katkılarını artırdığına dikkat çekerek, yapılan çalışmalara desteklerinin devam edeceğini ifade etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana’da yaşayan 4. sınıf öğrencisi Ada Mila Irmak, sergide yer alan 28 eserini Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu
MERSİN – Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, sulu boya, kuru boya, akrilik ve pastel boya çalışmalarıyla yaptığı resimleri, Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu. Küçük yaşta açtığı ikinci sergi ile sanatseverlerin dikkatini çeken 4. sınıf öğrencisi Irmak, yazmayı planladığı öyküleri kendi resmetmek istiyor.
Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, özel bir okulda eğitimini sürdürmenin yanında kitap okumayı ve piyano çalmayı seviyor. Adana Atlı Spor Kulübü’nde lisanslı tenis oyuncusu olan Irmak, 3 yaşından itibaren resim yapmaya başladı. Annesi de amatörce resimle uğraşan Irmak’ın yaptığı resimleri gören dede İhsan Toksöz, torununa destek oldu. Irmak, zamanla yaptığı resimleri geliştirmesi üzerine, dedesinin de desteğiyle geçen yıl ilk kişisel resim sergisini açarak, gelirini de depremzedelere bağışladı. Yaklaşık 2 yıldır Bilimsel Sanat Merkezleri öğrencisi olarak sanata olan ilgisini geliştiren Irmak, serbest şekilde çalışarak özgün eserler ortaya koyuyor. İleride yazacağı öyküleri kendisi resimleyerek sanatını birleştirmek isteyen Irmak, sulu boya, akrilik, kuru boya, pastel boya ile çalışmalarını sürdürüyor. Sanatını, yönlendirilmeden kendi seçtiği konular ve malzemelerle geliştiren genç ressam, geçen yıl İçel Sanat Kulübü’nde açtığı ilk kişisel sergisinin ardından, bu kez ikinci sergisini Mersin’de sanatseverlerle buluşturdu. İSK’da açılan ve 28 eserin yer aldığı sergi, 28 Kasım’a kadar gezilebilecek.
“İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum”
Özel bir ilkokulda eğitimini sürdüren Irmak, 3 yaşında çizmeye başladığını, bir süre sonra dedesi İhsan Toksöz’un bu yeteneğini keşfettiğini söyledi. Dedesinin kendisini bu konuda sürekli desteklediğini dile getiren Irmak, böylelikle ilk kişisel sergisini geçen yıl açtığını ifade etti. Sergideki eserlerin beğenilmesi üzerine bu yıl da ikinci sergisini açmaya karar verdiğini belirten Irmak, her türlü resim çizmeyi sevdiğini kaydeti. İleride iyi bir ressam olmayı hedeflediğini vurgulayan Irmak, “İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum” dedi. Irmak, çevresinden de olumlu tepkiler aldığını kaydetti.
“İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak”
Dede İhsan Toksöz ise torununu küçük yaştan beri takip ettiklerini belirterek, “Çok ilginç resimler ortaya çıkardı. Şu anda da BİLSEM’de okulun yanı sıra eğitim görüyor. Resim yeteneğinin yanında tenis sporunda lisanslı oyuncu. Piyano çalıyor, öyküler yazıyor” diye konuştu. İSK yöneticilerinin geçen seneki serginin ardından bu yıl için de söz aldıklarını ifade eden Toksöz, torununun bütün yaz çalışarak bu sergiyi açtığını aktararak, “Onun adına çok mutluyum. İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konak Belediyesi’nin Umurbey Mahallesi’ni sanatın merkezi haline getiren Darağaç Kolektifi’yle ortaklaşa hayata geçirdiği “Darağaç Fermantasyon” Projesi, kamusal ve özel alanlarda farklı yöntemlerle çalışan sanatçıları konuk etmeye başladı. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) yürütücülüğünde, Avrupa Birliği desteğiyle gerçekleştirilen ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen projenin ilk sergisi Oksidasyon, 1519 ve 1532 Sokak’ta ziyarete açıldı.
Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergide fermantasyonun çift yönlü doğasına vurgu yapıldı. “Fermantasyon sürecin ilk adımı Oksidasyon” adıyla duyurulan etkinlikte sergilerin yanı sıra canlı performans ve enstalasyonlar da yer aldı. Etkinlik programında ilerleyen günlerde film gösterimi, konser ve söyleşiler de yapılacak.
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı’ndan hibe alan 10 proje arasında yer alan ‘Darağaç Fermantasyon’ Projesi’nin kente değer kattığını vurguladı. Bir yıl sürecek projenin sanatçıları ve sanatın her boyutuyla yaşatıldığı Umurbey Mahallesi’ni her geçen gün daha yaratıcı ve üretken kıldığını belirten Başkan Mutlu, “Ne şanslıyız ki Konak’ımızda sanatla yoğrulmuş, sanatla yol almış, kolektif üretimi başarmış bir mahallemiz var. Yıllardır çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğimiz Darağaç Kolektifi ile bu yıl, Konak Belediyesi olarak ortak bir proje içinde olmaktan dolayı mutluyuz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği gibi konuların ele alınacağı Tarihi Kentler Birliği toplantısı Muğla’nın Marmaris ilçesinde Tarihi Kentler Birliği ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başkanlığında toplandı.
Toplantının açış konuşmasını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptı. Aras şunları söyledi:
“Memleketimiz Muğla, kesintisiz insan yerleşimiyle 8 bin yıllık geçmişe sahip, Akdeniz’in en önemli kentlerinden biridir. Bir Akdeniz kenti olarak Muğla, antik çağlardan günümüze kadar birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde bu kültürel çeşitliliğin mirası, günlük yaşamımızın pratiklerinde yaşamaya devam etmektedir.
“Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir”
Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir. Bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz ‘demokrasi’ gibi sosyal yeniliklerin ortaya çıktığı bir tarihe Muğla’da ev sahipliği yapmaktayız.
Muğla gibi dinamik bir şehre hizmet etmek ve dünya çapında şehirlerle güçlü bağlar kurma geleneğini sürdürmek müthiş bir ayrıcalık. Ege’nin incisi kentimiz doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle insanları kendine çekerken, her biri ayrı güzelliklere sahip 13 ilçesi ve keşfedilmemiş yönleriyle ziyaretçilerini adeta büyüler. Böylesine eşsiz bir coğrafya ve fırsata sahip olmanın verdiği sorumlulukla çalışmalarımıza hızlıca başladık. Bugün, 8 bin yıllık kültürel mirasıyla şehrimiz, dünyayla bir kez daha buluşmanın heyecanını yaşıyor. Oluşturduğumuz yol haritası ile Muğla’nın kültürel mirasını dünyaya tanıtma yolculuğuna büyük bir heyecanla çıktık.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, uluslararası ve bölgesel bağlarımızı güçlendirmeye ve hem şehirlerimiz hem de küresel topluluğumuz için fayda sağlayacak iş birliği yollarını keşfetmek için büyük bir kararlılıkla çalışmalarımıza başladık. Ortak fayda sağlayan girişimlerle, karşılıklı öğrenmeyi, en iyi uygulamaların değişimini kolaylaştırabileceğimize ve toplumlarımızın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunabileceğimize inanıyorum. Kentsel planlama, iklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, tarım, turizm, kültür ve kültürel miras gibi alanlarda birçok ortak proje ve iş birliği gerçekleştirmeyi planlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyon ihalesini gündeme getirerek, “Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinde konuşan CHP AntalyaMilletvekili Aykut Kaya, “Kültürel ve tarihi mirasımızın korunmasını ve ortaya çıkartılmasını amaçlayan çalışmaların doğru olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu çalışmaların kamu yararını gözeterek yapılıp yapılmadığı, birim fiyatlarının doğru hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda ciddi endişelerim var” dedi. Kaya, “Bu konuyu size somut olarak örnek bir olay üzerinden resmi belgelerle anlatmak istiyorum” diyerek, şu ifadelere yer verdi:
“296 bin liralık iş için 8.2 milyon TL ödenmiş”
“2023 yılında ihalesi yapılan Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyonu işinin birim fiyat teklif cetveline baktığımız zaman, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün yaptığı maliyet cetveline uygun hareket edilmediği görülmektedir. Örneğin, 9 numaralı harcama kaleminde ‘imitasyon yapılması pozu’ işi için Rölövö ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir.
Yine aynı şekilde 44 numaralı harcama kalemindeki enjeksiyon harcında, Rölöve ve Anıtlar Kurulu birim fiyat olarak 62 ton kalem iş için 30.81 TL belirlerken, yüklenici aynı iş için 130 TL birim fiyatı vermiş. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’ne göre bu kalem iş için 1 milyon 916 bin 998 TL harcama öngörülmüşken yüklenici 8 milyon TL olarak işi almış. Aradaki farka bakın ve sadece bu iki kalemde metrekareler arttıkça yüklenicinin karını siz düşünün. Hakediş raporlarında da bu gözükecektir.”
“Yapılacak işe yüksek, yapılmayacak işe düşük fiyat”
Aynı ihale kapsamında, 7 numaralı iş kalemindeki montaj işini, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün birim fiyatını 4 bin 268 TL olarak öngördüğü işi, yüklenici 250 TL birim fiyat üzerinden yapmayı taahhüt ettiğine dikkat çeken Milletvekili Aykut Kaya, “Sayın Bakan, yüklenici bu kalem iş için birim fiyatını neden düşük vermiş, hiç düşündünüz mü? Çünkü bu işi yapmayacağı için düşük fiyat vermiş. Yapacağı kalemlerin birim fiyatını yüksek vermiş. Yani Birim Fiyat teklif cetveli ile kamu adına 15-20 milyon TL’ye imal edilecek bir iş, nasıl oluyor da 75 milyon TL’ye yapılıyor? Lütfen bu konuları araştıralım” diyerek Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy’a seslendi.
“Devlet kaynakları israf olacak”
Aykut Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Elimdeki resmi belgeleri de sizlerle paylaşıyoruma ama işin sonunda siz de göreceksiniz ki yüklenici karlı olan kalemleri yapmış, karı düşük olanları yapmamış ve ödeneğin tümünü kullanmış, ancak iş bitmemiş. Siz diğer yüklenicinin düşük karlılık sebebi ile yapmadığı işler için ikmal ihalesine çıkacaksınız ve devletin kaynaklarını israf edeceksiniz. Lütfen Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün hazırladığı yaklaşık maliyetlere uygun ihale yapın ve ihale sürecini ona uygun yönetin. İhaleyi alanların hesap oyunlarıyla kamu kaynaklarını haksız yere edinmelerine izin vermeyin. Kanaatimce bu tür ihalelerde bu kötü niyet uygulamalarının yaygın olduğunu düşünüyorum. Bu konuları siz hiç takip etmiyor musunuz? Bugüne kadar herhangi bir tespitte bulundunuz mu? Merak ediyorum, bulunduysanız, sorumlulardan hesabını sordunuz mu?”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sık sık birlikte tatile çıkan ünlü çift, bu kez rotalarını Mısır’a çevirdi.
Her tatilinde sosyal medyada aktif olan ünlü oyuncu, Mısır tatilinden de kareler paylaşmayı ihmal etmedi.
Erçel, Mısır’ın başkenti Kahire’de bir müzeyi ziyaret ederek buradan çektiği fotoğrafları takipçileriyle paylaştı.
Paylaşımları arasında dikkat çeken bir detay da sevgilisi Hakan Sabancı’nın fotoğraflara dahil olmasıydı.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Manavgat ilçesi Side Mahallesi’nde 2006 yılında ailesi tarafından kayıp başvurusu yapılan Ayhan Ağgedik’e ulaşılamayınca dosya kapatıldı. Geçen yıl kasım ayında Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Ayhan Ağgedik’in öldürüldüğü ihbarı geldi. Başsavcılığın yeniden açtığı soruşturma kapsamında İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri araştırma başlattı. Ekipler, 2006 ve 2024 yılları arasında ilçe genelinde bulunan ve kimliği tespit edilemeyen cesetlerle ilgili bilgileri yeniden inceledi.

DNA EŞLEŞTİ
Ayhan Ağgedik’in kaybolduğu dönemde ailesinin verdiği bilgileri değerlendiren ekipler, 18 Ağustos 2013’te Aksaz Mahallesi’ndeki boş arazide ağacın altında bulunan cesetten toplanan delillerin eşleştiğini tespit etti. Yarısı toprağa gömülü bulunan kemik parçalarındaki kıyafetle cesedin yanındaki eşyaların Ağgedik hakkında verilen bilgilerle uyuşması üzerine, yakınlarından DNA örneği alındı. İncelemede, cesedin Ağgedik’e ait olduğu belirlendi.

ŞÜPHELİLERDEN 4’Ü TUTUKLANDI
Polis, Ayhan Ağgedik’in öldürülmesi olayına karışanların 2022’de yaşamını yitiren Abdurrahman Aykut, Bilal Okudan, Mustafa Ağnar, İbrahim Kıskaç, Mehmet Kaplan ve Yılmaz Aykut olduğunu tespit etti. Gözaltına alınan şüphelilerden Yılmaz Aykut, Mustafa Ağnar, İbrahim Kıskaç ve Bilal Okudan ‘Töre saikiyle tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan tutuklandı. Mehmet Kaplan ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
40 BİN LİRAYA ÖLDÜRDÜ
Cinayetle ilgili Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Manavgat 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede; Ayhan Ağgedik’in, başka bir erkekle görüştüğü için eski eşi Aynur Aykut’tan ayrılmak istemesi üzerine Aynur’un babası Abdurrahman Aykut ve ağabeyi Yılmaz Aykut’un bu durumu namus meselesi olarak görüp Ayhan Ağgedik’i öldürtmeye karar verdikleri, köylüleri Mustafa Ağnar ile iletişime geçerek Ayhan Ağgedik’i öldürtmesini istedikleri, Mustafa Ağnar’ın geldiği Manavgat’ta İbrahim Kıskaç’a ait depoda kalmaya başladığı, Ayhan Ağgedik’i öldürtmek için birini bulmaya çalıştığı esnada Bilal Okudan ile tanıştığı, Bilal Okudan’ın o dönem paraya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine Mustafa Ağnar’ın Manavgat’a geliş amacını söyleyerek, Ayhan Ağgedik’i öldürmesi karşılığında 40 bin liraya anlaştığı, daha sonra Okudan’ın Ağgedik’i öldürdüğü anlatıldı.

BAŞSAVCILIK KAYIP CENAZE İÇİN SORUŞTURMA BAŞLATTI
Yeniden başlatılan soruşturma sonunda 2013 yılında bulunan kemiklerin Ayhan Ağgedik’e ait olduğunun ortaya çıkması üzerine çocukları Manavgat Belediyesi’ne başvurarak mezar yerinin kendilerine bildirilmesini istedi. Belediyeden verilen yanıtta ise kimsesiz cenaze olarak defnedilen Ayhan Ağgedik’in mezar yerinin belirlenemediği kaydedildi. Belediyeden gelen yanıtın ardından Ayhan Ağgedik’in yakınları, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı’na sorumlular hakkında ‘Görevi ihmal’ suçlamasıyla suç duyurusunda bulundu. Cumhuriyet Başsavcılığının ayrıca başlattığı soruşturma kapsamında, Manavgat Belediyesi’ne yazı yazılarak Ayhan Ağgedik’e ait 29 parça kemiğin Adli Tıp Kurumu’ndaki işlemlerinin ardından belediyeye teslim edildiği hatırlatılarak, mezar yerine ait bilgi talep edildi. Geçen mart ayında dönemin Belediye Başkanı Şükrü Sözen imzasıyla başsavcılığa gönderilen yanıtta ‘İlgili yazıya istinaden belediyemizce yapılan inceleme neticesinde defin işlemiyle ilgili herhangi bir kayda rastlanılmamıştır. Araştırmalarımız devam etmektedir’ denildi.
29 KEMİK PARÇASI, MONT, TESBİH VE AYAKKABILARI BULUNDU
Ailenin avukatı Ayşe Paytar, Ayhan Ağgedik’in 2006 yılında eski kayınpederinin azmettirmesi sonucu 4- 5 kişinin fikir ve eylem birliği sonucu hunharca öldürüldüğünü belirterek, cinayetin aile için çok acı, elem ve ızdırap verici bir durum olduğunu, ardından yaşanılanların ise bir devlet kurumunun işleyişinin vahametini ortaya koyduğunu söyledi. Olayın 2006 yılında cenazenin bulunmaması sebebiyle kayıp şahıs dosyası olarak tutulduğunu anlatan Avukat Ayşe Paytar, “2013 Ağustos ayında Aksaz Mahallesi Bizimköy Tatil Sitesi yakınlarında bir çoban, ağacın dibindeki cesedin parçalarını bulmuş. O cesede ait olduğu değerlendirilen 29 kemik parçasıyla beraber mont, tesbih ve ayakkabıları Adli Tıp Kurumu’na verilmiş. Yapılan işlemlerin ardından 2 Aralık 2013’te kimsesizler mezarlığına gömülmek üzere Manavgat Belediyesi’ne cenazenin defini için teslim edilmiş” dedi. Cenazenin Manavgat Belediyesi’nce teslim alındığına dair belgeler olduğunu dile getiren Avukat Paytar, “2024 yılındayız ama cenazenin nereye gömüldüğü bilinmiyor. Ayhan Ağgedik’in şu an bir mezar yeri yok” diye konuştu.

‘SORUMLULUKTAN KAÇAN BİR CEVABİ YAZI’
Manavgat Belediyesi’ne 2 defa başvurduğunu söyleyen Avukat Ayşe Paytar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“En son 22 Nisan tarihli gelen yazı ‘Belediyemizce yapılan araştırmamız neticesinde defin işlemiyle ilgili herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır’ diye sorumluluktan kaçan bir cevabi yazıdır. Sonuçta 2013 yılında büyükşehir belediye yasası çıkmamıştı. Manavgat Belediyesi bu konudan sorumludur. Defin işleminin o dönemde Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün sorumluluğu dahilinde olduğunu öğrendik. Ama o dönemki çalışanların şu an olmadığını, ‘O yüzden de biz bilmiyoruz’ şeklinde bir cevap aldık. Ama kurumlar kişilere bağlı değildir ve Manavgat Belediyesi’nin mezar yerini bize gösterme zarureti vardır. Bunun hem insani hem vicdani hem de hukuksal olarak yapmak zorundadır.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şüphelilerin, mağdurların internet bankacılığı hesaplarına erişip kredi çektiği ve bu paraları kripto varlık hesaplarına aktardığı belirlendi. Aktarılan paraların çete üyeleri arasında paylaştırıldığı da tespitler arasında yer aldı.

11 İLDE DEV OPERASYON
Yapılan teknik ve fiziki takiplerin ardından düğmeye basıldı. Ankara merkezli operasyon; Çorum, Malatya, Eskişehir, Muğla, Gaziantep, Bartın, İzmir, Bayburt, Manisa ve Afyonkarahisar olmak üzere toplam 11 ilde eş zamanlı düzenlendi.
25 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Operasyon kapsamında 25 şüpheli gözaltına alınırken, yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirildi. Bu materyaller üzerinde uzman ekiplerce yapılan incelemelerde dolandırıcılık faaliyetlerine ilişkin delillere ulaşıldı. Yakalanan şüpheliler hakkında adli işlem başlatılırken, işlemlerin tamamlanmasının ardından zanlıların mahkemeye sevk edileceği öğrenildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İki Bakan GAPTAEM’de düzenlenen GAP Hassas Tarım 2. Faz Tanıtım Törenine katılım sağladı. Bakan Yumaklı ve Kacır burada kurulan standları tek tek gezerek bilgi aldı. Programa Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ve Kurum Müdürleri katılım sağladı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, dün Diyarbakır’da meydana geldi. Recep Aydoğdu, kaldırımda yürürken bir an duraksadıktan sonra yola inerek tekrar yürümeye başladı.

Aydoğdu, birkaç adım attıktan sonra yere kapaklandı. O anlar kameraya yansıdı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Hastaneye kaldırılan ve kalp krizi geçirdiği belirlenen Aydoğdu, burada yapılan tüm uğraşlara rağmen hayata gözlerini yumdu.

Aydoğdu’nun cenazesi, yakınlarına teslim edilerek Dereli Mahallesi’nde toprağa verildi.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Aziz vatanımız için terör ve teröristle mücadeleye tüm gücümüzle devam ediyoruz! Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde tespit ettiği 5 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hâle getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakârca mücadeleyi sürdürecek!
Aziz vatanımız için terör ve teröristle mücadeleye tüm gücümüzle devam ediyoruz!
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde tespit ettiği 5 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hâle getirdi.
Mehmetçik, kahramanca ve fedakârca… pic.twitter.com/M4JRA9cEdS
— T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) November 22, 2024
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Son dakika haberleri: Meteoroloji Genel Müdürlüğü, hafta sonuna ilişkin hava durumu raporunu paylaştı. Raporda, Ankara, İstanbul ve İzmir’in de aralarında olduğu birçok ilde kar ve sağanak bekleniyor. Peki İstanbul’a ne zaman kar yağacak? Uzmanlar o tarihi işaret etti. İşte son dakika hava durumu haberinin detayları…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son tahminlere göre, ülke genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara’nın batısı, Kıyı Ege, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusu, Orta Karadeniz bölümü, Doğu Karadeniz kıyıları ile Gümüşhane çevrelerinin yağmur ve sağanak, Kıyı Ege ile Akdeniz kıyılarının yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Yağışların; Antalya’nın doğu ilçelerinde kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli olması bekleniyor.

HAVA SICAKLIĞI VE RÜZGAR
Önemli bir değişiklik olmayacağı, yurt genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Genellikle güneyli yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Marmara ve Ege ile Orta ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde kuvvetli olarak (40-70 km/saat) esmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda şüphelilerin tamamı gözaltına alındı. Şüphelilerin iş yerleri, evleri ve araçlarında yapılan aramalarda 8 ruhsatsız tabanca, 3 kuru sıkı tabanca, 1 av tüfeği,1 pompalı tüfek, 307 adet fişek ele geçirildi.

3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Gözaltına alınan 20 şüpheli, gerekli adli işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. C.S., U.Ö. ve Y.E.D. isimli 3 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

POLİSİN KARARLILIĞI SUÇ AĞLARINI ÇÖKERTİYOR
Ankara Emniyeti, organize suçlara karşı yürüttüğü etkin mücadelesiyle bir kez daha büyük bir başarıya imza attı. Suç örgütlerine nefes aldırmayan ekipler, kent genelinde silah ticareti ve diğer yasa dışı faaliyetlere yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu operasyon, Ankara polisinin titiz çalışmaları ve kararlı duruşunun bir kez daha altını çizerken, vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamaya yönelik mücadelede önemli bir adım oldu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Feci kaza, 15 Kasım Pazar günü İzmir’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sokakta oyun oynayan 6 yaşındaki Muhammed Talha Öner, bir otomobilin altında kalarak sürüklendi.

Küçük Muhammed Talha’yı kucaklayan sürücü, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürdü.

BİR DAHA GERİ DÖNMEDİ
Çocuğu sağlık görevlilerine teslim edip aracı park edeceğini söyleyen sürücü, bir daha geri dönmedi. Polis, sürücünün kimliğinin belirlenerek yakalanması için çalışma başlattı.

Yoğun bakımda tedavi altına alınan Muhammed Talha Öner’in hayati tehlikesi sürerken, Konak İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri güvenlik kameraları ve görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda sıkı bir çalışma yürüttü.

YAKALANDI
Yapılan incelemelerde sürücünün 17 yaşındaki M.A. olduğu belirlendi. Ehliyetsiz olduğu belirlenen M.A., pedagog eşliğinde ifadesi alınmak üzere Konak Çocuk Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.
Küçük Muhammed Talha’ya çarpan sürücü ehliyetsiz çocuk çıktı
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kasım ayı indirimlerini fırsat bilen dolandırıcılar, bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık’ı da sahte linkle dolandırmaya kalkıştı.

Uyarılarda bulunan Prof. Dr. Kırık, “‘Siparişiniz iade edilecektir, adresinizi güncelleyin’ gibi mesajlar, sahte ya da kopyalanmış e-ticaret sitelerine yönlendirme yapıyor” dedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

‘Kasım fırsatları’, ‘Muhteşem kasım’ ve ‘Efsane kasım’ adı altında uygulanan indirim kampanyalarını fırsat bilen dolandırıcılar, kişileri ağına düşürmeye çalışıyor.

Kullandıkları sistemlerle kişileri tuzağa çekmek için her türlü yönteme başvuran dolandırıcılar, bu kez de bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık’ı hedef seçti. Sahte ‘Sipariş iadesi için adres güncellemesi’ linki gönderen dolandırıcıların oyununu ortaya çıkaran Prof. Dr. Kırık, uyarılarda bulundu.

“GALERİNİZE VE VİDEOLARINIZA ULAŞABİLİRLER”
Kasım indirimleri döneminde dolandırıcılık olaylarının arttığını belirten Prof. Dr. Kırık, “Siparişinizle ilgili bilgi eksikliğinin olduğunu söylüyorlar. Bu sayede sahte sitelere yönlendirme işlemi gerçekleştiriyorlar. Vatandaşların tuzağa düşmesi ve oltaya gelmesine sebep oluyor. ‘Siparişiniz iade edilecektir, adresinizi güncelleyin ya da formu doldurun’ gibi mesajlarla, tamamen sahte ya da kopyalanmış kargo, e-ticaret sitelerine yönlendirme yapıyor. Bu sayede dolandırıcılar sizin banka hesaplarınızı boşaltabiliyor. Hatta adınıza her türlü işlemi gerçekleştirebiliyor. Uygulamalar aracılığıyla sizin kimlik bilgilerinize ulaşıyor. Galerinize ve videolarınıza da ulaşabilme durumu söz konusu oluyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz salı günü Rize’nin Çayeli ilçesinde meydana gelen heyelanda hayatını kaybeden Yakup Özcan Bayraktar’ın vefatından sonra ortaya çıkan detay kahretti.

Çarşamba günü toprağa verilen Bayraktar’ın ailesinin Güzeltepe köyündeki evleri heyelan riski nedeniyle oturulmaz hale gelince şimdiki evlerine taşındığı öğrenildi. 2015 yılında mahallelerine yeni yapılan yolda tedbir alınmayınca Bayraktar ailesinin evinin bulunduğu bölgede 2018 yılında heyelan meydana geldiği öğrenildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Heyelandan kaçan ailenin 2016 yılında baba Kasım Bayraktar’ın emekli olarak hak kazandığı ikramiye ve biraz da kredi ile 2013 yılında teslim aldıkları ilçe merkezindeki eve taşındığı, ara ara köyde kalsalar bile her yağmurda heyelan korkusu ile ilçe merkezindeki eve geldikleri belirtildi.

Binalarının arka kısmındaki istinat duvarının çökmesi ile eve giren moloz yığınlarının altında kalan ailenin 35 yaşındaki oğulları Yakup Özcan Bayraktar hayatını kaybederken, ortaya çıkan bu detay herkesin yüreğini dağladı.

“KÖYDEKİ EVİMİZDE DE HEYELANDAN KAÇTIK”
Köydeki evlerinde heyelandan korktukları, ilçe merkezindeki evlerinde ise heyelan olduğu için oturamayan aile, diğer oğullarının kiracı olduğu eve sığındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Fikret Ersöz, konuşmasında şunları söyledi,”Hastamız 35 haftalık 1 kilo 800 gram olarak doğmuştu. Anne karnındayken çocuğun yemek borusunun olmaması şüphesi vardı. Hastanede doğduktan sonra hastamız yeni doğan yoğun bakıma alınıyor. Yeni doğan yoğun bakımda yapılan muayenede hastamızın yemek borusunun olmadığı tanımlanıyor. Bize haber verildi. 12. saatinde çok güzel bir cerrahi yaptık. Hastamızdaki yemek borusu olmama tipi klasik tip idi. Yüzde 87 oranında görünen yemek borusunun üst yüzünün kapalı olması, alt ucunun da nefes borusuna bağlantılı olması şeklindeydi. Hastamızın ameliyatta alt ucunu nefes borusundan ayrıldıktan sonra kör sonlanan üst ucuyla birleştirip ameliyatını tamamladık. Bu sevincin hiçbir karşılığı olamaz. Bu bebek normal bebekler gibi büyüyecek. Bebeğimizi şu anda besliyoruz, annesi besliyor. Büyüyecek, bize kontrole gelecek ve biz onun büyüdüğünü göreceğiz. Normal bir birey olarak yaşayacak. Biz de bu durumdan büyük zevk alacağız” dedi.

Bebeklerinin sağlığına kavuşmasından dolayı mutluluklarını dile getiren baba Umut Tanas da “Başta doktorlarımız Fikret hoca, Meral hocam ve İlkay hocama çok teşekkür ederim. Özellikle yoğun bakımda çalışan hemşirelerin ilgisinden dolayı onlara da çok teşekkür ediyoruz. Bayağı bir ilgilendiler, her sorduğumuzda net bir şekilde bize cevap verdiler. İçimiz bayağı rahat buradan ayrılıyoruz. Onlara çok çok teşekkür ediyorum. Hepsinin eline ve emeğine sağlık” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1800 YILLIK ARA
Tunç Çağı döneminde kurulduğu düşünülen ve Helenistik dönem boyunca en zengin ve en güzel şehirler arasında sayılan, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ndeki antik kentin en görkemli tarihi çeşmesi Kestros’tan bin 800 yıl sonra yeniden su aktı.
“YENİDEN SUYA KAVUŞTU”
Perge’nin ilk kazı başkanı Prof. Dr. Arif Müfid Mansel döneminden itibaren su akması hedeflenen Kestros Çeşmesi’nde yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Perge Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, şu ifadelere yer verdi:
“Kestros Çeşmesi’nde ilk kez su akıtma denemesini 2022 yılında gerçekleştirmiştik. Acaba su aksa nasıl olacak ve kaçaklar nerelerde gerçekleşiyor bağlamında bir çalışma gerçekleştirdik, bu çalışma sonucunda da yapıda suyun akmasının herhangi bir problem doğurmayacağını ve projenin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu anladık. 2022 yılından bu döneme kadar çalıştığımız proje, bu sene Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da ‘Geleceğe Miras’ projesi destekleriyle hayata geçti. Kestros Çeşmesi, bin 800 yıl sonra yeniden suyuna kavuşmuş oldu.”
“BAŞKA BİR ROMA KENTİNDE ÖRNEĞİYLE HENÜZ KARŞILAŞMADIK”
Perge Antik Kenti’nin eşsiz yapılardan birinin Kestros Çeşmesi olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, çeşmenin kentteki diğer yapılara göre farklı olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Kestros, Perge için en ünik yapılardan biri, antik kentte daha farklı çeşme yapılarının olduğunu biliyoruz ancak bu yapıda karşımıza çıkan en önemli özellik; suyun bir havuza akması ve ardından o havuzla bağlantılı bir kanal boyunca kentin kuzey-güney doğrultu caddelerinin tamamını kat etmesi, hatta yapılan kazı çalışmalar sonucunda kentin dışında da devam ettiğini gördük. Böylesine özel lüks görünümlü, havuz şeklindeki kanalın Roma imparatorluk döneminde başka bir Roma kentinde örneğiyle henüz karşılaşmadık. Bu bağlamda aslında yapı oldukça lüks ve özel bir statüye sahip.”

Kültür SanatAntalyaTurizmKültürSanatÇeşmeRoma
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe merkezine 19 kilometre mesafedeki Durmuşlar Mahallesi’nde bölgeye hakim noktada yer alan Hazreti Ukkaşe’nin makamının da bulunduğu türbe depremde yıkıldı.
Nurdağı Belediye Başkanı Mehmet Yıldırır, türbenin yapımında sona yaklaşıldığını belirtti.
Depremden sonra hemen başlatılan çalışmalar sonunda tadilatın türbe kısmının bittiğini aktaran Yıldırır, “6 Şubat depremlerinde ağır hasar alan Hazreti Ukkaşe Türbesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden yaptırılan proje kapsamında hayırsever Nadir Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yeniden yapılıyor. Kendilerine buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz. Depremden sonra hemen başlatılan çalışmalar sonunda tadilatın türbe kısmı bitti. Caminin kaba kısmı da tamamlandı. İçerisindeki ince işçilik kısmında çalışılıyor şu anda. İnşallah 2 ay gibi süre içinde hizmete açılır diye düşünüyorum.” diye konuştu.
Mehmet YıldırırKültür SanatgaziantepNurdağıGüncelDepremYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NAZAR BÜYÜM NEDEN ÖLDÜ?
Adam Yayınları, Merkez Ajans ve Anadolu Yayıncılık kurucusu, çevirmen, şair ve yazar Nazar Büyüm hayatını kaybetti. Agos gazetesinde yer alan bilgiye göre Büyüm, hastalığı nedeniyle bir süredir tedavi görüyordu.
NAZAR BÜYÜM KİMDİR?
Nazar Bu¨yu¨m 1944’te dogˆdu. I·stanbul Üniversitesi’nde I·ngiliz Dili ve Edebiyatı okudu. 1975’te iki arkadas¸ıyla kurdugˆu Ajans Ada’dan 1981’de ayrılarak Adam Yayınları’nı, Merkez Ajans’ı ve Anadolu Yayıncılık’ı kurdu. Adam Yayınları’nda edebiyat-sanat kitapları ve dergiler, Anadolu Yayıncılık’ta Yurt Ansiklopedisi, Tu¨rk ve Du¨nya Ansiklopedisi gibi kaynak kitaplar yayımladı. 1985’te Osman Kavala ve Selahattin Beyazıt’la birlikte kurdugˆu Ana Yayıncılık, Britannica Ansiklopedisi’nin Tu¨rkc¸e versiyonu AnaBritannica’yı, Britannica Compton’s’u ve Temel Britannica’yı yayımladı. Büyüm’ün çevirileri, derlemeleri, s¸iir kitapları bulunuyor.
Agos gazetesi yazarlarından Büyüm gazetedeki yazılarını “Dönük Baktığımda” başlıklı kitapta toplamıştı. Yazılar bir yandan kendisinin 1960’ların başlarından itibaren merkez noktalarında yer aldığı kültür, sanat, edebiyat ve yayıncılık dünyasından eşi bulunmaz tanıklıklar, portreler, galeriler sunuyor, bir yandan da Kayseri-Develi’de başlayan, İstanbul’da süren bu hayatın bir Ermeni gencinde, bir Ermeni ailesinde bıraktığı izleri renkli satırlarla canlandırıyor.
Osman DEMİRHaberler.com – GündemKültür SanatSoğuk HaberEğitim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turistlerin Türk mutfağına ilgisi artıyor
NEVŞEHİR – Binlerce kilometre uzaktan gelen turistler, Nevşehir’de önce mantı doldurdu, sonra yöresel ekmek yaptı.
Fas‘tan Kapadokya bölgesine gezmeye gelen Karouay ailesi, Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde bulunan Hereni Kadın Kooperatifi’nin de önce hamur yoğurarak mantı doldurdu, daha sonra da tandırda yöresel ekmek pişirdi. Türk kültürünü ve Türk mutfağını çok merak ettiğini söyleyen 31 yaşındaki Faslı turist Rabii Karouay, bu merakını gidermek için eşi Lamyae Karafay ile Kapadokya’da mutfağa girdi. Rabii Karouay yaptığı açıklamada; “Fas’tan geliyorum. Ailem ile birlikte bu yerel yemekleri tecrübe etmek istedik. Türk yemekleri çok zengin. Burada da bunu deneyimlemek istedik. Tandır ocağında ilk defa ekmek yapıyoruz. Hayatımız boyunca bunu bir daha deneyimleyebilir miyiz bilmiyorum. Buradaki yerel insanlardan bunu öğrenmek bizim için unutamayacağımız bir tecrübe oldu” şeklinde konuştu.
Hereni Kadın Kooperatifi Başkanı Raşide Gök de yaptığı açıklamada; “Kooperatifimizde yöresel ürünler üretiyoruz. Belirli dönemlerde de yabancı misafirlerimizi ağırlıyoruz. Onlarla birlikte yemek yapıyoruz. Yaptığımız yemekleri de kendilerine tekrar ikram ediyoruz. Çoğunlukla Ortahisar’a özel ekmek yapıyoruz, dolma mantı yapıyoruz. Tatlı olarak da asede, dolaz, köftür kavurması gibi yöresel tatlılar yapıyoruz. Kendi yaptıkları yemekleri kendileri tekrar yiyince bundan çok memnun kalıyorlar. Gelen yabancı turistler Türk yemeklerini ve bizlerin neler yediğini çok merak ediyorlar” dedi.

Kültür SanatGastronomiKapadokyaturistKültürTurizmEkmekYaşamFas
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk, Ankara Opera Binası Sahnesi’nde basın toplantısı düzenleyerek, ‘1’inci Anadolu Opera ve Bale Festivali’nin tanıtımını gerçekleştirdi. Sağtürk, operadan baleye, müzikalden modern dansa, çocuk oyunlarından konserlere geniş bir yelpazede temsillerin sunulacağı 23 ili kapsayacak festivalin 7 Aralık’ta, Şırnak’ta başlayacağını belirtti. Sağtürk, “Bu festival ile Anadolu’nun zengin kültürel dokusunu evrensel sanatlarla buluşturmayı hedefliyoruz. Festivalimizin ilk döneminde Şırnak, Erzincan, Kırklareli, Ardahan ve Hatay olmak üzere 5 şehirde 14 temsil sunulacak. Bale, müzikal, modern dans, çocuk oyunları ve konserlerden oluşan 13 farklı eserle sanatseverlerle buluşacağız.” dedi.
Sağtürk, festival kapsamında çocukların yeteneklerini ‘Yetenek her yerde’ sloganıyla düzenleyecekleri etkinliklerle keşfedeceklerini ifade ederek şöyle konuştu:
“ÇOCUKLARIMIZ FESTİVALİN ÖZEL PARÇASI”
“Çocuklarımız da bu festivalin özel bir parçası. Onlar için hazırlanan oyunlarla, küçük yaşlardan itibaren sanata olan sevgilerini artırmayı ve hayal dünyalarını zenginleştirmeyi amaçlıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki sanatla büyüyen bir nesil, aydınlık geleceğimizin en önemli temellerinden birini oluşturacaktır”

1’inci Anadolu Opera ve Bale Festivali’nin sanat ve kültür arasında yeni köprüler kuracağını dile getiren Sağtürk, şunları dedi:
“ANADOLU’NUN HER KÖŞESİNE ULAŞACAĞIZ”
“2025 yılında bu heyecanı 18 şehre daha taşıyacağız. Edirne’den Kars’a, Osmaniye’den Manisa’ya kadar geniş bir coğrafyada opera ve baleyi sanatseverlerle buluşturacağız. Devlet Opera ve Balesi olarak; Aspendos, Efes, Bodrum ve İstanbul gibi uluslararası festivallerde yaşadığımız gururu, şimdi Anadolu’nun her köşesine taşımanın mutluluğunu yaşıyoruz.”
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gazeteci-Yazar Sema Akkoyun Özbay, uzun bir süredir İstanbul’la ilgili yayınlara imza atıyor.
Sevdiği ve yaşadığı kentin görünmeyen yüzünü kitaplara konu yapan Akkoyun, son eserinde de çocuklara İstanbul’u tanıtıyor.
Sema Akkoyun Özbay’ın tüm kitapları Türkçe-İngilizce olarak basılıyor.
“HEDEFİM İSTANBUL’U FARKLI AÇILARDAN TANITMAK”
Özbay, Ensonhaber’in sorularına yanıt vererek, “Güzel olumlu övgü dolu sözlerin geldiğini görünce çok mutlu oluyorum. Çünkü hedefim dünyaya güzeller güzeli İstanbul’u tanıtmak.” dedi.
DENEYİMLERİNDEN YOLA ÇIKARAK ÇOCUKLAR İÇİN KAYNAK KİTAP YAZDI
Öğretmenlik yıllarında, Özbay çocukların böyle bir kaynak kitaba ihtiyaç duyduğunu birebir yaşadığı için son çalışmasını “Haydi Çocuklar İstanbul’u Tanıyalım Tanıtalım” ismi ile kitaplaştırdı.
NEDEN İSTANBUL?
Özbay, yazarlık sürecini ve seçtiği konuların içeriğini şöyle anlattı:
İngiltere’den Boğaziçi Üniversitesi’ne Turizm bölümüne yatay geçiş yaptım. İngiltere’de yaşadığım zamanlarda İstanbul’a olan özlemim ve İstanbul aşkı birleşince ortaya özlem ve sevgi dolu İstanbul kitapları çıktı.
“KÖŞE YAZILARIMI KİTAPLAŞTIRDIM”
Daha sonra İstanbul Sanat Haber’de İstanbul ilçelerini yazmaya başladım. Buradaki köşe yazılarımı kitap haline getirip, ilk kitabımı yazdım.

“İLK KİTABIMDA İSTANBUL’UN İLÇELERİNİ TANITTIM”
‘İlçelerinde İstanbul’u Arıyorum’ Benim ilk göz ağrım. Annem Müzeyyen Akkoyun ve Babam Ahmet Akkoyun anısına yazdım. 39 ilçeyi ve Bizans Osmanlı Cumhuriyet dönemi ve şimdiki İstanbul’u kaleme aldım.
DİĞER KİTAPLARIM
İkinci kitabım ‘İstanbul’un Türbeleri’ oldu. İçinde en çok ziyaret edilen türbeler bulunuyor. Üçüncü kitabım ise İstanbul’u süsleyen ‘Yalılar ve Köşkler’ oldu. Dördüncü kitabım ‘İstanbul’da Birlikte Yaşamak’ta ise 3 kutsal dinin mabetleri ibadethaneleri bulunuyor. “Kiliseler Sinagoglar ve Camiler.”

“SON KİTABIMI TÜM DÜNYA ÇOCUKLARI İÇİN YAZDIM”
Son kitabımda 21 senelik İngilizce öğretmenliği tecrübem ve çocuklara olan sevgimi birleştirip, çocuklara da İstanbul’u tanıttığım kitabımı büyük babam Tahir Akkoyun ve babaannem Asiye Akkoyun anısına ve tüm dünya çocukları için yazdım çok mutluyum.
“KİTABI OKUYAN ÇOCUK İSTANBUL REHBERİ OLUYOR”
Bu kitabı okuyan çocuk İstanbul Rehberi oluyor ve kitabın içinde bir sertifika bulunuyor. Sadece çocuklar değil velilerin de severek okuduğu bir kitap oldu. Son kitabım ‘Haydi Çocuklar İstanbul’u Tanıyalım Tanıtalım’ çok beğenildi.

ÇOCUKLAR İÇİN KAYNAK KİTAP
Yazar Özbay, ayrıca son kitabı ile ilgili “Çocuklar doğduğu büyümeye başladığı büyüdüğü şehri tanımalı ve tanıtmalı yaklaşımından yola çıkarak yazdım. 8-14 yaş ve üzeri çocuklar için böyle bir kaynak kitaba ihtiyaç olduğunu da gözlemledim. Geçmişteki hafıza duraklarını ve şimdiki İstanbul’u zevkle kaleme aldım.” diyor.

Dora İşsever
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan tarihi Evliya Kasımpaşa Camisi’nin restorasyon ihalesi tamamlanarak, projeyi üstlenen firmaya teslim edildi. Restorasyon çalışmalarına başlamadan önce şantiye kurulumları yapılarak caminin çevresinde düzenlemeler gerçekleştirildi. Uygulama aşamasına geçilen restorasyon; caminin rıhtımı, hazire alanı ve çevresini kapsayacak şekilde planlandı.
20 YILLIK RESTORASYON PROJESİ BAŞLADI
Edirne Vakıflar Bölge Müdürü Ahmet Saraç, caminin geçmiş yıllarda farklı taşıma ve yükseltme projeleriyle gündeme geldiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
Uzun bir süreci geride bıraktık. 20 yıldır Edirne’deyim ve ilk geldiğim günden bu yana caminin restorasyonu hep konuşuluyordu. En nihayetinde ‘taş yerinde ağırdır’ dedik ve camimizi yerinde onarmaya karar verdik. Çünkü bu cami, rıhtımı ve geniş haziresiyle bir bütün oluşturuyor, içinde pek çok mezar taşı barındırıyor. Bu anlayışla camimizin restorasyonuna başlamış olduk.

EVLİYA KASIMPAŞA CAMİSİ
Kirişhane semtinde, 1478 yılında 2. Murad ve Fatih Sultan Mehmet’in veziri olan ve “Evliya” olarak da anılan Kasım Paşa tarafından yaptırılan, kare planlı ve tek minareli bu tarihi cami, avlusu ve kubbesiyle klasik Osmanlı mimarisinin bir örneğini oluşturuyor. Zamanında kenti taşkınlardan korumak amacıyla yapılan setle Tunca Nehri arasında kalan cami, nehrin taşkınları nedeniyle defalarca sular altında kalarak büyük zarar gördü. 1950 yılında ibadete ve ziyarete kapatılan yapı, yıllar boyunca çeşitli projelerle yeniden gündeme geldi. Bölgede gerçekleştirilen kanal çalışmalarıyla su taşkınlarının önlenmesinin ardından, camiyi aslına uygun olarak restore etme süreci nihayet başladı.





Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da sahaflık mesleğiyle tanışan ve 64 yaşında, bu geleneği memleketi Yalova’ya taşıyan Mehmet Salih Girengir, 1987’de bir arkadaşıyla açtığı sahaf dükkanını yıllardır tek başına işletiyor. Dükkanında on binlerce kitap barındıran Girengir, mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ve yığınlar halindeki kitaplar arasında zorlukla hareket ettiğini belirterek, dükkanını kitap tutkunu genç birine devretmeyi düşünüyor.
Girengir, yılların birikimiyle dükkanında yaklaşık 55 bin kitap bulunduruyor. Adeta bir kütüphane görünümündeki dükkanında nadir eserler de yer almakta. Girengir,
37 yıldır amacım iş yapmak değil, kaliteli kitapları ucuza öğrencilere, halkımıza ve okuyan kesime ulaştırmak. Her tür kitaba yer verdiğimiz için sayısı da bir hayli fazla. Popüler kültür kitapları çok satsalar da ben klasiklerden, edebiyat eserlerinden her türlü kitaba yer vererek çeşitliliği artırıyorum.
dedi.
Müşterilerinin aradıkları kitapları bulduğunda yaşadıkları mutluluğu paylaşan Girengir, bu durumun kendisini de sevindirdiğini ifade etti.

3 BİNDEN FAZLA KİTAP OKUDU
Yalova’da özellikle çocuklar ve gençler arasında kitap okuma alışkanlığını yaygınlaştıran Girengir, bu konuda önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Anlatısına şöyle devam etti:
Yaklaşık 15 yıl önce, bir beyefendi bana Zagor çizgi roman serisinin tüm setini sordu ve o zamanlar seriyi 10 bin liraya satın almak istedi. Bu teklif o kadar büyüktü ki, o dönemde dükkanımı 200-300 bin liraya satabilirdik. Ancak ben bu seriyi temin edemedim. Birkaç tane vardı ama tüm seti bulamadım. Çocukken okumayı kaçırmış, şimdi zenginleşince 10 bin lira vererek almak istemişti. Ayrıca, Fransa’da basılan 1876 tarihli bir kitap da elime geçmişti. Elimden sayısız eser geçti. Eskiden Atatürk’ün orijinal Osmanlıca basım ‘Nutuk’ eserleri de çok gelirdi ama son yıllarda artık o tür eserler gelmiyor çünkü koleksiyoncular bu kitapları aldıkça piyasada bulunmuyor.
Girengir, dükkanına gelen bazı ünlü isimlerden de bahsetti; aralarında merhum Nejat Uygur’un da bulunduğu sanatçılar, kendi alanlarında ilgili kitapları almak için dükkanına uğramış.
Dijital çağın etkilerine de dikkat çeken Girengir, cep telefonları ve tabletler aracılığıyla dijital kitaplara ulaşmanın, basılı eserlere olan ilgiyi azalttığını belirtti. Ancak, kitap kokusunu sevenlerin hâlâ basılı kitaplara ilgi gösterdiğini de ekledi:
Kitapları sevip kokusunu almak isteyenler var, okuma devam ediyor. Ailemde bu işi yapacak kimse yok ama burada gelip gidenlerden birilerine devredebilirim. En büyük amacım bu işi sürdürebilmek. Çünkü böyle yerlerin çoğalması, gençlerin okumaya teşvik edilmesi çok önemli. Bir ülkenin kalkınmasında kitap okumanın katkısı büyük. Bu, bir ülkenin olmazsa olmazıdır.
Girengir, çocukluk yıllarından itibaren kitaplara olan tutkusuyla neredeyse her eseri incelediğini, 3 binin üzerinde kitabı ise dikkatlice okuyarak özümseyip üzerinde derinlemesine düşündüğünü anlattı. Felsefeye olan ilgisini de dile getiren Girengir, “Bizim işimizi yapanların her türden kitap okuması gerekir çünkü müşterilere yardımcı olabilmek için bu önemlidir.” dedi.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 86 yıl önce bugün hayata gözlerini yumdu. Gazi Mustafa Kemal, Her yıl 10 Kasım’da çeşitli gösteriler ve törenlerle yadediliyor…
Müzikseverleri her ay birbirinden güzel şarkılarıyla ağırlayan Şef Hakan Talu yönetimindeki Cemal Reşit Rey Müzik Topluluğu, 10 Kasım münasebetiyle Atatürk’ün sevdiği şarkıları repertuvarına taşıdı. ATA’nın sevdiği şarkıları müzikseverlerle buluşturdu.
Atatürk ve Müzik
Türkolog Reyhan Çınar’ın metinleri eşliğinde sunulan konser, Atatürk’ün Beyaz Trende dinlediği Taşplaklardan eserlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Konser öncesinde Prof Dr Namık Sinan ve Prof Dr. Bilen Işıktaş’ın katılımıyla , Atatürk’ün müzikle olan derin bağını ele alan ‘Atatürk ve Müzik’ başlıklı bir sohbet gerçekleştirildi.







Rabia Ceren Nas
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mustafa Kemal Atatürk, vefatının 86. yıl dönümünde çeşitli etkinliklerle anılıyor.
Bu vesileyle bazı müzeler de ücretsiz gezilebilecek.
İSTANBUL HAVA MÜZESİ ÜCRETSİZ
Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 86’ncı yılı dolayısıyla İstanbul Hava Müzesi’nde Atatürk fotoğrafları sergisinin ziyarete açıldığı ve müze girişlerinin 10 Kasım’da tüm ziyaretçiler için ücretsiz olduğu belirtildi.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>JACC akademik dergisinde yayımlanan çalışmada, Birleşik Krallık biyobankasındaki 90 bin katılımcının sağlık verileri değerlendirildi.
Katılımcılar, bileğe takılan bir ivmeölçerle 7 gün boyunca takip edildi. Ortalama yaşı 62 olan katılımcıların yüzde 56’sı kadın ve günlük ortalama hareketsizlik süreleri yaklaşık 9,5 saat olarak belirlendi.
Araştırma, atriyal fibrilasyon (AF), miyokard enfarktüsü (ME) ve kalp yetmezliği (KY) gibi kalp hastalıkları riskinin, hareketsiz sürelerin artmasıyla yükseldiğini gösterdi.
Çalışmaya göre, önerilen haftalık 150 dakikalık fiziksel aktiviteyi gerçekleştiren bireylerde AF ve ME riskleri azalsa da KY ile kalp hastalığına bağlı ölüm riski yüksek kalmaya devam ediyor.
Araştırmanın yazarlarından Shaan Khurshid, halk sağlığı politikalarının hareketsizliği azaltmaya odaklanması gerektiğini söyleyerek, günde 10,6 saatten fazla hareketsiz kalmamanın kalp sağlığı için asgari bir hedef olabileceğini aktardı.
Brown Üniversitesi Aile Hekimliği Bölümü’nden Charles Eaton ise araştırmanın hareketsiz yaşamın sağlık üzerindeki tehlikelerine dair güçlü kanıtlar sunduğunu kaydetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırma kapsamında, katılımcıların yarısına “izledikleri duygusal videolara tepki vermemeleri” gibi otokontrol gerektiren görevler verildi.
Öz kontrol uygulayan katılımcıların, beynin karar verme ve dürtü kontrolüyle ilgili bölgelerindeki “delta beyin dalgası” aktivitelerinde artış gözlendi.
Araştırma ekibi, bunun ardından 403 katılımcıyı iki gruba ayırarak katılımcılara EEG başlığı takmadan testi tekrarladı. Bu çalışmanın ardından ise öz kontrol yapan katılımcıların, daha agresif tepkiler verdiği saptandı.
Araştırmanın makalesi “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ev hapsindeki ünlü şovmeni, eski menajeri Stelyo Pipis ziyaret etti.
Erbil, birlikte yer aldıkları fotoğrafa; “35 yıllık dostum” notunu düştü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAM“SAĞLIKTA ŞİDDETE SIFIR TOLERANS”
Ardından sağlıkta şiddet olaylarına değinen Bakan Memişoğlu, “Sağlıkta şiddete anlam veremiyoruz ve üzülüyoruz. Onun için biz Sağlık Bakanlığı olarak hep şunu söylüyoruz; sağlıkta şiddete sıfır tolerans. Çünkü bizim sağlık çalışanlarımız, bizim hekimlerimiz, bizim hemşirelerimiz dünyanın en özverili ve en çalışkan insanları” ifadelerini kullandı.
Bakan Memişoğlu, ‘Yenidoğan çetesi’ soruşturmasına ilişkin de “Özellikle son zamanlarda malum üzüntü verici yenidoğanla ilgili olaylar oldu. Burada özellikle bir şey ifade etmeyi istiyorum. Her meslek grubunda maalesef insani duygulardan nasibini almamış insanlar çıkabiliyor. Sağlık çalışanları arasında da bu çok az da olsa çıkabiliyor. Bizlerin görevi bu çürük elmaları, bu yanlış insanları ayıklamaktır. Bu tür çetelerle, bu tür yanlış davranışlar içinde olan insanlarla mücadelemizi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Bu yolda bu kadar iyi sağlık hizmeti sunan, toplumu sağlıklı kılmak için gecesini gündüzüne katan sağlık çalışanlarımızı bu tür çürük elmalarla birleştirmeyi ve eşleştirmeyi kabul etmiyoruz. Bunlarla mücadeleye devam ediyoruz. Bunu unutmamanızı istiyorum” diye konuştu.
“TOPLUMUN SAĞLIK ÇALIŞANLARINA SAHİP ÇIKMASINI İSTİYORUM”
Toplumun sağlık çalışanına sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, “Özellikle prematüre bebeklerin aileleri, bu insanların nasıl çalıştığını hepimizden daha iyi biliyor. O küçücük bebekleri yaşatmak için neler yaşadıklarını, nasıl özveriyle hareket ettiklerini hepimiz biliyoruz. Bu sadece sağlıkçıların değil, bütün toplumun bilmesi gereken bir husustur. O nedenle bizim hekimimizi, sağlık çalışanımızı, hemşiremizi el üstüne tutmamız lazım” ifadelerini kullandı.
Bakan Memişoğlu, Dünya Prematüre Günü’nü kutlayarak konuşmasını tamamladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güngör, ‘Fatih’ karakteri için açılan ‘tokat sitesi’ ile ilgili yaşadığı ilginç bir anıyı paylaşarak büyük ilgi topladı.
‘Fatih Ünal’ karakteri izleyicilerin tepkisini çeken hareketleriyle çok konuşulurken, geçtiğimiz yıl ‘Fatih’i Tokatla’ adında bir site açılmış ve bu durum çok konuşulmuştu.
REKLAM
Doğukan Güngör, programda Burcu Taflanoğlu’nun sorularını yanıtladı. Tokatlama sitesiyle ilgili paylaştığı anısı dikkat çekti.
Güngör, “Bir bayan, çok sakin bir şekilde yanıma gelip ‘Bir kere kendinizi tokatlar mısınız?’ diye sordu. Telefonunu önüme koydu. Ben de ona baktım, cesaretini takdir ettim ve kendimi tokatladım” dedi.
İşte o anlar;
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAM“MAMA VERMEYİN DEMEMİZE RAĞMEN VERDİLER”
Hastanedeki görevlilere mama verilmemesini söylemelerine rağmen verildiğini iddia eden Ali İmran Utku, şu anda 4 yaşında olan oğlunun sezaryenle sağlıklı doğduğunu belirterek şunları söyledi: “Oğlum, 40 haftalık, yani normal zamanında doğdu. Erken veya özel bir çocuk değildi. Sağlıklı şekilde taburcu ettiler hastaneden. 5’inci gün rutin kontrollerine geldiğimizde, işitme testinden geçti. Normal kontrollerden geçti. Doktor çocukta hafif sarılık olduğunu, kan testleri almamızı istedi. Bu kan testlerinden sonra da çocuğun fototerapi alması gerektiğini, mavi ışık verilmesi gerektiğini söyledi. Biz de annesiyle birlikte katta yatacaklar diye beklerken, ‘Yenidoğan yoğun bakıma yatıracağız’ dediler. Biz de nedenini sorunca, doktor, ‘Ben nöbetçiyim bugün. Hem ben yenidoğan yoğun bakıma yakınım. Gidip, gelmesi kolay olur. Hemen, 2-3 saatte çıkartırız’ diyerek, yenidoğan yoğun bakıma yatışını yapmamızı söyledi. Biz de saat 15.30 gibi çocuğun yatışını yaptık. Çocuğumu teslim ederken de kesinlikle mama vermemelerini, çocuğun emdiğini, annesinin sütünün olduğunu belirttik. Yani, ‘Kesinlikle mama vermeyin’ dedik. Saat 19.00’a kadar çocuğu göremedik. Saat 19.00’daki ziyaret saatinde içeriye girdik. Bebeği, yüzüstü yatar pozisyonda gördük ve kolunda damar yolu vardı ve uyuyordu. Oradaki görevlilere, çocuğun annesini emeceğini söyledik. Onlar da ‘Biz mama verdik, gerek yok’ dediler. Biz de ‘Neden mama verdiniz? Annesini emiyordu. Biz emmesini istiyoruz demiştik’ dediğimizde, ‘Bize kimse bir şey söylemedi. Biz rutin işimizi yaptık, verdik’ dediler.”
SARILIK TEDAVİSİ SIRASINDA KALBİ DURMUŞ
Saat 22.00’a kadar hastanede çocuklarını beklediklerini belirten Utku, “Bu sırada doktor çıkageldi ve ‘Saat 21.40 gibi bebeğin aniden kalbi durdu’ dedi. Oğlumun sağlıklı bebek olduğunu belirterek, ‘Niye kalbi duruyor?’ dedim. Doktor da bana ‘Metabolik bir şey olabilir. Şu an için ne olduğu belli değil. Ben adrenalin verip, kalp masajıyla geri getirdim. Şu an başka bir hastaneye sevk için uğraşıyorum. Boşta hastane arıyorum’ dedi. ‘Neden böyle bir şey oldu? Çocuğun başına bir şey mi geldi?’ diye sorduğumuzda, doktor bize herhangi bir sebepten dolayı kaynaklanmadığını, kalbinin aniden durduğunu, kalbin anlık da durabileceğini söyledi. Bizi gece yarısına kadar beklettiler. Bir süre bekledikten sonra, arabamızın olduğunu belirterek, ‘Hemen götürelim. Niye bekliyoruz?’ dedim. Çok iyi hatırlıyorum o günü. Kapıda 2 tane özel ambulansları vardı, bekliyordu. Bizi sevk etmediler. Dediler ki, ‘112’den biz ambulans istedik. Onu bekliyoruz’. Saat 21.40’ta olay olmuş. Yaklaşık 2,5-3 saat bizi orada beklettiler. Tam 3 saat sonra, biz diğer hastaneye sevk olduk” diye konuştu.
REKLAM“BOĞULMA NEDENİYLE 10 DAKİKA KALBİ DURMUŞ”
Hipotermi makinesi olmadığı gerekçesiyle başka bir hastaneye sevk edildiklerini söyleyen Ali İmran Utku, “Bu hastanede, ani kalp durmalarında beyin hasarı alan hastaların vücudunu, aynı sıcaklıkta tutabilmek için hipotermi makinesi yokmuş. Başka bir özel hastanede varmış. O özel hastaneyi ikna edip, oraya gitme çalışmaları süresi ve ambulans olmadığı için bizi 3 saat beklettiler. Oraya gittiğimizde de biz çocuğun boğulduğunu, akciğerine mama kaçtığını, gittiğimiz özel hastanede öğrendik. Oradaki doktor, ‘Sizin bebeğiniz boğulmuş. Doktorunuz size anlatmadı mı başına geleni?’ dedi. Bize 3 dakika kadar kalbinin durduğunu söylediler. Gittiğimiz hastanede onlara bildirilen 10 dakikaymış. Aslında geçen sürenin net bir zamanı yok. Çocuğu ne zaman buldukları ve kaç dakikadır uğraşıp da kalbinin geri döndürüldüğü şüpheli. 2 epikriz raporu da birbirleriyle çelişkili zaten. O hastanede 40 gün yoğun bakımda yattı. İlk 3 günü komada, 72 saat uyutmayla, hipotermi makinesinde gerçekleşti. 40 günün ardından biz oğlumuzu o hastaneden, 4 cihazla, makineyle ve yüzde 99 engelli olarak çıkardık. Hem beyin hem de fiziksel olarak hasarıyla çıkarttık” ifadelerini kullandı.
“ADLİ TIP, DOKTOR VE HEMŞİRENİN İFADELERİNİ DİKKATE ALMAMIŞ”
Feramis Emin’i taburcu ettikten sonra, savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını belirten Ali İmran Utku, şöyle konuştu: “Savcılık o günkü görevli personelin doktorun, hemşirenin ifadelerini alıyor. Hemşire ve doktorun ifadeleri, birbirleriyle tamamen çelişkili. Zaten sağlıklı bir bebek neden yoğun bakıma yatırılıyor. En büyük sıkıntımız o. Doktor ifadesinde diyor ki, ‘Beni 21.40’ta çağırdılar. Ben geldiğimde hemşireler ağzına balon maske bağlamış. Aspire etmiş ve kalp masajı yapıyorlardı’. Hemşire de ‘Ben çocuğu bulduğumda, ağzından burnundan kusmuk geldiğini gördüm ve hemen doktora haber verdim’ diyor. Aslında kendisi müdahale etmediğini, ifadesinde de gösteriyor. Biz bunları şikayet ettiğimizde, savcılık bunların ifadelerini alıyor ve Adli Tıp’a da bir yazı yolluyor. Buradaki olayın, epikriz raporlarıyla, bilirkişi gözünden incelenmesi için. Adli Tıp ise raporunda tam geçiştirme yapıyor. Yani ne hemşire ve doktorun ifadelerini ele almış, ne de buradaki yaşanan olayı. Raporun en bariz bir şekilde dikkat çeken yeri, taburculuğu sırasında arrest olduğu, yani ani kalp durması olduğu. Biz çocuğu teslim ettiğimizde sapasağlamdı. İfadelerle net şekilde hastanenin gözetimindeyken kalbi duruyor ve Adli Tıp bize taburculuğu sırasında, ‘Arrest geçirdi’ diye bir rapor sunuyor. ‘Yeterli kayıt ve tutanak tutulmadığı için, kayıt altına alınmadığı için, fototerapi sırasında mama kaçtığına dair bir delil bulunamamıştır. Bu yüzden değerlendirilememiştir’ diye Adli Tıp’ın raporunda yazıyor.”
“İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ DE SEVK SIRASINDA NEDEN 3 SAAT BEKLEDİĞİNİ SORGULUYOR”
Savcılığa suç duyurusunda bulunduktan sonra, İl Sağlık Müdürlüğü’ne de başvurduğunu belirten Utku, “İl Sağlık Müdürlüğü de ‘Burada bir olay var. Bir çocuğun başına, bebeğin başına bir olay gelmiş. Fakat bu çocuk niye 3 saat bekliyor’ diye değerlendirmiş. İl Sağlık Müdürlüğü orayı ele almış. Yetkili bir tabip atayıp, İl Tabipler Odası’yla değerlendirerek, bekletme suçu, yani görevini yerine getirmeme suçundan kusurlu bulmuş ve o zamanki görevli mesul müdür hakkında, ‘Görevi kötüye kullanmak’ suçundan soruşturma başlatmıştır. Bize de dava yolumuzun açık olduğunu beyan eden bildirimleri yapmıştır” ifadelerini kullandı.
HASTANE KUSURLU BULUNMADI
Mahkemenin 4 yıl sonra, hastanenin herhangi bir kusurunun olmadığı yönünde karar verdiğini söyleyen baba, davanın Tüketici Mahkemesi’nde görülmesine tepki göstererek, “3 saatte sevk edilmesi, bebeğin boğulmuş olması veya sağlıklı bebeğin, yoğun bakımda neden yatırıldığı es geçilerek, ‘Hastanenin hiçbir kusuru yoktur. Davanın reddine’ diye kapatılmıştır. Üstelik en önemli nokta da özel hastanelerin şikayetleri, Tüketici Mahkemesi’nde görülüyor. Yani bir içecek aldım da bozuk çıktı dercesine, Tüketici Mahkemesi’nde görülüyor. Mobilyası bozuk çıkan biri seninle aynı kefeye koyulurken, canla başla uğraştığın, ölümle sonuçlanan vakalar da aynı kefeye koyuluyor ve aynı hakimin değerlendirmesi bekleniyor” dedi.
“SAĞLIKLI BEBEĞİ ALIP, BİZE ÖLÜ VERDİLER”
Hukuk mücadelelerini, Bölge İdare Mahkemesi’ne yaptıkları temyiz başvurusuyla sürdüreceklerini belirten Ali İmran Utku, “İstinaf sürecine devam edeceğiz. Hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Çünkü, sağlıklı doğmuş, 5 günlük bir bebeği bizim elimizden alıp, öldürüp, bize ölü teslim ettiler. Biz o hastaneye güle oynaya girdik. Çocuğum şu anda yüzde 99 engelli. Midesinden besleniyor, başını tutamıyor, konuşamıyor, yürüyemiyor, yaşıtları gibi gelişemiyor. Sadece bıraktığınız yerde kalıyor. Yani gelişimi tamamen durdu. Fizik tedaviyle, emme yutmayla, bir yerlere bir şeyleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Yaşatmaya çalışıyoruz tabiri caizse ve bize bunu yaşatanların hem bu dünyada hem öbür dünyada adaletle yerini bulmasını istiyoruz. Tek temennimiz o” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tanıtıma Timur ve Efsun’un yakınlaşması damga vurdu. Bahar ve Evren’in romantik anlarının ekrana geldiği tanıtımda Efsun’un Timur’la dertleşmesi ve ikilinin öpüşmesi herkesi şaşırttı. Salı akşamlarına damga vuran dizide bu sürpriz yakınlaşma ve ikili arasında yaşanacak gelişmeler merakla bekleniyor.
Salı günlerinin en çok izlenen dizisi ‘Bahar: Kalbini Dinlemeye Var Mısın?’ sürpriz gelişmeleri ve heyecan dolu olaylarıyla bu akşam saat 20.00’de Show TV’de.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GENETİK YATKINLIĞA DİKKAT!
Mide bulantısı, iştahsızlık, ağız kokusu, kusma ve karın ağrısı gibi belirtilerin çocuklarda mide sorunlarının belirtileri olduğunu aktaran Doç. Dr. Başaran, şunları ekledi: “Genetik yatkınlık, çocuklarda sindirim sistemi rahatsızlıklarının gelişiminde önemli rol oynar. Ailede mide problemleri yaşayan bireylerin bulunması, çocuklarda da benzer sorunların görülme olasılığını artırabilir. Beslenme alışkanlıkları mide problemlerinin yaygın nedenleri arasında. Bakteriyel, viral ve parazitik enfeksiyonlar, çocuklarda mide sorunlarına yol açabilir. Toplumda sık gördüğümüz helikobakter pilori midede gastrit ve ülsere yol açar, tedavi edilmediği takdirde bu kişilerde mide kanseri riski yüksektir.”
REKLAM“ÜLSERATİF KOLİT VE CROHN HASTALIĞININ HABERCİSİ OLABİLİR”
Çocuklarda mide problemlerinin ileri yaşlarda daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini de aktaran Doç. Dr. Başaran, ülseratif kolit ve Crohn hastalığı gibi iltihabi bağırsak hastalıklarının da mide problemleriyle belirti gösterebileceğini söyledi.
Çevresel ve psikolojik etmenlerin de çocuklarda mide problemlerine neden olduğunu aktaran Doç. Dr. Başaran, “Stres, kaygı ve duygusal sorunlar olarak kendini gösterebilir. Çocuklar, stresli durumlarla başa çıkmakta zorlandıklarında, sindirim sistemleri olumsuz etkilenebilir. Stres, mide bulantısı, karın ağrısı ve sindirim güçlükleri ortaya çıkabilir. Gastrit ve ülser nedeniyle karın ağrısı ve bulantı yaşayan çocukta okul başarısı ve performans dikkatinin dağılması nedeniyle düşebilir” dedi.
“BÜYÜME VE GELİŞİMİNİ ETKİLİYOR”
Doç. Dr. Başaran, mide ülseri ve gastritin beslenmeyi olumsuz etkileyeceğinden çocukta büyüme ve gelişimin yaşıtlarına göre geri kalmasına yol açabileceğini de söyledi.
Demir ve B12 vitamini gibi besinlerin yetersiz emilmesi sonucu çocukların nörolojik gelişiminin ve bilişsel fonksiyonlarının etkilenerek, halsizlik, unutkanlık ve bitkinlik sorunlara neden olacağını da belirten Doç. Dr. Başaran, “Gastrit gibi sağlıksız mideye sahip olan çocuklarda erken doyma, yemek sonrası şişkinlik ve iştahsızlık görülür. Midenin sağlığına kavuşmasıyla şikayetler azalır iştahı düzelir” dedi.
“ÇOCUKLARIN DENGELİ BESLENMESİNE ÖZEN GÖSTERİMELİ”
Mide sağlığını korumanın en önemli yolunun düzenli ve dengeli beslenme olduğunu söyleyen Doç. Dr. Başaran, ebeveynleri de uyararak, şunları söyledi: “Çocukların sindirim sistemi aldıkları besinlerin kalitesine ve miktarıyla doğrudan bağlı. Ebeveynler, çocukların beslenme alışkanlıklarını takip ederek, sindirim problemlerini önlemek için sağlıklı gıdalarla beslenmelerini sağlamalılar. Yetersiz ve dengesiz beslenme, sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bu yüzden protein, yağ ve karbonhidrat gibi besin öğeleri ve vitamin, mineral açısından dengeli bir beslenme uygulanmalıdır. Fazla miktarda işlenmiş gıda, şeker, aşırı acı baharat ve yağ içeren yiyeceklerin tüketimi midede gastrite, sindirim sorunlarına, aşırı gaz üretimine ve şişkinlik gibi sorunlara neden olabilir.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Hayat’ın ilk 5’e kalıp 2 Mart’ta düzenlenecek olan törede Oscar için aday olup olmayacağı önümüzdeki günlerde belli olacak. Filmin tanıtım çalışmalarına Los Angeles’ta devam ediliyor.

Cem Davran – Miray Daner – Zeki Demirkubuz – Burak Dakak
Zeki Demirkubuz, Sinema Genel Müdürü Birol Güven ve filmim oyuncuları Cem Davran, Burak Dakak ile Miray Daner, düzenlenen basın toplantısına katılarak soruları cevapladı.

Etkinliğin ikinci günü ise Dilan Çiçek Deniz’in yapımcılığını üstlendiği ‘Dilan Hakkında Konuşmalıyız’ adlı kısa filmin gösterimiyle başladı. Dilan Çiçek Deniz, etkinliğe sevgilisi Rafael Cemo Çetin ile birlikte katıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bazı TikTok kullanıcıları, eski One Direction grubu üyesinin cenazesinden olduğunu iddia ettikleri sahte görüntüleri sosyal medyada yayarak Payne’in hayranlarını hayal kırıklığına uğrattı ve öfkelendirdi.
31 yaşında hayatını kaybeden Payne’in bu hafta toprağa verilmesi planlanıyor. Ancak TikTok kullanıcıları çeşitli cenazelerden klipler yayınlıyor ve bunların Payne’e ait olduğunu öne sürüyor.
Dikkat çekmeye yönelik bu sosyal medya akımını ‘saygısızlık’ olarak nitelendiren Payne hayranları, İngiltere’nin Wolverhampton şehrindeki St. Peter’s Kolej Kilisesi’nin önüne çiçekler ve notlar bırakarak şarkıcıyı anmaya devam ediyor.
Payne’in cenazesiyle ilgili ayrıntılar gizli tutulsa da şarkıcının cenazesinin bu hafta, doğduğu yer olan Wolverhampton’da yapılması bekleniyor. Payne’in son uğurlama töreninin, büyüdüğü eve yakın olan Pendeford’daki St. Peter’s veya St Paul’s Kilisesi’nde yapılacağı söyleniyor.
Ünlü şarkıcının babası Geoff Payne, trajik olayı duyunca Arjantin’e gitti ve oğlunun cenazesiyle birlikte İngiltere’ye dönmesine izin verilene kadar ülkede kaldı. Acılı baba, cenazeyle birlikte geçen perşembe İngiltere’ye döndü.
Arjantin’de olayla ilgili soruşturma sürerken, Payne’in otopsi ve toksikoloji raporları daha önce açıklanmıştı. Otopsi raporunda, Payne’in otel odasının balkonundan “yarı veya tam bilinç kaybı” halinde düşmüş olabileceği belirtilirken, toksikoloji raporunda, ölüm anında ünlü şarkıcının kanında kokain olduğu tespiti yer almıştı.
Soruşturmayı yürütenler, Payne’in otel odasında kırık nesneler ve mobilyalar arasında narkotik maddeler ile alkolün saçılmış olduğunu tespit etmişlerdi. Bu durum, savcılığın Payne’in düştüğü sırada madde bağımlılığının neden olduğu bir kriz yaşadığını tahmin etmesine yol açmıştı.
Payne’in ölümünden kısa bir süre önce otel müdürünün 911 acil yardım hattını arayarak, agresif davranan, uyuşturucu ve alkolün etkisi altında olan bir misafiri ihbar ettiği öğrenilmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KRONOLOJİK YAŞ İLE BEYİN YAŞI ARASINDAKİ FARK BÜYÜDÜKÇE…
Bu hesaplamalarla beyin yaşı delta faktörünün belirlendiğini belirten Öztürk, “Kronolojik yaş ile beyin yaşı arasındaki fark büyüdükçe beynin daha erken yaşlandığını söyleyebiliriz. Son dönemde yapılan çok önemli bir çalışmada uyku kalitesi ve uyku problemleriyle beyin yaşlanması arasındaki ilişki araştırıldı. Bu çalışmanın önemli olmasının nedeni 589 kişinin toplamda 15 yıl boyunca takip edilmesiyle bu rakamların elde edilmesi. Çalışmaya göre uyku kalitesi bozuk olan bireylerde veya uykuyu sürdürmede güçlüğü olan bireylerde ortalama 3 yıl civarında beynin daha hızlı yaşlandığı belirlendi” dedi.
REKLAMDÜZENLİ OLMAYAN UYKU BEYNİ 3,8 YIL DAHA HIZLI YAŞLANDIRIYOR
Öztürk, beyin yaşlanmasını en olumsuz etkileyen durumun uykuya dalma güçlüğü ve kişinin sabah istemediği halde erken saatte kalkması olduğunu, bu etkenlerin beynin ortalama 3,8 yıl daha hızlı yaşlandırdığının çalışmayla ortaya konduğunu dile getirdi.
Tüm bu verilerin uyku sorunlarının beyni erken yaşlandırdığını gösterdiğini aktaran Öztürk, “Bunun getirdiği sonuçlar da bir takım dejeneratif hastalıkların, Alzheimer, Demans ya da Parkinson gibi hastalıkların riskinin artması anlamına geliyor. Böyle bir hastalık ortaya çıkmasa da bilişsel süreçlerde yavaşlama veya öğrenme güçlüğü, dikkati toplama güçlüğü ya da konsantrasyon sorunları, odaklanma problemleri ortaya çıkabilir” dedi.
“YATMA VE KALKMA SAATİNİ MUTLAKA SABİTLEMELİYİZ”
Öztürk, uyku sağlığına dikkat etmenin beynin erken yaşlanmasının önüne geçebilmede önemli bir etken olduğunu belirtti.
Kişinin uyku hijyeni kurallarına uyarak bununla ilgili engelleri ortadan kaldırması gerektiğini ifade eden Öztürk, şunları kaydetti: “Yatma kalkma saatini mutlaka sabitlemeliyiz. Yeteri kadar uyuduğumuzdan emin olmalıyız. Bu genç erişkin bireyler için yedi saatin altına düşmemeli. Bunun haricinde akşam geç saatlerde alkol alınmaması uykuya dalmayı ve sürdürmeyi kolaylaştırır. Rahat bir kıyafet giyilmesi ya da yatak odasında tam karanlıkta olunması, özellikle mavi ekrandan uzak kalma son bir saat içerisinde önemli önlemler olacaktır.
Uyku süresi son derece önemli. Çünkü ihtiyaç duyduğumuzdan daha uzun uyumak ya da daha kısa uyumak ömrü kısaltıyor. Bunu çok büyük epidemiyolojik çalışmalar göstermiş durumda. İdeali ihtiyaç duyduğumuz kadar uyumak. Burada yeteri kadar uykuyu aldığımızdan emin olmalıyız. Daha sonra bu süreyi nerede geçirdiğimiz önemli. Bizim için gece, karanlıkta kendi yaşam koşullarımıza uygun saatlerde bunu planlamak daha doğru olacaktır. Örneğin 11-12 gibi yatıp sabah 6-7 gibi kalkmak, iyi bir yol olabilir.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Merkezine başvuran Atan, nakil listesine alındı. Beyin ölümü gerçekleşen kişinin bağışlanan kalbi, dokuları uyumlu çıkınca Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibi tarafından nakledildi.
Sağlığına kavuşan Atan, 2009’da enfeksiyona yakalanarak rahatsızlandı. Dört ay yoğun bakımda kalan Atan, bu süreçte hızla kilo verdi. Taburcu edildikten sonra kullandığı ağır ilaçlar ve beslenmesine dikkat etmemesi nedeniyle böbrek rahatsızlığı başlayan Atan, 7 yıl diyalize girdi.
REKLAM
Dayısının oğlundan 2016’da böbrek nakledilen Atan’ın, bu süreçte iki oğlu üniversiteden mezun oldu. Oğullarını evlendiren Atan, bekledikleri ilk torunun sevinci yaşamaya başladı.
Atan, nakil olmadan önce çok zorlu bir hayat yaşadığını, her kalp krizi geçirdiğinde hastaneye yetişmek için zamanla yarıştığını söyledi.
“7 KEZ KALP KRİZİ GEÇİRDİM”
Kalp krizinin belirtilerini iyice öğrendiğini vurgulayan Atan, şunları kaydetti: “7 kez kalp krizi geçirdim. Bu konuda profesyonel olmuştum, ya taksi tutuyor ya da ambulans çağırıyor hastaneye yetişmeyi başarıyordum. 2001’de kalp nakledildikten sonra rahata kavuştum. Yiyecek ve içeceklere çok dikkat etmeyince 2009’da hastalandım. Mikrop kapmışım. Hafıza kaybı yaşamışım, 4 ay yoğun bakımda kalmışım. İyileşip çıktım, sonra tekrar rahatsızlandım. 5 ay daha yoğun bakımda kalmışım, bu süreçte 108 kilodan 48 kiloya düştüm.”
Hem kalbinin hem böbreğinin emanet olduğunu dile getiren Atan, “Hayat bir şekilde devam ediyor. Beş, altı kat merdiven çıkarım, çok uzun yol yürürüm. İki oğlum var, biri bilgisayar mühendisi oldu, diğeri gümrük müdürlüğünde memur, ikisini de evlendirdim. Hiçbir zaman hasta gibi yaşamadım, hep aktif oldum. Nakiller sayesinde çocuklarımı büyüttüm, okuttum, evlendirerek mürüvvetlerini gördüm. Şubatta ilk torunum doğacak” diye konuştu.
Atan, “Bence insanlar, toprak olacak organlarını hayattayken bağışlasın, başka insanlar yaşasın. Ben bu nakiller sayesinde hayattayım” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
MÜNCİ KALAYOĞLU KİMDİR?
Ağustos ayında beyin kanaması geçiren 84 yaşındaki Prof. Dr. Münci Kalayoğlu, karaciğer nakli yapan ilk Türk doktor. Kalayoğlu, 1940’da doğdu. Ankara Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Genel Cerrahi Ana Bilim Dalında uzmanlık eğitimi aldı. 1967- 1968 yılları arasında Mount Sinai Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda, 1968-1971 yılları arasında Pittsburgh Çocuk Hastanesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalında çalıştı. Yine Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 1972’de doçent, 1977’de profesör oldu.
Prof. Dr. Münci Kalayoğlu hayatını kaybetti
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş, “Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacize Karşı Politika Belgesi”ni güncelledi. Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Özkan Atar, güncelleniş belgeyi sendikanın genel merkezinde düzenlenen törenle imzaladı. Törene, sendikanın Genel Sekreteri Ali Çeltek, Kadın Komisyonu üyeleri ve genel merkezde çalışan kadınlar katıldı.
Törende yaptığı konuşmada, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ile şiddet, taciz ve kadın cinayetlerinin önlenmesinin sendikanın başlıca hedefleri arasında olduğunu söyleyen Özkan Atar, “Kadınların toplumsal yaşamın her alanında, aile yaşamında ve çalışma yaşamı içerisinde eşitlik ve özgürlük temelinde hak ettikleri yeri alması, hak ettikleri yaşama kavuşması, hepimizin önünde duran en önemli görevlerden. Türkiye bu anlamda hiç kolay bir ülke değil. Eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesini her alanda kararlılıkla sürdürmemiz gerekiyor” dedi.
“Yol gösterecek, önümüzü açacak bir belge”
Kadın Komisyonu’ndan Naz Şakar ise belgeye ilişkin şunları söyledi:
“Şiddet ve taciz kadınları evde, sokakta, yolda, her yerde bulabiliyor. Maalesef iş yerlerinde de karşımıza çıkabiliyor. Şiddet ve tacize karşı kadınları koruyan yasalar etkin şekilde uygulanmıyor bu ülkede. ILO 190 gibi sözleşmeler onaylanmıyor, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılıyor. Bizim aslında şiddete ve tacize karşı güvencemiz, örgütlülüğümüz ve sendikamız. Bu sendika, kadınların şiddet ve tacize karşı güvencesi. Bu yüzden biliyoruz ki Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacize Karşı Politika Belgemiz, bize bu mücadelede yol gösterecek, önümüzü açacak bir belge. Bizler, çalışma yaşamının şiddetten, tacizden, mobbingden arındırılması için, ILO 190’ın onaylanması için sendikamızla beraber mücadele etmeye devam edeceğiz.”
“Sendikamızın bu politikayı hayata geçirerek fabrikalarda farkındalığı yaratıyor”
Kadın Komisyonu’ndan Gamze Fırat ise “Şiddet ve tacize karşı mücadelemizde hep yanımızda olan, önümüzü açan ve öncülük eden bir sendikamızın olması bizi güçlendiriyor. Örgütlüysek güçlüyüz. Sendikamızın bu politikayı hayata geçirerek fabrikalarda bu farkındalığı yaratıyor olması çok kıymetli. Teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. İmza töreni, politika belgesinin imzalanmasının ardından hep bir ağızdan atılan “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganıyla son buldu.
PolitikaSendikaGüncelHukukKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Uygulamalı Sosyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysel Günindi Ersöz, üniversitenin Psikoloji, İletişim, Türk Akademik Hukuk ve Sosyoloji topluluklarınca, Itri Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansta yaptığı konuşmada, kadına ve çocuğa yönelik şiddetin genellikle çevresindeki tanıdık kişilerce gerçekleştirildiğini söyledi.
Silahlı çatışmalarda en çok kadın ve çocukların öldüğünü, tecavüzlere maruz kaldığını anlatan Ersöz, şunları kaydetti:
“Kadınlar gözden çıkarılıyor ama çocuklar ne olacak, onlar da mağdur. Şiddet, ailede öğrenilen ve silsile halinde giden bir şey. Şiddet gelecek nesillere sirayet ediyor. Sadece kadın değil kadın, çocuk, toplum ve toplumun geleceği de bu şiddetten etkileniyor. Şiddet ortamında büyüyen çocuklar şiddete eğilimli oluyor. Şiddet aileden, medyadan ya da başka araçlardan öğreniliyor, ilerleyen zamanlarda artık o sorun olarak algılanmıyor ve sıradanlaşıyor. Şiddet hiçbir zaman bir çözüm yolu değil.”
Konferansa, dekanlar, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
KonferansEğitimGüncelankaraŞiddetKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Odunpazarı ilçesi 75. Yıl Mahallesi’ndeki ev hanımları, yaşadıkları mahallede kendilerine iş imkanı oluşturabilmek için bir araya geldi. Yaklaşık 1 yıl önce planlamasına başladıkları hayallerini gerçeğe dönüştüren kadınlar, Tomris Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’ni kurdu. Çalışma saatlerini de çocuklarına ve aile hayatlarına göre ayarlayabilecekleri bir iş düzeni oluşturdular. Çanta, yastık kılıfı, işyeri üniformaları ve çeşitli dikimlerin yapıldığı kooperatifte daha fazla kişiye istihdam sağlamayı amaçlayan girişimci kadınlar, artık işlerini daha fazla büyüterek ilerlemeyi amaçlıyor. Açılıştan kısa bir süre geçmesine rağmen, farklı işletmelerden gelen dikim işlerini yapan kadınların çalışmaları her geçen gün yoğunlaşıyor.
“Mahalledeki kadınlarında ilgisini çekmeye başladı
Kooperatif Başkanı Özlem Değirmenci, kısa sürede beklediklerinden daha fazla iş aldıklarını ifade etti. Mahalledeki kadınların kooperatife gelmek isteklerinin arttığını ifade eden Değirmenci, “Kurulmamızın üzerinden çok geçmedi. Beklediğimizden daha fazla firmaların ilgisi ile karşılaştık. Yaşadığımız yoğunluk kadınlarımızı memnun ediyor. Mahalledeki diğer kadın arkadaşlarımız da kooperatifimize ilgi gösteriyorlar. İlerde hedefimiz büyüterek daha fazla kadını istihdam etmek. Kendi kumaşlarımızı alarak ürünleri oluşturacağız” dedi. – ESKİŞEHİR
Yerel HaberlerOdunpazarıEkonomiKadınYerel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Sınırlı Sorumlu Bitlis Merkez Mahalleri-2 Tarımsal Kalkınma Tarım Kooperatifi üyeleri, hazırladıkları yöresel ürünlerin yanı sıra serada yetiştirdikleri ürünlerle kışlık yiyecekler yaptı. ???????
???????Belediye Başkanı Nesrullah Tanğlay, kadın emeğine dayalı projelerin hem yerel ekonomiye hem de kadın istihdamına önemli katkı sunduğunu belirtti.
Belediyenin bu projeyle kadınların iş gücüne katılımının artırmayı hedeflediklerini ifade eden Tanğlay, “Proje alanı 5 dönümlük bir araziye yayıldı ve şu anda 2 dönümünde üretim yapılıyor. Bu proje sayesinde kadınlarımız hem ekonomik özgürlüklerini kazanıyor hem de ürettikleri doğal ve lezzetli ürünleri Bitlis halkıyla buluşturuyor.” dedi.
Kooperatif Başkanı Nazlı Bölükbaşı ise kadınların organik tarım, yöresel yemek yapımı ile sebze ve meyve kurutmacılığı alanlarında 7 ay gibi kısa sürede önemli çalışmalara imza attığını söyledi.
Bölükbaşı, “Kadınlarımız burada sadece üretmiyor, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerini sergiliyor. Belediyemizin sağladığı imkanlar sayesinde kadınlarımız üretkenliklerini ve dayanışma ruhunu ortaya koyuyor. Başkanımıza verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.
Yerel YönetimEkonomibitlisGüncelKadınTarım
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CANSIZ BEDENLERİ YATAK ODASINDA BULUNDU
Olay, Polatlı ilçesi Zafer Mahallesi Gordion Caddesi Sivrikaya apartmanında bulunan Ali Osman Er ve eşi Medine Er’in yaşadığı dairede meydana geldi. Er çiftinden haber alamayan komşuları tarafından eve itfaiye ekipleri çağırıldı. Camı kırarak içeri giren itfaiye görevlileri çiftin yatak odasında cansız bedeni ile karşılaştı.
BALIK YEDİKTEN SONRA ZEHİRLENMİŞLER
Olay yerinde polis ekipleri tarafından yapılan ilk incelemede, çiftin dün akşam yemeğinde balık yedikten sonra yattıkları ve gıda zehirlenmesi yüzünden hayatını kaybettikleri belirlendi. Haymana Demirözü köyü nüfusuna kayıtlı olan çiftin cenazeleri, otopsi yapılmak üzere adli tıp kurumuna gönderildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

GüvenlikPolatlı3-sayfaSağlıkGüncelAnkara
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ALÂN
Her sene olduğu gibi, bu yıl da programa seçilen gruplar İstanbul Caz Festivali’nin Parklarda Caz konserlerinde sahne aldı. Seçilen gruplardan Mojo 5 ayrıca festivalin ödül gecesinde, Saint Privat konseri öncesinde sahneye çıktı. Gruplar eylül ayında stüdyoya girip, müzik tarzlarına göre eşleştirildikleri deneyimli müzisyenlerin prodüktörlüğünde Genç Caz+ 24 albümü için kendi bestelerini kaydettiler.
Blue Kiss Collective
Bu süreçte Boba Quartet’e Kıvılcım Konca, Zozeï’ye Çağıl Kaya, ALÂN’a Volkan Öktem, Mojo 5’e Selen Gülün, Blue Kiss Collective’e Kamucan Yalçın ve Zekeriya Şahiner Quartet’e Korhan Futacı prodüktör olarak destek oldu. Albümün kayıt, miks ve masteringini Sinan Sakızlı yaptı; grup fotoğrafları ise Muhsin Akgün’e emanet edildi.
Boba Quartet
Hayyam Stüdyoları’nda gerçekleştirilen kayıtlarda, gençliğin tutku ve heyecanının ustalığın bilgeliğiyle dengelendiği, özgür ve dinamik bir albüm ortaya çıktı. Albümün tanıtım konseri, 19 Kasım 2024’te, saat 21.00’de Pera 77’de düzenlenecek.
Mojo 5
Genç Caz+’nın bu seneki Seçici Kurulu’nda müzisyen Ayşe Tütüncü, müzisyen Selen Gülün, müzisyen Volkan Öktem, radyo programcısı Dr. Hakan Rauf Tüfekçi, yazar Yekta Kopan, müzisyen Okan Kaya, Sony Music Türkiye Genel Müdürü Özden Bora, Akra Caz Festivali Direktörü Kadir Dursun, müzisyen Çağıl Kaya, Pozitif ve Babylon’un kurucularından Ahmet Uluğ ve İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer yer aldı.
Zekeriya Şahiner Quartet
Genç Caz+ 24,15 Kasım’da Spotify, Apple Music, Deezer, YouTube Music, Fizy ve Muud gibi çeşitli platformlarda yerini alacak.
ZOZEÏ
Genç Caz+ 24 Albüm Şarkıları
BOBA Quartet / “güneş kaçta doğuyor”
ZOZEÏ /“Bir Oda”
ALÂN/ “DUDUDA”
MOJO 5 / “SIMPLE LIFE”
BLUE KISS COLLECTIVE / “Answers”
ZEKERİYA ŞAHİNER QUARTET / “intricate-bop”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pandemi döneminde yapılan araştırmalara göre sanat galerilerinin dünya çapında yüzde 70’in üzerinde gelir kaybına uğramasıyla birlikte sanat alanına olan destekler arttı.
UNESCO verilerine göre bu dönemde kültür-sanat sektöründe 10 milyona yakın insan da işsiz kaldı. Anadolu Efes Art Space platformu da bu bağlamda pandemi döneminin ardından Kazakistan’da genç yeteneklere ve dezavantajlı sanatçılara destek olmak amacıyla kuruldu.

Platform Kazakistan’da 2.5 yıl içinde 21 sergiye ev sahipliği yaptı. Genç yeteneklerin ve dezavantajlı sanatçıların sergilerinin yer aldığı platform, İstanbul’da Kazakistanlı dört sanatçı, Sh. Guliyev, G. Askarova, A. Amirkhanova ve A. Malaeva’nın eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor. Kazakistan’ın mistik ve zengin kültürünü yansıtan eserlerin yer aldığı sergi ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapımcılığını Broadway Entertainment Group’un üstlendiği Küçük Prens, içerdiği derin mesajların yanı sıra iç içe geçmiş karakterler ve gösteride kullanılan renkli kostümlerle dikkat çekiyor.

Dansın, müziğin, projeksiyonların ve akrobasinin uyumlu birleşimi olan Küçük Prens gösterisi, izleyicilerin hayal gücünün sınırlarını zorlayacak. Paris, Sidney, Dubai, Graz gibi şehirlerde kapalı gişe oynanan gösteride, Küçük Prens’in farklı gezegenlerde karşılaştığı karakterler ve onların temsil ettiği değerler, tiyatro, dans, akrobasi ve ileri teknoloji video haritalama ile canlandırılıyor
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akademi CEO’su Bill Kramer, “Conan O’Brien’ın bu yıl Oscar’ları sunmasından büyük heyecan ve onur duyuyoruz. Muhteşem mizahı, filmlere sevgisi ve canlı yayın tecrübesiyle törene liderlik etmek için mükemmel bir kişi” dedi.

O’Brien Cuma günü yaptığı açıklamada, “Amerika bunu istedi ve şimdi gerçekleşiyor” açıklamasını yaptı.
2002 ve 2006 yıllarında Emmy Ödülleri’ni sunan O’Brien ilk Oscar sunuculuğunu gerçekleştirecek.
Oscar Ödülleri, Türkiye saatiyle 3 Mart’ta ABC kanalında canlı olarak yayınlanacak.
Ünlü komedyen, en çok Late Night with Conan O’Brien, The Tonight Show with Conan O’Brien ve Conan adlı gece şovlarının sunucusu olarak tanınıyor.
O’Brien televizyon sunuculuğu kariyerinden önce ise Saturday Night Live şovu ve The Simpsons dizisi için yazar olarak çalışmıştı.
O’Brien, 2021’de gece şovlarından ayrıldı ve o zamandan beri Conan O’Brien Needs a Friend adlı bir podcast ve Conan O’Brien Must Go adlı bir seyahat programı hazırladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Göçün acısını Batılılaşmanın coşkusuyla harmanlayan “Batı Ekspresi”, bir yandan batının bolluk ve tüketim toplumu cazibesine kapılırken diğer yandan kendi kültürlerini cebine doldurup türlü sebeplerle gurbet yollarına düşen ve Şark Ekspresi’ne binenlerin hikâyesi…
REKLAM
Özgürlüğün, batılılaşmanın ve kapitalizmin çarpıcı etkilerini işlerken öte yandan göç edenlerin, doğdukları topraklara duyduğu özlemi ironik ve düşündürücü bir yaklaşımla ele alan oyun, kültürel değerlerin Batı’nın sunduğu “vaha” ile çatışmasını gözler önüne seriyor. “Batı Ekspresi”, yolculuğun sadece gidişini değil, aynı zamanda dönüşünü de sorgulatan bir tecrübe sunuyor.

Matéi Visniec’in kaleme aldığı, Elvin Beşikçioğlu’nun yönettiği oyun “Batı Ekspresi”nde sahneyi Adem Aydil, Derin Beşikçioğlu, Fatih Sönmez, Selin Tekman, Selin Zafertepe ve Ünsal Coşar paylaşıyor. Oyunun etkileyici dekor tasarımı Barış Dinçel’in, kostümleri Başak Özdoğan’ın, müzikleri Utar Dündar Artun’un imzasını taşıyor.

25 Kasım 2024 Pazartesi ve 26 Kasım 2024 Salı akşamları saat 20.30’da Ses 1885 – Ortaoyuncular Tiyatrosu’nda sahnelenecek tek perdelik “Batı Ekspresi”nin biletleri Biletix’ten ve gişeden temin edilebilir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nâzım Hikmet, Özdemir Asaf, Ümit Yaşar Oğuzcan ve daha birçok şairin eserlerini özgün caz besteleriyle buluşturan proje, Selçuk Yöntem’in yorumu ve quartet’in müzikalitesini bir araya getiriyor.

Tiyatro, dizi, sinemadaki başarılı oyunculuğuyla dikkat çeken Selçuk Yöntem’e sahnede Viyana’da yaşayan Türk kemancı Efe Turumtay, Çek basçı Tomáš Liška’nın lirik sesi ve Macar perküsyoncu András Dés’in eğlenceli ritimleri eşlik ediyor.
Uluslararası üne sahip Türk perdesiz gitar virtüözü Cenk Erdoğan da melodilerini quartet’e taşıyor.
Selçuk Yöntem’in güçlü yorumuyla seslendireceği şiirler, caz müziğinin ritmiyle birleşerek dinleyenlere farklı bir deneyim sunacak.
Sezon boyunca sahnelenmeye devam edecek Biletler Biletix, Bubilet, Biletinial ve Passo’da satışta.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Baikie ve Wilhelm’in bulgularına göre, duygusal deneyimler hakkında yazmak, fiziksel sağlık üzerinde belirgin iyileşmeler sağlayabilir. Örneğin, astım veya romatoid artrit gibi hastalıkları olan bireyler, bu tür bir yazı aktivitesi sonrasında, hastalıklarının şiddetinde azalma ve genel sağlık durumlarında iyileşme rapor etmişlerdir. Ayrıca, bu tür yazı aktiviteleri, katılımcıların ruh halini ve psikolojik refahını artırma potansiyeline de sahip.
Bu yazar sizi günlük tutmaya ikna edecek!
Yazmanın iyileştirici gücü
Araştırma bulgularına göre düzenli yazan kişilerde bu etkiler görülüyor:
Duygusal yazmanın faydalarının tam olarak nasıl elde edildiği tam olarak anlaşılmış değil. Ancak, duygusal rahatlama, önceden bastırılmış duyguların ifadesi, bilişsel işleme ve tekrarlı maruz kalma gibi çeşitli mekanizmaların etkili olduğu düşünülüyor.
Araştırmacılar, duygusal yazının, kişilerin duygusal sağlıkları üzerinde de pozitif etkilere sahip olduğunu vurguluyor. Araştırmaya katılan denekler, yazma sürecinden sonra kendilerini daha iyi hissettiklerini ve travmatik olayları işleme konusunda daha fazla yetenek kazandıklarını belirtiyorlar. Bu süreç, bireylerin yaşadıkları olayları daha sağlıklı bir şekilde işlemelerine ve duygusal olarak daha dirençli hale gelmelerine olanak tanıyor.
Kaynak: Karen A. Baikie. “Emotional and physical health benefits of expressive writing”. Şuradan alındı: https://www.cambridge.org/core/journals/advances-in-psychiatric-treatment/article/emotional-and-physical-health-benefits-of-expressive-writing/ED2976A61F5DE56B46F07A1CE9EA9F9F. (02.01.2018).


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tüketici şikayetleri nereye yapılır? Fahiş fiyat nereye şikayet edilir?
Fahiş fiyat, aldığımız ürünün iadesi, garantili ürün sonrası ve satış sonrası hizmetler ile ilgili bir problem yaşıyorsak Tüketici Hakem Heyetleri veya Tüketici Mahkemeleri’ne başvuruda bulunabiliriz. Tüketici hakem heyeti kurulmayan ilçelerde Bakanlıkça o ilçe için belirlenen hakem heyeti yetkilidir. Buna ek olarak “Alo 175 Tüketici Danışma Hattı”na da başvurulabilir. Bu hat tüketicilerin, karşılaştıkları sorunlara ilişkin çözüm yollarının sunulduğu ve tüketici uyuşmazlıklarının çözülmesi amacıyla başvurmaları gereken ilgili makamlara yönlendirildiği “bir çağrı merkezi” olarak hizmet vermektedir. Tüm bunlara ek olarak e-devlet üzerinden “Haksız Fiyat Artışı Şikayet Bildirimi”nde bulunabilir, CİMER’e başvurulabilir.
Apartman yöneticisi, site yönetimi, komşu nereye şikayet edilir? Gürültü yapan kişi nereye şikayet edilir?
Apartman veya site yönetimine ilişkin bir sorun yaşıyorsanız bu sorunu çözmek için bazı adımlarda bulunmanız gerekir.
Apartman veya site yönetim kuruluna başvuru: Öncelikle, yönetimle yaşadığınız sorunu çözmek için yönetim kuruluna yazılı bir başvuruda bulunabilirsiniz. Bu başvuru, yönetim kurulu üyelerinin konuyu ele alması için resmi bir yol olabilir.
Sulh Hukuk Mahkemesi: Eğer yönetim kuruluna yapılan başvuru çözüm getirmediyse, bulunduğunuz yerdeki sulh hukuk mahkemesine başvurabilirsiniz. Apartman veya site yönetiminde kanuna veya yönetim planına aykırı bir durum varsa, mahkemeye başvurarak konunun çözülmesini talep edebilirsiniz.
Kaymakamlık ve belediyeye şikayet: Apartman veya site yönetiminde sağlık, güvenlik veya çevre gibi kamu düzenini ilgilendiren bir sorun varsa, kaymakamlık veya belediyeye başvurarak durumu bildirebilirsiniz. Özellikle gürültü, hijyen gibi konularda belediye yetkilidir.
CİMER Üzerinden Şikayet: Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden şikayet edebilirsiniz. CİMER, kamu hizmetlerinde yaşanan sorunları dile getirebileceğiniz bir platformdur ve gerektiğinde ilgili kurumlara yönlendirme yapar.
Polis veya Jandarma: Güvenlik ihlalleri ya da huzuru bozacak durumlar için polis veya jandarmaya başvurabilirsiniz.
Trafik ihlalleri nereye şikayet edilir?
Hatalı park, kırmızı ışık ihlali gibi şikayetler bulunduğunuz bölgeye bağlı olarak ALO 155 Polis İmdat Hattı veya ALO 156 Jandarma İhbar Hattı’na yapılabilir.
Trafik ihlalleri nasıl şikayet edilir?
Trafikte tehlikeli davranışlar veya ihlaller gördüğünüzde bu numaraları arayarak ihbarda bulunabilirsiniz. Şikayet sırasında olay yeri, araç plakası ve ihlal türü gibi bilgileri paylaşmanız önemlidir. Bazı bölgelerde Emniyet Genel Müdürlüğü’nün mobil uygulaması üzerinden de ihbarda bulunabilirsiniz.
Yapılan ihlali kamera ile kayıt altına aldıysanız…
Eğer bir trafik ihlalini telefon kamerası ile kaydettiyseniz, görüntüyü ve bilgileri Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’ne veya e-devlet üzerinden Şikayet Modülleri’ne yükleyerek şikayette bulunabilirsiniz. Özellikle kırmızı ışık ihlali, hatalı sollama gibi durumlarda görsel kanıt sunmak etkili olacaktır.
Toplu taşıma şikayetleri (özellikle belediyeye bağlı araçlar için) nereye yapılır?
İlgili belediyenin Beyaz Masa Hattı (Örneğin, İstanbul için 153 Beyaz Masa)’na başvurabilirsiniz. Toplu taşıma araçlarıyla ilgili şikayetlerde, belediyenin şikayet hattını arayabilir ya da mobil uygulamaları üzerinden (Örneğin İstanbul’da İBB CepTrafik uygulaması) doğrudan şikayette bulunabilirsiniz.
Şehirlerarası trafik sorunlarında ise Karayolları Genel Müdürlüğü veya Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’ne başvurabilirsiniz.
Sağlık ile ilgili şikayetler nereye yapılır?
Hastane hizmetleri, doktor davranışları, yanlış tedavi uygulamalarından sebep bir sorun yaşıyorsanız Sağlık Bakanlığı’na bağlı SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi) veya Alo 184 hattına başvurabilirsiniz.
Aile içi şiddet / kadına yönelik şiddet nereye şikayet edilir?
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan ALO 183 hattı, şiddete uğrayan ya da uğrama tehlikesi bulunan ve desteğe gereksinimi olan kişilere psikolojik, hukuki ve ekonomik alanda danışmanlık sunmakta ve yararlanabilecekleri hizmet kuruluşları konusunda bilgi vermektedir. Buna ek olarak mağdur kişi sizseniz KADES uygulaması ile telefon görüşmesi yapmadan bir tek butona basarak polise konumunuzu gönderebilir ve ekipleri çağırabilirsiniz.
ALO 183 ücretsizdir ve Türkiye’nin her yerinden 7 gün 24 saat ulaşılır.
Acil telefon hatları ise şu şekildedir:
ALO 183 dışında acil durumlarda başvurulabilecek telefon hatları şunlardır:
ALO 155 Polis İmdat
ALO 156 Jandarma İmdat
112 ACİL
0212 656 96 96 / 0549 656 96 96 Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı
444 43 06 Ankara İçin Gelincik Hattı
İlginizi çekebilir: Şiddet gören kadınlar ne yapmalı?
Bankalar nereye şikayet edilir?
Finansal ve bankacılık şikayetlerini BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu), TBB (Türkiye Bankalar Birliği)’ye iletebilirsiniz.
İnternet ve iletişim hizmetleri, GSM operatörleri nereye şikayet edilir?
İnternet hızı sorunları, mobil operatörlerle ilgili problemler, haksız faturalandırma gibi problemler için BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) veya CİMER’e başvurabilirsiniz.
Emniyet ve güvenlik ile ilgili şikayetler nereye yapılır?
Emniyet Müdürlüğü veya Jandarma, ayrıca Acil Durumlarda Alo 112’yi arayabilirsiniz.
Kamu kurumları ve devlet dairesi şikayetleri nereye yapılır?
Kamu hizmetleriyle ilgili sorunlar, bürokratik engeller, memur davranışları CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi)’e yapılabilir.
İş hukuku ve çalışma hayatı şikayetleri nereye yapılır?
İşçi hakları, iş güvenliği sorunları, maaş ödemesiyle ilgili problemler ALO 170 (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı), SGK, İŞKUR’a iletilebilir.
Uygunsuz reklam ve içerik, yanlış bilgilendirme içeren medya içerikleri nereye şikayet edilir?
Bu tarz şikayetler RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu)’e iletilebilir.
Çevre ile ilgili şikayetler nereye yapılır?
Gürültü, hava kirliliği, doğaya zarar veren faaliyetler için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ve Alo 181 hattına başvuruda bulunulabilir.
CİMER’e şikayette bulunmam halinde kişisel bilgilerim görünür mü?
CİMER’e yapılan başvurularda kimlik ve iletişim bilgileri, başvurunuza işlem yapmak üzere kimlik
bilgilerinize ihtiyacı olan ve kurumu adına “kimlik bilgilerini görme yetkisi”ne sahip sınırlı sayıda CİMER personeli tarafından görülebilmektedir. Sistemde tanımlı olan her kamu personeli bu yetkiye sahip değildir.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antigua Guatemala, Guatemala

Bangkok, Tayland

Barbados

Braşov, Romanya

Cerrado, Brezilya

Doğu ve Oryantal Ekspresi, Malezya

Grönland

Guadalajara, Meksika

İtalya

Kanazawa, Japonya

Los Angeles, Amerika

Northland, Yeni Zelanda

Ocala Ulusal Ormanı, Florida

Raja Ampat, Endonezya

Senegal

Abu Dabi, Birleşik Arap Emirlikleri

Avustralya

Boise, Idaho

İrlanda

İskoçya

İsveç

Kwazulu Natal, Güney Afrika

Saraybosna, Bosna-Hersek

Tunus

Suru Vadisi, Hindistan

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gelecek kaygısının kaynağı nedir?
Gelecek kaygısı, aslında kontrol edemediğimiz şeyler hakkında düşünmekten kaynaklanır. Bize belirsiz gelen şeyler, iş veya ilişkilerdeki hedefler, sağlık endişeleri veya finansal kaygılar… Bu düşünceler, zihnimizi meşgul ederken şu anı deneyimlememizi zorlaştırır. Kaygı, geleceğe dair endişe dolu bir kurgu yaratır, bu da bizi bugünden koparır. Sonuçta zihnimiz sürekli gelecekte yaşar, bedenimiz ise bugünde kalır; böylece içsel bir uyumsuzluk yaşarız. Bu uyumsuzluk zamanla hem zihinsel hem de fiziksel sağlığımıza zarar verebilir.
Anı yaşamanın önemi
Anı yaşamak, bizi geçmişin pişmanlıklarından ve geleceğin endişelerinden özgürleştirir. Anı yaşadığımızda, zihin şu anın farkına varır, her şeyin daha net, daha anlaşılır olduğunu görür. Şu an sahip olduklarımızın değerini anlamaya başlarız ve geleceğin kaygısını taşımak yerine bu anın içinde rahatça nefes alabiliriz.
Peki, anı yaşamak bize ne sağlar?
Daha fazla huzur: Gelecekte olan bitenleri kontrol edemeyeceğimizin farkına vardığımızda, bir rahatlama yaşarız. Kaygının yerini huzur alır.
Anı yaşamak: Hayattaki en değerli anları, ilişkilerimizi, günlük rutinlerimizi gerçekten fark ederek yaşamak, yaşamdan aldığımız tatmini artırır.
Daha sağlıklı zihinsel bir durum: Anı yaşamak zihnimizi sakinleştirir, stresi ve kaygıyı azaltır, dolayısıyla sağlıklı bir ruh hali sağlar.
Gelecek kaygısını azaltmak ve anda kalmak için teknikler
Gelecek kaygısını azaltmak, anı yaşamanın güzelliğini keşfetmek için bazı basit ama etkili teknikleri hayatınıza katabilirsiniz:
Nefes egzersizleri yapın
Anı yaşamanın en kolay yolu nefesinize odaklanmaktır. Gözlerinizi kapatın, derin bir nefes alın ve birkaç saniye nefesinizi tutun. Sonra yavaşça verin. Nefes alışverişinizi izlemek, zihninizi an’a getirir, sizi düşüncelerden arındırır. Bu egzersizi günde birkaç kez tekrar ederek, endişeli olduğunuz anlarda kendinizi sakinleştirebilirsiniz.
Günlük tutun
Duygu ve düşüncelerinizi yazmak, onları düzenlemenize ve endişelerinizin farkına varmanıza yardımcı olur. Her gün sabah veya akşam, birkaç dakikanızı kendinize ayırın ve o gün nasıl hissettiğinizi, neler düşündüğünüzü yazın. Bu, zihninizi sakinleştirir ve anı yaşamanıza yardımcı olur.
Dikkatinizi küçük detaylara verin
Güne başlarken veya gün içerisinde, çevrenize bakın. Etrafınızdaki nesneleri, renkleri, sesleri fark edin. Bu küçük detaylara odaklanmak, zihninizi ana çeker ve düşünce akışını yavaşlatır. Örneğin, sabah kahvenizi içerken kahvenin kokusuna, sıcaklığına, her bir yudumun tadına odaklanın. Bu küçük farkındalık anları, gün boyunca zihninizi şimdiye getirir.
Meditasyon yapın
Meditasyon, günümüzün en popüler anı yaşama tekniklerinden biridir. İlk başta zorlayıcı gibi görünse de, her gün birkaç dakikanızı meditasyona ayırarak zihninizi sakinleştirebilir ve ana odaklanabilirsiniz. Meditasyon yaparken düşüncelerinizi durdurmaya çalışmayın; onları yargılamadan gözlemleyin ve geçip gitmelerine izin verin.
Minnettarlık pratiği yapın
Her sabah veya akşam, sahip olduğunuz şeyler için şükredin. Sağlığınız, sevdikleriniz, sahip olduğunuz imkanlar… Bu basit alışkanlık, zihninizin gelecekteki olumsuzluklara değil, şu an sahip olduğunuz güzelliklere odaklanmasını sağlar. Şükran duygusu, sizi anda tutar ve hayatınıza pozitif bir bakış açısı kazandırır.
Geleceğe güvenle bakmak için düşünce yönetimi
Zihninizde kaygılı düşünceler belirdiğinde, “Bu düşünce şu an benim işime yarıyor mu?” diye sorun. Çoğu zaman geleceğe dair endişeler, şu an yapabileceğiniz bir şey olmadığında sadece kaygı üretir. Kontrol edebildiğiniz şeylere odaklanın ve geri kalanını akışa bırakmayı öğrenin. “Her şeyin bir zamanı var” düşüncesini benimsemek, zihninizi rahatlatacaktır.
Anı yaşamak bir yaşam biçimidir
Anı yaşamak, sadece kaygıdan kurtulmak için değil, hayata daha tatmin dolu bir bakış açısı geliştirmek için de önemlidir. Her gün yapacağınız küçük farkındalık çalışmalarıyla anı yaşamayı bir alışkanlık haline getirebilir, hayatınızda daha fazla huzur ve mutluluk hissedebilirsiniz. Unutmayın, geçmiş geçti, gelecek henüz gelmedi. Sadece bugünü gerçekten yaşamak mümkün.
Şimdi bir dakikanızı ayırın ve etrafınıza bakın; o anın güzelliklerini fark edin. Çünkü hayat, gelecekte değil, tam da bu anda var.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Günümüzde birçok gastroenterolog, yaptığı çalışmalar ve araştırmalar neticesinde aynı sonuca ulaşıyor: Sağlığımızın başlangıç noktası bağırsaklarımızdır ve bağırsaklarımız vücudumuzun her bölgesini etkileyebilir, ki buna vajina da dahil. Bilindiği üzere bağırsaklarımızda iyi ve kötü bakteriler mevcuttur ve fakat kötü bakteriler, bağırsak dengemizi bozacak yönde artarsa; bu durum çeşitli sorunların oluşmasına yol açabiliyor. Bağırsaklardaki kötü bakteriler, çeşitli kötü beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı, stres ve kullanılan ilaçlarla artış gösterebiliyor. Böyle bir durumda, vücudunuz sağlıklı hücreler üretmeye çalışsa da kötü bakteriler nedeniyle bunu yapamayabilir; bu da hücrelerinizi ve organlarınızı olumsuz etkileyebilir.
Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden Dr. Sara Twogood: “Bağırsaklar gibi, vajina da normal florasını oluşturan milyonlarca, milyarlarca veya hatta trilyonlarca mikrop barındırır” açıklamasında bulundu. Ancak Dr. Twogood, bağırsak ve vajina florasının her ne kadar ortak bakterilere sahip olsalar da; farklı yapılarda olabileceklerini de özellikle belirtiyor.
Bir başka Amerikalı gastroenterolog Dr. Liz Cruz da, kötü bağırsak sağlığı nedeniyle çeşitli sorunlar yaşayan kadınların ortak özelliğinin, vajinal mantar problemleri olduğunu belirtiyor. Bağırsaklarla ilgili sorunlar sonucunda meydana gelebilecek bir diğer istenmeyen sağlık problemi de, idrar yolu enfeksiyonudur. Cruz, bağırsakların ‘steril bir ortam olmadığını’ ve idrar yolunun belirli bakterilere maruz kalması durumunda ‘bu bakterilerin mesaneye çıkabileceğini ve idrar yolu enfeksiyonuna neden olabileceğini’ açıklıyor. Bu, özellikle ishal yaşayanlar ve/veya uygun hijyen uygulamayanlar için özellikle sorunlu hale gelebilir. İdrar yolunun herhangi bir dışkıya maruz kalmasını en aza indirmek için, önden arkaya silmenin önemli olmasının bir nedeni de budur.
Dr. Twogood, eğer vajinanızda yanma, ağrı veya rahatsızlık yaşıyorsanız, bir jinekolog tarafından muayene edilmeniz ve değerlendirilmeniz gerektiğini söylüyor. “Birçok kadın vulvovajinal sorunlarını yanlış teşhis ediyor ve bu da etkisiz tedavilere yol açıyor ve bölgenin daha fazla tahriş olma potansiyelini artırıyor” diyerek de durumun ciddiyetini vurguluyor.
İyi bir bağırsak ve vajina sağlığı nasıl korunur?
Dr. Liz Cruz, iyi hijyen uygulamalarına ek olarak, yapabileceğiniz en iyi şeylerden birinin, özellikle milyonlarca ve milyarlarca canlı kültür içeren probiyotiklerden almak olduğunu söylüyor. “Bu durum, bağırsaklarınıza iyi bakteriler yerleştirir ve dolayısıyla bağışıklık sisteminize yardımcı olur” diyor. Ne yediğiniz, bağırsak sağlığınız üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir; bu noktada turşu, lahana turşusu, miso ve daha kombucha gibi fermente gıdalar ve içecekler bağırsak sağlığınıza gerçekten yardımcı olabilir.
Dr. Twogood ise, yoğurdun, özellikle bağırsak ve vajina sağlığında oldukça önemli bir gıda olduğunu vurguluyor. Çünkü yoğurdun içindeki probiyotiklerin sağlıklı bir vajinayı korumaya yardımcı olduğunun düşünülüyor. Tüm bunların yanında süt veya şekerle ilgili sorunlarınız varsa, sizin için en iyi yoğurdu seçerken etiketleri dikkatlice okumanız gerekmektedir.
Probiyotiklerin yanı sıra probiyotik açısından zengin gıda ve içeceklerin, vücudunuza sağlıklı hücreler oluşturmak için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini verebilir. Eğer bağırsak sorunlarınız varsa, vücudunuz iyi besinlerin rezervlerini tüketmeye başlamış demektir ve bu durum semptomların ortaya çıkmaya başladığı zaman olabilir. Bağırsak sorunlarının sağlık problemlerine yol açtığını düşünüyorsanız, sağlığınızı değerlendirebilecek ve konunun köküne inmek için gerekli testleri yapabilecek bir gastroenteroloğa gitmek en iyisidir. Dr. Cruz, kötü bir durumda olduğunuzu hissetseniz de, doğru tedavi ve bakım ile “her zaman umut var” diyor.
Kaynak: Aly Semigran. “What Your Gut Health Means For Your Vaginal Health. Şuradan alındı: https://cora.life/blogs/blood-milk/what-your-gut-health-means-for-your-vaginal-health
Sağlıklı bir vajina için yapılması gereken 7 şey
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2025 yılı sınav takvimine göre 2025-KPSS A Grubu (Genel Yetenek-Genel Kültür) uygulaması 7 Eylül’de, 2025-KPSS A Grubu Alan Bilgisi testleri ise 13-14 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek.
ÖSYM 2025 yılı sınav takviminde yer alan bazı sınav tarihleri şöyle:
e-YDS 2025/1 İngilizce
Sınav Tarihi: 18.01.2025
Yükseköğretim Kurumları Yabancı Dil Sınavı (2025-YÖKDİL 1)
Sınav Tarihi: 16.02.2025
Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (2025-TUS 1. Dönem)
Sınav Tarihi: 23.03.2025
Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (2025-YDS 1)
Sınav Tarihi: 09.03.2025
Yükseköğretim Kurumları Sınavı 1. Oturum (TYT)
Sınav Tarihi: 21.06.2025
Yükseköğretim Kurumları Sınavı 2. Oturum (AYT)
Sınav Tarihi: 22.06.2025
2025-YKS Yükseköğretim Kurumları Sınavı 3. Oturum (YDT)
Sınav Tarihi: 22.06.2025
Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı 2025-ALES/1
Sınav Tarihi: 13.04.2025
Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı 2025-ALES/2
Sınav Tarihi: 06.07.2025
Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı 2025-ALES/3
Sınav Tarihi: 23.11.2025
Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS) 2. Dönem
Sınav Tarihi: 16.11.2025
Bu besinler sınav başarısı için!
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 16 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu’na götürüldü. Şüpheliler, ifade işlemleri tamamlandıktan sonra tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.
Mehmet Ali Erbil ile Serdar Ortaç, ev hapsi ve adli kontrol şartıyla akşam saatlerinde serbest bırakıldı.
REKLAM
Mehmet Ali Erbil’in savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı. Erbil, ifadesinde, Serdar Ortaç ile ortak arkadaşları olan Barış isimli kişinin Malta’da bir otel açılışına davet edildiklerini belirterek; “Stand-up şeklinde bir şov hazırlamışlardı, orada bizi davet ettiler, çekim yapmaya başladılar. Sahibi bana bir tişört giydirmeye çalıştı, bu tişörtün bahis reklamı içerdiğini olaydan sonra öğrendim. Buna karşı çıktım, misafir olmamızdan dolayı davet edenlerle ters düştüm. O sitede yayınlananlarda da kumarın sakıncalı olduğunu ve hayatımda hiç oynamadığımı belirttim” diye konuştu.

“HERHANGİ BİR MADDİ KAZANÇ ELDE ETMEDİM”
Mehmet Erbil, ifadesinin devamında yayının yarım saat sürdüğünü belirterek; “Yayından sonra durumu anlayarak, avukatlarım aracılığıyla basın açıklaması yaptık. Ünal isimli şahıs, beni arayarak kandırmaya çalıştı. YouTube’da bir yayın var diyerek, tekrar bir davette bulundu. Ancak ben durumu anlayarak bu daveti kabul etmedim. 3 ay boyunca teklifini sürdürdü. Bu şahısla detaylı bir tanışıklığımız bulunmuyor. Bu olaydan sonra arkadaşımız Barış da kayboldu. Kendisiyle bir daha görüşmedim. Bu videolarda yer almam karşılığında herhangi bir maddi kazanç elde etmedim. Ancak, Ünal isimli şahıs, 3 ay boyunca beni arayarak, birlikte yayın teklifinde bulunurken, 20 – 25 bin Euro ücret teklifinde bulundular, ben bunu da kabul etmedim. Belirttiğim gibi sonrasında bu şahıslarla yüz yüze görüşmedim” ifadelerini kullandı.
“BİZİ TUZAĞA DÜŞÜRMEYE ÇALIŞTILAR”
Sorgu sırasında Mehmet Ali Erbil’e, yasadışı bahis sitelerinin yayınında Ünal Orhan ile aralarında geçen para karşılığı bahis oyununda 64 bin lira kazandığını bunun emekli maaşı kadar olduğunu belirttiği ifadeleri soruldu.
Erbil; “Bu muhabbetti, gırgır ortamında gerçekleştirdik. Ancak bu olayla bizi tuzağa düşürmeye çalıştılar. Ben bahse konu ifadeleri hatırlamıyorum. Ben bir şovmenim, yaptığım iş gereği sohbet havasında geçen bir nevi gırgır ortamında bu söylemlerde bulunmuştum, art niyetim yoktu, konuya vakıf olduktan sonra bu kişilerle bir daha iletişime geçmedim” ifadelerini kullandı.
Ünlü isimlere yasa dışı bahis operasyonu Haberi Görüntüle
“Kimseye tavsiye etmiyorum” Haberi Görüntüle
“Yine kötü örnek oldum” Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Faruk Peker’e, Cem Yılmaz da sosyal medya hesabı üzerinden destek verdi. Yılmaz; “YouTube kanalında ne de güzel anlatıyor. Çok yaşa ağabeyim” dedi. Bunun üzerine Faruk Peker de “Seni seviyorum Cem Yılmaz” yazısıyla yanıt verdi.
Cem Yılmaz’ın kendisine destek vermesiyle açıklama yapan bir dönemin ünlü oyuncusu, “Çok az takipçim varken, Cem Yılmaz’ın beni görmesi çok mutlu etti. Jestini çok anlamlı buluyorum. Yeşilçam ekolüne saygısı var. Sinema tutkunu biri, kendisiyle yan yana çok gelmek isterim” dedi.
İnsanların gündelik sıkıntılarından biraz da olsa uzaklaştırmak için videolar çektiğini ifade eden Faruk Peker ayrıca; “Cem Yılmaz’ın bir projesinde yer almak çok isterim. Eski bir basketbolcuyum. Cem Yılmaz bana pas verdi, ya smaç vuracağım ya da 3’lük atacağım” açıklamasını yaptı.
Faruk Peker, son röportajını 2022’de Habertürk’ten Aytekin Teker’e vermişti…
Uzun süredir gözlerden uzaksınız neler yapıyorsunuz bu dönemde?
Senaryo ve kitap yazıyorum.
Kitap derken?
Yaşadıklarımı yazıya döküyorum. 1973’ten beri tuttuğum anılarımı anlatan bir kitap yazıyorum. Normalde senaryo yazmaya alışık bir insandım. Daha önce yazdığım senaryoları çektim ve oynadım. Senaryo yazmak kolaymış. Nasıl kolay; Yer, zaman, oyuncu diye ayırıyorsun, sayfaya diyalogları döküyorsun. 60-100 kişi bir araya geliyor ve canlandırıyor. Bu 60-100 kişinin canlandıracağı olayı sadece beyaz bir sayfaya dökmek her baba yiğidin harcı değilmiş. Sonra baktım çevreden güzel tepki alıyorum yazdıklarımı bir macera romanına çevirmeye karar verdim. 300 sayfayı tamamladım. Kahramanı kim; Faruk Peker…
Hala çok fitsiniz…
Genetiğin ve sporun etkisi. Babam tenisçi olmamı isterdi ama basketbol oynadım. Önce Ankara Koleji’nde başladım, ardından da Galatasaray’da kariyerim devam etti. Babam da iyi bir tenisçiydi. Hatta beni Wimbledon’da oynayan ilk Türk yapmak isterdi. Hayaliydi.
Sektörden neden uzaklaştınız?
Sektörden uzaklaşmadım. Kim mesleğinden uzaklaşmak ister ki. Herkes mesleğini icra etmek ister ama bana ilgi yok. Benim işim sinema ama maalesef yapamıyorum. Teklif gelirse hazır durumdayım.
Neden teklif gelmiyor sizce?
Bir şeyler söylerim ama çok can yakar. Usturuplu gitmeye çalışayım. Bu sorunun muhattabı aslında ben değilim. Ben her zaman demişimdir ki; Keşke müzisyen olsaydım. Sokakta oturur, önüme bir mendil açar gitar çalardım. Sokak müzisyenliğinden star olan insanları görüyoruz. Avrupa’da ve Amerika’da yaşarken bizzat gördüm. Gitar çalmak ne ister; bir amfi, bir gitar, iyi-kötü kafanda da melodiler, elinde de ustalık. Ama film çekmek böyle değil. En az 60 kişilik ekip lazım. Ekibin başında kim oturuyor prodüktör. Senaryolar yazdım, prodöktürlere götürdüm ama kimse geri dönmedi. Kimse de oyunculuk için de çağırmadı.
Ambargolu olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?
Evet, düşünüyorum açıkçası. Hollywood ve Avrupa sineması benim yaşıma gelmiş aktörlerini dibine kadar kullanmaya devam ediyor. Onlardan maksimumunu alıyor. Beni kullanmak istemiyorsa adam ben ne yapabilirim ki? Karar verici prodüktörler.
Oyunculuk serüveni nasıl başladı? Sizi biri mi keşfetti?
‘Keşfeden’ desek mi aslında… (Gülüyor) Yılmaz Duru keşfetti ama keşfinin zevkini sürmekten kendini men etti. Hayatta değil kendisi. Allah rahmet eylesin. Ferhat ile Şirin (Bir Aşk Masalı) için bana teklifte bulundu. Yaşım tutmuyordu o dönem ailemle görüştü. Verdiği sözleri tutmadı, tutmadığı gibi adımı da spekülasyonlara karıştırdı. Yazdığım kitapta da bunu belgeliyorum zaten.
Ne gibi spekülasyonlar?
Moskova’ya gitmişiz Türkan Şoray ile ‘Bir Aşk Masalı’ filmini çekiyoruz. Aslanlar gibi oynuyorum. Sonra ben filmi bırakmışım ekstra para istemişim. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Eski Başbakanlarından Recep Peker’in torunuyum. Babama ve anneme karşı sorumluluğum var. 20 yaşındayım o zamanlar. Babamı o dönem tanıyanlar bilir nasıl bir insan olduğunu. Bu filmin gizli ortaklarından bir tanesi Allah rahmet eylesin ünlü bir kabadayı idi. Ben öyle bir şey yapsam, o filmi Moskova’da bıraksam neler olurdu. Bir kere sen bir yalan atarken senaryonu sağlam yazacaksın. Babam git oyna demiş bu şartlarda biz de gidip oynamışız. Niye uydurdular bu yalanı; çünkü ben seninle 5 yıllık anlaşmaya imza atmamışım. Bütün sebebi bu… Bana yar olmadı, başkasına da yar olmasın… Birisi de ‘Gel bakayım sen böyle bir terbiyesizlik yaptın mı?’ demedi…
Sinemadan kazandığınız parayla yatırım yaptınız mı?
Hiç yatırım yapmadım. Kazandığım parayla dünyayı gezdim. Set biter bitmez yurt dışına giderdim. Turistik geziler değildi. İki aylığına çıkardım dokuz ay kalırdım. İyi İngilizcem olduğu için de yurt dışında çevre edindim.
Sektörden görüştüğünüz kişiler var mı?
Hayır. Nedenini anlatmak için psikoloji, sosyoloji, tarih ve antropoljiye girmek lazım. Türkiye’de oyuncular dost olamıyor. Benim samimiyetle açıldığım, dost olmaya uğraştığım oyuncular oldu. Ağabey dedik, saygılı davrandık fakat film bitti, dizi bitti, ortaklık da bitti. Belki başkalarının dostluğu vardır tabi. Ben beceremedim, benimle beceremediler. Kimseyi suçlamıyorum.
Çok filmde rol almadınız ama akıllara kazındınız…
Hakan Ural’ın beni uyandırdığı bir konu. Hakan dedi ki; Türkiye Cumhuriyeti’nde en az filmi ve diziyi çekip en çok tanınan adam sensin.
23 tane filmim, 6-7 tane dizim var. Bunların bazılarında da misafir oyunculuk yaptım.
Rol arkadaşınızla hiç aşk yaşadınız mı?
Hayır. Şöyle dersen; Kendini aşık sandın mı ya da rol arkadaşın kendini sana aşık sandı mı… Öyle şeyler oldu. Rol yapıyorsun. ‘Gibi’ yapmıyorsun ki… Yoksa kamera denen şey seni yakalar. Kamera seyircidir. Ne yapman lazım. Aşığı oynuyorsan aşık olacaksın. Ama nasıl aşık olursun. Fanusun içinde aşık olursun. O fanus da kameradır. Fanusun dışında bunu devam ettiriyorsan iş ahlakına ters düşersin.
‘İffet’ filmi hala akıllarda…
Efsaneyi yaratan rahmetli Kartal Tibet’tir. O sahne de Kartal Tibet’in aklına geldi. Kartal Tibet’in dehası.
O sahneyi nasıl anlattı?
Sabah 08:00 Belgrad Ormanı’ndayız. Rahmetli Kartal Ağabey dedi ki; “Faruk öyle bir şey yapacaz ki, 50 sene konuşulacak”. Taşı 50 seneye attı. Ben de yeni yetmeyim, 25 yaşındayım. “Nasıl olacak ağabey?” dedim. Ahmet Sezerel de asistanı. Daha Müjde sete gelmemişti. Hemen provayı yaptık.
Müjde Ar o sahneyi duyunca ne dedi?
Müjde’nin ne dediğini açıkça söylemem, yayınlayamazsın çünkü. (Gülüyor) İlk yorumundan sonra kahkahalarla güldük.
Peki siz bu sahnenin bu kadar konuşulacağını düşünüyor muydunuz?
Kartal Ağabey söyleyince bir 10-15 sene diye düşündüm. Zaman geçtikçe, bu sahnenin vuruculuğu yerleştikçe Kartal Ağabey’e olan saygım daha da arttı. 40 yıldır konuşuluyor, 10 senesi daha var.
Yavuz Turgul ne dedi, senarist oydu?
En ufak bir fikrim yok. Kartal Ağabey ile ikisi arasındadır. Hatırladığım, senaryoda o sahnenin boş bir sayfa olduğuydu. Yani yazılmamıştı senaryo. Standart bir sahne olmamasını Kartal Tibet en başında düşünmüştü sanırım.
‘Cemil’ karakteriyle üzerinize ‘kötü adam’ karakterinin yapıştığını düşünüyor musunuz?
Hiç düşünmüyorum. ‘Cemil’ kötü bir adam değildi ki… Zamanının genç bıçkınıydı. Hemen sonraki sahneyi açıp izleyin. ‘İffet’ ne diyor sazlıkların arasında; ‘Ben bambaşka bir şekilde hayal ediyordum.’ O sahne tecavüz değil, ‘Cemil’in seksüel bir fantezisiydi…
Kartal Tibet’in sizde yeri çok ayrı sanırım…
Oyuncu ve aktör dediğin vahşi bir at olmaktır. Semeri de vurmayacaksın. Semer vurduğun zaman o at idare edilir olur. Semer vurulmamış haliyle oyuncuyu role getirmek lazım. Vahşi atı filmin yolunda tutabilene yönetmen denir. Kartal Ağabey böyle birisiydi. Kartal Ağabey hiçbir zaman semer vurmadı ama kontrolümü tatlı dille tutup performansımı aldı. ‘İffet’de ben kimim ki? Beni oynatan Kartal Ağabey’dir. Aktör normal bir adam değildir, kafadan çatlaktır. Normal adam olsa 9-5 işi olur. Aktör dediğin biraz hastadır. Kartal Tibet gibi raya oturtacaksın, lokomotif olacaksın, oyuncular da vagon olacak. Bunu becerdiğin zaman ‘İffet’ ve Kartal Ağabey’in çektiği diğer filmler gibi yapımlar çıkar. Osman Sedenler, Orhan Aksoylar çıkar…
‘Şöyle bir rol gelse de oynasam’ diyor musunuz?
Çoğu aktör ‘şöyle bir rol gelse de’ diye bir tarifte bulunabilir. Ama aktör dediğin macun gibidir. Ben isterim ki zor bir rol gelsin, titreyeyim, gece uykularım kaçsın. ‘Becerebilecek miyim?’ diye yönetmeni arayayım. Oyunculuk heyecanı hala kanımda. Şu anda düşündüğüm gibi bir rol gelse, heyecanla saldırırım, önüme çıkanı da yerim. Bir aktör sete çıkarken, semer vurmayan bir yönetmenle birlikte önüme çıkan mesafeyi soluksuz yutacağım demesi gerekir.
Eşinizden boşandınız sanırım…
Evet, 96 yılında ayrıldık. 4 sene 11 ay evli kaldık.
Neden ayrıldınız?
Geçimsizlik. Uymadı, olmadı. Ben evlilik adamı değilim. Doğru insanla evlilik adamıyım ama yanlış olunca evlilik düşmanı da olabiliyorsun. Yanlış filmde olursam çok kötü bir aktör olurum, yanlış evlilikte de çok kötü bir koca olurum. Eski eşim ‘çok kötü bir eşti’ dese haklı olabilir. Çünkü onunla olan evliliğimde başarısızdım.
Şu an hayatınızda biri var mı?
Var gibi ama yok. (Gülüyor) Artık yaşlandık, bakış açımız değişti, beklentiler değişti. İlişki yaşamak çok zor oldu. Aşk, bulursan dört elle yapışacağın, bırakmayacağın bir şey oldu ama bulması da çok zor oldu.
Tekrar evlenmeyi düşünür müsünüz?
Tabii ki düşünmüyorum. Artık beni kimse almaz deyip topu taça atayım. (Gülüyor)
Büyükbabanız ve eski başbakanlardan Recep Peker’in fotoğrafının önündeyiz, kendisiyle hiç zaman geçirebildiniz mi?
Maalesef. O 1950’de vefat etti ben ise 1956’da doğdum.
Çocuğunuzun olmasını ister miydiniz?
İnsanlar yanlış anlayabilir ama iki tane köpeğim oldu. Ben onlara baktıktan sonra bir çocuğum olmadığı için haklı gördüm hayatı. Bir çocuğum olsaydı eğer, o çocuğa kan kustururdum herhalde. Çünkü benim babam da bana kan kusturdu bir nevi. Örf, adet, terbiye, bilgi, görgü aksettireceğim diye tabiri caizse işkenceye tabi tutardı. Onun içindir ki Allah böyle uygun gördü.
Pişmanlıklarınız var mı?
Var tabi, çok ciddi pişmanlıklar… Benim için derin bir konu, kitapta da yazdım. Çok ciddi olanları burada paylaşmam zor. Halbuki bundan iki sene öncesine kadar ‘yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim’ tribindeki bir adamdım.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sky Films, ONK Content ve Birleşik Heyecanlar ortak yapımı olan ‘Takıntılar’ın yapımcıları Emre Oskay, Mehmet N. Karaca ve Levent Güneri…
Fransız yazar Laurent Baffie’nin ‘Toc Toc’ adlı tiyatro oyunundan uyarlanan ‘Takıntılar’ı yönetmenliğini Yunus Nihat Özcan, senaryo uyarlamasını ise Ferhat Ergün üstlendi.
REKLAM
Seda Bakan
Obsesif kompulsif bozukluklarından ötürü içlerine kapanmış 6 kişi, dünyaca ünlü psikiyatr Orhan Kerim Baykal’dan tam bir yıl öncesinden randevu alırlar. Hepsinin beklentileri yüksektir, tedavileri konusunda çok umutludurlar.
Çizgilere basamayan, simetri ve düzen takıntılı ‘Efe’; hayatında her şeyi defalarca kontrol etmekten kendini alamayan ve batıl inançlardan kaynaklı sayısız takıntısı olan ‘Kumru’; adeta nefes alan bir hesap makinesi gibi yaşayan, hesap yapmadan bir saniye bile duramayan ‘Birol’; tahammülleri zorlayacak kadar temizlik takıntısı olan ‘Işıl’; ağzından çıkan her sözü tekrarlama takıntılı ‘Defne’ ve özünde bir İstanbul beyefendisi olan ama yakalandığı Tourette sendromu yüzünden tiklerine hakim olamayan ve durmadan küfreden ‘Hikmet’ ….
Her nedense bu 6 kişinin randevuları çakışmıştır. Efsane doktor ise ortalarda yoktur. Birbirini tanımayan her biri farklı takıntılardan muzdarip altı kişi terapi merkezinde doktoru beklemeye başlar.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ebru Şallı ve Uğur Akkuş cephesinden kötü haber geldi.
7 yıldır birlikte olan ve 5 yıl önce hayatlarını birleştiren ikilinin boşanacakları öğrenildi…
İlk olarak Uğur Akkuş, Ebru Şallı’ya boşanma davası açtığını duyurdu ve yaptığı açıklama, herkesi şaşırttı.
“BOŞANMA DAVASI AÇTIM”
Boşanma dilekçesini paylaşan Akkuş şu ifadeleri kullandı:
Bugün 7 yıldır beraber olduğum çok severek çok aşık olarak ve çok emek vererek evlendiğim eşim Ebru Şallı’dan boşanmak için Beykoz 1. Aile Mahkemesine başvurdum ve avukatım aracılığıyla boşanma davası açtım.
Boşanmak isteme sebebimle ilgili yakın çevrem, beni seven ailem ve tanıyan herkes bir şeyler yazıp çizecek, konuşacak. Bunu bildiğim için buradan yazmak istedim.

MADDİYAT DETAYI
Akkuş sözlerine “Boşanma davası açmamın ve boşanma isteğimin tek sebebi artık ‘mutsuz olmamdır’. Bu ilişkiyi aşk ve sevgi evliliği zannetmiştim ama meğer her şey para ve maddiyatmış!
Bunu çok geç ve zor anladım. Artık mutllu ve huzurlu bir hayat yaşamaya karar verdiğim için boşanmaya karar verdim” diye devam etti.

ŞALLI DA SESSİZLİĞİNİ BOZDU
Şallı “Uğur Bey ile 4 yıllık evliliğimizi bitirme kararı aldık. Ben 8 ay önce boşanma vekaletimi avukatlarıma verdim. Dolayısıyla sürecimiz devam ediyordu.
Evlilik birliğine saygımdan dolayı sadece boşanmayı onaylamak için sizlere bilgi vermek istedim. Her iki tarafın da özelidir. Anlayışınızı rica ederim” açıklamasında bulundu.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk pop müziğinin unutulmaz isimlerinden Emel Müftüoğlu, sosyal medya hesabından yakın dostu ve meslektaşı Sezen Aksu’nun son halini paylaştı.
Arkadaşıyla beraber yeni bir karesini yayınlayan Müftüoğlu, yaptığı o paylaşımda, Aksu’nun yeteneğini övdü:
“HER ŞEYE YETENEĞİ VAR”
“Öyle oturuyor gibi göründüğüne bakmayın; şarkı yapmaktan söz yazmaya, şarkı aranjesinden ayakkabı ve takı tasarımına, dekorasyondan hiç düşünülmemiş teknolojik buluşlara… Hangi birini sayayım ki?”

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Emre Kınay ile Emine Ün’ün 19 yaşındaki kızları Duru, İstanbul Beylikdüzüspor futbolcusu Emirhan Çalışkan ile aşk yaşadığını duyurdu
Sosyal medyadan aşkını ilan eden Duru Kınay gündem oldu.
ANNESİ AŞKA DESTEK VERDİ
Aşka, anne Emine Ün’den de destek geldi. Ün, kızının ve sevgilisinin fotoğraflarının altına kalp emojisi koydu.
Duru Kınay, sevgili paylaşımına “Her şeyim” şeklinde yorum yaptı.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Galatasaray’ın yıldız oyuncusu Mauro Icardi, boşanma aşamasında olduğu kızlarının annesi eşi Wanda Nara yüzünden zor günler geçiriyor.
Wanda Nara, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabının canlı yayınında yeni sevgilisi L-Gant’ı dudaklarından öpmüştü.
ZÜRAFA ÖPTÜ
Daha sonra Icardi ile ilişkisini bittiğini ve çok mutlu olduğunu açıklayan Nara, herkesi şaşırtmıştı.
Icardi sessizliğini bozdu. Ünlü futbolcu, Nara’ya sosyal medya üzerinden dikkat çekici bir gönderme yaptı.
Zürafayı öperken çekilmiş eski bir fotoğrafını paylaşan Icardi, Nara’nın yeni sevgilisi rapçi L-Gante ile olan ilişkisine imalı bir cevap verdi.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzun zamandır boşanacakları iddiasıyla gündeme gelen hatta şiddet haberleriyle bile konuşulan magazinin ünlü yüzleri Ebru Şallı ile Uğur Akkuş çiftinden kötü haber geldi.
İş insanı Akkuş, eşi eski manken Şallı’dan boşanma kararı aldığını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.
Sosyal medya hesabından boşanma dilekçesini paylaşan Akkuş, şunları yazdı:
“BOŞANIYORUM”
“Boşanma davası açtım. Tek sebebi mutsuz olmamdır, ben bu ilişkiyi aşk sevgi evliliği zannetmiştim ama meğer her şey para ve maddiyatmış.”
Şallı, şiddet, aldatma ve dolandırıcılık içeren iddialar için hep sessiz kalmıştı.
Sıkıntılı günler geçirdiklerini kabul eden Ebru Şallı, evlilik süreciyle ilgili şu açıklamayı yapmıştı:
“Çıkan haberlere istinaden bunları yazmak istedim. Henüz açılmış, herhangi bir boşanma davası yoktur. Her evlilikte olduğu gibi zaman zaman biz de fikir ayrılıkları yaşıyoruz. Hepsi bu! Her şeyin hayırlısı olsun.”



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çanakkale Boğazı’nda, Ezine ilçesi Dalyan köyü yakınındaki 2 bin 400 yıllık liman kenti Alexandria Troas Antik Kenti’nde, bu yıl ki kazı çalışmaları, 25-30 kişilik bir ekibin katılımıyla devam ediyor.
Kazı çalışmaları kapsamında heyecan verici yeni gelişmeler yaşanıyor.
Bu yılki kazılarda, kentin 2 bin 200 yıllık çarşı yapısında yeni mekan gün yüzüne çıkarıldı.
“MEKAN, BİZE ÇARŞI YAPISININ İKİNCİ KATIYLA İLGİLİ BİLGİ VERECEK NİTELİKTE”
Temmuz ayı itibarıyla kazı çalışmalarının saha aşamasının devam ettiğini söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, çalışmalara ilişkin şöyle konuştu:
Kazı çalışmalarının 4’üncü ayını doldurmak üzereyiz. Birkaç farklı noktada araştırmalarımızı yürüttük. Polygonal yapı ve podyumlu salon çevresindeki çalışmalar büyük ölçüde tamamlandıktan sonra Helenistik çarşı yapısında çalışmaya başladık.
Helenistik çarşı yapısında olasılıkla dükkan olarak kullanılmış olan yeni bir mekanı açmaya başladık. Ana kayanın güneye doğru yükselmesi nedeniyle 1 katlı, kuzeye doğru alçalması nedeniyle 2 katlı olduğunu düşünüyorduk. Bu alanda açığa çıkardığımız, üzerinde sıvaları, harcı korunmuş olan mekan bize çarşı yapısının ikinci katıyla ilgili bilgi verecek nitelikte.
Dışarıdan bakıldığında dönemsel olarak geç bir dönem oluşumu gibi gözüküyor. Daha aşağıya indiğimizde özgün evresini yakaladığımızda çarşının belki uzunca bir süre, tadilatlarla, onarımlarla kullanımda olduğunu bize söyleyecek özellikleri barındıracak.
Bu konuda çalışıyoruz.

“10-15 GÜNLÜK SÜRE İÇERİSİNDE ZEMİNE KADAR İNMİŞ OLACAĞIZ”
10 gündür bu alanda çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Öztepe, devamında şu ifadelerde bulundu:
Oldukça hızlı ilerliyoruz. Bir mekanı duvarlarıyla, hatıl yuvalarıyla açığa çıkardık. Bu hatıl yuvaları 2’nci kata işaret ediyor olmalı. Önümüzdeki 10-15 günlük süre içerisinde zemine kadar inmiş olacağız.
Yapının inşaat tarihini buluntulara bağlı olarak milattan önce 2’nci yüzyılın ortası olarak düşünmüştük. Bu da yapıyı tarih olarak yaklaşık 2 bin 200 yıl öncesine kadar geriye götürür. Ama biraz daha derine indiğimizde, yeni mimari detayları yakaladığımızda yapının ne kadar sürede kullanıldığı konusu hakkında bilgi sahibi olacağız.

YAPI 13 YA DA 14’ÜNCÜ YÜZYILDA TERK EDİLMİŞ
Kentin büyük olasılıkla 13 ya da 14’üncü yüzyılda terk edilmiş olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Öztepe, “Ondan belki birkaç yüzyıl öncesinde yapının kullanımının tamamlanmış olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü doldurulmuş. Doldurulduğu için şu anda, o son dönemde yaşayanların üzerinde yaşam sergiledikleri alanın altını kazıyoruz. Belki milattan sonra 9 ya da 10’uncu yüzyıla kadar yapı kullanılmış olmalı. Bu da bin yılı aşkın bir süre, fonksiyon değişiklikleriyle de olsa yapının kullanımda olduğunu göstermesi bakımından önemli.” sözlerini sarf etti.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Küratör Robinson McClellan, 2024 yılının ilkbaharında Chopin’in kendi el yazısıyla adını yazdığı bir kağıdı fark etti. McClellan, müzik notalarını ilk gördüğünde tanıyamadığını belirtti. Kağıdın fotoğrafını çekip evde çaldıktan sonra bile eserin Chopin’e ait olup olmadığından emin olamayan küratör, notaları hem Polonyalı besteci üzerine uzman bir akademisyene iletti hem de kağıdın ve mürekkebin test edilmesini sağladı. Yapılan incelemeler sonucunda eserin Chopin’e ait olduğuna dair kesin bir kanıya varıldı.
“SONUÇTAN EMİNİZ”
McClellan, el yazmasının kaleme alınış biçiminin de Chopin’in tarzına uygun olduğunu belirterek, “Bu sonuçtan artık tamamen eminiz” dedi. Ancak New York Times, klasik müzik tarihinde sahte keşiflerin sıkça yaşandığını hatırlatarak bu buluşa şüpheyle yaklaşanların da olduğunu belirtti.

ZOR BULUNAN KAYIP ESERLER
1849’da, 39 yaşında hayatını kaybeden Chopin’in bugüne kadar 250 civarında eseri biliniyor ve yeni bir eserin keşfi oldukça nadir bir olay olarak görülüyor. Müze, Chopin’in bu eseri muhtemelen 20’li yaşlarının başında yazdığını tahmin ediyor.
Dünyaca ünlü Çinli piyanist Lang Lang, Chopin’in yeni keşfedilen eserini değerlendirerek, eserin “Çarpıcı karanlığı pozitif bir şeye dönüştürdüğünü” ifade etti. Chopin’in bu kayıp eseri, klasik müzik dünyasında büyük ilgi uyandırmış durumda.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’den Romanya’ya giden bir grup iş adamı ve gazeteciyi Romanya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası’nda ağırlayan Başkan Tamer Atalay, verdiği brifingde, Türkiye ve Romanya ilişkileri üzerinde durdu.
“Odamız 40 yılı aşkın bir süredir Romanya’ya yatırım yapan Türk iş insanlarına destek oluyor. Romanya’da güven veren ve üretime katkıda bulunan Türk şirketleri için her türlü kolaylığı gösteriyor.”diyen Atalay, Romanya’nın hem yönetim olarak hem de vatandaşları nezdinde, Türklerle örnek bir dostluk anlayışı içinde olduğunu vurguladı.
“AMACIMIZ TÜRK-ROMEN İŞ BİRLİĞİNİ VE DAYANIŞMASINI ARTIRMAKTIR”
Tamer Atalay şunları söyledi:
Amacımız Türk-Romen iş birliğini ve dayanışmasını artırmaktır. AB üyesi olan Romanya ve Türkiye arasında mevcut dostluk ve kardeşliği ekonomik yatırımlarla karşılıkla artırıp ilişkileri daha da fazla anlamlandırmak istiyoruz. Şu anda Romanya’da yaklaşık 17 bin Türk şirketi faaliyet gösteriyor. İş adamlarımızı sık sık Romanya’ya davet edip buradaki iş imkanlarını, yatırım olanaklarını kendilerine anlatıyoruz. Romanya ile aramızdaki kültürel bağlar ve devletlerimiz arasındaki sıcak ilişkiler Türk iş adamlarına olan güveni artırıyor.
ATTİLA’NIN MEZARI ROMANYA’DA MI?
Tamer Atalay, kendi girişimleri sonucu, Romanya’nın Başkenti Bükreş’e Mustafa Kemal Atatürk ve Haydar Aliev’in büstlerinin konulduğunu söyledi.
Atalay, Büyük Hun İmparatoru Attila’nın mezarının, araştırmalar sonucunda Moldova’nın Nou Kasabası’nın karşısındaki Yasak Ada’da olabileceği ihtimaline dikkat çekti.
Bu konuda oda olarak bir belgesel hazırlattıklarını ve bu belgeselin araştırmacılara kaynak teşkil edeceğini belirten Atalay, ayrıca Şair Nazım Hikmet’in Romanya’daki anılarını derlediklerini de bildirdi.
6 ŞUBAT DEPREMİNDE ONLARCA TIR YARDIM GÖNDERİLDİ
Romanya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Atalay, amaçlarının Türk-Romen iş birliğini artırmak olduğunun altını çizerek, 6 Şubat depreminde oda olarak, deprem bölgesine onlarca tır yardım gönderdiklerini, bu konuda Romen halkının da büyük destek sağladığını vurguladı.
Atalay, zor günlerinde Türkiye’nin yanında olan Romanya halkına ve hükümetine de teşekkür etti.
ADIYAMAN’A DAVET ETTİ
Tamer Atalay’ın konuğu olarak Bükreş’te bulunan GAP Gazeteciler Birliği Genel Başkanı Zeynel Abidin Kıymaz ve birlik üyeleri de Atalay’dan bilgi aldı.
Merkezi Adıyaman’da bulunan GAP Gazeteciler Birliği Başkanı Kıymaz, uzun yıllardan beri Başkan Atalay ile tanıştıklarını, Romanya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası’nın başarılı çalışmalarını yakından takip ettiklerini söyledi.
Kıymaz, Adıyaman Valisi Dr.Osman Varol ve belediye başkanı Abdurrahman Tutdere’nin selamlarını ileterek “Sizleri ve odanız yönetimini de Adıyaman’a davet ediyorum.” dedi.
Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şehir Tiyatrolarında 6-9 Kasım’da Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde “Bir Halk Düşmanı”, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde “Oscar”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Yatak Odası”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de “Sivrisinekler”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Savaş ve Barış”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ise “Yaftalı Tabut” eserleri tiyatroseverlerle buluşacak.
“Uçurtmanın Kuyruğu” oyunu FSM Kültür Sanat Merkezi Rasim Öztekin Sahnesi’nde, “Gidiş Dönüş Moskova (Retro)” oyunu ise Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde 9 Kasım’da izlenebilecek.
“Bekçi ile Postacı”, “Fındıkkıran”, “Herkes Sihirbaz Olacak”, “Bir Gece Masalı” ve “Çöpsüz Dünya” adlı çocuk oyunları ise 10 Kasım’da sahnelenecek.

DEVLET TİYATROLARI’NDAN BEŞ OYUN
İstanbul Devlet Tiyatrosu; “Kapıların Dışında”, “Bir Nefes Dede Korkut” ve “Her Şey Yolundaymış Gibi” eserlerinin yanı sıra “Masal Yolu” ve “Çöp Canavarı” adlı çocuk oyunlarını sanatseverlerin beğenisine sunacak.
Yeni oyunlardan “Kapıların Dışında”, 5-9 Kasım’da Mecidiyeköy Büyük Sahne’de, “Bir Nefes Dede Korkut” 5-8 Kasım’da Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de, “Ölüler Diyarı”, “Bir Mutluluk Anı” ve “Karmakarışık” adlı üç kısa oyundan oluşan “Her Şey Yolundaymış Gibi” 8-10 Kasım’da Garibaldi Sahnesi’nde izlenebilecek.
Çocuk oyunu “Masal Yolu” 10 Kasım’da Mecidiyeköy Büyük Sahne’de, “Çöp Canavarı” da 9 Kasım’da Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de izlenebilecek.
KONSERLER
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, klasik müziğin güncel yorumcularını konuk ettiği Pera Klasikleri konserlerinde flüt, klarnet ve fagotun uyumunu müziğin farklı renkleriyle harmanlayan Anemos Trio’yu 9 Kasım’da müzikseverlerle buluşturuyor. Anemos Trio, flütte Aysu Zehra Şanyer, klarnette Ebru Mine Sonakın ve fagotta Onur Üzülmez’den oluşuyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda bu akşam 20.00’de, Murcia İspanyol Balesi ve Carmen & Matilde Rubio topluluğu “Pasion Flamenca” gösterisiyle izleyicilerle buluşacak.
Leyla Diana Gücük ve Nazlı Toprak moderatörlüğünde 7 Kasım’da 18.30’da CRR’de gerçekleştirilecek “Geçmişten Geleceğe Türkiye’de Caz Vokalinin Yolculuğu” söyleşisinde, Türkiye’de caz vokalinin gelişimi ele alınacak. Aynı gün 20.00’de CRR Caz Orkestrası, caz sahnesinin genç yetenekleri Barış Alp Dönmez ve Cansu Nihal Akarsu’ya eşlik edecek.
Halk müziğini caz ve klasik müzik unsurlarıyla harmanlayarak özgün bir şekilde yorumlayan 5 Quartet ile güçlü sesiyle tanınan Özge Arslan, 8 Kasım’da CRR’de olacak.
CRR Türk Müziği Topluluğu, 9 Kasım’da “Ata’nın Sevdiği Şarkılar” konserinde müzikseverlerle buluşacak. Hakan Talu yönetiminde gerçekleştirilecek konserde, genç sanatçılar Işıl Meriç Ayata ve Ayşe Ebru Şahinbaş misafir solist olarak yer alacak.

SERGİLER
Beyoğlu’ndaki Tokatlıyan Han’da bu yıl ikincisi düzenlenecek “Açık Kapılar Sergisi”, yarın ziyarete açılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi ve Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi Vakfının katkılarıyla hazırlanan sergide, 40’ı aşkın sanatçının farklı sanat disiplinlerinden eserleri görülebilecek. Sergi 30 Kasım’da sona erecek.
Türkiye ile Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yılına özel düzenlenen “Ay-Yıldız ve Güneş-Yüz Yıllık Dostluğun Hatırası” sergisi, iki ülkenin köklü dostluğunu ve iş birliğini vurgulamak amacıyla Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) açıldı. Japonya Araştırmaları Derneği, Boğaziçi Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi ve Japon Sanat Merkezi iş birliği ile hayata geçirilen sergi, 24 Kasım’a kadar görülebilecek.
İtalyan ressam Fausto Zonaro’nun eşi fotoğraf sanatçısı Elisa Zonaro’nun eserlerine odaklanan “Elisa Zonaro’nun İstanbul”u sergisi, Kazlıçeşme Sanat’ta 31 Ocak 2025’e kadar ziyarete açık olacak.
Türkler arasında İslamiyet’in ve tasavvufun yaygınlaşmasına öncülük eden Hoca Ahmet Yesevi’nin tasavvuftaki inceliklerini, tarikat adabını, usulünü, erkanını anlattığı “Fakrname” adlı eserinin minyatür sanatıyla buluştuğu “Minyatürlerle Fakrname” sergisi, yarına kadar Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi’nde görülebilecek.

DİĞER ETKİNLİKLER
Mehmet Birkiye’nin küratörlüğünde gerçekleştirilen 28. İstanbul Tiyatro Festivali izleyicilerine klasik eserlerden yenilikçi tiyatro yorumlarına, uluslararası gösterilerden yerli prömiyerlere uzanan zengin bir program sunuyor. 19 Kasım’a kadar sürecek festivalin programı “tiyatro.iksv.org/tr/program”, ücretsiz yan etkinlik takvimi ise “tiyatro.iksv.org/tr/yan-etkinlikler” adresinde görülebilir.
TÜYAP Fuarcılık Grubu tarafından, Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle düzenlenen 41. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 10 Kasım’a kadar kitapseverleri konuk edecek. Öğrenci, öğretmen, çocuk, emekli ve engelliler için ücretsiz giriş imkanı sunan fuar, hafta içi 10.00-19.00, hafta sonu 10.00-20.00 saatlerinde ziyaret edilebiliyor. Fuarla ilgili etkinlik listesi, imza günleri ve detaylı bilgiye “www.istanbulkitapfuari.com” adresinden erişilebiliyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleriyle Genç Öncüler Gençlik Spor ve Eğitim Derneği tarafından düzenlenen “9. Kısa’dan Hisse Kısa Film Festivali”, genç sinemacılarla usta isimleri bir araya getiriyor. Festival etkinliklerine ve film gösterimlerine “www.kisadanhisse.org” adresinden ulaşılabilir.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bursa’nın Nilüfer ilçesinde, turistik Gölyazı Mahallesi’ndeki Kız Adası’nın Helenistik dönemdeki kutsal alan profili, arkeolojik kazıyla gün ışığına çıkarılıyor.
Avrupa’nın en güzel kasabaları arasında gösterilen ve antik adı “Apollonia ad Rhyndacum” olan Gölyazı’nın kıyısından yaklaşık 500 metre uzaklıktaki adada, 2022 yılında başlatılan kazı, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni, Nilüfer Belediyesinin desteğiyle Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) başkanlığında yürütülüyor.
Her yaz sular altında kalan, sonbaharda suların çekilmesiyle ortaya çıkan adaya kayıklarla ulaşan arkeologlar, ot temizliği yapılmasının ardından arkeolojik çalışmalara başlıyor.

ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR
Etrafı Helenistik dönemde yapılmış temenos adlı kutsal duvarla çevrili, tapınak, sunak, stoa (sokak ya da agoranın yanında yer alan, üstü kapalı, sütunlu galeri) ve eksedraların (avlu, salon ya da meydana açılan yarım daire ya da dikdörtgen çıkıntılı niş benzeri mekan) bulunduğu yapı kompleksinin olduğu tahmin edilen adada, öncelikle tapınağın tam mimari planının belirlenebilmesi için çalışmalar devam ediyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Edebiyat ve yayın dünyasına çocuklar ve ebeveynler de düşünülüyor.
Seslendirme Sanatçısı-Yazar Şeyma Ayık ile Eğitimci-Yazar Hurihan Yıldırım Kurtaran’ın bir araya gelerek oluşturdukları platformda, aynı zamanda anne olan yazarlar, kendi çocukları için de uyku öncesi masallar anlatıyor.
YAZARLAR AYNI ZAMANDA BİRER ANNE
Aynı zamanda anne olan yazarlar, kendi çocukları için de uyku öncesi masalların büyüsünden faydalandılar.
Şimdi bu masalları, “Masalcı Anneler” aracılığıyla tüm yetişkinlerin kullanabilmesi için paylaşıyorlar.
OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARA ÖZEL
“Uykulu Masalların” amacı, okul öncesi dönemi çocuklarının uykuya huzurla geçişini kolaylaştırmak.
Yayınlanan masallar özgün oluşturuluyor ve seslendirilerek sunuluyor.

“AMAÇ ÇOCUKLARA OKUMA ALIŞKANLIĞI OLUŞTURMAK”
Kurtaran, konuyla ilgili şunları söyledi:
Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak herkesin her dönemde gündeminde olan bir konu. Dinleme dil becerisi ise okuma alışkanlığını destekleyen ve anne karnından başlaması gereken bir yolculuk. Masallar, bu yolculukta başta gelen edebi ürünlerden. Bebeklik döneminden itibaren çocukların hayal dünyasını zenginleştiren masallar, uykuya hazırlıkta da en büyük yardımcımız.

“MASAL DİNLEMEK KADAR MASAL SEÇİMİ DE ÖNEMLİ”
Ayık da yaptıkları çalışmalarla ilgili şu ifadeleri kullandı:
Ne demiş büyük şair Cemal Süreya? ‘Masal dinlememiş çocuklar, büyüyünce kedi resmini bile cetvelle çizerler. Masal dinlemek de dinletmek de çok güzel.’ Fakat hangi masalları? Bu seçimleri yaparken biz yetişkinlere önemli bir görev düşüyor.
Dora İşsever
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kazakistan’ın başkenti Astana’da bulunan Türk Akademisi, Türk dünyasına yeni eserler kazandırmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Lev Gumilyov Avrasya Milli Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Dil ve Edebiyat Mirası; Birliğin Temeli” adlı bilimsel seminerde, Türk Akademisi tarafından yayımlanan yeni eserler tanıtıldı.
HER BİRİ 5 BİN TERİM İÇERİYOR
Etkinlikte Türk Akademisi Başkan Yardımcısı Ashat Kesikbayev, Lev Gumilyov Avrasya Milli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ardak Beysenbay, Azerbaycan’ın Astana Büyükelçisi Agalar Atamoglanov, Kırgızistan’ın Astana Büyükelçisi Dastan Düyşekeyev, Türkmenistan’ın Astana Büyükelçisi Batır Recepov ve Türkiye’nin Astana Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Ömer İnan yer aldı. Burada, Türk Akademisi’nin “Türk Dillerinin Terminolojik Sözlükleri” projesi çerçevesinde yayınlanan, her biri 5 bin terim içeren dil bilimi, ekonomi ve askeri alanlardaki terminoloji sözlüklerinin kurdelesi kesildi.
İLGİLİ HABEROrtak Türk Alfabesi kabul edildi
TANITILAN ESERLER
Tanıtılan eserler arasında, Kazak Türkçesinde basılan Kırım Tatar yazarı ve Türkolog Bekir Çobanzade’nin Türkoloji alanındaki önemli araştırmaları ile Ahmet Boran’ın Türkmenlerin milli şairi Mahtumkulu üzerine kaleme aldığı monografi ve Azer Turan’ın “Ali Bey Hüseyinzade” adlı eseri, ayrıca Azerbaycanlı şairler Muhammed Hüseyin Şahriyar ve Bulud Karaçorlu’nun şiirleri de bulunuyor.
TÜRK HALKLARININ BİLİMSEL ENTEGRASYONU GÜÇLENDİRİLECEK
Kesikbayev, yaptığı açıklamada, Türk Akademisi olarak 37 alanda Türk dillerinde terminoloji sözlükleri hazırlamayı planladıklarını belirtti. İlk etapta dil bilimi, ekonomi ve askeri alanda sözlükler hazırlayarak yayımladıklarını ifade eden Kesikbayev, bu çalışmaların Türk halklarının bilimsel entegrasyonunu güçlendirmeyi amaçladığını vurguladı.


Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünya rock müziğinin önemli gruplarından olan Oasis, 2025 yılında bir dizi turneye çıkacak. Bunun için hazırlıklarını yapan efsanevi grup, 50 bin bileti iptal etti. İngiltere ve İrlanda’da yapılacak konserler için satılan biletlerde usulsüzlük tespit eden müzik grubunun haksızlıkların önüne geçmek için yasa dışı yollarla satılan 50 bin bileti iptal etmesi, herkesi şaşırttı.
Grup, biletlerin Ticketmaster ve Twickets gibi resmi kanalların dışındaki platformlarda yüksek fiyatlara yeniden satılmasını engellemek amacıyla bu kararı aldı.
GRUP HAKKINDA
Oasis, gerek yakalayıcı melodiler barındıran hit şarkıları, gerekse de sex, drugs ve rock’n’roll yaşam tarzlarıyla her dönem gündemde kalmayı başarmıştır. Grubun, diğer gruplara sataşmaları da özellikle İngiliz basını için hep iyi malzemeler niteliğindedir.

DAĞILDILAR, TEKRAR BİRLEŞTİLER
Grup, kardeşler arasında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle 2009’da dağıldı. Daha sonra tekrar bir araya gelen grup üyeleri, konserler vermeye ve turnelere çıkmaya karar verdi.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Söz yazarı, besteci ve yorumcu ABD’li şarkıcı John Maus, 3 Kasım’da Blind Sahnesi’nde lo-fi, synth pop ve deneysel pop karması parçalarıyla İstanbullu hayranlarının karşısına çıkacak.
Müzik kariyerinde 40 yılı tamamlayan ve bugünün en iyi gitaristleri arasında yer alan Al Di Meola, 7 Kasım akşamı Epifoni Events organizasyonuyla Volkswagen Arena’da sevenleriyle buluşacak.
Rock’dan swing’ine, klasik müzikten triphop’a kadar uzanan geniş bir yelpazeden ilham alan Fransız techno yıldızı ve yapımcı DJ NTO, 9 Kasım’da Flexanima sunumu ile Volkswagen Arena’da olacak.
İranlı ünlü sanatçı Anoushiravan Rohani ile Homayoun Shajarian, Epifoni organizasyonuyla 9 Kasım akşamı Ülker Sports Arena’da aynı sahneyi paylaşacak.
Soul-pop, indie electronica, R&B, caz gibi birden fazla müzik türünden ilham alan Charlotte Cardin, ikinci albümü 99 Nights Tour kapsamında, Charm Music Türkiye organizasyonuyla 21 Kasım akşamı Volkswagen Arena’da performans sergileyecek.

ÖDÜLLÜ SANATÇIDAN KONSER
Flütü rock müziğine kazandıran Grammy ödüllü Jethro Tull, dünya çapında 60 milyondan fazla albüm satışı ve 55 yıllık müzikal mirasıyla 23 Kasım’da Volkswagen Arena’da konser verecek.
Kod Müzik organizasyonu ve Pozitif deneyimiyle müzikseverlerle buluşacak olan grup, Ian Anderson’ın önderliğinde rock, folk ve progresif müziği harmanlayarak unutulmaz bir performans sunmaya hazırlanıyor.
Konserde Ian Anderson’a gitarda Jack Clark, davulda Scott Hammond, klavyede John O’Hara ve bas gitarda David Goodier eşlik edecek. Grup, klasikleşmiş hitlerinden son albümü RökFlöte’e uzanan geniş bir repertuvar sunacak.

2025’TEKİ KONSERLER
Bu yıl sonunun yanı sıra 2025’te de çok sayıda ünlü müzisyen ve grup, İstanbul’da sahne alacak. Norveçli sinematik folk ve pop grubu Kalandra, seneye ilk kez İstanbul’da konser verecek. Grup, 7 Şubat 2025 gecesi IF Beşiktaş’ta hayranlarıyla buluşacak.
Manowar’un eski gitaristi Ross Friedman, “Ross The Boss” adıyla 5 Nisan 2025’te IF Beşiktaş’ta sevilen parçalarını seslendirecek.
Rock müziğin ünlü sopranolarından Tarja Turunen, Nightwhish grubunda birlikte çalıştığı solist ve bas gitarist Marko Hietala ile birlikte 10 Nisan’da JJ Arena’da dinleyiclerin karşısına çıkacak. Accept’in eski solisti Udo Dirkschneider, solo grubu UDO ile 11 Nisan’da IF Beşiktaş’ta konser verecek. Glam rock türünün öncülerinden White Lion da IF Beşiktaş’ta 14 Mayıs’ta sahne alacak.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ağrı Dağı Efsanesi’ni tiyatro sahnesinde görmek isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir uyarlamayla sahneye geldi.
İstanbul Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği oyun, yönetmen Yiğit Sertdemir’in ellerinde bir peri masalına dönüşüyor.
Bu başarıda dekor tasarımını yapan Barış Dinçel’in ve ışık tasarımı sorumlusu Osman Aktan’ın katkısı yadsınamaz.
Oyunda geçen Küp Gölü’nün sahnedeki tasviri ise unutulmayacaklarının arasına şimdiden girdi.
Oyunculukların ötesinde kostüm ve koreografi de oyuna ivme katıyor.
OYUNUN KONUSU
Tiyatro oyunu, kapısının önüne gelen beyaz atı sahiplenen ve töre gereği sahibine geri vermeyen bir dağlı ile atın sahibi olan beyin arasındaki çatışmayı konu alıyor.
Oyunun içinde bir aşk hikayesi ve Ağrı Dağı’nın yaşam şartlarının zorluğu işleniyor.
Konuyu destanlaştıran, iki aşığın beklenmeyen ve içleri sızlatan sonu.
OYUNA ÖZEL ŞARKI
Oyuna özel olarak yazılan “Gül diyem bahar diyem” şarkı ve gazeli oyunun bütünlüğüne değer katıyor.
AT KOSTÜMLÜ OYUNCU
Oyunun dekoru içinde üzerindeki at kostümü ile bir oradan bir buraya hiç yorulmadan koşturan, ritmik hareketlerle at figürüne hayat veren Özge Midilli’nin canlandırması ise kritik öneme sahip.
Oyunun iki perdeden oluştuğunu ve toplam 165 dakika sürdüğünü de hatırlatalım.



Dora İşsever
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zafer Meydanı’nda açılan pazarda ev kadınları tarafından hazırlanan ürünler görücüye çıktı. Yiyecek ve içecekler ile birlikte evlerde yapılan el emeği göz nuru kıyafet ve aksesuarlar büyük ilgi gördü. Pazarda çocuklarda unutulmazken, ev kadınları tarafından yün ip ile yapılan oyuncak figürler çocuklar tarafından ilgi ile karşılandı. Pazarın hafta sonu da açık olacağı öğrenildi. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TDV Espiye Kadın Kolları Başkanı Bahar Küçükaydın ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Turgut ve Cansever Sarıkaya çiftine ziyarette bulundu.
Bahar Küçükaydın, “Ali Rıza”, “Akif” ve “Asel” adlı bebeklere çeşitli hediyeler verdi.
Sarıkaya ailesinin her zaman yanında olacaklarını belirten Küçükaydın, “Çocuklarımızın bahtı açık olsun. Allah analı babalı büyütsün, ömürleri uzun olsun.” dedi.
Anne Cansever Sarıkaya ise ziyaretleri dolayısıyla misafirlerine teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çocuklarda stres ve endişenin bazı yaygın görünen özellikleri şöyledir:
Stresli çocuğun davranışsal ya da duygusal özellikleri:
Stresli çocuğun fiziksel özellikleri:
Bu belirtilerin, belirli bir aktivite öncesi veya sonrasında mı olduğunu ve ağrı, ateş, kaşıntı ya da ishal gibi tıbbi bir problemi işaret eden fiziksel belirtilerin olup olmadığını gözlemlemek önemlidir.
Çocukların kazanması gereken 15 beceri
Çocukluk dönemindeki stresin yaygın nedenleri nelerdir?
Çocuklarda stres ve endişeye sebep olan şey bazen okuldaki bir problem, ailedeki değişiklikler ya da bir arkadaşla yaşanan çatışma gibi dış etkenlere bağlı olabilir. Ancak endişe hisleri, çocuğun okulda başarılı olma ya da akranlarıyla iyi geçinebilme kaygısı ve kendi içsel baskılarından da kaynaklanabilir. Çocuklarda strese neden olan bazı yaygın nedenler şunlardır:
Ailedeki büyük değişiklikler
Boşanma, aile üyelerinden birinin ölümü, taşınma ya da yeni bir kardeşin olması gibi büyük yaşam değişiklikleri çocuklarda strese neden olabilir. Bu sarsıcı değişiklikler çocuğunuzun dünyasını alt üst edebilir. Büyük yaşam değişiklikleri kafa karışıklığı ve endişeye sebep olarak çocuğunuzun güven duygusunu sarsabilir. Örneğin yeni doğmuş bir kardeş çocukta tehdit ve kıskançlık duygusu uyandırabilir. Ailede gerçekleşen bir ölüm onda panik ve yas duygularına yol açıp, ölüm ve ölmekle ilgili korkuları tetikleyebilir.
Aile içi dengesizlikler
Para ve iş endişeleri, aile içindeki karmaşa ve gergin ebeveynler, çocuklarda yardım etmek isteyip edemedikleri hissiyatı yaratan bir güçsüzlük duygusuna neden olabilir.
Aşırı yoğun programlar
Durmadan bir aktiviteden diğerine koşuşturmak, hiç boş vaktinin olmadığı bir tempo çocuklarda ciddi anlamda stres oluşturabilir.
Akademik baskı
Birçok çocuk endişe duygusuyla, okulda başarılı olmak istemesi yüzünden tanışır. Akademik baskı, yanlış yapmaktan çekinen ya da herhangi bir şeyde yeterince iyi olamamaktan korkan çocuklarda özelikle yaygındır.
Popülerlik
Çocuklar büyüdükçe yaşıtlarına uyum sağlamak ister ve popüler olmak isterler. Bu istek bazen bir baskıya dönüşür. Arkadaş gruplarına ait olma ya da dışlanma hissiyatı çocuklar okula başladıkları zaman endişeye yol açan sebeplerden olabilir.
Zorbalığa maruz kalma
Zorbalık pek çok çocuk için çok ciddi bir sorundur. Zorbalığa uğrayan çocuklar hedef alınmış olduklarından dolayı utanç duyabilir ve kendi güçsüzlüklerinin fark edileceği korkusuyla bunu ailelerinden veya öğretmenlerinden saklayabilirler.
Haber bültenlerindeki felaket haberleri
Doğal felaketler, terör ve şiddet içeren haber ya da görüntüler çocuklar için sarsıcı olabilir. Çocuklar bu haberleri görüp duyduklarında, onlara ya da sevdiklerine kötü bir şey olacağı endişesine kapılabilirler.
Korkunç bir film ya da kitap
Kurgusal öyküler de aynı zamanda çocuklarda endişe ve strese neden olabilir. Çocuklar genelde, filmlerdeki ya da kitaplardaki korkunç, dehşet verici ya da sarsıcı bir sahneden ya da bir bölümden oldukça etkilenirler. Bazı çocuklar diğerlerine göre daha hassas olabilir ve bu durumda çocuğu olumsuz etkileyen görsel medya içeriğini kısıtlamak ve çocuğun yaşına uygun içeriklere, kitaplara, bilgisayar oyunlarına ve filmlere yöneltmek iyi bir fikir olacaktır.
Bağırmak çocukları korkutur
Stresli çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz?
Çocuğunuzun stresle başa çıkmakta yararlanabileceği pek çok sağlıklı yöntem vardır. İhtiyaçları olan tek şey biraz yardım ve rehberliktir. Şu yöntemleri kullanarak onlara yardımcı olabilirsiniz:
Evdeyken
Onları her şeye dâhil edin
Sizin davranışlarınız
Tavsiye
Söz konusu çocukluk döneminde yaşanan endişe olunca, yaşça küçük çocuklar kendi hislerini tam anlamıyla anlayıp aktaramayabilir. Yaşça daha büyük çocuklar onları rahatsız eden şeyleri anlayabilirler ancak bu yine de endişelerini anne babasıyla paylaşacakları anlamına gelmeyebilir. Çocuğunuzun davranışlarındaki değişiklerden haberdar olmak, onları daha fazla etkilemeden önce problemi çözmek hem size hem ona daha iyi yardımcı olacaktır. Bu da ilgi ve dikkat gerektirir. Çocuğunuzu görün. Onu duyun. Söylemediklerini de duyun.
Kaygılı çocukların ebeveynleri için 8 ipucu
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YAPAY ZEKA ANALİZİ
Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhlis Cem Ar, “Kanserden anemiye kadar geniş bir hastalık yelpazesini kapsayan hematoloji alanında, yapay zeka uygulamaları 2024’te çığır açıyor. Yenilikçi yapay zeka platformları sayesinde kanser hücreleri saniyeler içinde tespit ediliyor, klinik deneylere erişim hızlandırılıyor ve hastaların tedavi süreçleri kişiye özel hale getiriliyor” dedi.

HAYAT KURTARAN MÜDAHALE
Yapay zeka destekli bu sistemlerin, kan örneklerinde anormal hücrelerin ayırt edilmesinde büyük bir hassasiyet sağladığını, yüzde 90’a varan doğruluk oranlarıyla geleneksel yöntemleri geride bıraktığını söyleyen Prof. Dr. Ar, “Böylece doktorlar hızlı karar alarak tedaviye en erken aşamada başlayabiliyor ve bu da yüzlerce hastaya hayat kurtarıcı bir müdahale fırsatı sunuyor” dedi. Prof. Dr. Ar, tanı ve tedavi programlı bir yazılım olarak, yapay zekânın da kullanıldığı bir program oluşturduklarını belirterek, “Gelen hastayı hematolojik açıdan hangi hastalık grubuna yönlendireceği kısmı tamamlandı. Şimdi her hastalık grubu için, bilimsel alt komiteler çalışıp, ona özgü algoritmaları oluşturacak. Böylece hasta geldiğinde önce tanıya götürecek, sonra nasıl bir risk sınıflaması yapılacağı konusunda bize yol gösterecek” dedi.

‘DEMİR GİBİ TÜRKİYE’ PROJESİ
TÜRK Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Şule Ünal Cangül de demir eksikliğinin, Türkiye’de ve dünyada bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, şöyle dedi: “Demir dünyada ve ülkemizde çocuklarda en sık görülen besinsel eksikliktir. DSÖ verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 24.8’inde anemi vardır. Anemik olguların yarısında altta yatan neden demir eksikliğidir. Ülkemizde ve dünyada demir eksikliği özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar arasında daha sık görülmektedir. Ülkemizde doğurganlık çağındaki kadınlar arasında yüzde 30’un üzerine çıkan oranlarda demir eksikliği görülmektedir.” Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan “Demir Gibi Türkiye” projesiyle, çocuklara demir desteği sağlandığını belirten Prof. Dr. Cangül, “Bu program, bebekler arasında demir eksikliği sıklığını düşürmede etkili olmuş ve ailelerin bu konuda farkındalığını artırmıştır. Bunun dışında gebelere de demir desteği verilerek, demir eksikliğinin önlenmesi amaçlanmaktadır” dedi. Beslenmenin düzenlenmesinin demir eksikliğinin önlenmesinde önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Cangül, “İlk 1 yaşta bebeklere inek sütü verilmesi önerilmez. Demirden zengin besinler arasında kırmızı et, kuru baklagiller, kümes hayvanları, balık, kuru üzüm, koyu yeşil yapraklı sebzeler sayılabilir” dedi.

TEDAVİ BAŞARISINI CİDDİ ORANDA ARTIRIYOR
TÜRK Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emin Kaya, yapay zeka destekli mikroskop analizlerinin, kan hücrelerinin detaylı ve hızlı incelemesini sağladığını belirterek, “Özellikle lösemi gibi hücre çoğalmasının hızlı olduğu kanser türlerinde, erken tanı, hastaların tedavi şansını ciddi oranda artırıyor” dedi. Her hastanın biyolojik yapısının benzersiz olduğu için, biyoinformatik analizlerle kişiye özel tedavi seçenekleri geliştirilebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Kaya “Geçtiğimiz günlerde Avrupa Hematoloji Kongresi’nde tanıtılan bu yöntemle, hastalara yan etkileri minimumda tutan ve en etkili sonucu sağlayan tedavi planları oluşturuluyor. Yapay zeka, her hastanın genetik profiline göre en uygun tedaviyi belirlemede kritik bir rol oynuyor” dedi.
‘CAR-T’ TEDAVİSINDE YAPAY ZEKA
Klinik araştırmalarda CAR-T hücre tedavisi gibi kişiye özel tedavi seçeneklerinin de yapay zeka ile daha hedefli hale geldiğini belirten Prof. Dr. Kaya, “Özellikle tekrarlayan kanserlerde kullanılan bu yöntemle, hastalar için tedavi süreçleri daha etkili ve yönetilebilir hale geliyor. Yapay zeka, hastaların tedaviye yanıt verebilme potansiyelini önceden tahmin ederek, sonuçları optimize ediyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gündelik paranoya hallerimiz üzerine, şehir ile iki kişi arasında geçen “endişe dolu bir sevgi hikâyesi” anlatan performansta Esme Madra ve Ozan Çelik, kendilerine çeşitli seslerle eşlik eden Tophane Noise Band ile birlikte sahnede ses, söz ve hareket parçalarını öyküleştiriyorlar.
REKLAM
15 Kasım 2024 Cuma ve 16 Kasım 2024 Cumartesi akşamları saat 20:00’de Arter’in performans salonu Karbon’da sahnelenecek “Geçen Gün” için biletler, giriş katında yer alan Danışma ve Bilet Gişesi’nden, Biletix’ten ya da Mobilet’ten temin edilebilir.

OYUNUN KONUSU
Birbirleriyle sürekli karşılaşan, geçişen, çarpışan, ama birbirlerini gerçek anlamda hiçbir zaman görmeyen iki kişi. Dünyaya karşı iki kişi. Şehrin içinde hareket ediyorlar. Ezilmemeye çalışıyorlar. Şehirle başa çıkmaya çalışıyorlar. Herkes onlara karşı, onlar tek başına. Kâh seksen yaşındalar, kâh on sekiz. Bir bakmışsın mağdur durumdalar, bir de bakmışsın suçluluk duygusu içlerini kemiriyor.
Biz tanıyoruz onları. Onlar da bizi tanıyor. Şehir değişiyor. Şehir sürekli farklı rotalar çiziyor. Şehir onları itip kakıyor. Diğer insanlar, şehirle bir olmuş, sürüklüyorlar onları. Her an başka bir tehdit altındalar. Sesler sarmalıyor hepsini. Kâh rahatsız edici bir kakofoni, kâh büyüleyici bir sükûnet. Kâh bir gürültü yumağı, kâh bir müzik.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sanatçı, “Ambiguous Polarities – İkilem ve Denge” başlıklı sergisinde, insan ruhunun derinliklerine inerek varoluşsal soruları ve duygusal çelişkileri sanat aracılığıyla keşfe çıkıyor. Arslan’ın eserleri, figüratif biçimleri parçalayarak dekonstrüktif bir estetik sunarken, izleyiciye sıradanın ötesinde bir bakış açısı sunuyor. Onun resimlerinde yalnızca figürler değil, insan doğasının karmaşıklığı, belirsizlikler ve zıtlıklar da güçlü bir biçimde hissediliyor.
Serginin küratörü Burak Fidan, Arslan’ın eserlerindeki bu çok katmanlı yapıyı ön plana çıkararak, izleyicinin eserler ile derin bir bağ kurmasını hedefliyor: “Sanatçı bu sergideki resimleri boşluklar, kutuplaşmalar ve belirsizlikler kavramları üzerinden sorgulanan çelişkileri, kullanılan malzemelerin karakteristik özellikleri çerçevesinde, farklı boyutlardaki eserlerin harmonisi – disharmonisi üzerinden bir araya getiriyor.”
REKLAM
Ercan Arslan, çalışmalarında yalnızca bir görsel anlatım sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insanın kimlik arayışını, varoluşsal çıkmazlarını ve ruhsal karmaşasını ortaya koyuyor. Sanatçının eserlerinde, figürlerin gözlerinin sabit bakışları, izleyiciyi adeta hipnotize edercesine kendisine çekiyor. Bu gözler aracılığıyla izleyici hem kendi varoluşunu sorgulama fırsatı buluyor, hem de dış dünyayla olan ilişkisini yeniden değerlendirme sürecine giriyor. Arslan’ın eserlerinde sıklıkla kullanılan mavi arka plan, dinginliği simgelerken, figürlerin içsel çalkantılarını yansıtan turuncu ve kırmızı tonlar, sanatçının insan doğasındaki ikilemleri nasıl ustalıkla ele aldığını gösteriyor.

Sergi, izleyicilere yalnızca sanatla buluşma fırsatı değil, aynı zamanda kendileriyle ve insan doğasının en temel sorularıyla yüzleşme alanı yaratıyor. Figürlerin eksik ve dağınık yapısı, bireyin ruhsal karmaşasına ve kendini tanıma çabasına ayna tutarken, bu sergi izleyiciyi sanatın felsefi boyutlarında derin bir yolculuğa çıkarıyor.
Sergi 8 Aralık’a kadar CerModern’de görülebilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İş Kuleleri Salonu, Levent-İstanbul
“PAT PAT PATARA”
16 Kasım Cumartesi, 15.00 / 17 Kasım Pazar, 15.00
Yaş grubu: 4 yaş ve üzeri
İş Sanat’ın geçtiğimiz sezon büyük bir ilgiyle karşılanan müzikli çocuk oyunu özel yapımı “Pat Pat Patara” bu sezon da İş Kuleleri Salonu’nda sahneleniyor. Yekta Kopan’ın kaleme aldığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyun, Likya uygarlığının en önemli şehirlerinden Patara Antik Kenti’nde geçiyor. Sürprizlerle dolu bu macerada Efe, Defne ve sınıf arkadaşları, arkeolog Aslı önderliğinde, gizemli bir bilmecenin cevabını arıyor: “Geçmişin bilgilerini, bulup çıkarır. Eski değerleri, günümüze taşır.”
Genç izleyicilerin tarihe duydukları merakı eğlenceyle harmanlarken bir yandan da onları ülkemizin zengin kültürel mirasıyla tanıştıran “Pat Pat Patara”da oyuncular sahneyi canlı bir orkestra ile paylaşıyor. Özge Fışkın, Şeyla Halis Çiçekdemir, Baran Güler, Mert Aydın, Derman Çinkılıç, Elif Gizem Aykul, Emrecan Karakum, İrem Kayakököz, Mehmet Berker Korkmaz’ın rol aldığı oyunun müzikleri Tolga Çebi’ye ait.
REKLAM
***
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi (Beyoğlu-İstanbul) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
HAYVANLAR ÂLEMİ: KOLAJLA HİKÂYE ATÖLYESİ
9 Kasım Cumartesi, 16.30 / Yaş grubu: 5-9 yaş
Müzenin “Hayvanlar Alemi” başlıklı tematik odasından ilham alan bu atölyede sanatçıların resimledikleri veya hayatlarında önemli bir yeri olduğu bilinen hayvanlarla hikayelerini ve anılarını öğrenecek olan çocuklar, atölye alanında bu hayvanların dekupe kesimlerini kolaj, boyama ve metin aracılığıyla bir araya getirip birbirleriyle ilişkilendirecek.
KAT KAT DUYGULAR
10 Kasım Pazar, 12.00 / 14 Kasım Perşembe, 11.00
Yaş grubu: 6-9 yaş
“Türk Resmini İzlemek” isimli kalıcı sergide yer alan soyut eserler aracılığıyla çocuklar, soyut kavramlar dünyası ile tanışacak. Sanatçıların hayal dünyalarını ve ilham kaynaklarının keşfedileceği bu atölyede kendi duygularını tıpkı bir sanatçı gibi renkler, şekiller ve çizgiler aracılığıyla betimleyecekler. Atölyenin sonunda her çocuk kendi yaptığı soyut sanat çalışmasını özel bir katlama tekniği ile akordiyon kitap tasarımına dönüştürecek.
REKLAM
GÜNÜMÜZDEN ATATÜRK’E KARTPOSTALLAR
10 Kasım Pazar, 14.00 / Yaş grubu: 7-12 yaş
Bu atölyede çocuklar, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nde Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde düzenlenecek sergi turunun ardından, Mustafa Kemal Atatürk için kendi tasarımlarının yer aldığı bir kartpostal hazırlayacak.
FIRÇALAR GEZİYOR, İMGELER KONUŞUYOR: GÖRSEL OKUMA ATÖLYESİ
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 8-10 yaş
Seçilen bir resmin görsel okumasının çocuklarla sohbet ederek yapılacağı bu atölyede jest, mimik, ses ve titreşimle çeşitli ifade yolları aranacak. İmge tiyatrosu tekniği ile görselin hikâyesinin doğaçlanacağı çalışmada çocuklar oyun, drama teknikleri, nesne temelli düşünme, görsel okuma ve yaratıcı düşünme tekniklerini kullanacak.
BENİM KUMBARAM
12 Kasım Salı, 14.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş

Bu atölyede çocuklar, Edip Hakkı Köseoğlu’nun Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sergilenen 1957 tarihli “Kumbaralı Çocuk” eserinden yola çıkarak İş Bankası’nın ikonik kumbarasını konuşacak ve müzenin kalıcı sergisi “Türk Resmini İzlemek”teki eserlerden ilhamla kendi kumbaralarını tasarlayacak.
REKLAM
GURME MİMARLAR
12 Kasım Salı, 16.00 / Yaş grubu: 8-12 yaş
Çocukların “Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisindeki lokantaları konu alan eserleri inceleyerek başlayacağı bu atölyede eserlerdeki mekanların onları nasıl hissettirdiği, hangi lezzetleri menülerinde bulabilecekleri, o mekânın bir kokusu ya da tadı olsa nasıl olabileceği üzerine sohbet edilecek. Ardından her çocuk, ölçek ve boyut kavramlarını deneyimleyerek hayalindeki lokantanın maketini tasarlayacak.
KAHVALTI SOFRASI
13 Kasım Çarşamba, 11.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergi turuyla başlayacak bu atölyede çocuklar, natürmortlar başta olmak üzere yeme-içme temasının işlendiği resimleri ve heykelleri inceleyecek. Ardından mutfak dünyasından lezzetli bir tarifi üç boyutlu bir sanat eserine dönüştürerek kendi pasta heykellerini yapacak.
HAYAL BAHÇESİ
13 Kasım Çarşamba, 14.00 / 15 Kasım Cuma, 15.00 / 16 Kasım Cumartesi, 16.00
Yaş grubu: 9-12 yaş
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisinin Cömert Doğa bölümünde yer alan, ülkemizin farklı şehirlerinden tarla, bağ ve bahçe görünümlerini konu alan eserlerin incelenmesi ile başlanacak atölyede çocuklar, kentleşme ve yeşil alan kavramları üzerine tartışacak. Ardından da sanatçı Yalçın Gökçebağ’ın “Çay Bahçesi” isimli eserinden ilhamla kendi mini hayal bahçelerini tasarlayacak.
REKLAM
ZÜHTÜ MÜRİDOĞLU’NDAN İLHAMLA YARATICI HEYKEL ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 13.00 / 17 Kasım Pazar, 16.30
Yaş grubu: 9-12 yaş

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sergilenen heykelleri inceleyerek atölyeye başlayacak olan çocuklar, sanatçıları tanıyacak ve kullandıkları teknikler hakkında fikir sahibi olacaklar. Sergi turunun ardından çocuklar, heykeltıraş Zühtü Müridoğlu’ndan ilham alarak alüminyum folyolar ve tellerle kendi heykellerini üretecekler.
TABLODAKİ MEYVELER, ŞAŞIRTICI FIRÇALAR
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 3-5 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisinden natürmortların ilham verdiği bu atölyede çocuklar önce eserlerde karşılarına çıkan farklı mevsimlere ait meyve ve sebzeleri keşfedecek. Ardından bu meyveler ellerindeki birer fırçalara dönüşecek ve baskı tekniğiyle beyaz kumaş üzerinde kendi motif ve desenlerini oluşturarak masa örtülerini hazırlayacaklar.
REKLAM
BURHAN DOĞANÇAY’DAN İLHAMLA KOLAJ ATÖLYESİ
16 Kasım Cumartesi, 12.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş
Bu kolaj atölyesinde minik sanatseverler, sanatçı Burhan Doğançay’ın renkli ve dinamik dünyasına davetli! Çocuklar, sanatçının müzede yer alan eserlerindeki canlı renkleri ve farklı formları keşfederken kendi yaratıcılıklarını ve hayal güçlerini geliştirme fırsatı da bulacaklar.
***

Türkiye İş Bankası Müzesi (Eminönü-İstanbul) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
Bilgi ve kayıt için: tibm.atolye@issanat.com.tr
MÜZE HATIRAM
9 Kasım Cumartesi, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Müzenin birbirinden eğlenceli bölümlerini bir eğitmen eşliğinde gezecek olan çocuklar, bankacılık nesnelerini eski-yeni, geçmiş-gelecek ve benzerlik-farklılık kavramları üzerinden inceleyecekler. Keşfettikleri nesne ve mekânları, bilmece-bulmaca oyunuyla pekiştirecekler.
DÜNYANIN PARASI
9 Kasım Cumartesi, 14.30 / Yaş grubu: 8-10 yaş
Paranın tarihinin ve paranın üzerindeki simgelerden yola çıkarak paraların özelliklerinin keşfedileceği bu atölyede Türkiye ve çeşitli dünya ülkelerinin paraları tanıtılacak. Çocuklar Türk lirasının güvenlik özelliklerini, üzerinde yer alan kişileri ve sembolleri yakından tanıyacak, paranın üretimi hakkında bilgi sahibi olup dünyadaki farklı para tasarımlarını inceleyecekler. Öğrendiklerini interaktif bir sunum eşliğinde pekiştirecek olan çocuklar kendi para tasarımlarını da hazırlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: MUTLULUK
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Mutluluk temalı bu yaratıcı drama atölyesinde çocuklar drama teknikleri ile bedensel farkındalık ve özgüven kavramlarına eğilecek; grup çalışması yaparak kendini farklı sanat disiplinleri ile ifade etmeyi, hayal güçlerini ortaya çıkarmayı, duyularını ve duygularını keşfetmeyi öğrenecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: 5 KURUŞA 5 HİKÂYE
12 Kasım Salı, 14.00 / Yaş grubu: 7-8 yaş
Çocuklara tasarruf bilincini aşılamayı hedefleyen bu atölye, atasözlerini, müzik eşliğinde doğaçlamayı ve heykel çalışmasını bir araya getirecek. Ebeveynle birlikte paylaşım ve yaratım sürecini ön plana çıkaran atölyede her aileye temsili 5 kuruş verilerek tasarruf üzerine en fazla üç dakikalık bir hikâye, bir skeç ya da bir anlatı üretmeleri istenecek. Katılımcılar aktarılan hikâyelerin figürlerinden yola çıkarak toplu bir tuval çalışması ile atölyeden ayrılacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: SAKAR CADI VİNİ
12 Kasım Salı, 16.00 / 14 Kasım Perşembe, 16.30
Yaş grubu: 4-6 yaş
Masal anlatıcısı Deniz Soruklu Evren’in hayat verdiği Sakar Cadı Vini, maceralarını masalsı bir dille katılımcılarla paylaşacak. Atölyede müzik eşliğinde doğaçlamalar ve Vini’nin kitaplarından yola çıkarak dinozor konulu resim yarışması yapılacak.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: MİNİ BUGÜN ÖFKELİ Mİ?
13 Kasım Çarşamba, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Oyun ve şiddetsiz iletişimi bir araya getiren bu atölyede çocuklar yaratıcı düşünme teknikleri ile duygularını Mimi’nin hikâyesi üzerinden keşfedecek. Mimi ve arkadaşlarının verdiği tavsiyelerden ilhamla kendi duygularına yargısız bir şekilde bakmayı kavrayacaklar.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: PAMUK İLE TOPAK – ARKADAŞIM OLUR MUSUN?
13 Kasım Çarşamba, 12.30 / Yaş grubu: 4 yaş
Çocuklar bu atölyede arkadaşlık ve dostluğun buluşmasını Pamuk ve Topak’ın hikâyesi üzerinden öğrenecek. İkilinin fiziksel, kişisel ve yaşamsal özelliklerini tanırken mevsimlerin geçişlerini imge tiyatrosuyla canlandıracak; duygu ve ihtiyaçlarını çeşitli oyunlar aracılığıyla paylaşacak.
REKLAM
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: BAYRAK SALLAYAN ROBOTLAR
13 Kasım Çarşamba, 14.00 / Yaş grubu: 7-9 yaş
13 Kasım Çarşamba, 16.30 / Yaş grubu: 10-12 yaş
Çocuklar bu atölyede havacılık tarihinde önemli bir yeri olan Leonardo da Vinci’den esinlenerek kanat mekanizmasına sahip bir robotik Lego modeli inşa edecekler. Havacılık tarihi hakkında bilgiler edinecek, aynı zamanda Lego ve robotik STEAM modeli ile tanışma fırsatı bulacaklar. Kendi icatlarını geliştirerek modelin iki robotik kolunda Türk bayraklarını sallayabileceği bir tasarım yapacaklar.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: YEL DEĞİRMENİ
13 Kasım Çarşamba, 15.30 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede değişik enerji türlerini öğrenerek rüzgârın günlük hayatımızdaki ve doğadaki önemini çeşitli örnekler üzerinden pekiştirecek. Rüzgârın aynı zamanda enerji üretimini sağlayan bir araç olduğunu keşfederken, resimli yönergelerle bir yel değirmeni tasarlayacaklar.
ÇORAP KUKLA ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
REKLAM
El becerilerinin geliştiği ve hayal gücünün desteklendiği bu kukla tasarım atölyesinde çocuklar birlikte üretmenin önemini kavrayacak. Kendi çorap kuklalarını tasarlarken bir yandan da hayali kahramanlarını yaratarak kukla arkadaşlığının eğlenceli yanlarını birlikte keşfedecekler.
KÂĞIT KUKLA ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 12.30 / Yaş grubu: 7-8 yaş
El becerilerinin geliştiği ve hayal gücünün desteklendiği kukla tasarım atölyesinde çocuklar birlikte üretmenin önemini kavrayacak. Kendi kâğıt kuklalarını tasarlayacak olan çocuklar renkli boyalar, düğmeler, kumaş ve yün gibi geri dönüştürülebilir malzemeler ile tasarımlarını süsleyecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: İŞİM DÜŞÜM OYUN
14 Kasım Perşembe, 14.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Katılımcıların hayal güçleri ile tasarım ve yaratım süreçlerini bir araya getiren bu atölyede Müze’nin kasa dairelerine kısa bir yolculuk yapılarak insanların eskiden kasalarda saklamış olabileceği nesneler üzerine sohbet edilecek. Kasada karşılaşılan nesneler üzerinden anlatılan bir hikâyeden hareketle çocuklar tasarruf, ileri dönüşüm, tüketim, üretim ve değer gibi kavramlar üzerine düşünerek kendi hikâyelerini tasarlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: AİLENİZİN TİMSAHI TİMO
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede aile olmanın güzel yanlarını timsah Timo ve kuş ailesinin hikâyesi ile birlikte keşfedecek. Yaratıcı düşünme teknikleri ile yaşamı daha eğlenceli hâle getirmenin yollarını öğrenirken duygu ve ihtiyaçlarıyla bağ kurma ve şiddetsiz iletişim tekniklerini de pekiştirecekler.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: KAÇ PUNTO KAÇ
15 Kasım Cuma, 12.30 / Yaş grubu: 7-8 yaş
Çocuklar, müziğin oyunla, yaratıcı düşünme tekniklerinin fotoğraf okuma ile birleştiği bu atölyede sayıların doğadaki gizemlerini keşfedecek. Sayılarla yıldızı bir türlü barışmayan Punto’ya, matematiğin doğasını bazen bir salyangozun kabuğunda bazen de bir balkabağı turtasının dilimlerinde aradığı eğlenceli yolculuğunda eşlik edecekler.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: ÜRETİM BANDI
15 Kasım Cuma, 14.00 / Yaş grubu: 10-12 yaş
15 Kasım Cuma, 16.30 / Yaş grubu: 7-9 yaş
REKLAM
Çocuklar bu atölyede üretim bandının işlevini ve günlük kullanımdaki yerini keşfedecek, özel motorize yapı taşlı Lego kitler ile kendi 3 boyutlu üretim bandı modellerini inşa edecekler. Mühendislik, matematik ve teknolojiyi bir araya getiren çalışmada kendi tasarımlarının yanı sıra plan ve zaman yönetimi ve yaratıcı düşünme gibi edimleri geliştirme fırsatı bulacaklar.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: JİP YAPIMI
15 Kasım Cuma, 15.30 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede K’nex eğitim setlerindeki bağlantı parçalarıyla bir Jip tasarlarken bir yandan da arazi araçlarını daha yakından tanıyacak. Hayal güçleriyle ince motor becerilerini geliştirecekler bu atölye aynı zamanda yönerge takibini öğrenebilmelerini destekleyecek.
***

İktisadi Bağımsızlık Müzesi (Ulus-Ankara) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
Bilgi ve kayıt için: ibm.atolye@issanat.com.tr
RENGARENK VİTRAYLAR
9 Kasım Cumartesi, 11.00 / 17 Kasım Pazar, 11.00 / Yaş grubu: 4-6 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 8-10 yaş
REKLAM
Çocuklar bu atölyede İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin ana holünde yer alan, İtalyan sanatçılar Salvatore Corvaya ve Carlo Bazzi’nin imzasını taşıyan, mitolojide para ve ticaretle ilişkilendirilen Hermes tasvirinin bulunduğu ünlü vitrayı tanıyacak, yapım aşamaları deneyimleyecek ve kendi vitray tasarımlarını oluşturacaklar.
İSTANBUL’UN RESMİ
9 Kasım Cumartesi, 13.00
Yaş grubu: 7-11 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nde kısa süre önce açılan “İstanbul’un Resmi” sergisini gezecek olan çocuklar İstanbul’u sanatçıların gözünden inceleyecek ve sergiden aldıkları ilhamla kendi eserlerini oluşturacaklar.
ZEUGMA’NIN İLHAM PERİLERİ
9 Kasım Cumartesi, 15.00 / 13 Kasım Çarşamba, 11.00 / 17 Kasım Pazar, 15.00
Yaş grubu: 8-10 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisindeki antik kentler ve arkeolojik kazılar bölümüne odaklanan bu atölyede çocuklar Türkiye’nin en önemli antik kentlerinden biri olan Zeugma’yı ve mozaiklerini keşfedecek. Mozaiklerin ünlü ilham perileri “müz”lerle tanışarak kendi mozaiklerini tasarlayacaklar.
REKLAM
CUMHURİYET POSTASI
10 Kasım Pazar, 11.00 / 13 Kasım Çarşamba, 15.00
Yaş grubu: 8-10 yaş
Bu atölyede çocuklar Cumhuriyet’in ilanı sonrası ülkemizin gelişimi için atılan adımları bir eğitmen eşliğinde inceleyecek ve o dönemin pullarının replikalarıyla birlikte kendi kartpostallarını tasarlayacak.
KARTPOSTALLARDA SAKLI İSTANBUL
10 Kasım Pazar, 13.00 / 14 Kasım Perşembe, 11.00
Yaş grubu: 8-10 yaş

İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstanbul’un Resmi” sergisinde önce keyifli bir İstanbul turuna çıkacak olan çocuklar, İstanbul’un simge yapılarını tanıyacak ve şehre özgü pek çok unsuru keşfedecek. Çocuklar bu sergiden ilhamla, sevdikleri birine göndermek üzere, İstanbul’a dair izlenimlerini işledikleri kartpostallarını tasarlayacak.
KIPIR KIPIR KUKLALAR
10 Kasım Pazar, 15.00 / 17 Kasım Pazar 13.00
Yaş grubu: 5-7 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin en eğlenceli figürü, 1930’lu yıllarda üretilen sergi maskotu Sigorta Adam’a odaklanan bu atölyede çocuklar, Sigorta Adam ve onun koruyan kalkanı hakkında hikâyeler üretecek ve kendi kıpır kıpır hareketli kuklalarını tasarlayacaklar.
REKLAM
MÜZEDE MASAL: DENİZ ÇAYIRLARINDA YAŞAYAN ÇEVRECİ FOK
12 Kasım Salı, 13.00 / Yaş grubu: 4-6 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisini gezecek çocuklar çevreyi korumanın önemini öğrenirken, deniz çayırlarında yaşayan çevreci bir fokun hikâyesini dinleyecekler.
MÜZE HATIRAM
12 Kasım Salı, 15.00 / 14 Kasım Perşembe, 15.00
Yaş grubu: 4-6 yaş
Müzenin birbirinden eğlenceli bölümlerini bir eğitmen eşliğinde gezecek olan çocuklar, bankacılık nesnelerini eski-yeni, geçmiş-gelecek ve benzerlik-farklılık kavramları üzerinden inceleyecekler. Keşfettikleri nesne ve mekânları, bilmece-bulmaca oyunuyla pekiştirecekler.
MÜZEDE MASAL: KONUŞAN AĞAÇLAR
13 Kasım Çarşamba, 13.00 / 14 Kasım Perşembe, 13.00
Yaş grubu: 3-4 yaş
REKLAM
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisini gezecek olan çocuklar sergideki ağaç türlerini inceleyecekler. Konuşan Ağaçlar masalını dinlemelerinin ardından da kendi tohumlarını ekecekler.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: MUTLULUK
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Mutluluk temalı bu yaratıcı drama atölyesinde çocuklar drama teknikleri ile bedensel farkındalık ve özgüven kavramlarına eğilecek; grup çalışması yaparak kendini farklı sanat disiplinleri ile ifade etmeyi, hayal güçlerini ortaya çıkarmayı, duyularını ve duygularını keşfetmeyi öğrenecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: İŞİM DÜŞÜM OYUN
15 Kasım Cuma, 13.00 / 16 Kasım Cumartesi, 11.00
Yaş grubu: 9-12 yaş
Katılımcıların hayal güçleri ile tasarım ve yaratım süreçlerini bir araya getiren bu atölyede Müze’nin kasa dairelerine kısa bir yolculuk yapılarak insanların eskiden kasalarda saklamış olabileceği nesneler üzerine sohbet edilecek. Kasada karşılaşılan nesneler üzerinden anlatılan bir hikâyeden hareketle çocuklar tasarruf, ileri dönüşüm, tüketim, üretim ve değer gibi kavramlar üzerine düşünerek kendi hikâyelerini tasarlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: SAKAR CADI VİNİ
15 Kasım Cuma, 15.00 / 16 Kasım Cumartesi 15.00
Yaş grubu: 4-6 yaş
Masal anlatıcısı Deniz Soruklu Evren’in hayat verdiği Sakar Cadı Vini, maceralarını masalsı bir dille katılımcılarla paylaşacak. Atölyede müzik eşliğinde doğaçlamalar ve Vini’nin kitaplarından yola çıkarak dinozor konulu resim yarışması yapılacak.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: 5 KURUŞA 5 HİKÂYE
16 Kasım Cumartesi, 13.00 / Yaş grubu: 7-9 yaş
Çocuklara tasarruf bilincini aşılamayı hedefleyen bu atölye, atasözlerini, müzik eşliğinde doğaçlamayı ve heykel çalışmasını bir araya getirecek. Ebeveynle birlikte paylaşım ve yaratım sürecini ön plana çıkaran atölyede her aileye temsili 5 kuruş verilerek tasarruf üzerine en fazla üç dakikalık bir hikâye, bir skeç ya da bir anlatı üretmeleri istenecek.
Detaylı bilgi için: issanat.com.tr
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Yağmur Topçu, Ali Rıza Kubilay, Ahmet Kahvecioğlu, Boran Bağcı, Cem Eyüpoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
REKLAM
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.

Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegâne gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
REKLAM
AĞRI DAĞI EFSANESİ
Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet’le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han’ın kızı Gülbahar’ın hikâyesi, Yaşar Kemal’in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi’ne dönüşmüştür.
Yaşar Kemal’in yazdığı Yiğit Sertdemir’in uyarlayıp yönettiği oyunda Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.

Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir. Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
REKLAM
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir.
Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.
Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2024 tarihinde Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde.
REKLAM
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.

Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 10 Kasım tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
REKLAM
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ve Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
Oyun biletleri, gişelerden ve biletinial.com’dan temin edilebilir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Özcan’ın “Twin Rocks” albümü dinleyenleri Likya Yolu’nun derinliklerine doğru etkileyici bir müzik yolculuğuna çıkarıyor. Albümündeki eserleri oluştururken bu yol boyunca karşılaştığı manzaralardan esinlenen Özcan, doğadan farklı seslerle derinleştirdiği albümünü Borusan Müzik Evi’ndeki dinleyicilerle canlı olarak ilk kez paylaşacak.
Klasik müzikten caza, dünya müziklerinden çağdaş müziğe kadar geniş bir yelpazede programlar oluşturan Borusan Müzik Evi, açılış konserinin hemen ardından 3. Noise İstanbul Festivali ile programına tüm hızıyla devam edecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeni Alman Sineması, savaş sonrası Almanya’nın toplumsal ve politik dönüşümlerini ele alarak, bireylerin bu değişimler karşısındaki mücadelelerini derinlemesine inceliyor. Programda yer alan filmler; suçluluk, hafıza, kimlik ve toplumsal eleştiri konularını işlerken, bireylerin içsel yolculuklarını ve topluma karşı duruşlarını öne çıkarıyor. Seçki, bir ülkenin ve toplumun geçirdiği derin değişimlerin yanı sıra, hızla değişen bir toplumda bireylerin kimlik ve anlam arayışlarını da gözler önüne serecek. Tüm gösterimler ücretsiz olarak gerçekleştirilirken, 120 kişilik kontenjan ile sınırlı olacak. Çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Alman ressam, baskı sanatçısı ve heykeltıraş Georg Baselitz’in Georg Baselitz: Son On Yıl sergisi, 2 Şubat 2025 tarihine kadar Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) ve Akbank Sanat’ta sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.
Program:

12 Kasım 2024, Saat: 19:00
THE PATRIOTIC WOMAN
Almanya, 1979, Almanca, İngilizce Altyazılı, 118 dakika
Yönetmen: Alexander Kluge

19 Kasım 2024, Saat: 19:00
THE MARRIAGE OF MARIA BRAUN
Almanya, 1979, Almanca, Türkçe Altyazılı, 120 dakika
Yönetmen: Rainer Werner Fassbinder

26 Kasım 2024, Saat: 19:00
YESTERDAY GIRL
Almanya, 1966, Almanca, Türkçe Altyazılı, 88 dakika
Yönetmen: Alexander Kluge

3 Aralık 2024, Saat: 19:00
ALI: FEAR EATS THE SOUL
Almanya, 1974, Almanca, Türkçe Altyazılı, 94 dakika
Yönetmen: Rainer Werner Fassbinder

10 Aralık 2024, Saat: 19:00
WINGS OF DESIRE
Almanya, 1987, Almanca, Türkçe Altyazılı, 128 dakika
Yönetmen: Wim Wenders

17 Aralık 2024, Saat: 19:00
ALICE IN THE CITIES
Almanya, 1974, Almanca, Türkçe Altyazılı, 110’
Yönetmen: Wim Wenders
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde yaşayan Semanur’a 6 yıl önce orak hücre anemi hastalığı teşhisi konuldu.
Uzun yıllardır hastalığıyla ilgili sıkıntı yaşayan Semanur’un tedavisi devam ederken Kazım ile Zeliha Güneş çiftinin 3 yıl önce Ali Emre adında bir erkek çocuğu daha dünyaya geldi.
Ali Emre’nin, ailenin isteğiyle özel bir ekip tarafından alınan kordon bağı 3 yıl boyunca kordan kanı bankasında saklandı.
Bu süreçte Güneş ailesinin kızı Semanur’un da hastalığıyla ilgili şikayetleri her geçen gün arttı.
Yapılan tetkiklerde Semanur’un ilik nakli olması gerektiğinin belirtilmesi üzerine Güneş ailesi nakil için Adana’ya geldi.
REKLAM
Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kemik İliği Nakil Ünitesi’nde yapılan tetkiklerin ardından Semanur’a 3 yaşındaki kardeşi Ali Emre’nin göbek kordonundan alınan kök hücre nakledildi. Semanur, gerçekleştirilen başarılı operasyonla sağlığına kavuştu.
“OĞLUM 3 YAŞINDA İSTENİLEN KİLO VE BOYA ULAŞINCA NAKİL GERÇEKLEŞTİ”
Anne Zeliha Güneş, oğlunun küçük yaşlardan bu yana hastalıkla mücadele eden ablasına umut olduğunu söyledi.
Oğlu Ali Emre’nin doğumunda kordon bağının saklanmasına eşiyle karar verdiklerini belirten Güneş, “Kordan kanıyla naklin yapılmasıyla ilgili araştırmalar yaptım. Ali Emre’nin doğumunda özel bir ekiple kordon kanı alınarak özel tüplere alınıp kordon kanı bankasında beklettik. Oğlum 1 yaşına geldikten sonra testlerini yaptırdık. Ali Emre’nin testi temiz çıkınca, doktorlar oğlumun boyu ve kilosunun istenilen seviyeye gelmesini beklenilmesini istediler. Oğlum 3 yaşında istenilen kilo ve boyu alınca nakil gerçekleşmiş oldu” diye konuştu.
Kızı Semanur’un rahatsızlığı nedeniyle birçok sıkıntı çektiğini anlatan Güneş, bu kötü günlerin nakil sayesinde geride kaldığını söyledi.
REKLAM
Semanur’un hastalığının genetik olduğunu ifade eden anne Güneş, “Oğlum Ali Emre’nin hasta olmadığını öğrendik. Ondan alınan iliği Semanur’a verdiler. Çok şükür başarıyla sonuçlandı. Çok mutluyum. Allah tüm doktorlarımızdan razı olsun” dedi.
Semanur Güneş de kardeşi sayesinde çektiği acıların sona erdiğini belirtti.
Artık sağlığına kavuştuğu için çok heyecanlı ve mutlu olduğunu anlatan Semanur, “Doktorlara çok teşekkür ederim. Benim için çok çaba sarf ettiler. Benimle çok ilgilendiler, her zaman başımda durdular” şeklinde konuştu.
Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Kemik İliği Nakil Ünitesi Sorumlu Hekimi Doktor Öğretim Üyesi Defne Ay Tuncel, 1 Eylül 2023’te açılan ünitelerinde ilk kordon kanı naklinin gerçekleştirildiğini söyledi.
Semanur’un 2 yaşından itibaren takibini yaptıklarını anlatan Tuncel, naklin başarılı geçtiğini ve küçük kızın sağlık durumunun çok daha iyi olduğunu kaydetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da, otoyolun karşısına geçmeye çalışırken yolcu otobüsünün çarpması sonucu hayatını kaybeden 2 çocuk annesi Elif Kanderun’un (52), alzheimer hastası olduğu ve ailesinin 2 hafta önce polise kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi.
Kaza, saat 00.30 sıralarında Gebze-Orhangazi- İzmir Otoyolu Alaşar Mahallesi mevkisinde meydana geldi. İzmir istikametine seyir halinde olan Şeref G. (26) yönetimindeki 46 AJS 600 plakalı şehirlerarası yolcu otobüsü, otoyolda yolun karşısına geçmeye çalışan Elif Kanderun’a çarptı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı kadın, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla kaldırıldığı BursaŞehir Hastanesi’nde, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
AİLE 2 HAFTA ÖNCE KAYIP BAŞVURUSUNDA BULUNMUŞ
Elif Kanderun’un Alzheimer hastası olduğu ve 2 hafta önce Osmangazi ilçesi Alemdar Mahallesi’ndeki evinden çıktıktan sonra, kendisinden haber alınamadığı ve ailesinin polise kayıp başvurusunda bulunduğu öğrenildi. 2 çocuk annesi Kanderun, bugün Hamitler Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Öte yandan otobüs şoförü Şeref G., ifadesinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, eğitim faaliyetleri kapsamında Ferizli Tekstil İşverenler Sendikası Halit Narin Ortaokulu öğrencileriyle bir araya geldi.
Öğrencilere trafikte uyulması gereken kuralları anlatan ekipler, uyuşturucunun zararları hakkında da bilgilendirme yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HATAY’ın Arsuz ilçesinde dün çıkan orman yangını, ekiplerin havadan ve karadan müdahalesiyle 20 saat sonra kontrol altına alındı. Yangında 95 hektar alan zarar gördü.
Arsuz ilçesi Kozaklı Mahallesi’ndeki ormanda, dün saat 11.00 sıralarında bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Alevler, rüzgarın da etkisiyle kısa sürede yayıldı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve orman bölge müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Alevlere 2 helikopterle havadan, 152 araç ve 479 personelle karadan müdahale edildi. Güvenlik amacıyla yangın bölgesindeki evler tahliye edildi. Alevler, Harlısu mevkisinde 4 eve sıçradı. Alınan önlemler sayesinde ölen ya da yaralanan olmadı. Adana, Osmaniye, Kilis ve Gaziantep’ten de bölgeye takviye ekipler sevk edildi. Dün havanın kararmasıyla helikopterle müdahale durdu.
Bugün sabahın ilk ışıklarıyla havadan müdahale yeniden başladı. Ekiplerin yoğun çabası sonucu yangın, 20 saat sonra, saat 07.00 sıralarında kontrol altına aldı. Yangında 95 hektar alan zarar görürken, bölgedeki soğutma çalışmalarının sürdüğü bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Juriliğini yaptığı moda programı sayesinde ünlenen modacı Gülşah Saraçoğlu, özel hayatı, tarzı ve açıklamalarıyla gündemde gelen isimlerden.
ÇORAPLI GÜLŞAH
Sosyal medyayı aktif kullanan modacı son paylaşımıyla olay oldu. Sosyal medyayı sallayan ünlü isim, baştan aşağı çorap giydi.
Gülşah Saraçoğlu, görünmesini istemediği yerlerini de taşlarla kapattı. Fotoğraflarını yayınlayan modacıya takipçileri yorum yağdırdı.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail ordusuna bağlı işgalci askerler, yerinden edilmiş Lübnanlı kadınların kıyafetlerini giyerek kameralara poz verdi. Fotoğrafa binlerce kullanıcıdan tepki yağdı.
Öte yandan bölgede ateşkes yapılacağı konuşulurken, İsrail ordusu dün Lübnan’ın Baalbek kenti ve çevresindeki köyleri vurdu. İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılarda 8’i kadın 19 kişi hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Merkez Şafak Mahallesi’nde 7 yaşından beri marangozluk yapan babasının yanında zanaat öğrenen Sima Elhilali, açık öğretimden lise eğitimini de sürdürüyor. Liseyi bitirdiğinde askeri alanda veya hukuk eğitimi almak istediğini söyleyen Elhilali, dükkanda matkap, tutkal vurma, bant ve freze gibi işler yaparken insanların şaşkın bakışlarıyla karşılaştığını belirtti. Elhilali, “Genellikle inşaata babam gidiyor, ben gitmiyorum. Babam diyor ki, ‘Ağır iş olduğu için yapmana gerek yok, başka masaüstü işlerde çalışabilirsin.’ Kadınların bu meslekte daha fazla yer alması gerekiyor. Kadının değdiği her yer güzelleşiyor. Kadınlar ve erkekler birlikte çalışabilir” dedi.
Babasının neredeyse 40 yıldır marangozluk yaptığını anlatan Elhilali, “10 yıldır çocukluğumdan beri buraya gidip geliyorum. Bu meslekte ilerlemek istiyorum. Gelecekte kendi işimin içinde aktif olmak, çalışabilmek istiyorum. Bir kadın olarak bu mesleği bilmek bile yeterli. Meslek, genellikle erkekler tarafından yapıldığı için kadın görünce insanlar şaşırıyor. Genç yaşta insanlara örnek olmak mutluluk veriyor” şeklinde konuştu. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çıldır Mahallesi Orgeneral Mustafa Muğlalı Caddesi’nde ikamet eden T.Y. (44), polis merkezine giderek boşanma aşamasındaki eşi Yasemin Y’yi (50) öldürdüğünü söyleyip teslim oldu.
Eve giden sağlık ve polis ekipleri, kadının yatak odasında darbedilerek ve bıçaklanarak öldürüldüğünü tespit etti. Yasemin Y’nin cenazesi, incelemenin ardından Marmaris Devlet Hastanesi morguna gönderildi.
Çiftin yaklaşık 1 yıldır evli olduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Perry’nin ölümünün üzerinden bir yıl geçerken, dizideki başrol arkadaşları Courteney Cox (Monica Geller) ve Jennifer Aniston(Rachel Green), onu anmak için sosyal medya paylaşımları yaptı.
Courteney Cox, Matthew Perry ile nostaljik bir fotoğrafını paylaşarak, “Bugün ve her zaman seni özlüyorum” notunu düştü.
Jennifer Aniston ise, diziden bazı kareleri ve Perry’nin fotoğrafını paylaşarak, “1 yıl” ifadesini kullandı. Bu paylaşımlar, Perry’nin anısını yaşatmak için yapılan duygusal bir hatırlatma oldu.
DOKTORU SUÇUNU KABUL ETMİŞTİ
Matthew Perry’nin ölümü hakkında devam eden soruşturma çerçevesinde, doktoru, ünlü oyuncunun kanında bulunan yüksek dozda ketaminden sorumlu olduğunu kabul ederek mahkemeyle anlaşma yoluna gitmişti.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bezmen, sözlerine şöyle başladı: Çok eski değil, bundan sadece 2-3 hafta evvel ona da bir tabak koydum sofraya. ‘Günaydın aşkım’ demiş gibi ses duyuyorum, cevap veriyorum. Ama yas zaten böyle bir şey, uzun bir yolculuk.
REKLAM
“SABAHLARI ONUN HAZIRLADIĞI KAHVENİN KOKUSUNU DUYARAK UYANIYORUM”
Nermin Bezmen, Tolga’cığımı yolcu etmemin üzerinden 8 ay geçti. İlk 6 ay garip bir duygudaydım. Sabah kahvelerini Tolga’cığım hazırlardı. O kahvenin kokusu burnumda, ‘yetişim, beraber içelim kahvemizi’ duygusuyla uyanıyordum. Akşam olunca bir an önce uykumda göreyim diye bekliyordum. Evin dışındaysam, bir an önce yazmaya döneyim, onunla buluşmak gibi oluyordu o deftere dönmek.

“TOLGA’YI SÜREKLİ RÜYAMDA GÖRÜYORUM”
Sürekli görüyorum rüyamda; bir gece görmesem, ertesi gün görüyorum. Çok sorularım vardı, o sorularıma cevaplar alıyorum rüyalarımda. Bu çok rahatlatıyor beni. İşaret veriyor, sürekli temastayım sanki.”

Bezmen, sözlerine şöyle devam etti: Tolga ve Pamir’in acısı birbiriyle kıyaslanamaz. Ben hiçbir zaman Pamir’ciğim ve Tolga’cığımın aşkını kıyaslamadan, onların ikisi de hayatımın apayrı dönemlerinde apayrı Nermin’i mutlu ettiler.
REKLAM
“TOLGA BANA İKİNCİ BAHARI NASİP ETTİ ANİ GİDİŞİYLE BAHARIM KIŞA DÖNDÜ”
Pamir’de çok ağırdı ama Yaradan bana bir şans olarak ikinci aşkı nasip etti ve Tolga geldi hayatıma. Beni tedavi etti. Yeniden aşık olabileceğimi, yeniden güvenebileceğimi Tolga’yla yaşadım. Fakat bu çok ani gidişiyle yaşattığı bahar da kışa döndü.

“İNANILMAZ BİR AŞK MASALI YAŞADIK”
Aslı Şafak’ın sorusu üzerine Bezmen’in cevabı şöyle oldu: “Hiç isyanım olmadı. Tam aksine, hasretim çok büyük ama hayatımın ikinci baharında böyle güzel bir ruhla inanılmaz bir aşk masalı yaşadık.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>42 yaşındaki Prenses Kate, önleyici kemoterapisini eylül ayında bitirdiğini duyurdu. Kral Charles, daha önce kanser tedavisi görürken karşılaştığı bir yan etkiyi paylaşmıştı. 75 yaşındaki Kral’ın tat alma duyusunu kaybettiği öğrenilmişti.
Saray, tıpkı Kate Middleton gibi Kral’ın hangi kanser türü için tedavi gördüğünü hiçbir zaman açıklamadı ancak bu özel semptom, kanser tedavilerinin yanı sıra belirli kanser türlerinde de yaygın olarak görülebiliyor.
Buckingham Sarayı’ndan 2025 için umut verici bir açıklama geldi. Saray sözcüsüne göre 2025, kraliyet ailesinin yurt dışı ziyaretleri açısından daha “normal görünümlü” bir yıl olacak.
Üst düzey bir saray yetkilisi Guardian’a yaptığı açıklamada, “Şu anda gelecek yıl için oldukça normal görünümlü, tam bir yurt dışı tur programı üzerinde çalışıyoruz. Doktorların onayına bağlı olarak bu şekilde düşünebileceğimizi bilmek bizim için mutluluk verici” dedi.
Kate Middleton, kemoterapisinin bitmesinin ardından ilk kraliyet görevi olarak İngiltere’nin Southport kentindeki Southport Toplum Merkezi’ne eşi Prens William ile ziyarette bulunmuş, acil durum personeliyle bir araya gelmişti.
Prenses, şimdiye dek İngiltere dışında bir kraliyet görevinde bulunmadı.
Kral Charles ise eşi Kraliçe Camilla ile birlikte dokuz günlük Avustralya gezisine çıktı. Bu, Charles’ın kanser teşhisinden sonraki en büyük gezisi oldu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SALGININ NEDENİ KIYILMIŞ SOĞANLAR MI?
Baird analisti David Tarantino salgının tüketici duyarlılığı ve ABD’deki satışlar üzerinde büyük bir tehdit oluşturabileceği konusunda uyardı. Tarantino sorunun ne kadar sürede çözüleceği ve medyanın ilgisinin sonuçları belirleyeceğini belirtti. Colorado Tarım Bakanlığı salgının muhtemel nedeni olarak hamburgerlerde kullanılan kıyılmış soğanları gösterdi. Soğanların, Taylor Farms tarafından tedarik edildiği bildirildi.
ÜRÜNÜN SATIŞI DURDURULDU
McDonald’s, 23 Ekim’den itibaren bazı restoranlarında Quarter Pounder satışını durdurdu ve bu hafta ürünü menüye yeniden eklemeyi planlıyor. Wedbush analistleri, salgının etkilerinin sınırlı ve kısa süreli olmasını beklerken, diğer analistler ise McDonald’s’ın önceki E. coli vakalarından daha az etkileneceğini öngörüyor.
SATIŞLARIN YENİDEN CANLANMASI ZORLAŞABİLİR
Üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, McDonald’s’ın küresel mağaza satışlarının yüzde 0,72 düşmesi ve hisse başına kazancın 3,20 dolar olması bekleniyor. Haziran ayında başlatılan 5 dolarlık yemek kampanyası, müşteri trafiğinde toparlanma sinyalleri vermişti. Ancak salgın nedeniyle olumsuz tanıtımın uzaması, satışların yeniden canlanmasını zorlaştırabilir.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ülkenin doğusundaki Beka Vadisi’nde yer alan ve “dünyanın en görkemli tapınak şehri” olarak kabul edilen Baalbek ve çevresi, AA tarafından görüntülendi.
İsrail’in, Lübnan’ın güneyinin ardından başkenti ve diğer bölgelerine yönelik geniş kapsamlı saldırılarının başladığı 23 Eylül’den bu yana Baalbek, onlarca kez İsrail savaş uçaklarının hedefi oldu.
Lübnan ile İsrail arasında 2006 yılında yaşanan savaştan da etkilenen bölgede, Zahli’den Baalbek’e uzanan ana cadde üzerindeki ve “dünyanın en görkemli tapınak şehri” kabul edilen Baalbek antik kenti çevresindeki çok sayıda bina, hava saldırıları sebebiyle yıkıldı.
Bu şiddetli saldırıların yol açtığı patlamalar, antik kentin çevresindeki, onun uzantısı bazı tarihi yapıların da tahribata uğramasına sebep oldu.
Lübnan Türkmenlerinin ağırlıklı yaşadığı Duris köyünde bulunan ve Eyyübiler döneminde devşirme Roma malzemesiyle yapılan Duris Kubbesi bu yapılardan biri.
Çok yakınındaki binaları hedef alan şiddetli hava saldırılarının ardından 13. yüzyılda inşa edilen tarihi yapının sütunları hasar görürken kubbesindeki taşlar dökülmeye başladı.
Lübnanlı yöneticiler, İsrail’in tarihi yapılara zarar vermesinden endişeli.
“İsrail’den gelecek herhangi bir taahhüde güvenmiyoruz”
Lübnan Kültür Bakanı Muhammed Murtaza, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, “İsrail’den Baalbek Kalesi ve diğer arkeolojik alanları bombalamayacağına dair taahhütte bulunmasını istemedik, zira İsrail’den gelecek herhangi bir taahhüde güvenmiyoruz.” dedi.
İsrail’in doğrudan ya da dolaylı olarak arkeolojik alanları hedef aldığını ve bu saldırıların arkeolojik yapıların hasar görmesine sebep olabileceğini belirten Bakan Murtaza, saldırıların kentteki arkeolojik alanlara şu ana kadarki etkisine dair, “Henüz bir araştırma yapmadığımız için bilmiyoruz, saldırıların durmasından sonra inceleme yapacağız. Ancak uzun vadede kent yakınlarındaki saldırıların kent üzerinde mutlaka etkisi olacağı biliniyor.” diye konuştu.
Lübnan’ın başta Sur ve Baalbek olmak üzere Dünya Mirası Listesi’nde yer alan arkeolojik sahalara ev sahipliği yaptığını dile getiren Murtaza, UNESCO’nun bu eserleri korumak için önlem alması gerektiğini vurguladı.
Lübnan makamları UNESCO’yu harekete geçmeye çağırmıştı
Baalbek ile birlikte İsrail’in en yoğun saldırıları düzenlediği bölgelerden birinde yer alan Lübnan’ın güneyindeki Sur Antik Şehri de İsrail saldırıları sebebiyle tehdit altında bulunuyor.
Lübnan Kültür Bakanı Muhammed Murtaza’nın ofisinden bu hafta yapılan açıklamada, İsrail’in arkeolojik alanlara yönelik saldırı tehditlerinin ardından, Lübnan’ın UNESCO Büyükelçisi Mustafa Adib ile temasa geçilerek UNESCO listesinde yer alan ve olağanüstü küresel değere sahip arkeolojik alanların korunması için derhal harekete geçilmesinin talep edildiği duyurulmuştu.
Murtaza, başta UNESCO olmak üzere tüm uluslararası kuruluşları kentin kültürel mirasını ve Lübnan’daki sivilleri devam eden İsrail saldırılarından koruma çağrısında bulunmuştu.
Baalbek antik kenti
Lübnan’ın doğusundaki Beka Vadisi’nde yer alan Baalbek, doğudan batıya giden ticaret yolunun önemli bir merkezi olması, antik çağın Roma’dan sonraki en önemli dini merkezi kabul edilmesi ve tarih içerisinde savaşlar nedeniyle pek çok kez el değiştirdi.
Sami ırkından Akdenizli kavim olan Fenikeliler ile Roma inanç kültürünün iç içe geçtiği kent Bizanslılar, Selçuklular, Eyyubiler, Haçlılar, Moğollar, Memlukler ve Osmanlıların hakimiyetine girmiş, her medeniyet şehre yeni bir unsur eklemiştir.
Kentin adı, Fenikelilerin inanç sisteminde en güçlü tanrı kabul edilen “Baal”den gelmektedir.
UNESCO tarafından 1984 yılında koruma altına alınan kent, dünyanın “en büyük”, “en eski” ve “en gizemli” tapınak şehri gibi nitelemelerle anılmaktadır.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen depremde yıkılan Doğanlar Apartmanı’nın enkazından eşi ve 3 kızıyla kurtarılan Perincek, hastanede hayatını kaybeden 7 yaşındaki oğlu Umut’un adını yaşatmak için kurduğu YUVA aracılığıyla aynı kaderi yaşadığı afetzedelerin yardımına koştu.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenen illerde gönüllülerin desteğiyle çeşitli çalışmalar yapan vakfın son durağı Hatay oldu.
Perincek ve gönüllüler, kentteki konteyner kentlerde kalan çocuklara kitap ulaştırdı, İskenderun ilçesindeki Suçıkağı Paşakaraca İlkokulu/Ortaokulu’ndaki öğrencilere kırtasiye malzemesi hediye etti.
Vakıf tarafından Defne ilçesindeki Kazım Karabekir Ortaokulu’nda da kütüphane oluşturuldu.
Yaklaşık 2 bin kitapla donatılacak “Umut” adı verilen kütüphane, İzmir depreminin 4. yılında 30 Ekim’de düzenlenecek törenle öğrencilerin kullanımına açılacak.
“Onlardaki gülüş ve pozitif enerji bize yansıyor”
Elektrik elektronik mühendisi 48 yaşındaki Oğuz Perincek, AA muhabirine, depremden psikolojik olarak en çok çocukların etkilendiğini söyledi.
Çocukların eğitimlerine destek olmayı amaçladıklarını belirten Perincek, “Aklımıza gelen tüm kırtasiye malzemelerini getirmeye çalıştık. 100’den fazla öğrenciye ulaşma şansımız oldu.” dedi.
Perincek, öğrencilere çanta, kalem, defter, boyama kitabı gibi birçok ürün ulaştırdıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
“Çocuklara verebileceğimiz küçük bir çanta, kalem onlar için çok anlamlı. Onlardaki gülüş ve pozitif enerji bize yansıyor. Depremde oğlumu kaybettim ama başka çocukları mutlu ettiğimizde bir nebze olsun acımız hafiflemiş oluyor. Hatay’da elimizden gelen desteği sağladık.”
Yardım çalışmalarını sürdüreceklerini anlatan Perincek, vakıf olarak İzmir depreminin 4. yılında Hatay’da olma kararı aldıklarını söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Halı ve kilim dokumacısı Geyiklioğlu, 50 yıl önce Erzurum’a yaptığı ziyaret sırasında satın aldığı kilimi, 25 yıldır Cumhuriyet bayramlarında Ankaralı sanatseverlerle buluşturuyor.
Yıllara meydan okuyan renkleri ve desenleriyle geleneksel dokuma sanatının güzelliğini yansıtan kilim üzerinde TaksimCumhuriyet Anıtı, Türk bayrakları ve “Yaşasın Cumhuriyet” yazısı bulunuyor.
“Cumhuriyet” adını verdiği kilimi Ankara Samanpazarı’ndaki dükkanında, 25 yıldır her Cumhuriyet Bayramı’nda sergileyen Ahmet Geyiklioğlu, AA muhabirine, Cumhuriyet’in ilk döneminde özel kartpostallar üretildiğini, bunlardan biri olan İstanbul Taksim’deki Cumhuriyet abidesinin kartpostalındaki desenin kilime işlendiğini söyledi.
Geyiklioğlu, “Kilim, 1937 yılında Erzurum bölgesine özgü geleneksel bir el dokuması olan Bardız kilimi tekniğiyle yapılmış bir kilimdir. Bu kilimden Türkiye’de sadece bir adet var o da bende.” diye konuştu.
Geyiklioğlu, kilimi satın almak isteyenlerin taleplerini, “Cumhuriyet’i satmam.” diyerek geri çevirdiğini de aktardı.
Kilim, yarın gün boyunca sanatçının Samanpazarı’ndaki dükkanında sergilenecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antik kentte tarihi mesai
DÜZCE – Düzce’de kazı çalışmaları devam eden Konuralp Antik kentin tarihi gün yüzüne çıkarttma çalışmalarına Standard Profil fabrika çalışanları da destek verdi.
Düzce Belediyesi’nin önderliğinde Konuralp Antik Kentinde ki kazı çalışmaları aralıksız devam ediyor. Tarihin gün yüzüne çıkartıldığı bölgede ki kazı çalışmaları da yediden yetmişe herkesin destek verdiği bir olaya dönüştü. Genci, yaşlısı Düzce’nin tarihinin gün yüzüne çıkartmak için uğraşırken, Standard Profil fabrika çalışanları da eline kazma kürek alarak kazı çalışmasına destek verdi.
Standard Profil idari işler yöneticisi Olcay Özgiray, kazı çalışmalarına destek olduklarını belirterek, “Standard Profil İyilik Hareketi olarak sosyal sorumluluk projelerinde görev almaktayız. Bugün de Konuralp antik kentinde devam eden kazı çalışmalarına destek olmak için buradayız. Daha önce de bir çok sosyal sorumluluk projesine katıldık. Serebral Palsi çocukları için panayır yaptık. Kaynaşlı’da Standard Profil ormanı için ağaç diktik. Maraş depremlerinde uzman ekiplerimiz ile arama kurtarmada görev aldık. Önünüzdeki hafta gerçekleşecek büyük İstanbul maratonunda da Hataylı depremzede çocuklar için koşacağız. Standard Profil iyilik hareketine gönüllü olarak destek olan tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>36 şehit anısına 36 dalgıç Türk bayraklarıyla su yüzüne çıkarak, hep birlikte İstiklal Marşı okundu
ANTALYA – 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 101. yıl dönümü kapsamında, Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker ve 1. Dünya Savaşı’nda Kaş’taki topçu bataryalarında ebediyete göçen 37 şehit anısına ‘Ecdadın Yolunda Cumhuriyete Saygı Yürüyüşü’ gerçekleştirildi.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 101. yıl dönümüne özel, Antalya Valiliği koordinesinde Kaş Kaymakamlığı tarafından ‘Ecdadın Yolunda Cumhuriyete Saygı Yürüyüşü’ düzenlendi. Kaş ilçesine bağlı Bayındır Mahallesi, Gelibolu Mevkii’nde başlayan yürüyüş, Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker ve 1. Dünya Savaşında Kaş’taki topçu bataryalarında ebediyete göçen 37 Şehit anısına yapıldı. Düzenlenen yürüyüşe Antalya Valisi Hulusi Şahin’in yanı sıra, Antalya Garnizon Komutanı TuğgeneralHasan Basri Erkuzu, Kaş Kaymakamı Tevfik Kumbasar, İl Emniyet Müdürü İlker Arslan, Sahil Güvenlik Grup Komutanı Yarbay Tolga Coşkun, Sualtı araştırması Mustafa Aydemir ve çok sayıda vatandaş katıldı.
“Bizim hedefimiz ecdadımızı tanımaktır”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Türk gençliğinin milli bilinç ile yetişmesinin önemini belirterek, “Bugün burada milli duruşa ve milli reflekse sahip sağlam gençler var. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Türk genci ecdadını tanıdıkça kendisinde büyük işler yapacak kuvveti bulacaktır” diyerek bunu açıkça belirtiyor. Bizler Mustafa Ertuğrulları tanıdıkça bünyemizde daha büyük işler yapacak gücü ve kuvveti bulacağız. Siz kıymetli gençlerimizle beraber geleceğe umutla bakıyoruz. Gelecek bizimdir” diye konuştu.
“Mustafa Ertuğrul, Antalya’nın kahramanıdır”
Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’un çok özel bir kahraman olduğunu ifade eden Vali Şahin, “Mustafa Ertuğrul, o dönemin İngiliz uçak gemisi olan, Ben My Chree gemisini üstünde ki altı tane uçak ile buradan yapılan atışlarla batırdı. Ayrıca iki yüz civarında irili ufaklı yelkenliyi ve iki büyük gemiyi daha batırmıştır. Böylece Antalya kıyılarında terör estiren, Fransız ve İngiliz zırhlılarını temizleyip Antalya’yı kurtarmıştır” şeklinde konuştu.
“Ecdadımız milletine güvenerek destanlar yazdı”
Sualtı Araştırmacısı ve ‘Ben Bir Türk Zabitiyim/ Batıktan Çıkan Kahraman: Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’ kitabının yazarı Mustafa Aydemir ise “Yüz yedi yıl önce buraya dört tane küçük topuyla gelen Mustafa Ertuğrul, milletine güvenerek burada büyük bir destan yazdı. Birinci Dünya Savaşı’nda Türk milleti birçok cephede savaştı. Ama bu topraklarda bir cephe vardı ki, sular altında kaldığı için anlaşılmadı ve bilinmedi. Yıllar sonra bu şanlı tarihi suların altından ve arşivlerin tozlu raflarından çıkartıp gençlerimize sunmak da bizlere kısmet oldu” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından Vali Hulusi Şahin ve beraberindeki heyet, Kaş limanında Sahil Güvenlik teknesine binerek 36 şehidimizin bulunduğu noktaya doğru denize açıldı. Vali Şahin, burada şehitlerimiz anısına denize çelenk bıraktı. Törenin sonunda, 36 şehidimiz anısına 36 dalgıç Türk bayraklarıyla su yüzüne çıkarak, hep birlikte İstiklal Marşı okundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM – Cumhuriyet Bayramı’nın 101. Yıldönümü Kutlama törenleri, tüm Türkiye’de olduğu gibi Erzurum’da başladı.
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, 9. Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Tuncay Altuğ ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mehmet Sekmen Havuzbaşı Atatürk anıtındaki çelenk sunumunda bulundu. Çelenk sunumunun ardından Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı okundu. Programa kamu kurum ve kuruluş amirleri, asker ve polisler, STK temsilcileri ile öğrenciler katıldı. Erzurum’daki Cumhuriyet Bayramı kutlamaları 29 Ekim 2024’de Valilik Makamında Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin kabulü ve daha sonra Hastaneler Caddesi’ndeki kutlama törenleri ile devam edecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Program, Valilik bahçesinde bulunan Atatürk heykeline Valilik ve belediye çelengi, Garnizon Komutanlığı çelengi sunumuyla başladı. Tören daha sonra saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. Vali Çelik ve beraberindekiler Güzel Sanatlar Lisesi’nin hazırladığı Cumhuriyet temalı resim sergisini gezdi. – HAKKARİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezine 45 kilometre uzaklıkta, Zigana Dağı eteklerinde yer alan Limni Gölü Tabiat Parkı adını aldığı krater gölü, çevresindeki sarıçam, ladin ve köknar ormanları yağışla birlikte beyaza büründü.
Karın ardından adeta görsel şölen sunan tabiat parkına, yerli ve yabancı ziyaretçi ilgisinin artması bekleniyor.
Limni Gölü Tabiat Parkı’ndaki tesisin işletmecisi Mustafa Eroğlu, AA muhabirine, karla birlikte tabiat parkının farklı bir güzelliğe büründüğünü söyledi.
Mevsimin ilk karının yağdığını aktaran Eroğlu, karın önceki yıllara göre daha yoğun olduğunu ifade etti.
Eroğlu, “Gölün karlı görüntüsü farklı bir boyut. Misafirlerimizi, odun ateşindeki çayımızla ısıtarak alanı gezmelerini sağlıyoruz. Yiyecek ve içecek bölümümüz açıktır, hizmetimize devam ediyoruz.” dedi.
Karın ardından ziyaretçi sayısında artış beklediklerini vurgulayan Eroğlu, tabiat parkına ulaşımı sağlayan yolların açık olduğunu sözlerine ekledi.
Ziyaretçilerden Muhammet Öztürk, “Kar ile suyun buluşması çok güzel. Donmamış bir göl ve etrafında kar olması gayet güzel. Herkesin gelip görmesi gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.
Öztürk, Limni Gölü Tabiat Parkı’nın sessiz ve sakin ortamının insanın dinlenmesini sağladığını da kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞANLIURFA, UNESCO MÜZİK ŞEHİRLERİ TOPLANTISI İÇİN GÜÇLÜ ADAY!
UNESCO Müzik Şehri unvanını alarak Türkiye’yi gururlandıran Şanlıurfa, 2026’da düzenlenecek dünya müzik şehirleri toplantısına ev sahipliği yapma hedefiyle uluslararası bir yarışa girdi. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, bu büyük hedefin tanıtımı için önemli çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Gülpınar, “Temennimiz, 2026’da yaklaşık 300’den fazla şehrin temsilcilerini burada ağırlayıp bu organizasyonu Şanlıurfa’da gerçekleştirmek” dedi.

“UNESCO DÜNYA MÜZİK ŞEHRİ UNVANI SONRASI HEDEF 2026”
2026 hedeflerinden bahseden Başkan Gülpınar, “UNESCO tarafından müzik şehri unvanıyla onurlandırılan Şanlıurfa, artık 2026 Dünya Müzik Şehirleri Toplantısı’na ev sahipliği yapmak için güçlü adaylardan biri. Gülpınar, adaylık sürecinde yapılan çalışmaları anlatarak, “Biz şu anda o yarıştayız, adaylığımızı ilan ettik, başvurumuzu Portekiz’de yapılan yaz toplantısında sunduk. Şimdi 2026 için bu adaylığı tescillemek istiyoruz,” dedi. Toplantının Şanlıurfa’da düzenlenmesinin Türkiye’nin ve Şanlıurfa’nın tanıtımı açısından önemli bir katkı sağlayacağını belirten Gülpınar, bu süreçte yoğun bir çaba göstereceklerini vurguladı.
“ŞANLIURFA, BENZERSİZ KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİYLE TURİZM MERKEZİ OLMAYI HEDEFLİYOR”
Başkan Gülpınar, Şanlıurfa’nın sadece müzik değil, kültürü, inanç turizmi ve gastronomisi ile de bir turizm merkezi olmayı hak ettiğini ifade etti. “Şanlıurfa, dünyada bir arada bulamayacağınız özelliklere sahip ve bunların hepsini barındıran nadir şehirlerden biri,” diyen Gülpınar, tanıtım çalışmalarına daha fazla yoğunlaşacaklarını belirtti. “Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi olarak, kentin turizminin gelişmesi ve dünyanın tanıdığı bir destinasyon haline gelmesi için yoğun bir çaba sarf edeceğiz,” diye konuştu.
“DÜNYA ŞANLIURFA’YI TANIYACAK”
UNESCO Müzik Şehri unvanı sonrası Şanlıurfa’nın sesini daha geniş bir kitleye duyurmayı hedefleyen Gülpınar, kentin turizmdeki potansiyelini artırmak adına yeni projelerle tanıtımı güçlendireceklerini belirtti. “Önümüzdeki dönemde Şanlıurfa’nın şu andaki noktasından çok daha ileriye gideceğine, dünyanın bildiği ve tanıdığı bir destinasyon olacağına inanıyoruz” diyerek hedeflerini dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmangazi Belediyesi’nin Bilim ve Amatör Astronomi Kulübü iş birliğinde düzenlediği Köylerde Bilim Buluşmaları’nın üçüncüsü, Soğukpınar Mahallesi’nde yapıldı.
Cumhuriyet Işığında Bilim temasıyla düzenlenen bilim buluşması, Soğukpınar Mahallesi Muhtarı Mehmet Şirin’in bölgenin tarihi ve doğası hakkında yaptığı bilgilendirme konuşması ile başladı. Etkinlik, gökyüzü meraklısı katılımcıların teleskopla Venüs gözlemi yapması ile devam etti. Venüs gözleminin ardından Emekli Bürokrat Vedat Atacan, “Atatürk ve Bilim” konulu bir sunum yaptı. Sunumun ardından tarihçi İlker Tankut, Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’ı anlattı.
Astrofotoğrafçı Eyüphan İzmirlioğlu ise astrofotoğrafçılık hakkında kısa bilgiler vererek galaksi ve nebula gibi gök nesneleriyle ilgili çektiği fotoğrafları göstererek, hikayelerini anlattı. Amatör astronom Arif Bozdemir’in gökyüzündeki bazı yıldız ve takım yıldızları tanıttığı etkinlikte, katılımcılar soğuk havaya rağmen ateş başında bilim dolu bir gece yaşadı.
Atatürk’ün Cumhuriyeti bilimsel temeller üzerine kurduğunu belirten Bilim ve Amatör Astronomi Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Cem Özkan, şöyle konuştu:
“Bu akşam bilimle Cumhuriyeti birleştiriyoruz”
“Bu köyü etkinlik için özellikle seçtik. Bu hafta, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlik haftası. Köylerde bilim buluşmaları etkinlik dizisinde bu hafta ‘Cumhuriyet Işığında Bilim’ teması üzerinden etkinlik yapmanın daha doğru olacağını düşündük. Çünkü cumhuriyetin felsefesiyle, bilimin kökleri aynı temelden gerçekleşiyor. Cumhuriyetin felsefesiyle, bilimin doğuşunun tarihi kökleri aynıdır. Atatürk, Cumhuriyeti bilimsel temeller üzerine kurmuştur. Bilimsel yöntemi temel almıştır. Atatürk’ün cumhuriyeti kurduğu zaman ki etkinliklerin ve devrimlerin temelini biraz incelediğiniz zaman hepsinde bilimsel yöntemi görürsünüz. Biz de bu akşam bilimle cumhuriyeti birleştiriyoruz. Atatürk’ün bilim anlayışını ortaya koyuyoruz. Soğuk havaya rağmen etkinliğe katılanlar ile bilim dolu bir akşam yaşıyoruz.”
“Bir toplum eğitimsiz ve bilimsiz olduğu müddetçe karşı kuvvetin esiri olur”
Emekli Bürokrat Vedat Atacan da “Atatürk’ü bizim toplumumuz asker, siyasetçi ve devrimci olarak tanır. Ancak O’nun bir de bilim yönü vardır. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, 1922 yılında Kurtuluş Savaşı’ndan çıkmış bir ülkenin lideri olarak, Bursa’ya geliyor. Bursa’da ilk kez şunu söylüyor. ‘Ben, askeri liseden itibaren bütün fikirlerimi ve düşüncelerimi Türkiye’nin kurtuluşundan sonra açıklıyorum.’ O düşüncelerin içinde tek bir şey var diyor, o da eğitim ve bilim. Bir toplum eğitimsiz ve bilimsiz olduğu müddetçe herhangi bir karşı kuvvetin esiri olur” diye konuştu.
Köylerde Bilim Buluşmaları etkinliğini önemsediklerini belirten Astrofotoğrafçı Kazım Eyüphan İzmirlioğlu ise şunları dile getirdi:
“Bilimden giderek uzaklaşıyoruz”
“Bilimden giderek uzaklaşıyoruz. Bilimi hatırlatmak, tekrar bu ortamı yaşatacak imkanı sunmak çok önemli. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a, Bilim ve Amatör Astronomi Kulübü yetkililerine, Soğukpınar Maallesi sakinlerine çok teşekkür ediyorum. Normal şartlar altında gözle görülmeyen, ama aslında sürekli bizimle birlikte olan galaksi ve nebula gibi gök nesneleriyle ilgili çekilmiş fotoğraflarımı gösterip hikayelerini anlattım.”
Etkinlikteki son konuşmayı yapan tarihçi İlker Tankut, “Bugün köylerde bilim etkinliği kapsamında buradayız. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 101’inci yılına doğru ilerliyoruz. Cumhuriyetin hazırladığı bilim ortamının sonucu olarak ülkemize bilim alanındaki ilk NOBEL gururunu yaşatan Aziz Sancar’ı anlattım” dedi.
Etkinlik, Satürn gözlemiyle son buldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diyanet İşleri Başkanlığı umre organizasyonu aracılığıyla umre vazifesini yerine getirmek üzere Aydın’dan kutsal topraklara gidecek olan umreciler ‘Umre Hazırlık Kursu Eğitim Seminerleri’ ile bilgilendirildi. İl Müftülüğü Konferans Salonunda Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan seminerin açış konuşmasını yapan Hac ve Umre Hizmetleri Şube Müdürü Ali Akkoyun, Diyanet İşleri Başkanlığı nezdinde yapılan umre seminerlerinin önemine değinerek umrecilere seminerlerde verilecek derslerle ilgili bilgilendirmede bulundu.
Umrecilere yolculuklarının hayırlı olması dileğiyle sözlerine başlayan İl Müftüsü Hasan Güneş, “Umre, manevi arınma ve Allah’a yakınlaşma vesilesidir. İbadet süresince sabır, ihlas ve tevazu içinde olmalıyız. Umreye gidecek kardeşlerimiz, kutsal topraklarda geçirecekleri zamanın kıymetini bilmeli, ibadetlerine dikkat etmeli ve manevi kazanımlarını hayatlarına yansıtmalıdır” dedi.
Seminerde, ‘Hz. Peygamber (sas), Mescidi Nebevi ve Medine’ konularında umrecilere önemli bilgiler verildi. Ayrıca, İbadet Bilinci ve Umre İbadeti, Umrenin Hikmeti ve Umre ‘deki Sembollerin Anlamı, Umre Yolculuğundan Önce Maddi Manevi Hazırlık ve Temel Sağlık Bilgileri ile Kadınlara Özgü Bilgiler konulu sunumlar yapılarak umreciler bilgilendirildi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarafların karşılıklı şikayetlerinden vazgeçtikleri gerekçesiyle davanın düşmesine karar verildi
İSTANBUL – Şarkıcı Çağatay Akman’ın, eski sevgilisi Öykü Uslu’nun kapısına dayandığı ve Uslu ile onu uzaklaştırmak isteyen arkadaşını darp ettiği iddiasıyla yargılandığı dava, karara bağlandı. Mahkeme, Akman’ın müşteki sanıklar Öykü Uslu ve Furkan Ayaz’a yönelik ‘tehdit’ suçunu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle beraatına, diğer tüm suçlar yönünden tarafların karşılıklı şikayetlerinden vazgeçtikleri gerekçesiyle de davanın düşmesine hükmetti.
Şarkıcı Çağatay Akman’ın, 23 Temmuz 2021’de eski sevgilisi Öykü Uslu’nun evinin önüne gittiği ve Uslu’nun bu durumu arkadaşı olan Furkan Ayaz’a haber vermesi üzerine uzaklaşmak istemeyerek ikisini de darp ettiği iddiasına ilişkin görülen dava, karara bağlandı. İstanbul 50. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya müşteki sanık Çağatay Akman ve tarafların avukatları hazır bulundu.
Öykü Uslu ve Furkan Ayaz’a yönelik ‘tehdit’ suçundan beraat talebi
Cumhuriyet Savcısı ayrıca, Çağatay Akman’ın Öykü Uslu ve Furkan Ayaz’a yönelik ‘tehdit’ suçunu işlediğine dair kamu davası açılmışsa da, suçun işlendiğine dair yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle beraat kararı verilmesini istedi.
“Karşı taraftan şikayetçi değilim”
Savunma yapan Akman, “Söyleyeceğim bir şey yok, karşı taraftan şikayetçi değilim, beraatımı talep ediyorum” ifadelerini kullandı. Beyanda bulunan müşteki avukatı, müvekkilinin şikayetten vazgeçmesi nedeniyle davada düşme kararı verilmesini talep etti. Savunma yapan sanık avukatı ise, Furkan Ayaz hakkındaki şikayetten vazgeçtiklerini belirterek, Akman hakkında üzerine atılı suçtan düşme ve beraat kararı verilmesini istedi. Karar öncesi son sözü sorulan sanık Akman, “Beraatımı talep ediyorum” diye konuştu.
Beraatına hükmedildi
Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, Çağatay Akman’ın müşteki sanıklar Öykü Uslu ve Furkan Ayaz’a yönelik ‘tehdit’ suçunu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle beraatına, diğer tüm suçlar yönünden tarafların karşılıklı şikayetlerinden vazgeçtikleri gerekçesiyle de davanın düşmesine hükmetti.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, müşteki şüpheli Çağatay Akman’ın, Öykü ve Furkan’a yönelik ikişer defa ‘basit yaralama’ suçundan 8 aydan 2 yıla, ‘tehdit’ suçundan 1 yıldan 4 yıla ve ‘hakaret’ suçundan 7 aydan 4 yıl 8 aya olmak üzere toplamda 2 yıl 3 aydan 10 yıl 8 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
İddianamede ayrıca, müşteki şüpheliler Öykü Uslu ile Furkan Ayaz’ın ise ayrı ayrı ‘basit yaralama’ suçundan 4 aydan 1 yıla, ‘hakaret’ suçundan ise 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESKİ CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in Bursa’da yaşayan annesi Saniye Ateş’i evinde ziyaret etti.
Bursa’ya gelen eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i makamında ziyaret etti. Kılıçdaroğlu daha sonra CHP Bursa Milletvekilleri Orhan Sarıbal ve Hasan Öztürk ile Ankara’da uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in, merkez Osmangazi ilçesi Başaran Mahallesi’nde oturan ve bir süre önce eşi Musa Ateş’i de rahatsızlığı sonucu kaybeden annesi Saniye Ateş’i evinde ziyaret etti.
Kılıçdaroğlu, yaklaşık bir saat süren ziyaretin ardından gazetecilere açıklama yapmadan evden ayrılıp İstanbul’a gitti.
Haber: Yiğithan HÜYÜK -Kamera: Barış YILMAZ/BURSA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yavuz Bingöl ve Nilşah Ağaoğlu, ilçeye bağlı Küçükköy Mahallesi Sarımsaklı Plajı’ndaki bir otelde düzenlenen törenle evlendi.
Sahilde gerçekleştirilen sade nikah töreninde çiftçin nikah şahitleri arasında Oktay Kaynarca ve Elif Buse Doğan yer aldı.
Törende, Yavuz Bingöl’ün babası Hüseyin Bingöl, oğluna babasının İstiklal Madalyası’nı taktı. Yavuz Bingöl’ün bu sürpriz karşısında duygulandığı görüldü.
Tören sonrası gazetecilere açıklamada bulunan Yavuz Bingöl, “Bizim aslında bugün en mutlu günümüz ama biliyorsunuz birkaç gün evvel TUSAŞ’ta o lanet saldırı oldu. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyoruz. O yüzden düğünümüzü biraz buruk bir şekilde gerçekleştirdik. Dostlar arasında sakin, sade bir organizasyon yaptık.” dedi.
Nikah törenine, iş ve sanat dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

Boşanmadan kısa bir süre sonra, 1999’da Combs ve Lopez, bir çift olduklarını açıklamıştı. Çift, 2001’de ayrılana kadar iki yıl birlikteydi.
Ağustosta 4. eşi Ben Affleck’e boşanma davası açan Lopez (55), Şubat 1997’den Ocak 1998’e, bir yıldan kısa bir süreliğine Noa’yla evliydi. İspanyolca sohbet programı Despierta América’nın yeni bir bölümünde konuşan Noa, “boşanmanın kısmen Diddy’nin suçu” olduğunu ileri sürdü.
“İŞ ALMAMIN ÖNÜNÜ KAPATTI”
Röportajın başka bir anında Noa, Lopez’in kendisinin televizyonda iş almasının önünü kapadığını iddia etti:
Jennifer’a ‘Sana ne yaptım da bana dava açtın, beni suçladın, yalan söyledin, benim hakkımda yanlış şeyler uydurdun ve birçok şirketi beni kovmaları ve farklı televizyon kanallarını bana iş vermemeleri için aradın?’ diye soruyorum.
Lopez, Combs’tan ayrıldıktan yalnızca birkaç ay sonra dansçı ve oyuncu Cris Judd’la evlenmiş ve ondan 2003’te boşanmıştı. 2004’teyse kendisi gibi şarkıcı olan ve 16 yaşındaki ikizleri Emme ve Max’i paylaştığı Marc Anthony’yle evlenmişti. İkili daha sonra 2014’te boşanmıştı.
Geçen ay Combs, federal suçlar olan haraç toplama, seks ticareti ve fuhuş yapmak için taşımadan tutuklanmış ve kendisine dava açılmıştı. Suçlamaları reddetmeyi sürdüren rapçi, halen Brooklyn Metropolitan Cezaevi’nde tutuklu. Combs, gelecek mayısta başlaması planlanan duruşmaları beklerken kefaletsiz olarak hapiste tutuluyor.
Gözaltına alındığından beri müzik yapımcısı, kendisini cinsel saldırıyla suçlayan bir dizi şikayetçinin dava akınıyla karşı karşıyken hakkında açılan son davada Combs, MTV Video Müzik Ödülleri’nden sonra bir partide, 13 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel saldırıda bulunmakla suçlanıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Balıkesir’in Ayvalık ilçesi Küçükköy Mahallesi Sarımsaklı plajında bir turistik otelde sanatçı Yavuz Bingöl, Nilşah Ağaoğlu ile dünyaevine girdi. Sahilde sade bir nikah töreni gerçekleştirilirken çiftin nikah şahitlikleri arasında Oktay Kaynarca ve Elif Buse Doğan bulundu.
Yavuz Bingöl’ü Dedesi Çolak Hüseyin’e ait İstiklal Madalyası nikah töreninde babası Yılmaz Bingöl tarafından sanatçıya takıldı.
İhlas Haber Ajansı’nın sorularını yanıtlayan Yavuz Bingöl, “Çok sağ olun. Bizim aslında bugün en mutlu günümüz ama biliyorsunuz birkaç gün evvel TUSAŞ’ta o lanet saldırı oldu. Şehitlerimize Allah’tan rahmet ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyoruz. O yüzden biraz buruk girdik. Dostlar arasında sakin, sade bir organizasyon yaptık” dedi.
Düzenlenen nikah törenine iş ve sanat dünyasında çok sayıda davetli katıldı. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osman Hulusi Ateş Eğitim Kurumlarını Koruma Derneği ve okul idaresi tarafından okulun konferans salonunda gerçekleştirilen 50’nci yıl programı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve akabinde İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.
Açılış konuşmasını yapan Dernek Başkanı Nazmi Değirmenci, Hulusi Efendi’nin eğitime ve gençlere verdiği önemin bir nişanesi olan okulun yarım asırdır örnek insan yetiştirdiğini söyledi.
Okulun yapımı için Hulusi Efendi’nin derneğe yardım topladığını anlatan Değirmenci, “Hayatını insanlığa vakfetmiş, önder bir şahsiyetin yaptırdığı bu binanın içerisinde, vatanına, milletine bağlı hayırlı nesiller yetiştirmesine vesile olduğu için şükranlarımızı sunuyoruz. Okulun yapımında emeği geçenlerden Allah razı olsun.” diye konuştu.
Okulun eski müdürlerinden emekli öğretmen Ömer Faruk Taşkın da hayatının en güzel dönemlerinin bu okulda çalışmak olduğunu anlatarak, “Hulusi Efendi’nin eğitime ve gençlere verdiği değeri her hatırladığımda gözlerim yaşarıyor. Bir gün okula geldi ve bizim arkadaşlardan bir tanesi duvara birşeyler asmak için çivi çakıyordu. Yanına gitti ve ‘Oğul! O çiviyi duvara değil adeta kalbime çakıyorsun’ dedi. Bu söz sonrası görev hayatım boyunca çalıştığım her eğitim kurumunu aynı hassasiyetle korudum. Rahmet ve minnetle anıyorum.” ifadelerini kullandı.
Programa konuşmacı olarak katılan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hamit Demir ise okulun yapımına vesile olan Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi’nin, hayatını devlet ve millet menfaatini gözeterek sürdürdüğünü söyledi.
Osman Hulusi Ateş İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Hikmet Altınok, okulun yapımına önderlik eden Hulusi Efendiyi rahmetle ve minnetle andıklarını belirterek, programa katılan ve emek veren herkese teşekkür etti.
Programa, Darende Kaymakamı Şeref Gülyer, Darende Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Apan, okuldan mezun alarlar ile öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANTALYA) – Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, kent sakinlerini 27 Ekim Pazar günü saat 20.30’da Ceylan Ertem’in sahne alacağı Muratpaşa Atatürk Kent Meydanı’ndaki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına davet etti.
Başkan Uysal, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusunu ve heyecanını yaşamak için tüm kent sakinlerini kutlamalara davet etti. Muratpaşa Belediyesi’nin kutlamaları, 27 Ekim Pazar günü Muratpaşa Atatürk Kent Meydanı’nda gerçekleşecek. Ceylan Ertem’in sahne alacağı kutlamalar, saat 20.30’da başlayacak.
Başkan Uysal, Türkiye’nin yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen geleceği yeniden inşa edecek birikim ve yeteneğe sahip olduğunu belirterek, “101 yıl önce yaptığımız gibi milletçe el ele, kol kola vererek içinden geçtiğimiz bütün sıkıntıları, şu an yaşadığımız bütün güçlükleri çözeceğiz” dedi.
Kitabını imzalayacak
Uysal, Antalya Kitap Fuarı’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerini ve dinamizmini Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına uyarladığı yeni kitabı “21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet”in imza gününü gerçekleştirecek. Cumartesi ve pazar günleri, Cam Piramit’te, saat 15.00’de Başkan Uysal, Cumhuriyet Yayınları standında Antalyalılarla buluşacak.
Toros Keçisi Antalya Tırmanış yarışı yapılacak
Bisiklet tutkunları için heyecan dolu bir macera olan Toros Keçisi Antalya Tırmanış yarışı da pazar günü gerçekleştirilecek. Bu yıl üçüncü kez düzenlenen Toros Keçisi Antalya Tırmanış Yarışı, Muratpaşa Belediyesi’nden başlayacak. 50 kilometre boyunca sürecek yarış Feslikan Yaylası’nda sona erecek. Yarışmaya resmi kayıt, yarın 14.00 ile 17.00 arasında Muratpaşa Belediyesi’nde yaptırılabilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YAYIMLANMIŞ en çok tercüme edilen çocuk kitaplarından biri olan Küçük Prens’in daktilo ile yazılmış bir kopyası 1,25 milyon dolara satışa çıkarılacak.
Küçük Prens kitabının yazarı Antoine de Saint- Exupery tarafından 1940’larda saklanan üç metinden biri olduğu ifade edilen kopya, Kasım ayında Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Abu Dabi Sanat Festivali’nde satışa sunulacak. Saint-Exupery, İkinci Dünya Savaşı sırasında New York’ta sürgünde yaşarken çocuklar için orijinal Fransızca Küçük Prens’i yazdı. Kitap 1943’te yayımlandı. Küçük Prens yayımlandığı günden bu yana dünya çapında milyonlarca kopya sattı. Küçük Prens’in dünyada en çok tercüme edilen kitaplardan biri olarak ‘küresel edebi mirasın’ bir parçası olduğunu söyleyen uzmanlar, “Kasım ayında Avrupa dışındaki bir müze veya kütüphanenin daktilo metnini satın alma olasılığının kitabın küresel statüsünün tanınması anlamına gelebileceğini” ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fethiye Belediyesi öncülüğünde, başta Türk Hava Kurumu ile Fethiye Ticaret Odası olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşunun desteğiyle gerçekleştirilen Uluslararası Ölüdeniz Hava Oyunları Festivali devam ediyor. Organizasyona 60 kadar ülkeden, bin 500’den fazla yamaç paraşütçüsünün yanı sıra dünyanın en iyi akrobasi sporcuları da katılıyor.
Festival kapsamında Babadağ’dan atlayan Başkan Karaca, iniş yaptığı Belcekız sahilinde, şunları söyledi:
“Ölüdeniz’in harika manzarasını paraşütle izlemek muhteşemdi. Ülkemizin hava sporları alanındaki en prestijli festivalinin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Bu yıl da geleneksel atlayışımızı gerçekleştirdik. Fakat dün çok üzücü bir haber aldık. Ben bugünkü atlayışı dün kaybettiğimiz beş şehidimiz için gerçekleştirdim. Ölüdeniz’in güzelliğini gökyüzünden görmek herkese nasip olmaz. Ben istiyorum ki, tüm Fethiyeli yurttaşlarımız da buradan en az bir kere atlayış yapsınlar. Fethiye’mizin ve Ölüdeniz’in tanıtımına bu şekilde büyük destek veren tecrübeli pilotlarımıza çok teşekkür ediyorum. Belediye’nin öncülüğünde Ölüdeniz’in ve Fethiye’nin daha da gelişmesi için çalışmalarımız sürüyor. Babadağ’dan Ölüdeniz’e, Belcekız’a uzanan ve gökyüzünde nefes kesen gösterilerle unutulmaz anlara sahne olan festivalimizin bu yıl da kazasız, sorunsuz tamamlanmasını temenni ediyorum.”
Festivalde, 27 Ekim gününe kadar yarasa adam ve alçak irtifa serbest atlayışları, yüksek hızlı küçük yamaç paraşütü gösterileri, Türk Hava Kurumu’nun yamaç paraşütü, ‘mosquito, microlight’ ve sıcak hava balonu gösterileri yapılacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından 2022 yılında dalışa açık hale getirilen Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nda yapılan çalışmalar sırasında 1’inci Dünya Savaşı’nın izlerini taşıyan HMS Triumph’a ait ahşap kapı kolu ve bir alkol şişesi gün yüzüne çıkarıldı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, “Bu yıl 5 bin civarında yerli ve yabancı dalgıç, Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yaptı. Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yapmak sadece bir suyun altına yolculuk yapmak değil, aynı zaman içerisinde bir tarihi yolculuk yapmak, bir zaman tünelinde yolculuk yapmak gibi. Hedefimiz, burayı dünyanın en önemli dalış merkezleri arasına sokmak” dedi.
Tarihi Gelibolu Yarımadası’nın derinliklerinde bulunan savaş gemileri, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı olarak 2022 yılında dalış turizmine açıldı. Derinliklerinde pek çok hikaye saklayan Çanakkale’nin savaş batıkları, 1’inci Dünya Savaşı temalı ilk sualtı parkı özelliğini taşıyor. 109 yıl önce Seddülbahir Kalesi açıklarında batırılan İngiliz Kraliyet Donanması’na ait ‘HMS Majestic’in de aralarında bulunduğu 14 batık gemi dalış meraklılarını ilgisini çekiyor. 14 dalış noktası ve 150 kilometrelik alanda dalışa imkan veren Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı dalış noktaları; ‘HMS Majestic’, ‘Ertuğrul Koyu Massena ve Saghalien gemi kalıntıları’, ‘Helles Barçları’, ‘Tekke Koyu (W Beach) batıkları’, ‘Arıburnu Barç’, ‘Küçükkemikli Barçları’, ‘Arıburnu Layter’, ‘Lundy’, ‘HMS Louıs’, ‘S.S. Milo’, ‘Tuzla’, ‘Denizaltı Mania Ağı’, ‘Bebek Kayalıkları’ ve HMS Triumph’tan oluşuyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından Gelibolu Sualtı Parkı’nda yapılan çalışmalar sırasında savaşın izlerini taşıyan HMS Triumph zırhlısına ait ahşap kapı kolu ve bir adet alkol şişesi gün yüzüne çıkarıldı.
‘BU YIL GELİBOLU SUALTI PARKI’NA 5 BİN CİVARINDA YERLİ VE YABANCI DALIŞ YAPTI’
Gelibolu Sualtı Parkı’nın hem Türkiye’de hem de dünyanın çeşitli yerlerinden çok önemli ziyaretçilerini ağırlamaya devam ettiğini belirten Kaşdemir, “Gelibolu Sualtı Parkı’nı oluşturduğumuzda bir hayalimiz vardı. Burayı dünyanın en önemli dalış merkezlerinden ve su altı parklarından birisi yapmaktı. Çok kısa bir zaman içerisinde hem Türkiye’de hem de dünyanın değişik yerlerinden su altı meraklıları, dalgıçlar, Gelibolu Sualtı Parkı’na gelmeye başladı. Bu yıl yaklaşık 5 bin civarında yerli ve yabancı dalgıç Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yaptı. Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yapmak sadece bir suyun altına yolculuk değil aynı zaman içerisinde bir tarihe, bir zaman tünelinde yolculuk yapmak gibi. O da ilgiyi ve merakı arttırıyor. Çünkü Çanakkale’deki suyun altındaki batıkların hem tarihi hem de kültürel miras anlamında farklı bir hikayesi var. Bu hikayeler insanların dikkatini çekiyor. O nedenle Gelibolu Sualtı Parkı’na şu anda bir yöneliş var. Umudumuz çok kısa bir zaman içerisinde burayı dünyanın en önemli dalış merkezleri arasına sokmak. Dalış dendiği zaman akla Gelibolu’yu, Çanakkale’yi, Türkiye’yi getirmek var” dedi.
‘HMS TRİUMPH ZIRHLISI’NIN BİRTAKIM PARÇALARINI KEŞFETMİŞ OLDUK’
Gelibolu Sualtı Parkı’nda devam eden çalışmaları anlatan Alan Başkanı Kaşdemir, “Gelibolu Sualtı Parkı’ndaki faaliyetlerimiz esnasında Çanakkale Deniz Savaşı’nın önemli figürlerinden HMS Triumph Zırhlısı’nın birtakım parçalarını keşfetmiş olduk. Yapılan dalışlar sonrasında Triumph Zırhlısı’na ait parçalar bulundu ve envantere kaydedildi, müzemize kaldırıldı. Biz halen Gelibolu’da, Çanakkale’de suyun altını keşfetmeye devam ediyoruz. Suyun altındaki o bizi bekleyen mirası keşfetmeye, korumaya ve kollamaya devam ediyoruz. Gerçekten Çanakkale’de suyun altında büyük bir servet, hazine, bir kültürel miras yatıyor. Tarihi Alan Başkanlığı olarak bu suyun altındaki kültürel mirasları, batıkları hem koruyacağız hem de gelecek kuşaklara aktaracağız. Burayı da bir dalış merkezi, bütün dalış meraklarının uğradığı bir durak haline getireceğiz. Bütün dalış meraklılarını Çanakkale’ye, Gelibolu Sualtı Parkı’na zaman tünelinde bir yolculuk yapmaya, bir tarihi yolculuk yapmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Defacto
Alt Üst Takım: 799,99 TL

Bershka
Kazak: 840,00 TL
Etek: 760,00 TL

OXXO
Kazak: 759 TL
Pantolon: 799 TL

Jimmy Key
Tişört 1.299,95 TL
Pantolon 1.699,95 TL

H&M
1.190,00 TL

Stradivarius
Kapüşonlu, fermuarlı triko hırka – 940,00 TL
Triko pantolon 1.190,00 TL

Mango
Fitilli boğazlı bluz – 1.199,99 TL
Etek – 1.299,99 TL

Trendyolmilla
Bluz-hırka triko takım: 645,99 TL

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saç gözenekleri nedir ve ne işe yarar?
Sağlıklı ve bakımlı saçlar için kullandığımız ürünlerin, nemin ve yağın saça nüfuz etmesini yani dış tabakadan geçip iç tabakaya ulaşmasını isteriz. İşte gözenekler tam da bu noktada devreye giriyor. Dış kısmını oluşturan küçük yapıların sıklığına göre gözenekler oluşuyor ve iç kısmına ne kadar madde gideceğini etkiliyor. Bu gözenekler sıksa ürünü emmesi, seyrekse nemini tutması zorlaşıyor.
Saç dökülmesiyle başa çıkmanın 11 yolu
Saçımın gözenekli olup olmadığını nasıl anlarım?
Çok kısa ve basit bir testle saçınızı daha iyi tanımanız mümkün. Bu test için bir bardak su ve bir adet saç teliniz yeterli olacaktır.
Temiz, herhangi bir ürün uygulanmamış ve kuru olan saçınızdan bir teli alıp bir bardak suyuna içine koyun ve hareketini izleyin. Saç teli batmadan önce bir süre su yüzeyinde yüzüyorsa az gözenekli, hemen batıyorsa çok gözenekli, suda asılı kalıyorsa iste orta gözenekli diyebiliriz.
Peki, bunlar ne anlama geliyor?
Saçımızın yapısı büyük oranda genetiğimizce belirlenir ve tamamen değiştiremeyiz fakat saçımızın yapısını ve ihtiyaçlarını tanıyıp rutinimizi buna göre şekillendirebiliriz.
Az gözenekli bir saçta ürünlerin emilmesi ve saçın kuruması daha uzun sürecektir. Bu yüzden:
Çok gözenekli bir saç ise dışarıdan daha kolay ürün kabul ettiği gibi nemini de daha çabuk kaybeder. Bu nedenle:
Orta gözenekli bir saçınız varsa tebrikler, en ideal saç yapısına sahipsiniz!
Kaynak: Valencia Higuera. “What Type of Hair Porosity Do You Have?” Şuradan alındı: https://www.healthline.com/health/hair-porosity (22.08.2019).


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu pislik, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme… Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme. Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme… Gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etme… Dolandırıcılık vs. birçok suçtan toplam 45 davada “1” numaralı sanık olarak yargılanıyordu.
Türk ordusuna kumpas kurdu, suçsuz birçok komutanın cezaevine girmesine ve bazılarının hayatlarını kaybetmesine neden oldu.

Kurduğu yapıyı deşifre eden gazeteci ve yazarlara suikast düzenletti, kendine bağlı savcı ve hakimlerin yardımıyla hapse attırdı. ABD’NİN MAŞASI!
En şeytani planı ise 15 Temmuz Darbe Girişimi’ydi. Bu girişime karşı Türk halkı gereken yanıtı verdi. 251 şehit verildi ama bu darbe girişimi şeytani örgütünün devletin tüm kademelerinde kökünün kazınmasını hızlandırdı.
Bu şerefsiz, Türkiye’nin en köklü takımlarından biri olan Fenerbahçe’yi ele geçirmeyince şike kumpası bile kurdu!
Gülen’in Türk halkına yaşattığı en büyük kötülüklerden birisi de üniversite, askeriye, polis ve KPSS sınav sorularını çalıp kendi elemanlarına vermek oldu. Yıllarca sınav sorularını çalarak milyonlarca gencin kaderiyle oynadı!
Elbette Gülen, bu şeytani planları tek başına kuracak zeka ve bilgiye de sahip değildi. Deli saçması konuşmalarına sadece çocukluktan itibaren beyni yıkanan elemanları inandı. Gülen, ABD’nin ülkemize yönelik karanlık planlarının bir maşasıydı. Yaptığı kötülüklerin cezasını öbür tarafta çeker inşallah. Ateşi bol olsun!
***
3 DAKİKADANFAZLAKUCAKLAŞMAKYASAK
Yeni Zelanda’daki Dunedin Havaalanı’nda veda kucaklaşmalarının üç dakikayla sınırlı olduğunu belirten bir tabela asıldı. Tabelada şu uyarı yer alıyor: “Maksimum sarılma süresi 3 dakika. Daha sevgi dolu vedalar için lütfen otoparkı kullanın!”

“Can sıkıntısında kural çıkarmak buna denir” diyebilirsiniz. Ayrıca üç dakika zaten uzun bir süre ve bu süreyi güvenlik görevlileri kronometre tutarak hesaplayacaklarsa komik görüntüler oluşur. Öte yandan Dunedin Havalimanı Yönetimi ise bazen yolcuların son dakika aşk maceralarına atılmak için iniş bölgesini kullandığını söyleyerek, “Havaalanları duyguların merkezidir… Çalışanlarımız yıllar içinde ilginç şeyler gördüler” diye bir açıklama yaptı. Meseleye bu açıdan yaklaşınca “Kibarca uyarmışlar” da diyebiliriz. Yeni Zelanda’da bizdeki gibi futbolcu karşılamaları ve asker uğurlamaları olsaydı ne yaparlardı acaba?
***
İLK ‘FETÖ’ DİYENLER
En güçlü olduğu zamanda terör örgütü lideri Gülen’e destek verenler, 17-25 Aralık Kumpası ve 15 Temmuz’dan sonra dümen kıranlar şimdilerde Gülen’i en çok lanetleyenler arasında yer alıyorlar.
Ancak asıl hatırlanması gerekenler Gülen’i en güçlü zamanında eleştirenler, yaklaşan tehlikeyi deşifre edenler ve ona “FETÖ”, “Fetuş” benzetmesi yapma yürekliliği gösterenler.

Bir suikast sonucu 18 Aralık 2002 tarihinde hayatını kaybeden akademisyen ve yazar Necip Hablemitoğlu, öldürüldüğü için tamamlayamadığı ‘Köstebek’ isimli araştırma kitabında Gülen hareketinin örgütlenme biçimini yazıyordu.
Tehlikeyi en erken fark edenlerden biri de eski DGM savcısı Nuh Mete Yüksel idi. 2002 yılında Cemaat üyelerine dava açan Yüksel, dava düşmesine rağmen FETÖ’nün hedefinde kalmıştı.
Emekli Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok ise 2009 yılında TSK içinde Gülen cemaati hakkında soruşturma yürütürken görevinden uzaklaştırıldı ve sonrasında dört yıl dokuz ay cezaevinde yattı.

FETÖ’yü anlattığı ‘İmamın Ordusu’ isimli kitabı daha basılmadan toplatılan Ahmet Şık da soluğu cezaevinde almıştı.
Ergenekon Davası kapsamında tutuklanan gazeteci Nedim Şener de FETÖ üzerine araştıran isimlerdendi.
Emniyet Teşkilatının önemli isimlerinden biri olan Hanefi Avcı ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar’ isimli kitabını yazdıktan sonra ‘Devrimci Karargah Davası’ndan tutuklanmış ve uzun süre hapishanede kalmıştı.
‘ODA TV Davası’ kapsamında tutuklanan Soner Yalçın da FETÖ üzerine kararlılıkla giden gazetecilerden biriydi. Bu durum onun da yolunun ceza evinden geçmesine neden oldu.
FETÖ’nün emniyet ve yargı içindeki illegal faaliyetleri hakkında araştırma yapan Doğan Yurdakul da ODA TV Davası kapsamında tutuklanan gazetecilerdendi.
Meclisin renkli simalarından merhum Kamer Genç de FETÖ konusunda kamuoyunu uyaran isimlerden biriydi.
Gülen’in ölüm gününün Ergenekon Davası’nın ilk duruşmasıyla denk gelmesi de ilahi adalet olsa gerek.
İlk FETÖ diyen Defne Joy Foster olmuştu ve o da şüpheli bir ölümle aramızdan ayrıldı. Rahmetli İlhan İrem, 1999 yılında Gülen’e yazdığı ‘Mektup’ başlıklı köşe yazısında ona ‘Fetuş’ deme yürekliliği göstermişti ve yüklüce bir tazminat cezası ödemek zorunda kalmıştı.
Bu cesur insanların listesi Türkan Saylan’dan Uğur Mumcu’ya kadar uzanır.
***
DOLGU YAŞLANDIRIYOR
Estetik dünyasında şimdi de yüz yapısını bozan dolguların çıkarılması trend oldu.
Konuyla ilgili İngiltere’nin ünlü estetiği cerrahı Dr. Julian De Silva şu açıklamayı yaptı:
“30’lu yaşlardaki kadınlar giderek daha fazla yüz yaşlanması şikayetiyle bana geliyor. Bunun nedeni yoğun dolgu yaptırmış olmaları. Dolgu maddesi birikebilir, her zaman doğal olarak tamamen çözünmez ve çıkarılması gerçekten zor olabilir.” Bu şikayetle gelenler de genelde genç kadınlar!

Dolguların ve botoksun genç kadınların yüz yapısını bozarak erken yaşlanmalarına neden oluyormuş.
Botoks en fazla altı ayda geçiyor ama dolgular uzun yıllar yok olmadığı için yüzlerden operasyonla çıkarılması gerekiyormuş.
Genç yaşta dudaklarını şişirenlere şaşırıyorum. Bu işlemi yaptığınızda genelde altı ayda bir tekrarlamanız gerekiyor.
Sonuç ise erken yaşlanma!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELİ BÖĞRÜNDE
MALZEMELER
500 gr. kuzu kuşbaşı
5 adet domates
2 adet büyük dolmalık yeşil biber
2 adet kırmızı kapya biber
10-12 diş sarımsak
Tuz
Karabiber
Kekik
Zeytinyağı
Sıcak su

YAPILIŞI: Eti; zeytinyağı, karabiber, tuz ve kekik ile karıştırın ve en az dört saat bu şekilde bekletin. Et marine olduktan sonra tepsinin bir kısmına yayın. Diğer kısma kabukları soyulup yemeklik doğranmış domatesleri, ortasına soyulmuş bütün sarımsakları koyun. Biberleri de boyuna kesip domateslerin üzerine yerleştirin. Üzerine damak tadınıza göre tuz ve karabiber ekleyin ve bir çay bardağı kadar zeytinyağı gezdirin. Son olarak bir su bardağı kadar sıcak su dökün. Tepsinin ağzını önce fırın kağıdı, sonra alüminyum folyo ile kapatın ve 200 derecelik fırında bir saat 15 dakika kadar üzerini hiç açmadan pişirin.
MARAŞ PAÇASI
MALZEMELER
1 kilo kelle eti
1 soğan
1 patates
Bir baş sarımsak
Sıvı sumak ekşisi
SOSU İÇİN
1 yemek kaşığı biber salçası
Bir tutam tuz
Bir tutam kırmızı biber
Bir tutam karabiber
Yarım çay bardağı sıvı yağ
YAPILIŞI: İlk önce kelle etimizi iyice yıkayıp düdüklü tenceremize koyuyoruz. Üzerine patates ve soğanı etin sakatat tadını emmesi için soyup tüm olarak etin üzerine atıyoruz ve tüm malzemeleri basacak kadar su koyup bir tatlı kaşığı da tuz ilave edip kapağını kapatıyoruz. 1 saat 15 dakika pişmesi çok önemli. Etin lif lif olması, kendini bırakması önemli. Bu yüzden düdüklünün ventilini kapattıktan sonra 1 saat 15 dakika kadar pişiriyoruz. Etimiz piştikten sonra bir kaba alıp ayıklıyoruz ve küçük parçalara ayırıyoruz. Bu sırada et suyunun içinden patates ve soğan parçacıklarını alıp içine dövülmüş sarımsaklarımızı, sumak ekşimizi ekleyip kaynatıyoruz ve kaynarken etleri atıyoruz. Bir yandan ayrı bir tavada sos yapacağız. Sıvı yağın içine salçayı koyup, içine tuz biber, karabiber atıp sos hazırlıyoruz ve kaynayan paça çorbasının içine bırakıyoruz.
SÖMELEK KÖFTESİ
MALZEMELER
200 gram çift çekilmiş yağsız dana kıyma
1 su bardağı köftelik ince
Yarım su bardağı irmik
2 yemek kaşığı un
1 adet yumurta
1 tatlı kaşığı biber salçası
Kimyon
Tuz
Karabiber
SOSU İÇİN:
2 yemek kaşığı tereyağı
Yarım yemek kaşığı domates salçası
2-3 yemek kaşığı su
Tuz
Nane
Üzerine çırpılmış sarımsaklı yoğurt
YAPILIŞI: Bulguru sıcak suyla ıslatıp yarım saat üzeri kapağı olarak şişmeye bırakın. Köftelik malzemelerin tamamını macun kıvamına gelecek şekilde parmak kalınlığında şekillendirin. Kaynamakta olan suda köfteleri 6-7 dakika haşlayın. Ayrı bir tencerede tereyağını eritip salçayı kavurun. Su ve baharatını ekledikten sonra pişen köftelerinizi bu sosun olduğu tencereye alın. Alt üst yapıp köftelerin sosu çekmesini sağlayın.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başrollerinde İsmail Hacıoğlu, Çetin Tekindor, Lee Kyung-Jin, Ali Atay ve Murat Yıldırım gibi isimlerin yer aldığı Ayla filmi 2017 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında yaşanan Kore Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir olaydan esinlenen filmin yönetmen koltuğunda Can Ulkay oturmaktadır.
Ayla filminin minik yıldızı Kim Seol bakın şimdi ne yapıyor? Unutulmaz sahneleriyle hafızalarda yer edinen Ayla’nın Koreli minik yıldızı Kim Seol büyüdü güzel bir genç kız oldu…

Ayla filmi, Kore Savaşı sırasında görevli olan Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin savaş meydanında annesi ve babası ölmüş bir kızı bulmasını ve ikilinin hikayesini konu ediniyor.

Gerçek yaşanmış bir olayı anlatan Ayla filmi milyonları ağlatmıştı. 2017 yılında yılında vizyona giren Ayla filmi 8 ödül almıştı. Başarılı yapımda; İsmail Hacıoğlu, Kim Seol, Çetin Tekindor, Lee Kyung-Jin, Ali Atay ve Murat Yıldırım gibi oyuncular yer almıştı.

Ayla filminin başrol oyuncu İsmail Hacıoğlu ile sahneleri hafızalara kazınan Güney Koreli Kim Seol büyüdü.

Ayla’nın Koreli minik yıldızı Kim Seol şimdilerde güzeller güzeli bir genç kız.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şarkıcı Zara’nın kızı olduğunu biliyor muydunuz? Sosyal medyada ilgi ile takip edilen şarkıcı Zara’nın kızı Dila, herkes tarafından merak konusu oldu…

Çocuk yaşta şöhret olan isimlerden olan ünlü sanatçı Zara’nın gerçek adı ise Neşe Yılmaz.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Müzik piyasasına ilk olarak Neşecik adı ile giren Zara ilerleyen yıllarda sahne adını değiştirmiştir.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ

Son zamanlarda sesinin yanı sıra değişimi ile de adından çokça söz ettiriyor. Sevilen sanatçı Zara geçirdiği estetik operasyonlarla adeta bambaşka birine dönüştü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Ben dünyanın en iyi sır tutan, en ketum insanıyım. Ciddiyim, iddia ediyorum, benden iyi sır tutan yoktur” diyen Gümülcinelioğlu’nun bir özelliği de duyduğu veya okuduğu bir şeyi anında ezberlemesiymiş. Gümülcinelioğlu’nun hedeflerinin çoğu ise işiyle ilgili… “Hedefim uluslararası başarılar elde etmek.

Özellikle yurt dışında İngilizce projelerde yer almak. Ve en büyük hedefim de dönem işlerinde rol almak” diyor. Oyuncu Çağrı Çıtanak ile mutlu bir evliliği olan Başak Gümülcinelioğlu’nun özel hayatıyla ilgili hayali ise ‘anne’ olmak. “Minik minik de olsa çocuklar üzerine düşünmeye başladım. Gelecekte anne olabilecek olmak beni çok heyecanlandırıyor” diyor. Umarım bütün hayalleri gerçek olur.
800 YILLIKKERVANSARAYITURİZME KAZANDIRDI
Üç yıl önce eşi Elif Dağdeviren ile Türkiye’nin ilk sosyal sorumluluk otelini açan iş insanı Cem Kınay, yine bir ilke imza attı. Kınay, Konya’nın Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca’nın desteğiyle,

180 metre genişliğinde ve 145 metre derinliğindeki Kızören Obruğu’nun yanındaki tarihi kervansarayı otele dönüştürdü. 800 yıl önce inşa edilen harabe haldeki Selçuklu kervansarayını, aslına uygun restore ettirip müze otel olarak hizmete açtı. Yüzyıllar boyunca tüccarlara hizmet eden tarihi mekan, artık müze-otel ve Rumi Tat-Koku Müzesi olarak hizmet veriyor.
‘AFİFE’ İLE BULUŞTUK!
“Beni acıyarak değil, düşünerek, severek, kucaklayarak hatırlayın. Tiyatro varsa ben varım” diyen Türk tiyatrosunun unutulmaz kadın oyuncusu Afife Jale’nin hayatı ‘Afife’ oyunuyla sahneye taşındı. Demet Evgar’ın Afife Jale’ye hayat verdiği oyununun geçen ay prömiyerine gidememiştim.

Önceki akşam seyretme imkanı bulduğum oyun, anlattıkları kadar varmış. Tek perde, 120 dakika boyunca baş döndüren bir tempoda devam eden oyunda, rolünü yaşayarak oynayan Demet Evgar başta olmak üzere; Necip Memili ve Tilbe Saran’ın da kadrosunda olduğu tüm oyuncular resmen döktürdü. Tüm ekibin emeğine sağlık.
30. YILA ANLAMLI KUTLAMA
30. yılını kutlayan Ulus’taki ikonik restoran, sanat ve sosyal sorumluluğu bir araya getirdiği bir projeye imza attı. Restoran, Türk çağdaş sanatının büyük ustası Burhan Doğançay’ın 95. yaşı anısına ve Doğançay Sanat Kültür ve Eğitim Vakfı yararına, sanatçının imzası olan porselen fincan takımı ürettirdi. Sınırlı sayıda üretilen fincan takımı, Doğançay Müzesi’nde vakıf yararına satışa sunuldu.

Restoranın sahibi Barış Tansever, “Sanatı ve değerlerimizi bu anlamlı projeyle bir araya getirmek, bizim için büyük onur” dedi. Sanat eseriyle kahve keyfi yapmak isterseniz aklınızda olsun…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ama bir başka insafsızlık var ki, canımı en çok o yaktı. Hani kayıtlara geçen çete konuşmalarından biri “Suriyeli olmaz, bana ölecek Türk bebek lazım” demişti ya, bu lafı cımbızlayıp sosyal medyada “ırkçı” söylemlerine dayanak yaptılar. Dediler ki, “Bakın Suriyeli bebeklere dokunmuyorlar. Amaçları Türk’ün soyunu kurutup, vatanı Suriyelilere peşkeş çekmek..” Bu inanılmaz yalana rağbet edenler, prim verenler, bundan siyasi rant edinmeye çalışanlar oldu ne yazık ki…
Oysa gerçek şuydu: SSK ödemesinden yararlanmak için bebeğin mutlaka Türk vatandaşı olması gerekiyordu. Çünkü Suriyelilere böyle bir para ödenmiyordu.
Yazıklar olsun… Rezil siyasetiniz, sefil ırkçılığınız batsın!..
Bir canavarın portresi
Yenidoğan Çetesi kurarak 12 masum bebeğin canını aldığı iddiasıyla tutuklanan sözde doktor Fırat Sarı’nın fotoğrafını çektim sizler için. Çektim ki, bu caniler başka masumların canını almasın, sizler de uyanık olun diye…
1998’de PKK üyeliğinden 12 yıl kesinleşmiş cezası varmış. 2003’de Topluma Kazandırma Yasası ile cezası 2 yıla indirilmiş ve doktorluğa geri dönmüş.
Aslında felaket, yıllar öncesinden bağıra çağıra gelmiş de ruhumuz duymamış. Zira katıldığı bir YouTube programına yorum yağmış. İnsanlar onun gerçek yüzünü deşifre etmiş. Neler yazmamışlar ki?

“Şeytan. Bizim çocuğumuzu ne hallere koydun? TV’ye nasıl çıkabiliyorsun? (Ömer Karataş)
“Yazıklar olsun. Bebelerin ölümüne sebep olmuşlar. Özge hanım daha dikkatli konuk seçmeli.” (Kübra Türk)
“Ben de bebeklerin üzerinden nasıl para akladığını anlatacak sandım.” (S.Oğuz)
“Tüh sana be meslektaşım. Yazıklar olsun.” (Canan Bilge)
“Yazıklar olsun. Bebeklere yaptıklarının hesabını vereceksin. Rabbim hesabını sorar.” (Gülhanım Altunoğlu)
Diğer sayısız yorumda ise bu doktora emanet edilen bebeklerin nasıl günlerce sebepsiz yere yoğun bakımda tutulduğu, kiminin can verdiği, kiminin de son anda imza verilerek başka hastanelere sevk edilip kurtarıldığı anlatılıyor.
Bütün bunların ardından bir de dileğim var:
Umarım hayatını kaybeden yeni doğanların sayısı ifade edildiği gibi 12’de kalmıştır.
Ahlaksızlıkta son perde mi?
Dünyanın sonuna yaklaştığımızı belgeleyen dehşet verici videolardan birine sosyal medyada rastladım. Genç ve alımlı bir kadın, Dubai Mall’daki otoparkta lüks araçların üzerine “Zengin bir eş arıyorum” diye not iliştiriyordu.
Giderek “tamamen maddiyattan ibaret” bir dünyaya ne kadar hızla eriştiğimizi yüzümüze vuran bir ahlaksızlık manifestosu sanki. Ya da ruhunu şeytana para karşılığı satmaya niyetliler için garaj satışı…
Sonra biraz daha derinlemesine düşündüm. En azından bu kadın dürüsttü ve amacını açıkça beyan ediyordu. Çaktırmadan zengin adam avına çıkıp, nikah defterine imzayı bastırdıktan sonra asalak gibi adamın kanını emenlere ne demeli peki? Ama kadının unuttuğu bir gerçek var. O lüks araçların hiçbirini zenginler kullanmaz. Araçlardaki o notu ilk görecek kişi özel şoförlerdir. Yani bu girişim sadece şoförlerin telefon rehberine yarar…
Gaf’let kürsüsü
Gaziantep’te bir mağaza okul kıyafetlerini böyle tanıtınca büyük tepki aldı.

Zap’tiye
Biz Gazze’de katledilen bebeklere ağlarken meğer birileri burnumuzun dibinde bizim bebelerimizi soluksuz bırakıyormuş.
Ne demiş?
“Kedileri, köpekleri nasıl öldürüyorlar diyorduk. Meğer yeni doğan bebekleri de öldürüyorlarmış. Hem de gülerek, şakalaşarak…” (Sosyal medyadan)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İş kadını Caroline Koç, yılın ilk kar keyfini arkadaşlarıyla birlikte Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde yaşadı.
Arkadaşlarıyla fotoğraf çektiren Caroline Koç, o anları da sosyal medya üzerinden takipçileriyle paylaştı.
“YILIN İLK KARINA ŞAHİT OLMA ŞANSINI YAKALADIK”
Karın keyfini çıkaran Caroline Koç, paylaşımına; “Çamlıhemşin’deki son günümüzde, büyüleyici Sal ve Pokut yaylalarına çıktık ve yılın ilk karına şahit olma şansını yakaladık” ifadelerini not düştü.
“HARİKA BİR SEYAHATİN MÜKEMMEL BİR SONU”
Caroline Koç, ayrıca; “Kadir Bey’in bize gösterdiği en sıcak misafirperverlik ve harika rehberimiz bu deneyimi gerçekten unutulmaz kıldı. Harika bir seyahatin mükemmel bir sonu” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekniker için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Tekniker’in ailesi ve dostlarının hazır bulunduğu törenin sunuculuğunu oyuncu Sevinç Erbulak yaptı.
“ÜZERİMİZDE ÇOK EMEĞİ VARDI”
Törene katılan sanatçının kardeşi Orhan Tekniker, büyük bir ustayı kaybettiklerini dile getirerek, “Böyle bir günde konuşmak çok zor. O iyi bir baba, ataydı. Üzerimizde çok emeği vardı. Onun hakkını ödemek gerçekten de çok zor. Bizim için bundan sonra onun olmadığı bir hayatta yaşamak hiç kolay olmayacak. Duygularımızı ifade etmekte zorlanıyorum. Geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Hepimizin başı sağ olsun” dedi.
“ONU DAİMA GÜZEL BİR ŞEKİLDE HATIRLAYACAĞIZ”
Sanatçı Uğurtan Atakan, Suphi Tekniker’in tiyatro ve sinemanın simge oyuncularından birisi olduğunu vurgulayarak, “Onun ‘Darülbedayi’ isimli bir kitabı vardı. Bu çok kıymetli bir eser ve şu anda baskısı yok. Bugünden itibaren basılması için ne gerekiyorsa yapacağım. Suphi, hep güler yüzlü ve sevecendi. Onu daima güzel bir şekilde hatırlayacağız” şeklinde konuştu.
“TİYATRONUN ÇALIŞANI DEĞİL, BİR PARÇASIYDI”
Sanatçı Mehmet Esatoğlu, duygularını şu sözlerle ifade etti: Ben 1974’te bu tiyatro sahnesine çıktığımda, bir ustam, ‘Tiyatronun sahipleri vardır.’ dedi. Suphi Tekniker de tiyatronun sahiplerinden birisiydi. Onlar, tiyatro için kavga ederler, dövüşürler, savaş verirler. En iyisini yapmak için emek sarf ederler. Suphi Tekniker, tiyatronun çalışanı değil, bir parçasıydı. Kendisini rahmetle anıyorum.

Sanatçı Bora Ayanoğlu da Suphi Tekniker ile çok güzel vakitler geçirdiklerini vurgulayarak, “Anılarla dolu bir hayatımız var. Birbirimiz için çok kıymetliydik. Onun benim kalbimde çok ayrı bir yeri oldu, olmaya da devam edecek. Benim, kadroya geçmemi o sağlamıştır. Bunu da hiçbir zaman unutmayacağım. Nur içinde yat. Seni seviyoruz. Allah taksiratını affetsin” dedi.

Sanatçı Fatih Mühürdar ise Tekniker ile 20 senelik dostlukları olduğuna işaret ederek, “Onunla her buluştuğumuzda, bizi geçmişte bir yolculuğa çıkartıyordu. Bizim için gerçekten de büyük bir isimdi. Allah gani gani rahmet eylesin. Seni seviyoruz Suphi Ağabey” ifadelerini kullandı.

Sanat yönetmeni Türkan Kafadar, büyük bir ustayı uğurladıklarını dile getirerek, “Onun en büyük derdi ‘Tiyatroya, sinemaya nasıl daha çok hizmet veririm?’ diye düşünmekti. Hep bunun kaygısını duydu. Kendisini rahmetle anıyorum” diye konuştu.
Törenin ardından usta sanatçı Tekiner için Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde öğle namazına müteakip cenaze namazı kılındı. Cenaze törenine, sanatçı Yalçın Boratap, sanatçı Boya Ayanoğlu, sanatçı Erhan Yazıcıoğlu, sanatçı Salim Dündar, sanatçı Fatih Mühürdar, sanatçı Coşkun Demir, sanatçı Rıdvan Çelebi, sanatçı Salih Kalyoncu ile Tekiner’in ailesi ve sevenleri katıldı.
“ÇOK DEĞERLİ BİR SANATÇIYDI”
Hayatını kaybeden Suphi Tekiner’in değerli biri olduğunu söyleyen sanatçı Bora Ayanoğlu, “Suphi abimiz gerçekten çok değerli bir sanatçıydı, iyi bir yazardı, iyi bir senaristti, iyi bir sinema ve tiyatro oyuncusuydu. Çok başarılı bir insandı. Hepimizin kalbinde çok büyük yeri olan, çok sevdiğimiz biriydi. Ben onun sayesinde tiyatroya geçtim. Bana rolünü bırakmıştı. Bu rolü sen oynayacaksın demişti. Ve onun sayesinde ben imtihan olup kadroya geçtim. Hepimize ufak tefek çok güzel anıları olan ve güzel günler geçirdiğimiz değerli bir abimizdi” dedi.
“SUPHİ BENİM 60 YILLIK ARKADAŞIMDI”
Tekiner için dünyanın en güzel yüzlü, en güzel gülen insanıydı diyen sanatçı Yalçın Boratap, “Suphi benim 60 yıllık arkadaşım, kardeşimdi. Her biri gittiğinde bir parçamız kopuyor. Dünyanın en güzel yüzlü, en güzel gülen insanıydı. Onu özleyeceğiz” diye konuştu.

Önemli insanlara keşke göçmeden önce sahip çıkılsa diyen Sanatçı Erhan Yazıcıoğlu, “Tiyatro ve sinema dünyasının başı sağ olsun. Ama ne yazık ki önemli insanları bir bir yitiriyoruz ve gittikleri zaman anmaya başlıyoruz. Keşke göçmeden önce sahip çıkılsa. 1960 – 1970 yıllarında tiyatroya sezonunda Anadolu’dan bir film teklifi geldi. Gönlü rahat film çekimine gitti umarım gönlü rahat öbür tarafa göçmüştür” dedi.

Kılınan cenaze namazının ardından Suphi Tekiner Ayazağa Mezarlığı’na defnedildi.
Suphi Tekniker’in vefatının ardından Hülya Koçyiğit de yaşadığı üzüntüyü “Canım arkadaşım Suphi Tekniker’i kaybetmenin üzüntüsü içindeyim. Oyuncu, yönetmen, senarist, yazar Suphi Tekniker, tam bir tiyatro aşığıydı. Neredeyse 60 yıla yakın bir arkadaşlıktı bizimki… Dostluğun için, biriktirdiğimiz tüm anılarımız için sonsuz teşekkürler canım arkadaşım. Sevgili Suphi’ye Allah’tan rahmet, tüm sevenlerine sabır diliyorum” sözleriyle dile getirdi.
SUPHİ TEKNİKER HAKKINDA
Suphi Tekniker, 10 Ocak 1940’ta Mersin’de 6 kardeşli bir ailede doğdu. Tekniker, Mersin Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu. Ancak Suphi Tekniker’in akrabası Saim Alpago’nun yönlendirmesiyle İstanbul Şehir Tiyatroları’na girdi. Tekniker, İlk yıllar küçük roller oynarken Toron Karacaoğlu’nun bir rolde hastalanması üzerine bir anda başrol oyuncusu oldu. Seyirciler arasındaki Atıf Yılmaz’ın kendisini beğenmesi üzerine Suphi Tekniker’in sinema kariyeri başladı.

Suphi Tekniker, 1960’ta senaryosunu Erdoğan Tünaş’ın yazdığı; Orhan Günşiray, Fatma Girik ve Suphi Kaner’in de rol aldıkları ‘Cici Kâtibem’ filmi ile oyunculuğa başladı. Tekniker, 1975’te başlayarak birçok filmlerin senaryosunu yazdı. Tekniker, oynadığı filmlerdeki, temiz yüzeyle hatırlanmaktadır. Suphi Tekniker’in belli başlı rolleri; Hülya Koçyiğit ile oynadığı ‘Şoför’ filminde Hülya Koçyiğit’in eniştesi, ‘Talihsiz Yavrum’ filminde ‘Şoför Reşat’, ‘Tatlı Dillim’ filminde basketbolcu, Tarkan Gümüş Eyer filminde ‘Tulga’, ‘Vukuat Var’ filminde Güllü’yü kandıran ‘Ramazan’, “Cici Katibem”de ise foto muhabirini canlandırmıştı. Tekniker, ilerleyen dönemlerde kamera arkasına geçip rejisörlük, senaristlik gibi işler yapmayı seçti. Ertem Eğilmez’e ‘Badi Ekrem’ rolü için Şener Şen’i tavsiye eden kişi oldu.

Filmografisi
Oyuncul olarak;
1960: Cici Katibem
1963: Büyük Yemin
1963: Kızlar Büyüdü
1963: Maceralar Kralı
1963: Zehir Hafiye
1964: İstanbul’un Kızları
1964: Sen Vur Ben Kırayım
1964: Yılların Ardından
1965: Cici Kızlar
1965: Hüseyin Baradan Çekilin Aradan
1965: Kolla Kendini Bebek
1965: Şıngırdak Melahat
1965: Taşralı Amca
1966: Kaldırım Meleği
1966: Karakolda Ayna Var
1966: Kenar Mahalle
1966: Şeref Kavgası
1966: Sokak Kızı
1966: Vatan Kurtaran Aslan
1967: Demir Kapı
1967: Elveda
1967: Kadın Düşmanı
1967: Kara Davut
1967: Utanç Kapıları
1967: Yaşlı Gözler
1968: İngiliz Kemal
1968: Öldürmek Hakkımdır
1969: Kanlı Aşk
1970: Kadın Satılmaz
1970: Meçhul Kadın
1970: Tarkan: Gümüş Eyer
1971: Beyoğlu Güzeli
1971: İntikam Kartalları
1971: Mavi Boncuk Lassi
1971: Üç Kızgın Cengaver
1972: Feryat
1972: Karaoğlan Geliyor
1972: Katerina 72
1972: Kopuk
1972: Oğlum İçin
1972: Oğlum
1972: Tatlı Dillim
1972: Vukuat Var
1972: Yumurcak Küçük Şahit
1973: Ezo Gelin
1973: Toprak Ana
1974: Talihsiz Yavrum
1976: Şoför
1977: Bir Tanem
1980: Durdurun Dünyayı
2006: Binbir Gece

Senarist olarak;
1975: Azgın Bakireler
1975: Bir Araya Gelemeyiz
1975: Hanzo
1976: Aile Şerefi
1976: Öyle Olsun
1976: Şoför
1979: Derya Gülü
1979: Umudumuz Şaban
1980: Şaşkın Milyoner
1981: Aşka Dönüş
1981: Su
1982: Dolap Beygiri
1983: Aşkım Günahımdır
1983: En Büyük Şaban
1983: Kahır
1983: Tokatçı
1984: Dil Yarası
1984: Kaptan
1985: Sekreter
1986: Alev Gibi
1986: Bir Düşmeye Gör
1987: Allah Allah
1987: Can Yoldaşım
1987: Sis
1989: Oyunun Sonu
1990: Yağ Yağmur
1993: Bayan Perşembe
1993: Geceler
1993: Hamuş
Yapımcı olarak;
1984: Yosma
Suphi Tekniker hayatını kaybetti Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koordinatörlüğünü Erkan Can’ın gerçekleştirdiği festivalin son günü; jüri üyeleri Serdar Akar, Deniz Çakır, Hakan Algül ve Ercan Mehmet Erdem ‘Film Festivallerinin Sektöre Katkıları’ başlıklı söyleşisiyle başladı. Jüri üyeleri söyleşide, dijital platformların sinemaya etkileri, toplumsal konuların sinemada işlenmesi, festivallerin genç sinemacılara sunduğu fırsatlar ve alanlar gibi konulara dikkat çekti.

Gemlik Film Festivali, Şenay Gürler’in sunduğu ödül töreniyle son buldu. Festivalin üçüncü yılında, ‘Eşref Kolçak Onur Ödülü’, Türk sinemasının usta isimlerinden Menderes Samancılar’a verildi. Menderes Samancılar; “Burada olmak ve bu ödülü almak gurur verici. Eşref Kolçak abiyle çok çalıştım. Gün gelecek, onun adına verilen ödülü alacaksın, deseler; aklıma gelmezdi. Saygıyla rahmet anıyorum Eşref ağabeyi… Eşref Kolçak çok vicdanlıydı ama şu an vicdansızların ülkesinde yaşıyoruz. Bu cendereden halkla, emekçiyle, sanat ve sanatçıyla çıkacağız. Silkelenip ayağa kalkacağız, bize çok iş düşüyor. Yolumuz uzun ama atımız yorgun değil. Bu ödülü sokak hayvanları için alıyorum. Bana her zaman destek olan eşime teşekkür ediyorum. O olmasaydı belki burada olmazdım” dedi. Kendisine verilen zeytin fidanını alan sanatçı; bu konuda duygularını; “Belki büyütmek için ömrüm olmayacak ama bu ağacın gölgesinde büyüyecek çocuklar olacak elbette” şeklinde dile getirdi.
REKLAM
Türk tiyatrosu ve Türk sinemasına katkıları dolayısıyla ‘Emek Ödülü’nü alan usta isimlerden Şükrü Avşar: Herkese çok teşekkür ederim. Sinemaya katkı sunan bu festivaller çok değerli. Çok uzun yıllardır sinemacıyım ve sinemanın her dalında çalıştım. Sinemaya çivi çakan her insan benim için önemlidir. Sinema benim için tutku.

Şükrü Avşar
Serpil Tamur: Şu anda çok duygusalım. Kelimelere dökmek çok zor geliyor. Ödülü almaktan dolayı çok mutluyum. İnsanlar sona yaklaştıkça takdir görmek çok güzel. 61 yılını bu mesleğe adamış biri olarak beni bu ödüle layık gören herkese teşekkür ederim. Benim kırmızı çizgim çocuklar. Çocuklara kıymayın, ne olur.

Serpil Tamur
Altan Erkekli: Bana emek veren başta annem olmak üzere, bende emeği olan herkes adına bu ödülü alıyorum. Bu ödül benim değil, sizin.

Altan Erkekli
Ulusal Kısa Film Yarışması Kazananları Belli Oldu
Bu yıl 484 film başvurusuyla rekora imza atan Ulusal Kısa Film Yarışması filmleri; ön jüri üyeleri Ceren Şahan, Hakan Aksun, Arda Erdikmen ve Gültekin Bayır tarafından değerlendirildi. Finale kalanlar arasından ödül alanları belirleyen; jüri başkanı Serdar Akar, jüri üyeleri Deniz Çakır, Ercan Mehmet Erdem, Hakan Algül tarafından kazananlara ödülleri takdim etti.
REKLAM
Kurmaca / Deneysel dalının birincisi; ‘Eksi Bir’, ikincisi; ‘Satışçının Bir Günü’, üçüncüsü; ‘The Surrogate Girl’.
Ulusal Belgesel dalının birincisi; ‘İyi Ölüm’, ikincisi; ‘Yaren’, üçüncüsü; ‘Antroposen’.
Ulusal Animasyon dalının birincisi için jüri üyeleri bir film belirlemedi. Bu dalın ikincisi; ‘Uzak’, üçüncüsü; ‘Yetim’. Jüri Özel Ödülü’nün sahibi ise ‘Deq’ ve ‘Kota’ filmleri oldu.

Ayrıca; Altan Erkekli, söyleşide, Menderes Samancılar ise imza gününde Gemlikliler ile buluştu
Yoğun katılımla devam eden festival, Kısa Film Yarışması’nda finale kalan filmlerin ve ‘Babamın Kanatları’ filminin gösterimiyle devam etti.

Festivalin son gün programında, Eşref Kolçak Onur Ödülü’nün takdim edildiği Menderes Samancılar’ın ‘Yanmış Orman Kokusu kitabının imza etkinliği ve ‘Emek Ödülü’nün takdim edildiği Altan Erkekli’nin söyleşisi de yer aldı. Altan Erkekli sinema kariyeri, günümüz sineması ve oyunculuk hakkında gelen soruları yanıtladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1990’lı yılların ünlü dizisi ‘Sahil Güvenlik’te (Baywatch) David Hasselhoff, Pamela Anderson ve Carmen Electra gibi yıldızlarla birlikte rol alan ve dizideki cankurtaran rolüyle hafızalara kazınan Newman, Parkinson hastalığına bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayata veda etti.
Newman, kendisine ilk kez Parkinson teşhisi konulduğunda 50 yaşındaydı. 18 yıldır hastalıkla mücadele eden oyuncu, gerçek hayatta cankurtaran olarak çalışan tek ‘Sahil Güvenlik’ oyuncusuydu.
11 sezon boyunca devam eden ve 2001’de final yapan dizi, Los Angeles sahillerinde devriye gezen cankurtaran ekibinin başından geçen olayları konu ediniyordu.
REKLAM
Dizinin 150 bölümünde yer alan Newman, aynı zamanda ‘Sahil Güvenlik’te oynadığı sırada tam zamanlı bir itfaiyeciydi.
‘Baywatch: Moment in the Sun’ adlı belgeselde Newman’ın Parkinson hastalığıyla mücadelesinden bahsedilmişti.

“HASTALIK BANA BİLGELİK KAZANDIRDI”
Ağustos ayında People’a konuşan Newman, “Bu ölümcül hastalık bana düşünmek için çok fazla zaman verdi. Belki de bunu istemiyordum ama bana bilgelik kazandırdı” demişti.
“Vücudum o kadar yavaş değişiyor ki, bunu neredeyse hiç fark etmiyorum” diyen oyuncu, “Parkinson’un artık hayatımın merkezi haline geldiğini kendime sürekli hatırlatıyorum” diye eklemişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habertürk‘ten Eren Gürel’in haberine göre; geçtiğimiz günlerde taburcu olan Reha Muhtar, önceki gün Bebek’te görüntülendi.

Yürümekte zorlandığı görülen Reha Muhtar, basın mensuplarına; “Her şeye geri döneceğim merak etmeyin, fazlasıyla geri döneceğim. Sağlık, bu hayattaki en önemli şey. Son 40 gün içinde her şeyim varken sağlığım gitti ve hiç bir şeyim kalmadı ama şükür hâlâ sevenlerim var” dedi.
REKLAM
Reha Muhtar, hastane sürecinde çocuklarının yanında duran eski hayat arkadaşı Nilüfer hakkında da konuştu. Muhtar; “Bilmiyorum Nilüfer Hanım ne yaptı. Öğreneceğiz her şeyi, bilmiyorum henüz. Sonrasında açıklayacağız. Çocuklarımla görüşemiyorum, sadece okullarının önünde denk gelirsem görüşüyorum. Her şey elimden alındı” diye konuştu.

Reha Muhtar’ın elinde para dolu zarf dikkat çekti.

Deniz Uğur ile Nilüfer arasında gerilim Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AP’ye konuşan bir Arjantinli yetkili, 31 yaşında hayata veda eden İngiliz şarkıcının vücudunda kokain tespit edildiğini açıkladı.
Nihai toksikoloji sonuçlarının birkaç hafta sonra açıklanması beklenirken, ön toksikoloji raporunun, Payne’in kokaine maruz kaldığına dair kanıtlar öne sürdüğünü belirten yetkili, bu ilk sonuçların, öldüğünde kanında ne miktarda kokainin dolaşımda olduğuna dair doğru bir okuma sunmadığını vurguladı.
Arjantin kamu savcılığı davayı soruşturuyor.
Öte yandan Payne’in otopsisi, ölümüne neden olan travmatik yaralanmaların otelin üçüncü katından düşmesiyle tutarlı olduğu sonucuna vardı. Savcılar olaya başka birinin karıştığı idiasını reddetti.
Soruşturmayı yürütenler, Payne’in otel odasında kırık nesneler ve mobilyalar arasında narkotik maddeler ile alkolün saçılmış olduğunu tespit ettiler. Bu durum, savcılığın Payne’in düştüğü sırada madde bağımlılığının neden olduğu bir kriz yaşadığını tahmin etmesine yol açtı.
Otopsi raporunda, Payne’in otel odasının balkonundan “yarı veya tam bilinç kaybı” halinde düşmüş olabileceği belirtildi.
Yerel medyada yayınlanan, Payne’in otel odasından çekildiği iddia edilen fotoğraflarda, parçalanmış bir TV ekranı görülüyordu. Polis ayrıca Payne’in eşyaları arasında dağılmış halde çeşitli reçetesiz ilaçlar buldu.
Payne’in ölümünden kısa bir süre önce otel müdürünün 911 acil yardım hattını arayarak, agresif davranan, uyuşturucu ve alkolün etkisi altında olan bir misafiri ihbar ettiği öğrenilmişti.
Payne’in cenazesinin gelecek hafta ülkesi İngiltere’ye götürülmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
5 milyon 300 bin liralık konser bütçesi nedeniyle sosyal medyada Konak Belediyesi ve Şevval Sam’a tepki gösterildi. Tepkilerin ardından, Şevval Sam ve çalıştığı ajans ortak bir açıklama yayımladı.

“SOSYAL MEDYADA DOLAŞAN BELGE STANDART TEKLİF BELGESİDİR”
Açıklamada; “Birkaç gündür kamuoyunu meşgul eden, Şevval Sam’ın Konak Belediyesi için gerçekleştireceği Cumhuriyet Bayramı konserine yönelik mesnetsiz ithamlar ve spekülatif değerlendirmelere ilişkin açıklama yapma gereği doğmuştur. Sosyal medyada dolaşan belge standart bir teklif belgesidir; bu belge bir fatura ya da ödeme belgesi değildir. Söz konusu rakam, toplam organizasyon bütçesini içermektedir ve ses – ışık sahne, ulaşım, konaklama, ağırlama gibi tüm prodüksiyon giderlerini kapsamaktadır. Her türlü bilgi kirliliğini önlemek amacıyla kamuoyuna duyurulur. Tüm kamuoyunu, politik amaçlar uğruna gerçeklerin çarpıtıldığı bu tür haberlere karşı dikkatli olmaya davet ediyoruz” denildi.

Fotoğraflar: X, Instgram, İHA
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esra Dermancıoğlu’nun tiyatro seyircilerileriyle buluşacağı oyun için hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor. Dizi projesi için Kapadokya’da sette bulunan Dermancıoğlu oyunun provalarını çevrimiçi olarak gerçekleştirdi. 22 ve 23 Ekim tarihlerinde Zorlu PSM %100 Stüdyo’da sahnelenecek oyun seyircilere 60 dakikalık unutulmayacak bir deneyim sunacak. Oyun için heyecanını dile getiren Esra Dermancıoğlu ‘Bir manifest’ dedi.
İSTANBUL’DA BİR ÖLÜM, PARİS’TE BİR GECE, HAYAL İLE GERÇEK İÇ İÇE
Muskat, yıllardır bakımını üstlendiği annesinin ölümünden sonra Yaşar’ın (Esra Dermancıoğlu) zihninin derinliklerinde yaşananları sahneye taşıyacak. Hayatı ile ilgili artık ne yapacağına dair en ufak bir fikri olmayan Yaşar’ın zihni Paris sokaklarında savrulurken İstanbul’un gölgesi onu sürekli gerçekliğe döndürecek.
IŞIK VE SES TASARIMI İLE PERFORMANSIN BİRLEŞİM
Sezonun en çok konuşulacak oyunlarından biri olan Muskat, ses ve ışık tasarımı ile seyircileri etkisi altına alacak. Görsel dünyasını dekorsuz olarak sunan Muskat, Esra Dermancıoğlu’nun performansını ışık ve ses üzerinde toplayarak hikayeyi farklı bir boyuta taşıyacak.
Muskat, OM Paparazzi, Mey|Diageo ve Arkas Holding’in katkılarıyla sahneleniyor. Etkinliğin biletleri Biletinial.com’dan temin edilebilir.
Oyun Tarih ve Saatleri:
1. oyun: 22 Ekim 19.00 – Zorlu PSM %100 Stüdyo
2. oyun: 22 Ekim 21.00 – Zorlu PSM %100 Stüdyo
3. oyun: 23 Ekim 19.00 – Zorlu PSM %100 Stüdyo
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yurt dışında oldukça tüketilen alabaş sebzesi ülkemizde yeni yeni popüler olmaya başladı. Lahana ailesine ait olan bu sebze görüntü olarak turpa benzer. İlkbahardan itibaren tezgahlardan yer almaya başlayan alabaş, lahana ve kereviz gibi tüketilir. Yeşil ve pembe gibi iki farklı renge sahip olan alabaş, vücudun günlük ihtiyacı olan lifin yüzde 52’sini karşılar. “Cennet topuzu” olarak da bilinen alabaş, A, C, B vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, potasyum, fosfor ve demir gibi mineraller bakımından oldukça zengindir. Yapılan bazı araştırmalarda alabaş sebzesinin kanser hücrelerini yok etmede etkili olduğu tespit edilmiştir. Yıl boyunca yetişme özelliğine sahip olan alabaş insan sağlığına birçok fayda sağlar.

ALABAŞIN FAYDALARI NELERDİR?
– C vitamini bakımından zengin olan alabaş, güçlü bir antioksidan görevi görür. Bu özelliği sayesinde vücutta mutasyona uğrayıp tümör olmaya meyilli hücrelerin sağlıklarını korur. Kanser oluşumunu engeller. Özellikle akciğer ve bağırsakları temizleyerek buradaki kanser ihtimalini sıfırlar.
– Göz sağlığında en yaygın olan rahatsızlık kataraktır. Katarak oluşumuna neden olan durum ise göz içerisindeki A vitaminin azalmasıdır. A vitamini bakımından zengin olan alabaş bu durumun yaşanmasını önler.
– Vücuttaki potasyum dengesi tansiyon rahatsızlığı için önemli bir mineraldir. Bu mineral azalınca hormon bozukluğu ve yüksek tansiyon hatta felç gibi riskli hastalıkların yaşanmasına neden olur. Ancak alabaş içerdiği yüksek potasyum sayesinde vücuttaki oranı dengeler.
– Turp gibi alabaşta kuru öksürük ve solunum hastalıklarında olumlu etkiye sahiptir. Kaynatılıp suyu tüketildiğinde özellikle mevsim geçişlerinde yaşanan enfeksiyona bağlı gelişen göğüs ağrısı ve kuru öksürüğü keser.
– Kilo aldırmadan demir oranını yükselten nadir besinlerdendir. Çünkü alabaş lif bakımından zengin olduğundan kilo vermede yardımcı olur. Metabolizmayı hızlandırır. Aynı zamanda ise demir oranını artırarak kansızlık gibi ciddi hastalıkların önüne geçer.
– Zeka gelişiminde etkili olan selenyum minerali bakımından zengin olduğundan beyin sağlığını da olumlu etkiler. Uzmanlar gelişim çağındaki çocukların ve anne adaylarının tüketmesini tavsiye eder. Ayrıca anne sütünü artıran özelliğe sahiptir.
– Sinir hücrelerini sakinleştirerek kişinin rahat bir uyku çekmesini sağlar. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun özellikle sıklıkla uyku problemi çeken hastalarına tavsiye ettiği besinler arasında yer alır. Kronik uykusuzluk için beyaz alabaşı öneren Saraçoğlu, uykudan yarım saat önce çiğ tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.
– Kalsiyum minerali kas ve kemiklerin güçlenmesini sağlar. Bu sayede ileri yaşlarda görülme ihtimali olan romatizma ve kemik erimesi gibi hastalıklar önlenmiş olur. Doğada düt kalsiyum bakımından en zengin besin olmasına rağmen, alabaşta süt kadar zengindir.
– Bağışıklığı güçlendiren alabaş, vücutta biriken toksinleri atarak adete vücudu yeniler. Bu faydası da en çok cilde yarar. Hem dış etmenlerden hem de iç rahatsızlıklardan sıklıkla etkilenen cilt alabaş sayesinde yağ dengesini düzenleyerek akne ve sivilce oluşumunu engeller.
ALABAŞIN OLUMSUZ ETKİSİ NEDİR?
Vücuttaki iyotu kısa sürede tüketebilen alabaş tiroid gibi hormon sorunlarına neden olabilir. Bu yüzden tüketimine dikkat edilmelidir. En azından bir uzmana başvurularak günlük ne kadar tüketilmesi öğrenilmelidir. Bazı uzmanlar haftada en fazla iki defa tüketilmesini tavsiye ediyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1 AY BOYUNCA AÇ KARNINA…
Antiseptik ve tıbbı etkileri olan ılık limonlu suyun sağlık açısından çeşitli faydaları bulunuyor. 1 ay boyunca aç karnına ılık içilen limonlu suyun sağlığınıza olan etkilerini merak ediyorsanız işte cevapları…

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Enfeksiyon ve hastalıklara neden olan patojenik bakterilerin büyümesini ve çoğalmasını önlemeye yardımcı olur. Bağışıklık sisteminin yükselmesine yardımcı olur. Böylece grip gibi enfeksiyon hastalıklarından korunmanızı sağlar.
ROMATİZMAYI ÖNLER
Limonlu su ürik asidi eritmeye yardımcı olur. Böylece düzenli tüketildiğinde romatizma gibi hastalıklarının önlenmesine ve tedavi edilmesine yardımcı olur..
KARACİĞERE ENERJİ VERİR
Mide ekşimesi durumunda abir bardak içilen limonlu su rahatlamanıza yardımcı olur. Aynı zamanda limonlu su karaciğerdeki kalsiyum ve oksijen seviyelerini dengelemeye yardımcı olur. Karaciğere enerji vererek kuvvetlendirir.
KANSER RİSKİNİ AZALTIR
Limonlu su içmek, kanseri önlemede faydalıdır. Araştırmalar, limonun tümör önleyici özellikleri ile kanser riskini azaltmada yardımcı olduğunu gösteriyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamuru için:
Üzeri için:
YAPILIŞI
Derin bir kapta tozşeker ve sütü çırpın. Tereyağı, kabartma tozu, vanilya, un ve ayçekirdeğini ilave edin. Tüm malzemeyi iyice yoğurun ve ceviz büyüklüğünde parçalar koparın. Hamur parçalarını iki avucunuzun içinde ovalayarak, 10 cm uzunluğunda uzun şeritler hazırlayın. 3 adet şeridi yan yana koyarak, saç örgüsü şekli verin ve diğer hamurları da aynı şekilde hazırlayın. Daha sonra yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirin ve üzerine yumurta akı sürüp, ayçekirdeği serpin. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SOSİS
Sosisli sandviçlerde yarı pişirilmiş sosisler aslında sağlığımız için son derece tehlikelidir çünkü çiğ sosiste listeria bakterisi bulunur. Bu tehlikeli bakteri sindirim sistemini bozarak zehirlenmeye neden olabilir. Bu ihtimali ortadan kaldırmam tek yolu ise sosisleri iyi bir şekilde pişirmektir. Uzmanlar, sosisi çiğ bir şekilde tüketmekten kaçınmanız gerektiğinin altını çiziyor.

FASULYE
Çiğ fasulye, pişirilerek çıkarılması gereken zararlı tatsız bir toksin içerir. Kırmızı ve böbrek fasulyesi özellikle toksiktir, ancak diğer tipler de zehirlenme riski taşır. Fasulyeleri kaynatmadan içerisinde bulunan toksinler yok edilemez…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

MANYOK
Manyok, gelişmekte olan dünyada yarım milyardan fazla insan için temel bir diyet sağlayan önemli bir besindir. Ancak manyokun yanlış hazırlanmasının, akut zehirlenmelere, kısmi felce veya hatta ölüme neden olacak kadar zehirli olabileceğini unutmayın.

KARİDES
Karides çiftliklerde yetiştirilir. Enfeksiyonların, hastalıkların ve parazitlerin yayılmasını önlemek için, çiftçiler hayvanların yemini antibiyotiklerle pompalar ve suları pestisit ve fungisitlerle doldururlar. Klor da dahil olmak üzere büyük miktarda kimyasal katkı maddesi içine eklenir.

PATATES
Genel olarak, patates tamamen güvenli bir sebzedir. Patatesleri çok uzun süre aydınlık ve aşırı nemli bir ortamda bırakırsanız veya uzun süre bekletirseniz filizlenmeye başlayacaktır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAVUNUN FAYDALARI
Kavun, vücudu soğutucu ve yatıştırıcı etkisinin yanında sağlık açısından da birçok faydası bulunmaktadır. Gelin kavunun faydalarını hep birlikte inceleyelim. İşte sizler için araştırıp bir araya getirmiş olduğumuz kavunun faydaları…
1. Anti-Kanser Özellikleri
Kavun meyvesindeki yüksek karotenoid içeriği, kanseri önleyebilir ve akciğer kanseri riskini azaltabilir. Bu meyvenin düzenli tüketimi, vücudunuzu istila eden kanser hücrelerinin önlenmesinde ve öldürülmesinde etkilidir. Bu yüzden bu ölümcül hastalığı önlemek için diyetinize kavun ekleyin.

2. Kalp Sağlığı
Kavun meyvesinde bulunan adenosin adı verilen bir antikoagülan, inme veya kalp hastalığına neden olan kan hücrelerinin pıhtılaşmasını durdurabilir. Kavunlar vücuttaki kanı düzleştirerek kalp hastalığı riskini azaltır. Ayrıca, kavun içindeki yüksek su içeriği, mide ekşimesini hafifletmeye yardımcı olan rahatlatıcı bir etki sağlar.
3. Böbrek hastalığını tedavi eder
Kavunun mükemmel diüretik özellikleri, böbrek hastalığını iyileştirmede yararlıdır. Kavun ve limonun kombinasyonu gut hastalığının iyileştirilmesinde etkilidir. Böylece, sabahları her gün düzenli olarak kavun tüketimi böbrek sağlığının korunmasına yardımcı olur.
4. Sindirim Sağlığı
Sindirim problemleriniz varsa, yumuşak ve kolay bağırsak hareketini kolaylaştırmak için kavun yemeyi deneyebilirsiniz. Kavunlardaki yüksek su içeriği, özellikle mide de sindirimde zorluğa neden olan asitliği ortadan kaldırırken, sindirimi başlatmak için sindirim açısından harikadır.
5. Enerji Artırıcı
Çoğu kavun vücudunuzun enerji üretiminin çoğunu oluşturan B vitaminleri içerir. Vücudunuz tarafından şekeri ve karbonhidratı işlemek için B vitaminleri gereklidir. Böylece, kavun tüketimi size önemli miktarda enerji sağlayabilir.
6. Kilo Verme
Diğer birçok meyve gibi, kavunlar da kilo kaybı için idealdir. Bu meyveler, sodyum ve kalorilerin yanı sıra yağ ve kolesterol içermez. Doğal tatlılık, şekerli yiyecekler ve yüksek kalorili tatlılar için isteklerinizi sınırlandırırken, yüksek su içeriği sizi daha uzun süre tok tutabilir.
KAVUNUN CİLDE FAYDALARI
Kavunlar sadece sağlığınız için değil; kavunun besin değeri de onları cilt için faydalı hale getirir. Cilt bakımı için kavunun faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:
1. Sağlıklı Cilt Bakımı
Kavunun inanılmaz faydalarından biri, cilt dahil tüm bağ dokularında hücre yapısının bütünlüğünü koruyan kolajen içermesidir. Aynı zamanda yara iyileşmesini hızlandırır ve cildin sıkılığını korur. Düzenli kavun tüketimi, sert ve kuru cilde sahip olanlar için faydalıdır.
2. Yaşlanma Karşıtı Yararları
Kavunlar cildinizi tonlayabilir ve A, B ve C vitaminleri sayesinde yaşlanma karşıtı faydalar sağlar. Taze kavun ince dilimlerini keserek yaşlanma karşıtı bir yüz maskesi hazırlayabilirsiniz. Bu dilimleri yüzünüze ve boynunuza yerleştirin. 15 ila 20 dakika bekletin. Soğuk su ile durulayın. Bunu yapmak cildinizi tazeler ve genç bir ışıltı sağlar.
KAVUN SAÇ SAĞLIĞINA FAYDALARI
Sağlıklı saçlar, görünümünüzü büyük ölçüde değiştirecektir. Vücudun geri kalanı gibi, saç sağlığı da saç köklerimize ürettiğimiz besinlere bağlı olarak gelişir. Vitamin ve mineral bakımından zengin meyve tüketmek saçların büyümesini teşvik edebilir ve saç problemlerini önleyebilir. Kavunlar aşağıdaki saydığımız şekillerde saçlarınız için faydalı olabilir.
1. Saç Büyümesini Teşvik Ediyor
Kavunlar, özellikle, vücutta A vitaminine dönüşen iyi bir beta karoten kaynağıdır. Bu A vitamini sağlıklı saçlar ve normal saç büyümesi için hayati öneme sahiptir.
2. Saç Dökülmesini Önler
B vitaminlerindeki eksiklikler saç dökülmesine neden olmaktan da sorumludur. Kavunlar gibi kavunlar folik asit ve inositol gibi B vitaminleri bakımından zengindir ve bu da saç dökülmesini önlemeye ve saç büyümesini teşvik etmeye yardımcı olur.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karakurt’un düştüğünü görenlerin ihbarıyla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan Karakurt, olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Turgutlu Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Karakurt, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Fatih Karakurt’un eşi Tuğba Karakurt’un da Şehit Anıl Barış Çetin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde matematik öğretmeni olarak görev yaptığı öğrenildi.
Olayla ilgili başlatılan soruşturma polis tarafından sürdürülüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beşiktaş Deniz Müzesi Deniz Tarih Araştırma Şube Müdürü Öğretmen Albay İbrahim Halil Ertürk, “Bu serginin amacı, Türk Deniz Kuvvetleri’nin geçmişten günümüze olan yolculuğunun hiç de küçümsenmeyecek bir süreç aldığını, tarihte donanmanın her zaman Türkler tarafından çok iyi algılandığını, Türklerin denizle olan ilgi ve alakalarının kısa süre önce oluşmadığını, çok önceden yani Osmanlı Devleti öncesinde de Türklerin denizle alakası olduğunu kamuoyuna duyurmak” dedi.

‘BU SERGİLER BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ’
Denizle ilgili yapılan her şeyin deniz gücünün bir parçası olduğunu ifade eden Albay Ertürk, “Türk halkının burada sergide göreceği objeleri belli bir denizcilik sevgisi ile birleştirerek, Türk Deniz Kuvvetleri’nin gücüne güç katmak. Aslında deniz gücü, denizle ilgili yapılan her şeydir. Bir resim bile deniz gücünün simgesi. Denizle ilgili balıkçılıktan tutun, olta yapımına kadar her şey deniz gücünün bir parçası. Maket de öyle. Maketler de yaşayan sergiler aslında. Bu sergiler bizim için çok önemli. Biz ne kadar iyi anlatırsak denizciliği ve deniz sevgisini Türklerin denizle ilgi ve alakasının da o derece artacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TRABZON’da karın ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede Hasan O.’nun (64) karnından 26 kiloluk tümör çıkarılan ameliyatta yer alan Genel Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. İsmet Çelik, “Kocaman kocaman damarlarla ilintileri vardı. Sol böbrekle ilintili olduğunu görünce, tümörü sol böbrekle beraber almak zorunda kaldık. Ameliyat yaklaşık 1,5 saat sürdü. Böyle solid ve böbrek kaynaklı bir kitleyi literatürde hiç göremedim. Bu sadece Türkiye için değil, dünya çapında bir şey” dedi.
Kentte 2 hafta önce Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne karın ağrısı ve yürüme güçlüğü şikayetiyle giden Hasan O. tedaviye alındı. Genel Cerrahi Polikliniği’nde yapılan tetkiklerde hastanın karın içi organlarını baskılayan kitle tespit eden hekimler Genel Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. İsmet Çelik ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Aydın Aktaş, ekibi ile ameliyat kararı aldı. Yaklaşık 1,5 saat süren operasyonla, hastanın karnının sol kısmından 26 kilo ağırlığında tümör çıkarıldı. Ameliyat sonrası yoğun bakımda gözlem altında tutulan hastanın durumunun iyi olduğu bildirildi.
‘DEV BİR TÜMÖR OLDUĞUNU GÖRDÜK’
Dev bir kitle ile karşılaştıklarını söyleyen Dr. İsmet Çelik, “Hastamız yaklaşık 15-20 gün önce bize müracaat etti. Hastanın müracaatının sebebi, karında gerginlik, karın ağrısı, karın şişkinliği ve yürümede zorluk nedeniyle bize başvurdu. Muayenesini yaptığımızda karına aşırı bir distansiyonu vardı; şüphelendik. Ultrasonla değerlendirdiğimizde, dev bir tümör olduğunu gördük. Kaynağını tespit etmek açısından, tomografiyle durumu değerlendirdik ve yaklaşık 55-60 santim civarında 26 kiloluk dev kitle olduğunu gördük” dedi.
‘AMELİYATI ÖYLE KOLAY OLMADI’
Hastanın riskli bir ameliyat geçirdiğini kaydeden Çelik, “Beyne pıhtı atmış olması, kalp damarının tıkanık olmasından ötürü, hastanın kalbinin yüzde 15’i çalışıyor olmasını çok yüksek riskli bir hastalık olarak değerlendirdik. Gerekli anestezi hazırlıkları yaptık ve uygun şartlarda ameliyata almaya karar verdik. Ameliyata aldığımızda da gördüğümüz, düşündüğümüz şeyle karşılaştık, kocaman, dev bir kitle. Tabii ameliyatı öyle kolay olmadı. Tabiricaizse, yüreğimiz ağzımızda ameliyat yapmak zorunda kaldık. Kocaman kocaman damarlarla ilintileri vardı. Sol böbrekle ilintili olduğunu görünce, tümörü sol böbrekle beraber almak zorunda kaldık. Ameliyat yaklaşık 1,5 saat sürdü. Böyle solid ve böbrek kaynaklı bir kitleyi literatürde hiç göremedim. Bu sadece Türkiye için değil, dünya çapında bir şey; kaynaklarda rastlamadım. İlk olması da çok değerli bir şey” diye konuştu.
‘BİR ERKEK BEDENİNDE YOK’
Dr. Aydın Aktaş da genelde bu tür büyük kitleye kadın hastalarda rastladıklarını belirterek “Bu kitle, karın arka duvarlarından, yağ dokularından kaynaklanan bir kitle. Zamanla müdahale edilmezse daha büyük boyutlara ulaşabilir. Genelde küçük boyutlarda bu hastalıklara rastlıyoruz. Ameliyat esnasında kitlenin karın arka duvarını, bütün bağırsak yapılarını ve mideyi arkaya doğru ittiğini, karaciğeri ise yukarıya doğru ittiğini gördük. Bu yapılardan ayrıldıktan sonra ana damarını bağlayıp, kitleyi çıkardık. Bu ameliyatta da önemli olan şey, bu kitlenin sağlam sınırlarla çıkartmasıydı. Hastamızdaki kitleyi sağlam sınırlarla çıkarttık. Türkiye’de bu boyutta bir kitleyle literatürde karşılaşmadım; dünyada buna bakmak lazım. Bir erkek bedeninde yok; genelde kadınlarda böyle devasa boyutlarında oluyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yapılan işlemlerin sadece şiddet odaklı olmadığını ifade eden Aykut, rehberlik, danışmanlık, psiko-sosyal destek, barınma hizmetleri gibi çok yönlü çalışmaların yürütüldüğünü söyledi.
Aykut, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesinde gerçekleştirilen işlemlerin niceliğinden çok niteliğine önem verdiklerine dikkat çekti.
Aykut, ŞÖNİM’in 2015-2024 yılları arasında şiddet mağdurlarına yönelik olarak 44 bin 110 farklı hizmet modelinin uygulandığını belirtti.
Yapılan işlemlerin sadece şiddet odaklı olmadığını ifade eden Aykut, rehberlik, danışmanlık, psiko-sosyal destek, barınma hizmetleri gibi çok yönlü çalışmaların yürütüldüğünü söyledi. Her vatandaş için birden fazla farklı hizmet modeli uygulanabileceğini ifade eden Aykut, “Kurumumuza başvuran bir kişi için birden fazla işlem gerçekleştirilebiliyor, bu da toplam işlem sayısını artırıyor ancak bizim için sayılar değil, verilen hizmetlerin kalitesi ve koruyucu-önleyici niteliği önemlidir.ŞÖNİM, şiddet mağdurlarına yönelik geniş kapsamlı bir hizmet sunuyor. Ekonomik destek, barınma hizmeti, rehberlik ve danışmanlık, şiddet uygulayan eşe karşı alınan tedbirler, konuk evi sonrası takip, gizlilik kararları ve iş yeri değişikliği gibi birçok alanda destek sağlanıyor. 2015 yılından bu yana toplam 44 bin 110 hizmet modeli hayata geçirilmiş durumda”dedi.
Aykut, şiddet uygulayanlara da yönelik olarak çeşitli programların uygulandığını belirterek, bu kapsamda eğitim ve rehabilitasyon programlarına yönlendirme, psiko-sosyal destek hizmeti gibi çalışmalar yürütüldüğünü ve bu hizmetlerden toplam bin 602 kişinin faydalandığını kaydetti.
Aykut, ŞÖNİM’in sadece şiddet mağdurlarına ve şiddet uygulayanlara yönelik çalışmalar yapmadığını, aynı zamanda toplumsal farkındalığın artırılması için de yoğun çaba sarf ettiğini ifade etti.
Aykut, 2015-2024 yılları arasında farkındalık hizmetleri kapsamında 26 bin 782 kişiye eğitim verildiğini belirterek, eğitimlerin vatandaşlar, öğrenciler, muhtarlar ve kamu personeline yönelik olduğunu ifade etti.
Aykut, farkındalık artırmaya yönelik toplam 289 program düzenlendiğini belirterek, Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün yürüttüğü bu çalışmalar, toplumu şiddete karşı bilinçlendirmeyi ve koruyucu hizmetler sunmayı amaçladığını söyledi.
Aykut, her bir hizmet modelinin, kadınların ve şiddet mağduru bireylerin yüksek yararı için tasarlandığını belirterek, bu çalışmaların kararlılıkla devam edeceğinin altını çizdi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul eğitimin açılış konuşmasında, hekimlerin yürüttüğü mesleğin ve görevlerinin kutsallığına, etik değerlere ve mevzuat hükümlerinin mesleki işleyişteki önemine değinerek, yeni görev yerlerinde başarılar diledi. Göreve yeni başlayan 13 uzman tabip ve 112 pratisyen tabibe yönelik yapılan uyum eğitiminde; acil servislerde adli vakalara yaklaşım eğitimi, anayasa ve mevzuat hiyerarşisi, 657 sayılı devlet memurları kanunu ve sağlık alanındaki diğer kanunlar, yönetmelikler, ağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilat yapısı, kurum işleyişi, aday memurluk ve asalet tasdik süreci, protokol ve nezaket kuralları konusunda bilgilendirme yapıldı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürlüğünün konferans salonunda düzenlenen toplantıya paydaş kurum amirleri ve temsilcileri katıldı. Toplantıda bağımlılıkla mücadele ile ilgili bilgilendirme yapılarak önceki toplantılarda alınan kararlar ve bu doğrultuda yapılan çalışmaların değerlendirmesi yapıldı.
Toplantıda, okullarda ve üniversitede öğrencilere, halka yönelik bilgilendirme faaliyetleri, kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının bağımlılıkla ilgili çalışmaları, kolluk kuvvetlerinin almış olduğu güvenlik önlemleri, bağımlılıkla mücadelede kurumlar arası işbirliği ve koordinasyonu artırmak ve bağımlılıkla mücadelede yapılacak çalışmalar için kararlar alındı. – HAKKARİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, dün akşam saatlerinde Kastamonu-Taşköprü karayolu Gömeç köyü mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, F.K.M. idaresindeki 37 AN 228 plakalı Volkswagen marka hafif ticari araç, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce refüje çarptı, ardından karşı şeride geçerek S.Ö. yönetimindeki 67 EE 693 plakalı Fiat Tofaş marka otomobil ile kafa kafaya çarpıştı. Kazada hurdaya dönen Tofaş marka otomobilin sürücüsü S.Ö. ile hafif ticari aracın sürücüsü F.K.M. ve yanında yolcu olarak bulunan C.Y. araçlarda sıkışarak ağır yaralandı.
Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alınan yaralılardan Tofaş marka otomobilin sürücüsü S.Ö.’nün, SamsunSahra Sıhhiye Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda Astsubay Astçavuş olarak görev yaptığı öğrenildi. S.Ö. ile diğer yaralılar F.K.M. ve C.Y.’nin yoğun bakım ünitesinde tedavilerinin devam ettiği ve sağlık durumlarının ciddiyetini koruduğu öğrenildi. – KASTAMONU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esenyurt Belediyesi, kadınlar arasında en sık rastlanan ve erken tanıyla iyileşme ihtimali yüksek olan meme kanseri ile mücadeleye destek veriyor. Düzenlediği eğitim programlarıyla meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkati çeken belediye, kadınlar için ücretsiz radyoloji hizmeti de sunuyor. İBB iş birliğiyle gerçekleştirilen Meme Kanseri Farkındalık Hizmeti ile 40 yaş ve üzeri kadınların mamografi, ultrason ve MR gibi işlemleri ücretsiz olarak yapılıyor. Bu uygulamayla erken evrede kanser teşhisinin konulması ve kadınların doğru zamanda sağlık kuruluşlarına yönlendirilmesi sağlanıyor.
Hastalığın kitle oluşturmadan 3-4 yıl önce tespit edilebildiğini söyleyen Esenyurt Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü Şefi Ersoy Lale, “Kadınların 40 yaşından itibaren yılda bir kere mamografi çektirmesi, meme ultrasonografisi ve MR incelemesi yaptırması gerekiyor. Meme kanserinde erken tanı başarıya ulaştırıyor. Bu nedenle Belediye Başkanımız Prof. Dr. Ahmet Özer’in öncülüğünde ilçemizdeki 40 yaş ve üzeri kadınlara mamografi hizmeti sunuyoruz. İBB iş birliğiyle yürüttüğümüz bu çalışmada sosyal medya hesaplarımızdan duyuru yaparak vatandaşlarımıza ulaştık. Çağrı merkezlerimiz üzerinden alınan başvurular sonucu servislerimizle kadınları radyoloji merkezine getirerek tedaviden yararlanmalarını sağladık. Hizmetimiz her ay düzenli olarak devam edecek” dedi.
“Mamografi için randevu alamıyorduk”
Meme kanseri taraması için hastanelerden randevu alamadığını belirten Gülçin Kaya şöyle konuştu: “Belediyemizin sağlık hizmetlerinden çok memnunuz. Mamografi çekilmek için randevu alamıyorduk, hastaneye gidemiyorduk. Belediyemiz servislerle bizi buraya getirdi. İşlemlerimiz ücretsiz olarak yapıldı. Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz.”
Meme Kanseri Farkındalık Hizmeti’nden yararlanmak isteyen vatandaşlar, Esenyurt Belediyesi’nin 444 0 411 numaralı çağrı merkezi üzerinden Sağlık İşleri Müdürlüğüne ulaşarak, kayıt yaptırabiliyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, gece saatlerinde Alaylar Bir Mahallesi Atatürk Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Şule G. idaresindeki 42 AYD 911 plakalı motosiklet Eti Alüminyum Fabrikası civarında sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Motosikletle birlikte sürüklenen sürücü Şule G. yaralanırken, kask ve koruyucu kıyafetlerin olması kazanın boyutlarının büyümesini engelledi. Kazayı görenlerin haber vermesi üzerine olay yerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Yaralı sürücü sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından Seydişehir Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.
Kazayla ilgili tahkikat sürüyor. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAÇ ekiminin en çok tercih edilen estetik operasyonların başında geldiğini söyleyen Uluslararası Saç Restorasyon Cerrahisi Derneği (ISHRS) üyesi Dr. Mehmet Erdoğan, “Ancak estetik dünyasında özgüveni artıran etkili bir yöntem olmasına rağmen, operasyon öncesi ve sonrası dikkate alınması gereken bazı riskleri bulunuyor. Uygun koşullarda yapılmayan saç ekimi operasyonlarında donör bölgedeki yetersizlik, şok dökülme, nekroz, anesteziye bağlı komplikasyonlar saç ekimi sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Hastaların, bu süreçte bilinçli kararlar vermeleri ve uzman görüşlerine başvurmaları büyük önem taşıyor” dedi.
Saç ekimi, modern estetik çözümler arasında önemli bir yere sahip olurken, birçok insanın görünümünü ve özgüvenini olumlu yönde etkiliyor. Ancak başarılı bir saç ekimi operasyonunun gerçekleşmesi için bazı temel şartlar bulunuyor. Smile Hair Clinic Kurucusu ve Uluslararası Saç Restorasyon Cerrahisi Derneği (ISHRS) üyesi Dr. Mehmet Erdoğan, saç ekimi operasyonlarında donör bölgenin yeterliliğinin kritik bir rol oynadığını belirtiyor. Başın arka bölgesinden alınan saç köklerinin yoğunluğu ve sağlığının, operasyonun başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Dr. Erdoğan, donör bölgedeki saçların çok ince ya da yetersiz olması durumunda, istenilen sonuçlara ulaşmanın zorlaşabileceğini ifade etti.
‘OPERASYON ÖNCESİ DETAYLI SAĞLIK DEĞERLENDİRMESİ YAPILMALI’
Dr. Erdoğan, lokal anestezinin genellikle güvenli olduğunu, ancak bazı hastaların alerjik reaksiyon geliştirebileceğini aktararak “Bu nedenle, operasyon öncesi detaylı bir sağlık değerlendirmesi yapılması gerekiyor” dedi. Operasyon sonrası yaşanabilecek ‘şok dökülme’ sürecinin genellikle geçici olduğunu belirten Dr. Erdoğan, saçların birkaç hafta sonra yeniden büyüyeceğini dile getirdi.
‘KLİNİKLERİN YETKİNLİĞİ VE DOKTORLARIN DENEYİMİ DETAYLICA ARAŞTIRILMALI’
Ayrıca, merdiven altı diye tabir edilen kliniklerde yetersiz eğitim ve kötü hijyen nedeniyle komplikasyonların artabileceği konusunda uyaran Dr. Erdoğan, “Saç ekimi yaptıracak kişiler, kliniklerin yetkinliğini ve doktorların deneyimini detaylıca araştırmaları hayatidir. Ayrıca, hastaların postoperatif bakım talimatlarına uymaları, yan etkileri ve komplikasyonları önlemek ve etkilerini en aza indirmek açısından kritiktir” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul vahşet haberiyle adeta dehşete düşmüştü.
Fatih ilçesinde Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner’i katleden 19 yaşındaki Semih Çelik, kendini surlardan atmıştı.
Toplum tarafından büyük tepki gören konu hakkında ünlü oyuncu Berk Oktay da bazı açıklamalarda bulundu.
Yıldız Çağrı Atiksoy ile mutlu bir evliliği bulunan Berk Oktay, yaptığı açıklamada adeta kan kustu.
“45 KİLOLUK ZİBİDİLER KADINLARIMIZI KATLEDİYOR”
Oktay, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
Ne ekonomi, ne iş güç… Konuşmak ve çözüm bulmak zorunda olduğumuz tek bir konu var…Bizler mahallelerimiz de güvenle oynayarak, arkadaşlık dostluk nedir bilerek büyüdük. Büyüğümüze saygı, küçüğümüze sevgi nedir diye büyüdük. Maalesef görüyoruz ki yozlaşmış, hayatı sadece sanal alem sanan, iki tane rapçinin, görse korkacağı ama ağzından düşürmediği silah ve uyuşturucuyu kendine siper eden, elinin tersiyle iki tane çaksan yerden kalkamayacak 45 kiloluk p*çler, z*bidiler; bunların yanında içimize doldurulan hayatında kadın görmemiş mülteci artıkları, kadınlarımızı, kardeşlerimizi göz göre göre katlediyorlar.

“POLİS MEMURU KAÇ SENE CEZA ALIRIM DİYE DÜŞÜNÜYOR”
Bitmiyor ulan sülalesini s*ktiğimin şerefs*zi bezinden mi etkilendin 2 yaşında bebek katlediliyor. Kolluk kuvvetlerinin yetkisi arttırılacak. Yıllarca özendiğiniz o ABD’deki gibi sorgu sualsiz tehlike anında şerefsizin göğsüne 17 mermi birden bırakılacak. Bir polis memuru, suçluyu suç anında yakalıyor, acaba vurursam kaç sene ceza alırım diye düşünüyor. Ama sokağın ortasında iki kişi bir kadını yere yatıran şerefsizler 3 ay yatıp çıkıyor ya da benim kolluk kuvvetim canını hiçe sayıp suçluyu yakalıyor “adalet” sistemimiz delil yetersizliği deyip salıveriyor. Siz böyle bir durumda polisten nasıl bir şey bekleyebilirsiniz?
“BÖYLE BİR ŞEY GÖRÜRSEM, YAPANIN ALNININ ÇATINA SIKMAZSAM NAMERDİM”
O ş*refsiz o surlarda bir annenin önüne kızının başını attı. Bir insanı değil tüm ailesini yok etti. Hala herkes bakıyor, sonra kendi istediği gibi geberiyor. Yok muydu bir vatan evladı, o şerefsizi alnının ortasından vurup indirecek. Son sözüm de anne babalara…Herkes çocuk yapmasın kardeşim. Sonra açıklama yapıyorsunuz; ‘ama odasına girip bıçaklarına dokununca kızıyordu’ diye. Sizler birer katil yetiştirdiniz… Allah kimsenin başına vermesin. Ama böyle bir şey görürsem aileme ya da başkasının evladına karşı, yapanın alnının çatına sıkmazsam namerdim…”






Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, bu sabah Malatya’nın Akçadağ ilçesinde meydana geldi. Kasımuşağı firmasına ait Volkswagen marka 44 J 1596 plakalı yolcu minibüsü, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak devrildi. Meydana gelen kazada 17 kişi yaralandı. Olay yerine çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi. Yaralılar olay yerine gelen 112 sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastanelere götürüldü.
Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. – MALATYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AVRUPA’DA ORANLAR YÜZDE 28.9
Doç. Dr. Soysal, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) sezaryen oranının yüzde 15 sınırının altında olması gerektiğini önerdiğini belirterek, “Ancak ülkemizde sezaryen oranı son veriler ışığında yüzde 60.1. Bu 10 gebenin 6’sının sezaryen olduğunu, sadece 4’ünün normal doğum yaptığı anlamına geliyor. OECD ülkelerinin içinde sezaryen oranı en yüksek olan ülke konumundayız. Dünyada bu rakamlar çok düşük değil. Ama bizim ülkemizdeki oranlara göre daha düşük. OECD ülkelerinin sezaryen ile doğum ortalaması yüzde 28, Avrupa Birliği ülkelerinin sezaryen ortalaması ise yüzde 28.9” dedi.

HEKİM KARAR VERDİYSE UYULMALI
Eğer bir endikasyon yok ise anne ve bebek sağlığı açısından normal doğumun tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Soysal, “Ancak tıbbi gereklilik nedeniyle sezaryen kararı verilen durumlarda da hekimin kararına saygı duyarak, süreci doktoruyla beraber yönetmesini öneririz. Sezaryen alternatif bir doğum yöntemi değildir. Sezaryen ile doğum, normal doğuma engel veya risk teşkil eden durumlarda hayat kurtarıcı. Sezaryen oranlarında yaşanan sürekli artış temel bir halk sağlığı problemidir. Devletimiz, hekimler, ebeler, hastalar hepimizin tek bir ortak amacı var, anne ve bebek sağlığını korumak ” dedi.

HAYATİ RİSK OLUŞTURUYOR
Sezaryen doğum oranlarının yüksek olmasının risklerini de anlatan Doç. Dr.Soysal, “Sezaryen annede kanama, enfeksiyon, emboli, karın içi yapışıklık, doğum sonrası daha fazla ağrı ve daha uzun iyileşme süresi gibi riskler oluşturabilmektedir” dedi.
HANGİ DURUMLARDA SEZARYEN TERCİH EDİLMELİ?
DOÇ. Dr.Soysal, sezaryenin ne zaman tercih edilmesi gerektiğini şöyle sıraladı:
Anne ve bebeğin hayatını tehdit eden acil durumlar. (Bebeğin kalp atışının bozulması, kordon sarkması, dekolman, uterin rüptür vs.)
Geçirilmiş sezaryen, normal doğuma engel olan enfeksiyonlar.
İri bebek, bebeğin pozisyon anomalileri, bebekte görülen anomaliler, çoğul gebelikler.
Bebeğin eşinin anomalileri.
Annenin kalça kemiğinin normal doğuma uygun olmaması.
NORMAL DOĞUMUN FAYDALARI
NORMAL doğumun faydalarını ise Doç. Dr. Soysal, şöyle sıraladı:
Normal doğum sırasında daha erken salgılanmaya başlayan oksitosin ile süt gelmesi kolaylaşır.
Oksitosin kortizol seviyesini azaltarak anksiyeteyi, kaygıyı da azaltır; endorfin seviyesini de artırır.
Endorfin vücudun doğal ağrı kesicisidir. Doğum sonrası kaygısı ve ağrısı az olan anne, ilgisini bebeğine daha kolay verebilir.
Normal doğum sırasında bebeğin kanaldan geçerek ilerlemesi, bebeğin vajen florasını almasını sağlar ve sağlıklı bağırsak florası için çok önemli bir adım atılmış olur.
Bebeğin kanaldan geçerken yaşadığı basınç ile akciğer gelişimi de olumlu etkilenmektedir.
GEBELİK OKULLARI İŞ BAŞINDA
Gebelerin, sezaryen taleplerinin altında yatan ana sebeplerden birisinin de normal doğum sırasında ağrı çekeceğinden korkması olduğunu söyleyen Doç. Dr. Soysal, “Bizler, gebe okullarında doğum korkularına yönelik daha çok çalışmalıyız. Gebelik okulunda anatomik, fizyolojik, psikolojik değişimlerden gebelikteki aşılara, hastaneye başvurulması gereken acil durumlardan riskli gebeliklere, doğumu kolaylaştırıcı egzersizlerden bebek bakımına, bebeğin banyosundan, anne sütü ve emzirmeye kadar birçok konuda dersler oluyor” dedi.
BU DERSE UZMAN HEKİMLER GİRİYOR
ETLİK Şehir Hastanesi’ndeki gebe okulunda, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası sürece yönelik eğitim ve danışmanlık verdiklerini söyleyen Doç. Dr. Soysal, “Eğitimlerimiz 4 hafta sürüyor. Derslerimiz, kadın doğum uzmanları, çocuk doktorları, ebelerimiz, pilates ve egzersizler için fizyoterapistlerimiz, psikolog ve diyetisyenlerimizden oluşan güçlü bir ekip tarafından veriliyor. Hafta içi gebe gruplarımız, hafta sonu da eşli gruplarımız mevcut. Eylül ayında gebe okulumuzda bin 500 gebeye ders verdik” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanın, kendisinden başkasını anlatmadığını belirten Kesal, kendi hikayesini fark edemeyen birisinin, başka bir hikayenin parçası olamayacağını söyledi.
Kesal, bir oyuncu olarak ancak kendisi olduğunda başkasının hikayesine dahil olabildiğini işaret ederek, “Karşımızda sarsılmaz olarak duran iki unsur var, siz ve dünyayla kurduğunuz bağı anlatan hikayeniz. Dünyanın gerçek anlamda bir parçası olmak, kendinize ait olan hikayeye sahip çıkmakla mümkündür. Ben, bir oyuncu olarak, Ercan Kesal’dan başkası olamıyorum. Oynayacağım karakteri içime alıyorum ve onu kaybediyorum. Kendimi iptal ederek gerçek bir oyuncu olamam. Oynadığım bütün roller, orada hep duran, Ercan Kesal’dan başkası değil.” dedi.
“Annem, gerçekliğe ulaşmamı sağlayan ilk insandır”
“Hikaye” kavramıyla ilk temasının, annesinin aracılığıyla olduğunu vurgulayan usta oyuncu, şunları kaydetti:
“Ne zaman anneme bir şey sorsam, o, ‘Gel, otur hele şuraya.’ diyerek bana bir hikaye anlatırdı. O, hikayesini anlattığında, ben de soruma bir cevap bulmuş olurdum. Annem, gerçekliğe ulaşmamı sağlayan ilk insandır. Onun anlattıklarından öğrendiğim ise şuydu, hikaye anlatmak, gerçekliği bozup, yeniden kurmakmış. Bir çocuğun, elindeki aleti bozup yapması gibi, hikaye anlatmak da bozarak anlatma sanatıymış.”
Zor bir çocukluk geçirdiğini ve bu zaman diliminin, “adam yerine konulmaya çalışmakla” uğraştığını dile getiren Kesal, bu zor şartlardan çıkmanın ancak bir hikaye anlatarak mümkün olabildiğini söyledi.
Kesal, yaşadığının, bir hikaye anlatarak hissettiğinin altını çizerek, “Bu tuhaf zamanlarda, bozkırın ortasında, hikayelerin peşine düştüm. Hikaye anlatarak var oldum. Kendime yeni hikayeler bulmaktan da hiç çekinmedim. Edebiyat ve sinema, bu süreçteki en büyük yardımcım oldu. Böylece, içinde yaşadığınız gerçekliğin dışında kurmaca, insana daha iyi gelen ve dünyayla kurduğu ilişkiyi daha güzelleştiren bir gerçekliğin olduğunu fark ettim. Sinema ve edebiyat, sizi içinde bulunduğunuz gerçeklikten alır, sizi iyi yapar ve geri gönderir. Siz de artık bu dünyanın gerçekliğini yutmaz ve kendi gerçekliğinizin bir parçası olursunuz.” diye konuştu.
“Mimar Sinan, Dostoyevski, Kemal Tahir’in mirasçıyım”
İnsanın ölümlü olduğunu bilen tek canlı olduğunu ve bu bilginin varoluşsal bir sıkıntıyı da beraberinde getirdiğini sözlerine ekleyen usta yazar, sözlerine şöyle devam etti:
“Öleceğimizi bildiğiniz halde, dünyayla kopmaz bir bağ kurarız. Bunun farkında olmak ise bir gerilim yaratır. Hikaye anlatmak, varoluşsal sıkıntı ile baş etmenin bir yoludur. Kendi hikayenizi kurmak ve anlatmak, sizden sonrakiler için büyük bir şanstır. Onlar, bu konforun içinde yaşayacaklar. Hayatımda, daha öncekilerin anlattıkları hikayelerin rahatlığını yaşadım. Mimar Sinan’ın, Dostoyevski’nin ya da Kemal Tahir’in anlattığı hikayelerinin mirasçıyım. Onlar dünyayla kurduğum ilişkide beni sakinleştirdiler ve beni bir hafızanın parçası yaptılar.”
Yoğun bir katılımın olduğu gözlenen söyleşi, soru ve cevaplarla sona erdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KIZLAR DAHA FAZLA ETKİLENDİ
Araştırmayı değerlendiren Medipol Acıbadem Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Buse Çağla Arı, şöyle dedi: “Washington Üniversitesi’nden Dr. Neva Corrigan ve ekibinin Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlanan çalışmasına göre, hızlanan bu olgunlaşma nöropsikiyatrik ve davranışsal bozukluk riskini artırabilir. Çalışmada, kızlarda beyin olgunlaşma sürecinin ortalama 4.2 yıl, erkeklerde ise 1.4 yıl hızlandığı belirtiliyor. Pandemi döneminde ergenlik çağındaki gençlerin zihinsel sağlıklarının izlenmesi ve desteklenmesi önemli.”

NÖROPSİKİYATRİK SORUNLAR ARTABİLİR
Hızlı olgunlaşmanın nöropsikiyatrik sorunlara yol açabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Arı, “Ergenlik döneminde beyin gelişiminin normalden hızlı ilerlemesi, nöropsikiyatrik ve davranışsal bozuklukların ortaya çıkma riskini artırabilir. Bu bulgular, pandeminin gençlerin zihinsel sağlığı üzerindeki etkilerini anlamak açısından büyük önem taşıyor” dedi.

DERİN ETKİLERİ VAR
Sosyal izolasyonun etkilerinin cinsiyetlere göre farklılık gösterdiğini belirten Doç. Dr. Arı, “Kızlar, sosyal ilişkiler ve duygusal desteğe daha fazla ihtiyaç duydukları için pandemi sürecinden daha fazla etkilendi. Hızlanmış kortikal incelme, özellikle sosyal biliş ile ilişkili beyin bölgelerinde daha yaygın olarak ortaya çıktı. Bu izolasyonun, kızlar üzerinde daha derin bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.
BU GENÇLERİN ZİHİNSEL SAĞLIĞI İZLENMELİ
Pandemi sürecinde ergenlik döneminde olan gençlerin izlenmesinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Arı, “Bu bireyler için uygun destek mekanizmalarının geliştirilmesi, onların uzun vadeli zihinsel sağlığını korumak adına kritik bir öneme sahip. Bu süreçte gençlerin yaşadığı deneyimlerin izlenmesi ve anlaşılarak desteklenmesi, ileride karşılaşabilecekleri sorunları en aza indirebilir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sürücüsü ve plakası henüz belirlenemeyen yolcu otobüsü, Cumhuriyet köyü mevkisinde şarampole devrildi.
İhbar üzerine kaza yerine sağlık, AFAD, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Kazada yaralanan otobüsteki 21 kişi, Afyonkarahisar’daki hastanelere kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son 50 yılda görülme sıklığı iki katından fazla artan meme kanseri, her 8 kadından birinin karşılaştığı bir risk haline geldi. Türkiye’de, dünya ortalamasından 10 yıl daha erken yaşlarda ortaya çıkabilen meme kanseri, toplumda yaygınlaşan bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. UEDAŞ’ın Pembe Lambalar Projesi ise erken teşhisin hayat kurtarıcı rolüne dikkat çekmek amacıyla her yıl Ekim ayında sokakları pembeye büründürerek toplumsal farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Proje, bu yıl ONKODAY iş birliğiyle hayata geçirilirken, aydınlatma direklerine eklenen pembe çalar saatler erken teşhis için “Geç Kalma” mesajına vurgu yaptı.
Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’da 5 milyonun üzerinde nüfusa kesintisiz enerji sağlayan UEDAŞ, 2017’den bu yana sürdürdüğü “Pembe Lambalar Projesi” ile meme kanseri hakkında farkındalık oluşturuyor. Bu yıl ONKODAY (Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği) iş birliğiyle gerçekleştirilen proje yeni bir boyut kazanarak, erken teşhisin önemini vurgulayan pembe çalar saatlerle desteklendi. Her yıl Ekim ayında hayata geçirilen proje, dünya genelinde her sekiz kadından birinin karşılaşabileceği meme kanserine dikkat çekiyor ve erken teşhisin hayat kurtarıcı etkisine dair toplumsal farkındalığı artırıyor. UEDAŞ’ın toplumsal sorumluluk anlayışını gözler önüne seren Pembe Lambalar Projesi, her yıl farklı kadın dernekleriyle yapılan iş birlikleri sayesinde daha da güçlenerek kadın sağlığı konusunda bilinç oluşturmayı sürdürüyor.
Her Ekim, erken teşhis için pembe ışıklar yanıyor
Meme kanserinde erken teşhisin hayati önemine dikkat çeken UEDAŞ Genel Müdürü Gökay Fatih Danacı, “7 yılı aşkın süredir Pembe Lambalar Projesi ile Ekim aylarında şehirlerimizi meme kanserine karşı bilinçlendirme amacıyla pembe ışıklarla donatıyoruz. Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri, her yıl dünyada milyonlarca yeni vaka ile ciddi bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Proje kapsamında erken tanının yaşamı kurtarma potansiyelini gündelik hayata taşıyoruz. Türkiye’de meme kanserinin dünya genelindeki ortalama yaş sınırından yaklaşık on yıl daha önce görüldüğünü göz önüne aldığımızda, farkındalığın yaygınlaşması büyük bir önem taşıyor. Bu sebeple bu yıl ONKODAY ile güçlerimizi birleştirerek, Pembe Lambalar projemiz ve şehrin uğrak noktalarındaki aydınlatma direklerimize yerleştirdiğimiz çalar saatlerle meme kanser riskine dikkat çekmeyi, farkındalığı arttırmayı hedefledik. Kadınların sağlıkla dolu bir yaşam sürebilmesi için, farkındalığı artırmak ve tarama oranlarını yükseltmek adına bu projeye kararlılıkla devam ediyoruz” dedi.
Erken teşhisin gücünü topluma hatırlatıyoruz
Projenin sadece görsel bir etki oluşturmakla kalmadığını, aynı zamanda sağlık bilincini güçlendirdiğini belirten Onkoday Yönetim Kurulu Üyesi Ülkü Şimşek, “Bu projeyle, kadınların meme kanserine karşı bilinçlenmelerini ve düzenli taramaların ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyoruz. Farkındalık çalışmaları sayesinde kadınlar, erken teşhisin getirdiği tedavi avantajlarından haberdar oluyor. Ayrıca, pembe ışıklarla şehirde oluşturulan bu güçlü semboller, herkesin aklında meme kanseri konusunda kalıcı bir iz bırakıyor. ONKODAY olarak, toplum sağlığını iyileştirecek her projede var olmaktan gurur duyuyoruz ve UEDAŞ ile yürüttüğümüz bu farkındalık projesinin geniş kitlelere ulaşmasını amaçlıyoruz” açıklamasında bulundu. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube ekipleri, Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyon düzenledi.
Özel harekat timlerinin de desteğiyle 8 Ekim’de Bitlis merkez, Tatvan ve Ahlat ilçeleri ile Burdur’da yapılan eş zamanlı operasyonlarda 9 şüpheli gözaltına alındı.
Polisteki işlemlerin ardından cumhuriyet savcılığına sevk edilen 9 şüpheli, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.
Şüphelilerin ikametlerindeki aramalarda, 142,4 gram sentetik uyuşturucu, 55 uyuşturucu hap, yarı otomatik tüfek ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi.
Dosya kapsamında 22 şüpheli hakkında da işlem yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜŞÜK riskini artıran faktörlere dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Alp Öztürk, “Gebelerin kontrolsüz diyabet, hipertansiyon, tiroit ve hormonal bozukluklar gibi devam eden bir sağlık sorunları varsa, düşük yapma riski artmaktadır. ‘Yetersiz serviks’ olarak da adlandırılan bazı rahim rahatsızlıkları veya zayıf rahim ağzı dokuları, düşük yapma olasılığını artırabilir. Sigara içen kişilerin düşük yapma riski sigara içmeyenlere göre daha yüksektir. Kafein veya alkolün yoğun kullanımı da riski artırır” dedi.
İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Alp Öztürk, düşük konusunda açıklamalarda bulundu. Düşüğün 20’nci haftadan önce gebeliğin ani olarak sonlanması olduğunu belirten Op. Dr. Aslıhan Alp Öztürk, “Bilinen gebeliklerin yaklaşık yüzde 10 ila yüzde 20’si, düşükle sonuçlanır. Ancak gerçek sayı muhtemelen daha yüksektir. Bunun nedeni, düşüklerin gebeliğin erken dönemde, insanlar hamile olduklarını fark etmeden önce gerçekleşmesidir. ‘Düşük’ terimi, hamilelik sırasında bir şeylerin ters gittiği izlenimi verebilir. Bu nadiren doğrudur. Birçok düşük, doğmamış bebeğin düzgün gelişmemesi nedeniyle gerçekleşir. Düşük yapmak oldukça yaygın bir deneyimdir ancak bu onu daha kolay hale getirmez. Düşük yapmaya neyin sebep olabileceğini, riski neyin artırdığını ve hangi tıbbi bakımın gerekebileceğini anlamak gerekir” diye konuştu.
‘İLK 3 AYDAKİ DÜŞÜKLERİN YARISI EKSİK YA DA FAZLA KROMOZOMLA İLİŞKİLİ’
Düşüklerin çoğunun doğmamış bebeğin düzgün gelişmemesi nedeniyle gerçekleştiğine değinen Op. Dr. Öztürk, “İlk üç aylık dönemdeki düşüklerin yaklaşık yarısı ile üçte ikisi, fazladan veya eksik kromozomlarla bağlantılıdır. Kromozomlar, insanların nasıl göründüğü ve işlev gördüğüne dair talimatları olan genleri içeren her hücrede bulunan yapılardır. Bir yumurta ve sperm birleştiğinde, iki kromozom seti (her bir ebeveynden birer tane) bir araya gelir. Ancak herhangi bir set normalden daha az veya daha fazla kromozoma sahipse, bu düşükle sonuçlanabilir” dedi.
‘DÜŞÜK RİSKİNİ ARTIRAN ETKENLER’
Düşük riskini artıran faktörleri anlatan Op. Dr. Öztürk, şu bilgileri paylaştı:
“35 yaşından büyükseniz, daha genç bir kişiye kıyasla düşük yapma riskiniz daha yüksektir. 35 yaşında, yaklaşık yüzde 20 riskiniz vardır. 40 yaşında, risk yaklaşık yüzde 33 ile yüzde 40 arasındadır. 45 yaşında ise, bu oran yüzde 57- yüzde 80 arasında değişir. Daha önce bir veya daha fazla düşük öyküsü mevcutsa, gebelik kaybı riski daha da yüksektir. Kontrolsüz diyabet, hipertansiyon, tiroit ve hormonal bozukluklar gibi devam eden sağlık sorunları varsa, düşük yapma riski artmaktadır. Bazı rahim rahatsızlıkları veya zayıf rahim ağzı dokuları, yetersiz serviks olarak da adlandırılır, düşük yapma olasılığını artırabilir.”
‘SİGARA İÇENLERDE RİSK DAHA FAZLA’
Sigara içen kişilerin düşük yapma riskinin sigara içmeyenlere göre daha yüksek olduğunu işaret eden Op. Dr. Aslıhan Alp Öztürk, “Kafein veya alkolün yoğun kullanımı da riski artırır. Yasadışı uyuşturucuların kullanımı da riski çok artırmaktadır. Düşük kilolu olmak veya obez olmak, düşük riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bazen partnerlerden biri sağlıklı olabilir ancak düşük riskini artıran genetik bir sorun taşıyabilir. Örneğin, bir partnerin iki farklı kromozomun parçaları birbirine bağlandığında oluşan benzersiz bir kromozomu olabilir. Buna ‘translokasyon’ denir. Partnerlerden biri kromozom translokasyonu taşıyorsa, bunu embriyoya geçirmek düşük olasılığını artırır” ifadelerine yer verdi.
‘BELİRTİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’
Op. Dr. Öztürk, dikkat edilmesi gereken bazı belirtileri şu şekilde sıraladı:
“Vajinadan ağrılı veya ağrısız kanama, lekelenme adı verilen hafif kanamalar da dahildir.
Kasık bölgesinde veya bel ile sırt bölgesinde ağrı veya kramp.
Vajinadan sıvı veya doku gelmesi.
Hızlı kalp atışı (taşikardi).”
Op. Dr. Öztürk, “Vajinadan doku geldi ise temiz bir kaba koyarak hekime başvuru sağlanmalıdır. Düşük belirtilerini kontrol etmek için doku incelenebilir. İlk trimesterde vajinal lekelenme veya kanama yaşayan çoğu hamilenin başarılı gebelikler geçirdiği de unutulmamalıdır. Ancak kanamanız şiddetliyse veya kramp tarzında ağrılarla birlikteyse mutlaka hekime başvuru sağlanmalıdır” dedi.
‘DÜŞÜĞE NEDEN OLABİLEN BESİNLER’
Bazı yiyeceklerin kontaminasyon, bakteriyel enfeksiyonlar veya yüksek düzeyde zararlı maddeler nedeniyle risk oluşturabileceğini söyleyen Op. Dr. Öztürk, düşük riskini azaltmak için kaçınılması gereken bazı yiyecekler hakkında şunları söyledi:
“Pastörize edilmemiş süt ve peynirler, düşük veya yenidoğanlarda ciddi hastalıklara yol açabilen enfeksiyona yol açabilen bir bakteri olan Listeria’ya ev sahipliği yapabilir. Pastörize olarak etiketlenmediği sürece taze, yumuşak ve küflü peynirlerden kaçınılmalıdır. Çiğ veya az pişmiş et tüketmek, düşükle sonuçlanabilen bir enfeksiyon olan toksoplazmoza yol açabilir. Kılıç balığı, uskumru ve kiremit balığı gibi balıklar, fetüsün gelişmekte olan sinir sistemine zarar verebilecek yüksek cıva seviyelerine sahiptir. Suşi ve diğer çiğ deniz ürünleri zararlı bakteri ve parazitler içerebilir. Yüksek kafein tüketiminin düşük riskini artırdığı görülmüştür. Bazı bitki çayları ve takviyeleri, rahim kasılmalarını tetikleyebilen ve potansiyel olarak düşükle sonuçlanabilen içerikler içerir. Yapay katkı maddeleri, koruyucu maddeler ve aşırı tuz içeren yiyecekler hamilelik sağlığını olumsuz etkileyebilir. Alkol, fetal alkol sendromuna ve düşüklere yol açabilir. Tamamen uzak durmanız önerilir. Pastörize edilmemiş meyve suları da hamilelikte risk oluşturabilecek E. coli gibi zararlı bakteriler içerebilir.”
‘DUYGUSAL OLARAK İYİLEŞME ZAMAN ALABİLİR’
Bazen her ne kadar istenmese de çeşitli faktörler sonrasında yaşanabilen düşük durumu sonrasında dikkat edilmesi gerekenlerden bahseden Op. Dr. Öztükrk, “Düşük yapan bazı kişiler kendilerini suçlarlar, gebeliğin sonlanması yıkıcı olabilir ve sizi bir dizi duygu ve birçok soruyla baş başa bırakabilir. Ancak çoğu zaman düşük, kimsenin hatası olmayan rastgele bir olay nedeniyle gerçekleşir. Düşük sonrası duygusal olarak iyileşmek genellikle fiziksel iyileşmeden daha zor ve uzundur. Kaybınız için yas tutmak için ihtiyacınız olan zamanı kendinize ayırın. Duygularınız hakkında eşinizle, arkadaşlarınızla ve ailenizle konuşun, kendinizi destekleyici insanlarla çevreleyin veya kaybınızla başa çıkmanıza yardımcı olması için profesyonel danışmanlık hizmeti almalısınız” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EN ÇOK HİLE LAHMACUNDA YAPILIYOR
Bir köfte firmasının köfte ve dönerinde domuz eti tespit edilmesi, skandalı daha da derinleştirdi. Listeye bakıldığında, en çok hilenin lahmacunda yapıldığı dikkat çekiyor. Peki, hilesiz bir lahmacunun fiyatı en az kaç lira olmalı? Ustalar, gerçek et kullanılarak yapılan bir lahmacunun en az 50-60 TL olması gerektiğini, bu fiyatın altında satılan lahmacunlardan kaçınılması gerektiğini belirtiyor.
Lahmacun, içine eklenen bol baharat, soya sosu ve tavuk taşlık gibi ürünler sayesinde müşterinin sahteciliği fark etmesinin en zor olduğu yiyeceklerden biri. Kıyma katılmadan, sanki et varmış gibi bir lezzet elde edilmesi bu yöntemlerle sağlanabiliyor. Bu durum, tüketicilerin gerçek et kullanılıp kullanılmadığını anlamasını oldukça zorlaştırıyor.
60 LİRAYA DA 250 LİRAYA DA BULMAK MÜMKÜN
Fiyatı düştükçe şüpheler artıyor. Piyasada 60 liraya da 250 liraya da lahmacun bulmak mümkün. Tarım ve Orman Bakanlığının açıkladığı tağşiş listesine göre sıklıkla kanatlı eti kullanıldığı tespit edildi. Gerçek lahmacunun fiyatı, kullanılan etin kalitesine, diğer malzemelere ve işletmenin genel maliyetlerine bağlı olarak değişir.
BU FİYATIN ALTINDAYSA SAKIN ALMAYIN
Uzmanlar, maliyetler göz önünde bulundurulduğunda gerçek et kullanılan bir lahmacunun 100 TL civarında olması gerektiğini ifade ediyorlar. Daha düşük fiyatlara satılan lahmacunlarda ise tağşiş riski olabileceği belirtiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 25 yıl aradan sonra Adana’da Çukurova Amfi Tiyatro’da sahne aldı.
Hayranlarıyla bir araya gelen Tatlıses, vatandaşlarla sohbet etti.
DİNLEYİCİLERDEN ALKIŞI ALDI
İbrahim Tatlıses, çok sayıda kişinin katıldığı etkinlikte sevilen eserlerini seslendirirken, şarkılarına hayranları da eşlik etti.
Vatandaşlarca cep telefonlarıyla görüntülenen Tatlıses, şarkı aralarında vatandaşlarla sohbet ederek duygusal anlar yaşadı.
İlgiyle takip edilen Tatlıses’in performansı, konser alanındaki dinleyiciler tarafından alkışlandı.


Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yapımcı Ali Sacihan ile senarist İshak Tekgül, filmle ilgili soruları cevapladı.
Ali Sacihan

● ‘Pırıl’, matematik sevgisiyle öne çıkan bir karakter. ‘Pırıl’ın yaratım sürecinde nelere dikkat ettiniz?
Ben aslında bir matematik öğretmeniyim. Eşim Neslihan da meslektaşım. Pırıl eşimin hayalinden doğmuş bir karakterdir. Öğretmenlik yaptığımız dönemlerde çocukları ve matematiği bir arada gözlemleme şansımız oldu ikimizin de. Tespit ettiğimiz ana sorun, matematiğin sevilmezse anlaşılamayacağı oldu. Pırıl bu yüzden matematiğin eğlenceli yüzünü çocuklara göstermek için oyunlaştırarak ve eğlendirerek anlatıyor. En dikkat ettiğimiz husus matematikte eğlenceden taviz vermemek.
REKLAM
● ‘Pırıl’ı dizinin ardından sinema perdesine taşımanızdaki en büyük motivasyonunuz neydi?
Pırıl TRT Çocuk’ta hedef kitle seyircisini kucaklamayı başardı. Veliler de öğretmenlerimiz de çocuklar da dizimizi sevdiler. Bu da ATF ailesi olarak bizi yüreklendirdi ve sinemaya taşımaya karar verdik. Senaristimiz İshak 2. Tekgül güzel bir sinopsisle geldi bize. Uzun ve yoğun çalışmalar neticesinde senaryosuyla müziğiyle rengiyle sesiyle içimize sinen bir film oldu.
● Türkiye’de animasyon ve çizgi dizi/film sektörünü genel olarak değerlendirmenizi rica etsek…
Ülkemiz animasyon dizi/film sektörü büyük bir mücadele veriyor gerçekten. Animasyon çok maliyetli bir iş ancak şunu görebiliyoruz ki her geçen gün bu sektör ülkemiz adına ileri taşınıyor. Bugün biz de üzerimize düşeni yaptık.
İshak Tekgül
● Matematik genellikle çocukların daha az sevdiği bir alan. Pırıl ile matematiği nasıl bir açıdan ele alıyorsunuz?
Pırıl’ın gözünden matematiğe bakan çocuk onun korkulacak bir ders değil tam aksine eğlencelerle dolu tarafını görmüş oluyor. Pırıl ve arkadaşlarının matematiğe yaklaşımı çocuklara rol model oluyor. TRT Çocuk ekranlarında yayınlanan Pırıl animasyon dizimiz çocukları eğlendirirken aslında çok önemli bir ders olan matematiği oyunu seven her çocuğun kavrayabileceğini de gösteriyor.
● Yazım süreçlerinizde ilham aldığınız ve çocuklara da ilham olmasını istediğiniz şeyler nelerdir?
Pırıl’ın sinema filmini yazarken bana ilham olan şey bu evrenin ölçülebilir ve matematikle açıklanan bir yanının olmasıydı. İnsan herhangi bir şeyi kavrayabilmek için en az iki şeyi birbirine bağlaması ve hesaplayıp aklına yatırması gerekiyor. Matematik bu noktada olmazsa olmaz bir şey. Ben matematikten hiç anlamam diyen herkesin aslında sosyal hayatta matematiği ne kadar kullandığını fark etmesi gerekiyor.
● Animasyon dizi ile filmlerin senaryo açısından farklılıkları nelerdir? Aileler ve çocukların filmi izledikten sonra nasıl bir duyguyla sinemadan ayrılmasını bekliyorsunuz?
Animasyon dizimizin her bölümü belli bir noktayı aydınlatan lokal ışık ise sinema filmimiz “Pırıl Sayıların Gizemi” kocaman bir şehri Pırıl Pırıl aydınlatan daha büyük bir hikaye. Sinema filmimizde de dizide olduğu gibi çıkış noktamız matematik. Aynı matematik hem problemimiz hem de çaremiz oluyor. Film geniş bir yaş grubuna hitap etmeyi başardı. Bunu filmimizin galasında gözlemleme şansım oldu. Aileler çocuklarıyla birlikte bu gizemli macerada aynı problemi birlikte çözmeye çalışıyorlar. Seyircilerimizi filmin çıkışında matematiğe dair uzun bir sohbet bekliyor. Film çocuklarımıza mücadele ruhundan, arkadaşlıktan, ekip bilincinden bahsederken çıkışta matematiği sevmeyen bir çocuğa bile “iyi ki matematik var” dedirtmeyi başarıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

TAKI TÖRENİ 5 SAAT SÜRDÜ
Takı töreninin 5 saat sürdüğü düğünde, damada 10 milyon TL, geline ise yaklaşık 4 kilo altın takıldı. Takılan parayı yaklaşık 25 kişi sayarken, gelin Hasret Bilici’nin üzerindeki takıları taşımakta zorlandığı görüldü. Davetliler, gelin ve damatla birlikte halay çekti, söylenen Kürtçe şarkılar eşliğinde saatlerce oynadı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

ALANSON’UN AÇIKLAMASINDAN BİR KAÇ SAAT SONRA SERT BİR MESAJ YAYIMLADI
Alanson’dan birkaç saat sonra bir açıklama da eşi Biricik Suden’den geldi. Taziye için arayanlara önce teşekkür eden Biricik Suden, taziyeye diye arayıp Mazhar Alanson’dan çok ağlayanlara uyarı geçti.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medyada lüks harcamalarıyla ünlenen ardından da vergi kaçırma ve kara para aklama suçlamasıyla cezaevine giren Polat çifti, geçtiğimiz günlerde tahliye olmuştu.
İFADE VERDİLER
Dilan ve eşi Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 28 sanığın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından yargılaması, Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.
Dava kapsamında yargılanan Polat çiftinin de aralarında bulunduğu 6 sanık hakkında ayrıca “vergi kanununa muhalefet” suçundan ayrı bir soruşturma yürütülüyor.
Bu soruşturma kapsamında Dilan ve Engin Polat çifti ifade vermek için Anadolu Adalet Sarayı’na geldi.
Soruşturmanın yürütüldüğü Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Vergi Suçları Soruşturma Bürosu’na çıkan Polat çiftinin “şüpheli” sıfatıyla ifadeleri alındı.
4 ŞÜPHELİNİN DAHA İFADESİ ALINACAK
Dilan Polat’ın ifadesinde “vergi kanununa muhalefet” konusuyla ilgili bir bilgisinin olmadığını iddia ettiği, eşi Engin Polat’ın ise şirketlerindeki eyleme ilişkin, “gerçek ticaret yaptık” şeklinde beyanda bulundukları öğrenildi.
Soruşturmada, baba Sezgin Polat’ın da aralarında bulunduğu diğer 4 şüphelinin de ifadesinin alınacağı belirtildi.
Öte yandan, soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda, incelenen 7 şirketin kamuyu 295 milyon lira zarara uğrattıklarının tespit edildiği yer aldı.
İLGİLİ HABERDilan Polat: Tahliye olduğu gün paylaşım yaptığım için Engin duvara kafa attıSeçil Selen Balık
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pek çok kişi gerçek aşkı bulmanın önemini bilir ve hayatında doğru kişiyi arar. Ancak bazen yanlış kişiyi doğru insan sanma ihtimalimiz oldukça yüksek. İşte karşınızdaki kişinin doğru insan olduğunu gösteren 7 önemli işaret…
Doğru kişiyi bulduğunuzu gösteren 7 önemli işaret!
Hemen herkes hayatı boyunca gerçek aşkın peşinde koşar. Ancak bir ilişkide uyum sağladığınız biriyle olmak her şeyden daha önemlidir. Hayatınızdaki kişinin sizin için doğru insan olup olmadığını anlamanın oldukça pratik birkaç yolu vardır. Bunlardan bazılarını sizin için derledik.
1. Her zaman ilgilenir ve sıkılmaz

Eğer sizin için doğru olan bir erkekle birlikte olursanız, size olan ilgisine dikkat etmelisiniz. Çünkü doğru insanda asla ilgi eksikliği hissetmezsiniz. Eğer size olan ilgisinin az olduğunu ve yalnızca bazı zamanlar sizinle ilgilendiğini düşüyorsanız doğru kişi ile karşı karşıya değilsiniz. Sizi gerçekten seven kişi mecbur olduğu için değil, gerçekten sizi sevdiği için ilgisini eksik etmez.
2. Sizi kaybetmekten çok korkarlar

Doğru kişi olarak ifade edebileceğimiz bu insanlar, sizi kaybetmekten çokça korkarlar. Diğer insanlar sizin kırıp dökerken, sizden ayrı olma fikri bu insanları çok korkutur ve bu sebeple size daha çok değer verirler. Hayatın anlamının siz olduğunu ve hayatın sizinle daha anlamlı olduğunu düşünürler.
3. Hem duygusal hem zihinsel ihtiyaçlarınıza kayıtsız kalmaz

Hem evlilik hem de sevgililik için eğer doğru kişiyle birlikteyseniz, duygusal, fiziksel ve zihinsel tüm ihtiyaçlarınızı karşılar. Karşıdaki kişi tarafından her zaman korunduğunuzu hissedersiniz ve güvende olma hissi doğurur. Kendinizi yalnız ya da hayâl kırıklığına uğramış şekilde hissetmezsiniz. Ayrıca sizi çok fazla önemsedikleri için o kişiyle beraberken hiçbir duygunun eksikliğini hissetmezsiniz.
4. Söz verdiğinde arkasında durur

Pek çok insan verdiği sözü tutma konusunda oldukça sıkıntılıdır. Fakat gerçekten sizi seven kişiler verdiği sözü her daim tutar ve buna hep özen gösterir. Verdiği sözleri tutmamanın sizi üzeceğini bilerek buna göre hareket eder ve sizi asla hayâl kırıklığına uğratmaz. Bu özellikleri onlara daha da fazla güvenmenizi sağlar. Böylece karşılıklı bir güven duygusu sağlanır. Ve bir evliliğin sürmesi için neredeyse en önemli özellik güven duygusudur.
5. Ailesiyle ve çevresiyle tanıştırır

Eğer ilişkinizdeki erkek sizi ailesi ile tanıştırmayı çokça istiyorsa bu kişinin sizin için doğru insan olabileceğini söyleyebiliriz. Ancak sizi ciddiye almayan ve ciddi bir ilişki ya da evlilik düşünmeyen bir insanla karşı karşıyaysanız aile ve çevresiyle sizi uzun süre tanıştırmayacaktır.
Doğru ve ciddi düşünen kişiler için ailesi ile tanışmanız oldukça önemli olacaktır.
6. Tuhaf alışkanlıklarınızı dahi yargılamaz, her halinizle sever

Doğru kişi sizi hiçbir durumda, asla yargılamaz. Sizi bütün tuhaf alışkanlıklarınıza ve çılgınlığınıza rağmen sever. Bu sebeple onunla birlikteyken kendinizi gizlemek zorunda kalmazsınız. Öyle ki diğer insanlar sizi eleştirdiğinde kırılmamanız ve üzülmemeniz için çaba gösterirler ve size destek olurlar.
7. Hayallerinize destek olup sizi cesaretlendirirler

Doğru kişide bulunacak en önemli özelliklerden biri hayatınıza giren kişinin hayâllerinizi ve tutkularınızı gerçekleştirmeniz için size destek olup cesaretlendirmesidir. Ayrıca duygusal ve zihinsel desteğe ihtiyacınız olduğunda yine sizin yanınızda olurlar. Desteğini esirgemeyen bu insanlar ile beraber siz de hayâllerinizi gerçekleştirmek için daha cesur davranabilirsiniz.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kadınlar için oldukça önemli olan kirpikler, yüz güzelliğinin önemli bir parçasıdır. Pek çok kişi kirpiklerin hem daha uzun hem de kıvrık görünmesi için farklı ürünler kullanmaktadır. Ancak bu durum kişinin kendi doğal kirpiklerine kimi zaman zarar da verebilmektedir. Özellikle içinde kimyasal maddeler barındıran rimeller bazı kişilerde alerjiye neden olurken, takma kirpik de doğal kirpiklerde tahribata neden olabilmektedir.
Ok gibi kirpikler için sihirli ve doğal formül!
Çok eski zamanlardan beri kullanılan maskaralar, bu sebeple kirpiklerin uzun süre etkileyici bir şekilde durmasını sağlasa da, kimi zaman kirpiklerde dökülmeye neden olabilmektedir.
Kirpiklerin dökülmemesi ve doğal yoluyla uzaması için düzenli olarak bakım yapmak da oldukça önemli. Bunun yanı sıra maskarayı tam olarak temizlemek de oldukça önemli koşullardan biri.

Ayrıca kirpiklere sürülen kimi kimyasal yağlar, kirpik ve göz yapısına zarar verebilmekte. Ancak kirpiklerinize süreceğiniz doğru, doğal ve besleyici olan yağlar çok daha uzun ve dolgun kirpiklere sahip olmanıza yardım edebilir. İşte kirpiklerinizi doğal yollarla uzatmak için sihirli formül…
Kirpikleri uzatmak için hazırlayacağınız doğal formülün malzemeleri:
Birkaç damla badem yağı
2 yemek kaşığı kadar Hindistan cevizi yağı
1 ila 2 çay kaşığı kadar Hint yağı
Hazırlanışı:
Öncelikle bütün elinizdeki yağları bir kabın içerisine alarak hepsini iyice karıştırın. Sonrasında temiz bir maskara fırçası ya da kulak çöpü vasıtasıyla karışımı tüm kirpiklerinize sürün. Bu işlemi farklı günlerde de yapabilir ve bir ay boyu tekrarlayabilirsiniz. Böylece sonuç almanız hızlanacaktır.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pek çok kişi farkında olmadan doğru temizleyici ya da doğru metaryal kullanmıyor ve makyaj temizleme işlemini yaparken cildine büyük zararlar veriyor. Makyaj temizleyici seçimi yapılırken ise mutlaka cilt tipine uygun şekilde yapılması gerekmekte. Hem makyaj temizleyicinin, hem de kullanılan bütün cilt bakım ürünlerinin cilt tipine uygun olması gerekmekte. Peki en çok yapılan makyaj temizleme hataları neler?
Makyaj temizlerken sakın bunları yapmayın!
Makyaj temizleyiciler genellikle yüz için özel şekilde yapılmıştır. Örneğin yüzümüzde bulunan bazı kısımlar, yani gözler ve dudaklar diğer bölgelere göre daha farklı yapıda ve hassas olduğu için bu kısımların temizliğinde özel geliştirilmiş bazı ürünler yer almalıdır.
Eğer makyajı tek bir ürünle çıkarmak istiyorsanız, kullanacağınız ürünün gözlerinize ve dudaklarınıza uygun olmasına mutlaka dikkat etmelisiniz. Bunun yanında kullandığımız makyaj malzemeleri son derece kaliteli de olsa cildimizde istenmeyen problemlere sebep olabilmektedir.
Makyajı temizlemenin ihmal edilmesi halinde ciltte çeşitli kalıntılar ve izler kalabilmektedir.
Temizlerken oldukça narin olmalısınız!

Makyajlı cildinizi temizlerken sert hareketlerden kaçınmalısınız. Nazik masaj hareketleriyle temizlemeye dikkat etmelisiniz. Makyaj temizleyiciler içerisinde pek çok farklı madde içermektedir.
Cildinizin pH değerine mutlaka dikkat edin
Bunun yanı sıra kullanacağınız makyaj temizleyicinin içeriğine dikkat etmeli ve cildinizin pH değerini önemsemelisiniz. Kullandığınız ürünler aon derece kaliteli olmalı, çünkü kalitesiz makyaj temizleyicilerin makyajınızı tamamen çıkarmadığı bilinmekte.
Yalnızca su ile temizliyorsanız dikkat!
En fazla yapılan yanlışlardan biri yüzü yalnızca su ile temizlemek olarak biliniyor. Makyajı tamamen çıkarmadan su ile temas temizlik hissi yaratabilir ancak bu olay derinlemesine temizlik sağlamamakta. Yani makyaj hala yüzünüzde kalmaya devam eder.
Bu sebeple ilk aşamada ‘misel su’ denilen bir makyaj temizleyici kullanılmalı. İkinci aşamada ise temizleme jelleri, köpükler gibi ürünler kullanılabilmektedir.
Cilt temizliği yapılırken sıklıkla yapılan hatalardan biri de sıcak su ile yıkamaktır. Sıcak su cildimizin yağ dengesini bozduğu için tavsiye edilmez. Cildi aşırı ovmadan hafif bir masaj gibi ılık suyla temizlemek en iyisidir. Cilt soyucu, maske gibi ürünleri kullanırken dikkatli olunması gerekir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Adil Yargılanma Hakkı” temasıyla gerçekleştirilecek olan 14. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde ödüller, 21 Kasım’da düzenlenecek açılış töreninde sahiplerine takdim edilecek.
REKLAM
‘Sinema Onur Ödülü’: Füsun Demirel
1980’de Almanya Berlin Kollektiv Theater’da Vasıf Öngören’in yazıp yönettiği ‘Zengin Mutfağı’ oyunuyla adım attığı profesyonel sanat hayatına Türkiye’ye döndükten sonra bugün hayranlıkla izlediğimiz birçok isim gibi Dostlar Tiyatrosu, Devekuşu Tiyatrosu ve Dormen Tiyatrosu topluluklarında devam eden Füsun Demirel, 1984’te Atıf Yılmaz imzalı ‘Bir Yudum Sevgi’ ile sinema perdesine geçti yaptı. Bu başlangıcın ardından, ‘Züğürt Ağa’, ‘Asiye Nasıl Kurtulur?’, ‘Ah Belinda’, ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’, ‘Camdan Kalp’, ‘Berdel’, ‘Ay Vakti’, ‘Böcek’, ‘Büyük Adam Küçük Aşk’, ‘Eğreti Gelin’ ve sinemamızın mihenk taşı sayılan başka pek çok filmde canlandırdığı karakterlerle aranan ve unutulmaz bir oyuncu haline geldi.
Bugünkü başarılı kariyerini oluşturan rolleriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali ve Ankara Film Festivali başta olmaz üzere birçok festivalden ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülüyle döndü. Demirel, izleyiciyi içtenliğiyle ve gücüyle etkileyen oyunculuğu sayesinde dram ya da komedi ayırt etmeksizin her birinde devleştiği performanslar sergiledi. Sinema, televizyon ve tiyatroda 90’dan fazla projede izlediğimiz usta oyuncu, ilk aşkı tiyatro ile bağını da Dario Fo ile Franca Rame’nin toplam 27 oyununu Türkçeleştirerek hiç koparmadı. Bu yıl festivalde Sinema Onur Ödülü’nü alacak Füsun Demirel, 40 yılı aşan kariyerinde her daim üretmeye ve izleyicide hayranlık uyandırmaya devam ediyor.

‘Sinemaya Katkı Ödülü: Çetin Tunca
‘Menekşe Gözler’, ‘Üç Arkadaş’, ‘Gülşah’, ‘Selvi Boylu Al Yazmalım’, ‘Talihli Amele’, ‘Şalvar Davası’, ‘Hayallerim, Aşkım ve Sen’, ‘Köpekler Adası’…
Her biri Türkiye sinemasının klasiği olan bu filmlerden aklımızda kalan sahnelerdeki görüntülerin mimarı Çetin Tunca, bu yıl 14. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nden Sinemaya Katkı Ödülü alacak. ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’da Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın karşı konulmaz bakışları, ‘Şalvar Davası’nda Müjde Ar’ın tüm köye başkaldırdığı unutulmaz çatı aktarma sahnesi ya da ‘Üç Arkadaş’ filminde İstanbul’u filmin bir diğer başrolü haline getiren görüntüler bugün 86 yaşındaki Çetin Tunca’nın kamerası aracılığıyla belleklerimizde yer etti. Yeşilçam’da başladığı kariyerine 127 film ve televizyon dizisi sığdıran Tunca, iki kez Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘Altın Portakal’ ödülüne layık görüldü. Bugünün teknolojisi ve dijital imkânları düşünüldüğünde, o dönemin imkânsızlıkları içerisinde yaratıcılığı ve yeteneğiyle kurgu masasına gelmeden filmin görsel dünyasını sette oluşturan usta isim Çetin Tunca, 2007’de Türkan Şoray’ın başrolünü üstlendiği Engin Ayça filmi ‘Suna’ ile görüntü yönetmenliğini bıraktıysa da yönettiği belgesellerle sinemamıza katkı sunmaya ve üretmeye devam ediyor.

‘Akademik Onur Ödülü’: Prof. Dr. Sami Selçuk
14. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin Akademik Onur Ödülü bu yıl, Yargıtay Birinci Başkanlığı’ndan emekli Prof. Dr. Sami Selçuk’a takdim edilecek. Prof. Dr. Sami Selçuk, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra, önce Ankara, daha sonra Konya ve Balıkesir yargıç / savcı adayı olarak mesleğe başladı. Sırasıyla Sütçüler, Akşehir, Yenice Asliye Mahkemeleri nezdinde Cumhuriyet savcı yardımcısı ve Cumhuriyet savcısı, 1972’den sonra ülkemizde bilinen deyişle Yargıtay Cumhuriyet başsavcı yardımcısı, doğru terimle “Yargıtay nezdinde Cumhuriyet başsavcı yardımcısı” olarak çalışan Selçuk, 1982’de Yargıtay üyesi oldu.Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nca, 1990, 1994 ve 1998’de Dördüncü Ceza Dairesi Başkanlığı’na; 1999’da Yargıtay Birinci Başkanlığı’na seçildi. Emekliliğinin ardından İ. D. Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde dersler veren Prof. Dr. Sami Selçuk’un Varlık, Adam Sanat, Türkiye Günlüğü, Revue des deuxmondes (Paris), Revue de droit pénal et de criminologie (Brüksel), Archiviopenale (Milano), Cuadernos de politíca criminal (Madrid) gibi birçok yerli ve yabancı dergiler ile günlük basında incelemeleri ve çevirileri yayınlandı. Selçuk’un hukuk, dil, laiklik, Atatürkçü anlayış ve benzeri konularda incelemeleri ve çevirileri İmge Kitabevi tarafından yayımlanmaya devam ediyor.
Hukuk alanındaki akademik programı, uzun ve kısa metrajlı uluslararası film yarışmaları, Adalet Terazisi film seçkisi, yan etkinlikleri ve film endüstrisine yönelik VisionIst bölümünden oluşan zengin bir programı ‘Herkes İçin Adalet’ ilkesi çerçevesinde bir araya getiren, Prof. Dr. Adem Sözüer’in başkanlığında, Prof. Dr. Bengi Semerci’nin direktörlüğünde düzenlenen festivale dair detaylar önümüzdeki günlerde açıklanacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden senarist ve yönetmen Tomris Giritlioğlu için dün Mecidiyeköy’deki İstanbul Devlet Tiyatroları sahnesinde tören düzenlendi.
Tomris Giritlioğlu için ikindi namazının ardından Teşvikiye Camii’nde cenaze namazı kılındı. Giritlioğlu’nun cenazesi bugün Hatay’a getirildi.
GÖZYAŞLARIYLA UĞURLANDI
Antakya Asri Mezarlığı’nda Tomris Giritlioğlu için tören düzenlendi. Törene Giritlioğlu’nun ailesi ve sevenleri katıldı.
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk’ün de katıldığı cenaze namazının ardından Tomris Giritlioğlu, gözyaşları arasında toprağa verildi.



Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Dilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu sene 61’incisi düzenlenecek AntalyaAltın Portakal Film Festivali’ne sayılı günler kalırken, detaylar da netleşmeye başladı.
5-12 Ekim tarihleri arasında yapılacak festivalde yarışacak filmlerin sayısı da belli oldu.
Bu kapsamda da festivalde; Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 12 film, Kısa Film Yarışması’nda 10 film, Belgesel Yarışması’nda ise 8 film yarışacak.
Festival öncesinde gelenekselleşen, halk ile festivale gelen sanatçıların buluştuğu kortejin bu sene yapılıp yapılmayacağı henüz netleşmedi.
BİRÇOK USTA İSİM OLMAYACAK
Kortejde ünlü oyuncularla birlikte Yeşilçam’ın usta isimleri de halkla buluşuyordu. Bu sene yapılacak festivalde, 2024 yılında yaşamını yitiren Yeşilçam’ın birçok usta ismi yer alamayacak. Bu sene hayatını kaybeden Altın Portakal ödüllü Genco Erkal, Kenan Işık, Sevda Ferdağ, Kayhan Yıldızoğlu, Türker İnanoğlu, Fatma Karanfil, Ayla Algan, Tomris Giritlioğlu ve Sema Çeyrekbaşı gibi isimler festivalde yer alamayacak.
‘GENCO’ BELGESELİ GÖSTERİLECEK
Festivalle aynı tarihlerde Karaalioğlu Parkı’nda Yeşilçam Festivali yapılacak. Festival kapsamında Yeşilçam sanatçılarının görselleri, söyleşiler, dönemde kullanılan film makinesinden Yeşilçam film gösterimleri gerçekleştirilecek.
Öte yandan festivalde yönetmenliğini Selçuk Metin’in yaptığı ‘Genco’ belgeseli, Genco Erkal’ın anısına özel gösterim ile izleyicisiyle buluşacak.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hastanenin toplantı salonunda düzenlenen Genel uyum eğitimi programına Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Fahri Dağhan, Eğitim Hemşiresi Filiz Dişkaya, Hasta Hakları Birim Sorumlusu Abidin Kaya, Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Seda Karadağ, İş Sağlığı Güvenliği Sorumlusu Neşe Erdoğan ve Çevre Sağlığı Teknikeri Yüsra Çiçekli ile öğrenciler katıldı.
Staja başlayan hemşire adaylarına çalışma hayatlarında aktif rol alabilmeleri için teorik eğitim ile öğrenmiş oldukları bilgileri pratik eğitimle tamamlamaları için stajyer olarak başlayacak öğrencilere “Genel uyum eğitimi” verildi.
Genel uyum eğitiminde ayrıca birim sorumluları tarafından eğitime katılan stajyer öğrencilere, sağlıkta kalite standartlarına göre hastanenin genel tanımı, hastane organizasyon yapısı, hastane kuralları, hasta hakları, hasta ve çalışan sağlığı uygulamaları, hastanemizde kullanılan renkli kodlar, istenmeyen olay bildirimi, hastane misyon, vizyon ve değerleri, el hijyeni, standart enfeksiyon korunma önlemleri, izolasyon önlemleri ve kullanılan kartlar hakkında bilgilendirme ve korunma yolları, Atık Yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği ile yangın güvenliği eğitimi hakkında bilgiler anlatıldı.
Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mehmet Şirik ise sağlıktaki kalitenin arttırılması ve hasta memnuniyeti için verilen eğitimlerin önemli olduğunu belirterek aralıksız olarak sürdürüleceğinin altını çizdi. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzungöl‘de 1974’ten bu yana otel ve restoran işleten Dursun Ali İnan‘ın, bölgede topladığı ağaç köklerinden yaptığı hayvan figürleri, sandalye, masa, avize ve çeşitli dekoratif eşyaların yer aldığı Uzungöl Dursun Ali İnan Müzesi’nde oluşturulan yaban hayatı bölümü ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
Araç çarpması ve çeşitli nedenlerle ölen yaban hayvanları, çeşitli kimyasal işlemlerle içlerinin doldurulmasının ardından müzede sergileniyor.
Kurt, geyik, ayı, vaşak, dağ keçisi, tilki, atmaca ve su samuru gibi yörede yaşayan hayvanların yer aldığı bölüm müzenin en çok ilgi gören alanlarının başında geliyor.
Müze aynı zamanda göçler, işgaller, düğünler, sivil ve dini mimari, tarım ve hayvancılık ürünleri gibi çok sayıda tarihi eşyaya da ev sahipliği yapıyor.
Uzungöl Dursun Ali İnan Müzesi yöneticisi Mehmet İnan, AA muhabirine, toplanan çok sayıda eserin daha doğru bir yerde sergilenmesi amacıyla açılan müzeye ilginin her geçen yıl arttığını söyledi.
Müzenin kuruluş aşamasında Karadeniz Teknik Üniversitesinden jeoloji, arkeoloji, yaban hayatı ve tarih bölümlerinden ciddi destekler aldıklarını vurgulayan İnan, “Küratörlerle sanat yönetmenleriyle grafik tasarımcılarla iç mimarlarla beraber bir komisyon oluşturduk. Ondan sonra onlarla beraber yaklaşık bir yıllık çalışmanın sonucunda dizaynını, toparlanmasını ve sergilenmesini yaptık.” dedi.
“Kültür ihracatı yaptığımızı düşünüyoruz”
Müze açıldığından bu yana her yıl ziyaretçi sayısının arttığını aktaran İnan, şöyle devam etti:
“Bu yıl son rakamlarımız henüz çıkmamasına rağmen 20 bini aştığını düşünüyoruz ziyaretçi sayısının. Tabii yabancı misafirler, özellikle yurt dışından gelen misafirler bizim için daha önemli. Ne anlamda daha önemli? Kültürümüzü yurt dışına tanımaktan bir onur duyuyoruz. Biz bugün aynı zamanda bunu bir memleket meselesi olarak görüyoruz. Yoksa bizim insanımız elbette daha kıymetli fakat biz bir kültür ihracatı yaptığımızı düşünüyoruz bu şekilde. Gelen misafirlerimize tarihimizi, yaşantımızı anlattığımızda ve bunu doğayla bütünleştirdikleri zaman daha kalıcı olduğunu düşünüyoruz. Bundan dolayı da gurur duyuyoruz.”
İnan, ziyaretçilerin müzeyi gezdikten sonra verdikleri olumlu tepkiden büyük mutluluk duyduklarına işaret ederek, kültüre ve tarihe merakı olanların müzeyi gezerken duygulu anlar da yaşadıklarını sözlerine ekledi.
Bölgede yaşayan çocukların müzeyi ücretsiz gezebildiklerine değinen İnan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kültürümüzü bu çocuklarımız taşıyacak. Çünkü biz burada savaşları da anlatıyoruz. Çekilen sıkıntıları da her şeyi anlattığımızdan dolayı bu vatanın kolay kazanılmadığını, bu müzede çocuklar görecek çünkü kılıçları görecekler.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANATÇI Bülent Ersoy, son dönem sanatçılar arasında yaşanan kayıplar ve vefa gösterilmemesiyle ilgili soruya, “Vallahi ben hiç umursamıyorum, cenazeme kimsenin de gelmesini istemiyorum. Ben de kendi başıma giderim” dedi.
Bülent Ersoy, ağız ve diş bakımı için Antalya’ya geldi. Bir dizi işlem gerçekleştirecek olan Ersoy, dişlerine pırlanta taktıracak. İşlemler öncesi klinik sahipleriyle akşam yemeğine giden Bülent Ersoy, mekana girişte restorandakiler tarafından alkışlandı. Restoranda hayranları sanatçı ile fotoğraf çektirme yarışına girdi.
Gecede gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bülent Ersoy, son dönem sanatçılar arasında yaşanan kayıplar ve vefa gösterilmemesiyle ilgili soruya, “Vefasızlık sadece cenazelerde değil ki, bu hayatta nefes aldığımız sürece bu vefasızlıklar devam edecek. Vallahi ben hiç umursamıyorum ve cenazeme kimsenin de gelmesini istemiyorum. Ben de kendi başıma giderim” diye konuştu.
‘SEZEN’İN İLK KONSERİNDE BEN EN ÖNDEYİM’
Sezen Aksu‘nun ‘Kendimi iyi hissedersem tekrar sahnelere dönebilirim’ sözleri hatırlatılan Ersoy, “Vallahi çok sevindim. Çünkü onun yokluğu büyük eksiklik. Türkiye’nin en iyi seslerinden biridir. Öyle güzel alaturka okur ki anlatamam. Çok değerli bir sanatçı olduğu kadar, çok iyi bir arkadaştır, çok iyi bir dosttur ve çok iyi bir insandır. Sanatı adına insanların onu öyle canlı canlı, hissederek dinlemesi lazım. Güzel bir karar almış. İlk konserinde ben en öndeyim. Zangoç gibi” dedi.
Ersoy, ‘Siz sahnelere ara vermeyi hiç düşündünüz mü’ sorusuna ise “Asla, hiç öyle bir şey düşünmedim. Ben biraz yüzsüzüm. Son anıma kadar sahnede olacağım” cevabını verdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN’in Mut ilçesinde kadınlar tarafından kurulan ‘Şalvarlı Kadınlar Korosu’, Zeytin ve Zeytinyağı Festivali’nde sahne aldı.
Mut’a bağlı Çukurbağ Mahallesi’nde yaşayan kadınlar bir araya gelerek Şalvarlı Kadınlar Korosu’nu kurdu. Bu yıl ilki düzenlenen Zeytin ve Zeytinyağı Festivali etkinliklerinde Tarihi Karacaoğlan Çınaraltı Parkı’nda sahneye çıkan kadınlar, izleyenlere coşkulu dakikalar yaşattı.
Koro şefi Emel Çelik (50), koroyu 3 yıl önce köyde eğlenmek amacıyla oluşturduklarını belirterek, “Kadınlarımızın sosyal hayatta da aktif olduklarını gösterebilmek amacıyla bu işi devam ettirmeye karar verdik. Köyümüzde hep beraber 30 Ağustos’ta konser verdik. Çok güzel tepkiler aldık. Daha sonra belediye başkanımız festivale davet etti, buraya katıldık. İnşallah başka şehirlerden de istekler gelir, davetler gelir, oralarda çıkarız, sesimizi duyururuz. Şu an bizim eksiklerimiz çok. Özellikle ses sistemimiz yok. Çıplak sesle çalışmalarımızı yapıyoruz. Bu konuda herkesin desteğini bekliyoruz” dedi.
GÜNDÜZ EV İŞİ, AKŞAM PROGRAM
Hamiyet Devam (62) ise 3 yıl önce koroya girdiğini belirterek, “Herkes koroyu birbirinden öğrendi. Erkek arkadaşlarımız da bize yardımcı oldu. Gündüz ev işler yapıyoruz, akşamları toplanıp program yapıyoruz. Ses sistemi eksiğimiz var” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk-Amerikan Derneği tarafından, San Francisco’daki Embarcadero Plaza Meydanı’nda düzenlenen Türk festivalinde yöresel dansların yanı sıra Tatar, Uygur ve Kazak dansları da renkli görüntülere sahne oldu.
Festival meydanına kurulan stantlarda Türkiye’yi tanıtan ürünler, ebru sanatı ve fotoğraflar sergilendi.
Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Sinan Kuzum, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu festivallerin ülkenin tanıtımı açısından çok önemli olduğunu söyledi.
Bugünkü festivalde Türk toplumundan çok yabancı katılımcıların olduğuna dikkati çeken Kuzum, “Zaten biz burada yaşayan yabancılara ve başka milletten insanlara ülkemizi tanıtmak için çaba gösteriyoruz. Tamamen sivil bir girişimle yapılan bu festivali çok değerli buluyorum. Hem de ilk olması açısından çok önemli, umarım önümüzdeki yıllarda da geleneksel hale gelecek.” ifadelerini kullandı.
Kuzum, festivale ilginin çok büyük olduğunu dile getirerek, “Ülkemizin son dönemde dünyadaki yeri, savunduğu davalarla ön plana çıkmasıyla ülkemize karşı ilginin ne kadar fazla olduğunu görüyorsunuz. Bunu görmek bir diplomat olarak çok mutlu ediyor.” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açılış törenine, Bolu Valisi Abdülaziz Aydın, AK Parti İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, Göynük Belediye Başkanı Ali Oral, ilçe protokolü, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi, Hafız Sabri Işık’ın biyografisi okundu, ilahiler seslendirildi.
Törende konuşan Vali Aydın, Hafız Işık’ı rahmet ve minnetle anarak, tesisin kıymetli bir şahsiyetin adını taşımasının çok anlamlı olduğunu dile getirdi.
Spor tesisinin gençlerin fiziksel ve manevi gelişimlerine katkı sağlayacağını vurgulayan Aydın, “Neslin sadece fikri, ilmi, manevi açıdan değil, sportif anlamda da kendini geliştireceği böyle tesislere ihtiyacımız var. Ne mutlu ki bu köyümüz böylesine güzel bir esere kavuşmuş. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Ercan da bu tesisin gençlerin hem zihinsel hem de fiziksel gelişimine katkı sağlayacağına inandığını kaydetti.
Hafız Sabri Işık’ın ilahi kelamı yayma yolunda büyük emekler verdiğini dile getiren MHP Bolu Milletvekili Akgül de spor kompleksinin gençlere hayırlı olmasını temenni etti.
Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, değerli bir hocanın isminin spor kompleksine verilmesinin çok anlamlı olduğunu ifade ederek, “Bu tesis sayesinde gençler, hem ilmi hem de sportif anlamda kendilerini geliştirme fırsatı bulacaklar.” diye konuştu.
Duaların ardından spor tesisinin açılışı gerçekleştirildi, katılımcılara yemek ikram edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünya Kitle İletişim Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen 35. Ankara Film Festivali‘nin Onur Ödüllerinin bu yıl Müjdat Gezen, Şefika Kutluer ve Kurtuluş Özyağcı’ya verileceği açıklanırken; bu yıl üçüncü kez verilecek olan “Vakıf Özel Ödülü”nün ise reklam, film ve animasyon projelerinde yönetmen, yapımcı ve kurgucu olarak yer alan Selda Taşkın ile çeşitli tiyatro oyunları ve sinema filmlerinde yer alan başarılı oyuncu Berkay Ateş’in olacak.
Aziz Nesin Emek Ödülü’nün sahibi Müjdat Gezen
Film Festivali‘ni düzenleyen Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu, Aziz Nesin Emek Ödülü’nün sanatçı Müjdat Gezen’e verilmesinin kararlaştırıldığını açıkladı.
“Uzun yıllar boyunca izleyicinin beğenisini kazanan şahane bir oyuncu”
Vakıf’tan yapılan açıklamada, “Mizahın, dramın ve toplumsal eleştirinin ustaca harmanlandığı karakterleriyle uzun yıllar boyunca izleyicinin beğenisini kazanan şahane bir oyuncu olmasının yanı sıra sanatı yaşam tarzı haline getirmesi, sahneye ve ekrana adanmış bir ömürle Türkiye’nin kültürel hafızasında derin izler bırakması” nedeniyle Gezen’in bu ödüle layık bulunduğu belirtildi.
Sanat Çınarı Ödülü’nün sahibi Şefika Kutluer
Sanat Çınarı Ödülü’nü, müzik evreninde “Sihirli Flüt” olarak tanınan “Devlet Flüt Solisti” Şefika Kutluer’e verilmesinin gerekçesini Vakıf, “Flüt ile çok yönlü bir anlatım dili geliştirmesi, sadece müzikle sınırlı kalmayıp, sanata yönelik bakış açısıyla da bir ilham kaynağı haline gelmesi, kendi adına düzenlediği müzik festivalini uluslararası bir sanat etkinliği haline getirmesi ve müziğiyle dünya çapında büyük bir hayran kitlesi edinmesi” şeklinde açıkladı.
Kitle İletişim Ödülü Kurtuluş Özyazıcı’ya verilecek
Vakıf, Kitle İletişim Ödülü’nün “deneyimlerini yapımcı olarak Ankara Radyosu’nda hazırladığı belgesel, eğitim-kültür, müzik programlarına yansıtmakla kalmayıp, aynı zamanda eğitimler verdiği radyo yayıncılarına aktarması, editörlük ve program seçiciliği yaparak Ankara Film Festivali‘ne katkılarda bulunması, sinema yazılarıyla sinema sanatına kalıcı bilgiler üretmesi” nedeniyle prodüktör Kurtuluş Özyazıcı’ya verileceğini bildirdi.
Vakıf Özel Ödülü: Selda Taşkın ve Berkay Ateş
Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı’nın iki yıl önce başlattığı, “alanındaki çalışmaları ile farklılık yaratan, kendi inandığı yolda ilerleyen ve üreten isimlere Vakıf Özel Ödülü verilmesi” uygulaması bu yıl üçüncü ödüllerini veriyor.
Bu sene Vakıf Özel Ödüllerinden ilki, üniversite eğitimi boyunca Nisi Masa (Avrupa Genç Sinemacılar Ağı) gibi kültür sanat kurumlarında görsel üretim ve organizasyon işlerinde çalışan, 2009’da Punctum Creative Productions şirketini kurarak; reklam, film ve animasyon projelerinde yönetmen, yapımcı ve kurgucu olarak çalışmaya başlayan, 70.? ?Berlin Film Festivali kapsamında Berlinale Talents’e seçilen ve birçok ödüle layık görülen Selda Taşkın’a verilecek.
Bu sene Vakıf Özel Ödüllerinden ikincisi ise, Abluka filminde Ahmet karakteriyle 22. Altın Koza Film Festivali’nde Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanan, Görülmüştür filminde Zakir karakteriyle 30. Ankara Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görülen, çeşitli tiyatro oyunlarında boy gösterdikten sonra sinemaya yönelen, Yarım Kalan Mucize filminde İsyancı, Karanlık Gece filminde İshak karakterine can veren oyuncu Berkay Ateş’e verilecek.
35. Ankara Film Festivali’nin, farklı alanlarda verilecek Onur Ödülleri, 7 Kasım’da düzenlenecek açılış töreniyle sahiplerini bulacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sivas’ın hem Osmanlı’nın hem Selçuklu’nun merkez şehirlerinden bir tanesi olduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, “Tarihi bir zamanda Kurtuluş Savaşı’nın ve Mustafa Kemal Atatürk’ün 108 gün kalıp da bütün bu kurtuluş mücadelemizin planlandığı şehir ve tarihi bir şehirle beraber açık hava müzesi gibi bir şehir. Onun için burada olmaktan çok gururluyum. Bizi misafirperverlikleriyle karşıladıkları için de bütün Sivas halkına ve Valimize teşekkür ediyoruz. Aynı zamanda sağlıkla ilgili de burası, darüşşifanın ilk yapılan, Anadolu’daki şifahanelerinden bir tanesinin olduğu bir yer. Onun için de sağlık anlamında çok önemli bir şehir. 1970’ler de kurulmuş tıp fakültesiyle aynı zamanda son zamanlarda yapılan büyük yatırımlarıyla sağlıkta da Anadolu’nun merkezi şehirlerden bir tanesi” diye konuştu.

‘KORUYUCU VE ÜRETİCİ SAĞLIĞI DA ÖNEMSİYORUZ’
Bakan Memişoğlu, “Bugün hem sağlık hizmetlerini hem sorunlarını hem de partimizin kurullarıyla, değerlendirmelerini yapacağız. Daha sağlıklı bir Türkiye ve daha sağlıklı üreten bir Türkiye için çabalıyoruz. Daha iyisini de yapmaya çalışıyoruz. Sivaslılara bütün ülkemize sağlıklı, huzurlu günler diliyorum. Dünyanın en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerinin arasında olmasının yanında özellikle koruyucu sağlığı ve üretici sağlığını da her zaman önemsiyoruz. İnşallah Sivas’ta da bu konuda daha iyi gelişmelerle karşınızda olacağız. Bütün emeği geçen, bu güzel şehri geçmişten bugüne kadar her türlü hizmetimi sunan arkadaşlara teşekkür ediyorum. Bundan sonra hizmetlerimizi en iyi şekilde Cumhurbaşkanımızın liderliğinde insanlarımıza sunmaya devam edeceğiz. Sonuçta milletimizin hizmetkarıyız. Elimizden gelen en iyi hizmeti onlara sunmaya çalışıyoruz” dedi.
Bakan Memişoğlu: Çok iyi sağlık hizmeti sunuyoruz
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, katıldığı Türkiye Buluşmalarında konuşan Bakan Memişoğlu, “Kovid ve depremde gördük ki hem insan gücü hemde alt yapı olarak Türkiye esasında çok iyi bir sağlık hizmeti sunuyor” dedi.

Bakan Kemal Memişoğlu, daha sonda AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Türkiye buluşmaları programına katıldı. Kentteki bir otelde düzenlenen programda katılımcılara hitap eden Bakan Memişoğlu, “Birlik halinde üretmemiz ve çalışmamız lazım. Her bir fert kendisini daha çok üreteceği bu medeniyete ne katacağını hesap etmesi lazım. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya 5’ten büyüktür’ sözü bugün Birleşmiş Milletler’de her liderin söyleyemeyeceği bir sözdür. O bizim için esasında sadece bir lider değil, medeniyetimizin yeniden ayağa kalması için bir semboldür. Hepimiz bunu farklı fikirdende, zikirden de olsak birlikte hareket etmemiz gerekir. Bugün birbirimizin ayrıştırıcı taraflarını değil, farklılıklarını değil, onları birleştirerek zenginliklerle kuvvetli hale getirerek birlikte hareket etmemizin zamanıdır. O nedenle çocuklarımıza, gençlerimize örnek olmamız lazım.
‘SAĞLIK HİZMETLERİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORUZ’
Dünyada Türkiye olarak sağlıkta en iyi hizmeti sunduklarını söyleyen Bakan Memişoğlu, “Kovid ve depremde gördük ki hem insan gücü hemde alt yapı olarak Türkiye esasında çok iyi bir sağlık hizmeti sunuyor. Türkiye sağlık konusunda son 20 senede Cumhurbaşkanımızın desteği ile inanılmaz işler yaptı. Düşünün ki şu anda Türkiye’de bütün hastanelerde tek kişilik ve çift kişilik, özellikli yatak oranı yüzde 80’in üzerine çıktı. 2002 yılında sağlıkta senede sadece 2 hizmet alan vatandaşımız, bugün yılda 11.7 kez sağlık hizmetine ulaşır vaziyettedir. Bunların hepsi ücretsiz ve sosyal güvence kapsamındadır. Bugün en büyük teknolojisinden en yeni ameliyat tekniğine kadar hepsini üretebilen, yapabilen bir sağlık sistemi ve insan gücümüz var. Biz bu sağlık hizmetlerini, daha iyi geliştirmek için elimizden geleni yapıyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Plaj elbisesi
Marks & Spencer – 899,99 TL

Kısa tulum
Jimmy Key – 499,95 TL

Bluz
Yargıcı – 599,96 TL

Şort
İpekyol – 999,50

Elbise
Zara – 990,00 TL

Mayo
Suwen – 499,99 TL

Şapka
Penti – 459.95 TL

Çanta
Mango – 999,99 TL

Bluz
H&M – 479,00 TL

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TOKAT – Tokat’ın Erbaa ilçesinde kaldırımda yürürken bıçaklı saldırıya uğrayan bir kadın yaralandı.
Yeşilyurt Mahallesi’nde akşam saatlerinde kaldırımda yürüyen S.G’ye arkadan yaklaşan bir kişi bilinmeyen bir nedenle bıçakla saldırdı. Sırtından aldığı bıçak darbesiyle yaralanan genç kadın kaçmaya çalışırken saldırgan peşine düştü ve aralarında kısa bir kovalamaca yaşandı. Olayı gören çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı kadın, ambulansla Erbaa Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Genç kadının vücudunun birkaç bölgesinde kesiklerin oluştuğu öğrenildi. Polis, iddialara göre adli dengesi yerinde olmayan M.K. isimli kişiyi gözaltına altına aldı.Olayla ilgili inleme başlatıldı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>34’üncü yaşında giren Akın Akınözü’nun bu annesiz geçirdiği ilk doğum günü.
Yaş gününde annesini duygusal bir mesaj ile yad eden Akın Akınözü, doğum günü pastasının hemen yanına Özlem Akınözü’nün fotoğrafını koydu.
“KANATLANIP YANINA UÇANA KADAR KOŞMAYA DEVAM EDECEĞİM”
Ardından bebekken annesi Özlem Akınözü ile olan fotoğrafını yayımlayıp “Bu fotoğrafımla bana hazırlattığın doğum günü hediyemi, sana sarılamadan ve sesini duyamadan geçirdiğim ilk doğum günümde daha da iyi anlıyorum. Sana söz; kanatlanıp yanına uçana kadar koşmaya devam edeceğim canım annem” ifadelerini kullandı.
“İYİ Kİ SENİN OĞLUŞUN OLMUŞUM”
Ardından annesinin vefatı sonrası kendisine destek olan arkadaşları ve takipçilerine teşekkürlerini ileten Akın Akınözü; paylaşımına şu notu düştü; “Koşabilmem için beni her daim motive eden, destek veren ve annemin gözünü arkada bırakmayan siz aileme de; teşekkürlerimi bugün her zamankinden daha da fazla hissederek sunuyorum. Artık demesi biraz zor olsa da iyi ki doğmuşum ve senin oğluşun olmuşum.”
Öte yandan uzun süredir kanser tedavisi gören Özlem Akınözü, 59 yaşında hayata veda etmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Barış Arduç, eşi Gupse Özay’ın yoğunluğundan dolayı kendisine eşlik edemediğini söylerken, yakında bir dijital platformda yeni bir projeye başlayacağını belirtti. Arduç; kirada oturdukları evi 2 milyon dolara satın aldıkları yönündeki iddiaları; “Evet, evi satın aldık ama böyle bir rakamlar yok” sözleriyle yalanladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dizide; ‘Devran’ karakterine hayat veren Aras Bulut İynemli, sokakta futbol oynayan çocuklara bir ara eşlik ederken attığı gol sonrasında milli futbolcu Arda Güler’in son gol sevincini yaptı.

Fenerbahçe’den Real Madrid’e geçtiğimiz yıl transfer olan 19 yaşındaki milli futbolcu Arda Güler, gol sevincinin ne anlama geldiğini şu şekilde açıklamıştı; “Gol sevincim tevekküle dayanıyor. Her şeyin Allah’tan geldiğine inanıyorum. Benim kötü gördüğüm sakatlıklar olabilir ama çok çalıştığım sürece her şeyin iyi olacağına inanıyorum. Her gün çok çalışıyorum, gerisini de Allah’a bırakıyorum.”
REKLAM
‘DEHA’NIN KONUSU
Senaryosunu; Damla Serim’in yazdığı, yönetmenliği Umut Aral’ın üstlendiği ‘Deha’, biri iyilikte biri kötülükte deha olan baba oğulun, yıllar sonra gerçekleşen yüzleşmesiyle başlayan intikam hikâyesinde herkesin farkında olmadığı yüzüyle tanışacağı derinlikli bir hikayeyi ekranlara taşıyor.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Javier Bardem, törenin ardından Gazze ile ilgili dikkat çekici bir açıklama yaptı. ‘Netanyahu, tüm insanlığa karşı suç işliyor’ diyen ünlü oyuncu, uluslararası organizasyonların harekete geçmesi gerektiğini dile getirdi.
REKLAM
Javier Bardem, İsrail’i ve ona destek veren ülkeleri eleştirerek; “Gazze’de olanlar kabul edilemez, korkunç ve insanlık dışı suçlar işleniyor. İsrail tarihinin en radikal hükümeti, insanlığa karşı insanlık suçları işliyor. Hamas’ın acımasız saldırıları, Filistin halkının maruz kaldığı ağır cezayı haklı çıkaramaz. Çatışmanın sona erdirilmesi için (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu ve Hamas’ın dışarıda bırakıldığı başka aktörlerle müzakereler yapılmalıdır” dedi.

Javier Bardem; “Toplum olarak bu tür saldırıların karşısında pasif kalamayız. Hepimiz orada olup bitenlerin mağduruyuz ve bu suçları söyleme zorunluluğumuz ve sorumluluğumuz var. Toplum, İsrail’e yönelik eleştirinin antisemitizmle, Hamas’a yönelik eleştirinin ise İslamofobiyle hiçbir ilgisinin olmadığını anlamaya başlıyor” diye konuştu.
Donostia Ödülü’ne geçen yıl lâyık görülen ancak o dönemde ABD’deki sinema sanatçılarının grevine destek verdiğinden ödülünü bu yıl alabilen Javier Bardem; “Dünyada tüm yaşananları görüp kutlama yapmanın mümkün olmadığını” ifade etti. Bardem’in bu sözleri, ayakta alkışlandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>En son başrolünü üstlendiği 2023 yapımı ‘Barbie’ filmiyle tüm dünyayı kasıp kavuran ünlü Avustralyalı oyuncu, büyüyen karnıyla önceki gün Batı Hollywood’da bir kız arkadaşıyla birlikte restorandan çıkarken görüntülendi.
Vücudunu saran mavi bir elbise giyen 34 yaşındaki Margot Robbie’nin karnının iyice belirginleşmesi dikkat çekti.
Margot Robbie dün de Santa Monica sokaklarında yürürken görüntülendi. Bu defa Robbie’nin üzerinde göbeğinin bir kısmını açıkta bırakan bir tişört vardı.
DÖRT ÇOCUK İSTİYOR
34 yaşındaki film yapımcısı Tom Ackerley ile evli olan Margot Robbie, bir röportajında; “Bir sürü çocuk istiyorum. Dört çocuklu bir ailede büyüdüm. O nedenle dört rakamı kulağa hoş geliyor” demişti.
Margot Robbie, daha önce katıldığı bir TV programında da çocuklarını Avustralya’da büyütmek istediğini söylemiş, İngiliz eşi Tom Ackerley için, “Avustralya’yı seviyor. ‘İnsanlar neden Avustralya’dan ayrılırlar, anlamıyorum’ diyor” şeklinde konuşmuştu.
SETTE TANIŞTILAR
Margot Robbie ile Tom Ackerley, 2013’te İkinci Dünya Savaşı draması ‘Aşk Uğruna’nın (Suite Française) setinde tanıştı. Margot, filmin oyuncusu; Ackerley ise yardımcı yönetmeniydi.
Bir yıl sonra ilişkileri başlayan çift, Aralık 2016’da Avustralya’nın Byron Körfezi’nde özel bir törenle evlendi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzun süredir aşk yaşaran Rabia Soytürk ile Samet Vuruşan, evlenme kararı aldı.
Rabia Soytürk’e evlilik teklifinde bulunan Samet Vuruşan, sevgilisinden; “Evet” yanıtını aldı.
Çiftin mutlu anlarını yakın arkadaşları Sercan Yaşar, sosyal medya hesabından; “O ‘Evet’ dedi” notuyla yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de kurduğu yeni hayatındaki zor günleri geride bırakan Tolga Karel, yeniden baba oldu. Karel, son 9 yılda 4, toplamda 5’inci kez baba oldu.
“AİLEMİZİN YENİ ÜYESİ”
Müjdeli haberi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyuran Tolga Karel, sevincini; “Ailemizin yeni güzel üyesi. Ailemize hoş geldin tatlı kalp” sözleriyle duyurdu.
BEBEĞİN CİNSİYETİNİ DE AÇIKLADI
Ayrıca bebeğin cinsiyetini de açıklayan Tolga Karel; “Ne kadar güzel bir kız, küçük şey” ifadelerini kullanarak kızı olduğunu duyurdu.
Tolga Karel, doğum sonrası hastanede çocuklarının yeni doğan kardeşleriyle birlikte çektirdiği fotoğraflarını yayımladı.
Tolga Karel, 2011 – 2015 arasında Günay Musayeva ile evlilik yaşamıştı. Oyuncu oğlu Cihangir, bu beraberlikten dünyaya gelmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>52 yaşında kalp krizi nedeniyle hayatını kaybeden Metin Arolat’a ilk veda, Teşvikiye Camii’nde gerçekleştirildi. Arolat’ın cenazesi, dün öğlen namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonrası memleketi İzmir’e gönderildi.
“ÇOK KÖTÜ OLDUM” DEMİŞTİ
Cenazeye katılan pek çok ünlü arasında Demet Akalın da katılmış ve arkadaşı için gözyaşı döküp; “Yani belki diyorum orada hastaneye yetişse orada bir şeye müdahale edilse evde gelip belki yalnız uykusunda ölecekti bilemezsin ki. Artık orası Allah’ın bileceği iş. İnsan yakıştıramıyor işte Meto’ya yakıştıramadım ölümü. Gördüğümde sabahın körüydü ve çok kötü oldum” ifadelerini kullanmıştı.
“SAYGI DUYUN”
Cenaze namazının kılınmasından saatler sonra sosyal medya hesabından konser tarihini yayımlayan Demet Akalın’ı bazı sosyal medya kullanıcıları, yas tutmamakla eleştirdi. Bunun üzerine Akalın, kendisini eleştirenlere yönelik bir mesaj yayımladı ve şu sözlerle adeta ateş püskürdü;
Biri yazmış ‘Yas tut…’ Adamın zaten vasiyeti; ‘Hayat, devam etsin. Sakın yas tutmak yok.’ Kendi anneciği bile gittiğinde sahneye çıktı. İnsanların acıları baş etme yöntemlerine, hayatlarına saygı duyun. Duymuyorsanız da duyar kasmayın. Gece gece hâlâ akıl fikir yok. Tövbe yarabbi.
Metin Arolat’a ilk veda Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika: Diyarbakır’da 21 Ağustos günü Kur’an kursundan çıktıktan sonra evine giderken kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeni Eğerdurmaz dere yatağında çuval içerisinde bulundu.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma kapsamında, Narin’in annesi ile ağabeyinin de aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklandı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Küçük kızın Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsisinde patoloji birimi tarafından rapor hazırlandı.

Narin’in Histopatoloji raporunda, patoloji bölümüne gönderilen Narin’in bedenine ait bölümlerin birçok yerinde çürüme ve sıvılaşma meydana geldiği tespit edildi.

BOYUN BÖLGESİNDE KANAMA
İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda 91 numune üzerinde yapılan incelemelerde boğularak öldürüldüğü belirlenen Narin ile ilgili hazırlanan raporda, Narin’in boyun bölgesinde meydana gelen kanamaların detayları yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin konuştuğu esrarengiz olay Kastamonu’da gerçekleşti. 50 yaşındaki 4 çocuk annesi Hatice Musaoğlu’ndan 18 yıldır haber alınamıyor.

“KAFASINA VURDU BOĞMAYA KALKTI”
Musaoğlu’nu bulmak için Müge Anlı’ya başvuran kayıp kadının kızı annesinin bulunamamasından kardeşi Aydın Musaoğlu’nu sorumlu tuttu ve şu ifadeleri kullandı, “Babam vefat ettiğinde abim bekardı. Sonrasında evlendi ve annemle birlikte yaşamaya başladı. O dönem olayların tam farkında değildim, eşim ilgilenmek için köye gitti ve benim gitmemi istemedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Annem, damadıyla telefonda konuşurken abim annemin kafasına vurmuş ve telefon kapanmış. Olayı, abimin 3,5 yaşındaki kızı anlattı; ‘Babaannem telefonla konuşurken babam sobanın demir çubuğuyla kafasına vurdu, kan aktı, sonra boğmaya kalktı ve çuvala koyup yukarı kata attı’ dedi. O konuşmadan sonra annemden bir daha haber alamadık” ifadelerini kullandı.

Bu iddiaların ardından Aydın Musaoğlu programa telefonla bağlandı. Aralarında oda meselesi yüzünden anlaşmazlık olduğunu doğrulayan Aydın, “Eşimle ahıra yakın olan odada kalmak istedik ama annem bu duruma karşı çıktı. Sonrasında anlaştık ve annem başka bir odaya geçti” dedi. Bu açıklama karşısında Müge Anlı, Aydın’a tepki göstererek, “Burası senin evin değil. Kadının evine gelip, onu odasından kovuyorsun!” dedi.

‘ANNESİ İÇİN KAYIP BAŞVURUSUNDA BULUNMAMIŞ’
Aydın Musaoğlu, annesinin kaybolduğu gün gri bir araca bindiğini öne sürerken, Müge Anlı’nın “Neden o aracın peşine düşmediniz?” sorusuna net bir yanıt veremedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Müge Anlı yeni bölümde akıllara durgunluk veren bir olay yaşanıyor. Tam 18 yıldır kayıp durumda olan Hatice Musaoğlu dosyası kızının başvurusuyla yeniden programda konuşulmaya başladı. Kayıp kadının kızları Aydın Musaoğlu yönündeki şüphelerini başarılı sunucuya iletti. Babadan kalan miras konusu sebep gösterilirken Musaoğlu’nun çelişkili ifadeleri cinayeti adım adım ortaya çıkardı…

Müge Anlı ile Tatlı Sert programına annesinin 18 yıl önceki kaybı için başvuran Melek Hanım okları kardeşine döndürdü. Kayıp kadının oğlu Aydın Musaoğlu’ndan şüphelendiklerini aktaran kız kardeşlerin ardından Müge Anlı olayı incelemeye başladı.

Tam 18 yıl önce ortadan kaybolan Hatice Musaoğlu 50 yaşındaydı. Abilerinin babalarından kalan mirası almak için annelerini öldürebileceğini düşünen kız kardeşlerin ardından okların hedefindeki isme mikrofon yöneltildi.

Aydın Musaoğlu ilk etapta hakkındaki suçlamaları reddetti. Ancak ortaya çıkan detaylar onu hedefte tutmaya devam etti.

Hatice Hanım’ın kaybolmadan önce jandarmayı eve çağırdığı geliniyle oğlunun köydeki kendine ait evine taşındıklarını ihbar ettiği ortaya çıktı.
Aydın Musaoğlu bu sırada kardeşi Cemile’yi suçluyordu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ağır yaralanan Yasin Demirtaş, olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansla Ceylanpınar Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralı, buradaki tüm doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılmayarak hayatını kaybetti. Köy korucusu ise karakola gidip jandarmayla teslim oldu.
Yasin Demirtaş’ın cenazesi otopsi işlemleri için Şanlıurfa adli tıp kurumuna götürüldü. Jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tekirdağ’ın Malkara İlçesi’nde yaşayan Bakiye Y., kızı Sıla Y.’yi 2 Ağustos’ta Malkara Devlet Hastanesi’ne götürdü. Bakiye Y., vücudunda morluklar olan çocuğunun bıraktığı komşusu tarafından düşürüldüğünü ve yaralandığını söyledi. Muayenesi yapılan Sıla Y., daha sonra annesine teslim edilip evine gönderildi. 8 Eylül akşamı Sıla Y. yeniden Malkara Devlet Hastanesi’ne götürüldü.

DARP İZLER VE MORLUKLAR…
Baygın haldeki Sıla Y.’yi muayene eden doktorlar, darp izleri ve morlukları görünce durumu polise bildirdi. Durumu ağır olan S.Y., Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Muayene edilen Sıla Y.’nin beyin kanaması geçirdiği belirlendi, vücudunda fiziksel şiddete uğradığına yönelik bulgular elde edildi ve ameliyat edildi. Hastane ayrıca Sıla Y.’den aldığı DNA örneklerini incelenmek üzere Tekirdağ Adli Tıp Kurumu’na gönderdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ABLASI DEVLET KORUMASINA ALINDI
Malkara Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlatırken, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü de aile ve komşuların bilgisine başvurdu. Bakiye Y., kızının bıraktığı komşularında televizyon ünitesinden düşerek yaralandığını iddia etti. Müdürlük, anne ve üvey baba Sanlı Ö. hakkında suç duyurusunda bulunurken, ailenin 5 yaşındaki diğer kızları koruma altına alındı.

KAN DONDURAN OLAYDA 5 TUTUKLAMA VAR
Gizlilik kararı alınan soruşturma kapsamında, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Bakiye Y.’nin de aralarında olduğu 5 şüpheliyi gözaltına aldı. Soruşturmada Bakiye Y., dini nikahla birlikte yaşadığı Sanlı Ö., komşusu Kani A. ile bebeğin bırakıldığı komşunun çocukları G.A. ve K.A. tutuklandı. Tekirdağ Barosu Başkanı Egemen Gürcün, 11 Eylül’de yaptığı açıklamada, Sıla Y.’nin cinsel istismara uğradığının adli tıp raporlarıyla kesinleştiğini açıkladı.

İŞTE ANNENİN İFADESİ: MORLUKLARI GÖRDÜM
Öte yandan uyuşturucu kullanmaktan ve polise tehditten suç kaydı olduğu belirlenen anne Bakiye Y. ifadesinde, “İş olduğunda çocuğumu Kani A.’nın evine bırakıyordum. İlk olayda bana çocuğumun düştüğünü söylediler. Eve gelip, çocuğuma baktığımda vücudunda morluklar vardı. Hastaneye götürdüm, çocuğun düştüğünü söyledim, daha sonra tedavisini yapıp eve gönderdiler. En son yaşanan olayda komşuma gidip, çocuğuma baktığımda yine morlukların olduğunu gördüm. Baygındı, ben de 112’yi çağırdım. Sonrasında Malkara Devlet Hastanesi’ne götürdük. Oradan şehir hastanesine sevk ettiler” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, geçtiğimiz Salı günü saat 21.00 sıralarında Kestel ilçesi Kale Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aralarında daha önceden husumet bulunan S.K. (45) ile İ.K. yaşadıkları sokak üzerinde yeniden karşılaştı.

Aralarında tartışma kısa sürede büyürken taraflar birbirlerine saldırmaya başladı. İ.K., yanında bulundurduğu bıçak ile S.K.’yı vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklayarak ağır yaralayarak sırra kadem bastı. Olay yerinde bulunan kimliği belirsiz bir kişi ise ağır yaralı şekilde yerde yatan S.K.’ya yumruk atarak darp etti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan S.K.’ye yaptığı ilk müdahalesinin ardından Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı.

KISA SÜREDE YAKALANDI
Olay sonrası harekete geçen Kestel İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler şüpheli İ.K.’yi kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri tamamlnan İ.K. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Vücudunun çeşitli yerlerine aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanan S.K.’nın hayati tehlikesinin sürdüğü ve yoğun bakımda olduğu öğrenildi.
Bursa’da sokakta karşılaştığı husumetlisini bıçaklayarak ağır yaraladı: O anlar kamerada
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tekirdağ’ın Malkara İlçesi’nde yaşayan Bakiye Yeniçeri, kızı Sıla Y.’yi 8 Eylül akşamı Malkara Devlet Hastanesi’ne götürdü. Baygın haldeki Sıla Y.’yi muayene eden doktorlar, darp izleri ve morlukları görünce durumu polise bildirdi. Durumu ağır olan S.Y., Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.

Muayene edilen Sıla Y.’nin beyin kanaması geçirdiği belirlendi, vücudunda fiziksel şiddete uğradığına yönelik bulgular elde edildi ve ameliyata alındı. Hastane ayrıca Sıla Y.’den aldığı DNA örneklerini incelenmek üzere Tekirdağ Adli Tıp Kurumu’na gönderdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

5 YAŞINDAKİ DİĞER KIZI KORUMAYA ALINDI
Malkara Cumhuriyet Başsavcılığı, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinesinde olayla ilgili soruşturma başlatırken, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü de aile ve komşuların bilgisine başvurdu. Bakiye Yeniçeri, kızının bıraktığı komşularında televizyon ünitesinden düşerek yaralandığını iddia etti. Müdürlük, anne ve üvey baba Sanlı Ö. hakkında suç duyurusunda bulunurken, ailenin 5 yaşındaki diğer kızları koruma altına alındı.

5 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Bakiye Yeniçeri’nin de aralarında olduğu 5 şüpheliyi gözaltına aldı. Soruşturmada Bakiye Yeniçeri, dini nikahla birlikte yaşadığı Sanlı Ö., komşusu Kani A. ile bebeğin bırakıldığı komşunun çocukları G.A. ve K.A. tutuklandı. Şüpheliler Sıla Y.’nin bebek arabasını almak isterken düşüp yaralandığını iddia etti. Tekirdağ Barosu Başkanı Egemen Gürcün, 11 Eylül’de yaptığı açıklamada, Sıla Y.’nin cinsel istismara uğradığının adli tıp raporlarıyla kesinleştiğini açıkladı

SUÇ DELİLİNİ ÇÖPE ATMIŞLAR!
Anne Bakiye Yeniçeri’nin 5 Eylül’de komşu çocukları K.A. ve G.K.’nın cinsel saldırısına maruz kaldığını fark ettiği fakat polise başvurmadığı anlaşıldı. Küçük Sıla Y.’nin bezinde annesi tarafından kan görüldüğü fakat annesi tarafından olayın örtbas edilip suç delili olan bezin çöpe atıldığı anlaşıldı. Şüphelilerin küçük kızı altını değiştirme bahanesiyle istismar ettiği kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine jandarma, 112 acil sağlık ve arama-kurtarma ekipleri sevk edildi. Devrilen minibüste ilk belirlemelere göre 5’i çocuk 15 kişi yaralandı.

Yaralılardan bazıları, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesi sonrası ambulansla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Bazı yaralıları ise uçurumdan kurtarmak için çalışma başlatıldı. Bölgede kurtarma çalışmaları sürerken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydın’da 4 Eylül akşamı Karacasu-Tavas kara yolunda feci bir kaza yaşandı. A.G. yönetimindeki 45 RA 7474 plakalı kamyonet, karşı yönden gelen Melike Seven idaresindeki 34 ZC 701 plakalı otomobille çarpıştı.

Kazada 1’i ağır 5 kişi yaralandı. Otomobil sürücüsü Melike Seven araçta sıkıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralılar ambulanslarla Nazilli Devlet Hastanesi’ne götürüldü

Tedaviye alınan yaralılardan Melike Seven’in 17 Eylül’de öğle saatlerinde beyin ölümü gerçekleşti. Nazilli Devlet Hastanesi Organ Bağış ekibinin durumu bildirdiği Seven’in ailesi, organlarını bağışlama kararı aldı.

Seven’in bağışlanan organlarından kalbi, karaciğeri ve böbrekleri ameliyatla alındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Can Sinan Tekgündüz’ün ölüm haberini, Hamdi Alkan, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla duyurdu.
Hamdi Alkan, yaptığı paylaşımda; “Can dostumuz, birlikte gülüp birlikte ağladığımız, sinema ve televizyon dünyamızın başarılı senaristlerinden Can Sinan Tekgündüz’ü geçirdiği rahatsızlığın ardından tedavi gördüğü hastanede kaybettik. Ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı dileriz. Cenaze detaylarını netleştikçe duyuracağız” ifadelerini kullandı.
Fotoğraflar: Instagram, AA
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1980’li – 1990’lı yıllardan günümüze kadar uzanan başarılı kariyer yolculuğu ile geçtiğimiz hafta müzik ve eğlence sektörüne olan olağanüstü katkıları nedeniyle London Fashion Week’te (Londra Moda Haftası) ikon ödülü alan ve canlı performansıyla gecenin en çok konuşulan isimlerinden biri olan Kym Mazelle, Türk müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

House müziğin öncülerinden biri olarak kabul edilen ve müziğinde house, disco, soul ve pop müziğini ustaca birleştiren ABD’li şarkıcı Kym Mazelle, BKM Organizasyonu ile 28 Eylül’de Maximum Uniq Açıkhava’da düzenlenecek “Beynelminel Bir Buluşma” etkinliğinde Selda Bağcan’dan hemen önce sahnede olacak.

Sanatçı Hakkında: İlk kez 1990’lı yıllarda Türkiye’de konser veren Mazelle, 1980’li yılların sonu ve 90’ların başında Avrupa ve Birleşik Krallık’ta House müziğinin yayılmasında öncü bir rol oynadı. Dünya müziğine kazandırdığı eşsiz tarzıyla “House Müziğinin First Lady’si” olarak tanınan Mazelle, kariyeri boyunca Mick Jagger, Chaka Khan, David Guetta ve Grace Jones gibi efsanevi isimlerle çalışarak müzik dünyasında önemli bir iz bıraktı. Sanatçı, 1996 yapımı Baz Luhrmann filmi William Shakespeare’in Romeo + Juliet’inde ve ayrıca yönetmenin Something for Everybody adlı remiks albümünde yer alan “Young Hearts Run Free” adlı şarkının cover versiyonunu yayınladı. Film müziği, Amerika Birleşik Devletleri’nde üçlü platin aldı.

Türk müzik kültürünün dünyadaki en önemli seslerinden Selda Bağcan, sınırları aşmış sesi ve yorumuyla 28 Eylül’de Maximum Uniq Açıkhava’da sahnede olacak. Sahneyi tarzının en güçlü yorumcularıyla paylaşacak. Müziğin birleştirici gücü ile sahnede olacak olan isimler; soul müziğin efsane ismi Kmy Mazelle, genç müzik janrının yükselen ismi Kum ve Dj Artemis unutulmaz bir konser verecek.
28 Eylül Maximum Uniq Açıkhava Akış
18:00: Kapı Açılış
18:00 – 19:00: DJ Artemis
19:45: Kum
20:45: Kym Mazelle
21:30: Selda Bağcan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>42 yaşındaki Galler Prensesi, dün eşi Prens William ile birlikte kurdukları Kraliyet Vakfı’nın bir parçası olan ve yardım programları geliştiren Erken Çocukluk Merkezi’nin ekip üyeleriyle bir araya geldi. Merkez, erken çocukluk gelişimi üzerine araştırmalar yürütüyor.
Kraliyet ailesinin günlük faaliyetlerinin resmi kaydı olan Mahkeme Genelgesi’ne göre toplantı, Windsor Kalesi’nde gerçekleşti.
Toplantı, Prenses Kate’in 9 Eylül’de sosyal medyada yayınlanan bir video aracılığıyla kemoterapiyi tamamladığını açıklamasının ardından geldi. 42 yaşındaki Prens William’ın yanı sıra çiftin 3 çocuğu Prens George (10), Prenses Charlotte (9) ve Prens Louis’nin (6)de yer aldığı video, Prenses Kate’in yakın gelecekte kraliyet görevlerine dönüş yapacağının sinyalini vermişti.
Prenses Kate Middleton’a ocak ayında geçirdiği karın ameliyatı sonrası teşhis konulmuştu. Kemoterapi sürecini tamamladığını samimi görüntülerin olduğu bir aile videosuyla duyuran Middleton, kanserin teşhisi sonrasını fırtınalı sular olarak tarif etmiş ve yaşadığı tecrübeyi “karmaşık, korkulu ve öngörülemez” olarak tanımlamıştı.
Prenses’in bu yılın devamında birkaç resmi etkinlikte yer alabileceği ifade edilirken, saray kaynakları Middleton’ın tam anlamıyla eski hayatına dönüşü için daha çok yolu olduğunu belirtmişti.
Prenses de videoda bundan sonraki tedavi süreci için, “Tam iyileşme için yolum uzun, günbegün yaşamaya devam ediyorum” demişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başrollerinde Halil Ergün, Ali Kürşat Uzun ve Erkan Petekkaya’nın yer aldığı, güçlü oyuncu kadrosu ve duygusal hikayesi ile merakla beklenen ‘Dedemin Gözyaşları’ sinema filmi 20 Eylül’de vizyona giriyor.
Yıldıray Gürgen’in müziklerine hayat verdiği; sevgi, umut ve fedakarlığın iç içe geçtiği bu dokunaklı hikâye, izleyicileri hem hüzünlendirecek hem de gerçek dostluğun ve dürüstlüğün gücünü hatırlatarak, hayatın anlamını ve sevdiklerimize sahip çıkmanın önemini en derinden hissettirecek ve kalplere dokunacak.
FİLMİN KONUSU:
Lösemiyle mücadele eden torunu Mustafa’yı büyük bir sevgiyle büyüten Kemal’in hayatı, hiç beklemediği bir anda, bambaşka bir yöne savrulur. Küçük bir sahil kasabasında, dedesinin yanında mutlu bir çocukluk geçiren Mustafa’nın 10 yaşında yakalandığı amansız hastalık hem Kemal’i hem de tüm mahalleyi derinden etkiler. Bu zorlu süreçte, dede Kemal ile tanışan bir muhabirin gerçek kimliğini saklayarak haber peşinde koşması, beklenmedik olayların fitilini ateşler.
OYUNCULAR:
Halil Ergün, Ali Kürşat Uzun, Erkan Petekkaya, Cem Kılıç, Seda Tosun, Turgay Tanülkü, Ali İpin, Aliye Uzunatağan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Geçen pazar, acil servise gittikten sonra alt karın ağrımın evre 3C yumurtalık kanseri nedeniyle olduğunu öğrendim” diyen ünlü model; “Korku, acı ve gözyaşlarıyla ama çoğunlukla sevgi, umut, kahkaha ve güçle dolu bir haftaydı” ifadesini kullandı.
“Önümde uzun bir yol var ama bunun üstesinden geleceğimi biliyorum” diyen Bianca Balti; “Şimdiye kadar, kanser bana hayattaki engellere rağmen güzel şeylere tutunma şansı verdi” mesajını paylaştı.
3 kız çocuk annesi Bianca Balti; “Çok daha iyiyim ve bunu öğrendiğim için çok mutluyum” derken, ameliyattan yeni çıktığını ve kemoterapiye hazırlandığını belirtti.
Ünlü model, ameliyat sonrası durumunu şu sözlerle özetledi: Çok iyiyim, yemin ederim. Her şey için çok, çok, çok büyük umutlarım var. Benim için endişelenmeyin ve beni yakında çok sağlıklı göreceksiniz.
Bianca Balti daha önce de sağlık sorunları hakkında açıklama yapmıştı. Ünlü model, 2022’de verdiği röportajda, taşıdığı BRCA1 geni nedeniyle hayatı boyunca meme kanseri olma ihtimalinin yüzde 50 ve yumurtalık kanseri olma ihtimalinin yüzde 30 olduğunu söylemişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KadıköyModa’da bir ev boşaltılırken fark edilen robdöşambr, mirasçılar tarafından önemli bir eser olabilir düşüncesiyle antikacıya iletildi. Eserin teslim edildiği antikacı, robdöşambrın önemini fark ederek, ünlü modacı Cemil İpekçi ile akademisyenlerin görüşüne başvurdu. Eser daha sonra koleksiyoner Şadiye Ulusoy tarafından, analiz edilmek üzere enstitüye teslim edildi.
İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü Taşınabilir Kültür Varlıkları Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarına getirilen robdöşambrın madde tayini ve iplik analizleri, Prof. Dr. Hülya Tezcan danışmanlığında, Doç. Dr. Meral Özumay tarafından yapıldı.
Çalışmaları 6 ay devam eden eserde kullanılan malzeme ve boyar maddenin sentetik olduğu tespit edildi. Sonuçlar, eser sahibi Ulusoy’a sunuldu.
“Boyamasını doğal boyayla gerçekleştiriyoruz”
Laboratuvar ekibinden konservatör Elif Sıla Mollaalioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, robdöşambr sürecinin en önemli kısmının belgeleme aşaması olduğunu belirterek, “Biz bu aşamaları, fotoğraflama, visual (görsel) analizler ve daha sonrasında mikroskobik analizler, hepsini birlikte değerlendirerek, eseri bir sonraki aşamaya getirdik. 6 ay gibi bir süreç içerisinde eserin tamamlanmasını sağladık.” dedi.
Boyama Laboratuvarı yürütücüsü Benan Bayram da kurumda restorasyon ve konservasyon laboratuvarının dahilinde, doğal boyama laboratuvarında çalıştıklarını aktardı.
Bayram, sürece dair şu bilgileri verdi:
“Burada eserler geldikten sonra bütün çalışmalar tamamlanıyor. Hatta analizleri de bittikten sonra gerekli tekstil eserlerde parça kayıpları, süzülmeler varsa tamamlanıyor. Biz buralarda genellikle ipek kullanıyoruz. Boyamasını doğal boyayla gerçekleştiriyoruz. Daha sonra arkadaşlarımız restorasyonu tamamlayarak eseri bütünlemeye gayret ediyor. Bu eserde de gerekli analiz yapıldıktan sonra doğal boyama üzerine çalışmalarımızı ve denemelerimizi yaptık. Denemeler neticesinde esere en uygun renk tonunu, yine doğal boyar maddelerle, kök boyayla neticeye ulaştık. İpek kumaş ve ipek iplik olmak üzere boyamalarımızı tamamladık. Daha sonra da arkadaşlarımız bu kumaş ve iplikle restorasyonu tamamladı.”
Olgunlaşma Enstitüsünde restorasyon bölümünde çalışan Kübra Kılınç ise çeşitli ipeklerle çalışmaları sürdürdüklerini dile getirerek, “Doğal boyamadan gelen kumaşlar, ilk önce Ödemiş ipeği yerleştirip puntolama tekniğiyle dikildi. Ondan sonra Lyon ipeğinin üzerine kaplanarak tekrardan eserimiz puntolama tekniğiyle dikilerek sağlamlaştırıldı. Prof. Dr. Hülya Tezcan’ın dediği gibi, eser Abdülhamid’e özel, yurt dışında dikilmiş. Ona özel dikildiği ve kullanıldığı söyleniyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAĞCILAR Belediyesi, İsrail’in Gazze’de yok ettiği zeytin ağaçlarına dikkat çekmek amacıyla Filistin ve Doğa İçin Dayanışma Etkinliği gerçekleştirdi. Bu kapsamda ilçede eğitim gören bir grup ortaokul öğrenci, Filistin bayraklarıyla süslenen alanda ‘Zeytin Çekirdeğinden Tespih Yapım Atölyesi’nde bir araya geldi. Tespihlerin satışından elde edilecek gelir Gazze’deki Filistinlilere bağışlanacak.
Programda Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, sanatçı Turan Erdiren ve öğrenciler birlikte zeytin çekirdeklerinden tespih yaptılar. Bu tesbihlerin satışından elde edilen gelir, Filistin’deki zeytin ağaçlarının korunmasına ve tahribata uğrayan tarım alanlarından kaynaklanan gelir kaybını telafi etmeye yönelik olarak Filistinlilere bağışlanacak.
‘TESBİHLERİMİZ, ONLARIN HATIRASINI YAŞATMAK İÇİN BİRER SİMGE OLACAKTIR’
Etkinliğin sadece bir doğa koruma hareketi değil, aynı zamanda bir dayanışma olduğunu dile getiren Özdemir, “Bir yandan Filistinli kardeşlerimizin katledilmesini protesto ederken diğer yandan da katledilen doğanın, zeytin ağaçlarının durumunu tüm dünyaya ilan etmek ve bu duyarlılığı ortaya koymak maksadıyla bir aradayız. Çok kıymetli bir çalışma. Fabrikalardan alınan zeytin çekirdeklerinden tespih yapıyoruz. Tesbihlerimiz, hem bu ağaçlara olan saygımızı ifade etmek hem de onların hatırasını yaşatmak için birer simge olacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy:
“35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık”
“Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu”
“Türk milleti aradan kaç yıl geçerse geçsin, Anadolu coğrafyasından kaçırılan eserin peşine düşer, o eseri bulur ve iadesini gerçekleştirir”
ÇANKIRI – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 1980’li yıllardan yurtdışına kaçırılan 2 bin 500 yıllık eserin Türkiye’ye iade edilmesini sağladıklarını açıklayarak, “Türünün nadide örneklerinden birisi. 1980’li yılların başında Manisa bölgesindeki bir mezardan kaçak kazı ile kaçırıldığı ortaya çıkartılan bir eser. Ama ne yaptık, 35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bir dizi programa katılmak üzere Çankırı’yı ziyaret etti. Bakan Ersoy’un Çankırı’daki ilk durağı Çankırı Valiliği oldu. Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar’ı ziyaret eden Bakan Ersoy, daha sonra AK Parti tarafından düzenlenen Türkiye Buluşmaları programına katıldı. Programda konuşan Bakan Ersoy, 1980’li yıllarda Türkiye’den kaçırılan 2 bin 500 yıllık bronz sedirin iadesinin sağlandığını açıkladı. Bakan Ersoy iadesi sağlanan eser ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısının 36 olduğunu belirtti.
“20 yılda ülkemize gelen turist sayısı 12 milyondan 60 milyona ulaşmış durumda”
Turizm alanında yapılan çalışmalarla ilgili de açıklamalarda bulunan Ersoy, “Türkiye’de turist sayısının geliştirilmesi için yapılan çalışmalarla ilgili de bilgi veren Bakan Ersoy, Bakın, 2002 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı 12 milyondu. Bugün, 2024 yılı itibariyle bizim ülkemize beklediğimiz turist sayısı 60 milyon. AK Parti iktidarımızla geçen 20 yılda ülkemize gelen turist sayısı 12 milyondan 60 milyona ulaşmış durumda. 2002’de turizmden gelirimiz ne kadardı; 13 milyar dolar. Bugünkü hedefimiz ise 60 milyar dolar. Bu rekorları kırmamız elbette tesadüfle açıklanamaz. Bu başarıları elde etmek için gece gündüz demeden çalıştık, doğru politikalar geliştirdik ve bu politikaları etkin bir şekilde uyguladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’de turizm alanında büyük dönüşümler gerçekleştirdik. Turizmin niteliğini arttırmaya dönük projeleri hayata geçirdik. Ülkemizin, şehirlerimizin tanıtımına ayrı bir önem verdik. 200’den fazla ülkede, dünyanın en çok takip edilen medya kanallarında ülkemizi ve turizm bölgelerimizi tanıttık. En önemlisi Türkiye’de turizmi 12 aya yayma hedefiyle çalışmalar gerçekleştirdik. Bu çerçevede sadece sahil turizmini değil bunun yanında tarih, inanç, kültür, doğa, sağlık, gastronomi gibi alanlarda da önemli çalışmaları hayata geçirdik. Biliyoruz ki turizmin 12 aya yayılmasının kültür turizmiyle doğrudan bir ilişkisi söz konusu. Bu çerçevede uzun yıllar ihmal edilen kültürel mirası ayağa kaldıracak çalışmaları hayata geçirdik. Birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu topraklarının dört bir yanında saklı olan, fakat geçmiş dönemlerde ihmal edilen kültürel mirası gün yüzüne çıkardık. Ülkemizin dört bir yanında kazı çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Kazı alanında şu anda dünyada bir numarayız” dedi.
“Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu”
Türkiye’ye iadesi sağlanan eslerle ilgili de detaylara yer veren Bakan Ersoy, “Kültürel mirasa sahip çıkma konusu sadece kazı çalışmalarımızla da sınır değil. Kültürümüze, tarihimize ait tüm eserlerin izini sürerek, o eserleri bulup ülkemize getiriyoruz. Bununla ilgili olarak bakanlık bünyesinde bir başkanlık kurduk. Bu çerçevede bize ait olan, ama bir şekilde yurt dışına kaçırılan tüm eserleri tespit ediyoruz, o eserin peşine düşerek, alıp ülkemizin kültürel mirasına geri kazandırıyoruz. Bunun son örneğini bugün Çankırı’da açıklamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Yaklaşık 2 bin 500 yıllık bronz bir sedir, Paul Getty müzesinden iade alındı. Türünün nadide örneklerinden birisi. 1980’li yılların başında Manisa bölgesindeki bir mezardan kaçak kazı ile kaçırıldığı ortaya çıkartılan bir eser. Ama ne yaptık, 35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık. Elbette bu iade operasyonunda bizlerle ortak çalışma yürüten Getty Müzesi’ne de teşekkür ediyorum. Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu. Değerli arkadaşlar 2018 yılından bu yana, yani sadece son 6 yılda bu şekilde 7 bin 840 eserin ülkemize iadesini sağlamış durumdayız. 2002 yılından bu yana getirilen eser sayısı ise 12 bin 155. Bugün artık dünyada herkes şunu biliyor, Türk milleti aradan kaç yıl geçerse geçsin, Anadolu coğrafyasından kaçırılan eserin peşine düşer, o eseri bulur ve iadesini gerçekleştirir” diye konuştu.
“Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yıldızını parlatmaya devam edeceğiz”
Son olarak partililere seslenen Bakan Ersoy, ” Türkiye Yüzyılı’nda önümüze çıkan engelleri bir bir aşarak, inşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yıldızını parlatmaya devam edeceğiz. Bu konuda sizlerin desteğine, gayretine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Sizlerin desteğini aldıktan sonra, konuşmamı başında da söylediğim bir cümlenin altını çok kalın şekilde çizmek istiyorum. Yaparsa Ak Parti yapar, yaparsa Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yapar” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mersin’de hayvanseverlerin severek katıldığı dost canlısı festivalde; köpeklerin eğitim gösterileri, sahiplendirme alanı, sahipli hayvanlar için oyun alanı, workshoplar gibi farklı başlıklarda etkinliklerin yanı sıra, çocuklar için de etkinlik alanları oluşturulacak. Patifest, gün sonunda yapılacak konser ile son bulacak.
Patifest’e özel resim ve fotoğraf yarışması
Patifest için geleneksel hale gelen bir diğer etkinlikte yarışmalar. Geçtiğimiz yıl sadece resim üzerine yapılan yarışmaya bu yıl üniversite öğrencileri de çektiği fotoğraflar ile dahil olacak. İlk ve ortaokul öğrencilerinin resim, üniversite öğrencilerinin ise fotoğrafla katılabileceği yarışmada, katılımcılardan evcil ya da sokaktaki patili dostları anlatmaları istenecek.
16-27 Eylül tarihleri arasında resim ve fotoğrafların kabul edileceği yarışmayla ilgili bilgiye ‘sahiplen.mersin.bel.tr’ adresinden ulaşılabilecek. Özel oluşturulacak jüri üyeleri tarafından değerlendirilecek olan resim ve fotoğraflarda dereceye girenlere ödülleri Patifest’te Başkan Vahap Seçer tarafından verilecek. Ayrıca dereceye girenlerin resim ve fotoğrafları Patifest’te açılacak sergide yer alacak. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Heykel’deki Valilik Binası’nda gerçekleşen ziyarette Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ne ve Bursa basınına ilişkin bilgi veren BGC Başkanı Nuri Kolaylı, Anadolu’daki ilk matbaanın Erzurum’dan sonra Bursa’da kurulduğunu, ilk yerel gazetenin de Bursa Valiliği tarafından yayınlanan Hüdavendigar olduğunu anlattı.
Demokrasilerin gelişmesinde yerel basının büyük öneme sahip olduğunu vurgulayan BGC Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı, Bursa’nın köklü basın kuruluşlarına sahip olduğuna dikkat çekti.
1947 yılında kurulan Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin 550 üyesiyle sektöre ve sektörde çalışan basın mensuplarına hizmet ürettiğini ifade eden Kolaylı, BGC tarafından Bursa’ya kazandırılan Basın Kültür Sarayı’na ilişkin bilgi verdi. BGC Başkanı Kolaylı, şunları söyledi;
“1997 yılında aldığımız cemiyetimize ait olan arsayı kat karşılığı müteahhide vererek Basın Kültür Sarayı’nın yapımını sağladık. Basın Kültür Sarayı bünyesinde mülkiyeti Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ne ait olan Kültür Bakanlığı onaylı Bursa Basın Tarihi Müzesi, Uğur Mumcu Etkinlik Salonu, BGC Nilüfer Sahnesi, BGC Merkezi, BGC Lokali, sergi salonları, Nilüfer Belediyesi’yle birlikte oluşturduğumuz Akkılıç Kütüphanesi ve alışveriş birimleri yer alıyor. Programınız uygun olduğunda sizi kendi binamızda ağırlamaktan mutluluk duyarız.”
Ziyarette konuşan Bursa Valisi Erol Ayyıldız da, basının doğru ve tarafsız habercilik yaparak kent yöneticilerine bir anlamda ayna tuttuğunu ifade ederek, Zonguldak, Aydın, İzmir ve Eskişehir Valisi olarak görev yaptığı dönemlerde, basınla iş birliği içinde çalışmaya özen gösterdiğini söyledi.
Aynı iş birliği anlayışını Emniyet Genel Müdürü olarak görev yaptığı dönemde de sürdürdüğünü ifade eden Bursa Valisi Erol Ayyıldız, “Bursa’da da sizlerle iletişim halinde olacağız ve halkımızın hızlı, doğru ve tarafsız haber alması için birlikte çalışmaya özen göstereceğiz. Zor bir mesleğiniz var ve yazdıklarınız geniş kitlelere ulaşıyor. Bursa’da vatandaşımıza hizmet için çalışacağız” dedi.
Ziyarete Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’nın yanı sıra Başkan Yardımcıları Fuat Kars, İhsan Altıkardeş ve Erdinç Aksoy, Genel Sayman Tevfik Fikret Sönmez, Yönetim Kurulu üyeleri İbrahim Öge, Kenan Kibar, Burhan Kaya, Necat Kırbulut, Eyüp Turan ve Genel Sekreter Sinan Tunç katıldı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>LİMAK Vakfı tarafından kurulan ve bu yıl 7’nci yaşını kutlayan Limak Filarmoni Orkestrası, Anadolu’nun türkülerini, ‘Murat Karahan ile Anadolu’nun Eşsiz Hazineleri’ konseriyle 4 Ekim’de Ankara izleyicisiyle buluşturuyor. Anadolu’nun kültürel derinliğini yansıtan ve halk müziğinin örneklerinin yer aldığı konser, Congresium Ankara Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşecek.
Limak Filarmoni Orkestrası ve Tenor Murat Karahan, Anadolu’nun türkülerini senfonik yorumla başkent izleyicisi için sahneye taşıyacak. Orkestranın sanat yönetmeni Murat Karahan’ın solist olarak sahne alacağı konserde, halk müziği eserleri modern orkestrasyon eşliğinde senfonik bir tarzda yorumlanacak. Konserde Karahan’a ve 70 enstrümandan oluşan Limak Filarmoni Orkestrası’na, Orkestra Şefi İbrahim Yazıcı eşlik edecek. Konser, 4 Ekim’de Congresium Ankara Kongre ve Sergi Merkezi’nde saat 20.30’da gerçekleşecek.
Konserde, farklı yörelerden seçilmiş türkülerin seslendirilmesi ve Anadolu’nun zengin kültürel mirasının filarmonik dokunuşla daha geniş kitlelere ulaştırılması amaçlıyor. Konserin tüm geliri, Türkiye’nin Mühendis Kızları Programı’na aktarılacak. Biletler, online olarak satışa sunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kültür ve tabiat varlıklarının korunması ile kaçakçılığın önlenmesine yönelik çalışma gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalarda, ele geçirdikleri tarihi eserleri piyasaya sürerek haksız kazanç elde etmeye çalışan bir şebeke takibe alındı. Yürütülen soruşturma çerçevesinde Fatih ilçesinde tespiti yapılan 3 ayrı adrese 13 Eylül’de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.
Adreslerde yapılan aramalarda ise, 15, 16, 17 ve 18’inci yüzyıla ait olduğu değerlendirilen, bir kısmı Bizans Erken Roma ve Geç Roma İmparatorluk, bazıları klasik ve batılılaşma dönem Osmanlı devirlerine tarihlendiği değerlendirilen farklı ebat ve boyutlarda altın malzemeden imal edildiği düşünülen 435 sikke grubu, Hristiyanlık (Ortodoks/Katolik) inancına ait olduğu değerlendirilen, üzerinde Hz. İsa ile Hz. Meryem ve Hristiyanlık inancı gereği ruhani kabul edilen aziz ve azizelerin resmedildiği, ahşap malzemeden imal edilmiş farklı boyut ve ebatlarda 199 ikona grubu ve 162 Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet devirlerine tarihlendiği düşünülen, halkın sosyal, ekonomik ve kültürel miras değerlerini yansıtan, günümüzde imal ve devamı bulunmayan çeşitli malzemelerden üretilmiş edilmiş etnografik eserler olmak üzere toplam 796 sikke ve obje ele geçirildi.
Operasyon çerçevesinde yakalanan şüpheliler sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Zanlılar hakkında 2863 sayılı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanuna muhalefet” suçundan başlatılan işlemler devam ederken, ele geçirilen eserlerin İstanbul Ayasofya Müzesi Müdürlüğü, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğüne teslim edileceği öğrenildi.
Öte yandan ele geçirilen tarihi eserler emniyette sergilendi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEİJİNG, 18 Eylül (Xinhua) — Çin halkı, bu yıl 17 Eylül’e denk gelen Güz Ortası Festivali’nde üç gün süren tatilin keyfini çıkardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>200 yıllık düğün geleneğini yaşatıyorlar
ŞIRNAK – Şırnak’ta 200 yıllık düğünlerde tepsi ile para toplama geleneği yaşatılıyor. Düğünlerde gelin ve damada takı takma işlemi tepsi tutularak sürdürülüyor. Herkesin kendi imkanı kadar isim yazmadan tepsiye attığı takı ve paralarla hem evlenen çiftlere destek sunuluyor, hem kimin ne taktığı belli olmuyor.
Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Dağdibi köyünde yaşayan Sindi aşireti mensubu binlerce vatandaş 200 yıllık düğün geleneğini yaşatıyor. Gelin ve damat için 2 gün 2 gece yapılan düğünlerde takı takma merasimleri ise tepsiyle yapılıyor. Damadın amcası eline aldığı tepsiyle düğüne katılan misafirlerin yanına giderek takı takmalarını istiyor. Dünya evine giren Fatih ve Fatma Ata çifti düğününde davetliler saatlerce süren para toplama işlemiyle para ve takılarını tepsiye koyuyor. Tepsi ile yaklaşık 700 bin lira toplanırken, köydeki bu geleneği yaşatan aşiret mensupları yardımlaşma ve dayanışmanın böyle olması gerektiğini söylüyor. Düğüne katılan herkes imkanları ölçüsünde altın ve paraları tepsiye atarak yeni evli çifte destek oluyor.
Ahmet Ata adındaki vatandaş düğün geleneğinin eskiden beri devam ettiğini söyledi. Ata, “Bu adeti terk etmiyoruz. 2 gün sürüyor düğünlerimiz. Fakir zengin kim gelirse gelsin eşit şekilde para toplanıyor. Kimse arasında rencide olmamak için böyle bir geleneği sürdürüyoruz. 200 yıldan beri var bu gelenek. Düğünden düğüne değişiyor 300 binden 700 bin liraya kadar böyle para topluyoruz” dedi.
Köyün kanaat önderleri 200 yıldan fazla olan bu geleneği yaşatmanın tek nedeninin olduğunu söyledi. Bunun, maddi durumu iyi olmayanlar için tepsiye kimin ne kadar attığının belli olmadan evlenen çiftlere destek sağlamak olduğunu belirtildi.
(SRD-AKK-Y)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çaycuma Müftülüğü tarafından düzenlenen “Peygamberimiz ve Şahsiyet İnşası” konulu konferans, Mevlid-i Nebi Haftası ve Camiler ve Din Görevlileri Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi. Etkinliğe, Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya da katıldı. İlçe halkının yoğun ilgi gösterdiği konferansta, İslam’ın temel değerleri ve Peygamber Efendimizin (S.A.V) örnek kişiliği üzerinde duruldu. Konferansın konuşmacısı, Tekirdağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Hızır Yağcı, İslam’ın şahsiyet inşası üzerindeki etkilerini ve camilerin toplum hayatındaki rolünü anlattı. Dr. Yağcı, dinin ve din görevlilerinin toplum üzerindeki olumlu etkilerine vurgu yaparak, Peygamber Efendimizin örnek kişiliğinden ilham alınması gerektiğini belirtti.
Kaymakam Kaya, etkinliğin sonunda yaptığı konuşmada, din görevlilerine ve cami cemaatine teşekkür ederek, bu tür etkinliklerin toplumun manevi değerlerini güçlendirdiğini söyledi. Konferans, hem katılımcılar hem de eğitimciler açısından verimli geçti.
Konferansa katılan ilçe halkı, programdan duydukları memnuniyeti dile getirerek, bu tür etkinliklerin devam etmesini temenni etti. Özellikle gençler için büyük bir rehber niteliği taşıyan bu tür organizasyonların, toplumun manevi kalkınmasına katkı sunduğu ifade edildi. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİNDE ÇALIŞACAK
Türkiye Güzeli İdil Bilgen, Sağlık Bakanlığı’nın 118. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kurasında Bingöl’e atandı. Doktorluk kariyerine başlayan genç isim, Yayladere İlçesi Toplum Sağlığı Merkezi’nde görev yapacak.
İdil Bilgen, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada yarışmaya neden girdiğini anlatarak şunları söylemişti: “Kanser üzerine araştırmalarım var. Ülkemizi bu alanda başarılı temsil edebileceğimi düşündüğüm için başvurdum. Kanser çalışmalarımı göstermek istiyorum. Türkiye Güzeli seçilmeden önce hekim unvanı aldım. Yarışmaya da hekim olarak katıldım. Bu benim ilk unvanım ve bunun gururla taşıyacağım. Hem hekimliği hem de güzellik unvanının birleştirilmesi güzel bir bütün.”


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahçelievler Belediyesi, sünnet ettirdiği çocuklar için geleneksel hale getirdiği toplu sünnet şöleni düzenledi. Sünnet edilen 500 çocuk ve aileleri, Bahçelievler Milli Egemenlik Parkı’nda düzenlenen etkinlikte müzikler, dans gösterileri ve jonglör gösterisi ile gün boyu eğlenceli anlar yaşadı. Etkinlik alanına gelen Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, sünnet olan çocuklarla yakından ilgilenerek tek tek hatıra fotoğrafı çektirdi. Etkinliğe katılan sünnet çocuklarına çeşitli hediyeler verildi. Sünnet olan çocuklar, aileleri ile birlikte eğlenceli saatler geçirdi.
“Sünnet olan çocuklar Berdan Mardini konseriyle eğlendi”
Bahçelievler Belediyesinin düzenlediği toplu sünnet şöleni, akşam saatlerinde düzenlenen konser ile devam etti. Çocuklar, şölende sahne alan sanatçı Berdan Mardini şarkılarıyla gönüllerince eğlendi. Festival havasında geçen etkinliğe Berdan Mardini hayranları da büyük ilgi gösterdi. Çocuklar için sevilen şarkılarını seslendiren Berdan Mardini, Bahçelievlerlilere unutulmaz bir akşam yaşattı.
Bahçelievler Belediyesinin geleneksel hale getirdiği toplu sünnet şöleninde konuşan Başkan Bahadır, “500 tane çocuğumuz var, bu 500 çocuğumuzun, tabiki devletimiz SGK kapsamında sünnetlerini yaptırıyor ama o kıyafetiydi, asasıydı, şapkasıydı, sünnet kıyafeti, tören hatta düğün diyelim işte bunu yapabilmek bizlere mutluluk veriyor. İmkanı olmayan arkadaşlarımızı seçiyoruz. Her sene yaptığımız gibi bu sene de 500 çocuğumuza yaptırdık. Onların mutlu olması hediyelerimizle eğlenmeleri bizi mutlu etti. İnşallah her sene bunu devam ettirmeyi düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
Sünnet şölenine katılan miniklerden Ahmet Balık, “Bu tören güzel geçiyor, teşekkür ederim. Biraz heyecanlıyım. Ben sahneye çıkmak istemedim ama tören çok güzel geçti” dedi.
Oğlunu bu eğlenceli şölene getiren baba Ümit Balık ise, “Bence çok güzel olmuş, harika. Benim bir çocuğum sünnetini belediyede oldu. Diğer oğlum bir sıkıntıdan dolayı olamadı ama belediyemiz sağolsun onun için de kıyafet verdi. Burada eğlenip, güzel vakit geçiriyoruz, belediye başkanımıza da bunun için ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görgü tanıklarının aktardığına göre, Shakira yeni şarkısı “Soltera”yı seslendirirken, ön sıralardaki bazı izleyiciler sanatçının eteğinin altını görüntülemeye çalıştı. Bu durumu fark eden Shakira, önce dans etmeyi bırakıp eteğini tutarak izleyicileri uyardı. Kısa bir aradan sonra performansına devam etmeye çalışsa da, rahatsız edici davranışların sürmesi üzerine sahneyi terk etti.
Olay sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Birçok hayran Shakira’ya destek mesajları gönderirken, bazı kullanıcılar konser güvenliğinin artırılması gerektiğini vurguladı.
Konser organizatörü XYZ Prodüksiyon’dan yapılan açıklamada, “Sanatçılarımızın ve izleyicilerimizin güvenliği bizim için en önemli önceliktir. Bu tür davranışlara kesinlikle tolerans gösterilmeyecektir,” denildi.
Shakira’nın menajeri ise henüz olayla ilgili bir açıklama yapmadı.
Bu olay, ünlülerin özel hayatlarına saygı ve konser güvenliği konularını yeniden gündeme getirdi. Müzik endüstrisi uzmanları, benzer olayların önlenmesi için daha sıkı güvenlik önlemlerinin alınması gerektiğini belirtiyor.
Shakira’nın önümüzdeki hafta New York’ta vereceği konserin planlandığı gibi gerçekleşip gerçekleşmeyeceği henüz netlik kazanmadı.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAATLERCE OYNADILAR
Bir otelde yapılan düğünde gelin 3 gelinlik giydi. Nikah töreninde dantel detaylı giyen Yasemin Ceren daha sonra straplez model gelinlik tercih etti. Ceren düğün sonrası yapılan partide ise kısa bir gelinlik tercih etti. Çiftin nikah şahitleri başarılı oyuncular Erkan Avcı ve Taner Ölmez oldu. Ece Dizdar, Mehmet Özgür ve Barış Arduç da çiftin mutlu günlerinde yalnız bırakmadı. Geline gösterişli bir altın kolyenin takıldığı düğünde paralar da havada uçuştu. Taner Ölmez’in sahneye gelerek oynadığını gören Ferit Kaya, eşi ve arkadaşının başından aşağı para yağdırdı.




Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİ KOMİSER GELİYOR
Gazeteci Birsen Altuntaş’ın haberine göre, son olarak TRT’nin dijital platformu Tabii’de yayınlanan Yeşil Deniz Milenyum’da oynayan Burak Alkaş’ın yeni adresi belli oldu. Alkaş, yeni sezonun ilerleyen bölümlerinde Komiser Fikri Yeniceli olarak Arka Sokaklar’da seyirci karşısına çıkacak.
41 yaşındaki Burak Alkaş, Pis Yedili dizisinin ardından Yeşil Deniz ve Tozkopran İskender gibi projelerde yer aldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Prostat kanserinin erkekler arasında en sık görülen kanser olduğunu söyleyen Prof. Dr. Önder, “Önemli risk faktörlerinden biri yağ tüketimidir. Doymamış yağların fazla tüketimi ve obezite hem prostat kanserine yakalanma hem de kötü huylu kanser gelişimi riskini artırıyor. Ayrıca sigara, kırmızı et ve hayvansal yağ tüketimi Prostat kanseri riskini artırırken lycopene (domates, diğer kırmızı sebze ve meyveler), selenyum (tahıl, balık, et-kümes hayvan eti, yumurta, süt ürünleri), omega-3 yağ asitleri (balık), D ve E vitamininin prostat kanseri riskini azaltıcı etkisi var” dedi.
PROSTAT KANSERİ BELİRTİLERİ
Önder, prostat kanserinin idrar yolunda meydana getirdiği tıkanıklığın derecesine göre hastada idrar yapma zorluğu, idrar yaparken yanma, sık idrara gitme, gece idrara kalkma, idrar kaçırma, çatallanma, idrar tutma zorluğu gibi yakınmalara neden olduğunu söylüyor. Ayrıca ileri evre ya da metastatik prostat kanseri varlığında, hastalığın tutulduğu bölgeye göre özellikle bel kemiklerinde ağrı da görülebiliyor.
Prostat kanserinin kesin tanısının, prostat biyopsisinden elde edilen dokunun patolojik incelemesi ile konduğunu anlatan Önder, “Biyopsi kararı için en önemli belirleyiciler prostatın parmakla makattan yapılan muayenesi (DRE-DigitalRectal Examination) ve kanda bakılan PSA (Prostate SpecificAntigen) testidir” şeklinde konuştu.
“40 YAŞINDAN İTİBAREN PSA TESTİ YAPTIRMALI”
Prostat kanserinin erkekler arasında en sık görülen kanser türü olması ve yaş arttıkça görülme riskinin artması nedeniyle belirli yaştan sonra erkeklerin periyodik kontroller yaptırması son derece önemli. Prof. Dr. Önder, “Ailesinde Prostat kanseri öyküsü olan kişilerin 40, olmayanların ise 50 yaşından itibaren PSA testi ve DRE ile kontrolleri önerilmektedir. Bu basit ve ucuz kanser tarama şeklidir. Hasta, hiçbir yakınması olmasa bile prostatında kanser barındırabilir” şeklinde konuştu.
REKLAM
Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, “Günümüzde prostat biyopsisinde standart uygulama, makattan ultrason (TRUS – transrectalultrasound) yardımı ile biyopsi yapılmasıdır. Bu uygulamada ultrason ile prostat görüntülenir ve biyopsi işlemi özel iğne ve tabanca yardımı ile sistematik olarak gerçekleştirilir. Genel olarak toplam 8-12 adet biyopsi alınır ve patolojik inceleme için laboratuvara gönderilir. Biyopsi işlemi anestezisiz ya da tercihan lokal anestezi altında yapılır. Biyopsi sonucu Prostat kanseri tanısı konursa tedavi kararı verebilmek için hastalığın evresi belirlenir. Evreleme için bilgisayarlı tomografi veya MRI, tüm vücut kemik sintigrafisi ya da PET gibi çeşitli görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır” dedi.
Önder, “Tüm kanser hastalıklarında olduğu gibi prostat kanserinin tedavisi de hastalığın evresine göre yapılır. Prostat kanseri evresini kabaca 3 ana gruba ayırabiliriz. Organa sınırlı hastalık, lokal ileri evre ve ileri evre. Prostat kanseri tedavi kararı hastalığın evresi, biyopsi verileri, hastanın sağlık durumu, hasta yaşı gibi faktörlere bağlıdır” diye konuştu.
Evrelere göre standart tedavi seçenekleri; izlem, aktif izlem, ışın tedavisi, ameliyat
Prof. Dr. Ali Ulvi Önder, hastalığın evrelerine göre uygulanabilen standart tedavi seçenekleri ile ilgili de detayı bilgiler aktardı. Kanserin organla sınırlı olduğu durumlarda herhangi bir tedavi uygulanmaksızın hasta izlenir. Genel olarak düşük ilerleme potansiyeline sahip, daha ileri yaştaki hastalarda ise aktif izlem uygulanır. Düşük ilerleme potansiyeli, düşük PSA değeri olan ve biyopsisinde 1 ya da en fazla 2 parçada kanser saptanan hastalarda belirli bir süre sonra tekrar biyopsi yapılır. Daha ileri vakalarda ise ışın tedavisi uygulanır. Bu tedavide prostatın dışarıdan ya da içine radyoaktif çekirdekler yerleştirerek tümörün etkisiz hale getirilmesi amaçlanır. Seçeneklerden biri de cerrahi müdahaledir. Prostat kanseri ameliyatı, prostatın tümünün meni kesesi ve meni kanalı son kısmı ile birlikte çıkarılmasıdır. BPH nedeniyle yapılan ameliyattan çok farklı bir uygulamadır. Açık ya da kapalı yapılabilir. Kapalı ameliyat laparoskopik yöntemdir ve standart veya robot yardımlı laparoskopik prostatektomi olmak üzere iki seçeneği vardır. Radyoterapi, açık ameliyat, standart laparoskopik ve robot yardımlı laparoskopik prostatektomi tedavilerinin onkolojik sonuçları vardır.
Lokal ileri hastalıkta tedavi seçeneklerinin cerrahi ve radyoterapi olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Ulvi Önder “Radyoterapi ve cerrahi uygulamaları organa sınırlı hastalıktaki gibidir ancak hastalığın yineleme riski yüksek olduğu için genellikle bu evrede kombine tedaviler uygulamak gerekebilir. Radyoterapi ile birlikte ya da öncesi hormonaltedavi, cerrahi öncesi ve/veya sonrası hormonal tedavi ya da cerrahi sonrası radyoterapi tedavi seçenekleri olabilir” diye konuştu.
Önder “İleri evre hastalıkta standart tedavi seçeneği hormonal tedavidir. Hormonal tedavi erkeklik hormonu testosteronun etkisini engelleyen, bu nedenle prostatın normal ve kanser hücrelerinin gelişimini engelleyerek etki eden, iğne ya da hap şeklinde uygulanan ilaçlardır. Sistemik kemoterapi gibi ciddi yan etkileri yoktur” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öğrencilerin, beslenme ve uyku düzenlerinin dikkatli şekilde takip edilmesinin faydalı olacağını, yaz tatili dönüşünde öğrencilerin okula yeniden adapte olabilmeleri için ailelere büyük görev düştüğünü anlatan Aliyev, “Ailelere vurgulamak istediğim şeylerden birincisi; sağlıklı çocuk kontrollerinin devamını sağlamak. Poliklinikte, okul başarısı ya da okul uyumuyla ilgili sıkıntı yaşayan çocuklarda çok sık vitamin eksikliği, kansızlık görüyoruz. İkincisi de ekran kısıtlaması çok çok önemli; internet erişimi olan cihazlardan çocukları olabildiğince uzak tutmak. İnternet erişimi olan cihazlar, çocukların kendi iradeleriyle kontrol edebilecekleri, doğruyu, yanlışı ayırt edebilecekleri platformlar olmuyor” diye konuştu.
ÇOCUKTA SİNİR KRİZİ VE DAVRANIŞ SORUNLARI VARSA DESTEK ALINMALI
Aliyev, çocuklarda ekran bağımlılığına değinerek, şöyle devam etti: “Ekranlar gerçekten ciddi bağımlılık potansiyeli olan platformlar. Çocuklarda önemli boyutta sinir krizi, davranış sorunları varsa kesinlikle çocuk psikiyatri uzmanına başvurulması gerekiyor. O noktaya gelmeden önce de önlem almak gerekiyor. Herkesin bunu normalleştirmiş olması, zararı olmadığı anlamına gelmiyor. Artık bazı ülkeler, bunun ciddi olarak zararlarının farkında ve bu konuda yasalar çıkarıyor. Yakın zamanda ülkemizde de bazı online oyunlar yasaklandı. Eminim bu konuda daha atılımlar yapılacaktır. Ancak bunları beklemeden kendimiz, çocuklarımızı ekran konusunda denetlemeli ve sıkı takip altında tutmalıyız.”
EN BÜYÜK İYİLİK ÇOCUĞU EKRANLARDAN UZAK TUTMAK
Ekran süresinin belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Aliyev, “Bu hayatımızı bir tık zorlaştırabilir ama uzun vadede daha yüz güldürücü sonuçlar alıyoruz. Çocuğunuza yapabileceğiniz en büyük iyilik; onu gerçekten ekrandan uzak tutmak. Ancak bunu en başta kendimiz yapmamız gerekiyor. Eve girdiğimizden itibaren elimizde sürekli telefon varsa ve sürekli ekran başındaysak, bizi örnek aldıkları için aynı şeyi onlar da talep edecek. Öncelikle bu konuda çuvaldızı kendimize batırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Aliyev, uygulamalar ve videolar arasındaki hızlı geçişlerin çocuklar üzerinde olumsuz etkileri olduğunu dile getirerek, “Uygulamalardaki hızlı geçişler ve çok hızlı ilerlemeler, çocukların dikkat becerisini inanılmaz bozuyor. Artık bilimsel olarak kanıtlanmış; ekran süresi arttıkça çocuklarda akademik başarıda ve ebeveynleriyle iletişim kalitesinde düşüş, kaygı bozuklukları ve depresyon gibi sorunlarda ise artış görülüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verile, Prof. Dr. Aras, kalp krizi geçiren hastalardaki ritim bozukluklarında, kalp pili olanlarda ve ani bayılmalarda başarı sağlayan tedaviyi ve operasyon süreçlerini anlattı.
Tedavinin kalp ritim bozukluğundaki en önemli tedavi yöntemlerinden biri olduğunu anlatan Aras, “Ablasyon sihirli değnek gibidir, amacımız kalp ritim bozukluğuna neden olan odağı yakarak ya da dondurarak ortadan kaldırmaktır.” ifadelerini kullandı.
Ritim bozukluğunun odağını tamamen ortadan kaldırmak ya da etkisini azaltmak için tedavinin uygulandığını belirten Aras, bu sayede hastanın yaşam kalitesini artırdıklarını, ilaç ihtiyacını azalttıklarını ya da ortadan kaldırdıklarını kaydetti.
Aras, tedavide hastaya lokal anestezi uygulayıp kasık bölgesinden girerek operasyonu başlattıkları bilgisini paylaşarak, “Ardından kalbin içerisinde elektriksel bir araştırma yapıyoruz. Ritim bozukluğuna sebep olan bir odak var mı diye kontrol ediyoruz.Bunları tespit ettikten sonra sıklıkla yakarak, bazen de dondurarak burayı etkisiz hale getiriyoruz.” açıklamasını yaptı.
“Kalple ilgili ileriye dönük hastalıkların önüne geçmiş oluyoruz”
Gençlerde sık görülen, ani olarak başlayan ve kalp hızının 250’ye kadar çıktığı durumlarda tedavinin uygulanabildiğine işaret eden Aras, yüzde 99’a yakın bir başarı olasılığı olduğunu aktardı.
Aras, hastanın tedaviden sonraki hayatını daha kaliteli ve sağlıklı yaşadığına dikkati çekerek, “Kalple ilgili ileriye dönük oluşabilecek hastalıkların da önüne geçmiş oluyoruz. Kalp pili bulunan, sıklıkla şok tekrarı olan hastalarımız var. Yine kalp krizi geçirmiş, ölümcül ritim bozuklukları olan hastalarımız olabiliyor. Bu hastalarda tekrarlayan şoklar görebiliyoruz. Ablasyon yoluyla yine kalbin içerisine giriyor, nedenlerini tespit edip haritalandırıyor, ardından da ortadan kaldırıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Gençlerde kalbin yavaşlaması ya da durması sonucunda bayılmaların yaşanabildiğini hatırlatan Aras, “Bu hastalarımıza da aynı yöntemi uyguluyoruz.Böylece kalp pili ihtiyacını da ortadan kaldırmış oluyoruz. Bunu bir ameliyat olarak görmemeliyiz. Operasyon sonrası hastamız aynı gün taburcu oluyor ve birkaç gün içerisinde işine geri dönebiliyor.” şeklinde görüş belirtti.
Aras, orta yaşlı ve yaşlı tüm hastalarda görülen “artriyal fibrilasyon” denilen ritim bozukluğunda tedaviyle normal ritim sağlanma olasılığının ilaç tedavisine göre en az 3 kat daha fazla olduğuna değinen, tedaviden sonra yaşam kalitesinin iyileştiğine ve kalp yetersizliği riskinin azaltılıp yaşam süresinin uzatıldığını kaydetti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, karanlık ve yağmurlu bir sabah, kadın ineklerini otlatmaya çıktığında gerçekleşti. Kadın, “İneğim birden huzursuzlandı ve beni çekmeye başladı. Dengeyi kaybettim ve çubuklardan birinin üzerine düştüm. Her şey bir anda oldu,” diye anlattı.
Mucizevi bir şekilde, paslı ve gübreyle kaplı çubuk hiçbir hayati organa zarar vermedi. Kadın, komşusu tarafından hastaneye götürüldü ve daha sonra uzman bir merkeze nakledildi. Burada Kasturba Tıp Fakültesi’nden doktorlar tarafından muayene edildi.
Acil ameliyatta doktorlar, çubuğu dikkatlice çıkardılar. Operasyon iki saat sürdü. Ameliyat sonrası kadına antibiyotik ve fizyoterapi uygulandı. Tetanos aşısı yapıldı ve 10 gün sonra taburcu edildi.
Doktorlar, vakanın nadir olduğunu belirtti: “Nesne rektumu delip doğrudan retroperitona girdiği için, tüm ana iç organlar ve damar yapıları zarar görmedi. Bu, saplanma vakalarında çok nadir görülen bir durum.”
Üç ay sonraki kontrolde kadının tamamen iyileştiği görüldü. 65 yaşındaki kadın, “Şimdi kendimi çok daha iyi hissediyorum. Tüm doktorlara ve hemşirelere minnettarım,” dedi.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BAĞIŞIKLIĞI ZAYIF KİŞİLERİ ETKİLİYOR
Prof. Dr. Kocaman, mide üşütmesini şöyle tanımladı: “Tıbbi olarak ‘gastroenterit’ denilen bir durum olup mide ve bağırsakların iltihaplanması neticesinde ortaya çıkan şikâyet ve bulguları tanımlar. Bebekler, yaşlılar ve bağışıklığı zayıf kişiler komplikasyon gelişimi açısından riskli. Tanı ve tedavi kadar, hastalığın gelişmemesi için alınacak tedbirler önemlidir.”

BAKTERİ VE VİRÜSLERE DİKKAT
Mide üşütmesinin bakteri, virüs veya parazitik enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Kocaman, en sık görülen nedenleri şöyle açıkladı:
VİRAL ENFEKSİYONLAR: Norovirüs ve rotavirüs gibi virüsler mide üşütmesinin en yaygın nedenleridir.
BAKTERİYEL ENFEKSİYONLAR: Salmonella, E. coli ve Campylobacter gibi bakteriler mide üşütmesine yol açabilir.
GIDA ZEHİRLENMESİ: Kirli su veya enfeksiyon etkeninin bulaştığı yiyecekler tüketildiğinde, mide üşütmesi riski artar.
KLİMA ÇARPMASI: Klima nedeniyle vücutta ortaya çıkan sıcaklık değişiklikleri, sağlık problemine yol açabilir. Bu durum klima çarpması olarak isimlendirilir.

EN YAYGIN BELİRTİLER
MİDE üşütmesinin belirtilerinin genellikle enfeksiyonun türüne ve ciddiyetine bağlı olarak değişebileceğini söyleyen Prof. Dr. Kocaman, görülen en yaygın belirtileri şöyle sıraladı:
Karın ağrısı ve kramplar
Bulantı ve kusma
İshal
Ateş ve titreme
Baş ağrısı ve genel halsizlik
HAFİF BESLENİN
MİDE üşütmesinin tedavisinin genellikle semptomları hafifletmeye ve vücudun enfeksiyonla mücadele etmesine yardımcı olmaya yönelik olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kocaman, şöyle dedi: “Dehidrasyonu önlemek için bol miktarda su ve bitki çayları tüketmek önemlidir. Vücudun iyileşmesine yardımcı olmak için ideal sürede uyku ve azaltılmış fiziksel aktivite önemlidir. Mideyi yormamak için hafif ve kolay sindirilebilir gıdalar tercih edilmelidir. Muz, pirinç, elma püresi ve tost gibi gıdalar önerilir. Süt ürünleri, kafein, alkol, yağlı veya yüksek oranda baharatlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır.”
HİJYEN ÇOK ÖNEMLİ
PROF. Dr. Kocaman, mide üşütmesinden korunmak için alınabilecek bazı önlemleri şu şekilde sıraladı:
EL HİJYENİ: Yemeklerden önce ve tuvaletten sonra ellerin iyice yıkanması enfeksiyon riskini azaltır.
GIDA GÜVENLİĞİ: Yiyeceklerin doğru şekilde saklanması ve pişirilmesi, kontaminasyonu önlemeye yardımcı olur.
TEMİZ SU TÜKETİN: Güvenli ve temiz su tüketmek, özellikle seyahat ederken önemlidir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sivrihisar Belediye Başkanlığından yapılan açıklamada, kırsal Ballıhisar Mahallesi’nde yer alan ve antik çağda bir “tapınak kent” olarak bilinen yerin, bu özelliğiyle bölgenin tarihini aydınlatma noktasında kritik bir rol üstlendiği belirtildi.
Frigya Kralı Midas tarafından kurulan Pessinus’ta uzun bir aradan sonra kazı çalışmalarının yeniden başlatıldığı anlatılan açıklamada, “Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi’nin öncülüğünde yürütülen çalışmalar, Kibele kültünün Anadolu’daki en önemli tapınım merkezi olan bu eşsiz kentin tarihi ve kültürel önemini ortaya çıkarmayı hedefliyor. Kazı çalışmalarının, kentin mimari yapılarının ve kültürel mirasının gün yüzüne çıkarılması açısından büyük önem taşıyor.” ifadesi kullanıldı.
Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci’nin, Kafkas Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Abdulhadi Durukan ile antik kentte yapılan kazı çalışmalarını yerinde incelemek üzere bölgeye ziyarette bulunduğu aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Başkan Dökmeci, kazı çalışmalarını yapan ekipten bilgi aldı. Kazı ekipleri, Pessinus’un tarihi kimliğini aydınlatacak her türlü bulgunun ortaya çıkarılması, korunması ve kamuoyuyla paylaşılması amacıyla titiz bir çalışma yürütüyor. Bu çalışmaların sonucunda, Pessinus’un tarihi mirasının daha iyi anlaşılması ve bölge turizminin geliştirilmesi bekleniyor.”
Antik kentin tarihçesi
Eski Kral Yolu üzerinde olan antik şehrin üzerinde kurulan Pessinus Antik Kenti, Friglerce “Tanrıça Kibele” diye adlandırılan ana tanrıçanın bulunduğu en önemli tapınma yerlerinden biri olarak biliniyor.
Ankara-Eskişehir kara yolu üzerinde Sivrihisar’ın 13 kilometre güneyindeki Ballıhisar Mahallesi’nde bulunan antik kentin, ana tanrıça için yapılan törenlere sahne olduğu belirtiliyor. O dönemlerde kendini ana tanrıçaya adayanların merkezi konumuna gelmiş Pessinus’tan geçen Kral Yolu, güvenilir ve kestirme olduğundan Roma ve Bizans dönemlerinde de kullanıldı. Antik kentin yakınlarında yol kalıntıları görülebiliyor.
Roma Dönemi’nde Pessinus’a giden yollarda mil taşlarının kullanıldığı, Helenistik Çağ’da şehirdeki tapınak onarılarak, meclis binası, stoa, kanal, tiyatro ve yolların yapıldığı tespit edildi.
Belçikalı ve Avustralyalı ekipler tarafından 1967-2011 yıllarında yapılan kazılarda Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait tapınak alanı, merdivenli tiyatro ve sütunlu cadde ortaya çıkarıldı. Bu eserler, Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi’nde ve Pessinus’ta kurulan açık hava müzesinde sergileniyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altın Koza Yönetim Kurulu Başkan Vekili İsmail Timuçin, Altın Koza Genel Müdürü Hüseyin Orhan ve Adana Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Mahmut Göğebakan, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen toplantıda gazetecilerle buluştu.
Timuçin, 23-29 Eylül’de yapılacak festivalin tüm etkinliklerine katılımın yüksek olduğunu söyledi.
Festival kapsamında Basın Özendirme Yarışması’nın yapılacağını belirten Timuçin, “Bu yarışmayı uzun yıllar yaptık. Geçen yıl biraz geç organize olduk ama bu yıl daha organize bilgi beslemesiyle Adana’mızın güzel festivalini, Türkiye kamuoyuna, sinema entelektüellerine, kültür sanatla ilgili insanlara ve kıymetli Adana halkına, Türk halkına anlatacağız.” dedi.
Timuçin festivalin geniş alanlara ulaşmasında gazetecilerin önemli rolü olduğunu vurguladı.
“Altın Koza Hatay’da, Adıyaman’da, Malatya’da”
Altın Koza Genel Müdürü Hüseyin Orhan, Adana’da kent kimliğinin en belirleyici unsurunun kültür sanat hayatı olduğunu söyledi.
Altın Koza Film Festivali’nin şu an Türkiye’de yapılan film festivalleri arasında en fazla seyirciye ulaşan etkinlik olduğunu belirten Orhan, şunları anlattı:
“Artık salonlara sığmaz hale geldik. Eylül itibarıyla yazlık sinema gösterimlerine başladık. Altın Koza sadece Adana’da bir sinema salonunda değil, Kozan’da, Aladağ’da, Ceyhan’da, 6 Şubat depreminden ağır şekilde etkilenen illerde Hatay’da, Adıyaman’da, Malatya’da. Kültürün, sanatın iyileştirici gücünden her zaman bahsederiz. İşte biz bu iyileştirici gücü deprem bölgelerine de taşımak istiyoruz.”
Orhan, festivalde binlerce öğrenciyi sinema salonlarına getireceklerini bildirdi.
Seyirci sayısı artacak
Adana Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Mahmut Göğebakan da artık Adana denildiğinde akla festivaller, karnavallar, organizasyonların geldiğini söyledi.
Geçen yıl 100 binin üzerinde seyirci sayısına ulaştıklarını ifade eden Göğebakan, “Bu sene deprem bölgesine de giderek oradaki halkla buluştuğumuzda bu sayının 140-150 binlere ulaşacağını düşünüyoruz. Sinema salonlarında geçen yıl yaklaşık 40 bin insana ulaşmıştık, bu sayıyı aşabileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü dünya ve Türkiye prömiyeri Adana’da yapılacak 5-6 film var. Bu yüzden bu sayı daha da artacak diye düşünüyorum.” diye konuştu.
Göğebakan, festivalin Nilüfer konseriyle başlayacağını duyurdu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kitabın ismini ‘Erzurum Mahalli Basın Tarihi’ koyan Bingöl, 332 sayfalık kitabında, tarihe ışık tutacak Erzurum Basınını konu aldı.
Geçmişte ve bugün, kamuoyunun sesi olmuş, bunun için bilgisini, birikimini kullanarak, yazdıkları yazılarla, yaptıkları haberlerle şehrin ve insanın meselelerine çözüm aramış, bunun için samimiyetle mücadele vermiş, kalemini vicdanının sesi yapmış bütün basın emekçilerine hitaben kaleme aldığı kitabını 7 bölüme ayıran İsmail Bingöl, kitabın son kısmında da ‘Okuma parçaları’ koyarak kitabına farklı bir boyut kazandırmış.
Gazeteci kimdir sorusuna cevapla başlayan kitapta, gazete, ihtilallerin baş silahı gazete, Meşrutiyet sonrasında basın, yasaklar, basının dördüncü güç olma özelliği ve birçok başlıkta açıklayıcı bilgilere yer verildi.
Erzurum’da cumhuriyet öncesi yayınlanan gazeteler, son bölümde ise Cumhuriyet döneminde yayınlanan gazetelere de yer aldı.
Kitabın son bölümünde okuma parçaları ve yayınlanan gazetelerin birinci sayfalarının fotoğrafları yayınlandı. – ERZURUM
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alüvyal set gölüyken DSİ tarafından 1945 yılında setlerle rezervuar alanına dönüştürülen Salihli ve Gölmarmara ilçeleri arasındaki Marmara Gölü, zamanla 320 milyon metreküp su kapasitesine geldi.
Gölde su seviyesi, kuraklığın ve kaçak sulamaların da etkisiyle her geçen yıl azaldı.
Tepeli pelikan, küçük karabatak gibi nesli tehlike altında olan kuş türleri de dahil yaklaşık 20 bin su kuşuna ev sahipliği yapan, çevresindeki mahalle sakinlerince sazan avlanan ve bu özelliğinden dolayı 2017 yılında “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” ilan edilen göl, geçtiğimiz senelerde tamamen kurudu.
Regülatöre Gediz Nehri’nden gelen su, kuşlarına umut oldu
Marmara Gölü’nde su kuşları için biten yaban hayatı, bu bölgeye yaklaşık 7 kilometre uzaklıktaki DSİ tarafından Gediz Nehri’nden gelen suyun tarımsal sulama kanallarına yönlendirilmesi, yükseltilmesi ve su akışını düzenlemesi amacıyla inşa edilen regülatörün çevresindeki sulak alanda yeniden başladı.
Su kuşları ile göç yolundaki pek çok tür, Ahmetli Regülatörü’nün kenar kısımlarında görülmeye başlandı. Regülatör ve çevresi; balıkçıl, gri balıkçıl, saksağan, leylek ve kumru gibi kuşlar için doğal yaşam alanı oluşturdu.
Senelerdir Marmara Gölü’nde yaşamlarını sürdüren kuşlar artık rotalarını bu sulak alana çevirmiş durumda.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tatvan Gençlik Merkezi bünyesinde düzenlenen gitar kursunu başarıyla tamamlayan öğrenciler, Van Gölü sahilde düzenlenen bir etkinlikte mini bir konser verdi. Etkinlikte, öğrenciler öğrendikleri eserleri sergileyerek ailelerine ve izleyicilere keyifli anlar yaşattı.
Tatvan Gençlik Merkezi Müdürü Burhanettin Avşar, etkinlik sonrası yaptığı konuşmada, kursun başarıyla tamamlandığını ve yoğun bir ilgi gördüğünü belirtti. Tatvan Gençlik Merkezi Müdürlüğü olarak gitar branşında eğitim veren hocamızla birlikte Tatvan sahilinde bir sunum gerçekleştirdiklerini ifade eden müdür Avşar, “Gençlerimiz, hem biz idarecilere hem de seyircilere yeteneklerini gösterdi. Bu gösteriye katılan tüm seyircilerimize çok teşekkür ediyorum yoğun bir katılım oldu. Yaklaşık 20 öğrencimiz sahnede yer aldı, izleyici sayısı ise 150’yi buldu. Eğitim sürecini iki ayda tamamladılar ve kendilerini çok güzel bir şekilde yetiştirdiler. Bugün burada sergiledikleri performans, ne kadar ilerlediklerinin bir göstergesi. Eğitmenimize ve öğrencilerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Gitar Öğretmeni Serhat Selçin: “35 öğrenci gitar çalmayı öğrendi”
Tatvan Gençlik Merkezi’nde gitar eğitmenliği yapan müzik öğretmeni Serhat Selçin de kursun detayları hakkında bilgi verdi. Selçin, “Bu yıl 1 Temmuz’da başlayan kursumuz, 1 Eylül itibarıyla sona erdi ve bu süreçte yaklaşık 35 öğrenciye gitar öğrettik. Bugün burada Tatvan sahilinde düzenlenen bu etkinlikte öğrencilerimiz ailelerine ve gençlik merkezi çalışanlarına güzel bir müzik dinletisi sundu. Haftanın beş günü, günde 4 saat eğitim vererek iki ay boyunca yoğun bir tempoyla çalıştık. Şu anda 35 öğrencimiz gitar çalmayı biliyor ve umuyorum ki önümüzdeki dönemlerde kayıtlarımız artacak. Gitar öğrenen öğrencilerimizin sayısının daha da yükseleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
İki ay gibi kısa bir sürede gitar çalmayı öğrenen gençler, izleyicilerin büyük beğenisini topladı. Kursun önümüzdeki dönemlerde de devam edeceği belirtilirken Tatvan Gençlik Merkezi’nin bu tür etkinliklerle gençlerin sanatla buluşmasına katkı sağlamaya devam edeceği açıklandı. – BİTLİS
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin en kapsamlı festivallerinden biri olan ‘Kültür Yolu Festivali’ 31 Ağustos – 8 Eylül 2024 tarihleri arasında Çanakkale‘de birbirinden güzel etkinliklerle kutlanıyor. Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinasyonunda Bilecik İl Halk Kütüphanesine ait tam donanımlı ‘Gezici Kütüphane Otobüsü’ bu güzel etkinlikte yerini alıyor.
Toplam 11 metre uzunluğunda olan Gezici Kütüphane Otobüsünün içerisinde; çocuk, genç ve yetişkin okuyucuların faydalanacağı kitaplar başta olmak üzere; yüz boyama, kitap okuma alanları, internet, sinema, workshop etkinlikleri, dene-yap atölyeleri, karaoke, müzik, akıl oyunları ve çeşitli ikramlar ile gelen misafirlerini ağırlıyor. Çanakkale Kültür Yolu Festivali’nde İzmir Gezici Kütüphane Otobüsü ile ortak alanda hizmet veren Bilecik Gezici Kütüphane Otobüsü çocuklar tarafından da beğeniyle karşılandığı; etkinliklerin çok güzel ve keyifli olduğunu dile getirildi.
Bilecik Gezici Kütüphane Otobüsü ‘nün Çanakkale Kültür Yolu Festivali’nin ardından 6-7-8 Eylül tarihleri arasında Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma Yörük Şenlikleri’nde de aynı şekilde Söğüt ilçesinde 7den 70’e birbirinden güzel aktiviteler ve etkinlikleri ile Söğüt’te olacağı Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından bildirildi.
Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürü Serkan Bircan, “Bilecik Gezici Kütüphane Otobüsü, Çanakkale’den sonra Söğüt’e gelerek yerini almasıyla ‘Kuruluştan Kurtuluşa Uzanan Yol’ sözünü bizlere hatırlattı. Bu yıl Bilecik Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile Valimiz Şefik Aygöl’ün başlatmış olduğu BİL-EN programı kapsamında ilçe ilçe, köy köy, mahalle mahalle Bilecik’i karış karış gezecek. 2024 -2025 Eğitim öğretim yılında planlanan takvim doğrultusunda her alana ulaşmayı hedeflemektedir. 31 Ağustos-8 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Çanakkale Kültür Yolu Festivali’nde yerini alan Bilecik Gezici Kütüphane Otobüsümüz 6-7-8 Eylül tarihlerinde Çanakkale’deki görevinin ardından Söğüt’e 743. Ertuğrul Gazi’yi Anma Yörük Şenlikleri’nde gelen misafirlerini ağırlıyor olacak. Herkesi bu anlamda Söğüt’e Gezici Kütüphane Otobüsümüze birbirinden güzel etkinliklerle buluşmak temennisiyle bekliyoruz” dedi. – BİLECİK
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Festival, caz müziğinin önemli temsilcilerinden Kurt Elling, Harold Lopez-Nussa, 7 Poets Trio ve Rodrigo Amarante’yi İstanbul’da konuk edecek.
Festivale ilişkin Sakıp Sabancı Müzesi’nde düzenlenen toplantıya katılan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, festivalin İstanbul ile özdeşleştiğine dikkati çekerek, “Sanatı bir renk paleti gibi düşünürseniz, sanatla ilgili o paletteki her bir renkte Akbank var. Topluma fayda ve değer katacak konularda eforumuzu her zaman sürdürmemiz de bence en önemlisi.” dedi.
Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı da İstanbul’un plaka numarasıyla aynı sayıya ulaşan festivalde, 34 konser yapmaya karar verdiklerini belirterek, 20’den fazla mekanda 200’ün üzerinde sanatçının caz severlerle buluşacağını söyledi.
Festivalde, klasik ve modern caz müziğin yanı sıra elektronik ve dünya müziğinin güzel örneklerinin de yer alacağına işaret eden Bigalı, “Akbank Caz Festivali, bir müzik etkinliğinin ötesinde toplumsal kültürün gelişimi için önemli bir platform. Biz özellikle Türkiye’de cazın gelişimi için festivalimizde eğitim programlarına çok önem veriyoruz. Çocuklara, gençlere ve genç yeteneklere yönelik birçok atölye programımız ve söyleşimiz var.” ifadelerini kullandı.
Akbank Kültür Sanat ve Organizasyon Yöneticisi Gözde Sivişoğlu da festival programını açıkladı.
Festivalde 34 konser müzikseverlerle buluşacak
Pozitif iş birliğiyle organize edilen festivalin açılış konseri, 28 Eylül’de Müze Gazhane’de gerçekleşecek.
Kenan Doğulu, klasik parçalarının caz düzenlemeleriyle birlikte yeni albümünden şarkılar da seslendirecek. Doğulu’ya sahnede Ozan Musluoğlu, Ercüment Orkut, Bulut Gülen, Şenova Ülker, Mehmet İkiz, Ferit Odman ve Batu Şallıel eşlik edecek.
Festival boyunca 200’den fazla müzisyenin sahne alacağı 34 konserin yanı sıra 5 söyleşi, 2 çocuk atölyesi, teras konserleri ve dans etkinlikleri yapılacak
Etkinlikler Akbank Sanat, Arter, Müze Gazhane, Babylon, Bant Mag. Havuz/Bina, Borusan Müzik Evi, Bova, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Zorlu PSM, Turkcell Platinum Sahnesi, Frankhan, Hope Alkazar, HuginveMunin Kültür ve Sanat Paylaşım Platformu, Nardis Jazz Club, Pera 77, Sakıp Sabancı Müzesi, Ses 1885-Ortaoyuncular Tiyatrosu, The Circle ve Yeldeğirmeni Sanat Merkezi’nde izlenebilecek.
Festivale katılan sanatçı ve topluluklar arasında Adi Oasis, Antonio Sanchez Quartet, Blue Lab Beats, Brad Mehldau Trio, Daniel Hersog Quartet, Dave Okumu&7 Generations, Güneş Cengiz&Adar Geçimli, Harold Lopez-Nussa, Isaiah Collier&The Chosen Few, Kurt Elling, Rodrigo Amarante, Kenan Doğulu, Meriç Dönük, Selut&Tuğçe Şenoğul, Takuya Kuroda, Tatiana Eva-Marie, Tom Skinner, Tomas Fujiwara 7 Poets Trio, Tophane Noise Band featuring Berke Can Özcan & Rana Uludağ, TÖZ & Hezarfen Ensemble ve Vega Trails yer alıyor.
Söyleşi programında ise “Caz Ağı Paneli: Akademiden Sahneye”, “Çağının Ötesinde Müzisyen İsmet Sıral ve Belgeselin Belgeseli”, “Klasikten Caza”, “Kreşendo x Müzik Yolculuğunun Peşinde” ve “Özgür Caz ” konu başlıkları ele alınacak.
Festival hakkında detaylı bilgiye “www.akbanksanat.com” adresinden ve sosyal medya hesaplarından ulaşılabilecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tören Alanı’nda yarbay Mevlüt Belyurt’un şefliğindeki konserde bando Alay, Vatan, Sakarya, Plevne marşları ile çeşitli türküler seslendirdi.
Konseri bazı vatandaşlar cep telefonlarıyla videoya çekti.
Belediye Başkanı Ercan Özalp, çok güzel bir konser olduğunu söyledi.
Konsere katılan vatandaşlara teşekkür eden Özalp, seslendirilen marşları dinlerken bazı vatandaşların duygulandıklarını gözlemlediğini kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tatvan Gençlik Merkezi bünyesinde düzenlenen gitar kursunu başarıyla tamamlayan öğrenciler, Van Gölü sahilde düzenlenen bir etkinlikte mini bir konser verdi. Etkinlikte, öğrenciler öğrendikleri eserleri sergileyerek ailelerine ve izleyicilere keyifli anlar yaşattı.
Tatvan Gençlik Merkezi Müdürü Burhanettin Avşar, etkinlik sonrası yaptığı konuşmada, kursun başarıyla tamamlandığını ve yoğun bir ilgi gördüğünü belirtti. Tatvan Gençlik Merkezi Müdürlüğü olarak gitar branşında eğitim veren hocamızla birlikte Tatvan sahilinde bir sunum gerçekleştirdiklerini ifade eden müdür Avşar, “Gençlerimiz, hem biz idarecilere hem de seyircilere yeteneklerini gösterdi. Bu gösteriye katılan tüm seyircilerimize çok teşekkür ediyorum yoğun bir katılım oldu. Yaklaşık 20 öğrencimiz sahnede yer aldı, izleyici sayısı ise 150’yi buldu. Eğitim sürecini iki ayda tamamladılar ve kendilerini çok güzel bir şekilde yetiştirdiler. Bugün burada sergiledikleri performans, ne kadar ilerlediklerinin bir göstergesi. Eğitmenimize ve öğrencilerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Gitar Öğretmeni Serhat Selçin: “35 öğrenci gitar çalmayı öğrendi”
Tatvan Gençlik Merkezi’nde gitar eğitmenliği yapan müzik öğretmeni Serhat Selçin de kursun detayları hakkında bilgi verdi. Selçin, “Bu yıl 1 Temmuz’da başlayan kursumuz, 1 Eylül itibarıyla sona erdi ve bu süreçte yaklaşık 35 öğrenciye gitar öğrettik. Bugün burada Tatvan sahilinde düzenlenen bu etkinlikte öğrencilerimiz ailelerine ve gençlik merkezi çalışanlarına güzel bir müzik dinletisi sundu. Haftanın beş günü, günde 4 saat eğitim vererek iki ay boyunca yoğun bir tempoyla çalıştık. Şu anda 35 öğrencimiz gitar çalmayı biliyor ve umuyorum ki önümüzdeki dönemlerde kayıtlarımız artacak. Gitar öğrenen öğrencilerimizin sayısının daha da yükseleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
İki ay gibi kısa bir sürede gitar çalmayı öğrenen gençler, izleyicilerin büyük beğenisini topladı. Kursun önümüzdeki dönemlerde de devam edeceği belirtilirken Tatvan Gençlik Merkezi’nin bu tür etkinliklerle gençlerin sanatla buluşmasına katkı sağlamaya devam edeceği açıklandı. – BİTLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vakıflar Genel Müdürlüğünce Kasım 2021’de restorasyona alınan camide çalışmalar etaplar halinde bilim kurulunun nezaretinde sürüyor.
Çalışmalar kapsamında camideki kurşun yenileme, taş onarım işlemleri, minareler ve kubbedeki işlemler tamamlandı. Caminin içerisinde ve avlusundaki çalışmalar sürüyor.
Cami bölümler halinde ziyarete ve ibatede de açık tutuluyor.
İl Genel Meclisi üyeleri çalışmaları inceledi
Edirne İl Genel Meclis Başkanı Çiğdem Gegeoğlu ve meclis üyeleri çalışmaları inceledi.
Gegeoğlu, incelemenin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada Selimiye Camisi’nin hem Edirne’nin hem de Türkiye’nin baş tacı olduğunu söyledi.
Edirne’nin tarih ve turizm kenti olduğunu belirten Gegeoğlu, “Tarih ve turizm’ dediğimizde Selimiye bizim gözbebeğimiz. O yüzden burası çok kıymetli ve tabii Selimiye dini açıdan da çok önemli.”dedi.
Selimiye’nin yoğun ziyaretçi aldığı dönemlerini özlediklerini anlatan Gegeoğlu, çalışmaların hızla devam ettiğini ve güzel işler ortaya konulduğunu dile getirdi.
“Edirne’de güzel işler olmaya devam ediyor”
Restorasyon çalışmaların bir an önce tamamlanmasını sabırsızlıkla beklediklerini ifade eden Gegeoğlu, şunları kaydetti:
“Selimiye Camisi restorasyonu Edirne için son yıllarda yapılmış en kapsamlı ve en kıymetli projelerden biri. Önceki dönem Vakıflar Bölge Müdürü Osman Güneren’e de çok teşekkür ediyoruz. Bölge müdürlüğü döneminde çok emek harcadı restorasyonla ilgili. Bugün Daire Başkanı olması nedeniyle aramızda değil ama onun çok büyük katkıları var.
Edirne’de güzel işler olmaya devam ediyor. Restorasyonun gelecek yıl bahar aylarında bitmesi planlanıyor, bu tarz kapsamlı bir çalışmada bir kaç aylık aksama kabul edilebilir. Her şey yolunda gibi. Gönlümüzden restorasyonun ramazan ayına yetişmesi geçiyor, ramazan ayında hep birlikte burada namaz kılmak ve ibadet yapmak nasip olur bizlere.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİTLİS – Bitlis’in Tatvan Gençlik Merkezi bünyesinde düzenlenen gitar kursunu başarıyla tamamlayan öğrenciler, Van Gölü sahilde düzenlenen bir etkinlikte mini bir konser verdi.
Tatvan Gençlik Merkezi bünyesinde düzenlenen gitar kursunu başarıyla tamamlayan öğrenciler, Van Gölü sahilde düzenlenen bir etkinlikte mini bir konser verdi. Etkinlikte, öğrenciler öğrendikleri eserleri sergileyerek ailelerine ve izleyicilere keyifli anlar yaşattı.
Tatvan Gençlik Merkezi Müdürü Burhanettin Avşar, etkinlik sonrası yaptığı konuşmada, kursun başarıyla tamamlandığını ve yoğun bir ilgi gördüğünü belirtti. Tatvan Gençlik Merkezi Müdürlüğü olarak gitar branşında eğitim veren hocamızla birlikte Tatvan sahilinde bir sunum gerçekleştirdiklerini ifade eden müdür Avşar, “Gençlerimiz, hem biz idarecilere hem de seyircilere yeteneklerini gösterdi. Bu gösteriye katılan tüm seyircilerimize çok teşekkür ediyorum yoğun bir katılım oldu. Yaklaşık 20 öğrencimiz sahnede yer aldı, izleyici sayısı ise 150’yi buldu. Eğitim sürecini iki ayda tamamladılar ve kendilerini çok güzel bir şekilde yetiştirdiler. Bugün burada sergiledikleri performans, ne kadar ilerlediklerinin bir göstergesi. Eğitmenimize ve öğrencilerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Gitar Öğretmeni Serhat Selçin: “35 öğrenci gitar çalmayı öğrendi”
Tatvan Gençlik Merkezi’nde gitar eğitmenliği yapan müzik öğretmeni Serhat Selçin de kursun detayları hakkında bilgi verdi. Selçin, “Bu yıl 1 Temmuz’da başlayan kursumuz, 1 Eylül itibarıyla sona erdi ve bu süreçte yaklaşık 35 öğrenciye gitar öğrettik. Bugün burada Tatvan sahilinde düzenlenen bu etkinlikte öğrencilerimiz ailelerine ve gençlik merkezi çalışanlarına güzel bir müzik dinletisi sundu. Haftanın beş günü, günde 4 saat eğitim vererek iki ay boyunca yoğun bir tempoyla çalıştık. Şu anda 35 öğrencimiz gitar çalmayı biliyor ve umuyorum ki önümüzdeki dönemlerde kayıtlarımız artacak. Gitar öğrenen öğrencilerimizin sayısının daha da yükseleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
Tatvan sahilinde gerçekleştirilen konser, öğrencilerin gitar eğitiminde kazandıkları becerileri sergileme fırsatı bulduğu keyifli bir etkinlik oldu. İki ay gibi kısa bir sürede gitar çalmayı öğrenen gençler, izleyicilerin büyük beğenisini topladı. Kursun önümüzdeki dönemlerde de devam edeceği belirtilirken, Tatvan Gençlik Merkezi’nin bu tür etkinliklerle gençlerin sanatla buluşmasına katkı sağlamaya devam edeceği açıklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MALATYA – Malatya’nın tek ‘sakin şehir’ unvanına sahip kentin en önemli çekim merkezlerinden biri olan Arapgir ocak-eylül döneminde 500 bin yerli yabancı turisti ağırladı.
Malatya’nın tek ‘sakin şehir’ unvanına sahip kentin en önemli çekim merkezlerinden biri olan Arapgir ilçesi zengin tarihi birikimi, doğası, kültürel çeşitliği ve eşsiz doğal güzellikleriyle binlerce yerli ve yabancı ziyaretçinin akınına uğruyor.
Kültürel ve doğal güzellikleriyle popüler bir tatil noktası olan Arapgir ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatırken, doğal güzelliklerinin en etkileyici olanı Kozluk Çayı- Kayaarası Kanyonu Malatya ve çevre ilçelerin yanı sıra komşu illerden de gelen binlerce yerli ve yabancı turistle buluşuyor.
“Bir milyon hedefine yaklaşacağız”
Sadece Kurban bayramı arefesinde 100 bin kişiyi ilçede misafir ettiklerini aktaran Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu,” Şuana kadar çeşitli organizasyonlarla bölgeyi ziyaret eden insanların toplamdaki sayısı 500 binin üzerine çıktı diye tahmin ediyoruz. Hareketlilik devam ediyor. İşletmelerimiz otellerimiz dolu durumda. Sürekli haftalık ve günü birlik turlar geliyor. Arapgir buna hazırlığını 15 yıldır yaptı. Hedefimiz bir milyon turisti ağırlamaktı bu rakama ulaşamayacağız gibi görünüyor ama yaklaşacağız. On beş gün içerisinde bir 100 bin kişinin daha bölgeyi ziyaret etmesini bekliyoruz. Buradan herkese Arapgir’i görmeye deneyimlemeye davet ediyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM – Erzurum’da, Osmanlı Devletince doğu sınırlarının korunması amacıyla yapılan ve “93 Harbi” olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın en çetin muharebelerinin geçtiği tabyalardan birisi olan Mecidiye Tabyası, ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor.
Mecidiye Tabyası, Erzurum’un doğusunda şehir merkezine yaklaşık 2 km mesafede, Nene Hatun Tarihi Milli Parkı içerisinde Topdağı mevkiinde bulunuyor. Topdağı üzerine yaptırılan ilk yapı olma özelliği taşıyan tabya, Sultan Abdülmecid tarafından, Erzurum’u doğudaki Deveboynu ve kuzeydeki Gürcü Boğazı istikametlerinden gelen düşman saldırılarından korumak amacıyla 1852 yılında özel olarak hazırlattırılan proje dahilinde Erzurum Valisi Zarif Mustafa Paşa’nın nezaretinde yaptırıldı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Erzurum şehrinin düşmemesini sağlayan en önemli faktör olarak değerlendirilen tabya, tamamen iyi tür küfeki taşından yaptırıldı ve dışardan düz toprak damla örtüldü. Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın, 9 Kasım 1877 sabahı Firdevsoğlu Kışlası’ndan Mecidiye Tabyası’na gelerek savaşı buradan yönettiği biliniyor. Erzurum’a hakim bir tepede yapılan Mecidiye Tabyası, karakol ve kışla olarak kullanıldı. Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Mecidiye Tabyası başta olmak üzere tüm tabyaların geleceğe taşınması için tüm kurumlarla birlikte el ele verip çalışacaklarını dile getirdi.
Tabyaların içinden en eskisi
Erzurum’a hakim bir yerde bulunan Topdağı’nın kuzey ucunda 2042 metre yükseklikte konumlandırılan Mecidiye Tabyası doğudaki Yanık dere ve kuzeydeki Gürcü boğazından gelebilecek saldırılara karşı durmak amacıyla Sultan Abdülmecit tarafından yaptırıldı. Mecidiye Tabyası geniş bir avluya bakan yay şeklinde bir plan üzerine kurulmuş yan yana koğuş odalarından meydana geliyor. Kuzey-güney istikametinde uzanan yayın orta kısmının uzunluğu 63,85 metre, yan kısımlar ise 20,20 metredir. Tabyanın batısında geniş bir avlu bulunmaktadır. Mecidiye Tabyası küfeki taşından yapıldı ön ve arka cepheye bakan duvarlar taşıyıcı özelliğe sahip olmadığı için biraz ince tutulmuş, bu duvarlar arasında dikey olarak uzanan ve koğuş odalarını meydana getiren duvarlar daha kalın inşa edildi. Tabya dıştan düz toprak damla kapatılmıştır. Mecidiye Tabyası 21 tabya içerisinde en eski tabya olması nedeniyle sonrasında yapılan tabyalarda bulunan pusu ve topçu odaları, karargah odası gibi yenilikler bulunmuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı, merhum şair ve düşünür Sezai Karakoç’un hatırasını yaşatmak amacıyla özel bir program düzenledi. Saat 18.00’de Kurşunlu Cami alanında gerçekleştirilen buluşmaya gençler yoğun ilgi gösterdi.
Etkinlikte, katılımcılar sevdikleri kitaplarla bir araya gelerek, Sezai Karakoç’un düşünce dünyasına dair sıcak sohbetler gerçekleştirdi.
İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programda, Sezai Karakoç’un edebi ve düşünsel mirası bir kez daha hatırlatılarak, Diyarbakır’ın kültürel değerlerine sahip çıkılması gerektiği vurgulandı. Gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleşen buluşmada, çay eşliğinde yapılan sohbetler, katılımcılara hem derin bir kültürel deneyim hem de keyifli anlar yaşattı.
AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı, bu tür etkinliklerin devam edeceğini belirterek, tüm Diyarbakır halkını benzer programlara katılmaya davet etti. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kore Savaşı’nda esir düşen Türk askerlerinin dosyalarını inceleyen Dr. Ece Aynur Onur:
“Esir olan askerlerimizin esaret hayatları boyunca gün yüzüne çıkmamış yeni bilgilere ulaştık”
“Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok”
BURDUR – Burdur’un Karamanlı ilçesinde yaşayan Askeri ve Medikal Antropoloji alanında doktora yapan Dr. Ece Aynur Onur, Amerikan Ulusal Arşivi’nde yer alan ve ABD ordusu tarafından askeri tutanaklara geçirilen raporlara ulaştı. Dr. Onur raporlarda yaptığı incelemede sonucunda, “Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok” dedi.
Burdur’un Karamanlı ilçesinde yaşayan, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan Indiana Üniversitesi’nde Askeri ve Medikal Antropoloji alanında doktora yapan Dr. Ece Aynur Onur, doktora çalışmaları sırasında Kore Savaşı Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Türk askerleri üzerine yapılan araştırma raporlarına ulaştı. Arşivde karşılaştığı raporlarda yer alan “Kore Savaşı’nda esir olan Türk askeri, esir kamplarında neden ölmedi?” sorusunun dikkatini çekmesi üzerine Onur, 2017 yılında ABD’nin resmi makamlarına başvurarak bu araştırmanın dayandığı belgeler ve sorgu tutanaklarına ulaşmak istedi.
2017 yılında esir olan rütbeli askerlerin dosyalarına ulaşmak için 7 yıl beklediğini söyleyen Onur, “O dönemde özellikle alt rütbeli askerlerimizin sorgu tutanakları açıktı ve sorgu tutanaklarını aldım. Amerikan ordusunun askerlerimiz hakkında yaptırdığı bir çalışmanın raporunu bulmuştum. Bu raporu sorgu tutanakları ile beraber mukayeseli bir şekilde okudum. Ancak o dönemde üst rütbeli subaylarımızın dosyaları açık değildi. 2017 yılında yaptığım başvuru birkaç gün önce sonuçlandı ve esir tutulan en üst rütbeli Yüzbaşı İhsan Serim’in dosyası tarafıma ulaştırıldı. Daha önce sorgu tutanaklarından ve Amerikan ordusunun yaptırdığı çalışmalardan ‘Kore Savaşı’nda Türk Esirler’ isimli bir kitap yazmıştım ancak Kore Savaşı’nda esir olan askerlerimizin bu esaret hikayesinin en önemli yani yapbozun en önemli parçası eksikti. Yüzbaşımızın dosyasıyla beraber onların o kahramanlık hikayeleri tamamlanmış oldu” dedi.
“Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok”
1953 yılında Kore Savaşı’nın ardından ateşkes imzalanması ile birlikte savaşın tarafları esir askerleri takas etmesinin ardından Amerikan askeri istihbaratının Amerikalı askerlerle birlikte Türk askerlerini de sorguya aldığını söyleyen Onur, “Savaş boyunca esir kamplarından çeşitli istihbaratlar ulaşmış Amerikan ordusuna. Amerikalı esirlerin kara kuvvetleri ve esirlerin özellikle sorgu son haklarına baktığımızda yüzde ellisinin hayatını kaybettiğini görüyoruz esir kamplarında. Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok. Yine Amerikalı esirlerin komünist Çin kuvvetleri ile esir kampında özellikle yüzde 15’in iş birliği yaptığını görüyoruz yani düşmanla iş birliği yaptığını görüyoruz. Sorgu tutanaklarına baktığımızda Amerikan ordusunun Türk askerleri üzerine yaptırdığı çalışmaya baktığımızda; iki askerimizin düşmanla bir defaya mahsus olarak iş birliği yaptığını, Türk askerlerimiz tarafından esir kampında organize edilen bir Divan-ı Harp’te iş birliği yapan askerlerimizin yargılandığını, yargılanma sonucunda ceza olarak ağır şekilde darp edildikleri ve esaretlerinin sonuna kadar göz hapsine tutulduklarını görüyoruz. İki ordunun esir askerleri arasında böyle ciddi bir esaret performans farkı oluşunca ki özellikle de Amerika o dönemde Türkiye’ye askeri ve ekonomik yardım yapan bir ülke. Amerikan ordusu Türk askerlerimize sorgu tutanaklarını askeri ve sivil kurumlara vererek bilimsel çalışmalar yaptırmış. Bu bilimsel çalışmaların sonucunda raporlar oluşturulmuş bu raporlara ulaşmıştır” şeklinde konuştu.
“Esir olan askerlerimizin esaret hayatları boyunca gün yüzüne çıkmamış yeni bilgilere ulaştık”
2017 yılında Türk askerlerine ait sorgu tutanaklarının peşine düştüğünü söyleyen Onur, “Dosya tarafıma iletildi ve bu sayede orada esir olan askerlerimizin esaret hayatları ve deneyimleri hakkında daha önce gün yüzüne çıkmamış yeni bilgilere ulaştık. Bu bilgiler özellikle Amerikan ordusunda, NATO ve askeri çevrelerinde sık sık dile getirilen fakat belgelendirilemeyen iddialar vardı, savaş efsaneleri vardı. Örneğin esir kaplarında askerlerimizin kendi aralarındaki emir komuta zincirini asla bozmadıkları, üst rütbeli bir subay Çinliler tarafından aralarından alındığı zaman hemen alt rütbedeki askerimizin komutayı devraldığı, aralarındaki birlik ruhunu kesinlikle bozmadıkları, hayatı idame yeteneklerinin çok güçlü olduğuna dair gurur verici iddialar vardı. Ancak bunları ilk defa yüzbaşı İhsan Serim’in sorgu tutanaklarında elle tutulur gözle görülür bir şekilde isim isim ve tarihleri ile beraber görebiliyoruz. Amerikan Ordusu’nun Türk esir askerlerimiz üstüne yaptırdığı çalışmanın sonuç kısmı ile 1955 yılında yayınlanan ve hala kullanımda olan Amerikan muharip askerinin el kitabı bire bir örtüşmektedir. Bu da bize şunu gösteriyor; Amerikan ordusu Kore’de esir olan askerlerimiz üzerinde yaptırdığı bilimsel çalışmalarını kendi askeri eğitimlerini yeniden yazmak için kullanmıştır. Hayatı idame, kaçma kurtulma, sorguya mukavemet eğitimleri de Kore’de esir olan askerlerimizden örnek alınarak, esinlenerek hazırlanmıştır. Amerikan ordusunun yaptırdığı çalışmanın sonuçları arasında şu çok çarpıcıydı benim için. Türkler hayatı idame ve mukavemet güçlerini nereden alıyorlar ve bu sorunun cevabı şuydu; tarihlerinden, kültürlerinden alıyorlar” dedi.
Esir askerlerimizin dosyalarına ulaştığım için mutlu ve gururluyum
Kore Savaşı’nda esir olan Yüzbaşı Ihsan Serim Ispartalı olduğunu belirten Dr. Onur, dosyalar gönderildiği zaman heyecanını askerlerin aileleriyle paylaştığını vurgulayarak, “Ben de Burdurlu olduğum için aslında bir anlamda hemşehrim sayılır. Kendisinin evladı da yok. Belki olsaydı babasının sorgu tutanaklarının peşine düşerdi ama olmadığı için ben de dosyalarla karşılaştığım için kendime görev edindim ve yedi yıl boyunca dosya alabilmek için bekledim. Dosyayı aldıktan sonra iki yeğenine ulaştırdım ve onlar da ‘kendi evladı olsaydınız ancak bu kadar uğraşırdınız’ diye çok teşekkür ettiler. Ben de kendilerine çok teşekkür ediyorum. Dosyalarla ben de ilk karşılaştığım için, Allah nasip ettiği için çok mutluyum ve çok gururluyum” açıklamalarında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bağcılar Belediyesi Vefahane Yaşam Merkezi’nde verilen ücretsiz diyetisyen hizmeti ile vatandaşlar, hem kilo kontrolü yaptırarak doğru beslenme yöntemlerini öğrenebiliyor. Bu diyetisyenlik hizmetinden yararlananlardan biri de 59 yaşındaki Hatice Alsaç. Vegan olduğunu ve hayatını bu şekilde sürdürdüğünü söyleyen Alsaç, Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğini ifade etti. Hiç anne sütü almadığını belirten Alsaç, “Doğduğum günden beri sütten ete kadar hayvansal hiçbir şey yiyemiyordum. 7 yaşında doktor bana vegan olduğumu söyledi. O günden sonra hayatıma vegan olarak devam ettim ve bu yaşıma kadar yeşillikle, baklagillerle beslendim. Balık, et, tavuk, yumurta, peynir hiçbirini yemedim” dedi.
‘EŞİM ET YEMEYİ ÇOK SEVİYOR’
Çevresini vegan olduğu yönünde ikna etmekte zorlandığını da belirten Alsaç, “Bir arkadaşım gerçek vegan olduğumu test etmek için yaptığı keşkek yemeğinin içine benden gizli et suyu kattı. Bir kaşık yedikten sonra midem bulandı, karın ağrısı başladı. Böyle olunca o da yaptığını itiraf etmek zorunda kaldı. Eşim de et yemeyi çok seven bir insan. Ben etin kokusuna bile katlanamıyorum ama o çok sevdiği için mecburen pişiriyorum. Yemek pişirirken eldiven kullanıyorum sonra da kokusu gitsin diye çamaşır suyuyla temizlik yapıyorum. İlk başlarda zor geliyordu ama sonra alıştım” diye konuştu.
‘VEFAHANE’DE BANA ÇÖZÜM ÜRETTİLER’
Vefahane Yaşam Merkezi’ne geldikten sonra hayatının değiştiğine vurgu yapan Alsaç, şöyle devam etti: “Burada diyetisyenimiz benimle çok ilgilendi. Vegan olduğumu söyleyince de çözümler üretti. Bana yiyebileceğim peynir, bademden süt ve pirinçten yoğurt yapmayı öğretti. Sebze ve baklagiller dışında yiyecekler de yiyorum.”
‘BÜYÜKLERİMİZ BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ’
Yaşlıların sağlığına önem verdiklerini kaydeden Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ise “2023 yılında açtığımız Vefahane Yaşam Merkezi’miz’de 60 yaş üstü hemşehrilerimize 17 branşta hizmet veriyoruz. Büyüklerimiz bizim için çok değerli. Onların burada her türlü bakımını yapıyoruz. Diyetisyenlik hizmeti de bunlardan birisi. Kurumumuzda çok mutlu ve sağlıklı olmaları için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Ayrıca tesise gelenleri servis araçlarımızla sabah evlerinden alıyor, akşam tekrar geri götürüyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜTAHYA’nın Emet ilçesinde bir dönem halk sağlığı için büyük tehlike oluşturan şebeke suyundaki arsenik miktarı, yeni kaynaklarla yıllar içerisinde büyük oranda azaltılırken, ilçenin düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümünde, ‘sağlıklı şebeke içme suyu’ açılışı yapıldı. İlçe halkı, 12 yıllık çalışmanın ardından ‘arseniksiz’ içme suyuna kavuştu.
Sağlık Bakanlığı tarafından tehlike sınırı litrede 10 mikrogram kabul edilen arsenik miktarı, yaklaşık 22 bin kişinin yaşadığı Emet ilçesindeki şebeke suyunda geçmiş yıllarda 600 mikrograma kadar ulaştı. Emet Belediyesi, arsenikli su sorununa çözüm bulmak için 2005 yılında yaptığı çalışmalarda, ilçeye yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Köprücek mevkisindeki arsenikli su çıkan kuyuları kapatarak, yine aynı bölgede yeni kaynaklardan getirilen suyun ilçede kullanılmasını sağladı. İlçe Halk Sağlığı ekiplerince her ay yapılan biyolojik ve kimyasal ölçümlere göre, içme suyundaki arsenik miktarı mevsim şartlarına bağlı olarak 20 ila 25 mikrogram arasında değişirken, 2012 yılında Yeniceköy’deki Sorgun mevkisinde yapımına başlanan göletin yanına kurulan arıtma tesisi ile ilçe halkı, 12 yıl sonra sağlıklı içme suyuna kavuştu.
‘3 EYLÜL 2024, ARSENİKLİ SUDAN KURTULUŞ GÜNÜ OLACAK’
Emet’in düşman işgalinden kurtuluşunun 102’nci yıl dönümü kutlamaları ve ‘arsenikli su’ sorununun çözülmesi dolayısıyla, Hükümet Meydanı’nda tören düzenlendi. Törende konuşan Emet Belediye Başkanı Mustafa Koca, ilçe için büyük öneme sahip ‘arsenikli su’ sorununu çözmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Koca, ilçedeki arsenik oranı yüksek olan içme suyu sorununu çözmek için 12 yıl önce çalışma başlattıklarını dile getirerek, “12 yıl önce Emet’imize sağlıklı içme suyu kazandırmak için dağ tepe gezdik. Yüksek rakımlarda su aradık. Şu an göletimizin olduğu yerde, 957 metre rakımda ölçümler yapıldı. Gölet yapımı başlarken; ilçede içme suyu, kanalizasyon, yağmur kanalları yenilenmesi ve su depoları, isale hatları yapımı için proje ihalelerini gerçekleştirdik. Gölet yanına yapılan arıtma tesisimizde, 15 gündür test uygulamaları gerçekleştirildi. Bugün de ilçemize göletten ilk suyu akıtıyoruz. 3 Eylül 1922 Emet’imizin düşman işgalinden kurtuluşu, 3 Eylül 2024 ise Emet’imizin arsenikli sudan kurtuluş günü olacak. Belediye olarak 3 vardiya ekip kurarak, 2-3 ay içerisinde yeni hattan tüm Emet halkına, sağlıklı içme suyunu vermek için çalışacağız. Daha sağlıklı nesiller için hayırlı olsun Gazi Emet” diye konuştu. Konuşmaların ardından, gölet suyu vanası açılarak ilçeye ilk su verildi.
Haber-Kamera: Ercan KOLKU/EMET (Kütahya),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’da staj yaptığı meslek lisesinde kaynak yaparken 7’nci kattan düşen Güven Kaya, bilinçsiz ilk yardım sonucu omurilik felci oldu. 18 yaşında yatağa bağımlı kalan Kaya, insanların kendisine acımasını istemediği için sokağa bile çıkmak istemedi.
Ailesiyle şehir değiştirmeye karar veren Kaya, İstanbul’a geldiğinde ilk tekerlekli sandalyesini hiç tanımadığı birinin yönlendirmesiyle Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinden ücretsiz aldı.
Dernekte kendisi gibi birçok kişiyle tanışınca umutları yeniden yeşeren Kaya, meslek lisesinde edindiği bilgilerle derneğin atölyesinde üretime başladı.
Çalışmaya başladıkça özgüveni yerine gelen Kaya, maddi olarak geçimini de sağladı. Bu sırada evlenip bir çocuk sahibi olan Kaya, yaşadıklarını ve ilham veren mücadelesini “5 EylülDünya Omurilik Felçlileri Günü” kapsamında AA muhabirine anlattı.
“Fiziki ve mimari engeller sosyal hayata katılmamızı imkansız hale getiriyor”
Tekerlekli sandalyesine kavuştuğunda özgürlüğüne kavuşacağını düşünen Kaya, “Sosyal hayata tekrar katılacağımı düşünüyordum. Oysaki böyle olmadı çünkü dışarıdaki fiziki ve mimari engeller, biz engellilerin sosyal hayata katılmasını imkansız hale getiriyor.” dedi.
Sıkıntıları yalnızca kendisinin değil, ailesinin de onunla yaşadığını dile getiren Kaya, “Sadece fiziksel engellerle değil, aynı zamanda toplumun duyarsızlığıyla da mücadele ediyoruz. Gelişigüzel park edilmiş araçlar var, kaldırımların rampaları yok. Bir de buna insanların duyarsız bakışları eklendiği zaman biz engelli insanların dışarı çıkması daha zor oluyor.” diye konuştu.
Kaya, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneğinde engeller için mücadele verildiğini belirterek, “Bütün engelleri ortadan kaldırabilmek için savaşımız sonuna kadar devam edecek. Mücadelemizi hiçbir zaman bırakmayacağız. Bizi tanımaları lazım, bizi bilmiyorlar. Bizim dışarı çıkıp, hayata tam anlamıyla katılım sağlamamız gerekiyor ki bizim var olduğumuzu anlasınlar. Bizim var olduğumuzu anladıklarında zaten bütün engeller kalkacak.” ifadesini kullandı.
Birçok engellinin dışarıya utandığı için çıkmadığını anımsatan Kaya, bazılarının hayattan tamamen koptuklarını ve çalışmadıklarını söyledi.
Kaya, dernekte verilen eğitimlerle kendi dahil birçok insanın iş sahibi olduğunu ifade ederek, “Biz hayatta bir şeyler başardıkça kendimize olan özgüvenimiz artıyor. Özgüvenimiz arttıkça üretebiliyoruz. Bir sağlıklı insanın yapamadığı bir şeyi imkan verildikten sonra biz yapabiliyoruz. Sadece imkan verilmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.
“Aşık oldum, evlendim, çocuğum var”
Dernekte çalışmaya nasıl başladığını anlatan Kaya, şöyle devam etti:
“Hayat ‘bitti’ dediğin yerde yeniden başlıyor. ‘Elinden bir iş geliyor mu?’ dediler. Usta olduğumu söyledim. Atölyelerde çalışmamı teklif ettiler. Çalışırım, üretirim, ellerim tutuyor. Orada da özgüven geldi, para kazanmaya başladım. İnsan aşık da olabiliyormuş. Aşık oldum, evlendim, çocuğum var. Bu engelleri aşabildiysem, diğer arkadaşlarım da bunları başarabilir. Sadece bir engelli ben değilim. Biz engelli insanlara insanca davranılması ve yok sayılmaması gerekiyor. Biz engellilere imkan verildikten sonra her şeyi başarabileceğimizi bilsinler. Diğer engelli arkadaşlarım da çıksınlar, hayata tam anlamıyla katılım sağlasınlar ki herkes var olduğumuzu hissetsin.”
Dernekteki akülü sandalye atölyesinde sandalye tamir eden, deri atölyesinde çalışan, epoksi atölyesinde ürünler üreten Kaya, “Engelli arkadaşlarımız evde oturduğu sürece hiçbir şekilde hayata katılım sağlayamaz. Kendilerini evlerine hapsetmesinler. Bizi evde kalmamız için dışarıdaki şartlar zorluyor ama Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği bunu yapabildiyse bunu herkesin yapması lazım.” diye konuştu.
Kaya, dernek bünyesinde yürütülen çalışmalarla ilgili de “Biz insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Ehliyet alabildiklerini öğretmeye çalışıyoruz, evlenebileceğini, sevebileceğini, gezebileceğini, özgürce yaşayabileceğini gösteriyoruz. Biz sorunları daha önce yaşadık, onlar yaşasın istemiyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Özdemir, maymun çiçeği virüsünün direkt temasla bulaşan bir hastalık olduğunu söyleyerek, çocuklar için de risk taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Özdemir, “Kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilirler” dedi.
Prof. Dr. Halil Özdemir, dünya genelinde maymun çiçeği hastalığında son 2,5 yılda 100 binin üzerinde vaka tespit edildiğini ve 200’ün üzerinde de ölüm görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Özdemir, Türkiye’de şu ana kadar bilinen bir maymun çiçeği hastalığına denk gelinmediğini ifade ederek, “Aslında 2 ila 4 hafta arasında kendi kendini sınırlayan ve iyileşen bir hastalık. Bağışıklık sistemi bozulmuş, bağışıklık sistemini bozan ilaç alan kişilerde ve çocuklarda bir miktar ağır seyretmekte. 2022 Kasım’ından itibaren görülen salgında ülkemizde de çeşitli vakalar görüldü. Ancak 2024 yılında ülkemizde doğrulanmış henüz bir vaka bildirimine sahip değiliz. Bizim de kliniğimizde şu ana kadar şüphelendiğimiz 3 vaka oldu. Ancak yapılan tetkiklerinde virüs saptanmadı. 3 hastamız da çocuktu ve 3 yaş ila 6 yaş arasındalardı. Ancak saptanmadı. Henüz biz de vaka yok. Şu ana kadar da Türkiye’de bilinen bir vaka tespiti yok” diye konuştu.
Prof. Dr. Özdemir, hastalığın Covid-19’daki gibi solunum yoluyla bulaşmadığına dikkat çekerek, şöyle dedi:
“Maymun çiçeği hastalığı direkt temasla bulaşan bir hastalık. Bu açıdan şanslıyız. Hatta çok enfekte bireylerle yakın temas halinde, cinsel temas durumlarında, ortaya çıkan bir tablo, bulaş şekli var. Çocuklarda şöyle bir risk söz konusu; kişi enfekte olduğunu bilmeden çarşaflara, havlulara ya da diğer yüzeylere sekresyonlarını bulaştırırsa ve ortak kullanım gibi durumlarda çocuklar buralardan daha kolay bir şekilde bulaş kaynağına maruz kalabilir. Çünkü oyuncaklarla oynuyorlar, birtakım şeyler de yapıyorlar, bu durumdan dolayı temasları fazla olduğu için de bir miktar artış olabilir. Ama esas olarak cinsel yolla bulaştığı için çok da artmış bir risk söz konusu değil çocuklar açısından. Hastalık esas insandan insana bulaş şeklinde oluşmaktadır. Başka bir bulaş şekli yok. Hastalık şüphesi olan kişilerle yakın temastan kaçınmak gerekiyor. Temas kurallarına uymamız gerekiyor. Ellerimizi sürekli sabunlu suyla yıkamak gerekiyor.”
Haber-Kamera: Kaan ULU-Celal ATALAY/ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Ahmet Hamdi Usta, eski Bingöl Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin bulunduğu alana bu yıl Sağlık Bakanlığının onayıyla kurulan UMKE Lojistik Merkezi’ni ziyaret etti.
İncelemelerde bulunan Usta, Bingöl Devlet Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Samet Tatlı ve UMKE Sorumlusu Hasan Akkuş’tan merkez hakkında bilgi aldı.
Vali Usta, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, merkezin 29 Ağustos’ta bölgesel düzeyde düzenledikleri deprem tatbikatında aktif rol aldığını söyledi.
Tatbikatın çok başarılı geçtiğini dile getiren Usta, bu lojistik merkezinin Türkiye’de sadece Edirne ve Bingöl’de bulunduğunu belirtti.
Bingöl’ü, tüm Türkiye’ye örnek olacak şekilde bir lojistik merkezi haline getirdiklerini ifade eden Usta, şöyle konuştu:
“Şu anda burada 2 mobil mutfak, 105 konteynerde yaşam alanları, makineler, teçhizatlar, sağlık ekipmanları, yaşam alanları ve haberleşme merkezleri var. Burası 105 dönüm üzerine kurulu müthiş bir lojistik merkezi. İçinde 3 sahra hastanemiz var ve bu hastaneler kurulduğunda, 5 bin metrekarelik bir alanda 600 kişiye hizmet verebilecek mobil bir hastane haline getirilebiliyoruz. Acil müdahaleler, poliklinik hizmetleri ve ameliyatlar gibi her türlü sağlık hizmeti bu sahra hastanelerinde sunulabiliyor.”
Merkezin ihtiyaç olması halinde rahatlıkla ihtiyacı karşılayacak altyapıya sahip olduğunu kaydeden Usta, “Umarız bir afet yaşamayız ama olası bir durumda Bingöl olarak sadece kendi ilimize değil, çevredeki illere ve bölgeye de lojistik destek sağlayabilecek kapasiteye sahibiz. Bu vesileyle Sağlık Bakanlığımıza ve özellikle İl Sağlık Müdürlüğündeki çalışma arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’de üniversite öğrencisi Gaye Nur Kurt (22), yaklaşık 7 ay önce elde karıncalanma şikayetiyle başlayan ve ileriki dönemde ağrı hissiyle uyku bozukluklarına neden olan karpal tünel sendromundan 15 seanslık fizyoterapi desteğiyle kurtuldu. Bornova Sağlıklı Hayat Merkezi’ndeki fizyoterapist Dicle Caymaz, eldeki karıncalanma ve ağrı hissinin hafife alınmaması gerektiğini söyleyerek ihmal edilmesi durumunda karpal tünel sendromunun cerrahi operasyon gerektirebileceğini belirtti.
Ege Üniversitesi (EÜ) Psikoloji Bölümü öğrencisi Gaye Nur Kurt’un yaklaşık 7 ay önce başlayan, elde karıncalanma, yanma ve bilekte ağrı ile uyku sorunu gibi şikayetlerle önce aile hekimine ardından da Bornova Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdu. Kurt’a karpal tünel sendromu teşhisi konuldu. Yaşadığı rahatsızlık nedeniyle yaşam kalitesi giderek düşen Kurt, 15 seanslık fizyoterapi desteğiyle sağlığına kavuştu. Kurt, “Artık nesneleri tutamıyordum. Öğrenci olduğum için de bu sıkıntılar beni çok zorluyordu. 6 ay önce aile hekimime gittim. Onun yönlendirmesiyle burada fizyoterapist olduğunu öğrendim. Hocamla egzersizlere başladık. 6 ayda 15 seansı tamamladık. Seanslar sonucunda elimdeki karıncalanma, yanma hissi neredeyse yok oldu. Geceleri uykumdan uyanmıyorum. Nesneleri tutmakta zorlanmıyorum. Eski günlük hayatıma geri döndüm” dedi.
‘KALEMİ FAZLA SIKMAYIN’
Karpal tünel sendromunun ellerini çok kullanan ve yanlış hareketlerde bulunan kişilerde ortaya çıktığını öğrendiğini anlatan Gaye Nur Kurt, “Ağrılarım yüzünden gece uykumdan uyanınca evhamlandım. Daha sonra beni iyi yönlendirdiler ve bu konuda bilinçlendim. İlaç kullanmadan, hiçbir operasyona gerek kalmadan tamamen egzersizlerle ve dijital cihazlarla süreci devam ettirdik. Benim için de rahat oldu. Bundan sonra ellerimi kullanırken yanlış bir hareket yapmamam gerekiyor. Günlük hayatta herkes dikkat etmeli. Ben kalem tutarken fazla sıkıyormuşum. Bu yanlışmış. Kalemi elimizin içinde kayacak şekilde tutmamız gerekiyormuş” ifadelerini kullandı.
‘PEK ÇOK GÜÇLÜĞE YOL AÇIYOR’
Fizyoterapist Dicle Caymaz da karpal tünel sendromunun ev hanımlarında bez sıkarken ya da fazla yazı yazan öğrencilerde kalemi çok sıkmaktan kaynaklı ortaya çıkabileceğini söyledi. Caymaz, “Elimizde gerçekten bir tünel ve içinden geçen bir sinir var. O bölgenin sıkışması sinire baskı yapıyor ve ağrıyla kendini gösteriyor. Yansıyan ağrı omuza kadar uzanan karıncalanma ve uyuşmaya sebep olabiliyor. Günlük yaşam aktivitelerinde kolun ağırlaşması, harekette kısıtlanmaya varıncaya kadar pek çok güçlüğe yol açıyor. Tedavi edilmediğinde kişinin yaşam kalitesi düşüyor. Ağrı eşlik ettiği için gece uyku kalitesi zayıflıyor. Biz de bu ağrıyı azaltıp hastaya yaşam kalitesi kazandırmak adına bazı uygulamalar ve kasları kuvvetlendirme egzersizleri yaptık” diye konuştu.
‘AMELİYAT GEREKEBİLİR’
Günümüzde bu sendromun ihmal edildiğini belirten Caymaz, “İnsanlar son ana gelince bize başvuruyor. Elinde ağrısı olan hemen gelmiyor ama yaşam kalitesi iyice düşenler bize başvuruyor. Tercihimiz bu ağrının başında bize gelmeleri. Çünkü daha da gecikirlerse cerrahi operasyon gerekebiliyor. Uzman bu sorunun fizik tedaviyle çözülmeyeceğine karar verirse öncesinde bir operasyon akabinde yine fizik tedaviyle kişinin eski yaşam kalitesini kazandırmayı amaçlıyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doç. Dr. Keskindemirci, “3- 9 Eylül Halk Sağlığı Haftası” dolayısıyla koruyucu sağlık hizmetlerinde neler yapıldığına ve toplum sağlığı için aşılamanın önemine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Aşılamanın son 100 yılda gelişen modern teknolojinin bir ürünü olduğunu belirten Keskindemirci, “Aşılama en iyi halk sağlığı uygulamalarından birisidir. Aşı önemlidir çünkü çocuğu hastalıktan koruyorsunuz. Aşıyla önlenebilir hastalıklara neden olan mikroorganizmalarla karşılaşmadan çocuklara hastalık varmış gibi bağışıklık sağlayıp koruyarak, hastalıklar oluşmadan ölümlerin önüne geçmiş oluyoruz.” diye konuştu.
Aşının mümkün olan en erken yaşta yapılmasının önemine vurgu yapan Keskindemirci, “Ülkemizde de doğumdan itibaren Hepatit B aşısıyla aşılamaya başlanıyor. Toplumlarda en kırılgan gruplar çocuklar ve yaşlılar olduğu için öncelikli olarak onları korumamız gerekiyor. Çocuklarda özellikle bir yaşında hastalık görülmesi, burada çocuklardaki sekelleri ve ölümleri daha da arttırıyor. Bu yüzden mümkün olan en erken korumayla aşı uygulamalarını yapmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Keskindemirci, Türkiye’deki sağlık kuruluşlarında aşıların takvimine uygun olarak ücretsiz yapıldığını dile getirerek şöyle devam etti:
“Hepatit B, difteri, boğmaca, tetanoz, çocuk felci, menenjit, pnömokok, Hepatit A, su çiçeği, kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşıları gibi 13 farklı antijen/mikroorganizmaya karşı bağışlamayı sağlayan bir programımız mevcut. Türkiye’de aşılama kapsayıcılık hızlarının yükselmesine bağlı olarak aşıyla korunabilir hastalıkların görülmesinde ve ölüm hızında belirgin düşüşler oluyor. Bu konuda ülkemizdeki aşılanma oranları yüksek. Bu konuda Sağlık Bakanlığının çok iyi çalışmaları var. Aşılanma oranlarını yükseltmek için ailelerle görüşülüyor, kararsız ebeveynlerle konuşularak aşılanma konusunda çocuklarının iyilik halinin devamı açısından ortak fikir ve kararla beraber çocuklarını aşılatıyorlar.”
Aşıları aile ve topluma daha iyi anlatmak gerektiğini ifade eden Keskindemirci, “Örneğin; ülkemizde difteri artık görmüyoruz. Hepatit B enfeksiyonu 5 yaşın altında daha öncelerde yüz binde 6,2 görülürken, şu an yüz binde 0,1’lerde görüyoruz. 2000’li yıllarda ülkemizde başarılı bir gebe tetanoz aşılaması sayesinde anne-çocuk tetanozundan arındırılmış ülke olarak ilan edildi. Bunların hepsi aşılamanın başarıdır.” bilgisini paylaştı.
Doç. Dr. Keskindemirci, çocuklarda aşılamanın en kırılgan grubu oluşturduğunu, özellikle ilk bir yaşta aşılamanın olmaması durumunda menenjit, zatürre, kızamık hastalığının daha fazla görüldüğünü, aşılamanın hastalıkların önüne geçerek ölümleri de engellediğini dile getirdi.
“Toplumun en az yüzde 97’sinin aşılanması gerekir”
Aşı reddinin sağlıksız nesillerin yetişmesine neden olacağına işaret eden Keskindemirci, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) gelecekteki 10 tehditten birini aşı reddi olarak gördüğünü vurguladı.
Keskindemirci, aşı reddinin ise sanıldığı kadar fazla olmadığının altını çizerek, “Aşı kararsızları ise konuşmayla, bilimsel kanıtlarla beraber çocukların aşılarını uygulatıyor. Eğer aşılanma oranları, toplumsal bağışıklığı olan bir ülkede düşerse o toplum içinde enfeksiyonları daha fazla görmeye başlarız. Bu durum enfeksiyon yayılımı artıracak ve bu süreçte yine hastalıkları göreceğiz.” diye konuştu.
Herhangi bir nedenle aşısı yapılamayan (kronik hastalığı nedeniyle) çocukların da olduğuna dikkati çeken Keskindemirci, “Örneğin; bağışıklık sistemi genetik olarak yetersiz, zayıf çocuklar var. Bunlara herhangi bir durumda aşı yapamadığınız oluyor. Biz aslında aşılama sayesinde onları da koruyoruz. Toplumu koruyarak enfeksiyon etkenin topluma yayılmasını engelleyerek bu toplumda o enfeksiyonun görülmesini azaltıyoruz, hatta yok ediyoruz.” şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Keskindemirci, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çocukluk çağındaki aşı retleri toplum sağlığını tehdit ediyor. Eğer bir toplumda aşı retleri artarsa, toplumun aşılama oranları düşerse, enfeksiyonları görürüz. Bunu en sık kızamık enfeksiyonu açısından görüyoruz. Çünkü kızamık bulaştırıcılığı çok çok yüksek bir hastalıktır. Eğer ortamda bir çocuk varsa bunu herkese bulaştırabilir. Toplumun en az yüzde 97’sinin aşılanması gerekir. Eğer aşı retleri ile bu oran düşerse toplumlarda enfeksiyonları görmeye başlarız. Sağlıklı çocuk, sağlıklı toplum demek. Bizler çocuk sağlığını koruyan çalışmalar yürütüyoruz. Çocuğun sağlığı için anne sütü ne kadar önemliyse çocuğun sağlığını korumak açısından da aşılanma o kadar önemlidir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde bulunan tatlı imalathanesinde 19 Ağustos’ta meydana geldi. İddialara göre, imalathanede tatlı ustası olarak çalışan İsmail Can Seçkin, iş yerinde çalıştığı sırada 4 metrelik merdivenden düşerek ağır yaralandı. Yaralanan Seçkin, ihbar üzerine olay yerine sevk edilen 112 Acil Sağlık ekiplerince ilk müdahalesinin yapılmasının ardından hastaneye sevk edildi. Yoğun bakımda tedavi gören Seçkin’in yakınları, Seçkin’in yaklaşık 4 aydır sigortasız çalıştığını, kazanın meydana gelmesinin ardından sigorta girişi yapılana kadar olay yerinde bekletildiğini iddia etti. E-Devlet kayıtlarında ise Seçkin’in sigortasının 19 Ağustos’ta yapıldığını ve belirli aralıklarla sigorta giriş çıkışı yapıldığı görüldü.
“Hastaneye gittiğimde kardeşim çok kötü durumdaydı”
Kardeşinin düştüğünü ve kafasını çarptığı gerekçesiyle arandığını belirten Halil İbrahim Seçkin, “Hastaneye gittiğimde kardeşim çok kötü durumdaydı. Düşmüş gibi değil kafası kocaman olmuştu, neredeyse büyüklüğü iki katına çıkmıştı. Her tarafı kan revan içindeydi ve üstünde iş kıyafetleri vardı. Ben hastaneye geldiğimde olay çok ciddi durumdaydı. Doktor ‘kafasının önünden arkasına cam kırığı gibi kadar çatlaklar var, bu darbe çok kötü bir darbe ve kardeşine bizim yapabileceğimiz bir şey yok’ dedi” diye konuştu.
“Kardeşim 19 Ağustos tarihinde düştükten sonra tekrar sigorta girişini yapmışlar”
Seçkin, kardeşinin tatlı imalathanesinde 8 yıldır çalıştığını ve bu süre zarfında birden fazla sigorta girişinin olduğunu belirterek, “Giriş ve çıkış yapmışlar. En son yine 4 ay sonra çıkışını vermişler. Kardeşim 19 Ağustos tarihinde düştükten sonra tekrar sigorta girişini yapmışlar. 8 senedir aynı yerde düzenli çalışıyor ve kardeşim düştükten sonra yapılmış” dedi.
Seçkin, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne kaldırılan ve yoğun bakımda tedavi altına alınan kardeşinin yüzde 95 oranında felçli kalabileceğini dile getirdi.
“Herkes bizi görünce arkasını dönüyor”
Oğlu İsmail Seçkin’in kaza geçirdiği imalathaneye gittiklerini dile getiren anne Emine Alaca, “Herkes bizi görünce arkasını dönüyor. Bizi çalışanlarla konuşturmadılar. Bizi çember içerisine aldılar ki hiç kimseyle konuşmayalım. Biz iş yerinden bir arkadaşını aradık ve yanında kim vardı? Diye sorduk. O da ‘abla düştüğünde ben hiçbir şey görmedim. Sadece ambulans geldiğinde biz 7-8 kişi içeri girdik’ dedi. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kastamonu’da yaşayan 44 yaşındaki Yücel Çiftçi, hemşire olarak görev yaptığı sırada hayvanlara karşı beslediği sevgiden ötürü veteriner hekim olmak için sınavlara girdi. 23 yıl hemşire olarak görev yapan Yücel Çifci, 37 yaşında girdiği sınavı kazanarak veteriner fakültesine yerleşti. Fakülteyi derece ile bitiren Yücel Çifci, bir süre sonra hemşireliği bırakarak veteriner hekim oldu. Kastamonu’nun Daday ilçesinde klinik açan Çifci, hemşirelik süresince edindiği tıbbi birikimi kullanarak hayvanlara umut oluyor. İşini çok sevdiğini söyleyen Çifci, gençlere çağrıda bulunarak hiçbir şekilde hedeflerinden yılmamalarını ve hayallerinin peşinden koşmaları tavsiyesinde bulundu.
“Özel klinik açarak Daday’da hizmet vermeye başladım”
Fakülteden derece ile mezun olduğunu belirten Yücel Çifci (44), “23 yıl Sağlık Bakanlığında hemşire olarak görev yaptım. Görevim sırasında gerek hayvanlara olan tutkumuz, gerek doğaya olan tutkumuz, gerek vatanımıza, milletimize bir hizmet olsun diye bir yola çıktık ve veteriner fakültesine girdik. Veteriner fakültesinden derece ile mezun olduktan sonra belli bir süre daha memuriyetime devam ettim. Daha sonra da memuriyetten ayrıldım ve özel klinik açarak Daday’da hizmet vermeye başladım. Çalışmalarımız, çiftlik ortamlarında, aile işletmelerinde ve kliniğimizde devam etmektedir” dedi.
“Bir cana hizmet aşkıydı”
Hayvanlara karşı beslediği sevgiden ötürü veteriner hekim olduğunu söyleyen Çifci, “İnsanın içerisinde sevgi olmadan bu işi yapması mümkün değildir. İster istemez bende Anadolu’dan bir insan olarak her ne kadar annem ve babam memur olsa da yaz aylarında sürekli köydeydik, köyde yetişip büyüdük. Bu aslında bir cana hizmet aşkıydı. Bunu insanda da yıllar boyunca yaşadım. Şu an da veteriner olarak yine canlara hizmet ediyoruz. Istırabı hafifletebiliyorsak ne mutlu bizlere” diye konuştu.
“İnsanlık için veteriner olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz”
Hemşirelikte edindiği tecrübeleri veteriner hekim olduktan sonra birlikte kullanmaya başladığını anlatan Çifci, “Belli bir bilgi birikimine ister istemez beşeri sektörde sahip oluyorsunuz, bunu veteriner fakültesinde bir hekim olarak taçlandırıyoruz. Bizler de bu iki bilgiyi birleştirip bir armoni oluşturduk. Bunun da faydalarını gördük. Korona virüs döneminde ben hemşire olarak görev yaptım. Türkiye’de ilk korona nöbetini tutan hemşirelerdenim. Beşeri hekimlik bizlere çok şeyler kattı, bizler de bu bilgileri veteriner hekimlikle birlikte süsledik ve insanlara bir şekilde hizmet etmeye gayret ediyoruz” şeklinde konuştu.
“Hasta hayvanımı tedavi etti ve ondan olan buzağısına Yücel ismini verdim”
Daday ilçesine bağlı Görük köyünde hayvan yetiştiriciliği yapan Seher Çakal ise, “Hayvancılıkla uğraşıyorum. Hayvan yetiştirirken hayvan hastalıklarıyla da karşılaşıyoruz. Yakın bir tarihte hayvanımın bir tanesinde rahim çıkması hastalığı yaşandı. Sağ olsun Yücel Bey bizlere çok yardımcı oldu. Çok bilinçliler. 10 günlük bir tedavinin ardından hayvanımı normal hale getirdi. Tedaviden önce hayvanım yerinden kalkmaz durumdaydı. Yücel Bey yaptığı tedavi sonrasında hayvanı ayağa kaldırabileceğini ve kendisine 3-4 gün müsaade etmesi gerektiğini söyledi. Dediği gibi tedavinin dördüncü günü ineğim ayağa kalktı, toparladı ve şu anda normal bir hayvan haline döndü. Benden bütün randımanı aldım. Ben Yücel Beye ve diğer emekleri geçen arkadaşlara teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Hasta hayvanının buzağısına “Yücel” ismini verdiğini söyleyen Çakal, “Rahim çıkması hastalığını yaşan ineğimizin durumu çok sıkıntılıydı ve buzağısını Yücel Bey kurtardı. Ben de, sağlıklı bir şekilde buzağısı doğunca “Yücel” adını koydum” dedi. – KASTAMONU
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kurulduğu günden beri hizmet anlayışıyla da takdir kazanan İstanbul’un gözde mekanı, başarılı bir ismi daha kadrosuna kattı. Şef Kayhan Tarhan eşsiz lezzetlerini artık Healin Foods misafirleri için ortaya koyacak.
KAYHAN TARHAN KİMDİR?
Kayhan Tarhan, mesleğe 2004 yılında İstanbul Koşuyolu’nda Mehmet Ali Aydınlar’a ait Rosario’da başladı. Rosario dünyanın en iyi ilk 5 İtalyan restoran unvanını aldı.
Tarhan’ın kurduğu mekanlar arasında Carousel AVM içerisinde yer alan Kenan Kültür, Beylerbeyi’ndeki eğlence mekanı The Life, Kıbrıs’taki Dex Restoran bulunuyor.
Kayhan Tarhan, sağlıklı yiyeceklerin olduğu komplike bir tesis olan uluslararası çaptaki The LifeCo’da “executive chef” olarak görev yaptı.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Akıllara durgunluk veren olay, saat 10.00 sıralarında ilçeye bağlı Çifteköprü köyü Cankurtaran mevkisinde meydana geldi.

Bölgede yapımı planlanan ‘Konaklamalı Mesire Alanı Projesi’ne karşı çıkan köylüler, alana iş makinelerinin gelmesini protesto etti. İş makinelerini indirildiği sırada köylüler ile özel şirketin yetkilileri arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi ile yüklenici şirket yetkililerinden 42 yaşındaki M.U., tabancayla ateş etti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

‘2 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI’
Kurşunların isabet ettiği köylülerden 38 yaşındaki Gökhan Koyuncu, Reşit Kibar ve 36 yaşındaki Ersan Koyuncu yaralandı.

İhbarla bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık görevlilerinin ilk müdahalede bulunduğu 3 yaralı, ambulanslarla Hopa Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Ameliyata alınan yaralılardan Reşit Kibar, kurtarılamadı. Diğer yaralıların durumlarının iyi olduğu belirtilirken, hastanenin önüne yaralıların yakınları ile sivil toplum kuruluşu üyeleri geldi. Olay ile ilgili soruşturma başlatılırken, tabanca ile ateş açan M.U. ile şirket çalışanı F.M. gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EYCE MECLİSE TAŞIDI
AK Parti Meclis Üyesi Eyce, Şehit annesi Serap Doğan’ın isteğini Karabağlar Belediye Meclisine taşıdı. Karabağlar Belediye Meclisinin Eylül ayı oturumunda yazılı önerge veren Serap Eyce vatani görevini yaparken şehit olan Mehmet Doğukan Doğan’ın isminin Çalıkuşu mahallesinde bir yere verilmesini istedi. Şehit ailesinin talebini yerine getirmenin herkesin ortak görevi ve sorumluluğu olduğunu belirten Eyce:; “Şehit Mehmet Doğukan Doğan’ın ailesi çocuklarının adının yaşatılmasını, bir yere isminin verilmesini istiyor.Doğan ailesinin yaşadığı Çalıkuşu Mahallesi veya Kilimcitepe mevkiinde belediyemiz tarafından uygun görülen bir yere Şehit Mehmet Doğukan Doğan isminin verilmesini talep ediyoruz.” diye konuştu.

AK PARTİ MECLİS ÜYESİ SERAP EYCE
OY BİRİĞİ İLE KOMİSYONLARA SEVK EDİLDİ
Konuşmaların ardından önerge mecliste grubu bulunan tüm siyasi partilerin desteği ile hukuk komisyonuna sevk edildi. Şimdi tüm gözler hukuk komisyonundan gelecek rapora çevrildi. Komisyon üyelerinin hazırlayacağı rapor önümüzdeki gülerde tekrar belediye meclisinin gündemine gelecek. Mecliste kabul edilmesi halinde Şehit Mehmet Doğukan Doğan’ın ismi Karabağlar Belediyesince uygun görülen bir yere verilip yaşatılacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KIZIMIN KAFASINDAN 17 SAÇMA ÇIKARILDI
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen cinayet davasının karar duruşması yapıldı. Duruşmaya Edanur Çoban’ın annesi Tuğba, babası Akın ile avukatları katıldı. Duruşmada sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını isteyen baba Akın Çoban; “Benim kızımın kafasından 17 adet saçma çıkarıldı. Erciyes’in karını getirip bağrıma bassanız bu yangın yine sönmez. Sanık en ağır şekilde cezalandırılsın” dedi.

İNDİRİMSİZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETE MAHKUM OLDU
Duruşmada son savunması alınan sanık Gökhan Çatalbaş ise topluma kazandırılmak istediğini belirterek; “Beni dışarıda bekleyen sevdiklerim var. Ben yeniden topluma kazandırılmak istiyorum. Böyle olmasını istemezdim. Beratımı ve tahliyemi istedim” dedi. Sanık savunmasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti sanık Gökhan Çatalbaş’ı kasten adam öldürmek suçundan indirimsiz şekilde ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etti.

ADALET YERİNİ BULDU
Karar sonrası adliye önünde basın açıklaması yapan Edanur Çoban’ın annesi Tuğba Çoban, çok sevinçli olduğunu belirterek; “karardan memnuniyet duydum. Benim yavrumun kanı asfaltta kalmadı. Biz kızımın kanının karşılığını adaletle aldık” dedi. Baba Akın Çoban ise ” Buradaki hesabımız dürüldü. Mahşerdeki o toplantıya herkes katılacak. Öbür dünyada iki elim yakasında olacak. Hakkımı helal etmiyorum. Kızımın kanı elhamdülillah yerde kalmadı” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“AĞABEYİMİN HAYIRSEVERLİĞİ İLE ONUR, GURUR DUYDUĞUMU BELİRTMEK İSTERİM”
Başkan Büyükkılıç, ağabeyi Ramazan Büyükkılıç’ın hayırseverliğinden dolayı onur ve gurur duyduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Değerli büyüğüm, ağabeyim, Ramazan Büyükkılıç’a, hayırseverliği ile on binlerce yetiştirdiği eğitim ordusundaki öğrencileri ile onur duyduğumu, gurur duyduğumu belirtmek isterim. Kayseri’mizde sağlık ocağı ile yapmış olduğu Ramazan Büyükkılıç ilköğretim okulu ile şimdi de bir başka hayırseverlik hizmetine imzasını atıyor inşallah. Toplumumuz için çok önem arz eden Alzheimer Merkezi. Bu açıdan müsaade ederse kendisinin hem ağabeyim olarak, hem büyüğüm olarak, hem de hayırsever özelliği ile öpmek istiyorum. Sonrasında da değerli dernek başkanımızın huzurları ile imzamızı atacağız.”

“EYLÜL’ÜN 21’İ, CUMARTESİ GÜNÜ TEMELİ ATACAĞIZ. 1 SENEDE DE BİTİRECEĞİMİZE İNANIYORUM”
Başkan Büyükkılıç projede, Eylül ayının 21’i, Cumartesi günü temeli atacaklarını, 1 senede de bitireceklerine inandıklarını söyleyerek, “Bu proje ile ilgili çok değerli valimizin ve Aile Sosyal Politikalar il müdürümüzün de bilgileri ve imzada yerleri var. Onlar da süreç tamamlanınca inşallah imzalarını atacaklar ve böylece bu mecliste bağışı ile ilgili gerekli çalışmayı yapacağız.


Eylül’ün 21’i, Cumartesi günü de Allah’ın izniyle temeli atacağız. 1 senede de bitireceğimize inanıyorum. Ben bu süreçte anlayışla yaklaşan tüm evlatlarına kamuoyunun huzurunda özellikle teşekkür ediyor, yeğenlerimi bağrıma basıyorum. Cenab-ı Allah onlardan razı olsun. Onların anlayışı, çok değerli yengemin desteği ve değerli büyüğümün de kararıyla bu besmeleyi çekip, hayırlı işe imzayı atıyoruz. Sosyal içerikli bu projeyi çok önemediğimizi buradan paylaşmak istiyorum bir nörolog doktor başkan olarak ben de. Ayrıca ellerinden öpüyorum, iyi ki varsın değerli büyüğüm, kıymetli ağabeyim diyorum” ifadelerinde bulundu.
“SAYIN BAŞKANIMA ‘BÖYLE BİR DÜŞÜNCEM VAR, SİZ NE DERSİNİZ’ DEDİM. O DA ‘MEMNUNİYETLE’ DEDİ”
Hayırsever Ramazan Büyükkılıç ise Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın da desteği ve gayreti ile bu projeyi hayata geçirmek için girişimde bulunduklarını ifade ederek, “Bu hizmeti yapmak için çok düşündüm. Kendi kendime bu işin yapılması için ‘ne yaparım, nasıl ederim’ diye ben de. Sayın başkanıma ‘böyle bir düşüncem var, siz ne dersiniz’ dedim. O da ‘memnuniyetle, Kayseri’de en büyük bir ihtiyaç. Böyle bir tesise ihtiyaç var’ dedi. Kendisi de sağ olsun çok büyük gayretler gösterdi. Bu işe teşebbüs etti. Biz de onun sayesinde bu işe teşebbüs ederek vatana, millete, Kayserili hemşehrilerimize hayırlı, uğurlu olması için bu işi başarmak için harekete geçtik. İnşallah elimizden gelen katkıyı yaparak bu işi başaracağız” diye konuştu.

Başkan Büyükkılıç’ın ağabeyi Ramazan Büyükkılıç, eşinin 11 yıldır Alzheimer rahatsızlığı bulunduğunu belirterek, “Damdan düşen damdan düşenin halinden bilir. Biz de damdan düştük, eşim 11 senedir alzheimer. Onun için bundan sonra bu hallere düşeceklerin Rabbil Alemin yardımcısı olsun. Bu müessese de onlara hizmet versin” ifadelerini kullandı.
Erciyes Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Alzheimer Derneği Kayseri Şube Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin de Alzheimer Merkezi’nin Kayseri’de bir ihtiyaç olduğuna ve proje ile büyük bir hizmetin yerine getirilmiş olacağına dikkat çekerek, “Aynı zamanda Türkiye Alzheimer Derneği Kayseri Şube Başkanı olarak çalışıyoruz. Türkiye Alzheimer Derneği’nin 22 tane şubesi var biri de Kayseri de. Kayseri gibi büyük bir şehirde gerçekten eksik olan, yapılması gereken en büyük ihtiyaçlardan biri bu Alzheimer Gündüz Bakım Evi. Bu ihtiyacı yerine getirmek için Memduh Başkanım ve ağabeyi Ramazan Bey bu işe el attılar. İnşallah hayırlara vesile olur. Çok büyük bir hizmeti yerine getirmiş oluyorsunuz. Allah mübarek etsin” şeklinde konuştu.
Büyükkılıç da ‘Allah tamamına erdirsin, besmeleyi çekip imzayı atalım’ diyerek protokolü imzaladı. Ramazan Büyükkılıç da en kısa zamanda bitirilmesi temennisinde bulunarak protokole imzasını attı.
TÜRKİYE’NİN EN MODERN VE DONANIMLI ALZHEİMER MERKEZİ OLARAK HİZMETE GİRECEK
Bin 500 metrekare kapalı alana sahip olacak merkezde Fizik Tedavi birimleri, tedavi odaları, rehabilitasyon merkezi, çok amaçlı salon, yemekhane, hemşire odası, poliklinik odası, idari birimler yer alacağı, ortak kullanım alanlarının yanında erkekler ve kadınlar için ayrı rehabilitasyon bloklarına sahip olacağı, Türkiye’nin en modern ve donanımlı Alzheimer Merkezi olarak hizmete girecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı DKMP Genel Müdürlüğü bünyesinde 2024- 2025 av dönemi için Merkez Av Komisyonu tarafından ‘Koruma Altına Alınan Av ve Yaban Hayvanları’ başlıklı listede, memeliler, sürüngenler ve kuşlar olmak üzere 3 kategori yer alıyor.

Avlanması ve zarar verilmesi yasak olan nesli tehlike altındaki hayvanlara zarar verenler için DKMP Genel Müdürlüğü’nün 2024- 2025 yılı av dönemine yönelik, ‘Yasak Avlanma ile Yaban Hayatında ve Ekosistemde Meydana Gelen Tahribat ve Eksilme Nedeniyle Hükmolunacak Tazminat Bedelleri’ belirlendi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

‘2020’DE İLK KEZ FOTOKAPANLA GÖRÜNTÜLENDİ’
Listede en yüksek tazminat bedeli, Anadolu parsının oldu. Bakanlık tarafından koruma altına alınan, Anadolu’da nesli tamamen yok olduğu düşünülen ancak 2020 yılında ilk kez fotokapanla Batı Akdeniz’de görüntüsü elde edilen Anadolu parsı için tazminat bedeli, 30 milyon TL olarak belirlendi.

Koruma altında ve avlanması yasak olan Anadolu parsı ve listedeki diğer tüm koruma altındaki hayvan türleri için idari para cezaları ve failler hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası da bulunuyor.

‘KORUMA ALTINDAKİ MEMELİ TÜRLER’
Listedeki diğer memeli türler ve tazminat bedelleri şöyle: “Doğu yaban koyunu ve Anadolu yaban koyunu 6 milyon TL. Çizgili sırtlan 2,5 milyon TL. Yaban keçisi ve çengel boynuzlu dağ keçisi 650 bin TL.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Araçta büyük maddi hasar meydana gelen kazada, sürücü ve arka koltukta oturan 6 yaşındaki çocuğu yaralanırken; ön yolcu koltuğunda oturan eşi Gönül Elçin ise olay yerinde hayatını kaybetti. Yaralılar olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalelerin ardından ambulans ile Acıpayam Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralıların tedavilerine devam edildiği öğrenilirken, hayatını kaybeden Gönül Elçin’in cenazesi otopsi için morga kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Görener, 4 Eylül 2024 Çarşamba günü Bandırma’da bulunan Haydarçavuş Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından Erdek ilçesine bağlı Belkıs Mahallesi’nde son yolculuğuna uğurlanacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Othon Cinema ve Avusturya Kültür Ofisi iş birliğiyle 20 – 22 Eylül arasında gerçekleşecek Avangardın Rüyası: Peter Tscherkassky ve Eve Heller ile Retrospektif isimli programda, Avusturyalı avangart yönetmen Peter Tscherkassky ve Amerikalı deneysel film yapımcısı Eve Heller’in retrospektifi Türkiye’de sinemaseverlerle ilk kez buluşacak.
Eve Heller
DENEYSEL SİNEMANIN İKİ ÖNCÜ İSMİ İLK KEZ TÜRKİYE’DE
Esas amaçları sinemanın şiirselliğine dair bir yolculuk ve bu yolculuktaki karşılaşmalarla örülü bir hayat olan iki sinemacı da rüyalar, anılar ve zamanla olan ilişkimize dair gizemli bir lirizm ve araştırmacı bir merakla şekillenmiş eserleriyle sinema dünyasında adlarından söz ettiriyor.
REKLAM
Avusturya’nın en önde gelen deneysel film yönetmenlerinden olan Peter Tscherkassky, Cannes ve Venedik Film Festivali’nde kazandığı ödüllerle adını uluslararası alanda duyurmuş bir sanatçı. Tscherkassky’nin sinema dilindeki yenilikçi ve şiirsel yaklaşımı, rüyalar, anılar ve zamanla olan ilişkimiz üzerine derin bir keşfi yansıtıyor.
Peter Tscherkassky
Amerikan avangart sinemasının ikinci kuşağının temsilcilerinden Eve Heller ise, “buluntu film” olarak adlandırılan alanda yaptığı yaratıcı çalışmalarıyla dünya çapında tanınan bir yönetmen. Heller, sinemanın sınırlarını zorlayarak gündelik yaşamdan alıntıladığı görüntüleri, izleyicinin hayal gücünü harekete geçiren yeni ve özgün anlatılara dönüştürüyor.
İLK GÜN: İMGENİN KIRILIMI
Her iki yönetmenin tüm filmlerini izleme fırsatı sunan retrospektifin ilk gününde, Tscherkassky’nin filmleri perdeye yansıtılacak. 19.00’da başlayacak gösterimlerde yönetmenin 1997 yapımı “L’Arrivée” ve 1999 yapımı “Get Ready”nin yanı sıra “Outer Space” (1999), “Dream Work” (2001), “Instructions for a Light and Sound Machine” (2005) ve “Train Again” (2021) adlı kısa filmleri sinemaseverlerle buluşacak.
REKLAM
İKİNCİ GÜN: ŞİİRSEL MANİPÜLASYONLAR
Etkinliğin “Şiirsel Manipülasyonlar” başlığıyla gerçekleştirilecek ikinci gününde, gösterimler 17.00’de başlayacak. Eve Heller’ın “Self-Examination Remote Control” (1981), “Last Lost” (1996), “Astor Place” (1997), “Her Glacial Speed” (2001), “Behind This Soft Eclipse” (2004), “Ruby Skin” (2005), “Creme 21” (2013) ve “Singing in Oblivion” (2021) adlı kısa filmleri gösterilecek.
ÜÇÜNCÜ GÜN: SİNEMATİK KATMANLAR
22 Eylül Pazar günü gerçekleşecek son günde gösterimler ise 15.00’te başlayacak. Peter Tscherkassky’nin “Manufraktur” (1985), “Parallel-Space: Inter-View” (1992), “Happy-End” (1996), “Coming Attractions” (2010) ve “The Exquisite Corpus” (2015) kısa filmleri seyirci karşısına çıkarılacak.
RETROSPEKTİF, SÖYLEŞİ VE ÜCRETSİZ GÖSTERİMLER
Kısa film meraklılarına dolu dolu üç gün sunan retrospektifte, seansların ardından yapılacak söyleşilerde iki sinemacı İstanbul seyircisiyle ilk buluşmasını da gerçekleştirecek. Sinemaseverler ise bu söyleşilerde yönetmenlerle buluşarak onların yaratıcı süreçlerine ve sinema anlayışlarına dair derinlemesine bilgi edinebilecekler. Programın ilk ve son günü Peter Tscherkassky, ikinci günü ise Eve Heller ile söyleşilere ev sahipliği yapacak.
GÖSTERİM PROGRAMI
20 Eylül Cuma, 19.00
Get Ready (2′)
L’Arrivée (3′)
Outer Space (10′)
Dream Work (11′)
Instructions for a Light and Sound Machine (17′)
Train Again (20′)
Yönetmen Peter Tscherkassky ile Söyleşi – 20.15
21 Eylül Cumartesi, 17.00
Astor Place (10′)
Self-Examination Remote Control (5′)
Ruby Skin (5′)
Last Lost (14′)
Creme 21 (10′)
Her Glacial Speed (4′)
Behind This Soft Eclipse (10′)
Singing in Oblivion (13′)
Yönetmen Eve Heller ile Söyleşi – 18.20
22 Eylül Pazar, 15.00
Manufraktur (3′)
Parallel-Space: Inter-View (19′)
Happy-End (11′)
Coming Attractions (25′)
The Exquisite Corpus (19′)
Yönetmen Peter Tscherkassky ile Söyleşi – 16.30
Bu program kapsamındaki tüm gösterim ve etkinliklere katılım ücretsizdir. Rezervasyon alınmamaktadır. Yasal düzenlemeler uyarınca aksi belirtilmediği sürece tüm film gösterimleri 18+ uygulamasına tabidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MDF Kullanım Alanları
MDF çeşitleri, yapısal bütünlükleri ve estetik avantajları nedeniyle çok geniş bir kullanım alanına sahiptir. Özellikle mobilya üretiminde tercih edilen MDF, kesim ve şekil verme kolaylığı sayesinde mutfak dolapları, raflar ve masalar gibi ürünlerin üretiminde sıklıkla kullanılır. Ayrıca iç ve dış mekan kaplamalarında, ses yalıtım panellerinde ve dekoratif duvar elemanlarında da ideal bir malzeme olarak karşımıza çıkar. AGT tarafından üretilen MDF çeşitleri, sağladıkları üstün yüzey kalitesi ile bu alanlarda sunta ve diğer malzemelere kıyasla daha üstün bir performans sergiler.
MDF’nin Avantajları ve Dezavantajları
MDF mi sunta mı sorusu, özellikle mobilya ve iç dekorasyon alanında sıkça gündeme gelir. MDF, homojen yapısı ve kolay işlenebilirliği sayesinde detaylı kesimler ve zarif bitişler için idealdir, bu da onu sunta üzerine tercih edilen bir seçenek yapar. Ayrıca MDF yüzeylerin düzgünlüğü, üzerine uygulanan boyaların ve kaplamaların daha pürüzsüz bir sonuç vermesini sağlar. Ancak neme karşı hassasiyeti ve ağırlığı, bazı kullanım koşullarında dezavantaj oluşturabilir. AGT tarafından üretilen MDF ürünleri bu dezavantajları minimize edecek şekilde tasarlanmıştır.
MDF ile Sunta Arasındaki Farklar
MDF ile sunta arasındaki fark, kullanım amacına göre önemli bir tercih sebebi olabilir. Homojen yapısı ve pürüzsüz yüzeyi sayesinde MDF, mobilya ve dekorasyonda daha üstün sonuçlar sunar. Özellikle MDF lam gibi kaplamalı çeşitleri dayanıklılık ve estetik açıdan öne çıkar. Peki, MDF mi sunta mı? MDF, işlenebilirlik ve yüzey kalitesi açısından suntaya göre daha avantajlıdır. Bu özellik, MDF’yi boyama ve kaplama işlemleri için sunta malzemeden üstün kılar.
MDF Çeşitleri
MDF çeşitleri, kullanım alanlarına ve gereksinimlere göre farklılık gösterir. Bu farklılıklar MDF’nin işlevselliğini artırır ve çok yönlü kullanımını sağlar. En yaygın MDF türleri arasında gelen MDF lam, laminant kaplama ile güçlendirilmiş bir MDF türüdür ve dayanıklılığıyla öne çıkar. Sunta daha ekonomik projelerde tercih edilen bir malzemeyken, sunta lam neme karşı daha dirençlidir. Duralit MDF, suya ve neme ekstra dirençlidir. Ham MDF ise doğal haliyle sunulan, üzerine çeşitli işlemler yapılabilen bir türdür.
MDF Lam Nedir?
MDF lam nedir diye merak ediyorsanız, MDF’nin yüzeyine uygulanan dekoratif kaplamalarla güçlendirilmiş bir MDF çeşididir. Bu kaplama MDF’ye aşınmaya karşı ekstra dayanıklılık kazandırırken aynı zamanda estetik bir çekicilik de katar. MDF lamın özellikleri, MDF ile sunta arasındaki farkları belirginleştirir. Özellikle düzgün yüzeyi ve sağlam yapısı ile sunta karşısında üstünlük sağlar. Bu avantajlar, yüksek kaliteli mobilya üretimi ve iç mekan tasarımları için MDF Lam’ı ideal kılar.
Sunta Nedir?
Sunta, odun talaşlarının yüksek basınç ve sıcaklık altında yapıştırıcılarla birleştirilmesiyle üretilir. Genellikle ekonomik mobilya üretimi ve geçici yapı malzemeleri için kullanılır. Sunta ve MDF farkı, özellikle işlenebilirlik ve estetik açılardan önemlidir. Sunta, MDF’ye göre daha gözenekli bir yapıya sahip olup, neme ve suya karşı daha az direnç gösterir.
Sunta Lam Nedir?
Sunta lam, yüzeyine dekoratif lamine kaplama uygulanmış suntadır. Bu kaplama işlemi, suntanın neme ve aşınmaya karşı direncini artırarak estetik bir görünüm kazandırır. Laminasyon, sunta yüzeylerinin daha kolay temizlenmesini ve daha uzun ömürlü olmasını sağlar. Sunta lam, özellikle ekonomik mobilya seçenekleri için tercih edilen bir malzemedir.
Duralit MDF Nedir?
Duralit MDF, özellikle yüksek nem ve suya karşı dirençliliği artırılmış bir MDF türüdür. Bu özel MDF, yoğunluk ve lif yapısının iyileştirilmesiyle elde edilen bir malzemedir. Duralit MDF’nin bu özellikleri, onu banyo dolapları, mutfak tezgahları ve dış cephe kaplamaları gibi yerlerde zorlu koşullar altında kullanılmak için ideal hale getirir.
Ham MDF Nedir?
Ham MDF, herhangi bir kaplama veya işlem görmeden doğrudan üretimden çıkan MDF türüdür. Bu form, yüksek mukavemet ve düzgün yüzey özellikleri ile bilinir ve bu da onu boya, kaplama ve diğer yüzey işlemleri için mükemmel bir temel malzeme yapar. Ham MDF, istenilen yüzey işlemlerini uygulama özgürlüğü tanır, bu da yaratıcı ve özelleştirilmiş sonuçlar elde edilmesini sağlar.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü şarkıcı Seda Sayan meslektaşı Çağlar Ökten’le 24 Nisan’da evlendi. 10 aydır evliliklerini sürdüren Seda Sayan ve Çağlar Ökten, 4 milyon dolara yeni bir ev satın aldı.

EVLERİNE GELDİLER
Bir süredir tatilde olan ünlü çift, evlerine geldi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

EŞİNİN BAHÇEDE ÇALIŞTIĞI ANLARI PAYLAŞTI
Sosyal medyada sık paylaşım yapan Seda Sayan, eşinin bahçede çalıştığı anları paylaştı.

“UYUYAN ADAMDAN NEFRET EDERİM…”
Sayan paylaşımının altına, “Uyuyan adamdan nefret ederim. Adam dediğin hafta sonunu eviyle ilgilenerek geçirir” notunu ekledi.

Seda Sayan, oğlu Oğulcan Engin’in doğum gününü sosyal medya hesabından kutladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“APARTMANIN GÜÇLENDİRİLMESİNİ İSTEMİYOR”
ATV Haber’de yer alan habere göre, Kaya Çilingiroğlu’nun yaşadığı Etiler’deki sitenin güçlendirilmesi için kentsel dönüşüm kararı alındı. Apartman sakinleri birer birer taşınırken Kaya Çilingiroğlu ve 2 kiracı taşınmak istemedi. Çilingiroğlu’nun apartmandan alınan karot örneği sonucu verilen belgelere inanmadığını söyleyen ev sahibinin oğlu, “Evden çıkmak istemedi, güçlendirme işlemini yaptırmak istemediğini belirtti. 150 metrekare 3+1, havuzlu ve otoparklı evde 10 bin 63 liraya oturuyordu. Bundan dolayı da taşınmak istemiyor. Evden çıkın daha sonra aynı bedelle gelip yine oturun dedik ama kabul etmedi” dedi.
Ev sahibi Can Aksoy ise açıklamasında “Bizim 2-3 kiracıyı evinden çıkartmak için böyle bir şey yaptığımızı söylüyor. Biz aptal mıyız 2-3 kiracıyı çıkartmak için masrafa girerek 1,5-2 milyon lira güçlendirme parası verelim” ifadelerini kullandı.

ÇİLİNGİROĞLU: EV SAHİBİ ELEKTRİK VE SUYU KESTİ
Konuyla ilgili OdaTV’ye konuşan Kaya Çilingiroğlu ise ev sahibinden talep ettiği ücretin yanlış olduğunu belirterek şunları söyledi: “Olay yargıya taşındı. Ev sahibi de elektriği, suyu kesti. Asansörü kapattı. İki aydır suyum yok, bu asırda su kesmek ne demek? Üstüne üstlük mahkemeden tedbir kararım var, onu da uygulamıyorlar.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“UZMAN YERİNE NEDEN DİZİLERDE PADİŞAHI OYNAYAN AKTÖR TEMSİL EDİYOR?”
Zirvede Engin Altan Düzyatan’ın Türkiye’yi temsil edecek olması tepkileri de beraberinde getirdi. Kısa sürede adı trend listesine giren oyuncu için ilk yorumlardan biri Özgür Demirtaş’tan geldi. Düzyatan’ın bu etkinlikte olmasını eleştiren Demirtaş, “Çok net bir sorum var: Engin Altan Düzyatan’ın iklim değişikliği hakkında:
1) Bir eğitimi var mı?
2) Bir uzmanlığı var mı?
3) Bir liyakati var mı?
Neden ülkemizin bu alandaki bir uzmanı bizi temsil etmiyor da, dizilerde padişah canlandıran Aktör temsil ediyor?” ifadelerini kullandı. Engin Altan Düzyatan ise eleştirilerle ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Engin Altan Düzyatan daha önce de birkaç kez Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen etkinliklerde yer almıştı.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Danny Ocean ve arkadaşları, Las Vegas’ta aynı gece üç büyük kumarhaneyi birden soymayı planlar… Başrollerinde “Rat Pack” olarak anılan Frank Sinatra, Dean Martin ve Sammy Davis Jr.’ın oynadığı 1960 yapımı film, kuşkusuz eğlenceli ve komikti ama ünlü oyunculardan oluşan “çete”nin çekimler sırasında seyirciden daha çok eğlendiği belliydi. Steven Soderbergh’in yeniden çevirimi ise tutku dolu yönetmenliği, yaratıcı hikâye kurgusu ve ince mizah duygusuyla ilkinden çok daha iyiydi. George Clooney, Brad Pitt ve Julia Roberts gibi yıldızları da unutmayalım. Toplam hasılat: $450,717,150
9. Titanların Savaşı (2010)
(Clash of the Titans)
1981 yılında gösterime giren MGM yapımı filmin yeniden çevirimi, Perseus mitinden esinleniyor ama Eski Yunan kaynaklarına bire bir sadık kalmak yerine yeni bir hikâye üzerinden ilerliyor. Zeus’un oğlu yarı tanrı Perseus, Olimpos’u ve Yeryüzü’nü işgal etmemeleri için Yeraltı tanrısı Hades’in savaşçılarına karşı mücadele ediyor. Başrollerinde Sam Worthington, Gemma Arterton, Mads Mikkelsen, Alexa Davalos, Ralph Fiennes ve Liam Neeson’ın oynadığı; yönetmen olarak Louis Leterrier imzası taşıyan fantastik aksiyon türündeki film, eleştirmenler tarafından beğenilmese de gişelerde beklenenin üzerinde bir başarıya ulaşmıştı. İki yıl sonra ise devam filmi “Titanların Öfkesi” (Wrath of the Titans) gösterime girmişti. Toplam hasılat: $493,214,993
8. Godzilla (2014)
Bizi Japonların ulusal hazinesi Godzilla’nın köklerine götüren bu Hollywood uyarlaması, felaket, savaş ve gerilim türlerini bir araya getiriyor. 1954 yapımı ilk “Godzilla”, Japonya’nın 2. Dünya Savaşı’nda yaşadığı atom bombası travmasından doğan bir canavardı. Yeni film bu bağlantıyı daha da derinleştiriyor; Godzilla’yı nükleer silahları geliştiren insanlığa karşı “doğanın dengeleyici gücü” olarak sunuyor. Yönetmen Gareth Edwards bazı sahneleri izlenimci ressamları andıran sisli, yağmurlu, bulutlu havalarda çekmiş. Özellikle canavarların solgun renklerin arasında görünüp kaybolduğu karanlık, loş atmosfer etkileyici. Godzilla’nın yüzünü, bedenini, sesini tasarlarken ilk filmden ilham alınması iyi sonuç veriyor. Üstüne düşen görevi yerine getiren karizmatik Godzilla’nın insanlara karşı ümitsizliği ve kayıtsızlığını da unutmamak gerekiyor. Toplam hasılat: $524,978,362
7. King Kong (2005)
1933 yılında ekonomik bunalımın sürdüğü günlerde film çekmek için Kafatası Adası’na giden Amerikalı sinemacılar dev goril King Kong’la karşılaşırlar. Adanın kralı Kong, işsiz ve parasız bir vodvil oyuncusu olarak ekibe katılan sarışın güzel Ann’e (Naomi Watts) âşık olur. Artık Ann’in koruyucusudur. Önceki filmlerin aksine Kong ile sarışın arasında karşılıklı bir duygu bağı oluşur. 1933 tarihli ilk “King Kong”, “Güzel ve Çirkin” masalının serbest bir yorumudur. Peter Jackson da orijinal filmin havasına sadık bir yeniden çevirimle gelir karşımıza. Dev gorille Ann arasındaki ilişkiye odaklanır. Dev goril, “performans yakalama tekniği” ve Andy Serkis’in katkısıyla gerçekçi bir biçimde karşımızdadır. Toplam hasılat: $556,906,378
6. Küçük Deniz Kızı (2023)
(The Little Mermaid)
Eleştirmenlerden yüksek notlar alan ve animasyon türünün klasikleri arasına giren 1989 yapımı ilk film, Hans Christian Andersen’in 1837 tarihli masalından yapılan serbest bir uyarlamaydı. 34 yıl sonra gelen ve ilk filmi temel alan ‘live action’ formatındaki yeniden çevirimin çıkış noktası da hiç kuşkusuz aynı masal… Hatta başında Andersen’den bir alıntı dahi var. Ama senaryosunu David Magee’nin yazdığı yeni filmin, çok sadık bir yeniden çevirim olduğunu söylemek imkânsız. Ayrıntılara inildikçe birçok farklılık çıkıyor karşımıza. Öte yandan, hikâye aşağı yukarı aynı güzergahta ilerliyor. ‘Küçük Denizkızı’, Disney’in son yıllardaki bütün yeniden çevrimlerinde olduğu gibi oyuncu kadrosunda farklı ırkları, etnik kökenleri bir araya getirme ve çokkültürlülüğü savunma esası üzerine kurulu bir masal… ‘Küçük Denizkızı’, ‘live action’ formatının CGI ile birlikte yer yer hiper gerçekçi bir animasyona dönüştüğü bir film. Toplam hasılat: $569,626,289
5. Ben Efsaneyim (2007)
(I Am Legend)
1954 yılında yayımlanan Richard Matheson’un “I Am Legend” adlı romanı 1964’te “The Last Man on Earth”, 1971’de ise “The Omega Man” adıyla sinemaya uyarlanmıştı. Francis Lawrence’ın yönettiği, romanla aynı adı taşıyan üçüncü uyarlama genelde en iyisi olarak kabul ediliyor. Will Smith filmde New York’ta yaşayan son insanı oynuyor. Kanseri yenmek için laboratuvarda yaratılan virüs, tam tersi bir etki göstererek insanların çoğunu yok ediyor. Bir de geceleri ortaya çıkan saldırgan mutantlar var. ABD ordusu için çalışan viroloji uzmanı Robert Neville (Will Smith) virüse karşı tedavi geliştirmeye çalışırken mutantlardan uzak durmaya çalışıyor. Gündüzleri şehir ona ait ama geceleri evine kapanmak zorunda. İnsansız New York görüntüleri başta olmak üzere, ses tasarımı ve yönetimiyle öne çıkan başarılı bir kıyamet sonrası hikâyesi… Toplam hasılat: $585,410,052
4. Dünyalar Savaşı (2005)
(War of the Worlds)
H. G. Wells’in, Marslıların dünyayı istila etmesini anlatan 1898 tarihli romanının 1953’deki uyarlamasında Marslılar, 50’li yılların komünizm paranoyasını yansıtıyorlardı. Steven Spielberg’in filmi ise ABD’nin yaşadığı 11 Eylül travmasından yola çıktı. Düşman, gökyüzünden değil, yıllardır saklandığı yeraltından geliyordu. Kahramanlık, militarizm veya erkekliğin çok da işe yaramadığı bir savaştı. İnsanlar sadece Marslılarla değil, kendi içlerindeki sorunlarla da savaşıyorlardı. Toplam hasılat: $603,873,504
3. Orman Çocuğu (2016)
(The Jungle Book)
İngiliz yazar Rudyard Kipling’in 1894 yılında yayımlanan “The Jungle Book” (Orman Kitabı) adlı eserindeki öykülerin ana kahramanı, kurtlar tarafından büyütülen Mowgli’dir. Daha önce defalarca sinemaya aktarılan kitabın Disney tarafından gerçekleştirilen 2016 yapımı sinema uyarlaması hem Kipling’in ilk öyküsüne odaklanır hem 1967 yapımı Disney animasyonundan esinlenir. “Orman Çocuğu” masalsı filmlerin naif havasından ziyade fantezi aksiyon sinemasının hızlı kurgusu ve görkemli görselliğine sahip. Film, daha çok arkadaşlık ve takım duygusu gibi değerler üstünde yükselirken alttan alta doğa – insan ilişkilerini de ele alıyor. Mogwli’nin ormanda yaşarken insan olmanın avantajlarını nereye kadar ve nasıl kullanması gerektiğini sorgulayan bir öykü seyrediyoruz. Filmin bilgisayar kökenli grafik görüntülerle canlı çekimleri bir araya getiren karma tekniği de etkileyici. Toplam hasılat: $967,724,775
2. Güzel ve Çirkin (2017)
(Beauty and the Beast)
Disney’in 1991’de gösterime giren animasyon müzikalinden esinlenen ve Alan Menken’in bestelerini yeniden kullanan film, Canavar’ın (Dan Stevens) lanetlendiği geceyle başlıyor. Kibirli ve genç prens, dış görünüme verdiği önem nedeniyle, bir cadı tarafından iki ayaklı, tüylü ve boynuzlu bir hayvana dönüştürülüyor. “Güzel”, yani Belle (Emma Watson) ise mekanik aletler yapan Maurice’in (Kevin Kline) kızı… Köyün en güzeli olduğu için kendisiyle evlenmeye can atan yakışıklı ve kibirli Gaston’a (Luke Evans) yüz vermiyor; çünkü Belle, iç güzelliğin değerini bilen olgun bir karakter. Sonsuz bir kışın hüküm sürdüğü şatosunda eşyalara dönüşmüş hizmetkârlarıyla birlikte yaşayan Canavar, lanetten yıllar sonra öfkeli bir hayvan gibi çıkıyor karşımıza. Ama Belle’e duyduğu aşkla birlikte içindeki iyilik daha çok görünür hale geliyor. Canavar’ın şatosundaki şamdan, dolap, çaydanlık gibi canlı eşyalar filmin en eğlenceli yanı. Ewan McGregor, Ian McKellen, Stanley Tucci ve Emma Thompson gibi usta oyuncuların dublajıyla hayat bulan lanetli hizmetkârlar, filme mizahi bir boyut katıyorlar. Toplam hasılat: $1,266,115,964
1. Aslan Kral (2019)
(The Lion King)
Kral Mufasa’nın ‘yaşam döngüsü’ olarak tanımladığı düzen, canlılar arasındaki eşitlik ve kardeşliğin sürdürülmesine dayanır. Mufasa merhametli, bağışlayıcı bir kraldır. Kardeşi Scar ise salt iktidarda olmak, herkesten üstün olmak, herkese hükmetmek için tahtı ister. Kendisini zeki, Mufasa’yı ise kaba kuvvet açısından güçlü bulur ama açgözlü sırtlanların desteğiyle kurduğu düzen, özünde kaba kuvvete dayanır. Mufasa’nın oğlu Simba ise babasının ölümünden dolayı hissettiği suçluluk duygusu nedeniyle artık tahtta hakkı olmadığını düşünür, yuvasını terk eder. Ancak yıllar sonra kız arkadaşı Nala ve bilge maymunun moral desteğiyle, adaleti yeniden kurmak için amcası Scar’ın karşısına çıkar. Yeni “Aslan Kral”, ilkinin senaryosuna “fazlasıyla sadık” bir yeniden çevrim… Hikâyeyi ve temaları aynen koruyor. 1994 yapımı ilk filmin yeniden çevrimi olan ‘Aslan Kral’, ‘fotorealizm’ diye de adlandırılan hiper gerçekçi bir animasyon estetiğinin ürünü. Toplam hasılat: $1,663,079,059
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Neşet Ertaş Kültür Sanat Merkezi’nde, iş insanları ve esnafa yönelik düzenlenen toplantıda konuşan Vali Buhara, kentin yapılacak yeni projelerle daha hızlı gelişeceğini aktardı.
En önemli projenin istihdam odaklı olduğunu belirten Buhara, organize sanayi bölgesinin genişletilmesi ve küçük sanayi sitesi ile şehrin ivme kazanacağını dile getirdi.
Buhara, şöyle devam etti:
“Yeni 400 yataklı hastane, AFAD, 112 Çağır Merkezi binalarının inşaatları ile yine 200 yataklı uygulama oteli ve Kılıçözü Sanayi Sitesi yakınındaki meslek lisesinin inşaatları tamamlanmak üzere. Kırşehir’in önemli ihtiyaçlarından olan Kapadokya Havalimanı yolu ve çevre yolu inşaatında ise çalışmalar başladı. Hükümet konağı inşaatımızda ciddi yol alındı. Kent merkezindeki Kalehöyük de düzenleme ve Aşıkpaşa Tabiat Parkı içine gölet inşaatı hedefimiz de sürüyor. Kırşehir daha yaşanabilir hale getirmek istiyoruz. Yatırımlar ve projelerle hızlıca gelişen kent olacağız.”
Toplantıya, kentteki kurum amirleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile çok sayıda iş insanı ve esnaf katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesince 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Gençlik Parkı’nda düzenlenen “Hürriyet ve Bağımsızlık Fikrinin Ölümsüz Abidesi 30 Ağustos Zaferi” söyleşisinde Ortaylı, başkentlilerle bir araya geldi.
Konuşmasında, cumhuriyetin Türk halkının kimliğini bağlayan unsur olduğunu ifade eden Ortaylı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın önemine değindi.
Ortaylı, şu ifadeleri kullandı:
“Ağustos zaferlerinin en sonuncusu 30 Ağustos’tur, 26 Ağustos-30 Ağustos arasıdır, 4 gündür. Gerisi tamamen ricat eden bir orduyu kovalamaktan ibaretti. 14 gün süre istemişti Gazi Paşa, ’13 günde bitti, demek yanılmışız bir gün’ demiş. 13 günde bitti iş.”
Konuşmasının ardından ABB Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Genel Koordinatörü Hacı Ali Bozkurt, Ortaylı’ya tablo hediye etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum 9. Kolordu Bölge Bando Komutanlığınca, Yakutiye Kent Meydanı’nda ki Yakutiye Medresesi’nin önünde konser programı düzenlendi.
Orkestra şefliğini Bando Albay Murat Keskin’in yaptığı konserde, solist Bando Kıdemli Başçavuş Osman Nuri Sümer ve Bando Kıdemli Başçavuş Okan Kılıç sahne aldı.
Etkinlikte çeşitli türküler ve marşları seslendiren solistlere, vatandaşlar da zaman zaman eşlik etti.
Etkinliğe, 9. Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Tuncay Altuğ ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatay Valiliğince yürütülen “Yüreğimizdeki Işık” projesi kapsamında Sinemasal Kültür Sanat Derneği ortaklığında gerçekleşen etkinlikte Numune Evler Mahallesi’nde tören alanında film sahnesi içeren platform kuruldu.
Etkinlikte çocuklara “Çizmeli Kedi” animasyon filmi gösterimi yapıldı.
Film izleyen yaklaşık 500 çocuğa çeşitli ikramlarda bulunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Meclis Başkanlığından yapılan açıklamada, Türk milletinin kurtuluş destanı olan ve 102. yıl dönümü kutlanan Büyük Taarruz ve bu destanın kahramanlarının, Kurtuluş Savaşı Müzesi’nde açılan sergi ile yeniden anıldığı belirtildi.
29 Kasım 1920’de kabul edilen İstiklal Madalyası Verilmesine Dair 66 Sayılı Kanun’un, Milli Mücadele’nin merkezi olan ve çatısı altında alınan kararlar ile şanlı bir tarih yazan ilk Meclis binasında çıkarılan en önemli kanunlardan olduğuna işaret edilen açıklamada, bu kanunla Kurtuluş Savaşı’nda cephede ve cephe gerisinde büyük fedakarlık gösterenler ile ilerleyen zamanlarda Kahramanmaraş, İnebolu, Gaziantep ve Şanlıurfa şehirlerinin İstiklal Madalyası’na layık görüldüğü hatırlatıldı.
Kanunla cephede bizzat savaşa katılanlara kırmızı, TBMM üyelerine yeşil, TBMM üyelerinden cephede savaşa katılanlara yeşil-kırmızı ve cephe gerisinde mücadele verenlere beyaz renk kurdele ile İstiklal Madalyası verildiği anımsatılan açıklamada, “Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk de TBMM tarafından 1578 belge numaralı, yeşil-kırmızı kurdeleli İstiklal Madalyası ile onurlandırılmıştı.” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, Kurtuluş Savaşı Müzesi Haberleşme ve Silah Gücü odasında açılan sergide, müzenin koleksiyonu olan farklı renk şeritlerde İstiklal Madalyaları, İstiklal Madalyası vesikası ile ilk defa sergiye çıkan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Yeşil-Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası’nı teslim aldığına dair belgenin yer aldığı kaydedildi.
Açıklamada ayrıca sergi alanında, söz konusu madalyaların tasarımı ve tasarımcısı hakkında bilgilerin yer aldığı panonun da bulunduğu belirtildi.
Serginin Ocak 2025’e kadar ziyarete açık olacağı bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TTK, Cumhuriyet’in 100. yıl dönümü kapsamında başlattığı “Yüzüncü Yıl Kitaplığı” Projesi kapsamında, AKÜ Prof. Dr. Şehabettin Yiğitbaşı Kütüphanesi’nde kitaplık oluşturdu.
Toplamda 1161 kitaptan oluşan kitaplığın açılışı Özgen, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş akademisyenler, öğrenciler ve araştırmacıların katılımı ile yapıldı.
Özgen, açılışta yaptığı konuşmada, Cumhuriyet’in 100. yılına bir hatıra olmak üzere Türkiye’deki tüm üniversite kütüphanelerinde TTK yayınlarından oluşan bir Türk Tarih Kurumu 100. Yıl Kitaplığı açma projesi başlattıklarını söyledi.
TTK’nin, kurulduğu günden bugüne 2 bin 300’e yakın eser yayınladığını ifade eden Özgen, “15 Nisan 1931’de kurulan Türk Tarih Kurumu, o günden itibaren Türk ve Türkiye tarihini ilgilendiren her alanla ilgili faaliyetler yürütüyor.” dedi.
Özgen, TTK’ye ait olan 1500’e yakın yayını, geçen yıl başlattıkları TTK 100. Yıl Kitaplığı adı altında hizmete sunduklarını, bu faaliyetle TTK açısından farkındalık oluşturmayı ve kurum yayınlarının daha erişilebilir olmasını sağlamayı amaçladıklarını belirtti.
AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş da Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının başında, Cumhuriyetin köklü kuruluşlarından Türk Tarih Kurumu’nun nitelikli yayınlarını kütüphanede bulundurup sergilemekten ve akademisyen ile öğrencilerin faydasına sunmaktan mutlu olduklarını dile getirdi.
Konuşmaların ardından Türk Tarih Kurumu 100. Yıl Kitaplığı, kurdele kesilerek açıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Hava Kuvvetleri Müzesi’nde 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü kutlaması yapılacak. 30 Ağustos Cuma günü çocuk oyunu etkinlikleri canlı müzik dinletisi ile başlayacak. 3 gün devam edecek program da müze de Çocuk Oyun Etkinlikleri, Yüz Boyama, Ahşap Oyuncak Atölyesi Canlı Müzik Dinletileri, F-16 ve F-5 uçak kokpitlerinin halka açılması, DJ performansı yapılacak. 1 Eylül Pazar günü saat 16.00’da da SOLOTÜRK gösteri ekibi söyleşi ve imza töreni yapacak. SOLOTÜRK kol komutanı Pilot Binbaşı Murat Bakıcı ve Hava Pilot Binbaşı Yasin Dikkule vatandaşlarla buluşacak. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toroslar Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Toroslar ilçesindeki tarihi höyükte arkeopark projesi kapsamında başlatılan yeni sezon kazıları, İtalya’nın Bari Aldo Moro Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Giulio Palumbi başkanlığında sürüyor.
Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız da Yumuktepe Höyüğü’nü ziyaret ederek çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yıldız, tarihi höyüğün kıymetinin bilinmesi gerektiğini ifade etti.
Yumuktepe Höyüğü’nün tanıtımı için gerekli desteği vereceklerini belirten Yıldız, şunları kaydetti:
“Kıymetli hocalarımız, Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerinden gelip buradaki kazıları sürdürüyorlar. Yumuktepe Höyüğü’ne son şeklini onlar verecekler. Yumuktepe’de bir arkeoloji yürüyüş parkı projesi tasarlanıyor. Bu mirasın Mersin ve ülke halkına, dünya insanlığına tanıtılması için ciddi çabalar harcanıyor. Bu kentte yaşayan ve bu kentin nimetlerinden faydalanan herkesin Yumuktepe’ye, burada yapılacak arkeopark projesine destek vermesi gerekiyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TRT’den yapılan açıklamaya göre, İsmail Ege Şaşmaz’ın Naser Oriç’i canlandırdığı dizinin oyuncu kadrosunda Gürkan Uygun, Fikret Kuşkan, Hazım Körmükçü, Kubilay Tuncer ve Gizem Erdem yer alıyor.
Srebrenitsa Soykırımı öncesi, şehri kahramanca savunan Naser Oriç ile Bosna halkının direniş hikayesine odaklanan dizinin yönetmenliğini Serdar Akar ve Selahattin Sancaklı üstleniyor.
Senaryosunu Uğur Uzunok, Esma Koç ve Abdülhamit Işık’ın kaleme aldığı yapımın konusu kısaca şöyle:
“Dönemin Sırp devlet başkanının korumalığını yapan Naser, kendi milleti olan Boşnaklara yönelik bir savaş hazırlığının yapıldığını ve doğup büyüdüğü Srebrenitsa’nın da hedefler arasında olduğunu öğrenir. Bir yolunu bulup memleketine dönen Naser, burada adeta yoktan kurduğu bir orduyla destansı bir mücadeleye girişir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ortahisar ilçesindeki Zağnos Vadisi’nde yer alan İçkale bölgesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda, Trabzon Müze Müdürlüğü başkanlığında, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Yavuz’un bilimsel danışmanlığıyla 31 Ağustos 2021’de arkeolojik kazı çalışmalarına başlandı.
Kazı alanı olan bölgede Komnenos Hanedanı’na ait olduğu söylenen, görünen kısmı iki katlı kagir bir saray kalıntısı, onun güney doğusunda hamam ve duvar kalıntıları ile kuzeybatı köşesinde yine Komnenoslar döneminden olduğu anlaşılan surlara bitişik inşa edilmiş ikiz tonozlu kagir yapı ve doğuda surlara içerden bitişik tek tonozlu yapı yer alıyor.
Yaklaşık 5 yılda tamamlanması planlanan kazı çalışmalarında, toprak altında kalmış mimari yapıların yanında Roma, Bizans, Komnenos ve Osmanlı medeniyetlerine ait sikke, mühür, yüzük, iplik eğirmeye yarayan ağırşak, seramik kap kacak gibi birçok taşınır kültür varlığı bulundu.
Buluntularla ilgili envanter ve tasnif çalışmaları devam ederken, eserlerin restorasyonu ve kalıntıların yeniden ayağa kaldırılmasıyla tarih ve kültür turizminin canlandırılması amaçlanıyor.
“Kazı ve belgeleme çalışmalarına devam edilmekte”
İl Kültür ve Turizm Müdürü Tamer Erdoğan, AA muhabirine, Trabzon’un geçmişten günümüze çok sayıda medeniyete ev sahipliği yaptığını söyledi.
İçkale’nin kuruluşunun çeşitli kaynaklara göre milattan önce 2 binli yıllara kadar geri gittiğini dile getiren Erdoğan, “Somut veriler ise milattan önce 500’lü yıllara ait, Roma, Bizans, Komnenos ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmış Trabzon’un tarihi kent merkezidir.” ifadesini kullandı.
Erdoğan, Ağustos 2021’de başlayan kazı çalışmalarının yaklaşık 5 yılda tamamlanmasının planlandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İçkale kazısında 4 büyük medeniyetin izleri gün yüzüne çıkarılıyor. Sürdürülen arkeolojik kazılarla Trabzon’un bilinmeyen tarihi ve kültürel varlıklarının ortaya çıkarılması, tanıtımının yapılması, bu yolla bölgede tarih ve kültür bilincinin oluşturulması ve elde edilecek kalıntı ve buluntularla turizme yeni kazanımlar sunulması amaçlanıyor.”
Bu yılki kazı çalışmalarının 24 Temmuz’da başladığını kaydeden Erdoğan, “Genel bitki ve yabani ot temizliği yapıldıktan sonra batı salonu olarak adlandırılan Orta Çağ yapısının güneyindeki alanda geçtiğimiz yıldan kalan seviye indirme çalışmasına devam ediliyor. Burada tespit edilen Bizans kemerli tonozlu yapıda halihazırda kazı ve belgeleme çalışmalarına devam edilmekte.” diye konuştu.
“Kalıntıların yeniden ayağa kaldırılarak kültürel turizmin canlandırılması hedefleniyor”
Erdoğan, çalışmalar esnasında sırlı ve sırsız seramik parçaları, tuğla parçaları ile Roma, Bizans, Komnenos ve Osmanlı dönemlerine ait fazlaca korozyona uğramış ve kondisyonları kötü durumda olan birçok sikkenin bulunduğuna işaret ederek, “Kazı çalışmalarında 3 işçi ile 4 teknik personel görev alıyor. Planlanan kazı çalışmalarıyla ortaya çıkarılacak tarihi kalıntıların veya eserlerin restorasyonuyla var olan kalıntıların yeniden ayağa kaldırılarak kültürel turizmin canlandırılması hedefleniyor.” dedi.
İçkale’nin içinde yapılacak arkeolojik kazı çalışmalarının ilk etapta 5 bin metrekarelik boş sahada gerçekleştirileceğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
“Alanın diğer bölümlerinin kamulaştırması ilgili taraflarca belirlendikten sonra kazı çalışmaları İçkale’nin tümünü kapsayacak şekilde genişletilebilecek. Kazı ve restorasyon çalışmaları sonunda hazırlanacak açık hava müzesi ya da arkeo-park düzenlemesi ile ortaya çıkarılacak eserler ve kalıntıların canlı olarak izleyici tarafından görülmesi suretiyle kazı alanına ilişkin yerli yabancı turistlerin ilgisi artırılacaktır. Ayrıca kazı sonrası İçkale’de oluşturulacak açık hava müzesi ya da arkeo-park alanı içinde açılacak sergi ve toplantı alanları ile dinlenme mekanları, bu noktada ziyaretçi sayısının artmasına da vesile olacaktır.”
Erdoğan, kazı alanında oluşacak yeni durumun turizm açısından büyük girdiler sağlayabileceğini vurgulayarak, “Bu da bölge turizmine canlılık getirecek bir husustur. Kazılar sonrasında İçkale, Sümela ve Ayasofya Camisi’nden sonra arkeolojik kalıntı ve buluntuların olduğu çok önemli bir ören yeri, turistik mekan olma kimliğine kavuşacak ve bölgenin turizm potansiyelinin artmasına önemli katkılar verecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
“Şu anda Bizans yani Komnenos öncesindeki katmana kadar inebildik”
Bilimsel heyette görevli KTÜ Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Temel Sağlam da kazı çalışmalarına 2021’de başlandığını anımsatarak, şu ifadeleri kullandı:
“Şu anda Orta Çağ yapısının hemen güney tarafında açmalarda çalışıyoruz. Burada Bizans dönemine ait bir yapı kalıntısı üzerinde çalışıyoruz. Tam olarak niteliğini, işlevini tanımlayamadığımız yapı, daha aşağı seviyelere indiğimiz zaman mutlaka tanımlayabileceğiz ama bulunduğumuz katman şu anda Bizans katmanı, yani Komnenos öncesindeki katmana kadar inebildik.”
Geçen sene yapılan çalışmalarda Roma dönemi izlerine de rastladıklarını aktaran Sağlam, “Zaten Bizans dönemi, Roma döneminin bütün kalıntılarını alarak devşirme malzeme kullanılarak oluşturdukları kemerleri, kemer altlıklarını görebiliyoruz çalıştığımız alanda. Bu alanı tamamladıktan sonra doğuya doğru devam ettiğimiz zaman mutlaka daha nitelikli, daha özel mimari yapılanmayı görebileceğiz.” dedi.
Sağlam, şu anda Bizans katmanında çalıştıklarını vurgulayarak, “Kalenin çok daha evveliyatı var. Geçen yıllarda Helenistik döneme gitme ihtimaline dair çok şeyler, buluntular bulduk. Kazılar devam ettikçe daha iyi, daha nitelikli yapılar çıktıkça ya da küçük buluntular çıktıkça değerlendirmelerimiz daha net olacaktır. Şu andaki buluntularımız, bulgularımız bu yönde.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Efeler Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla özel bir geceye imza attı. Sunucu Doğukan Alsay’ın sunumuyla gerçekleştirilen 30 Ağustos Zafer Bayramı Şenliği’nde, Türk tarihini ve kültürünü yansıtan ünlü tiyatral gösteri “Destanların Dansı” sahnelendi. İzleyicilere tarih ve kültür dolu bir yolculuk sunan Destanların Dansı Efeler halkına unutulmaz bir gece yaşattı.
Türk toplumlarının binlerce yıllık tarihi ve kültürel zenginliklerinin harmanlandığı gösteriyi 7’den 70’e her yaştan vatandaş büyük bir ilgiyle izledi. Efeler halkı, böylesine anlamlı bir etkinliği kendileriyle buluşturan, 30 Ağustos Zafer Bayramı coşkusunu yaşatan Başkan Yetişkin’e teşekkür etti.
Etkinlikte konuşan Başkan Yetişkin, ” Efe yürekli hemşehrilerim ve Cumhuriyetimizin yarınları olan gençlerimiz, böylesine anlamlı bir günde sizlerle olmaktan gurur duyuyorum. Hepimiz birer Cumhuriyet yıldızıyız fakat ışığı ileriye taşıyacak olan gençlerimizdir. Ne mutlu ki sizlere dünyada çocuklara bayram hediye eden bir Ata’nın evlatlarısınız. Bayramlara sahip çıkmak ve onu coşkuyla kutlamak en çok sizin hakkınız. Bu hakkınıza katkı sağlamak için buradaydık. Hep birlikte zaferimizi kutladık. Bu güzel gecenin organizasyonunda emeği geçen değerli misafirlerimiz Doğukan Alsay ve Destanların Dansı ekibine de ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Hepimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun” dedi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şimdilerde ailesiyle Maldivler’de tatil yapan Yıldız Çağrı Atiksoy, siyah beyaz renkteki mayosuyla plajda plajda peş peşe pozlar verdi. Pozlarını Instagram hesabından boy boy yayınlayan oyuncu, 38 yaşındaki oyuncunun fiziği takipçilerinden tam not aldı. Oyuncunun paylaşımına “Güzelliğinin sırrını alabilir miyiz?” ve “Ünlüler nasıl çocuk doğurduktan sonra hemen eski haline dönüyor” yorumu yağdı.
İşte Yıldız Çağrı Atiksoy’un tatil pozları…







Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özçelik’in derneğiyle birlikte yardımlara dünya çapında devam eden Reshad Strik, eşinin doğum gününde romantik bir karelerini yayınlayarak “Elhamdülillah… Doğum günün kutlu olsun hatunum benim” notunu yazdı. Çiftin karesi kısa sürede sosyal medyada gündem olurken “Çok yakışıyorsunuz” yorumları yağdı.
Gamze Özçelik de haziran ayında eşinin doğum gününü “Doğum günün kutlu olsun kalbim” diyerek kutlamıştı.




Ecem AltanHaberler.com – Magazin
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BİRBİRİMİZE DAHA FAZLA ZARAR VERMEDEN YOLLARIMIZI AYIRDIK”
Aylardır ilişkilerini göz önünde yaşayan çift, yollarını ayırma kararı aldı. Instagram hesabından açıklama yapan Gülseren Ceylan “Her şeyi bugüne kadar göz önünde yaşadığımız için açıklama ihtiyacı duyuyorum. Mehmet Ali ile yollarımı ayırdım. Ayrılık sebebi ile ilgili saçma sapan uydurma haberleri yapmayıp umarım bu defa bize saygı duyarsınız. Anlaşamadığımız noktalar olduğundan dolayı birbirimize daha fazla zarar vermeden yollarımız ayırdık. Bu süreçte göstereceğiniz hassasiyet için teşekkür ederim. Artık hayatıma kaldığım yerden kaossuz, mutlu, pozitif bir şekilde devam etmek istiyorum” dedi.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşte Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetin temellerinin atıldığı 1923’teki bu sözleri, aslında bir yıl sonra faaliyete geçecek olan Türkiye İş Bankası’nın da adeta kuruluş felsefesiydi.
26 Ağustos 1924’te 1 milyon TL sermayeyle kurulan Türkiye İş Bankası, bugün 285 milyar liralık öz kaynağıyla Türkiye’nin en büyük finans kuruluşlarından biri haline geldi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün dönemin Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Celal Bayar ile bankanın Yeni Camii Şubesi’nde incelemelerde bulunurken çekilen fotoğrafı.
REKLAM
Türkiye İş Bankası’nın kuruluşunun 100’üncü yılı, çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. O etkinlikler kapsamında Haliç kıyısındaki Tersane İstanbul’da özel bir gece düzenlendi.
Açılış konuşmasını Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’nın yaptığı özel geceye; KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez‘in yanı sıra siyaset, bürokrasi, iş ve sanat dünyasından pek çok kişi katıldı.

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran
Türkiye İş Bankası’nın 100 yıllık mazisi, senfonik orkestra eşliğinde konuklara sunulurken; Türk müziğinin efsane sanatçıları; Ajda Pekkan, Emel Sayın ve Erol Evgin, unutulmayan eserlerini seslendirdi. Özel gecede aynı zamanda; Sertab Erener, Gaye Su Akyol, Jehan Barbur, Karsu, Kenan Doğulu, Harun Tekin gibi sanatçıların yanı sıra genç yeteneklerin performansları da büyük beğeni topladı

Türkiye İş Bankası’nın kuruluşunun 100’üncü yıl kutlandığı özel gece, drone gösterisiyle gökyüzüne çizilen Atatürk portresi sonrası yoğun alkışla tamamlandı.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ağır yaralanan ve bilinci kapalı olan Muhtar, üç gün önce Uğur Dündar tarafından yapılan açıklamada sağlık durumunun iyiye gittiği ve hayati tehlikeyi atlattığı ifade edilmişti.
Bu süreçte Reha Muhtar’ın eski eşi Deniz Uğur, velayeti babasında olan oğlu Poyraz’a ulaşamadığını söylemişti.
Deniz Uğur, sonrasında oğlu Poyraz’ı kaçırdığı iddiasıyla Nilüfer ve kızı Ayşe Nazlı Yumlu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu.
“KAÇIRILMADIM”
Nilüfer ve kızı Ayşe Nazlı Yumlu, haklarındaki iddiaları kabul etmezken Poyraz Muhtar da “Annem benim kaçırıldığımı söylüyor. Ama ben kaçırılmadım ablamdan rica ettim beni babamın evine götür diye. Ve beni götürdü. Benim burada kedim, köpeğim var. Onlara bakmam gerekiyor. Cihan ağabey var komşumuz. Ablam var. Ben evdeyim. Ben burada mutluyum. Cihan ağabey ile oyun oynuyoruz, Beşiktaş maçları izliyoruz. Ben burada çok mutluyum. Başka yere gitmek istemiyorum” demişti.
BUZLAR ERİDİ
Tüm bunların ardından taraflar arasındaki buzlar günler sonra eridi. Deniz Uğur, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada birbirlerinden özür dilediklerini açıkladı.
“TRAVMATİK TARTIŞMALAR SONLANDI”
Deniz Uğur, gönderisinde şu ifadeleri kullandı: Son günlerde travmatik süreçte medyaya yansımış olan tartışmalar tarafımızca sonlandırılmıştır, karşılıklı özürler dilenmiş ve yanlış anlaşılmalar giderilmiştir. Çocukların üstün yararı için bundan sonra tüm süreci anne Deniz Uğur ve ablası Ayşe Nazlı Yumlu, iletişim ve dayanışma içinde yönetecektir. Kararımıza saygı duyulup konu hakkında daha fazla yorum yapılmamasını kamuoyu ve basın mensuplarından rica ederiz. Teşekkürler.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyaz bir bikini giymeyi tercih ettiği görülen Yürük, bir ara sıcaktan bunalınca denize girdi.
Bir süre Ege’nin sularında serinleyen Yasemin Yürük, daha sonra duş alıp şezlonguna geri döndü.
Vaktini şezlongda kitap okuyarak değerlendiren Yasemin Yürük’ün o anları objektiflere böyle yansıdı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SİZ KAÇ AİLE FERDİ TARAFINDAN İHANETE UĞRADINIZ?”
Ağabey – kardeş manidar paylaşımlarla birbirlerini suçladı.
Özcan Deniz, Sezen Aksu’nun ‘Ahdım Olsun’ şarkısını eklediği bir hikâyesinde “Siz kaç aile ferdi tarafından ihanete uğradınız? Kaç yıkım yaşattılar size ve tekrar ayağa kalktınız? Mutluluğunuz kaç kişinin mutsuzluğu oldu? Kaç en yakınınızdaki kişi sizi sadece gelir kapısı olarak gördü ve o kapıyı kapattığınızda adınızın yanına kocaman bir sıfır koydu? Kaç kişi sizin bir saniyesini bile geri alamayacağınız hayatınızın onlar için boşa harcandığını defalarca size hissettirdi ve hatta balyoz ile kafanıza vura vura ölmenize yok olup gitmenizi istediler. Sırtınızda ekmeğinizi yemiş kaç kişinin hançeri var?” diyerek içini döktü.
“ÇOĞU İNSANI HAYATIMDAN ÇIKARDIM”
Özcan Deniz, bir sonraki paylaşımında da Sabahattin Ali’nin şu sözünü yayımladı: İsteseler canımı vereceğim çoğu insanı hayatımdan çıkardım. Çünkü yokluklarına üzülmek, yaptıklarına üzülmekten daha kolay.
“STRESE GİRMEK İSTEYEN GİREBİLİR”
Özcan Deniz son paylaşımında da artık tek ailesinin oğlu Kuzey ve eşi Samar Dadgar olduğunu ifade etti ve şu cümleleri yazdı: Sizi çok seviyorum. Canım oğlum benim, canım karım. Canımsınız. Ben artık kim için yaşadığımı biliyorum ve de çok mutluyum. Hiç olmadığım kadar da hafif ve güçlüyüm. Strese girmek isteyen girebilir.
Özcan Deniz’in kız kardeşi Yurda Güler de ağabeyini ve eşi Samar Dadgar’ı eleştirdi. Bunun üzerine Özcan Deniz de sosyal medya hesabından “Evet Yurda Hanım… Akşamı bekle birtanem” mesajını yayımladı.
“SEN AİLENİN HER ZAMAN EN SİNSİSİYDİN”
Özcan Deniz, kız kardeşi Yurda Güler için imalı bir mesaj yayımlayarak “Beni durdurdular… Sen her zaman ailenin en saygısızı ve sinsisiydin. Kendin gibi biriylesin ve oğluma dua et ama merak etme. Senin ve birlikte olduğun o evli barklı adam için hazırladığım video duruyor ve bir saygısızlığını daha bekliyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü şarkıcının Los Angeles’ta mahkemeye sunduğu boşanma dilekçenin tarihi, 20 Ağustos olarak görülüyor. Dilekçede, Lopez ile Affleck’in 16 Temmuz 2022’de evlendiği ve bir yıl dokuz ay sonra 26 Nisan 2024’te ayrıldığı belirtiliyor.
Ayrılıklarının nedeni olarak ‘şiddetli geçimsizlik’ gösteriliyor.
Dilekçede ünlü şarkıcının, eşinin soyadını aldığı da görülüyor. İmzasında Jennifer Lynn Affleck adı dikkat çekiyor.
2021 yılında yeniden birlikte olmaya başlayan ve bir yıl sonra da evlenen Lopez ve Affleck çifti hakkında ayrılık haberleri, mayıs ayında gerçekleşene Met Gala’ya birlikte katılmamaları sonrası başlamıştı. Ardından pek çok etkinlikte ayrı ayrı görüntülenen ikili, ne doğum günlerini ne de ikinci evlilik yıl dönümlerini birlikte kutlamıştı.
Boşanma haberinin gündeme gelmesinin ardından “neden” sorusu sorulmaya başlandı. Her ne kadar boşanma dilekçesinde gerekçe ‘şiddetli geçimsizlik’ olsa da iddialar, evliliğin Affleck’in sadakatsizliği nedeniyle bittiği yönünde.
55 yaşındaki Jennifer Lopez ile 52 yaşındaki Ben Affleck’in arasına giren ikinci kadının ABD’nin ünlü Kennedy ailesinin üyelerinden Kick Kennedy olduğu öne sürüldü. 36 yaşındaki Kick Kennedy, 1963’te uğradığı suikast sonucu öldürülen ABD Başkanı John F. Kennedy’nin yeğeni Robert Kennedy’nin kızı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Okuyucularıyla sohbet eden Ayşegül Aldinç, sosyal medyayla ilgili bazı düşüncelerini dile getirdi. Aldinç, sosyal medyayla birlikte gelişen yeni yaşantı türünü eleştirerek; “Sosyal medyada suret paylaşmak yetmez, sanatçı toplumun içinde olmalı” şeklinde yorumda bulundu.

Ayşegül Aldinç, paylaşılan fotoğraflarla ilgili düşüncelerini ise “Bazı hesaplarda gördüğüm kafa fotoğraflarını anlamıyorum. Asansöre binerken bile poz veriyorlar. Ben etkileyici bulduğum şeyleri paylaşmayı tercih ediyorum. Sosyal medyada anlamlı içerikler üretmek önemli” şeklinde aktardı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“ÇOK ÜZGÜNÜM”
Mariah Carey, “Annemi bu hafta sonu kaybetmiş olmaktan dolayı çok üzgünüm. Ne yazık ki beklenmedik şekilde gelişen olaylar neticesinde aynı gün ablam da vefat etti” dedi.
Ünlü şarkıcı, sözlerine annesi vefat etmeden önceki hafta onunla vakit geçirmiş olduğu için memnun olduğunu da ekledi.
Mariah Carey’nin annesi ve ablasının ölüm nedenleriyle ilgili bir açıklama yapılmadı.
İrlanda asıllı bir ABD’li olan annesi Patricia Carey, 87 yaşındaydı ve eski bir opera sanatçısıydı.
2020 tarihli ‘The Meaning of Mariah Carey’ (Mariah Carey’nin Anlamı) adlı otobiyografisinde Carey, annesiyle aralarındaki gelgitli ilişkiden bahsetmiş, bunun kendisi için oldukça acılı ve karmaşık olduğunu anlatmıştı.
“ARAMIZDA REKABET VARDI”
5 kez Grammy ödülü alan Mariah Carey, annesiyle aralarında profesyonel bir rekabet ve kıskançlık yaşandığını söylemiş ve eklemişti: Eğer bu kişi annenizse ve kıskançlık öyle bir genç yaşta ortaya çıkmışsa, bu özellikle acı verici oluyor.
Öte yandan annesine olan sevgisini, kitabın ithaf kısmında şu sözlerle dile getirmişti: Her şeyin içinde, bence yapabileceğinin en iyisi yapmış olan annem Pat’e… Seni her zaman seveceğim.
Mariah Carey, 2022’de verdiği bir röportajda, büyürken annesinin kendisine yönelttiği eleştirinin, üzerinde iz bıraktığını söylemişti. Kendisini müziğe yöneltenin de annesi olduğunu eklemişti.
Mariah Carey Carey’in 63 yaşındaki ablası Alison ile ilişkisi bir hayli karmaşıktı.
Otobiyografisinde Mariah Carey, ablası Alison ve kardeşi Morgan ile uzaklaştığını söylemiş; “Onlarla irtibatımın olmaması duygusal ve fiziksel olarak benim için daha güvenli” demişti.
Mariah Carey, tüm dünyada gelmiş geçmiş en başarılı şarkıcılardan birisi olarak kabul ediliyor.
Dünya genelinde 220 milyondan fazla albüm satan Carey, ‘All I Want for Christmas Is You’ (Noel için tek isteğim sensin) şarkısıyla, tüm zamanların en çok dinlenen Noel şarkısına imza atan kadın şarkıcı oldu.
Fotoğraflar: Shutterstock, Mega, AP, Reuters
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kitap ABD’de 22 Ekim’de, İngiltere’de ise iki gün sonra yayınlanacak. Bu da Kral Charles’ın Samoa’daki İngiliz Milletler Topluluğu Hükümet Başkanları Toplantısı’nı ziyaretiyle aynı zamana denk geliyor.
Kitabın yayıncısı Penguin, Harry’nin kitabının 16 dilde yayınlanacağını duyurdu.
Kitabın geçen yıl ilk kez okuyucuyla buluşmasından bu yana geçen sürede Kral Charles ve Kate Middleton’a kanser teşhisi konuldu ve Harry’nin iki çocuğu prens ve prenses ünvanlarını aldı. Bu olanlardan sonra Harry’nin kendi ailesindeki son olaylara dair düşüncelerinin yer aldığı güncellenmiş bir versiyonu yayınlayabileceği düşünülüyordu.
Ancak değişmeyen versiyonun yeniden yayınlanması, Harry’nin ağabeyi Prens William ile arasındaki büyük kavga da dahil olmak üzere kraliyet ailesindeki bazı tartışmalı anları yeniden gündeme taşıyacağı için huzursuzluğa yol açmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Çıktığında büyük merak uyandıran kitap, ilk haftada 3,2 milyon kopya ve ilk gün 1,4 milyon satış yapmıştı. 1998’den bu yana Birleşik Krallık’ta en hızlı satan kurgusal olmayan kitap olarak tarihe geçmişti.
Kitap, 39 yaşındaki Sussex Dükü Prens Harry’nin, dünya çapında manşetlere çıkan bir dizi sansasyonel iddiasını içeriyor. Bunlar arasında, gelecekteki İngiltere kralı olan ağabeyi Prens William ile kavga ettikleri ve kendisinin yere düştüğü, William’ın eşi Meghan Markle’ı kaba ve zor biri olarak damgaladığı iddiaları yer alıyor.
Kitapta ayrıca, Harry ayrıca William’ın babaları Kral Charles’a Kraliçe Camilla ile evlenmemesi için yalvardıkları bilgisi de var. Diğer ilginç bölümler arasında, Harry’nin bekaretini bir barın arkasındaki arazide kendisinden yaşça büyük bir kadınla girdiği ilişki sonucu keybettiği ifşası da yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>hayranlarıyla buluştu. Alişan; ‘Hele Bi’, ‘İkimize Birden’, ‘Var Ya’, ‘Olay Bitmiştir’ ve ‘Naze’ gibi sevilen şarkılarının yanı sıra türkülerle de dinleyicilerini coşturdu.

Alişan konserinin başında, Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni düzenleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na
kocaman bir alkış istedi.
2017’de kaybettiğimiz Erzurumlu sanatçı İbrahim Erkal’ı da sahnede anarak şarkılarını söyleyen
Alişan, “Mekânın cennet olsun İbrahim ağabey, bütün dualarımız ona gitsin. İnşallah, bizi de size böyle sevdirir Allah” diye konuştu.

Seyirciler arasında gördüğü bir seyyar satıcıyı sahneye davet eden Alişan, Cumali isimli satıcının bütün tatlılarını satın alarak, sahne arkasında çalışanlara dağıttırdı. Sahnede kendisi de tatlı yiyen Alişan, yazılan dövizleri okuyarak, sık sık seyircilerle de sohbet etti.

Filistin direnişine destek konuşması yapan Alişan; “7-8 aydır yapılan bir katliam var ve bütün dünya
uyuyor. Kalbimizle, dualarımızla onlarlayız. İnşallah bir gün insanlık utanacak. İnşallah oradaki zulüm son bulacak…” dedi.
Binlerce kişinin aynı anda halay çektiği konseri Alişan, Erkal’ın Canısı şarkısıyla sonlandırdı. On binlerce müzikseverin katıldığı konserde Erzurumlular doyasıya eğlendi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yurda Güler ve annesi Kadriye Deniz
“AKŞAMI BEKLE” DEMİŞTİ
Tüm bunların ardından kendisini ve eşi Samar Dadgar’ı eleştiren kız kardeşi Yurda Güler için yayımladığı “Evet Yurda Hanım… Akşamı bekle bir tanem” şeklindeki mesajı dikkat çekmişti.
“O SEVİYEYE DÜŞMEYECEĞİM”
Fakat Özcan Deniz, akşam saatlerinde konuyla ilgili sessiz kalırken Samar Dadgar, bir açıklama yaptı ve “O seviyeye düşmeyeceğim. Sizle, sizin gibiler uğraşsın. Benim gücüm sizin karanlık yanınıza yetmez
Baştan sonra iftira ve yalan. Dahasını kuracak kadar vakit ayıramam. Mutluluğumla meşgulum. İsteyen, istediğini desin, konuşsun. Benim tek bir bildiğim var. Beni bilen seven ailem. (Özcan ve Kuzey) Gerisi sizin olsun” dedi.
“BİR SAYGISIZLIĞINI DAHA BEKLİYOR”
Özcan Deniz de eşinin paylaşımından saatler sonra yaptığı paylaşımda; “Beni durdurdular… Sen her zaman ailenin en saygısızı ve sinsisiydin. Kendin gibi biriylesin ve oğluma dua et ama merak etme. Senin ve birlikte olduğun o evli barklı adam için hazırladığım video duruyor ve bir saygısızlığını daha bekliyor” ifadelerini kullanarak kız kardeşi Yurda Güler’e adeta gözdağı verdi.
DİĞER KIZ KARDEŞTEN ÖZCAN DENİZ’E DESTEK
Özcan Deniz’in diğer kız kardeşi Sibel Deniz de sosyal medya hesabından paylaştığı “Ne güzel bir çift ne güzel bir aile oldunuz siz… Dokunduğun yeri gülüşün gibi sımsıcak bir yuva yaptın Samar’ım… Kendi öz mutluluğu olmayan kim olursa olsun asılsız iftiralarla sizi mutsuz etmesine izin verme. Sen ağabeyime ve yeğenime çok iyi geldin. Hoş geldin… Bir kardeş olarak daha ne isterim ki… Sizi çok seviyorum” mesajıyla Özcan Deniz ve Samar Dadgar’a destek verdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özbekistan hükümetince Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü himayesinde Semerkant’ın tarihi Registan Meydanı’nda düzenlenen Uluslararası Şark Teraneleri Müzik Festivali için resmi açılış töreni yapıldı.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çeşitli ülkeler ve uluslararası kuruluşlardan çok sayıda üst düzey konuk ve sanatçının hazır bulunduğu törende, Kovid-19 salgını nedeniyle 5 yıllık bir aradan sonra düzenlenen festivali hem sanatçıların hem de müzikseverlerin çok özlediğini ifade etti.
Ülkesinde 13. kez organize edilen bu etkinliğin, her ne kadar şark teraneleri olarak adlandırılsa da bugün adeta dünya teraneleri festivaline dönüştüğünü belirten Mirziyoyev, ilkine 31 ülkeden sanatçıların katıldığı festivale bugün 80’e yakın ülkeden 400’ün üzerinde sanatçı ve uzmanın katılmasının bunun bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Mirziyoyev, Özbekistan’ın bu festivalle dünya halklarına barış, kardeşlik ve birliktelik çağrısı yaptığını ve bu çağrının bugünlerde son derece önemli olduğunu ifade etti.
İstikrarsızlık, şiddet ve karmaşık bir durumda özgün sanat, müzik ve edebiyatın kurtarıcı bir güç olarak ortaya çıkması gerektiğini belirten Mirziyoyev, “Bugün seçeceğimiz yol, geleceğimizi ve kaderimizi belirler. Bu eski dünya barış ve dostluklarla yaşar ve yeşerir. İnsanlar, milletler ve devletler arasındaki dayanışma, sanat, insanların birlikteliği, edebi ve kültürel işbirlikleriyle güçlenir.” dedi.
Törende, Özbekistan’ın önde gelen sanatçılarının yanı sıra katılımcı ülkelerden sanatçılar, kendi şarkı ve dans gösterileriyle sahne aldı.
Açılış töreninin ardından havai fişek gösterisi yapıldı.
Festivalde en iyi performansı gösterenler, “baş ödül”ün yanı sıra birincilik, ikincilik ve üçüncülük için yarışacak. “Baş ödül”ü kazanan sanatçıya 10 bin dolar, birinci olan iki sanatçıya 5’er bin dolar, ikinci olan iki sanatçıya 3 bin 500’er dolar, üçüncü olan 3 sanatçıya da 2’şer bin dolar para ödülü verilecek.
Ayrıca, “en iyi genç sanatçı”, “sanatseverlerin sevgisini kazanan sanatçı” ve “en iyi çalgı sanatçısı” gibi kategorilerde ödüller sahiplerini bulacak.
Festival, 30 Ağustos’ta sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Giresun Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ilaçlama ekipleri, özellikle vatandaşların şikayetçi olduğu dere yatakları, su birikintileri, kanalizasyon çıkışları ve haşere üreme alanları olarak bilinen bölgelerinde faaliyetlerini artırdı. Belediye yetkilileri, vatandaşların sağlığını tehdit eden haşerelere karşı etkili bir mücadele verdiklerini ve bu çalışmaların yaz sezonu boyunca aralıksız devam edeceğini belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Avrupa Tıp Uzmanları Birliği Nadir Hastalıklar Komitesi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Ceylaner, nadir hastalıkların tespiti noktasında bütün genetik testlerin Türkiye’de yapılabildiğini kaydetti.
Avrupa Tıp Uzmanları Birliği ve Nadir Hastalıklar Gönüllüleri Derneği tarafınca SMA, Epilepsi, Fenilketonüri gibi nadir hastalıkların görülme sıklığı, tarama yöntemleri, yenilikçi tedaviler ve tarama programları hakkında güncel bilgiler paylaşıldığı bir basın toplantısı düzenlendi.
Toplantıda, nadir hastalıklara yol açan genetik ve dış faktörler ile genetik ve nadir hastalıklarda tanı ve tedavide güncel gelişmelere dikkat çekildi.
“Akraba evliliği risk artıran bir faktör ve ülkemizde beklenildiğinden çok daha fazla”
Türkiye’de nadir hastalıkların diğer ülkelere göre daha fazla görüldüğüne dikkati çeken Avrupa Tıp Uzmanları Birliği Nadir Hastalıklar Komitesi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Ceylaner, yaptığı konuşmasında, “Akraba evliliği risk artıran bir faktör ve akraba evliliği de maalesef ülkemizde beklenildiğinden çok daha fazla. Biz de bir de akraba evliliğinin kapalı toplum olarak adlandırılan başka bir boyutu var. Hep aynı köyden, hep aynı sülalenin içinde evlilikler geçiyor. Bu ailelerde baktığımızda birden fazla hastalık aynı anda gözlenebiliyor. Belli köylere, ilçelere yığılmış aynı hastalıktan insanlar var ve bazı hastalıklar hatta dünyada bir köyde görülüyor” dedi.
Akraba evliliği yapmayan ailelerde de genetik hastalığa sahip çocuğun dünyaya gelebildiğini ifade eden Ceylaner, ihtimal açısından bakıldığında akraba evlilikleri yapanlarda gebelik başına yüzde 7 civarında hastalık riski olduğunu vurguladı.
Öte yandan Ceylaner, nadir hastalıkları önlemek için evlilik öncesi ve yeni doğan taramasının mutlaka yapılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
“Türkiye’de büyün genetik testler yapılıyor”
Ceylaner, Türkiye’de şu an bütün genetik testlerin yapılabildiğini kaydederek, “Neredeyse hiçbir şeyin yurtdışına gitmesine gerek olmuyor. Yerli üretim yapacak insanlarımız ve yapan insanlarımız var. Artık eskisi gibi değil” ifadelerini kullandı.
“Aşılar genetik bozmaz, korurlar”
Aşıların insan genetiğini bozmadığını hatta koruduğunu ifade eden Prof. Dr. Ceylaner, “Örneğin HPV aşısı şu anda yapısını bize aktararak kanser yapan virüs gruplarından bizi koruyor” açıklamasında bulundu.
“Bebeğin topuğundan bir damla kan alarak bütün hayatını değiştirebiliyorsunuz”
Nadir Hastalıklar Gönüllüleri Derneği Başkanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner ise Kars Aile Mahkemesi tarafından ‘Yenidoğan Tarama Programı’ kapsamında topuk kanı alınmasına ilişkin süreci hatırlatarak, “Tarama, bu ülkenin yapması gereken en önemli şey. En önemlisi topuk kanından yapılan taramalarda, oradaki hastalıkların tamamında erken tanı konulduğunda çocuğun hayatını tamamen değiştiriyorsunuz. Şu anda 6 hastalık taranıyor ve daha da artırılması planlanıyor. Bebeğin topuğundan bir damla kan alarak bütün hayatını değiştirebiliyorsunuz” diye konuştu.
“Genetik dış faktörlerden etkilenebiliyor”
Genetiğin dış faktörlerden de etkilenebildiğine dikkati çeken Doç. Dr. Ceylaner, “Mesela sigaranın kanserlerde ne kadar önemli olduğunu biliyoruz ama her sigara içen kanser olmuyor. Sigara içenlerde birçok kanserin daha fazla olduğunu biliyoruz. Yediğimiz, içtiğimiz, spor yapmamız ve hayat kalitemiz genlerin çalışma hızlarını etkiliyorlar. Bu artık çok net biliniyor” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR – İzmirKatip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi bölümüne; karnında ağrı, şişlik ve nefes darlığı şikayetleriyle başvuran ve yapılan tetkikler sonucunda yaklaşık 15 kilo ve 28 santimetrelik dev kitle tespit edilen hasta, gerçekleştirilen başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu.
İzmir’de yaşayan 68 yaşındaki Selma Coşkun, karnında ağrı, şişlik ve nefes darlığı şikayetleriyle İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Burada yapılan tetkikler sonucu yaşlı kadının karnında yaklaşık 15 kilogram ağırlığında, 28 santim boyunda nadir görülen kitle olduğu teşhisi konuldu. O an ilk şoku yaşayan ve Mart ayı için kendisine ameliyat tarihi verilen talihsiz kadın, ameliyata gitmedi. Coşkun, ilerleyen süreçte kitlenin büyümesi ve şikayetlerinin artması üzerine yaklaşık 3 ay sonra tekrar hastanenin yolunu tuttu ve bu sefer ameliyat olmayı kabul etti. Dev kitle, Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Bağcı ve ekibinin birlikte girdiği operasyonla başarılı bir şekilde çıkartıldı.
“Kitlenin kesin olmamakla beraber yumurtalıklarla ilgili olduğu söylenildi”
Yapılan ameliyata ilişkin genel bilgiler veren Opr. Dr. Mustafa Bağcı, “Hastamız karın ağrısı, karında şişlik, nefes darlığı, halsizlik gibi şikayetlerle hastanemize başvurdu. Yaptığımız muayene ve tetkikler sonunda hastanın karnında dev bir kitle olduğunu tespit ettik. Hastamızın 25 yıl önce rahim ve yumurtalıkların alındığını tespit ettik. Yumurtalıklar alındığı için yumurtalıklarla ilgili bir şüphe ortadan kalktı ama yine de biz onu değerlendirdik. Ameliyatı gerçekleştirdik ve yaklaşık 15 kilo ağırlığında, 28 santim çapında yumurtalıklarla ilgisi olduğunu düşündüğümüz dev bir kitle çıkardık. Kitleyi de patolojiye gönderdik. Kitlenin kesin tanı verememekle beraber yumurtalığa ait olduğu söylenildi. Hastamızın şu an herhangi bir sıkıntısı yok, durumu gayet iyi. Patoloji sonucunu göre de gerekli tedavilere devam edeceğiz” diye konuştu.
“Hastalar doktordan korktuğu için hastaneye gelmiyor”
Bu tarz kitlelerin vücutta geç fark edilebildiğine işaret eden Opr. Dr. Bağcı, şunları kaydetti:
“Kitle 5-10 kiloya kadar belli olmayabiliyor. Bazen de hastanın ihmali söz konusu oluyor. Hastalar kitleleri hissettiği halde doktordan korktuğu için hastaneye gelmiyorlar. Bizim hastamıza mayıs ayına ameliyat günü vermiştik. Mayıs ayında ameliyat gününden korktuğu için kaçtığını beyan etti. Daha sonra şikayetlerinin artması, kitlenin büyümesi üzerine hasta tekrar gelmek zorunda kaldı ve ameliyatını yapmak zorunda kaldık.”
“Hasta oturarak uyuyordu”
Opr. Dr. Bağcı, hastadaki kitle çok büyük olduğu için anestezinin hastaya, ‘ameliyat olması çok risklidir’ ibaresi verdiğini belirtti. Sözlerini sürdüren Bağcı, hastanın akciğerlerinden kalbine kadar büyük bir baskının olduğunu ve hastanın o süreçte oturarak uyuduğunu söyledi.
“Korktum, kaçtım ama çok pişmanım”
Korktuğunu ve bu yüzden hastaneden kaçtığını ifade eden Selma Coşkun da “Kaçtığım için çok pişman oldum. Eğilemiyordum, nefes alamıyordum. Çok şikayetim vardı. Şu an çok iyiyim. Bütün hocalarım çok güzel ilgilendi” cümlelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Evde Mini Bakım Onarım Ekibi, alet çantalarını alarak sahaya çıkıyor. Talep oluşturan ihtiyaç sahibi yurttaşların evlerine giden ekipler, sorunlu su ve elektrik tesisatı ile ev eşyalarını tamir ediyor. İzmirliler verilen bu hizmetten memnun olduklarını belirtiyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlıklı Yaşam ve Evde Bakım Şube Müdürü Dr. Nihat Mermer, “Evde Bakım hizmetleri kapsamında herhangi bir sağlık sorunu nedeniyle sağlık tesisine gitmekte zorluk çeken, yatağa bağlı hastalarımızın evde sağlık hizmetlerini veriyoruz. Bunun yanında bu hastalarımıza kişisel bakım ve ev temizliği hizmeti veriyoruz. Bir de mini tamir hizmetimiz var. Bu hastalarımızın musluğu akıyorsa, prizi bozulmuşsa onarımlarını evlerinde ücretsiz olarak yapıyoruz. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımız, evde tamir hizmeti için Hemşehri İletişim Merkezi 153 üzerinden başvurabiliyor. Ayrıca Evde Bakım için gidilen evde ekiplerin fark ettiği tamir işleri olabiliyor ve bunun için yönlendirme yapılabiliyor. Bu hizmetin alınabilmesi için vatandaşın sağlık kuruluşuna gidemiyor olması ve maddi durumunun yetersiz olması gerekiyor. Vatandaşlarımız verdiğimiz hizmetten son derece memnun” dedi.
“İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Allah razı olsun”
Karabağlar’da yaşayan ve yürümekte zorluk çeken ihtiyaç sahibi yurttaş Naringül Uvuş, kırılan klozet kapağı, su akıtan musluk ve prizlerindeki sorun nedeniyle Evde Mini Bakım Onarım Ekibi’nden hizmet aldı. Sorunu çözüldüğü için çok mutlu olduğunu söyleyen 62 yaşındaki Uvuş, “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden Allah razı olsun. Evde Bakım Birimi zaten belli zamanlarda gelip temizliğimi yapıyor. En son temizlik yapmak için gelen ekip, musluğun su akıttığını gördü. Prizlerde sorun vardı. Tamir ekiplerini yönlendirdiler. Allah razı olsun, ekipler geldi. Onlar olmasa bu sorun gittiği yere kadar gidecekti. Prizler sorun çıkaracaktı, su akmaya devam edecekti. Su aktıkça boşa gidecekti. Kul hakkına girmiş olacaktım. Ekipler tamir edince kul hakkına da girmemiş olacağım” diye konuştu.
“Bize, ‘ayağınıza taş değmesin’ diyorlar”
Evde Mini Bakım Onarım Ekibi’nden Adil Çiçek, “Ekip olarak elektrik ve su tesisatı ile ilgili küçük tamir işleri yapıyoruz ve vatandaşların hayat kalitesini yükseltmek adına elimizden geleni yapıyoruz. Genelde arızalı prizleri değiştiriyoruz. Aydınlatmayla ilgili problemleri çözüyoruz. Musluk, klozet, şofben arızalarını tamir ediyoruz. Bakkala bile gidemeyen insanlara, yeri geliyor ekmek alıyoruz. Geri dönüşler çok güzel. Evden çıkarken ‘Belediyemizden Allah razı olsun, ayağınız taşa değmesin’ diyorlar. Biz de bunu duyunca çok mutlu oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’da 1993’da dünyaya gelen Emine Arman Fırat, lise eğitimini ÇubukAnadolu Lisesi’nde tamamladı, 2011 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandı ve 2018 yılında Kayseri Şehir Hastanesinde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanlığına başladı. Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen 117. Devlet Hizmeti Yükümlülüğü (DHY) kurası ile ataması gerçekleşen Emine Arman Fırat, Besni Devlet Hastanesi’nde göreve başladı. Hastanede göreve başlayan bir çocuk annesi Doktor Fırat, halkın sağlığı için görev başında olduklarını vurguladı. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS’ta Sadettin Tosun, seyahat ettiği özel halk otobüsünde kalp krizi geçirdi. Otobüs şoförünün en yakın aile sağlığı merkezine yetiştirdiği Tosun’un duran kalbi yeniden çalıştırılıp, tedaviye alındı. Olay, otobüsün güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, saat 09.30 sıralarında Bülbüller hattında çalışan bir halk otobüsünde meydana geldi. Serkan Y. yönetimindeki 58 H 0171 plakalı halk otobüsünde ön koltukta seyahat eden Saadettin Tosun, fenalaşıp düştü. Diğer yolcuların uyarısı üzerine şoför, aracı güzergah üzerinde bulunan Tuzlugöl Aile Sağlığı Merkezi’ne sürdü. Daha sonra 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verildi. Kalp krizi geçirdiği anlaşılan ve kalbi duran Tosun’a sağlık ekipleri otobüsün içerisinde uzun süre kalp masajı yaptı. Saadettin Tosun, ambulansla Numune Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Tosun’un kalp krizi geçirdiği anlar ve diğer yolcuların yardıma koşması ile yaşanan panik halk otobüsünün güvenlik kamerasına yansıdı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, Altın Ordu ilçesi Yemişli Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Ordu İl Sağlık Müdürlüğü’ne ait olan ve M.C.O.’nun (27) kullandığı 52 RE 451 plakalı ambulans, yağmur nedeniyle kayganlaşan yolda kontrolden çıkarak yan yattı. Kazada ambulans sürücüsü ile birlikte L.K.Ü. (27) isimli hemşire, S.O. (80) isimli hasta ve H.O. (72) isimli hasta yakını yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulans ile çeşitli hastanelere kaldırıldı.
Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilirken, jandarma ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı. – ORDU
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Kronik farenjitte, bol sıvı alıp, stres ve sıkıntıdan uzak kalmak lazım”
ELAZIĞ – Yaz aylarında kronik farenjit ciddi sıkıntılar oluşturduğunu belirten Elazığ Medilines Hastanesinde görevli kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Necdet Özer, “Bunun tedavisi, kronik farenjitte özellikle bol sıvı almak lazım, stres ve sıkıntıdan uzak kalmak lazım” dedi.
Elazığ Medilines Hastanesi kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Necdet Özer, yaz aylarında vatandaşlarda sık bir şekilde görülen kronik farenjit hakkında açıklamalarda bulundu. Kronik farenjittin her mevsimde görülebileceğini aktaran Op. Dr. Necdet Özer, “Yaz aylarında kronik farenjit ciddi sıkıntılar oluşturabiliyor. Kronik farenjit boğazımızın ve bademciklerimizin arkasında küçük dilimizin arkasında olan boğaz bölgesinde olan yangılara, zaman zaman kaşıntı, gıcık, tırmalanma, ve boğazda yabancı bir cisim varmış gibi bir his oluşturur. Kronik farenjit, özellikle yaz aylarında havaların aşırı sıcak ve kuru olmasından dolayı boğaz kurumalarına yol açarak oluşur. Bunun sebebi de aşırı derecede boğazın kuru olmasından dolayıdır. Bundan dolayı nefes aldığımız zaman boğazımız daha da fazla kurumaktadır. Bunun tedavisi, kronik farenjitte özellikle bol sıvı almak lazım, stres ve sıkıntıdan uzak kalmak lazım. Midede reflü varsa bunlarında tedavi edilmesi lazım. Bunlar yapıldığı zaman hastalarımıza medical ilaç tedavisi de uyguladığımız da hastanın yaşam kalitesi düzeliyor. Hastalar genelde bu ağrıları uzun süre çektikleri için ağrıları düzelmediği için boğazında kötü bir şey olup olmadığını düşünerek korkuyorlar. Bu hastalık genelde çok kötü hastalığa ve kansere dönüşmüyor ama bizim söylediğimiz kurallara uymaz, stres ve sıkıntıdan uzak kalmazsanız, bol sıvı tüketmezseniz genelde kronik farenjit geçmiyor. Bundan dolayı da yaşam kaliteniz düşüyor” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(BALIKESİR) – Burhaniye Su İnisiyatifi, musluklardan akan suyun kirli olduğu gerekçesiyle Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Burada yapılan açıklamada, “Yaklaşık bir buçuk aydır Burhaniye Ali Çetinkaya Mahallesi ve Bahçelievler Mahallesi’ndeki evlerimizde musluklardan akan suyumuz tuzlu, acı, paslı, yağlı. Yaptırdığımız tahlil sonuçlarına göre, suyun içerisindeki katı madde miktarı, yani su olmayan, suda olmaması gereken maddeler, normal değerlerin 7-8 katına ulaşıyor” denildi.
Burhaniye Su İnisiyatifi, artan su kesintileri ve su kalitesinin kötü olduğu gerekçesiyle Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü önünde eylem yaptı. İnisiyatif adına açıklama yapan avukat Filiz Sonsuz, şunları söyledi:
“Musluklardan akan su acı, paslı, yağlı”
“Su, bildiğimiz su değil. Yaklaşık bir buçuk aydır Burhaniye Ali Çetinkaya Mahallesi ve Bahçelievler Mahallesi’ndeki evlerimizde musluklardan akan suyumuz tuzlu, acı, paslı, yağlı. Yaptırdığımız tahlil sonuçlarına göre, suyun içerisindeki katı madde miktarı, yani su olmayan, suda olmaması gereken maddeler, normal değerlerin 7-8 katına ulaşıyor. Bazı mahallelerimize günün bazı saatlerinde su verilmiyor ya da suyun basıncı düşüyor. Bu duruma çoğunlukla habersiz yakalanıyoruz.
“İshal, kusma vakaları artıyor”
Sadece Burhaniye merkez mahalleleri değil, kırsal mahalleler de susuzlukla adeta sınanıyor. Çallı, Kuyucak ve Avunduk mahallelerine tankerlerle su taşınıyor. Daha düne kadar çeşmelerinden su akan bu mahalleler artık tankerle gelecek suyu bekliyor. Uzun yıllardır ya tadı kötü olduğu ya da güvenilir olmadığı için içemediğimiz şebeke suyuyla artık bazı mahallelerimizde diş fırçalayamıyoruz. Sabun köpürmüyor, el yıkanmıyor, duş alınamıyor, bulaşık, sebze meyve yıkanamıyor, yemek yapılamıyor, çay demlenemiyor, çamaşır, bulaşık makineleri, kombiler bozuluyor ve ishal, kusma vakaları artıyor. Yapılan yüzlerce, binlerce şikayete rağmen ne ilgili bakanlıklardan, ne İl Sağlık Müdürlüğü’nden, ne Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nden, ne belediyelerden hiçbir tatmin edici resmi cevap yok.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kış hastalıklarından korunmak için yazın kum banyosu yapıyorlar
ERZURUM – Erzurum’un Oltu ilçesinde bulunan Ejder deresinin kumları şifa dağıtıyor. Vatandaşlar hastalıklarından kurtulmak için kum banyosu yapıyorlar.
Oltu ilçesine bağlı Ejder deresinin kumlarını değerlendiren Oltulular, yıl da 3-4 kez bu kuma girmenin kış hastalıklarından koruduğunu öne sürüyorlar.
Oltulu Dr. İbrahim Hakkı Ekinci, hastalarına 4-5 seans kumda banyo yapmalarını tavsiye ediyor. Özellikle mineral, demir ve magnezit açısından çok zengin olan kumların çeşitli hastalıkları tedavi edici düzenleyici etkisinin yanı sıra sağlığa da çok ciddi katkıları var. Öte yandan, kum banyosu iltihaplı romatizma, kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyon hastalarına tavsiye edilmiyor.
Takiben 10 yıldır düzenli olarak kum banyosu yaptığını belirten Oltulu Pratisyen Doktor, aynı zamanda (fito terapist) İbrahim Hakkı Ekinci, “Kum banyosunun mevsimi oluyor özellikle kumun sıcak olması gerekiyor. Erzurum’da özellikle Ağustos ayı sıcak oluyor. Kum banyosu vücuda destek de oluyor. Tedavi edici de olabiliyor. Bazı riskli hastalara tavsiye etmiyorum. Örneğin iltihaplı romatizmalarda, kalp rahatsızlığı olanlara, yüksek tansiyon hastalarına tavsiye etmiyorum, Eklem kireçlenmelerinde müthiş tedavisi var. Yani vücudu yeniliyor her sezon üç dört kez kum banyosu yapıyorum. Bu sene belki daha fazla yapabilirim. Geçtiğimiz yıllarda kum banyosunu bazı hastalarıma ve yakın çevreme de yaptırıyordum. Bir sezonda yüz kişi civarında oluyordu bu sene sanırım beş yüz civarında olacak gibi. Şu anki kum yaptığımız yer özel bir yatak. Özellikle volkanik dağ olan Kırdağ’ın eteğindeki Söğütlü dere. Buradaki kumlara mıknatısı tuttuk mu müthiş derecede metal toplanıyor, demir toplanıyor. O yüzden bu dereyi öneriyorum kum banyosu için yani sağlık sorunlarına çözüm arayan herkese öneriyorum” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM’un Oltu ilçesindeki Ejder Deresi, hava sıcaklığının 30 dereceyi geçtiği ağustos ayında eklem ağrıları ve romatizmal hastalıkları olanların uğrak yeri oluyor. Bölgeye gelen vatandaşlar, kum banyosuyla hastalıklarına şifa arıyor. Alternatif tıp konusunda çalışmalar yapan Dr. İbrahim Ekinci, “Kum banyosunun etkili olması için sıcak olması gerekiyor. Erzurum’da özellikle ağustos ayı sıcak oluyor. Kum banyosu vücuda destek de oluyor, tedavi edici de olabiliyor” dedi.
Oltu ilçesinde alternatif tıpla ilgilenen Dr. İbrahim Hakkı Ekinci, ilçe merkezine yakın bir bölgeden geçen Ejder Deresi’nin kumlarının mineral ve demir açısından çok zengin olduğu ve tedavi edici özelliği bulunduğunu belirledi. İlçede kurduğu muayenehanesinde hekimlik yaparken hastalarına alternatif tıp da uygulayan Dr. Ekinci, eklem ağrıları ve romatizma şikayeti olanlara kum banyosunu tavsiye ediyor. İltihaplı romatizma, kalp ve yüksek tansiyon rahatsızlığı olanlara bu tedaviyi uygulamayan Ekinci, “Kum banyosunun mevsimi oluyor. Bunun için kumun sıcak olması gerekiyor. Erzurum’da özellikle ağustos ayı diğer zamanlara göre daha sıcak oluyor. Kum banyosu vücuda destek de oluyor, tedavi edici de olabiliyor. Eklem kireçlenmelerinde müthiş tedavisi var. Yani vücudu yeniliyor. Kendim her sezon üç dört kez kum banyosu yapıyorum. Geçtiğimiz yıllarda kum banyosunu bazı hastalarıma ve yakın çevreme de yaptırıyordum. Bir sezonda 100 kişi civarında kum banyosu yapıyordu. Bu sene sanırım 500 civarında olacak gibi. Kum banyosunu bazı riskli hastalara tavsiye etmiyorum. Örneğin iltihaplı romatizmalarda, kalp rahatsızlığı olanlara, yüksek tansiyon hastalarına tavsiye etmiyorum” diye konuştu.
KUMA GÖMÜLÜYORLAR
Eklem ağrıları ve romatizmal şikayeti olanlar, Ejder Deresi’nde kendileri için bir yer hazırlayarak kafaları dışarda olacak şekilde kuma gömülüyor. Yarım saat süreyle kum içerisinde kalan vatandaşlar, bunu doktor tavsiyesine göre birkaç kez uyguluyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oltu ilçesine bağlı Ejder deresinin kumlarını değerlendiren Oltulular, yıl da 3-4 kez bu kuma girmenin kış hastalıklarından koruduğunu öne sürüyorlar.
Oltulu Dr. İbrahim Hakkı Ekinci, hastalarına 4-5 seans kumda banyo yapmalarını tavsiye ediyor. Özellikle mineral, demir ve magnezit açısından çok zengin olan kumların çeşitli hastalıkları tedavi edici düzenleyici etkisinin yanı sıra sağlığa da çok ciddi katkıları var. Öte yandan, kum banyosu iltihaplı romatizma, kalp rahatsızlığı, yüksek tansiyon hastalarına tavsiye edilmiyor.
Takiben 10 yıldır düzenli olarak kum banyosu yaptığını belirten Oltulu Pratisyen Doktor, aynı zamanda (fito terapist) İbrahim Hakkı Ekinci, “Kum banyosunun mevsimi oluyor özellikle kumun sıcak olması gerekiyor. Erzurum’da özellikle Ağustos ayı sıcak oluyor. Kum banyosu vücuda destek de oluyor. Tedavi edici de olabiliyor. Bazı riskli hastalara tavsiye etmiyorum. Örneğin iltihaplı romatizmalarda, kalp rahatsızlığı olanlara, yüksek tansiyon hastalarına tavsiye etmiyorum, Eklem kireçlenmelerinde müthiş tedavisi var. Yani vücudu yeniliyor her sezon üç dört kez kum banyosu yapıyorum. Bu sene belki daha fazla yapabilirim. Geçtiğimiz yıllarda kum banyosunu bazı hastalarıma ve yakın çevreme de yaptırıyordum. Bir sezonda yüz kişi civarında oluyordu bu sene sanırım beş yüz civarında olacak gibi. Şu anki kum yaptığımız yer özel bir yatak. Özellikle volkanik dağ olan Kırdağ’ın eteğindeki Söğütlü dere. Buradaki kumlara mıknatısı tuttuk mu müthiş derecede metal toplanıyor, demir toplanıyor. O yüzden bu dereyi öneriyorum kum banyosu için yani sağlık sorunlarına çözüm arayan herkese öneriyorum” şeklinde konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gıda kontrol görevlilerince yapılan denetimlerde 1 işletmeye idare yaptırım kararı uygulandı. Aynı dönemde Alo 174 Gıda Hattı’na yapılan 10 şikayet hakkında ilgili işletmelerde numune alınarak gerekli kontroller yapılarak herhangi bir olumsuzluğa rastlanılmadığı belirtildi.
Sürdürülebilir gıdanın arz güvenliği için denetimlerin devam edeceği bildirildi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Köşk Belediye Meclis Üyesi Mustafa Latif Orhan (58) uykusunda aniden fenalaştı. Ailesi tarafından 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kalp krizi geçirdiği tespit edilen Orhan, doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı. Orhan’ın ani ölümü ailesi başta olmak üzere tüm sevenlerini yasa boğdu.
Evli ve 3 çocuk babası olan Orhan’ın cenazesinin 24 Ağustos Cumartesi günü ikindi namazını müteakip Köşk ilçesi Çarşı Camii’nden kaldırılarak Ilıdağ Mezarlığı’na defnedileceği öğrenildi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum Kalesi önünde bir araya gelen doktorlar, tıp ve eczacılık fakültesi öğrencileri, sağlık çalışanları ile vatandaşlar, Türk ve Filistin bayraklarıyla yürüdü.
Yürüyüşün ardından grup adına açıklama yapan aile hekimi Muhammet Mutlu, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını lanetledi.
Mutlu, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarında binlerce masum insanın öldüğünü anımsatarak, “7 Ekim’den bu yana 10 aydan fazla süredir devam eden soykırımda bebek, çocuk, gebe, kadın, yaşlı denilmeden binlerce masum insan, işgalci terörist İsrail ve teröristlerin en büyük destekçisi baş terörist ABD tarafından acımasızca katledildi ve katledilmeye devam ediliyor.” dedi.
İsrail’in savaş altındakilere gönderilen yardımları engellediğine dikkati çeken Mutlu, şunları kaydetti:
“Zalim zulmüne devam ediyor, Yeni doğmuş bebeklerin kafaları, kolları acımasızca koparılırken, gebe kardeşlerimize ve esirlere tecavüz edilirken, bombalarla öldüremedikleri Gazzeliler, yardımlar engellenmek suretiyle aç ve susuz bırakılarak ölüme terk edilirken, İslam dininin tüm değerleri katil siyonistlerce aşağılanırken bizler ne yapıyoruz? Elimizden geleni yapıyor muyuz, yoksa gaflet içinde sırtımızı mı dönüyoruz?”
Gruptakiler, basın açıklamasının ardından hayatını kaybedenler için dua ettikten sonra dağıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yürütücülüğünü Pera Müzesi Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyon Sorumlusu Yavuz Selim Güler’in üstlendiği seminerde Kütahya seramiklerinin 18. yüzyıldan günümüze kadar olan sanatsal gelişimi, Osmanlı kültüründeki yeri ve önemi detaylı olarak incelenecek. Programın ilk bölümünde, teorik derslerle Kütahya seramikleri üzerine odaklanılırken, ikinci bölümde ise uygulamalı çalışmalar yer alacak. Bu kapsamda, katılımcılar seramik eserlerin belgelenmesi ve müzede koleksiyon yönetimi gibi konularda vaka çalışmaları ve atölye çalışmaları yapma fırsatı bulacak.

Üniversitelerin arkeoloji, sanat tarihi, tarih, güzel sanatlar ve müzecilik bölümlerindeki lisans ve lisansüstü öğrencilerine yönelik düzenlenen “Kütahya Seramikleri ve Müzecilik Semineri”, 28 Eylül saat 10.00’da İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde gerçekleştirilecek.

Toplam 10 kişilik kontentajı başvuruların ardından yapılacak değerlendirme sonucu belirlenecek olan seminere katılmak isteyenlerin bir paragraflık özgeçmiş ve 100 kelimeyi geçmeyecek niyet mektuplarını 20 Eylül tarihine kadar info@peramuzesi.org.tr adresine iletmeleri gerekiyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>27 AĞUSTOS- 21.00- TÜRK TELEKOM OPERA SALONU

Yılmaz Erdoğan’ın 20 yıl aradan sonra kaleme aldığı tiyatro oyunu ‘Aydınlıkevler’ 27 Ağustos Salı günü 21.00’de Türk Telekom Opera Salonunda tiyatroseverler ile buluşacak. Yönetmenliğini Serdar Biliş’in üstlediği oyunun başrollerinde Salih Bademci ve Demet Akbağ yer alıyor. Burak Dakak, Sinem Ünsal, Nebi Tolga Yılmaz, Sevda Baş, Barkın Sarp, Ömer Güneş, Zeynep Kiraz Tosun rol alıyor.
ZENGİN MUTFAĞI
28 AĞUSTOS- 21.00- TÜRK TELEKOM OPERA SALONU
REKLAM
Ünlü sanatçı Şener Şen, Das Das prodüksiyonu olan ‘Zengin Mutfağı’ adlı oyunla 28 Ağustos’ta AKM Türk Telekom Opera Salonunda izleyicilerle buluşacak. Vasıf Öngören’in yazdığı ve Şener Şen ile Doğu Yaşar Akal’ın yönettiği bu oyun, Türkiye’nin en büyük işçi hareketlerinden biri olan 15-16 Haziran 1970 olaylarını, zengin bir ailenin mutfağı üzerinden anlatıyor. Oyun, hizmet etmekten başka bir şey düşünemeyen köşk çalışanlarının, gözlerinin önünde gelişen olaylar karşısında kayıtsız kalamayışını ve toplumdaki değişimden nasıl etkilendiklerini eğlenceli bir dille sahneye taşıyor. 1978 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları’nda ilk kez sahnelenen ve Şener Şen’in aşçı Lütfü Usta’yı canlandırdığı oyun, 40 yıl aradan sonra yeniden genç oyuncu kadrosuyla izleyiciyle buluşuyor. Oyuncu kadrosunda, Lütfü Usta rolünde Şener Şen’in yanı sıra Gizem Ergün, Onay Kaya, Uğur Arda Başkan ve Kutay Sandıkçı yer alıyor.
SEFİLLER- ANKARA DEVLET TİYATROSU
30 AĞUSTOS-20.00- 31 AĞUSTOS 20.00- AKM TİYATRO SALONU

Ankara Devlet Tiyatrosu, Victor Hugo’nun ölümsüz eseri ‘Sefiller’i, 30 Ağustos ve 31 Ağustos tarihlerinde saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonunda sahneleyecek. İpek Atagün Gezener’in yönetmenliğinde sahneye taşınan ‘Sefiller’, 18. yüzyıl Fransa’sından yola çıkarak insanın evrensel hikâyesine uzanan derin bir anlatı sunuyor. Adalet, sevgi, acı ve umut gibi temaları işleyen eser, çağlar ötesine sesleniyor. Oyunun kadrosunda Durukan Ordu, Mehmet Akay, Kadir Gezeger, Aslı Artuk, Şevki Çepa, Eda Aydınlı Ağır, K. Anıl Adıgüzel, N. Sinem Lökbaş, A. Övgü Yılmaz, Ümit Atalay, Yasemin Bilgin Görgün gibi isimler yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
26-30 Ağustos tarihleri arasında ücretsiz olarak gezilecek olan Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde çocukları birbirinden öğretici aynı zamanda da eğlenceli, farklı yaş grupları için hazırlanan ücretsiz atölyeler bekliyor. Minik sanatseverler, Müze’nin yanı sıra İş Bankası’nın zengin sanat eserleri koleksiyonuyla tanışacak, sanatçıların eserlerini gözlemleyecek ve bu eserlerden ilhamla kendi tasarımlarını ortaya koyacak.
REKLAM
Türkiye İş Bankası’nın 100. Yılı’na Özel Atölyeler
TİK TAK… TİK TAK…
25 Ağustos Pazar, 13.00
Yaş grubu: 7-12 yaş
Neleri biriktiririz? Para, pul, kartpostal…. Peki, zamanı, anıları ya da hatıralarımızı biriktirmek mümkün mü? Atölyede, önce İş Bankası’nın 100. kuruluş yıldönümü kapsamında, ressam Edip Hakkı Köseoğlu’nun “Kumbaralı Çocuk” eserinden yola çıkarak çocukların tasarruf alışkanlığı kazanması amacıyla 1928 yılında dağıtılmaya başlanan İş Bankası’nın ikonik kumbarası üzerine sohbet edeceğiz. Ardından, çocuklarla duygularımıza odaklanacağız. Atölyenin üretim aşamasında ise çocuklar, kendileri için önemli anılarını boyama ve kolaj gibi farklı tekniklerle görselleştirecekler ve kumbara formundaki kendi duvar saatlerini tasarlayacaklar.
REKLAM
ZAMANDA YOLCULUK
28 Ağustos Çarşamba, 11.00
Yaş grubu: 6-9 yaş
İş Bankası’nın 100. kuruluş yıldönümü kapsamındaki bu atölyede çocuklarla “İstanbul’un Resmi” sergisinden seçili eserleri birlikte inceleyeceğiz ve geçtiğimiz yüz yıl içerisinde hem müze binasının hem de Beyoğlu’nun nasıl değiştiğini keşfedeceğiz. Ardından çocuklar, 100 yıl sonra müze ve Beyoğlu’nun nasıl görüneceğini hayal edecek; kesme, katlama, yapıştırma teknikleri ile 2124 yılına gönderilmek üzere kendi yaratıcı pop-up kartpostallarını üretecekler.
REKLAM
ATAMIZA RENKLİ MEKTUPLAR
30 Ağustos Cuma, 11.00 ve 15.00
Yaş grubu: 7-12 yaş
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusunu Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde birlikte kutluyoruz. Bu atölyede çocuklar ile 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın önemini konuşacak, sergiyi gezecek ve Atamıza rengârenk mektuplar hazırlayacağız.
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin çocuk atölyeleri hakkında bilgi almak ve atölyelere ücretsiz kayıt yaptırmak için rhm.atolye@issanat.com.tr adresi ile iletişime geçebilirsiniz.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sev Yapım’ın yapımcılığında 4 Ekim’de tüm Türkiye’de vizyona girecek ‘Yaren Leylek’, annesi hamile olan ve henüz bir kardeşi olma fikrine hazır olmayan Adem’in, annesi Arzu ve babası Hakan’la birlikte, bir süreliğine babaannesinin evine gelip Leylek Yaren’le tanışmasıyla ilk andan itibaren başlayan dostluklarını konu alırken başlarına gelen bazı olaylar ise ekibi gizemli bir dünyanın da içine sürükleyecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeşim Ceren Bozoğlu, şimdilerde sosyal medya paylaşımlarıyla dikkat çekiyor. ‘O Hayat Benim’ dizisindeki kilolu halinden eser kalmadı. 50 yaşındaki Yeşim Ceren Bozoğlu, son paylaşımıyla adeta büyüledi.

Yeşim Ceren Bozoğlu son haliyle tüm dikkatleri üzerine çekti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Filtre kullandığını söyleyen Yeşim Ceren Bozoğlu, estetik itirafında da bulunmuştu.

Güzelliğiyle beğeni toplayan Yeşim Ceren Bozoğlu’na “Nereden nereye”, “Çok güzelsin”, “20 yıl geri gittiniz” yorumları yapıldı.

İşte Yeşim Ceren Bozoğlu’nun o pozları…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaya Çilingiroğlu ile Feraye Tanyolaç oğulları Hüseyin Kaya’nın doğum gününü kutladı. Kaya Çilingiroğlu, 18 yaşına giren oğlu Hüseyin Kaya ile paylaşım yaptı.

Hülya Avşar ile evliliğinin bitmesine sebep olan ilişkisini 2009 resmiyete döken Kaya ÇilingiroğluFeraye Tanyolaç’dan 2014 yılında boşanmıştı. Kaya Çilingiroğlu ile Feraye Tanyolaç’ın bu evlilikten dünyaya gelen oğulları 17 yaşındaki Hüseyin Kaya, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun olmuştu. Eski eşler oğullarının mezuniyetinde bir araya gelmişti. Kaya Çilingiroğlu’ndan oğlu Hüseyin Kaya ile yeni paylaşım geldi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Çocuklarına olan düşkünlüğü ile bilinen Kaya Çilingiroğlu sık sık kızı Zehra Çilingiroğlu ve oğlu Hüseyin Kaya paylaşımlarda bulunuyor. Kaya Çilingiroğlu’nun Hülya Avşar’dan sonra hayatını birleştirdiği Feraye Tanyolaç’dan olan oğlu Hüseyin Kaya Çilingiroğlu mezun olmuştu.

Kaya Çilingiroğlu, oğlu Hüseyin Kaya’nın mezuniyetini sosyal medya hesabından paylaşmayı ihmal etmemişti.

İşte Kaya Çilingiroğlu ile Feraye Tanyolaç’dan oğulları Hüseyin Kaya’nın mezuniyetinde aile pozu!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medya fenomeni Dilan Polat, gösterişli hayatı, lüks villası ve son model arabaları ile gündemden düşmedi. Günde 750 bin TL harcıyorum sözü sonrası MASAK’ın takibine girdi.

Haklarında başlatılan soruşturma kapsamında kasım ayında gözaltına alınan Polat çifti, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kara para akşama ve vergi kaçırma suçlarından eşi Engin Polat ile haklarında 40 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Dilan Polat 19 Ağustos’ta tahliye edildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

5 Kasım 2023 tarihinde tutuklanan Dilan Polat, tahliye olur olmaz kardeşi Sıla Doğu’nun İstanbul Sarıyer’de bulunan boğaz manzaralı villasına gitti.

Herkes, Dilan Polat’ın sosyal medyadaki ilk paylaşımını ne olacak diye merak ederken ünlü fenomen, tahliye olduğunun ertesi günü Çorlu’da cezaevinde bulunan eşi Engin Polat’ı ziyarete gitti. Görüşün ardından cezaevinden ayrılan Dilan Polat, gazetecilerin sorularına yanıt vermedi.

DİLAN POLAT’A EŞİ ENGİN’DEN 3 YASAK
Cezaevine görüşen giden Dilan Polat’a eşi Engin Polat’tan üç yasak geldi. İddiaya göre görüşmede Engin Polat, Dilan Polat’a, “Kesinlikle konuşmayacaksın, telefon kullanmayacaksın, röportaj vermeyeceksin” dediği öğrenildi. Eşinden aldığı uyarıyla şok yaşayan Dilan Polat, cezaevinden çıktıktan sonra izini kaybettirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yürekleri ağza getiren kaza, saat 12.00 sıralarında Iğdır’ın Çalpala köyü yakınlarında meydana geldi.

Iğdır’dan Trabzon’a giden 59 yaşındaki Hüseyin Sofu yönetimindeki 61 S 2150 plakalı yolcu otobüsü, kontrolden çıkarak mısır tarlasına girdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kazada 2’si ağır 14 kişi yaralandı. İhbarla bölgeye çok sayıda jandarma, polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Ekipler tarafından sıkıştıkları yerlerden çıkarılan yaralılar, Iğdır Devlet Hastanesi’ne götürülüp, tedaviye alındı.

Polisin ifadesine başvurduğu Hüseyin Sofu, önüne bir çocuk ile köpeğin çıktığını, onlara çarpmamak için direksiyonu kırdığını, bu sırada kazanın meydana geldiğini söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, 18 Ağustos Pazar günü saat 23.00 sıralarında Fenerbahçe Mahallesi, Saldıray Sokak’ta bulunan 15 katlı binanın 2’nci katında meydana geldi.

İddiaya göre; makine mühendisi olan ve aynı zamanda amatör müzisyenlik yapan Çınar Ersanlı(40)’dan 17 Ağustos Cumartesi gününden sonra haber alamayan yakınları daire kapısını çaldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kapının açılmamasının ardından çilingir yardımıyla içeri giren yakınları Ersanlı’nın salonda elleri, ayakları ve ağzı bağlı hareketsiz halde yattığını gördü.

İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Ersanlı’nın hayatını kaybettiğini tespit etti.

Ersanlı’nın cansız bedeni, olay yerinde yapılan incelemelerin ardından kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Adli Tıp’ta yapılan işlemlerin ardından Ersanlı’nın cenazesi İzmir’de toprağa verildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Afyon, İzmir ve Ankara’da çıkan orman yangınlarını söndürme çalışmalarına destek olmak için Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait;
3 helikopter ile Afyon’un Sandıklı ilçesinde,
2 helikopter ile İzmir’in Menderes ilçesinde,
2 helikopter ile Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde… pic.twitter.com/LvC67o23UA
— T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) August 21, 2024
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’DA TÖREN DÜZENLENDİ
Şehidin ailesi ve yakınları, Ahmet Hamdi Akseki Cami’nin cami avlusunda taziyeleri kabul etti. Uzman Çavuş Önk için kılınan namazın ardından Ahmet Hamdi Akseki Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Şehidin cenazesi kortej eşliğinde camiye getirilirken, askerler silah arkadaşlarının tabutunun başında nöbet tuttu. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kıldırdığı cenaze namazının ardından şehidin tabutu, askerlerin omzunda top arabasına taşınarak defnedilmek üzere Cebeci Askeri Şehitliği’ne götürüldü.
DEVLET ERKANI HAZIR BULUNDU
Törene, şehidin ailesi ve yakınlarının yanı sıra Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Ankara Valisi Vasip Şahin, bazı milletvekilleriyle vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KAZA NEDENİYLE TRAFİK TEK ŞERİTTEN VERİLDİ
Olay yerine gelen polis ve jandarma yolda güvenlik önlemini sağlarken yaralılar acil sağlık ekipleri tarafından ambulansla Taşova Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.Kaza nedeniyle D-100 karayolunda aksayan trafik tek şeritten verildi. Araçların çekilmesinin ardından trafik normale döndü. Kazayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yangında Arif Altuntaş, Kasım Altuntaş (66) ve Gülüzar Altuntaş (61) hayatını kaybetti.

Olay yerine çevredekilerin ihbarı üzerine gelen jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri hızlı bir şekilde müdahale ederek yangını söndürdü. 3 kişinin dumandan dolayı zehirlenerek öldükleri iddia edildi. Cenazeler, savcılık incelemeleri sonrası otopsi için adli tıp kurumuna kaldırıldı.


Olayla geniş çaplı soruşturma başlatılırken, yangının kundaklama sonucunda çıkarıldığı belirlendi ve Altuntaş ailesinin akrabası 3 şüpheli gözaltına alındı.

İlk belirlemelere göre yangının taraflar arasındaki arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıktığı kaydedildi.

3 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA
Trabzon Valiliği de olayla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, “İlk belirlemelere göre yangının kundaklama sonucu meydana geldiği tespit edilmiş ve olaya karıştığı değerlendirilen 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır. Cumhuriyet Savcılığına bildirilen olayla ilgili detaylı inceleme başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” denildi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü, şüphelilerin gözaltındaki işlemlerini devam ettiği bildirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir süre suda çırpınan Uçan, ardından gözden kayboldu. Uçan’ın arkadaşları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla olay yerine jandarma, sağlık, itfaiye ve dalgıç polis ekipleri sevk edildi. Ekipler, arama sonucunda Ömer Faruk Uçan’ın cansız bedenine ulaştı. Uçan’ın cenazesi, otopsi için Bozova Mehmet-Enver Yıldırım Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞÜPHELİ KAÇTI!
Cafer Gültekin yere yığılırken, şüpheli ise kaçtı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Gültekin, ambulansla Seyhan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

CİNAYET BÜRO AMİRLİĞİ EKİPLERİ ÇALIŞMALARA DEVAM EDİYOR
Yoğun bakım ünitesine alınan Cafer Gültekin, bugün sabah saatlerinde tüm müdahalelere karşın kurtarılamadı. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, şüphelinin kimliğinin belirlenip, yakalanması için başlattığı çalışmayı sürdürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla açılan Yıldız Sarayı’nı 26 günde 197 bin kişi gezdi.
Pazartesi dışında haftanın her günü gezilebilen Yıldız Sarayı’nda günlük ortalama 7 bin 500 kişi ağırlandı.
Yıldız Sarayı’nı ziyaret edenlerin sayısı, geçtiğimiz hafta sonu ise zirveye ulaştı.
Pazar gününü Yıldız Sarayı’nda tarih ve doğa ile iç içe geçirmek isteyenlerin sayısı 9 bin 584 olarak kayıtlara geçti.
TARİHTE İLK KEZ ZİYARET EDİLİYOR
Uzun yıllar devam eden restorasyon, konservasyon ve peyzaj çalışmalarının ardından müze – saray olarak kapılarını açan Yıldız Sarayı’nda; Büyük ve Küçük Mabeyn Köşkü, Çit Kasrı, Limonluk Kasr-ı Hümayunu, Sultan II. Abdülhamid’in şahsi kütüphanesi ve Has Bahçe tarihinde ilk kez ziyaret edilebiliyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, 1 EYLÜL’E KADAR ÜCRETSİZ ZİYARET EDİLEBİLECEĞİNİ AÇIKLADI
Kapıları dünyaya kapanan ve yaklaşık 100 yıl sonra ziyarete açılan Yıldız Sarayı, Osmanlı Devleti’nin son yönetim merkeziydi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yıldız Sarayı’nın 1 Eylül’e kadar ücretsiz bir şekilde halkın ziyaretine açık olacağını açıklamıştı. Saray, pazartesi dışında her gün 9.00 – 17.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.



Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’de tarihi eserleri gün yüzüne çıkartmak için yapılan çalışmalar aynı anda farklı bölgelerde devam ediyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde gerçekleşen 3 bin 750 yıl öncesine ait eserlerin görsellerini kamuoyu ile paylaştı.
Kazılarda bulunan silindir mühür, Anadolu’nun doğu ile batı arasındaki ticaret yollarındaki kritik rolü açısından önem taşıyor.
KEŞİF, ANADOLU’NUN TİCARET YOLLARINDAKİ ROLÜNÜ SERGİLEDİ
Bakan Ersoy’un, “Tavşanlı Höyük’te 3 bin 750 yıllık keşif” başlığı ile aktardığı bilgiler şöyle:
Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde gerçekleştirdiğimiz kazılar, 3 bin 750 yıllık bir silindir mührün gün yüzüne çıkmasıyla Anadolu’nun tarihine yeni bir ışık tuttu. Bu değerli bulgu, Anadolu’nun doğu ile batı arasındaki ticaret yollarındaki kritik rolünü gözler önüne seriyor. Tavşanlı Höyük, kültürel mirasımızın zenginliğini ve çeşitliliğini bir kez daha kanıtladı.
“ÇALIŞMALARA DEVAM…”
Ersoy, paylaşımında Türkiye’nin dört bir yanındaki kültürel değerleri koruma ve geleceğe miras bırakma yolunda kararlılıkla çalışmaya devam edildiğini belirterek, projede çalışan Kazılar ve Araştırmalar Dairesi Başkanlığı ve kazı ekibine teşekkür etti.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erzurum’da yıllardan beridir kesintisiz olarak çıkardığı Fırfirik dergisi ile kent yaşamına mizahi yaklaşımlarla farkındalık oluşturan Gazeteci ve Karikatürist Vedat Refahiyeli, Kültür Yolu Festivali çerçevesinde açtığı Karikatür Evi ile ilgi odağı oldu.
ZİYARETÇİLERLE DOLDU TAŞTI
Erzurum Kalesi’nin olduğu alanda açılan Karikatür Evi ziyaretçilerle dolup taşarken usta gazeteci Vedat Refahiyeli, karikatür meraklılarına atölyesinde bir yanda deneyimlerini aktarırken bir yanda da karikatür çizmenin inceliklerini anlatıyor.


Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doğuştan uyluk (kalça ekleminden başlayıp dize kadar uzanan, güç, hacim ve uzunluk bakımından en uzun olan kemik) kemiğinde kist olan Tunay, ortaokul çağında yürürken aksamaya başladı. Bunun üzerine ailesinin hastaneye götürdüğü Tunay’ın kisti, operasyonla alındı.
Zaman içinde aksama şikayetleri giderek artan Tunay, bacağında şekil bozukluğu da olması sebebiyle Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi’ne müracaat etti.
Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalında Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Kalkışım tarafından muayene edilen Tunay’ın, sol bacağının uyluk kemiğinin sağ tarafa kıyasla 4 santimetre daha kısa, aynı zamanda da genu valgum (dizlerin içe doğru eğilmesi ve bacakların X şeklinde görünmesi durumu) denilen bir dizilim bozukluğu olduğu tespit edildi.
Her gün 1 milimetre uzayacak şekilde tedavi programlandı
Söz konusu kısalığa bağlı skolyoz (omurgada eğrilik) ve pelvik tilt (kalça kemiği ve uyluk kemiği ön tarafının açısındaki azalma durumu) gelişen Tunay’ın ameliyat olmasına karar verildi.
Kalkışım ve ekibi tarafından Tunay’a, bilgisayar destekli eksternal fiksatör denilen, dışardan tespit ile hem kemikte uzatma hem de dizilim osteotomisi (kemiğin kesilmesi) işlemleri aynı anda ve aşamalı şekilde uygulandı.
Hastanın uyluk kemiğinde osteotomi yaparak her gün 1 milimetre uzayacak şekilde tedavisini programlayan Kalkışım, uzatma ve düzeltme işlemi 40 günde bittikten sonra hasta konforu açısından dışardan koyulan tespit materyalini çıkarttı.
Kullanılan teknik ile yaklaşık 8 ayın sonunda Tunay’ın hem kemiği uzadı hem de deformitesi (vücudun bir bölümünün olması gerekenden farklı görünmesine veya çalışmasına neden olan bir organizmanın büyük bir anormalliği) düzelmiş oldu.
“Hastamız 18 yaşını doldurduğu için uzatma ameliyatını tercih ettik”
Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Kalkışım, AA muhabirine, hastanın yaklaşık 9 ay önce bacağındaki aksama şikayetleriyle kendilerine başvurduğunu söyledi.
Hastanın yaklaşık 7 yıl önce uyluk kemiğinin üst ucundaki kist nedeniyle operasyon geçirdiğini belirten Kalkışım, “Önceden geçirmiş olduğu operasyonda kist temizlenmiş ve kemik tespit edilmiş. Ciddi bir ağrısı olmamakla birlikte yürürken aksama ve topallama şikayetlerinin zamanla arttığını öğrendik. Muayenesinde hastamızın bir bacağında diğerine göre 4 santimetrelik bir kısalık olduğunu tespit ettik. Sonrasında bu ameliyat için gerekli planlamamızı ve hazırlığımızı yaptık.” diye konuştu.
Kalkışım, bu tarz bacak uzunluk eşitsizliklerinin tedavisinde çeşitli yöntemler olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Mevcut hastamız 18 yaşını doldurduğu için uzatma ameliyatını tercih ettik. Aralık ayının 15’inde ameliyatımızı gerçekleştirdik. Hastamızın tek sorunu kısalık değildi. Aynı zamanda bir deformite dediğimiz şekil bozukluğu da mevcuttu. Kullandığımız bilgisayar destekli, uzaysal 3 boyutlu düzeltme sağlayabilen sistemle tedavimizi planladık. Yaklaşık 1,5 aylık günlük rutinlerle deformite ve uzatma tedavimizi tamamladık. Sonrasında kestiğimiz kemiğin arasının kaynamasını bekledik. O kaynama da zaten gerçekleşmiş oldu.”
Kalkışım, şu an tedavinin 8. ayında olduklarını ifade ederek, “Hastanın fizik tedavi süreci devam etmekle birlikte şikayetlerin birçok kısmı geçti. Tabii yıllar boyunca 4 santimetre bir kısalıkla hasta yaşamını devam ettirdi. Bu süreç içerisinde hem omurgasında şekil bozukluğu hem de leğen kemiğinin asimetrisi dediğimiz bir durum gelişmişti. Alt ekstremitesini uzatmamızla bu bozukluklar zamanla düzelme eğilimine giriyor. Şu an hastamız tedavisinden gayet memnun. Kendisi hiçbir yardımcı destek aleti kullanmadan yürüyebiliyor, hatta koşabiliyor.” dedi.
“Allah’a şükür, şimdi iyiyim”
Özgür Tunay da ortaokul döneminde yürürken aksaklık yaşadığını, bu durumun da öğretmeninin ve ailesinin dikkatini çektiğini söyledi.
Okulda yürürken aksama yaşamasından dolayı üzüldüğünü dile getiren Tunay, “Arkadaşlarım yürürken üzülüyordum. Çünkü onlar düz yürüyor, ben yamuk yürüyordum. Öğretmen de bu durumu gördü, annemle konuştu. Öyle ilerledik. Allah’a şükür, şimdi iyiyim.” ifadelerini kullandı.
Tunay, yaşadığı sıkıntılardan kurtulduğu için mutlu olduğunu vurgulayarak, kendisiyle ilgilenen doktoruna ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS’ta yalnız yaşayan SMA hastası yüzde 100 engelli Ali Osman Demir (62), gelirinin 29 bin TL olması nedeniyle devlete ait huzurevi ve engelli bakım merkezlerine kabul edilmediği için mağduriyet yaşadığını söyledi. Demir, “Ölümü bekliyorum. Ellerimi, ayaklarımı kullanamıyorum. Beni bir yere yerleştirsinler. Başka bir şey istemiyorum. Günlük hayatımda hiç bir şey yapamıyorum. Bir bardak suyumu alıp içemiyorum. Gelirim 29 bin lira olduğu için 11 bin lirayı geçiyormuş ve bu yüzden kabul edilmiyorum. Özel bakım merkezleri de 50 bin lira tutuyor. Bunu da ödeyecek gücüm yoktur” dedi.
Alibaba Mahallesi’nde yalnız yaşayan emekli Ali Osman Demir’e, 2009 yılında SMA hastalığı teşhisi konuldu. Demir’in annesi Mahi Demir 2018 yılında, babası Mehmet Demir ise geçen yıl hayatını kaybetti. Zamanla yürüyemeyen Demir, tekerlik sandalyede yaşamını babasından kalan evde tek başına sürdürmeye başladı, ellerini de kullanamaz hale geldi. Yüzde 100 engelli olan ve hiç evlenmeyen Ali Osman Demir, engelli ve normal bakım merkezlerine başvurdu. Gelirinin 29 bin TL olması ve bakım merkezlerinin ‘aylık 11 bin TL gelir’ şartı sunduğu Demir, bakım merkezlerine kabul edilmedi. Özel bakım merkezlerine de başvuran Demir, aylık ücretini karşılayacak durumu olmadığı için vazgeçti. Evinde tek başına kalan Demir, günlük kişisel bakım ve ihtiyaçlarını karşılayamıyor.
‘DEVLET BENİ BİR YERE YERLEŞTİRSİN’
Bakıma muhtaç kaldığını belirterek kendisinin bir bakımevine yerleştirilmesini isteyen Demir, “Ben büfecilik yapıyordum. 15 yıl önce bana SMA hastalığı teşhisi konuldu. Şimdi de tamamen ellerim, ayaklarım durdu. Bakıma muhtaç kaldım. Bakım evleri beni şu anda maaşım yüksek diye kabul etmiyor. Günlük hayatıma bazen komşular gelip yardım ediyor. Ölümü bekliyorum. Ellerimi, ayaklarımı kullanamıyorum. Beni bir yere yerleştirsinler. Başka bir şey istemiyorum. Günlük hayatımda hiçbir şey yapamıyorum. Bir bardak suyumu alıp içemiyorum. Gelirim 29 bin lira olduğu için 11 bin lirayı geçiyormuş ve bu yüzden kabul edilmiyorum. Özel bakım merkezleri de 50 bin lira tutuyor. Bunu da ödeyecek gücüm yoktur. Devlet beni bir yere yerleştirsin. Başka bir şey istemiyorum” dedi.
‘HİÇ BİR ‘EVDE TEK BAŞINA YAŞIYAMAZ’
Ali Osman Demir’e yardım eden Mustafa Dönmez (37) ise “Osman amca beni arıyor ve yardıma geliyorum. Görüldüğü gibi de hiçbir fonksiyonu yok. Bir yandan gözü oluyorum, bir yandan eli, bir yandan da ayağı oluyorum. Ama bu devamlı sürecek bir şey değil. Benim de kendime göre işlerim var. Yetkililerin buna bir el atması lazım. Bu evde tek başına bir yaşantı sürdüremez” diye konuştu.
DHA muhabirinin telefonla ulaştığı Sivas Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Efe Zileli de yalnız yaşayan ve geliri 11 bin liradan yüksek olan bakıma muhtaç bireylerin devlete ait bakım merkezlerinde kalamadığını ve özel bakım merkezlerine yönlendirildiğini söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa’nın İznik ilçesinde 50 yıllık İznik Gazetesi’nin sahiplerinden ve basın kartı sahibi 2 çocuk babası Ertan Tetik’in üniversite son sınıf öğrencisi oğlu Mert Tetik (21) 2.5 aydır hastanede böbreklerinden tedavi görüyordu. 2 böbreği de iflas eden Tetik’in böbrek nakline ihtiyacı vardı. Babası Ertan Tetik’in böbreği uyum sağladı ve bugün özel bir hastanede nakil gerçekleşti. Ameliyatın başarılı geçtiği öğrenildi. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nöroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu, bağırsak mikrobiyotasının beyin sağlığı üzerindeki önemini vurguladı. Bağırsak ve beyin arasındaki güçlü ilişkinin, sağlık alanında devrim niteliğinde bir keşif olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Hanoğlu, “Son yıllarda yapılan araştırmalar, bağırsak sağlığının, beyin fonksiyonları üzerinde derin ve belirleyici bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.
Bağırsaklardaki mikrobiyota denilen mikroorganizma topluluğu, özellikle beyin sağlığını koruma ve nörodejeneratif hastalıkların önlenmesinde kritik bir rol oynuyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Nöroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Lütfü Hanoğlu, “Sağlıklı bakteri çeşitliliği, bağırsak florasındaki denge ve inflamasyon düzeyleri, bilişsel fonksiyonlarımızı doğrudan etkiler. Dolayısıyla, beyin sağlığımızı iyileştirmek ve korumak için ilk adım, bağırsak sağlığımıza odaklanmak olmalıdır” diye konuştu.
BAĞIRSAK FLORASINDAKİ DENGE BİLİŞSEL FONKSİYONU ETKİLİYOR
Bağırsak ve beyin arasındaki güçlü ilişkinin, sağlık alanında devrim niteliğinde bir keşif olarak kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Hanoğlu, “Bağırsak mikrobiyotasının sağlığı, özellikle Bifidobacterium Longum ve Lactobacillus Rhamnosus gibi probiyotik bakterilerin varlığı ile yakından ilişkilendirilmektedir. Bu bakteriler, bağırsak duvarını güçlendirir, bağışıklık sistemini düzenler ve inflamasyonu azaltarak beyin sağlığını koruma potansiyeline sahiptir. Araştırmalar, özellikle Bifidobacterium Longum’un, bağırsak florasındaki dengeyi sağlayarak bilişsel fonksiyonları iyileştirdiğini ve nörodejeneratif hastalıkların riskini azalttığını göstermektedir. Lactobacillus Rhamnosus ise stresle mücadelede etkili olduğu ve dolayısıyla stres kaynaklı beyin fonksiyonlarının korunmasında rol oynadığı bilinmektedir” ifadelerini kullandı.
PROBİYOTİK VE PREBİYOTİKLER DÜZENLİ KULLANILMALI
Bağırsak sağlığının beyin fonksiyonları üzerindeki derin etkilerini anlamamıza yardımcı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Hanoğlu, “Sağlıklı bir mikrobiyota için probiyotiklerin ve prebiyotiklerin düzenli olarak tüketilmesi önemlidir. Beslenme alışkanlıklarımızı ve yaşam tarzımızı bağırsak sağlığını destekleyecek şekilde düzenlemek, beyin sağlığını koruma ve geliştirme yolunda atılacak önemli bir adımdır. Bu keşifler, ileride nörolojik hastalıkların tedavisinde ve önlenmesinde yeni stratejiler geliştirilmesine de ışık tutmaktadır. Bilim dünyası, bağırsak mikrobiyotası ile beyin sağlığı arasındaki bu karmaşık ilişkiyi daha derinlemesine anlamak için çalışmalarını sürdürmektedir” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİVAS’ta yalnız yaşayan SMA hastası yüzde 100 engelli Ali Osman Demir (62), gelirinin 29 bin TL olması nedeniyle devlete ait huzurevi ve engelli bakım merkezlerine kabul edilmediği için mağduriyet yaşadığını söyledi. Demir, “Ölümü bekliyorum. Ellerimi, ayaklarımı kullanamıyorum. Beni bir yere yerleştirsinler. Başka bir şey istemiyorum. Günlük hayatımda hiç bir şey yapamıyorum. Bir bardak suyumu alıp içemiyorum. Gelirim 29 bin lira olduğu için 11 bin lirayı geçiyormuş ve bu yüzden kabul edilmiyorum. Özel bakım merkezleri de 50 bin lira tutuyor. Bunu da ödeyecek gücüm yoktur” dedi.
Alibaba Mahallesi’nde yalnız yaşayan emekli Ali Osman Demir’e, 2009 yılında SMA hastalığı teşhisi konuldu. Demir’in annesi Mahi Demir 2018 yılında, babası Mehmet Demir ise geçen yıl hayatını kaybetti. Zamanla yürüyemeyen Demir, tekerlik sandalyede yaşamını babasından kalan evde tek başına sürdürmeye başladı, ellerini de kullanamaz hale geldi. Yüzde 100 engelli olan ve hiç evlenmeyen Ali Osman Demir, engelli ve normal bakım merkezlerine başvurdu. Gelirinin 29 bin TL olması ve bakım merkezlerinin ‘aylık 11 bin TL gelir’ şartı sunduğu Demir, bakım merkezlerine kabul edilmedi. Özel bakım merkezlerine de başvuran Demir, aylık ücretini karşılayacak durumu olmadığı için vazgeçti. Evinde tek başına kalan Demir, günlük kişisel bakım ve ihtiyaçlarını karşılayamıyor.
‘DEVLET BENİ BİR YERE YERLEŞTİRSİN’
Bakıma muhtaç kaldığını belirterek kendisinin bir bakımevine yerleştirilmesini isteyen Demir, “Ben büfecilik yapıyordum. 15 yıl önce bana SMA hastalığı teşhisi konuldu. Şimdi de tamamen ellerim, ayaklarım durdu. Bakıma muhtaç kaldım. Bakım evleri beni şu anda maaşım yüksek diye kabul etmiyor. Günlük hayatıma bazen komşular gelip yardım ediyor. Ölümü bekliyorum. Ellerimi, ayaklarımı kullanamıyorum. Beni bir yere yerleştirsinler. Başka bir şey istemiyorum. Günlük hayatımda hiçbir şey yapamıyorum. Bir bardak suyumu alıp içemiyorum. Gelirim 29 bin lira olduğu için 11 bin lirayı geçiyormuş ve bu yüzden kabul edilmiyorum. Özel bakım merkezleri de 50 bin lira tutuyor. Bunu da ödeyecek gücüm yoktur. Devlet beni bir yere yerleştirsin. Başka bir şey istemiyorum” dedi.
‘HİÇ BİR ‘EVDE TEK BAŞINA YAŞIYAMAZ’
Ali Osman Demir’e yardım eden Mustafa Dönmez (37) ise “Osman amca beni arıyor ve yardıma geliyorum. Görüldüğü gibi de hiçbir fonksiyonu yok. Bir yandan gözü oluyorum, bir yandan eli, bir yandan da ayağı oluyorum. Ama bu devamlı sürecek bir şey değil. Benim de kendime göre işlerim var. Yetkililerin buna bir el atması lazım. Bu evde tek başına bir yaşantı sürdüremez” diye konuştu.
DHA muhabirinin telefonla ulaştığı Sivas Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Efe Zileli de yalnız yaşayan ve geliri 11 bin liradan yüksek olan bakıma muhtaç bireylerin devlete ait bakım merkezlerinde kalamadığını ve özel bakım merkezlerine yönlendirildiğini söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valiliğin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, vatandaşların hayatını kolaylaştırmak için çalışmaların devam ettiği belirtildi.
Hasta, engelli ve yaşlı vatandaşların yakınlarının nüfus müdürlüklerine başvuru yapması halinde, ekiplerin evlerine kadar giderek kimlik kartı değiştirme başvurularını aldığı vurgulanan açıklamada, “Engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmayı ve yaşam kalitelerini artırmayı hedeflediğimiz bu hizmet ile birlikte özellikle hareket zorluğu çeken vatandaşlarımızın yanında olmayı sürdürüyoruz. Her zaman yanınızdayız.” ifadelerine yer verildi.
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünce başlatılan “gezici kayıt terminali” ve “Adreste Nüfus Hizmeti” uygulamasıyla sağlık sorunları olan vatandaşların ayağına giden memurlar, biyometrik veriden parmak izine, fotoğraf çekiminden imzalanan evraka kadar tüm işlemleri evlerde tamamlıyor.
Başvurusu alınan yeni kimlik kartları, basımın ardından vatandaşların evine gönderiliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Serik Devlet Hastanesi’nde, sünnet olacak çocuklarda korku ve kaygıyı azaltmak amacıyla çocuklar ameliyathaneye bir hayırsever tarafından hastaneye bağışlanan akülü araçla götürüldü.
Çocuklar, akülü araçları sürerek bir süre oynadıktan sonra sünnet oldu.
Serik Devlet Hastanesi Başhekimi Serkan Kurt, yaptığı açıklamada, tıbbi olarak gerekli olan sünnetin, çocuklarda korku ve kaygı yaratabildiğini belirtti.
Bir hayırseverin çocuklara destek için akülü araç bağışladığını anlatan Kurt, “Akülü arabayla ameliyat öncesi çocuklar arabayla oynayarak rahatladıktan sonra, ameliyata kaygısı azalarak girmektedir. Bağışçımıza Serik Devlet Hastanesi olarak teşekkür ederiz.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık alanında hızla gelişen dijital dönüşüm, diş hekimliğinde de önemli değişikliklere yol açıyor.
Özellikle dijital görüntüleme sistemleri, ağız içi tarayıcılar ve 3 boyutlu yazıcılar, diş hekimliğinde öne çıkan yenilikler arasında yer alıyor.
Dijital görüntüleme, daha az radyasyonla yüksek çözünürlüklü görüntüler sağlarken, ağız içi tarayıcılar hastaların konforunu artırarak ölçülerin dakikalar içinde alınmasına olanak tanıyor. Bu sayede, restoratif ve protez materyaller aynı gün içinde üretilebiliyor.
Ayrıca dijital sistemler, hasta kayıtlarının dijital ortamda saklanmasını sağlayarak, arşivleme ve laboratuvar süreçlerini hızlandırıyor. Böylece tedavi süreçleri daha verimli hale geliyor.
“Teknolojileri yaygın bir şekilde kullanıyoruz”
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Aydın, AA muhabirine, diş hekimliğinde dijital teknolojilerin kullanımının giderek yaygınlaştığını söyledi.
Aydın, 3 boyutlu yazıcı ve dijital sistemlerin günümüzde artık birçok alanda kullanılmaya başladığını anlatarak, şöyle devam etti:
“Diş hekimliği pratiğinde de özellikle son yıllarda bu teknolojiler ve uygulamalar geniş yer buldu. Fakülte olarak bu teknolojileri yaygın bir şekilde kullanıyoruz. Ağız ölçüsünü, tarayıcılarla geleneksel yöntemlere kıyasla dijital sistemlerle alıyoruz. Böylece hastanın ağız içi modeli yerine dijital bir görüntü elde ediyoruz. Aynı görüntü üzerinden elde ettiğimiz dijital modele, protetik ve restoratif uygulamalarımızı 3 boyutlu yazıcı ve kazıyıcı sistemlerle yaparak, hastaların ekipmanlarını aynı gün içerisinde teslim etme imkanı buluyoruz.”
“Gider, geleneksel yöntemlere göre daha düşük”
Prof. Dr. Aydın, dijital sistemlerin uzun vadede maliyetleri düşürdüğüne dikkati çekerek, “Bu cihazlar başlangıçta pahalı olabilir ancak sarf giderleri geleneksel yöntemlere göre daha düşük. Bu da sistemlerin birkaç yıl içinde kendini finanse etmesini sağlıyor. Ayrıca, bazı tedavileri dışarıdan hizmet alarak yapıyorken, bu teknolojiler sayesinde kendi bünyemizde üretiyor ve dışa bağımlılıktan kurtuluyoruz.” diye konuştu.
“Hasta konforunu bozmadan kayıt alabiliyoruz”
GAÜN Diş Hekimliği Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Güzin Bilgin Büyüknacar ise dijitalleşmenin hasta konforunu artırdığını ve süreçleri hızlandırdığını belirtti.
Büyüknacar, konvansiyonel ölçü alma yöntemlerinde hastalarda bulantı refleksi oluşabildiğini anlatarak, “Ancak dijital ağız içi tarayıcılarla dakikalar içinde hasta konforunu bozmadan kayıt alabiliyoruz. Ayrıca, dijitalleşme sayesinde tedavi planlamalarımızı bilgisayar veya telefon üzerinden gerçekleştirebiliyoruz. Bunun yanı sıra, dijital kayıt sistemiyle arşiv odalarına gerek kalmadan, dosyalarımızı güvenle sanal ortamda saklıyoruz.” dedi.
Dijital sistemlerin yaygınlaşmasıyla diş hekimliğinde kullanılan tedavi yöntemlerinin hem hızlandığını hem de daha bilimsel ve pratik bir hale geldiğini aktaran Büyüknacar, “Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, bu teknolojileri günlük pratiğinde kullanarak, hastalarına daha kısa sürede tedavi imkanı sunarken, aynı zamanda dijitalleşen kayıt ve arşivleme süreçleriyle depolama alanında da önemli bir dönüşüm gerçekleştiriyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, öğle saatlerinde Niğde merkez Kale Mahallesi’nde bulunan bir apartmanda meydana geldi. Yabancı uyruklu Mira H., apartmanın 4. katından dengesini kaybederek balkondan düştü. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralı çocuğu ilk müdahalenin ardından Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Hayati tehlikesi bulunan küçük çocuğun yoğun bakıma alındığı öğrenildi.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. – NİĞDE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maymun çiçeği hastalığı gençleri hedef alıyor
İSTANBUL – Maymun çiçeği virüsü (Mpox) vakalarının çeşitli ülkelerde tespit edilmesiyle ‘pandemi’ tedirginliği yaşanırken Prof. Dr. Selim Badur, konuya dair önemli açıklamalarda bulundu. Maymun çiçeği hastalığında pandemi riskinin bulunmadığını belirten Prof. Dr. Badur, virüse karşı özellikle çocuklar ve gençlerin dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Afrika’da başlayan maymun çiçeği virüsünün kıta dışına çıkarak farklı ülkelerde de görülmesi, tüm dünyada tedirginliğe yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü de küresel acil durum ilan etti. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, maymun çiçeği virüsüne dair önemli bilgiler vererek Covid-19’da olduğu gibi bir pandemi riskinin bulunup bulunmadığını anlattı.
“Tüm dünyada gündemde olan bir enfeksiyon hastalığıyla karşı karşıyayız. Maymun çiçeği, yeni bir enfeksiyon hastalığı diye düşünülüyor. Aslında 1950’lerden beri bilinen bir enfeksiyon hastalığı” diyen Badur, “Bizim için önemli olan, Covid-19 pandemisini yaşayan tüm toplumların ‘Aynı şeyleri yaşayacak mıyız, yine kapanmalar olacak mı, kısıtlamalar olacak mı?’ sorularının yanıtını vermek. Böyle bir riskin bulunmadığını belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.
“Solunum yoluyla bulaş söz konusu değil”
Prof. Dr. Badur, maymun çiçeği virüsünün neden pandemi riski taşımadığını şöyle açıkladı:
“Virüsleri genomlarına göre DNA, RNA diye ayırmak mümkün. Bu bir DNA virüsü. Diğer solunum virüslerinden farklı bir virüs. Birincisi, Covid’de yeni varyantların ortaya çıkması gibi, mutasyon dediğimiz farklılaşmalar burada söz konusu değil. İkincisi, Covid-19, grip gibi büyük salgınlar yapan hastalıklarda etkenler solunum yolundan bulaşırlar. Maymun çiçeği hastalığında solunum yoluyla bulaşma söz konusu değil. Daha çok döküntüsü olan, hastalığı olan bireylerle cilt teması sonucu bulaşmakta. Bu da bulaşı ve hızla yayılmayı kısıtlayan bir durum. Üçüncüsü, Covid-19’da hastalık belirtisi olmayan, asemptomatik dediğimiz olgular toplumda hastalığın yayılmasını kolaylaştıran bir faktördü. Ancak bu hastalıkta belirtisiz seyretme söz konusu değil. Belirtilerle karşınıza çıkan bir bireyi gördüğünüz zaman ondan uzak durma, yakın temasa girmeme sonucu kendinizi korumuş olursunuz. Bu saydığımız faktörler, Covid19’da gördüğümüz yaygın hastalık, büyük bir salgın ve pandeminin maymun çiçeği hastalığı için söz konusu olmadığının kanıtı.”
Hastalığın belirtilerinin döküntüler, halsizlik, yüksek ateş ve lenf bezlerinde şişme olduğunu belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Çok tipik olarak yıllar önce bilinen ve çok ölümcül seyreden çiçek hastalığında olduğu gibi vücutta çeşitli lezyonlar, içi sıvı olan çeşitli döküntüler görülmekte. Bunlar aracılığıyla virüs bulaşmakta. Klinik tablosu çok tipik, çok belirgin ve hastayı tanımak çok kolay. Bu nedenle yaklaşım, önlem açısından biraz şanslıyız” dedi.
“Bağışıklık sistemi zayıf olanlar risk grupları arasında”
Maymun çiçeği hastalığında ölüm riskine de değinen Prof. Dr. Selim Badur, “Ölüm riski çok az. Ölümcül bir hastalık diye kabul etmek mümkün değil. Hastalığa yakalananlar 2-4 hafta içinde iyileşmekteler. Ancak belirli risk grupları dediğimiz, immün sistemi zayıflamış hastalarda, yeni doğanlarda, küçük çocuklarda hastalığın daha ağır seyrettiğini biliyoruz” dedi.
“Maymun çiçeği hastalığının tedavisi yok”
Yurt dışından, özellikle Afrika’dan ülkemize gelecek kişilerde fiziksel muayene ile döküntü olup olmadığına dair kontrol yapılmasının uygun olacağını belirten Badur, yurt dışına çıkacak olan kişilere de döküntüsü olan kişilerle temastan kaçınmaları uyarısında bulundu. Bu hastalığın spesifik bir tedavisinin olmadığını belirten Prof. Dr. Badur, “Koruma açısından aşı önemli. Çiçek hastalığı ile aynı aileden bir virüs. 1980’lere kadar uygulanan çiçek aşısı, bu hastalığa karşı yüzde 80-85 oranında koruyucu. Özellikle 40 yaş ve üstü bireyler, yani zamanında çiçek aşısı olmuş bireyler bağışık olarak kabul edilmeli. Daha gençler ve çiçek aşısı yaptırmamış olan bireylerde bu enfeksiyon söz konusu” ifadelerini kullandı.
“Aşısı var ancak yaygın olarak kullanılmıyor”
Çiçek aşısı olmadıkları için maymun çiçeği virüsünün daha yoğun olarak çocuklarda ve gençlerde görüldüğü belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Badur, “Şu an maymun çiçeğine karşı iki aşı var ancak yaygın olarak kullanılmıyor. Risk gruplarına uygulanıyor. Örneğin bu virüsle çalışan sağlık çalışanlarına uygulanmakta. Hayvanlardan, özellikle kemirgenlerden bulaştığı biliniyor. Evcil ya da vahşi hayvan ticareti yapanlara da bu aşı uygulanabilir. Ama yaygın, sistematik, toplumun aşılanması diye bir şey söz konusu değil” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sergi, kadınların tarih boyunca eril güce karşı toplumsal alanda kendilerine yer açma mücadelesini ve bu mücadelenin günümüzde de devam eden izlerini gözler önüne seriyor. Sergide, 25 kadının eril hakimiyetin hüküm sürdüğü bir dünyada nasıl ayakta kaldıkları ve başarıya ulaştıkları anlatılıyor. Canan Maktal’ın uzun süredir Ot Dergisi’nde paylaştığı bu güçlü hikayeler, sergi aracılığıyla izleyiciyle buluşuyor.
Yayoi Kusama
Maktal’ın yırtılmış kağıtlarla oluşturduğu resimleri, kadınların mücadele sürecinde paramparça olan kalplerini ve ruhlarını simgeliyor. Resimler, kadınların tüm sadelikleriyle yeniden nasıl bir bütün oluşturduklarını ve kararlılıkla gözlerimizin içine baktıklarını etkileyici bir şekilde yansıtıyor.
Canan Maktal
Canan Maktal, bu sergi ile kadınların gücünü ve direncini gözler önüne sererken, izleyiciyi de içlerindeki bu gücü keşfetmeye davet ediyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oyuncu, Fransız sinemasının altın çağının yıldızı olarak tanınıyordu. ‘The Samurai’ ve ‘Borsalino’ gibi ünlü filmlerdeki sert adam kişiliğiyle beyazperdede tanındı.
Sanatçının üç çocuğu adına yapılan açıklamada, babalarının hastalıkla mücadelesinin ardından öldüğü bildirildi.
Açıklamada, “Alain Fabien, Anouchka, Anthony ve köpeği Loubo, babalarının vefatını duyurmaktan derin üzüntü duymaktadır. Kendisi Douchy’deki evinde, üç çocuğu ve ailesiyle birlikte huzur içinde hayata gözlerini yumdu” ifadelerine yer verildi.
Aile, mahremiyetlerine saygı gösterilmesi talebinde bulundu.
“FİLMLERİN EN GÜZEL ADAMI”
Oyuncunun sağlığı, 2019’da felç geçirmesinin ardından son yıllarda daha kötüye gitti. Fransız medyasına göre Delon’un açıklanmayan başka bir ciddi rahatsızlığı daha vardı.
Sanatçı, bir zamanlar filmlerin en güzel adamı olarak nitelendiriliyordu.
90’DAN FAZLA FİLMDE OYNADI
Delon, 1960’ların ‘Leopar’ ve ‘Rocco ve Kardeşleri’ gibi hit filmlerinde rol aldı.
1990’lardan itibaren daha az filmde oynamaya başlasa da kariyeri boyunca toplamda 90’dan fazla filmde yer aldı.
8 Kasım 1935 tarihinde dünyaya gelen ve tam adı Alain Fabien Maurice Marcel Delon olan oyuncu, Avrupa sinemasının en önemli oyuncularından biri olarak biliniyor.
Delon, kariyeri boyunca Luchino Visconti, Jean-Luc Godard, Jean-Pierre Melville, Michelangelo Antonioni ve Louis Malle gibi birçok tanınmış yönetmenle çalıştı. 1999’da İsviçre vatandaşlığını aldı.
CANNES’DA ONUR ÖDÜLÜ ALDI
Le Parisian gazetesi Delon’u “sinemanın efsanesi” olarak nitelendirirken, Liberation gazetesi “sinemanın önde gelen isimlerinden, karanlık erkekliğin sembolü, çılgın karizmaya sahip aktör” olarak tanımladı.
Delon’un kameralar karşısına son çıkışı, Mayıs 2019’da Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Onur Ödülü’nü aldığında gerçekleşti. Sanatçı, sinemaya veda ettiği şeklinde yorumlanan duygusal bir konuşma yaptı.
ÇOCUKLARININ KAVGASI MANŞETLERDEYDİ
Son zamanlarda ailesinin miras çekişmesi Fransa’da manşetlere taşınıyordu. Üç çocuğu da karşılıklı şikayetlerini bir dizi hakaret, suçlama, dava ve gizli kayıtla medyaya aktarmıştı. Bu anlaşmazlık, sanatçının tedavisiyle ilgili anlaşmazlıkları da içeriyordu.
Bu yılın nisan ayında mahkeme Delon’u “güçlendirilmiş vasilik” altına aldı. Bu da onun artık varlıklarını yönetme konusunda tam özgürlüğe sahip olmadığı anlamına geliyordu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anne ve babası da müzisyen olan Kadir Tapucu, müzikal yolculuğunu şöyle anlattı: Müziğin içine doğdum. Babamın duvarda asılı bağlamasını gördüğümde sıkı sıkı sarıldım. Babam Yavuz Tapucu, TRT’nin kadrolu Türk Halk Müziği sanatçısıydı. Annem Sevim Tapucu’nun 45’lik plakları vardı. Orhan Gencebay ve Arif Sağ gibi isimler annem ile çalışmış. Evimize sanatçılar ailece gelirdi. Evde dost meclisi kurulur, müzik hiç eksik olmazdı. Dolayısıyla anne ve baba da sanatçı olunca sanatçı doğuyorsun.
“İLK ESERİMİ 11 YAŞIMDAYKEN ÇIKARDIM”
Babamın, ‘Kapına geldim, kovma. Yaralı kalbi kırma’ diye bir eseri vardı. Henüz 3 yaşındayken onu söylemeya başlamışım. Babamın yön göstermesiyle de bağlamayı küçük yaşlarda öğrendim. Babam bir gün bana ‘Bir arap müziğine söz lazım’ olduğunu bana yazıp yazamayacağımı sordu. Ben de kendimi ispatlamak adına bir hafta zaman istedim. Ritim duygusu genlerimizde var. ‘Ya Tam Sev Ya Bırak Düşürme Dillere. Ömrümüz Geçseydi Seninle Birlikte’ sözlerini yazdım ve ilk eserimi 11 yaşımdayken Gülden Karaböcek okudu.
Kadir Tapucu, askere gidinceye kadar ailesiyle birlikte sahneye çıkıyormuş. Askerden sonra ise gazeteciliğe başlamış. Tapucu, “Çalıştığım gazeteye bağlı Gülhane Şenlikleri daha yeni başlamıştı. Konserler planlanıyordu. Babam TRT sanatçısı olmasından dolayı sanatçı ilşkileri sorumlusu olarak orada da görev almaya başladım. Büyük starların konserlerini organize ediyordum. Gazetecilik sosyal çevremin, zihinsel değişimime ve bilgi dağarcığımın büyümesine vesile oldu” dedi.
‘DÖNÜŞÜM MUHTEŞEM OLACAK’IN HİKÂYESİ
Kadir Tapucu, ‘Dönüşüm Muhteşem Olacak’ şarkısıyla ilgili şunları aktardı: Gazetecilik dönemimde birlikte çalıştığımız Hakkı Yalçın ağabeyim bilgisayarında şiirlerini gösteriyordu. ‘Dönüşüm Muhteşem Olacak’ şiirini görür görmez, ‘işte bu ağabey’ dedim. Bunu bestelemek istediğimi söyledim ve aldım. Zaten şiiri okuduğum an melodisi doğdu.
Sanki o şiir o melodiyi bekliyordu ve canlandı, şarkı oldu. O dönem Gülhane Şenlikleri en hızlı dönemlerinde. Rahmetli Erol Büyükburç vasıtasıyla tanıştığım, klavyecisi ve aranjörü Grup Vitamin’den tanıdığımız Tolga Sünter ile Kozyatağı’ndaki evimde yaptığım bestelerin demosunu hazırlıyor geç saatlere kadar çalışıyorduk.
Tolga’yı sabaha karşı uyandırıp melodiyi söyledim, çok beğendi. Sabah sekizde parçanın demosu bittiğinde dinleyip ağladığımı hiç unutmam. Milletimiz şarkıyı sahiplendi. Eserin dünya çapında tanınması, şarkıyı daha da sloganlaştırdı.
Bir dönem adeta beste fabrikatörü gibi çalışan Kadir Tapucu, Müslüm Gürses, Bülent Ersoy, Ebru Gündeş, Hakan Altun, Gülden Karaböcek, Deniz Arcak, Yavuz Bingöl, Mustafa Sandal ve Naşide Göktürk gibi pek çok ünlü şarkıcıya eser verdi.
“O ŞARKIYLA İLGİLİ PİŞMANLIĞIM YOK”
Kadir Tapucu’nun, 1998’de Banu Alkan’a verdiği ‘Neremi Neremi’ şarkısı büyük yankı uyandırmıştı. ‘O şarkı beni mahvetti’ diyen Tapucu, büyük pişmanlık yaşadığını söylemişti. Şarkıcı, “Pişmanlığınız devam ediyor mu?” sorusunu da yanıtladı.
Kadir Tapucu, “Artık pişmanlığım devam etmiyor. Duygularım olgunlaştıkça kariyerimde pişman olacağım bir iş olmadığını gördüm. İnsanlara moral veren, tebessüm ettiren, dertlerini unutturan, neşeli ve eğlenceli bir şarkı” ifadelerini kullandı.
“TEKNOLOJİ ŞARKILARI MEKANİKLEŞTİRDİ, DUYGU GİTTİ”
Kadir Tapucu, geçmişte üretilen şarkıların insanların hafızalarında daha uzun soluklu kalmasına ilişkin, “Önceden gerçek yaşanmış hikâyeler, sahici duygularla temas ettiğinde doğuyordu ölümsüz eserler. Sözlerde ve müziklerde çok bölümlü melodi dizilimleri vardı. Anlamlı ifadeler içeren sesler vardı. Yani eskiden bir ruh vardı. Kayıtlar makara teyplerle yapılırdı organik bir şekilde. Enstrüman virtüözleri canlı canlı çalar şarkılara bir ruh gelirdi. Şimdi bilgisayarda iş bitiyor. Yani duygular azaldı, teknoloji şarkıları mekanikleştirdi” açıklamasında bulundu.
Kadir Tapucu, günümüzdeki üretilen şarkılarla ilgili düşüncelerini de şöyle dile getirdi: İçlerinde kendimden bir şeyler bulduğum, ya da toplumun duygularına tercüman olan eserler az da olsa var. Çoğunluk taklit sanki, aynı parçayı dinliyoruz. Yorumlar da birbirlerine benziyor. Oysa ki her insan bir cevherdir. O cevherlerini saklıyorlar.
Bilinçsizce, sevdikleri sanatçıların ya da ses renklerine yakın gördükleri sanatçıların yorum tekniklerini taklit ediyorlar. Kalıcı uzun yıllar dinlenebilen eserler çıkmıyor. Ticari kaygılar da eklenince iyice saçma sapan işler çıkıyor ortaya. Kalıcı olmuyor. Sabun köpüğü gibi ömürleri sürüyor, üçü ayda unutuluyor.
Şarkıcı, “Sektörde geçmişte mi var olmak daha zordu, yoksa bugünlerde mi?” sorusuna ise; “Dijital dünyanın gelişmesiyle bugün farklı bir eserle değişik bir soundla insanlar kendilerini fark ettirebiliyorlar. Her müzisyen, kendi yatırımını kendi yapıyor. Dijital platformlarında yayınlıyor. Aracı şirketler bu yüzden azalmaya başladı. Mekanik satışlar bitince yapımcılar da başka mesleklere yöneldi. İyice bitme noktasına geldi” yanıtını verdi.
Tapucu, yeni nesil müzisyenler arasında başarılı bulduğu isimleri de açıkladı: Ceza, Gazapizm, Semicenk, Ekin Uzunlar, Edis, Sefo, Matiz Matiz, Reynmen.
Yaşamını İstanbul’da sürdüren müzisyen, “Doğup, büyüdüğüm İstanbul’u hep evim gibi gördüm” dedi.
Kadir Tapucu, uzun bir aradan sonra 10 şarkılık ‘Kılıçsız Merasim’ adlı yeni albümünü şubat ayında çıkardı. Albüm yapma niyetinin olmadığını ve bir dönem mesleğe küstüğünü söyleyen şarkıcı değişen kararını şöyle dile getirdi: 3.5 yıl Göcek’te yaşadım. İstanbul sevgim ve özlemim ağır basınca yeniden İstanbul’a döndüm. MESAM’da üyelerimizin teveccühüyle seçilip 4 dönem arka arkaya 8 yıl haysiyet kurulu üyeliği yaptım. Tevafuk işte kendiliğinden güzel bir ekip oluştu. Tuğba Baylan’ın 5 şiirini besteleyip stüdyoya girdim. Arkadaşlarımızla 7 ay stüdyoda kapanıp, ömürlük bir albüm yaptık.
“DÜNYA TURU YAPMAK İSTİYORUM”
Kadir Tapucu, gelecek ile ilgili planlarını anlatırken, dünya turuna çıkmak istediğini de ifade etti. Şarkıcı, “Yeni albümüm ve konserlerime hazırlanıyorum. Bir de Allah nasip ederse bir dünya turu hayal ediyorum. İçerisinde kutsal toprakları da içeren manevi bir tur” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘R rated’ olarak bilinen derecelendirme, filmlerin yetişkinlere uygun olduğu olduğu anlamına geliyor ve ABD’de bir filmin, 17 yaş altındakilere ebeveyn olmadan izlenmesini yasaklıyor.
Dünya genelinde 1 milyar 86 milyon dolar hasılata ulaşan film, Joaquin Phoenix’in başrolde yer aldığı 2019 yapımı ‘Joker’ filminin rekorunu kırdı. ‘Joker’, 1 milyar 78 milyon dolar hasılat elde etmişti.
‘Deadpool ve Wolverine’, 2024 yılında 1 milyar dolar hasılata ulaşabilen ikinci yapım oldu. Animasyon filmi ‘Ters Yüz 2’ de 1 milyar dolar hasılatı aşmıştı.
Rekor haberi sonrası, 2016 ve 2018 yapımı devam filminde Deadpool’u canlandıran Ryan Reynolds, bu haber karşısındaki mutluluğunu sosyal medyada paylaştı.
47 yaşındaki Reynolds, Marvel Studios’dan bir gönderiyi kendi Instagram hikayesinde paylaştı. Gönderi, şirketin başkanı Kevin Feige’in bir mesajıydı. Feige, “Seyircilerin bu filmi, bizim onu çekmeyi sevdiğimiz kadar sevdiğini görmek harika. Tüm o konuşmalara değdi!” yazarak hayranlara teşekkür etti.
‘Ters Yüz 2’, şimdiye kadar yılın en çok kazanan filmi oldu ancak ‘Deadpool ve Wolverine’ filminin bu ünvanı kısa sürede elde edeceği düşünülüyor.
26 Temmuz’da vizyona giren ‘Deadpool ve Wolverine’in yönetmen koltuğunda Shawn Levy oturdu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Bildiğiniz üzere aylar süren hastane tedavi sürecinde çok olumlu gelişmeler olurken, bir anda enfeksiyon nedeniyle zorlu zamanlar da yaşanmadı değil. Ancak her seferinde Karadeniz’in gücünü, öfkesini, neşesini kısaca yaşama tutkusunu kalbinde taşıyan Fatsalı Kadir’in gücü bütün zorlukları aşmada hep kararlı oldu.”
“DOKTORLARI VE SAĞLIK ÇALIŞANLARINA TEŞEKKÜRÜ BORÇ BİLİYORUZ”
“Bu vesileyle başta Prof. Dr. Uğur Türe olmak üzere Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nin doktorları ve sağlık çalışanlarına teşekkürü bir borç biliyoruz. Özen ve incelikle İyileşme sürecine verdikleri emek için hep minnettar kalacağız. Sağ olun, var olun!”
“24 Mart’tan bu yana devam eden tedavi sürecini, 16 Ağustos itibari ile Koç Üniversitesi Hastanesi’nde sürdürme kararı aldık. Doktorlarımızın yönlendirmesi ile daha yoğun bir fizik tedavi programına dahil olmanın gerekliliği bu kararı almamızda temel teşkil etti. Eminim iyileşme süreci daha da hız kazanacaktır.”
“MÜCADELEYE DEVAM”
“Tüm bu mücadele sürerken kimi niteliksiz kanalların niteliksiz programları ya da tıklanarak para kazanma peşindeki zavallıların yalan haberlerine kulak asmamanızı rica ediyorum. Her tür kalitesizliğin kol gezdiği şu zamanlarda; bu ülkenin önemli bir sanatçısı olan ve sağlığı için mücadele eden Kadir İnanır’a bu niteliksizliği bulaştırmanın imkansızlığını siz de biliyorsunuz.
“Kadir’in isteğidir: Doktorları ve benim dışımda yapılacak hiçbir habere kulak asmayınız. Ve son söz. Mücadeleye devam.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydemir Akbaş için bugün Galatasaray Lisesi’nde anma töreni düzenlendi. Törene Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, İbrahim Tatlıses, Şafak Sezer, yapımcı Polat Yağcı ile çok sayıda sanatçı ve sevenleri katıldı.
Galatasaray Lisesi bahçesinde düzenlenen törende konuşan İbrahim Tatlıses gözyaşlarına hakim olamadı.
“KİMSEDEN PARA BEKLEMEZDİ”
İbrahim Tatlıses, “Aydemir kimseden para istemez, yardım istemez. Herkesten sevgi beklerdi. Severdim ama oda beni severdi. Anlatacak çok şey var ama böyle 2 dakikaya sığmaz. Son nefesinde beni görmek istediğini anladım ve gittim. Yoğun bakıma girdim, bembeyaz bebek gibiydi. Sağ elimi sol dizinin üstüne koydum. ‘Aydoşum ben geldim, buradayım’ dedim. Ben gittikten yarım saat sonra canını teslim etmiş. Beni mi bekledin Aydemir, teşekkür ederim, hepimizin başı sağolsun” dedi.
Aydemir Akbaş’ın cenaze namazı Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camisi’nde kılındı.
Cenaze namazına İstanbul Valisi Davut Gül, Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, sanatçılar İbrahim Tatlıses, Mehmet Ali Erbil, Şafak Sezer gibi birçok ünlü isim katıldı.
CENAZEDE ARBEDE YAŞANDI
Cenaze namazı için camiye gelen sanatçı İbrahim Tatlıses’in tekerlekli sandalye ile gelişi sırasında arbede yaşandı.
“BU KADAR SEVENİNİ TOPLAMAK KOLAY DEĞİL”
Şarkıcı Ferman Toprak, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sinema camiasının en büyük simalarından birini kaybettiklerini belirterek, “Hepimizin başı sağ olsun, ruhu şad olsun” dedi.
Toprak, “Geldiğimiz yer de gideceğimiz yer de son nokta burasıdır, son filminin burada finalini verdi. Bu kadar sevenini bir araya toplamak kolay değil. Çok önemli filmlere imza attı, çok önemli duygulara tercüman oldu” değerlendirmesinde bulundu.
Şarkıcı Candan Erçetin ise “O bizim ağabeyimizdi. Uğurlamak için buradayız, son görev; çok severdik” şeklinde konuştu.
Namazın ardından Galatasaray bayrağına sarılı tabut alkışlarla uğurlandı. Aydemir Akbaş, Feriköy Mezarlığı’na defnedildi.
Aydemir Akbaş’ın menajeri Özgür Aksoy, ünlü oyuncunun son fotoğrafını sosyal medya hesabından yayımladı.
Aydemir Akbaş vefat etti Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dün Instagram’da paylaştığı videoda, havaalanında ağlarken görülen Rexha, “Arnavut olduğum için bunun bir nefret suçu olduğuna inanıyorum. Adını almama izin vermedi. Olduğundan daha güçlü göründüğünü hissettirmek için beni psikolojik olarak taciz etmeye devam etti” dedi.
Uçak firmasında çalışan kadınlardan hiçbirinin müdahale etmediğini veya bir şey söylemediğini anlatan Rexha’nın paylaşımının ardından hayranları sosyal medyadan harekete geçti.
Şarkıcının hayranları tarafından, uçak şirketine “Bebe Rexha’yı Arnavutça konuştuğu için tehdit eden erkek memuru araştırın, kameralarınızı kontrol edin” şeklinde çağrılar yapıldı.
34 yaşındaki şarkıcı, kısa bir süre önce müzik endüstrisindeki hayal kırıklıklarını sosyal medyada dile getirmişti. Rexha, yıllardır susturulduğunu ve baltalandığını söylemişti.
“Hayal kırıklığına uğradım” diyen şarkıcı, “Uzun zamandır çok sessizdim. İnsanların sürekli olarak bunları gündeme getirmesine ve çok açık olmasına rağmen işaretleri göremedim” ifadesini kullanmıştı.
Rexha, takipçilerine her şeyin değişmesi gerektiğini, aksi takdirde yakında tüm gerçekleri söyleyeceğini ve bunun da sektörün büyük bir kısmını çökerteceğini belirtmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Ketaminin akut etkileri’ nedeniyle hayatını kaybettiği tespit edilen Perry’nin vücudunda yüksek oranda bulunan anestezik madde ketamini nasıl elde ettiği araştırılıyor. Oyuncunun ölümüyle bağlantılı olduğu düşünülen iki doktor ve oyuncunun kişisel asistanı da dahil olmak üzere 5 kişinin tutuklandığı, önceki gün açıklandı.
SON SÖZLERİ
Perry’nin ölümüyle ilgili mahkeme kayıtlarından yansıyan son haber, ölmeden hemen önceki sözleriydi. Perry’nin öldüğü gün, uzun süredir kişisel asistanı olan 59 yaşındaki Kenneth Iwamasa’dan üç kez ketamin vermesini istediği öğrenilirken, “Bana yüksek doz ver” sözleriyle daha yüksek doz anestezi maddesi istediği ortaya çıktı.
Mahkeme belgelerine göre, geçen yıl 54 yaşında hayatını kaybeden Perry, Iwamasa’dan ilk ketamin dozunu 28 Ekim sabah saat 8.30’da vermesini istedi. İkinci dozunu yaklaşık dört saat sonra Los Angeles’taki 5,2 milyon dolarlık malikanesinde film izlerken aldı.
Perry daha sonra Iwamasa’dan üçüncü dozunu vermesini ve jakuzisini hazırlamasını istedi. Patronunun sözünü dinledikten sonra Iwamasa, dışarıdaki işlerini yapmak üzere Perry’nin evinden ayrıldı. Eve döndüğünde ünlü oyuncuyu jakuzide ölü olarak buldu.
Ünlü oyuncu aşırı dozdan hayatını kaybetmeden önce depresyon ve anksiyete nedeniyle ketamin infüzyon tedavisi görüyordu, ancak ölümüne yakın dönemde ilacın dozunu yükseltmişti.
Iwamasa’nın mahkemedeki savunmasına göre, asistan, Perry’ye son bir ayında tıbbi olarak hastaların ağrılarından kurtulmasına yardımcı olmak için anestezi amacıyla kullanılan ketamin veriyordu.
Savcılar, 42 yaşındaki Dr. Salvador Plasencia’nın, Perry ile Eylül 2023 sonlarında görüştükten sonra Iwamasa’ya ilacın nasıl uygulanacağını öğrettiğini söyledi.
Perry bir doktor tarafından rutin olarak ketaminle tedavi ediliyor olmasına ve son resmi dozu ölümünden iki hafta önce uygulanmasına rağmen, asistanına ilacı Plasencia’dan ve daha sonra, Erik Fleming adında bir kişiden satın almaya devam etmesi talimatını verdi.
Plascencia’nın Perry’ye daha fazla ketamin sağlamak ve ondan hızlı para kazanmak için 54 yaşındaki Dr. Mark Chavez ile komplo kurduğu iddia edildi. Chavez’e mesaj atarak, “Bu moronun ne kadar ödeyeceğini merak ediyorum” dediği öne sürüldü.
55 BİN DOLAR ÖDEDİ
Perry’nin, ölümüne kadar geçen haftalarda ikiliye ketamin için 55 bin dolar nakit ödediği tahmin ediliyor.
Plasencia, Perry’nin anesteziyle sorunlu ilişkisinin tamamen farkındaydı. Ölümünden günler önce, başka bir kişiye ünlü yıldızın “bağımlılığı nedeniyle kontrolden çıktığını” söylediği iddia edildi.
Ayrıca 12 Ekim’de ünlü oyuncuya anestezi ilacı verirken vücudunun donduğuna ve kan basıncının yükseldiğine tanık oldu. Plasencia, sanatçının, doktorunun resmi tedavisine göre yeni bir doz aldığını biliyordu.
KİTABINDA ANLATTI
Perry, yetişkinlik hayatı boyunca madde bağımlılığıyla mücadele etti ve 2022 tarihli anı kitabında da ketamin kullanımından bahsetti.
İlacın hayatla bağlantısını kesmesine yardımcı olduğunu söyleyen ünlü oyuncu, bunun kendisine ölüyormuş gibi hissettirdiğini de anlattı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyonce, eşiyle dışarıda geçirdikleri gece için açık pembe, kapüşonlu bir kıyafet ve aynı renkte çizmeden oluşan bir kombin seçmişti.
Çift, basına konuşmazken, Beyonce kameralara gülümsemeyi tercih etti.
2008’de evlenen çiftin 12 yaşında Blue Ivy adında bir kızı ve 7 yaşında Sir ve Rumi adında ikizleri bulunuyor.
2024 MTV Video Müzik Ödülleri’ne pek çok dalda aday gösterilen Beyonce, en son Paris Olimpiyatları’nda yarışan ABD takımını tanıtan bir klip yayınlamıştı.
Simone Biles, Sha’Carri Richardson, Noah Lyles, Caeleb Dressel, Katie Ledecky gibi ekibin birkaç üyesinin adını söyleyen Beyonce’nin klibinde, en son albümü ‘Cowboy Carter’daki ‘Ya Ya’ şarkısı fonda çalıyordu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tuncay Akça, son yolculuğuna uğurlandı. Akça, için Şakirin Camiinde ikindi vaktini müteakip kılınan cenaze namazına ‘Hababam Sınıfı’ filminin bazı oyuncuları katıldı.
“ŞOKTAYIZ”
Oyuncu Ahmet Arıman, Tuncay Akça ile 50 senelik arkadaş olduklarını belirterek, “Halkın çok sevdiği, dünyanın en tatlı şeker çocuğu. ‘Hababam Sınıfı’nda oynarken o bizim ayakkabılarımızı boyuyordu. Biz onu yönetmene gösterdik. O da bayıldı. O saatten beri film çeviriyor. Bir de son zamanlarda bir grubumuz var. Ben müzik yapıyorum. Onlarla beraber sahneye çıkıyoruz. Aynı otelde yatıyoruz, kalkıyoruz. Bizim kardeşimiz bizim yarımız. Acayip şoktayız şu anda” ifadelerini kullandı.
“BEKLEMEDİĞİMİZ BİR ÖLÜM”
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ise Tuncay Akçayı çok genç yaşta kaybettiklerini dile getirerek, “Beklemediğimiz bir ölüm. Mekânı cennet olsun. Yeşilçam sineması bize aile atmosferi, mahalle duygusu gibi gerçekten çok sıcak duygular veriyor. Bizim hatıralarımızda yardımcı oyuncuların çok önemli bir rolü vardı. Tuncay Bey de onlardan biriydi. Sağlık problemi ya da herhangi bir problemi olduğuna yönelik bilgimiz yoktu” dedi
Kılınan namazın ardından oyuncunun naaşı, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir röpörtajda Alain Delon’a soruluyor; “Ölümünüzden sonra ne yapmak isterdiniz?” cevabı “Annemle babamı el ele görmek isterdim. Bu dünyada hiç görmedim de…” Elveda dünyanın en çok yakışıklığa yakıştırılan adamı. Elveda gençliğimizin ikonu, elveda… Artık Alain Delon’umuz yok maalesef.
AYŞEGÜL ALDİNÇ
Yakışıklılık hep onun üzerinden tarif edilirdi. Efsaneydi… Dünyanın en güzel adamı Alain Delon artık yok. Toprağı bol olsun.
NİLGÜN BELGÜN
Alain Delon… İlk gençlik aşkımdı. Sinemanın en yakışıklı aktörüydü benim için. Son zamanlarda hep onunla ilgili yazıları okuyordum ve paylaşıyordum. Bu dünyada herkesin bir sırası var. Sırası gelen gidiyor. Toprağı bol olsun. Adieu Alain.
FAZIL SAY
Büyük hayranıydım Alain Delon’un. Işıklarda uyusun. Büyük idol.
SÜHA UYGUR
Alain Delon… En yakın dostlarım dediği sokak hayvanları için barınaklar yaptırmış gerçek bir sinema efsanesi hayata veda etmiş.
GÜLBEN ERGEN
Okul yıllarımda odamın duvarlarına fotoğraflarını astığım star. Üç çocuk babası, Hayvan sevdalısı, 88 yaşında dünyaya veda eden bir dönemin en yakışıklı, en klas, en karizmatik aktörü.
TALAT BULUT
Alain Delon toprağın bol olsun, nur içinde yat.
MÜJDE UZMAN
NAZAN ŞORAY
Alain Delon hayatını kaybetti Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Orta Çağ’da inşa edildiği değerlendirilen Kız Kalesi, Bakü’ye gelen turistlerin ve tarih meraklılarının ziyaret ettiği mekanların başında geliyor.
Tarihi İçerişehir’de, Hazar Denizi’nin kıyısında yer alan Kız Kalesi’nin, tarih boyunca deniz feneri, rasathane, gözetleme kulesi ve güneşe tapanların mabedi olduğu yönünde tezler ileri sürülüyor.
1964’den itibaren müze olarak faaliyet gösteren ve 2000’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Kız Kalesi, her gün ziyaretçi akınına uğruyor.
Dokuz kattan oluşan ve yüksekliği 31 metreyi bulan kaleye çıkan turistler, İçerişehir’in yanı sıra Bakü’nün diğer mahallelerini ve Hazar Denizi’ni izleme fırsatı buluyor.
Abşeron bölgesine has mimari özelliklere sahip Kız Kalesi’nin etrafı her yıl geleneksel Nevruz Bayramı kutlamalarına ev sahipliği yapıyor.
Çok sayıda film, roman, opera ve baleye konu olan Kız Kalesi’nin resimleri, farklı dönemlerde Azerbaycan kağıt ve madeni paraları ile posta pullarında kullanıldı.
Kız Kalesi, asırlara dayanan geçmişi ile Azerbaycan’ın zengin tarihi ve kültürel mirasını bugüne kadar taşıyan simgesel yapı olarak devlet tarafından korunuyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VEDA GÜNÜ YARIN
Aydemir Akbaş için yarın Galatasaray Lisesi’nde anma töreni düzenlenecek. Oyuncunun cenazesi Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından Feriköy Mezarlığı’na defnedilecek.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aydemir Akbaş için taziye mesajı yayınladı. Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yeşilçam’ın sevilen oyuncularından Aydemir Akbaş’a Allah’tan rahmet, yakınlarına, dostlarına ve tüm sanat camiamıza başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun” ifadelerini kullandı.
Akbaş’ın ölüm haberi sonrası sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan İbrahim Tatlıses, “45 yıllık dostum, ağabeyim Aydoşum mekânın cennet olsun” ifadelerini kullandı.
Aydemir Akbaş’ın menajeri Özgür Aksoy, ünlü oyuncunun son fotoğrafını sosyal medya hesabından yayımladı.
Aydemir Akbaş, iki yıl önce verdiği röportajda vasiyetiyle ilgili soruları yanıtlamıştı. Oyuncu, “Galatasaray ve cenazem hakkımda hakkında bir vasiyetim olabilir” demişti.
AYDEMİR AKBAŞ HAKKINDA
1936 yılında Arnavut bir baba ve Sürmeneli bir annenin oğlu olarak İstanbul Feriköy’de doğdu. Babası Balkan Savaşları’nda İstanbul’a geldi. Amcası ise Hareket Ordusu mensubuydu. Galatasaray Lisesi’nde eğitim gördükten sonra bir süre gazetecilik yaptı.
Gazetecilik yaparken tanıştığı Altan Erbulak’ın yönlendirmesiyle tiyatro oyunculuğuna başlayarak Gülriz Sururi, Ayfer Feray, Nisa Serezli, Ali Poyrazoğlu gibi ünlü tiyatro isimleriyle beraber çalıştı. “Keşanlı Ali Destanı”, “Direkler Arası”, “Zilli Zarife”, “Ferhat ile Şirin” gibi oyunlarda rol aldı.
1968 yılında, Ayfer Feray – Nisa Serezli Tiyatrosu’nda 7 Kocalı Hürmüz oyununda rol aldı. 1969 yılında Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosunda ve Ortakları Tiyatrosu’nun ortaklarından biri oldu. Burada “Nikâh Kağıdı”, Düşenin Dostu” oyunlarında rol aldı. Birçok tiyatro oyununun yönetmenliğini yaptı.
Aydemir Akbaş, sinemaya, 1964’te Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Keşanlı Ali Destanı” adlı film ile geçti. Fakat, filmden önce “Keşanlı Ali Destanı”nın ilk tiyatro gösteriminde (31 Mart 1964) hem sahne amirliği yapmış hem de “Sipsi Selim” karakterine hayat vermiştir.
Bir süre Yılmaz Güney’in filmlerinde oynadı. 1974 yılında Yeşilçam seks filmleri furyasında çok sayıda erotik komedi filminde rol aldı. Daha sonraki yıllarda İbrahim Tatlıses ile çalışarak senaryo çalışmaları yaptı.
Şafak Sezer ile “Kolpaçino” serilerinde rol aldı.
Aydemir Akbaş oyuncu olarak çoğu komedi türünde olmak üzere 100’ü aşkın filmde rol almış, 8 kez de yönetmen koltuğuna oturmuştur. Bunun dışında 30 kadar tiyatro oyununda oynadı. Ayrıca birçok TV dizisinde rol aldı. 33 filmin senaryosunu yazdı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tatile gidemeyenlerin ayağına gelen tatil için aynı sözü duyar gibi oluyorum: Gidemediğiniz tatil ayağınıza geldi!
Evet, ünlüler dünyasında tatil gösterileri hız kesmeden devam ediyor. Kâh kendi sosyal medya hesaplarında paylaşıyorlar, kâh fotoğrafçılara farkında değilmiş gibi poz veriyorlar. Biz de göremediğimiz yerleri görmüş, yapamadıklarımızı yapmış gibi hissediyoruz. Bu da bir teselli…
Brezilyalı ünlü model Alessandra Ambrosio, ailesi ve arkadaşlarıyla Hawaii’de turkuaz suyun tadını çıkarırken göz alıcı fotoğraflar paylaştı. Fotoğraflarda kendi de, gösterdiği manzara da çok güzeldi.
HELİKOPTERDEN ATLADILAR
Ama haftanın en özendiğimiz tatilcileri Katy Perry ve Orlando Bloom ikilisi oldu. 4 yaşında Daisy adında bir kızları olan nişanlı çift, İtalya’nın Sardunya adasına yaptıkları tatil sırasında helikopterden denize atlamak gibi heyecan dolu bir deneyim yaşadı.
ANNE KIZ TATİLDE
Bir dönem podyumların en çok aranan yüzü olan Kate Moss ve onun izinden giderek modellik yapan kızı Lila Moss, Ibiza tatiline çıktı. Lila’nın erkek arkadaşı Yoni Helbitz de onlara eşlik etti.
Daha önce birlikte defilede yürüyen, Londra ve Paris moda haftalarında ön sıralarda yer alan anne kız, bu defa birlikte deniz ve güneşin tadını çıkardı.
Her konuda birbirinin kopyası gibi olan anne-kız, birbirlerine sarılıp öperken objektiflere yansıdı.
Kate Moss korumacı bir anne. Kızının kendi izinden gitmesini istememişti ama buna karşı koyamadı. Tıpkı kendi gibi kızı da 14’ünde modellik kariyerine başladı. Şimdi Kate Moss 50, Lila ise 21 yaşında.
Rihanna, ünlüler dünyasının hızlı başlayıp kısa sürede biten aşklarına inat, ASAP Rocky ile güçlü bağlarına sıkı sıkı sarılmış, iki çocuğuyla mutlu bir aile hayatı sürüyor. Oğulları 12 aylık Riot Rose ve iki yaşındaki RZA ile Rihanna’nın memleketi Barbados’ta tatilin tadını çıkarırken görüldü.
Dört yıldır birlikte olan Rihanna ile ASAP Rocky çifti, çocuklarıyla birlikte denize girerken objektiflere yansıdı.
AH, O GEMİDE BEN DE OLSAYDIM!
Bunu diyeceğiniz tatil görüntüleri yine İtalya’dan geldi. Amazon’un kurucusu, dünyanın üçüncü en zengin insanı Jeff Bezos, sevgilisi Lauren Sanchez ile birlikte lüks teknesinde ünlü isimleri ağırladı. Leonardo DiCaprio ve İtalyan model sevgilisi Vittoria Ceretti, Orlando Bloom ve Katy Perry çifti, birlikte sürat teknesiyle mavi sulara açıldı, oradan lüks yata geçti.
Ama bu tatilin en dikkat çekici görüntüsü, Bezos ve Sanchez çiftinin tekneye binmek üzere sahilde ilerlerken bir işportacıyla karşılaşmaları oldu. Sanchez’e elbise satmak isteyen işportacı, 190 milyar dolarlık servetin sahibi olan Bezos’un yanından eli boş döndü. Bezos, alışveriş yapmayı da satıcıyı bahşişle sevindirmeyi de hiç aklından geçirmedi. Gülümseyerek yoluna devam etti.
Bezos, cebindeki milyarlarca doları böyle koruyor demek!
Haftanın bir başka milyarder haberi Mark Zuckerberg cephesinden geldi.
Facebook’un kurucusu, Meta’nın sahibi olan milyarder girişimci, eşi Priscilla Chan‘ın heykelini yaptırdı ve evinin bahçesine diktirdi. Daniel Arsham tarafından yapılan heykel, üç çocuk annesi Chan’i rüzgarda savrulan gümüş bir giysi içinde tasvir ediyor.
Nasıl da alkışlanası bir jest ama!
Donald Trump, küçük bir oğlan çocuğu şımarıklığıyla seçim kampanyasını sürdürmeye devam ediyor. 2020’de yaptığı kampanyalarda pek çok sanatçının şarkısını izinsiz kullanan Trump, yine telif hakkı ihlali yapıyor.
Celine Dion, ‘Titanic’ filmi için yazdığı ‘My Heart Will Go On’ şarkısını seçim mitinginde izinsiz kullanan Trump’a hem tepki gösterdi hem de onu ti’ye aldı. Batan ‘Titanic’ adlı gemide geçen bir hikâyeyi anlatan filmin müziğini seçmesi, Dion’a “Peki gerçekten bu şarkı mı?” dedirtti.
Bir ihlal daha yapan Trump’a, 2008’de hayatını kaybeden Isaac Hayes‘in ailesi dava açtı. Trump, soul müziğin ikonik ismi Hayes’in ‘Hold On, I’m Comin’ adlı şarkısını ABD seçim kampanyasında izinsiz kullanmıştı. Hem de 134 kez… Aile, hem şarkının kullanımının durdurulmasını hem de 3 milyon dolarlık lisans ücretinin ödenmesini talep etti.
2020’deki seçimde de dünyaca ünlü Kanadalı müzisyen Neil Young, mitinglerinde şarkılarını izinsiz kullandığı için daha önce mektupla uyardığı Trump’a dava açmış, Trump’ın seçim çalışmasını ‘görmezden gelme ve nefret kampanyası’ olarak nitelendirmişti.
Efsanevi rock grubu Rolling Stones, şarkılarını izinsiz kullanan Trump’a bu duruma devam etmesi halinde dava açacağını açıklamıştı.
Hollywood yıldızları Ben Affleck ve Matt Damon da Trump’ın seçim reklamında ‘Air’ filminden sesli kesit kullanmasına tepki göstermişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Arjantin’in Buenos Aires şehrindeki Movistar Arena’da sahne alan Wanda Nara, performans sırasında ünlü şarkıcı Catriel Guerreiro ile öpüştü.
Son dönemde ayrı yaşayan çiftten Wanda Nara, sosyal medya hesabında Catriel Guerreiro ile dudak dudağa görüntülendiği anları takipçileriyle paylaştı. Nara’nın bu paylaşımı, kısa süre içinde oldukça dikkat çekti.
Fotoğraflar: Avalon, Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FINDLEY, ELVIS PRESLEY’İN AİLESİNİ DOLANDIRMAK İÇİN SAHTE KREDİ KURULUŞUYLA ÇALIŞTI
Adalet Bakanlığı, Findley’in ‘Naussany Yatırımları’ adlı sahte bir özel kredi kuruluşuyla bağlantılı üç farklı kişi gibi davrandığını açıkladı. Bakanlık; “Missourili bir kadın, Elvis Presley’in ailesini milyonlarca dolar dolandırma ve Presley’in Tennessee, Memphis’teki eski evi Graceland’daki aile mülkiyet payını çalma iddiasıyla bu sabah federal suçlamalarla gözaltına alındı,” dedi.
Açıklamada, Findley’in 2023’ün Ocak ayında ölen Elvis Presley’nin kızı Lisa Marie Presley’nin ‘Naussany Yatırımları’ adlı sahte kredi kuruluşundan 3.8 milyon dolar borç aldığını, bu borç için teminat olarak Graceland’ı gösterdiğini ve borcu geri ödemediğini iddia ettiği belirtildi.
Findley’nin Presley ailesinden iddia edilen borcu kapatmak için 2.85 milyon dolar talep ettiği ifade edildi. Findley’ye yöneltilen suçlar arasında kredi belgelerinde sahtecilik yapmak, Elvis Presley’nin kızının imzasını taklit etmek ve Memphis’in günlük gazetelerinden birinde Naussany’nin Graceland’ı 23 Mayıs’ta açık artırmayla satmayı planladığını duyuran sahte bir haciz ilanı yayınlamak yer alıyor.
Adalet Bakanlığı, Findley’in hüküm girmesi durumunda 2 yıl ila 20 yıl arasında hapis cezasına çarptırılabileceğini vurguladı.
Fotoğraflar: DHA, Shutterstock, AP
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Oyuncu, arkadaşı Selin Türkmen ile görüntülendi.

Gün boyu güneşin tadını çıkaran ikili, daha sonra kendilerini Ege’nin serin sularına attı.

Gülcan Aslan’ın yılan dövmesi dikkat çekti.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BEN SENDEN RAZIYIM ADAM”
Gazetecilerle sohbet eden Bademci, aynaya bakıp kendi kendine “Ben senden razıyım” dediğini belirtti. Beklentiye girmemenin insanı üzebileceğini düşündüğünü ifade eden Bademci, “Hayatın gönderdiğini takip edenlerdenim. Özel bir dileğim yok. Sen biliyorsun derim ve yukarıya gönderirim. Mum üflerken dileğim her zaman odur,” dedi.
“30’LARIN SON ÇEYREĞİ BAŞARILI GEÇTİ”
Son dönemde yaşadığı başarısı hakkında kendisine yapılan Haluk Bilginer benzetmesini değerlendiren Salih Bademci; “Haluk Bilginer çok özel ve spesifik birisi. Aynı zamanda şahsına münasır bir insan. 30’larımın son çeyreğinde kariyerimde bir başarı elde ettim. Bu durum beni de çok mutlu etti. Çok güzel işlerde yer aldım.”
Salih Bademci’yi doğum gününde annesi de yalnız bırakmadı.
VİZE SORUNU ÇÖZÜLDÜ
Hazal Subaşı ve Atakan Başsavcı da doğum gününe katıldılar. Genç aşıklar; “Yakın zamanda bir yurt dışı tatiline çıkacağız. Vize sorunumuz vardı ama çözüme kavuştu. Bizler de çalışıyorduk ancak müsaitlik oldu ve ilk müsaitlikte bir kaç güne gidiyoruz tatilimize.” dediler.
Doğum gününde görüntülenen diğer isimler;
Elçin Sangu
Demet Akbağ
Burçin Terzioğlu
Buse Arslan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>60 yaşında hayatını kaybeden Akça, bugün Şakirin Camii’nde kılınacak ikindi namazına müteakip cenaze namazıyla son yolculuğuna uğurlandı.
Tuncay Akça, ‘Hababam Sınıfı’nda ‘Bacaksız’ lakaplı öğrenci rolünü üstlenmişti. Tuncay Akça, “Ayakkabı boyarken bir kahkaha attım. Rahmetli Ertem (Eğilmez) ağabey orada gülmemi keşfetti. Tesadüfen bir kahkahamızla ‘Hababam Sınıfı’nın kadrosuna girdik” demişti.
Kılınan namazın ardından oyuncunun naaşı, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de, hayatını kaybeden oyuncu Tuncay Akça için taziye mesajı yayımladı.
Özel, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında; “Yaşamını yitirdiğini üzüntüyle öğrendiğim ‘Hababam Sınıfı’ film serisinde ‘Bacaksız’ lakaplı öğrenci rolüyle tanınan değerli sanatçımız Tuncay Akça’ya Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.” ifadelerine yer verdi.
Oyuncu Ahmet Arıman, Akça ile 50 senelik arkadaş olduklarını belirterek, “Halkın çok sevdiği, dünyanın en tatlı şeker çocuğu. Hababam Sınıfı’nda oynarken o bizim ayakkabılarımızı boyuyordu. Biz onu yönetmene gösterdik. O da bayıldı. O saatten beri film çeviriyor. Bir de son zamanlarda bir grubumuz var. Ben müzik yapıyorum. Onlarla beraber sahneye çıkıyoruz. Aynı otelde yatıyoruz, kalkıyoruz. Bizim kardeşimiz bizim yarımız. Acayip şoktayız şu anda.” ifadelerini kullandı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ise Tuncay Akça’yı çok genç yaşta kaybettiklerini dile getirerek, “Beklemediğimiz bir ölüm. Mekanı cennet olsun. Yeşilçam sineması bize aile atmosferi, mahalle duygusu gibi gerçekten çok sıcak duygular veriyor. Bizim hatıralarımızda yardımcı oyuncuların çok önemli bir rolü vardı. Tuncay Bey de onlardan biriydi. Sağlık problemi ya da herhangi bir problemi olduğuna yönelik bilgimiz yoktu.” dedi
TUNCAY AKÇA KİMDİR?
16 Aralık 1963 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi.
Akça, Hababam Sınıfı’nda “Bacaksız” lakaplı rolü ile tanındı. Yol Filminde “Yusuf” karakterini oynadı.
Oyuncu, Selda Akça ile evlendi. Çiftin Mehmet ve Sena adında iki çocuğu dünyaya geldi.
Bizimkiler dizisinde 1995-2002 yılları arasında manav Adem rolüne hayat verdi.
Hababam Sınıfı’nda oynarken en bilinen repliklerinden birisi “Abi siz neden her sabah tek ayak üzerinde duruyorsunuz?” sorusu oldu.
Oyuncu, 2004 yerel seçimlerinde İstanbul Ümraniye Belediye Meclis Üyeliğine, Mart 2009 yerel seçimlerinde İstanbul Sancaktepe (Samandıra) Belediye Başkanlığına aday oldu.
Akça, verdiği röportajda, 1975-1976’da ayakkabı boyacılığı yapmak üzere gittiği Hababam Sınıfı setinde tesadüfen başlayan Yeşilçam günlerine dair, film setine arkadaşının ısrarıyla gittiğini aktararak, “Ayakkabı boyarken bir kahkaha attım. Kahkaham tesadüf oraya monte oldu ama hiç hikayeyle, senaryoyla alakası olmayan bir olaydı. Rahmetli Ertem (Eğilmez) ağabey orada gülmemi keşfetti. Ertem ağabey bir dahidir. Kafasında önce bir öğrenci olarak bir şeyler yazdı rahmetli Sadık Şendil ile beraber. Yavuz Turgul da vardı o ekibin içinde. Tesadüfen bir kahkahamızla girdik.” ifadelerini kullanmıştı.
Hababam Sınıfı’nın “Bacaksız” lakaplı oyuncusu 11 yaşında başladığı sinemada 43 yılda “Bizim Aile”, “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı”, “Hababam Sınıfı Uyanıyor”, “Gülen Gözler”, “Bebek”, “Yol”, “Mavi Mavi”, “Selamsız Bandosu”, “Yılmaz Güney: His Life, His Films”, “Bizimkiler”, “Talihsiz Bilo”, “Hababam Sınıfı Üç Buçuk”, “Hababam Sınıfı Merhaba”, “Hababam Sınıfı Askerde”, “Yalancı Yarim” ve “Öğrenci İşleri”nin de içinde bulunduğu 100’den fazla yapımda rol aldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nebahat Çehre
Ebru Gündeş
Mehmet Ali Erbil
Şafak Sezer
Çetin Altay
Yalçın Dümer
İlknur Soydaş
Cem Kılıç
Ayşegül Yıldız
Doğuş
Özcan Deniz
Seda Sayan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ece Sukan
Fahriye Evcen
Fahriye Evcen
Fahriye Evcen
Zeynep Alkan
Zeynep Alkan
Zeynep Alkan
Gizem Karaca
Gizem Karaca
Sıla Türkoğlu
Sıla Türkoğlu
Tuğba Özerk
Tuğba Özerk
Emine Ün
Emine Ün
İlayda Akdoğan
İlayda Akdoğan
Demet Özdemir
Demet Özdemir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzayede evinden yapılan açıklamada; “Karakterin kendisi kadar ikonik olan Indiana Jones’un taktığı şapka, unutulmaz kıyafetinin belirleyici unsurudur. Bu fötr şapka Indiana Jones serisinin ikinci filmi için özel olarak üretildi ve Ford’un Sri Lanka’da çekilen köyde, Elstree Stüdyoları’nda çekilen maden arabası kovalamacasında ve ABD’de çekilen nehir sekansında kullandığı film kareleri, prodüksiyon fotoğrafları ve kamera arkası görüntüleriyle eşleşiyor.
Ferrandini’nin kişisel koleksiyonundan gelen bu şapka ilk kez koleksiyoncuların beğenisine sunuluyor. Fötr şapka ile birlikte usta dublör Ferrandini’nin Indiana Jones kostümü içinde daha önce yayınlanmamış fotoğrafları ve Dean Ferrandini’nin eşi Keefe Ferrandini tarafından imzalanmış bir orijinallik mektubu da yer alıyor” denildi.
Müzayedede ayrıca, 1983 yapımı Star Wars filmi Jedi’ın Dönüşü’nde kullanılan askeri miğfer 315 bin dolara, Harry Potter ve Azkaban Tutsağı filminde başrol Daniel Radcliffe’in kullandığı asa da 53 bin 550 dolara satıldı.
Fotoğraflar: DHA, Avalon
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz aylarda omurilik ameliyatı geçiren Zerrin Özer, Darülaceze’deki fiziksel tedavi ve rehabilitasyon merkezine yatmıştı.
Darülaceze’deki fiziksel tedavi ve rehabilitasyon merkezinde tedavi görüp taburcu olmuştu.
Yeni şarkısına İstanbul’da klip çeken sanatçı, hayranlarına son durumu hakkında bilgi verdi.
“KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM”
66 yaşındaki olduğunu söyleyen ve herkes gibi sağlık sorunları yaşamasının normal olduğundan bahseden sanatçı, “Sağlık durumum çok iyi. Kendimi çok iyi hissedeyiyorum. Mutlu ve huzurluyum. Herkes gibi arada ben de sağlık sorunları yaşıyorum. Kimse meraklanmasın; bomba gibiyim ve herkesi çok seviyorum” ifadelerini kullandı.
“ONLAR DA BENİM GÖZÜMÜN NURU”
Temmuz 2023’te çıkardığı ‘Basit Numaralar’ şarkısıyla adından söz ettiren Özer, “Ben bütün kuşakları çok seviyorum. Hepsi benim canım. Basit Numaralar’la da Z kuşağıyla tanıştım ve çok sevdim onları. Onlarda artık benim gözümün nuru” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Uzun zamandır aradığı aşkı iş insanı Berkin Gökbudak’ta bulan ve 2022 yılında evlenen Aslı Enver, 4 Temmuz 2023’te kızı Elay’ı dünyaya getirmişti.
Evlendiğinden beri ekranlardan uzak olan Enver, zaman zaman eşi ve kızıyla pozlarını takipçilerinin beğenisine sunuyor.
ELAY YÜRÜYOR
40 yaşındaki oyuncu, kızı Elay’ın yürüdüğü anları takipçileriyle paylaştı.
“ÇOCUK”
Enver, paylaşımına “Yürümek de uçmak gibi bir şey. Çocuklar duygusal olarak dengesiz, ufak bir diktatör; sizi tam anlamıyla deli etmek için ne kadar ileri gidebileceğini bilen ve sonra sizi sevgi dolu bir kucak canavarına dönüştüren biri” notunu düştü.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CZN Burak olarak tanınan Burak Özdemir; Instagram, TikTok ve YouTube’da milyonlarca takipçiye sahip.
Türkiye’nin dünyaca ünlü markası haline gelen CZN Burak, son dönemde hayallerini bir bir gerçekleştirmeye başladı.
İSTANBUL’DAKİ TEK MEKANI VADİ İSTANBUL’DA
Önce İstanbul’daki tek mekanını Vadi İstanbul Mall’da açan CZN Burak, sonrasında dünyanın farklı noktalarında peş peşe restoranlar açmaya başladı.
ÇİNLİLERE KEBABI SEVDİRECEK
Dubai, İngiltere, Bahreyn, Tacikistan ve Ürdün’ü şimdi de Çin takip ediyor.
CZN Burak, yakın zamanda Çin’de de sevenleriyle buluşacak.
Peş peşe mekanlarını açan CZN Burak, bu süreçte hayallerini de gerçekleştiriyor.

ARAÇ HAYALİ GERÇEK OLDU
İstanbul’daki tek mekanını açarken bazı spor arabalarını satan Burak Özdemir, işlerini yeniden yoluna koymasıyla birlikte yeni bir spor araç satın aldı.
Çocukluğundan bu yana Ferrari hayali kurduğunu belirten CZN Burak, yeni aracını Vadi İstanbul’daki mekanının önüne çekerek poz verdi.
PLAKA DETAYI
CZN Burak’ın aracındaki plaka detayı da dikkatlerden kaçmadı.
Aracın plakasının sonu ’31’ olması, Burak Özdemir’in memleketinin Hatay olmasından kaynaklanıyor.

KALPLERİ KAZANIYOR
Kimi zaman Suriye’de savaş mağduru çocuklara yemek yapan, kimi zaman yoksulluk içinde büyüyen Afrikalı çocukların yüzünü güldürmek için yollara düşen CZN Burak’ın dünyanın farklı noktalarında sevenleri var.
‘En güzel bağ sevgidir’ sloganıyla yollara düşen CZN Burak, Türkiye’nin farklı illerindeki ihtiyaç sahipleri için de sürekli organizasyonlar düzenliyor.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü fenomen Esin Çepni, şarkıcı ve YouTuber eşi Bilal Hancı ile olaylı bir şekilde evliliğini bitirmişti.
İFŞA ETMİŞTİ
Çepni, Hancı’nın kendisini aldattığı görüntüleri sosyal medya hesabından ifşa edince gündeme bomba gibi düşmüştü.
ONLYFANS’TA
Yaşananlardan sonra çift boşandı ve Esin Çepni aşk hayatıyla gündeme gelmeye başladı. Ünlü isim şimdi ise Onlyfans’a girdiği ve erotik pozlar verdiği iddialarıyla gündeme geliyor.
AÇIKLAMA VAR
Çepni’nin görenleri şoke eden müstehcen pozları sonrası fenomenden açıklama da geldi.
Esin Çepni, fotoğrafların bilgisi ve onayı haricinde paylaşıldığını vurguladı, yasal sürece başvuracağını bildirdi.
Bazı fotoğrafların da kendisine ait olmadığını söyledi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çok Güzel Hareketler Bunlar programıyla ünlenen ve eski halinden eser kalmayan Zeyneo Koçak, değişimiyle sık sık gündeme geliyord.
Zeynep Koçak geçtiğimiz günlerde katıldığı bir yayında Çok Güzel Hareketler Bunlar çekimleri esnasında 1500 kişinin kendisini yuhaladığını anlatmıştı.
“AĞLADIM”
Yaşanan gerginlik sonrasında skecin durduğunu ve Oğuzhan Koç’un seyirciye bağırdığını söyleyen Koçak, ‘Skeç bittikten sonra eve gidip ağladım’ demişti. Yaşadıklarını anlatan ünlü isme kötü yorumlar geldi.
İsyan eden oyuncu bir paylaşım yaparak şunları yazdı:
“20 YILDIR BANA HAKARET EDİLİYOR”
“37 kiloyum çirkinsin, 25-30 kilo alıyorum estetiklisin, sadece bir story atıyorum evirip çevirip Oğuz’a bağlanıyor, hakkında güzel şeyler söylüyorum ‘gündem olma çabası’ oluyor, nodülüm var linç yiyorum. İlk defa yaşadığım en kötü günlerden birini anlatıyorum, linç yiyorum. Bu nasıl bir nefret ki ben 20 yıldır hakaretten başka bir şey işitmiyorum.
“UMURSAMA”
Kariyerimde kötü iş yapmaktansa hiçbir şey yapmayayım, para kazanmayayım ama işimle alakalı laf gelmesin üzerine kurmaya çalıştığım kariyerimde linçten başka hiçbir şey yemedim. Ve lince ‘artık alıştım’ dediğim programdan sonra bana şu isyanı ettirdiniz ya…Sanırım herkes gibi sıradan bir insan olduğumu sizin dışınızda ben de unutmuşum. Tüm bu nefreti normalleştirmişim. Bu kimseye böyle yapmayın dediğim bir mesaj değil, ben bunun önünü kesemem, bu hayatında böyle aşağılanan herkesin ‘Benim bir kalbim olduğunu unutan kimseyi umursama’ demek istediğim ve bu cümleyi kendime de hatırlattığım bir mesaj olsun…”

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son olarak Engin Akyürek ile paylaştığı Adım Farah dizisiyle ekranlarda boy gösteren ünlü oyuncu Demet Özdemir, özel hayatı, sosyal medya paylaşımları ve başarılı oyunculuğu ile son dönemin en dikkat çeken isimlerinden biri.
Güzel oyuncu, şimdilerde sezonun yorgunluğunu atabilmek için tatil yapıyor.
Arkadaşlarıyla güneşin, kumun ve denizin tadını çıkaran Özdemir tatil karelerini peş peşe paylaştı.
PLAJ TARZI OLAY
Plaj tarzı çok beğenilen ünlü oyuncu siyah incili mayosu, gold takıları ve büyük güneş gözlüğü ile takipçilerinden tam not aldı.
Şezlongta pozlar veren Özdemir’in kareleri kısa sürede binlerce beğeni ve yorum aldı.





Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aşk hayatıyla sürekli gündem olan isimlerden şarkıcı İrem Derici, Kaan Ölker’in ‘Popcast’ programına konuk oldu.
“KAPIYA KOYARIM”
Yaptığı açıklamalarla sürekli gündem olmayı başaran şarkıcı, “İlişki yaşadığın kişi sahnede giydiğin kıyafetlere karışsa ve dekoltene müdahale etse ne dersin?” sorusunu, “Kapıya koyarım, çok net. Karışılmasını istemem ama ben dekoltemin sınırını bilirim. Dekolte kişiye göre değişir” şeklinde cevapladı.
İrem Derici, hakkında yapılan “Sürekli birilerine aşık oluyor” eleştirisi hakkında ilk kez konuştu:
Hayır, ben her gün aşık olmuyorum. Belki ben öyle gösteriyorum ki siz aşık olduğumu zannediyorsunuz. Belki de ben olayın bazen fotoğraf kısmındayım. Belki İrem Derici’ye bu imaj yarayacak diye düşünüyorum. İnsanlar kariyer kurtarmak için evlenip, çocuk doğuruyorlar. Bunu dürüstçe çıkıp söyleyen bir tek benim.

“ALIŞKINIM”
“Eski ilişkinle yeni ilişkin kıyaslandığında rahatsızlık duyuyor musun?” sorusu yöneltilen 37 yaşındaki şarkıcı, “Ben alışkınım, bunların yaşanması çok normal. Hayatıma giren erkek de bu yorumları okuyor. Sabahtan akşama kadar bu tarz gelen yorumları silmeye kalksam biterim. Hayatıma giren bir insanın çelik gibi bir sinir sistemine sahip olması gerekiyor” yorumunda bulundu.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Emir Sarıgül ile yaşadığı ilişkiyle gündeme gelen Sibel Can Bursa’da konser verdi.
Sosyal medyada aktif olan ünlü şarkıcı paylaşımlarıyla da son dönemde dikkat çekiyor. Şarkıcı son olarak Bursa konserinden pozlarını paylaştı.
2 ELBİSE GİYDİ
Ünlü şarkıcı, sahnede 2 ayrı kostüm tercih etti etmesine ama siyah kıyafeti dile düştü.
Siyah ve turuncu renklerdeki elbisenin göğüs kısmına bir bakan bir daha baktı. Şarkıcının tarzına kimse anlam veremedi.
Can’ın elbisesini görenler yorum yapamadan geçemedi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Irmak Ünal, çocukları Vadi ve Kayla ile birlikte 2021’de Bali’ye yerleşmişti. Oyunculuğu bırakıp kariyerine yoga eğitmeni olarak devam etme kararı alan ünlü isim, yaz başında kısa bir tatil için Türkiye’ye gelmişti. Oyuncu Bali’ye dönmüştü.
“HER AN BİR HEDİYE”
Ünlü isim, yaz bitmeden tekrar Bodrum’a geldi. Irmak “Hayatta olduğum için mutluyum. Hayatın değerini anlatan her an için minnettarım. Her an bir hediye.
“ALIŞTIM”
Ailemizi görmek için senede 1-2 defa geliyoruz Türkiye’ye. Bali’ye alıştım. Mutluyum. Ülkemi, ailemi ve yemekleri özlüyorum” dedi.” dedi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir internet platformunda yayınlanan Kötü Adamın 10 Günü filmi büyük ilgi görmüştü. Başrolünde Nejat İşler’in yer aldığı filmde genç oyuncu İlayda Akdoğan cesur sahneleri ile uzun süre konuşulmuştu.
İlayda Akdoğan uzun zamandır televizyonda yoktu.
YENİ DİZİSİ
Ünlü isim Halit Özgür Sarı ve Simay Barlas’ın başrollerini paylaştığı NOW’ın yeni sezonda da devam edecek olan fenomen dizisi Yabani’nin kadrosuna dahil oldu.
Akdoğan, Derin karakterine hayat verecek. Akdoğan çok sayıda aday arasından Derin rolü için seçildi.
Güzl oyuncu, daha önce; En İyi Arkadaşım, Bez Bebek, Umuda Kelepçe Vurulmaz ve Dolunay gibi birçok projede yer almıştı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tahta kaşıklar zamansız bir pişirme aletidir ve uygun şekilde bakıldıklarında uzun süre dayanırlar. Bununla birlikte, tahta kaşığın bile dezavantajları vardır: Lekelenmeye, kabuklanmaya, yanmaya ve kırılmaya karşı hassastır. Neyse ki, bu sorunların çoğu çözülebilir.


Tahta kaşıkları temizlemenin beş yolu…
1. Sabunla yıkayın
Tahta kaşıkları her zaman su ve sabunla elde yıkayın ve işiniz biter bitmez hava ile kurutun. Tahta kaşıkları böyle temizlemek onların ömrünü uzatmaya yardımcı olacaktır. Tahta kaşıklarınızı asla bulaşık makinesinde yıkamayın.
2. Yağ ile bakım yapın
Tahta kaşıklarınızın biraz kuru görünmesi doğaldır. Hatta bölünebilirler. Yiyecekleri bakteri biriktirmeye ve üremeye davet eden bölünmüş olanları atın. Kurumuş kaşıkları canlandırmak için periyodik olarak mineral yağ, hatta ceviz, tung ya da keten tohumu yağı ile ovalayın. Koku yapma eğiliminde olduklarından, bitkisel ya da zeytinyağı gibi gıda bazlı yağları kullanmaktan kaçının.
3. Kalıntıları sirke ile temizleyin
Tahta kaşığın çatlayan kısımlarının arasına yemek kalıntıları birikmesi normaldir ve ancak düzeltilmesi kolaydır. Su ve beyaz sirke dolu kabın içinde bir gece bekletin. Bu işe yaramazsa, inatçı birikmeleri bakır ya da paslanmaz çelik bir fırça kullanarak temizleyin.
4. Kokularla limon ya da karbonat ile mücadele edin
Bu kaşıkların lekelenmesi, tat ve kokuları emmesi kaçınılmazdır. Çoğu zaman, bu lekeler ve kokular sonunda kaybolur. Ancak kokuların azalmadığı durumlarda bunları çıkarmak oldukça kolaydır.
Yarıya bölünmüş limonun kesik tarafıyla ya da karbonat ile yüzeyini ovabilirsiniz. Ya da üzerlerine karbonatı serpebilir, limon tuzu dökebilir ve kaşığı biraz öylece bekletebilirsiniz. Sabunlu suyla yıkadığınızdan emin olun ve tamamen kurumasını bekleyin.
5. Hidrojen peroksit ile sterilize edin
Son olarak, bakterilerin iltihaplanmasından endişe ediyorsanız, kaşıklarınızı sabun ve suyla yıkayarak sterilize edebilirsiniz. Daha sonra üzerine biraz hidrojen peroksit dökün ve kurumaya bırakın. Kullanmadan önce tekrar yıkadığınızdan emin olun.
Bulaşık makinesinde tahta kaşık yıkanır mı?
Tahta kaşıklar, asla bulaşık makinesinde yıkanmamalıdır. Bulaşık makinenizdeki yüksek ısı ve aşırı nem, bulaşıklarınız ve pişirme kaplarınız için harika olabilir, ancak tahta kaşıklarınızın (ve bu konudaki tüm ahşap kapların) bükülmesine, çatlamasına ve hatta kırılmasına neden olur. Tahta kaşıklarınızı daima sabun ve ılık suyla elde yıkayın ve kurumaya bırakın.
Kaynak: Yana Gilbuena. “How to Clean Wooden Spoons”. Şuradan alındı: https://www.allrecipes.com/article/how-to-clean-wooden-spoons/. (09.06.2022).
Tencereleri temizlemenin sağlıklı yolu
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hayat karşımıza engeller çıkardığında, olumlu görüşümüzü korumak için bize bazı mutluluk hatırlatıcıları gerekir. Mantralar, zorlu durumlarda bakış açımızı değiştirir ve hayata bakış açımızı saniyeler içinde değiştirmemize yardımcı olan cümlelerdir. Mutlu bir zihin ile hem dış görünüşünüz hem de içiniz güçlenir. Bağışıklık sisteminiz güçlenir, iyi kolestrolünüz artar ve ömrünüz uzar. Bu mantralar, hayatın parlak tarafına bakmanıza yardımcı olabilir.

1- Birini mutlu edin, karşılığında siz de mutlu olursunuz.

2- Mutlu olun ve gülümseyin.

3- Mutlu olun. Keyifli olun. Kendiniz olun.

4- Hayatın sürekli iyi yönlerine bakın.

5- Mutluluk yanı başınızda.

6- Pozitif olun.

7- Sizi mutlu eden şeyleri daha sık yapın.

8- Yolculuğunuzun keyfini çıkarın.

9- Bugün mutluluğu seçin.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1- Atmosfer soğutması
Hem kül hem de kükürt gazını stratosfere kadar çıkmasını sağlayacak şiddetli volkanik patlamalar atmosferi yaklaşık yarım santigrat derecenin üzerinde soğutabiliyor. Kükürt gazı atmosferdeki suyla birleşerek atmosferde yıllarca kalabilen mikroskobik damlacıklar yaratıyor. Bu aerosol damlacıklarının etkisi, içinde yaşadığımız ve nefes aldığımız atmosferin en alt seviyesini soğutuyor.
2- Arazi oluşumu
Unutmayalım ki Hawaii Adaları’nın varlığını volkanik aktiviteye borçluyuz. Yanardağlardan çıkan lavlar yeni topraklar yaratıyor. Hawaii Adaları’ndaki toprakların tamamı bu şekilde oluştu ancak pek tabii bu kara oluşumu binlerce yıl sürebiliyor.
3- Verimli topraklar
Verimli toprak volkanik aktivitenin bir başka avantajıdır. Japonya, Endonezya, Filipinler ve Hawaii gibi yerlerde toprağa karışan volkanik malzeme birçok önemli besin sağlıyor. Tarım ve mahsul için mükemmel olan gerçekten verimli toprakların oluşmasını sağlıyor. Volkanlar aynı zamanda hayvanlar, bitkiler ve böcekler için yeni yaşam alanlarının oluşması için de iyi bir ortam yaratıyor.
4- Jeotermal enerji
Dünya üzerinde en yüksek yer altı sıcaklığına sahip yerler, aktif veya jeolojik olarak genç volkanların bulunduğu bölgelerde bulunuyor. Colorado Boulder Üniversitesi’ne göre, en aktif jeotermal kaynaklar normalde Ateş Çemberi gibi volkanların ve depremlerin meydana geldiği ana plaka sınırları boyunca bulunur. Bu da gösteriyor ki kaplıcalar ve jeotermal enerji volkanik etkinliklerin ek faydaları arasındadır…
5- Hammaddeler
Kükürt, bakır ve altın volkanik aktiviteden üretilir. Volkanlar aynı zamanda birçok inşaat malzemesinin de ortaya çıkmasını sağlar sağlar. Volkanik malzeme bloklar halinde yapılabilir ve malzemelerin çoğu, konglomera yapı blokları için kullanıldığı yerlerde çıkarılmaktadır.
Referanslar:
Ashley William. “6 ways volcanoes benefit Earth, our environment”. Şuradan alındı: https://www.accuweather.com/en/weather-news/6-ways-volcanoes-benefit-earth-our-environment/348155
Dünyanın en ünlü 10 yanardağı
Etkileyici görünümleri ve korkutucu detaylarıyla, dünyanın en ünlü 10 yanardağı…
12
Volkanik patlama nedir? Volkanik patlama, gazların, kaya parçalarının ve/veya erimiş lavların Dünya’nın içinden bir havalandırma deliğinden Dünya yüzeyine veya atmosfere atılmasıdır. Volkanik patlamaların türü, tarzı ve şiddeti açısından geniş bir aralık olsa da bunların hepsi, Dünya’nın kabuğunu oluşturan ve şekillendiren en temel jeolojik süreçlerden biridir. Bazı volkanik patlamalar çoğunlukla gaz emisyonlarından oluşur, diğerleri nispeten sessiz sıvı lav boşalmalarıdır ve diğerleri ise felaket niteliğindeki patlamalardır. Farklı türdeki patlamalar, farklı türde volkanların oluşmasına neden olan karakteristik çökeltiler bırakır.
Bir magmanın bileşimi, viskozitesi ve gaz içeriği, patlama hızı ve magma rezervuarının boyutu, patlamaların ne kadar patlayıcı oldukları da dahil olmak üzere birçok yönünü belirler. Volkanlar doğanın inanılmaz oluşumlarıdır. Yanardağlar hakkındaki bilgiler insanları her seferinde büyülese de yerleşim yerleriyle yakın olmaları yanardağların tarih boyunca önemli birer doğal afet kaynağı olmasına da sebep olmuştur. Peki, dünyanın en önemli yanardağları hangileri? Dünyanın en büyük yanardağı ve en ünlü 10 volkanı hangisi? İşte detaylar…
1. Vezüv Yanardağı, İtalya: “Pompeii ve Romalıların Yok Edicisi” Napoli’ye yaklaşık 9 kilometre uzaklıkta bulunan Vezüv, Somma Dağı ile ortak olan ve stratovolkan olarak sınıflandırılan ünlü yanardağlardan biridir. Pompeii sakinlerinin MS 79’daki patlamadan önce bir yanardağın yanında yaşadıklarına dair hiçbir fikirleri yoktu. Patlama meydana geldiğinde, yaklaşık 24 saat boyunca 33 km’ye kadar bir enkaz bulutu fırlatıldı. Ne yazık ki Pompeii ve Herculaneum şehirleri o kadar tahrip edildi ki, onları yeniden inşa etmek için hiçbir girişimde bulunulamadı.
2. Fuji Yanardağı, Japonya: “Ateş Tanrıçası” Adını Aino kabilesinin “Ateş Tanrıçası”ndan alan Fuji Dağı, yeri, ateşi ve gökyüzünü simgelemektedir. Honshu Adası’ndaki 3776 metre uzunluğundaki karla kaplı bu yanardağ, önemli bir turistik çekim kaynağı olan beş güzel göle sahiptir. UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alınan Fuji Yanardağı’nın her ne kadar hareketsiz olduğu düşünülse de Fuji, her an patlayabilir.
3. Cotopaxi, Ekvador: Ekvador’un En Aktif Volkanı Doğu And Dağları’ndaki “Volkanlar Bulvarı”nda yer alan Cotopaxi volkanik zirvesinin 87 kez patladığı biliniyor. En güçlü patlamalar 1743, 1768, 1853 ve 1877’de meydana geldi ve bu da onu Ekvador’un en ünlü yanardağlarından biri yaptı. Güzel Cotopaxi, turistlerin doğayı keşfetmesine ve yaban hayatı turlarının keyfini çıkarmasına olanak tanıyan açık bir dağ çayırında yer almaktadır. Cotopaxi milli parkında halen kültür ve tema turları düzenleniyor.
4. Mayon Yanardağı, Filipinler: Mükemmel Konik Simetri Luzon Adası’nın bir parçası olan bu aktif ve çekici yanardağ Albay Körfezi’nden doğar. Emisyonlar sonucu parçalanan diğer ünlü yanardağların aksine Mayon Yanardağı tabloya benzer görünümünü koruyor. 400 yılda 53 defadan fazla patladığı biliniyor; ancak buradaki patlamalar orta şiddette. Dağın yemyeşil bitki örtüsüne sahip dik yamaçları, turistlerin gözünü kamaştırıyor.
5. Yasur Dağı, Vanuatu: Sürekli Yanan Yanardağ Denizden fark edilen sürekli patlamalar nedeniyle Yasur Dağı, “Pasifik Feneri” olarak da anılıyor. Kaptan Cook’un aktardığına göre 800 yıldır aktif olan ve bir “ışıma”yı andıran ilk patlama 1774 yılında gerçekleşti. Diğer ünlü yanardağlarla karşılaştırıldığında Yasur, Tanna Adası’nda bulunan canlı yanardağlardan en kolay ulaşılabilir olanıdır. Bununla birlikte, gözlemciler yüksek gaz riski altındadır; bu nedenle herhangi bir tektonik tehlikeden kaçınmak için burayı gezerken dikkatli olmayı unutmamak tavsiye ediliyor.
6. Krakatoa, Endonezya: “Kaydedilen En Yüksek Patlama Sesi” Krakatoa, Cakarta’nın yaklaşık 160 kilometre batısında, yüksek volkanik ve sismik aktivite bölgesinde yer alıyor. 1883’teki patlama, tüm zamanların en ölümcül ama en gürültülü patlamalarından biriydi ve Mauritius yakınındaki Rodrigues’e kadar, tam 3000 mil uzaktan duyulmuştu. Patlama, Hiroşima’ya atılan atom bombasından 10.000 kat daha güçlü bir kuvvet yarattı. Dağ, volkanologlar tarafından kapsamlı bir şekilde inceleniyor ve ziyaretçiler için bir çekim kaynağı olma halini koruyor.
7. Nevado del Ruiz, Kolombiya: En ölümcül laharlar Armero Trajedisi (Ruiz Dağı patlaması) olarak tarihe geçen olayda, Nevado del Ruiz yanardağı en ölümcül laharları üretti. Volkanik çamur veya moloz akıntıları olarak bilinen laharların oluşumu nedeniyle hem çevre hem de birçok insan zarar gördü. Dört lahar saatte 60 km hızla hareket ederek şiddetli bir sıcak kül ve lav karışımı yaydı. Geniş buzlu stratovolkan, Bogota’nın 80 mil batısında yer alıyor ve patlamadan önce 150 yıl boyunca hareketsiz kaldığı için yerel halk tarafından “Uyuyan Aslan” olarak adlandırılıyor.
8. Mauna Loa, Hawaii: Dünyanın En Büyük Yanardağı Dünyadaki diğer ünlü yanardağlar arasında Mauna Loa, kütle ve alan bakımından en büyüğüdür ve Hawaii’nin meşhur volkanlarından biridir. Mauna Loa ismi Hawaii dilinde “uzun dağ” kelimesinin tercümesidir. Tahmini 18.000 mil küp hacmindeki bu deniz altı yanardağ, Hawaii Adası’nın neredeyse yarısını kapsıyor. Mauna Loa’nın muazzam güzelliği, yerel halk ve turistler tarafından günbatımı düzenlenen pikniklerde seyrediliyor.
9. Agung Dağı, Endonezya: İklimi Etkileyen Yanardağ “Gunung Agung” adı verilen bu görkemli yanardağ, Doğu Bali’nin en yüksek yerinde yer almaktadır. Diğer ünlü yanardağların aksine Agung Dağı, onu çevreleyen iklimi etkiler. Batı nehirleri yağmur alarak onları zengin ve verimli hale getirirken, doğu kısmı ise çorak ve kısır kalır. Son patlamanın 1963 yılında meydana geldiği bu güçlü yanardağ, Bali halkı tarafından kutsal sayılıyor ve bu da burayı dini törenlerin yapıldığı bir yer haline getiriyor.
10. Ngauruhoe Dağı, Yeni Zelanda: 2500 Yıllık Volkan Yerel Maori geleneğinde Ngauruhoe’nun gerçek anlamı “sıcak taş atmak”tır, bu da onun aktif volkanizmasını ifade eder. Jeolojide Ngauruhoe Dağı, 2500 yıl önce değişen lav ve kül tabakalarından oluşan Tongariro Dağı’nın ikincil konisidir. 1839’dan bu yana yetmiş patlamanın meydana geldiği ve en sonuncusu 1977’de meydana geldiği Ngauruhoe Dağı’nda özel rehberli yürüyüşlerin keyfini çıkarabilir ve dağın her iki tarafındaki kaya sırtlarını takip edebilirsiniz. Ancak Ngauruhoe kraterleri kükürtlü gazlar salıyor; bu nedenle burayı ziyaret etmeyi planlayanlar dikkatli olmaları yönünde uyarılıyor.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>M.S. 165-180 yıllarında Roma İmparatorluğu’nda ortaya çıkan salgın, tarihte bilinen ilk büyük veba salgınıdır. Günde 2000 kişinin ölümüne sebep olmuştur. Salgının sebebi hala kesin olarak bilinmemektedir. Toplamda 5 milyon insanın öldüğü salgında, Roma İmparatorluğu nüfusunun %30’unu kaybetmiştir.

Kara Veba
1347-1351 yılları arasında Avrupa’da çok sayıda ölüme neden olan kara veba salgını, ilk olarak Kırım ve Orta Asya’da ortaya çıkmıştır. Salgın 4 yıl sürmüş, Avrupa nüfusunun yaklaşık üçte biri kadarı ve Orta Doğu, Hindistan ve Çin dahil olmak üzere toplamda 75-200 milyon kişinin ölümüne sebep olmuştur. Bu büyük ölümler sonrasında Avrupa’da Tanrı ve kiliseye olan inanç sorgulanmaya başlanmış ve Rönesans’ın başlamasında temel olmuştur.

Amerikan yerlilerin suçiçeği ile karşılaşması
15. yüzyılda Avrupalılar, Amerika kıtasını keşfettiler. Kıtaya ve yerlilere beraberlerinde getirdikleri birçok virüs ve bakteriler vardı, suçiçeği de bunlardan biriydi. Çoktan Avrupa’nın üçte birinin ölümüne sebep olan suçiçeği, Amerikan yerlilerin %90’ının yaşamını yitirmesine sebep oldu.

RNA – Viral kanamalı ateş salgını
1545-1548 yılları arasında Meksika’da ortaya çıkmıştır. 3 yıl süren bu virüs salgınında Meksika nüfusunun %80’i yani 5 ile 15 milyon arasında insan yaşamını yitirdi.

Tifüs salgını
1847-1848 yıllarında, Kanada’da ortaya çıkmıştır ve toplamda 20.000 kişinin ölümüne sebep olmuştur.

Kolera salgını
Tarihte toplamda 7 büyük kolera salgını yaşandı. Bunlardan en tehlikeli olanı ise 1852-1860 tarihlerinde yaşanan üçüncü kolera salgınıdır. Toplamda 1 milyon insan hayatını kaybetmiştir. O dönemlerde insanlar uzun süreler dışkıları ve atıkları, içme suyu olarak da kullandıkları kaynaklara döküyordu ve kolera salgının başlıca sebeplerinden biri de buydu. Bu sebep üçüncü kolera salgınında anlaşıldı ve içme sularının arıtılıp kaynatılması gerektiği bilgisi doktorlar tarafından insanlara yayıldı.
Kuş Gribi
20. yüzyılda, 9-39 yıl arayla antijenik sapma sonucu ortaya çıkmıştır. 1918-1919 yılları arasında 40-50 milyon kişinin ölümüne sebep olmuştur. Ardından 1957-1958, 1968-1969 ve 1977-1978 yıllarında tekrar salgın yaşanmıştır. Son olarak 2005-2008 yılları arasında görülmüş olan kuş gribi, tarih boyunca toplam 75 milyon kişinin ölümüne sebep olmuştur.

1918 İspanyol Gribi
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda 500 milyon insana H1N1 influenza virüsü bulaşmış ve yüksek ateşe sebep olmuştur. Virüsün fark edilmesi ve yayılması savaş yıllarına denk gelmiş ve ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya başta olmak üzere görülmüştür. Savaş motivasyonunu düşürmemesi amacıyla salgın kamuoyundan saklanmış ve sansürlenmişti. Savaşa dahil olmayan İspanya’da ise sansürsüz bir şekilde bahsedilen virüsün adının İspanya gribi olmasının sebebi de budur. Bu virüsü diğerlerinden ayıran en önemli özelliği ise saldırdığı bünyenin bağışıklık sistemi ne kadar güçlüyse ateşin de o kadar yükselmesine sebep olmasıydı. Salgın 1918-1920 yılları arasında 50-100 milyon insanın ölümüyle sonuçlandı.

HIV – AIDS
İlk HIV vakası 1920 yıllarında Kongo’da görüldü. Şempanzelerden insanlara geçtiği tespit edilen virüs günümüzde insanlarda bulşamaya devam etmekte. Son 30 yıldır 36 milyon insanın ölümüne sebep olan virüsün kesin tedavisi hala bulunamadı. Önlem almak ve hastalığa yakalandıktan sonra ömür boyu ilaç kullanmak gerekiyor.

Asya Gribi
1957-1958 yılları arasında Çin’de ortaya çıkan salgın, influenza A virüsünün ördeklerde mutasyona uğrayarak insanlara geçtiği düşünülüyor. Yaklaşık 2 milyon insanın hayatını yitirmesine sebep olan salgından sonra 40 milyon kişi aşılandı.

SARS
İlk SARS (şiddetli akut solunum yolu enfeksiyonu) vakası 2002 yılında Çin’in Hong Kong şehrinde görüldü. Tam olarak net olmasa da hayvanlardan – belki yarasalardan – insanlara geçtiğine inanılıyor. Corona virüs ailesinden olan SARS, 2002-2003 yılları arasında etkili oldu ve 37 ülkeye yayıldı. Toplamda 8422 vaka ve 916 ölüme sebep oldu. Günümüzde SARS virüsünün yayılması tamamen önlenmiş durumda.

Ebola salgını
2013-2016 yılları arasında, Batı Afrika’da ortaya çıkan Ebola salgını, 28.616 kişiye bulaştı ve toplamda 11.310 insanın ölümüne yol açtı. Bu salgın, hastalığa yakalanan ve ölenlerin sayı oranından dolayı tarihteki en ölümcül ebola salgını olarak geçiyor.

Corona Virüs salgını
2019 yılında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Corona virüsü, hepimizi fazlasıyla etkileyen pandemi salgındır. Yarasadan insana geçtiği tahmin edilmektedir. 12 Nisan 2024 tarihi itibarıyla dünyada 704.753.890 onaylanmış vaka, 675.619.811 iyileşen varken virüs nedeniyle 7.010.681 hasta hayatını kaybetti.

İlginizi çekebilir: Maymun çiçeği virüsü belirtileri nelerdir? Maymun çiçeği virüsü nedir?
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yemek israfı hem maddi hem de vicdani olarak en büyük yüklerden biri ve artan yemekler dışında, tam olarak istenilen gibi olmayan yemeklerin de buna katkısı büyük. Mutfakta, tarifin dışına kaçsanız da birçok yemeğin kaderini değiştirip çöpe atmaktan kurtarabilirsiniz.

Tam pişmeyen kek
Eğer kekiniz tamamen pişmemişse, fırını hızlıca tekrar çalıştırmak yeterli olmalıdır ancak ortası pişmediyse geri kalan kısmını yakamdan pişirmek için tepsiyi alüminyum folyo ile kapladıktan sonra 15 dakika daha pişirin. Sadece alt kısmının pişmediğini düşünüyorsanız fırını sadece alt kısmı ısınır şekilde çalıştırın.

Dibi tutan pilav
Pilavınız tencerede olması gerekenden fazla kalmışsa zamanı geri döndüremezsiniz ancak kalanını kurtarabilirsiniz. Tavanın dibiyle temas etmeyen ve yanmamış pirinçleri kurtarmak için önce tavanızı içini soğuk sile doldurduğunuz büyük bir kabın içerisinde soğutun. Pirinçleri karıştırmadan, sadece orta kısmını alarak tüketin. Tavanız soğuduktan sonra yanık kısmı, kendiliğinden kolayca ayrılmalı.

Lapa pilav
Pilavınız gereğinden fazla nem tutuyorsa, mikrodalgada veya fırında biraz ısıtmak, içindeki suyun buharlaşmasını sağlayabilir. Bunu dışında, lapayı farklı yemeklere dönüştürerek de değerlendirebilirsiniz. Kadınbudu köfte için kullanabilir veya çorbalarınıza ekleyebilirsiniz.

Çok tuzlu yemekler
Yaptığınız yemeğe göre, fazla tuzu nötrleştirmenin birkaç yolu olabilir. Sulu bir yemekse tuzlu suyu boşaltıp ilave su ekleyebilir veya birçok tarifte patatesle yemeği hem çoğaltıp hem de tuz oranını azaltabilirsiniz. Bunun dışında, domates veya limon gibi bir asit, bir tutam şeker veya yoğurt gibi bir süt ürünü eklemek işinize yarayabilir.

Fazla pişmiş tavuk eti
Tavuğunuz fırında olması gerekenden biraz fazla kalmışsa ve kuru bir etle karşı karşıyaysanız, sulu bir sosla servis etmeyi deneyebilir, didikleyip hafif bir sosla marine edebilir veya çorba gibi başka bir yemekte kullanabilirsiniz.

Fazla salçalı yemekler
Salça yemeklere oldukça yakışır ancak domatesin asitliği herkese hitap etmeyebilir. Bu durumu nötrlemeniz gerektiğinde bir tutam şekerle yeterli bir kimyasal reaksiyon yaratabilirsiniz.

Çok acı yemekler
Eğer acı baharatlar eklerken biraz fazla cömert davranmışsanız, limon ve domates gibi bir asit veya yoğurt gibi bir süt ürünü kullanarak baharatları hafifletebilirsiniz.

Fazla şekerli yiyecekler
Gereğinden fazla şeker kullanmak tatlılarınızın yapısını bozduğu gibi tadını da kötüleştirebilir. Bu durumda limonun asidinden faydalanabilirsiniz ancak portakal gibi şekerli asitler işleri daha da zorlaştırabilir. Aynı şekilde tuz eklemek de aslında şeker tadını daha çok ön plana çıkaracağından daha acı baharatlar deneyebilirsiniz.

Referans:
John Kennedy. “Quick fixes for common cooking mistakes”. Şuradan alındı: https://www.popsci.com/diy/fix-cooking-mistakes/ (16.09.2021).
Justina Huddleson. “9 Ways to Fix Food If It’s Too Salty, According to Real Chefs” Şuradan alındı: https://www.brit.co/food/food-adulting/how-to-fix-food-thats-too-salty/ (03.02.2022).

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamilelikte cilt neden değişir?
Hamilelik sırasında vücudun iç ortamı değişir. Hormonal değişimler, kan damarlarındaki değişiklikler, metabolizma ve bağışıklık sisteminin tümü cilt üzerinde bir etkiye sahiptir. Hormonlardaki ve kan akışındaki bu artış bazen size o hamilelik ışıltısını verebilir, ancak aynı zamanda sivilce, çatlak izleri, egzama, örümcek damarları, kaşıntılı cilt ve/veya melazma da yaratabilir. Hamilelik herkes tarafından farklı şekilde deneyimlendiği için cilt değişiklikleri herkesi farklı şekilde etkileyecektir. Bu yeni cildinizle birlikte daha önce oldukça yararlı olan rutininiz hamilelik dönemi için tahriş edici bir hale gelebilir. Ayrıca hamileliğinizin farklı dönemlerinde farklı semptomlar yaşayabilirsiniz ancak genel olarak uzak durmanız gereken bazı içerikler var.
Gebelikte en sık görülen 7 cilt sorunu ve çözümleri
Hamilelikte uzak durmanız gereken cilt bakım içerikleri
Çoğu cilt bakım ürününün hamile kadınlar üzerine yapılmış deneyleri yoktur bu yüzden laboratuvar veya hayvan deneylerine göre tahminlerde bulunabilir ancak zararı olduğu kanıtlanmış maddeler de var. İşte bunlardan bazıları:
1- Retinol/Retinoidler
Birçok dermatolog, hamilelik sırasında herhangi bir A Vitamini türevi (retinol, Retin-A ve retinil palimitat gibi) tedavisini atlamanızı önerir. Bu bileşenlerin kullanımını doğum kusurlarına bağlayan bazı çalışmalar olsa da yakın zamanlarda hamilelikte reçete edilebilen bazı ilaçlar da geliştiriliyor. Herhangi bir tedaviye başlamadan önce seçenekleriniz hakkında sağlık uzmanınızla konuşun.
2- Hidrokinon
Hidrokinon yaygın olarak “ağartıcı kremlerde” ve hiperpigmentasyon, koyu lekeler ve melazmayı gidermeye yardımcı olmayı amaçlayan ürünlerde bulunur. Cildin rengini açmaya yardımcı olan hidrokinon, diğer bileşenlere göre cilt tarafından daha hızlı emilebildiği ve bebeğe daha fazla ulaşabileceği için hamilelikte kullanılmamalıdır.
3- Parabenler/BPA
Parabenler, ürünleri korumak ve raf ömürlerini artırmak için cilt bakımından şampuana kadar birçok üründe yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle, BPA endişe kaynağı olabilir. Bu maddeler endokrin bozucu olarak işlev görebilir ve cilt tarafından kolayca emilebilir.Bununla birlikte, mevcut araştırmalar kesin değil ve hamilelik sırasında zararlı olup olmadıklarını belirlemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var.
4- Kimyasal güneş kremleri
Kimyasal yerine mineral güneşten koruyucular kullanın ve farelerle yapılan çalışmalarda hormon bozulmasıyla bağlantılı olan oksibenzon gibi kimyasallardan kesinlikle uzak durun. Daha güvenli olmak için, hem UVA hem de UVB ışınlarını fiziksel olarak bloke eden çinko oksit gibi mineral maddeler içeren fiziksel güneş kremi kullanmak daha iyi olabilir.
5- Dolgu maddeleri
Dolgu maddeleri bugünlerde kırışıklıkları azaltmak için çok yaygın olarak kullanılsa da hamilelik döneminde alınması gereken bir risk değil. Araştırmalarla ortaya çıkan net bir sonuç bulunmasa da dolgu ve botoks işlemlerini hamilelik sonuna ertelemekte fayda var.
Hamilelikte uzak durmanız gereken maddeler olduğu gibi, gebeliğin getirdiği cilt sorunlara yönelik kullanabileceğiniz ürünler de var. En yaygın şikayetler arasında olan akne, çatlaklar ve varisler gibi sorunlar aslında doğru bir cilt bakım rutiniyle önlenebilir ve en aza indirilebilir. Önceliğiniz her zaman, bebeğinizin ve sizin sağlığı olmalıdır.
Referanslar:
Dory Zayas. “A Complete Guide to Pregnancy-Safe Skincare” Şuradan alındı: https://www.verywellfamily.com/guide-to-pregnancy-safe-skincare-what-you-need-to-know-5323116 (09.09.2022).
Hamileler için güzellik önerileri
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Söz gelimi, son zamanlarda yapılan bir araştırma İngiltere’de doğan kişilerin % 10,1’i solak olabiliyor, Birleşik Krallık dışında doğan insanların sadece %6,8’inin solak olabildiğini gösteriyor.
Solakların sayısı ülkelerin kültürlerine göre değişiyor
Solaklarla ilgili bu farklılıkların çok sayıda nedeni bulunabilir. Bazı insanlar sol eli yazmak veya yemek için, sağ el ise hijyen için kullanılır. Bazı toplumsal tabuların bir yansıması da söz konusu olabilir. Solakların sağ eli kullanmaya yönlendirildiği bazı ülkelerde, solaklık oranlarının daha düşük olması muhtemeldir. Bu nedenle, kaç kişinin solak olduğuna dair bir çalışma için ideal olan tüm dünyayı kapsayan veri kümelerini içermesidir.
Araştırmalarda veri sorunu ortaya çıkabiliyor
Diğer sorun da birçok çalışmanın sadece yüz kişiden az sayıdaki gruplar ile yapılmasıdır. Bu çalışmalardaki gruplar tesadüfen daha fazla veya daha az sol tarafını kullananların dahil edilmesine yol açabilir ve bu da sonuçları çok güvenilir olmasına engel olur. Atina Ulusal ve Kapodistrian Üniversitesi’nden Yunan bilim insanı Marietta Papadatou-Pastou liderliğindeki bir araştırmacı ekibi, Psikolojik Bülten dergisinde çok yeni yayınlanmış olan sol el kullanma ile ilgili en büyük küresel çalışmayı yaparak bu sorunu çözmek için yola çıktı.
200 farklı araştırma derlendi
Atina, Oxford Üniversitesi, Bristol Üniversitesi, Almanya’daki Ruhr Üniversitesi, Bochum ve İskoçya’daki St Andrews Üniversitesi’nden araştırmacılar solaklık üzerine 200 farklı yayında yer alan 262 veri kümesinin meta analizini gerçekleştirdi. Meta-analizi, birçok farklı bilimsel çalışmanın sonuçlarını birleştiren istatistiksel bir analiz şekli. Öncelikle daha büyük bir örneklem avantajı var. Bu yöntem sayesinde istatistiksel veri tabanını arttırır ve analizin bireysel çalışmaların karakteristiklerinden etkilenme olasılığını azaltır.
2,3 milyon kişi ile solaklık araştırması
Meta-analizi yöntemi ile toplamda 2,3 milyon kişi ile şimdiye kadar yapılan en geniş kapsamlı olarak yapılmış ve yayınlanmış çalışma ortaya çıktı. Sonuç ise şaşırtıcı: Dünyada solak olma oranının %9,3 ile %18,1 arasında olduğu ve ideal oranın %10.6 olduğunu ortaya çıktı.
Dünyada 827 milyon solak var
Bu yeni sonuçlar göz önüne alındığında, dünyada kaç kişi solak? Mart 2020 itibariyle, dünya genel nüfusunun 7,8 milyar civarında olduğu tahmin ediliyor ve bunun %10,6’sı neredeyse 827 milyon kişi sol elini kullanıyor.
Solaklık neden önemli?
Kaç kişinin solak olduğunu doğru bir şekilde anlamak, psikoloji ve ilgili bazı bilimlerde birçok alan için önemli. Örneğin, insanın evrimini anlamada yardımcı olabilir. Solaklık eğilimi gösteren bir çok tür arasından (kediler, köpekler vs.) sadece insanlar çalışmada kabaca %90’a %10 oranını gösteriyor gibi görünüyor. El kullanma becerisi, hem araç yapma ve kullanma kapasitesi hem de dil geliştirme ve anlama kapasitesi ile bağlantılı olduğundan, insanların maymunlardan farklı evrimi olması bağlamında ilginç bir özellik.
Nasıl solak olunur?
Referanslar:
Sebastian Ocklenburg. “The World’s Biggest Study on Left-Handedness”. Şuradan alındı: https://www.psychologytoday.com/us/blog/the-asymmetric-brain/202004/the-world-s-biggest-study-left-handedness (4.04.2020)
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çocuğunuzun anaokuluna başlamadan önce bazı temel görgü ve alışkanlıkları öğrenmesi oldukça önemli. Bu çocuğunuzun zeka gelişimi ve diğerleri ile iletişim kurmasına yetecek kadar özgüven geliştirmesi için gerekli. Bir çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi, fiziksel gelişimi kadar önemlidir. Ebeveynler, çocuklarının sosyal ve duygusal gelişimini etkileyen ve onlara gerekli becerileri öğreten faktörleri bilmek zorundadır.

1- Seni seviyorum
Güne çocuğunuzu sevdiğinizi söyleyerek başlayabilir ya da küçük yanaklarına öpücük kondurarak bunu gösterebilirsiniz, hatta ikisini birden de yapabilirsiniz. Bu kalıp sizin için 2 basit kelimeden oluşabilir ama çocuğunuz için çok şey ifade edecektir. Sizin sevginiz onu rahatlatır.

2- Günün nasıl geçti?
Bir ebeveyn olarak, günlük aktivitelerine ilgi göstermeniz oldukça önemli. Üstelik küçük anekdotlarını duymak her zaman çok zevkli olacaktır.

3- Lütfen
Çocuğunuzun iyi bir terbiyeye sahip olmasını istiyorsanız, bir şey istemeden önce ona ‘lütfen’ demeyi öğretin.

4- Teşekkür ederim & bir şey değil
Çocuğunuzun görgü sahibi olmasını istiyorsanız, ona teşekkür ve rica etmenin önemini öğretmelisiniz. Doğum gününde aldığı bir hediyeyi teşekkür etmeden heyecanla açtığını farz edin ve onu herkesin içinde ‘teşekkür etmen gerekmez mi’ diye uyarmaktan çekinmeyin. Bu onu biraz utandırabilir ama farkındalık da sağlayacaktır.

5- Asla vazgeçme
Büyüdüğü zaman, hepimizin içinde olduğu yarışa katılacak o da, öyleyse ona zorluklarla basa çıkmayı neden şimdiden öğretmiyorsunuz? Onlara hedeflerine ulaşmak söz konusu olduğunda azim ve sabır göstermeleri gerektiğini öğretin. Ayrıca, birlikte bulmaca ve diğer zeka oyunlarını oynayabilirsiniz; bu çocuğunuzun zihnini dinç tutmaya ve ayni zamanda zorlukları göğüslemeyi öğrenmesine yardımcı olacaktır.

6- Sen kazandın
Teşvik edici bir kelime her zaman güveni artırır. Eğer çocuğunuz bir yarışmayı kazanır, hatta başladığı puzzle’ı bitirirse bile ona her zaman ‘sen kazandın!’ demelisiniz. Bu çocuğunuzun başarının tadını almasını sağlayacak ve ileride bir ‘kazanan’ olması için teşvik edecektir.

7- Vardığında mesaj at
Ebeveynler çocuklarının güvenliği ile ilgili her zaman endişelenir, bu gayet normal. Endişelerinizin kalp krizine dönüşmemesi için çocuğunuza bir cep telefonu almak mantıklı bir adım olabilir. Ve elbette gideceği yere vardığında ‘geldim’ diye mesaj atmasını tembihleyerek içinizi daha ferah tutabilirsiniz.

8- Bu senin tercihin
Çocuğunuz büyüdükçe ona kendi kararlarını ve bunların doğuracağı sonuçların sorumluluklarını alması gerektiğini öğretin. Bir şey üzerinde karar vermelerini istediğinizde ‘bu senin tercihin’ diyin ve kendilerine güvenlerini kazanmalarını sağlayın.

9- Arkadaşların nasıl?
Çocuklarınızın etrafında nasıl insanlar olduğunu, arkadaşlarının kimler olduğunu her zaman bilin. Etki altında kalması kolaydır bu yaşlarda, iyi ya da kötü huylar edinmesinde arkadaşlarının payı büyüktür. Evinizde partiler organize edip, çocuğunuzdan arkadaşlarını davet etmesini isteyebilirsiniz örneğin…

10- Yemek israf etme
Çocuklar sevdikleri şeyleri yemek isterler ve bunlar genellikle pek de sağlıklı tercihler olmazlar. Bir ebeveyn olarak yemek israfını kabul etmediğiniz konusunda katı bir tutum sergilemelisiniz. Bunun sebeplerini ve ihtiyaç sahibi insanları anlattığınızda çocuğunuzun empati kurması kolaylaşacaktır.

11- Gerçeği söyle
Çocuğunuza dürüstlüğün kıymetini öğretin. Çocuklar ebeveynlerinden sırlar saklamaya meyilli olur. Ona her zaman doğru söylemenin önemini anlatır ve bunu öncelikle kendiniz uygularsanız, sizinle minik sırlarını paylaşmak için de daha hevesli olur.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünyanın farklı noktalarında aynı anda mpox salgınları yaşanıyor. Buradaki vaka artışlarına virüsün geçtiğimiz Eylül’de tespit edilen “Clade 1b” adlı daha ölümcül bir alt türü yol açıyor.
Sağlık Bakanlığı, 15 Ağustos’ta Türkiye’de 2024’te mpox vakasına rastlanmadığını duyurdu.
Açıklamada Türkiye’de “herhangi kısıtlama veya ek tedbir ihtiyacı” bulunmadığı belirtildi:
“Bakanlığımızca gerekli çalışmalar yürütülmekte, bilim kurulumuz ve sağlık altyapımızla süreç hassasiyetle takip edilmektedir. Güncel bilgiler kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.”
BBC Türkçe‘ye konuşan Gazi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları’ndan Profesör Doktor Esin Şenol, Türkiye’de maymun çiçeğine karşı şu ana kadar “aktif tarama” yapılmadığını ancak münferit “sağlık kurumu ya da personelin çabasıyla şimdiye kadar 10-12 vaka tespit edildiğini” söyledi.
Şenol, maymun çiçeği virüsünün 2022’den bu yana farklı türlerinin etkili olduğunu vurguladı ve ekledi:
“Türkiye’de daha önce görüldüğünden eminiz. Ama bu sayı, 2023’e kadarki türden Türkiye’de görülen vaka sayısı. 2023’ten sonra 2. küresel acil ilanına yol açan tür Avrupa’da ilk defa İsveç’te görüldü. Henüz Türkiye’de görülmedi. Vakaların %70’i Afrika’da, Avrupa ve Amerika %30’unu karşılıyor. Şu an Avrupa’daki toplam vaka sayısı 26 bin, ülkelerdeki vakalar yüzlü sayılarda ama biraz daha artmakta.”
Şenol, virüsün alt türünün daha hızlı bulaştığını ve hastalığın daha şiddetli geçmesine yol açtığını söyledi ve “Ortak eşya kullanımı, tokalaşma, dokunma, öpüşme dışında yakın temaslar bulaşmaya yol açabiliyor. Yüz yüze yakın mesafede uzun süreli konuşma ve nefes nefese değecek bir temasın olması örneğin. Yakın temasta damlacık yoluyla bulaşma olduğu düşünülüyor” dedi.
Şenol, maymun çiçeği salgınının yakından takip edilmesi gerektiğini, ancak şu an için “korkacak bir şey olmadığını” ifade etti ve şunları kaydetti:
“Küresel bir salgın tehdidi demek, eğer biz gerekli önlemleri almazsak süreç kontrolden çıkabilir demek. Yapmamız gerekenler: tüm hekimlerin bildirilmesi, sahanın koordine edilmesi, bir salgın hazırlık stratejisi planının ortaya konulması, aşı ve ilaç tedariğinin sağlanması ve aktif taramanın yapılması.”
‘Hastalığın Türkiye’de olmama şansı düşük’
Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Profesör Doktor Mehmet Ceyhan ise Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasındaki “Rastlanmadı” ifadesine dikkat çekti.
BBC Türkçe‘ye konuşan Ceyhan, “Bunu dediğiniz zaman size böyle bir hasta başvurmadı, vuranlarda da test negatif çıktı demektir. Kimse Türkiye’de vaka yoktur diyemez. Çünkü Afrika’da başlayan, 13 Afrika ülkesine yayılan ve Avrupa, ABD, Asya ve Rusya gibi neredeyse bütün bu coğrafyalara yayılan bir salgın var. Biz o ülkelerden farklı bir önlem almadık, dolayısıyla Türkiye’de vaka varsa da şu an bilmiyoruz. Ama bu kadar yayılmış bir hastalığın Türkiye’de olmama şansı biraz düşük” dedi.
Ceyhan, maymun çiçeğine karşı koronavirüs salgını döneminde olduğu gibi toplu kapanma ya da maske zorunluluğu gibi önlemler gerekmediğini vurguladı:
“Benim gördüğüm, alınmış bir önlem yok. Önlem deyince zaten COVID gibi solunum yoluyla bulaşan büyük pandemilerden farklı bir hastalık bu. Maske kullanımı ya da iş yerlerinin vs. kapatılmasına gerek yok. Çünkü bu, temasla bulaşan bir hastalık. Erken dönemde tanı koyup, hastanın toplumla temasını kesmek yeterli.”
Ceyhan, maymun çiçeği virüsü için aşı dışında etkin bir koruma olmadığını, bunun için Türkiye’deki risk gruplarının belirlenip aşılanması gerektiğini belirtti ve şunları söyledi:
“Risk grupları özellikle Demokratik Kongo ve etrafındaki Somali, Nijerya, Gine gibi ülkelerden gelen insanlar. En büyük riski onlar taşıyor. Bu insanlar İstanbul’u Batı ülkelerine giden uçuşlar için çok sık kullanıyor. Afrika’dan Türkiye’ye gelen öğrenciler var.
“Diğer taraftan da Türk vatandaşları için düşünürseniz, hemen hemen tüm Afrika ülkelerine THY’nin günlük uçuşları var. İş insanları sıkça gidip geliyor. Birçok yaygın derneğin kıtada faaliyetleri var. Belli ülkelerde Türk askerleri var. Bu grupların hepsini riskli kabul edip, ona göre önlem almak lazım.”
Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Profesör Doktor Mehmet Ceyhan, maymun çiçeğinin solunum yoluyla yayılan virüslere kıyasla daha yavaş yayıldığını ve can kaybının da daha az olduğunu söyledi.
Ceyhan, “Şu an içinde bulunduğumuz pandemide ölüm oranı yüzde 4. 2022’de daha az tehlikeli bir tipini görmüştük, orada yüzde 1’di” diye konuştu.
İlgili haberler
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik’in Pazaryeri ilçesine bağlı Kınık köyünde yaşayan Hasan Ermiş, 2,5 dekar alana 500 kök goji berry fidanı dikti. Deneme üretimi sonucunda ilk meyveleri hasat eden Ermiş, içinde A vitamini, C vitamini, sodyum, kalsiyum, demir gibi türlü vitamin ve mineraller barındırdığını söyledi. Kendisinin sınıf öğretmeni olduğunu ve fideleri bahçesine diktiğini anlatan Ermiş sözlerine şöyle devam etti:
“Öncelikle ben çiftçi değilim. Bunu belirtmek isterim. Mutlaka söylediğim şeylerde daha iyi bilenler çıkacaktır. Bu işi yeni öğreniyorum. Öğrendikçe geliştirmeye çalışıyorum. Goji berry ve aronya bahçelerim var. Hobi amaçlı küçük bir bahçe kurmak istedim ancak daha sonrasında gerek iklim şartları gerekse toprak analizleri sonucunda ziraat mühendisleriyle yaptığım görüşmeler neticesinde bu ürünleri yetiştirebileceğimi bunun uygun olduğunu öğrendim. Özellikle eksi 35 derecelere kadar dayanabileceğini biliyorsunuz ki bizim kışın iklimimiz sert geçiyor. Bölgemizde kıra gibi sorunumuz var. 2 buçuk arazide 500 kök var. Yani dönüm başına 200 ağaç düşüyor diye bilirim. Ben yaptırdığım analizler sonucunda 500 kökün uygun olduğu söylendi ve buna göre devam ettim. 500 kök ağacım şuan bir yaşında olarak aldım. İlk aldığım 10 ila 25 santimetre arasında farklı boylarda tek bir dal halindeydi. Kendi halinde ayakta durabiliyor. Ancak çalı formunda olduğu için uygun bir şekilde terbiye edilmesi adına yanına bir kazıkla veya fasulye tellerinde olduğu gibi tellere alınarak ta yapılabiliyor. Bu şekilde hem verimi artıyor hem de bakımı daha kolay hale geliyor. Mevsimin uygun gitmesi halinde Nisan sonunda başlayıp Kasım ayına kadar devam eden hasat sürecinde 8 ila 10 defaya kadar hasat elde edilebiliyor. Bu sayede ağaç başına da 8 ila 15 kilo arasında meyve verimi mevcut. Yaklaşık 500 ağacım var. Ortalama 8 kilo gibi bir hedefim var 2inci yıl itibariyle. Buda yaklaşık olarak 4 ton gibi bir ürün elde ediyor. Yaş olarak 4 ton hedefim var bunları kurutmayı planlıyorum. Kurutmada da 3’te 1 oranında bir kayıp söz konusu oluyor. Yani yaklaşık olarak kuru halinde 1 ila 1,5 ton ürün elde etmeyi hedefliyorum.” – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, bölgeye 18 Ağustos 2024 Pazar saat 12: 00 ile 20 Ağustos 2024 Salı tarihleri arasında sıcaklıkların yükseleceğini vatandaşların bu konudan dikkatli olması konusunda uyardı.
Güneş etkisinden dolayı güneş çarpmalarına karşı dikkatli olunması gerektiğini dile getirilen açıklamada mevsim normallerine yakın seyreden hava sıcaklıklarının Pazartesi gününden itibaren artacağı tahmin ediliyor. Önümüzdeki yen hafta boyunca hava sıcaklıklarının bölgede mevsim normallerinin 3 ile 5 derece üzerinde olması bekleniyor dendi. – KIRKLARELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, önceki gün Hizan’a bağlı Gökay köyünün Seksen Pınar mezrasının yaylasında meydana geldi. 14 yaşındaki bir çocuk köpeğin ısırması sonucu yaralandı. Olayın sağlık ekiplerine haber verilmesi üzerine bölgeye UMKE ve acil sağlık ekibi yönlendirildi. Zorlu arazi şartlarına rağmen UMKE ekibi, 4×4 UMKE Medikal Kurtarma Aracı ile bölgeye ulaşarak çocuğa ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından hasta, acil sağlık ekibine teslim edilerek tedavisinin yapılması için Hizan Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Hizan Devlet Hastanesi’nden alınan bilgiye göre hastanın yara yerinin pansuman edildiği, kuduz ile tetanos aşılarını yapıldığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. – BİTLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘FAYIN HAREKETLİLİĞİ ARTMIŞ OLABİLİR’
İskenderun Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semir Över, ‘Ölü Deniz Fayı’nın halen 7 ve üzerinde deprem üretme potansiyeline dikkat çekti. Hatay ve çevresinde de hissedilen depremin Suriye’nin Hamah kentinde gerçekleştiğini ve bu depremin ‘Ölü Deniz Fayı’ üzerinde meydana geldiğine işaret eden Prof. Dr. Semir Över, “Suriye’nin Hamah kentinin Hatay’a yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunmasından dolayı deprem hissedildiği için bölgede yaşayanlar tarafından oldukça sert bir şekilde algılandı. Aynı uzaklıkta Gaziantepliler ve Kilisliler de hissetmişlerdir. Korkmaları gayet doğaldır. Ölü Deniz Fayı, levha sınır faylarından biridir ve bu tür faylar 7 ve üzeri büyüklükte depremler üretme potansiyeline sahiptir. Deprem öncesinde ve sonrasında meydana gelen 4 ve daha düşük büyüklükteki sarsıntılar, fayın hareketliliğinin artmış olabileceğini gösteriyor. Ancak, bu fayın potansiyel tehlikesi devam etmektedir” dedi.
‘BÜYÜK DEPREM OLASILIĞI DEVAM EDİYOR’
Akabe Körfezi’nden Amik Ovası’na kadar uzanan ‘Ölü Deniz Fayı’nın Amik Ovası’nda uzun yıllardır yıkıcı bir deprem üretmediğinin altını çizen Prof. Dr. Över, “Bu da enerjinin biriktiğini ve büyük bir depremin olasılığının devam ettiğini gösterir. 5.2 büyüklüğündeki bu sarsıntı, fayın enerjisinin küçük bir kısmını boşaltmış olabilir. Ancak fayın büyük bir deprem üretme potansiyeli devam etmektedir. Hatay ve çevresinde birçok fay hattı var. Levha sınır fayları büyük deprem potansiyeline sahipken, küçük faylar 5 veya 6 büyüklüğündeki depremleri üretebilirler. Hatay’da yaşanan 7.7 büyüklüğündeki deprem, bu fayların kırıldığını gösteriyor. Eğer böyle bir deprem olursa ve güçlendirilmemiş orta hasarlı bina varsa ki henüz güçlendirilmemiş pek çok bina var. Onlardan uzak durmamız gerekiyor. Eğer güçlendirilmiş ise çok fazla korkulacak olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.
Ufuk AKTUĞ/HATAY,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İstanbul Esenyurt’ta çok sayıda adreste torbacı olarak bilinen uyuşturucu satıcılarına ve aranan şahıslara yönelik çalışma yapıldı. Yapılan operasyonlarda çok sayıda silah ve narkotik madde ele geçirildi 21 yıl 4 ay ve 8 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 2 kişi de yakalandı.
Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince uyuşturucu ticareti yapan ve aranan şahıslara yönelik çalışma yapıldı. Çalışmalar kapsamında geçtiğimiz Salı günü Fatih Mahallesi’nde ihbar üzerine polis ekipleri şüpheli Osman Burak P. ye üst araması yaptı. Yapılan aramada şahsın üzerinde uyuşturucu madde, şahsi telefon ve bir miktar para bulundu. Şahıs, ekiplere uyuşturucu maddeleri sakladığı yeri gösterirken polis ekipleri tarafından 319.4 gram kubar maddesi, bir adet telefon, 1030 TL nakit para ve çok sayıda şeffaf kilitli poşet tespit edildi. Osman Burak P.’ye Uyuşturucu Madde Ticareti suçundan işlem yapılırken yapılan Genel Bilgi Taraması sonucunda şahsın Dolandırıcılık suçundan da aranması olduğu tespit edildi. Şahıs, işlemlerinin yapılması için polis merkezine götürüldü. Aynı gün Necip Fazıl Kısakürek Mahallesi’nde yapılan çalışmada ihbar üzerine adrese sevk edilen polis ekiplerince şüpheli Çağlar Y. ve Gülistan S. isimli şahıs yakalanırken binanın bodrum katında satışa hazır halde paketlenmiş 38 fiş ile toplam 156 gram uyuşturucu madde ve bir adet telefon tespit edildi. Çağlar Y. ve Gülistan S. isimli şahıslara Uyuşturucu Madde Ticareti yapma şuçlarından işlem yapılırken iki şahıs ekiplerce polis merkezine götürüldü.
8 Yıl 4 Ay Hapis Cezası ile aranan şahıs yakalandı
Yapılan çalışmalar kapsamında geçtiğimiz Çarşamba günü ise Zafer Mahallesi’nde evde uyuşturucu madde satışı yapıldığı ihbarı üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi. Adreste Berkay T. ve Doğa Yıldız M. yapılan incelemelerin ardından Uyuşturucu Madde Ticareti suçundan, Mehmet Sait Ç. ise Uyuşturucu Madde Kullanımı suçundan işlem gördü. Evde yapılan arama çalışmalarında ise bir adet şeffaf kilitli poşette 13.6 gram Metanfetamin, hassas terazi, bir adet ruhsatsız tabanca, 4 adet fişek, 6 adet cep telefonu, 2 adet bilgisayar, 1 adet tablet ve birçok flaş bellek bulundu. Ekiplerin incelemelerinde Berkay T.’nin Uyuşturucu/ Uyarıcı Madde Ticareti ve Hırsızlık suçlarından 8 Yıl 4 Ay Hapis Cezası ile arandığı tespit edilirken şahıslar işlemleri yapılması üzerine polis merkezine götürüldü.
Çok sayıda narkotik madde ve silah ele geçirildi
12 – 15 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen diğer çalışmalarda ise birçok şüpheli şahıs ve adrese yapılan aramalarda 1 Adet Pompalı Tüfek, 9 adet ruhsatsız tabanca, çok sayıda fişek ve narkotik madde bulundu. Yapılan GBT kontrollerinde ise A.C.S. isimli şüphelinin Uyuşturucu Uyarıcı Madde Ticareti Yapmak suçundan 21 yıl 4 ay B.K. isimli şahsın Silah Ticareti yapmak suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası ile arandığı tespit edildi. Şahıslar gerekli işlemler için polis merkezine götürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli Valisi Birol Ekici’yi ziyaret eden Söyler, valilik anı defterini imzaladı.
İl Sağlık Müdürü Çiğdem Cerit ile Eğitim ve Araştırma Hastanesini ziyaret eden Söyler, sağlık çalışmaları hakkında Başhekim Dr. Öğretim Üyesi Zeliha Türkyılmaz’da bilgi aldı.
Kırklareli 250 yataklı ek bina yapım inşaatı sürecini değerlendiren Söyler, inşaatın yapılacağı alanı gezdi.
Ek bina planlarını inceleyen Söyler, inşaat sahasının mobilizasyonu, deplase işlemleri, altyapı bağlantıları, kapalı otopark giriş ve çıkışları ile ilgili değerlendirme de bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

