
Edirnekapı Şehitlikte Mehmet Akif Ersoy’un kabri başında düzenlenen törene, Vali Gül’ün yanı sıra İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Metin Tokel, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topcu, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tuğamiral Serkan Tezel, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi 1. Başkanvekili Nuri Aslan, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, Eyüpsultan Kaymakamı Arslan Yurt ve Eyüsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen katıldı.

Törende istiklal marşının okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu. İstanbul Müftü Yardımcısı Ahmet Aktürkoğlu dua etti.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şarkıcı, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun. Annemiz Sıdıka Kekilli, hakkın rahmetine kavuşmuştur. ‘Allah, rahmet eylesin’ diyenin akıbeti hayır olsun” ifadelerini kullandı.

Sıdıka Kekilli’nin cenazesinin bugün öğle namazını müteakip Adana Kabasakal Mezarlığı’nda defnedileceği öğrenildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gün boyunca çocuklarıyla birlikte kayak yapıp o anlarını da telefonuyla kayda alan Şıkel, üzücü bir durum yaşadı.
Çağla Şıkel’in oğlu Kuzey, pistte düştü. El bileği kırılan Kuzey’in kolu alçıya alındı.
“GÖZÜMÜN ÖNÜNDE DÜŞTÜ”
Oğlunun gözünün önünde düştüğünü söyleyen Çağla Şıkel; “Kahveyi içtim, piste indim. Karşılamaya, gözümün önünde düştü yavrum. Hastane, röntgen – tomografi derken bileğimizde kırık var. Hep tekrarladım Rabbim beterinden korusun” ifadelerini kullandı.
“SAĞ SALİM DÖNECEĞİZ İNŞALLAH”
Ardından bir paylaşımda daha bulunan ve tatilin devam ettiğini belirten Çağla Şıkel; “Geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederiz. Uzay, son hızla kaymaya devam ediyor. Sağ salim döneceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü şair Attilâ İlhan’ın ifadesiyle; “Ayrılıklar da sevdaya dair” olsa da her ayrılık, her boşanma, istisnalar dışında çiftleri derin üzüntüye boğar.
Kimi; belli eder, kimi içine gömer.
Nasıl davranırsa davransın, boşanan her çift, yeni yaşamına anıların izleriyle başlamak zorunda kalır.
Bazısının yeni hayatına geçişi kolay, bazısının ise zor olur.
Hele ki çiftin çocukları varsa ayrılık, bambaşka bir şekle bürünür.
2024’te de birçok ünlü eşinden ayrılarak yeni hayatına başlangıç yaptı. Kiminin boşanması çekişmeli, kiminin ise güle – oynaya gerçekleşti.
BURAK SERGEN (24 OCAK)
Burak Sergen, 2021’de evlendiği Nihan Ünsal ile evliliğini 24 Ocak’ta sonlandırdı. Ünlü oyuncu, eşinin kendisine ihanet ettiğini iddia etmişti.
CEM HAKKO (1 ŞUBAT)
2017’de dünyaevine giren Cem Hakko ile Ronit Gülcan, 1 Şubat’ta anlaşmalı olarak boşandı.
BUSE TERİM (26 MART)
Fatih Terim’in küçük kızı Buse Terim ile Volkan Bahçekapılı, 10 yıllık evliliklerini noktalama kararı aldı. Boşanma, 26 Mart’ta gerçekleşti. Çiftin kızları, Nil; 2016’da, Naz ise 2018’de dünyaya gelmişti.
NECİP NAŞİT ÖZCAN (23 MART)
Necip Naşit Özcan, evliliğini 23 Mart’ta bitirdi.
Özcan, boşanma haberini; “Evlendiğimizde gülüyorduk, ayrılırken de gülüyoruz” şeklinde dile getirdi.
MESUT AKUSTA (21 MART)
2016’da nikâh masasına oturan oyuncu Mesut Akusta ile Şafak Özbir 21 Mart’ta evliliklerini noktaladı. Çiftin, Berfin Cano adında bir kız çocukları bulunuyor.
GÖRKEM SEVİNDİK (10 MAYIS)
Görkem Sevindik ile 4 yıl önce nikâh masasına oturduğu milli basketbolcu Kübra Siyahdemir, 10 Mayıs’ta boşandı. Çiftin, Marsel adında bir erkek çocuğu bulunuyor.
ÜMİT ERDİM (17 MAYIS)
Ümit Erdim ile eşi Seda Çınar, 17 Mayıs’ta evliliklerini noktaladı. Çiftin, Ses ve Eda adını verdikleri iki kız çocukları bulunuyor.
ECE VAHAPOĞLU (6 HAZİRAN)
Ece Vahapoğlu, 2018’de evlendiği Cihan Alpay ile 6 Haziran’da boşandı. Çiftin, Efe adında bir çocukları bulunuyor.
RÜŞTÜ ONUR ATİLLA (22 HAZİRAN)
Rüştü Onur Atilla, 2014’te evlendiği Sinem Ayyıldız ile 22 Haziran’da boşandı. Çiftin; Kemal ve Uygar adında iki oğlu var.
CEMAL HÜNAL (7 EKİM)
Cemal Hünal, 13 yıllık eşi Lale Cangal ile 7 Ekim’de 10 dakika süren duruşmada anlaşmalı olarak boşandı. Çiftin; Atilla adında bir oğlu bulunuyor.
BENGÜ (31 EKİM)
2018’de hayatlarını birleştiren, Zeynep ve Selim adında iki çocuğu bulunan Bengü ile iş insanı Selim Selimoğlu, 31 Ekim’de anlaşmalı olarak boşandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dizide ‘Metehan’ karakterine hayat veren oyuncu Rahimcan Kapkap, rol arkadaşlarına, “En sevdiğin ‘Kızılcık Şerbeti’ repliği nedir?” sorusunu yöneltti.
Karşılığında 3 saniye içerisinde eğlenceli cevaplar alan Rahimcan Kapkap, cep telefonuyla kayda aldığı videoyu da sosyal medya üzerinden takipçileriyle paylaştı.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Wanda Nara – Mauro Icardi
Mauro Icardi’nin İtalya’nın Inter Milan takımında oynarken Wanda Nara’nın kendisini takım arkadaşı Keita Balde ile aldattığı, ünlü futbolcunun bunu belgeleyen fotoğraf ve videolara sahip olduğu iddia edilmişti.

Bu sezon, Mauro Icardi; Galatasaray’da, Keita Balde ise Sivasspor’da futbol oynuyor.
REKLAM
Söz konusu iddianın gerçek olduğu Keita Balde’nin eski eşi Simona Guatieri’nin açıklamalarıyla ortaya çıktı. Guatieri, Wanda Nara hakkında; “Kocamla yatan, sonra da bana fotoğrafları gönderen kadın” dedi.

Simona Guatieri
Evliliğinin, bu ihanet nedeniyle bittiği söyleyen Simona Guatieri, Keita Balde ile Wanda Nara’nın kendisini Dubai’de aldattığını açıkladı. Guatieri, aldatıldığını Mauro Icardi’nin kendisine; “Eşlerimiz, bizi aldatıyor” şeklindeki açtığı telefonla öğrendiğini dile getirirken, Icardi’de bulunan aldatmanın video ve fotoğraflarını mahkemeye sunduğunu söyledi.

Wanda Nara
Aynı fotoğraf ve videoları, Mauro Icardi’nin de Wanda Nara ile olan boşanma davasında mahkemeye sunacağı öğrenildi.
Takım arkadaşıyla aldatıldı iddiası Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de bir evin bahçesinde yaklaşık 10 bin yıl öncesine ait bir mastodon çenesinin fosili keşfedildi.
ABD’nin New York kentinde yaşayan bir kişi evinin bahçesinde toprak arasından çıkan dişleri fark etmesi üzerine yetkililere haber verdi. Uzmanlar fosilin yaklaşık 10 bin yıl öncesine ait bir mastodon çenesi olduğunu ifade etti. New York eyalet Müzesi tarafından yapılan açıklamada, mastodonun yaşını, beslenme şeklini ve yaşam alanını belirlemek incelemeler yapılacağı ifade edildi.
Mastodonlar, günümüzden 5,3 milyon ila 10 bin yıl önce arasında yaşamış, modern fillerin ortak atalarına dair önemli evrimsel izler taşıyan canlılardır. Mastodonlar, mamutlardan ve fillerden belirgin şekilde farklıdır. Mastodonlar, mamutlardan daha düz ve uzun dişlere sahip ve yanak dişleri koni benzeri sivri uçluydu. Ayrıca, mastodonların dişleri mamutlarınkinden farklı olarak daha az kavisliydi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İbrahim Çeçen Vakfı, 6 Şubat depremlerinin ardından hayata geçirdiği proje ve çalışmalarla bölgeye desteğini sürdürmeye devam ediyor.
Vakfın desteğiyle, EkoDoku Sürdürülebilir Yaşam Kooperatifi, Hacı Bayram Veli Üniversitesi ile Hatay Sosyal ve Kültürel Kalkınma Derneğinin yürüttüğü Barış İpeğinin Keten ve Kendirle Yolculuğu projesi, deprem bölgesindeki kadınlar ve gençler için sürdürülebilir istihdam imkanları sağlamayı hedefliyor.
Bu kapsamda Bilkent Otel ve Konferans Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, EkoDoku’nun HarmoniUnity 2025 Yaz Koleksiyonu tanıtıldı. Organizasyonda, depremzede kadınların ürettiği yenilikçi ürünler, ıhlamur baskı, dokuma atölyesi ve sepet örücülüğü atölyelerinde sergilendi.
“Bölgedeki kadın istihdamına katkı sağlamayı amaçladık”
Etkinlikte AA’ya açıklamalarda bulunan İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Günseli Çeçen, depremzedelerin toplumsal hayata adapte olmaları için plan yaptıkları dönemde EkoDoku Sürdürülebilir Yaşam Kooperatifi’yle karşılaştıklarını, bölgedeki kadın istihdamına katkı sağlamak amacıyla bu projede bir araya geldiklerini belirtti.
Çeçen, “Bu projeyle, hem kültürel mirasımıza sahip çıkmak, hem kadınlarımıza istihdam sağlamak, hem de geleneksel el sanatlarımızı yüceltmek adına Eko Doku’ya desteğimizi sunduk. Böylelikle, bir işbirliği başladı. Çok da güzel bir proje oldu.” dedi.
Projede, EkoDoku Sürdürülebilir Yaşam Kooperatifi’ne yer tahsis ettiklerini ve dokuma alanları kurmasına yardımcı olduklarını aktaran Çeçen, depremzedeler için bölgede “Meslek Edindirme Merkezleri” açtıklarını, Eko Doku ile bu merkezlerde tanıştıklarına değindi.
14 kadının Meslek Edindirme Merkezlerinde eğitim aldığını vurgulayan Çeçen, vakıf olarak bu projeyi ilerletmek, daha fazla kadına ulaşmak ve bu geleneğin geleceğe aktarılması için katkılarını sürdürmek istediklerini vurguladı.
Dokuma alanına duyarlı yaklaşan herkesten, gönüllü olarak projeye destek vermesi için çağrıda bulunan Çeçen, “Kültürel mirasa katkıda bulunmak, geleneksel el sanatlarımızı yüceltmek, aslında toplumun en çok üstünde durması gereken konulardan bir tanesi. Özellikle doğal afetlerden sonra kültürel mirasını kaybetme tehlikesiyle karşılaşan toplumlar için ciddi anlamda çalışmalar yapılması gerektiğini ve insanları iyileştirmenin en önemli yollarından birinin, bu olduğuna inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Çeçen, İskenderun’daki kurdukları meslek edindirme merkezinde, ipek dokumacılığının yanı sıra geleneksel el sanatlarına da odaklandıklarına değinerek, “Geleneksel Hatay sabunu yapımı, sepet örme kursları gibi alanlarda ekonomiye katkıda bulunacak, kadınları bu ekosistemin içerisine dahil edecek farklı projeler yaptık ve yapmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
“Umut dolu bir hikaye”
Deprem öncesinde de Hatay ve Ankara’da faaliyet gösterdiklerini kaydeden EkoDoku Sürdürülebilir Yaşam Kooperatifi Başkanı Esra Üzel Yüncüler ise 2021’de kooperatifleşmelerinin ardından yaşanan deprem nedeniyle Hatay’da ipekçilik alanında faaliyet gösteren atölyelerinin yıkıldığını, aralarında deneyimli eğitmenlerin de yer aldığı önemli kayıplar yaşadıklarını anlattı.
Tüm yaşananlara rağmen mücadeleyi bırakmadıklarını vurgulayan Yüncüler, şunları kaydetti:
“Depremin ardından Ankara’da dikiş ve tasarım atölyemizi oluşturmaya devam ettik. Hatay’da tekrar ayağa kalkmak için dokumacılık konusunda atölyemizi oluşturmaya çabaladık. Uzun ve yorucu olmasına rağmen umut dolu bir hikaye gerçekleşti. Uluslararası örgütlerden, yerel insanlardan, kooperatif ortaklarımızdan, IC Holding gibi bu işe gönül veren sektördeki aktörlerden destek aldık. Bu sadece parasal bir destek diye algılanıyor ama aynı zamanda ‘gönül desteği’ diyelim. İşbirliğimizi güçlendirdik. Burada da bu işbirliğinin, bu yoldaki son halini görüyorsunuz.”
Bu proje kapsamında, Ankara ve Hatay’da dokuma atölyesi kurulduğunu ve 12 depremzede kadının mesleki eğitim alanında İskenderun’da dokumacılık eğitimi aldığını kaydeden Yüncüler, eğitimlerin devam edeceğini, İskenderun’da ağırlıklı olarak ipekçilik alanında faaliyet gösterdiklerini ifade etti.
Eğitimlerin içeriğinden bahseden Yüncüler, “Çok farklı alanlar da var. Bazıları bambu ve ipek üzerine eğitim alıyor. Aslında dokuma, bir tasarım yolculuğu. İpek böcekçiliği ya da keten kenevir gibi bitkisel liflerde tarım, bir başlangıç alanı. Bu tedarik süreçlerinin hepsine dokunmaya çalışıyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Projede tasarımcı olarak yer alan modacı Fırat Neziroğlu ise eski tekniklerle üretilen kumaşların, bugünün moda anlayışıyla birleşmesini sağlamayı amaçladığını kaydetti.
Neziroğlu, “Eskiden sadece iki mevsim giyinirdik. Yani, ya kış, ya yaz. Çünkü zaten Anadolu hep yokluk çekmiş, savaş görmüş. İnsanlar hep zorlukla yaşamış. Artık bu dört mevsimden, hatta ara mevsimlerden de söz ediyoruz. Bu modadan bağımsız, bizim yaşantımızla alakalı. Dolayısıyla buna cevap verebilecek kumaşları farklı şekilde kullanılabilmek, önemli.” şeklinde görüş belirtti.
Depremzedeler süreçten memnun
Projeye Adıyaman’dan katılan depremzede kumaş üreticilerinden Rukiye Tüzsüz, felaketin ardından psikolojik yönden yaşadıkları zorlukları bu projeye katılarak atlattığını, bambudan örerek işledikleri ürünleri sergilemekten keyif aldığının altını çizdi.
Konteyner kentte ikamet ederken komşusundan duyarak projeye katılan Raziye Avcı da kurslar sayesinde sepet örme ve ipek dokuma alanlarında eğitim aldığını, ürünleri sergiledikleri için çok mutlu olduğuna değindi.
Halk eğitimin açtığı kurslara katılan Sıdıka Öztaş ise proje sayesinde ipek dokuma ürünlerinden maddi kazanç elde ettiklerine işaret ederek, “Depremden sonra o kadar iyi geldi ki bu eğitimler… Deyim yerindeyse, ilaç gibi geldi bize. Çok memnunuz.” diye konuştu.
Etkinlik, “Anadolu’nun Dokuma Hazineleri: Gelenekten Mirasa Yerel Dokumalar”, “Anadolu Geleneksel Bez Dokumacılığından Örnekler ve Günümüzdeki Durumu”, “Geçmişin izi, Geleceğin Modası: Anadolu’nun Yerel Dokumalarından Modern Giysi Tasarımları”, “İplikten Kumaşa Tasarım Yolculuğu: EkoDoku Barış İpeğinin Keten ve Kendirle Yolculuk Kumaşlarının Hikayesi” başlıklı oturumlarla tamamlandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Güzel Sanatlar Galerisi’ndeki serginin açılış kurdelesini kesen Filistin’in Ankara Büyükelçisi Dr. Faed Mustafa ve Eskişehir Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik, beraberindekilerle eserleri inceledi.
Büyükelçi Mustafa, gazetecilere, serginin Eskişehir ile Gazze halklarını buluşturan bağın göstergesi olduğunu söyledi.
Serginin, Türk halkının Filistin meselesine gösterdiği önemin de bir göstergesi olduğunu ifade eden Mustafa, “Bu sergi, Filistin halkının yaşadığı acıları, zorlukları ve zulmü yansıtmaktadır. Cesur Türk halkının her zaman Filistin halkının yanında durması, aramızdaki kardeşliği ve bağı pekiştirmektedir.” dedi.
Mustafa, bu sergiyle tarihe not düşüldüğünü dile getirdi.
Türklerin cesur ve ilkelerine bağlı bir millet olduğuna, her zaman mazlumun yanında durduğuna dikkati çeken Mustafa, “Bugüne kadar Filistin’e yardım etmeleri bunun bir göstergesidir. Türk halkının Filistin halkına karşı hissettiği kardeşlik bağı sadece bugünün değil, 400 sene öncesine varan ‘tek devlet tek millet’ çatısı altında Osmanlı İmparatorluğu’nun çatısı altında yaşadığımız kardeş gönüllerin bugüne varmış olan bağıdır. Türk halkıyla Filistin halkı arasındaki ortak tarih, bugünkü yaşanan ortak kederler, ortak gelecek planlarını birbirine bağlamaktadır. Bu kardeşlik bağı sonsuza kadar sürecektir.” diye konuştu.
Büyükelçi Dr. Faed Mustafa’nın konuşmacı olarak katıldığı panelle devam eden programa, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Erhan Demir ile çok sayıda kişi katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KANAL D’de izleyici ile buluşmaya hazırlanan ‘Eşref Rüya’ dizisi ocak ayı sonunda sete çıkacak. Yapımını Tims&B’in, yapımcılığını Timur Savcı ve Burak Sağyaşar’ın üstlendiği projenin yönetmen koltuğunda Uluç Bayraktar oturuyor. Ethem Özışık’ın kaleme aldığı dizi, yeni yılda izleyiciyle buluşacak. Dizi için sektörün en çok konuşulan oyuncularından Çağatay Ulusoy ile büyük bir anlaşmaya imza atılmıştı. Yapımda Ulusoy ile başarılı oyuncu Demet Özdemir’in partner olacakları dün kesinleşti ve sosyal medyada büyük bir ilgiyle karşılandı.
EŞREF RÜYA: BİR AŞK, BİR CEZA
Çağatay Ulusoy dizide gözü kara, gücü, parası ve her şeyi olan ama ismini bilmediği bir aşkın esiri Eşref’i canlandırırken, Özdemir ise Rüya’dan sonra Eşref’in kalbini attıran genç müzisyen Nisan rolü ile izleyiciyle buluşacak.
Eşref, çocuk yaşta yetim kalmanın verdiği yalnızlıkla suç dünyasına itilmiş ve yıllar içinde suç dünyasında hüküm süren bir kimliğe bürünmüş. Onun için yetimler, kaybettiği ailesinin yerine koyduğu kardeşleri… Ancak bu aile, suç dünyasının ortasında var oluyor.
Bir yanda yeraltı örgütlerinin başında olmak gibi ağır bir sorumluluk taşıyan Eşref’in diğer yanda hep istediği huzur arayışı bitmiyor. Karşısına beklenmedik bir anda çıkan Nisan ise onu tahmin edilemeyecek bir rüzgarın içine sürükleyecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversitenin Recep Tayyip Erdoğan Kongre ve Kültür Merkezi Fuaye Alanı’ndaki törende konuşan Rektör Prof. Dr. Ekrem Savaş, öğrencileri Filistin konusundaki duyarlılığından dolayı tebrik etti.
Filistin’de bir yılı aşkın süredir orantısız güç kullanıldığını vurgulayan Savaş, şunları kaydetti:
“Ne yazık ki bu katliama sadece İsrail değil, ona destek veren Batılı ülkeler de ortak oluyor. Gazze’de çocuklar, dünyaya gelir gelmez bombalarla tanışıyor. Özellikle bir nesli yok etmek için çocukları hedef alıyorlar. Eğer diğer Müslüman ülkeler de Türkiye kadar cesur duruş gösterebilseydi, bu savaşın seyri farklı olabilirdi. Sevgili öğrenciler, çizdiğiniz her resim, dokunduğunuz her fırça, umuyorum ki bu zulmün durdurulmasına bir vesile olur ve insanlığın yüz karası olan bu durumu oluşturanların yüreklerinde bir kıvılcım oluşturur. Sergide emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.”
Serginin küratörü Dr. Öğr. Üyesi Salimeh Amanjani ise 38 eserle Filistin’de yaşanan zulme dikkati çekmeyi amaçladıklarını söyledi.
Çalışmalarda “mumla-batik” gibi zorlu teknik kullanıldığını ifade eden Amanjani, “Öğrencilerimiz bu teknikle Filistin’deki zorlu zamanları anlatmaya çalıştılar.” diye konuştu.
Sergi, 24 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mustafa Kemal İlkokulunda Yerli Malı Haftası kutlama etkinlikleri çerçevesinde “Yerli Malı Müzesi” oluşturuldu.
Müzede, ilçede geçmişte kullanılan eski eşyalar ve yöresel ürünler, ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
Okul Müdürü Eren Köylü, müzenin açılış töreninde yaptığı konuşmada, Yerli Malı Haftası’nı farklı bir etkinlikle kutlamak istediklerini, bu nedenle müze oluşturduklarını söyledi.
“Bir başkadır benim Dodurga’m” sloganıyla oluşturdukları müzede ilçeye has birçok eşyanın sergilendiğini belirten Köylü, “İlçemizde eskiden kullanılan eşyaları ve yöresel ürünlerimizi Yerli Malı Müzesi adı altında sergiledik. İçerisinde 100 yılı aşkın süredir özenle saklanan gelinlik, saat, el işlemeleri gibi eşyaların bulunduğu müze ile amacımız öğrencilerimize yerli malının önemini anlatmak ve onları bu bilinçle yetiştirmek.” dedi.
Açılış töreninin ardından öğrenciler ve davetliler müzeyi gezdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hiranur Camisi’nde 18 yarışmacının katıldığı programda, lise kategorisinde Kütahya Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Niyazi Emir Ali Haylaz il birincisi oldu.
Ortaokul kategorisinde yine aynı okuldan Ahmet Selim Kaymak, il birinciliğini elde etti.
Haylaz ve Kaymak, bölge yarışmasında Kütahya’yı temsil edecek.
Programa, Tavşanlı Kaymakamı Hayrettin Baskın, İlçe Milli Eğitim Müdürü Raşit Küçükkağnıcı, İlçe Müftüsü Mevlüt Hakan Asan ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırklareli Üniversitesi Turizm Fakültesince 3. Merkezi Derslik konferans salonunda gerçekleştirilen etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Etkinlikte, Kırklareli Belediyesi ritim grubu gösteri sundu.
Daha sonra hayali Fatih Umutlu, gölge oyunları hakkında bilgi vererek, Karagöz ve Hacivat oyununu sergiledi. Kırklareli Gençlik Merkezi Sanat Eğitmeni Reyhan Küçük de ebru sanatının tanıtarak gösterimini gerçekleştirdi.
Turizm Fakültesi Rekreasyon Yönetimi Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Damla Erdem, konuşmasında, somut olmayan kültürel miras varlıklarının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini belirtti.
Öğrencilere somut olmayan kültürel miras varlıkları hakkında derslerde teorik bilgiler verildiğini ifade eden Erdem, “Kültürel Mirasın İzinde Geçmişten Geleceğe” etkinliğinde de uygulamalı gösteriminin yapıldığını söyledi.
Etkinliğe katılan herkese teşekkür eden Erdem, “Burada asıl amaç somut olmayan kültürel miras unsurlarını öğrencilerimize derslerde teorik alt yapısını oluşturarak anlatıyoruz fakat biraz da pratikte eğlenerek öğrenmelerini istedik. Bu nedenle etkinliği tasarladık ve keyif alınan bir etkinlik oldu.” dedi.
Etkinlik sonunda Halk Dansları Eğitmeni Aydın Elbasan koordinatörlüğündeki Kırklareli Belediyesi Halk Dansları Topluluğu gösteri sundu.
Etkinliğe Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Cevdet Altunel, Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Nilüfer Vatansever Toylan ve Öğretim Üyesi Mustafa Kesici ile öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birliğin kurucu başkanı Cavit Kocaçay, yaptığı açıklamada, Kütahya’da faaliyet gösteren gazeteciler olarak kentin basın sektörüne katkıda bulunmayı amaçladıklarını söyledi.
Gazetecilik mesleğinin gelişimine destek sağlamak, vatandaş ve gazeteci arasındaki diyaloğu geliştirmek, yerel basını daha güçlü hale gelmesini sağlamayı hedeflediklerini belirten Kocaçay, şöyle konuştu:
“Kütahya Gazeteciler Birliği, sadece gazetecilerin değil, aynı zamanda toplumun da yararına olacak birçok projeye imza atmayı amaçlamaktadır. Eğitim, dayanışma, etik değerler ve basın özgürlüğü konularında farkındalık oluşturarak, aynı zamanda gazetecilerin mesleki hayatlarını kolaylaştıracak imkanlar sunmayı, yerel gazetecilerin birbirleriyle güçlü bir dayanışma içinde olmalarını teşvik ederek, daha verimli bir ortamın oluşmasına katkı sağlamayı hedeflemektedir.”
Birlik olarak, Kütahya’daki tüm gazetecilere ve basın sektörüne yeni bir soluk getireceklerini aktardı.
“Birlik olarak ayrıştırıcı değil birleştirici olacağız” diyen Kocaçay, “Kütahya Gazeteciler Birliği olarak üyemiz olsun olmasın, sahada çalışan tüm basın mensuplarımızın her daim yanında olacağız. En hassas olduğumuz konulardan birisi de, halkın nazarında saygın bir meslek olan gazeteciliğin itibarının korunması için gerekli önlemleri almakta kendimizi yükümlü hissediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özel bir okulun kütüphane açılışı için Kocaeli’nin İzmit ilçesine gelen spiker ve yazar Seda Öğretir, öğrencilerle bir araya geldi. Açılış öncesinde imza ve söyleşi programı düzenleyen ünlü spiker, söyleşi sırasında minikler ve velileriyle interaktif oyunlar oynadı. Oyunu kazanan velilere ve öğrencilere hediyeler veren Öğretir, söyleşi sonrasında miniklerin kitaplarını imzaladı. İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Süleyman Özdemir’in de katıldığı etkinlikte öğrenciler ve veliler keyifli anlar yaşadı.
“Gerçekten samimi bir ilgiden söz ediyorum”
Gazeteciliğe başlamak isteyenlere tavsiyelerde bulunan Seda Öğretir, “Öncelikle dünyanın meselelerine ilgi duymaları gerekiyor ama gerçekten samimi bir ilgiden söz ediyorum. Sadece Ortadoğu, Avrupa coğrafyasında, komşularımızda olan bitenler değil. Uzak mesafelerde ülkelerde olan bitenlerle de ilgilenmeleri gerekiyor. Dünya meselelerinin hepsiyle ilgilenmeleri gerekiyor. Ayrıca ülkemizin yakın tarihini de bence iyi bilmeleri gerekiyor. Özellikle cumhuriyet kurulduktan sonraki siyasi tarihi çok iyi bilmeleri gerekiyor. Çünkü hepsi üst üste gelen ve hepsi birbirinin parçası geriye dönük referansları anlayamadığınız zaman, referansları doğru yerlerde veremediğiniz zaman gazeteci açısından iyi olmuyor. Meraklı olmak, soru sormak ve bu yetenekleri kaybetmemek işimizin olmazsa olmazlarından” dedi.
Eşi Cem Öğretir ile aynı meslekte olmanın zorluktan ziyade kolaylık sağladığını da dile getiren Seda Öğretir, “Arada bir rekabet yok, anlayış ve iş birliği var” ifadelerini kullandı. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce, Beypazarı’nı Ankara’da düzenlenecek İstiklal Marşı’nı güzel okuma yarışmasında temsil edecek öğrencinin belirlenmesi amacıyla Kaymakamlık Toplantı Salonu’nda yarışma yapıldı.
Yarışmada jürinin yaptığı değerlendirmeler sonucunda Kemal Milaslı İlkokulu öğrencisi Metehan Altındağ ile Gazi Gündüzalp Ortaokulu öğrencisi Ahmet Özdemir birinci oldu.
Öğrenciler ilçeyi Ankara genelindeki yarışmada temsil etme hakkı kazandı.
Etkinliğe İlçe Milli Eğitim Müdürü Adem Uslu da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir restoranda dernek üyesi ve gazeteci Mustafa Soner’in ev sahipliğini yaptığı programa, Nizip Gazeteciler Derneği Başkanı Ali Kılıç ile yerel ve ulusal basın mensubu temsilcileri katıldı.
Dernek üyeleri, daha sonra ilçenin tarihi ve turistik mekanlarını gezme imkanı buldu.
Nizip Gazeteciler Derneği Başkanı Ali Kılıç, organizasyondan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bizi böylesine güzel bir organizasyonla buluşturan değerli üyemiz Mustafa Soner’e teşekkür ediyorum. Halfeti’nin doğal ve tarihi zenginliklerini yerinde görmek hepimize büyük mutluluk verdi.” diye konuştu.
Soner ise gazetecilerle bir arada olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenomen dizilerden ‘Aşk-ı Memnu’da rol alan Batuhan Karacakaya, ‘Bülent’ karakteriyle adını geniş kitlelere duyurdu.
SÜRPRİZ AŞK
Hem oyunculuk kariyerine devam eden hem de mimarlık yapan Batuhan Karacakaya’nın Survivor 2025 kadrosunda yer alacağı iddia ediliyor. Instagram hesabından sık sık antrenman videosu paylaşan Karacakaya’dan bu kez sürpriz bir kare geldi.
Karacakaya, sevgilisi Sinem Akar ile birlikte olduğu fotoğrafı ilk kez Instagram hesabından takipçileriyle paylaştı.
Aynı kareyi Sinem Akar’ın da kendi hesabından paylaştığı görüldü.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akciğer kanseri tanısı konulan ve uzun süredir Etlik Şehir Hastanesi’nde yaşam mücadelesi veren şarkıcı Turgut Karataş, sabaha karşı hayata gözlerini yumdu.
Karataş, mide rahatsızlığıyla gittiği hastanede kanser olduğunu öğrenmişti ve geçtiğimiz ay entübe edilmişti.
“BU DA BENİM SİZE VASİYETİMDİR…”
Ünlü şarkıcının cenazesinin bugün Mamak Ortaköy Mezarlığı’nda defnedileceği bildirildi.
Ankaralı Turgut’un vefatının ardından ortaya çıkan vasiyeti ise yürek sızlattı.
Turgut, geçtiğimiz yıllarda verdiği bir röportajda, “Benim bu dünyada malım mülküm kalmadı. Sadece bu sazım var. Onu da Ankara’da bir müzeye koyarsanız sevinirim. Bu da size vasiyetimdir” demişti.

EVLATLARINI REDDETMİŞTİ
Son yıllarda yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle tedavisi için yardım toplayan Turgut, bu paralara çocukları tarafından el konulmak istediğini belirterek, evlatlarını reddetmişti.
Yalnızca kızı Eylem Boran ile görüşen Ankaralı Turgut, kızı Eylem dışında diğer çocukları Haydar, Özlem, Hasret ve Ersoy’un tedavisi için toplanan paraları istediğini söyleyerek, “27 senedir benim paramla geçiniyorlar, hiç kendileri para kazanmış mı? Baba parasıyla damat besliyoruz! Haydar, Özlem, Hasret hepsi aynı… Ersoy zaten nankörün başı! Bunlar çete olmuş. Hiç helâl para kazanmışlar mı, helâl para yemişler mi? Bana toplanan yardım paralarını, beni tehdit edip almak istiyorlar. Bunlar, yalancı, iftiracı herkes bilsin!” demişti.

Can Badak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yaşadıkları aşkla magazin gündeminden düşmeyen ekranların güzel oyuncularından Devrim Özkan ve Galatasaray’ın yıldız oyuncusu Lucas Torreira’dan evlilik haberi bekleyen hayranları yıkıldı.
HER ŞEYİ SİLDİLER
Evlenecekleri konuşulan ünlü çiftten ise şaşırtan bir hamle geldi. İkili Instagram’dan karşılıklı olarak birbirlerini takipten çıktı. Devrim Özkan sevgilisi Lucas’la olan bütün fotoğraflarını sildi. Çiftin ayrıldığı konuşuluyor.
Özkan, sevgilisini futbol maçlarında yalnız bırakmıyor, her fırsatta aşkını dile getiriyordu.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şu sıralar Sinem Ünsal ile Uzak Şehir dizisiyle ekranlarda olan Ozan Akbaba gündem oldu.
Her hafta sosyal medyada da fırtınalar estiren Uzak Şehir, İnci Taneleri de tahtından etmeyi başardı. Dizi her geçen hafta reytinglerde yükselmeye devam ederken başrol oyuncusu Ozan Akbaba’nın yaptığı bir yorum ise gündem oldu.
Akbaba, bir sosyal medya hesabının yaptığı Photoshop’u çok sinirlendi.
“AŞIRI KOMİK”
Kendisine gelinlik giydiren kullanıcıya dayanamayıp yorum yazdı. Oyuncu, “Bu aşırı komik tweet’in etkileşimleri para kazandırıyor mu bari? Photoshop’u lisanslı kullandığına değsin diye diyorum” dedi.
Ünlü oyuncunun tepkisi tartışma yarattı. Kimisi ünlü oyuncuyu haklı bulurken kimisi de gereksiz bir tepki verdiğini savundu.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kuzey Yıldızı İlk Aşk dizisindeki karakteriyle ünlenen Nilsu Berfin Aktaş, şu sıralar Şakir Paşa Ailesi: Mucizeler ve Skandallar adlı dizide Ayşe karakterini canlandırıyor.
Şu sırala hem dizi hem de film için sette olduğunu söyleyen Aktaş 10 kilo verdiğini açıkladı.
“ÇOK YOĞUNUM”
Güzel oyuncu, “Her şeye aynı anda yetişmek çok zor oluyor. Gece 4’te film seti bitiyor sabah 8’te sizi seti başlıyor. 2 aydır böyle bir döngüdeyim hiç vaktim yok. Çok yoğun olduğu için verdim ama iyi oldu” ifadelerini kullandı.
Güzel oyuncu son dönemde Sadece Bir An adlı film için yoğun tempoda çalışıyor. Filmde rapçi Çakal başrolde.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ekranların en beğenilen kadınlarından 46 yaşındaki Mine Tugay estetiksiz hali konuşulurken yeni bir paylaşım yaptı.
Tugay, leopar desenli sütyen-ceket ve etek kombiniyle adından söz ettirdi. Mine Tugay’ın cesur tarzına yine beğeni yağdı.
“AMELİYAT OLDUM”
Son olarak yaptığı bir açıklama Tugay estetikle ilgili şunları söylemişti:
“Zamanında yapılan bir dolgunun sol gözümün altında donması nedeniyle birkaç ameliyat olmak zorunda kaldım. Şişmeler ve çökmeler oluyor, son olarak orada oluşan bir kist nedeniyle ameliyat oldum ve kortizon tedavisi görüyorum.”



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Artık oyunculuk da yapmaya başlayan ilk filmi Esas Oğlan’ın şu sıralar heyecanını yaşayan ünlü şarkıcı Hadise, yaptığı açıklamalarla dikkat çekmeye devam ediyor.
Youtube’ta İbrahim Selim’in programına konuk olan Hadise eski ilişkisi hakkında açıklama yaptı.Ünlü ismin bu açıklamasına Sinan Akçıl’dan yanıt gecikmedi.
“KAVGALIYDIK”
Hadise yaptığı açıklamada, “Bir kavga yaşandı ben çıktım evden. Otele gittim peşimden geldi. Olur ya ilişkilerde ayrılma süreci başlamıştır, ayrılamazsın.
“TELEFONUNDAN VİDEOYU GÖRDÜM”
Telefonumu şarj eder misin dedi. Birden her şeyi senkronize etmek ister misin çıktı ben de evete bastım. Kendisini çekmiş aynada aşırı fazla ayna pozları. Ondan sonra bir video izledim” dedi.
“TAM BÖYLE OLMADI”
Akçıl’dan yanıt gecikmedi. 2.sayfada yer alan habere göre Sinan Akçıl, “Ben hikayeyi bu şekilde hatırlamıyorum tam olarak ama neyse. Bir kadının lafı üzerine laf söylenmez. Eski defterler çoktan kapanmıştır” açıklamasında bulundu.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çıkan tartışma büyüyerek kavgaya dönüşünce polis memuru H.Ş. yanındaki silahıyla 4 kişiye ateş etti. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. İş yerine gelen sağlık ekipleri ilk müdahalenin ardından yaralıları hastaneye kaldırılırken polis memuru H.Ş.’nin kaçtığı öğrenildi. Olayda yaralanan S.E. ve Y.A.E. kaldırıldığı hastanede hayatını kaybederken diğer iki yaralıdan birinin ise durumunun ağır olduğu öğrenildi. Polis, olayla ilgili soruşturma başlattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SON KİRA ARTIŞ ORANI NE OLDU?
Ekim ayı enflasyon (TÜFE) rakamları ile kasım ayı kira artış oranı da ortaya çıktı. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre kira artış oranı Kasım 2024 için yüzde 62,02 oldu.

ARALIK KİRA ARTIŞ ORANI NE ZAMAN AÇIKLANACAK, YÜZDE KAÇ OLACAK?
3 Aralık günü TÜİK tarafından açıklanacak enflasyon oranı ile kira artışı da ortaya çıkacak.
Peki kira zammı nasıl hesaplanır?


KİRA ARTIŞ ORANI HESAPLAMA FORMÜLÜ
ÖRNEK HESAP
Mevcut Kira Bedeli: 10.000,00 TL
Örnek Artış Oranı: %25
Kira Artış Tutarı: 2.500,00 TL
Aylık Yeni Kira Tutarı: 12.500,00 TL
Yıllık Yeni Kira Tutarı: 150.000,00 TL

ENFLASYON BEKLENTİSİ BELLİ OLDU
Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi ile beklenti ortaya çıktı. Buna göre, geçen ay yüzde 1,96 olan kasım ayı TÜFE artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 2,01’e çıktı.

Cari yıl sonu TÜFE artışı beklentisi de yüzde 43,11’den yüzde 44,81’e yükseldi.
TÜFE’de artış beklentisi 12 ay sonrası için yüzde 27,44’ten yüzde 27,20 gerilerken, 24 ay sonrası için yüzde 18,08’den yüzde 18,33’e çıktı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çarpışmanın etkisiyle B.A’nın kullandığı otomobil devrildi.
İhbar üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Kazada yaralanan devrilen otomobilin sürücüsü ile araçtaki M.E.B. ile E.A. sağlık ekiplerince Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Kaza nedeniyle bölgede ulaşım bir süre kontrollü sağlandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara’da bir kişi, 2015’te sıfır araç satın aldı. Aracı kullanmaya başladığından itibaren elektrik bağlantısı kesilmesi, ateşleme arızası gibi sorunlar yaşayan araç sahibi, sorunun giderilmesi için aracı servise götürdü ancak bakımlarının yapılmasına rağmen araçtaki arızalar devam etti.

Araç sahibi, 2016’da, kullanımı esnasında aracın aniden yanması üzerine servisten aracın yenisiyle değiştirilmesi istemiyle dava açtı. Servis, araçta gizli ayıp olmadığını, servise getirildikten sonra araç üzerinde yapılan kapsamlı incelemede herhangi bir sistem arızasına veya soruna rastlanmadığını savundu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yakıt deposundan alınan numune üzerinde yapılan incelemede, “içerikte aseton tespit edildiğini” belirten servis, asetonun motor içerisindeki egzoz sıcaklıklarını artırdığını, ABS etrafında bulunması gereken braketin bulunmaması sebebiyle hidrolik ünite kablolarında yanmaya sebep olduğunu savunarak, davanın reddini talep etti.

Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, imalattan kaynaklı gizli ayıplı olduğu tespit edilen aracın yapılacak tamiratta değer kaybına uğrayacağı gerekçesiyle açılan davanın kabulüne karar verdi ve aracın yenisiyle değiştirilmesine hükmetti.

İstinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince reddedilen servis, kararı temyiz etti. Dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, oy birliğiyle yerel mahkeme kararlarını onadı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Henüz belirlenemeyen bir nedenle meydana gelen kazada, traktörün altında kalan M.D.’nin hayatını kaybettiği, köylülerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından tespit edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gençlik ve Spor Bakanlığının önemli görevlerinden birinin gençlere yurt hizmeti vermek olduğu ifade edilen açıklamada, Türkiye’de 2002’de 182 bin 258 yatak kapasiteli 190 yurt bulunuyorken; bugün 993 bin 720 yatak kapasiteli 862 öğrenci yurdu bulunduğu aktarıldı.
Bakanlığın, 2024-2025 eğitim öğretim dönemi için yurt başvurusunda bulunan her 100 öğrenciden 98’ini yurtlara yerleştirdiği, öğrencilerin sabah kahvaltısı ve akşam yemeğinin ücretsiz karşılandığı vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında barınan ve başvuru yapan öğrencilere bu yıl yaklaşık 20 milyar lira öğrenim kredisi ve 15 milyar lira da burs ödemesi yapılmıştır. Öğrenim kredisi geri ödemeleri, herhangi bir enflasyon farkı veya faiz uygulaması olmaksızın, sadece alınan kredi üzerinden yapılmaktadır.
Bakanlık, öğrencilere burs/kredi ödemesinin yanında beslenme yardımı da yaparak bütçelerine katkıda bulunmaktadır. Yurt içindeki yurtlarda barınan öğrencilere sabah kahvaltısı için 55 lira, akşam yemeği için 110 lira olmak üzere toplam 165 lira, KKTC’deki yurtlarda barınan öğrencilere sabah kahvaltısı için 60 lira, akşam yemeği için 115 lira olmak üzere toplam 175 lira beslenme yardımı verilmektedir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ELİ VE YÜZÜ YANDI
Yaşadığı dehşet dolu dakikaları anlatan B.Ç; “arkadaşlarımla maç yaptıktan sonra fırına gittik. Burada bir süre sohbet ettikten sonra arkadaşlarımdan biri fırının içine girip tekrar çıktı. Bende merak edip içeri girince arkadaşlarım kapıyı üzerime kapattı. Açmak istesem de kapı açılmadı. Daha sonra fırın çalıştı ve dönmeye başladım. Sonra kapüşonumu kafama çekip ellerimi cebime soktum. Fırının ısısı artınca tekrar kapıyı açmaya çalıştım. Bu sırada elim ve yüzüm yandı” dedi.

“HASTANEDE ÜZERİME ÇAY DÖKÜLDÜ DE”
Bir süre sonra arkadaşlarının kendisini fırından çıkardığını ve hepsinin telaşlandığını belirten B.Ç; “Fırından çıkınca bir süre kendimden geçmişim. Arkadaşlarım hastaneye giderken beni ‘üzerime çay döküldü de’ diye tembihlediler. Bu olay nedeniyle bir kaç gün kendime gelemedim. Hastanede ellerimi ve yüzümü sardılar” diye konuştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TİKA’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cezayir’in doğusundaki Annebe şehrinde kurulan “Geleneksel Kıyafet Eğitim ve Üretim” atölyesinin açılışına Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ın yanı sıra Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri, Vilayet Meclisi üyeleri ve kentteki yöneticiler katıldı.
Büyükelçi Küçükyılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Geleneksel Kıyafet Üretim ve Eğitim Atölyesinde üretilen kıyafetleri görünce Anadolu’da bir yerde olduğumu düşündüm. Çünkü kıyafetler ve özellikle desenler hemen hemen aynı özelliklere sahip” diyerek, iki ülke arasındaki kültürel benzerliğe işaret etti.
TİKA tarafından kurulan atölyenin gençlere meslek öğretmenin yanı sıra kültürel değerlerin yaşatılmasına da yardımcı olacağına dikkati çeken Küçükyılmaz, “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman ve her konuda kardeş Cezayir halkının yanında olmaya devem edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Annebe’deki atölyede, genç kızlara geleneksel kıyafetlerin dikişi konusunda eğitim verileceği ve aynı zamanda bu kıyafetlerin üretiminin yapılacağı ve elde edilen gelirin üretimde görev alanlara dağıtılacağı kaydedildi.
“Hurma Mumülleri” atölyesi
TİKA, başkentin güneydoğusunda bulunan ve ülkenin önemli hurma üretim merkezlerinden biri olan Biskra kentinde ise “Hurma Mamulleri Üretimi ve Eğitimi Atölyesi” kurdu.
Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Küçükyılmaz, TİKA Cezayir Program Koordinatörü Gökçen Kalkan, Cezayir Turizm ve Geleneksel El Sanatları Bakanlığı yetkilileri ve ildeki bazı kurum yöneticilerinin katıldığı bu törende de yaptığı konuşmada, Biskra’da Cezayir’in “en kaliteli hurmalarının yetiştiğini” vurgulayarak, atölyede bölgedeki hurmaların işlenerek yüzden fazla ürüne dönüştürüleceğini ve böylece ekonomik değerinin artırılacağını ifade etti.
Hurma mamullerini üretmek için kurulan atölyenin aynı zamanda AR-GE ve eğitim merkezi olarak işletileceğini aktaran Küçükyılmaz, kurulan atölyede verilecek eğitim ve yapılması planlanan üretimin bölgede ve Cezayir genelinde örmek teşkil edeceğine inandığını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞenobaSpor Salonu’nda düzenlenen konsere, öğrenciler ve vatandaşlar ilgi gösterdi.
Marş ve türküleri seslendiren bandoya dinleyiciler zaman zaman eşlik etti.
Konseri, Uludere Kaymakamı Ekrem Ender Ergün, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı İbrahim Halil Çiftçi ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Mikail Demirtaş da izledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türk sinemasının en sert ve gerilim dolu filmlerinden biri olarak tanımlanan ‘Barda’, 17 yıl sonra günümüz gerçekleriyle yeniden yorumlayan filmin yönetmeni Hande Türkel görüşlerini paylaştı.

Kült hale gelmiş bir filmi, 17 yıl sonra yeniden yorumlayan Hande Türkel, ‘Barda’ hakkında ‘Şiddet hayatın içinde olduğu sürece sinemada da var olacak. Spesifik tek bir olay değil ne yazık ki yaşadığımız dünyada sürekli olan olaylar örgüsünü anlatıyoruz. İçeriği gerçek hayatı yansıttığı için de sert’ şeklinde açıklamada bulundu.
REKLAM‘İLK KEZ BİR SETTE ‘KESTİK’ DEDİKTEN SONRA KİMSENİN KIPIRDAMADAN KAYITTAN ÇIKTIĞINI GÖRDÜM’
Çekim ortamı ve atmosferi hakkında detaylar paylaşan Hande Türkel; “En önemlisi izleyicilere izlediğinin gerçek olduğunu hissettirmekti. Bu yüzden çekim ortamını oyuncular için içine kapatıldıkları ve çıkamayacakları bir yer haline getirdik. Oyuncuları kurduğumuz dünyaya inandırdık ve onlarda bana teslim oldular. Bundan sonrası akışa güvenmek oldu’ dedi. Ekip olarak oyunculara ve onların içinde oldukları duygulara saygı duyduklarının altını çizen Türkel ‘İlk kez bir sette kestik dedikten sonra kimsenin kıpırdamadan konuşmadan sadece kayıttan çıktığını gördüm . O duygu hiç kesilmedi hiç bozmadan ikinci plana geçtik” dedi.

Oyuncuların müthiş bir sinerji yakaladığından bahseden Hande Türkel; “Filmi beğenmeye bilirsiniz ama sadece oyunculuk performanslarını izlemek için izlemelisiniz’ şeklinde konuştu.
Filmin oyuncu kadrosunda; İdris Nebi Taşkan, Melisa Berberoğlu, Cem Söküt, Burak Can Doğan, Alperen Aldanmaz, Melissa Değer, Yalım Danışman, Alperen Çavdar, Doğa Yiğit, Ender Hacımustafaoğlu, Hilmi Ahıska, Kıvanç Baran Arslan, Berkan Şal, Ertan Saban, Fatih Al, İlker Kızmaz, Ejder Özkarslıgil yer alıyor.

Geçmişin günümüze kıyasla masum kaldığı, eskisinden daha vahşi, daha karanlık, daha acımasız sosyal çevremizde, dokunsak patlayacak gibi duran toplumsal kutuplaşmaların tam ortasında, şehrin bambaşka bir yerinde bambaşka bir barda, tüm kabuslarınızın ötesinde bir gece adım adım ilerliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği 9. Antalya Edebiyat Günleri, ödül gecesi ile başladı. Türkan ŞorayKültür Merkezi’nde gerçekleşen gecede En İyi Öykü Kitabı ödülü “Ne Yeni Ne Başka” adlı eseriyle Ayşen Işık’a, En İyi İlk Öykü Kitabı ödülü “Kıran Yeli” adlı eseriyle Gülser Kut Arat’a ve Onur Ödülü ise kadın edebiyatının öncülerinden Ayla Kutlu’ya takdim edildi.
Gecede konuşma yapan Başkan Uysal, “iyi kitapların çok az satıldığı bir dönemde” başlattıklarını söylediği Antalya Edebiyat Günlerinin 9’uncu yılına girmesinin önemine vurgu yaptı. Uysal, bunu bir tip ‘direniş’e benzetti.
Türkiye’nin kültür ve sanat alanında yeni bir merkez inşasının arifesinde olduğunu aktaran Uysal, şöyle konuştu:
“Benim sadece çağrım şu. İnsandan yana, bilimsel, düzgün, akli, samimi, sahici, otantik, kişilikli, kimlikli bir sanat için merkez inşa etme konusunda herkesi göreve ve yardıma davet ediyorum. Çünkü bu olmadan diğer kaostan bir demokrasi asla çıkmıyor. Doğrunun, güzelin bir merkezinin inşası önümüzdeki süreçte mutlaka sanatta ve kültürde de toplumların, ülkelerin gündeminde olacak diye düşünüyorum.”
Gecede onur ödülü alan Ayla Kutlu, “Yazarlık çok zor bir iştir gerçekten ama Türk kadını güçlüdür, nihayetinde bir aslan, bir kaplandır” dedi. En İyi Öykü Kitabı ödülünün sahibi Ayşen Işık, “Edebiyat bize yoldaşlık ediyor. Acılarımızı, kederimizi belki kurtaramıyoruz ama. Minnettarım. Öykü kitabıma verilen bu ödül benim için çok kıymetli. Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin yaptığı bu etkinlikler, eminim burada bir sürü kişinin hayatlarında fark yaratacak” diye konuştu.
Gülser Kut Arat ise aldığı En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü’ne ilişkin “Ben bu ödülü daha iyi, daha güzel, daha insanca bir yaşama inanan ve bu uğurda kendini feda eden devrimin çocuklarına ve unutamadığım arkadaşlarıma gönderiyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İbrahim Erkal Kültür Merkezindeki, Öğretmenler Müzik Topluluğunun, Öğretmenler Günü Konseri, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Öğretmen olan Ruşen Hattatoğlu Ece ile eşi Bilal Ece’nin sunduğu programda, ERSANDER Başkanı olan eğitimci Ümit Gergit, açılış konuşması yaptı.
Programın ilk bölümünde; ERSANDER Kadın Kolları Başkanı ve eğitimci Sevnur İçyar, Cumhuriyet dönemi edebiyatının önemli şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu’nun ‘Dünyanın en güzel çiçekleri’ şiirini seslendirdi.
Ardından Türk Halk Müziği Sanatçısı, ERSANDER Genel Sekreteri Vahit Alkır’ın yönetmenliğini yaptığı programda öğretmenlerden oluşan solistler Yasemin Deniz Akköse, Uğur İdem, Berna Kılıç, Hayrullah Yabatu, saz sanatçıları Ahmet Erdoğan, Bekir Karamollaoğlu, Burhanettin Kaya, Burhan Yakut, Cihangir Koşapınar, Çağatay Çapan, Eda Alemdar Çankaya, Gönül Kürkçüoğlu, Murat Yakut, Rıdvan Şanlı sahne aldı.
Vahit Alkır, ERSANDER yönetiminde görev alan Gazeteci- Fotoğraf sanatçısı Öztürk Akkök ve Ahşap Yakma sanatçısı Canip Cihangir’in hastanede tedavi gördüklerini dile getirdi, izleyicilerden alkış göndermelerini istedi.
Sonra birer ses sanatçısı gibi öğretmenler, Vahit Alkır’la birlikte Türk Sanat ve Türk Halk Müziği eserlerini, okudular. Vahit Alkır’ın isteği üzerine sahneye çıkan Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız da öğretmenlerle beraber ‘Eski Dostlar’ şarkısını söyledi.
Programın son bölümünde Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, seyirciler tarafından alkışlanan sanatçı öğretmenlere çiçek verdi ve teşekkür etti. Yakup Yıldız, “Öğretmenler Gününü bir günle sınırlamamak gerekir. Öğretmenler her gün hatırlanmalı ve anılmalı” diye konuştu. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanlık tarihi boyunca ellerden hiç düşmeyen ve insanoğlunda özel bir yeri bulunan tespihler bazen duaların ve yakarışların aracı kimi zaman erkeklerin aksesuarı kimi zaman da koleksiyoncuların vazgeçilmezi oldu. Birbirinden özel taşlar ve bin bir emek ile yapılan tespihler özellikleri kadar fiyatlarıyla da hep dikkat çekiyor. Elazığ’da bir tespih dükkanında satılan Osmanlı sıkma kehribarı da hem fiyatı hem de görüntüsüyle görenlerin ağzını açık bırakıyor. Osmanlı döneminden kalma taşların özel ellerde işlenmesi ile elde edilen kehribar tespih, görüntüsü kadar fiyatı ile de dikkat çekiyor. Yaklaşık 200 yıl önce yapılan ve bugüne kadar orijinalliğini koruyan Osmanlı kehribarı tespih Elazığ’da 330 bin liraya satılıyor.
Tespih ustası Hadin Bulut yaptığı açıklamada, “Bu tespih Osmanlı sıkma kehribardır. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. O dönemde tespihe çevrilmiş bir üründür. Bu yıla kadar vişne rengi olarak gelmiş. Bazı müşterilerimiz var tekrar tıraşlayalım iç rengi ortaya çıksın dediklerinde tıraşlandı ve kayısı rengine doğru gitti. Ortalama 10-15 yıl sonra tekrar vişne rengine dönecek. Bu tespih kıymetli ve antika üründür. Genelde kıymetini bilenler alıyor. Yatırım için alıyorlar. Şu an istediğimiz rakam 300 bin lira. Altın püskülü ile 330 bin liraya buluyor. Çok nadir bir üründür. Mesela koleksiyoncular ya da tespihçiler bilir, imamenin ve habbenin temizliği ve o dönemden bu güne kadar çatlak olmamış yani değişen olmamış bir üründür. Osmanlının ham döküm fabrikası 1900’lü yılların sonunda kapandı. Ortalama 150-200 yıllık bir tespihtir. Tam yılını bilemeyiz ama kokusuna ve özelliklerine baktığımız da o kadar bir yılı olduğunu düşünüyoruz. Talep oldukça fazla. Özellikle Araplar ilgi gösteriyor. Son zamanlarda ülkemizde de ilgi görmeye başladı. Yatırımlık alanlar oluyor. Koleksiyon için alanlar oluyor” dedi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ziyarette, resim bölümü öğrencilerinin Bilecik Valiliği iş birliğiyle sürdürülen ‘Bilecik İlinin Tarihi ve Kültürel Mirası’ teması kapsamında tuval üzerine ürettikleri eserler incelendi. Aynı zamanda, Aralık ayında açılması planlanan ‘Kent Belleği-Kent İzlenimleri’ sergisi için hazırlanan çalışmalar da değerlendirildi.
Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, öğrencilerle bir araya gelerek projeleri ve eserlerin üretim süreçleri hakkında bilgi aldı. Öğrencilerin sanatsal bakış açısı ve çalışmalarına duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Kaplancıklı, bu tür iş birliklerinin üniversitenin sanatsal ve kültürel katkılarını artırdığına dikkat çekerek, yapılan çalışmalara desteklerinin devam edeceğini ifade etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana’da yaşayan 4. sınıf öğrencisi Ada Mila Irmak, sergide yer alan 28 eserini Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu
MERSİN – Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, sulu boya, kuru boya, akrilik ve pastel boya çalışmalarıyla yaptığı resimleri, Mersinli sanatseverlerin beğenisine sundu. Küçük yaşta açtığı ikinci sergi ile sanatseverlerin dikkatini çeken 4. sınıf öğrencisi Irmak, yazmayı planladığı öyküleri kendi resmetmek istiyor.
Adana’da yaşayan 9 yaşındaki Ada Mila Irmak, özel bir okulda eğitimini sürdürmenin yanında kitap okumayı ve piyano çalmayı seviyor. Adana Atlı Spor Kulübü’nde lisanslı tenis oyuncusu olan Irmak, 3 yaşından itibaren resim yapmaya başladı. Annesi de amatörce resimle uğraşan Irmak’ın yaptığı resimleri gören dede İhsan Toksöz, torununa destek oldu. Irmak, zamanla yaptığı resimleri geliştirmesi üzerine, dedesinin de desteğiyle geçen yıl ilk kişisel resim sergisini açarak, gelirini de depremzedelere bağışladı. Yaklaşık 2 yıldır Bilimsel Sanat Merkezleri öğrencisi olarak sanata olan ilgisini geliştiren Irmak, serbest şekilde çalışarak özgün eserler ortaya koyuyor. İleride yazacağı öyküleri kendisi resimleyerek sanatını birleştirmek isteyen Irmak, sulu boya, akrilik, kuru boya, pastel boya ile çalışmalarını sürdürüyor. Sanatını, yönlendirilmeden kendi seçtiği konular ve malzemelerle geliştiren genç ressam, geçen yıl İçel Sanat Kulübü’nde açtığı ilk kişisel sergisinin ardından, bu kez ikinci sergisini Mersin’de sanatseverlerle buluşturdu. İSK’da açılan ve 28 eserin yer aldığı sergi, 28 Kasım’a kadar gezilebilecek.
“İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum”
Özel bir ilkokulda eğitimini sürdüren Irmak, 3 yaşında çizmeye başladığını, bir süre sonra dedesi İhsan Toksöz’un bu yeteneğini keşfettiğini söyledi. Dedesinin kendisini bu konuda sürekli desteklediğini dile getiren Irmak, böylelikle ilk kişisel sergisini geçen yıl açtığını ifade etti. Sergideki eserlerin beğenilmesi üzerine bu yıl da ikinci sergisini açmaya karar verdiğini belirten Irmak, her türlü resim çizmeyi sevdiğini kaydeti. İleride iyi bir ressam olmayı hedeflediğini vurgulayan Irmak, “İleride hikayeler yazıp bunları resimlendirmek istiyorum” dedi. Irmak, çevresinden de olumlu tepkiler aldığını kaydetti.
“İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak”
Dede İhsan Toksöz ise torununu küçük yaştan beri takip ettiklerini belirterek, “Çok ilginç resimler ortaya çıkardı. Şu anda da BİLSEM’de okulun yanı sıra eğitim görüyor. Resim yeteneğinin yanında tenis sporunda lisanslı oyuncu. Piyano çalıyor, öyküler yazıyor” diye konuştu. İSK yöneticilerinin geçen seneki serginin ardından bu yıl için de söz aldıklarını ifade eden Toksöz, torununun bütün yaz çalışarak bu sergiyi açtığını aktararak, “Onun adına çok mutluyum. İleride inşallah Mersin ve Türkiye bir sanatçı kazanacak” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konak Belediyesi’nin Umurbey Mahallesi’ni sanatın merkezi haline getiren Darağaç Kolektifi’yle ortaklaşa hayata geçirdiği “Darağaç Fermantasyon” Projesi, kamusal ve özel alanlarda farklı yöntemlerle çalışan sanatçıları konuk etmeye başladı. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) yürütücülüğünde, Avrupa Birliği desteğiyle gerçekleştirilen ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen projenin ilk sergisi Oksidasyon, 1519 ve 1532 Sokak’ta ziyarete açıldı.
Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergide fermantasyonun çift yönlü doğasına vurgu yapıldı. “Fermantasyon sürecin ilk adımı Oksidasyon” adıyla duyurulan etkinlikte sergilerin yanı sıra canlı performans ve enstalasyonlar da yer aldı. Etkinlik programında ilerleyen günlerde film gösterimi, konser ve söyleşiler de yapılacak.
Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, ‘Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı’ndan hibe alan 10 proje arasında yer alan ‘Darağaç Fermantasyon’ Projesi’nin kente değer kattığını vurguladı. Bir yıl sürecek projenin sanatçıları ve sanatın her boyutuyla yaşatıldığı Umurbey Mahallesi’ni her geçen gün daha yaratıcı ve üretken kıldığını belirten Başkan Mutlu, “Ne şanslıyız ki Konak’ımızda sanatla yoğrulmuş, sanatla yol almış, kolektif üretimi başarmış bir mahallemiz var. Yıllardır çalışmalarını hayranlıkla takip ettiğimiz Darağaç Kolektifi ile bu yıl, Konak Belediyesi olarak ortak bir proje içinde olmaktan dolayı mutluyuz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği gibi konuların ele alınacağı Tarihi Kentler Birliği toplantısı Muğla’nın Marmaris ilçesinde Tarihi Kentler Birliği ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başkanlığında toplandı.
Toplantının açış konuşmasını Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptı. Aras şunları söyledi:
“Memleketimiz Muğla, kesintisiz insan yerleşimiyle 8 bin yıllık geçmişe sahip, Akdeniz’in en önemli kentlerinden biridir. Bir Akdeniz kenti olarak Muğla, antik çağlardan günümüze kadar birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde bu kültürel çeşitliliğin mirası, günlük yaşamımızın pratiklerinde yaşamaya devam etmektedir.
“Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir”
Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir. Bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz ‘demokrasi’ gibi sosyal yeniliklerin ortaya çıktığı bir tarihe Muğla’da ev sahipliği yapmaktayız.
Muğla gibi dinamik bir şehre hizmet etmek ve dünya çapında şehirlerle güçlü bağlar kurma geleneğini sürdürmek müthiş bir ayrıcalık. Ege’nin incisi kentimiz doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle insanları kendine çekerken, her biri ayrı güzelliklere sahip 13 ilçesi ve keşfedilmemiş yönleriyle ziyaretçilerini adeta büyüler. Böylesine eşsiz bir coğrafya ve fırsata sahip olmanın verdiği sorumlulukla çalışmalarımıza hızlıca başladık. Bugün, 8 bin yıllık kültürel mirasıyla şehrimiz, dünyayla bir kez daha buluşmanın heyecanını yaşıyor. Oluşturduğumuz yol haritası ile Muğla’nın kültürel mirasını dünyaya tanıtma yolculuğuna büyük bir heyecanla çıktık.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, uluslararası ve bölgesel bağlarımızı güçlendirmeye ve hem şehirlerimiz hem de küresel topluluğumuz için fayda sağlayacak iş birliği yollarını keşfetmek için büyük bir kararlılıkla çalışmalarımıza başladık. Ortak fayda sağlayan girişimlerle, karşılıklı öğrenmeyi, en iyi uygulamaların değişimini kolaylaştırabileceğimize ve toplumlarımızın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunabileceğimize inanıyorum. Kentsel planlama, iklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, tarım, turizm, kültür ve kültürel miras gibi alanlarda birçok ortak proje ve iş birliği gerçekleştirmeyi planlıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP Antalya Milletvekili Aykut Kaya, Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyon ihalesini gündeme getirerek, “Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinde konuşan CHP AntalyaMilletvekili Aykut Kaya, “Kültürel ve tarihi mirasımızın korunmasını ve ortaya çıkartılmasını amaçlayan çalışmaların doğru olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu çalışmaların kamu yararını gözeterek yapılıp yapılmadığı, birim fiyatlarının doğru hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda ciddi endişelerim var” dedi. Kaya, “Bu konuyu size somut olarak örnek bir olay üzerinden resmi belgelerle anlatmak istiyorum” diyerek, şu ifadelere yer verdi:
“296 bin liralık iş için 8.2 milyon TL ödenmiş”
“2023 yılında ihalesi yapılan Side Antik Kenti Anıtsal Çeşme Yapısı 2. Etap Restorasyonu işinin birim fiyat teklif cetveline baktığımız zaman, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün yaptığı maliyet cetveline uygun hareket edilmediği görülmektedir. Örneğin, 9 numaralı harcama kaleminde ‘imitasyon yapılması pozu’ işi için Rölövö ve Anıtlar Müdürlüğü 423 metrekare işin 700 TL birim fiyat üzerinden yapılmasını öngörmüşken yüklenici ise bu iş için 19 bin 415 TL birim fiyat teklifiyle almış. Yani 28 kat daha fazla bir bedel üzerinden işi almış. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü bu kalem iş için 296 bin TL toplam harcama öngörürken yüklenici aynı iş için 8 milyon 214 bin 913 TL harcama öngörmektedir.
Yine aynı şekilde 44 numaralı harcama kalemindeki enjeksiyon harcında, Rölöve ve Anıtlar Kurulu birim fiyat olarak 62 ton kalem iş için 30.81 TL belirlerken, yüklenici aynı iş için 130 TL birim fiyatı vermiş. Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’ne göre bu kalem iş için 1 milyon 916 bin 998 TL harcama öngörülmüşken yüklenici 8 milyon TL olarak işi almış. Aradaki farka bakın ve sadece bu iki kalemde metrekareler arttıkça yüklenicinin karını siz düşünün. Hakediş raporlarında da bu gözükecektir.”
“Yapılacak işe yüksek, yapılmayacak işe düşük fiyat”
Aynı ihale kapsamında, 7 numaralı iş kalemindeki montaj işini, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün birim fiyatını 4 bin 268 TL olarak öngördüğü işi, yüklenici 250 TL birim fiyat üzerinden yapmayı taahhüt ettiğine dikkat çeken Milletvekili Aykut Kaya, “Sayın Bakan, yüklenici bu kalem iş için birim fiyatını neden düşük vermiş, hiç düşündünüz mü? Çünkü bu işi yapmayacağı için düşük fiyat vermiş. Yapacağı kalemlerin birim fiyatını yüksek vermiş. Yani Birim Fiyat teklif cetveli ile kamu adına 15-20 milyon TL’ye imal edilecek bir iş, nasıl oluyor da 75 milyon TL’ye yapılıyor? Lütfen bu konuları araştıralım” diyerek Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy’a seslendi.
“Devlet kaynakları israf olacak”
Aykut Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Elimdeki resmi belgeleri de sizlerle paylaşıyoruma ama işin sonunda siz de göreceksiniz ki yüklenici karlı olan kalemleri yapmış, karı düşük olanları yapmamış ve ödeneğin tümünü kullanmış, ancak iş bitmemiş. Siz diğer yüklenicinin düşük karlılık sebebi ile yapmadığı işler için ikmal ihalesine çıkacaksınız ve devletin kaynaklarını israf edeceksiniz. Lütfen Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün hazırladığı yaklaşık maliyetlere uygun ihale yapın ve ihale sürecini ona uygun yönetin. İhaleyi alanların hesap oyunlarıyla kamu kaynaklarını haksız yere edinmelerine izin vermeyin. Kanaatimce bu tür ihalelerde bu kötü niyet uygulamalarının yaygın olduğunu düşünüyorum. Bu konuları siz hiç takip etmiyor musunuz? Bugüne kadar herhangi bir tespitte bulundunuz mu? Merak ediyorum, bulunduysanız, sorumlulardan hesabını sordunuz mu?”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sık sık birlikte tatile çıkan ünlü çift, bu kez rotalarını Mısır’a çevirdi.
Her tatilinde sosyal medyada aktif olan ünlü oyuncu, Mısır tatilinden de kareler paylaşmayı ihmal etmedi.
Erçel, Mısır’ın başkenti Kahire’de bir müzeyi ziyaret ederek buradan çektiği fotoğrafları takipçileriyle paylaştı.
Paylaşımları arasında dikkat çeken bir detay da sevgilisi Hakan Sabancı’nın fotoğraflara dahil olmasıydı.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Manavgat ilçesi Side Mahallesi’nde 2006 yılında ailesi tarafından kayıp başvurusu yapılan Ayhan Ağgedik’e ulaşılamayınca dosya kapatıldı. Geçen yıl kasım ayında Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Ayhan Ağgedik’in öldürüldüğü ihbarı geldi. Başsavcılığın yeniden açtığı soruşturma kapsamında İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri araştırma başlattı. Ekipler, 2006 ve 2024 yılları arasında ilçe genelinde bulunan ve kimliği tespit edilemeyen cesetlerle ilgili bilgileri yeniden inceledi.

DNA EŞLEŞTİ
Ayhan Ağgedik’in kaybolduğu dönemde ailesinin verdiği bilgileri değerlendiren ekipler, 18 Ağustos 2013’te Aksaz Mahallesi’ndeki boş arazide ağacın altında bulunan cesetten toplanan delillerin eşleştiğini tespit etti. Yarısı toprağa gömülü bulunan kemik parçalarındaki kıyafetle cesedin yanındaki eşyaların Ağgedik hakkında verilen bilgilerle uyuşması üzerine, yakınlarından DNA örneği alındı. İncelemede, cesedin Ağgedik’e ait olduğu belirlendi.

ŞÜPHELİLERDEN 4’Ü TUTUKLANDI
Polis, Ayhan Ağgedik’in öldürülmesi olayına karışanların 2022’de yaşamını yitiren Abdurrahman Aykut, Bilal Okudan, Mustafa Ağnar, İbrahim Kıskaç, Mehmet Kaplan ve Yılmaz Aykut olduğunu tespit etti. Gözaltına alınan şüphelilerden Yılmaz Aykut, Mustafa Ağnar, İbrahim Kıskaç ve Bilal Okudan ‘Töre saikiyle tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan tutuklandı. Mehmet Kaplan ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
40 BİN LİRAYA ÖLDÜRDÜ
Cinayetle ilgili Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Manavgat 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede; Ayhan Ağgedik’in, başka bir erkekle görüştüğü için eski eşi Aynur Aykut’tan ayrılmak istemesi üzerine Aynur’un babası Abdurrahman Aykut ve ağabeyi Yılmaz Aykut’un bu durumu namus meselesi olarak görüp Ayhan Ağgedik’i öldürtmeye karar verdikleri, köylüleri Mustafa Ağnar ile iletişime geçerek Ayhan Ağgedik’i öldürtmesini istedikleri, Mustafa Ağnar’ın geldiği Manavgat’ta İbrahim Kıskaç’a ait depoda kalmaya başladığı, Ayhan Ağgedik’i öldürtmek için birini bulmaya çalıştığı esnada Bilal Okudan ile tanıştığı, Bilal Okudan’ın o dönem paraya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine Mustafa Ağnar’ın Manavgat’a geliş amacını söyleyerek, Ayhan Ağgedik’i öldürmesi karşılığında 40 bin liraya anlaştığı, daha sonra Okudan’ın Ağgedik’i öldürdüğü anlatıldı.

BAŞSAVCILIK KAYIP CENAZE İÇİN SORUŞTURMA BAŞLATTI
Yeniden başlatılan soruşturma sonunda 2013 yılında bulunan kemiklerin Ayhan Ağgedik’e ait olduğunun ortaya çıkması üzerine çocukları Manavgat Belediyesi’ne başvurarak mezar yerinin kendilerine bildirilmesini istedi. Belediyeden verilen yanıtta ise kimsesiz cenaze olarak defnedilen Ayhan Ağgedik’in mezar yerinin belirlenemediği kaydedildi. Belediyeden gelen yanıtın ardından Ayhan Ağgedik’in yakınları, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı’na sorumlular hakkında ‘Görevi ihmal’ suçlamasıyla suç duyurusunda bulundu. Cumhuriyet Başsavcılığının ayrıca başlattığı soruşturma kapsamında, Manavgat Belediyesi’ne yazı yazılarak Ayhan Ağgedik’e ait 29 parça kemiğin Adli Tıp Kurumu’ndaki işlemlerinin ardından belediyeye teslim edildiği hatırlatılarak, mezar yerine ait bilgi talep edildi. Geçen mart ayında dönemin Belediye Başkanı Şükrü Sözen imzasıyla başsavcılığa gönderilen yanıtta ‘İlgili yazıya istinaden belediyemizce yapılan inceleme neticesinde defin işlemiyle ilgili herhangi bir kayda rastlanılmamıştır. Araştırmalarımız devam etmektedir’ denildi.
29 KEMİK PARÇASI, MONT, TESBİH VE AYAKKABILARI BULUNDU
Ailenin avukatı Ayşe Paytar, Ayhan Ağgedik’in 2006 yılında eski kayınpederinin azmettirmesi sonucu 4- 5 kişinin fikir ve eylem birliği sonucu hunharca öldürüldüğünü belirterek, cinayetin aile için çok acı, elem ve ızdırap verici bir durum olduğunu, ardından yaşanılanların ise bir devlet kurumunun işleyişinin vahametini ortaya koyduğunu söyledi. Olayın 2006 yılında cenazenin bulunmaması sebebiyle kayıp şahıs dosyası olarak tutulduğunu anlatan Avukat Ayşe Paytar, “2013 Ağustos ayında Aksaz Mahallesi Bizimköy Tatil Sitesi yakınlarında bir çoban, ağacın dibindeki cesedin parçalarını bulmuş. O cesede ait olduğu değerlendirilen 29 kemik parçasıyla beraber mont, tesbih ve ayakkabıları Adli Tıp Kurumu’na verilmiş. Yapılan işlemlerin ardından 2 Aralık 2013’te kimsesizler mezarlığına gömülmek üzere Manavgat Belediyesi’ne cenazenin defini için teslim edilmiş” dedi. Cenazenin Manavgat Belediyesi’nce teslim alındığına dair belgeler olduğunu dile getiren Avukat Paytar, “2024 yılındayız ama cenazenin nereye gömüldüğü bilinmiyor. Ayhan Ağgedik’in şu an bir mezar yeri yok” diye konuştu.

‘SORUMLULUKTAN KAÇAN BİR CEVABİ YAZI’
Manavgat Belediyesi’ne 2 defa başvurduğunu söyleyen Avukat Ayşe Paytar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“En son 22 Nisan tarihli gelen yazı ‘Belediyemizce yapılan araştırmamız neticesinde defin işlemiyle ilgili herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır’ diye sorumluluktan kaçan bir cevabi yazıdır. Sonuçta 2013 yılında büyükşehir belediye yasası çıkmamıştı. Manavgat Belediyesi bu konudan sorumludur. Defin işleminin o dönemde Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün sorumluluğu dahilinde olduğunu öğrendik. Ama o dönemki çalışanların şu an olmadığını, ‘O yüzden de biz bilmiyoruz’ şeklinde bir cevap aldık. Ama kurumlar kişilere bağlı değildir ve Manavgat Belediyesi’nin mezar yerini bize gösterme zarureti vardır. Bunun hem insani hem vicdani hem de hukuksal olarak yapmak zorundadır.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şüphelilerin, mağdurların internet bankacılığı hesaplarına erişip kredi çektiği ve bu paraları kripto varlık hesaplarına aktardığı belirlendi. Aktarılan paraların çete üyeleri arasında paylaştırıldığı da tespitler arasında yer aldı.

11 İLDE DEV OPERASYON
Yapılan teknik ve fiziki takiplerin ardından düğmeye basıldı. Ankara merkezli operasyon; Çorum, Malatya, Eskişehir, Muğla, Gaziantep, Bartın, İzmir, Bayburt, Manisa ve Afyonkarahisar olmak üzere toplam 11 ilde eş zamanlı düzenlendi.
25 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Operasyon kapsamında 25 şüpheli gözaltına alınırken, yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirildi. Bu materyaller üzerinde uzman ekiplerce yapılan incelemelerde dolandırıcılık faaliyetlerine ilişkin delillere ulaşıldı. Yakalanan şüpheliler hakkında adli işlem başlatılırken, işlemlerin tamamlanmasının ardından zanlıların mahkemeye sevk edileceği öğrenildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İki Bakan GAPTAEM’de düzenlenen GAP Hassas Tarım 2. Faz Tanıtım Törenine katılım sağladı. Bakan Yumaklı ve Kacır burada kurulan standları tek tek gezerek bilgi aldı. Programa Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ve Kurum Müdürleri katılım sağladı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, dün Diyarbakır’da meydana geldi. Recep Aydoğdu, kaldırımda yürürken bir an duraksadıktan sonra yola inerek tekrar yürümeye başladı.

Aydoğdu, birkaç adım attıktan sonra yere kapaklandı. O anlar kameraya yansıdı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Hastaneye kaldırılan ve kalp krizi geçirdiği belirlenen Aydoğdu, burada yapılan tüm uğraşlara rağmen hayata gözlerini yumdu.

Aydoğdu’nun cenazesi, yakınlarına teslim edilerek Dereli Mahallesi’nde toprağa verildi.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Aziz vatanımız için terör ve teröristle mücadeleye tüm gücümüzle devam ediyoruz! Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde tespit ettiği 5 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hâle getirdi. Mehmetçik, kahramanca ve fedakârca mücadeleyi sürdürecek!
Aziz vatanımız için terör ve teröristle mücadeleye tüm gücümüzle devam ediyoruz!
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde tespit ettiği 5 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hâle getirdi.
Mehmetçik, kahramanca ve fedakârca… pic.twitter.com/M4JRA9cEdS
— T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) November 22, 2024
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika haberleri: Son dakika haberleri: Meteoroloji Genel Müdürlüğü, hafta sonuna ilişkin hava durumu raporunu paylaştı. Raporda, Ankara, İstanbul ve İzmir’in de aralarında olduğu birçok ilde kar ve sağanak bekleniyor. Peki İstanbul’a ne zaman kar yağacak? Uzmanlar o tarihi işaret etti. İşte son dakika hava durumu haberinin detayları…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son tahminlere göre, ülke genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara’nın batısı, Kıyı Ege, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusu, Orta Karadeniz bölümü, Doğu Karadeniz kıyıları ile Gümüşhane çevrelerinin yağmur ve sağanak, Kıyı Ege ile Akdeniz kıyılarının yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Yağışların; Antalya’nın doğu ilçelerinde kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli olması bekleniyor.

HAVA SICAKLIĞI VE RÜZGAR
Önemli bir değişiklik olmayacağı, yurt genelinde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Genellikle güneyli yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette, Marmara ve Ege ile Orta ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde kuvvetli olarak (40-70 km/saat) esmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda şüphelilerin tamamı gözaltına alındı. Şüphelilerin iş yerleri, evleri ve araçlarında yapılan aramalarda 8 ruhsatsız tabanca, 3 kuru sıkı tabanca, 1 av tüfeği,1 pompalı tüfek, 307 adet fişek ele geçirildi.

3 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Gözaltına alınan 20 şüpheli, gerekli adli işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. C.S., U.Ö. ve Y.E.D. isimli 3 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

POLİSİN KARARLILIĞI SUÇ AĞLARINI ÇÖKERTİYOR
Ankara Emniyeti, organize suçlara karşı yürüttüğü etkin mücadelesiyle bir kez daha büyük bir başarıya imza attı. Suç örgütlerine nefes aldırmayan ekipler, kent genelinde silah ticareti ve diğer yasa dışı faaliyetlere yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu operasyon, Ankara polisinin titiz çalışmaları ve kararlı duruşunun bir kez daha altını çizerken, vatandaşların huzur ve güvenliğini sağlamaya yönelik mücadelede önemli bir adım oldu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Feci kaza, 15 Kasım Pazar günü İzmir’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sokakta oyun oynayan 6 yaşındaki Muhammed Talha Öner, bir otomobilin altında kalarak sürüklendi.

Küçük Muhammed Talha’yı kucaklayan sürücü, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürdü.

BİR DAHA GERİ DÖNMEDİ
Çocuğu sağlık görevlilerine teslim edip aracı park edeceğini söyleyen sürücü, bir daha geri dönmedi. Polis, sürücünün kimliğinin belirlenerek yakalanması için çalışma başlattı.

Yoğun bakımda tedavi altına alınan Muhammed Talha Öner’in hayati tehlikesi sürerken, Konak İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri güvenlik kameraları ve görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda sıkı bir çalışma yürüttü.

YAKALANDI
Yapılan incelemelerde sürücünün 17 yaşındaki M.A. olduğu belirlendi. Ehliyetsiz olduğu belirlenen M.A., pedagog eşliğinde ifadesi alınmak üzere Konak Çocuk Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.
Küçük Muhammed Talha’ya çarpan sürücü ehliyetsiz çocuk çıktı
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kasım ayı indirimlerini fırsat bilen dolandırıcılar, bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık’ı da sahte linkle dolandırmaya kalkıştı.

Uyarılarda bulunan Prof. Dr. Kırık, “‘Siparişiniz iade edilecektir, adresinizi güncelleyin’ gibi mesajlar, sahte ya da kopyalanmış e-ticaret sitelerine yönlendirme yapıyor” dedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

‘Kasım fırsatları’, ‘Muhteşem kasım’ ve ‘Efsane kasım’ adı altında uygulanan indirim kampanyalarını fırsat bilen dolandırıcılar, kişileri ağına düşürmeye çalışıyor.

Kullandıkları sistemlerle kişileri tuzağa çekmek için her türlü yönteme başvuran dolandırıcılar, bu kez de bilişim teknolojileri uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık’ı hedef seçti. Sahte ‘Sipariş iadesi için adres güncellemesi’ linki gönderen dolandırıcıların oyununu ortaya çıkaran Prof. Dr. Kırık, uyarılarda bulundu.

“GALERİNİZE VE VİDEOLARINIZA ULAŞABİLİRLER”
Kasım indirimleri döneminde dolandırıcılık olaylarının arttığını belirten Prof. Dr. Kırık, “Siparişinizle ilgili bilgi eksikliğinin olduğunu söylüyorlar. Bu sayede sahte sitelere yönlendirme işlemi gerçekleştiriyorlar. Vatandaşların tuzağa düşmesi ve oltaya gelmesine sebep oluyor. ‘Siparişiniz iade edilecektir, adresinizi güncelleyin ya da formu doldurun’ gibi mesajlarla, tamamen sahte ya da kopyalanmış kargo, e-ticaret sitelerine yönlendirme yapıyor. Bu sayede dolandırıcılar sizin banka hesaplarınızı boşaltabiliyor. Hatta adınıza her türlü işlemi gerçekleştirebiliyor. Uygulamalar aracılığıyla sizin kimlik bilgilerinize ulaşıyor. Galerinize ve videolarınıza da ulaşabilme durumu söz konusu oluyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz salı günü Rize’nin Çayeli ilçesinde meydana gelen heyelanda hayatını kaybeden Yakup Özcan Bayraktar’ın vefatından sonra ortaya çıkan detay kahretti.

Çarşamba günü toprağa verilen Bayraktar’ın ailesinin Güzeltepe köyündeki evleri heyelan riski nedeniyle oturulmaz hale gelince şimdiki evlerine taşındığı öğrenildi. 2015 yılında mahallelerine yeni yapılan yolda tedbir alınmayınca Bayraktar ailesinin evinin bulunduğu bölgede 2018 yılında heyelan meydana geldiği öğrenildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Heyelandan kaçan ailenin 2016 yılında baba Kasım Bayraktar’ın emekli olarak hak kazandığı ikramiye ve biraz da kredi ile 2013 yılında teslim aldıkları ilçe merkezindeki eve taşındığı, ara ara köyde kalsalar bile her yağmurda heyelan korkusu ile ilçe merkezindeki eve geldikleri belirtildi.

Binalarının arka kısmındaki istinat duvarının çökmesi ile eve giren moloz yığınlarının altında kalan ailenin 35 yaşındaki oğulları Yakup Özcan Bayraktar hayatını kaybederken, ortaya çıkan bu detay herkesin yüreğini dağladı.

“KÖYDEKİ EVİMİZDE DE HEYELANDAN KAÇTIK”
Köydeki evlerinde heyelandan korktukları, ilçe merkezindeki evlerinde ise heyelan olduğu için oturamayan aile, diğer oğullarının kiracı olduğu eve sığındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Fikret Ersöz, konuşmasında şunları söyledi,”Hastamız 35 haftalık 1 kilo 800 gram olarak doğmuştu. Anne karnındayken çocuğun yemek borusunun olmaması şüphesi vardı. Hastanede doğduktan sonra hastamız yeni doğan yoğun bakıma alınıyor. Yeni doğan yoğun bakımda yapılan muayenede hastamızın yemek borusunun olmadığı tanımlanıyor. Bize haber verildi. 12. saatinde çok güzel bir cerrahi yaptık. Hastamızdaki yemek borusu olmama tipi klasik tip idi. Yüzde 87 oranında görünen yemek borusunun üst yüzünün kapalı olması, alt ucunun da nefes borusuna bağlantılı olması şeklindeydi. Hastamızın ameliyatta alt ucunu nefes borusundan ayrıldıktan sonra kör sonlanan üst ucuyla birleştirip ameliyatını tamamladık. Bu sevincin hiçbir karşılığı olamaz. Bu bebek normal bebekler gibi büyüyecek. Bebeğimizi şu anda besliyoruz, annesi besliyor. Büyüyecek, bize kontrole gelecek ve biz onun büyüdüğünü göreceğiz. Normal bir birey olarak yaşayacak. Biz de bu durumdan büyük zevk alacağız” dedi.

Bebeklerinin sağlığına kavuşmasından dolayı mutluluklarını dile getiren baba Umut Tanas da “Başta doktorlarımız Fikret hoca, Meral hocam ve İlkay hocama çok teşekkür ederim. Özellikle yoğun bakımda çalışan hemşirelerin ilgisinden dolayı onlara da çok teşekkür ediyoruz. Bayağı bir ilgilendiler, her sorduğumuzda net bir şekilde bize cevap verdiler. İçimiz bayağı rahat buradan ayrılıyoruz. Onlara çok çok teşekkür ediyorum. Hepsinin eline ve emeğine sağlık” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1800 YILLIK ARA
Tunç Çağı döneminde kurulduğu düşünülen ve Helenistik dönem boyunca en zengin ve en güzel şehirler arasında sayılan, UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’ndeki antik kentin en görkemli tarihi çeşmesi Kestros’tan bin 800 yıl sonra yeniden su aktı.
“YENİDEN SUYA KAVUŞTU”
Perge’nin ilk kazı başkanı Prof. Dr. Arif Müfid Mansel döneminden itibaren su akması hedeflenen Kestros Çeşmesi’nde yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Perge Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, şu ifadelere yer verdi:
“Kestros Çeşmesi’nde ilk kez su akıtma denemesini 2022 yılında gerçekleştirmiştik. Acaba su aksa nasıl olacak ve kaçaklar nerelerde gerçekleşiyor bağlamında bir çalışma gerçekleştirdik, bu çalışma sonucunda da yapıda suyun akmasının herhangi bir problem doğurmayacağını ve projenin gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu anladık. 2022 yılından bu döneme kadar çalıştığımız proje, bu sene Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da ‘Geleceğe Miras’ projesi destekleriyle hayata geçti. Kestros Çeşmesi, bin 800 yıl sonra yeniden suyuna kavuşmuş oldu.”
“BAŞKA BİR ROMA KENTİNDE ÖRNEĞİYLE HENÜZ KARŞILAŞMADIK”
Perge Antik Kenti’nin eşsiz yapılardan birinin Kestros Çeşmesi olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Aytaç Dönmez, çeşmenin kentteki diğer yapılara göre farklı olduğunu şu sözlerle anlattı:
“Kestros, Perge için en ünik yapılardan biri, antik kentte daha farklı çeşme yapılarının olduğunu biliyoruz ancak bu yapıda karşımıza çıkan en önemli özellik; suyun bir havuza akması ve ardından o havuzla bağlantılı bir kanal boyunca kentin kuzey-güney doğrultu caddelerinin tamamını kat etmesi, hatta yapılan kazı çalışmalar sonucunda kentin dışında da devam ettiğini gördük. Böylesine özel lüks görünümlü, havuz şeklindeki kanalın Roma imparatorluk döneminde başka bir Roma kentinde örneğiyle henüz karşılaşmadık. Bu bağlamda aslında yapı oldukça lüks ve özel bir statüye sahip.”

Kültür SanatAntalyaTurizmKültürSanatÇeşmeRoma
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlçe merkezine 19 kilometre mesafedeki Durmuşlar Mahallesi’nde bölgeye hakim noktada yer alan Hazreti Ukkaşe’nin makamının da bulunduğu türbe depremde yıkıldı.
Nurdağı Belediye Başkanı Mehmet Yıldırır, türbenin yapımında sona yaklaşıldığını belirtti.
Depremden sonra hemen başlatılan çalışmalar sonunda tadilatın türbe kısmının bittiğini aktaran Yıldırır, “6 Şubat depremlerinde ağır hasar alan Hazreti Ukkaşe Türbesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden yaptırılan proje kapsamında hayırsever Nadir Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından yeniden yapılıyor. Kendilerine buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz. Depremden sonra hemen başlatılan çalışmalar sonunda tadilatın türbe kısmı bitti. Caminin kaba kısmı da tamamlandı. İçerisindeki ince işçilik kısmında çalışılıyor şu anda. İnşallah 2 ay gibi süre içinde hizmete açılır diye düşünüyorum.” diye konuştu.
Mehmet YıldırırKültür SanatgaziantepNurdağıGüncelDepremYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NAZAR BÜYÜM NEDEN ÖLDÜ?
Adam Yayınları, Merkez Ajans ve Anadolu Yayıncılık kurucusu, çevirmen, şair ve yazar Nazar Büyüm hayatını kaybetti. Agos gazetesinde yer alan bilgiye göre Büyüm, hastalığı nedeniyle bir süredir tedavi görüyordu.
NAZAR BÜYÜM KİMDİR?
Nazar Bu¨yu¨m 1944’te dogˆdu. I·stanbul Üniversitesi’nde I·ngiliz Dili ve Edebiyatı okudu. 1975’te iki arkadas¸ıyla kurdugˆu Ajans Ada’dan 1981’de ayrılarak Adam Yayınları’nı, Merkez Ajans’ı ve Anadolu Yayıncılık’ı kurdu. Adam Yayınları’nda edebiyat-sanat kitapları ve dergiler, Anadolu Yayıncılık’ta Yurt Ansiklopedisi, Tu¨rk ve Du¨nya Ansiklopedisi gibi kaynak kitaplar yayımladı. 1985’te Osman Kavala ve Selahattin Beyazıt’la birlikte kurdugˆu Ana Yayıncılık, Britannica Ansiklopedisi’nin Tu¨rkc¸e versiyonu AnaBritannica’yı, Britannica Compton’s’u ve Temel Britannica’yı yayımladı. Büyüm’ün çevirileri, derlemeleri, s¸iir kitapları bulunuyor.
Agos gazetesi yazarlarından Büyüm gazetedeki yazılarını “Dönük Baktığımda” başlıklı kitapta toplamıştı. Yazılar bir yandan kendisinin 1960’ların başlarından itibaren merkez noktalarında yer aldığı kültür, sanat, edebiyat ve yayıncılık dünyasından eşi bulunmaz tanıklıklar, portreler, galeriler sunuyor, bir yandan da Kayseri-Develi’de başlayan, İstanbul’da süren bu hayatın bir Ermeni gencinde, bir Ermeni ailesinde bıraktığı izleri renkli satırlarla canlandırıyor.
Osman DEMİRHaberler.com – GündemKültür SanatSoğuk HaberEğitim
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Turistlerin Türk mutfağına ilgisi artıyor
NEVŞEHİR – Binlerce kilometre uzaktan gelen turistler, Nevşehir’de önce mantı doldurdu, sonra yöresel ekmek yaptı.
Fas‘tan Kapadokya bölgesine gezmeye gelen Karouay ailesi, Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde bulunan Hereni Kadın Kooperatifi’nin de önce hamur yoğurarak mantı doldurdu, daha sonra da tandırda yöresel ekmek pişirdi. Türk kültürünü ve Türk mutfağını çok merak ettiğini söyleyen 31 yaşındaki Faslı turist Rabii Karouay, bu merakını gidermek için eşi Lamyae Karafay ile Kapadokya’da mutfağa girdi. Rabii Karouay yaptığı açıklamada; “Fas’tan geliyorum. Ailem ile birlikte bu yerel yemekleri tecrübe etmek istedik. Türk yemekleri çok zengin. Burada da bunu deneyimlemek istedik. Tandır ocağında ilk defa ekmek yapıyoruz. Hayatımız boyunca bunu bir daha deneyimleyebilir miyiz bilmiyorum. Buradaki yerel insanlardan bunu öğrenmek bizim için unutamayacağımız bir tecrübe oldu” şeklinde konuştu.
Hereni Kadın Kooperatifi Başkanı Raşide Gök de yaptığı açıklamada; “Kooperatifimizde yöresel ürünler üretiyoruz. Belirli dönemlerde de yabancı misafirlerimizi ağırlıyoruz. Onlarla birlikte yemek yapıyoruz. Yaptığımız yemekleri de kendilerine tekrar ikram ediyoruz. Çoğunlukla Ortahisar’a özel ekmek yapıyoruz, dolma mantı yapıyoruz. Tatlı olarak da asede, dolaz, köftür kavurması gibi yöresel tatlılar yapıyoruz. Kendi yaptıkları yemekleri kendileri tekrar yiyince bundan çok memnun kalıyorlar. Gelen yabancı turistler Türk yemeklerini ve bizlerin neler yediğini çok merak ediyorlar” dedi.

Kültür SanatGastronomiKapadokyaturistKültürTurizmEkmekYaşamFas
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Tan Sağtürk, Ankara Opera Binası Sahnesi’nde basın toplantısı düzenleyerek, ‘1’inci Anadolu Opera ve Bale Festivali’nin tanıtımını gerçekleştirdi. Sağtürk, operadan baleye, müzikalden modern dansa, çocuk oyunlarından konserlere geniş bir yelpazede temsillerin sunulacağı 23 ili kapsayacak festivalin 7 Aralık’ta, Şırnak’ta başlayacağını belirtti. Sağtürk, “Bu festival ile Anadolu’nun zengin kültürel dokusunu evrensel sanatlarla buluşturmayı hedefliyoruz. Festivalimizin ilk döneminde Şırnak, Erzincan, Kırklareli, Ardahan ve Hatay olmak üzere 5 şehirde 14 temsil sunulacak. Bale, müzikal, modern dans, çocuk oyunları ve konserlerden oluşan 13 farklı eserle sanatseverlerle buluşacağız.” dedi.
Sağtürk, festival kapsamında çocukların yeteneklerini ‘Yetenek her yerde’ sloganıyla düzenleyecekleri etkinliklerle keşfedeceklerini ifade ederek şöyle konuştu:
“ÇOCUKLARIMIZ FESTİVALİN ÖZEL PARÇASI”
“Çocuklarımız da bu festivalin özel bir parçası. Onlar için hazırlanan oyunlarla, küçük yaşlardan itibaren sanata olan sevgilerini artırmayı ve hayal dünyalarını zenginleştirmeyi amaçlıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki sanatla büyüyen bir nesil, aydınlık geleceğimizin en önemli temellerinden birini oluşturacaktır”

1’inci Anadolu Opera ve Bale Festivali’nin sanat ve kültür arasında yeni köprüler kuracağını dile getiren Sağtürk, şunları dedi:
“ANADOLU’NUN HER KÖŞESİNE ULAŞACAĞIZ”
“2025 yılında bu heyecanı 18 şehre daha taşıyacağız. Edirne’den Kars’a, Osmaniye’den Manisa’ya kadar geniş bir coğrafyada opera ve baleyi sanatseverlerle buluşturacağız. Devlet Opera ve Balesi olarak; Aspendos, Efes, Bodrum ve İstanbul gibi uluslararası festivallerde yaşadığımız gururu, şimdi Anadolu’nun her köşesine taşımanın mutluluğunu yaşıyoruz.”
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gazeteci-Yazar Sema Akkoyun Özbay, uzun bir süredir İstanbul’la ilgili yayınlara imza atıyor.
Sevdiği ve yaşadığı kentin görünmeyen yüzünü kitaplara konu yapan Akkoyun, son eserinde de çocuklara İstanbul’u tanıtıyor.
Sema Akkoyun Özbay’ın tüm kitapları Türkçe-İngilizce olarak basılıyor.
“HEDEFİM İSTANBUL’U FARKLI AÇILARDAN TANITMAK”
Özbay, Ensonhaber’in sorularına yanıt vererek, “Güzel olumlu övgü dolu sözlerin geldiğini görünce çok mutlu oluyorum. Çünkü hedefim dünyaya güzeller güzeli İstanbul’u tanıtmak.” dedi.
DENEYİMLERİNDEN YOLA ÇIKARAK ÇOCUKLAR İÇİN KAYNAK KİTAP YAZDI
Öğretmenlik yıllarında, Özbay çocukların böyle bir kaynak kitaba ihtiyaç duyduğunu birebir yaşadığı için son çalışmasını “Haydi Çocuklar İstanbul’u Tanıyalım Tanıtalım” ismi ile kitaplaştırdı.
NEDEN İSTANBUL?
Özbay, yazarlık sürecini ve seçtiği konuların içeriğini şöyle anlattı:
İngiltere’den Boğaziçi Üniversitesi’ne Turizm bölümüne yatay geçiş yaptım. İngiltere’de yaşadığım zamanlarda İstanbul’a olan özlemim ve İstanbul aşkı birleşince ortaya özlem ve sevgi dolu İstanbul kitapları çıktı.
“KÖŞE YAZILARIMI KİTAPLAŞTIRDIM”
Daha sonra İstanbul Sanat Haber’de İstanbul ilçelerini yazmaya başladım. Buradaki köşe yazılarımı kitap haline getirip, ilk kitabımı yazdım.

“İLK KİTABIMDA İSTANBUL’UN İLÇELERİNİ TANITTIM”
‘İlçelerinde İstanbul’u Arıyorum’ Benim ilk göz ağrım. Annem Müzeyyen Akkoyun ve Babam Ahmet Akkoyun anısına yazdım. 39 ilçeyi ve Bizans Osmanlı Cumhuriyet dönemi ve şimdiki İstanbul’u kaleme aldım.
DİĞER KİTAPLARIM
İkinci kitabım ‘İstanbul’un Türbeleri’ oldu. İçinde en çok ziyaret edilen türbeler bulunuyor. Üçüncü kitabım ise İstanbul’u süsleyen ‘Yalılar ve Köşkler’ oldu. Dördüncü kitabım ‘İstanbul’da Birlikte Yaşamak’ta ise 3 kutsal dinin mabetleri ibadethaneleri bulunuyor. “Kiliseler Sinagoglar ve Camiler.”

“SON KİTABIMI TÜM DÜNYA ÇOCUKLARI İÇİN YAZDIM”
Son kitabımda 21 senelik İngilizce öğretmenliği tecrübem ve çocuklara olan sevgimi birleştirip, çocuklara da İstanbul’u tanıttığım kitabımı büyük babam Tahir Akkoyun ve babaannem Asiye Akkoyun anısına ve tüm dünya çocukları için yazdım çok mutluyum.
“KİTABI OKUYAN ÇOCUK İSTANBUL REHBERİ OLUYOR”
Bu kitabı okuyan çocuk İstanbul Rehberi oluyor ve kitabın içinde bir sertifika bulunuyor. Sadece çocuklar değil velilerin de severek okuduğu bir kitap oldu. Son kitabım ‘Haydi Çocuklar İstanbul’u Tanıyalım Tanıtalım’ çok beğenildi.

ÇOCUKLAR İÇİN KAYNAK KİTAP
Yazar Özbay, ayrıca son kitabı ile ilgili “Çocuklar doğduğu büyümeye başladığı büyüdüğü şehri tanımalı ve tanıtmalı yaklaşımından yola çıkarak yazdım. 8-14 yaş ve üzeri çocuklar için böyle bir kaynak kitaba ihtiyaç olduğunu da gözlemledim. Geçmişteki hafıza duraklarını ve şimdiki İstanbul’u zevkle kaleme aldım.” diyor.

Dora İşsever
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan tarihi Evliya Kasımpaşa Camisi’nin restorasyon ihalesi tamamlanarak, projeyi üstlenen firmaya teslim edildi. Restorasyon çalışmalarına başlamadan önce şantiye kurulumları yapılarak caminin çevresinde düzenlemeler gerçekleştirildi. Uygulama aşamasına geçilen restorasyon; caminin rıhtımı, hazire alanı ve çevresini kapsayacak şekilde planlandı.
20 YILLIK RESTORASYON PROJESİ BAŞLADI
Edirne Vakıflar Bölge Müdürü Ahmet Saraç, caminin geçmiş yıllarda farklı taşıma ve yükseltme projeleriyle gündeme geldiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
Uzun bir süreci geride bıraktık. 20 yıldır Edirne’deyim ve ilk geldiğim günden bu yana caminin restorasyonu hep konuşuluyordu. En nihayetinde ‘taş yerinde ağırdır’ dedik ve camimizi yerinde onarmaya karar verdik. Çünkü bu cami, rıhtımı ve geniş haziresiyle bir bütün oluşturuyor, içinde pek çok mezar taşı barındırıyor. Bu anlayışla camimizin restorasyonuna başlamış olduk.

EVLİYA KASIMPAŞA CAMİSİ
Kirişhane semtinde, 1478 yılında 2. Murad ve Fatih Sultan Mehmet’in veziri olan ve “Evliya” olarak da anılan Kasım Paşa tarafından yaptırılan, kare planlı ve tek minareli bu tarihi cami, avlusu ve kubbesiyle klasik Osmanlı mimarisinin bir örneğini oluşturuyor. Zamanında kenti taşkınlardan korumak amacıyla yapılan setle Tunca Nehri arasında kalan cami, nehrin taşkınları nedeniyle defalarca sular altında kalarak büyük zarar gördü. 1950 yılında ibadete ve ziyarete kapatılan yapı, yıllar boyunca çeşitli projelerle yeniden gündeme geldi. Bölgede gerçekleştirilen kanal çalışmalarıyla su taşkınlarının önlenmesinin ardından, camiyi aslına uygun olarak restore etme süreci nihayet başladı.





Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da sahaflık mesleğiyle tanışan ve 64 yaşında, bu geleneği memleketi Yalova’ya taşıyan Mehmet Salih Girengir, 1987’de bir arkadaşıyla açtığı sahaf dükkanını yıllardır tek başına işletiyor. Dükkanında on binlerce kitap barındıran Girengir, mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ve yığınlar halindeki kitaplar arasında zorlukla hareket ettiğini belirterek, dükkanını kitap tutkunu genç birine devretmeyi düşünüyor.
Girengir, yılların birikimiyle dükkanında yaklaşık 55 bin kitap bulunduruyor. Adeta bir kütüphane görünümündeki dükkanında nadir eserler de yer almakta. Girengir,
37 yıldır amacım iş yapmak değil, kaliteli kitapları ucuza öğrencilere, halkımıza ve okuyan kesime ulaştırmak. Her tür kitaba yer verdiğimiz için sayısı da bir hayli fazla. Popüler kültür kitapları çok satsalar da ben klasiklerden, edebiyat eserlerinden her türlü kitaba yer vererek çeşitliliği artırıyorum.
dedi.
Müşterilerinin aradıkları kitapları bulduğunda yaşadıkları mutluluğu paylaşan Girengir, bu durumun kendisini de sevindirdiğini ifade etti.

3 BİNDEN FAZLA KİTAP OKUDU
Yalova’da özellikle çocuklar ve gençler arasında kitap okuma alışkanlığını yaygınlaştıran Girengir, bu konuda önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Anlatısına şöyle devam etti:
Yaklaşık 15 yıl önce, bir beyefendi bana Zagor çizgi roman serisinin tüm setini sordu ve o zamanlar seriyi 10 bin liraya satın almak istedi. Bu teklif o kadar büyüktü ki, o dönemde dükkanımı 200-300 bin liraya satabilirdik. Ancak ben bu seriyi temin edemedim. Birkaç tane vardı ama tüm seti bulamadım. Çocukken okumayı kaçırmış, şimdi zenginleşince 10 bin lira vererek almak istemişti. Ayrıca, Fransa’da basılan 1876 tarihli bir kitap da elime geçmişti. Elimden sayısız eser geçti. Eskiden Atatürk’ün orijinal Osmanlıca basım ‘Nutuk’ eserleri de çok gelirdi ama son yıllarda artık o tür eserler gelmiyor çünkü koleksiyoncular bu kitapları aldıkça piyasada bulunmuyor.
Girengir, dükkanına gelen bazı ünlü isimlerden de bahsetti; aralarında merhum Nejat Uygur’un da bulunduğu sanatçılar, kendi alanlarında ilgili kitapları almak için dükkanına uğramış.
Dijital çağın etkilerine de dikkat çeken Girengir, cep telefonları ve tabletler aracılığıyla dijital kitaplara ulaşmanın, basılı eserlere olan ilgiyi azalttığını belirtti. Ancak, kitap kokusunu sevenlerin hâlâ basılı kitaplara ilgi gösterdiğini de ekledi:
Kitapları sevip kokusunu almak isteyenler var, okuma devam ediyor. Ailemde bu işi yapacak kimse yok ama burada gelip gidenlerden birilerine devredebilirim. En büyük amacım bu işi sürdürebilmek. Çünkü böyle yerlerin çoğalması, gençlerin okumaya teşvik edilmesi çok önemli. Bir ülkenin kalkınmasında kitap okumanın katkısı büyük. Bu, bir ülkenin olmazsa olmazıdır.
Girengir, çocukluk yıllarından itibaren kitaplara olan tutkusuyla neredeyse her eseri incelediğini, 3 binin üzerinde kitabı ise dikkatlice okuyarak özümseyip üzerinde derinlemesine düşündüğünü anlattı. Felsefeye olan ilgisini de dile getiren Girengir, “Bizim işimizi yapanların her türden kitap okuması gerekir çünkü müşterilere yardımcı olabilmek için bu önemlidir.” dedi.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 86 yıl önce bugün hayata gözlerini yumdu. Gazi Mustafa Kemal, Her yıl 10 Kasım’da çeşitli gösteriler ve törenlerle yadediliyor…
Müzikseverleri her ay birbirinden güzel şarkılarıyla ağırlayan Şef Hakan Talu yönetimindeki Cemal Reşit Rey Müzik Topluluğu, 10 Kasım münasebetiyle Atatürk’ün sevdiği şarkıları repertuvarına taşıdı. ATA’nın sevdiği şarkıları müzikseverlerle buluşturdu.
Atatürk ve Müzik
Türkolog Reyhan Çınar’ın metinleri eşliğinde sunulan konser, Atatürk’ün Beyaz Trende dinlediği Taşplaklardan eserlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Konser öncesinde Prof Dr Namık Sinan ve Prof Dr. Bilen Işıktaş’ın katılımıyla , Atatürk’ün müzikle olan derin bağını ele alan ‘Atatürk ve Müzik’ başlıklı bir sohbet gerçekleştirildi.







Rabia Ceren Nas
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Mustafa Kemal Atatürk, vefatının 86. yıl dönümünde çeşitli etkinliklerle anılıyor.
Bu vesileyle bazı müzeler de ücretsiz gezilebilecek.
İSTANBUL HAVA MÜZESİ ÜCRETSİZ
Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 86’ncı yılı dolayısıyla İstanbul Hava Müzesi’nde Atatürk fotoğrafları sergisinin ziyarete açıldığı ve müze girişlerinin 10 Kasım’da tüm ziyaretçiler için ücretsiz olduğu belirtildi.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ev hapsindeki ünlü şovmeni, eski menajeri Stelyo Pipis ziyaret etti.
Erbil, birlikte yer aldıkları fotoğrafa; “35 yıllık dostum” notunu düştü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güngör, ‘Fatih’ karakteri için açılan ‘tokat sitesi’ ile ilgili yaşadığı ilginç bir anıyı paylaşarak büyük ilgi topladı.
‘Fatih Ünal’ karakteri izleyicilerin tepkisini çeken hareketleriyle çok konuşulurken, geçtiğimiz yıl ‘Fatih’i Tokatla’ adında bir site açılmış ve bu durum çok konuşulmuştu.
REKLAM
Doğukan Güngör, programda Burcu Taflanoğlu’nun sorularını yanıtladı. Tokatlama sitesiyle ilgili paylaştığı anısı dikkat çekti.
Güngör, “Bir bayan, çok sakin bir şekilde yanıma gelip ‘Bir kere kendinizi tokatlar mısınız?’ diye sordu. Telefonunu önüme koydu. Ben de ona baktım, cesaretini takdir ettim ve kendimi tokatladım” dedi.
İşte o anlar;
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tanıtıma Timur ve Efsun’un yakınlaşması damga vurdu. Bahar ve Evren’in romantik anlarının ekrana geldiği tanıtımda Efsun’un Timur’la dertleşmesi ve ikilinin öpüşmesi herkesi şaşırttı. Salı akşamlarına damga vuran dizide bu sürpriz yakınlaşma ve ikili arasında yaşanacak gelişmeler merakla bekleniyor.
Salı günlerinin en çok izlenen dizisi ‘Bahar: Kalbini Dinlemeye Var Mısın?’ sürpriz gelişmeleri ve heyecan dolu olaylarıyla bu akşam saat 20.00’de Show TV’de.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Hayat’ın ilk 5’e kalıp 2 Mart’ta düzenlenecek olan törede Oscar için aday olup olmayacağı önümüzdeki günlerde belli olacak. Filmin tanıtım çalışmalarına Los Angeles’ta devam ediliyor.

Cem Davran – Miray Daner – Zeki Demirkubuz – Burak Dakak
Zeki Demirkubuz, Sinema Genel Müdürü Birol Güven ve filmim oyuncuları Cem Davran, Burak Dakak ile Miray Daner, düzenlenen basın toplantısına katılarak soruları cevapladı.

Etkinliğin ikinci günü ise Dilan Çiçek Deniz’in yapımcılığını üstlendiği ‘Dilan Hakkında Konuşmalıyız’ adlı kısa filmin gösterimiyle başladı. Dilan Çiçek Deniz, etkinliğe sevgilisi Rafael Cemo Çetin ile birlikte katıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bazı TikTok kullanıcıları, eski One Direction grubu üyesinin cenazesinden olduğunu iddia ettikleri sahte görüntüleri sosyal medyada yayarak Payne’in hayranlarını hayal kırıklığına uğrattı ve öfkelendirdi.
31 yaşında hayatını kaybeden Payne’in bu hafta toprağa verilmesi planlanıyor. Ancak TikTok kullanıcıları çeşitli cenazelerden klipler yayınlıyor ve bunların Payne’e ait olduğunu öne sürüyor.
Dikkat çekmeye yönelik bu sosyal medya akımını ‘saygısızlık’ olarak nitelendiren Payne hayranları, İngiltere’nin Wolverhampton şehrindeki St. Peter’s Kolej Kilisesi’nin önüne çiçekler ve notlar bırakarak şarkıcıyı anmaya devam ediyor.
Payne’in cenazesiyle ilgili ayrıntılar gizli tutulsa da şarkıcının cenazesinin bu hafta, doğduğu yer olan Wolverhampton’da yapılması bekleniyor. Payne’in son uğurlama töreninin, büyüdüğü eve yakın olan Pendeford’daki St. Peter’s veya St Paul’s Kilisesi’nde yapılacağı söyleniyor.
Ünlü şarkıcının babası Geoff Payne, trajik olayı duyunca Arjantin’e gitti ve oğlunun cenazesiyle birlikte İngiltere’ye dönmesine izin verilene kadar ülkede kaldı. Acılı baba, cenazeyle birlikte geçen perşembe İngiltere’ye döndü.
Arjantin’de olayla ilgili soruşturma sürerken, Payne’in otopsi ve toksikoloji raporları daha önce açıklanmıştı. Otopsi raporunda, Payne’in otel odasının balkonundan “yarı veya tam bilinç kaybı” halinde düşmüş olabileceği belirtilirken, toksikoloji raporunda, ölüm anında ünlü şarkıcının kanında kokain olduğu tespiti yer almıştı.
Soruşturmayı yürütenler, Payne’in otel odasında kırık nesneler ve mobilyalar arasında narkotik maddeler ile alkolün saçılmış olduğunu tespit etmişlerdi. Bu durum, savcılığın Payne’in düştüğü sırada madde bağımlılığının neden olduğu bir kriz yaşadığını tahmin etmesine yol açmıştı.
Payne’in ölümünden kısa bir süre önce otel müdürünün 911 acil yardım hattını arayarak, agresif davranan, uyuşturucu ve alkolün etkisi altında olan bir misafiri ihbar ettiği öğrenilmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ALÂN
Her sene olduğu gibi, bu yıl da programa seçilen gruplar İstanbul Caz Festivali’nin Parklarda Caz konserlerinde sahne aldı. Seçilen gruplardan Mojo 5 ayrıca festivalin ödül gecesinde, Saint Privat konseri öncesinde sahneye çıktı. Gruplar eylül ayında stüdyoya girip, müzik tarzlarına göre eşleştirildikleri deneyimli müzisyenlerin prodüktörlüğünde Genç Caz+ 24 albümü için kendi bestelerini kaydettiler.
Blue Kiss Collective
Bu süreçte Boba Quartet’e Kıvılcım Konca, Zozeï’ye Çağıl Kaya, ALÂN’a Volkan Öktem, Mojo 5’e Selen Gülün, Blue Kiss Collective’e Kamucan Yalçın ve Zekeriya Şahiner Quartet’e Korhan Futacı prodüktör olarak destek oldu. Albümün kayıt, miks ve masteringini Sinan Sakızlı yaptı; grup fotoğrafları ise Muhsin Akgün’e emanet edildi.
Boba Quartet
Hayyam Stüdyoları’nda gerçekleştirilen kayıtlarda, gençliğin tutku ve heyecanının ustalığın bilgeliğiyle dengelendiği, özgür ve dinamik bir albüm ortaya çıktı. Albümün tanıtım konseri, 19 Kasım 2024’te, saat 21.00’de Pera 77’de düzenlenecek.
Mojo 5
Genç Caz+’nın bu seneki Seçici Kurulu’nda müzisyen Ayşe Tütüncü, müzisyen Selen Gülün, müzisyen Volkan Öktem, radyo programcısı Dr. Hakan Rauf Tüfekçi, yazar Yekta Kopan, müzisyen Okan Kaya, Sony Music Türkiye Genel Müdürü Özden Bora, Akra Caz Festivali Direktörü Kadir Dursun, müzisyen Çağıl Kaya, Pozitif ve Babylon’un kurucularından Ahmet Uluğ ve İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer yer aldı.
Zekeriya Şahiner Quartet
Genç Caz+ 24,15 Kasım’da Spotify, Apple Music, Deezer, YouTube Music, Fizy ve Muud gibi çeşitli platformlarda yerini alacak.
ZOZEÏ
Genç Caz+ 24 Albüm Şarkıları
BOBA Quartet / “güneş kaçta doğuyor”
ZOZEÏ /“Bir Oda”
ALÂN/ “DUDUDA”
MOJO 5 / “SIMPLE LIFE”
BLUE KISS COLLECTIVE / “Answers”
ZEKERİYA ŞAHİNER QUARTET / “intricate-bop”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pandemi döneminde yapılan araştırmalara göre sanat galerilerinin dünya çapında yüzde 70’in üzerinde gelir kaybına uğramasıyla birlikte sanat alanına olan destekler arttı.
UNESCO verilerine göre bu dönemde kültür-sanat sektöründe 10 milyona yakın insan da işsiz kaldı. Anadolu Efes Art Space platformu da bu bağlamda pandemi döneminin ardından Kazakistan’da genç yeteneklere ve dezavantajlı sanatçılara destek olmak amacıyla kuruldu.

Platform Kazakistan’da 2.5 yıl içinde 21 sergiye ev sahipliği yaptı. Genç yeteneklerin ve dezavantajlı sanatçıların sergilerinin yer aldığı platform, İstanbul’da Kazakistanlı dört sanatçı, Sh. Guliyev, G. Askarova, A. Amirkhanova ve A. Malaeva’nın eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor. Kazakistan’ın mistik ve zengin kültürünü yansıtan eserlerin yer aldığı sergi ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yapımcılığını Broadway Entertainment Group’un üstlendiği Küçük Prens, içerdiği derin mesajların yanı sıra iç içe geçmiş karakterler ve gösteride kullanılan renkli kostümlerle dikkat çekiyor.

Dansın, müziğin, projeksiyonların ve akrobasinin uyumlu birleşimi olan Küçük Prens gösterisi, izleyicilerin hayal gücünün sınırlarını zorlayacak. Paris, Sidney, Dubai, Graz gibi şehirlerde kapalı gişe oynanan gösteride, Küçük Prens’in farklı gezegenlerde karşılaştığı karakterler ve onların temsil ettiği değerler, tiyatro, dans, akrobasi ve ileri teknoloji video haritalama ile canlandırılıyor
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akademi CEO’su Bill Kramer, “Conan O’Brien’ın bu yıl Oscar’ları sunmasından büyük heyecan ve onur duyuyoruz. Muhteşem mizahı, filmlere sevgisi ve canlı yayın tecrübesiyle törene liderlik etmek için mükemmel bir kişi” dedi.

O’Brien Cuma günü yaptığı açıklamada, “Amerika bunu istedi ve şimdi gerçekleşiyor” açıklamasını yaptı.
2002 ve 2006 yıllarında Emmy Ödülleri’ni sunan O’Brien ilk Oscar sunuculuğunu gerçekleştirecek.
Oscar Ödülleri, Türkiye saatiyle 3 Mart’ta ABC kanalında canlı olarak yayınlanacak.
Ünlü komedyen, en çok Late Night with Conan O’Brien, The Tonight Show with Conan O’Brien ve Conan adlı gece şovlarının sunucusu olarak tanınıyor.
O’Brien televizyon sunuculuğu kariyerinden önce ise Saturday Night Live şovu ve The Simpsons dizisi için yazar olarak çalışmıştı.
O’Brien, 2021’de gece şovlarından ayrıldı ve o zamandan beri Conan O’Brien Needs a Friend adlı bir podcast ve Conan O’Brien Must Go adlı bir seyahat programı hazırladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Göçün acısını Batılılaşmanın coşkusuyla harmanlayan “Batı Ekspresi”, bir yandan batının bolluk ve tüketim toplumu cazibesine kapılırken diğer yandan kendi kültürlerini cebine doldurup türlü sebeplerle gurbet yollarına düşen ve Şark Ekspresi’ne binenlerin hikâyesi…
REKLAM
Özgürlüğün, batılılaşmanın ve kapitalizmin çarpıcı etkilerini işlerken öte yandan göç edenlerin, doğdukları topraklara duyduğu özlemi ironik ve düşündürücü bir yaklaşımla ele alan oyun, kültürel değerlerin Batı’nın sunduğu “vaha” ile çatışmasını gözler önüne seriyor. “Batı Ekspresi”, yolculuğun sadece gidişini değil, aynı zamanda dönüşünü de sorgulatan bir tecrübe sunuyor.

Matéi Visniec’in kaleme aldığı, Elvin Beşikçioğlu’nun yönettiği oyun “Batı Ekspresi”nde sahneyi Adem Aydil, Derin Beşikçioğlu, Fatih Sönmez, Selin Tekman, Selin Zafertepe ve Ünsal Coşar paylaşıyor. Oyunun etkileyici dekor tasarımı Barış Dinçel’in, kostümleri Başak Özdoğan’ın, müzikleri Utar Dündar Artun’un imzasını taşıyor.

25 Kasım 2024 Pazartesi ve 26 Kasım 2024 Salı akşamları saat 20.30’da Ses 1885 – Ortaoyuncular Tiyatrosu’nda sahnelenecek tek perdelik “Batı Ekspresi”nin biletleri Biletix’ten ve gişeden temin edilebilir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nâzım Hikmet, Özdemir Asaf, Ümit Yaşar Oğuzcan ve daha birçok şairin eserlerini özgün caz besteleriyle buluşturan proje, Selçuk Yöntem’in yorumu ve quartet’in müzikalitesini bir araya getiriyor.

Tiyatro, dizi, sinemadaki başarılı oyunculuğuyla dikkat çeken Selçuk Yöntem’e sahnede Viyana’da yaşayan Türk kemancı Efe Turumtay, Çek basçı Tomáš Liška’nın lirik sesi ve Macar perküsyoncu András Dés’in eğlenceli ritimleri eşlik ediyor.
Uluslararası üne sahip Türk perdesiz gitar virtüözü Cenk Erdoğan da melodilerini quartet’e taşıyor.
Selçuk Yöntem’in güçlü yorumuyla seslendireceği şiirler, caz müziğinin ritmiyle birleşerek dinleyenlere farklı bir deneyim sunacak.
Sezon boyunca sahnelenmeye devam edecek Biletler Biletix, Bubilet, Biletinial ve Passo’da satışta.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 16 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu’na götürüldü. Şüpheliler, ifade işlemleri tamamlandıktan sonra tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.
Mehmet Ali Erbil ile Serdar Ortaç, ev hapsi ve adli kontrol şartıyla akşam saatlerinde serbest bırakıldı.
REKLAM
Mehmet Ali Erbil’in savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı. Erbil, ifadesinde, Serdar Ortaç ile ortak arkadaşları olan Barış isimli kişinin Malta’da bir otel açılışına davet edildiklerini belirterek; “Stand-up şeklinde bir şov hazırlamışlardı, orada bizi davet ettiler, çekim yapmaya başladılar. Sahibi bana bir tişört giydirmeye çalıştı, bu tişörtün bahis reklamı içerdiğini olaydan sonra öğrendim. Buna karşı çıktım, misafir olmamızdan dolayı davet edenlerle ters düştüm. O sitede yayınlananlarda da kumarın sakıncalı olduğunu ve hayatımda hiç oynamadığımı belirttim” diye konuştu.

“HERHANGİ BİR MADDİ KAZANÇ ELDE ETMEDİM”
Mehmet Erbil, ifadesinin devamında yayının yarım saat sürdüğünü belirterek; “Yayından sonra durumu anlayarak, avukatlarım aracılığıyla basın açıklaması yaptık. Ünal isimli şahıs, beni arayarak kandırmaya çalıştı. YouTube’da bir yayın var diyerek, tekrar bir davette bulundu. Ancak ben durumu anlayarak bu daveti kabul etmedim. 3 ay boyunca teklifini sürdürdü. Bu şahısla detaylı bir tanışıklığımız bulunmuyor. Bu olaydan sonra arkadaşımız Barış da kayboldu. Kendisiyle bir daha görüşmedim. Bu videolarda yer almam karşılığında herhangi bir maddi kazanç elde etmedim. Ancak, Ünal isimli şahıs, 3 ay boyunca beni arayarak, birlikte yayın teklifinde bulunurken, 20 – 25 bin Euro ücret teklifinde bulundular, ben bunu da kabul etmedim. Belirttiğim gibi sonrasında bu şahıslarla yüz yüze görüşmedim” ifadelerini kullandı.
“BİZİ TUZAĞA DÜŞÜRMEYE ÇALIŞTILAR”
Sorgu sırasında Mehmet Ali Erbil’e, yasadışı bahis sitelerinin yayınında Ünal Orhan ile aralarında geçen para karşılığı bahis oyununda 64 bin lira kazandığını bunun emekli maaşı kadar olduğunu belirttiği ifadeleri soruldu.
Erbil; “Bu muhabbetti, gırgır ortamında gerçekleştirdik. Ancak bu olayla bizi tuzağa düşürmeye çalıştılar. Ben bahse konu ifadeleri hatırlamıyorum. Ben bir şovmenim, yaptığım iş gereği sohbet havasında geçen bir nevi gırgır ortamında bu söylemlerde bulunmuştum, art niyetim yoktu, konuya vakıf olduktan sonra bu kişilerle bir daha iletişime geçmedim” ifadelerini kullandı.
Ünlü isimlere yasa dışı bahis operasyonu Haberi Görüntüle
“Kimseye tavsiye etmiyorum” Haberi Görüntüle
“Yine kötü örnek oldum” Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Faruk Peker’e, Cem Yılmaz da sosyal medya hesabı üzerinden destek verdi. Yılmaz; “YouTube kanalında ne de güzel anlatıyor. Çok yaşa ağabeyim” dedi. Bunun üzerine Faruk Peker de “Seni seviyorum Cem Yılmaz” yazısıyla yanıt verdi.
Cem Yılmaz’ın kendisine destek vermesiyle açıklama yapan bir dönemin ünlü oyuncusu, “Çok az takipçim varken, Cem Yılmaz’ın beni görmesi çok mutlu etti. Jestini çok anlamlı buluyorum. Yeşilçam ekolüne saygısı var. Sinema tutkunu biri, kendisiyle yan yana çok gelmek isterim” dedi.
İnsanların gündelik sıkıntılarından biraz da olsa uzaklaştırmak için videolar çektiğini ifade eden Faruk Peker ayrıca; “Cem Yılmaz’ın bir projesinde yer almak çok isterim. Eski bir basketbolcuyum. Cem Yılmaz bana pas verdi, ya smaç vuracağım ya da 3’lük atacağım” açıklamasını yaptı.
Faruk Peker, son röportajını 2022’de Habertürk’ten Aytekin Teker’e vermişti…
Uzun süredir gözlerden uzaksınız neler yapıyorsunuz bu dönemde?
Senaryo ve kitap yazıyorum.
Kitap derken?
Yaşadıklarımı yazıya döküyorum. 1973’ten beri tuttuğum anılarımı anlatan bir kitap yazıyorum. Normalde senaryo yazmaya alışık bir insandım. Daha önce yazdığım senaryoları çektim ve oynadım. Senaryo yazmak kolaymış. Nasıl kolay; Yer, zaman, oyuncu diye ayırıyorsun, sayfaya diyalogları döküyorsun. 60-100 kişi bir araya geliyor ve canlandırıyor. Bu 60-100 kişinin canlandıracağı olayı sadece beyaz bir sayfaya dökmek her baba yiğidin harcı değilmiş. Sonra baktım çevreden güzel tepki alıyorum yazdıklarımı bir macera romanına çevirmeye karar verdim. 300 sayfayı tamamladım. Kahramanı kim; Faruk Peker…
Hala çok fitsiniz…
Genetiğin ve sporun etkisi. Babam tenisçi olmamı isterdi ama basketbol oynadım. Önce Ankara Koleji’nde başladım, ardından da Galatasaray’da kariyerim devam etti. Babam da iyi bir tenisçiydi. Hatta beni Wimbledon’da oynayan ilk Türk yapmak isterdi. Hayaliydi.
Sektörden neden uzaklaştınız?
Sektörden uzaklaşmadım. Kim mesleğinden uzaklaşmak ister ki. Herkes mesleğini icra etmek ister ama bana ilgi yok. Benim işim sinema ama maalesef yapamıyorum. Teklif gelirse hazır durumdayım.
Neden teklif gelmiyor sizce?
Bir şeyler söylerim ama çok can yakar. Usturuplu gitmeye çalışayım. Bu sorunun muhattabı aslında ben değilim. Ben her zaman demişimdir ki; Keşke müzisyen olsaydım. Sokakta oturur, önüme bir mendil açar gitar çalardım. Sokak müzisyenliğinden star olan insanları görüyoruz. Avrupa’da ve Amerika’da yaşarken bizzat gördüm. Gitar çalmak ne ister; bir amfi, bir gitar, iyi-kötü kafanda da melodiler, elinde de ustalık. Ama film çekmek böyle değil. En az 60 kişilik ekip lazım. Ekibin başında kim oturuyor prodüktör. Senaryolar yazdım, prodöktürlere götürdüm ama kimse geri dönmedi. Kimse de oyunculuk için de çağırmadı.
Ambargolu olduğunuzu mu düşünüyorsunuz?
Evet, düşünüyorum açıkçası. Hollywood ve Avrupa sineması benim yaşıma gelmiş aktörlerini dibine kadar kullanmaya devam ediyor. Onlardan maksimumunu alıyor. Beni kullanmak istemiyorsa adam ben ne yapabilirim ki? Karar verici prodüktörler.
Oyunculuk serüveni nasıl başladı? Sizi biri mi keşfetti?
‘Keşfeden’ desek mi aslında… (Gülüyor) Yılmaz Duru keşfetti ama keşfinin zevkini sürmekten kendini men etti. Hayatta değil kendisi. Allah rahmet eylesin. Ferhat ile Şirin (Bir Aşk Masalı) için bana teklifte bulundu. Yaşım tutmuyordu o dönem ailemle görüştü. Verdiği sözleri tutmadı, tutmadığı gibi adımı da spekülasyonlara karıştırdı. Yazdığım kitapta da bunu belgeliyorum zaten.
Ne gibi spekülasyonlar?
Moskova’ya gitmişiz Türkan Şoray ile ‘Bir Aşk Masalı’ filmini çekiyoruz. Aslanlar gibi oynuyorum. Sonra ben filmi bırakmışım ekstra para istemişim. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Eski Başbakanlarından Recep Peker’in torunuyum. Babama ve anneme karşı sorumluluğum var. 20 yaşındayım o zamanlar. Babamı o dönem tanıyanlar bilir nasıl bir insan olduğunu. Bu filmin gizli ortaklarından bir tanesi Allah rahmet eylesin ünlü bir kabadayı idi. Ben öyle bir şey yapsam, o filmi Moskova’da bıraksam neler olurdu. Bir kere sen bir yalan atarken senaryonu sağlam yazacaksın. Babam git oyna demiş bu şartlarda biz de gidip oynamışız. Niye uydurdular bu yalanı; çünkü ben seninle 5 yıllık anlaşmaya imza atmamışım. Bütün sebebi bu… Bana yar olmadı, başkasına da yar olmasın… Birisi de ‘Gel bakayım sen böyle bir terbiyesizlik yaptın mı?’ demedi…
Sinemadan kazandığınız parayla yatırım yaptınız mı?
Hiç yatırım yapmadım. Kazandığım parayla dünyayı gezdim. Set biter bitmez yurt dışına giderdim. Turistik geziler değildi. İki aylığına çıkardım dokuz ay kalırdım. İyi İngilizcem olduğu için de yurt dışında çevre edindim.
Sektörden görüştüğünüz kişiler var mı?
Hayır. Nedenini anlatmak için psikoloji, sosyoloji, tarih ve antropoljiye girmek lazım. Türkiye’de oyuncular dost olamıyor. Benim samimiyetle açıldığım, dost olmaya uğraştığım oyuncular oldu. Ağabey dedik, saygılı davrandık fakat film bitti, dizi bitti, ortaklık da bitti. Belki başkalarının dostluğu vardır tabi. Ben beceremedim, benimle beceremediler. Kimseyi suçlamıyorum.
Çok filmde rol almadınız ama akıllara kazındınız…
Hakan Ural’ın beni uyandırdığı bir konu. Hakan dedi ki; Türkiye Cumhuriyeti’nde en az filmi ve diziyi çekip en çok tanınan adam sensin.
23 tane filmim, 6-7 tane dizim var. Bunların bazılarında da misafir oyunculuk yaptım.
Rol arkadaşınızla hiç aşk yaşadınız mı?
Hayır. Şöyle dersen; Kendini aşık sandın mı ya da rol arkadaşın kendini sana aşık sandı mı… Öyle şeyler oldu. Rol yapıyorsun. ‘Gibi’ yapmıyorsun ki… Yoksa kamera denen şey seni yakalar. Kamera seyircidir. Ne yapman lazım. Aşığı oynuyorsan aşık olacaksın. Ama nasıl aşık olursun. Fanusun içinde aşık olursun. O fanus da kameradır. Fanusun dışında bunu devam ettiriyorsan iş ahlakına ters düşersin.
‘İffet’ filmi hala akıllarda…
Efsaneyi yaratan rahmetli Kartal Tibet’tir. O sahne de Kartal Tibet’in aklına geldi. Kartal Tibet’in dehası.
O sahneyi nasıl anlattı?
Sabah 08:00 Belgrad Ormanı’ndayız. Rahmetli Kartal Ağabey dedi ki; “Faruk öyle bir şey yapacaz ki, 50 sene konuşulacak”. Taşı 50 seneye attı. Ben de yeni yetmeyim, 25 yaşındayım. “Nasıl olacak ağabey?” dedim. Ahmet Sezerel de asistanı. Daha Müjde sete gelmemişti. Hemen provayı yaptık.
Müjde Ar o sahneyi duyunca ne dedi?
Müjde’nin ne dediğini açıkça söylemem, yayınlayamazsın çünkü. (Gülüyor) İlk yorumundan sonra kahkahalarla güldük.
Peki siz bu sahnenin bu kadar konuşulacağını düşünüyor muydunuz?
Kartal Ağabey söyleyince bir 10-15 sene diye düşündüm. Zaman geçtikçe, bu sahnenin vuruculuğu yerleştikçe Kartal Ağabey’e olan saygım daha da arttı. 40 yıldır konuşuluyor, 10 senesi daha var.
Yavuz Turgul ne dedi, senarist oydu?
En ufak bir fikrim yok. Kartal Ağabey ile ikisi arasındadır. Hatırladığım, senaryoda o sahnenin boş bir sayfa olduğuydu. Yani yazılmamıştı senaryo. Standart bir sahne olmamasını Kartal Tibet en başında düşünmüştü sanırım.
‘Cemil’ karakteriyle üzerinize ‘kötü adam’ karakterinin yapıştığını düşünüyor musunuz?
Hiç düşünmüyorum. ‘Cemil’ kötü bir adam değildi ki… Zamanının genç bıçkınıydı. Hemen sonraki sahneyi açıp izleyin. ‘İffet’ ne diyor sazlıkların arasında; ‘Ben bambaşka bir şekilde hayal ediyordum.’ O sahne tecavüz değil, ‘Cemil’in seksüel bir fantezisiydi…
Kartal Tibet’in sizde yeri çok ayrı sanırım…
Oyuncu ve aktör dediğin vahşi bir at olmaktır. Semeri de vurmayacaksın. Semer vurduğun zaman o at idare edilir olur. Semer vurulmamış haliyle oyuncuyu role getirmek lazım. Vahşi atı filmin yolunda tutabilene yönetmen denir. Kartal Ağabey böyle birisiydi. Kartal Ağabey hiçbir zaman semer vurmadı ama kontrolümü tatlı dille tutup performansımı aldı. ‘İffet’de ben kimim ki? Beni oynatan Kartal Ağabey’dir. Aktör normal bir adam değildir, kafadan çatlaktır. Normal adam olsa 9-5 işi olur. Aktör dediğin biraz hastadır. Kartal Tibet gibi raya oturtacaksın, lokomotif olacaksın, oyuncular da vagon olacak. Bunu becerdiğin zaman ‘İffet’ ve Kartal Ağabey’in çektiği diğer filmler gibi yapımlar çıkar. Osman Sedenler, Orhan Aksoylar çıkar…
‘Şöyle bir rol gelse de oynasam’ diyor musunuz?
Çoğu aktör ‘şöyle bir rol gelse de’ diye bir tarifte bulunabilir. Ama aktör dediğin macun gibidir. Ben isterim ki zor bir rol gelsin, titreyeyim, gece uykularım kaçsın. ‘Becerebilecek miyim?’ diye yönetmeni arayayım. Oyunculuk heyecanı hala kanımda. Şu anda düşündüğüm gibi bir rol gelse, heyecanla saldırırım, önüme çıkanı da yerim. Bir aktör sete çıkarken, semer vurmayan bir yönetmenle birlikte önüme çıkan mesafeyi soluksuz yutacağım demesi gerekir.
Eşinizden boşandınız sanırım…
Evet, 96 yılında ayrıldık. 4 sene 11 ay evli kaldık.
Neden ayrıldınız?
Geçimsizlik. Uymadı, olmadı. Ben evlilik adamı değilim. Doğru insanla evlilik adamıyım ama yanlış olunca evlilik düşmanı da olabiliyorsun. Yanlış filmde olursam çok kötü bir aktör olurum, yanlış evlilikte de çok kötü bir koca olurum. Eski eşim ‘çok kötü bir eşti’ dese haklı olabilir. Çünkü onunla olan evliliğimde başarısızdım.
Şu an hayatınızda biri var mı?
Var gibi ama yok. (Gülüyor) Artık yaşlandık, bakış açımız değişti, beklentiler değişti. İlişki yaşamak çok zor oldu. Aşk, bulursan dört elle yapışacağın, bırakmayacağın bir şey oldu ama bulması da çok zor oldu.
Tekrar evlenmeyi düşünür müsünüz?
Tabii ki düşünmüyorum. Artık beni kimse almaz deyip topu taça atayım. (Gülüyor)
Büyükbabanız ve eski başbakanlardan Recep Peker’in fotoğrafının önündeyiz, kendisiyle hiç zaman geçirebildiniz mi?
Maalesef. O 1950’de vefat etti ben ise 1956’da doğdum.
Çocuğunuzun olmasını ister miydiniz?
İnsanlar yanlış anlayabilir ama iki tane köpeğim oldu. Ben onlara baktıktan sonra bir çocuğum olmadığı için haklı gördüm hayatı. Bir çocuğum olsaydı eğer, o çocuğa kan kustururdum herhalde. Çünkü benim babam da bana kan kusturdu bir nevi. Örf, adet, terbiye, bilgi, görgü aksettireceğim diye tabiri caizse işkenceye tabi tutardı. Onun içindir ki Allah böyle uygun gördü.
Pişmanlıklarınız var mı?
Var tabi, çok ciddi pişmanlıklar… Benim için derin bir konu, kitapta da yazdım. Çok ciddi olanları burada paylaşmam zor. Halbuki bundan iki sene öncesine kadar ‘yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim’ tribindeki bir adamdım.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sky Films, ONK Content ve Birleşik Heyecanlar ortak yapımı olan ‘Takıntılar’ın yapımcıları Emre Oskay, Mehmet N. Karaca ve Levent Güneri…
Fransız yazar Laurent Baffie’nin ‘Toc Toc’ adlı tiyatro oyunundan uyarlanan ‘Takıntılar’ı yönetmenliğini Yunus Nihat Özcan, senaryo uyarlamasını ise Ferhat Ergün üstlendi.
REKLAM
Seda Bakan
Obsesif kompulsif bozukluklarından ötürü içlerine kapanmış 6 kişi, dünyaca ünlü psikiyatr Orhan Kerim Baykal’dan tam bir yıl öncesinden randevu alırlar. Hepsinin beklentileri yüksektir, tedavileri konusunda çok umutludurlar.
Çizgilere basamayan, simetri ve düzen takıntılı ‘Efe’; hayatında her şeyi defalarca kontrol etmekten kendini alamayan ve batıl inançlardan kaynaklı sayısız takıntısı olan ‘Kumru’; adeta nefes alan bir hesap makinesi gibi yaşayan, hesap yapmadan bir saniye bile duramayan ‘Birol’; tahammülleri zorlayacak kadar temizlik takıntısı olan ‘Işıl’; ağzından çıkan her sözü tekrarlama takıntılı ‘Defne’ ve özünde bir İstanbul beyefendisi olan ama yakalandığı Tourette sendromu yüzünden tiklerine hakim olamayan ve durmadan küfreden ‘Hikmet’ ….
Her nedense bu 6 kişinin randevuları çakışmıştır. Efsane doktor ise ortalarda yoktur. Birbirini tanımayan her biri farklı takıntılardan muzdarip altı kişi terapi merkezinde doktoru beklemeye başlar.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ebru Şallı ve Uğur Akkuş cephesinden kötü haber geldi.
7 yıldır birlikte olan ve 5 yıl önce hayatlarını birleştiren ikilinin boşanacakları öğrenildi…
İlk olarak Uğur Akkuş, Ebru Şallı’ya boşanma davası açtığını duyurdu ve yaptığı açıklama, herkesi şaşırttı.
“BOŞANMA DAVASI AÇTIM”
Boşanma dilekçesini paylaşan Akkuş şu ifadeleri kullandı:
Bugün 7 yıldır beraber olduğum çok severek çok aşık olarak ve çok emek vererek evlendiğim eşim Ebru Şallı’dan boşanmak için Beykoz 1. Aile Mahkemesine başvurdum ve avukatım aracılığıyla boşanma davası açtım.
Boşanmak isteme sebebimle ilgili yakın çevrem, beni seven ailem ve tanıyan herkes bir şeyler yazıp çizecek, konuşacak. Bunu bildiğim için buradan yazmak istedim.

MADDİYAT DETAYI
Akkuş sözlerine “Boşanma davası açmamın ve boşanma isteğimin tek sebebi artık ‘mutsuz olmamdır’. Bu ilişkiyi aşk ve sevgi evliliği zannetmiştim ama meğer her şey para ve maddiyatmış!
Bunu çok geç ve zor anladım. Artık mutllu ve huzurlu bir hayat yaşamaya karar verdiğim için boşanmaya karar verdim” diye devam etti.

ŞALLI DA SESSİZLİĞİNİ BOZDU
Şallı “Uğur Bey ile 4 yıllık evliliğimizi bitirme kararı aldık. Ben 8 ay önce boşanma vekaletimi avukatlarıma verdim. Dolayısıyla sürecimiz devam ediyordu.
Evlilik birliğine saygımdan dolayı sadece boşanmayı onaylamak için sizlere bilgi vermek istedim. Her iki tarafın da özelidir. Anlayışınızı rica ederim” açıklamasında bulundu.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk pop müziğinin unutulmaz isimlerinden Emel Müftüoğlu, sosyal medya hesabından yakın dostu ve meslektaşı Sezen Aksu’nun son halini paylaştı.
Arkadaşıyla beraber yeni bir karesini yayınlayan Müftüoğlu, yaptığı o paylaşımda, Aksu’nun yeteneğini övdü:
“HER ŞEYE YETENEĞİ VAR”
“Öyle oturuyor gibi göründüğüne bakmayın; şarkı yapmaktan söz yazmaya, şarkı aranjesinden ayakkabı ve takı tasarımına, dekorasyondan hiç düşünülmemiş teknolojik buluşlara… Hangi birini sayayım ki?”

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Emre Kınay ile Emine Ün’ün 19 yaşındaki kızları Duru, İstanbul Beylikdüzüspor futbolcusu Emirhan Çalışkan ile aşk yaşadığını duyurdu
Sosyal medyadan aşkını ilan eden Duru Kınay gündem oldu.
ANNESİ AŞKA DESTEK VERDİ
Aşka, anne Emine Ün’den de destek geldi. Ün, kızının ve sevgilisinin fotoğraflarının altına kalp emojisi koydu.
Duru Kınay, sevgili paylaşımına “Her şeyim” şeklinde yorum yaptı.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Galatasaray’ın yıldız oyuncusu Mauro Icardi, boşanma aşamasında olduğu kızlarının annesi eşi Wanda Nara yüzünden zor günler geçiriyor.
Wanda Nara, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabının canlı yayınında yeni sevgilisi L-Gant’ı dudaklarından öpmüştü.
ZÜRAFA ÖPTÜ
Daha sonra Icardi ile ilişkisini bittiğini ve çok mutlu olduğunu açıklayan Nara, herkesi şaşırtmıştı.
Icardi sessizliğini bozdu. Ünlü futbolcu, Nara’ya sosyal medya üzerinden dikkat çekici bir gönderme yaptı.
Zürafayı öperken çekilmiş eski bir fotoğrafını paylaşan Icardi, Nara’nın yeni sevgilisi rapçi L-Gante ile olan ilişkisine imalı bir cevap verdi.



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzun zamandır boşanacakları iddiasıyla gündeme gelen hatta şiddet haberleriyle bile konuşulan magazinin ünlü yüzleri Ebru Şallı ile Uğur Akkuş çiftinden kötü haber geldi.
İş insanı Akkuş, eşi eski manken Şallı’dan boşanma kararı aldığını sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.
Sosyal medya hesabından boşanma dilekçesini paylaşan Akkuş, şunları yazdı:
“BOŞANIYORUM”
“Boşanma davası açtım. Tek sebebi mutsuz olmamdır, ben bu ilişkiyi aşk sevgi evliliği zannetmiştim ama meğer her şey para ve maddiyatmış.”
Şallı, şiddet, aldatma ve dolandırıcılık içeren iddialar için hep sessiz kalmıştı.
Sıkıntılı günler geçirdiklerini kabul eden Ebru Şallı, evlilik süreciyle ilgili şu açıklamayı yapmıştı:
“Çıkan haberlere istinaden bunları yazmak istedim. Henüz açılmış, herhangi bir boşanma davası yoktur. Her evlilikte olduğu gibi zaman zaman biz de fikir ayrılıkları yaşıyoruz. Hepsi bu! Her şeyin hayırlısı olsun.”



Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çanakkale Boğazı’nda, Ezine ilçesi Dalyan köyü yakınındaki 2 bin 400 yıllık liman kenti Alexandria Troas Antik Kenti’nde, bu yıl ki kazı çalışmaları, 25-30 kişilik bir ekibin katılımıyla devam ediyor.
Kazı çalışmaları kapsamında heyecan verici yeni gelişmeler yaşanıyor.
Bu yılki kazılarda, kentin 2 bin 200 yıllık çarşı yapısında yeni mekan gün yüzüne çıkarıldı.
“MEKAN, BİZE ÇARŞI YAPISININ İKİNCİ KATIYLA İLGİLİ BİLGİ VERECEK NİTELİKTE”
Temmuz ayı itibarıyla kazı çalışmalarının saha aşamasının devam ettiğini söyleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, çalışmalara ilişkin şöyle konuştu:
Kazı çalışmalarının 4’üncü ayını doldurmak üzereyiz. Birkaç farklı noktada araştırmalarımızı yürüttük. Polygonal yapı ve podyumlu salon çevresindeki çalışmalar büyük ölçüde tamamlandıktan sonra Helenistik çarşı yapısında çalışmaya başladık.
Helenistik çarşı yapısında olasılıkla dükkan olarak kullanılmış olan yeni bir mekanı açmaya başladık. Ana kayanın güneye doğru yükselmesi nedeniyle 1 katlı, kuzeye doğru alçalması nedeniyle 2 katlı olduğunu düşünüyorduk. Bu alanda açığa çıkardığımız, üzerinde sıvaları, harcı korunmuş olan mekan bize çarşı yapısının ikinci katıyla ilgili bilgi verecek nitelikte.
Dışarıdan bakıldığında dönemsel olarak geç bir dönem oluşumu gibi gözüküyor. Daha aşağıya indiğimizde özgün evresini yakaladığımızda çarşının belki uzunca bir süre, tadilatlarla, onarımlarla kullanımda olduğunu bize söyleyecek özellikleri barındıracak.
Bu konuda çalışıyoruz.

“10-15 GÜNLÜK SÜRE İÇERİSİNDE ZEMİNE KADAR İNMİŞ OLACAĞIZ”
10 gündür bu alanda çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Öztepe, devamında şu ifadelerde bulundu:
Oldukça hızlı ilerliyoruz. Bir mekanı duvarlarıyla, hatıl yuvalarıyla açığa çıkardık. Bu hatıl yuvaları 2’nci kata işaret ediyor olmalı. Önümüzdeki 10-15 günlük süre içerisinde zemine kadar inmiş olacağız.
Yapının inşaat tarihini buluntulara bağlı olarak milattan önce 2’nci yüzyılın ortası olarak düşünmüştük. Bu da yapıyı tarih olarak yaklaşık 2 bin 200 yıl öncesine kadar geriye götürür. Ama biraz daha derine indiğimizde, yeni mimari detayları yakaladığımızda yapının ne kadar sürede kullanıldığı konusu hakkında bilgi sahibi olacağız.

YAPI 13 YA DA 14’ÜNCÜ YÜZYILDA TERK EDİLMİŞ
Kentin büyük olasılıkla 13 ya da 14’üncü yüzyılda terk edilmiş olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Öztepe, “Ondan belki birkaç yüzyıl öncesinde yapının kullanımının tamamlanmış olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü doldurulmuş. Doldurulduğu için şu anda, o son dönemde yaşayanların üzerinde yaşam sergiledikleri alanın altını kazıyoruz. Belki milattan sonra 9 ya da 10’uncu yüzyıla kadar yapı kullanılmış olmalı. Bu da bin yılı aşkın bir süre, fonksiyon değişiklikleriyle de olsa yapının kullanımda olduğunu göstermesi bakımından önemli.” sözlerini sarf etti.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Küratör Robinson McClellan, 2024 yılının ilkbaharında Chopin’in kendi el yazısıyla adını yazdığı bir kağıdı fark etti. McClellan, müzik notalarını ilk gördüğünde tanıyamadığını belirtti. Kağıdın fotoğrafını çekip evde çaldıktan sonra bile eserin Chopin’e ait olup olmadığından emin olamayan küratör, notaları hem Polonyalı besteci üzerine uzman bir akademisyene iletti hem de kağıdın ve mürekkebin test edilmesini sağladı. Yapılan incelemeler sonucunda eserin Chopin’e ait olduğuna dair kesin bir kanıya varıldı.
“SONUÇTAN EMİNİZ”
McClellan, el yazmasının kaleme alınış biçiminin de Chopin’in tarzına uygun olduğunu belirterek, “Bu sonuçtan artık tamamen eminiz” dedi. Ancak New York Times, klasik müzik tarihinde sahte keşiflerin sıkça yaşandığını hatırlatarak bu buluşa şüpheyle yaklaşanların da olduğunu belirtti.

ZOR BULUNAN KAYIP ESERLER
1849’da, 39 yaşında hayatını kaybeden Chopin’in bugüne kadar 250 civarında eseri biliniyor ve yeni bir eserin keşfi oldukça nadir bir olay olarak görülüyor. Müze, Chopin’in bu eseri muhtemelen 20’li yaşlarının başında yazdığını tahmin ediyor.
Dünyaca ünlü Çinli piyanist Lang Lang, Chopin’in yeni keşfedilen eserini değerlendirerek, eserin “Çarpıcı karanlığı pozitif bir şeye dönüştürdüğünü” ifade etti. Chopin’in bu kayıp eseri, klasik müzik dünyasında büyük ilgi uyandırmış durumda.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’den Romanya’ya giden bir grup iş adamı ve gazeteciyi Romanya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası’nda ağırlayan Başkan Tamer Atalay, verdiği brifingde, Türkiye ve Romanya ilişkileri üzerinde durdu.
“Odamız 40 yılı aşkın bir süredir Romanya’ya yatırım yapan Türk iş insanlarına destek oluyor. Romanya’da güven veren ve üretime katkıda bulunan Türk şirketleri için her türlü kolaylığı gösteriyor.”diyen Atalay, Romanya’nın hem yönetim olarak hem de vatandaşları nezdinde, Türklerle örnek bir dostluk anlayışı içinde olduğunu vurguladı.
“AMACIMIZ TÜRK-ROMEN İŞ BİRLİĞİNİ VE DAYANIŞMASINI ARTIRMAKTIR”
Tamer Atalay şunları söyledi:
Amacımız Türk-Romen iş birliğini ve dayanışmasını artırmaktır. AB üyesi olan Romanya ve Türkiye arasında mevcut dostluk ve kardeşliği ekonomik yatırımlarla karşılıkla artırıp ilişkileri daha da fazla anlamlandırmak istiyoruz. Şu anda Romanya’da yaklaşık 17 bin Türk şirketi faaliyet gösteriyor. İş adamlarımızı sık sık Romanya’ya davet edip buradaki iş imkanlarını, yatırım olanaklarını kendilerine anlatıyoruz. Romanya ile aramızdaki kültürel bağlar ve devletlerimiz arasındaki sıcak ilişkiler Türk iş adamlarına olan güveni artırıyor.
ATTİLA’NIN MEZARI ROMANYA’DA MI?
Tamer Atalay, kendi girişimleri sonucu, Romanya’nın Başkenti Bükreş’e Mustafa Kemal Atatürk ve Haydar Aliev’in büstlerinin konulduğunu söyledi.
Atalay, Büyük Hun İmparatoru Attila’nın mezarının, araştırmalar sonucunda Moldova’nın Nou Kasabası’nın karşısındaki Yasak Ada’da olabileceği ihtimaline dikkat çekti.
Bu konuda oda olarak bir belgesel hazırlattıklarını ve bu belgeselin araştırmacılara kaynak teşkil edeceğini belirten Atalay, ayrıca Şair Nazım Hikmet’in Romanya’daki anılarını derlediklerini de bildirdi.
6 ŞUBAT DEPREMİNDE ONLARCA TIR YARDIM GÖNDERİLDİ
Romanya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Atalay, amaçlarının Türk-Romen iş birliğini artırmak olduğunun altını çizerek, 6 Şubat depreminde oda olarak, deprem bölgesine onlarca tır yardım gönderdiklerini, bu konuda Romen halkının da büyük destek sağladığını vurguladı.
Atalay, zor günlerinde Türkiye’nin yanında olan Romanya halkına ve hükümetine de teşekkür etti.
ADIYAMAN’A DAVET ETTİ
Tamer Atalay’ın konuğu olarak Bükreş’te bulunan GAP Gazeteciler Birliği Genel Başkanı Zeynel Abidin Kıymaz ve birlik üyeleri de Atalay’dan bilgi aldı.
Merkezi Adıyaman’da bulunan GAP Gazeteciler Birliği Başkanı Kıymaz, uzun yıllardan beri Başkan Atalay ile tanıştıklarını, Romanya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası’nın başarılı çalışmalarını yakından takip ettiklerini söyledi.
Kıymaz, Adıyaman Valisi Dr.Osman Varol ve belediye başkanı Abdurrahman Tutdere’nin selamlarını ileterek “Sizleri ve odanız yönetimini de Adıyaman’a davet ediyorum.” dedi.
Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şehir Tiyatrolarında 6-9 Kasım’da Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde “Bir Halk Düşmanı”, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde “Oscar”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Yatak Odası”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de “Sivrisinekler”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Savaş ve Barış”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ise “Yaftalı Tabut” eserleri tiyatroseverlerle buluşacak.
“Uçurtmanın Kuyruğu” oyunu FSM Kültür Sanat Merkezi Rasim Öztekin Sahnesi’nde, “Gidiş Dönüş Moskova (Retro)” oyunu ise Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde 9 Kasım’da izlenebilecek.
“Bekçi ile Postacı”, “Fındıkkıran”, “Herkes Sihirbaz Olacak”, “Bir Gece Masalı” ve “Çöpsüz Dünya” adlı çocuk oyunları ise 10 Kasım’da sahnelenecek.

DEVLET TİYATROLARI’NDAN BEŞ OYUN
İstanbul Devlet Tiyatrosu; “Kapıların Dışında”, “Bir Nefes Dede Korkut” ve “Her Şey Yolundaymış Gibi” eserlerinin yanı sıra “Masal Yolu” ve “Çöp Canavarı” adlı çocuk oyunlarını sanatseverlerin beğenisine sunacak.
Yeni oyunlardan “Kapıların Dışında”, 5-9 Kasım’da Mecidiyeköy Büyük Sahne’de, “Bir Nefes Dede Korkut” 5-8 Kasım’da Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de, “Ölüler Diyarı”, “Bir Mutluluk Anı” ve “Karmakarışık” adlı üç kısa oyundan oluşan “Her Şey Yolundaymış Gibi” 8-10 Kasım’da Garibaldi Sahnesi’nde izlenebilecek.
Çocuk oyunu “Masal Yolu” 10 Kasım’da Mecidiyeköy Büyük Sahne’de, “Çöp Canavarı” da 9 Kasım’da Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de izlenebilecek.
KONSERLER
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, klasik müziğin güncel yorumcularını konuk ettiği Pera Klasikleri konserlerinde flüt, klarnet ve fagotun uyumunu müziğin farklı renkleriyle harmanlayan Anemos Trio’yu 9 Kasım’da müzikseverlerle buluşturuyor. Anemos Trio, flütte Aysu Zehra Şanyer, klarnette Ebru Mine Sonakın ve fagotta Onur Üzülmez’den oluşuyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda bu akşam 20.00’de, Murcia İspanyol Balesi ve Carmen & Matilde Rubio topluluğu “Pasion Flamenca” gösterisiyle izleyicilerle buluşacak.
Leyla Diana Gücük ve Nazlı Toprak moderatörlüğünde 7 Kasım’da 18.30’da CRR’de gerçekleştirilecek “Geçmişten Geleceğe Türkiye’de Caz Vokalinin Yolculuğu” söyleşisinde, Türkiye’de caz vokalinin gelişimi ele alınacak. Aynı gün 20.00’de CRR Caz Orkestrası, caz sahnesinin genç yetenekleri Barış Alp Dönmez ve Cansu Nihal Akarsu’ya eşlik edecek.
Halk müziğini caz ve klasik müzik unsurlarıyla harmanlayarak özgün bir şekilde yorumlayan 5 Quartet ile güçlü sesiyle tanınan Özge Arslan, 8 Kasım’da CRR’de olacak.
CRR Türk Müziği Topluluğu, 9 Kasım’da “Ata’nın Sevdiği Şarkılar” konserinde müzikseverlerle buluşacak. Hakan Talu yönetiminde gerçekleştirilecek konserde, genç sanatçılar Işıl Meriç Ayata ve Ayşe Ebru Şahinbaş misafir solist olarak yer alacak.

SERGİLER
Beyoğlu’ndaki Tokatlıyan Han’da bu yıl ikincisi düzenlenecek “Açık Kapılar Sergisi”, yarın ziyarete açılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi ve Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi Vakfının katkılarıyla hazırlanan sergide, 40’ı aşkın sanatçının farklı sanat disiplinlerinden eserleri görülebilecek. Sergi 30 Kasım’da sona erecek.
Türkiye ile Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yılına özel düzenlenen “Ay-Yıldız ve Güneş-Yüz Yıllık Dostluğun Hatırası” sergisi, iki ülkenin köklü dostluğunu ve iş birliğini vurgulamak amacıyla Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) açıldı. Japonya Araştırmaları Derneği, Boğaziçi Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi ve Japon Sanat Merkezi iş birliği ile hayata geçirilen sergi, 24 Kasım’a kadar görülebilecek.
İtalyan ressam Fausto Zonaro’nun eşi fotoğraf sanatçısı Elisa Zonaro’nun eserlerine odaklanan “Elisa Zonaro’nun İstanbul”u sergisi, Kazlıçeşme Sanat’ta 31 Ocak 2025’e kadar ziyarete açık olacak.
Türkler arasında İslamiyet’in ve tasavvufun yaygınlaşmasına öncülük eden Hoca Ahmet Yesevi’nin tasavvuftaki inceliklerini, tarikat adabını, usulünü, erkanını anlattığı “Fakrname” adlı eserinin minyatür sanatıyla buluştuğu “Minyatürlerle Fakrname” sergisi, yarına kadar Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi’nde görülebilecek.

DİĞER ETKİNLİKLER
Mehmet Birkiye’nin küratörlüğünde gerçekleştirilen 28. İstanbul Tiyatro Festivali izleyicilerine klasik eserlerden yenilikçi tiyatro yorumlarına, uluslararası gösterilerden yerli prömiyerlere uzanan zengin bir program sunuyor. 19 Kasım’a kadar sürecek festivalin programı “tiyatro.iksv.org/tr/program”, ücretsiz yan etkinlik takvimi ise “tiyatro.iksv.org/tr/yan-etkinlikler” adresinde görülebilir.
TÜYAP Fuarcılık Grubu tarafından, Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle düzenlenen 41. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 10 Kasım’a kadar kitapseverleri konuk edecek. Öğrenci, öğretmen, çocuk, emekli ve engelliler için ücretsiz giriş imkanı sunan fuar, hafta içi 10.00-19.00, hafta sonu 10.00-20.00 saatlerinde ziyaret edilebiliyor. Fuarla ilgili etkinlik listesi, imza günleri ve detaylı bilgiye “www.istanbulkitapfuari.com” adresinden erişilebiliyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleriyle Genç Öncüler Gençlik Spor ve Eğitim Derneği tarafından düzenlenen “9. Kısa’dan Hisse Kısa Film Festivali”, genç sinemacılarla usta isimleri bir araya getiriyor. Festival etkinliklerine ve film gösterimlerine “www.kisadanhisse.org” adresinden ulaşılabilir.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bursa’nın Nilüfer ilçesinde, turistik Gölyazı Mahallesi’ndeki Kız Adası’nın Helenistik dönemdeki kutsal alan profili, arkeolojik kazıyla gün ışığına çıkarılıyor.
Avrupa’nın en güzel kasabaları arasında gösterilen ve antik adı “Apollonia ad Rhyndacum” olan Gölyazı’nın kıyısından yaklaşık 500 metre uzaklıktaki adada, 2022 yılında başlatılan kazı, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni, Nilüfer Belediyesinin desteğiyle Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) başkanlığında yürütülüyor.
Her yaz sular altında kalan, sonbaharda suların çekilmesiyle ortaya çıkan adaya kayıklarla ulaşan arkeologlar, ot temizliği yapılmasının ardından arkeolojik çalışmalara başlıyor.

ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR
Etrafı Helenistik dönemde yapılmış temenos adlı kutsal duvarla çevrili, tapınak, sunak, stoa (sokak ya da agoranın yanında yer alan, üstü kapalı, sütunlu galeri) ve eksedraların (avlu, salon ya da meydana açılan yarım daire ya da dikdörtgen çıkıntılı niş benzeri mekan) bulunduğu yapı kompleksinin olduğu tahmin edilen adada, öncelikle tapınağın tam mimari planının belirlenebilmesi için çalışmalar devam ediyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Edebiyat ve yayın dünyasına çocuklar ve ebeveynler de düşünülüyor.
Seslendirme Sanatçısı-Yazar Şeyma Ayık ile Eğitimci-Yazar Hurihan Yıldırım Kurtaran’ın bir araya gelerek oluşturdukları platformda, aynı zamanda anne olan yazarlar, kendi çocukları için de uyku öncesi masallar anlatıyor.
YAZARLAR AYNI ZAMANDA BİRER ANNE
Aynı zamanda anne olan yazarlar, kendi çocukları için de uyku öncesi masalların büyüsünden faydalandılar.
Şimdi bu masalları, “Masalcı Anneler” aracılığıyla tüm yetişkinlerin kullanabilmesi için paylaşıyorlar.
OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARA ÖZEL
“Uykulu Masalların” amacı, okul öncesi dönemi çocuklarının uykuya huzurla geçişini kolaylaştırmak.
Yayınlanan masallar özgün oluşturuluyor ve seslendirilerek sunuluyor.

“AMAÇ ÇOCUKLARA OKUMA ALIŞKANLIĞI OLUŞTURMAK”
Kurtaran, konuyla ilgili şunları söyledi:
Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak herkesin her dönemde gündeminde olan bir konu. Dinleme dil becerisi ise okuma alışkanlığını destekleyen ve anne karnından başlaması gereken bir yolculuk. Masallar, bu yolculukta başta gelen edebi ürünlerden. Bebeklik döneminden itibaren çocukların hayal dünyasını zenginleştiren masallar, uykuya hazırlıkta da en büyük yardımcımız.

“MASAL DİNLEMEK KADAR MASAL SEÇİMİ DE ÖNEMLİ”
Ayık da yaptıkları çalışmalarla ilgili şu ifadeleri kullandı:
Ne demiş büyük şair Cemal Süreya? ‘Masal dinlememiş çocuklar, büyüyünce kedi resmini bile cetvelle çizerler. Masal dinlemek de dinletmek de çok güzel.’ Fakat hangi masalları? Bu seçimleri yaparken biz yetişkinlere önemli bir görev düşüyor.
Dora İşsever
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kazakistan’ın başkenti Astana’da bulunan Türk Akademisi, Türk dünyasına yeni eserler kazandırmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Lev Gumilyov Avrasya Milli Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Dil ve Edebiyat Mirası; Birliğin Temeli” adlı bilimsel seminerde, Türk Akademisi tarafından yayımlanan yeni eserler tanıtıldı.
HER BİRİ 5 BİN TERİM İÇERİYOR
Etkinlikte Türk Akademisi Başkan Yardımcısı Ashat Kesikbayev, Lev Gumilyov Avrasya Milli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ardak Beysenbay, Azerbaycan’ın Astana Büyükelçisi Agalar Atamoglanov, Kırgızistan’ın Astana Büyükelçisi Dastan Düyşekeyev, Türkmenistan’ın Astana Büyükelçisi Batır Recepov ve Türkiye’nin Astana Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Ömer İnan yer aldı. Burada, Türk Akademisi’nin “Türk Dillerinin Terminolojik Sözlükleri” projesi çerçevesinde yayınlanan, her biri 5 bin terim içeren dil bilimi, ekonomi ve askeri alanlardaki terminoloji sözlüklerinin kurdelesi kesildi.
İLGİLİ HABEROrtak Türk Alfabesi kabul edildi
TANITILAN ESERLER
Tanıtılan eserler arasında, Kazak Türkçesinde basılan Kırım Tatar yazarı ve Türkolog Bekir Çobanzade’nin Türkoloji alanındaki önemli araştırmaları ile Ahmet Boran’ın Türkmenlerin milli şairi Mahtumkulu üzerine kaleme aldığı monografi ve Azer Turan’ın “Ali Bey Hüseyinzade” adlı eseri, ayrıca Azerbaycanlı şairler Muhammed Hüseyin Şahriyar ve Bulud Karaçorlu’nun şiirleri de bulunuyor.
TÜRK HALKLARININ BİLİMSEL ENTEGRASYONU GÜÇLENDİRİLECEK
Kesikbayev, yaptığı açıklamada, Türk Akademisi olarak 37 alanda Türk dillerinde terminoloji sözlükleri hazırlamayı planladıklarını belirtti. İlk etapta dil bilimi, ekonomi ve askeri alanda sözlükler hazırlayarak yayımladıklarını ifade eden Kesikbayev, bu çalışmaların Türk halklarının bilimsel entegrasyonunu güçlendirmeyi amaçladığını vurguladı.


Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünya rock müziğinin önemli gruplarından olan Oasis, 2025 yılında bir dizi turneye çıkacak. Bunun için hazırlıklarını yapan efsanevi grup, 50 bin bileti iptal etti. İngiltere ve İrlanda’da yapılacak konserler için satılan biletlerde usulsüzlük tespit eden müzik grubunun haksızlıkların önüne geçmek için yasa dışı yollarla satılan 50 bin bileti iptal etmesi, herkesi şaşırttı.
Grup, biletlerin Ticketmaster ve Twickets gibi resmi kanalların dışındaki platformlarda yüksek fiyatlara yeniden satılmasını engellemek amacıyla bu kararı aldı.
GRUP HAKKINDA
Oasis, gerek yakalayıcı melodiler barındıran hit şarkıları, gerekse de sex, drugs ve rock’n’roll yaşam tarzlarıyla her dönem gündemde kalmayı başarmıştır. Grubun, diğer gruplara sataşmaları da özellikle İngiliz basını için hep iyi malzemeler niteliğindedir.

DAĞILDILAR, TEKRAR BİRLEŞTİLER
Grup, kardeşler arasında yaşanan anlaşmazlık nedeniyle 2009’da dağıldı. Daha sonra tekrar bir araya gelen grup üyeleri, konserler vermeye ve turnelere çıkmaya karar verdi.
Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Söz yazarı, besteci ve yorumcu ABD’li şarkıcı John Maus, 3 Kasım’da Blind Sahnesi’nde lo-fi, synth pop ve deneysel pop karması parçalarıyla İstanbullu hayranlarının karşısına çıkacak.
Müzik kariyerinde 40 yılı tamamlayan ve bugünün en iyi gitaristleri arasında yer alan Al Di Meola, 7 Kasım akşamı Epifoni Events organizasyonuyla Volkswagen Arena’da sevenleriyle buluşacak.
Rock’dan swing’ine, klasik müzikten triphop’a kadar uzanan geniş bir yelpazeden ilham alan Fransız techno yıldızı ve yapımcı DJ NTO, 9 Kasım’da Flexanima sunumu ile Volkswagen Arena’da olacak.
İranlı ünlü sanatçı Anoushiravan Rohani ile Homayoun Shajarian, Epifoni organizasyonuyla 9 Kasım akşamı Ülker Sports Arena’da aynı sahneyi paylaşacak.
Soul-pop, indie electronica, R&B, caz gibi birden fazla müzik türünden ilham alan Charlotte Cardin, ikinci albümü 99 Nights Tour kapsamında, Charm Music Türkiye organizasyonuyla 21 Kasım akşamı Volkswagen Arena’da performans sergileyecek.

ÖDÜLLÜ SANATÇIDAN KONSER
Flütü rock müziğine kazandıran Grammy ödüllü Jethro Tull, dünya çapında 60 milyondan fazla albüm satışı ve 55 yıllık müzikal mirasıyla 23 Kasım’da Volkswagen Arena’da konser verecek.
Kod Müzik organizasyonu ve Pozitif deneyimiyle müzikseverlerle buluşacak olan grup, Ian Anderson’ın önderliğinde rock, folk ve progresif müziği harmanlayarak unutulmaz bir performans sunmaya hazırlanıyor.
Konserde Ian Anderson’a gitarda Jack Clark, davulda Scott Hammond, klavyede John O’Hara ve bas gitarda David Goodier eşlik edecek. Grup, klasikleşmiş hitlerinden son albümü RökFlöte’e uzanan geniş bir repertuvar sunacak.

2025’TEKİ KONSERLER
Bu yıl sonunun yanı sıra 2025’te de çok sayıda ünlü müzisyen ve grup, İstanbul’da sahne alacak. Norveçli sinematik folk ve pop grubu Kalandra, seneye ilk kez İstanbul’da konser verecek. Grup, 7 Şubat 2025 gecesi IF Beşiktaş’ta hayranlarıyla buluşacak.
Manowar’un eski gitaristi Ross Friedman, “Ross The Boss” adıyla 5 Nisan 2025’te IF Beşiktaş’ta sevilen parçalarını seslendirecek.
Rock müziğin ünlü sopranolarından Tarja Turunen, Nightwhish grubunda birlikte çalıştığı solist ve bas gitarist Marko Hietala ile birlikte 10 Nisan’da JJ Arena’da dinleyiclerin karşısına çıkacak. Accept’in eski solisti Udo Dirkschneider, solo grubu UDO ile 11 Nisan’da IF Beşiktaş’ta konser verecek. Glam rock türünün öncülerinden White Lion da IF Beşiktaş’ta 14 Mayıs’ta sahne alacak.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Ergül Tosun
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ağrı Dağı Efsanesi’ni tiyatro sahnesinde görmek isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir uyarlamayla sahneye geldi.
İstanbul Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği oyun, yönetmen Yiğit Sertdemir’in ellerinde bir peri masalına dönüşüyor.
Bu başarıda dekor tasarımını yapan Barış Dinçel’in ve ışık tasarımı sorumlusu Osman Aktan’ın katkısı yadsınamaz.
Oyunda geçen Küp Gölü’nün sahnedeki tasviri ise unutulmayacaklarının arasına şimdiden girdi.
Oyunculukların ötesinde kostüm ve koreografi de oyuna ivme katıyor.
OYUNUN KONUSU
Tiyatro oyunu, kapısının önüne gelen beyaz atı sahiplenen ve töre gereği sahibine geri vermeyen bir dağlı ile atın sahibi olan beyin arasındaki çatışmayı konu alıyor.
Oyunun içinde bir aşk hikayesi ve Ağrı Dağı’nın yaşam şartlarının zorluğu işleniyor.
Konuyu destanlaştıran, iki aşığın beklenmeyen ve içleri sızlatan sonu.
OYUNA ÖZEL ŞARKI
Oyuna özel olarak yazılan “Gül diyem bahar diyem” şarkı ve gazeli oyunun bütünlüğüne değer katıyor.
AT KOSTÜMLÜ OYUNCU
Oyunun dekoru içinde üzerindeki at kostümü ile bir oradan bir buraya hiç yorulmadan koşturan, ritmik hareketlerle at figürüne hayat veren Özge Midilli’nin canlandırması ise kritik öneme sahip.
Oyunun iki perdeden oluştuğunu ve toplam 165 dakika sürdüğünü de hatırlatalım.



Dora İşsever
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gündelik paranoya hallerimiz üzerine, şehir ile iki kişi arasında geçen “endişe dolu bir sevgi hikâyesi” anlatan performansta Esme Madra ve Ozan Çelik, kendilerine çeşitli seslerle eşlik eden Tophane Noise Band ile birlikte sahnede ses, söz ve hareket parçalarını öyküleştiriyorlar.
REKLAM
15 Kasım 2024 Cuma ve 16 Kasım 2024 Cumartesi akşamları saat 20:00’de Arter’in performans salonu Karbon’da sahnelenecek “Geçen Gün” için biletler, giriş katında yer alan Danışma ve Bilet Gişesi’nden, Biletix’ten ya da Mobilet’ten temin edilebilir.

OYUNUN KONUSU
Birbirleriyle sürekli karşılaşan, geçişen, çarpışan, ama birbirlerini gerçek anlamda hiçbir zaman görmeyen iki kişi. Dünyaya karşı iki kişi. Şehrin içinde hareket ediyorlar. Ezilmemeye çalışıyorlar. Şehirle başa çıkmaya çalışıyorlar. Herkes onlara karşı, onlar tek başına. Kâh seksen yaşındalar, kâh on sekiz. Bir bakmışsın mağdur durumdalar, bir de bakmışsın suçluluk duygusu içlerini kemiriyor.
Biz tanıyoruz onları. Onlar da bizi tanıyor. Şehir değişiyor. Şehir sürekli farklı rotalar çiziyor. Şehir onları itip kakıyor. Diğer insanlar, şehirle bir olmuş, sürüklüyorlar onları. Her an başka bir tehdit altındalar. Sesler sarmalıyor hepsini. Kâh rahatsız edici bir kakofoni, kâh büyüleyici bir sükûnet. Kâh bir gürültü yumağı, kâh bir müzik.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sanatçı, “Ambiguous Polarities – İkilem ve Denge” başlıklı sergisinde, insan ruhunun derinliklerine inerek varoluşsal soruları ve duygusal çelişkileri sanat aracılığıyla keşfe çıkıyor. Arslan’ın eserleri, figüratif biçimleri parçalayarak dekonstrüktif bir estetik sunarken, izleyiciye sıradanın ötesinde bir bakış açısı sunuyor. Onun resimlerinde yalnızca figürler değil, insan doğasının karmaşıklığı, belirsizlikler ve zıtlıklar da güçlü bir biçimde hissediliyor.
Serginin küratörü Burak Fidan, Arslan’ın eserlerindeki bu çok katmanlı yapıyı ön plana çıkararak, izleyicinin eserler ile derin bir bağ kurmasını hedefliyor: “Sanatçı bu sergideki resimleri boşluklar, kutuplaşmalar ve belirsizlikler kavramları üzerinden sorgulanan çelişkileri, kullanılan malzemelerin karakteristik özellikleri çerçevesinde, farklı boyutlardaki eserlerin harmonisi – disharmonisi üzerinden bir araya getiriyor.”
REKLAM
Ercan Arslan, çalışmalarında yalnızca bir görsel anlatım sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insanın kimlik arayışını, varoluşsal çıkmazlarını ve ruhsal karmaşasını ortaya koyuyor. Sanatçının eserlerinde, figürlerin gözlerinin sabit bakışları, izleyiciyi adeta hipnotize edercesine kendisine çekiyor. Bu gözler aracılığıyla izleyici hem kendi varoluşunu sorgulama fırsatı buluyor, hem de dış dünyayla olan ilişkisini yeniden değerlendirme sürecine giriyor. Arslan’ın eserlerinde sıklıkla kullanılan mavi arka plan, dinginliği simgelerken, figürlerin içsel çalkantılarını yansıtan turuncu ve kırmızı tonlar, sanatçının insan doğasındaki ikilemleri nasıl ustalıkla ele aldığını gösteriyor.

Sergi, izleyicilere yalnızca sanatla buluşma fırsatı değil, aynı zamanda kendileriyle ve insan doğasının en temel sorularıyla yüzleşme alanı yaratıyor. Figürlerin eksik ve dağınık yapısı, bireyin ruhsal karmaşasına ve kendini tanıma çabasına ayna tutarken, bu sergi izleyiciyi sanatın felsefi boyutlarında derin bir yolculuğa çıkarıyor.
Sergi 8 Aralık’a kadar CerModern’de görülebilecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İş Kuleleri Salonu, Levent-İstanbul
“PAT PAT PATARA”
16 Kasım Cumartesi, 15.00 / 17 Kasım Pazar, 15.00
Yaş grubu: 4 yaş ve üzeri
İş Sanat’ın geçtiğimiz sezon büyük bir ilgiyle karşılanan müzikli çocuk oyunu özel yapımı “Pat Pat Patara” bu sezon da İş Kuleleri Salonu’nda sahneleniyor. Yekta Kopan’ın kaleme aldığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyun, Likya uygarlığının en önemli şehirlerinden Patara Antik Kenti’nde geçiyor. Sürprizlerle dolu bu macerada Efe, Defne ve sınıf arkadaşları, arkeolog Aslı önderliğinde, gizemli bir bilmecenin cevabını arıyor: “Geçmişin bilgilerini, bulup çıkarır. Eski değerleri, günümüze taşır.”
Genç izleyicilerin tarihe duydukları merakı eğlenceyle harmanlarken bir yandan da onları ülkemizin zengin kültürel mirasıyla tanıştıran “Pat Pat Patara”da oyuncular sahneyi canlı bir orkestra ile paylaşıyor. Özge Fışkın, Şeyla Halis Çiçekdemir, Baran Güler, Mert Aydın, Derman Çinkılıç, Elif Gizem Aykul, Emrecan Karakum, İrem Kayakököz, Mehmet Berker Korkmaz’ın rol aldığı oyunun müzikleri Tolga Çebi’ye ait.
REKLAM
***
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi (Beyoğlu-İstanbul) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
HAYVANLAR ÂLEMİ: KOLAJLA HİKÂYE ATÖLYESİ
9 Kasım Cumartesi, 16.30 / Yaş grubu: 5-9 yaş
Müzenin “Hayvanlar Alemi” başlıklı tematik odasından ilham alan bu atölyede sanatçıların resimledikleri veya hayatlarında önemli bir yeri olduğu bilinen hayvanlarla hikayelerini ve anılarını öğrenecek olan çocuklar, atölye alanında bu hayvanların dekupe kesimlerini kolaj, boyama ve metin aracılığıyla bir araya getirip birbirleriyle ilişkilendirecek.
KAT KAT DUYGULAR
10 Kasım Pazar, 12.00 / 14 Kasım Perşembe, 11.00
Yaş grubu: 6-9 yaş
“Türk Resmini İzlemek” isimli kalıcı sergide yer alan soyut eserler aracılığıyla çocuklar, soyut kavramlar dünyası ile tanışacak. Sanatçıların hayal dünyalarını ve ilham kaynaklarının keşfedileceği bu atölyede kendi duygularını tıpkı bir sanatçı gibi renkler, şekiller ve çizgiler aracılığıyla betimleyecekler. Atölyenin sonunda her çocuk kendi yaptığı soyut sanat çalışmasını özel bir katlama tekniği ile akordiyon kitap tasarımına dönüştürecek.
REKLAM
GÜNÜMÜZDEN ATATÜRK’E KARTPOSTALLAR
10 Kasım Pazar, 14.00 / Yaş grubu: 7-12 yaş
Bu atölyede çocuklar, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nde Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde düzenlenecek sergi turunun ardından, Mustafa Kemal Atatürk için kendi tasarımlarının yer aldığı bir kartpostal hazırlayacak.
FIRÇALAR GEZİYOR, İMGELER KONUŞUYOR: GÖRSEL OKUMA ATÖLYESİ
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 8-10 yaş
Seçilen bir resmin görsel okumasının çocuklarla sohbet ederek yapılacağı bu atölyede jest, mimik, ses ve titreşimle çeşitli ifade yolları aranacak. İmge tiyatrosu tekniği ile görselin hikâyesinin doğaçlanacağı çalışmada çocuklar oyun, drama teknikleri, nesne temelli düşünme, görsel okuma ve yaratıcı düşünme tekniklerini kullanacak.
BENİM KUMBARAM
12 Kasım Salı, 14.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş

Bu atölyede çocuklar, Edip Hakkı Köseoğlu’nun Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sergilenen 1957 tarihli “Kumbaralı Çocuk” eserinden yola çıkarak İş Bankası’nın ikonik kumbarasını konuşacak ve müzenin kalıcı sergisi “Türk Resmini İzlemek”teki eserlerden ilhamla kendi kumbaralarını tasarlayacak.
REKLAM
GURME MİMARLAR
12 Kasım Salı, 16.00 / Yaş grubu: 8-12 yaş
Çocukların “Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisindeki lokantaları konu alan eserleri inceleyerek başlayacağı bu atölyede eserlerdeki mekanların onları nasıl hissettirdiği, hangi lezzetleri menülerinde bulabilecekleri, o mekânın bir kokusu ya da tadı olsa nasıl olabileceği üzerine sohbet edilecek. Ardından her çocuk, ölçek ve boyut kavramlarını deneyimleyerek hayalindeki lokantanın maketini tasarlayacak.
KAHVALTI SOFRASI
13 Kasım Çarşamba, 11.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergi turuyla başlayacak bu atölyede çocuklar, natürmortlar başta olmak üzere yeme-içme temasının işlendiği resimleri ve heykelleri inceleyecek. Ardından mutfak dünyasından lezzetli bir tarifi üç boyutlu bir sanat eserine dönüştürerek kendi pasta heykellerini yapacak.
HAYAL BAHÇESİ
13 Kasım Çarşamba, 14.00 / 15 Kasım Cuma, 15.00 / 16 Kasım Cumartesi, 16.00
Yaş grubu: 9-12 yaş
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisinin Cömert Doğa bölümünde yer alan, ülkemizin farklı şehirlerinden tarla, bağ ve bahçe görünümlerini konu alan eserlerin incelenmesi ile başlanacak atölyede çocuklar, kentleşme ve yeşil alan kavramları üzerine tartışacak. Ardından da sanatçı Yalçın Gökçebağ’ın “Çay Bahçesi” isimli eserinden ilhamla kendi mini hayal bahçelerini tasarlayacak.
REKLAM
ZÜHTÜ MÜRİDOĞLU’NDAN İLHAMLA YARATICI HEYKEL ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 13.00 / 17 Kasım Pazar, 16.30
Yaş grubu: 9-12 yaş

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sergilenen heykelleri inceleyerek atölyeye başlayacak olan çocuklar, sanatçıları tanıyacak ve kullandıkları teknikler hakkında fikir sahibi olacaklar. Sergi turunun ardından çocuklar, heykeltıraş Zühtü Müridoğlu’ndan ilham alarak alüminyum folyolar ve tellerle kendi heykellerini üretecekler.
TABLODAKİ MEYVELER, ŞAŞIRTICI FIRÇALAR
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 3-5 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
“Tat ve Sanat: Lezzetli Resimler” sergisinden natürmortların ilham verdiği bu atölyede çocuklar önce eserlerde karşılarına çıkan farklı mevsimlere ait meyve ve sebzeleri keşfedecek. Ardından bu meyveler ellerindeki birer fırçalara dönüşecek ve baskı tekniğiyle beyaz kumaş üzerinde kendi motif ve desenlerini oluşturarak masa örtülerini hazırlayacaklar.
REKLAM
BURHAN DOĞANÇAY’DAN İLHAMLA KOLAJ ATÖLYESİ
16 Kasım Cumartesi, 12.00 / Yaş grubu: 6-9 yaş
Bu kolaj atölyesinde minik sanatseverler, sanatçı Burhan Doğançay’ın renkli ve dinamik dünyasına davetli! Çocuklar, sanatçının müzede yer alan eserlerindeki canlı renkleri ve farklı formları keşfederken kendi yaratıcılıklarını ve hayal güçlerini geliştirme fırsatı da bulacaklar.
***

Türkiye İş Bankası Müzesi (Eminönü-İstanbul) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
Bilgi ve kayıt için: tibm.atolye@issanat.com.tr
MÜZE HATIRAM
9 Kasım Cumartesi, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Müzenin birbirinden eğlenceli bölümlerini bir eğitmen eşliğinde gezecek olan çocuklar, bankacılık nesnelerini eski-yeni, geçmiş-gelecek ve benzerlik-farklılık kavramları üzerinden inceleyecekler. Keşfettikleri nesne ve mekânları, bilmece-bulmaca oyunuyla pekiştirecekler.
DÜNYANIN PARASI
9 Kasım Cumartesi, 14.30 / Yaş grubu: 8-10 yaş
Paranın tarihinin ve paranın üzerindeki simgelerden yola çıkarak paraların özelliklerinin keşfedileceği bu atölyede Türkiye ve çeşitli dünya ülkelerinin paraları tanıtılacak. Çocuklar Türk lirasının güvenlik özelliklerini, üzerinde yer alan kişileri ve sembolleri yakından tanıyacak, paranın üretimi hakkında bilgi sahibi olup dünyadaki farklı para tasarımlarını inceleyecekler. Öğrendiklerini interaktif bir sunum eşliğinde pekiştirecek olan çocuklar kendi para tasarımlarını da hazırlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: MUTLULUK
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Mutluluk temalı bu yaratıcı drama atölyesinde çocuklar drama teknikleri ile bedensel farkındalık ve özgüven kavramlarına eğilecek; grup çalışması yaparak kendini farklı sanat disiplinleri ile ifade etmeyi, hayal güçlerini ortaya çıkarmayı, duyularını ve duygularını keşfetmeyi öğrenecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: 5 KURUŞA 5 HİKÂYE
12 Kasım Salı, 14.00 / Yaş grubu: 7-8 yaş
Çocuklara tasarruf bilincini aşılamayı hedefleyen bu atölye, atasözlerini, müzik eşliğinde doğaçlamayı ve heykel çalışmasını bir araya getirecek. Ebeveynle birlikte paylaşım ve yaratım sürecini ön plana çıkaran atölyede her aileye temsili 5 kuruş verilerek tasarruf üzerine en fazla üç dakikalık bir hikâye, bir skeç ya da bir anlatı üretmeleri istenecek. Katılımcılar aktarılan hikâyelerin figürlerinden yola çıkarak toplu bir tuval çalışması ile atölyeden ayrılacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: SAKAR CADI VİNİ
12 Kasım Salı, 16.00 / 14 Kasım Perşembe, 16.30
Yaş grubu: 4-6 yaş
Masal anlatıcısı Deniz Soruklu Evren’in hayat verdiği Sakar Cadı Vini, maceralarını masalsı bir dille katılımcılarla paylaşacak. Atölyede müzik eşliğinde doğaçlamalar ve Vini’nin kitaplarından yola çıkarak dinozor konulu resim yarışması yapılacak.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: MİNİ BUGÜN ÖFKELİ Mİ?
13 Kasım Çarşamba, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Oyun ve şiddetsiz iletişimi bir araya getiren bu atölyede çocuklar yaratıcı düşünme teknikleri ile duygularını Mimi’nin hikâyesi üzerinden keşfedecek. Mimi ve arkadaşlarının verdiği tavsiyelerden ilhamla kendi duygularına yargısız bir şekilde bakmayı kavrayacaklar.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: PAMUK İLE TOPAK – ARKADAŞIM OLUR MUSUN?
13 Kasım Çarşamba, 12.30 / Yaş grubu: 4 yaş
Çocuklar bu atölyede arkadaşlık ve dostluğun buluşmasını Pamuk ve Topak’ın hikâyesi üzerinden öğrenecek. İkilinin fiziksel, kişisel ve yaşamsal özelliklerini tanırken mevsimlerin geçişlerini imge tiyatrosuyla canlandıracak; duygu ve ihtiyaçlarını çeşitli oyunlar aracılığıyla paylaşacak.
REKLAM
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: BAYRAK SALLAYAN ROBOTLAR
13 Kasım Çarşamba, 14.00 / Yaş grubu: 7-9 yaş
13 Kasım Çarşamba, 16.30 / Yaş grubu: 10-12 yaş
Çocuklar bu atölyede havacılık tarihinde önemli bir yeri olan Leonardo da Vinci’den esinlenerek kanat mekanizmasına sahip bir robotik Lego modeli inşa edecekler. Havacılık tarihi hakkında bilgiler edinecek, aynı zamanda Lego ve robotik STEAM modeli ile tanışma fırsatı bulacaklar. Kendi icatlarını geliştirerek modelin iki robotik kolunda Türk bayraklarını sallayabileceği bir tasarım yapacaklar.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: YEL DEĞİRMENİ
13 Kasım Çarşamba, 15.30 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede değişik enerji türlerini öğrenerek rüzgârın günlük hayatımızdaki ve doğadaki önemini çeşitli örnekler üzerinden pekiştirecek. Rüzgârın aynı zamanda enerji üretimini sağlayan bir araç olduğunu keşfederken, resimli yönergelerle bir yel değirmeni tasarlayacaklar.
ÇORAP KUKLA ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
REKLAM
El becerilerinin geliştiği ve hayal gücünün desteklendiği bu kukla tasarım atölyesinde çocuklar birlikte üretmenin önemini kavrayacak. Kendi çorap kuklalarını tasarlarken bir yandan da hayali kahramanlarını yaratarak kukla arkadaşlığının eğlenceli yanlarını birlikte keşfedecekler.
KÂĞIT KUKLA ATÖLYESİ
14 Kasım Perşembe, 12.30 / Yaş grubu: 7-8 yaş
El becerilerinin geliştiği ve hayal gücünün desteklendiği kukla tasarım atölyesinde çocuklar birlikte üretmenin önemini kavrayacak. Kendi kâğıt kuklalarını tasarlayacak olan çocuklar renkli boyalar, düğmeler, kumaş ve yün gibi geri dönüştürülebilir malzemeler ile tasarımlarını süsleyecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: İŞİM DÜŞÜM OYUN
14 Kasım Perşembe, 14.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Katılımcıların hayal güçleri ile tasarım ve yaratım süreçlerini bir araya getiren bu atölyede Müze’nin kasa dairelerine kısa bir yolculuk yapılarak insanların eskiden kasalarda saklamış olabileceği nesneler üzerine sohbet edilecek. Kasada karşılaşılan nesneler üzerinden anlatılan bir hikâyeden hareketle çocuklar tasarruf, ileri dönüşüm, tüketim, üretim ve değer gibi kavramlar üzerine düşünerek kendi hikâyelerini tasarlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: AİLENİZİN TİMSAHI TİMO
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede aile olmanın güzel yanlarını timsah Timo ve kuş ailesinin hikâyesi ile birlikte keşfedecek. Yaratıcı düşünme teknikleri ile yaşamı daha eğlenceli hâle getirmenin yollarını öğrenirken duygu ve ihtiyaçlarıyla bağ kurma ve şiddetsiz iletişim tekniklerini de pekiştirecekler.
YARATICI DRAMA İLE OKUMA ATÖLYESİ: KAÇ PUNTO KAÇ
15 Kasım Cuma, 12.30 / Yaş grubu: 7-8 yaş
Çocuklar, müziğin oyunla, yaratıcı düşünme tekniklerinin fotoğraf okuma ile birleştiği bu atölyede sayıların doğadaki gizemlerini keşfedecek. Sayılarla yıldızı bir türlü barışmayan Punto’ya, matematiğin doğasını bazen bir salyangozun kabuğunda bazen de bir balkabağı turtasının dilimlerinde aradığı eğlenceli yolculuğunda eşlik edecekler.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: ÜRETİM BANDI
15 Kasım Cuma, 14.00 / Yaş grubu: 10-12 yaş
15 Kasım Cuma, 16.30 / Yaş grubu: 7-9 yaş
REKLAM
Çocuklar bu atölyede üretim bandının işlevini ve günlük kullanımdaki yerini keşfedecek, özel motorize yapı taşlı Lego kitler ile kendi 3 boyutlu üretim bandı modellerini inşa edecekler. Mühendislik, matematik ve teknolojiyi bir araya getiren çalışmada kendi tasarımlarının yanı sıra plan ve zaman yönetimi ve yaratıcı düşünme gibi edimleri geliştirme fırsatı bulacaklar.
ROBOTİK KODLAMA ATÖLYESİ: JİP YAPIMI
15 Kasım Cuma, 15.30 / Yaş grubu: 5-6 yaş
Çocuklar bu atölyede K’nex eğitim setlerindeki bağlantı parçalarıyla bir Jip tasarlarken bir yandan da arazi araçlarını daha yakından tanıyacak. Hayal güçleriyle ince motor becerilerini geliştirecekler bu atölye aynı zamanda yönerge takibini öğrenebilmelerini destekleyecek.
***

İktisadi Bağımsızlık Müzesi (Ulus-Ankara) Ücretsiz Çocuk Atölyeleri
Bilgi ve kayıt için: ibm.atolye@issanat.com.tr
RENGARENK VİTRAYLAR
9 Kasım Cumartesi, 11.00 / 17 Kasım Pazar, 11.00 / Yaş grubu: 4-6 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
12 Kasım Salı, 11.00 / Yaş grubu: 8-10 yaş
REKLAM
Çocuklar bu atölyede İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin ana holünde yer alan, İtalyan sanatçılar Salvatore Corvaya ve Carlo Bazzi’nin imzasını taşıyan, mitolojide para ve ticaretle ilişkilendirilen Hermes tasvirinin bulunduğu ünlü vitrayı tanıyacak, yapım aşamaları deneyimleyecek ve kendi vitray tasarımlarını oluşturacaklar.
İSTANBUL’UN RESMİ
9 Kasım Cumartesi, 13.00
Yaş grubu: 7-11 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nde kısa süre önce açılan “İstanbul’un Resmi” sergisini gezecek olan çocuklar İstanbul’u sanatçıların gözünden inceleyecek ve sergiden aldıkları ilhamla kendi eserlerini oluşturacaklar.
ZEUGMA’NIN İLHAM PERİLERİ
9 Kasım Cumartesi, 15.00 / 13 Kasım Çarşamba, 11.00 / 17 Kasım Pazar, 15.00
Yaş grubu: 8-10 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisindeki antik kentler ve arkeolojik kazılar bölümüne odaklanan bu atölyede çocuklar Türkiye’nin en önemli antik kentlerinden biri olan Zeugma’yı ve mozaiklerini keşfedecek. Mozaiklerin ünlü ilham perileri “müz”lerle tanışarak kendi mozaiklerini tasarlayacaklar.
REKLAM
CUMHURİYET POSTASI
10 Kasım Pazar, 11.00 / 13 Kasım Çarşamba, 15.00
Yaş grubu: 8-10 yaş
Bu atölyede çocuklar Cumhuriyet’in ilanı sonrası ülkemizin gelişimi için atılan adımları bir eğitmen eşliğinde inceleyecek ve o dönemin pullarının replikalarıyla birlikte kendi kartpostallarını tasarlayacak.
KARTPOSTALLARDA SAKLI İSTANBUL
10 Kasım Pazar, 13.00 / 14 Kasım Perşembe, 11.00
Yaş grubu: 8-10 yaş

İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstanbul’un Resmi” sergisinde önce keyifli bir İstanbul turuna çıkacak olan çocuklar, İstanbul’un simge yapılarını tanıyacak ve şehre özgü pek çok unsuru keşfedecek. Çocuklar bu sergiden ilhamla, sevdikleri birine göndermek üzere, İstanbul’a dair izlenimlerini işledikleri kartpostallarını tasarlayacak.
KIPIR KIPIR KUKLALAR
10 Kasım Pazar, 15.00 / 17 Kasım Pazar 13.00
Yaş grubu: 5-7 yaş (bir yetişkin eşliğinde)
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin en eğlenceli figürü, 1930’lu yıllarda üretilen sergi maskotu Sigorta Adam’a odaklanan bu atölyede çocuklar, Sigorta Adam ve onun koruyan kalkanı hakkında hikâyeler üretecek ve kendi kıpır kıpır hareketli kuklalarını tasarlayacaklar.
REKLAM
MÜZEDE MASAL: DENİZ ÇAYIRLARINDA YAŞAYAN ÇEVRECİ FOK
12 Kasım Salı, 13.00 / Yaş grubu: 4-6 yaş
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisini gezecek çocuklar çevreyi korumanın önemini öğrenirken, deniz çayırlarında yaşayan çevreci bir fokun hikâyesini dinleyecekler.
MÜZE HATIRAM
12 Kasım Salı, 15.00 / 14 Kasım Perşembe, 15.00
Yaş grubu: 4-6 yaş
Müzenin birbirinden eğlenceli bölümlerini bir eğitmen eşliğinde gezecek olan çocuklar, bankacılık nesnelerini eski-yeni, geçmiş-gelecek ve benzerlik-farklılık kavramları üzerinden inceleyecekler. Keşfettikleri nesne ve mekânları, bilmece-bulmaca oyunuyla pekiştirecekler.
MÜZEDE MASAL: KONUŞAN AĞAÇLAR
13 Kasım Çarşamba, 13.00 / 14 Kasım Perşembe, 13.00
Yaş grubu: 3-4 yaş
REKLAM
İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ndeki “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisini gezecek olan çocuklar sergideki ağaç türlerini inceleyecekler. Konuşan Ağaçlar masalını dinlemelerinin ardından da kendi tohumlarını ekecekler.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: MUTLULUK
15 Kasım Cuma, 11.00 / Yaş grubu: 9-12 yaş
Mutluluk temalı bu yaratıcı drama atölyesinde çocuklar drama teknikleri ile bedensel farkındalık ve özgüven kavramlarına eğilecek; grup çalışması yaparak kendini farklı sanat disiplinleri ile ifade etmeyi, hayal güçlerini ortaya çıkarmayı, duyularını ve duygularını keşfetmeyi öğrenecek.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: İŞİM DÜŞÜM OYUN
15 Kasım Cuma, 13.00 / 16 Kasım Cumartesi, 11.00
Yaş grubu: 9-12 yaş
Katılımcıların hayal güçleri ile tasarım ve yaratım süreçlerini bir araya getiren bu atölyede Müze’nin kasa dairelerine kısa bir yolculuk yapılarak insanların eskiden kasalarda saklamış olabileceği nesneler üzerine sohbet edilecek. Kasada karşılaşılan nesneler üzerinden anlatılan bir hikâyeden hareketle çocuklar tasarruf, ileri dönüşüm, tüketim, üretim ve değer gibi kavramlar üzerine düşünerek kendi hikâyelerini tasarlayacak.
REKLAM
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: SAKAR CADI VİNİ
15 Kasım Cuma, 15.00 / 16 Kasım Cumartesi 15.00
Yaş grubu: 4-6 yaş
Masal anlatıcısı Deniz Soruklu Evren’in hayat verdiği Sakar Cadı Vini, maceralarını masalsı bir dille katılımcılarla paylaşacak. Atölyede müzik eşliğinde doğaçlamalar ve Vini’nin kitaplarından yola çıkarak dinozor konulu resim yarışması yapılacak.
YARATICI DRAMA ATÖLYESİ: 5 KURUŞA 5 HİKÂYE
16 Kasım Cumartesi, 13.00 / Yaş grubu: 7-9 yaş
Çocuklara tasarruf bilincini aşılamayı hedefleyen bu atölye, atasözlerini, müzik eşliğinde doğaçlamayı ve heykel çalışmasını bir araya getirecek. Ebeveynle birlikte paylaşım ve yaratım sürecini ön plana çıkaran atölyede her aileye temsili 5 kuruş verilerek tasarruf üzerine en fazla üç dakikalık bir hikâye, bir skeç ya da bir anlatı üretmeleri istenecek.
Detaylı bilgi için: issanat.com.tr
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikâyeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İpek Uğuz, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Yağmur Topçu, Ali Rıza Kubilay, Ahmet Kahvecioğlu, Boran Bağcı, Cem Eyüpoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
REKLAM
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.

Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegâne gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
REKLAM
AĞRI DAĞI EFSANESİ
Kapısına kadar gelen bir atı geri vermeyerek geleneğine sahip çıkma sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Ahmet’le, hem atın hem de bölgenin yönetiminde sözün sahibi olan Mahmut Han’ın kızı Gülbahar’ın hikâyesi, Yaşar Kemal’in usta kaleminde hem kültürün rengi, hem tarihin izi, hem halkın yükünü taşıyan Ağrı Dağı Efsanesi’ne dönüşmüştür.
Yaşar Kemal’in yazdığı Yiğit Sertdemir’in uyarlayıp yönettiği oyunda Arda Alpkıray, Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Can Tarakçı, Cihan Kurtaran, Emrah Can Yaylı, Emre Yılmaz, Ertan Kılıç, Hakan Örge, Murat Üzen, Özge Midilli, Serkan Bacak, Uğur Dilbaz, Yeliz Şatıroğlu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikâyesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.

Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir. Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
REKLAM
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir.
Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 6-9 Kasım 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar.
Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 9 Kasım 2024 tarihinde Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde.
REKLAM
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgârın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.

Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları’’ gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 10 Kasım tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
REKLAM
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ve Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 10 Kasım 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
Oyun biletleri, gişelerden ve biletinial.com’dan temin edilebilir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Özcan’ın “Twin Rocks” albümü dinleyenleri Likya Yolu’nun derinliklerine doğru etkileyici bir müzik yolculuğuna çıkarıyor. Albümündeki eserleri oluştururken bu yol boyunca karşılaştığı manzaralardan esinlenen Özcan, doğadan farklı seslerle derinleştirdiği albümünü Borusan Müzik Evi’ndeki dinleyicilerle canlı olarak ilk kez paylaşacak.
Klasik müzikten caza, dünya müziklerinden çağdaş müziğe kadar geniş bir yelpazede programlar oluşturan Borusan Müzik Evi, açılış konserinin hemen ardından 3. Noise İstanbul Festivali ile programına tüm hızıyla devam edecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeni Alman Sineması, savaş sonrası Almanya’nın toplumsal ve politik dönüşümlerini ele alarak, bireylerin bu değişimler karşısındaki mücadelelerini derinlemesine inceliyor. Programda yer alan filmler; suçluluk, hafıza, kimlik ve toplumsal eleştiri konularını işlerken, bireylerin içsel yolculuklarını ve topluma karşı duruşlarını öne çıkarıyor. Seçki, bir ülkenin ve toplumun geçirdiği derin değişimlerin yanı sıra, hızla değişen bir toplumda bireylerin kimlik ve anlam arayışlarını da gözler önüne serecek. Tüm gösterimler ücretsiz olarak gerçekleştirilirken, 120 kişilik kontenjan ile sınırlı olacak. Çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Alman ressam, baskı sanatçısı ve heykeltıraş Georg Baselitz’in Georg Baselitz: Son On Yıl sergisi, 2 Şubat 2025 tarihine kadar Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) ve Akbank Sanat’ta sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor.
Program:

12 Kasım 2024, Saat: 19:00
THE PATRIOTIC WOMAN
Almanya, 1979, Almanca, İngilizce Altyazılı, 118 dakika
Yönetmen: Alexander Kluge

19 Kasım 2024, Saat: 19:00
THE MARRIAGE OF MARIA BRAUN
Almanya, 1979, Almanca, Türkçe Altyazılı, 120 dakika
Yönetmen: Rainer Werner Fassbinder

26 Kasım 2024, Saat: 19:00
YESTERDAY GIRL
Almanya, 1966, Almanca, Türkçe Altyazılı, 88 dakika
Yönetmen: Alexander Kluge

3 Aralık 2024, Saat: 19:00
ALI: FEAR EATS THE SOUL
Almanya, 1974, Almanca, Türkçe Altyazılı, 94 dakika
Yönetmen: Rainer Werner Fassbinder

10 Aralık 2024, Saat: 19:00
WINGS OF DESIRE
Almanya, 1987, Almanca, Türkçe Altyazılı, 128 dakika
Yönetmen: Wim Wenders

17 Aralık 2024, Saat: 19:00
ALICE IN THE CITIES
Almanya, 1974, Almanca, Türkçe Altyazılı, 110’
Yönetmen: Wim Wenders
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Perry’nin ölümünün üzerinden bir yıl geçerken, dizideki başrol arkadaşları Courteney Cox (Monica Geller) ve Jennifer Aniston(Rachel Green), onu anmak için sosyal medya paylaşımları yaptı.
Courteney Cox, Matthew Perry ile nostaljik bir fotoğrafını paylaşarak, “Bugün ve her zaman seni özlüyorum” notunu düştü.
Jennifer Aniston ise, diziden bazı kareleri ve Perry’nin fotoğrafını paylaşarak, “1 yıl” ifadesini kullandı. Bu paylaşımlar, Perry’nin anısını yaşatmak için yapılan duygusal bir hatırlatma oldu.
DOKTORU SUÇUNU KABUL ETMİŞTİ
Matthew Perry’nin ölümü hakkında devam eden soruşturma çerçevesinde, doktoru, ünlü oyuncunun kanında bulunan yüksek dozda ketaminden sorumlu olduğunu kabul ederek mahkemeyle anlaşma yoluna gitmişti.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bezmen, sözlerine şöyle başladı: Çok eski değil, bundan sadece 2-3 hafta evvel ona da bir tabak koydum sofraya. ‘Günaydın aşkım’ demiş gibi ses duyuyorum, cevap veriyorum. Ama yas zaten böyle bir şey, uzun bir yolculuk.
REKLAM
“SABAHLARI ONUN HAZIRLADIĞI KAHVENİN KOKUSUNU DUYARAK UYANIYORUM”
Nermin Bezmen, Tolga’cığımı yolcu etmemin üzerinden 8 ay geçti. İlk 6 ay garip bir duygudaydım. Sabah kahvelerini Tolga’cığım hazırlardı. O kahvenin kokusu burnumda, ‘yetişim, beraber içelim kahvemizi’ duygusuyla uyanıyordum. Akşam olunca bir an önce uykumda göreyim diye bekliyordum. Evin dışındaysam, bir an önce yazmaya döneyim, onunla buluşmak gibi oluyordu o deftere dönmek.

“TOLGA’YI SÜREKLİ RÜYAMDA GÖRÜYORUM”
Sürekli görüyorum rüyamda; bir gece görmesem, ertesi gün görüyorum. Çok sorularım vardı, o sorularıma cevaplar alıyorum rüyalarımda. Bu çok rahatlatıyor beni. İşaret veriyor, sürekli temastayım sanki.”

Bezmen, sözlerine şöyle devam etti: Tolga ve Pamir’in acısı birbiriyle kıyaslanamaz. Ben hiçbir zaman Pamir’ciğim ve Tolga’cığımın aşkını kıyaslamadan, onların ikisi de hayatımın apayrı dönemlerinde apayrı Nermin’i mutlu ettiler.
REKLAM
“TOLGA BANA İKİNCİ BAHARI NASİP ETTİ ANİ GİDİŞİYLE BAHARIM KIŞA DÖNDÜ”
Pamir’de çok ağırdı ama Yaradan bana bir şans olarak ikinci aşkı nasip etti ve Tolga geldi hayatıma. Beni tedavi etti. Yeniden aşık olabileceğimi, yeniden güvenebileceğimi Tolga’yla yaşadım. Fakat bu çok ani gidişiyle yaşattığı bahar da kışa döndü.

“İNANILMAZ BİR AŞK MASALI YAŞADIK”
Aslı Şafak’ın sorusu üzerine Bezmen’in cevabı şöyle oldu: “Hiç isyanım olmadı. Tam aksine, hasretim çok büyük ama hayatımın ikinci baharında böyle güzel bir ruhla inanılmaz bir aşk masalı yaşadık.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>42 yaşındaki Prenses Kate, önleyici kemoterapisini eylül ayında bitirdiğini duyurdu. Kral Charles, daha önce kanser tedavisi görürken karşılaştığı bir yan etkiyi paylaşmıştı. 75 yaşındaki Kral’ın tat alma duyusunu kaybettiği öğrenilmişti.
Saray, tıpkı Kate Middleton gibi Kral’ın hangi kanser türü için tedavi gördüğünü hiçbir zaman açıklamadı ancak bu özel semptom, kanser tedavilerinin yanı sıra belirli kanser türlerinde de yaygın olarak görülebiliyor.
Buckingham Sarayı’ndan 2025 için umut verici bir açıklama geldi. Saray sözcüsüne göre 2025, kraliyet ailesinin yurt dışı ziyaretleri açısından daha “normal görünümlü” bir yıl olacak.
Üst düzey bir saray yetkilisi Guardian’a yaptığı açıklamada, “Şu anda gelecek yıl için oldukça normal görünümlü, tam bir yurt dışı tur programı üzerinde çalışıyoruz. Doktorların onayına bağlı olarak bu şekilde düşünebileceğimizi bilmek bizim için mutluluk verici” dedi.
Kate Middleton, kemoterapisinin bitmesinin ardından ilk kraliyet görevi olarak İngiltere’nin Southport kentindeki Southport Toplum Merkezi’ne eşi Prens William ile ziyarette bulunmuş, acil durum personeliyle bir araya gelmişti.
Prenses, şimdiye dek İngiltere dışında bir kraliyet görevinde bulunmadı.
Kral Charles ise eşi Kraliçe Camilla ile birlikte dokuz günlük Avustralya gezisine çıktı. Bu, Charles’ın kanser teşhisinden sonraki en büyük gezisi oldu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ülkenin doğusundaki Beka Vadisi’nde yer alan ve “dünyanın en görkemli tapınak şehri” olarak kabul edilen Baalbek ve çevresi, AA tarafından görüntülendi.
İsrail’in, Lübnan’ın güneyinin ardından başkenti ve diğer bölgelerine yönelik geniş kapsamlı saldırılarının başladığı 23 Eylül’den bu yana Baalbek, onlarca kez İsrail savaş uçaklarının hedefi oldu.
Lübnan ile İsrail arasında 2006 yılında yaşanan savaştan da etkilenen bölgede, Zahli’den Baalbek’e uzanan ana cadde üzerindeki ve “dünyanın en görkemli tapınak şehri” kabul edilen Baalbek antik kenti çevresindeki çok sayıda bina, hava saldırıları sebebiyle yıkıldı.
Bu şiddetli saldırıların yol açtığı patlamalar, antik kentin çevresindeki, onun uzantısı bazı tarihi yapıların da tahribata uğramasına sebep oldu.
Lübnan Türkmenlerinin ağırlıklı yaşadığı Duris köyünde bulunan ve Eyyübiler döneminde devşirme Roma malzemesiyle yapılan Duris Kubbesi bu yapılardan biri.
Çok yakınındaki binaları hedef alan şiddetli hava saldırılarının ardından 13. yüzyılda inşa edilen tarihi yapının sütunları hasar görürken kubbesindeki taşlar dökülmeye başladı.
Lübnanlı yöneticiler, İsrail’in tarihi yapılara zarar vermesinden endişeli.
“İsrail’den gelecek herhangi bir taahhüde güvenmiyoruz”
Lübnan Kültür Bakanı Muhammed Murtaza, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, “İsrail’den Baalbek Kalesi ve diğer arkeolojik alanları bombalamayacağına dair taahhütte bulunmasını istemedik, zira İsrail’den gelecek herhangi bir taahhüde güvenmiyoruz.” dedi.
İsrail’in doğrudan ya da dolaylı olarak arkeolojik alanları hedef aldığını ve bu saldırıların arkeolojik yapıların hasar görmesine sebep olabileceğini belirten Bakan Murtaza, saldırıların kentteki arkeolojik alanlara şu ana kadarki etkisine dair, “Henüz bir araştırma yapmadığımız için bilmiyoruz, saldırıların durmasından sonra inceleme yapacağız. Ancak uzun vadede kent yakınlarındaki saldırıların kent üzerinde mutlaka etkisi olacağı biliniyor.” diye konuştu.
Lübnan’ın başta Sur ve Baalbek olmak üzere Dünya Mirası Listesi’nde yer alan arkeolojik sahalara ev sahipliği yaptığını dile getiren Murtaza, UNESCO’nun bu eserleri korumak için önlem alması gerektiğini vurguladı.
Lübnan makamları UNESCO’yu harekete geçmeye çağırmıştı
Baalbek ile birlikte İsrail’in en yoğun saldırıları düzenlediği bölgelerden birinde yer alan Lübnan’ın güneyindeki Sur Antik Şehri de İsrail saldırıları sebebiyle tehdit altında bulunuyor.
Lübnan Kültür Bakanı Muhammed Murtaza’nın ofisinden bu hafta yapılan açıklamada, İsrail’in arkeolojik alanlara yönelik saldırı tehditlerinin ardından, Lübnan’ın UNESCO Büyükelçisi Mustafa Adib ile temasa geçilerek UNESCO listesinde yer alan ve olağanüstü küresel değere sahip arkeolojik alanların korunması için derhal harekete geçilmesinin talep edildiği duyurulmuştu.
Murtaza, başta UNESCO olmak üzere tüm uluslararası kuruluşları kentin kültürel mirasını ve Lübnan’daki sivilleri devam eden İsrail saldırılarından koruma çağrısında bulunmuştu.
Baalbek antik kenti
Lübnan’ın doğusundaki Beka Vadisi’nde yer alan Baalbek, doğudan batıya giden ticaret yolunun önemli bir merkezi olması, antik çağın Roma’dan sonraki en önemli dini merkezi kabul edilmesi ve tarih içerisinde savaşlar nedeniyle pek çok kez el değiştirdi.
Sami ırkından Akdenizli kavim olan Fenikeliler ile Roma inanç kültürünün iç içe geçtiği kent Bizanslılar, Selçuklular, Eyyubiler, Haçlılar, Moğollar, Memlukler ve Osmanlıların hakimiyetine girmiş, her medeniyet şehre yeni bir unsur eklemiştir.
Kentin adı, Fenikelilerin inanç sisteminde en güçlü tanrı kabul edilen “Baal”den gelmektedir.
UNESCO tarafından 1984 yılında koruma altına alınan kent, dünyanın “en büyük”, “en eski” ve “en gizemli” tapınak şehri gibi nitelemelerle anılmaktadır.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir’de 30 Ekim 2020’de meydana gelen depremde yıkılan Doğanlar Apartmanı’nın enkazından eşi ve 3 kızıyla kurtarılan Perincek, hastanede hayatını kaybeden 7 yaşındaki oğlu Umut’un adını yaşatmak için kurduğu YUVA aracılığıyla aynı kaderi yaşadığı afetzedelerin yardımına koştu.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenen illerde gönüllülerin desteğiyle çeşitli çalışmalar yapan vakfın son durağı Hatay oldu.
Perincek ve gönüllüler, kentteki konteyner kentlerde kalan çocuklara kitap ulaştırdı, İskenderun ilçesindeki Suçıkağı Paşakaraca İlkokulu/Ortaokulu’ndaki öğrencilere kırtasiye malzemesi hediye etti.
Vakıf tarafından Defne ilçesindeki Kazım Karabekir Ortaokulu’nda da kütüphane oluşturuldu.
Yaklaşık 2 bin kitapla donatılacak “Umut” adı verilen kütüphane, İzmir depreminin 4. yılında 30 Ekim’de düzenlenecek törenle öğrencilerin kullanımına açılacak.
“Onlardaki gülüş ve pozitif enerji bize yansıyor”
Elektrik elektronik mühendisi 48 yaşındaki Oğuz Perincek, AA muhabirine, depremden psikolojik olarak en çok çocukların etkilendiğini söyledi.
Çocukların eğitimlerine destek olmayı amaçladıklarını belirten Perincek, “Aklımıza gelen tüm kırtasiye malzemelerini getirmeye çalıştık. 100’den fazla öğrenciye ulaşma şansımız oldu.” dedi.
Perincek, öğrencilere çanta, kalem, defter, boyama kitabı gibi birçok ürün ulaştırdıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
“Çocuklara verebileceğimiz küçük bir çanta, kalem onlar için çok anlamlı. Onlardaki gülüş ve pozitif enerji bize yansıyor. Depremde oğlumu kaybettim ama başka çocukları mutlu ettiğimizde bir nebze olsun acımız hafiflemiş oluyor. Hatay’da elimizden gelen desteği sağladık.”
Yardım çalışmalarını sürdüreceklerini anlatan Perincek, vakıf olarak İzmir depreminin 4. yılında Hatay’da olma kararı aldıklarını söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Halı ve kilim dokumacısı Geyiklioğlu, 50 yıl önce Erzurum’a yaptığı ziyaret sırasında satın aldığı kilimi, 25 yıldır Cumhuriyet bayramlarında Ankaralı sanatseverlerle buluşturuyor.
Yıllara meydan okuyan renkleri ve desenleriyle geleneksel dokuma sanatının güzelliğini yansıtan kilim üzerinde TaksimCumhuriyet Anıtı, Türk bayrakları ve “Yaşasın Cumhuriyet” yazısı bulunuyor.
“Cumhuriyet” adını verdiği kilimi Ankara Samanpazarı’ndaki dükkanında, 25 yıldır her Cumhuriyet Bayramı’nda sergileyen Ahmet Geyiklioğlu, AA muhabirine, Cumhuriyet’in ilk döneminde özel kartpostallar üretildiğini, bunlardan biri olan İstanbul Taksim’deki Cumhuriyet abidesinin kartpostalındaki desenin kilime işlendiğini söyledi.
Geyiklioğlu, “Kilim, 1937 yılında Erzurum bölgesine özgü geleneksel bir el dokuması olan Bardız kilimi tekniğiyle yapılmış bir kilimdir. Bu kilimden Türkiye’de sadece bir adet var o da bende.” diye konuştu.
Geyiklioğlu, kilimi satın almak isteyenlerin taleplerini, “Cumhuriyet’i satmam.” diyerek geri çevirdiğini de aktardı.
Kilim, yarın gün boyunca sanatçının Samanpazarı’ndaki dükkanında sergilenecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antik kentte tarihi mesai
DÜZCE – Düzce’de kazı çalışmaları devam eden Konuralp Antik kentin tarihi gün yüzüne çıkarttma çalışmalarına Standard Profil fabrika çalışanları da destek verdi.
Düzce Belediyesi’nin önderliğinde Konuralp Antik Kentinde ki kazı çalışmaları aralıksız devam ediyor. Tarihin gün yüzüne çıkartıldığı bölgede ki kazı çalışmaları da yediden yetmişe herkesin destek verdiği bir olaya dönüştü. Genci, yaşlısı Düzce’nin tarihinin gün yüzüne çıkartmak için uğraşırken, Standard Profil fabrika çalışanları da eline kazma kürek alarak kazı çalışmasına destek verdi.
Standard Profil idari işler yöneticisi Olcay Özgiray, kazı çalışmalarına destek olduklarını belirterek, “Standard Profil İyilik Hareketi olarak sosyal sorumluluk projelerinde görev almaktayız. Bugün de Konuralp antik kentinde devam eden kazı çalışmalarına destek olmak için buradayız. Daha önce de bir çok sosyal sorumluluk projesine katıldık. Serebral Palsi çocukları için panayır yaptık. Kaynaşlı’da Standard Profil ormanı için ağaç diktik. Maraş depremlerinde uzman ekiplerimiz ile arama kurtarmada görev aldık. Önünüzdeki hafta gerçekleşecek büyük İstanbul maratonunda da Hataylı depremzede çocuklar için koşacağız. Standard Profil iyilik hareketine gönüllü olarak destek olan tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>36 şehit anısına 36 dalgıç Türk bayraklarıyla su yüzüne çıkarak, hep birlikte İstiklal Marşı okundu
ANTALYA – 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 101. yıl dönümü kapsamında, Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker ve 1. Dünya Savaşı’nda Kaş’taki topçu bataryalarında ebediyete göçen 37 şehit anısına ‘Ecdadın Yolunda Cumhuriyete Saygı Yürüyüşü’ gerçekleştirildi.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 101. yıl dönümüne özel, Antalya Valiliği koordinesinde Kaş Kaymakamlığı tarafından ‘Ecdadın Yolunda Cumhuriyete Saygı Yürüyüşü’ düzenlendi. Kaş ilçesine bağlı Bayındır Mahallesi, Gelibolu Mevkii’nde başlayan yürüyüş, Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker ve 1. Dünya Savaşında Kaş’taki topçu bataryalarında ebediyete göçen 37 Şehit anısına yapıldı. Düzenlenen yürüyüşe Antalya Valisi Hulusi Şahin’in yanı sıra, Antalya Garnizon Komutanı TuğgeneralHasan Basri Erkuzu, Kaş Kaymakamı Tevfik Kumbasar, İl Emniyet Müdürü İlker Arslan, Sahil Güvenlik Grup Komutanı Yarbay Tolga Coşkun, Sualtı araştırması Mustafa Aydemir ve çok sayıda vatandaş katıldı.
“Bizim hedefimiz ecdadımızı tanımaktır”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Türk gençliğinin milli bilinç ile yetişmesinin önemini belirterek, “Bugün burada milli duruşa ve milli reflekse sahip sağlam gençler var. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Türk genci ecdadını tanıdıkça kendisinde büyük işler yapacak kuvveti bulacaktır” diyerek bunu açıkça belirtiyor. Bizler Mustafa Ertuğrulları tanıdıkça bünyemizde daha büyük işler yapacak gücü ve kuvveti bulacağız. Siz kıymetli gençlerimizle beraber geleceğe umutla bakıyoruz. Gelecek bizimdir” diye konuştu.
“Mustafa Ertuğrul, Antalya’nın kahramanıdır”
Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’un çok özel bir kahraman olduğunu ifade eden Vali Şahin, “Mustafa Ertuğrul, o dönemin İngiliz uçak gemisi olan, Ben My Chree gemisini üstünde ki altı tane uçak ile buradan yapılan atışlarla batırdı. Ayrıca iki yüz civarında irili ufaklı yelkenliyi ve iki büyük gemiyi daha batırmıştır. Böylece Antalya kıyılarında terör estiren, Fransız ve İngiliz zırhlılarını temizleyip Antalya’yı kurtarmıştır” şeklinde konuştu.
“Ecdadımız milletine güvenerek destanlar yazdı”
Sualtı Araştırmacısı ve ‘Ben Bir Türk Zabitiyim/ Batıktan Çıkan Kahraman: Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul’ kitabının yazarı Mustafa Aydemir ise “Yüz yedi yıl önce buraya dört tane küçük topuyla gelen Mustafa Ertuğrul, milletine güvenerek burada büyük bir destan yazdı. Birinci Dünya Savaşı’nda Türk milleti birçok cephede savaştı. Ama bu topraklarda bir cephe vardı ki, sular altında kaldığı için anlaşılmadı ve bilinmedi. Yıllar sonra bu şanlı tarihi suların altından ve arşivlerin tozlu raflarından çıkartıp gençlerimize sunmak da bizlere kısmet oldu” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından Vali Hulusi Şahin ve beraberindeki heyet, Kaş limanında Sahil Güvenlik teknesine binerek 36 şehidimizin bulunduğu noktaya doğru denize açıldı. Vali Şahin, burada şehitlerimiz anısına denize çelenk bıraktı. Törenin sonunda, 36 şehidimiz anısına 36 dalgıç Türk bayraklarıyla su yüzüne çıkarak, hep birlikte İstiklal Marşı okundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM – Cumhuriyet Bayramı’nın 101. Yıldönümü Kutlama törenleri, tüm Türkiye’de olduğu gibi Erzurum’da başladı.
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, 9. Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Tuncay Altuğ ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mehmet Sekmen Havuzbaşı Atatürk anıtındaki çelenk sunumunda bulundu. Çelenk sunumunun ardından Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı okundu. Programa kamu kurum ve kuruluş amirleri, asker ve polisler, STK temsilcileri ile öğrenciler katıldı. Erzurum’daki Cumhuriyet Bayramı kutlamaları 29 Ekim 2024’de Valilik Makamında Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin kabulü ve daha sonra Hastaneler Caddesi’ndeki kutlama törenleri ile devam edecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Program, Valilik bahçesinde bulunan Atatürk heykeline Valilik ve belediye çelengi, Garnizon Komutanlığı çelengi sunumuyla başladı. Tören daha sonra saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. Vali Çelik ve beraberindekiler Güzel Sanatlar Lisesi’nin hazırladığı Cumhuriyet temalı resim sergisini gezdi. – HAKKARİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezine 45 kilometre uzaklıkta, Zigana Dağı eteklerinde yer alan Limni Gölü Tabiat Parkı adını aldığı krater gölü, çevresindeki sarıçam, ladin ve köknar ormanları yağışla birlikte beyaza büründü.
Karın ardından adeta görsel şölen sunan tabiat parkına, yerli ve yabancı ziyaretçi ilgisinin artması bekleniyor.
Limni Gölü Tabiat Parkı’ndaki tesisin işletmecisi Mustafa Eroğlu, AA muhabirine, karla birlikte tabiat parkının farklı bir güzelliğe büründüğünü söyledi.
Mevsimin ilk karının yağdığını aktaran Eroğlu, karın önceki yıllara göre daha yoğun olduğunu ifade etti.
Eroğlu, “Gölün karlı görüntüsü farklı bir boyut. Misafirlerimizi, odun ateşindeki çayımızla ısıtarak alanı gezmelerini sağlıyoruz. Yiyecek ve içecek bölümümüz açıktır, hizmetimize devam ediyoruz.” dedi.
Karın ardından ziyaretçi sayısında artış beklediklerini vurgulayan Eroğlu, tabiat parkına ulaşımı sağlayan yolların açık olduğunu sözlerine ekledi.
Ziyaretçilerden Muhammet Öztürk, “Kar ile suyun buluşması çok güzel. Donmamış bir göl ve etrafında kar olması gayet güzel. Herkesin gelip görmesi gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.
Öztürk, Limni Gölü Tabiat Parkı’nın sessiz ve sakin ortamının insanın dinlenmesini sağladığını da kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞANLIURFA, UNESCO MÜZİK ŞEHİRLERİ TOPLANTISI İÇİN GÜÇLÜ ADAY!
UNESCO Müzik Şehri unvanını alarak Türkiye’yi gururlandıran Şanlıurfa, 2026’da düzenlenecek dünya müzik şehirleri toplantısına ev sahipliği yapma hedefiyle uluslararası bir yarışa girdi. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, bu büyük hedefin tanıtımı için önemli çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Gülpınar, “Temennimiz, 2026’da yaklaşık 300’den fazla şehrin temsilcilerini burada ağırlayıp bu organizasyonu Şanlıurfa’da gerçekleştirmek” dedi.

“UNESCO DÜNYA MÜZİK ŞEHRİ UNVANI SONRASI HEDEF 2026”
2026 hedeflerinden bahseden Başkan Gülpınar, “UNESCO tarafından müzik şehri unvanıyla onurlandırılan Şanlıurfa, artık 2026 Dünya Müzik Şehirleri Toplantısı’na ev sahipliği yapmak için güçlü adaylardan biri. Gülpınar, adaylık sürecinde yapılan çalışmaları anlatarak, “Biz şu anda o yarıştayız, adaylığımızı ilan ettik, başvurumuzu Portekiz’de yapılan yaz toplantısında sunduk. Şimdi 2026 için bu adaylığı tescillemek istiyoruz,” dedi. Toplantının Şanlıurfa’da düzenlenmesinin Türkiye’nin ve Şanlıurfa’nın tanıtımı açısından önemli bir katkı sağlayacağını belirten Gülpınar, bu süreçte yoğun bir çaba göstereceklerini vurguladı.
“ŞANLIURFA, BENZERSİZ KÜLTÜREL ZENGİNLİKLERİYLE TURİZM MERKEZİ OLMAYI HEDEFLİYOR”
Başkan Gülpınar, Şanlıurfa’nın sadece müzik değil, kültürü, inanç turizmi ve gastronomisi ile de bir turizm merkezi olmayı hak ettiğini ifade etti. “Şanlıurfa, dünyada bir arada bulamayacağınız özelliklere sahip ve bunların hepsini barındıran nadir şehirlerden biri,” diyen Gülpınar, tanıtım çalışmalarına daha fazla yoğunlaşacaklarını belirtti. “Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi olarak, kentin turizminin gelişmesi ve dünyanın tanıdığı bir destinasyon haline gelmesi için yoğun bir çaba sarf edeceğiz,” diye konuştu.
“DÜNYA ŞANLIURFA’YI TANIYACAK”
UNESCO Müzik Şehri unvanı sonrası Şanlıurfa’nın sesini daha geniş bir kitleye duyurmayı hedefleyen Gülpınar, kentin turizmdeki potansiyelini artırmak adına yeni projelerle tanıtımı güçlendireceklerini belirtti. “Önümüzdeki dönemde Şanlıurfa’nın şu andaki noktasından çok daha ileriye gideceğine, dünyanın bildiği ve tanıdığı bir destinasyon olacağına inanıyoruz” diyerek hedeflerini dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmangazi Belediyesi’nin Bilim ve Amatör Astronomi Kulübü iş birliğinde düzenlediği Köylerde Bilim Buluşmaları’nın üçüncüsü, Soğukpınar Mahallesi’nde yapıldı.
Cumhuriyet Işığında Bilim temasıyla düzenlenen bilim buluşması, Soğukpınar Mahallesi Muhtarı Mehmet Şirin’in bölgenin tarihi ve doğası hakkında yaptığı bilgilendirme konuşması ile başladı. Etkinlik, gökyüzü meraklısı katılımcıların teleskopla Venüs gözlemi yapması ile devam etti. Venüs gözleminin ardından Emekli Bürokrat Vedat Atacan, “Atatürk ve Bilim” konulu bir sunum yaptı. Sunumun ardından tarihçi İlker Tankut, Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’ı anlattı.
Astrofotoğrafçı Eyüphan İzmirlioğlu ise astrofotoğrafçılık hakkında kısa bilgiler vererek galaksi ve nebula gibi gök nesneleriyle ilgili çektiği fotoğrafları göstererek, hikayelerini anlattı. Amatör astronom Arif Bozdemir’in gökyüzündeki bazı yıldız ve takım yıldızları tanıttığı etkinlikte, katılımcılar soğuk havaya rağmen ateş başında bilim dolu bir gece yaşadı.
Atatürk’ün Cumhuriyeti bilimsel temeller üzerine kurduğunu belirten Bilim ve Amatör Astronomi Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Cem Özkan, şöyle konuştu:
“Bu akşam bilimle Cumhuriyeti birleştiriyoruz”
“Bu köyü etkinlik için özellikle seçtik. Bu hafta, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlik haftası. Köylerde bilim buluşmaları etkinlik dizisinde bu hafta ‘Cumhuriyet Işığında Bilim’ teması üzerinden etkinlik yapmanın daha doğru olacağını düşündük. Çünkü cumhuriyetin felsefesiyle, bilimin kökleri aynı temelden gerçekleşiyor. Cumhuriyetin felsefesiyle, bilimin doğuşunun tarihi kökleri aynıdır. Atatürk, Cumhuriyeti bilimsel temeller üzerine kurmuştur. Bilimsel yöntemi temel almıştır. Atatürk’ün cumhuriyeti kurduğu zaman ki etkinliklerin ve devrimlerin temelini biraz incelediğiniz zaman hepsinde bilimsel yöntemi görürsünüz. Biz de bu akşam bilimle cumhuriyeti birleştiriyoruz. Atatürk’ün bilim anlayışını ortaya koyuyoruz. Soğuk havaya rağmen etkinliğe katılanlar ile bilim dolu bir akşam yaşıyoruz.”
“Bir toplum eğitimsiz ve bilimsiz olduğu müddetçe karşı kuvvetin esiri olur”
Emekli Bürokrat Vedat Atacan da “Atatürk’ü bizim toplumumuz asker, siyasetçi ve devrimci olarak tanır. Ancak O’nun bir de bilim yönü vardır. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, 1922 yılında Kurtuluş Savaşı’ndan çıkmış bir ülkenin lideri olarak, Bursa’ya geliyor. Bursa’da ilk kez şunu söylüyor. ‘Ben, askeri liseden itibaren bütün fikirlerimi ve düşüncelerimi Türkiye’nin kurtuluşundan sonra açıklıyorum.’ O düşüncelerin içinde tek bir şey var diyor, o da eğitim ve bilim. Bir toplum eğitimsiz ve bilimsiz olduğu müddetçe herhangi bir karşı kuvvetin esiri olur” diye konuştu.
Köylerde Bilim Buluşmaları etkinliğini önemsediklerini belirten Astrofotoğrafçı Kazım Eyüphan İzmirlioğlu ise şunları dile getirdi:
“Bilimden giderek uzaklaşıyoruz”
“Bilimden giderek uzaklaşıyoruz. Bilimi hatırlatmak, tekrar bu ortamı yaşatacak imkanı sunmak çok önemli. Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın’a, Bilim ve Amatör Astronomi Kulübü yetkililerine, Soğukpınar Maallesi sakinlerine çok teşekkür ediyorum. Normal şartlar altında gözle görülmeyen, ama aslında sürekli bizimle birlikte olan galaksi ve nebula gibi gök nesneleriyle ilgili çekilmiş fotoğraflarımı gösterip hikayelerini anlattım.”
Etkinlikteki son konuşmayı yapan tarihçi İlker Tankut, “Bugün köylerde bilim etkinliği kapsamında buradayız. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 101’inci yılına doğru ilerliyoruz. Cumhuriyetin hazırladığı bilim ortamının sonucu olarak ülkemize bilim alanındaki ilk NOBEL gururunu yaşatan Aziz Sancar’ı anlattım” dedi.
Etkinlik, Satürn gözlemiyle son buldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diyanet İşleri Başkanlığı umre organizasyonu aracılığıyla umre vazifesini yerine getirmek üzere Aydın’dan kutsal topraklara gidecek olan umreciler ‘Umre Hazırlık Kursu Eğitim Seminerleri’ ile bilgilendirildi. İl Müftülüğü Konferans Salonunda Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan seminerin açış konuşmasını yapan Hac ve Umre Hizmetleri Şube Müdürü Ali Akkoyun, Diyanet İşleri Başkanlığı nezdinde yapılan umre seminerlerinin önemine değinerek umrecilere seminerlerde verilecek derslerle ilgili bilgilendirmede bulundu.
Umrecilere yolculuklarının hayırlı olması dileğiyle sözlerine başlayan İl Müftüsü Hasan Güneş, “Umre, manevi arınma ve Allah’a yakınlaşma vesilesidir. İbadet süresince sabır, ihlas ve tevazu içinde olmalıyız. Umreye gidecek kardeşlerimiz, kutsal topraklarda geçirecekleri zamanın kıymetini bilmeli, ibadetlerine dikkat etmeli ve manevi kazanımlarını hayatlarına yansıtmalıdır” dedi.
Seminerde, ‘Hz. Peygamber (sas), Mescidi Nebevi ve Medine’ konularında umrecilere önemli bilgiler verildi. Ayrıca, İbadet Bilinci ve Umre İbadeti, Umrenin Hikmeti ve Umre ‘deki Sembollerin Anlamı, Umre Yolculuğundan Önce Maddi Manevi Hazırlık ve Temel Sağlık Bilgileri ile Kadınlara Özgü Bilgiler konulu sunumlar yapılarak umreciler bilgilendirildi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarafların karşılıklı şikayetlerinden vazgeçtikleri gerekçesiyle davanın düşmesine karar verildi
İSTANBUL – Şarkıcı Çağatay Akman’ın, eski sevgilisi Öykü Uslu’nun kapısına dayandığı ve Uslu ile onu uzaklaştırmak isteyen arkadaşını darp ettiği iddiasıyla yargılandığı dava, karara bağlandı. Mahkeme, Akman’ın müşteki sanıklar Öykü Uslu ve Furkan Ayaz’a yönelik ‘tehdit’ suçunu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle beraatına, diğer tüm suçlar yönünden tarafların karşılıklı şikayetlerinden vazgeçtikleri gerekçesiyle de davanın düşmesine hükmetti.
Şarkıcı Çağatay Akman’ın, 23 Temmuz 2021’de eski sevgilisi Öykü Uslu’nun evinin önüne gittiği ve Uslu’nun bu durumu arkadaşı olan Furkan Ayaz’a haber vermesi üzerine uzaklaşmak istemeyerek ikisini de darp ettiği iddiasına ilişkin görülen dava, karara bağlandı. İstanbul 50. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya müşteki sanık Çağatay Akman ve tarafların avukatları hazır bulundu.
Öykü Uslu ve Furkan Ayaz’a yönelik ‘tehdit’ suçundan beraat talebi
Cumhuriyet Savcısı ayrıca, Çağatay Akman’ın Öykü Uslu ve Furkan Ayaz’a yönelik ‘tehdit’ suçunu işlediğine dair kamu davası açılmışsa da, suçun işlendiğine dair yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle beraat kararı verilmesini istedi.
“Karşı taraftan şikayetçi değilim”
Savunma yapan Akman, “Söyleyeceğim bir şey yok, karşı taraftan şikayetçi değilim, beraatımı talep ediyorum” ifadelerini kullandı. Beyanda bulunan müşteki avukatı, müvekkilinin şikayetten vazgeçmesi nedeniyle davada düşme kararı verilmesini talep etti. Savunma yapan sanık avukatı ise, Furkan Ayaz hakkındaki şikayetten vazgeçtiklerini belirterek, Akman hakkında üzerine atılı suçtan düşme ve beraat kararı verilmesini istedi. Karar öncesi son sözü sorulan sanık Akman, “Beraatımı talep ediyorum” diye konuştu.
Beraatına hükmedildi
Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, Çağatay Akman’ın müşteki sanıklar Öykü Uslu ve Furkan Ayaz’a yönelik ‘tehdit’ suçunu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle beraatına, diğer tüm suçlar yönünden tarafların karşılıklı şikayetlerinden vazgeçtikleri gerekçesiyle de davanın düşmesine hükmetti.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, müşteki şüpheli Çağatay Akman’ın, Öykü ve Furkan’a yönelik ikişer defa ‘basit yaralama’ suçundan 8 aydan 2 yıla, ‘tehdit’ suçundan 1 yıldan 4 yıla ve ‘hakaret’ suçundan 7 aydan 4 yıl 8 aya olmak üzere toplamda 2 yıl 3 aydan 10 yıl 8 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
İddianamede ayrıca, müşteki şüpheliler Öykü Uslu ile Furkan Ayaz’ın ise ayrı ayrı ‘basit yaralama’ suçundan 4 aydan 1 yıla, ‘hakaret’ suçundan ise 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ESKİ CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in Bursa’da yaşayan annesi Saniye Ateş’i evinde ziyaret etti.
Bursa’ya gelen eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i makamında ziyaret etti. Kılıçdaroğlu daha sonra CHP Bursa Milletvekilleri Orhan Sarıbal ve Hasan Öztürk ile Ankara’da uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitiren eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in, merkez Osmangazi ilçesi Başaran Mahallesi’nde oturan ve bir süre önce eşi Musa Ateş’i de rahatsızlığı sonucu kaybeden annesi Saniye Ateş’i evinde ziyaret etti.
Kılıçdaroğlu, yaklaşık bir saat süren ziyaretin ardından gazetecilere açıklama yapmadan evden ayrılıp İstanbul’a gitti.
Haber: Yiğithan HÜYÜK -Kamera: Barış YILMAZ/BURSA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yavuz Bingöl ve Nilşah Ağaoğlu, ilçeye bağlı Küçükköy Mahallesi Sarımsaklı Plajı’ndaki bir otelde düzenlenen törenle evlendi.
Sahilde gerçekleştirilen sade nikah töreninde çiftçin nikah şahitleri arasında Oktay Kaynarca ve Elif Buse Doğan yer aldı.
Törende, Yavuz Bingöl’ün babası Hüseyin Bingöl, oğluna babasının İstiklal Madalyası’nı taktı. Yavuz Bingöl’ün bu sürpriz karşısında duygulandığı görüldü.
Tören sonrası gazetecilere açıklamada bulunan Yavuz Bingöl, “Bizim aslında bugün en mutlu günümüz ama biliyorsunuz birkaç gün evvel TUSAŞ’ta o lanet saldırı oldu. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyoruz. O yüzden düğünümüzü biraz buruk bir şekilde gerçekleştirdik. Dostlar arasında sakin, sade bir organizasyon yaptık.” dedi.
Nikah törenine, iş ve sanat dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

Boşanmadan kısa bir süre sonra, 1999’da Combs ve Lopez, bir çift olduklarını açıklamıştı. Çift, 2001’de ayrılana kadar iki yıl birlikteydi.
Ağustosta 4. eşi Ben Affleck’e boşanma davası açan Lopez (55), Şubat 1997’den Ocak 1998’e, bir yıldan kısa bir süreliğine Noa’yla evliydi. İspanyolca sohbet programı Despierta América’nın yeni bir bölümünde konuşan Noa, “boşanmanın kısmen Diddy’nin suçu” olduğunu ileri sürdü.
“İŞ ALMAMIN ÖNÜNÜ KAPATTI”
Röportajın başka bir anında Noa, Lopez’in kendisinin televizyonda iş almasının önünü kapadığını iddia etti:
Jennifer’a ‘Sana ne yaptım da bana dava açtın, beni suçladın, yalan söyledin, benim hakkımda yanlış şeyler uydurdun ve birçok şirketi beni kovmaları ve farklı televizyon kanallarını bana iş vermemeleri için aradın?’ diye soruyorum.
Lopez, Combs’tan ayrıldıktan yalnızca birkaç ay sonra dansçı ve oyuncu Cris Judd’la evlenmiş ve ondan 2003’te boşanmıştı. 2004’teyse kendisi gibi şarkıcı olan ve 16 yaşındaki ikizleri Emme ve Max’i paylaştığı Marc Anthony’yle evlenmişti. İkili daha sonra 2014’te boşanmıştı.
Geçen ay Combs, federal suçlar olan haraç toplama, seks ticareti ve fuhuş yapmak için taşımadan tutuklanmış ve kendisine dava açılmıştı. Suçlamaları reddetmeyi sürdüren rapçi, halen Brooklyn Metropolitan Cezaevi’nde tutuklu. Combs, gelecek mayısta başlaması planlanan duruşmaları beklerken kefaletsiz olarak hapiste tutuluyor.
Gözaltına alındığından beri müzik yapımcısı, kendisini cinsel saldırıyla suçlayan bir dizi şikayetçinin dava akınıyla karşı karşıyken hakkında açılan son davada Combs, MTV Video Müzik Ödülleri’nden sonra bir partide, 13 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel saldırıda bulunmakla suçlanıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Balıkesir’in Ayvalık ilçesi Küçükköy Mahallesi Sarımsaklı plajında bir turistik otelde sanatçı Yavuz Bingöl, Nilşah Ağaoğlu ile dünyaevine girdi. Sahilde sade bir nikah töreni gerçekleştirilirken çiftin nikah şahitlikleri arasında Oktay Kaynarca ve Elif Buse Doğan bulundu.
Yavuz Bingöl’ü Dedesi Çolak Hüseyin’e ait İstiklal Madalyası nikah töreninde babası Yılmaz Bingöl tarafından sanatçıya takıldı.
İhlas Haber Ajansı’nın sorularını yanıtlayan Yavuz Bingöl, “Çok sağ olun. Bizim aslında bugün en mutlu günümüz ama biliyorsunuz birkaç gün evvel TUSAŞ’ta o lanet saldırı oldu. Şehitlerimize Allah’tan rahmet ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyoruz. O yüzden biraz buruk girdik. Dostlar arasında sakin, sade bir organizasyon yaptık” dedi.
Düzenlenen nikah törenine iş ve sanat dünyasında çok sayıda davetli katıldı. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osman Hulusi Ateş Eğitim Kurumlarını Koruma Derneği ve okul idaresi tarafından okulun konferans salonunda gerçekleştirilen 50’nci yıl programı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve akabinde İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.
Açılış konuşmasını yapan Dernek Başkanı Nazmi Değirmenci, Hulusi Efendi’nin eğitime ve gençlere verdiği önemin bir nişanesi olan okulun yarım asırdır örnek insan yetiştirdiğini söyledi.
Okulun yapımı için Hulusi Efendi’nin derneğe yardım topladığını anlatan Değirmenci, “Hayatını insanlığa vakfetmiş, önder bir şahsiyetin yaptırdığı bu binanın içerisinde, vatanına, milletine bağlı hayırlı nesiller yetiştirmesine vesile olduğu için şükranlarımızı sunuyoruz. Okulun yapımında emeği geçenlerden Allah razı olsun.” diye konuştu.
Okulun eski müdürlerinden emekli öğretmen Ömer Faruk Taşkın da hayatının en güzel dönemlerinin bu okulda çalışmak olduğunu anlatarak, “Hulusi Efendi’nin eğitime ve gençlere verdiği değeri her hatırladığımda gözlerim yaşarıyor. Bir gün okula geldi ve bizim arkadaşlardan bir tanesi duvara birşeyler asmak için çivi çakıyordu. Yanına gitti ve ‘Oğul! O çiviyi duvara değil adeta kalbime çakıyorsun’ dedi. Bu söz sonrası görev hayatım boyunca çalıştığım her eğitim kurumunu aynı hassasiyetle korudum. Rahmet ve minnetle anıyorum.” ifadelerini kullandı.
Programa konuşmacı olarak katılan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hamit Demir ise okulun yapımına vesile olan Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi’nin, hayatını devlet ve millet menfaatini gözeterek sürdürdüğünü söyledi.
Osman Hulusi Ateş İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Hikmet Altınok, okulun yapımına önderlik eden Hulusi Efendiyi rahmetle ve minnetle andıklarını belirterek, programa katılan ve emek veren herkese teşekkür etti.
Programa, Darende Kaymakamı Şeref Gülyer, Darende Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Apan, okuldan mezun alarlar ile öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANTALYA) – Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, kent sakinlerini 27 Ekim Pazar günü saat 20.30’da Ceylan Ertem’in sahne alacağı Muratpaşa Atatürk Kent Meydanı’ndaki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına davet etti.
Başkan Uysal, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusunu ve heyecanını yaşamak için tüm kent sakinlerini kutlamalara davet etti. Muratpaşa Belediyesi’nin kutlamaları, 27 Ekim Pazar günü Muratpaşa Atatürk Kent Meydanı’nda gerçekleşecek. Ceylan Ertem’in sahne alacağı kutlamalar, saat 20.30’da başlayacak.
Başkan Uysal, Türkiye’nin yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen geleceği yeniden inşa edecek birikim ve yeteneğe sahip olduğunu belirterek, “101 yıl önce yaptığımız gibi milletçe el ele, kol kola vererek içinden geçtiğimiz bütün sıkıntıları, şu an yaşadığımız bütün güçlükleri çözeceğiz” dedi.
Kitabını imzalayacak
Uysal, Antalya Kitap Fuarı’nda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerini ve dinamizmini Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına uyarladığı yeni kitabı “21. Yüzyılda Yeniden Cumhuriyet”in imza gününü gerçekleştirecek. Cumartesi ve pazar günleri, Cam Piramit’te, saat 15.00’de Başkan Uysal, Cumhuriyet Yayınları standında Antalyalılarla buluşacak.
Toros Keçisi Antalya Tırmanış yarışı yapılacak
Bisiklet tutkunları için heyecan dolu bir macera olan Toros Keçisi Antalya Tırmanış yarışı da pazar günü gerçekleştirilecek. Bu yıl üçüncü kez düzenlenen Toros Keçisi Antalya Tırmanış Yarışı, Muratpaşa Belediyesi’nden başlayacak. 50 kilometre boyunca sürecek yarış Feslikan Yaylası’nda sona erecek. Yarışmaya resmi kayıt, yarın 14.00 ile 17.00 arasında Muratpaşa Belediyesi’nde yaptırılabilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YAYIMLANMIŞ en çok tercüme edilen çocuk kitaplarından biri olan Küçük Prens’in daktilo ile yazılmış bir kopyası 1,25 milyon dolara satışa çıkarılacak.
Küçük Prens kitabının yazarı Antoine de Saint- Exupery tarafından 1940’larda saklanan üç metinden biri olduğu ifade edilen kopya, Kasım ayında Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Abu Dabi Sanat Festivali’nde satışa sunulacak. Saint-Exupery, İkinci Dünya Savaşı sırasında New York’ta sürgünde yaşarken çocuklar için orijinal Fransızca Küçük Prens’i yazdı. Kitap 1943’te yayımlandı. Küçük Prens yayımlandığı günden bu yana dünya çapında milyonlarca kopya sattı. Küçük Prens’in dünyada en çok tercüme edilen kitaplardan biri olarak ‘küresel edebi mirasın’ bir parçası olduğunu söyleyen uzmanlar, “Kasım ayında Avrupa dışındaki bir müze veya kütüphanenin daktilo metnini satın alma olasılığının kitabın küresel statüsünün tanınması anlamına gelebileceğini” ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fethiye Belediyesi öncülüğünde, başta Türk Hava Kurumu ile Fethiye Ticaret Odası olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşunun desteğiyle gerçekleştirilen Uluslararası Ölüdeniz Hava Oyunları Festivali devam ediyor. Organizasyona 60 kadar ülkeden, bin 500’den fazla yamaç paraşütçüsünün yanı sıra dünyanın en iyi akrobasi sporcuları da katılıyor.
Festival kapsamında Babadağ’dan atlayan Başkan Karaca, iniş yaptığı Belcekız sahilinde, şunları söyledi:
“Ölüdeniz’in harika manzarasını paraşütle izlemek muhteşemdi. Ülkemizin hava sporları alanındaki en prestijli festivalinin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Bu yıl da geleneksel atlayışımızı gerçekleştirdik. Fakat dün çok üzücü bir haber aldık. Ben bugünkü atlayışı dün kaybettiğimiz beş şehidimiz için gerçekleştirdim. Ölüdeniz’in güzelliğini gökyüzünden görmek herkese nasip olmaz. Ben istiyorum ki, tüm Fethiyeli yurttaşlarımız da buradan en az bir kere atlayış yapsınlar. Fethiye’mizin ve Ölüdeniz’in tanıtımına bu şekilde büyük destek veren tecrübeli pilotlarımıza çok teşekkür ediyorum. Belediye’nin öncülüğünde Ölüdeniz’in ve Fethiye’nin daha da gelişmesi için çalışmalarımız sürüyor. Babadağ’dan Ölüdeniz’e, Belcekız’a uzanan ve gökyüzünde nefes kesen gösterilerle unutulmaz anlara sahne olan festivalimizin bu yıl da kazasız, sorunsuz tamamlanmasını temenni ediyorum.”
Festivalde, 27 Ekim gününe kadar yarasa adam ve alçak irtifa serbest atlayışları, yüksek hızlı küçük yamaç paraşütü gösterileri, Türk Hava Kurumu’nun yamaç paraşütü, ‘mosquito, microlight’ ve sıcak hava balonu gösterileri yapılacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANAKKALE Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından 2022 yılında dalışa açık hale getirilen Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı’nda yapılan çalışmalar sırasında 1’inci Dünya Savaşı’nın izlerini taşıyan HMS Triumph’a ait ahşap kapı kolu ve bir alkol şişesi gün yüzüne çıkarıldı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, “Bu yıl 5 bin civarında yerli ve yabancı dalgıç, Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yaptı. Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yapmak sadece bir suyun altına yolculuk yapmak değil, aynı zaman içerisinde bir tarihi yolculuk yapmak, bir zaman tünelinde yolculuk yapmak gibi. Hedefimiz, burayı dünyanın en önemli dalış merkezleri arasına sokmak” dedi.
Tarihi Gelibolu Yarımadası’nın derinliklerinde bulunan savaş gemileri, Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı olarak 2022 yılında dalış turizmine açıldı. Derinliklerinde pek çok hikaye saklayan Çanakkale’nin savaş batıkları, 1’inci Dünya Savaşı temalı ilk sualtı parkı özelliğini taşıyor. 109 yıl önce Seddülbahir Kalesi açıklarında batırılan İngiliz Kraliyet Donanması’na ait ‘HMS Majestic’in de aralarında bulunduğu 14 batık gemi dalış meraklılarını ilgisini çekiyor. 14 dalış noktası ve 150 kilometrelik alanda dalışa imkan veren Gelibolu Tarihi Sualtı Parkı dalış noktaları; ‘HMS Majestic’, ‘Ertuğrul Koyu Massena ve Saghalien gemi kalıntıları’, ‘Helles Barçları’, ‘Tekke Koyu (W Beach) batıkları’, ‘Arıburnu Barç’, ‘Küçükkemikli Barçları’, ‘Arıburnu Layter’, ‘Lundy’, ‘HMS Louıs’, ‘S.S. Milo’, ‘Tuzla’, ‘Denizaltı Mania Ağı’, ‘Bebek Kayalıkları’ ve HMS Triumph’tan oluşuyor. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından Gelibolu Sualtı Parkı’nda yapılan çalışmalar sırasında savaşın izlerini taşıyan HMS Triumph zırhlısına ait ahşap kapı kolu ve bir adet alkol şişesi gün yüzüne çıkarıldı.
‘BU YIL GELİBOLU SUALTI PARKI’NA 5 BİN CİVARINDA YERLİ VE YABANCI DALIŞ YAPTI’
Gelibolu Sualtı Parkı’nın hem Türkiye’de hem de dünyanın çeşitli yerlerinden çok önemli ziyaretçilerini ağırlamaya devam ettiğini belirten Kaşdemir, “Gelibolu Sualtı Parkı’nı oluşturduğumuzda bir hayalimiz vardı. Burayı dünyanın en önemli dalış merkezlerinden ve su altı parklarından birisi yapmaktı. Çok kısa bir zaman içerisinde hem Türkiye’de hem de dünyanın değişik yerlerinden su altı meraklıları, dalgıçlar, Gelibolu Sualtı Parkı’na gelmeye başladı. Bu yıl yaklaşık 5 bin civarında yerli ve yabancı dalgıç Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yaptı. Gelibolu Sualtı Parkı’na dalış yapmak sadece bir suyun altına yolculuk değil aynı zaman içerisinde bir tarihe, bir zaman tünelinde yolculuk yapmak gibi. O da ilgiyi ve merakı arttırıyor. Çünkü Çanakkale’deki suyun altındaki batıkların hem tarihi hem de kültürel miras anlamında farklı bir hikayesi var. Bu hikayeler insanların dikkatini çekiyor. O nedenle Gelibolu Sualtı Parkı’na şu anda bir yöneliş var. Umudumuz çok kısa bir zaman içerisinde burayı dünyanın en önemli dalış merkezleri arasına sokmak. Dalış dendiği zaman akla Gelibolu’yu, Çanakkale’yi, Türkiye’yi getirmek var” dedi.
‘HMS TRİUMPH ZIRHLISI’NIN BİRTAKIM PARÇALARINI KEŞFETMİŞ OLDUK’
Gelibolu Sualtı Parkı’nda devam eden çalışmaları anlatan Alan Başkanı Kaşdemir, “Gelibolu Sualtı Parkı’ndaki faaliyetlerimiz esnasında Çanakkale Deniz Savaşı’nın önemli figürlerinden HMS Triumph Zırhlısı’nın birtakım parçalarını keşfetmiş olduk. Yapılan dalışlar sonrasında Triumph Zırhlısı’na ait parçalar bulundu ve envantere kaydedildi, müzemize kaldırıldı. Biz halen Gelibolu’da, Çanakkale’de suyun altını keşfetmeye devam ediyoruz. Suyun altındaki o bizi bekleyen mirası keşfetmeye, korumaya ve kollamaya devam ediyoruz. Gerçekten Çanakkale’de suyun altında büyük bir servet, hazine, bir kültürel miras yatıyor. Tarihi Alan Başkanlığı olarak bu suyun altındaki kültürel mirasları, batıkları hem koruyacağız hem de gelecek kuşaklara aktaracağız. Burayı da bir dalış merkezi, bütün dalış meraklarının uğradığı bir durak haline getireceğiz. Bütün dalış meraklılarını Çanakkale’ye, Gelibolu Sualtı Parkı’na zaman tünelinde bir yolculuk yapmaya, bir tarihi yolculuk yapmaya davet ediyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu pislik, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme… Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme. Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme… Gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etme… Dolandırıcılık vs. birçok suçtan toplam 45 davada “1” numaralı sanık olarak yargılanıyordu.
Türk ordusuna kumpas kurdu, suçsuz birçok komutanın cezaevine girmesine ve bazılarının hayatlarını kaybetmesine neden oldu.

Kurduğu yapıyı deşifre eden gazeteci ve yazarlara suikast düzenletti, kendine bağlı savcı ve hakimlerin yardımıyla hapse attırdı. ABD’NİN MAŞASI!
En şeytani planı ise 15 Temmuz Darbe Girişimi’ydi. Bu girişime karşı Türk halkı gereken yanıtı verdi. 251 şehit verildi ama bu darbe girişimi şeytani örgütünün devletin tüm kademelerinde kökünün kazınmasını hızlandırdı.
Bu şerefsiz, Türkiye’nin en köklü takımlarından biri olan Fenerbahçe’yi ele geçirmeyince şike kumpası bile kurdu!
Gülen’in Türk halkına yaşattığı en büyük kötülüklerden birisi de üniversite, askeriye, polis ve KPSS sınav sorularını çalıp kendi elemanlarına vermek oldu. Yıllarca sınav sorularını çalarak milyonlarca gencin kaderiyle oynadı!
Elbette Gülen, bu şeytani planları tek başına kuracak zeka ve bilgiye de sahip değildi. Deli saçması konuşmalarına sadece çocukluktan itibaren beyni yıkanan elemanları inandı. Gülen, ABD’nin ülkemize yönelik karanlık planlarının bir maşasıydı. Yaptığı kötülüklerin cezasını öbür tarafta çeker inşallah. Ateşi bol olsun!
***
3 DAKİKADANFAZLAKUCAKLAŞMAKYASAK
Yeni Zelanda’daki Dunedin Havaalanı’nda veda kucaklaşmalarının üç dakikayla sınırlı olduğunu belirten bir tabela asıldı. Tabelada şu uyarı yer alıyor: “Maksimum sarılma süresi 3 dakika. Daha sevgi dolu vedalar için lütfen otoparkı kullanın!”

“Can sıkıntısında kural çıkarmak buna denir” diyebilirsiniz. Ayrıca üç dakika zaten uzun bir süre ve bu süreyi güvenlik görevlileri kronometre tutarak hesaplayacaklarsa komik görüntüler oluşur. Öte yandan Dunedin Havalimanı Yönetimi ise bazen yolcuların son dakika aşk maceralarına atılmak için iniş bölgesini kullandığını söyleyerek, “Havaalanları duyguların merkezidir… Çalışanlarımız yıllar içinde ilginç şeyler gördüler” diye bir açıklama yaptı. Meseleye bu açıdan yaklaşınca “Kibarca uyarmışlar” da diyebiliriz. Yeni Zelanda’da bizdeki gibi futbolcu karşılamaları ve asker uğurlamaları olsaydı ne yaparlardı acaba?
***
İLK ‘FETÖ’ DİYENLER
En güçlü olduğu zamanda terör örgütü lideri Gülen’e destek verenler, 17-25 Aralık Kumpası ve 15 Temmuz’dan sonra dümen kıranlar şimdilerde Gülen’i en çok lanetleyenler arasında yer alıyorlar.
Ancak asıl hatırlanması gerekenler Gülen’i en güçlü zamanında eleştirenler, yaklaşan tehlikeyi deşifre edenler ve ona “FETÖ”, “Fetuş” benzetmesi yapma yürekliliği gösterenler.

Bir suikast sonucu 18 Aralık 2002 tarihinde hayatını kaybeden akademisyen ve yazar Necip Hablemitoğlu, öldürüldüğü için tamamlayamadığı ‘Köstebek’ isimli araştırma kitabında Gülen hareketinin örgütlenme biçimini yazıyordu.
Tehlikeyi en erken fark edenlerden biri de eski DGM savcısı Nuh Mete Yüksel idi. 2002 yılında Cemaat üyelerine dava açan Yüksel, dava düşmesine rağmen FETÖ’nün hedefinde kalmıştı.
Emekli Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok ise 2009 yılında TSK içinde Gülen cemaati hakkında soruşturma yürütürken görevinden uzaklaştırıldı ve sonrasında dört yıl dokuz ay cezaevinde yattı.

FETÖ’yü anlattığı ‘İmamın Ordusu’ isimli kitabı daha basılmadan toplatılan Ahmet Şık da soluğu cezaevinde almıştı.
Ergenekon Davası kapsamında tutuklanan gazeteci Nedim Şener de FETÖ üzerine araştıran isimlerdendi.
Emniyet Teşkilatının önemli isimlerinden biri olan Hanefi Avcı ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar’ isimli kitabını yazdıktan sonra ‘Devrimci Karargah Davası’ndan tutuklanmış ve uzun süre hapishanede kalmıştı.
‘ODA TV Davası’ kapsamında tutuklanan Soner Yalçın da FETÖ üzerine kararlılıkla giden gazetecilerden biriydi. Bu durum onun da yolunun ceza evinden geçmesine neden oldu.
FETÖ’nün emniyet ve yargı içindeki illegal faaliyetleri hakkında araştırma yapan Doğan Yurdakul da ODA TV Davası kapsamında tutuklanan gazetecilerdendi.
Meclisin renkli simalarından merhum Kamer Genç de FETÖ konusunda kamuoyunu uyaran isimlerden biriydi.
Gülen’in ölüm gününün Ergenekon Davası’nın ilk duruşmasıyla denk gelmesi de ilahi adalet olsa gerek.
İlk FETÖ diyen Defne Joy Foster olmuştu ve o da şüpheli bir ölümle aramızdan ayrıldı. Rahmetli İlhan İrem, 1999 yılında Gülen’e yazdığı ‘Mektup’ başlıklı köşe yazısında ona ‘Fetuş’ deme yürekliliği göstermişti ve yüklüce bir tazminat cezası ödemek zorunda kalmıştı.
Bu cesur insanların listesi Türkan Saylan’dan Uğur Mumcu’ya kadar uzanır.
***
DOLGU YAŞLANDIRIYOR
Estetik dünyasında şimdi de yüz yapısını bozan dolguların çıkarılması trend oldu.
Konuyla ilgili İngiltere’nin ünlü estetiği cerrahı Dr. Julian De Silva şu açıklamayı yaptı:
“30’lu yaşlardaki kadınlar giderek daha fazla yüz yaşlanması şikayetiyle bana geliyor. Bunun nedeni yoğun dolgu yaptırmış olmaları. Dolgu maddesi birikebilir, her zaman doğal olarak tamamen çözünmez ve çıkarılması gerçekten zor olabilir.” Bu şikayetle gelenler de genelde genç kadınlar!

Dolguların ve botoksun genç kadınların yüz yapısını bozarak erken yaşlanmalarına neden oluyormuş.
Botoks en fazla altı ayda geçiyor ama dolgular uzun yıllar yok olmadığı için yüzlerden operasyonla çıkarılması gerekiyormuş.
Genç yaşta dudaklarını şişirenlere şaşırıyorum. Bu işlemi yaptığınızda genelde altı ayda bir tekrarlamanız gerekiyor.
Sonuç ise erken yaşlanma!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELİ BÖĞRÜNDE
MALZEMELER
500 gr. kuzu kuşbaşı
5 adet domates
2 adet büyük dolmalık yeşil biber
2 adet kırmızı kapya biber
10-12 diş sarımsak
Tuz
Karabiber
Kekik
Zeytinyağı
Sıcak su

YAPILIŞI: Eti; zeytinyağı, karabiber, tuz ve kekik ile karıştırın ve en az dört saat bu şekilde bekletin. Et marine olduktan sonra tepsinin bir kısmına yayın. Diğer kısma kabukları soyulup yemeklik doğranmış domatesleri, ortasına soyulmuş bütün sarımsakları koyun. Biberleri de boyuna kesip domateslerin üzerine yerleştirin. Üzerine damak tadınıza göre tuz ve karabiber ekleyin ve bir çay bardağı kadar zeytinyağı gezdirin. Son olarak bir su bardağı kadar sıcak su dökün. Tepsinin ağzını önce fırın kağıdı, sonra alüminyum folyo ile kapatın ve 200 derecelik fırında bir saat 15 dakika kadar üzerini hiç açmadan pişirin.
MARAŞ PAÇASI
MALZEMELER
1 kilo kelle eti
1 soğan
1 patates
Bir baş sarımsak
Sıvı sumak ekşisi
SOSU İÇİN
1 yemek kaşığı biber salçası
Bir tutam tuz
Bir tutam kırmızı biber
Bir tutam karabiber
Yarım çay bardağı sıvı yağ
YAPILIŞI: İlk önce kelle etimizi iyice yıkayıp düdüklü tenceremize koyuyoruz. Üzerine patates ve soğanı etin sakatat tadını emmesi için soyup tüm olarak etin üzerine atıyoruz ve tüm malzemeleri basacak kadar su koyup bir tatlı kaşığı da tuz ilave edip kapağını kapatıyoruz. 1 saat 15 dakika pişmesi çok önemli. Etin lif lif olması, kendini bırakması önemli. Bu yüzden düdüklünün ventilini kapattıktan sonra 1 saat 15 dakika kadar pişiriyoruz. Etimiz piştikten sonra bir kaba alıp ayıklıyoruz ve küçük parçalara ayırıyoruz. Bu sırada et suyunun içinden patates ve soğan parçacıklarını alıp içine dövülmüş sarımsaklarımızı, sumak ekşimizi ekleyip kaynatıyoruz ve kaynarken etleri atıyoruz. Bir yandan ayrı bir tavada sos yapacağız. Sıvı yağın içine salçayı koyup, içine tuz biber, karabiber atıp sos hazırlıyoruz ve kaynayan paça çorbasının içine bırakıyoruz.
SÖMELEK KÖFTESİ
MALZEMELER
200 gram çift çekilmiş yağsız dana kıyma
1 su bardağı köftelik ince
Yarım su bardağı irmik
2 yemek kaşığı un
1 adet yumurta
1 tatlı kaşığı biber salçası
Kimyon
Tuz
Karabiber
SOSU İÇİN:
2 yemek kaşığı tereyağı
Yarım yemek kaşığı domates salçası
2-3 yemek kaşığı su
Tuz
Nane
Üzerine çırpılmış sarımsaklı yoğurt
YAPILIŞI: Bulguru sıcak suyla ıslatıp yarım saat üzeri kapağı olarak şişmeye bırakın. Köftelik malzemelerin tamamını macun kıvamına gelecek şekilde parmak kalınlığında şekillendirin. Kaynamakta olan suda köfteleri 6-7 dakika haşlayın. Ayrı bir tencerede tereyağını eritip salçayı kavurun. Su ve baharatını ekledikten sonra pişen köftelerinizi bu sosun olduğu tencereye alın. Alt üst yapıp köftelerin sosu çekmesini sağlayın.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başrollerinde İsmail Hacıoğlu, Çetin Tekindor, Lee Kyung-Jin, Ali Atay ve Murat Yıldırım gibi isimlerin yer aldığı Ayla filmi 2017 yılında vizyona girmiştir. 1950 yılında yaşanan Kore Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir olaydan esinlenen filmin yönetmen koltuğunda Can Ulkay oturmaktadır.
Ayla filminin minik yıldızı Kim Seol bakın şimdi ne yapıyor? Unutulmaz sahneleriyle hafızalarda yer edinen Ayla’nın Koreli minik yıldızı Kim Seol büyüdü güzel bir genç kız oldu…

Ayla filmi, Kore Savaşı sırasında görevli olan Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin savaş meydanında annesi ve babası ölmüş bir kızı bulmasını ve ikilinin hikayesini konu ediniyor.

Gerçek yaşanmış bir olayı anlatan Ayla filmi milyonları ağlatmıştı. 2017 yılında yılında vizyona giren Ayla filmi 8 ödül almıştı. Başarılı yapımda; İsmail Hacıoğlu, Kim Seol, Çetin Tekindor, Lee Kyung-Jin, Ali Atay ve Murat Yıldırım gibi oyuncular yer almıştı.

Ayla filminin başrol oyuncu İsmail Hacıoğlu ile sahneleri hafızalara kazınan Güney Koreli Kim Seol büyüdü.

Ayla’nın Koreli minik yıldızı Kim Seol şimdilerde güzeller güzeli bir genç kız.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şarkıcı Zara’nın kızı olduğunu biliyor muydunuz? Sosyal medyada ilgi ile takip edilen şarkıcı Zara’nın kızı Dila, herkes tarafından merak konusu oldu…

Çocuk yaşta şöhret olan isimlerden olan ünlü sanatçı Zara’nın gerçek adı ise Neşe Yılmaz.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Müzik piyasasına ilk olarak Neşecik adı ile giren Zara ilerleyen yıllarda sahne adını değiştirmiştir.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ

Son zamanlarda sesinin yanı sıra değişimi ile de adından çokça söz ettiriyor. Sevilen sanatçı Zara geçirdiği estetik operasyonlarla adeta bambaşka birine dönüştü.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Ben dünyanın en iyi sır tutan, en ketum insanıyım. Ciddiyim, iddia ediyorum, benden iyi sır tutan yoktur” diyen Gümülcinelioğlu’nun bir özelliği de duyduğu veya okuduğu bir şeyi anında ezberlemesiymiş. Gümülcinelioğlu’nun hedeflerinin çoğu ise işiyle ilgili… “Hedefim uluslararası başarılar elde etmek.

Özellikle yurt dışında İngilizce projelerde yer almak. Ve en büyük hedefim de dönem işlerinde rol almak” diyor. Oyuncu Çağrı Çıtanak ile mutlu bir evliliği olan Başak Gümülcinelioğlu’nun özel hayatıyla ilgili hayali ise ‘anne’ olmak. “Minik minik de olsa çocuklar üzerine düşünmeye başladım. Gelecekte anne olabilecek olmak beni çok heyecanlandırıyor” diyor. Umarım bütün hayalleri gerçek olur.
800 YILLIKKERVANSARAYITURİZME KAZANDIRDI
Üç yıl önce eşi Elif Dağdeviren ile Türkiye’nin ilk sosyal sorumluluk otelini açan iş insanı Cem Kınay, yine bir ilke imza attı. Kınay, Konya’nın Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca’nın desteğiyle,

180 metre genişliğinde ve 145 metre derinliğindeki Kızören Obruğu’nun yanındaki tarihi kervansarayı otele dönüştürdü. 800 yıl önce inşa edilen harabe haldeki Selçuklu kervansarayını, aslına uygun restore ettirip müze otel olarak hizmete açtı. Yüzyıllar boyunca tüccarlara hizmet eden tarihi mekan, artık müze-otel ve Rumi Tat-Koku Müzesi olarak hizmet veriyor.
‘AFİFE’ İLE BULUŞTUK!
“Beni acıyarak değil, düşünerek, severek, kucaklayarak hatırlayın. Tiyatro varsa ben varım” diyen Türk tiyatrosunun unutulmaz kadın oyuncusu Afife Jale’nin hayatı ‘Afife’ oyunuyla sahneye taşındı. Demet Evgar’ın Afife Jale’ye hayat verdiği oyununun geçen ay prömiyerine gidememiştim.

Önceki akşam seyretme imkanı bulduğum oyun, anlattıkları kadar varmış. Tek perde, 120 dakika boyunca baş döndüren bir tempoda devam eden oyunda, rolünü yaşayarak oynayan Demet Evgar başta olmak üzere; Necip Memili ve Tilbe Saran’ın da kadrosunda olduğu tüm oyuncular resmen döktürdü. Tüm ekibin emeğine sağlık.
30. YILA ANLAMLI KUTLAMA
30. yılını kutlayan Ulus’taki ikonik restoran, sanat ve sosyal sorumluluğu bir araya getirdiği bir projeye imza attı. Restoran, Türk çağdaş sanatının büyük ustası Burhan Doğançay’ın 95. yaşı anısına ve Doğançay Sanat Kültür ve Eğitim Vakfı yararına, sanatçının imzası olan porselen fincan takımı ürettirdi. Sınırlı sayıda üretilen fincan takımı, Doğançay Müzesi’nde vakıf yararına satışa sunuldu.

Restoranın sahibi Barış Tansever, “Sanatı ve değerlerimizi bu anlamlı projeyle bir araya getirmek, bizim için büyük onur” dedi. Sanat eseriyle kahve keyfi yapmak isterseniz aklınızda olsun…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ama bir başka insafsızlık var ki, canımı en çok o yaktı. Hani kayıtlara geçen çete konuşmalarından biri “Suriyeli olmaz, bana ölecek Türk bebek lazım” demişti ya, bu lafı cımbızlayıp sosyal medyada “ırkçı” söylemlerine dayanak yaptılar. Dediler ki, “Bakın Suriyeli bebeklere dokunmuyorlar. Amaçları Türk’ün soyunu kurutup, vatanı Suriyelilere peşkeş çekmek..” Bu inanılmaz yalana rağbet edenler, prim verenler, bundan siyasi rant edinmeye çalışanlar oldu ne yazık ki…
Oysa gerçek şuydu: SSK ödemesinden yararlanmak için bebeğin mutlaka Türk vatandaşı olması gerekiyordu. Çünkü Suriyelilere böyle bir para ödenmiyordu.
Yazıklar olsun… Rezil siyasetiniz, sefil ırkçılığınız batsın!..
Bir canavarın portresi
Yenidoğan Çetesi kurarak 12 masum bebeğin canını aldığı iddiasıyla tutuklanan sözde doktor Fırat Sarı’nın fotoğrafını çektim sizler için. Çektim ki, bu caniler başka masumların canını almasın, sizler de uyanık olun diye…
1998’de PKK üyeliğinden 12 yıl kesinleşmiş cezası varmış. 2003’de Topluma Kazandırma Yasası ile cezası 2 yıla indirilmiş ve doktorluğa geri dönmüş.
Aslında felaket, yıllar öncesinden bağıra çağıra gelmiş de ruhumuz duymamış. Zira katıldığı bir YouTube programına yorum yağmış. İnsanlar onun gerçek yüzünü deşifre etmiş. Neler yazmamışlar ki?

“Şeytan. Bizim çocuğumuzu ne hallere koydun? TV’ye nasıl çıkabiliyorsun? (Ömer Karataş)
“Yazıklar olsun. Bebelerin ölümüne sebep olmuşlar. Özge hanım daha dikkatli konuk seçmeli.” (Kübra Türk)
“Ben de bebeklerin üzerinden nasıl para akladığını anlatacak sandım.” (S.Oğuz)
“Tüh sana be meslektaşım. Yazıklar olsun.” (Canan Bilge)
“Yazıklar olsun. Bebeklere yaptıklarının hesabını vereceksin. Rabbim hesabını sorar.” (Gülhanım Altunoğlu)
Diğer sayısız yorumda ise bu doktora emanet edilen bebeklerin nasıl günlerce sebepsiz yere yoğun bakımda tutulduğu, kiminin can verdiği, kiminin de son anda imza verilerek başka hastanelere sevk edilip kurtarıldığı anlatılıyor.
Bütün bunların ardından bir de dileğim var:
Umarım hayatını kaybeden yeni doğanların sayısı ifade edildiği gibi 12’de kalmıştır.
Ahlaksızlıkta son perde mi?
Dünyanın sonuna yaklaştığımızı belgeleyen dehşet verici videolardan birine sosyal medyada rastladım. Genç ve alımlı bir kadın, Dubai Mall’daki otoparkta lüks araçların üzerine “Zengin bir eş arıyorum” diye not iliştiriyordu.
Giderek “tamamen maddiyattan ibaret” bir dünyaya ne kadar hızla eriştiğimizi yüzümüze vuran bir ahlaksızlık manifestosu sanki. Ya da ruhunu şeytana para karşılığı satmaya niyetliler için garaj satışı…
Sonra biraz daha derinlemesine düşündüm. En azından bu kadın dürüsttü ve amacını açıkça beyan ediyordu. Çaktırmadan zengin adam avına çıkıp, nikah defterine imzayı bastırdıktan sonra asalak gibi adamın kanını emenlere ne demeli peki? Ama kadının unuttuğu bir gerçek var. O lüks araçların hiçbirini zenginler kullanmaz. Araçlardaki o notu ilk görecek kişi özel şoförlerdir. Yani bu girişim sadece şoförlerin telefon rehberine yarar…
Gaf’let kürsüsü
Gaziantep’te bir mağaza okul kıyafetlerini böyle tanıtınca büyük tepki aldı.

Zap’tiye
Biz Gazze’de katledilen bebeklere ağlarken meğer birileri burnumuzun dibinde bizim bebelerimizi soluksuz bırakıyormuş.
Ne demiş?
“Kedileri, köpekleri nasıl öldürüyorlar diyorduk. Meğer yeni doğan bebekleri de öldürüyorlarmış. Hem de gülerek, şakalaşarak…” (Sosyal medyadan)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İş kadını Caroline Koç, yılın ilk kar keyfini arkadaşlarıyla birlikte Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde yaşadı.
Arkadaşlarıyla fotoğraf çektiren Caroline Koç, o anları da sosyal medya üzerinden takipçileriyle paylaştı.
“YILIN İLK KARINA ŞAHİT OLMA ŞANSINI YAKALADIK”
Karın keyfini çıkaran Caroline Koç, paylaşımına; “Çamlıhemşin’deki son günümüzde, büyüleyici Sal ve Pokut yaylalarına çıktık ve yılın ilk karına şahit olma şansını yakaladık” ifadelerini not düştü.
“HARİKA BİR SEYAHATİN MÜKEMMEL BİR SONU”
Caroline Koç, ayrıca; “Kadir Bey’in bize gösterdiği en sıcak misafirperverlik ve harika rehberimiz bu deneyimi gerçekten unutulmaz kıldı. Harika bir seyahatin mükemmel bir sonu” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekniker için Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Tekniker’in ailesi ve dostlarının hazır bulunduğu törenin sunuculuğunu oyuncu Sevinç Erbulak yaptı.
“ÜZERİMİZDE ÇOK EMEĞİ VARDI”
Törene katılan sanatçının kardeşi Orhan Tekniker, büyük bir ustayı kaybettiklerini dile getirerek, “Böyle bir günde konuşmak çok zor. O iyi bir baba, ataydı. Üzerimizde çok emeği vardı. Onun hakkını ödemek gerçekten de çok zor. Bizim için bundan sonra onun olmadığı bir hayatta yaşamak hiç kolay olmayacak. Duygularımızı ifade etmekte zorlanıyorum. Geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Hepimizin başı sağ olsun” dedi.
“ONU DAİMA GÜZEL BİR ŞEKİLDE HATIRLAYACAĞIZ”
Sanatçı Uğurtan Atakan, Suphi Tekniker’in tiyatro ve sinemanın simge oyuncularından birisi olduğunu vurgulayarak, “Onun ‘Darülbedayi’ isimli bir kitabı vardı. Bu çok kıymetli bir eser ve şu anda baskısı yok. Bugünden itibaren basılması için ne gerekiyorsa yapacağım. Suphi, hep güler yüzlü ve sevecendi. Onu daima güzel bir şekilde hatırlayacağız” şeklinde konuştu.
“TİYATRONUN ÇALIŞANI DEĞİL, BİR PARÇASIYDI”
Sanatçı Mehmet Esatoğlu, duygularını şu sözlerle ifade etti: Ben 1974’te bu tiyatro sahnesine çıktığımda, bir ustam, ‘Tiyatronun sahipleri vardır.’ dedi. Suphi Tekniker de tiyatronun sahiplerinden birisiydi. Onlar, tiyatro için kavga ederler, dövüşürler, savaş verirler. En iyisini yapmak için emek sarf ederler. Suphi Tekniker, tiyatronun çalışanı değil, bir parçasıydı. Kendisini rahmetle anıyorum.

Sanatçı Bora Ayanoğlu da Suphi Tekniker ile çok güzel vakitler geçirdiklerini vurgulayarak, “Anılarla dolu bir hayatımız var. Birbirimiz için çok kıymetliydik. Onun benim kalbimde çok ayrı bir yeri oldu, olmaya da devam edecek. Benim, kadroya geçmemi o sağlamıştır. Bunu da hiçbir zaman unutmayacağım. Nur içinde yat. Seni seviyoruz. Allah taksiratını affetsin” dedi.

Sanatçı Fatih Mühürdar ise Tekniker ile 20 senelik dostlukları olduğuna işaret ederek, “Onunla her buluştuğumuzda, bizi geçmişte bir yolculuğa çıkartıyordu. Bizim için gerçekten de büyük bir isimdi. Allah gani gani rahmet eylesin. Seni seviyoruz Suphi Ağabey” ifadelerini kullandı.

Sanat yönetmeni Türkan Kafadar, büyük bir ustayı uğurladıklarını dile getirerek, “Onun en büyük derdi ‘Tiyatroya, sinemaya nasıl daha çok hizmet veririm?’ diye düşünmekti. Hep bunun kaygısını duydu. Kendisini rahmetle anıyorum” diye konuştu.
Törenin ardından usta sanatçı Tekiner için Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde öğle namazına müteakip cenaze namazı kılındı. Cenaze törenine, sanatçı Yalçın Boratap, sanatçı Boya Ayanoğlu, sanatçı Erhan Yazıcıoğlu, sanatçı Salim Dündar, sanatçı Fatih Mühürdar, sanatçı Coşkun Demir, sanatçı Rıdvan Çelebi, sanatçı Salih Kalyoncu ile Tekiner’in ailesi ve sevenleri katıldı.
“ÇOK DEĞERLİ BİR SANATÇIYDI”
Hayatını kaybeden Suphi Tekiner’in değerli biri olduğunu söyleyen sanatçı Bora Ayanoğlu, “Suphi abimiz gerçekten çok değerli bir sanatçıydı, iyi bir yazardı, iyi bir senaristti, iyi bir sinema ve tiyatro oyuncusuydu. Çok başarılı bir insandı. Hepimizin kalbinde çok büyük yeri olan, çok sevdiğimiz biriydi. Ben onun sayesinde tiyatroya geçtim. Bana rolünü bırakmıştı. Bu rolü sen oynayacaksın demişti. Ve onun sayesinde ben imtihan olup kadroya geçtim. Hepimize ufak tefek çok güzel anıları olan ve güzel günler geçirdiğimiz değerli bir abimizdi” dedi.
“SUPHİ BENİM 60 YILLIK ARKADAŞIMDI”
Tekiner için dünyanın en güzel yüzlü, en güzel gülen insanıydı diyen sanatçı Yalçın Boratap, “Suphi benim 60 yıllık arkadaşım, kardeşimdi. Her biri gittiğinde bir parçamız kopuyor. Dünyanın en güzel yüzlü, en güzel gülen insanıydı. Onu özleyeceğiz” diye konuştu.

Önemli insanlara keşke göçmeden önce sahip çıkılsa diyen Sanatçı Erhan Yazıcıoğlu, “Tiyatro ve sinema dünyasının başı sağ olsun. Ama ne yazık ki önemli insanları bir bir yitiriyoruz ve gittikleri zaman anmaya başlıyoruz. Keşke göçmeden önce sahip çıkılsa. 1960 – 1970 yıllarında tiyatroya sezonunda Anadolu’dan bir film teklifi geldi. Gönlü rahat film çekimine gitti umarım gönlü rahat öbür tarafa göçmüştür” dedi.

Kılınan cenaze namazının ardından Suphi Tekiner Ayazağa Mezarlığı’na defnedildi.
Suphi Tekniker’in vefatının ardından Hülya Koçyiğit de yaşadığı üzüntüyü “Canım arkadaşım Suphi Tekniker’i kaybetmenin üzüntüsü içindeyim. Oyuncu, yönetmen, senarist, yazar Suphi Tekniker, tam bir tiyatro aşığıydı. Neredeyse 60 yıla yakın bir arkadaşlıktı bizimki… Dostluğun için, biriktirdiğimiz tüm anılarımız için sonsuz teşekkürler canım arkadaşım. Sevgili Suphi’ye Allah’tan rahmet, tüm sevenlerine sabır diliyorum” sözleriyle dile getirdi.
SUPHİ TEKNİKER HAKKINDA
Suphi Tekniker, 10 Ocak 1940’ta Mersin’de 6 kardeşli bir ailede doğdu. Tekniker, Mersin Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu. Ancak Suphi Tekniker’in akrabası Saim Alpago’nun yönlendirmesiyle İstanbul Şehir Tiyatroları’na girdi. Tekniker, İlk yıllar küçük roller oynarken Toron Karacaoğlu’nun bir rolde hastalanması üzerine bir anda başrol oyuncusu oldu. Seyirciler arasındaki Atıf Yılmaz’ın kendisini beğenmesi üzerine Suphi Tekniker’in sinema kariyeri başladı.

Suphi Tekniker, 1960’ta senaryosunu Erdoğan Tünaş’ın yazdığı; Orhan Günşiray, Fatma Girik ve Suphi Kaner’in de rol aldıkları ‘Cici Kâtibem’ filmi ile oyunculuğa başladı. Tekniker, 1975’te başlayarak birçok filmlerin senaryosunu yazdı. Tekniker, oynadığı filmlerdeki, temiz yüzeyle hatırlanmaktadır. Suphi Tekniker’in belli başlı rolleri; Hülya Koçyiğit ile oynadığı ‘Şoför’ filminde Hülya Koçyiğit’in eniştesi, ‘Talihsiz Yavrum’ filminde ‘Şoför Reşat’, ‘Tatlı Dillim’ filminde basketbolcu, Tarkan Gümüş Eyer filminde ‘Tulga’, ‘Vukuat Var’ filminde Güllü’yü kandıran ‘Ramazan’, “Cici Katibem”de ise foto muhabirini canlandırmıştı. Tekniker, ilerleyen dönemlerde kamera arkasına geçip rejisörlük, senaristlik gibi işler yapmayı seçti. Ertem Eğilmez’e ‘Badi Ekrem’ rolü için Şener Şen’i tavsiye eden kişi oldu.

Filmografisi
Oyuncul olarak;
1960: Cici Katibem
1963: Büyük Yemin
1963: Kızlar Büyüdü
1963: Maceralar Kralı
1963: Zehir Hafiye
1964: İstanbul’un Kızları
1964: Sen Vur Ben Kırayım
1964: Yılların Ardından
1965: Cici Kızlar
1965: Hüseyin Baradan Çekilin Aradan
1965: Kolla Kendini Bebek
1965: Şıngırdak Melahat
1965: Taşralı Amca
1966: Kaldırım Meleği
1966: Karakolda Ayna Var
1966: Kenar Mahalle
1966: Şeref Kavgası
1966: Sokak Kızı
1966: Vatan Kurtaran Aslan
1967: Demir Kapı
1967: Elveda
1967: Kadın Düşmanı
1967: Kara Davut
1967: Utanç Kapıları
1967: Yaşlı Gözler
1968: İngiliz Kemal
1968: Öldürmek Hakkımdır
1969: Kanlı Aşk
1970: Kadın Satılmaz
1970: Meçhul Kadın
1970: Tarkan: Gümüş Eyer
1971: Beyoğlu Güzeli
1971: İntikam Kartalları
1971: Mavi Boncuk Lassi
1971: Üç Kızgın Cengaver
1972: Feryat
1972: Karaoğlan Geliyor
1972: Katerina 72
1972: Kopuk
1972: Oğlum İçin
1972: Oğlum
1972: Tatlı Dillim
1972: Vukuat Var
1972: Yumurcak Küçük Şahit
1973: Ezo Gelin
1973: Toprak Ana
1974: Talihsiz Yavrum
1976: Şoför
1977: Bir Tanem
1980: Durdurun Dünyayı
2006: Binbir Gece

Senarist olarak;
1975: Azgın Bakireler
1975: Bir Araya Gelemeyiz
1975: Hanzo
1976: Aile Şerefi
1976: Öyle Olsun
1976: Şoför
1979: Derya Gülü
1979: Umudumuz Şaban
1980: Şaşkın Milyoner
1981: Aşka Dönüş
1981: Su
1982: Dolap Beygiri
1983: Aşkım Günahımdır
1983: En Büyük Şaban
1983: Kahır
1983: Tokatçı
1984: Dil Yarası
1984: Kaptan
1985: Sekreter
1986: Alev Gibi
1986: Bir Düşmeye Gör
1987: Allah Allah
1987: Can Yoldaşım
1987: Sis
1989: Oyunun Sonu
1990: Yağ Yağmur
1993: Bayan Perşembe
1993: Geceler
1993: Hamuş
Yapımcı olarak;
1984: Yosma
Suphi Tekniker hayatını kaybetti Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koordinatörlüğünü Erkan Can’ın gerçekleştirdiği festivalin son günü; jüri üyeleri Serdar Akar, Deniz Çakır, Hakan Algül ve Ercan Mehmet Erdem ‘Film Festivallerinin Sektöre Katkıları’ başlıklı söyleşisiyle başladı. Jüri üyeleri söyleşide, dijital platformların sinemaya etkileri, toplumsal konuların sinemada işlenmesi, festivallerin genç sinemacılara sunduğu fırsatlar ve alanlar gibi konulara dikkat çekti.

Gemlik Film Festivali, Şenay Gürler’in sunduğu ödül töreniyle son buldu. Festivalin üçüncü yılında, ‘Eşref Kolçak Onur Ödülü’, Türk sinemasının usta isimlerinden Menderes Samancılar’a verildi. Menderes Samancılar; “Burada olmak ve bu ödülü almak gurur verici. Eşref Kolçak abiyle çok çalıştım. Gün gelecek, onun adına verilen ödülü alacaksın, deseler; aklıma gelmezdi. Saygıyla rahmet anıyorum Eşref ağabeyi… Eşref Kolçak çok vicdanlıydı ama şu an vicdansızların ülkesinde yaşıyoruz. Bu cendereden halkla, emekçiyle, sanat ve sanatçıyla çıkacağız. Silkelenip ayağa kalkacağız, bize çok iş düşüyor. Yolumuz uzun ama atımız yorgun değil. Bu ödülü sokak hayvanları için alıyorum. Bana her zaman destek olan eşime teşekkür ediyorum. O olmasaydı belki burada olmazdım” dedi. Kendisine verilen zeytin fidanını alan sanatçı; bu konuda duygularını; “Belki büyütmek için ömrüm olmayacak ama bu ağacın gölgesinde büyüyecek çocuklar olacak elbette” şeklinde dile getirdi.
REKLAM
Türk tiyatrosu ve Türk sinemasına katkıları dolayısıyla ‘Emek Ödülü’nü alan usta isimlerden Şükrü Avşar: Herkese çok teşekkür ederim. Sinemaya katkı sunan bu festivaller çok değerli. Çok uzun yıllardır sinemacıyım ve sinemanın her dalında çalıştım. Sinemaya çivi çakan her insan benim için önemlidir. Sinema benim için tutku.

Şükrü Avşar
Serpil Tamur: Şu anda çok duygusalım. Kelimelere dökmek çok zor geliyor. Ödülü almaktan dolayı çok mutluyum. İnsanlar sona yaklaştıkça takdir görmek çok güzel. 61 yılını bu mesleğe adamış biri olarak beni bu ödüle layık gören herkese teşekkür ederim. Benim kırmızı çizgim çocuklar. Çocuklara kıymayın, ne olur.

Serpil Tamur
Altan Erkekli: Bana emek veren başta annem olmak üzere, bende emeği olan herkes adına bu ödülü alıyorum. Bu ödül benim değil, sizin.

Altan Erkekli
Ulusal Kısa Film Yarışması Kazananları Belli Oldu
Bu yıl 484 film başvurusuyla rekora imza atan Ulusal Kısa Film Yarışması filmleri; ön jüri üyeleri Ceren Şahan, Hakan Aksun, Arda Erdikmen ve Gültekin Bayır tarafından değerlendirildi. Finale kalanlar arasından ödül alanları belirleyen; jüri başkanı Serdar Akar, jüri üyeleri Deniz Çakır, Ercan Mehmet Erdem, Hakan Algül tarafından kazananlara ödülleri takdim etti.
REKLAM
Kurmaca / Deneysel dalının birincisi; ‘Eksi Bir’, ikincisi; ‘Satışçının Bir Günü’, üçüncüsü; ‘The Surrogate Girl’.
Ulusal Belgesel dalının birincisi; ‘İyi Ölüm’, ikincisi; ‘Yaren’, üçüncüsü; ‘Antroposen’.
Ulusal Animasyon dalının birincisi için jüri üyeleri bir film belirlemedi. Bu dalın ikincisi; ‘Uzak’, üçüncüsü; ‘Yetim’. Jüri Özel Ödülü’nün sahibi ise ‘Deq’ ve ‘Kota’ filmleri oldu.

Ayrıca; Altan Erkekli, söyleşide, Menderes Samancılar ise imza gününde Gemlikliler ile buluştu
Yoğun katılımla devam eden festival, Kısa Film Yarışması’nda finale kalan filmlerin ve ‘Babamın Kanatları’ filminin gösterimiyle devam etti.

Festivalin son gün programında, Eşref Kolçak Onur Ödülü’nün takdim edildiği Menderes Samancılar’ın ‘Yanmış Orman Kokusu kitabının imza etkinliği ve ‘Emek Ödülü’nün takdim edildiği Altan Erkekli’nin söyleşisi de yer aldı. Altan Erkekli sinema kariyeri, günümüz sineması ve oyunculuk hakkında gelen soruları yanıtladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1990’lı yılların ünlü dizisi ‘Sahil Güvenlik’te (Baywatch) David Hasselhoff, Pamela Anderson ve Carmen Electra gibi yıldızlarla birlikte rol alan ve dizideki cankurtaran rolüyle hafızalara kazınan Newman, Parkinson hastalığına bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayata veda etti.
Newman, kendisine ilk kez Parkinson teşhisi konulduğunda 50 yaşındaydı. 18 yıldır hastalıkla mücadele eden oyuncu, gerçek hayatta cankurtaran olarak çalışan tek ‘Sahil Güvenlik’ oyuncusuydu.
11 sezon boyunca devam eden ve 2001’de final yapan dizi, Los Angeles sahillerinde devriye gezen cankurtaran ekibinin başından geçen olayları konu ediniyordu.
REKLAM
Dizinin 150 bölümünde yer alan Newman, aynı zamanda ‘Sahil Güvenlik’te oynadığı sırada tam zamanlı bir itfaiyeciydi.
‘Baywatch: Moment in the Sun’ adlı belgeselde Newman’ın Parkinson hastalığıyla mücadelesinden bahsedilmişti.

“HASTALIK BANA BİLGELİK KAZANDIRDI”
Ağustos ayında People’a konuşan Newman, “Bu ölümcül hastalık bana düşünmek için çok fazla zaman verdi. Belki de bunu istemiyordum ama bana bilgelik kazandırdı” demişti.
“Vücudum o kadar yavaş değişiyor ki, bunu neredeyse hiç fark etmiyorum” diyen oyuncu, “Parkinson’un artık hayatımın merkezi haline geldiğini kendime sürekli hatırlatıyorum” diye eklemişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habertürk‘ten Eren Gürel’in haberine göre; geçtiğimiz günlerde taburcu olan Reha Muhtar, önceki gün Bebek’te görüntülendi.

Yürümekte zorlandığı görülen Reha Muhtar, basın mensuplarına; “Her şeye geri döneceğim merak etmeyin, fazlasıyla geri döneceğim. Sağlık, bu hayattaki en önemli şey. Son 40 gün içinde her şeyim varken sağlığım gitti ve hiç bir şeyim kalmadı ama şükür hâlâ sevenlerim var” dedi.
REKLAM
Reha Muhtar, hastane sürecinde çocuklarının yanında duran eski hayat arkadaşı Nilüfer hakkında da konuştu. Muhtar; “Bilmiyorum Nilüfer Hanım ne yaptı. Öğreneceğiz her şeyi, bilmiyorum henüz. Sonrasında açıklayacağız. Çocuklarımla görüşemiyorum, sadece okullarının önünde denk gelirsem görüşüyorum. Her şey elimden alındı” diye konuştu.

Reha Muhtar’ın elinde para dolu zarf dikkat çekti.

Deniz Uğur ile Nilüfer arasında gerilim Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AP’ye konuşan bir Arjantinli yetkili, 31 yaşında hayata veda eden İngiliz şarkıcının vücudunda kokain tespit edildiğini açıkladı.
Nihai toksikoloji sonuçlarının birkaç hafta sonra açıklanması beklenirken, ön toksikoloji raporunun, Payne’in kokaine maruz kaldığına dair kanıtlar öne sürdüğünü belirten yetkili, bu ilk sonuçların, öldüğünde kanında ne miktarda kokainin dolaşımda olduğuna dair doğru bir okuma sunmadığını vurguladı.
Arjantin kamu savcılığı davayı soruşturuyor.
Öte yandan Payne’in otopsisi, ölümüne neden olan travmatik yaralanmaların otelin üçüncü katından düşmesiyle tutarlı olduğu sonucuna vardı. Savcılar olaya başka birinin karıştığı idiasını reddetti.
Soruşturmayı yürütenler, Payne’in otel odasında kırık nesneler ve mobilyalar arasında narkotik maddeler ile alkolün saçılmış olduğunu tespit ettiler. Bu durum, savcılığın Payne’in düştüğü sırada madde bağımlılığının neden olduğu bir kriz yaşadığını tahmin etmesine yol açtı.
Otopsi raporunda, Payne’in otel odasının balkonundan “yarı veya tam bilinç kaybı” halinde düşmüş olabileceği belirtildi.
Yerel medyada yayınlanan, Payne’in otel odasından çekildiği iddia edilen fotoğraflarda, parçalanmış bir TV ekranı görülüyordu. Polis ayrıca Payne’in eşyaları arasında dağılmış halde çeşitli reçetesiz ilaçlar buldu.
Payne’in ölümünden kısa bir süre önce otel müdürünün 911 acil yardım hattını arayarak, agresif davranan, uyuşturucu ve alkolün etkisi altında olan bir misafiri ihbar ettiği öğrenilmişti.
Payne’in cenazesinin gelecek hafta ülkesi İngiltere’ye götürülmesi bekleniyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
5 milyon 300 bin liralık konser bütçesi nedeniyle sosyal medyada Konak Belediyesi ve Şevval Sam’a tepki gösterildi. Tepkilerin ardından, Şevval Sam ve çalıştığı ajans ortak bir açıklama yayımladı.

“SOSYAL MEDYADA DOLAŞAN BELGE STANDART TEKLİF BELGESİDİR”
Açıklamada; “Birkaç gündür kamuoyunu meşgul eden, Şevval Sam’ın Konak Belediyesi için gerçekleştireceği Cumhuriyet Bayramı konserine yönelik mesnetsiz ithamlar ve spekülatif değerlendirmelere ilişkin açıklama yapma gereği doğmuştur. Sosyal medyada dolaşan belge standart bir teklif belgesidir; bu belge bir fatura ya da ödeme belgesi değildir. Söz konusu rakam, toplam organizasyon bütçesini içermektedir ve ses – ışık sahne, ulaşım, konaklama, ağırlama gibi tüm prodüksiyon giderlerini kapsamaktadır. Her türlü bilgi kirliliğini önlemek amacıyla kamuoyuna duyurulur. Tüm kamuoyunu, politik amaçlar uğruna gerçeklerin çarpıtıldığı bu tür haberlere karşı dikkatli olmaya davet ediyoruz” denildi.

Fotoğraflar: X, Instgram, İHA
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Esra Dermancıoğlu’nun tiyatro seyircilerileriyle buluşacağı oyun için hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor. Dizi projesi için Kapadokya’da sette bulunan Dermancıoğlu oyunun provalarını çevrimiçi olarak gerçekleştirdi. 22 ve 23 Ekim tarihlerinde Zorlu PSM %100 Stüdyo’da sahnelenecek oyun seyircilere 60 dakikalık unutulmayacak bir deneyim sunacak. Oyun için heyecanını dile getiren Esra Dermancıoğlu ‘Bir manifest’ dedi.
İSTANBUL’DA BİR ÖLÜM, PARİS’TE BİR GECE, HAYAL İLE GERÇEK İÇ İÇE
Muskat, yıllardır bakımını üstlendiği annesinin ölümünden sonra Yaşar’ın (Esra Dermancıoğlu) zihninin derinliklerinde yaşananları sahneye taşıyacak. Hayatı ile ilgili artık ne yapacağına dair en ufak bir fikri olmayan Yaşar’ın zihni Paris sokaklarında savrulurken İstanbul’un gölgesi onu sürekli gerçekliğe döndürecek.
IŞIK VE SES TASARIMI İLE PERFORMANSIN BİRLEŞİM
Sezonun en çok konuşulacak oyunlarından biri olan Muskat, ses ve ışık tasarımı ile seyircileri etkisi altına alacak. Görsel dünyasını dekorsuz olarak sunan Muskat, Esra Dermancıoğlu’nun performansını ışık ve ses üzerinde toplayarak hikayeyi farklı bir boyuta taşıyacak.
Muskat, OM Paparazzi, Mey|Diageo ve Arkas Holding’in katkılarıyla sahneleniyor. Etkinliğin biletleri Biletinial.com’dan temin edilebilir.
Oyun Tarih ve Saatleri:
1. oyun: 22 Ekim 19.00 – Zorlu PSM %100 Stüdyo
2. oyun: 22 Ekim 21.00 – Zorlu PSM %100 Stüdyo
3. oyun: 23 Ekim 19.00 – Zorlu PSM %100 Stüdyo
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karakurt’un düştüğünü görenlerin ihbarıyla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan Karakurt, olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Turgutlu Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Karakurt, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Fatih Karakurt’un eşi Tuğba Karakurt’un da Şehit Anıl Barış Çetin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde matematik öğretmeni olarak görev yaptığı öğrenildi.
Olayla ilgili başlatılan soruşturma polis tarafından sürdürülüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beşiktaş Deniz Müzesi Deniz Tarih Araştırma Şube Müdürü Öğretmen Albay İbrahim Halil Ertürk, “Bu serginin amacı, Türk Deniz Kuvvetleri’nin geçmişten günümüze olan yolculuğunun hiç de küçümsenmeyecek bir süreç aldığını, tarihte donanmanın her zaman Türkler tarafından çok iyi algılandığını, Türklerin denizle olan ilgi ve alakalarının kısa süre önce oluşmadığını, çok önceden yani Osmanlı Devleti öncesinde de Türklerin denizle alakası olduğunu kamuoyuna duyurmak” dedi.

‘BU SERGİLER BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ’
Denizle ilgili yapılan her şeyin deniz gücünün bir parçası olduğunu ifade eden Albay Ertürk, “Türk halkının burada sergide göreceği objeleri belli bir denizcilik sevgisi ile birleştirerek, Türk Deniz Kuvvetleri’nin gücüne güç katmak. Aslında deniz gücü, denizle ilgili yapılan her şeydir. Bir resim bile deniz gücünün simgesi. Denizle ilgili balıkçılıktan tutun, olta yapımına kadar her şey deniz gücünün bir parçası. Maket de öyle. Maketler de yaşayan sergiler aslında. Bu sergiler bizim için çok önemli. Biz ne kadar iyi anlatırsak denizciliği ve deniz sevgisini Türklerin denizle ilgi ve alakasının da o derece artacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul vahşet haberiyle adeta dehşete düşmüştü.
Fatih ilçesinde Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner’i katleden 19 yaşındaki Semih Çelik, kendini surlardan atmıştı.
Toplum tarafından büyük tepki gören konu hakkında ünlü oyuncu Berk Oktay da bazı açıklamalarda bulundu.
Yıldız Çağrı Atiksoy ile mutlu bir evliliği bulunan Berk Oktay, yaptığı açıklamada adeta kan kustu.
“45 KİLOLUK ZİBİDİLER KADINLARIMIZI KATLEDİYOR”
Oktay, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
Ne ekonomi, ne iş güç… Konuşmak ve çözüm bulmak zorunda olduğumuz tek bir konu var…Bizler mahallelerimiz de güvenle oynayarak, arkadaşlık dostluk nedir bilerek büyüdük. Büyüğümüze saygı, küçüğümüze sevgi nedir diye büyüdük. Maalesef görüyoruz ki yozlaşmış, hayatı sadece sanal alem sanan, iki tane rapçinin, görse korkacağı ama ağzından düşürmediği silah ve uyuşturucuyu kendine siper eden, elinin tersiyle iki tane çaksan yerden kalkamayacak 45 kiloluk p*çler, z*bidiler; bunların yanında içimize doldurulan hayatında kadın görmemiş mülteci artıkları, kadınlarımızı, kardeşlerimizi göz göre göre katlediyorlar.

“POLİS MEMURU KAÇ SENE CEZA ALIRIM DİYE DÜŞÜNÜYOR”
Bitmiyor ulan sülalesini s*ktiğimin şerefs*zi bezinden mi etkilendin 2 yaşında bebek katlediliyor. Kolluk kuvvetlerinin yetkisi arttırılacak. Yıllarca özendiğiniz o ABD’deki gibi sorgu sualsiz tehlike anında şerefsizin göğsüne 17 mermi birden bırakılacak. Bir polis memuru, suçluyu suç anında yakalıyor, acaba vurursam kaç sene ceza alırım diye düşünüyor. Ama sokağın ortasında iki kişi bir kadını yere yatıran şerefsizler 3 ay yatıp çıkıyor ya da benim kolluk kuvvetim canını hiçe sayıp suçluyu yakalıyor “adalet” sistemimiz delil yetersizliği deyip salıveriyor. Siz böyle bir durumda polisten nasıl bir şey bekleyebilirsiniz?
“BÖYLE BİR ŞEY GÖRÜRSEM, YAPANIN ALNININ ÇATINA SIKMAZSAM NAMERDİM”
O ş*refsiz o surlarda bir annenin önüne kızının başını attı. Bir insanı değil tüm ailesini yok etti. Hala herkes bakıyor, sonra kendi istediği gibi geberiyor. Yok muydu bir vatan evladı, o şerefsizi alnının ortasından vurup indirecek. Son sözüm de anne babalara…Herkes çocuk yapmasın kardeşim. Sonra açıklama yapıyorsunuz; ‘ama odasına girip bıçaklarına dokununca kızıyordu’ diye. Sizler birer katil yetiştirdiniz… Allah kimsenin başına vermesin. Ama böyle bir şey görürsem aileme ya da başkasının evladına karşı, yapanın alnının çatına sıkmazsam namerdim…”






Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanın, kendisinden başkasını anlatmadığını belirten Kesal, kendi hikayesini fark edemeyen birisinin, başka bir hikayenin parçası olamayacağını söyledi.
Kesal, bir oyuncu olarak ancak kendisi olduğunda başkasının hikayesine dahil olabildiğini işaret ederek, “Karşımızda sarsılmaz olarak duran iki unsur var, siz ve dünyayla kurduğunuz bağı anlatan hikayeniz. Dünyanın gerçek anlamda bir parçası olmak, kendinize ait olan hikayeye sahip çıkmakla mümkündür. Ben, bir oyuncu olarak, Ercan Kesal’dan başkası olamıyorum. Oynayacağım karakteri içime alıyorum ve onu kaybediyorum. Kendimi iptal ederek gerçek bir oyuncu olamam. Oynadığım bütün roller, orada hep duran, Ercan Kesal’dan başkası değil.” dedi.
“Annem, gerçekliğe ulaşmamı sağlayan ilk insandır”
“Hikaye” kavramıyla ilk temasının, annesinin aracılığıyla olduğunu vurgulayan usta oyuncu, şunları kaydetti:
“Ne zaman anneme bir şey sorsam, o, ‘Gel, otur hele şuraya.’ diyerek bana bir hikaye anlatırdı. O, hikayesini anlattığında, ben de soruma bir cevap bulmuş olurdum. Annem, gerçekliğe ulaşmamı sağlayan ilk insandır. Onun anlattıklarından öğrendiğim ise şuydu, hikaye anlatmak, gerçekliği bozup, yeniden kurmakmış. Bir çocuğun, elindeki aleti bozup yapması gibi, hikaye anlatmak da bozarak anlatma sanatıymış.”
Zor bir çocukluk geçirdiğini ve bu zaman diliminin, “adam yerine konulmaya çalışmakla” uğraştığını dile getiren Kesal, bu zor şartlardan çıkmanın ancak bir hikaye anlatarak mümkün olabildiğini söyledi.
Kesal, yaşadığının, bir hikaye anlatarak hissettiğinin altını çizerek, “Bu tuhaf zamanlarda, bozkırın ortasında, hikayelerin peşine düştüm. Hikaye anlatarak var oldum. Kendime yeni hikayeler bulmaktan da hiç çekinmedim. Edebiyat ve sinema, bu süreçteki en büyük yardımcım oldu. Böylece, içinde yaşadığınız gerçekliğin dışında kurmaca, insana daha iyi gelen ve dünyayla kurduğu ilişkiyi daha güzelleştiren bir gerçekliğin olduğunu fark ettim. Sinema ve edebiyat, sizi içinde bulunduğunuz gerçeklikten alır, sizi iyi yapar ve geri gönderir. Siz de artık bu dünyanın gerçekliğini yutmaz ve kendi gerçekliğinizin bir parçası olursunuz.” diye konuştu.
“Mimar Sinan, Dostoyevski, Kemal Tahir’in mirasçıyım”
İnsanın ölümlü olduğunu bilen tek canlı olduğunu ve bu bilginin varoluşsal bir sıkıntıyı da beraberinde getirdiğini sözlerine ekleyen usta yazar, sözlerine şöyle devam etti:
“Öleceğimizi bildiğiniz halde, dünyayla kopmaz bir bağ kurarız. Bunun farkında olmak ise bir gerilim yaratır. Hikaye anlatmak, varoluşsal sıkıntı ile baş etmenin bir yoludur. Kendi hikayenizi kurmak ve anlatmak, sizden sonrakiler için büyük bir şanstır. Onlar, bu konforun içinde yaşayacaklar. Hayatımda, daha öncekilerin anlattıkları hikayelerin rahatlığını yaşadım. Mimar Sinan’ın, Dostoyevski’nin ya da Kemal Tahir’in anlattığı hikayelerinin mirasçıyım. Onlar dünyayla kurduğum ilişkide beni sakinleştirdiler ve beni bir hafızanın parçası yaptılar.”
Yoğun bir katılımın olduğu gözlenen söyleşi, soru ve cevaplarla sona erdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, 25 yıl aradan sonra Adana’da Çukurova Amfi Tiyatro’da sahne aldı.
Hayranlarıyla bir araya gelen Tatlıses, vatandaşlarla sohbet etti.
DİNLEYİCİLERDEN ALKIŞI ALDI
İbrahim Tatlıses, çok sayıda kişinin katıldığı etkinlikte sevilen eserlerini seslendirirken, şarkılarına hayranları da eşlik etti.
Vatandaşlarca cep telefonlarıyla görüntülenen Tatlıses, şarkı aralarında vatandaşlarla sohbet ederek duygusal anlar yaşadı.
İlgiyle takip edilen Tatlıses’in performansı, konser alanındaki dinleyiciler tarafından alkışlandı.


Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Öznur Kaya
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yapımcı Ali Sacihan ile senarist İshak Tekgül, filmle ilgili soruları cevapladı.
Ali Sacihan

● ‘Pırıl’, matematik sevgisiyle öne çıkan bir karakter. ‘Pırıl’ın yaratım sürecinde nelere dikkat ettiniz?
Ben aslında bir matematik öğretmeniyim. Eşim Neslihan da meslektaşım. Pırıl eşimin hayalinden doğmuş bir karakterdir. Öğretmenlik yaptığımız dönemlerde çocukları ve matematiği bir arada gözlemleme şansımız oldu ikimizin de. Tespit ettiğimiz ana sorun, matematiğin sevilmezse anlaşılamayacağı oldu. Pırıl bu yüzden matematiğin eğlenceli yüzünü çocuklara göstermek için oyunlaştırarak ve eğlendirerek anlatıyor. En dikkat ettiğimiz husus matematikte eğlenceden taviz vermemek.
REKLAM
● ‘Pırıl’ı dizinin ardından sinema perdesine taşımanızdaki en büyük motivasyonunuz neydi?
Pırıl TRT Çocuk’ta hedef kitle seyircisini kucaklamayı başardı. Veliler de öğretmenlerimiz de çocuklar da dizimizi sevdiler. Bu da ATF ailesi olarak bizi yüreklendirdi ve sinemaya taşımaya karar verdik. Senaristimiz İshak 2. Tekgül güzel bir sinopsisle geldi bize. Uzun ve yoğun çalışmalar neticesinde senaryosuyla müziğiyle rengiyle sesiyle içimize sinen bir film oldu.
● Türkiye’de animasyon ve çizgi dizi/film sektörünü genel olarak değerlendirmenizi rica etsek…
Ülkemiz animasyon dizi/film sektörü büyük bir mücadele veriyor gerçekten. Animasyon çok maliyetli bir iş ancak şunu görebiliyoruz ki her geçen gün bu sektör ülkemiz adına ileri taşınıyor. Bugün biz de üzerimize düşeni yaptık.
İshak Tekgül
● Matematik genellikle çocukların daha az sevdiği bir alan. Pırıl ile matematiği nasıl bir açıdan ele alıyorsunuz?
Pırıl’ın gözünden matematiğe bakan çocuk onun korkulacak bir ders değil tam aksine eğlencelerle dolu tarafını görmüş oluyor. Pırıl ve arkadaşlarının matematiğe yaklaşımı çocuklara rol model oluyor. TRT Çocuk ekranlarında yayınlanan Pırıl animasyon dizimiz çocukları eğlendirirken aslında çok önemli bir ders olan matematiği oyunu seven her çocuğun kavrayabileceğini de gösteriyor.
● Yazım süreçlerinizde ilham aldığınız ve çocuklara da ilham olmasını istediğiniz şeyler nelerdir?
Pırıl’ın sinema filmini yazarken bana ilham olan şey bu evrenin ölçülebilir ve matematikle açıklanan bir yanının olmasıydı. İnsan herhangi bir şeyi kavrayabilmek için en az iki şeyi birbirine bağlaması ve hesaplayıp aklına yatırması gerekiyor. Matematik bu noktada olmazsa olmaz bir şey. Ben matematikten hiç anlamam diyen herkesin aslında sosyal hayatta matematiği ne kadar kullandığını fark etmesi gerekiyor.
● Animasyon dizi ile filmlerin senaryo açısından farklılıkları nelerdir? Aileler ve çocukların filmi izledikten sonra nasıl bir duyguyla sinemadan ayrılmasını bekliyorsunuz?
Animasyon dizimizin her bölümü belli bir noktayı aydınlatan lokal ışık ise sinema filmimiz “Pırıl Sayıların Gizemi” kocaman bir şehri Pırıl Pırıl aydınlatan daha büyük bir hikaye. Sinema filmimizde de dizide olduğu gibi çıkış noktamız matematik. Aynı matematik hem problemimiz hem de çaremiz oluyor. Film geniş bir yaş grubuna hitap etmeyi başardı. Bunu filmimizin galasında gözlemleme şansım oldu. Aileler çocuklarıyla birlikte bu gizemli macerada aynı problemi birlikte çözmeye çalışıyorlar. Seyircilerimizi filmin çıkışında matematiğe dair uzun bir sohbet bekliyor. Film çocuklarımıza mücadele ruhundan, arkadaşlıktan, ekip bilincinden bahsederken çıkışta matematiği sevmeyen bir çocuğa bile “iyi ki matematik var” dedirtmeyi başarıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

TAKI TÖRENİ 5 SAAT SÜRDÜ
Takı töreninin 5 saat sürdüğü düğünde, damada 10 milyon TL, geline ise yaklaşık 4 kilo altın takıldı. Takılan parayı yaklaşık 25 kişi sayarken, gelin Hasret Bilici’nin üzerindeki takıları taşımakta zorlandığı görüldü. Davetliler, gelin ve damatla birlikte halay çekti, söylenen Kürtçe şarkılar eşliğinde saatlerce oynadı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

ALANSON’UN AÇIKLAMASINDAN BİR KAÇ SAAT SONRA SERT BİR MESAJ YAYIMLADI
Alanson’dan birkaç saat sonra bir açıklama da eşi Biricik Suden’den geldi. Taziye için arayanlara önce teşekkür eden Biricik Suden, taziyeye diye arayıp Mazhar Alanson’dan çok ağlayanlara uyarı geçti.


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medyada lüks harcamalarıyla ünlenen ardından da vergi kaçırma ve kara para aklama suçlamasıyla cezaevine giren Polat çifti, geçtiğimiz günlerde tahliye olmuştu.
İFADE VERDİLER
Dilan ve eşi Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 28 sanığın “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından yargılaması, Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde sürüyor.
Dava kapsamında yargılanan Polat çiftinin de aralarında bulunduğu 6 sanık hakkında ayrıca “vergi kanununa muhalefet” suçundan ayrı bir soruşturma yürütülüyor.
Bu soruşturma kapsamında Dilan ve Engin Polat çifti ifade vermek için Anadolu Adalet Sarayı’na geldi.
Soruşturmanın yürütüldüğü Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Vergi Suçları Soruşturma Bürosu’na çıkan Polat çiftinin “şüpheli” sıfatıyla ifadeleri alındı.
4 ŞÜPHELİNİN DAHA İFADESİ ALINACAK
Dilan Polat’ın ifadesinde “vergi kanununa muhalefet” konusuyla ilgili bir bilgisinin olmadığını iddia ettiği, eşi Engin Polat’ın ise şirketlerindeki eyleme ilişkin, “gerçek ticaret yaptık” şeklinde beyanda bulundukları öğrenildi.
Soruşturmada, baba Sezgin Polat’ın da aralarında bulunduğu diğer 4 şüphelinin de ifadesinin alınacağı belirtildi.
Öte yandan, soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda, incelenen 7 şirketin kamuyu 295 milyon lira zarara uğrattıklarının tespit edildiği yer aldı.
İLGİLİ HABERDilan Polat: Tahliye olduğu gün paylaşım yaptığım için Engin duvara kafa attıSeçil Selen Balık
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Adil Yargılanma Hakkı” temasıyla gerçekleştirilecek olan 14. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde ödüller, 21 Kasım’da düzenlenecek açılış töreninde sahiplerine takdim edilecek.
REKLAM
‘Sinema Onur Ödülü’: Füsun Demirel
1980’de Almanya Berlin Kollektiv Theater’da Vasıf Öngören’in yazıp yönettiği ‘Zengin Mutfağı’ oyunuyla adım attığı profesyonel sanat hayatına Türkiye’ye döndükten sonra bugün hayranlıkla izlediğimiz birçok isim gibi Dostlar Tiyatrosu, Devekuşu Tiyatrosu ve Dormen Tiyatrosu topluluklarında devam eden Füsun Demirel, 1984’te Atıf Yılmaz imzalı ‘Bir Yudum Sevgi’ ile sinema perdesine geçti yaptı. Bu başlangıcın ardından, ‘Züğürt Ağa’, ‘Asiye Nasıl Kurtulur?’, ‘Ah Belinda’, ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’, ‘Camdan Kalp’, ‘Berdel’, ‘Ay Vakti’, ‘Böcek’, ‘Büyük Adam Küçük Aşk’, ‘Eğreti Gelin’ ve sinemamızın mihenk taşı sayılan başka pek çok filmde canlandırdığı karakterlerle aranan ve unutulmaz bir oyuncu haline geldi.
Bugünkü başarılı kariyerini oluşturan rolleriyle Antalya Altın Portakal Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali ve Ankara Film Festivali başta olmaz üzere birçok festivalden ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülüyle döndü. Demirel, izleyiciyi içtenliğiyle ve gücüyle etkileyen oyunculuğu sayesinde dram ya da komedi ayırt etmeksizin her birinde devleştiği performanslar sergiledi. Sinema, televizyon ve tiyatroda 90’dan fazla projede izlediğimiz usta oyuncu, ilk aşkı tiyatro ile bağını da Dario Fo ile Franca Rame’nin toplam 27 oyununu Türkçeleştirerek hiç koparmadı. Bu yıl festivalde Sinema Onur Ödülü’nü alacak Füsun Demirel, 40 yılı aşan kariyerinde her daim üretmeye ve izleyicide hayranlık uyandırmaya devam ediyor.

‘Sinemaya Katkı Ödülü: Çetin Tunca
‘Menekşe Gözler’, ‘Üç Arkadaş’, ‘Gülşah’, ‘Selvi Boylu Al Yazmalım’, ‘Talihli Amele’, ‘Şalvar Davası’, ‘Hayallerim, Aşkım ve Sen’, ‘Köpekler Adası’…
Her biri Türkiye sinemasının klasiği olan bu filmlerden aklımızda kalan sahnelerdeki görüntülerin mimarı Çetin Tunca, bu yıl 14. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nden Sinemaya Katkı Ödülü alacak. ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’da Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın karşı konulmaz bakışları, ‘Şalvar Davası’nda Müjde Ar’ın tüm köye başkaldırdığı unutulmaz çatı aktarma sahnesi ya da ‘Üç Arkadaş’ filminde İstanbul’u filmin bir diğer başrolü haline getiren görüntüler bugün 86 yaşındaki Çetin Tunca’nın kamerası aracılığıyla belleklerimizde yer etti. Yeşilçam’da başladığı kariyerine 127 film ve televizyon dizisi sığdıran Tunca, iki kez Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘Altın Portakal’ ödülüne layık görüldü. Bugünün teknolojisi ve dijital imkânları düşünüldüğünde, o dönemin imkânsızlıkları içerisinde yaratıcılığı ve yeteneğiyle kurgu masasına gelmeden filmin görsel dünyasını sette oluşturan usta isim Çetin Tunca, 2007’de Türkan Şoray’ın başrolünü üstlendiği Engin Ayça filmi ‘Suna’ ile görüntü yönetmenliğini bıraktıysa da yönettiği belgesellerle sinemamıza katkı sunmaya ve üretmeye devam ediyor.

‘Akademik Onur Ödülü’: Prof. Dr. Sami Selçuk
14. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin Akademik Onur Ödülü bu yıl, Yargıtay Birinci Başkanlığı’ndan emekli Prof. Dr. Sami Selçuk’a takdim edilecek. Prof. Dr. Sami Selçuk, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra, önce Ankara, daha sonra Konya ve Balıkesir yargıç / savcı adayı olarak mesleğe başladı. Sırasıyla Sütçüler, Akşehir, Yenice Asliye Mahkemeleri nezdinde Cumhuriyet savcı yardımcısı ve Cumhuriyet savcısı, 1972’den sonra ülkemizde bilinen deyişle Yargıtay Cumhuriyet başsavcı yardımcısı, doğru terimle “Yargıtay nezdinde Cumhuriyet başsavcı yardımcısı” olarak çalışan Selçuk, 1982’de Yargıtay üyesi oldu.Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nca, 1990, 1994 ve 1998’de Dördüncü Ceza Dairesi Başkanlığı’na; 1999’da Yargıtay Birinci Başkanlığı’na seçildi. Emekliliğinin ardından İ. D. Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde dersler veren Prof. Dr. Sami Selçuk’un Varlık, Adam Sanat, Türkiye Günlüğü, Revue des deuxmondes (Paris), Revue de droit pénal et de criminologie (Brüksel), Archiviopenale (Milano), Cuadernos de politíca criminal (Madrid) gibi birçok yerli ve yabancı dergiler ile günlük basında incelemeleri ve çevirileri yayınlandı. Selçuk’un hukuk, dil, laiklik, Atatürkçü anlayış ve benzeri konularda incelemeleri ve çevirileri İmge Kitabevi tarafından yayımlanmaya devam ediyor.
Hukuk alanındaki akademik programı, uzun ve kısa metrajlı uluslararası film yarışmaları, Adalet Terazisi film seçkisi, yan etkinlikleri ve film endüstrisine yönelik VisionIst bölümünden oluşan zengin bir programı ‘Herkes İçin Adalet’ ilkesi çerçevesinde bir araya getiren, Prof. Dr. Adem Sözüer’in başkanlığında, Prof. Dr. Bengi Semerci’nin direktörlüğünde düzenlenen festivale dair detaylar önümüzdeki günlerde açıklanacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden senarist ve yönetmen Tomris Giritlioğlu için dün Mecidiyeköy’deki İstanbul Devlet Tiyatroları sahnesinde tören düzenlendi.
Tomris Giritlioğlu için ikindi namazının ardından Teşvikiye Camii’nde cenaze namazı kılındı. Giritlioğlu’nun cenazesi bugün Hatay’a getirildi.
GÖZYAŞLARIYLA UĞURLANDI
Antakya Asri Mezarlığı’nda Tomris Giritlioğlu için tören düzenlendi. Törene Giritlioğlu’nun ailesi ve sevenleri katıldı.
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk’ün de katıldığı cenaze namazının ardından Tomris Giritlioğlu, gözyaşları arasında toprağa verildi.



Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Dilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu sene 61’incisi düzenlenecek AntalyaAltın Portakal Film Festivali’ne sayılı günler kalırken, detaylar da netleşmeye başladı.
5-12 Ekim tarihleri arasında yapılacak festivalde yarışacak filmlerin sayısı da belli oldu.
Bu kapsamda da festivalde; Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 12 film, Kısa Film Yarışması’nda 10 film, Belgesel Yarışması’nda ise 8 film yarışacak.
Festival öncesinde gelenekselleşen, halk ile festivale gelen sanatçıların buluştuğu kortejin bu sene yapılıp yapılmayacağı henüz netleşmedi.
BİRÇOK USTA İSİM OLMAYACAK
Kortejde ünlü oyuncularla birlikte Yeşilçam’ın usta isimleri de halkla buluşuyordu. Bu sene yapılacak festivalde, 2024 yılında yaşamını yitiren Yeşilçam’ın birçok usta ismi yer alamayacak. Bu sene hayatını kaybeden Altın Portakal ödüllü Genco Erkal, Kenan Işık, Sevda Ferdağ, Kayhan Yıldızoğlu, Türker İnanoğlu, Fatma Karanfil, Ayla Algan, Tomris Giritlioğlu ve Sema Çeyrekbaşı gibi isimler festivalde yer alamayacak.
‘GENCO’ BELGESELİ GÖSTERİLECEK
Festivalle aynı tarihlerde Karaalioğlu Parkı’nda Yeşilçam Festivali yapılacak. Festival kapsamında Yeşilçam sanatçılarının görselleri, söyleşiler, dönemde kullanılan film makinesinden Yeşilçam film gösterimleri gerçekleştirilecek.
Öte yandan festivalde yönetmenliğini Selçuk Metin’in yaptığı ‘Genco’ belgeseli, Genco Erkal’ın anısına özel gösterim ile izleyicisiyle buluşacak.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzungöl‘de 1974’ten bu yana otel ve restoran işleten Dursun Ali İnan‘ın, bölgede topladığı ağaç köklerinden yaptığı hayvan figürleri, sandalye, masa, avize ve çeşitli dekoratif eşyaların yer aldığı Uzungöl Dursun Ali İnan Müzesi’nde oluşturulan yaban hayatı bölümü ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
Araç çarpması ve çeşitli nedenlerle ölen yaban hayvanları, çeşitli kimyasal işlemlerle içlerinin doldurulmasının ardından müzede sergileniyor.
Kurt, geyik, ayı, vaşak, dağ keçisi, tilki, atmaca ve su samuru gibi yörede yaşayan hayvanların yer aldığı bölüm müzenin en çok ilgi gören alanlarının başında geliyor.
Müze aynı zamanda göçler, işgaller, düğünler, sivil ve dini mimari, tarım ve hayvancılık ürünleri gibi çok sayıda tarihi eşyaya da ev sahipliği yapıyor.
Uzungöl Dursun Ali İnan Müzesi yöneticisi Mehmet İnan, AA muhabirine, toplanan çok sayıda eserin daha doğru bir yerde sergilenmesi amacıyla açılan müzeye ilginin her geçen yıl arttığını söyledi.
Müzenin kuruluş aşamasında Karadeniz Teknik Üniversitesinden jeoloji, arkeoloji, yaban hayatı ve tarih bölümlerinden ciddi destekler aldıklarını vurgulayan İnan, “Küratörlerle sanat yönetmenleriyle grafik tasarımcılarla iç mimarlarla beraber bir komisyon oluşturduk. Ondan sonra onlarla beraber yaklaşık bir yıllık çalışmanın sonucunda dizaynını, toparlanmasını ve sergilenmesini yaptık.” dedi.
“Kültür ihracatı yaptığımızı düşünüyoruz”
Müze açıldığından bu yana her yıl ziyaretçi sayısının arttığını aktaran İnan, şöyle devam etti:
“Bu yıl son rakamlarımız henüz çıkmamasına rağmen 20 bini aştığını düşünüyoruz ziyaretçi sayısının. Tabii yabancı misafirler, özellikle yurt dışından gelen misafirler bizim için daha önemli. Ne anlamda daha önemli? Kültürümüzü yurt dışına tanımaktan bir onur duyuyoruz. Biz bugün aynı zamanda bunu bir memleket meselesi olarak görüyoruz. Yoksa bizim insanımız elbette daha kıymetli fakat biz bir kültür ihracatı yaptığımızı düşünüyoruz bu şekilde. Gelen misafirlerimize tarihimizi, yaşantımızı anlattığımızda ve bunu doğayla bütünleştirdikleri zaman daha kalıcı olduğunu düşünüyoruz. Bundan dolayı da gurur duyuyoruz.”
İnan, ziyaretçilerin müzeyi gezdikten sonra verdikleri olumlu tepkiden büyük mutluluk duyduklarına işaret ederek, kültüre ve tarihe merakı olanların müzeyi gezerken duygulu anlar da yaşadıklarını sözlerine ekledi.
Bölgede yaşayan çocukların müzeyi ücretsiz gezebildiklerine değinen İnan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kültürümüzü bu çocuklarımız taşıyacak. Çünkü biz burada savaşları da anlatıyoruz. Çekilen sıkıntıları da her şeyi anlattığımızdan dolayı bu vatanın kolay kazanılmadığını, bu müzede çocuklar görecek çünkü kılıçları görecekler.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANATÇI Bülent Ersoy, son dönem sanatçılar arasında yaşanan kayıplar ve vefa gösterilmemesiyle ilgili soruya, “Vallahi ben hiç umursamıyorum, cenazeme kimsenin de gelmesini istemiyorum. Ben de kendi başıma giderim” dedi.
Bülent Ersoy, ağız ve diş bakımı için Antalya’ya geldi. Bir dizi işlem gerçekleştirecek olan Ersoy, dişlerine pırlanta taktıracak. İşlemler öncesi klinik sahipleriyle akşam yemeğine giden Bülent Ersoy, mekana girişte restorandakiler tarafından alkışlandı. Restoranda hayranları sanatçı ile fotoğraf çektirme yarışına girdi.
Gecede gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bülent Ersoy, son dönem sanatçılar arasında yaşanan kayıplar ve vefa gösterilmemesiyle ilgili soruya, “Vefasızlık sadece cenazelerde değil ki, bu hayatta nefes aldığımız sürece bu vefasızlıklar devam edecek. Vallahi ben hiç umursamıyorum ve cenazeme kimsenin de gelmesini istemiyorum. Ben de kendi başıma giderim” diye konuştu.
‘SEZEN’İN İLK KONSERİNDE BEN EN ÖNDEYİM’
Sezen Aksu‘nun ‘Kendimi iyi hissedersem tekrar sahnelere dönebilirim’ sözleri hatırlatılan Ersoy, “Vallahi çok sevindim. Çünkü onun yokluğu büyük eksiklik. Türkiye’nin en iyi seslerinden biridir. Öyle güzel alaturka okur ki anlatamam. Çok değerli bir sanatçı olduğu kadar, çok iyi bir arkadaştır, çok iyi bir dosttur ve çok iyi bir insandır. Sanatı adına insanların onu öyle canlı canlı, hissederek dinlemesi lazım. Güzel bir karar almış. İlk konserinde ben en öndeyim. Zangoç gibi” dedi.
Ersoy, ‘Siz sahnelere ara vermeyi hiç düşündünüz mü’ sorusuna ise “Asla, hiç öyle bir şey düşünmedim. Ben biraz yüzsüzüm. Son anıma kadar sahnede olacağım” cevabını verdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN’in Mut ilçesinde kadınlar tarafından kurulan ‘Şalvarlı Kadınlar Korosu’, Zeytin ve Zeytinyağı Festivali’nde sahne aldı.
Mut’a bağlı Çukurbağ Mahallesi’nde yaşayan kadınlar bir araya gelerek Şalvarlı Kadınlar Korosu’nu kurdu. Bu yıl ilki düzenlenen Zeytin ve Zeytinyağı Festivali etkinliklerinde Tarihi Karacaoğlan Çınaraltı Parkı’nda sahneye çıkan kadınlar, izleyenlere coşkulu dakikalar yaşattı.
Koro şefi Emel Çelik (50), koroyu 3 yıl önce köyde eğlenmek amacıyla oluşturduklarını belirterek, “Kadınlarımızın sosyal hayatta da aktif olduklarını gösterebilmek amacıyla bu işi devam ettirmeye karar verdik. Köyümüzde hep beraber 30 Ağustos’ta konser verdik. Çok güzel tepkiler aldık. Daha sonra belediye başkanımız festivale davet etti, buraya katıldık. İnşallah başka şehirlerden de istekler gelir, davetler gelir, oralarda çıkarız, sesimizi duyururuz. Şu an bizim eksiklerimiz çok. Özellikle ses sistemimiz yok. Çıplak sesle çalışmalarımızı yapıyoruz. Bu konuda herkesin desteğini bekliyoruz” dedi.
GÜNDÜZ EV İŞİ, AKŞAM PROGRAM
Hamiyet Devam (62) ise 3 yıl önce koroya girdiğini belirterek, “Herkes koroyu birbirinden öğrendi. Erkek arkadaşlarımız da bize yardımcı oldu. Gündüz ev işler yapıyoruz, akşamları toplanıp program yapıyoruz. Ses sistemi eksiğimiz var” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk-Amerikan Derneği tarafından, San Francisco’daki Embarcadero Plaza Meydanı’nda düzenlenen Türk festivalinde yöresel dansların yanı sıra Tatar, Uygur ve Kazak dansları da renkli görüntülere sahne oldu.
Festival meydanına kurulan stantlarda Türkiye’yi tanıtan ürünler, ebru sanatı ve fotoğraflar sergilendi.
Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Sinan Kuzum, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu festivallerin ülkenin tanıtımı açısından çok önemli olduğunu söyledi.
Bugünkü festivalde Türk toplumundan çok yabancı katılımcıların olduğuna dikkati çeken Kuzum, “Zaten biz burada yaşayan yabancılara ve başka milletten insanlara ülkemizi tanıtmak için çaba gösteriyoruz. Tamamen sivil bir girişimle yapılan bu festivali çok değerli buluyorum. Hem de ilk olması açısından çok önemli, umarım önümüzdeki yıllarda da geleneksel hale gelecek.” ifadelerini kullandı.
Kuzum, festivale ilginin çok büyük olduğunu dile getirerek, “Ülkemizin son dönemde dünyadaki yeri, savunduğu davalarla ön plana çıkmasıyla ülkemize karşı ilginin ne kadar fazla olduğunu görüyorsunuz. Bunu görmek bir diplomat olarak çok mutlu ediyor.” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açılış törenine, Bolu Valisi Abdülaziz Aydın, AK Parti İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, MHP Bolu Milletvekili İsmail Akgül, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, Göynük Belediye Başkanı Ali Oral, ilçe protokolü, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi, Hafız Sabri Işık’ın biyografisi okundu, ilahiler seslendirildi.
Törende konuşan Vali Aydın, Hafız Işık’ı rahmet ve minnetle anarak, tesisin kıymetli bir şahsiyetin adını taşımasının çok anlamlı olduğunu dile getirdi.
Spor tesisinin gençlerin fiziksel ve manevi gelişimlerine katkı sağlayacağını vurgulayan Aydın, “Neslin sadece fikri, ilmi, manevi açıdan değil, sportif anlamda da kendini geliştireceği böyle tesislere ihtiyacımız var. Ne mutlu ki bu köyümüz böylesine güzel bir esere kavuşmuş. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun.” ifadelerini kullandı.
AK Parti İstanbul Milletvekili Ercan da bu tesisin gençlerin hem zihinsel hem de fiziksel gelişimine katkı sağlayacağına inandığını kaydetti.
Hafız Sabri Işık’ın ilahi kelamı yayma yolunda büyük emekler verdiğini dile getiren MHP Bolu Milletvekili Akgül de spor kompleksinin gençlere hayırlı olmasını temenni etti.
Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, değerli bir hocanın isminin spor kompleksine verilmesinin çok anlamlı olduğunu ifade ederek, “Bu tesis sayesinde gençler, hem ilmi hem de sportif anlamda kendilerini geliştirme fırsatı bulacaklar.” diye konuştu.
Duaların ardından spor tesisinin açılışı gerçekleştirildi, katılımcılara yemek ikram edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünya Kitle İletişim Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen 35. Ankara Film Festivali‘nin Onur Ödüllerinin bu yıl Müjdat Gezen, Şefika Kutluer ve Kurtuluş Özyağcı’ya verileceği açıklanırken; bu yıl üçüncü kez verilecek olan “Vakıf Özel Ödülü”nün ise reklam, film ve animasyon projelerinde yönetmen, yapımcı ve kurgucu olarak yer alan Selda Taşkın ile çeşitli tiyatro oyunları ve sinema filmlerinde yer alan başarılı oyuncu Berkay Ateş’in olacak.
Aziz Nesin Emek Ödülü’nün sahibi Müjdat Gezen
Film Festivali‘ni düzenleyen Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu, Aziz Nesin Emek Ödülü’nün sanatçı Müjdat Gezen’e verilmesinin kararlaştırıldığını açıkladı.
“Uzun yıllar boyunca izleyicinin beğenisini kazanan şahane bir oyuncu”
Vakıf’tan yapılan açıklamada, “Mizahın, dramın ve toplumsal eleştirinin ustaca harmanlandığı karakterleriyle uzun yıllar boyunca izleyicinin beğenisini kazanan şahane bir oyuncu olmasının yanı sıra sanatı yaşam tarzı haline getirmesi, sahneye ve ekrana adanmış bir ömürle Türkiye’nin kültürel hafızasında derin izler bırakması” nedeniyle Gezen’in bu ödüle layık bulunduğu belirtildi.
Sanat Çınarı Ödülü’nün sahibi Şefika Kutluer
Sanat Çınarı Ödülü’nü, müzik evreninde “Sihirli Flüt” olarak tanınan “Devlet Flüt Solisti” Şefika Kutluer’e verilmesinin gerekçesini Vakıf, “Flüt ile çok yönlü bir anlatım dili geliştirmesi, sadece müzikle sınırlı kalmayıp, sanata yönelik bakış açısıyla da bir ilham kaynağı haline gelmesi, kendi adına düzenlediği müzik festivalini uluslararası bir sanat etkinliği haline getirmesi ve müziğiyle dünya çapında büyük bir hayran kitlesi edinmesi” şeklinde açıkladı.
Kitle İletişim Ödülü Kurtuluş Özyazıcı’ya verilecek
Vakıf, Kitle İletişim Ödülü’nün “deneyimlerini yapımcı olarak Ankara Radyosu’nda hazırladığı belgesel, eğitim-kültür, müzik programlarına yansıtmakla kalmayıp, aynı zamanda eğitimler verdiği radyo yayıncılarına aktarması, editörlük ve program seçiciliği yaparak Ankara Film Festivali‘ne katkılarda bulunması, sinema yazılarıyla sinema sanatına kalıcı bilgiler üretmesi” nedeniyle prodüktör Kurtuluş Özyazıcı’ya verileceğini bildirdi.
Vakıf Özel Ödülü: Selda Taşkın ve Berkay Ateş
Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı’nın iki yıl önce başlattığı, “alanındaki çalışmaları ile farklılık yaratan, kendi inandığı yolda ilerleyen ve üreten isimlere Vakıf Özel Ödülü verilmesi” uygulaması bu yıl üçüncü ödüllerini veriyor.
Bu sene Vakıf Özel Ödüllerinden ilki, üniversite eğitimi boyunca Nisi Masa (Avrupa Genç Sinemacılar Ağı) gibi kültür sanat kurumlarında görsel üretim ve organizasyon işlerinde çalışan, 2009’da Punctum Creative Productions şirketini kurarak; reklam, film ve animasyon projelerinde yönetmen, yapımcı ve kurgucu olarak çalışmaya başlayan, 70.? ?Berlin Film Festivali kapsamında Berlinale Talents’e seçilen ve birçok ödüle layık görülen Selda Taşkın’a verilecek.
Bu sene Vakıf Özel Ödüllerinden ikincisi ise, Abluka filminde Ahmet karakteriyle 22. Altın Koza Film Festivali’nde Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanan, Görülmüştür filminde Zakir karakteriyle 30. Ankara Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görülen, çeşitli tiyatro oyunlarında boy gösterdikten sonra sinemaya yönelen, Yarım Kalan Mucize filminde İsyancı, Karanlık Gece filminde İshak karakterine can veren oyuncu Berkay Ateş’e verilecek.
35. Ankara Film Festivali’nin, farklı alanlarda verilecek Onur Ödülleri, 7 Kasım’da düzenlenecek açılış töreniyle sahiplerini bulacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>34’üncü yaşında giren Akın Akınözü’nun bu annesiz geçirdiği ilk doğum günü.
Yaş gününde annesini duygusal bir mesaj ile yad eden Akın Akınözü, doğum günü pastasının hemen yanına Özlem Akınözü’nün fotoğrafını koydu.
“KANATLANIP YANINA UÇANA KADAR KOŞMAYA DEVAM EDECEĞİM”
Ardından bebekken annesi Özlem Akınözü ile olan fotoğrafını yayımlayıp “Bu fotoğrafımla bana hazırlattığın doğum günü hediyemi, sana sarılamadan ve sesini duyamadan geçirdiğim ilk doğum günümde daha da iyi anlıyorum. Sana söz; kanatlanıp yanına uçana kadar koşmaya devam edeceğim canım annem” ifadelerini kullandı.
“İYİ Kİ SENİN OĞLUŞUN OLMUŞUM”
Ardından annesinin vefatı sonrası kendisine destek olan arkadaşları ve takipçilerine teşekkürlerini ileten Akın Akınözü; paylaşımına şu notu düştü; “Koşabilmem için beni her daim motive eden, destek veren ve annemin gözünü arkada bırakmayan siz aileme de; teşekkürlerimi bugün her zamankinden daha da fazla hissederek sunuyorum. Artık demesi biraz zor olsa da iyi ki doğmuşum ve senin oğluşun olmuşum.”
Öte yandan uzun süredir kanser tedavisi gören Özlem Akınözü, 59 yaşında hayata veda etmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Barış Arduç, eşi Gupse Özay’ın yoğunluğundan dolayı kendisine eşlik edemediğini söylerken, yakında bir dijital platformda yeni bir projeye başlayacağını belirtti. Arduç; kirada oturdukları evi 2 milyon dolara satın aldıkları yönündeki iddiaları; “Evet, evi satın aldık ama böyle bir rakamlar yok” sözleriyle yalanladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dizide; ‘Devran’ karakterine hayat veren Aras Bulut İynemli, sokakta futbol oynayan çocuklara bir ara eşlik ederken attığı gol sonrasında milli futbolcu Arda Güler’in son gol sevincini yaptı.

Fenerbahçe’den Real Madrid’e geçtiğimiz yıl transfer olan 19 yaşındaki milli futbolcu Arda Güler, gol sevincinin ne anlama geldiğini şu şekilde açıklamıştı; “Gol sevincim tevekküle dayanıyor. Her şeyin Allah’tan geldiğine inanıyorum. Benim kötü gördüğüm sakatlıklar olabilir ama çok çalıştığım sürece her şeyin iyi olacağına inanıyorum. Her gün çok çalışıyorum, gerisini de Allah’a bırakıyorum.”
REKLAM
‘DEHA’NIN KONUSU
Senaryosunu; Damla Serim’in yazdığı, yönetmenliği Umut Aral’ın üstlendiği ‘Deha’, biri iyilikte biri kötülükte deha olan baba oğulun, yıllar sonra gerçekleşen yüzleşmesiyle başlayan intikam hikâyesinde herkesin farkında olmadığı yüzüyle tanışacağı derinlikli bir hikayeyi ekranlara taşıyor.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Javier Bardem, törenin ardından Gazze ile ilgili dikkat çekici bir açıklama yaptı. ‘Netanyahu, tüm insanlığa karşı suç işliyor’ diyen ünlü oyuncu, uluslararası organizasyonların harekete geçmesi gerektiğini dile getirdi.
REKLAM
Javier Bardem, İsrail’i ve ona destek veren ülkeleri eleştirerek; “Gazze’de olanlar kabul edilemez, korkunç ve insanlık dışı suçlar işleniyor. İsrail tarihinin en radikal hükümeti, insanlığa karşı insanlık suçları işliyor. Hamas’ın acımasız saldırıları, Filistin halkının maruz kaldığı ağır cezayı haklı çıkaramaz. Çatışmanın sona erdirilmesi için (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu ve Hamas’ın dışarıda bırakıldığı başka aktörlerle müzakereler yapılmalıdır” dedi.

Javier Bardem; “Toplum olarak bu tür saldırıların karşısında pasif kalamayız. Hepimiz orada olup bitenlerin mağduruyuz ve bu suçları söyleme zorunluluğumuz ve sorumluluğumuz var. Toplum, İsrail’e yönelik eleştirinin antisemitizmle, Hamas’a yönelik eleştirinin ise İslamofobiyle hiçbir ilgisinin olmadığını anlamaya başlıyor” diye konuştu.
Donostia Ödülü’ne geçen yıl lâyık görülen ancak o dönemde ABD’deki sinema sanatçılarının grevine destek verdiğinden ödülünü bu yıl alabilen Javier Bardem; “Dünyada tüm yaşananları görüp kutlama yapmanın mümkün olmadığını” ifade etti. Bardem’in bu sözleri, ayakta alkışlandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>En son başrolünü üstlendiği 2023 yapımı ‘Barbie’ filmiyle tüm dünyayı kasıp kavuran ünlü Avustralyalı oyuncu, büyüyen karnıyla önceki gün Batı Hollywood’da bir kız arkadaşıyla birlikte restorandan çıkarken görüntülendi.
Vücudunu saran mavi bir elbise giyen 34 yaşındaki Margot Robbie’nin karnının iyice belirginleşmesi dikkat çekti.
Margot Robbie dün de Santa Monica sokaklarında yürürken görüntülendi. Bu defa Robbie’nin üzerinde göbeğinin bir kısmını açıkta bırakan bir tişört vardı.
DÖRT ÇOCUK İSTİYOR
34 yaşındaki film yapımcısı Tom Ackerley ile evli olan Margot Robbie, bir röportajında; “Bir sürü çocuk istiyorum. Dört çocuklu bir ailede büyüdüm. O nedenle dört rakamı kulağa hoş geliyor” demişti.
Margot Robbie, daha önce katıldığı bir TV programında da çocuklarını Avustralya’da büyütmek istediğini söylemiş, İngiliz eşi Tom Ackerley için, “Avustralya’yı seviyor. ‘İnsanlar neden Avustralya’dan ayrılırlar, anlamıyorum’ diyor” şeklinde konuşmuştu.
SETTE TANIŞTILAR
Margot Robbie ile Tom Ackerley, 2013’te İkinci Dünya Savaşı draması ‘Aşk Uğruna’nın (Suite Française) setinde tanıştı. Margot, filmin oyuncusu; Ackerley ise yardımcı yönetmeniydi.
Bir yıl sonra ilişkileri başlayan çift, Aralık 2016’da Avustralya’nın Byron Körfezi’nde özel bir törenle evlendi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzun süredir aşk yaşaran Rabia Soytürk ile Samet Vuruşan, evlenme kararı aldı.
Rabia Soytürk’e evlilik teklifinde bulunan Samet Vuruşan, sevgilisinden; “Evet” yanıtını aldı.
Çiftin mutlu anlarını yakın arkadaşları Sercan Yaşar, sosyal medya hesabından; “O ‘Evet’ dedi” notuyla yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de kurduğu yeni hayatındaki zor günleri geride bırakan Tolga Karel, yeniden baba oldu. Karel, son 9 yılda 4, toplamda 5’inci kez baba oldu.
“AİLEMİZİN YENİ ÜYESİ”
Müjdeli haberi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyuran Tolga Karel, sevincini; “Ailemizin yeni güzel üyesi. Ailemize hoş geldin tatlı kalp” sözleriyle duyurdu.
BEBEĞİN CİNSİYETİNİ DE AÇIKLADI
Ayrıca bebeğin cinsiyetini de açıklayan Tolga Karel; “Ne kadar güzel bir kız, küçük şey” ifadelerini kullanarak kızı olduğunu duyurdu.
Tolga Karel, doğum sonrası hastanede çocuklarının yeni doğan kardeşleriyle birlikte çektirdiği fotoğraflarını yayımladı.
Tolga Karel, 2011 – 2015 arasında Günay Musayeva ile evlilik yaşamıştı. Oyuncu oğlu Cihangir, bu beraberlikten dünyaya gelmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>52 yaşında kalp krizi nedeniyle hayatını kaybeden Metin Arolat’a ilk veda, Teşvikiye Camii’nde gerçekleştirildi. Arolat’ın cenazesi, dün öğlen namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonrası memleketi İzmir’e gönderildi.
“ÇOK KÖTÜ OLDUM” DEMİŞTİ
Cenazeye katılan pek çok ünlü arasında Demet Akalın da katılmış ve arkadaşı için gözyaşı döküp; “Yani belki diyorum orada hastaneye yetişse orada bir şeye müdahale edilse evde gelip belki yalnız uykusunda ölecekti bilemezsin ki. Artık orası Allah’ın bileceği iş. İnsan yakıştıramıyor işte Meto’ya yakıştıramadım ölümü. Gördüğümde sabahın körüydü ve çok kötü oldum” ifadelerini kullanmıştı.
“SAYGI DUYUN”
Cenaze namazının kılınmasından saatler sonra sosyal medya hesabından konser tarihini yayımlayan Demet Akalın’ı bazı sosyal medya kullanıcıları, yas tutmamakla eleştirdi. Bunun üzerine Akalın, kendisini eleştirenlere yönelik bir mesaj yayımladı ve şu sözlerle adeta ateş püskürdü;
Biri yazmış ‘Yas tut…’ Adamın zaten vasiyeti; ‘Hayat, devam etsin. Sakın yas tutmak yok.’ Kendi anneciği bile gittiğinde sahneye çıktı. İnsanların acıları baş etme yöntemlerine, hayatlarına saygı duyun. Duymuyorsanız da duyar kasmayın. Gece gece hâlâ akıl fikir yok. Tövbe yarabbi.
Metin Arolat’a ilk veda Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son dakika: Diyarbakır’da 21 Ağustos günü Kur’an kursundan çıktıktan sonra evine giderken kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedeni Eğerdurmaz dere yatağında çuval içerisinde bulundu.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma kapsamında, Narin’in annesi ile ağabeyinin de aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklandı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Küçük kızın Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsisinde patoloji birimi tarafından rapor hazırlandı.

Narin’in Histopatoloji raporunda, patoloji bölümüne gönderilen Narin’in bedenine ait bölümlerin birçok yerinde çürüme ve sıvılaşma meydana geldiği tespit edildi.

BOYUN BÖLGESİNDE KANAMA
İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda 91 numune üzerinde yapılan incelemelerde boğularak öldürüldüğü belirlenen Narin ile ilgili hazırlanan raporda, Narin’in boyun bölgesinde meydana gelen kanamaların detayları yer aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin konuştuğu esrarengiz olay Kastamonu’da gerçekleşti. 50 yaşındaki 4 çocuk annesi Hatice Musaoğlu’ndan 18 yıldır haber alınamıyor.

“KAFASINA VURDU BOĞMAYA KALKTI”
Musaoğlu’nu bulmak için Müge Anlı’ya başvuran kayıp kadının kızı annesinin bulunamamasından kardeşi Aydın Musaoğlu’nu sorumlu tuttu ve şu ifadeleri kullandı, “Babam vefat ettiğinde abim bekardı. Sonrasında evlendi ve annemle birlikte yaşamaya başladı. O dönem olayların tam farkında değildim, eşim ilgilenmek için köye gitti ve benim gitmemi istemedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Annem, damadıyla telefonda konuşurken abim annemin kafasına vurmuş ve telefon kapanmış. Olayı, abimin 3,5 yaşındaki kızı anlattı; ‘Babaannem telefonla konuşurken babam sobanın demir çubuğuyla kafasına vurdu, kan aktı, sonra boğmaya kalktı ve çuvala koyup yukarı kata attı’ dedi. O konuşmadan sonra annemden bir daha haber alamadık” ifadelerini kullandı.

Bu iddiaların ardından Aydın Musaoğlu programa telefonla bağlandı. Aralarında oda meselesi yüzünden anlaşmazlık olduğunu doğrulayan Aydın, “Eşimle ahıra yakın olan odada kalmak istedik ama annem bu duruma karşı çıktı. Sonrasında anlaştık ve annem başka bir odaya geçti” dedi. Bu açıklama karşısında Müge Anlı, Aydın’a tepki göstererek, “Burası senin evin değil. Kadının evine gelip, onu odasından kovuyorsun!” dedi.

‘ANNESİ İÇİN KAYIP BAŞVURUSUNDA BULUNMAMIŞ’
Aydın Musaoğlu, annesinin kaybolduğu gün gri bir araca bindiğini öne sürerken, Müge Anlı’nın “Neden o aracın peşine düşmediniz?” sorusuna net bir yanıt veremedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Müge Anlı yeni bölümde akıllara durgunluk veren bir olay yaşanıyor. Tam 18 yıldır kayıp durumda olan Hatice Musaoğlu dosyası kızının başvurusuyla yeniden programda konuşulmaya başladı. Kayıp kadının kızları Aydın Musaoğlu yönündeki şüphelerini başarılı sunucuya iletti. Babadan kalan miras konusu sebep gösterilirken Musaoğlu’nun çelişkili ifadeleri cinayeti adım adım ortaya çıkardı…

Müge Anlı ile Tatlı Sert programına annesinin 18 yıl önceki kaybı için başvuran Melek Hanım okları kardeşine döndürdü. Kayıp kadının oğlu Aydın Musaoğlu’ndan şüphelendiklerini aktaran kız kardeşlerin ardından Müge Anlı olayı incelemeye başladı.

Tam 18 yıl önce ortadan kaybolan Hatice Musaoğlu 50 yaşındaydı. Abilerinin babalarından kalan mirası almak için annelerini öldürebileceğini düşünen kız kardeşlerin ardından okların hedefindeki isme mikrofon yöneltildi.

Aydın Musaoğlu ilk etapta hakkındaki suçlamaları reddetti. Ancak ortaya çıkan detaylar onu hedefte tutmaya devam etti.

Hatice Hanım’ın kaybolmadan önce jandarmayı eve çağırdığı geliniyle oğlunun köydeki kendine ait evine taşındıklarını ihbar ettiği ortaya çıktı.
Aydın Musaoğlu bu sırada kardeşi Cemile’yi suçluyordu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ağır yaralanan Yasin Demirtaş, olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansla Ceylanpınar Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralı, buradaki tüm doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılmayarak hayatını kaybetti. Köy korucusu ise karakola gidip jandarmayla teslim oldu.
Yasin Demirtaş’ın cenazesi otopsi işlemleri için Şanlıurfa adli tıp kurumuna götürüldü. Jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tekirdağ’ın Malkara İlçesi’nde yaşayan Bakiye Y., kızı Sıla Y.’yi 2 Ağustos’ta Malkara Devlet Hastanesi’ne götürdü. Bakiye Y., vücudunda morluklar olan çocuğunun bıraktığı komşusu tarafından düşürüldüğünü ve yaralandığını söyledi. Muayenesi yapılan Sıla Y., daha sonra annesine teslim edilip evine gönderildi. 8 Eylül akşamı Sıla Y. yeniden Malkara Devlet Hastanesi’ne götürüldü.

DARP İZLER VE MORLUKLAR…
Baygın haldeki Sıla Y.’yi muayene eden doktorlar, darp izleri ve morlukları görünce durumu polise bildirdi. Durumu ağır olan S.Y., Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Muayene edilen Sıla Y.’nin beyin kanaması geçirdiği belirlendi, vücudunda fiziksel şiddete uğradığına yönelik bulgular elde edildi ve ameliyat edildi. Hastane ayrıca Sıla Y.’den aldığı DNA örneklerini incelenmek üzere Tekirdağ Adli Tıp Kurumu’na gönderdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

ABLASI DEVLET KORUMASINA ALINDI
Malkara Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlatırken, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü de aile ve komşuların bilgisine başvurdu. Bakiye Y., kızının bıraktığı komşularında televizyon ünitesinden düşerek yaralandığını iddia etti. Müdürlük, anne ve üvey baba Sanlı Ö. hakkında suç duyurusunda bulunurken, ailenin 5 yaşındaki diğer kızları koruma altına alındı.

KAN DONDURAN OLAYDA 5 TUTUKLAMA VAR
Gizlilik kararı alınan soruşturma kapsamında, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Bakiye Y.’nin de aralarında olduğu 5 şüpheliyi gözaltına aldı. Soruşturmada Bakiye Y., dini nikahla birlikte yaşadığı Sanlı Ö., komşusu Kani A. ile bebeğin bırakıldığı komşunun çocukları G.A. ve K.A. tutuklandı. Tekirdağ Barosu Başkanı Egemen Gürcün, 11 Eylül’de yaptığı açıklamada, Sıla Y.’nin cinsel istismara uğradığının adli tıp raporlarıyla kesinleştiğini açıkladı.

İŞTE ANNENİN İFADESİ: MORLUKLARI GÖRDÜM
Öte yandan uyuşturucu kullanmaktan ve polise tehditten suç kaydı olduğu belirlenen anne Bakiye Y. ifadesinde, “İş olduğunda çocuğumu Kani A.’nın evine bırakıyordum. İlk olayda bana çocuğumun düştüğünü söylediler. Eve gelip, çocuğuma baktığımda vücudunda morluklar vardı. Hastaneye götürdüm, çocuğun düştüğünü söyledim, daha sonra tedavisini yapıp eve gönderdiler. En son yaşanan olayda komşuma gidip, çocuğuma baktığımda yine morlukların olduğunu gördüm. Baygındı, ben de 112’yi çağırdım. Sonrasında Malkara Devlet Hastanesi’ne götürdük. Oradan şehir hastanesine sevk ettiler” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, geçtiğimiz Salı günü saat 21.00 sıralarında Kestel ilçesi Kale Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aralarında daha önceden husumet bulunan S.K. (45) ile İ.K. yaşadıkları sokak üzerinde yeniden karşılaştı.

Aralarında tartışma kısa sürede büyürken taraflar birbirlerine saldırmaya başladı. İ.K., yanında bulundurduğu bıçak ile S.K.’yı vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklayarak ağır yaralayarak sırra kadem bastı. Olay yerinde bulunan kimliği belirsiz bir kişi ise ağır yaralı şekilde yerde yatan S.K.’ya yumruk atarak darp etti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan S.K.’ye yaptığı ilk müdahalesinin ardından Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı.

KISA SÜREDE YAKALANDI
Olay sonrası harekete geçen Kestel İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler şüpheli İ.K.’yi kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri tamamlnan İ.K. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Vücudunun çeşitli yerlerine aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanan S.K.’nın hayati tehlikesinin sürdüğü ve yoğun bakımda olduğu öğrenildi.
Bursa’da sokakta karşılaştığı husumetlisini bıçaklayarak ağır yaraladı: O anlar kamerada
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tekirdağ’ın Malkara İlçesi’nde yaşayan Bakiye Yeniçeri, kızı Sıla Y.’yi 8 Eylül akşamı Malkara Devlet Hastanesi’ne götürdü. Baygın haldeki Sıla Y.’yi muayene eden doktorlar, darp izleri ve morlukları görünce durumu polise bildirdi. Durumu ağır olan S.Y., Tekirdağ İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.

Muayene edilen Sıla Y.’nin beyin kanaması geçirdiği belirlendi, vücudunda fiziksel şiddete uğradığına yönelik bulgular elde edildi ve ameliyata alındı. Hastane ayrıca Sıla Y.’den aldığı DNA örneklerini incelenmek üzere Tekirdağ Adli Tıp Kurumu’na gönderdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

5 YAŞINDAKİ DİĞER KIZI KORUMAYA ALINDI
Malkara Cumhuriyet Başsavcılığı, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinesinde olayla ilgili soruşturma başlatırken, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü de aile ve komşuların bilgisine başvurdu. Bakiye Yeniçeri, kızının bıraktığı komşularında televizyon ünitesinden düşerek yaralandığını iddia etti. Müdürlük, anne ve üvey baba Sanlı Ö. hakkında suç duyurusunda bulunurken, ailenin 5 yaşındaki diğer kızları koruma altına alındı.

5 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Bakiye Yeniçeri’nin de aralarında olduğu 5 şüpheliyi gözaltına aldı. Soruşturmada Bakiye Yeniçeri, dini nikahla birlikte yaşadığı Sanlı Ö., komşusu Kani A. ile bebeğin bırakıldığı komşunun çocukları G.A. ve K.A. tutuklandı. Şüpheliler Sıla Y.’nin bebek arabasını almak isterken düşüp yaralandığını iddia etti. Tekirdağ Barosu Başkanı Egemen Gürcün, 11 Eylül’de yaptığı açıklamada, Sıla Y.’nin cinsel istismara uğradığının adli tıp raporlarıyla kesinleştiğini açıkladı

SUÇ DELİLİNİ ÇÖPE ATMIŞLAR!
Anne Bakiye Yeniçeri’nin 5 Eylül’de komşu çocukları K.A. ve G.K.’nın cinsel saldırısına maruz kaldığını fark ettiği fakat polise başvurmadığı anlaşıldı. Küçük Sıla Y.’nin bezinde annesi tarafından kan görüldüğü fakat annesi tarafından olayın örtbas edilip suç delili olan bezin çöpe atıldığı anlaşıldı. Şüphelilerin küçük kızı altını değiştirme bahanesiyle istismar ettiği kaydedildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine jandarma, 112 acil sağlık ve arama-kurtarma ekipleri sevk edildi. Devrilen minibüste ilk belirlemelere göre 5’i çocuk 15 kişi yaralandı.

Yaralılardan bazıları, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesi sonrası ambulansla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Bazı yaralıları ise uçurumdan kurtarmak için çalışma başlatıldı. Bölgede kurtarma çalışmaları sürerken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydın’da 4 Eylül akşamı Karacasu-Tavas kara yolunda feci bir kaza yaşandı. A.G. yönetimindeki 45 RA 7474 plakalı kamyonet, karşı yönden gelen Melike Seven idaresindeki 34 ZC 701 plakalı otomobille çarpıştı.

Kazada 1’i ağır 5 kişi yaralandı. Otomobil sürücüsü Melike Seven araçta sıkıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İhbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, jandarma ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralılar ambulanslarla Nazilli Devlet Hastanesi’ne götürüldü

Tedaviye alınan yaralılardan Melike Seven’in 17 Eylül’de öğle saatlerinde beyin ölümü gerçekleşti. Nazilli Devlet Hastanesi Organ Bağış ekibinin durumu bildirdiği Seven’in ailesi, organlarını bağışlama kararı aldı.

Seven’in bağışlanan organlarından kalbi, karaciğeri ve böbrekleri ameliyatla alındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Can Sinan Tekgündüz’ün ölüm haberini, Hamdi Alkan, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla duyurdu.
Hamdi Alkan, yaptığı paylaşımda; “Can dostumuz, birlikte gülüp birlikte ağladığımız, sinema ve televizyon dünyamızın başarılı senaristlerinden Can Sinan Tekgündüz’ü geçirdiği rahatsızlığın ardından tedavi gördüğü hastanede kaybettik. Ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı dileriz. Cenaze detaylarını netleştikçe duyuracağız” ifadelerini kullandı.
Fotoğraflar: Instagram, AA
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1980’li – 1990’lı yıllardan günümüze kadar uzanan başarılı kariyer yolculuğu ile geçtiğimiz hafta müzik ve eğlence sektörüne olan olağanüstü katkıları nedeniyle London Fashion Week’te (Londra Moda Haftası) ikon ödülü alan ve canlı performansıyla gecenin en çok konuşulan isimlerinden biri olan Kym Mazelle, Türk müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

House müziğin öncülerinden biri olarak kabul edilen ve müziğinde house, disco, soul ve pop müziğini ustaca birleştiren ABD’li şarkıcı Kym Mazelle, BKM Organizasyonu ile 28 Eylül’de Maximum Uniq Açıkhava’da düzenlenecek “Beynelminel Bir Buluşma” etkinliğinde Selda Bağcan’dan hemen önce sahnede olacak.

Sanatçı Hakkında: İlk kez 1990’lı yıllarda Türkiye’de konser veren Mazelle, 1980’li yılların sonu ve 90’ların başında Avrupa ve Birleşik Krallık’ta House müziğinin yayılmasında öncü bir rol oynadı. Dünya müziğine kazandırdığı eşsiz tarzıyla “House Müziğinin First Lady’si” olarak tanınan Mazelle, kariyeri boyunca Mick Jagger, Chaka Khan, David Guetta ve Grace Jones gibi efsanevi isimlerle çalışarak müzik dünyasında önemli bir iz bıraktı. Sanatçı, 1996 yapımı Baz Luhrmann filmi William Shakespeare’in Romeo + Juliet’inde ve ayrıca yönetmenin Something for Everybody adlı remiks albümünde yer alan “Young Hearts Run Free” adlı şarkının cover versiyonunu yayınladı. Film müziği, Amerika Birleşik Devletleri’nde üçlü platin aldı.

Türk müzik kültürünün dünyadaki en önemli seslerinden Selda Bağcan, sınırları aşmış sesi ve yorumuyla 28 Eylül’de Maximum Uniq Açıkhava’da sahnede olacak. Sahneyi tarzının en güçlü yorumcularıyla paylaşacak. Müziğin birleştirici gücü ile sahnede olacak olan isimler; soul müziğin efsane ismi Kmy Mazelle, genç müzik janrının yükselen ismi Kum ve Dj Artemis unutulmaz bir konser verecek.
28 Eylül Maximum Uniq Açıkhava Akış
18:00: Kapı Açılış
18:00 – 19:00: DJ Artemis
19:45: Kum
20:45: Kym Mazelle
21:30: Selda Bağcan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>42 yaşındaki Galler Prensesi, dün eşi Prens William ile birlikte kurdukları Kraliyet Vakfı’nın bir parçası olan ve yardım programları geliştiren Erken Çocukluk Merkezi’nin ekip üyeleriyle bir araya geldi. Merkez, erken çocukluk gelişimi üzerine araştırmalar yürütüyor.
Kraliyet ailesinin günlük faaliyetlerinin resmi kaydı olan Mahkeme Genelgesi’ne göre toplantı, Windsor Kalesi’nde gerçekleşti.
Toplantı, Prenses Kate’in 9 Eylül’de sosyal medyada yayınlanan bir video aracılığıyla kemoterapiyi tamamladığını açıklamasının ardından geldi. 42 yaşındaki Prens William’ın yanı sıra çiftin 3 çocuğu Prens George (10), Prenses Charlotte (9) ve Prens Louis’nin (6)de yer aldığı video, Prenses Kate’in yakın gelecekte kraliyet görevlerine dönüş yapacağının sinyalini vermişti.
Prenses Kate Middleton’a ocak ayında geçirdiği karın ameliyatı sonrası teşhis konulmuştu. Kemoterapi sürecini tamamladığını samimi görüntülerin olduğu bir aile videosuyla duyuran Middleton, kanserin teşhisi sonrasını fırtınalı sular olarak tarif etmiş ve yaşadığı tecrübeyi “karmaşık, korkulu ve öngörülemez” olarak tanımlamıştı.
Prenses’in bu yılın devamında birkaç resmi etkinlikte yer alabileceği ifade edilirken, saray kaynakları Middleton’ın tam anlamıyla eski hayatına dönüşü için daha çok yolu olduğunu belirtmişti.
Prenses de videoda bundan sonraki tedavi süreci için, “Tam iyileşme için yolum uzun, günbegün yaşamaya devam ediyorum” demişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başrollerinde Halil Ergün, Ali Kürşat Uzun ve Erkan Petekkaya’nın yer aldığı, güçlü oyuncu kadrosu ve duygusal hikayesi ile merakla beklenen ‘Dedemin Gözyaşları’ sinema filmi 20 Eylül’de vizyona giriyor.
Yıldıray Gürgen’in müziklerine hayat verdiği; sevgi, umut ve fedakarlığın iç içe geçtiği bu dokunaklı hikâye, izleyicileri hem hüzünlendirecek hem de gerçek dostluğun ve dürüstlüğün gücünü hatırlatarak, hayatın anlamını ve sevdiklerimize sahip çıkmanın önemini en derinden hissettirecek ve kalplere dokunacak.
FİLMİN KONUSU:
Lösemiyle mücadele eden torunu Mustafa’yı büyük bir sevgiyle büyüten Kemal’in hayatı, hiç beklemediği bir anda, bambaşka bir yöne savrulur. Küçük bir sahil kasabasında, dedesinin yanında mutlu bir çocukluk geçiren Mustafa’nın 10 yaşında yakalandığı amansız hastalık hem Kemal’i hem de tüm mahalleyi derinden etkiler. Bu zorlu süreçte, dede Kemal ile tanışan bir muhabirin gerçek kimliğini saklayarak haber peşinde koşması, beklenmedik olayların fitilini ateşler.
OYUNCULAR:
Halil Ergün, Ali Kürşat Uzun, Erkan Petekkaya, Cem Kılıç, Seda Tosun, Turgay Tanülkü, Ali İpin, Aliye Uzunatağan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Geçen pazar, acil servise gittikten sonra alt karın ağrımın evre 3C yumurtalık kanseri nedeniyle olduğunu öğrendim” diyen ünlü model; “Korku, acı ve gözyaşlarıyla ama çoğunlukla sevgi, umut, kahkaha ve güçle dolu bir haftaydı” ifadesini kullandı.
“Önümde uzun bir yol var ama bunun üstesinden geleceğimi biliyorum” diyen Bianca Balti; “Şimdiye kadar, kanser bana hayattaki engellere rağmen güzel şeylere tutunma şansı verdi” mesajını paylaştı.
3 kız çocuk annesi Bianca Balti; “Çok daha iyiyim ve bunu öğrendiğim için çok mutluyum” derken, ameliyattan yeni çıktığını ve kemoterapiye hazırlandığını belirtti.
Ünlü model, ameliyat sonrası durumunu şu sözlerle özetledi: Çok iyiyim, yemin ederim. Her şey için çok, çok, çok büyük umutlarım var. Benim için endişelenmeyin ve beni yakında çok sağlıklı göreceksiniz.
Bianca Balti daha önce de sağlık sorunları hakkında açıklama yapmıştı. Ünlü model, 2022’de verdiği röportajda, taşıdığı BRCA1 geni nedeniyle hayatı boyunca meme kanseri olma ihtimalinin yüzde 50 ve yumurtalık kanseri olma ihtimalinin yüzde 30 olduğunu söylemişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KadıköyModa’da bir ev boşaltılırken fark edilen robdöşambr, mirasçılar tarafından önemli bir eser olabilir düşüncesiyle antikacıya iletildi. Eserin teslim edildiği antikacı, robdöşambrın önemini fark ederek, ünlü modacı Cemil İpekçi ile akademisyenlerin görüşüne başvurdu. Eser daha sonra koleksiyoner Şadiye Ulusoy tarafından, analiz edilmek üzere enstitüye teslim edildi.
İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü Taşınabilir Kültür Varlıkları Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarına getirilen robdöşambrın madde tayini ve iplik analizleri, Prof. Dr. Hülya Tezcan danışmanlığında, Doç. Dr. Meral Özumay tarafından yapıldı.
Çalışmaları 6 ay devam eden eserde kullanılan malzeme ve boyar maddenin sentetik olduğu tespit edildi. Sonuçlar, eser sahibi Ulusoy’a sunuldu.
“Boyamasını doğal boyayla gerçekleştiriyoruz”
Laboratuvar ekibinden konservatör Elif Sıla Mollaalioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, robdöşambr sürecinin en önemli kısmının belgeleme aşaması olduğunu belirterek, “Biz bu aşamaları, fotoğraflama, visual (görsel) analizler ve daha sonrasında mikroskobik analizler, hepsini birlikte değerlendirerek, eseri bir sonraki aşamaya getirdik. 6 ay gibi bir süreç içerisinde eserin tamamlanmasını sağladık.” dedi.
Boyama Laboratuvarı yürütücüsü Benan Bayram da kurumda restorasyon ve konservasyon laboratuvarının dahilinde, doğal boyama laboratuvarında çalıştıklarını aktardı.
Bayram, sürece dair şu bilgileri verdi:
“Burada eserler geldikten sonra bütün çalışmalar tamamlanıyor. Hatta analizleri de bittikten sonra gerekli tekstil eserlerde parça kayıpları, süzülmeler varsa tamamlanıyor. Biz buralarda genellikle ipek kullanıyoruz. Boyamasını doğal boyayla gerçekleştiriyoruz. Daha sonra arkadaşlarımız restorasyonu tamamlayarak eseri bütünlemeye gayret ediyor. Bu eserde de gerekli analiz yapıldıktan sonra doğal boyama üzerine çalışmalarımızı ve denemelerimizi yaptık. Denemeler neticesinde esere en uygun renk tonunu, yine doğal boyar maddelerle, kök boyayla neticeye ulaştık. İpek kumaş ve ipek iplik olmak üzere boyamalarımızı tamamladık. Daha sonra da arkadaşlarımız bu kumaş ve iplikle restorasyonu tamamladı.”
Olgunlaşma Enstitüsünde restorasyon bölümünde çalışan Kübra Kılınç ise çeşitli ipeklerle çalışmaları sürdürdüklerini dile getirerek, “Doğal boyamadan gelen kumaşlar, ilk önce Ödemiş ipeği yerleştirip puntolama tekniğiyle dikildi. Ondan sonra Lyon ipeğinin üzerine kaplanarak tekrardan eserimiz puntolama tekniğiyle dikilerek sağlamlaştırıldı. Prof. Dr. Hülya Tezcan’ın dediği gibi, eser Abdülhamid’e özel, yurt dışında dikilmiş. Ona özel dikildiği ve kullanıldığı söyleniyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAĞCILAR Belediyesi, İsrail’in Gazze’de yok ettiği zeytin ağaçlarına dikkat çekmek amacıyla Filistin ve Doğa İçin Dayanışma Etkinliği gerçekleştirdi. Bu kapsamda ilçede eğitim gören bir grup ortaokul öğrenci, Filistin bayraklarıyla süslenen alanda ‘Zeytin Çekirdeğinden Tespih Yapım Atölyesi’nde bir araya geldi. Tespihlerin satışından elde edilecek gelir Gazze’deki Filistinlilere bağışlanacak.
Programda Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, sanatçı Turan Erdiren ve öğrenciler birlikte zeytin çekirdeklerinden tespih yaptılar. Bu tesbihlerin satışından elde edilen gelir, Filistin’deki zeytin ağaçlarının korunmasına ve tahribata uğrayan tarım alanlarından kaynaklanan gelir kaybını telafi etmeye yönelik olarak Filistinlilere bağışlanacak.
‘TESBİHLERİMİZ, ONLARIN HATIRASINI YAŞATMAK İÇİN BİRER SİMGE OLACAKTIR’
Etkinliğin sadece bir doğa koruma hareketi değil, aynı zamanda bir dayanışma olduğunu dile getiren Özdemir, “Bir yandan Filistinli kardeşlerimizin katledilmesini protesto ederken diğer yandan da katledilen doğanın, zeytin ağaçlarının durumunu tüm dünyaya ilan etmek ve bu duyarlılığı ortaya koymak maksadıyla bir aradayız. Çok kıymetli bir çalışma. Fabrikalardan alınan zeytin çekirdeklerinden tespih yapıyoruz. Tesbihlerimiz, hem bu ağaçlara olan saygımızı ifade etmek hem de onların hatırasını yaşatmak için birer simge olacaktır” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy:
“35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık”
“Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu”
“Türk milleti aradan kaç yıl geçerse geçsin, Anadolu coğrafyasından kaçırılan eserin peşine düşer, o eseri bulur ve iadesini gerçekleştirir”
ÇANKIRI – Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 1980’li yıllardan yurtdışına kaçırılan 2 bin 500 yıllık eserin Türkiye’ye iade edilmesini sağladıklarını açıklayarak, “Türünün nadide örneklerinden birisi. 1980’li yılların başında Manisa bölgesindeki bir mezardan kaçak kazı ile kaçırıldığı ortaya çıkartılan bir eser. Ama ne yaptık, 35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bir dizi programa katılmak üzere Çankırı’yı ziyaret etti. Bakan Ersoy’un Çankırı’daki ilk durağı Çankırı Valiliği oldu. Çankırı Valisi Mustafa Fırat Taşolar’ı ziyaret eden Bakan Ersoy, daha sonra AK Parti tarafından düzenlenen Türkiye Buluşmaları programına katıldı. Programda konuşan Bakan Ersoy, 1980’li yıllarda Türkiye’den kaçırılan 2 bin 500 yıllık bronz sedirin iadesinin sağlandığını açıkladı. Bakan Ersoy iadesi sağlanan eser ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısının 36 olduğunu belirtti.
“20 yılda ülkemize gelen turist sayısı 12 milyondan 60 milyona ulaşmış durumda”
Turizm alanında yapılan çalışmalarla ilgili de açıklamalarda bulunan Ersoy, “Türkiye’de turist sayısının geliştirilmesi için yapılan çalışmalarla ilgili de bilgi veren Bakan Ersoy, Bakın, 2002 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısı 12 milyondu. Bugün, 2024 yılı itibariyle bizim ülkemize beklediğimiz turist sayısı 60 milyon. AK Parti iktidarımızla geçen 20 yılda ülkemize gelen turist sayısı 12 milyondan 60 milyona ulaşmış durumda. 2002’de turizmden gelirimiz ne kadardı; 13 milyar dolar. Bugünkü hedefimiz ise 60 milyar dolar. Bu rekorları kırmamız elbette tesadüfle açıklanamaz. Bu başarıları elde etmek için gece gündüz demeden çalıştık, doğru politikalar geliştirdik ve bu politikaları etkin bir şekilde uyguladık. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’de turizm alanında büyük dönüşümler gerçekleştirdik. Turizmin niteliğini arttırmaya dönük projeleri hayata geçirdik. Ülkemizin, şehirlerimizin tanıtımına ayrı bir önem verdik. 200’den fazla ülkede, dünyanın en çok takip edilen medya kanallarında ülkemizi ve turizm bölgelerimizi tanıttık. En önemlisi Türkiye’de turizmi 12 aya yayma hedefiyle çalışmalar gerçekleştirdik. Bu çerçevede sadece sahil turizmini değil bunun yanında tarih, inanç, kültür, doğa, sağlık, gastronomi gibi alanlarda da önemli çalışmaları hayata geçirdik. Biliyoruz ki turizmin 12 aya yayılmasının kültür turizmiyle doğrudan bir ilişkisi söz konusu. Bu çerçevede uzun yıllar ihmal edilen kültürel mirası ayağa kaldıracak çalışmaları hayata geçirdik. Birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu topraklarının dört bir yanında saklı olan, fakat geçmiş dönemlerde ihmal edilen kültürel mirası gün yüzüne çıkardık. Ülkemizin dört bir yanında kazı çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Kazı alanında şu anda dünyada bir numarayız” dedi.
“Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu”
Türkiye’ye iadesi sağlanan eslerle ilgili de detaylara yer veren Bakan Ersoy, “Kültürel mirasa sahip çıkma konusu sadece kazı çalışmalarımızla da sınır değil. Kültürümüze, tarihimize ait tüm eserlerin izini sürerek, o eserleri bulup ülkemize getiriyoruz. Bununla ilgili olarak bakanlık bünyesinde bir başkanlık kurduk. Bu çerçevede bize ait olan, ama bir şekilde yurt dışına kaçırılan tüm eserleri tespit ediyoruz, o eserin peşine düşerek, alıp ülkemizin kültürel mirasına geri kazandırıyoruz. Bunun son örneğini bugün Çankırı’da açıklamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Yaklaşık 2 bin 500 yıllık bronz bir sedir, Paul Getty müzesinden iade alındı. Türünün nadide örneklerinden birisi. 1980’li yılların başında Manisa bölgesindeki bir mezardan kaçak kazı ile kaçırıldığı ortaya çıkartılan bir eser. Ama ne yaptık, 35-40 yıl sonra bu tarihi eserin peşine düşerek ülkemize iade edilmesini sağladık. Elbette bu iade operasyonunda bizlerle ortak çalışma yürüten Getty Müzesi’ne de teşekkür ediyorum. Bu iade ile birlikte 2024 yılında Türkiye’ye getirilen eser sayısı 36 oldu. Değerli arkadaşlar 2018 yılından bu yana, yani sadece son 6 yılda bu şekilde 7 bin 840 eserin ülkemize iadesini sağlamış durumdayız. 2002 yılından bu yana getirilen eser sayısı ise 12 bin 155. Bugün artık dünyada herkes şunu biliyor, Türk milleti aradan kaç yıl geçerse geçsin, Anadolu coğrafyasından kaçırılan eserin peşine düşer, o eseri bulur ve iadesini gerçekleştirir” diye konuştu.
“Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yıldızını parlatmaya devam edeceğiz”
Son olarak partililere seslenen Bakan Ersoy, ” Türkiye Yüzyılı’nda önümüze çıkan engelleri bir bir aşarak, inşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin yıldızını parlatmaya devam edeceğiz. Bu konuda sizlerin desteğine, gayretine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuzu belirtmek istiyorum. Sizlerin desteğini aldıktan sonra, konuşmamı başında da söylediğim bir cümlenin altını çok kalın şekilde çizmek istiyorum. Yaparsa Ak Parti yapar, yaparsa Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yapar” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mersin’de hayvanseverlerin severek katıldığı dost canlısı festivalde; köpeklerin eğitim gösterileri, sahiplendirme alanı, sahipli hayvanlar için oyun alanı, workshoplar gibi farklı başlıklarda etkinliklerin yanı sıra, çocuklar için de etkinlik alanları oluşturulacak. Patifest, gün sonunda yapılacak konser ile son bulacak.
Patifest’e özel resim ve fotoğraf yarışması
Patifest için geleneksel hale gelen bir diğer etkinlikte yarışmalar. Geçtiğimiz yıl sadece resim üzerine yapılan yarışmaya bu yıl üniversite öğrencileri de çektiği fotoğraflar ile dahil olacak. İlk ve ortaokul öğrencilerinin resim, üniversite öğrencilerinin ise fotoğrafla katılabileceği yarışmada, katılımcılardan evcil ya da sokaktaki patili dostları anlatmaları istenecek.
16-27 Eylül tarihleri arasında resim ve fotoğrafların kabul edileceği yarışmayla ilgili bilgiye ‘sahiplen.mersin.bel.tr’ adresinden ulaşılabilecek. Özel oluşturulacak jüri üyeleri tarafından değerlendirilecek olan resim ve fotoğraflarda dereceye girenlere ödülleri Patifest’te Başkan Vahap Seçer tarafından verilecek. Ayrıca dereceye girenlerin resim ve fotoğrafları Patifest’te açılacak sergide yer alacak. – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Heykel’deki Valilik Binası’nda gerçekleşen ziyarette Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ne ve Bursa basınına ilişkin bilgi veren BGC Başkanı Nuri Kolaylı, Anadolu’daki ilk matbaanın Erzurum’dan sonra Bursa’da kurulduğunu, ilk yerel gazetenin de Bursa Valiliği tarafından yayınlanan Hüdavendigar olduğunu anlattı.
Demokrasilerin gelişmesinde yerel basının büyük öneme sahip olduğunu vurgulayan BGC Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı, Bursa’nın köklü basın kuruluşlarına sahip olduğuna dikkat çekti.
1947 yılında kurulan Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin 550 üyesiyle sektöre ve sektörde çalışan basın mensuplarına hizmet ürettiğini ifade eden Kolaylı, BGC tarafından Bursa’ya kazandırılan Basın Kültür Sarayı’na ilişkin bilgi verdi. BGC Başkanı Kolaylı, şunları söyledi;
“1997 yılında aldığımız cemiyetimize ait olan arsayı kat karşılığı müteahhide vererek Basın Kültür Sarayı’nın yapımını sağladık. Basın Kültür Sarayı bünyesinde mülkiyeti Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ne ait olan Kültür Bakanlığı onaylı Bursa Basın Tarihi Müzesi, Uğur Mumcu Etkinlik Salonu, BGC Nilüfer Sahnesi, BGC Merkezi, BGC Lokali, sergi salonları, Nilüfer Belediyesi’yle birlikte oluşturduğumuz Akkılıç Kütüphanesi ve alışveriş birimleri yer alıyor. Programınız uygun olduğunda sizi kendi binamızda ağırlamaktan mutluluk duyarız.”
Ziyarette konuşan Bursa Valisi Erol Ayyıldız da, basının doğru ve tarafsız habercilik yaparak kent yöneticilerine bir anlamda ayna tuttuğunu ifade ederek, Zonguldak, Aydın, İzmir ve Eskişehir Valisi olarak görev yaptığı dönemlerde, basınla iş birliği içinde çalışmaya özen gösterdiğini söyledi.
Aynı iş birliği anlayışını Emniyet Genel Müdürü olarak görev yaptığı dönemde de sürdürdüğünü ifade eden Bursa Valisi Erol Ayyıldız, “Bursa’da da sizlerle iletişim halinde olacağız ve halkımızın hızlı, doğru ve tarafsız haber alması için birlikte çalışmaya özen göstereceğiz. Zor bir mesleğiniz var ve yazdıklarınız geniş kitlelere ulaşıyor. Bursa’da vatandaşımıza hizmet için çalışacağız” dedi.
Ziyarete Bursa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nuri Kolaylı’nın yanı sıra Başkan Yardımcıları Fuat Kars, İhsan Altıkardeş ve Erdinç Aksoy, Genel Sayman Tevfik Fikret Sönmez, Yönetim Kurulu üyeleri İbrahim Öge, Kenan Kibar, Burhan Kaya, Necat Kırbulut, Eyüp Turan ve Genel Sekreter Sinan Tunç katıldı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>LİMAK Vakfı tarafından kurulan ve bu yıl 7’nci yaşını kutlayan Limak Filarmoni Orkestrası, Anadolu’nun türkülerini, ‘Murat Karahan ile Anadolu’nun Eşsiz Hazineleri’ konseriyle 4 Ekim’de Ankara izleyicisiyle buluşturuyor. Anadolu’nun kültürel derinliğini yansıtan ve halk müziğinin örneklerinin yer aldığı konser, Congresium Ankara Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşecek.
Limak Filarmoni Orkestrası ve Tenor Murat Karahan, Anadolu’nun türkülerini senfonik yorumla başkent izleyicisi için sahneye taşıyacak. Orkestranın sanat yönetmeni Murat Karahan’ın solist olarak sahne alacağı konserde, halk müziği eserleri modern orkestrasyon eşliğinde senfonik bir tarzda yorumlanacak. Konserde Karahan’a ve 70 enstrümandan oluşan Limak Filarmoni Orkestrası’na, Orkestra Şefi İbrahim Yazıcı eşlik edecek. Konser, 4 Ekim’de Congresium Ankara Kongre ve Sergi Merkezi’nde saat 20.30’da gerçekleşecek.
Konserde, farklı yörelerden seçilmiş türkülerin seslendirilmesi ve Anadolu’nun zengin kültürel mirasının filarmonik dokunuşla daha geniş kitlelere ulaştırılması amaçlıyor. Konserin tüm geliri, Türkiye’nin Mühendis Kızları Programı’na aktarılacak. Biletler, online olarak satışa sunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kültür ve tabiat varlıklarının korunması ile kaçakçılığın önlenmesine yönelik çalışma gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalarda, ele geçirdikleri tarihi eserleri piyasaya sürerek haksız kazanç elde etmeye çalışan bir şebeke takibe alındı. Yürütülen soruşturma çerçevesinde Fatih ilçesinde tespiti yapılan 3 ayrı adrese 13 Eylül’de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.
Adreslerde yapılan aramalarda ise, 15, 16, 17 ve 18’inci yüzyıla ait olduğu değerlendirilen, bir kısmı Bizans Erken Roma ve Geç Roma İmparatorluk, bazıları klasik ve batılılaşma dönem Osmanlı devirlerine tarihlendiği değerlendirilen farklı ebat ve boyutlarda altın malzemeden imal edildiği düşünülen 435 sikke grubu, Hristiyanlık (Ortodoks/Katolik) inancına ait olduğu değerlendirilen, üzerinde Hz. İsa ile Hz. Meryem ve Hristiyanlık inancı gereği ruhani kabul edilen aziz ve azizelerin resmedildiği, ahşap malzemeden imal edilmiş farklı boyut ve ebatlarda 199 ikona grubu ve 162 Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet devirlerine tarihlendiği düşünülen, halkın sosyal, ekonomik ve kültürel miras değerlerini yansıtan, günümüzde imal ve devamı bulunmayan çeşitli malzemelerden üretilmiş edilmiş etnografik eserler olmak üzere toplam 796 sikke ve obje ele geçirildi.
Operasyon çerçevesinde yakalanan şüpheliler sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Zanlılar hakkında 2863 sayılı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanuna muhalefet” suçundan başlatılan işlemler devam ederken, ele geçirilen eserlerin İstanbul Ayasofya Müzesi Müdürlüğü, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğüne teslim edileceği öğrenildi.
Öte yandan ele geçirilen tarihi eserler emniyette sergilendi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEİJİNG, 18 Eylül (Xinhua) — Çin halkı, bu yıl 17 Eylül’e denk gelen Güz Ortası Festivali’nde üç gün süren tatilin keyfini çıkardı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>200 yıllık düğün geleneğini yaşatıyorlar
ŞIRNAK – Şırnak’ta 200 yıllık düğünlerde tepsi ile para toplama geleneği yaşatılıyor. Düğünlerde gelin ve damada takı takma işlemi tepsi tutularak sürdürülüyor. Herkesin kendi imkanı kadar isim yazmadan tepsiye attığı takı ve paralarla hem evlenen çiftlere destek sunuluyor, hem kimin ne taktığı belli olmuyor.
Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Dağdibi köyünde yaşayan Sindi aşireti mensubu binlerce vatandaş 200 yıllık düğün geleneğini yaşatıyor. Gelin ve damat için 2 gün 2 gece yapılan düğünlerde takı takma merasimleri ise tepsiyle yapılıyor. Damadın amcası eline aldığı tepsiyle düğüne katılan misafirlerin yanına giderek takı takmalarını istiyor. Dünya evine giren Fatih ve Fatma Ata çifti düğününde davetliler saatlerce süren para toplama işlemiyle para ve takılarını tepsiye koyuyor. Tepsi ile yaklaşık 700 bin lira toplanırken, köydeki bu geleneği yaşatan aşiret mensupları yardımlaşma ve dayanışmanın böyle olması gerektiğini söylüyor. Düğüne katılan herkes imkanları ölçüsünde altın ve paraları tepsiye atarak yeni evli çifte destek oluyor.
Ahmet Ata adındaki vatandaş düğün geleneğinin eskiden beri devam ettiğini söyledi. Ata, “Bu adeti terk etmiyoruz. 2 gün sürüyor düğünlerimiz. Fakir zengin kim gelirse gelsin eşit şekilde para toplanıyor. Kimse arasında rencide olmamak için böyle bir geleneği sürdürüyoruz. 200 yıldan beri var bu gelenek. Düğünden düğüne değişiyor 300 binden 700 bin liraya kadar böyle para topluyoruz” dedi.
Köyün kanaat önderleri 200 yıldan fazla olan bu geleneği yaşatmanın tek nedeninin olduğunu söyledi. Bunun, maddi durumu iyi olmayanlar için tepsiye kimin ne kadar attığının belli olmadan evlenen çiftlere destek sağlamak olduğunu belirtildi.
(SRD-AKK-Y)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çaycuma Müftülüğü tarafından düzenlenen “Peygamberimiz ve Şahsiyet İnşası” konulu konferans, Mevlid-i Nebi Haftası ve Camiler ve Din Görevlileri Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi. Etkinliğe, Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya da katıldı. İlçe halkının yoğun ilgi gösterdiği konferansta, İslam’ın temel değerleri ve Peygamber Efendimizin (S.A.V) örnek kişiliği üzerinde duruldu. Konferansın konuşmacısı, Tekirdağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Hızır Yağcı, İslam’ın şahsiyet inşası üzerindeki etkilerini ve camilerin toplum hayatındaki rolünü anlattı. Dr. Yağcı, dinin ve din görevlilerinin toplum üzerindeki olumlu etkilerine vurgu yaparak, Peygamber Efendimizin örnek kişiliğinden ilham alınması gerektiğini belirtti.
Kaymakam Kaya, etkinliğin sonunda yaptığı konuşmada, din görevlilerine ve cami cemaatine teşekkür ederek, bu tür etkinliklerin toplumun manevi değerlerini güçlendirdiğini söyledi. Konferans, hem katılımcılar hem de eğitimciler açısından verimli geçti.
Konferansa katılan ilçe halkı, programdan duydukları memnuniyeti dile getirerek, bu tür etkinliklerin devam etmesini temenni etti. Özellikle gençler için büyük bir rehber niteliği taşıyan bu tür organizasyonların, toplumun manevi kalkınmasına katkı sunduğu ifade edildi. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİNDE ÇALIŞACAK
Türkiye Güzeli İdil Bilgen, Sağlık Bakanlığı’nın 118. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kurasında Bingöl’e atandı. Doktorluk kariyerine başlayan genç isim, Yayladere İlçesi Toplum Sağlığı Merkezi’nde görev yapacak.
İdil Bilgen, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada yarışmaya neden girdiğini anlatarak şunları söylemişti: “Kanser üzerine araştırmalarım var. Ülkemizi bu alanda başarılı temsil edebileceğimi düşündüğüm için başvurdum. Kanser çalışmalarımı göstermek istiyorum. Türkiye Güzeli seçilmeden önce hekim unvanı aldım. Yarışmaya da hekim olarak katıldım. Bu benim ilk unvanım ve bunun gururla taşıyacağım. Hem hekimliği hem de güzellik unvanının birleştirilmesi güzel bir bütün.”


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahçelievler Belediyesi, sünnet ettirdiği çocuklar için geleneksel hale getirdiği toplu sünnet şöleni düzenledi. Sünnet edilen 500 çocuk ve aileleri, Bahçelievler Milli Egemenlik Parkı’nda düzenlenen etkinlikte müzikler, dans gösterileri ve jonglör gösterisi ile gün boyu eğlenceli anlar yaşadı. Etkinlik alanına gelen Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, sünnet olan çocuklarla yakından ilgilenerek tek tek hatıra fotoğrafı çektirdi. Etkinliğe katılan sünnet çocuklarına çeşitli hediyeler verildi. Sünnet olan çocuklar, aileleri ile birlikte eğlenceli saatler geçirdi.
“Sünnet olan çocuklar Berdan Mardini konseriyle eğlendi”
Bahçelievler Belediyesinin düzenlediği toplu sünnet şöleni, akşam saatlerinde düzenlenen konser ile devam etti. Çocuklar, şölende sahne alan sanatçı Berdan Mardini şarkılarıyla gönüllerince eğlendi. Festival havasında geçen etkinliğe Berdan Mardini hayranları da büyük ilgi gösterdi. Çocuklar için sevilen şarkılarını seslendiren Berdan Mardini, Bahçelievlerlilere unutulmaz bir akşam yaşattı.
Bahçelievler Belediyesinin geleneksel hale getirdiği toplu sünnet şöleninde konuşan Başkan Bahadır, “500 tane çocuğumuz var, bu 500 çocuğumuzun, tabiki devletimiz SGK kapsamında sünnetlerini yaptırıyor ama o kıyafetiydi, asasıydı, şapkasıydı, sünnet kıyafeti, tören hatta düğün diyelim işte bunu yapabilmek bizlere mutluluk veriyor. İmkanı olmayan arkadaşlarımızı seçiyoruz. Her sene yaptığımız gibi bu sene de 500 çocuğumuza yaptırdık. Onların mutlu olması hediyelerimizle eğlenmeleri bizi mutlu etti. İnşallah her sene bunu devam ettirmeyi düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
Sünnet şölenine katılan miniklerden Ahmet Balık, “Bu tören güzel geçiyor, teşekkür ederim. Biraz heyecanlıyım. Ben sahneye çıkmak istemedim ama tören çok güzel geçti” dedi.
Oğlunu bu eğlenceli şölene getiren baba Ümit Balık ise, “Bence çok güzel olmuş, harika. Benim bir çocuğum sünnetini belediyede oldu. Diğer oğlum bir sıkıntıdan dolayı olamadı ama belediyemiz sağolsun onun için de kıyafet verdi. Burada eğlenip, güzel vakit geçiriyoruz, belediye başkanımıza da bunun için ayrıca teşekkür ediyorum” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görgü tanıklarının aktardığına göre, Shakira yeni şarkısı “Soltera”yı seslendirirken, ön sıralardaki bazı izleyiciler sanatçının eteğinin altını görüntülemeye çalıştı. Bu durumu fark eden Shakira, önce dans etmeyi bırakıp eteğini tutarak izleyicileri uyardı. Kısa bir aradan sonra performansına devam etmeye çalışsa da, rahatsız edici davranışların sürmesi üzerine sahneyi terk etti.
Olay sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Birçok hayran Shakira’ya destek mesajları gönderirken, bazı kullanıcılar konser güvenliğinin artırılması gerektiğini vurguladı.
Konser organizatörü XYZ Prodüksiyon’dan yapılan açıklamada, “Sanatçılarımızın ve izleyicilerimizin güvenliği bizim için en önemli önceliktir. Bu tür davranışlara kesinlikle tolerans gösterilmeyecektir,” denildi.
Shakira’nın menajeri ise henüz olayla ilgili bir açıklama yapmadı.
Bu olay, ünlülerin özel hayatlarına saygı ve konser güvenliği konularını yeniden gündeme getirdi. Müzik endüstrisi uzmanları, benzer olayların önlenmesi için daha sıkı güvenlik önlemlerinin alınması gerektiğini belirtiyor.
Shakira’nın önümüzdeki hafta New York’ta vereceği konserin planlandığı gibi gerçekleşip gerçekleşmeyeceği henüz netlik kazanmadı.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAATLERCE OYNADILAR
Bir otelde yapılan düğünde gelin 3 gelinlik giydi. Nikah töreninde dantel detaylı giyen Yasemin Ceren daha sonra straplez model gelinlik tercih etti. Ceren düğün sonrası yapılan partide ise kısa bir gelinlik tercih etti. Çiftin nikah şahitleri başarılı oyuncular Erkan Avcı ve Taner Ölmez oldu. Ece Dizdar, Mehmet Özgür ve Barış Arduç da çiftin mutlu günlerinde yalnız bırakmadı. Geline gösterişli bir altın kolyenin takıldığı düğünde paralar da havada uçuştu. Taner Ölmez’in sahneye gelerek oynadığını gören Ferit Kaya, eşi ve arkadaşının başından aşağı para yağdırdı.




Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİ KOMİSER GELİYOR
Gazeteci Birsen Altuntaş’ın haberine göre, son olarak TRT’nin dijital platformu Tabii’de yayınlanan Yeşil Deniz Milenyum’da oynayan Burak Alkaş’ın yeni adresi belli oldu. Alkaş, yeni sezonun ilerleyen bölümlerinde Komiser Fikri Yeniceli olarak Arka Sokaklar’da seyirci karşısına çıkacak.
41 yaşındaki Burak Alkaş, Pis Yedili dizisinin ardından Yeşil Deniz ve Tozkopran İskender gibi projelerde yer aldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sivrihisar Belediye Başkanlığından yapılan açıklamada, kırsal Ballıhisar Mahallesi’nde yer alan ve antik çağda bir “tapınak kent” olarak bilinen yerin, bu özelliğiyle bölgenin tarihini aydınlatma noktasında kritik bir rol üstlendiği belirtildi.
Frigya Kralı Midas tarafından kurulan Pessinus’ta uzun bir aradan sonra kazı çalışmalarının yeniden başlatıldığı anlatılan açıklamada, “Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi’nin öncülüğünde yürütülen çalışmalar, Kibele kültünün Anadolu’daki en önemli tapınım merkezi olan bu eşsiz kentin tarihi ve kültürel önemini ortaya çıkarmayı hedefliyor. Kazı çalışmalarının, kentin mimari yapılarının ve kültürel mirasının gün yüzüne çıkarılması açısından büyük önem taşıyor.” ifadesi kullanıldı.
Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci’nin, Kafkas Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Abdulhadi Durukan ile antik kentte yapılan kazı çalışmalarını yerinde incelemek üzere bölgeye ziyarette bulunduğu aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Başkan Dökmeci, kazı çalışmalarını yapan ekipten bilgi aldı. Kazı ekipleri, Pessinus’un tarihi kimliğini aydınlatacak her türlü bulgunun ortaya çıkarılması, korunması ve kamuoyuyla paylaşılması amacıyla titiz bir çalışma yürütüyor. Bu çalışmaların sonucunda, Pessinus’un tarihi mirasının daha iyi anlaşılması ve bölge turizminin geliştirilmesi bekleniyor.”
Antik kentin tarihçesi
Eski Kral Yolu üzerinde olan antik şehrin üzerinde kurulan Pessinus Antik Kenti, Friglerce “Tanrıça Kibele” diye adlandırılan ana tanrıçanın bulunduğu en önemli tapınma yerlerinden biri olarak biliniyor.
Ankara-Eskişehir kara yolu üzerinde Sivrihisar’ın 13 kilometre güneyindeki Ballıhisar Mahallesi’nde bulunan antik kentin, ana tanrıça için yapılan törenlere sahne olduğu belirtiliyor. O dönemlerde kendini ana tanrıçaya adayanların merkezi konumuna gelmiş Pessinus’tan geçen Kral Yolu, güvenilir ve kestirme olduğundan Roma ve Bizans dönemlerinde de kullanıldı. Antik kentin yakınlarında yol kalıntıları görülebiliyor.
Roma Dönemi’nde Pessinus’a giden yollarda mil taşlarının kullanıldığı, Helenistik Çağ’da şehirdeki tapınak onarılarak, meclis binası, stoa, kanal, tiyatro ve yolların yapıldığı tespit edildi.
Belçikalı ve Avustralyalı ekipler tarafından 1967-2011 yıllarında yapılan kazılarda Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait tapınak alanı, merdivenli tiyatro ve sütunlu cadde ortaya çıkarıldı. Bu eserler, Eskişehir ETİ Arkeoloji Müzesi’nde ve Pessinus’ta kurulan açık hava müzesinde sergileniyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kitabın ismini ‘Erzurum Mahalli Basın Tarihi’ koyan Bingöl, 332 sayfalık kitabında, tarihe ışık tutacak Erzurum Basınını konu aldı.
Geçmişte ve bugün, kamuoyunun sesi olmuş, bunun için bilgisini, birikimini kullanarak, yazdıkları yazılarla, yaptıkları haberlerle şehrin ve insanın meselelerine çözüm aramış, bunun için samimiyetle mücadele vermiş, kalemini vicdanının sesi yapmış bütün basın emekçilerine hitaben kaleme aldığı kitabını 7 bölüme ayıran İsmail Bingöl, kitabın son kısmında da ‘Okuma parçaları’ koyarak kitabına farklı bir boyut kazandırmış.
Gazeteci kimdir sorusuna cevapla başlayan kitapta, gazete, ihtilallerin baş silahı gazete, Meşrutiyet sonrasında basın, yasaklar, basının dördüncü güç olma özelliği ve birçok başlıkta açıklayıcı bilgilere yer verildi.
Erzurum’da cumhuriyet öncesi yayınlanan gazeteler, son bölümde ise Cumhuriyet döneminde yayınlanan gazetelere de yer aldı.
Kitabın son bölümünde okuma parçaları ve yayınlanan gazetelerin birinci sayfalarının fotoğrafları yayınlandı. – ERZURUM
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Altın Koza Yönetim Kurulu Başkan Vekili İsmail Timuçin, Altın Koza Genel Müdürü Hüseyin Orhan ve Adana Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Mahmut Göğebakan, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen toplantıda gazetecilerle buluştu.
Timuçin, 23-29 Eylül’de yapılacak festivalin tüm etkinliklerine katılımın yüksek olduğunu söyledi.
Festival kapsamında Basın Özendirme Yarışması’nın yapılacağını belirten Timuçin, “Bu yarışmayı uzun yıllar yaptık. Geçen yıl biraz geç organize olduk ama bu yıl daha organize bilgi beslemesiyle Adana’mızın güzel festivalini, Türkiye kamuoyuna, sinema entelektüellerine, kültür sanatla ilgili insanlara ve kıymetli Adana halkına, Türk halkına anlatacağız.” dedi.
Timuçin festivalin geniş alanlara ulaşmasında gazetecilerin önemli rolü olduğunu vurguladı.
“Altın Koza Hatay’da, Adıyaman’da, Malatya’da”
Altın Koza Genel Müdürü Hüseyin Orhan, Adana’da kent kimliğinin en belirleyici unsurunun kültür sanat hayatı olduğunu söyledi.
Altın Koza Film Festivali’nin şu an Türkiye’de yapılan film festivalleri arasında en fazla seyirciye ulaşan etkinlik olduğunu belirten Orhan, şunları anlattı:
“Artık salonlara sığmaz hale geldik. Eylül itibarıyla yazlık sinema gösterimlerine başladık. Altın Koza sadece Adana’da bir sinema salonunda değil, Kozan’da, Aladağ’da, Ceyhan’da, 6 Şubat depreminden ağır şekilde etkilenen illerde Hatay’da, Adıyaman’da, Malatya’da. Kültürün, sanatın iyileştirici gücünden her zaman bahsederiz. İşte biz bu iyileştirici gücü deprem bölgelerine de taşımak istiyoruz.”
Orhan, festivalde binlerce öğrenciyi sinema salonlarına getireceklerini bildirdi.
Seyirci sayısı artacak
Adana Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Mahmut Göğebakan da artık Adana denildiğinde akla festivaller, karnavallar, organizasyonların geldiğini söyledi.
Geçen yıl 100 binin üzerinde seyirci sayısına ulaştıklarını ifade eden Göğebakan, “Bu sene deprem bölgesine de giderek oradaki halkla buluştuğumuzda bu sayının 140-150 binlere ulaşacağını düşünüyoruz. Sinema salonlarında geçen yıl yaklaşık 40 bin insana ulaşmıştık, bu sayıyı aşabileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü dünya ve Türkiye prömiyeri Adana’da yapılacak 5-6 film var. Bu yüzden bu sayı daha da artacak diye düşünüyorum.” diye konuştu.
Göğebakan, festivalin Nilüfer konseriyle başlayacağını duyurdu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alüvyal set gölüyken DSİ tarafından 1945 yılında setlerle rezervuar alanına dönüştürülen Salihli ve Gölmarmara ilçeleri arasındaki Marmara Gölü, zamanla 320 milyon metreküp su kapasitesine geldi.
Gölde su seviyesi, kuraklığın ve kaçak sulamaların da etkisiyle her geçen yıl azaldı.
Tepeli pelikan, küçük karabatak gibi nesli tehlike altında olan kuş türleri de dahil yaklaşık 20 bin su kuşuna ev sahipliği yapan, çevresindeki mahalle sakinlerince sazan avlanan ve bu özelliğinden dolayı 2017 yılında “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” ilan edilen göl, geçtiğimiz senelerde tamamen kurudu.
Regülatöre Gediz Nehri’nden gelen su, kuşlarına umut oldu
Marmara Gölü’nde su kuşları için biten yaban hayatı, bu bölgeye yaklaşık 7 kilometre uzaklıktaki DSİ tarafından Gediz Nehri’nden gelen suyun tarımsal sulama kanallarına yönlendirilmesi, yükseltilmesi ve su akışını düzenlemesi amacıyla inşa edilen regülatörün çevresindeki sulak alanda yeniden başladı.
Su kuşları ile göç yolundaki pek çok tür, Ahmetli Regülatörü’nün kenar kısımlarında görülmeye başlandı. Regülatör ve çevresi; balıkçıl, gri balıkçıl, saksağan, leylek ve kumru gibi kuşlar için doğal yaşam alanı oluşturdu.
Senelerdir Marmara Gölü’nde yaşamlarını sürdüren kuşlar artık rotalarını bu sulak alana çevirmiş durumda.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tatvan Gençlik Merkezi bünyesinde düzenlenen gitar kursunu başarıyla tamamlayan öğrenciler, Van Gölü sahilde düzenlenen bir etkinlikte mini bir konser verdi. Etkinlikte, öğrenciler öğrendikleri eserleri sergileyerek ailelerine ve izleyicilere keyifli anlar yaşattı.
Tatvan Gençlik Merkezi Müdürü Burhanettin Avşar, etkinlik sonrası yaptığı konuşmada, kursun başarıyla tamamlandığını ve yoğun bir ilgi gördüğünü belirtti. Tatvan Gençlik Merkezi Müdürlüğü olarak gitar branşında eğitim veren hocamızla birlikte Tatvan sahilinde bir sunum gerçekleştirdiklerini ifade eden müdür Avşar, “Gençlerimiz, hem biz idarecilere hem de seyircilere yeteneklerini gösterdi. Bu gösteriye katılan tüm seyircilerimize çok teşekkür ediyorum yoğun bir katılım oldu. Yaklaşık 20 öğrencimiz sahnede yer aldı, izleyici sayısı ise 150’yi buldu. Eğitim sürecini iki ayda tamamladılar ve kendilerini çok güzel bir şekilde yetiştirdiler. Bugün burada sergiledikleri performans, ne kadar ilerlediklerinin bir göstergesi. Eğitmenimize ve öğrencilerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Gitar Öğretmeni Serhat Selçin: “35 öğrenci gitar çalmayı öğrendi”
Tatvan Gençlik Merkezi’nde gitar eğitmenliği yapan müzik öğretmeni Serhat Selçin de kursun detayları hakkında bilgi verdi. Selçin, “Bu yıl 1 Temmuz’da başlayan kursumuz, 1 Eylül itibarıyla sona erdi ve bu süreçte yaklaşık 35 öğrenciye gitar öğrettik. Bugün burada Tatvan sahilinde düzenlenen bu etkinlikte öğrencilerimiz ailelerine ve gençlik merkezi çalışanlarına güzel bir müzik dinletisi sundu. Haftanın beş günü, günde 4 saat eğitim vererek iki ay boyunca yoğun bir tempoyla çalıştık. Şu anda 35 öğrencimiz gitar çalmayı biliyor ve umuyorum ki önümüzdeki dönemlerde kayıtlarımız artacak. Gitar öğrenen öğrencilerimizin sayısının daha da yükseleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
İki ay gibi kısa bir sürede gitar çalmayı öğrenen gençler, izleyicilerin büyük beğenisini topladı. Kursun önümüzdeki dönemlerde de devam edeceği belirtilirken Tatvan Gençlik Merkezi’nin bu tür etkinliklerle gençlerin sanatla buluşmasına katkı sağlamaya devam edeceği açıklandı. – BİTLİS
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin en kapsamlı festivallerinden biri olan ‘Kültür Yolu Festivali’ 31 Ağustos – 8 Eylül 2024 tarihleri arasında Çanakkale‘de birbirinden güzel etkinliklerle kutlanıyor. Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinasyonunda Bilecik İl Halk Kütüphanesine ait tam donanımlı ‘Gezici Kütüphane Otobüsü’ bu güzel etkinlikte yerini alıyor.
Toplam 11 metre uzunluğunda olan Gezici Kütüphane Otobüsünün içerisinde; çocuk, genç ve yetişkin okuyucuların faydalanacağı kitaplar başta olmak üzere; yüz boyama, kitap okuma alanları, internet, sinema, workshop etkinlikleri, dene-yap atölyeleri, karaoke, müzik, akıl oyunları ve çeşitli ikramlar ile gelen misafirlerini ağırlıyor. Çanakkale Kültür Yolu Festivali’nde İzmir Gezici Kütüphane Otobüsü ile ortak alanda hizmet veren Bilecik Gezici Kütüphane Otobüsü çocuklar tarafından da beğeniyle karşılandığı; etkinliklerin çok güzel ve keyifli olduğunu dile getirildi.
Bilecik Gezici Kütüphane Otobüsü ‘nün Çanakkale Kültür Yolu Festivali’nin ardından 6-7-8 Eylül tarihleri arasında Söğüt Ertuğrul Gazi’yi Anma Yörük Şenlikleri’nde de aynı şekilde Söğüt ilçesinde 7den 70’e birbirinden güzel aktiviteler ve etkinlikleri ile Söğüt’te olacağı Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından bildirildi.
Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürü Serkan Bircan, “Bilecik Gezici Kütüphane Otobüsü, Çanakkale’den sonra Söğüt’e gelerek yerini almasıyla ‘Kuruluştan Kurtuluşa Uzanan Yol’ sözünü bizlere hatırlattı. Bu yıl Bilecik Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile Valimiz Şefik Aygöl’ün başlatmış olduğu BİL-EN programı kapsamında ilçe ilçe, köy köy, mahalle mahalle Bilecik’i karış karış gezecek. 2024 -2025 Eğitim öğretim yılında planlanan takvim doğrultusunda her alana ulaşmayı hedeflemektedir. 31 Ağustos-8 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Çanakkale Kültür Yolu Festivali’nde yerini alan Bilecik Gezici Kütüphane Otobüsümüz 6-7-8 Eylül tarihlerinde Çanakkale’deki görevinin ardından Söğüt’e 743. Ertuğrul Gazi’yi Anma Yörük Şenlikleri’nde gelen misafirlerini ağırlıyor olacak. Herkesi bu anlamda Söğüt’e Gezici Kütüphane Otobüsümüze birbirinden güzel etkinliklerle buluşmak temennisiyle bekliyoruz” dedi. – BİLECİK
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Festival, caz müziğinin önemli temsilcilerinden Kurt Elling, Harold Lopez-Nussa, 7 Poets Trio ve Rodrigo Amarante’yi İstanbul’da konuk edecek.
Festivale ilişkin Sakıp Sabancı Müzesi’nde düzenlenen toplantıya katılan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, festivalin İstanbul ile özdeşleştiğine dikkati çekerek, “Sanatı bir renk paleti gibi düşünürseniz, sanatla ilgili o paletteki her bir renkte Akbank var. Topluma fayda ve değer katacak konularda eforumuzu her zaman sürdürmemiz de bence en önemlisi.” dedi.
Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı da İstanbul’un plaka numarasıyla aynı sayıya ulaşan festivalde, 34 konser yapmaya karar verdiklerini belirterek, 20’den fazla mekanda 200’ün üzerinde sanatçının caz severlerle buluşacağını söyledi.
Festivalde, klasik ve modern caz müziğin yanı sıra elektronik ve dünya müziğinin güzel örneklerinin de yer alacağına işaret eden Bigalı, “Akbank Caz Festivali, bir müzik etkinliğinin ötesinde toplumsal kültürün gelişimi için önemli bir platform. Biz özellikle Türkiye’de cazın gelişimi için festivalimizde eğitim programlarına çok önem veriyoruz. Çocuklara, gençlere ve genç yeteneklere yönelik birçok atölye programımız ve söyleşimiz var.” ifadelerini kullandı.
Akbank Kültür Sanat ve Organizasyon Yöneticisi Gözde Sivişoğlu da festival programını açıkladı.
Festivalde 34 konser müzikseverlerle buluşacak
Pozitif iş birliğiyle organize edilen festivalin açılış konseri, 28 Eylül’de Müze Gazhane’de gerçekleşecek.
Kenan Doğulu, klasik parçalarının caz düzenlemeleriyle birlikte yeni albümünden şarkılar da seslendirecek. Doğulu’ya sahnede Ozan Musluoğlu, Ercüment Orkut, Bulut Gülen, Şenova Ülker, Mehmet İkiz, Ferit Odman ve Batu Şallıel eşlik edecek.
Festival boyunca 200’den fazla müzisyenin sahne alacağı 34 konserin yanı sıra 5 söyleşi, 2 çocuk atölyesi, teras konserleri ve dans etkinlikleri yapılacak
Etkinlikler Akbank Sanat, Arter, Müze Gazhane, Babylon, Bant Mag. Havuz/Bina, Borusan Müzik Evi, Bova, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Zorlu PSM, Turkcell Platinum Sahnesi, Frankhan, Hope Alkazar, HuginveMunin Kültür ve Sanat Paylaşım Platformu, Nardis Jazz Club, Pera 77, Sakıp Sabancı Müzesi, Ses 1885-Ortaoyuncular Tiyatrosu, The Circle ve Yeldeğirmeni Sanat Merkezi’nde izlenebilecek.
Festivale katılan sanatçı ve topluluklar arasında Adi Oasis, Antonio Sanchez Quartet, Blue Lab Beats, Brad Mehldau Trio, Daniel Hersog Quartet, Dave Okumu&7 Generations, Güneş Cengiz&Adar Geçimli, Harold Lopez-Nussa, Isaiah Collier&The Chosen Few, Kurt Elling, Rodrigo Amarante, Kenan Doğulu, Meriç Dönük, Selut&Tuğçe Şenoğul, Takuya Kuroda, Tatiana Eva-Marie, Tom Skinner, Tomas Fujiwara 7 Poets Trio, Tophane Noise Band featuring Berke Can Özcan & Rana Uludağ, TÖZ & Hezarfen Ensemble ve Vega Trails yer alıyor.
Söyleşi programında ise “Caz Ağı Paneli: Akademiden Sahneye”, “Çağının Ötesinde Müzisyen İsmet Sıral ve Belgeselin Belgeseli”, “Klasikten Caza”, “Kreşendo x Müzik Yolculuğunun Peşinde” ve “Özgür Caz ” konu başlıkları ele alınacak.
Festival hakkında detaylı bilgiye “www.akbanksanat.com” adresinden ve sosyal medya hesaplarından ulaşılabilecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tören Alanı’nda yarbay Mevlüt Belyurt’un şefliğindeki konserde bando Alay, Vatan, Sakarya, Plevne marşları ile çeşitli türküler seslendirdi.
Konseri bazı vatandaşlar cep telefonlarıyla videoya çekti.
Belediye Başkanı Ercan Özalp, çok güzel bir konser olduğunu söyledi.
Konsere katılan vatandaşlara teşekkür eden Özalp, seslendirilen marşları dinlerken bazı vatandaşların duygulandıklarını gözlemlediğini kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tatvan Gençlik Merkezi bünyesinde düzenlenen gitar kursunu başarıyla tamamlayan öğrenciler, Van Gölü sahilde düzenlenen bir etkinlikte mini bir konser verdi. Etkinlikte, öğrenciler öğrendikleri eserleri sergileyerek ailelerine ve izleyicilere keyifli anlar yaşattı.
Tatvan Gençlik Merkezi Müdürü Burhanettin Avşar, etkinlik sonrası yaptığı konuşmada, kursun başarıyla tamamlandığını ve yoğun bir ilgi gördüğünü belirtti. Tatvan Gençlik Merkezi Müdürlüğü olarak gitar branşında eğitim veren hocamızla birlikte Tatvan sahilinde bir sunum gerçekleştirdiklerini ifade eden müdür Avşar, “Gençlerimiz, hem biz idarecilere hem de seyircilere yeteneklerini gösterdi. Bu gösteriye katılan tüm seyircilerimize çok teşekkür ediyorum yoğun bir katılım oldu. Yaklaşık 20 öğrencimiz sahnede yer aldı, izleyici sayısı ise 150’yi buldu. Eğitim sürecini iki ayda tamamladılar ve kendilerini çok güzel bir şekilde yetiştirdiler. Bugün burada sergiledikleri performans, ne kadar ilerlediklerinin bir göstergesi. Eğitmenimize ve öğrencilerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Gitar Öğretmeni Serhat Selçin: “35 öğrenci gitar çalmayı öğrendi”
Tatvan Gençlik Merkezi’nde gitar eğitmenliği yapan müzik öğretmeni Serhat Selçin de kursun detayları hakkında bilgi verdi. Selçin, “Bu yıl 1 Temmuz’da başlayan kursumuz, 1 Eylül itibarıyla sona erdi ve bu süreçte yaklaşık 35 öğrenciye gitar öğrettik. Bugün burada Tatvan sahilinde düzenlenen bu etkinlikte öğrencilerimiz ailelerine ve gençlik merkezi çalışanlarına güzel bir müzik dinletisi sundu. Haftanın beş günü, günde 4 saat eğitim vererek iki ay boyunca yoğun bir tempoyla çalıştık. Şu anda 35 öğrencimiz gitar çalmayı biliyor ve umuyorum ki önümüzdeki dönemlerde kayıtlarımız artacak. Gitar öğrenen öğrencilerimizin sayısının daha da yükseleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
İki ay gibi kısa bir sürede gitar çalmayı öğrenen gençler, izleyicilerin büyük beğenisini topladı. Kursun önümüzdeki dönemlerde de devam edeceği belirtilirken Tatvan Gençlik Merkezi’nin bu tür etkinliklerle gençlerin sanatla buluşmasına katkı sağlamaya devam edeceği açıklandı. – BİTLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vakıflar Genel Müdürlüğünce Kasım 2021’de restorasyona alınan camide çalışmalar etaplar halinde bilim kurulunun nezaretinde sürüyor.
Çalışmalar kapsamında camideki kurşun yenileme, taş onarım işlemleri, minareler ve kubbedeki işlemler tamamlandı. Caminin içerisinde ve avlusundaki çalışmalar sürüyor.
Cami bölümler halinde ziyarete ve ibatede de açık tutuluyor.
İl Genel Meclisi üyeleri çalışmaları inceledi
Edirne İl Genel Meclis Başkanı Çiğdem Gegeoğlu ve meclis üyeleri çalışmaları inceledi.
Gegeoğlu, incelemenin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada Selimiye Camisi’nin hem Edirne’nin hem de Türkiye’nin baş tacı olduğunu söyledi.
Edirne’nin tarih ve turizm kenti olduğunu belirten Gegeoğlu, “Tarih ve turizm’ dediğimizde Selimiye bizim gözbebeğimiz. O yüzden burası çok kıymetli ve tabii Selimiye dini açıdan da çok önemli.”dedi.
Selimiye’nin yoğun ziyaretçi aldığı dönemlerini özlediklerini anlatan Gegeoğlu, çalışmaların hızla devam ettiğini ve güzel işler ortaya konulduğunu dile getirdi.
“Edirne’de güzel işler olmaya devam ediyor”
Restorasyon çalışmaların bir an önce tamamlanmasını sabırsızlıkla beklediklerini ifade eden Gegeoğlu, şunları kaydetti:
“Selimiye Camisi restorasyonu Edirne için son yıllarda yapılmış en kapsamlı ve en kıymetli projelerden biri. Önceki dönem Vakıflar Bölge Müdürü Osman Güneren’e de çok teşekkür ediyoruz. Bölge müdürlüğü döneminde çok emek harcadı restorasyonla ilgili. Bugün Daire Başkanı olması nedeniyle aramızda değil ama onun çok büyük katkıları var.
Edirne’de güzel işler olmaya devam ediyor. Restorasyonun gelecek yıl bahar aylarında bitmesi planlanıyor, bu tarz kapsamlı bir çalışmada bir kaç aylık aksama kabul edilebilir. Her şey yolunda gibi. Gönlümüzden restorasyonun ramazan ayına yetişmesi geçiyor, ramazan ayında hep birlikte burada namaz kılmak ve ibadet yapmak nasip olur bizlere.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİTLİS – Bitlis’in Tatvan Gençlik Merkezi bünyesinde düzenlenen gitar kursunu başarıyla tamamlayan öğrenciler, Van Gölü sahilde düzenlenen bir etkinlikte mini bir konser verdi.
Tatvan Gençlik Merkezi bünyesinde düzenlenen gitar kursunu başarıyla tamamlayan öğrenciler, Van Gölü sahilde düzenlenen bir etkinlikte mini bir konser verdi. Etkinlikte, öğrenciler öğrendikleri eserleri sergileyerek ailelerine ve izleyicilere keyifli anlar yaşattı.
Tatvan Gençlik Merkezi Müdürü Burhanettin Avşar, etkinlik sonrası yaptığı konuşmada, kursun başarıyla tamamlandığını ve yoğun bir ilgi gördüğünü belirtti. Tatvan Gençlik Merkezi Müdürlüğü olarak gitar branşında eğitim veren hocamızla birlikte Tatvan sahilinde bir sunum gerçekleştirdiklerini ifade eden müdür Avşar, “Gençlerimiz, hem biz idarecilere hem de seyircilere yeteneklerini gösterdi. Bu gösteriye katılan tüm seyircilerimize çok teşekkür ediyorum yoğun bir katılım oldu. Yaklaşık 20 öğrencimiz sahnede yer aldı, izleyici sayısı ise 150’yi buldu. Eğitim sürecini iki ayda tamamladılar ve kendilerini çok güzel bir şekilde yetiştirdiler. Bugün burada sergiledikleri performans, ne kadar ilerlediklerinin bir göstergesi. Eğitmenimize ve öğrencilerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Gitar Öğretmeni Serhat Selçin: “35 öğrenci gitar çalmayı öğrendi”
Tatvan Gençlik Merkezi’nde gitar eğitmenliği yapan müzik öğretmeni Serhat Selçin de kursun detayları hakkında bilgi verdi. Selçin, “Bu yıl 1 Temmuz’da başlayan kursumuz, 1 Eylül itibarıyla sona erdi ve bu süreçte yaklaşık 35 öğrenciye gitar öğrettik. Bugün burada Tatvan sahilinde düzenlenen bu etkinlikte öğrencilerimiz ailelerine ve gençlik merkezi çalışanlarına güzel bir müzik dinletisi sundu. Haftanın beş günü, günde 4 saat eğitim vererek iki ay boyunca yoğun bir tempoyla çalıştık. Şu anda 35 öğrencimiz gitar çalmayı biliyor ve umuyorum ki önümüzdeki dönemlerde kayıtlarımız artacak. Gitar öğrenen öğrencilerimizin sayısının daha da yükseleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.
Tatvan sahilinde gerçekleştirilen konser, öğrencilerin gitar eğitiminde kazandıkları becerileri sergileme fırsatı bulduğu keyifli bir etkinlik oldu. İki ay gibi kısa bir sürede gitar çalmayı öğrenen gençler, izleyicilerin büyük beğenisini topladı. Kursun önümüzdeki dönemlerde de devam edeceği belirtilirken, Tatvan Gençlik Merkezi’nin bu tür etkinliklerle gençlerin sanatla buluşmasına katkı sağlamaya devam edeceği açıklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MALATYA – Malatya’nın tek ‘sakin şehir’ unvanına sahip kentin en önemli çekim merkezlerinden biri olan Arapgir ocak-eylül döneminde 500 bin yerli yabancı turisti ağırladı.
Malatya’nın tek ‘sakin şehir’ unvanına sahip kentin en önemli çekim merkezlerinden biri olan Arapgir ilçesi zengin tarihi birikimi, doğası, kültürel çeşitliği ve eşsiz doğal güzellikleriyle binlerce yerli ve yabancı ziyaretçinin akınına uğruyor.
Kültürel ve doğal güzellikleriyle popüler bir tatil noktası olan Arapgir ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatırken, doğal güzelliklerinin en etkileyici olanı Kozluk Çayı- Kayaarası Kanyonu Malatya ve çevre ilçelerin yanı sıra komşu illerden de gelen binlerce yerli ve yabancı turistle buluşuyor.
“Bir milyon hedefine yaklaşacağız”
Sadece Kurban bayramı arefesinde 100 bin kişiyi ilçede misafir ettiklerini aktaran Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu,” Şuana kadar çeşitli organizasyonlarla bölgeyi ziyaret eden insanların toplamdaki sayısı 500 binin üzerine çıktı diye tahmin ediyoruz. Hareketlilik devam ediyor. İşletmelerimiz otellerimiz dolu durumda. Sürekli haftalık ve günü birlik turlar geliyor. Arapgir buna hazırlığını 15 yıldır yaptı. Hedefimiz bir milyon turisti ağırlamaktı bu rakama ulaşamayacağız gibi görünüyor ama yaklaşacağız. On beş gün içerisinde bir 100 bin kişinin daha bölgeyi ziyaret etmesini bekliyoruz. Buradan herkese Arapgir’i görmeye deneyimlemeye davet ediyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERZURUM – Erzurum’da, Osmanlı Devletince doğu sınırlarının korunması amacıyla yapılan ve “93 Harbi” olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın en çetin muharebelerinin geçtiği tabyalardan birisi olan Mecidiye Tabyası, ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor.
Mecidiye Tabyası, Erzurum’un doğusunda şehir merkezine yaklaşık 2 km mesafede, Nene Hatun Tarihi Milli Parkı içerisinde Topdağı mevkiinde bulunuyor. Topdağı üzerine yaptırılan ilk yapı olma özelliği taşıyan tabya, Sultan Abdülmecid tarafından, Erzurum’u doğudaki Deveboynu ve kuzeydeki Gürcü Boğazı istikametlerinden gelen düşman saldırılarından korumak amacıyla 1852 yılında özel olarak hazırlattırılan proje dahilinde Erzurum Valisi Zarif Mustafa Paşa’nın nezaretinde yaptırıldı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Erzurum şehrinin düşmemesini sağlayan en önemli faktör olarak değerlendirilen tabya, tamamen iyi tür küfeki taşından yaptırıldı ve dışardan düz toprak damla örtüldü. Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın, 9 Kasım 1877 sabahı Firdevsoğlu Kışlası’ndan Mecidiye Tabyası’na gelerek savaşı buradan yönettiği biliniyor. Erzurum’a hakim bir tepede yapılan Mecidiye Tabyası, karakol ve kışla olarak kullanıldı. Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Mecidiye Tabyası başta olmak üzere tüm tabyaların geleceğe taşınması için tüm kurumlarla birlikte el ele verip çalışacaklarını dile getirdi.
Tabyaların içinden en eskisi
Erzurum’a hakim bir yerde bulunan Topdağı’nın kuzey ucunda 2042 metre yükseklikte konumlandırılan Mecidiye Tabyası doğudaki Yanık dere ve kuzeydeki Gürcü boğazından gelebilecek saldırılara karşı durmak amacıyla Sultan Abdülmecit tarafından yaptırıldı. Mecidiye Tabyası geniş bir avluya bakan yay şeklinde bir plan üzerine kurulmuş yan yana koğuş odalarından meydana geliyor. Kuzey-güney istikametinde uzanan yayın orta kısmının uzunluğu 63,85 metre, yan kısımlar ise 20,20 metredir. Tabyanın batısında geniş bir avlu bulunmaktadır. Mecidiye Tabyası küfeki taşından yapıldı ön ve arka cepheye bakan duvarlar taşıyıcı özelliğe sahip olmadığı için biraz ince tutulmuş, bu duvarlar arasında dikey olarak uzanan ve koğuş odalarını meydana getiren duvarlar daha kalın inşa edildi. Tabya dıştan düz toprak damla kapatılmıştır. Mecidiye Tabyası 21 tabya içerisinde en eski tabya olması nedeniyle sonrasında yapılan tabyalarda bulunan pusu ve topçu odaları, karargah odası gibi yenilikler bulunmuyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı, merhum şair ve düşünür Sezai Karakoç’un hatırasını yaşatmak amacıyla özel bir program düzenledi. Saat 18.00’de Kurşunlu Cami alanında gerçekleştirilen buluşmaya gençler yoğun ilgi gösterdi.
Etkinlikte, katılımcılar sevdikleri kitaplarla bir araya gelerek, Sezai Karakoç’un düşünce dünyasına dair sıcak sohbetler gerçekleştirdi.
İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programda, Sezai Karakoç’un edebi ve düşünsel mirası bir kez daha hatırlatılarak, Diyarbakır’ın kültürel değerlerine sahip çıkılması gerektiği vurgulandı. Gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleşen buluşmada, çay eşliğinde yapılan sohbetler, katılımcılara hem derin bir kültürel deneyim hem de keyifli anlar yaşattı.
AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı, bu tür etkinliklerin devam edeceğini belirterek, tüm Diyarbakır halkını benzer programlara katılmaya davet etti. – DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kore Savaşı’nda esir düşen Türk askerlerinin dosyalarını inceleyen Dr. Ece Aynur Onur:
“Esir olan askerlerimizin esaret hayatları boyunca gün yüzüne çıkmamış yeni bilgilere ulaştık”
“Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok”
BURDUR – Burdur’un Karamanlı ilçesinde yaşayan Askeri ve Medikal Antropoloji alanında doktora yapan Dr. Ece Aynur Onur, Amerikan Ulusal Arşivi’nde yer alan ve ABD ordusu tarafından askeri tutanaklara geçirilen raporlara ulaştı. Dr. Onur raporlarda yaptığı incelemede sonucunda, “Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok” dedi.
Burdur’un Karamanlı ilçesinde yaşayan, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan Indiana Üniversitesi’nde Askeri ve Medikal Antropoloji alanında doktora yapan Dr. Ece Aynur Onur, doktora çalışmaları sırasında Kore Savaşı Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Türk askerleri üzerine yapılan araştırma raporlarına ulaştı. Arşivde karşılaştığı raporlarda yer alan “Kore Savaşı’nda esir olan Türk askeri, esir kamplarında neden ölmedi?” sorusunun dikkatini çekmesi üzerine Onur, 2017 yılında ABD’nin resmi makamlarına başvurarak bu araştırmanın dayandığı belgeler ve sorgu tutanaklarına ulaşmak istedi.
2017 yılında esir olan rütbeli askerlerin dosyalarına ulaşmak için 7 yıl beklediğini söyleyen Onur, “O dönemde özellikle alt rütbeli askerlerimizin sorgu tutanakları açıktı ve sorgu tutanaklarını aldım. Amerikan ordusunun askerlerimiz hakkında yaptırdığı bir çalışmanın raporunu bulmuştum. Bu raporu sorgu tutanakları ile beraber mukayeseli bir şekilde okudum. Ancak o dönemde üst rütbeli subaylarımızın dosyaları açık değildi. 2017 yılında yaptığım başvuru birkaç gün önce sonuçlandı ve esir tutulan en üst rütbeli Yüzbaşı İhsan Serim’in dosyası tarafıma ulaştırıldı. Daha önce sorgu tutanaklarından ve Amerikan ordusunun yaptırdığı çalışmalardan ‘Kore Savaşı’nda Türk Esirler’ isimli bir kitap yazmıştım ancak Kore Savaşı’nda esir olan askerlerimizin bu esaret hikayesinin en önemli yani yapbozun en önemli parçası eksikti. Yüzbaşımızın dosyasıyla beraber onların o kahramanlık hikayeleri tamamlanmış oldu” dedi.
“Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok”
1953 yılında Kore Savaşı’nın ardından ateşkes imzalanması ile birlikte savaşın tarafları esir askerleri takas etmesinin ardından Amerikan askeri istihbaratının Amerikalı askerlerle birlikte Türk askerlerini de sorguya aldığını söyleyen Onur, “Savaş boyunca esir kamplarından çeşitli istihbaratlar ulaşmış Amerikan ordusuna. Amerikalı esirlerin kara kuvvetleri ve esirlerin özellikle sorgu son haklarına baktığımızda yüzde ellisinin hayatını kaybettiğini görüyoruz esir kamplarında. Türk askerlerimiz arasında esir kamplarında hayatını kaybeden tek kişi dahi yok. Yine Amerikalı esirlerin komünist Çin kuvvetleri ile esir kampında özellikle yüzde 15’in iş birliği yaptığını görüyoruz yani düşmanla iş birliği yaptığını görüyoruz. Sorgu tutanaklarına baktığımızda Amerikan ordusunun Türk askerleri üzerine yaptırdığı çalışmaya baktığımızda; iki askerimizin düşmanla bir defaya mahsus olarak iş birliği yaptığını, Türk askerlerimiz tarafından esir kampında organize edilen bir Divan-ı Harp’te iş birliği yapan askerlerimizin yargılandığını, yargılanma sonucunda ceza olarak ağır şekilde darp edildikleri ve esaretlerinin sonuna kadar göz hapsine tutulduklarını görüyoruz. İki ordunun esir askerleri arasında böyle ciddi bir esaret performans farkı oluşunca ki özellikle de Amerika o dönemde Türkiye’ye askeri ve ekonomik yardım yapan bir ülke. Amerikan ordusu Türk askerlerimize sorgu tutanaklarını askeri ve sivil kurumlara vererek bilimsel çalışmalar yaptırmış. Bu bilimsel çalışmaların sonucunda raporlar oluşturulmuş bu raporlara ulaşmıştır” şeklinde konuştu.
“Esir olan askerlerimizin esaret hayatları boyunca gün yüzüne çıkmamış yeni bilgilere ulaştık”
2017 yılında Türk askerlerine ait sorgu tutanaklarının peşine düştüğünü söyleyen Onur, “Dosya tarafıma iletildi ve bu sayede orada esir olan askerlerimizin esaret hayatları ve deneyimleri hakkında daha önce gün yüzüne çıkmamış yeni bilgilere ulaştık. Bu bilgiler özellikle Amerikan ordusunda, NATO ve askeri çevrelerinde sık sık dile getirilen fakat belgelendirilemeyen iddialar vardı, savaş efsaneleri vardı. Örneğin esir kaplarında askerlerimizin kendi aralarındaki emir komuta zincirini asla bozmadıkları, üst rütbeli bir subay Çinliler tarafından aralarından alındığı zaman hemen alt rütbedeki askerimizin komutayı devraldığı, aralarındaki birlik ruhunu kesinlikle bozmadıkları, hayatı idame yeteneklerinin çok güçlü olduğuna dair gurur verici iddialar vardı. Ancak bunları ilk defa yüzbaşı İhsan Serim’in sorgu tutanaklarında elle tutulur gözle görülür bir şekilde isim isim ve tarihleri ile beraber görebiliyoruz. Amerikan Ordusu’nun Türk esir askerlerimiz üstüne yaptırdığı çalışmanın sonuç kısmı ile 1955 yılında yayınlanan ve hala kullanımda olan Amerikan muharip askerinin el kitabı bire bir örtüşmektedir. Bu da bize şunu gösteriyor; Amerikan ordusu Kore’de esir olan askerlerimiz üzerinde yaptırdığı bilimsel çalışmalarını kendi askeri eğitimlerini yeniden yazmak için kullanmıştır. Hayatı idame, kaçma kurtulma, sorguya mukavemet eğitimleri de Kore’de esir olan askerlerimizden örnek alınarak, esinlenerek hazırlanmıştır. Amerikan ordusunun yaptırdığı çalışmanın sonuçları arasında şu çok çarpıcıydı benim için. Türkler hayatı idame ve mukavemet güçlerini nereden alıyorlar ve bu sorunun cevabı şuydu; tarihlerinden, kültürlerinden alıyorlar” dedi.
Esir askerlerimizin dosyalarına ulaştığım için mutlu ve gururluyum
Kore Savaşı’nda esir olan Yüzbaşı Ihsan Serim Ispartalı olduğunu belirten Dr. Onur, dosyalar gönderildiği zaman heyecanını askerlerin aileleriyle paylaştığını vurgulayarak, “Ben de Burdurlu olduğum için aslında bir anlamda hemşehrim sayılır. Kendisinin evladı da yok. Belki olsaydı babasının sorgu tutanaklarının peşine düşerdi ama olmadığı için ben de dosyalarla karşılaştığım için kendime görev edindim ve yedi yıl boyunca dosya alabilmek için bekledim. Dosyayı aldıktan sonra iki yeğenine ulaştırdım ve onlar da ‘kendi evladı olsaydınız ancak bu kadar uğraşırdınız’ diye çok teşekkür ettiler. Ben de kendilerine çok teşekkür ediyorum. Dosyalarla ben de ilk karşılaştığım için, Allah nasip ettiği için çok mutluyum ve çok gururluyum” açıklamalarında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EYCE MECLİSE TAŞIDI
AK Parti Meclis Üyesi Eyce, Şehit annesi Serap Doğan’ın isteğini Karabağlar Belediye Meclisine taşıdı. Karabağlar Belediye Meclisinin Eylül ayı oturumunda yazılı önerge veren Serap Eyce vatani görevini yaparken şehit olan Mehmet Doğukan Doğan’ın isminin Çalıkuşu mahallesinde bir yere verilmesini istedi. Şehit ailesinin talebini yerine getirmenin herkesin ortak görevi ve sorumluluğu olduğunu belirten Eyce:; “Şehit Mehmet Doğukan Doğan’ın ailesi çocuklarının adının yaşatılmasını, bir yere isminin verilmesini istiyor.Doğan ailesinin yaşadığı Çalıkuşu Mahallesi veya Kilimcitepe mevkiinde belediyemiz tarafından uygun görülen bir yere Şehit Mehmet Doğukan Doğan isminin verilmesini talep ediyoruz.” diye konuştu.

AK PARTİ MECLİS ÜYESİ SERAP EYCE
OY BİRİĞİ İLE KOMİSYONLARA SEVK EDİLDİ
Konuşmaların ardından önerge mecliste grubu bulunan tüm siyasi partilerin desteği ile hukuk komisyonuna sevk edildi. Şimdi tüm gözler hukuk komisyonundan gelecek rapora çevrildi. Komisyon üyelerinin hazırlayacağı rapor önümüzdeki gülerde tekrar belediye meclisinin gündemine gelecek. Mecliste kabul edilmesi halinde Şehit Mehmet Doğukan Doğan’ın ismi Karabağlar Belediyesince uygun görülen bir yere verilip yaşatılacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Akıllara durgunluk veren olay, saat 10.00 sıralarında ilçeye bağlı Çifteköprü köyü Cankurtaran mevkisinde meydana geldi.

Bölgede yapımı planlanan ‘Konaklamalı Mesire Alanı Projesi’ne karşı çıkan köylüler, alana iş makinelerinin gelmesini protesto etti. İş makinelerini indirildiği sırada köylüler ile özel şirketin yetkilileri arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi ile yüklenici şirket yetkililerinden 42 yaşındaki M.U., tabancayla ateş etti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

‘2 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI’
Kurşunların isabet ettiği köylülerden 38 yaşındaki Gökhan Koyuncu, Reşit Kibar ve 36 yaşındaki Ersan Koyuncu yaralandı.

İhbarla bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Gelen sağlık görevlilerinin ilk müdahalede bulunduğu 3 yaralı, ambulanslarla Hopa Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Ameliyata alınan yaralılardan Reşit Kibar, kurtarılamadı. Diğer yaralıların durumlarının iyi olduğu belirtilirken, hastanenin önüne yaralıların yakınları ile sivil toplum kuruluşu üyeleri geldi. Olay ile ilgili soruşturma başlatılırken, tabanca ile ateş açan M.U. ile şirket çalışanı F.M. gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KIZIMIN KAFASINDAN 17 SAÇMA ÇIKARILDI
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen cinayet davasının karar duruşması yapıldı. Duruşmaya Edanur Çoban’ın annesi Tuğba, babası Akın ile avukatları katıldı. Duruşmada sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını isteyen baba Akın Çoban; “Benim kızımın kafasından 17 adet saçma çıkarıldı. Erciyes’in karını getirip bağrıma bassanız bu yangın yine sönmez. Sanık en ağır şekilde cezalandırılsın” dedi.

İNDİRİMSİZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBETE MAHKUM OLDU
Duruşmada son savunması alınan sanık Gökhan Çatalbaş ise topluma kazandırılmak istediğini belirterek; “Beni dışarıda bekleyen sevdiklerim var. Ben yeniden topluma kazandırılmak istiyorum. Böyle olmasını istemezdim. Beratımı ve tahliyemi istedim” dedi. Sanık savunmasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti sanık Gökhan Çatalbaş’ı kasten adam öldürmek suçundan indirimsiz şekilde ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etti.

ADALET YERİNİ BULDU
Karar sonrası adliye önünde basın açıklaması yapan Edanur Çoban’ın annesi Tuğba Çoban, çok sevinçli olduğunu belirterek; “karardan memnuniyet duydum. Benim yavrumun kanı asfaltta kalmadı. Biz kızımın kanının karşılığını adaletle aldık” dedi. Baba Akın Çoban ise ” Buradaki hesabımız dürüldü. Mahşerdeki o toplantıya herkes katılacak. Öbür dünyada iki elim yakasında olacak. Hakkımı helal etmiyorum. Kızımın kanı elhamdülillah yerde kalmadı” diye konuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“AĞABEYİMİN HAYIRSEVERLİĞİ İLE ONUR, GURUR DUYDUĞUMU BELİRTMEK İSTERİM”
Başkan Büyükkılıç, ağabeyi Ramazan Büyükkılıç’ın hayırseverliğinden dolayı onur ve gurur duyduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Değerli büyüğüm, ağabeyim, Ramazan Büyükkılıç’a, hayırseverliği ile on binlerce yetiştirdiği eğitim ordusundaki öğrencileri ile onur duyduğumu, gurur duyduğumu belirtmek isterim. Kayseri’mizde sağlık ocağı ile yapmış olduğu Ramazan Büyükkılıç ilköğretim okulu ile şimdi de bir başka hayırseverlik hizmetine imzasını atıyor inşallah. Toplumumuz için çok önem arz eden Alzheimer Merkezi. Bu açıdan müsaade ederse kendisinin hem ağabeyim olarak, hem büyüğüm olarak, hem de hayırsever özelliği ile öpmek istiyorum. Sonrasında da değerli dernek başkanımızın huzurları ile imzamızı atacağız.”

“EYLÜL’ÜN 21’İ, CUMARTESİ GÜNÜ TEMELİ ATACAĞIZ. 1 SENEDE DE BİTİRECEĞİMİZE İNANIYORUM”
Başkan Büyükkılıç projede, Eylül ayının 21’i, Cumartesi günü temeli atacaklarını, 1 senede de bitireceklerine inandıklarını söyleyerek, “Bu proje ile ilgili çok değerli valimizin ve Aile Sosyal Politikalar il müdürümüzün de bilgileri ve imzada yerleri var. Onlar da süreç tamamlanınca inşallah imzalarını atacaklar ve böylece bu mecliste bağışı ile ilgili gerekli çalışmayı yapacağız.


Eylül’ün 21’i, Cumartesi günü de Allah’ın izniyle temeli atacağız. 1 senede de bitireceğimize inanıyorum. Ben bu süreçte anlayışla yaklaşan tüm evlatlarına kamuoyunun huzurunda özellikle teşekkür ediyor, yeğenlerimi bağrıma basıyorum. Cenab-ı Allah onlardan razı olsun. Onların anlayışı, çok değerli yengemin desteği ve değerli büyüğümün de kararıyla bu besmeleyi çekip, hayırlı işe imzayı atıyoruz. Sosyal içerikli bu projeyi çok önemediğimizi buradan paylaşmak istiyorum bir nörolog doktor başkan olarak ben de. Ayrıca ellerinden öpüyorum, iyi ki varsın değerli büyüğüm, kıymetli ağabeyim diyorum” ifadelerinde bulundu.
“SAYIN BAŞKANIMA ‘BÖYLE BİR DÜŞÜNCEM VAR, SİZ NE DERSİNİZ’ DEDİM. O DA ‘MEMNUNİYETLE’ DEDİ”
Hayırsever Ramazan Büyükkılıç ise Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın da desteği ve gayreti ile bu projeyi hayata geçirmek için girişimde bulunduklarını ifade ederek, “Bu hizmeti yapmak için çok düşündüm. Kendi kendime bu işin yapılması için ‘ne yaparım, nasıl ederim’ diye ben de. Sayın başkanıma ‘böyle bir düşüncem var, siz ne dersiniz’ dedim. O da ‘memnuniyetle, Kayseri’de en büyük bir ihtiyaç. Böyle bir tesise ihtiyaç var’ dedi. Kendisi de sağ olsun çok büyük gayretler gösterdi. Bu işe teşebbüs etti. Biz de onun sayesinde bu işe teşebbüs ederek vatana, millete, Kayserili hemşehrilerimize hayırlı, uğurlu olması için bu işi başarmak için harekete geçtik. İnşallah elimizden gelen katkıyı yaparak bu işi başaracağız” diye konuştu.

Başkan Büyükkılıç’ın ağabeyi Ramazan Büyükkılıç, eşinin 11 yıldır Alzheimer rahatsızlığı bulunduğunu belirterek, “Damdan düşen damdan düşenin halinden bilir. Biz de damdan düştük, eşim 11 senedir alzheimer. Onun için bundan sonra bu hallere düşeceklerin Rabbil Alemin yardımcısı olsun. Bu müessese de onlara hizmet versin” ifadelerini kullandı.
Erciyes Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Alzheimer Derneği Kayseri Şube Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin de Alzheimer Merkezi’nin Kayseri’de bir ihtiyaç olduğuna ve proje ile büyük bir hizmetin yerine getirilmiş olacağına dikkat çekerek, “Aynı zamanda Türkiye Alzheimer Derneği Kayseri Şube Başkanı olarak çalışıyoruz. Türkiye Alzheimer Derneği’nin 22 tane şubesi var biri de Kayseri de. Kayseri gibi büyük bir şehirde gerçekten eksik olan, yapılması gereken en büyük ihtiyaçlardan biri bu Alzheimer Gündüz Bakım Evi. Bu ihtiyacı yerine getirmek için Memduh Başkanım ve ağabeyi Ramazan Bey bu işe el attılar. İnşallah hayırlara vesile olur. Çok büyük bir hizmeti yerine getirmiş oluyorsunuz. Allah mübarek etsin” şeklinde konuştu.
Büyükkılıç da ‘Allah tamamına erdirsin, besmeleyi çekip imzayı atalım’ diyerek protokolü imzaladı. Ramazan Büyükkılıç da en kısa zamanda bitirilmesi temennisinde bulunarak protokole imzasını attı.
TÜRKİYE’NİN EN MODERN VE DONANIMLI ALZHEİMER MERKEZİ OLARAK HİZMETE GİRECEK
Bin 500 metrekare kapalı alana sahip olacak merkezde Fizik Tedavi birimleri, tedavi odaları, rehabilitasyon merkezi, çok amaçlı salon, yemekhane, hemşire odası, poliklinik odası, idari birimler yer alacağı, ortak kullanım alanlarının yanında erkekler ve kadınlar için ayrı rehabilitasyon bloklarına sahip olacağı, Türkiye’nin en modern ve donanımlı Alzheimer Merkezi olarak hizmete girecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı DKMP Genel Müdürlüğü bünyesinde 2024- 2025 av dönemi için Merkez Av Komisyonu tarafından ‘Koruma Altına Alınan Av ve Yaban Hayvanları’ başlıklı listede, memeliler, sürüngenler ve kuşlar olmak üzere 3 kategori yer alıyor.

Avlanması ve zarar verilmesi yasak olan nesli tehlike altındaki hayvanlara zarar verenler için DKMP Genel Müdürlüğü’nün 2024- 2025 yılı av dönemine yönelik, ‘Yasak Avlanma ile Yaban Hayatında ve Ekosistemde Meydana Gelen Tahribat ve Eksilme Nedeniyle Hükmolunacak Tazminat Bedelleri’ belirlendi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

‘2020’DE İLK KEZ FOTOKAPANLA GÖRÜNTÜLENDİ’
Listede en yüksek tazminat bedeli, Anadolu parsının oldu. Bakanlık tarafından koruma altına alınan, Anadolu’da nesli tamamen yok olduğu düşünülen ancak 2020 yılında ilk kez fotokapanla Batı Akdeniz’de görüntüsü elde edilen Anadolu parsı için tazminat bedeli, 30 milyon TL olarak belirlendi.

Koruma altında ve avlanması yasak olan Anadolu parsı ve listedeki diğer tüm koruma altındaki hayvan türleri için idari para cezaları ve failler hakkında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası da bulunuyor.

‘KORUMA ALTINDAKİ MEMELİ TÜRLER’
Listedeki diğer memeli türler ve tazminat bedelleri şöyle: “Doğu yaban koyunu ve Anadolu yaban koyunu 6 milyon TL. Çizgili sırtlan 2,5 milyon TL. Yaban keçisi ve çengel boynuzlu dağ keçisi 650 bin TL.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Araçta büyük maddi hasar meydana gelen kazada, sürücü ve arka koltukta oturan 6 yaşındaki çocuğu yaralanırken; ön yolcu koltuğunda oturan eşi Gönül Elçin ise olay yerinde hayatını kaybetti. Yaralılar olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalelerin ardından ambulans ile Acıpayam Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralıların tedavilerine devam edildiği öğrenilirken, hayatını kaybeden Gönül Elçin’in cenazesi otopsi için morga kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Görener, 4 Eylül 2024 Çarşamba günü Bandırma’da bulunan Haydarçavuş Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından Erdek ilçesine bağlı Belkıs Mahallesi’nde son yolculuğuna uğurlanacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Othon Cinema ve Avusturya Kültür Ofisi iş birliğiyle 20 – 22 Eylül arasında gerçekleşecek Avangardın Rüyası: Peter Tscherkassky ve Eve Heller ile Retrospektif isimli programda, Avusturyalı avangart yönetmen Peter Tscherkassky ve Amerikalı deneysel film yapımcısı Eve Heller’in retrospektifi Türkiye’de sinemaseverlerle ilk kez buluşacak.
Eve Heller
DENEYSEL SİNEMANIN İKİ ÖNCÜ İSMİ İLK KEZ TÜRKİYE’DE
Esas amaçları sinemanın şiirselliğine dair bir yolculuk ve bu yolculuktaki karşılaşmalarla örülü bir hayat olan iki sinemacı da rüyalar, anılar ve zamanla olan ilişkimize dair gizemli bir lirizm ve araştırmacı bir merakla şekillenmiş eserleriyle sinema dünyasında adlarından söz ettiriyor.
REKLAM
Avusturya’nın en önde gelen deneysel film yönetmenlerinden olan Peter Tscherkassky, Cannes ve Venedik Film Festivali’nde kazandığı ödüllerle adını uluslararası alanda duyurmuş bir sanatçı. Tscherkassky’nin sinema dilindeki yenilikçi ve şiirsel yaklaşımı, rüyalar, anılar ve zamanla olan ilişkimiz üzerine derin bir keşfi yansıtıyor.
Peter Tscherkassky
Amerikan avangart sinemasının ikinci kuşağının temsilcilerinden Eve Heller ise, “buluntu film” olarak adlandırılan alanda yaptığı yaratıcı çalışmalarıyla dünya çapında tanınan bir yönetmen. Heller, sinemanın sınırlarını zorlayarak gündelik yaşamdan alıntıladığı görüntüleri, izleyicinin hayal gücünü harekete geçiren yeni ve özgün anlatılara dönüştürüyor.
İLK GÜN: İMGENİN KIRILIMI
Her iki yönetmenin tüm filmlerini izleme fırsatı sunan retrospektifin ilk gününde, Tscherkassky’nin filmleri perdeye yansıtılacak. 19.00’da başlayacak gösterimlerde yönetmenin 1997 yapımı “L’Arrivée” ve 1999 yapımı “Get Ready”nin yanı sıra “Outer Space” (1999), “Dream Work” (2001), “Instructions for a Light and Sound Machine” (2005) ve “Train Again” (2021) adlı kısa filmleri sinemaseverlerle buluşacak.
REKLAM
İKİNCİ GÜN: ŞİİRSEL MANİPÜLASYONLAR
Etkinliğin “Şiirsel Manipülasyonlar” başlığıyla gerçekleştirilecek ikinci gününde, gösterimler 17.00’de başlayacak. Eve Heller’ın “Self-Examination Remote Control” (1981), “Last Lost” (1996), “Astor Place” (1997), “Her Glacial Speed” (2001), “Behind This Soft Eclipse” (2004), “Ruby Skin” (2005), “Creme 21” (2013) ve “Singing in Oblivion” (2021) adlı kısa filmleri gösterilecek.
ÜÇÜNCÜ GÜN: SİNEMATİK KATMANLAR
22 Eylül Pazar günü gerçekleşecek son günde gösterimler ise 15.00’te başlayacak. Peter Tscherkassky’nin “Manufraktur” (1985), “Parallel-Space: Inter-View” (1992), “Happy-End” (1996), “Coming Attractions” (2010) ve “The Exquisite Corpus” (2015) kısa filmleri seyirci karşısına çıkarılacak.
RETROSPEKTİF, SÖYLEŞİ VE ÜCRETSİZ GÖSTERİMLER
Kısa film meraklılarına dolu dolu üç gün sunan retrospektifte, seansların ardından yapılacak söyleşilerde iki sinemacı İstanbul seyircisiyle ilk buluşmasını da gerçekleştirecek. Sinemaseverler ise bu söyleşilerde yönetmenlerle buluşarak onların yaratıcı süreçlerine ve sinema anlayışlarına dair derinlemesine bilgi edinebilecekler. Programın ilk ve son günü Peter Tscherkassky, ikinci günü ise Eve Heller ile söyleşilere ev sahipliği yapacak.
GÖSTERİM PROGRAMI
20 Eylül Cuma, 19.00
Get Ready (2′)
L’Arrivée (3′)
Outer Space (10′)
Dream Work (11′)
Instructions for a Light and Sound Machine (17′)
Train Again (20′)
Yönetmen Peter Tscherkassky ile Söyleşi – 20.15
21 Eylül Cumartesi, 17.00
Astor Place (10′)
Self-Examination Remote Control (5′)
Ruby Skin (5′)
Last Lost (14′)
Creme 21 (10′)
Her Glacial Speed (4′)
Behind This Soft Eclipse (10′)
Singing in Oblivion (13′)
Yönetmen Eve Heller ile Söyleşi – 18.20
22 Eylül Pazar, 15.00
Manufraktur (3′)
Parallel-Space: Inter-View (19′)
Happy-End (11′)
Coming Attractions (25′)
The Exquisite Corpus (19′)
Yönetmen Peter Tscherkassky ile Söyleşi – 16.30
Bu program kapsamındaki tüm gösterim ve etkinliklere katılım ücretsizdir. Rezervasyon alınmamaktadır. Yasal düzenlemeler uyarınca aksi belirtilmediği sürece tüm film gösterimleri 18+ uygulamasına tabidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü şarkıcı Seda Sayan meslektaşı Çağlar Ökten’le 24 Nisan’da evlendi. 10 aydır evliliklerini sürdüren Seda Sayan ve Çağlar Ökten, 4 milyon dolara yeni bir ev satın aldı.

EVLERİNE GELDİLER
Bir süredir tatilde olan ünlü çift, evlerine geldi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

EŞİNİN BAHÇEDE ÇALIŞTIĞI ANLARI PAYLAŞTI
Sosyal medyada sık paylaşım yapan Seda Sayan, eşinin bahçede çalıştığı anları paylaştı.

“UYUYAN ADAMDAN NEFRET EDERİM…”
Sayan paylaşımının altına, “Uyuyan adamdan nefret ederim. Adam dediğin hafta sonunu eviyle ilgilenerek geçirir” notunu ekledi.

Seda Sayan, oğlu Oğulcan Engin’in doğum gününü sosyal medya hesabından kutladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“APARTMANIN GÜÇLENDİRİLMESİNİ İSTEMİYOR”
ATV Haber’de yer alan habere göre, Kaya Çilingiroğlu’nun yaşadığı Etiler’deki sitenin güçlendirilmesi için kentsel dönüşüm kararı alındı. Apartman sakinleri birer birer taşınırken Kaya Çilingiroğlu ve 2 kiracı taşınmak istemedi. Çilingiroğlu’nun apartmandan alınan karot örneği sonucu verilen belgelere inanmadığını söyleyen ev sahibinin oğlu, “Evden çıkmak istemedi, güçlendirme işlemini yaptırmak istemediğini belirtti. 150 metrekare 3+1, havuzlu ve otoparklı evde 10 bin 63 liraya oturuyordu. Bundan dolayı da taşınmak istemiyor. Evden çıkın daha sonra aynı bedelle gelip yine oturun dedik ama kabul etmedi” dedi.
Ev sahibi Can Aksoy ise açıklamasında “Bizim 2-3 kiracıyı evinden çıkartmak için böyle bir şey yaptığımızı söylüyor. Biz aptal mıyız 2-3 kiracıyı çıkartmak için masrafa girerek 1,5-2 milyon lira güçlendirme parası verelim” ifadelerini kullandı.

ÇİLİNGİROĞLU: EV SAHİBİ ELEKTRİK VE SUYU KESTİ
Konuyla ilgili OdaTV’ye konuşan Kaya Çilingiroğlu ise ev sahibinden talep ettiği ücretin yanlış olduğunu belirterek şunları söyledi: “Olay yargıya taşındı. Ev sahibi de elektriği, suyu kesti. Asansörü kapattı. İki aydır suyum yok, bu asırda su kesmek ne demek? Üstüne üstlük mahkemeden tedbir kararım var, onu da uygulamıyorlar.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“UZMAN YERİNE NEDEN DİZİLERDE PADİŞAHI OYNAYAN AKTÖR TEMSİL EDİYOR?”
Zirvede Engin Altan Düzyatan’ın Türkiye’yi temsil edecek olması tepkileri de beraberinde getirdi. Kısa sürede adı trend listesine giren oyuncu için ilk yorumlardan biri Özgür Demirtaş’tan geldi. Düzyatan’ın bu etkinlikte olmasını eleştiren Demirtaş, “Çok net bir sorum var: Engin Altan Düzyatan’ın iklim değişikliği hakkında:
1) Bir eğitimi var mı?
2) Bir uzmanlığı var mı?
3) Bir liyakati var mı?
Neden ülkemizin bu alandaki bir uzmanı bizi temsil etmiyor da, dizilerde padişah canlandıran Aktör temsil ediyor?” ifadelerini kullandı. Engin Altan Düzyatan ise eleştirilerle ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Engin Altan Düzyatan daha önce de birkaç kez Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen etkinliklerde yer almıştı.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Danny Ocean ve arkadaşları, Las Vegas’ta aynı gece üç büyük kumarhaneyi birden soymayı planlar… Başrollerinde “Rat Pack” olarak anılan Frank Sinatra, Dean Martin ve Sammy Davis Jr.’ın oynadığı 1960 yapımı film, kuşkusuz eğlenceli ve komikti ama ünlü oyunculardan oluşan “çete”nin çekimler sırasında seyirciden daha çok eğlendiği belliydi. Steven Soderbergh’in yeniden çevirimi ise tutku dolu yönetmenliği, yaratıcı hikâye kurgusu ve ince mizah duygusuyla ilkinden çok daha iyiydi. George Clooney, Brad Pitt ve Julia Roberts gibi yıldızları da unutmayalım. Toplam hasılat: $450,717,150
9. Titanların Savaşı (2010)
(Clash of the Titans)
1981 yılında gösterime giren MGM yapımı filmin yeniden çevirimi, Perseus mitinden esinleniyor ama Eski Yunan kaynaklarına bire bir sadık kalmak yerine yeni bir hikâye üzerinden ilerliyor. Zeus’un oğlu yarı tanrı Perseus, Olimpos’u ve Yeryüzü’nü işgal etmemeleri için Yeraltı tanrısı Hades’in savaşçılarına karşı mücadele ediyor. Başrollerinde Sam Worthington, Gemma Arterton, Mads Mikkelsen, Alexa Davalos, Ralph Fiennes ve Liam Neeson’ın oynadığı; yönetmen olarak Louis Leterrier imzası taşıyan fantastik aksiyon türündeki film, eleştirmenler tarafından beğenilmese de gişelerde beklenenin üzerinde bir başarıya ulaşmıştı. İki yıl sonra ise devam filmi “Titanların Öfkesi” (Wrath of the Titans) gösterime girmişti. Toplam hasılat: $493,214,993
8. Godzilla (2014)
Bizi Japonların ulusal hazinesi Godzilla’nın köklerine götüren bu Hollywood uyarlaması, felaket, savaş ve gerilim türlerini bir araya getiriyor. 1954 yapımı ilk “Godzilla”, Japonya’nın 2. Dünya Savaşı’nda yaşadığı atom bombası travmasından doğan bir canavardı. Yeni film bu bağlantıyı daha da derinleştiriyor; Godzilla’yı nükleer silahları geliştiren insanlığa karşı “doğanın dengeleyici gücü” olarak sunuyor. Yönetmen Gareth Edwards bazı sahneleri izlenimci ressamları andıran sisli, yağmurlu, bulutlu havalarda çekmiş. Özellikle canavarların solgun renklerin arasında görünüp kaybolduğu karanlık, loş atmosfer etkileyici. Godzilla’nın yüzünü, bedenini, sesini tasarlarken ilk filmden ilham alınması iyi sonuç veriyor. Üstüne düşen görevi yerine getiren karizmatik Godzilla’nın insanlara karşı ümitsizliği ve kayıtsızlığını da unutmamak gerekiyor. Toplam hasılat: $524,978,362
7. King Kong (2005)
1933 yılında ekonomik bunalımın sürdüğü günlerde film çekmek için Kafatası Adası’na giden Amerikalı sinemacılar dev goril King Kong’la karşılaşırlar. Adanın kralı Kong, işsiz ve parasız bir vodvil oyuncusu olarak ekibe katılan sarışın güzel Ann’e (Naomi Watts) âşık olur. Artık Ann’in koruyucusudur. Önceki filmlerin aksine Kong ile sarışın arasında karşılıklı bir duygu bağı oluşur. 1933 tarihli ilk “King Kong”, “Güzel ve Çirkin” masalının serbest bir yorumudur. Peter Jackson da orijinal filmin havasına sadık bir yeniden çevirimle gelir karşımıza. Dev gorille Ann arasındaki ilişkiye odaklanır. Dev goril, “performans yakalama tekniği” ve Andy Serkis’in katkısıyla gerçekçi bir biçimde karşımızdadır. Toplam hasılat: $556,906,378
6. Küçük Deniz Kızı (2023)
(The Little Mermaid)
Eleştirmenlerden yüksek notlar alan ve animasyon türünün klasikleri arasına giren 1989 yapımı ilk film, Hans Christian Andersen’in 1837 tarihli masalından yapılan serbest bir uyarlamaydı. 34 yıl sonra gelen ve ilk filmi temel alan ‘live action’ formatındaki yeniden çevirimin çıkış noktası da hiç kuşkusuz aynı masal… Hatta başında Andersen’den bir alıntı dahi var. Ama senaryosunu David Magee’nin yazdığı yeni filmin, çok sadık bir yeniden çevirim olduğunu söylemek imkânsız. Ayrıntılara inildikçe birçok farklılık çıkıyor karşımıza. Öte yandan, hikâye aşağı yukarı aynı güzergahta ilerliyor. ‘Küçük Denizkızı’, Disney’in son yıllardaki bütün yeniden çevrimlerinde olduğu gibi oyuncu kadrosunda farklı ırkları, etnik kökenleri bir araya getirme ve çokkültürlülüğü savunma esası üzerine kurulu bir masal… ‘Küçük Denizkızı’, ‘live action’ formatının CGI ile birlikte yer yer hiper gerçekçi bir animasyona dönüştüğü bir film. Toplam hasılat: $569,626,289
5. Ben Efsaneyim (2007)
(I Am Legend)
1954 yılında yayımlanan Richard Matheson’un “I Am Legend” adlı romanı 1964’te “The Last Man on Earth”, 1971’de ise “The Omega Man” adıyla sinemaya uyarlanmıştı. Francis Lawrence’ın yönettiği, romanla aynı adı taşıyan üçüncü uyarlama genelde en iyisi olarak kabul ediliyor. Will Smith filmde New York’ta yaşayan son insanı oynuyor. Kanseri yenmek için laboratuvarda yaratılan virüs, tam tersi bir etki göstererek insanların çoğunu yok ediyor. Bir de geceleri ortaya çıkan saldırgan mutantlar var. ABD ordusu için çalışan viroloji uzmanı Robert Neville (Will Smith) virüse karşı tedavi geliştirmeye çalışırken mutantlardan uzak durmaya çalışıyor. Gündüzleri şehir ona ait ama geceleri evine kapanmak zorunda. İnsansız New York görüntüleri başta olmak üzere, ses tasarımı ve yönetimiyle öne çıkan başarılı bir kıyamet sonrası hikâyesi… Toplam hasılat: $585,410,052
4. Dünyalar Savaşı (2005)
(War of the Worlds)
H. G. Wells’in, Marslıların dünyayı istila etmesini anlatan 1898 tarihli romanının 1953’deki uyarlamasında Marslılar, 50’li yılların komünizm paranoyasını yansıtıyorlardı. Steven Spielberg’in filmi ise ABD’nin yaşadığı 11 Eylül travmasından yola çıktı. Düşman, gökyüzünden değil, yıllardır saklandığı yeraltından geliyordu. Kahramanlık, militarizm veya erkekliğin çok da işe yaramadığı bir savaştı. İnsanlar sadece Marslılarla değil, kendi içlerindeki sorunlarla da savaşıyorlardı. Toplam hasılat: $603,873,504
3. Orman Çocuğu (2016)
(The Jungle Book)
İngiliz yazar Rudyard Kipling’in 1894 yılında yayımlanan “The Jungle Book” (Orman Kitabı) adlı eserindeki öykülerin ana kahramanı, kurtlar tarafından büyütülen Mowgli’dir. Daha önce defalarca sinemaya aktarılan kitabın Disney tarafından gerçekleştirilen 2016 yapımı sinema uyarlaması hem Kipling’in ilk öyküsüne odaklanır hem 1967 yapımı Disney animasyonundan esinlenir. “Orman Çocuğu” masalsı filmlerin naif havasından ziyade fantezi aksiyon sinemasının hızlı kurgusu ve görkemli görselliğine sahip. Film, daha çok arkadaşlık ve takım duygusu gibi değerler üstünde yükselirken alttan alta doğa – insan ilişkilerini de ele alıyor. Mogwli’nin ormanda yaşarken insan olmanın avantajlarını nereye kadar ve nasıl kullanması gerektiğini sorgulayan bir öykü seyrediyoruz. Filmin bilgisayar kökenli grafik görüntülerle canlı çekimleri bir araya getiren karma tekniği de etkileyici. Toplam hasılat: $967,724,775
2. Güzel ve Çirkin (2017)
(Beauty and the Beast)
Disney’in 1991’de gösterime giren animasyon müzikalinden esinlenen ve Alan Menken’in bestelerini yeniden kullanan film, Canavar’ın (Dan Stevens) lanetlendiği geceyle başlıyor. Kibirli ve genç prens, dış görünüme verdiği önem nedeniyle, bir cadı tarafından iki ayaklı, tüylü ve boynuzlu bir hayvana dönüştürülüyor. “Güzel”, yani Belle (Emma Watson) ise mekanik aletler yapan Maurice’in (Kevin Kline) kızı… Köyün en güzeli olduğu için kendisiyle evlenmeye can atan yakışıklı ve kibirli Gaston’a (Luke Evans) yüz vermiyor; çünkü Belle, iç güzelliğin değerini bilen olgun bir karakter. Sonsuz bir kışın hüküm sürdüğü şatosunda eşyalara dönüşmüş hizmetkârlarıyla birlikte yaşayan Canavar, lanetten yıllar sonra öfkeli bir hayvan gibi çıkıyor karşımıza. Ama Belle’e duyduğu aşkla birlikte içindeki iyilik daha çok görünür hale geliyor. Canavar’ın şatosundaki şamdan, dolap, çaydanlık gibi canlı eşyalar filmin en eğlenceli yanı. Ewan McGregor, Ian McKellen, Stanley Tucci ve Emma Thompson gibi usta oyuncuların dublajıyla hayat bulan lanetli hizmetkârlar, filme mizahi bir boyut katıyorlar. Toplam hasılat: $1,266,115,964
1. Aslan Kral (2019)
(The Lion King)
Kral Mufasa’nın ‘yaşam döngüsü’ olarak tanımladığı düzen, canlılar arasındaki eşitlik ve kardeşliğin sürdürülmesine dayanır. Mufasa merhametli, bağışlayıcı bir kraldır. Kardeşi Scar ise salt iktidarda olmak, herkesten üstün olmak, herkese hükmetmek için tahtı ister. Kendisini zeki, Mufasa’yı ise kaba kuvvet açısından güçlü bulur ama açgözlü sırtlanların desteğiyle kurduğu düzen, özünde kaba kuvvete dayanır. Mufasa’nın oğlu Simba ise babasının ölümünden dolayı hissettiği suçluluk duygusu nedeniyle artık tahtta hakkı olmadığını düşünür, yuvasını terk eder. Ancak yıllar sonra kız arkadaşı Nala ve bilge maymunun moral desteğiyle, adaleti yeniden kurmak için amcası Scar’ın karşısına çıkar. Yeni “Aslan Kral”, ilkinin senaryosuna “fazlasıyla sadık” bir yeniden çevrim… Hikâyeyi ve temaları aynen koruyor. 1994 yapımı ilk filmin yeniden çevrimi olan ‘Aslan Kral’, ‘fotorealizm’ diye de adlandırılan hiper gerçekçi bir animasyon estetiğinin ürünü. Toplam hasılat: $1,663,079,059
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Neşet Ertaş Kültür Sanat Merkezi’nde, iş insanları ve esnafa yönelik düzenlenen toplantıda konuşan Vali Buhara, kentin yapılacak yeni projelerle daha hızlı gelişeceğini aktardı.
En önemli projenin istihdam odaklı olduğunu belirten Buhara, organize sanayi bölgesinin genişletilmesi ve küçük sanayi sitesi ile şehrin ivme kazanacağını dile getirdi.
Buhara, şöyle devam etti:
“Yeni 400 yataklı hastane, AFAD, 112 Çağır Merkezi binalarının inşaatları ile yine 200 yataklı uygulama oteli ve Kılıçözü Sanayi Sitesi yakınındaki meslek lisesinin inşaatları tamamlanmak üzere. Kırşehir’in önemli ihtiyaçlarından olan Kapadokya Havalimanı yolu ve çevre yolu inşaatında ise çalışmalar başladı. Hükümet konağı inşaatımızda ciddi yol alındı. Kent merkezindeki Kalehöyük de düzenleme ve Aşıkpaşa Tabiat Parkı içine gölet inşaatı hedefimiz de sürüyor. Kırşehir daha yaşanabilir hale getirmek istiyoruz. Yatırımlar ve projelerle hızlıca gelişen kent olacağız.”
Toplantıya, kentteki kurum amirleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile çok sayıda iş insanı ve esnaf katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesince 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Gençlik Parkı’nda düzenlenen “Hürriyet ve Bağımsızlık Fikrinin Ölümsüz Abidesi 30 Ağustos Zaferi” söyleşisinde Ortaylı, başkentlilerle bir araya geldi.
Konuşmasında, cumhuriyetin Türk halkının kimliğini bağlayan unsur olduğunu ifade eden Ortaylı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın önemine değindi.
Ortaylı, şu ifadeleri kullandı:
“Ağustos zaferlerinin en sonuncusu 30 Ağustos’tur, 26 Ağustos-30 Ağustos arasıdır, 4 gündür. Gerisi tamamen ricat eden bir orduyu kovalamaktan ibaretti. 14 gün süre istemişti Gazi Paşa, ’13 günde bitti, demek yanılmışız bir gün’ demiş. 13 günde bitti iş.”
Konuşmasının ardından ABB Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Genel Koordinatörü Hacı Ali Bozkurt, Ortaylı’ya tablo hediye etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum 9. Kolordu Bölge Bando Komutanlığınca, Yakutiye Kent Meydanı’nda ki Yakutiye Medresesi’nin önünde konser programı düzenlendi.
Orkestra şefliğini Bando Albay Murat Keskin’in yaptığı konserde, solist Bando Kıdemli Başçavuş Osman Nuri Sümer ve Bando Kıdemli Başçavuş Okan Kılıç sahne aldı.
Etkinlikte çeşitli türküler ve marşları seslendiren solistlere, vatandaşlar da zaman zaman eşlik etti.
Etkinliğe, 9. Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Tuncay Altuğ ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatay Valiliğince yürütülen “Yüreğimizdeki Işık” projesi kapsamında Sinemasal Kültür Sanat Derneği ortaklığında gerçekleşen etkinlikte Numune Evler Mahallesi’nde tören alanında film sahnesi içeren platform kuruldu.
Etkinlikte çocuklara “Çizmeli Kedi” animasyon filmi gösterimi yapıldı.
Film izleyen yaklaşık 500 çocuğa çeşitli ikramlarda bulunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Meclis Başkanlığından yapılan açıklamada, Türk milletinin kurtuluş destanı olan ve 102. yıl dönümü kutlanan Büyük Taarruz ve bu destanın kahramanlarının, Kurtuluş Savaşı Müzesi’nde açılan sergi ile yeniden anıldığı belirtildi.
29 Kasım 1920’de kabul edilen İstiklal Madalyası Verilmesine Dair 66 Sayılı Kanun’un, Milli Mücadele’nin merkezi olan ve çatısı altında alınan kararlar ile şanlı bir tarih yazan ilk Meclis binasında çıkarılan en önemli kanunlardan olduğuna işaret edilen açıklamada, bu kanunla Kurtuluş Savaşı’nda cephede ve cephe gerisinde büyük fedakarlık gösterenler ile ilerleyen zamanlarda Kahramanmaraş, İnebolu, Gaziantep ve Şanlıurfa şehirlerinin İstiklal Madalyası’na layık görüldüğü hatırlatıldı.
Kanunla cephede bizzat savaşa katılanlara kırmızı, TBMM üyelerine yeşil, TBMM üyelerinden cephede savaşa katılanlara yeşil-kırmızı ve cephe gerisinde mücadele verenlere beyaz renk kurdele ile İstiklal Madalyası verildiği anımsatılan açıklamada, “Cumhuriyet’imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk de TBMM tarafından 1578 belge numaralı, yeşil-kırmızı kurdeleli İstiklal Madalyası ile onurlandırılmıştı.” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, Kurtuluş Savaşı Müzesi Haberleşme ve Silah Gücü odasında açılan sergide, müzenin koleksiyonu olan farklı renk şeritlerde İstiklal Madalyaları, İstiklal Madalyası vesikası ile ilk defa sergiye çıkan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Yeşil-Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası’nı teslim aldığına dair belgenin yer aldığı kaydedildi.
Açıklamada ayrıca sergi alanında, söz konusu madalyaların tasarımı ve tasarımcısı hakkında bilgilerin yer aldığı panonun da bulunduğu belirtildi.
Serginin Ocak 2025’e kadar ziyarete açık olacağı bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TTK, Cumhuriyet’in 100. yıl dönümü kapsamında başlattığı “Yüzüncü Yıl Kitaplığı” Projesi kapsamında, AKÜ Prof. Dr. Şehabettin Yiğitbaşı Kütüphanesi’nde kitaplık oluşturdu.
Toplamda 1161 kitaptan oluşan kitaplığın açılışı Özgen, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş akademisyenler, öğrenciler ve araştırmacıların katılımı ile yapıldı.
Özgen, açılışta yaptığı konuşmada, Cumhuriyet’in 100. yılına bir hatıra olmak üzere Türkiye’deki tüm üniversite kütüphanelerinde TTK yayınlarından oluşan bir Türk Tarih Kurumu 100. Yıl Kitaplığı açma projesi başlattıklarını söyledi.
TTK’nin, kurulduğu günden bugüne 2 bin 300’e yakın eser yayınladığını ifade eden Özgen, “15 Nisan 1931’de kurulan Türk Tarih Kurumu, o günden itibaren Türk ve Türkiye tarihini ilgilendiren her alanla ilgili faaliyetler yürütüyor.” dedi.
Özgen, TTK’ye ait olan 1500’e yakın yayını, geçen yıl başlattıkları TTK 100. Yıl Kitaplığı adı altında hizmete sunduklarını, bu faaliyetle TTK açısından farkındalık oluşturmayı ve kurum yayınlarının daha erişilebilir olmasını sağlamayı amaçladıklarını belirtti.
AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş da Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının başında, Cumhuriyetin köklü kuruluşlarından Türk Tarih Kurumu’nun nitelikli yayınlarını kütüphanede bulundurup sergilemekten ve akademisyen ile öğrencilerin faydasına sunmaktan mutlu olduklarını dile getirdi.
Konuşmaların ardından Türk Tarih Kurumu 100. Yıl Kitaplığı, kurdele kesilerek açıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Hava Kuvvetleri Müzesi’nde 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü kutlaması yapılacak. 30 Ağustos Cuma günü çocuk oyunu etkinlikleri canlı müzik dinletisi ile başlayacak. 3 gün devam edecek program da müze de Çocuk Oyun Etkinlikleri, Yüz Boyama, Ahşap Oyuncak Atölyesi Canlı Müzik Dinletileri, F-16 ve F-5 uçak kokpitlerinin halka açılması, DJ performansı yapılacak. 1 Eylül Pazar günü saat 16.00’da da SOLOTÜRK gösteri ekibi söyleşi ve imza töreni yapacak. SOLOTÜRK kol komutanı Pilot Binbaşı Murat Bakıcı ve Hava Pilot Binbaşı Yasin Dikkule vatandaşlarla buluşacak. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toroslar Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Toroslar ilçesindeki tarihi höyükte arkeopark projesi kapsamında başlatılan yeni sezon kazıları, İtalya’nın Bari Aldo Moro Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Giulio Palumbi başkanlığında sürüyor.
Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız da Yumuktepe Höyüğü’nü ziyaret ederek çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yıldız, tarihi höyüğün kıymetinin bilinmesi gerektiğini ifade etti.
Yumuktepe Höyüğü’nün tanıtımı için gerekli desteği vereceklerini belirten Yıldız, şunları kaydetti:
“Kıymetli hocalarımız, Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerinden gelip buradaki kazıları sürdürüyorlar. Yumuktepe Höyüğü’ne son şeklini onlar verecekler. Yumuktepe’de bir arkeoloji yürüyüş parkı projesi tasarlanıyor. Bu mirasın Mersin ve ülke halkına, dünya insanlığına tanıtılması için ciddi çabalar harcanıyor. Bu kentte yaşayan ve bu kentin nimetlerinden faydalanan herkesin Yumuktepe’ye, burada yapılacak arkeopark projesine destek vermesi gerekiyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TRT’den yapılan açıklamaya göre, İsmail Ege Şaşmaz’ın Naser Oriç’i canlandırdığı dizinin oyuncu kadrosunda Gürkan Uygun, Fikret Kuşkan, Hazım Körmükçü, Kubilay Tuncer ve Gizem Erdem yer alıyor.
Srebrenitsa Soykırımı öncesi, şehri kahramanca savunan Naser Oriç ile Bosna halkının direniş hikayesine odaklanan dizinin yönetmenliğini Serdar Akar ve Selahattin Sancaklı üstleniyor.
Senaryosunu Uğur Uzunok, Esma Koç ve Abdülhamit Işık’ın kaleme aldığı yapımın konusu kısaca şöyle:
“Dönemin Sırp devlet başkanının korumalığını yapan Naser, kendi milleti olan Boşnaklara yönelik bir savaş hazırlığının yapıldığını ve doğup büyüdüğü Srebrenitsa’nın da hedefler arasında olduğunu öğrenir. Bir yolunu bulup memleketine dönen Naser, burada adeta yoktan kurduğu bir orduyla destansı bir mücadeleye girişir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ortahisar ilçesindeki Zağnos Vadisi’nde yer alan İçkale bölgesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda, Trabzon Müze Müdürlüğü başkanlığında, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Yavuz’un bilimsel danışmanlığıyla 31 Ağustos 2021’de arkeolojik kazı çalışmalarına başlandı.
Kazı alanı olan bölgede Komnenos Hanedanı’na ait olduğu söylenen, görünen kısmı iki katlı kagir bir saray kalıntısı, onun güney doğusunda hamam ve duvar kalıntıları ile kuzeybatı köşesinde yine Komnenoslar döneminden olduğu anlaşılan surlara bitişik inşa edilmiş ikiz tonozlu kagir yapı ve doğuda surlara içerden bitişik tek tonozlu yapı yer alıyor.
Yaklaşık 5 yılda tamamlanması planlanan kazı çalışmalarında, toprak altında kalmış mimari yapıların yanında Roma, Bizans, Komnenos ve Osmanlı medeniyetlerine ait sikke, mühür, yüzük, iplik eğirmeye yarayan ağırşak, seramik kap kacak gibi birçok taşınır kültür varlığı bulundu.
Buluntularla ilgili envanter ve tasnif çalışmaları devam ederken, eserlerin restorasyonu ve kalıntıların yeniden ayağa kaldırılmasıyla tarih ve kültür turizminin canlandırılması amaçlanıyor.
“Kazı ve belgeleme çalışmalarına devam edilmekte”
İl Kültür ve Turizm Müdürü Tamer Erdoğan, AA muhabirine, Trabzon’un geçmişten günümüze çok sayıda medeniyete ev sahipliği yaptığını söyledi.
İçkale’nin kuruluşunun çeşitli kaynaklara göre milattan önce 2 binli yıllara kadar geri gittiğini dile getiren Erdoğan, “Somut veriler ise milattan önce 500’lü yıllara ait, Roma, Bizans, Komnenos ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmış Trabzon’un tarihi kent merkezidir.” ifadesini kullandı.
Erdoğan, Ağustos 2021’de başlayan kazı çalışmalarının yaklaşık 5 yılda tamamlanmasının planlandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İçkale kazısında 4 büyük medeniyetin izleri gün yüzüne çıkarılıyor. Sürdürülen arkeolojik kazılarla Trabzon’un bilinmeyen tarihi ve kültürel varlıklarının ortaya çıkarılması, tanıtımının yapılması, bu yolla bölgede tarih ve kültür bilincinin oluşturulması ve elde edilecek kalıntı ve buluntularla turizme yeni kazanımlar sunulması amaçlanıyor.”
Bu yılki kazı çalışmalarının 24 Temmuz’da başladığını kaydeden Erdoğan, “Genel bitki ve yabani ot temizliği yapıldıktan sonra batı salonu olarak adlandırılan Orta Çağ yapısının güneyindeki alanda geçtiğimiz yıldan kalan seviye indirme çalışmasına devam ediliyor. Burada tespit edilen Bizans kemerli tonozlu yapıda halihazırda kazı ve belgeleme çalışmalarına devam edilmekte.” diye konuştu.
“Kalıntıların yeniden ayağa kaldırılarak kültürel turizmin canlandırılması hedefleniyor”
Erdoğan, çalışmalar esnasında sırlı ve sırsız seramik parçaları, tuğla parçaları ile Roma, Bizans, Komnenos ve Osmanlı dönemlerine ait fazlaca korozyona uğramış ve kondisyonları kötü durumda olan birçok sikkenin bulunduğuna işaret ederek, “Kazı çalışmalarında 3 işçi ile 4 teknik personel görev alıyor. Planlanan kazı çalışmalarıyla ortaya çıkarılacak tarihi kalıntıların veya eserlerin restorasyonuyla var olan kalıntıların yeniden ayağa kaldırılarak kültürel turizmin canlandırılması hedefleniyor.” dedi.
İçkale’nin içinde yapılacak arkeolojik kazı çalışmalarının ilk etapta 5 bin metrekarelik boş sahada gerçekleştirileceğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
“Alanın diğer bölümlerinin kamulaştırması ilgili taraflarca belirlendikten sonra kazı çalışmaları İçkale’nin tümünü kapsayacak şekilde genişletilebilecek. Kazı ve restorasyon çalışmaları sonunda hazırlanacak açık hava müzesi ya da arkeo-park düzenlemesi ile ortaya çıkarılacak eserler ve kalıntıların canlı olarak izleyici tarafından görülmesi suretiyle kazı alanına ilişkin yerli yabancı turistlerin ilgisi artırılacaktır. Ayrıca kazı sonrası İçkale’de oluşturulacak açık hava müzesi ya da arkeo-park alanı içinde açılacak sergi ve toplantı alanları ile dinlenme mekanları, bu noktada ziyaretçi sayısının artmasına da vesile olacaktır.”
Erdoğan, kazı alanında oluşacak yeni durumun turizm açısından büyük girdiler sağlayabileceğini vurgulayarak, “Bu da bölge turizmine canlılık getirecek bir husustur. Kazılar sonrasında İçkale, Sümela ve Ayasofya Camisi’nden sonra arkeolojik kalıntı ve buluntuların olduğu çok önemli bir ören yeri, turistik mekan olma kimliğine kavuşacak ve bölgenin turizm potansiyelinin artmasına önemli katkılar verecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
“Şu anda Bizans yani Komnenos öncesindeki katmana kadar inebildik”
Bilimsel heyette görevli KTÜ Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Temel Sağlam da kazı çalışmalarına 2021’de başlandığını anımsatarak, şu ifadeleri kullandı:
“Şu anda Orta Çağ yapısının hemen güney tarafında açmalarda çalışıyoruz. Burada Bizans dönemine ait bir yapı kalıntısı üzerinde çalışıyoruz. Tam olarak niteliğini, işlevini tanımlayamadığımız yapı, daha aşağı seviyelere indiğimiz zaman mutlaka tanımlayabileceğiz ama bulunduğumuz katman şu anda Bizans katmanı, yani Komnenos öncesindeki katmana kadar inebildik.”
Geçen sene yapılan çalışmalarda Roma dönemi izlerine de rastladıklarını aktaran Sağlam, “Zaten Bizans dönemi, Roma döneminin bütün kalıntılarını alarak devşirme malzeme kullanılarak oluşturdukları kemerleri, kemer altlıklarını görebiliyoruz çalıştığımız alanda. Bu alanı tamamladıktan sonra doğuya doğru devam ettiğimiz zaman mutlaka daha nitelikli, daha özel mimari yapılanmayı görebileceğiz.” dedi.
Sağlam, şu anda Bizans katmanında çalıştıklarını vurgulayarak, “Kalenin çok daha evveliyatı var. Geçen yıllarda Helenistik döneme gitme ihtimaline dair çok şeyler, buluntular bulduk. Kazılar devam ettikçe daha iyi, daha nitelikli yapılar çıktıkça ya da küçük buluntular çıktıkça değerlendirmelerimiz daha net olacaktır. Şu andaki buluntularımız, bulgularımız bu yönde.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Efeler Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla özel bir geceye imza attı. Sunucu Doğukan Alsay’ın sunumuyla gerçekleştirilen 30 Ağustos Zafer Bayramı Şenliği’nde, Türk tarihini ve kültürünü yansıtan ünlü tiyatral gösteri “Destanların Dansı” sahnelendi. İzleyicilere tarih ve kültür dolu bir yolculuk sunan Destanların Dansı Efeler halkına unutulmaz bir gece yaşattı.
Türk toplumlarının binlerce yıllık tarihi ve kültürel zenginliklerinin harmanlandığı gösteriyi 7’den 70’e her yaştan vatandaş büyük bir ilgiyle izledi. Efeler halkı, böylesine anlamlı bir etkinliği kendileriyle buluşturan, 30 Ağustos Zafer Bayramı coşkusunu yaşatan Başkan Yetişkin’e teşekkür etti.
Etkinlikte konuşan Başkan Yetişkin, ” Efe yürekli hemşehrilerim ve Cumhuriyetimizin yarınları olan gençlerimiz, böylesine anlamlı bir günde sizlerle olmaktan gurur duyuyorum. Hepimiz birer Cumhuriyet yıldızıyız fakat ışığı ileriye taşıyacak olan gençlerimizdir. Ne mutlu ki sizlere dünyada çocuklara bayram hediye eden bir Ata’nın evlatlarısınız. Bayramlara sahip çıkmak ve onu coşkuyla kutlamak en çok sizin hakkınız. Bu hakkınıza katkı sağlamak için buradaydık. Hep birlikte zaferimizi kutladık. Bu güzel gecenin organizasyonunda emeği geçen değerli misafirlerimiz Doğukan Alsay ve Destanların Dansı ekibine de ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum. Hepimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun” dedi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şimdilerde ailesiyle Maldivler’de tatil yapan Yıldız Çağrı Atiksoy, siyah beyaz renkteki mayosuyla plajda plajda peş peşe pozlar verdi. Pozlarını Instagram hesabından boy boy yayınlayan oyuncu, 38 yaşındaki oyuncunun fiziği takipçilerinden tam not aldı. Oyuncunun paylaşımına “Güzelliğinin sırrını alabilir miyiz?” ve “Ünlüler nasıl çocuk doğurduktan sonra hemen eski haline dönüyor” yorumu yağdı.
İşte Yıldız Çağrı Atiksoy’un tatil pozları…







Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özçelik’in derneğiyle birlikte yardımlara dünya çapında devam eden Reshad Strik, eşinin doğum gününde romantik bir karelerini yayınlayarak “Elhamdülillah… Doğum günün kutlu olsun hatunum benim” notunu yazdı. Çiftin karesi kısa sürede sosyal medyada gündem olurken “Çok yakışıyorsunuz” yorumları yağdı.
Gamze Özçelik de haziran ayında eşinin doğum gününü “Doğum günün kutlu olsun kalbim” diyerek kutlamıştı.




Ecem AltanHaberler.com – Magazin
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BİRBİRİMİZE DAHA FAZLA ZARAR VERMEDEN YOLLARIMIZI AYIRDIK”
Aylardır ilişkilerini göz önünde yaşayan çift, yollarını ayırma kararı aldı. Instagram hesabından açıklama yapan Gülseren Ceylan “Her şeyi bugüne kadar göz önünde yaşadığımız için açıklama ihtiyacı duyuyorum. Mehmet Ali ile yollarımı ayırdım. Ayrılık sebebi ile ilgili saçma sapan uydurma haberleri yapmayıp umarım bu defa bize saygı duyarsınız. Anlaşamadığımız noktalar olduğundan dolayı birbirimize daha fazla zarar vermeden yollarımız ayırdık. Bu süreçte göstereceğiniz hassasiyet için teşekkür ederim. Artık hayatıma kaldığım yerden kaossuz, mutlu, pozitif bir şekilde devam etmek istiyorum” dedi.



Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşte Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetin temellerinin atıldığı 1923’teki bu sözleri, aslında bir yıl sonra faaliyete geçecek olan Türkiye İş Bankası’nın da adeta kuruluş felsefesiydi.
26 Ağustos 1924’te 1 milyon TL sermayeyle kurulan Türkiye İş Bankası, bugün 285 milyar liralık öz kaynağıyla Türkiye’nin en büyük finans kuruluşlarından biri haline geldi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün dönemin Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Celal Bayar ile bankanın Yeni Camii Şubesi’nde incelemelerde bulunurken çekilen fotoğrafı.
REKLAM
Türkiye İş Bankası’nın kuruluşunun 100’üncü yılı, çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. O etkinlikler kapsamında Haliç kıyısındaki Tersane İstanbul’da özel bir gece düzenlendi.
Açılış konuşmasını Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’nın yaptığı özel geceye; KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez‘in yanı sıra siyaset, bürokrasi, iş ve sanat dünyasından pek çok kişi katıldı.

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran
Türkiye İş Bankası’nın 100 yıllık mazisi, senfonik orkestra eşliğinde konuklara sunulurken; Türk müziğinin efsane sanatçıları; Ajda Pekkan, Emel Sayın ve Erol Evgin, unutulmayan eserlerini seslendirdi. Özel gecede aynı zamanda; Sertab Erener, Gaye Su Akyol, Jehan Barbur, Karsu, Kenan Doğulu, Harun Tekin gibi sanatçıların yanı sıra genç yeteneklerin performansları da büyük beğeni topladı

Türkiye İş Bankası’nın kuruluşunun 100’üncü yıl kutlandığı özel gece, drone gösterisiyle gökyüzüne çizilen Atatürk portresi sonrası yoğun alkışla tamamlandı.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ağır yaralanan ve bilinci kapalı olan Muhtar, üç gün önce Uğur Dündar tarafından yapılan açıklamada sağlık durumunun iyiye gittiği ve hayati tehlikeyi atlattığı ifade edilmişti.
Bu süreçte Reha Muhtar’ın eski eşi Deniz Uğur, velayeti babasında olan oğlu Poyraz’a ulaşamadığını söylemişti.
Deniz Uğur, sonrasında oğlu Poyraz’ı kaçırdığı iddiasıyla Nilüfer ve kızı Ayşe Nazlı Yumlu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu.
“KAÇIRILMADIM”
Nilüfer ve kızı Ayşe Nazlı Yumlu, haklarındaki iddiaları kabul etmezken Poyraz Muhtar da “Annem benim kaçırıldığımı söylüyor. Ama ben kaçırılmadım ablamdan rica ettim beni babamın evine götür diye. Ve beni götürdü. Benim burada kedim, köpeğim var. Onlara bakmam gerekiyor. Cihan ağabey var komşumuz. Ablam var. Ben evdeyim. Ben burada mutluyum. Cihan ağabey ile oyun oynuyoruz, Beşiktaş maçları izliyoruz. Ben burada çok mutluyum. Başka yere gitmek istemiyorum” demişti.
BUZLAR ERİDİ
Tüm bunların ardından taraflar arasındaki buzlar günler sonra eridi. Deniz Uğur, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada birbirlerinden özür dilediklerini açıkladı.
“TRAVMATİK TARTIŞMALAR SONLANDI”
Deniz Uğur, gönderisinde şu ifadeleri kullandı: Son günlerde travmatik süreçte medyaya yansımış olan tartışmalar tarafımızca sonlandırılmıştır, karşılıklı özürler dilenmiş ve yanlış anlaşılmalar giderilmiştir. Çocukların üstün yararı için bundan sonra tüm süreci anne Deniz Uğur ve ablası Ayşe Nazlı Yumlu, iletişim ve dayanışma içinde yönetecektir. Kararımıza saygı duyulup konu hakkında daha fazla yorum yapılmamasını kamuoyu ve basın mensuplarından rica ederiz. Teşekkürler.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyaz bir bikini giymeyi tercih ettiği görülen Yürük, bir ara sıcaktan bunalınca denize girdi.
Bir süre Ege’nin sularında serinleyen Yasemin Yürük, daha sonra duş alıp şezlonguna geri döndü.
Vaktini şezlongda kitap okuyarak değerlendiren Yasemin Yürük’ün o anları objektiflere böyle yansıdı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SİZ KAÇ AİLE FERDİ TARAFINDAN İHANETE UĞRADINIZ?”
Ağabey – kardeş manidar paylaşımlarla birbirlerini suçladı.
Özcan Deniz, Sezen Aksu’nun ‘Ahdım Olsun’ şarkısını eklediği bir hikâyesinde “Siz kaç aile ferdi tarafından ihanete uğradınız? Kaç yıkım yaşattılar size ve tekrar ayağa kalktınız? Mutluluğunuz kaç kişinin mutsuzluğu oldu? Kaç en yakınınızdaki kişi sizi sadece gelir kapısı olarak gördü ve o kapıyı kapattığınızda adınızın yanına kocaman bir sıfır koydu? Kaç kişi sizin bir saniyesini bile geri alamayacağınız hayatınızın onlar için boşa harcandığını defalarca size hissettirdi ve hatta balyoz ile kafanıza vura vura ölmenize yok olup gitmenizi istediler. Sırtınızda ekmeğinizi yemiş kaç kişinin hançeri var?” diyerek içini döktü.
“ÇOĞU İNSANI HAYATIMDAN ÇIKARDIM”
Özcan Deniz, bir sonraki paylaşımında da Sabahattin Ali’nin şu sözünü yayımladı: İsteseler canımı vereceğim çoğu insanı hayatımdan çıkardım. Çünkü yokluklarına üzülmek, yaptıklarına üzülmekten daha kolay.
“STRESE GİRMEK İSTEYEN GİREBİLİR”
Özcan Deniz son paylaşımında da artık tek ailesinin oğlu Kuzey ve eşi Samar Dadgar olduğunu ifade etti ve şu cümleleri yazdı: Sizi çok seviyorum. Canım oğlum benim, canım karım. Canımsınız. Ben artık kim için yaşadığımı biliyorum ve de çok mutluyum. Hiç olmadığım kadar da hafif ve güçlüyüm. Strese girmek isteyen girebilir.
Özcan Deniz’in kız kardeşi Yurda Güler de ağabeyini ve eşi Samar Dadgar’ı eleştirdi. Bunun üzerine Özcan Deniz de sosyal medya hesabından “Evet Yurda Hanım… Akşamı bekle birtanem” mesajını yayımladı.
“SEN AİLENİN HER ZAMAN EN SİNSİSİYDİN”
Özcan Deniz, kız kardeşi Yurda Güler için imalı bir mesaj yayımlayarak “Beni durdurdular… Sen her zaman ailenin en saygısızı ve sinsisiydin. Kendin gibi biriylesin ve oğluma dua et ama merak etme. Senin ve birlikte olduğun o evli barklı adam için hazırladığım video duruyor ve bir saygısızlığını daha bekliyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü şarkıcının Los Angeles’ta mahkemeye sunduğu boşanma dilekçenin tarihi, 20 Ağustos olarak görülüyor. Dilekçede, Lopez ile Affleck’in 16 Temmuz 2022’de evlendiği ve bir yıl dokuz ay sonra 26 Nisan 2024’te ayrıldığı belirtiliyor.
Ayrılıklarının nedeni olarak ‘şiddetli geçimsizlik’ gösteriliyor.
Dilekçede ünlü şarkıcının, eşinin soyadını aldığı da görülüyor. İmzasında Jennifer Lynn Affleck adı dikkat çekiyor.
2021 yılında yeniden birlikte olmaya başlayan ve bir yıl sonra da evlenen Lopez ve Affleck çifti hakkında ayrılık haberleri, mayıs ayında gerçekleşene Met Gala’ya birlikte katılmamaları sonrası başlamıştı. Ardından pek çok etkinlikte ayrı ayrı görüntülenen ikili, ne doğum günlerini ne de ikinci evlilik yıl dönümlerini birlikte kutlamıştı.
Boşanma haberinin gündeme gelmesinin ardından “neden” sorusu sorulmaya başlandı. Her ne kadar boşanma dilekçesinde gerekçe ‘şiddetli geçimsizlik’ olsa da iddialar, evliliğin Affleck’in sadakatsizliği nedeniyle bittiği yönünde.
55 yaşındaki Jennifer Lopez ile 52 yaşındaki Ben Affleck’in arasına giren ikinci kadının ABD’nin ünlü Kennedy ailesinin üyelerinden Kick Kennedy olduğu öne sürüldü. 36 yaşındaki Kick Kennedy, 1963’te uğradığı suikast sonucu öldürülen ABD Başkanı John F. Kennedy’nin yeğeni Robert Kennedy’nin kızı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Okuyucularıyla sohbet eden Ayşegül Aldinç, sosyal medyayla ilgili bazı düşüncelerini dile getirdi. Aldinç, sosyal medyayla birlikte gelişen yeni yaşantı türünü eleştirerek; “Sosyal medyada suret paylaşmak yetmez, sanatçı toplumun içinde olmalı” şeklinde yorumda bulundu.

Ayşegül Aldinç, paylaşılan fotoğraflarla ilgili düşüncelerini ise “Bazı hesaplarda gördüğüm kafa fotoğraflarını anlamıyorum. Asansöre binerken bile poz veriyorlar. Ben etkileyici bulduğum şeyleri paylaşmayı tercih ediyorum. Sosyal medyada anlamlı içerikler üretmek önemli” şeklinde aktardı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“ÇOK ÜZGÜNÜM”
Mariah Carey, “Annemi bu hafta sonu kaybetmiş olmaktan dolayı çok üzgünüm. Ne yazık ki beklenmedik şekilde gelişen olaylar neticesinde aynı gün ablam da vefat etti” dedi.
Ünlü şarkıcı, sözlerine annesi vefat etmeden önceki hafta onunla vakit geçirmiş olduğu için memnun olduğunu da ekledi.
Mariah Carey’nin annesi ve ablasının ölüm nedenleriyle ilgili bir açıklama yapılmadı.
İrlanda asıllı bir ABD’li olan annesi Patricia Carey, 87 yaşındaydı ve eski bir opera sanatçısıydı.
2020 tarihli ‘The Meaning of Mariah Carey’ (Mariah Carey’nin Anlamı) adlı otobiyografisinde Carey, annesiyle aralarındaki gelgitli ilişkiden bahsetmiş, bunun kendisi için oldukça acılı ve karmaşık olduğunu anlatmıştı.
“ARAMIZDA REKABET VARDI”
5 kez Grammy ödülü alan Mariah Carey, annesiyle aralarında profesyonel bir rekabet ve kıskançlık yaşandığını söylemiş ve eklemişti: Eğer bu kişi annenizse ve kıskançlık öyle bir genç yaşta ortaya çıkmışsa, bu özellikle acı verici oluyor.
Öte yandan annesine olan sevgisini, kitabın ithaf kısmında şu sözlerle dile getirmişti: Her şeyin içinde, bence yapabileceğinin en iyisi yapmış olan annem Pat’e… Seni her zaman seveceğim.
Mariah Carey, 2022’de verdiği bir röportajda, büyürken annesinin kendisine yönelttiği eleştirinin, üzerinde iz bıraktığını söylemişti. Kendisini müziğe yöneltenin de annesi olduğunu eklemişti.
Mariah Carey Carey’in 63 yaşındaki ablası Alison ile ilişkisi bir hayli karmaşıktı.
Otobiyografisinde Mariah Carey, ablası Alison ve kardeşi Morgan ile uzaklaştığını söylemiş; “Onlarla irtibatımın olmaması duygusal ve fiziksel olarak benim için daha güvenli” demişti.
Mariah Carey, tüm dünyada gelmiş geçmiş en başarılı şarkıcılardan birisi olarak kabul ediliyor.
Dünya genelinde 220 milyondan fazla albüm satan Carey, ‘All I Want for Christmas Is You’ (Noel için tek isteğim sensin) şarkısıyla, tüm zamanların en çok dinlenen Noel şarkısına imza atan kadın şarkıcı oldu.
Fotoğraflar: Shutterstock, Mega, AP, Reuters
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kitap ABD’de 22 Ekim’de, İngiltere’de ise iki gün sonra yayınlanacak. Bu da Kral Charles’ın Samoa’daki İngiliz Milletler Topluluğu Hükümet Başkanları Toplantısı’nı ziyaretiyle aynı zamana denk geliyor.
Kitabın yayıncısı Penguin, Harry’nin kitabının 16 dilde yayınlanacağını duyurdu.
Kitabın geçen yıl ilk kez okuyucuyla buluşmasından bu yana geçen sürede Kral Charles ve Kate Middleton’a kanser teşhisi konuldu ve Harry’nin iki çocuğu prens ve prenses ünvanlarını aldı. Bu olanlardan sonra Harry’nin kendi ailesindeki son olaylara dair düşüncelerinin yer aldığı güncellenmiş bir versiyonu yayınlayabileceği düşünülüyordu.
Ancak değişmeyen versiyonun yeniden yayınlanması, Harry’nin ağabeyi Prens William ile arasındaki büyük kavga da dahil olmak üzere kraliyet ailesindeki bazı tartışmalı anları yeniden gündeme taşıyacağı için huzursuzluğa yol açmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Çıktığında büyük merak uyandıran kitap, ilk haftada 3,2 milyon kopya ve ilk gün 1,4 milyon satış yapmıştı. 1998’den bu yana Birleşik Krallık’ta en hızlı satan kurgusal olmayan kitap olarak tarihe geçmişti.
Kitap, 39 yaşındaki Sussex Dükü Prens Harry’nin, dünya çapında manşetlere çıkan bir dizi sansasyonel iddiasını içeriyor. Bunlar arasında, gelecekteki İngiltere kralı olan ağabeyi Prens William ile kavga ettikleri ve kendisinin yere düştüğü, William’ın eşi Meghan Markle’ı kaba ve zor biri olarak damgaladığı iddiaları yer alıyor.
Kitapta ayrıca, Harry ayrıca William’ın babaları Kral Charles’a Kraliçe Camilla ile evlenmemesi için yalvardıkları bilgisi de var. Diğer ilginç bölümler arasında, Harry’nin bekaretini bir barın arkasındaki arazide kendisinden yaşça büyük bir kadınla girdiği ilişki sonucu keybettiği ifşası da yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>hayranlarıyla buluştu. Alişan; ‘Hele Bi’, ‘İkimize Birden’, ‘Var Ya’, ‘Olay Bitmiştir’ ve ‘Naze’ gibi sevilen şarkılarının yanı sıra türkülerle de dinleyicilerini coşturdu.

Alişan konserinin başında, Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni düzenleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na
kocaman bir alkış istedi.
2017’de kaybettiğimiz Erzurumlu sanatçı İbrahim Erkal’ı da sahnede anarak şarkılarını söyleyen
Alişan, “Mekânın cennet olsun İbrahim ağabey, bütün dualarımız ona gitsin. İnşallah, bizi de size böyle sevdirir Allah” diye konuştu.

Seyirciler arasında gördüğü bir seyyar satıcıyı sahneye davet eden Alişan, Cumali isimli satıcının bütün tatlılarını satın alarak, sahne arkasında çalışanlara dağıttırdı. Sahnede kendisi de tatlı yiyen Alişan, yazılan dövizleri okuyarak, sık sık seyircilerle de sohbet etti.

Filistin direnişine destek konuşması yapan Alişan; “7-8 aydır yapılan bir katliam var ve bütün dünya
uyuyor. Kalbimizle, dualarımızla onlarlayız. İnşallah bir gün insanlık utanacak. İnşallah oradaki zulüm son bulacak…” dedi.
Binlerce kişinin aynı anda halay çektiği konseri Alişan, Erkal’ın Canısı şarkısıyla sonlandırdı. On binlerce müzikseverin katıldığı konserde Erzurumlular doyasıya eğlendi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yurda Güler ve annesi Kadriye Deniz
“AKŞAMI BEKLE” DEMİŞTİ
Tüm bunların ardından kendisini ve eşi Samar Dadgar’ı eleştiren kız kardeşi Yurda Güler için yayımladığı “Evet Yurda Hanım… Akşamı bekle bir tanem” şeklindeki mesajı dikkat çekmişti.
“O SEVİYEYE DÜŞMEYECEĞİM”
Fakat Özcan Deniz, akşam saatlerinde konuyla ilgili sessiz kalırken Samar Dadgar, bir açıklama yaptı ve “O seviyeye düşmeyeceğim. Sizle, sizin gibiler uğraşsın. Benim gücüm sizin karanlık yanınıza yetmez
Baştan sonra iftira ve yalan. Dahasını kuracak kadar vakit ayıramam. Mutluluğumla meşgulum. İsteyen, istediğini desin, konuşsun. Benim tek bir bildiğim var. Beni bilen seven ailem. (Özcan ve Kuzey) Gerisi sizin olsun” dedi.
“BİR SAYGISIZLIĞINI DAHA BEKLİYOR”
Özcan Deniz de eşinin paylaşımından saatler sonra yaptığı paylaşımda; “Beni durdurdular… Sen her zaman ailenin en saygısızı ve sinsisiydin. Kendin gibi biriylesin ve oğluma dua et ama merak etme. Senin ve birlikte olduğun o evli barklı adam için hazırladığım video duruyor ve bir saygısızlığını daha bekliyor” ifadelerini kullanarak kız kardeşi Yurda Güler’e adeta gözdağı verdi.
DİĞER KIZ KARDEŞTEN ÖZCAN DENİZ’E DESTEK
Özcan Deniz’in diğer kız kardeşi Sibel Deniz de sosyal medya hesabından paylaştığı “Ne güzel bir çift ne güzel bir aile oldunuz siz… Dokunduğun yeri gülüşün gibi sımsıcak bir yuva yaptın Samar’ım… Kendi öz mutluluğu olmayan kim olursa olsun asılsız iftiralarla sizi mutsuz etmesine izin verme. Sen ağabeyime ve yeğenime çok iyi geldin. Hoş geldin… Bir kardeş olarak daha ne isterim ki… Sizi çok seviyorum” mesajıyla Özcan Deniz ve Samar Dadgar’a destek verdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özbekistan hükümetince Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü himayesinde Semerkant’ın tarihi Registan Meydanı’nda düzenlenen Uluslararası Şark Teraneleri Müzik Festivali için resmi açılış töreni yapıldı.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çeşitli ülkeler ve uluslararası kuruluşlardan çok sayıda üst düzey konuk ve sanatçının hazır bulunduğu törende, Kovid-19 salgını nedeniyle 5 yıllık bir aradan sonra düzenlenen festivali hem sanatçıların hem de müzikseverlerin çok özlediğini ifade etti.
Ülkesinde 13. kez organize edilen bu etkinliğin, her ne kadar şark teraneleri olarak adlandırılsa da bugün adeta dünya teraneleri festivaline dönüştüğünü belirten Mirziyoyev, ilkine 31 ülkeden sanatçıların katıldığı festivale bugün 80’e yakın ülkeden 400’ün üzerinde sanatçı ve uzmanın katılmasının bunun bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Mirziyoyev, Özbekistan’ın bu festivalle dünya halklarına barış, kardeşlik ve birliktelik çağrısı yaptığını ve bu çağrının bugünlerde son derece önemli olduğunu ifade etti.
İstikrarsızlık, şiddet ve karmaşık bir durumda özgün sanat, müzik ve edebiyatın kurtarıcı bir güç olarak ortaya çıkması gerektiğini belirten Mirziyoyev, “Bugün seçeceğimiz yol, geleceğimizi ve kaderimizi belirler. Bu eski dünya barış ve dostluklarla yaşar ve yeşerir. İnsanlar, milletler ve devletler arasındaki dayanışma, sanat, insanların birlikteliği, edebi ve kültürel işbirlikleriyle güçlenir.” dedi.
Törende, Özbekistan’ın önde gelen sanatçılarının yanı sıra katılımcı ülkelerden sanatçılar, kendi şarkı ve dans gösterileriyle sahne aldı.
Açılış töreninin ardından havai fişek gösterisi yapıldı.
Festivalde en iyi performansı gösterenler, “baş ödül”ün yanı sıra birincilik, ikincilik ve üçüncülük için yarışacak. “Baş ödül”ü kazanan sanatçıya 10 bin dolar, birinci olan iki sanatçıya 5’er bin dolar, ikinci olan iki sanatçıya 3 bin 500’er dolar, üçüncü olan 3 sanatçıya da 2’şer bin dolar para ödülü verilecek.
Ayrıca, “en iyi genç sanatçı”, “sanatseverlerin sevgisini kazanan sanatçı” ve “en iyi çalgı sanatçısı” gibi kategorilerde ödüller sahiplerini bulacak.
Festival, 30 Ağustos’ta sona erecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yürütücülüğünü Pera Müzesi Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyon Sorumlusu Yavuz Selim Güler’in üstlendiği seminerde Kütahya seramiklerinin 18. yüzyıldan günümüze kadar olan sanatsal gelişimi, Osmanlı kültüründeki yeri ve önemi detaylı olarak incelenecek. Programın ilk bölümünde, teorik derslerle Kütahya seramikleri üzerine odaklanılırken, ikinci bölümde ise uygulamalı çalışmalar yer alacak. Bu kapsamda, katılımcılar seramik eserlerin belgelenmesi ve müzede koleksiyon yönetimi gibi konularda vaka çalışmaları ve atölye çalışmaları yapma fırsatı bulacak.

Üniversitelerin arkeoloji, sanat tarihi, tarih, güzel sanatlar ve müzecilik bölümlerindeki lisans ve lisansüstü öğrencilerine yönelik düzenlenen “Kütahya Seramikleri ve Müzecilik Semineri”, 28 Eylül saat 10.00’da İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde gerçekleştirilecek.

Toplam 10 kişilik kontentajı başvuruların ardından yapılacak değerlendirme sonucu belirlenecek olan seminere katılmak isteyenlerin bir paragraflık özgeçmiş ve 100 kelimeyi geçmeyecek niyet mektuplarını 20 Eylül tarihine kadar info@peramuzesi.org.tr adresine iletmeleri gerekiyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>27 AĞUSTOS- 21.00- TÜRK TELEKOM OPERA SALONU

Yılmaz Erdoğan’ın 20 yıl aradan sonra kaleme aldığı tiyatro oyunu ‘Aydınlıkevler’ 27 Ağustos Salı günü 21.00’de Türk Telekom Opera Salonunda tiyatroseverler ile buluşacak. Yönetmenliğini Serdar Biliş’in üstlediği oyunun başrollerinde Salih Bademci ve Demet Akbağ yer alıyor. Burak Dakak, Sinem Ünsal, Nebi Tolga Yılmaz, Sevda Baş, Barkın Sarp, Ömer Güneş, Zeynep Kiraz Tosun rol alıyor.
ZENGİN MUTFAĞI
28 AĞUSTOS- 21.00- TÜRK TELEKOM OPERA SALONU
REKLAM
Ünlü sanatçı Şener Şen, Das Das prodüksiyonu olan ‘Zengin Mutfağı’ adlı oyunla 28 Ağustos’ta AKM Türk Telekom Opera Salonunda izleyicilerle buluşacak. Vasıf Öngören’in yazdığı ve Şener Şen ile Doğu Yaşar Akal’ın yönettiği bu oyun, Türkiye’nin en büyük işçi hareketlerinden biri olan 15-16 Haziran 1970 olaylarını, zengin bir ailenin mutfağı üzerinden anlatıyor. Oyun, hizmet etmekten başka bir şey düşünemeyen köşk çalışanlarının, gözlerinin önünde gelişen olaylar karşısında kayıtsız kalamayışını ve toplumdaki değişimden nasıl etkilendiklerini eğlenceli bir dille sahneye taşıyor. 1978 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları’nda ilk kez sahnelenen ve Şener Şen’in aşçı Lütfü Usta’yı canlandırdığı oyun, 40 yıl aradan sonra yeniden genç oyuncu kadrosuyla izleyiciyle buluşuyor. Oyuncu kadrosunda, Lütfü Usta rolünde Şener Şen’in yanı sıra Gizem Ergün, Onay Kaya, Uğur Arda Başkan ve Kutay Sandıkçı yer alıyor.
SEFİLLER- ANKARA DEVLET TİYATROSU
30 AĞUSTOS-20.00- 31 AĞUSTOS 20.00- AKM TİYATRO SALONU

Ankara Devlet Tiyatrosu, Victor Hugo’nun ölümsüz eseri ‘Sefiller’i, 30 Ağustos ve 31 Ağustos tarihlerinde saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonunda sahneleyecek. İpek Atagün Gezener’in yönetmenliğinde sahneye taşınan ‘Sefiller’, 18. yüzyıl Fransa’sından yola çıkarak insanın evrensel hikâyesine uzanan derin bir anlatı sunuyor. Adalet, sevgi, acı ve umut gibi temaları işleyen eser, çağlar ötesine sesleniyor. Oyunun kadrosunda Durukan Ordu, Mehmet Akay, Kadir Gezeger, Aslı Artuk, Şevki Çepa, Eda Aydınlı Ağır, K. Anıl Adıgüzel, N. Sinem Lökbaş, A. Övgü Yılmaz, Ümit Atalay, Yasemin Bilgin Görgün gibi isimler yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
26-30 Ağustos tarihleri arasında ücretsiz olarak gezilecek olan Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde çocukları birbirinden öğretici aynı zamanda da eğlenceli, farklı yaş grupları için hazırlanan ücretsiz atölyeler bekliyor. Minik sanatseverler, Müze’nin yanı sıra İş Bankası’nın zengin sanat eserleri koleksiyonuyla tanışacak, sanatçıların eserlerini gözlemleyecek ve bu eserlerden ilhamla kendi tasarımlarını ortaya koyacak.
REKLAM
Türkiye İş Bankası’nın 100. Yılı’na Özel Atölyeler
TİK TAK… TİK TAK…
25 Ağustos Pazar, 13.00
Yaş grubu: 7-12 yaş
Neleri biriktiririz? Para, pul, kartpostal…. Peki, zamanı, anıları ya da hatıralarımızı biriktirmek mümkün mü? Atölyede, önce İş Bankası’nın 100. kuruluş yıldönümü kapsamında, ressam Edip Hakkı Köseoğlu’nun “Kumbaralı Çocuk” eserinden yola çıkarak çocukların tasarruf alışkanlığı kazanması amacıyla 1928 yılında dağıtılmaya başlanan İş Bankası’nın ikonik kumbarası üzerine sohbet edeceğiz. Ardından, çocuklarla duygularımıza odaklanacağız. Atölyenin üretim aşamasında ise çocuklar, kendileri için önemli anılarını boyama ve kolaj gibi farklı tekniklerle görselleştirecekler ve kumbara formundaki kendi duvar saatlerini tasarlayacaklar.
REKLAM
ZAMANDA YOLCULUK
28 Ağustos Çarşamba, 11.00
Yaş grubu: 6-9 yaş
İş Bankası’nın 100. kuruluş yıldönümü kapsamındaki bu atölyede çocuklarla “İstanbul’un Resmi” sergisinden seçili eserleri birlikte inceleyeceğiz ve geçtiğimiz yüz yıl içerisinde hem müze binasının hem de Beyoğlu’nun nasıl değiştiğini keşfedeceğiz. Ardından çocuklar, 100 yıl sonra müze ve Beyoğlu’nun nasıl görüneceğini hayal edecek; kesme, katlama, yapıştırma teknikleri ile 2124 yılına gönderilmek üzere kendi yaratıcı pop-up kartpostallarını üretecekler.
REKLAM
ATAMIZA RENKLİ MEKTUPLAR
30 Ağustos Cuma, 11.00 ve 15.00
Yaş grubu: 7-12 yaş
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusunu Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde birlikte kutluyoruz. Bu atölyede çocuklar ile 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın önemini konuşacak, sergiyi gezecek ve Atamıza rengârenk mektuplar hazırlayacağız.
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin çocuk atölyeleri hakkında bilgi almak ve atölyelere ücretsiz kayıt yaptırmak için rhm.atolye@issanat.com.tr adresi ile iletişime geçebilirsiniz.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sev Yapım’ın yapımcılığında 4 Ekim’de tüm Türkiye’de vizyona girecek ‘Yaren Leylek’, annesi hamile olan ve henüz bir kardeşi olma fikrine hazır olmayan Adem’in, annesi Arzu ve babası Hakan’la birlikte, bir süreliğine babaannesinin evine gelip Leylek Yaren’le tanışmasıyla ilk andan itibaren başlayan dostluklarını konu alırken başlarına gelen bazı olaylar ise ekibi gizemli bir dünyanın da içine sürükleyecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeşim Ceren Bozoğlu, şimdilerde sosyal medya paylaşımlarıyla dikkat çekiyor. ‘O Hayat Benim’ dizisindeki kilolu halinden eser kalmadı. 50 yaşındaki Yeşim Ceren Bozoğlu, son paylaşımıyla adeta büyüledi.

Yeşim Ceren Bozoğlu son haliyle tüm dikkatleri üzerine çekti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Filtre kullandığını söyleyen Yeşim Ceren Bozoğlu, estetik itirafında da bulunmuştu.

Güzelliğiyle beğeni toplayan Yeşim Ceren Bozoğlu’na “Nereden nereye”, “Çok güzelsin”, “20 yıl geri gittiniz” yorumları yapıldı.

İşte Yeşim Ceren Bozoğlu’nun o pozları…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaya Çilingiroğlu ile Feraye Tanyolaç oğulları Hüseyin Kaya’nın doğum gününü kutladı. Kaya Çilingiroğlu, 18 yaşına giren oğlu Hüseyin Kaya ile paylaşım yaptı.

Hülya Avşar ile evliliğinin bitmesine sebep olan ilişkisini 2009 resmiyete döken Kaya ÇilingiroğluFeraye Tanyolaç’dan 2014 yılında boşanmıştı. Kaya Çilingiroğlu ile Feraye Tanyolaç’ın bu evlilikten dünyaya gelen oğulları 17 yaşındaki Hüseyin Kaya, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun olmuştu. Eski eşler oğullarının mezuniyetinde bir araya gelmişti. Kaya Çilingiroğlu’ndan oğlu Hüseyin Kaya ile yeni paylaşım geldi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Çocuklarına olan düşkünlüğü ile bilinen Kaya Çilingiroğlu sık sık kızı Zehra Çilingiroğlu ve oğlu Hüseyin Kaya paylaşımlarda bulunuyor. Kaya Çilingiroğlu’nun Hülya Avşar’dan sonra hayatını birleştirdiği Feraye Tanyolaç’dan olan oğlu Hüseyin Kaya Çilingiroğlu mezun olmuştu.

Kaya Çilingiroğlu, oğlu Hüseyin Kaya’nın mezuniyetini sosyal medya hesabından paylaşmayı ihmal etmemişti.

İşte Kaya Çilingiroğlu ile Feraye Tanyolaç’dan oğulları Hüseyin Kaya’nın mezuniyetinde aile pozu!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medya fenomeni Dilan Polat, gösterişli hayatı, lüks villası ve son model arabaları ile gündemden düşmedi. Günde 750 bin TL harcıyorum sözü sonrası MASAK’ın takibine girdi.

Haklarında başlatılan soruşturma kapsamında kasım ayında gözaltına alınan Polat çifti, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kara para akşama ve vergi kaçırma suçlarından eşi Engin Polat ile haklarında 40 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Dilan Polat 19 Ağustos’ta tahliye edildi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

5 Kasım 2023 tarihinde tutuklanan Dilan Polat, tahliye olur olmaz kardeşi Sıla Doğu’nun İstanbul Sarıyer’de bulunan boğaz manzaralı villasına gitti.

Herkes, Dilan Polat’ın sosyal medyadaki ilk paylaşımını ne olacak diye merak ederken ünlü fenomen, tahliye olduğunun ertesi günü Çorlu’da cezaevinde bulunan eşi Engin Polat’ı ziyarete gitti. Görüşün ardından cezaevinden ayrılan Dilan Polat, gazetecilerin sorularına yanıt vermedi.

DİLAN POLAT’A EŞİ ENGİN’DEN 3 YASAK
Cezaevine görüşen giden Dilan Polat’a eşi Engin Polat’tan üç yasak geldi. İddiaya göre görüşmede Engin Polat, Dilan Polat’a, “Kesinlikle konuşmayacaksın, telefon kullanmayacaksın, röportaj vermeyeceksin” dediği öğrenildi. Eşinden aldığı uyarıyla şok yaşayan Dilan Polat, cezaevinden çıktıktan sonra izini kaybettirdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yürekleri ağza getiren kaza, saat 12.00 sıralarında Iğdır’ın Çalpala köyü yakınlarında meydana geldi.

Iğdır’dan Trabzon’a giden 59 yaşındaki Hüseyin Sofu yönetimindeki 61 S 2150 plakalı yolcu otobüsü, kontrolden çıkarak mısır tarlasına girdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kazada 2’si ağır 14 kişi yaralandı. İhbarla bölgeye çok sayıda jandarma, polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Ekipler tarafından sıkıştıkları yerlerden çıkarılan yaralılar, Iğdır Devlet Hastanesi’ne götürülüp, tedaviye alındı.

Polisin ifadesine başvurduğu Hüseyin Sofu, önüne bir çocuk ile köpeğin çıktığını, onlara çarpmamak için direksiyonu kırdığını, bu sırada kazanın meydana geldiğini söyledi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, 18 Ağustos Pazar günü saat 23.00 sıralarında Fenerbahçe Mahallesi, Saldıray Sokak’ta bulunan 15 katlı binanın 2’nci katında meydana geldi.

İddiaya göre; makine mühendisi olan ve aynı zamanda amatör müzisyenlik yapan Çınar Ersanlı(40)’dan 17 Ağustos Cumartesi gününden sonra haber alamayan yakınları daire kapısını çaldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kapının açılmamasının ardından çilingir yardımıyla içeri giren yakınları Ersanlı’nın salonda elleri, ayakları ve ağzı bağlı hareketsiz halde yattığını gördü.

İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Ersanlı’nın hayatını kaybettiğini tespit etti.

Ersanlı’nın cansız bedeni, olay yerinde yapılan incelemelerin ardından kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Adli Tıp’ta yapılan işlemlerin ardından Ersanlı’nın cenazesi İzmir’de toprağa verildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Afyon, İzmir ve Ankara’da çıkan orman yangınlarını söndürme çalışmalarına destek olmak için Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait;
3 helikopter ile Afyon’un Sandıklı ilçesinde,
2 helikopter ile İzmir’in Menderes ilçesinde,
2 helikopter ile Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde… pic.twitter.com/LvC67o23UA
— T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) August 21, 2024
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’DA TÖREN DÜZENLENDİ
Şehidin ailesi ve yakınları, Ahmet Hamdi Akseki Cami’nin cami avlusunda taziyeleri kabul etti. Uzman Çavuş Önk için kılınan namazın ardından Ahmet Hamdi Akseki Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Şehidin cenazesi kortej eşliğinde camiye getirilirken, askerler silah arkadaşlarının tabutunun başında nöbet tuttu. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kıldırdığı cenaze namazının ardından şehidin tabutu, askerlerin omzunda top arabasına taşınarak defnedilmek üzere Cebeci Askeri Şehitliği’ne götürüldü.
DEVLET ERKANI HAZIR BULUNDU
Törene, şehidin ailesi ve yakınlarının yanı sıra Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Ankara Valisi Vasip Şahin, bazı milletvekilleriyle vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KAZA NEDENİYLE TRAFİK TEK ŞERİTTEN VERİLDİ
Olay yerine gelen polis ve jandarma yolda güvenlik önlemini sağlarken yaralılar acil sağlık ekipleri tarafından ambulansla Taşova Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.Kaza nedeniyle D-100 karayolunda aksayan trafik tek şeritten verildi. Araçların çekilmesinin ardından trafik normale döndü. Kazayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yangında Arif Altuntaş, Kasım Altuntaş (66) ve Gülüzar Altuntaş (61) hayatını kaybetti.

Olay yerine çevredekilerin ihbarı üzerine gelen jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri hızlı bir şekilde müdahale ederek yangını söndürdü. 3 kişinin dumandan dolayı zehirlenerek öldükleri iddia edildi. Cenazeler, savcılık incelemeleri sonrası otopsi için adli tıp kurumuna kaldırıldı.


Olayla geniş çaplı soruşturma başlatılırken, yangının kundaklama sonucunda çıkarıldığı belirlendi ve Altuntaş ailesinin akrabası 3 şüpheli gözaltına alındı.

İlk belirlemelere göre yangının taraflar arasındaki arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıktığı kaydedildi.

3 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA
Trabzon Valiliği de olayla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, “İlk belirlemelere göre yangının kundaklama sonucu meydana geldiği tespit edilmiş ve olaya karıştığı değerlendirilen 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır. Cumhuriyet Savcılığına bildirilen olayla ilgili detaylı inceleme başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” denildi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü, şüphelilerin gözaltındaki işlemlerini devam ettiği bildirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir süre suda çırpınan Uçan, ardından gözden kayboldu. Uçan’ın arkadaşları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla olay yerine jandarma, sağlık, itfaiye ve dalgıç polis ekipleri sevk edildi. Ekipler, arama sonucunda Ömer Faruk Uçan’ın cansız bedenine ulaştı. Uçan’ın cenazesi, otopsi için Bozova Mehmet-Enver Yıldırım Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ŞÜPHELİ KAÇTI!
Cafer Gültekin yere yığılırken, şüpheli ise kaçtı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Gültekin, ambulansla Seyhan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

CİNAYET BÜRO AMİRLİĞİ EKİPLERİ ÇALIŞMALARA DEVAM EDİYOR
Yoğun bakım ünitesine alınan Cafer Gültekin, bugün sabah saatlerinde tüm müdahalelere karşın kurtarılamadı. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, şüphelinin kimliğinin belirlenip, yakalanması için başlattığı çalışmayı sürdürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla açılan Yıldız Sarayı’nı 26 günde 197 bin kişi gezdi.
Pazartesi dışında haftanın her günü gezilebilen Yıldız Sarayı’nda günlük ortalama 7 bin 500 kişi ağırlandı.
Yıldız Sarayı’nı ziyaret edenlerin sayısı, geçtiğimiz hafta sonu ise zirveye ulaştı.
Pazar gününü Yıldız Sarayı’nda tarih ve doğa ile iç içe geçirmek isteyenlerin sayısı 9 bin 584 olarak kayıtlara geçti.
TARİHTE İLK KEZ ZİYARET EDİLİYOR
Uzun yıllar devam eden restorasyon, konservasyon ve peyzaj çalışmalarının ardından müze – saray olarak kapılarını açan Yıldız Sarayı’nda; Büyük ve Küçük Mabeyn Köşkü, Çit Kasrı, Limonluk Kasr-ı Hümayunu, Sultan II. Abdülhamid’in şahsi kütüphanesi ve Has Bahçe tarihinde ilk kez ziyaret edilebiliyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, 1 EYLÜL’E KADAR ÜCRETSİZ ZİYARET EDİLEBİLECEĞİNİ AÇIKLADI
Kapıları dünyaya kapanan ve yaklaşık 100 yıl sonra ziyarete açılan Yıldız Sarayı, Osmanlı Devleti’nin son yönetim merkeziydi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yıldız Sarayı’nın 1 Eylül’e kadar ücretsiz bir şekilde halkın ziyaretine açık olacağını açıklamıştı. Saray, pazartesi dışında her gün 9.00 – 17.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.



Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’de tarihi eserleri gün yüzüne çıkartmak için yapılan çalışmalar aynı anda farklı bölgelerde devam ediyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde gerçekleşen 3 bin 750 yıl öncesine ait eserlerin görsellerini kamuoyu ile paylaştı.
Kazılarda bulunan silindir mühür, Anadolu’nun doğu ile batı arasındaki ticaret yollarındaki kritik rolü açısından önem taşıyor.
KEŞİF, ANADOLU’NUN TİCARET YOLLARINDAKİ ROLÜNÜ SERGİLEDİ
Bakan Ersoy’un, “Tavşanlı Höyük’te 3 bin 750 yıllık keşif” başlığı ile aktardığı bilgiler şöyle:
Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde gerçekleştirdiğimiz kazılar, 3 bin 750 yıllık bir silindir mührün gün yüzüne çıkmasıyla Anadolu’nun tarihine yeni bir ışık tuttu. Bu değerli bulgu, Anadolu’nun doğu ile batı arasındaki ticaret yollarındaki kritik rolünü gözler önüne seriyor. Tavşanlı Höyük, kültürel mirasımızın zenginliğini ve çeşitliliğini bir kez daha kanıtladı.
“ÇALIŞMALARA DEVAM…”
Ersoy, paylaşımında Türkiye’nin dört bir yanındaki kültürel değerleri koruma ve geleceğe miras bırakma yolunda kararlılıkla çalışmaya devam edildiğini belirterek, projede çalışan Kazılar ve Araştırmalar Dairesi Başkanlığı ve kazı ekibine teşekkür etti.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Erzurum’da yıllardan beridir kesintisiz olarak çıkardığı Fırfirik dergisi ile kent yaşamına mizahi yaklaşımlarla farkındalık oluşturan Gazeteci ve Karikatürist Vedat Refahiyeli, Kültür Yolu Festivali çerçevesinde açtığı Karikatür Evi ile ilgi odağı oldu.
ZİYARETÇİLERLE DOLDU TAŞTI
Erzurum Kalesi’nin olduğu alanda açılan Karikatür Evi ziyaretçilerle dolup taşarken usta gazeteci Vedat Refahiyeli, karikatür meraklılarına atölyesinde bir yanda deneyimlerini aktarırken bir yanda da karikatür çizmenin inceliklerini anlatıyor.


Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sergi, kadınların tarih boyunca eril güce karşı toplumsal alanda kendilerine yer açma mücadelesini ve bu mücadelenin günümüzde de devam eden izlerini gözler önüne seriyor. Sergide, 25 kadının eril hakimiyetin hüküm sürdüğü bir dünyada nasıl ayakta kaldıkları ve başarıya ulaştıkları anlatılıyor. Canan Maktal’ın uzun süredir Ot Dergisi’nde paylaştığı bu güçlü hikayeler, sergi aracılığıyla izleyiciyle buluşuyor.
Yayoi Kusama
Maktal’ın yırtılmış kağıtlarla oluşturduğu resimleri, kadınların mücadele sürecinde paramparça olan kalplerini ve ruhlarını simgeliyor. Resimler, kadınların tüm sadelikleriyle yeniden nasıl bir bütün oluşturduklarını ve kararlılıkla gözlerimizin içine baktıklarını etkileyici bir şekilde yansıtıyor.
Canan Maktal
Canan Maktal, bu sergi ile kadınların gücünü ve direncini gözler önüne sererken, izleyiciyi de içlerindeki bu gücü keşfetmeye davet ediyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oyuncu, Fransız sinemasının altın çağının yıldızı olarak tanınıyordu. ‘The Samurai’ ve ‘Borsalino’ gibi ünlü filmlerdeki sert adam kişiliğiyle beyazperdede tanındı.
Sanatçının üç çocuğu adına yapılan açıklamada, babalarının hastalıkla mücadelesinin ardından öldüğü bildirildi.
Açıklamada, “Alain Fabien, Anouchka, Anthony ve köpeği Loubo, babalarının vefatını duyurmaktan derin üzüntü duymaktadır. Kendisi Douchy’deki evinde, üç çocuğu ve ailesiyle birlikte huzur içinde hayata gözlerini yumdu” ifadelerine yer verildi.
Aile, mahremiyetlerine saygı gösterilmesi talebinde bulundu.
“FİLMLERİN EN GÜZEL ADAMI”
Oyuncunun sağlığı, 2019’da felç geçirmesinin ardından son yıllarda daha kötüye gitti. Fransız medyasına göre Delon’un açıklanmayan başka bir ciddi rahatsızlığı daha vardı.
Sanatçı, bir zamanlar filmlerin en güzel adamı olarak nitelendiriliyordu.
90’DAN FAZLA FİLMDE OYNADI
Delon, 1960’ların ‘Leopar’ ve ‘Rocco ve Kardeşleri’ gibi hit filmlerinde rol aldı.
1990’lardan itibaren daha az filmde oynamaya başlasa da kariyeri boyunca toplamda 90’dan fazla filmde yer aldı.
8 Kasım 1935 tarihinde dünyaya gelen ve tam adı Alain Fabien Maurice Marcel Delon olan oyuncu, Avrupa sinemasının en önemli oyuncularından biri olarak biliniyor.
Delon, kariyeri boyunca Luchino Visconti, Jean-Luc Godard, Jean-Pierre Melville, Michelangelo Antonioni ve Louis Malle gibi birçok tanınmış yönetmenle çalıştı. 1999’da İsviçre vatandaşlığını aldı.
CANNES’DA ONUR ÖDÜLÜ ALDI
Le Parisian gazetesi Delon’u “sinemanın efsanesi” olarak nitelendirirken, Liberation gazetesi “sinemanın önde gelen isimlerinden, karanlık erkekliğin sembolü, çılgın karizmaya sahip aktör” olarak tanımladı.
Delon’un kameralar karşısına son çıkışı, Mayıs 2019’da Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye Onur Ödülü’nü aldığında gerçekleşti. Sanatçı, sinemaya veda ettiği şeklinde yorumlanan duygusal bir konuşma yaptı.
ÇOCUKLARININ KAVGASI MANŞETLERDEYDİ
Son zamanlarda ailesinin miras çekişmesi Fransa’da manşetlere taşınıyordu. Üç çocuğu da karşılıklı şikayetlerini bir dizi hakaret, suçlama, dava ve gizli kayıtla medyaya aktarmıştı. Bu anlaşmazlık, sanatçının tedavisiyle ilgili anlaşmazlıkları da içeriyordu.
Bu yılın nisan ayında mahkeme Delon’u “güçlendirilmiş vasilik” altına aldı. Bu da onun artık varlıklarını yönetme konusunda tam özgürlüğe sahip olmadığı anlamına geliyordu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anne ve babası da müzisyen olan Kadir Tapucu, müzikal yolculuğunu şöyle anlattı: Müziğin içine doğdum. Babamın duvarda asılı bağlamasını gördüğümde sıkı sıkı sarıldım. Babam Yavuz Tapucu, TRT’nin kadrolu Türk Halk Müziği sanatçısıydı. Annem Sevim Tapucu’nun 45’lik plakları vardı. Orhan Gencebay ve Arif Sağ gibi isimler annem ile çalışmış. Evimize sanatçılar ailece gelirdi. Evde dost meclisi kurulur, müzik hiç eksik olmazdı. Dolayısıyla anne ve baba da sanatçı olunca sanatçı doğuyorsun.
“İLK ESERİMİ 11 YAŞIMDAYKEN ÇIKARDIM”
Babamın, ‘Kapına geldim, kovma. Yaralı kalbi kırma’ diye bir eseri vardı. Henüz 3 yaşındayken onu söylemeya başlamışım. Babamın yön göstermesiyle de bağlamayı küçük yaşlarda öğrendim. Babam bir gün bana ‘Bir arap müziğine söz lazım’ olduğunu bana yazıp yazamayacağımı sordu. Ben de kendimi ispatlamak adına bir hafta zaman istedim. Ritim duygusu genlerimizde var. ‘Ya Tam Sev Ya Bırak Düşürme Dillere. Ömrümüz Geçseydi Seninle Birlikte’ sözlerini yazdım ve ilk eserimi 11 yaşımdayken Gülden Karaböcek okudu.
Kadir Tapucu, askere gidinceye kadar ailesiyle birlikte sahneye çıkıyormuş. Askerden sonra ise gazeteciliğe başlamış. Tapucu, “Çalıştığım gazeteye bağlı Gülhane Şenlikleri daha yeni başlamıştı. Konserler planlanıyordu. Babam TRT sanatçısı olmasından dolayı sanatçı ilşkileri sorumlusu olarak orada da görev almaya başladım. Büyük starların konserlerini organize ediyordum. Gazetecilik sosyal çevremin, zihinsel değişimime ve bilgi dağarcığımın büyümesine vesile oldu” dedi.
‘DÖNÜŞÜM MUHTEŞEM OLACAK’IN HİKÂYESİ
Kadir Tapucu, ‘Dönüşüm Muhteşem Olacak’ şarkısıyla ilgili şunları aktardı: Gazetecilik dönemimde birlikte çalıştığımız Hakkı Yalçın ağabeyim bilgisayarında şiirlerini gösteriyordu. ‘Dönüşüm Muhteşem Olacak’ şiirini görür görmez, ‘işte bu ağabey’ dedim. Bunu bestelemek istediğimi söyledim ve aldım. Zaten şiiri okuduğum an melodisi doğdu.
Sanki o şiir o melodiyi bekliyordu ve canlandı, şarkı oldu. O dönem Gülhane Şenlikleri en hızlı dönemlerinde. Rahmetli Erol Büyükburç vasıtasıyla tanıştığım, klavyecisi ve aranjörü Grup Vitamin’den tanıdığımız Tolga Sünter ile Kozyatağı’ndaki evimde yaptığım bestelerin demosunu hazırlıyor geç saatlere kadar çalışıyorduk.
Tolga’yı sabaha karşı uyandırıp melodiyi söyledim, çok beğendi. Sabah sekizde parçanın demosu bittiğinde dinleyip ağladığımı hiç unutmam. Milletimiz şarkıyı sahiplendi. Eserin dünya çapında tanınması, şarkıyı daha da sloganlaştırdı.
Bir dönem adeta beste fabrikatörü gibi çalışan Kadir Tapucu, Müslüm Gürses, Bülent Ersoy, Ebru Gündeş, Hakan Altun, Gülden Karaböcek, Deniz Arcak, Yavuz Bingöl, Mustafa Sandal ve Naşide Göktürk gibi pek çok ünlü şarkıcıya eser verdi.
“O ŞARKIYLA İLGİLİ PİŞMANLIĞIM YOK”
Kadir Tapucu’nun, 1998’de Banu Alkan’a verdiği ‘Neremi Neremi’ şarkısı büyük yankı uyandırmıştı. ‘O şarkı beni mahvetti’ diyen Tapucu, büyük pişmanlık yaşadığını söylemişti. Şarkıcı, “Pişmanlığınız devam ediyor mu?” sorusunu da yanıtladı.
Kadir Tapucu, “Artık pişmanlığım devam etmiyor. Duygularım olgunlaştıkça kariyerimde pişman olacağım bir iş olmadığını gördüm. İnsanlara moral veren, tebessüm ettiren, dertlerini unutturan, neşeli ve eğlenceli bir şarkı” ifadelerini kullandı.
“TEKNOLOJİ ŞARKILARI MEKANİKLEŞTİRDİ, DUYGU GİTTİ”
Kadir Tapucu, geçmişte üretilen şarkıların insanların hafızalarında daha uzun soluklu kalmasına ilişkin, “Önceden gerçek yaşanmış hikâyeler, sahici duygularla temas ettiğinde doğuyordu ölümsüz eserler. Sözlerde ve müziklerde çok bölümlü melodi dizilimleri vardı. Anlamlı ifadeler içeren sesler vardı. Yani eskiden bir ruh vardı. Kayıtlar makara teyplerle yapılırdı organik bir şekilde. Enstrüman virtüözleri canlı canlı çalar şarkılara bir ruh gelirdi. Şimdi bilgisayarda iş bitiyor. Yani duygular azaldı, teknoloji şarkıları mekanikleştirdi” açıklamasında bulundu.
Kadir Tapucu, günümüzdeki üretilen şarkılarla ilgili düşüncelerini de şöyle dile getirdi: İçlerinde kendimden bir şeyler bulduğum, ya da toplumun duygularına tercüman olan eserler az da olsa var. Çoğunluk taklit sanki, aynı parçayı dinliyoruz. Yorumlar da birbirlerine benziyor. Oysa ki her insan bir cevherdir. O cevherlerini saklıyorlar.
Bilinçsizce, sevdikleri sanatçıların ya da ses renklerine yakın gördükleri sanatçıların yorum tekniklerini taklit ediyorlar. Kalıcı uzun yıllar dinlenebilen eserler çıkmıyor. Ticari kaygılar da eklenince iyice saçma sapan işler çıkıyor ortaya. Kalıcı olmuyor. Sabun köpüğü gibi ömürleri sürüyor, üçü ayda unutuluyor.
Şarkıcı, “Sektörde geçmişte mi var olmak daha zordu, yoksa bugünlerde mi?” sorusuna ise; “Dijital dünyanın gelişmesiyle bugün farklı bir eserle değişik bir soundla insanlar kendilerini fark ettirebiliyorlar. Her müzisyen, kendi yatırımını kendi yapıyor. Dijital platformlarında yayınlıyor. Aracı şirketler bu yüzden azalmaya başladı. Mekanik satışlar bitince yapımcılar da başka mesleklere yöneldi. İyice bitme noktasına geldi” yanıtını verdi.
Tapucu, yeni nesil müzisyenler arasında başarılı bulduğu isimleri de açıkladı: Ceza, Gazapizm, Semicenk, Ekin Uzunlar, Edis, Sefo, Matiz Matiz, Reynmen.
Yaşamını İstanbul’da sürdüren müzisyen, “Doğup, büyüdüğüm İstanbul’u hep evim gibi gördüm” dedi.
Kadir Tapucu, uzun bir aradan sonra 10 şarkılık ‘Kılıçsız Merasim’ adlı yeni albümünü şubat ayında çıkardı. Albüm yapma niyetinin olmadığını ve bir dönem mesleğe küstüğünü söyleyen şarkıcı değişen kararını şöyle dile getirdi: 3.5 yıl Göcek’te yaşadım. İstanbul sevgim ve özlemim ağır basınca yeniden İstanbul’a döndüm. MESAM’da üyelerimizin teveccühüyle seçilip 4 dönem arka arkaya 8 yıl haysiyet kurulu üyeliği yaptım. Tevafuk işte kendiliğinden güzel bir ekip oluştu. Tuğba Baylan’ın 5 şiirini besteleyip stüdyoya girdim. Arkadaşlarımızla 7 ay stüdyoda kapanıp, ömürlük bir albüm yaptık.
“DÜNYA TURU YAPMAK İSTİYORUM”
Kadir Tapucu, gelecek ile ilgili planlarını anlatırken, dünya turuna çıkmak istediğini de ifade etti. Şarkıcı, “Yeni albümüm ve konserlerime hazırlanıyorum. Bir de Allah nasip ederse bir dünya turu hayal ediyorum. İçerisinde kutsal toprakları da içeren manevi bir tur” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘R rated’ olarak bilinen derecelendirme, filmlerin yetişkinlere uygun olduğu olduğu anlamına geliyor ve ABD’de bir filmin, 17 yaş altındakilere ebeveyn olmadan izlenmesini yasaklıyor.
Dünya genelinde 1 milyar 86 milyon dolar hasılata ulaşan film, Joaquin Phoenix’in başrolde yer aldığı 2019 yapımı ‘Joker’ filminin rekorunu kırdı. ‘Joker’, 1 milyar 78 milyon dolar hasılat elde etmişti.
‘Deadpool ve Wolverine’, 2024 yılında 1 milyar dolar hasılata ulaşabilen ikinci yapım oldu. Animasyon filmi ‘Ters Yüz 2’ de 1 milyar dolar hasılatı aşmıştı.
Rekor haberi sonrası, 2016 ve 2018 yapımı devam filminde Deadpool’u canlandıran Ryan Reynolds, bu haber karşısındaki mutluluğunu sosyal medyada paylaştı.
47 yaşındaki Reynolds, Marvel Studios’dan bir gönderiyi kendi Instagram hikayesinde paylaştı. Gönderi, şirketin başkanı Kevin Feige’in bir mesajıydı. Feige, “Seyircilerin bu filmi, bizim onu çekmeyi sevdiğimiz kadar sevdiğini görmek harika. Tüm o konuşmalara değdi!” yazarak hayranlara teşekkür etti.
‘Ters Yüz 2’, şimdiye kadar yılın en çok kazanan filmi oldu ancak ‘Deadpool ve Wolverine’ filminin bu ünvanı kısa sürede elde edeceği düşünülüyor.
26 Temmuz’da vizyona giren ‘Deadpool ve Wolverine’in yönetmen koltuğunda Shawn Levy oturdu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Bildiğiniz üzere aylar süren hastane tedavi sürecinde çok olumlu gelişmeler olurken, bir anda enfeksiyon nedeniyle zorlu zamanlar da yaşanmadı değil. Ancak her seferinde Karadeniz’in gücünü, öfkesini, neşesini kısaca yaşama tutkusunu kalbinde taşıyan Fatsalı Kadir’in gücü bütün zorlukları aşmada hep kararlı oldu.”
“DOKTORLARI VE SAĞLIK ÇALIŞANLARINA TEŞEKKÜRÜ BORÇ BİLİYORUZ”
“Bu vesileyle başta Prof. Dr. Uğur Türe olmak üzere Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nin doktorları ve sağlık çalışanlarına teşekkürü bir borç biliyoruz. Özen ve incelikle İyileşme sürecine verdikleri emek için hep minnettar kalacağız. Sağ olun, var olun!”
“24 Mart’tan bu yana devam eden tedavi sürecini, 16 Ağustos itibari ile Koç Üniversitesi Hastanesi’nde sürdürme kararı aldık. Doktorlarımızın yönlendirmesi ile daha yoğun bir fizik tedavi programına dahil olmanın gerekliliği bu kararı almamızda temel teşkil etti. Eminim iyileşme süreci daha da hız kazanacaktır.”
“MÜCADELEYE DEVAM”
“Tüm bu mücadele sürerken kimi niteliksiz kanalların niteliksiz programları ya da tıklanarak para kazanma peşindeki zavallıların yalan haberlerine kulak asmamanızı rica ediyorum. Her tür kalitesizliğin kol gezdiği şu zamanlarda; bu ülkenin önemli bir sanatçısı olan ve sağlığı için mücadele eden Kadir İnanır’a bu niteliksizliği bulaştırmanın imkansızlığını siz de biliyorsunuz.
“Kadir’in isteğidir: Doktorları ve benim dışımda yapılacak hiçbir habere kulak asmayınız. Ve son söz. Mücadeleye devam.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydemir Akbaş için bugün Galatasaray Lisesi’nde anma töreni düzenlendi. Törene Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, İbrahim Tatlıses, Şafak Sezer, yapımcı Polat Yağcı ile çok sayıda sanatçı ve sevenleri katıldı.
Galatasaray Lisesi bahçesinde düzenlenen törende konuşan İbrahim Tatlıses gözyaşlarına hakim olamadı.
“KİMSEDEN PARA BEKLEMEZDİ”
İbrahim Tatlıses, “Aydemir kimseden para istemez, yardım istemez. Herkesten sevgi beklerdi. Severdim ama oda beni severdi. Anlatacak çok şey var ama böyle 2 dakikaya sığmaz. Son nefesinde beni görmek istediğini anladım ve gittim. Yoğun bakıma girdim, bembeyaz bebek gibiydi. Sağ elimi sol dizinin üstüne koydum. ‘Aydoşum ben geldim, buradayım’ dedim. Ben gittikten yarım saat sonra canını teslim etmiş. Beni mi bekledin Aydemir, teşekkür ederim, hepimizin başı sağolsun” dedi.
Aydemir Akbaş’ın cenaze namazı Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camisi’nde kılındı.
Cenaze namazına İstanbul Valisi Davut Gül, Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, sanatçılar İbrahim Tatlıses, Mehmet Ali Erbil, Şafak Sezer gibi birçok ünlü isim katıldı.
CENAZEDE ARBEDE YAŞANDI
Cenaze namazı için camiye gelen sanatçı İbrahim Tatlıses’in tekerlekli sandalye ile gelişi sırasında arbede yaşandı.
“BU KADAR SEVENİNİ TOPLAMAK KOLAY DEĞİL”
Şarkıcı Ferman Toprak, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sinema camiasının en büyük simalarından birini kaybettiklerini belirterek, “Hepimizin başı sağ olsun, ruhu şad olsun” dedi.
Toprak, “Geldiğimiz yer de gideceğimiz yer de son nokta burasıdır, son filminin burada finalini verdi. Bu kadar sevenini bir araya toplamak kolay değil. Çok önemli filmlere imza attı, çok önemli duygulara tercüman oldu” değerlendirmesinde bulundu.
Şarkıcı Candan Erçetin ise “O bizim ağabeyimizdi. Uğurlamak için buradayız, son görev; çok severdik” şeklinde konuştu.
Namazın ardından Galatasaray bayrağına sarılı tabut alkışlarla uğurlandı. Aydemir Akbaş, Feriköy Mezarlığı’na defnedildi.
Aydemir Akbaş’ın menajeri Özgür Aksoy, ünlü oyuncunun son fotoğrafını sosyal medya hesabından yayımladı.
Aydemir Akbaş vefat etti Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dün Instagram’da paylaştığı videoda, havaalanında ağlarken görülen Rexha, “Arnavut olduğum için bunun bir nefret suçu olduğuna inanıyorum. Adını almama izin vermedi. Olduğundan daha güçlü göründüğünü hissettirmek için beni psikolojik olarak taciz etmeye devam etti” dedi.
Uçak firmasında çalışan kadınlardan hiçbirinin müdahale etmediğini veya bir şey söylemediğini anlatan Rexha’nın paylaşımının ardından hayranları sosyal medyadan harekete geçti.
Şarkıcının hayranları tarafından, uçak şirketine “Bebe Rexha’yı Arnavutça konuştuğu için tehdit eden erkek memuru araştırın, kameralarınızı kontrol edin” şeklinde çağrılar yapıldı.
34 yaşındaki şarkıcı, kısa bir süre önce müzik endüstrisindeki hayal kırıklıklarını sosyal medyada dile getirmişti. Rexha, yıllardır susturulduğunu ve baltalandığını söylemişti.
“Hayal kırıklığına uğradım” diyen şarkıcı, “Uzun zamandır çok sessizdim. İnsanların sürekli olarak bunları gündeme getirmesine ve çok açık olmasına rağmen işaretleri göremedim” ifadesini kullanmıştı.
Rexha, takipçilerine her şeyin değişmesi gerektiğini, aksi takdirde yakında tüm gerçekleri söyleyeceğini ve bunun da sektörün büyük bir kısmını çökerteceğini belirtmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Ketaminin akut etkileri’ nedeniyle hayatını kaybettiği tespit edilen Perry’nin vücudunda yüksek oranda bulunan anestezik madde ketamini nasıl elde ettiği araştırılıyor. Oyuncunun ölümüyle bağlantılı olduğu düşünülen iki doktor ve oyuncunun kişisel asistanı da dahil olmak üzere 5 kişinin tutuklandığı, önceki gün açıklandı.
SON SÖZLERİ
Perry’nin ölümüyle ilgili mahkeme kayıtlarından yansıyan son haber, ölmeden hemen önceki sözleriydi. Perry’nin öldüğü gün, uzun süredir kişisel asistanı olan 59 yaşındaki Kenneth Iwamasa’dan üç kez ketamin vermesini istediği öğrenilirken, “Bana yüksek doz ver” sözleriyle daha yüksek doz anestezi maddesi istediği ortaya çıktı.
Mahkeme belgelerine göre, geçen yıl 54 yaşında hayatını kaybeden Perry, Iwamasa’dan ilk ketamin dozunu 28 Ekim sabah saat 8.30’da vermesini istedi. İkinci dozunu yaklaşık dört saat sonra Los Angeles’taki 5,2 milyon dolarlık malikanesinde film izlerken aldı.
Perry daha sonra Iwamasa’dan üçüncü dozunu vermesini ve jakuzisini hazırlamasını istedi. Patronunun sözünü dinledikten sonra Iwamasa, dışarıdaki işlerini yapmak üzere Perry’nin evinden ayrıldı. Eve döndüğünde ünlü oyuncuyu jakuzide ölü olarak buldu.
Ünlü oyuncu aşırı dozdan hayatını kaybetmeden önce depresyon ve anksiyete nedeniyle ketamin infüzyon tedavisi görüyordu, ancak ölümüne yakın dönemde ilacın dozunu yükseltmişti.
Iwamasa’nın mahkemedeki savunmasına göre, asistan, Perry’ye son bir ayında tıbbi olarak hastaların ağrılarından kurtulmasına yardımcı olmak için anestezi amacıyla kullanılan ketamin veriyordu.
Savcılar, 42 yaşındaki Dr. Salvador Plasencia’nın, Perry ile Eylül 2023 sonlarında görüştükten sonra Iwamasa’ya ilacın nasıl uygulanacağını öğrettiğini söyledi.
Perry bir doktor tarafından rutin olarak ketaminle tedavi ediliyor olmasına ve son resmi dozu ölümünden iki hafta önce uygulanmasına rağmen, asistanına ilacı Plasencia’dan ve daha sonra, Erik Fleming adında bir kişiden satın almaya devam etmesi talimatını verdi.
Plascencia’nın Perry’ye daha fazla ketamin sağlamak ve ondan hızlı para kazanmak için 54 yaşındaki Dr. Mark Chavez ile komplo kurduğu iddia edildi. Chavez’e mesaj atarak, “Bu moronun ne kadar ödeyeceğini merak ediyorum” dediği öne sürüldü.
55 BİN DOLAR ÖDEDİ
Perry’nin, ölümüne kadar geçen haftalarda ikiliye ketamin için 55 bin dolar nakit ödediği tahmin ediliyor.
Plasencia, Perry’nin anesteziyle sorunlu ilişkisinin tamamen farkındaydı. Ölümünden günler önce, başka bir kişiye ünlü yıldızın “bağımlılığı nedeniyle kontrolden çıktığını” söylediği iddia edildi.
Ayrıca 12 Ekim’de ünlü oyuncuya anestezi ilacı verirken vücudunun donduğuna ve kan basıncının yükseldiğine tanık oldu. Plasencia, sanatçının, doktorunun resmi tedavisine göre yeni bir doz aldığını biliyordu.
KİTABINDA ANLATTI
Perry, yetişkinlik hayatı boyunca madde bağımlılığıyla mücadele etti ve 2022 tarihli anı kitabında da ketamin kullanımından bahsetti.
İlacın hayatla bağlantısını kesmesine yardımcı olduğunu söyleyen ünlü oyuncu, bunun kendisine ölüyormuş gibi hissettirdiğini de anlattı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beyonce, eşiyle dışarıda geçirdikleri gece için açık pembe, kapüşonlu bir kıyafet ve aynı renkte çizmeden oluşan bir kombin seçmişti.
Çift, basına konuşmazken, Beyonce kameralara gülümsemeyi tercih etti.
2008’de evlenen çiftin 12 yaşında Blue Ivy adında bir kızı ve 7 yaşında Sir ve Rumi adında ikizleri bulunuyor.
2024 MTV Video Müzik Ödülleri’ne pek çok dalda aday gösterilen Beyonce, en son Paris Olimpiyatları’nda yarışan ABD takımını tanıtan bir klip yayınlamıştı.
Simone Biles, Sha’Carri Richardson, Noah Lyles, Caeleb Dressel, Katie Ledecky gibi ekibin birkaç üyesinin adını söyleyen Beyonce’nin klibinde, en son albümü ‘Cowboy Carter’daki ‘Ya Ya’ şarkısı fonda çalıyordu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tuncay Akça, son yolculuğuna uğurlandı. Akça, için Şakirin Camiinde ikindi vaktini müteakip kılınan cenaze namazına ‘Hababam Sınıfı’ filminin bazı oyuncuları katıldı.
“ŞOKTAYIZ”
Oyuncu Ahmet Arıman, Tuncay Akça ile 50 senelik arkadaş olduklarını belirterek, “Halkın çok sevdiği, dünyanın en tatlı şeker çocuğu. ‘Hababam Sınıfı’nda oynarken o bizim ayakkabılarımızı boyuyordu. Biz onu yönetmene gösterdik. O da bayıldı. O saatten beri film çeviriyor. Bir de son zamanlarda bir grubumuz var. Ben müzik yapıyorum. Onlarla beraber sahneye çıkıyoruz. Aynı otelde yatıyoruz, kalkıyoruz. Bizim kardeşimiz bizim yarımız. Acayip şoktayız şu anda” ifadelerini kullandı.
“BEKLEMEDİĞİMİZ BİR ÖLÜM”
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ise Tuncay Akçayı çok genç yaşta kaybettiklerini dile getirerek, “Beklemediğimiz bir ölüm. Mekânı cennet olsun. Yeşilçam sineması bize aile atmosferi, mahalle duygusu gibi gerçekten çok sıcak duygular veriyor. Bizim hatıralarımızda yardımcı oyuncuların çok önemli bir rolü vardı. Tuncay Bey de onlardan biriydi. Sağlık problemi ya da herhangi bir problemi olduğuna yönelik bilgimiz yoktu” dedi
Kılınan namazın ardından oyuncunun naaşı, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir röpörtajda Alain Delon’a soruluyor; “Ölümünüzden sonra ne yapmak isterdiniz?” cevabı “Annemle babamı el ele görmek isterdim. Bu dünyada hiç görmedim de…” Elveda dünyanın en çok yakışıklığa yakıştırılan adamı. Elveda gençliğimizin ikonu, elveda… Artık Alain Delon’umuz yok maalesef.
AYŞEGÜL ALDİNÇ
Yakışıklılık hep onun üzerinden tarif edilirdi. Efsaneydi… Dünyanın en güzel adamı Alain Delon artık yok. Toprağı bol olsun.
NİLGÜN BELGÜN
Alain Delon… İlk gençlik aşkımdı. Sinemanın en yakışıklı aktörüydü benim için. Son zamanlarda hep onunla ilgili yazıları okuyordum ve paylaşıyordum. Bu dünyada herkesin bir sırası var. Sırası gelen gidiyor. Toprağı bol olsun. Adieu Alain.
FAZIL SAY
Büyük hayranıydım Alain Delon’un. Işıklarda uyusun. Büyük idol.
SÜHA UYGUR
Alain Delon… En yakın dostlarım dediği sokak hayvanları için barınaklar yaptırmış gerçek bir sinema efsanesi hayata veda etmiş.
GÜLBEN ERGEN
Okul yıllarımda odamın duvarlarına fotoğraflarını astığım star. Üç çocuk babası, Hayvan sevdalısı, 88 yaşında dünyaya veda eden bir dönemin en yakışıklı, en klas, en karizmatik aktörü.
TALAT BULUT
Alain Delon toprağın bol olsun, nur içinde yat.
MÜJDE UZMAN
NAZAN ŞORAY
Alain Delon hayatını kaybetti Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Orta Çağ’da inşa edildiği değerlendirilen Kız Kalesi, Bakü’ye gelen turistlerin ve tarih meraklılarının ziyaret ettiği mekanların başında geliyor.
Tarihi İçerişehir’de, Hazar Denizi’nin kıyısında yer alan Kız Kalesi’nin, tarih boyunca deniz feneri, rasathane, gözetleme kulesi ve güneşe tapanların mabedi olduğu yönünde tezler ileri sürülüyor.
1964’den itibaren müze olarak faaliyet gösteren ve 2000’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Kız Kalesi, her gün ziyaretçi akınına uğruyor.
Dokuz kattan oluşan ve yüksekliği 31 metreyi bulan kaleye çıkan turistler, İçerişehir’in yanı sıra Bakü’nün diğer mahallelerini ve Hazar Denizi’ni izleme fırsatı buluyor.
Abşeron bölgesine has mimari özelliklere sahip Kız Kalesi’nin etrafı her yıl geleneksel Nevruz Bayramı kutlamalarına ev sahipliği yapıyor.
Çok sayıda film, roman, opera ve baleye konu olan Kız Kalesi’nin resimleri, farklı dönemlerde Azerbaycan kağıt ve madeni paraları ile posta pullarında kullanıldı.
Kız Kalesi, asırlara dayanan geçmişi ile Azerbaycan’ın zengin tarihi ve kültürel mirasını bugüne kadar taşıyan simgesel yapı olarak devlet tarafından korunuyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VEDA GÜNÜ YARIN
Aydemir Akbaş için yarın Galatasaray Lisesi’nde anma töreni düzenlenecek. Oyuncunun cenazesi Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından Feriköy Mezarlığı’na defnedilecek.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aydemir Akbaş için taziye mesajı yayınladı. Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yeşilçam’ın sevilen oyuncularından Aydemir Akbaş’a Allah’tan rahmet, yakınlarına, dostlarına ve tüm sanat camiamıza başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun” ifadelerini kullandı.
Akbaş’ın ölüm haberi sonrası sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan İbrahim Tatlıses, “45 yıllık dostum, ağabeyim Aydoşum mekânın cennet olsun” ifadelerini kullandı.
Aydemir Akbaş’ın menajeri Özgür Aksoy, ünlü oyuncunun son fotoğrafını sosyal medya hesabından yayımladı.
Aydemir Akbaş, iki yıl önce verdiği röportajda vasiyetiyle ilgili soruları yanıtlamıştı. Oyuncu, “Galatasaray ve cenazem hakkımda hakkında bir vasiyetim olabilir” demişti.
AYDEMİR AKBAŞ HAKKINDA
1936 yılında Arnavut bir baba ve Sürmeneli bir annenin oğlu olarak İstanbul Feriköy’de doğdu. Babası Balkan Savaşları’nda İstanbul’a geldi. Amcası ise Hareket Ordusu mensubuydu. Galatasaray Lisesi’nde eğitim gördükten sonra bir süre gazetecilik yaptı.
Gazetecilik yaparken tanıştığı Altan Erbulak’ın yönlendirmesiyle tiyatro oyunculuğuna başlayarak Gülriz Sururi, Ayfer Feray, Nisa Serezli, Ali Poyrazoğlu gibi ünlü tiyatro isimleriyle beraber çalıştı. “Keşanlı Ali Destanı”, “Direkler Arası”, “Zilli Zarife”, “Ferhat ile Şirin” gibi oyunlarda rol aldı.
1968 yılında, Ayfer Feray – Nisa Serezli Tiyatrosu’nda 7 Kocalı Hürmüz oyununda rol aldı. 1969 yılında Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosunda ve Ortakları Tiyatrosu’nun ortaklarından biri oldu. Burada “Nikâh Kağıdı”, Düşenin Dostu” oyunlarında rol aldı. Birçok tiyatro oyununun yönetmenliğini yaptı.
Aydemir Akbaş, sinemaya, 1964’te Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Keşanlı Ali Destanı” adlı film ile geçti. Fakat, filmden önce “Keşanlı Ali Destanı”nın ilk tiyatro gösteriminde (31 Mart 1964) hem sahne amirliği yapmış hem de “Sipsi Selim” karakterine hayat vermiştir.
Bir süre Yılmaz Güney’in filmlerinde oynadı. 1974 yılında Yeşilçam seks filmleri furyasında çok sayıda erotik komedi filminde rol aldı. Daha sonraki yıllarda İbrahim Tatlıses ile çalışarak senaryo çalışmaları yaptı.
Şafak Sezer ile “Kolpaçino” serilerinde rol aldı.
Aydemir Akbaş oyuncu olarak çoğu komedi türünde olmak üzere 100’ü aşkın filmde rol almış, 8 kez de yönetmen koltuğuna oturmuştur. Bunun dışında 30 kadar tiyatro oyununda oynadı. Ayrıca birçok TV dizisinde rol aldı. 33 filmin senaryosunu yazdı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tatile gidemeyenlerin ayağına gelen tatil için aynı sözü duyar gibi oluyorum: Gidemediğiniz tatil ayağınıza geldi!
Evet, ünlüler dünyasında tatil gösterileri hız kesmeden devam ediyor. Kâh kendi sosyal medya hesaplarında paylaşıyorlar, kâh fotoğrafçılara farkında değilmiş gibi poz veriyorlar. Biz de göremediğimiz yerleri görmüş, yapamadıklarımızı yapmış gibi hissediyoruz. Bu da bir teselli…
Brezilyalı ünlü model Alessandra Ambrosio, ailesi ve arkadaşlarıyla Hawaii’de turkuaz suyun tadını çıkarırken göz alıcı fotoğraflar paylaştı. Fotoğraflarda kendi de, gösterdiği manzara da çok güzeldi.
HELİKOPTERDEN ATLADILAR
Ama haftanın en özendiğimiz tatilcileri Katy Perry ve Orlando Bloom ikilisi oldu. 4 yaşında Daisy adında bir kızları olan nişanlı çift, İtalya’nın Sardunya adasına yaptıkları tatil sırasında helikopterden denize atlamak gibi heyecan dolu bir deneyim yaşadı.
ANNE KIZ TATİLDE
Bir dönem podyumların en çok aranan yüzü olan Kate Moss ve onun izinden giderek modellik yapan kızı Lila Moss, Ibiza tatiline çıktı. Lila’nın erkek arkadaşı Yoni Helbitz de onlara eşlik etti.
Daha önce birlikte defilede yürüyen, Londra ve Paris moda haftalarında ön sıralarda yer alan anne kız, bu defa birlikte deniz ve güneşin tadını çıkardı.
Her konuda birbirinin kopyası gibi olan anne-kız, birbirlerine sarılıp öperken objektiflere yansıdı.
Kate Moss korumacı bir anne. Kızının kendi izinden gitmesini istememişti ama buna karşı koyamadı. Tıpkı kendi gibi kızı da 14’ünde modellik kariyerine başladı. Şimdi Kate Moss 50, Lila ise 21 yaşında.
Rihanna, ünlüler dünyasının hızlı başlayıp kısa sürede biten aşklarına inat, ASAP Rocky ile güçlü bağlarına sıkı sıkı sarılmış, iki çocuğuyla mutlu bir aile hayatı sürüyor. Oğulları 12 aylık Riot Rose ve iki yaşındaki RZA ile Rihanna’nın memleketi Barbados’ta tatilin tadını çıkarırken görüldü.
Dört yıldır birlikte olan Rihanna ile ASAP Rocky çifti, çocuklarıyla birlikte denize girerken objektiflere yansıdı.
AH, O GEMİDE BEN DE OLSAYDIM!
Bunu diyeceğiniz tatil görüntüleri yine İtalya’dan geldi. Amazon’un kurucusu, dünyanın üçüncü en zengin insanı Jeff Bezos, sevgilisi Lauren Sanchez ile birlikte lüks teknesinde ünlü isimleri ağırladı. Leonardo DiCaprio ve İtalyan model sevgilisi Vittoria Ceretti, Orlando Bloom ve Katy Perry çifti, birlikte sürat teknesiyle mavi sulara açıldı, oradan lüks yata geçti.
Ama bu tatilin en dikkat çekici görüntüsü, Bezos ve Sanchez çiftinin tekneye binmek üzere sahilde ilerlerken bir işportacıyla karşılaşmaları oldu. Sanchez’e elbise satmak isteyen işportacı, 190 milyar dolarlık servetin sahibi olan Bezos’un yanından eli boş döndü. Bezos, alışveriş yapmayı da satıcıyı bahşişle sevindirmeyi de hiç aklından geçirmedi. Gülümseyerek yoluna devam etti.
Bezos, cebindeki milyarlarca doları böyle koruyor demek!
Haftanın bir başka milyarder haberi Mark Zuckerberg cephesinden geldi.
Facebook’un kurucusu, Meta’nın sahibi olan milyarder girişimci, eşi Priscilla Chan‘ın heykelini yaptırdı ve evinin bahçesine diktirdi. Daniel Arsham tarafından yapılan heykel, üç çocuk annesi Chan’i rüzgarda savrulan gümüş bir giysi içinde tasvir ediyor.
Nasıl da alkışlanası bir jest ama!
Donald Trump, küçük bir oğlan çocuğu şımarıklığıyla seçim kampanyasını sürdürmeye devam ediyor. 2020’de yaptığı kampanyalarda pek çok sanatçının şarkısını izinsiz kullanan Trump, yine telif hakkı ihlali yapıyor.
Celine Dion, ‘Titanic’ filmi için yazdığı ‘My Heart Will Go On’ şarkısını seçim mitinginde izinsiz kullanan Trump’a hem tepki gösterdi hem de onu ti’ye aldı. Batan ‘Titanic’ adlı gemide geçen bir hikâyeyi anlatan filmin müziğini seçmesi, Dion’a “Peki gerçekten bu şarkı mı?” dedirtti.
Bir ihlal daha yapan Trump’a, 2008’de hayatını kaybeden Isaac Hayes‘in ailesi dava açtı. Trump, soul müziğin ikonik ismi Hayes’in ‘Hold On, I’m Comin’ adlı şarkısını ABD seçim kampanyasında izinsiz kullanmıştı. Hem de 134 kez… Aile, hem şarkının kullanımının durdurulmasını hem de 3 milyon dolarlık lisans ücretinin ödenmesini talep etti.
2020’deki seçimde de dünyaca ünlü Kanadalı müzisyen Neil Young, mitinglerinde şarkılarını izinsiz kullandığı için daha önce mektupla uyardığı Trump’a dava açmış, Trump’ın seçim çalışmasını ‘görmezden gelme ve nefret kampanyası’ olarak nitelendirmişti.
Efsanevi rock grubu Rolling Stones, şarkılarını izinsiz kullanan Trump’a bu duruma devam etmesi halinde dava açacağını açıklamıştı.
Hollywood yıldızları Ben Affleck ve Matt Damon da Trump’ın seçim reklamında ‘Air’ filminden sesli kesit kullanmasına tepki göstermişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Arjantin’in Buenos Aires şehrindeki Movistar Arena’da sahne alan Wanda Nara, performans sırasında ünlü şarkıcı Catriel Guerreiro ile öpüştü.
Son dönemde ayrı yaşayan çiftten Wanda Nara, sosyal medya hesabında Catriel Guerreiro ile dudak dudağa görüntülendiği anları takipçileriyle paylaştı. Nara’nın bu paylaşımı, kısa süre içinde oldukça dikkat çekti.
Fotoğraflar: Avalon, Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FINDLEY, ELVIS PRESLEY’İN AİLESİNİ DOLANDIRMAK İÇİN SAHTE KREDİ KURULUŞUYLA ÇALIŞTI
Adalet Bakanlığı, Findley’in ‘Naussany Yatırımları’ adlı sahte bir özel kredi kuruluşuyla bağlantılı üç farklı kişi gibi davrandığını açıkladı. Bakanlık; “Missourili bir kadın, Elvis Presley’in ailesini milyonlarca dolar dolandırma ve Presley’in Tennessee, Memphis’teki eski evi Graceland’daki aile mülkiyet payını çalma iddiasıyla bu sabah federal suçlamalarla gözaltına alındı,” dedi.
Açıklamada, Findley’in 2023’ün Ocak ayında ölen Elvis Presley’nin kızı Lisa Marie Presley’nin ‘Naussany Yatırımları’ adlı sahte kredi kuruluşundan 3.8 milyon dolar borç aldığını, bu borç için teminat olarak Graceland’ı gösterdiğini ve borcu geri ödemediğini iddia ettiği belirtildi.
Findley’nin Presley ailesinden iddia edilen borcu kapatmak için 2.85 milyon dolar talep ettiği ifade edildi. Findley’ye yöneltilen suçlar arasında kredi belgelerinde sahtecilik yapmak, Elvis Presley’nin kızının imzasını taklit etmek ve Memphis’in günlük gazetelerinden birinde Naussany’nin Graceland’ı 23 Mayıs’ta açık artırmayla satmayı planladığını duyuran sahte bir haciz ilanı yayınlamak yer alıyor.
Adalet Bakanlığı, Findley’in hüküm girmesi durumunda 2 yıl ila 20 yıl arasında hapis cezasına çarptırılabileceğini vurguladı.
Fotoğraflar: DHA, Shutterstock, AP
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Oyuncu, arkadaşı Selin Türkmen ile görüntülendi.

Gün boyu güneşin tadını çıkaran ikili, daha sonra kendilerini Ege’nin serin sularına attı.

Gülcan Aslan’ın yılan dövmesi dikkat çekti.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BEN SENDEN RAZIYIM ADAM”
Gazetecilerle sohbet eden Bademci, aynaya bakıp kendi kendine “Ben senden razıyım” dediğini belirtti. Beklentiye girmemenin insanı üzebileceğini düşündüğünü ifade eden Bademci, “Hayatın gönderdiğini takip edenlerdenim. Özel bir dileğim yok. Sen biliyorsun derim ve yukarıya gönderirim. Mum üflerken dileğim her zaman odur,” dedi.
“30’LARIN SON ÇEYREĞİ BAŞARILI GEÇTİ”
Son dönemde yaşadığı başarısı hakkında kendisine yapılan Haluk Bilginer benzetmesini değerlendiren Salih Bademci; “Haluk Bilginer çok özel ve spesifik birisi. Aynı zamanda şahsına münasır bir insan. 30’larımın son çeyreğinde kariyerimde bir başarı elde ettim. Bu durum beni de çok mutlu etti. Çok güzel işlerde yer aldım.”
Salih Bademci’yi doğum gününde annesi de yalnız bırakmadı.
VİZE SORUNU ÇÖZÜLDÜ
Hazal Subaşı ve Atakan Başsavcı da doğum gününe katıldılar. Genç aşıklar; “Yakın zamanda bir yurt dışı tatiline çıkacağız. Vize sorunumuz vardı ama çözüme kavuştu. Bizler de çalışıyorduk ancak müsaitlik oldu ve ilk müsaitlikte bir kaç güne gidiyoruz tatilimize.” dediler.
Doğum gününde görüntülenen diğer isimler;
Elçin Sangu
Demet Akbağ
Burçin Terzioğlu
Buse Arslan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>60 yaşında hayatını kaybeden Akça, bugün Şakirin Camii’nde kılınacak ikindi namazına müteakip cenaze namazıyla son yolculuğuna uğurlandı.
Tuncay Akça, ‘Hababam Sınıfı’nda ‘Bacaksız’ lakaplı öğrenci rolünü üstlenmişti. Tuncay Akça, “Ayakkabı boyarken bir kahkaha attım. Rahmetli Ertem (Eğilmez) ağabey orada gülmemi keşfetti. Tesadüfen bir kahkahamızla ‘Hababam Sınıfı’nın kadrosuna girdik” demişti.
Kılınan namazın ardından oyuncunun naaşı, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de, hayatını kaybeden oyuncu Tuncay Akça için taziye mesajı yayımladı.
Özel, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında; “Yaşamını yitirdiğini üzüntüyle öğrendiğim ‘Hababam Sınıfı’ film serisinde ‘Bacaksız’ lakaplı öğrenci rolüyle tanınan değerli sanatçımız Tuncay Akça’ya Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.” ifadelerine yer verdi.
Oyuncu Ahmet Arıman, Akça ile 50 senelik arkadaş olduklarını belirterek, “Halkın çok sevdiği, dünyanın en tatlı şeker çocuğu. Hababam Sınıfı’nda oynarken o bizim ayakkabılarımızı boyuyordu. Biz onu yönetmene gösterdik. O da bayıldı. O saatten beri film çeviriyor. Bir de son zamanlarda bir grubumuz var. Ben müzik yapıyorum. Onlarla beraber sahneye çıkıyoruz. Aynı otelde yatıyoruz, kalkıyoruz. Bizim kardeşimiz bizim yarımız. Acayip şoktayız şu anda.” ifadelerini kullandı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ise Tuncay Akça’yı çok genç yaşta kaybettiklerini dile getirerek, “Beklemediğimiz bir ölüm. Mekanı cennet olsun. Yeşilçam sineması bize aile atmosferi, mahalle duygusu gibi gerçekten çok sıcak duygular veriyor. Bizim hatıralarımızda yardımcı oyuncuların çok önemli bir rolü vardı. Tuncay Bey de onlardan biriydi. Sağlık problemi ya da herhangi bir problemi olduğuna yönelik bilgimiz yoktu.” dedi
TUNCAY AKÇA KİMDİR?
16 Aralık 1963 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi.
Akça, Hababam Sınıfı’nda “Bacaksız” lakaplı rolü ile tanındı. Yol Filminde “Yusuf” karakterini oynadı.
Oyuncu, Selda Akça ile evlendi. Çiftin Mehmet ve Sena adında iki çocuğu dünyaya geldi.
Bizimkiler dizisinde 1995-2002 yılları arasında manav Adem rolüne hayat verdi.
Hababam Sınıfı’nda oynarken en bilinen repliklerinden birisi “Abi siz neden her sabah tek ayak üzerinde duruyorsunuz?” sorusu oldu.
Oyuncu, 2004 yerel seçimlerinde İstanbul Ümraniye Belediye Meclis Üyeliğine, Mart 2009 yerel seçimlerinde İstanbul Sancaktepe (Samandıra) Belediye Başkanlığına aday oldu.
Akça, verdiği röportajda, 1975-1976’da ayakkabı boyacılığı yapmak üzere gittiği Hababam Sınıfı setinde tesadüfen başlayan Yeşilçam günlerine dair, film setine arkadaşının ısrarıyla gittiğini aktararak, “Ayakkabı boyarken bir kahkaha attım. Kahkaham tesadüf oraya monte oldu ama hiç hikayeyle, senaryoyla alakası olmayan bir olaydı. Rahmetli Ertem (Eğilmez) ağabey orada gülmemi keşfetti. Ertem ağabey bir dahidir. Kafasında önce bir öğrenci olarak bir şeyler yazdı rahmetli Sadık Şendil ile beraber. Yavuz Turgul da vardı o ekibin içinde. Tesadüfen bir kahkahamızla girdik.” ifadelerini kullanmıştı.
Hababam Sınıfı’nın “Bacaksız” lakaplı oyuncusu 11 yaşında başladığı sinemada 43 yılda “Bizim Aile”, “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı”, “Hababam Sınıfı Uyanıyor”, “Gülen Gözler”, “Bebek”, “Yol”, “Mavi Mavi”, “Selamsız Bandosu”, “Yılmaz Güney: His Life, His Films”, “Bizimkiler”, “Talihsiz Bilo”, “Hababam Sınıfı Üç Buçuk”, “Hababam Sınıfı Merhaba”, “Hababam Sınıfı Askerde”, “Yalancı Yarim” ve “Öğrenci İşleri”nin de içinde bulunduğu 100’den fazla yapımda rol aldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nebahat Çehre
Ebru Gündeş
Mehmet Ali Erbil
Şafak Sezer
Çetin Altay
Yalçın Dümer
İlknur Soydaş
Cem Kılıç
Ayşegül Yıldız
Doğuş
Özcan Deniz
Seda Sayan
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ece Sukan
Fahriye Evcen
Fahriye Evcen
Fahriye Evcen
Zeynep Alkan
Zeynep Alkan
Zeynep Alkan
Gizem Karaca
Gizem Karaca
Sıla Türkoğlu
Sıla Türkoğlu
Tuğba Özerk
Tuğba Özerk
Emine Ün
Emine Ün
İlayda Akdoğan
İlayda Akdoğan
Demet Özdemir
Demet Özdemir
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzayede evinden yapılan açıklamada; “Karakterin kendisi kadar ikonik olan Indiana Jones’un taktığı şapka, unutulmaz kıyafetinin belirleyici unsurudur. Bu fötr şapka Indiana Jones serisinin ikinci filmi için özel olarak üretildi ve Ford’un Sri Lanka’da çekilen köyde, Elstree Stüdyoları’nda çekilen maden arabası kovalamacasında ve ABD’de çekilen nehir sekansında kullandığı film kareleri, prodüksiyon fotoğrafları ve kamera arkası görüntüleriyle eşleşiyor.
Ferrandini’nin kişisel koleksiyonundan gelen bu şapka ilk kez koleksiyoncuların beğenisine sunuluyor. Fötr şapka ile birlikte usta dublör Ferrandini’nin Indiana Jones kostümü içinde daha önce yayınlanmamış fotoğrafları ve Dean Ferrandini’nin eşi Keefe Ferrandini tarafından imzalanmış bir orijinallik mektubu da yer alıyor” denildi.
Müzayedede ayrıca, 1983 yapımı Star Wars filmi Jedi’ın Dönüşü’nde kullanılan askeri miğfer 315 bin dolara, Harry Potter ve Azkaban Tutsağı filminde başrol Daniel Radcliffe’in kullandığı asa da 53 bin 550 dolara satıldı.
Fotoğraflar: DHA, Avalon
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçtiğimiz aylarda omurilik ameliyatı geçiren Zerrin Özer, Darülaceze’deki fiziksel tedavi ve rehabilitasyon merkezine yatmıştı.
Darülaceze’deki fiziksel tedavi ve rehabilitasyon merkezinde tedavi görüp taburcu olmuştu.
Yeni şarkısına İstanbul’da klip çeken sanatçı, hayranlarına son durumu hakkında bilgi verdi.
“KENDİMİ İYİ HİSSEDİYORUM”
66 yaşındaki olduğunu söyleyen ve herkes gibi sağlık sorunları yaşamasının normal olduğundan bahseden sanatçı, “Sağlık durumum çok iyi. Kendimi çok iyi hissedeyiyorum. Mutlu ve huzurluyum. Herkes gibi arada ben de sağlık sorunları yaşıyorum. Kimse meraklanmasın; bomba gibiyim ve herkesi çok seviyorum” ifadelerini kullandı.
“ONLAR DA BENİM GÖZÜMÜN NURU”
Temmuz 2023’te çıkardığı ‘Basit Numaralar’ şarkısıyla adından söz ettiren Özer, “Ben bütün kuşakları çok seviyorum. Hepsi benim canım. Basit Numaralar’la da Z kuşağıyla tanıştım ve çok sevdim onları. Onlarda artık benim gözümün nuru” şeklinde konuştu.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Uzun zamandır aradığı aşkı iş insanı Berkin Gökbudak’ta bulan ve 2022 yılında evlenen Aslı Enver, 4 Temmuz 2023’te kızı Elay’ı dünyaya getirmişti.
Evlendiğinden beri ekranlardan uzak olan Enver, zaman zaman eşi ve kızıyla pozlarını takipçilerinin beğenisine sunuyor.
ELAY YÜRÜYOR
40 yaşındaki oyuncu, kızı Elay’ın yürüdüğü anları takipçileriyle paylaştı.
“ÇOCUK”
Enver, paylaşımına “Yürümek de uçmak gibi bir şey. Çocuklar duygusal olarak dengesiz, ufak bir diktatör; sizi tam anlamıyla deli etmek için ne kadar ileri gidebileceğini bilen ve sonra sizi sevgi dolu bir kucak canavarına dönüştüren biri” notunu düştü.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CZN Burak olarak tanınan Burak Özdemir; Instagram, TikTok ve YouTube’da milyonlarca takipçiye sahip.
Türkiye’nin dünyaca ünlü markası haline gelen CZN Burak, son dönemde hayallerini bir bir gerçekleştirmeye başladı.
İSTANBUL’DAKİ TEK MEKANI VADİ İSTANBUL’DA
Önce İstanbul’daki tek mekanını Vadi İstanbul Mall’da açan CZN Burak, sonrasında dünyanın farklı noktalarında peş peşe restoranlar açmaya başladı.
ÇİNLİLERE KEBABI SEVDİRECEK
Dubai, İngiltere, Bahreyn, Tacikistan ve Ürdün’ü şimdi de Çin takip ediyor.
CZN Burak, yakın zamanda Çin’de de sevenleriyle buluşacak.
Peş peşe mekanlarını açan CZN Burak, bu süreçte hayallerini de gerçekleştiriyor.

ARAÇ HAYALİ GERÇEK OLDU
İstanbul’daki tek mekanını açarken bazı spor arabalarını satan Burak Özdemir, işlerini yeniden yoluna koymasıyla birlikte yeni bir spor araç satın aldı.
Çocukluğundan bu yana Ferrari hayali kurduğunu belirten CZN Burak, yeni aracını Vadi İstanbul’daki mekanının önüne çekerek poz verdi.
PLAKA DETAYI
CZN Burak’ın aracındaki plaka detayı da dikkatlerden kaçmadı.
Aracın plakasının sonu ’31’ olması, Burak Özdemir’in memleketinin Hatay olmasından kaynaklanıyor.

KALPLERİ KAZANIYOR
Kimi zaman Suriye’de savaş mağduru çocuklara yemek yapan, kimi zaman yoksulluk içinde büyüyen Afrikalı çocukların yüzünü güldürmek için yollara düşen CZN Burak’ın dünyanın farklı noktalarında sevenleri var.
‘En güzel bağ sevgidir’ sloganıyla yollara düşen CZN Burak, Türkiye’nin farklı illerindeki ihtiyaç sahipleri için de sürekli organizasyonlar düzenliyor.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü fenomen Esin Çepni, şarkıcı ve YouTuber eşi Bilal Hancı ile olaylı bir şekilde evliliğini bitirmişti.
İFŞA ETMİŞTİ
Çepni, Hancı’nın kendisini aldattığı görüntüleri sosyal medya hesabından ifşa edince gündeme bomba gibi düşmüştü.
ONLYFANS’TA
Yaşananlardan sonra çift boşandı ve Esin Çepni aşk hayatıyla gündeme gelmeye başladı. Ünlü isim şimdi ise Onlyfans’a girdiği ve erotik pozlar verdiği iddialarıyla gündeme geliyor.
AÇIKLAMA VAR
Çepni’nin görenleri şoke eden müstehcen pozları sonrası fenomenden açıklama da geldi.
Esin Çepni, fotoğrafların bilgisi ve onayı haricinde paylaşıldığını vurguladı, yasal sürece başvuracağını bildirdi.
Bazı fotoğrafların da kendisine ait olmadığını söyledi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çok Güzel Hareketler Bunlar programıyla ünlenen ve eski halinden eser kalmayan Zeyneo Koçak, değişimiyle sık sık gündeme geliyord.
Zeynep Koçak geçtiğimiz günlerde katıldığı bir yayında Çok Güzel Hareketler Bunlar çekimleri esnasında 1500 kişinin kendisini yuhaladığını anlatmıştı.
“AĞLADIM”
Yaşanan gerginlik sonrasında skecin durduğunu ve Oğuzhan Koç’un seyirciye bağırdığını söyleyen Koçak, ‘Skeç bittikten sonra eve gidip ağladım’ demişti. Yaşadıklarını anlatan ünlü isme kötü yorumlar geldi.
İsyan eden oyuncu bir paylaşım yaparak şunları yazdı:
“20 YILDIR BANA HAKARET EDİLİYOR”
“37 kiloyum çirkinsin, 25-30 kilo alıyorum estetiklisin, sadece bir story atıyorum evirip çevirip Oğuz’a bağlanıyor, hakkında güzel şeyler söylüyorum ‘gündem olma çabası’ oluyor, nodülüm var linç yiyorum. İlk defa yaşadığım en kötü günlerden birini anlatıyorum, linç yiyorum. Bu nasıl bir nefret ki ben 20 yıldır hakaretten başka bir şey işitmiyorum.
“UMURSAMA”
Kariyerimde kötü iş yapmaktansa hiçbir şey yapmayayım, para kazanmayayım ama işimle alakalı laf gelmesin üzerine kurmaya çalıştığım kariyerimde linçten başka hiçbir şey yemedim. Ve lince ‘artık alıştım’ dediğim programdan sonra bana şu isyanı ettirdiniz ya…Sanırım herkes gibi sıradan bir insan olduğumu sizin dışınızda ben de unutmuşum. Tüm bu nefreti normalleştirmişim. Bu kimseye böyle yapmayın dediğim bir mesaj değil, ben bunun önünü kesemem, bu hayatında böyle aşağılanan herkesin ‘Benim bir kalbim olduğunu unutan kimseyi umursama’ demek istediğim ve bu cümleyi kendime de hatırlattığım bir mesaj olsun…”

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son olarak Engin Akyürek ile paylaştığı Adım Farah dizisiyle ekranlarda boy gösteren ünlü oyuncu Demet Özdemir, özel hayatı, sosyal medya paylaşımları ve başarılı oyunculuğu ile son dönemin en dikkat çeken isimlerinden biri.
Güzel oyuncu, şimdilerde sezonun yorgunluğunu atabilmek için tatil yapıyor.
Arkadaşlarıyla güneşin, kumun ve denizin tadını çıkaran Özdemir tatil karelerini peş peşe paylaştı.
PLAJ TARZI OLAY
Plaj tarzı çok beğenilen ünlü oyuncu siyah incili mayosu, gold takıları ve büyük güneş gözlüğü ile takipçilerinden tam not aldı.
Şezlongta pozlar veren Özdemir’in kareleri kısa sürede binlerce beğeni ve yorum aldı.





Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aşk hayatıyla sürekli gündem olan isimlerden şarkıcı İrem Derici, Kaan Ölker’in ‘Popcast’ programına konuk oldu.
“KAPIYA KOYARIM”
Yaptığı açıklamalarla sürekli gündem olmayı başaran şarkıcı, “İlişki yaşadığın kişi sahnede giydiğin kıyafetlere karışsa ve dekoltene müdahale etse ne dersin?” sorusunu, “Kapıya koyarım, çok net. Karışılmasını istemem ama ben dekoltemin sınırını bilirim. Dekolte kişiye göre değişir” şeklinde cevapladı.
İrem Derici, hakkında yapılan “Sürekli birilerine aşık oluyor” eleştirisi hakkında ilk kez konuştu:
Hayır, ben her gün aşık olmuyorum. Belki ben öyle gösteriyorum ki siz aşık olduğumu zannediyorsunuz. Belki de ben olayın bazen fotoğraf kısmındayım. Belki İrem Derici’ye bu imaj yarayacak diye düşünüyorum. İnsanlar kariyer kurtarmak için evlenip, çocuk doğuruyorlar. Bunu dürüstçe çıkıp söyleyen bir tek benim.

“ALIŞKINIM”
“Eski ilişkinle yeni ilişkin kıyaslandığında rahatsızlık duyuyor musun?” sorusu yöneltilen 37 yaşındaki şarkıcı, “Ben alışkınım, bunların yaşanması çok normal. Hayatıma giren erkek de bu yorumları okuyor. Sabahtan akşama kadar bu tarz gelen yorumları silmeye kalksam biterim. Hayatıma giren bir insanın çelik gibi bir sinir sistemine sahip olması gerekiyor” yorumunda bulundu.


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Emir Sarıgül ile yaşadığı ilişkiyle gündeme gelen Sibel Can Bursa’da konser verdi.
Sosyal medyada aktif olan ünlü şarkıcı paylaşımlarıyla da son dönemde dikkat çekiyor. Şarkıcı son olarak Bursa konserinden pozlarını paylaştı.
2 ELBİSE GİYDİ
Ünlü şarkıcı, sahnede 2 ayrı kostüm tercih etti etmesine ama siyah kıyafeti dile düştü.
Siyah ve turuncu renklerdeki elbisenin göğüs kısmına bir bakan bir daha baktı. Şarkıcının tarzına kimse anlam veremedi.
Can’ın elbisesini görenler yorum yapamadan geçemedi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Irmak Ünal, çocukları Vadi ve Kayla ile birlikte 2021’de Bali’ye yerleşmişti. Oyunculuğu bırakıp kariyerine yoga eğitmeni olarak devam etme kararı alan ünlü isim, yaz başında kısa bir tatil için Türkiye’ye gelmişti. Oyuncu Bali’ye dönmüştü.
“HER AN BİR HEDİYE”
Ünlü isim, yaz bitmeden tekrar Bodrum’a geldi. Irmak “Hayatta olduğum için mutluyum. Hayatın değerini anlatan her an için minnettarım. Her an bir hediye.
“ALIŞTIM”
Ailemizi görmek için senede 1-2 defa geliyoruz Türkiye’ye. Bali’ye alıştım. Mutluyum. Ülkemi, ailemi ve yemekleri özlüyorum” dedi.” dedi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir internet platformunda yayınlanan Kötü Adamın 10 Günü filmi büyük ilgi görmüştü. Başrolünde Nejat İşler’in yer aldığı filmde genç oyuncu İlayda Akdoğan cesur sahneleri ile uzun süre konuşulmuştu.
İlayda Akdoğan uzun zamandır televizyonda yoktu.
YENİ DİZİSİ
Ünlü isim Halit Özgür Sarı ve Simay Barlas’ın başrollerini paylaştığı NOW’ın yeni sezonda da devam edecek olan fenomen dizisi Yabani’nin kadrosuna dahil oldu.
Akdoğan, Derin karakterine hayat verecek. Akdoğan çok sayıda aday arasından Derin rolü için seçildi.
Güzl oyuncu, daha önce; En İyi Arkadaşım, Bez Bebek, Umuda Kelepçe Vurulmaz ve Dolunay gibi birçok projede yer almıştı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Festivalin bu seneki koordinatörü sanatçı Erkan Can olacak.

Jüri başkanlığını yönetmen Serdar Akar üstlenirken, Ahu Türkpençe (Oyuncu), Deniz Çakır (Oyuncu), Mehmet Ercan Erdem (Senarist), Hakan Algül (Yönetmen), Mehmet Aksın (Görüntü Yönetmeni) jüri üyeleri olarak görev alıyor.
Festival kapsamında gerçekleşecek, Ulusal Kısa Film Yarışması, Kurmaca/Deneysel, Belgesel ve Animasyon olmak üzere üç kategoride değerlendirilecek ve başvuruları 10 Eylül’e kadar devam edecek.

Jüri değerlendirmesinin ardından dereceye giren filmler için birincilik ödülü 40.000 TL, ikincilik ödülü 30.000 TL, üçüncülük ödülü 20.000 TL olarak belirlendi.
Birbirinden özel konuklarla Yeşilçam’dan günümüze Türkiye sinemasından film gösterimlerinin yer alacağı festivalde, ödüllü kısa film yarışması, sinema söyleşileri, dinletiler ve sergilere de yer verilecek.
Festival programı ise yakında açıklanacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>17 Ağustos’ta Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikâyesi Harbiye açık Hava Sahnesi’nde seyirci ile buluşacak. 18 Ağustos’ta Cem Adrian; 19-20-25 Ağustos’ta Sibel Can ve Hüsnü Şenlendirici & An Epic Symphony konseri Harbiye Açık Hava’da! 15-25 Ağustos’ta Beyoğlu Günlükleri etkinlikleri sanat ve müzik severleri ağırlayacak. 2. Uluslararası İstanbul Koro Festivali kapsamında 16-18 Ağustos’ta çeşitli etkinlikler düzenlenecek. 21 – 25 Ağustos’ta da Zeytinli Rock Festivali Muğla Ortaca’da bulunan Sarıgerme Plajı’nda düzenlenecek. Haftanın kültür sanat ajandasını Haberturk.com Yazı İşleri Koordinatörü Kadir Kaymakçı, HT Mikrofon’da Helin Genç’e değerlendirdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son olarak ‘Kolpaçino 4 4’lük’ filminde rol alan 88 yaşındaki usta oyuncu Aydemir Akbaş’tan kahreden haber geldi. Evinde baygın bulunduktan yoğun bakıma alınan Yeşilçam yıldızı entübe edildi. İşte usta sanatçı Aydemir Akbaş’ın son sağlık durumu…

Bir süredir akciğer kanseri tedavisi gören usta oyuncu Aydemir Akbaş evinde baygın bir şekilde bulunmuş ve apar topar hastaneye kaldırılmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yoğun bakımda tedavi altına alınan Akbaş’tan üzen haber geldi.

ENTÜBE EDİLDİ
88 yaşındaki Yeşilçam yıldızı entübe edildi.

AYDEMİR AKBAŞ ÖLDÜ MÜ? İDDİALARINA YANIT!
Öte yandan sosyal medyada birçok kişi Aydemir Akbaş’ın öldüğüne dair paylaşımlarda bulundu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Usta sanatçı Zerrin Özer, geçtiğimiz aylarda omurilik ameliyatı geçirdi. Ameliyattan sonra sağlık sorunları yaşayan Zerrin Özer, Darülaceze’deki fiziksel tedavi ve rehabilitasyon merkezine yattı.

Darülaceze’deki fiziksel tedavi ve rehabilitasyon merkezinde tedavi görüp taburcu oldu. Yeni şarkısına İstanbul’da klip çeken sanatçı, hayranlarına son durumu hakkında bilgi verdi.
Özer, yeni şarkısı hakkında, “Çok güzel bir çalışma oldu. Artık ayda bir ya da iki ayda bir sevenlerimizle buluşacağız” dedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“BOMBA GİBİYİM”
66 yaşındaki sanatçı, “Sağlık durumum çok iyi. Kendimi çok iyi hissedeyiyorum. Mutlu ve huzurluyum. Herkes gibi arada ben de sağlık sorunları yaşıyorum. Kimse meraklanmasın; bomba gibiyim ve herkesi çok seviyorum” ifadelerini kullandı.

“ONLAR ARTIK BENİM GÖZÜMÜN NURU”
Temmuz 2023’te çıkardığı ‘Basit Numaralar’ şarkısıyla adından söz ettiren Özer, “Ben bütün kuşakları çok seviyorum. Hepsi benim canım. Basit Numaralar’la da Z kuşağıyla tanıştım ve çok sevdim onları. Onlarda artık benim gözümün nuru” şeklinde konuştu.

AYLAR SONRA İLK KEZ GÖRÜNTÜLENDİ
Artan kaygı bozukluğu nedeniyle de tedavi gören şarkıcı, aylar sonra ilk kez görüntülenmişti.
Rahatsızlığı sonrası Zerrin Özer aylar sonra ilk kez görüntülendi! Zerrin Özer: Nöroloji doktoruna ihtiyacım var!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tedavisi süren Aydemir Akbaş, sağlık durumuyla ilgili; “Mesaj atan, merak eden çok oluyormuş. İlginize ve dualarıza müteşekkirim. Kendimi gayet iyi hissediyorum. Sevenlerime de müjde olsun kanser değerlerim yarı yarıya azalmış. Bırakmak yok, tedaviye devam. Bu vesileyle herkese mutlu, huzurlu bayramlar, sevgiler” demişti.
88 yaşındaki oyuncu, bugün hastaneye kaldırıldı. Evinde baygın bulunan Akbaş’ı yakınları hastaneye götürdü.
Yoğun bakımda tedavisi süren oyuncun yakın dostu İbrahim Tatlıses, konuyla ilgili bir açıklama yaptı.
Tatlıses;”45 yıllık değerli dostum, değerli ağabeyim Aydemir Akbaş, şu anda yoğun bakımda. Siz değerli sevenlerimden dua bekliyorum. Saygılarımla” mesajını yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Vuslateri, bu anları sosyal medya hesabında paylaşarak, “Sabah eve gelen sürpriz; anneyi besledi, Asya’yı sevdi, kokladı. Biraz Fransızca şarkı söyledi, daracık balkonda oturup Türk kahvesi içip dertleştik ve sonra gitti” şeklinde ki notu düştü.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muğla Datça’da tatil yapan Ünlü oyuncu, mavi mayosuyla şişme kano sörf tahtası üzerinde pozlarını ve haziran ayında yapılacaklar listesinin TBT’sini takipçileriyle paylaştı.
44 yaşındaki Erdoğan, yayımladığı gönderilere; “Olduğu kadar, azı karar, çoğu zarar” şeklindeki ifadeyi ekledi.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu açıklamadan kısa süre sonra da Hafsanur Sancaktutan ile meslektaşı Kubilay Aka’nın yeni bir aşka yelken açtığı iddia edilmişti.
Habertürk‘ten Nazif Şahin Karpuz’un haberine göre; İddialar karşısında suskun kalan çiftin aşkları sonunda belgelendi.
İkili önceki gece Çengelköy’deki bir restoranda yemekteydi. El ele görüntü veren âşıklar, daha sonra baş başa araçlarına binerek oradan ayrıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri 30 yaşındaki Ahmet Hişane’yi ambulansla hastaneye kaldırdı. Ağır yaralanan Hişane hastanede tedavi altına alındı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mezara çiçek bırakan katılımcılar, dua okudu. Çorum’dan gelen Emrah Aksu, her yıl mezar başındaki anma programına katıldığını söyledi.
Uzun yıllardır Bergen’in şarkılarını dinlediğini belirten Aksu, “Bergen ile 1988’de Çorum’daki konseri öncesi tanışmıştım. Çok cana yakın ve mütevazi biriydi. İnsanlara verdiği sevgi, heyecan inanılmazdı” dedi.
Antalya’dan gelen Mehmet Tohma da sanatçının şarkılarını sevdiğini, mezarını ilk kez gördüğü için duygulandığını anlattı.
Kentte yaşayan İbrahim Togay ise Bergen’i unutmadıklarını göstermek için bir araya geldiklerini kaydetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Stallone, eşiyle bir teknede mayolarla çekilmiş eski fotoğrafını yayınlayarak ilişkilerinin ilk yıllarına bir bakış attı.
‘Rocky’ filminin yıldızı Stallone, sosyal medya mesajında “Jennifer, doğum günün kutlu olsun karıcığım! Ben ve çocuklar senin kesinlikle muhteşem olduğunuzu düşünüyoruz. Seni sonsuza kadar seviyoruz!” ifadesini kullandı.
78 yaşındaki Hollywood yıldızı, 1997 yılında Jennifer Flavin ile evlendi. Çiftin birlikteliğinden üç kız çocukları oldu: Sophia (27), Sistine (26) ve Scarlet (22).
Jennifer Flavin, 1988’de Sylvester Stallone ile ilk tanıştığında henüz 19 yaşındaydı. O sırada Stallone 40’lı yaşlarında, iki kez boşanmış, dünyaca ünlü bir film yıldızıydı.
İkili, 1990’da kırmızı halıda birlikte poz vererek ilişkilerine resmiyet kazandırdı. 1994’te Stallone’nin yazdığı mektupla şaşırtıcı bir şekilde ayrıldılar.
Flavin, Stallone’nin kendisini Janice Dickinson’la aldattığını söylediği bir röportajında, “Bana tükenmez kalemle yazılmış altı sayfalık bir mektup gönderdi. Oldukça özensizdi” demişti.
Nihayetinde 1995’te tekrar bir araya gelen çift, 1997’de evlenmeden bir yıl önce en büyük kızlarını kucaklarına aldı.
Çift yaklaşık iki yıl önce, boşanacaklarını açıklayarak şaşırttı. Ancak o dönem 25 yıllık evli olan çift, bir U dönüşü yaparak, evliliklerine bir şans daha verdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı ve Beyoğlu Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenecek olan FİLM-SAN Ödül Töreni sanat camiasını bir araya getirecek. 9 Eylül 2024 Pazartesi günü Harbiye (CRR) Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilecek törende 32 kategoride ödüller verilecek. Jüri tarafından her kategori için belirlenen beşer aday açıklandı.
REKLAM
FİLMSAN ONUR ÖDÜLLERİ HÜLYA KOÇYİĞİT VE SERDAR GÖKHAN’A VERİLECEK
Sunuculuğunu Meral Konrat ve Kıvanç Terzioğlu’nun üstleneceği gecede ödül alacak isimleri; Engin Çağlar, Meral Konrat, Atılay Uluışık, Neslihan Akça, Semih Akça, Sevinç Özer, Derya Özgören, Murat Özen ve Kıvanç Terzioğlu’dan oluşan jüri belirledi. 1975’ten bu yana çalışmalar yürüten Film-San’ın ilk kez düzenleyeceği törende, iki usta isim; Hülya Koçyiğit ve Serdar Gökhan ‘Onur Ödülü ile onurlandırılacak. 1975 yılında kurulan Film-San Vakfı’nın ilk başkanı olan Hülya Koçyiğit’e Onur Ödülünü Film-San Vakfı’nın son dönem Başkanı Oyuncu Engin Çağlar takdim edecek
FİLMSAN 2023-2024 SİNEMA DİZİ ÖDÜLLERİ ADAYLARI:
FİLMSAN DİZİ ÖDÜLLERİ
En İyi Dizi Kurgu Adayları
1-) Kuruluş Osman/Yarkın San
2-) Yargı/Serdar Çakular
3-) Teşkilat/Ercan Cebeci
4-) Kızıl Goncalar/Tunçer Şengün
5-) Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi/İlker Ezgün
En İyi Dizi Müzik Adayları
1-) Aile/Toygar Işıklı
2-) Bahar/Aytekin Ataş
3-) Kızılcık Şerbeti/Serkan Ölçer, Ece Ölçer
4-) Kuruluş Osman/Alpay Gültekin, Zeynep Alasya
5-) Yalı Çapkını/Güldiyar Tanrıdağlı
En İyi Dizi Senarist Adaylar
1-) Kızıl Goncalar/ ükrü Necati Şahin, Melih Özyılmaz, Deniz Gürlek
2-) Kızılcık Şerbeti/Melis Civelek, Zeynep Gür
3-) İnci Taneleri/Yılmaz Erdoğan
4-) Yargı/Sema Ergenekon
5-) Yalı Çapkını/Mehmet Barış Günger
En İyi Dizi Görüntü Yönetmeni Adaylar
1-) Kızıl Goncalar/Ercan Özkan (GYD)
2-) Kuruluş Osma /Efe Kubilay
3-) Kızılcık Şerbeti/Gökhan Nuh
4-) Gönül Dağı/Müslüm Şahin
5-) Teşkilat/Cihan Yeşiltarla
REKLAM
En İyi Dizi Yönetmen Adaylar
1-) Kızılcık Şerbeti/Ketche ‘Hakan Kırvavaç’
2-) Ömer/Cem Karcı
3-) Kızıl Goncalar/Ömür Atay ve Özgür Sevimli
4-) Teşkilat/Burak Arlıer
5-) Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi/Sedat İnci
En İyi Dizi Yardımcı Rolde Erkek Oyuncu Adayları
1-) Yalı Çapkını/Diren Polatoğulları
2-) Kızıl Goncalar/Erkan Avcı
3-) Taş Kağıt Makas/Burak Yörük
4-) Ömer/Barış Falay
5-) Yargı/Uğur Polat
En İyi Dizi Yardımcı Rolde Kadın Oyuncu Adayları
1-) Safir/Nur Yazar
2-) Bahar/Hatice Aslan
3-) Şahane Hayatım/Sumru Yavrucuk
4-) Kızıl Goncalar/Hasna Güneş
5-) Esaret /Melahat Abbasova
En İyi Dizi Erkek Oyuncu Adayları
1-) Aile/Kıvanç Tatlıtuğ
2-) Yalı Çapkını/Mert Ramazan Demir
3-) Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi/Uğur Güneş
4-) Yargı/Kaan Urgancıoğlu
5-) Kızıl Goncalar/Mert Yazıcıoğlu
En İyi Dizi Kadın Oyuncu Adayları
1-) Aile/Serenay Sarıkaya
2-) Yalı Çapkını/Afra Saraçoğlu
3-) Bahar/Demet Evgar
4-) İnci Taneleri/Hazar Ergüçlü
5-) Yargı/Pınar Deniz
REKLAM
En İyi Dizi Adaylar
1-) Star Tv/Yalı Çapkını
2-) Now/Kızıl Goncalar
3-) Show Tv/Kızılcık Şerbeti
4-) Kanal D/İnci Taneleri
5-) Kanal D/Yargı
FİLMSAN UMUT VERENLER ÖDÜLLERİ
Umut Veren Erkek Oyuncu Adayları
1-) Yabani/Ramiz Mullamusa
2-) Bahar/Demirhan Demircioğlu
3-) Safir/Efe Taşdelen
4-) Esaret/Ali Yağız Durmuş
5-) Bahar/Devrim Kabacaoğlu
Umut Veren Kadın Oyuncu Adayları
1-) Kızıl Goncalar/Mina Demirtaş ve Nefise Esma Yılmaz
2-) İnci Taneleri/Ülkü Hilal Çiftçi
3-) Yabani/Rojbin Erden
4-) Yargı/Tuğçe Duman Ekrenaz
5-) Kızılcık Şerbeti/ Elif İşçi
FİLMSAN DİGİTAL ÖDÜLLERİ
En İyi Digital Sinema Filmi Adayları
1-) İstanbul İçin Son Çağrı
2-) Sen Yaşamaya Bak
3-) Aşkın Kıyameti
4-) Kül
5-) Erşan Kuneri
En İyi Digital Sinema Erkek Oyuncu Adayları
1-)Kül/Mehmet Günsür
2-) Kül/Yıldıray Şahinler
3-) İstanbul İçin Son Çağrı/Kıvanç Tatlıtuğ
4-) Sen Yaşamaya Bak/Kaan Urgancıoğlu
5-) Erşan Kuneri/ Cem Yılmaz
En İyi Digital Sinema Kadın Oyuncu Adayları
1-) Fatma/Burcu Biricik
2-) İstanbul İçin Son Çağrı/Beren Saat
3-) Kül/Gökçe Eyüboğlu
4-) Kül/Funda Eryiğit
5-) Erşan Kuneri/Ezgi Mola & Merve Dizdar
En İyi Digital Dizi Adayları
1-) Kulüp
2-) Terzi
3-) Kuş Uçuşu
4-) Kimler Geldi Kimler Geçti
5-) Aktris
REKLAM
Digital En İyi Dizi Erkek Oyuncu Adaylar
1-) Aktris /Uraz Kaygılaroğlu
2-) Kulüp/Salih Bademci
3-) Terzi/Çağatay Ulusoy & Salih Bademci
4-) Kimler Geldi Kimler Geçti/Metin Akdülger
5-) Kuş Uçusu/İbrahim Çelikkol
Digital En İyi Dizi Kadın Oyuncu Adaylar
1-) Disney Aktris/Pınar Deniz
2-) Kuş Uçusu/Birce Akalay & Miray Daner
3-) Kulüp/Gökçe Bahadır
4-) Kimler Geldi Kimler Geçti/Serenay Sarıkaya
5-) Kaçış/İrem Helvacıoğlu
SİNEMA ÖDÜLLERİ
En İyi Kurgu Adaylar
1-) Kuru Otlar Üstüne/Oğuz Atabaş & Nuri Bilge Ceylan
2-) Son Akşam Yemeği/Lewq
3-) Lohusa/Neslihan Kuş
4-) Cadı/Ömer Günüvar
5-) Atatürk 1 & Atatürk 2/Ruşen Dağhan & Zeki Öztürk
En İyi Müzik Adaylar
1-) Kuru Otlar Üstüne/Philip Timofeyev
2-) Son Akşam Yemeği/Mustafa Yazıcıoğlu
3-) Lohusa/Ömer Özgür & Jıngle Jungle
4-) Cadı/Ercüment Orkut & Cem Tuncer & Sabiha Khujaeva
5-) Atatürk 1 & Atatürk 2/Batu Şener
En İyi Senarist Adaylar
1-) Kuru Otlar Üstüne/Nuri Bilge Ceylan & Ebru Ceylan & Akın Aksu
2-) Son Akşam Yemeği/Ayla Hacıoğulları & Vilmer Özçınar
3-) Lohusa/Gupse Özay
4-) Cadı/Erman Bostan
5-) Atatürk 1 & Atatürk 2/Necati Şahin
REKLAM
En İyi Görüntü Yönetmeni Adaylar
1-) Kuru Otlar Üstüne/Cevahir Şahin & Kürşat Üresin
2-) Son Akşam Yemeği/Veli Kuzlu
3-) Lohusa/Burak Kanbir
4-) Cadı/Şafak Ildız
5-) Atatürk 1 & Atatürk 2/Torben Forsberg
En İyi Yönetmen Adaylar
1-)Kuru Otlar Üstüne/Nuri Bilge Ceylan
2-) Son Akşam Yemeği/Levent Onan
3-) Lohusa/Kıvanç Baruönü
4-) Cadı/Erman Bostan
5-) Atatürk 1 & Atatürk 2/Mehmet Ada Öztekin
En İyi Yardımcı Rolde Erkek Oyuncu Adaylar
1-) Kuru Otlar Üstüne/Erdem Şenocak
2-) Son Akşam Yemeği/Necip Memili
3-) Lohusa/Cihan Albayrak
4-) Cadı/Cengiz Orhonlu
5-) Atatürk 1 & Atatürk 2/Sarp Akkaya
En İyi Yardımcı Rolde Kadın Oyuncu Adaylar
1-) Kuru Otlar Üstüne/Ece Bağcı
2-) Son Akşam Yemeği/Yasemin Conka
3-) Lohusa/Hazal Türesan
4-) Cadı/Süreyya Kilimci
5-) Atatürk 1 & Atatürk 2/Esra Bilgiç
En İyi Erkek Oyuncu Adaylar
1-) Kuru Otlar Üstüne/Deniz Celiloğlu
2-) Son Akşam Yemeği/Onur Tuna
3-) Lohusa/Onur Gürçay
4-) Cadı/Furkan Andıç
5-) Atatürk 1 & Atatürk 2/Aras Bulut İynemli
En İyi Kadın Oyuncu Adaylar
1-) Kuru Otlar Üstüne/Merve Dizdar
2-) Son Akşam Yemeği/Pelin Akil
3-) Lohusa/Gupse Özay
4-) Cadı/Buse Meral
5-) Atatürk 1 & Atatürk 2/Songül Öden
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR’in Kemalpaşa ilçesindeki Ulucak Höyüğü’nde yapılan kazı çalışmalarında, kilden yapılmış 8 bin yıllık kadın heykelciği bulundu. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Uluca Höyük Kazı Başkanı Prof. Dr. Özlem Çevik, “Bu figürünü diğerlerinden ayıran en önemli unsur, ağzının belirtilmiş olması. Çünkü figürlerde genellikle göz, burun belirtiliyor. Ancak bu figürde hem bir delik şeklinde ağzın belirtildiği hem de takı olabilecek şekilde boynunda bir çukur yapıldığını görüyoruz” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Büyükşehir Belediyesi, Kemalpaşa Belediyesi ve Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’nin desteğiyle İzmir’in en eski yerleşimi olan 8 bin 850 yıllık Ulucak Höyüğü’ndeki kazı çalışmaları sürüyor. Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Özlem Çevik’in 2009’da kazı başkanlığını devraldığı höyükteki bu yılki çalışmalarda yaklaşık 8 bin yıllık kadın heykelciği bulundu.
‘TÜM OLARAK BULUNAN 6’NCI FİGÜR OLDU’
İzmir’in ilk köy yerleşimlerinden birinin Ulucak Höyüğü olduğunu belirten Prof. Dr. Özlem Çevik, “Ulucak, Batı Anadolu’nun da en erken çiftçi köy yerleşimlerinden birini temsil ediyor. Neolitikleşme sürecini anlamamız için önemli. Höyükteki ilk yerleşim günümüzden 8 bin 850 yıl öncesine gidiyor. 1150 yıl boyunca kesintisiz olarak yani 45 beş kuşak boyunca Ulucak Höyük’te o neolitik iskanın devam ettiğini görüyoruz. Höyükte bu yılki kazılar sürüyor. Şimdilik elimize geçen en önemli buluntulardan biri bir kadın figürü oldu. Genellikle biz Ulucak’ta, kol, bacak, baş gibi figürlerin parçalarını buluyoruz. Bu sene son olarak bulduğumuz bu heykelcik, şimdiye kadar tüm olarak bulunan geçen 6’ncı figür oldu” dedi.
‘RİTÜEL NESNELERİ OLABİLİR’
Tasvir edilen kadın heykelciğinin topluluk içinde ayrıcalıklı bir konumu olduğunu öngörülebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Çevik, “Burada yaşayan, topluluk içerisinde hikayeleri anlatan kişiyi temsil edebilir. Kilden yapılmış. 8-10 santim boyutlarında. Bir ele sığabilecek şekilde. Evlerin içine, fırınların yanına, kapı eşiklerinin altındaki çukurlara gömülmüş olarak ya da öğütme taşları ile ilişkili olarak ya da bir kabın içinde çakmak taşları ile ilişkili olarak buluyoruz. Bir niyeti, eylemi, isteği yerine getirmek için kullanılmış ritüel nesneleri olabilir” diye konuştu.Bulunan kadın heykelciği figürünü diğerlerinden ayıran en önemli unsur ağzının belirtilmiş olması olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Çevik, “Çünkü figürlerde genellikle göz, burun belirtiliyor. Bu figüründe hem bir delik şeklinde ağzın belirtildiği hem de takı olabilecek şekilde boynunda bir çukur yapıldığını görüyoruz” dedi.
Haber: Kadir ÖZEN – Kamera: Gökhan KILIÇ/ İZMİR,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akseki Şahinler Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi Girgin, yaz tatilinde hurdalıktan topladığı malzemelerden, enerjisini güneşten alan araç tasarladı.
Girgin, AA muhabirine, güneş enerji paneliyle çalışan aracının 65 kilometre menzilinin bulunduğunu belirterek, “Hava güneşli ise şarjı bittiği zaman 20/25 dakika bekledikten sonra 10 kilometre daha gidebiliyor. Kardeşlerimle arabaya binerek çok eğleniyoruz.” dedi.
Yapmak istediğim hayalleri ve projelerinin olduğunu belirten Girgin, “İnsanların, hava ve kara araçlarının ulaşamadığı yangın noktalarına söndürebilecek insansız bir araç yapmayı planlıyorum. En büyük hayalim Selçuk Bayraktar’ın ekibinde görev alıp vatanım için faydalı olmak.” diye konuştu.
Baba Engin Girgin ise (43) oğlunun yaz tatilinde çalışarak para kazandığını ifade etti.
Oğlunun, kazandığı parayla bu aracı yaptığını dile getiren Engin Girgin, “Oğlum, 5-6 yaşlarındayken eli tornavida tutmaya başladı. Evdeki aletleri söküp takarak bize kendi yeteneklerini göstermeye başlamıştı. Biz ailesi olarak sonuna kadar arkasındayız hayallerinin peşinden koşmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anton Çehov’un “Vanya Dayı”sının Simon Stephens tarafından uyarlanarak Sam Yates yönetmenliğinde sahneye taşınan “Vanya”, Londra’daki National Theatre’ın, oyunların sinematik açı ve çekimlerle beyazperdeye taşınmasını sağlayan “Live” projesi kapsamında sinemaseverlerle buluşuyor. Kayıp zamana, gerçekleşmeyen umutlara, boşa harcanan hayatlara ve imkânsız aşklara adanan oyunun bu radikal uyarlamasında birden fazla karaktere başarıyla hayat veren Andrew Scott, Vanya’nın içsel çatışmalarını ve duygusal derinliğini vurgulayarak, trajik yönlerini güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.
REKLAM
KüçükÇiftlik Film Kulübü Sunar: Bahçe Sineması’nda kapı açılış saati 19.30, film başlama saati 21.00. Gösterimlerin biletleri Mobilek’ten ve KüçükÇiftlik Park gişesinden temin edilebilir.

KüçükÇiftlik Film Kulübü Sunar: Bahçe Sineması 2024 Programı
13 Ağustos Salı 21.00 “Vanya” (2024)
20 Ağustos Salı 21.00 “Başka Bir Hayatta” (Past Lives) (2023)
27 Ağustos Salı 21.00 “Sadece Âşıklar Hayatta Kalır” (Only Lovers Left Alive) (2013)
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Selman Nacar’ın ‘İki Şafak Arasında’dan sonra yazıp yönettiği ikinci uzun metrajlı filmi ‘Tereddüt Çizgisi’nde Avukat Canan’ın masum olduğuna inandığı ve uzun süredir savunduğu bir cinayet zanlısının hüküm duruşması gününde kendi vicdanıyla yüzleşmek zorunda kalmasının hikayesi anlatılıyor. Tülin Özen’in başrolünde yer aldığı filmde kendisine Oğulcan Arman Uslu, Gülçin Kültür Şahin, Vedat Erincin, Erdem Şenocak eşlik ediyor.

Zürih, Free Zone, Cinemed Brüksel Akdeniz ve Aras Film Festivallerinden ödüllerle dönen, Türkiye prömiyerini de 43. İstanbul Film Festivali’nde yapan ‘Tereddüt Çizgisi’, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu (Tülin Özen) ve FIPRESCI (Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği Ödülü) ödüllerini kazandı.
Yapımcılığını Kuyu Film, Fol Film, Karma Films, TRT, BKM Mutfak, Sev Yapım, Nephilim Producciones, Point Film’in yaptığı filmin çekimleri 2022 yılında Uşak’ta gerçekleştirildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Vedat Sakman
Beyoğlu’nun her an yaşayan atmosferini ve tarihini yansıtan “Beyoğlu Günlükleri”, semtin yeni cazibe mekânlarından Terra Santa Manastırı, Fransız Yetimhanesi, Casa Botter’in yanı sıra Narmanlı Han’ı da programına dâhil ediyor. 15 Ağustos Perşembe günü Terra Santa Manastırı’nda saat 19.00’daki Vedat Sakman konseriyle başlayan etkinliklerin ücretsiz biletleri İstanbul Senin uygulamasından temin edilebilir.
Didem Balık
PROGRAM
REKLAM
Terra Santa Manastırı
15 Ağustos Perşembe 19.00 Vedat Sakman Konseri
22 Ağustos Perşembe 19.00 Didem Balık Konseri
29 Ağustos Perşembe 19.00 İrem Arslan Caz Konseri
İrem Arslan
Fransız Yetimhanesi
18 Ağustos Pazar 19.00 Can Özhan (Keman Solo) & Lepidus Ensemble
25 Ağustos Pazar 19.00 Eda Baba Konseri

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“ULUSAL SENARYO YARIŞMASI” İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI!
Türkiye’de alanında ilk olma özelliğini taşıyan festival, “Ulusal Senaryo Yarışması’yla da bilim kurgu ve fantastik türündeki en yaratıcı hikâyeleri, beyaz perdenin sınırsız imkânlarıyla buluşturacak. Süresi 60 dakikayı geçen uzun metraj senaryoların katılabileceği Ulusal Senaryo Yarışması’na başvurular, 15 Ağustos’a kadar devam edecek.
REKLAM
.png
JÜRİ KOLTUĞUNDA ÖNEMLİ İSİMLER!
Festivalin senaryo yarışmasında jüri başkanlığını, Osmanlı Cadısı ve Ahtapotun Rüyası gibi romanlarıyla tanınan yazar Barış Müstecaplıoğlu üstlendi.
Ulusal Senaryo Yarışması’nın jürisinde, ülkemizin en önemli sinema ve edebiyat eleştirmenlerinden Sevin Okyay bulunurken, yapımcısı olduğu ‘Sana Bir Sır Vereceğim, Bez Bebek, Masum’ gibi dizileriyle tanınan senarist ve yapımcı Selim Erkul’da yer alıyor. Jüri koltuğunda ayrıca; ‘Bilim Kurgu Sineması 1900-1970’ adlı kitabı ve 2021 tarihli yapımcılığını üstelendiği ‘Dip’ filminin sahibi Berk Çoker, gazeteciliği kadar kitaplarıyla da öne çıkan yazar Ömür Kurt bulunacak.
Yaratıcılığın Sınırını Zorlayan Senaryolar Aranıyor!
Gençlerin yaratıcı dünyasına daha yakın olup, bu alandaki sinema ürünlerini yaygınlaştırmak için düzenlenen Evrensel Bilim Kurgu ve Fantastik Film Festivali, yerli ve yabancı üreticileri bir araya getirip; bilim kurgu ve fantastik alanında emek vermiş isimleri ön plana çıkarmayı ve yeni oluşumlara zemin hazırlamayı amaçlıyor.
Yarışmaya başvurmak isteyenler, bilim kurgu ve fantazya türünde senaryo projelerini info@us3f.com adresine 15 Ağustos2024 tarihine kadar iletebilecek.
Başvuru için gönderilmesi gereken dokümanlar :
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şener, aynı zamanda Kraliyet Müzik Akademisi mezunları arasından her yıl bir öğrenciye verilen prestijli “Üstün Öğrenci Dekan Ödülü”ne de layık görüldü. Şener, ödülünü mezuniyet töreninde Akademi’nin Onursal Başkanı olan Gloucester Düşesi’nin elinden aldı.

Emre Şener, eğitimine yüzde 90 bursla kabul edildiği dünyanın en iyi konservatuvarı The Juilliard School New York’ta devam edecek.
Şener’in bu yıl Kompozisyon Master programına dünyadan kabul edilen 3 öğrenciden biri olma başarısını gösterdiği The Juilliard School, işitsel ve görsel performans sanatları alanında dünyanın en iyi eğitim kurumlarından biri olarak kabul ediliyor. 1905’te kurulan ve kabul oranları en düşük ABD üniversiteleri arasında başı çeken okulun lisans ve lisansüstü programlarında toplam 950 öğrenci öğrenim görüyor. The Juilliard School’un mezunları bugüne kadar 105 Grammy Ödülü, 62 Tony Ödülü, 47 Emmy Ödülü ve 24 Oscar Ödülü kazanırken yine mezunları ve öğretim üyeleri arasında 16’dan fazla Pulitzer Ödülü ve 12 Ulusal Sanat Madalyası sahibi bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CURTIS HARDING // 10 EYLÜL SALI
Amerikalı şarkıcı ve multi-enstrümanist Curtis Harding, 10 Eylül’de Babylon’da olacak.

Harding’in vintage bir soul, funk, R&B, hip-hop, garage rock ve psikedelia karışımı olan müzikal paletinin kökeni gospel şarkıcısı annesine uzanıyor. Michigan doğumlu müzisyenin kuzey ve güney arasında sürekli gezinen ailesi, sonunda Atlanta’ya kalıcı olarak yerleşti. Kilisede şarkı söylemeyi ve davul çalmayı öğrenen Harding, aynı dönemlerde Mahalia Jackson ve Mavis Staples gibi isimlerle bu esnada tanıştı. Ablasının hip-hop kaset koleksiyonundan ilhamla müzik hayatına atılan müzisyen; yazmaya ve rap yapmaya bu dönemde başladı, Atlanta’nın yerel sahnesinin tanınan simaları arasında yerini aldı. Gitar ve canlı enstrümantasyon çalışmalarıyla müzikal birikimini bir araya getirerek özgün sound’unu oluşturduktan sonra 2014’te çıkış albümü Soul Power’ı yayımladı. Güçlü çıkışının ardından Sam Cohen ve Danger Mouse prodüktörlüğündeki ikinci albümü Face Your Fear ile birçok mecradan övgü topladı, NPR tarafından yılın en iyi R&B albümü olarak gösterildi. Pandemi döneminde çalkalanan dünyanın, sosyal ve politik hareketlerin ve müzik endüstrisinin duraklamasının etkisiyle yeniden yazım sürecine dönen Harding, 2021’de If Words Were Flowers’ı paylaştı. Hala mümkünken sevdiklerine çiçekler vermek isteyen Harding, kelimelerin gücü, gururu ve güzelliği taşıdığını söylüyor: “Eğer kelimeler çiçek olsaydı, hepsini size verirdim.”
REKLAM
AYYUKA // 13 EYLÜL CUMA
Retro çılgınlığına yakalanmadan, Türkiye psikedelik müziğini kendi sesleriyle yeniden birleştiren Ayyuka, 13 Eylül’de sahnede…

2001’den bu yana aktif olan Ayyuka; 70’lerin Türkiye psikedelik müziğini, özgün sesleri ve kendi ifade biçimiyle geliştirmeyi başardı. Dick Dale, John Frusciante, Erkin Koray ve Orhan Gencebay gibilerinden ilham alarak gitar ağırlıklı bir tınıya ulaşsalar da film müzikleri ve doğaçlamaya yönelik tutkularıyla, müziklerinde dinleyicilerini beklenmedik köşelerle karşı karşıya getiriyor. Sonic Youth ve Jonathan Richman’la aynı sahneyi paylaşan, Afrobeat efsanesi Orlando Julius’la kayıtlar yapan Ayyuka, Calibro35 üyesi Tommaso Colliva ile ortaklaştıkları Maslak Halayı albümünü 2019’da Tantana Records etiketiyle yayımladı. 2024 tarihli, dört enstrümantal parçadan oluşan kısaçalarları Zaman Ziyan’ın, dinleyiciler için farklı müzikal manzaralardan oluşan bir kaleydoskop etkisi taşıyor. Şarkı yazarlığına deneysel bir tavırla yaklaşan Ayyuka; funk, arabesk, Afrobeat ve bossanova gibi türlere bulanan bu yolculuğu yeniden Babylon’a taşıyor.
REKLAM
CALIBRE DJ SET // 27 EYLÜL CUMA
Kuzey İrlandalı drum’n’bass prodüktörü ve DJ’i Calibre, DJ setiyle 27 Eylül’de müzikseverlerle buluşacak.

Belfast doğumlu ressam, multi-enstrümanist, şarkıcı, yazar, prodüktör ve DJ Dominick Martin, sahne ismiyle, Calibre; farklı şapkalarıyla yaptığı üretimlerle ön planda. 1995’ten bu yana, diskografisindeki 23 albümle, başta drum’n’bass olmak üzere dubstep, techno, house, ambient, caz, soul, blues ve folk türleri arasında geziniyor. Calibre, ödül kazanan ve yoğunlukla kendi parçalarına yer verdiği DJ performanslarında; kendine has düşünce şekli ve yeteneğiyle şekillenen bir yaklaşım, samimi duygulara yer açan spiritüel bir deneyim sunuyor.
MOODYMANN // 28 EYLÜL CUMARTESİ
Detroit’in house ve techno müzik ikonlarından Moodymann 1765 sunumuyla 28 Eylül’de sahnede olacak!

Prodüktör ve DJ Kenny Dixon Jr., nam-ı diğer Moodymann, house müziğin en gizemli ve karizmatik figürlerinden. Blues ve soul parçalarından aldığı sample’ları, kusursuz ve kendine özgü tarzıyla ileri bir seviyeye taşıyor. 90’ların ortasından itibaren Detroit plakçılarında çalışan ve Outcast Motorcycle Club’ın resident DJ’liğini yapan Moodymann, bu dönemlerde “House” ismiyle tanınıyordu. Bu dönemde Planet E Records etiketiyle ilk kayıtlarını yayımladı ve global olarak bilinirliğini de artırmayı başardı. Techno ve house karışımı olan sound’u; riff’lerin, sample’ların ve groove’ların yeni üretimlerde yenilikçi bir stilde kullanımından ortaya çıkan bir dans müziği. Klasikleşmiş soul ve caz sample’larını kullanması ve temponun gitgide hızlandığı davul programlamasıyla bilinen Moodymann, “Sunday Morning” ve “Shades of Jae” gibi parçalarıyla kendi ismini de klasiklerin arasına yazdırmayı başardı. 12 inç teklilerini yayımladığı yılların ardından en iyi üretimlerini topladığı Silenintroduction 90’ların sonunda yayımlanmış en iyi albümler arasında anılıyor. 2014 tarihli ikonik albümü Moodymann’in ardından 2019’da Sinner ve 2020’de Taken Away kariyerine devam eden Moodymann, 28 Eylül’de Babylon’da!
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Koro Müziği’nin ulusal ve uluslararası alanda geldiği noktayı temsil eden Türkiye Gençlik Korosu, Türkiye’den ve dünyadan eserlerin bulunduğu bir repertuvarı Türkiye Gençlik Korosu şefi Atilla Çağdaş Değer, TGK yardımcı şefleri Gizem Berrak Taş Güzeloğlu ve Pınar Çanakçı Çavdur’un yönetiminde çalıştı.
Koronun bu ikinci prova oturumuna Devlet Çoksesli Korosu Şefi ve Koro Kültürü Derneği Genel Başkanı Burak Onur Erdem ile Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Öğretim Görevlisi ve TRT Ankara Radyosu Çoksesli Gençlik Korosu şefi Çiğdem Aytepe de katıldı.
Türkiye’nin 36 farklı kentinden, katmanlı seçmeler sonucu koroda yer almaya hak kazanan 48 genç koro üyesinin bir haftalık prova kampının ardından Türkiye Gençlik Korosu, 10 Ağustos Cumartesi günü CerModern’de ilk konser performansını sundu.
Bilinen türkülerden ve dünyanın dört bir yanından zamansız koro eserlerinden oluşan geniş repertuvarla müziğin evrensel dilinde bir yolculuk sunmayı amaçlayan TGK, Türkiye’nin bir gençlik korosuna sahip oluşunun ilk adımlarını sahnede attı.
Koro Kültürü Derneği’nin yürütücülüğünde ve Devlet Çoksesli Koro’nun desteğiyle yoluna devam eden TGK, birçok proje ve etkinlikte yer alarak Türkiye’yi temsil etme arzusunu sürdürecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
REKLAM
Dan Kwan ve Daniel Scheinert’in yönetmenliğindeki aksiyon komedi Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything everywhere all at once) 21 Ağustos Çarşamba akşamı perdeye yansıyacak. Film, ailesi ve işiyle sıradan bir hayata sahip olan Evelyn’in, bir anda tüm çoklu evrenlerdeki benliklerine vakıf olması ve evreni kurtaracak yegâne gücün kendisi olduğunu keşfetmesiyle gelişen olayları konu ediniyor.
.png
23 Ağustos Cuma akşamı yerli yapım Bildiğin Gibi Değil, ENKA Açık Hava Sineması’nın konuğu olacak. Film, babalarının gizemli ölümüyle, doğdukları şehir Tokat’ta toplanmak durumunda kalan, düşünce biçimi ve hayat tarzı açısından birbirinden farklı üç kardeşin hikâyesine odaklanıyor. Vuslat Saraçoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı, 43. İstanbul Film Festivali’nde dört ayrı dalda ödül alan filmin oyuncuları arasında Serdar Orçin, Alican Yücesoy ve Hazal Türesan bulunuyor.
Gişe Rekortmeni Dune: Çöl Gezegeni Bölüm 2, ENKA Sanat’ta!

ENKA Sanat’ın Başka Sinema iş birliğiyle hazırlanan film seçkisi, 26 AğustosPazartesi akşamı, gişe rekortmeni Dune: Çöl Gezegeni Bölüm 2 (Dune Part Two)’yi konuk ediyor. Film, ailesini yok eden komploculara karşı başlattığı intikam savaşında Chani ve Fremen’lerle birleşen Paul Atreides’in yolculuğu anlatıyor.

ENKA Açık Hava Sineması’nın programı, 28 Ağustos Çarşamba akşamı, Cannes Film Festivali’nde “Belirli Bir Bakış” bölümünün açılış filmi olarak gösterilen, Thomas Cailley’nin bilimkurguyla aksiyon arasında gezinen Hayvan Krallığı (Animal Kingdom) ile son bulacak.
Filmlerin biletleri, Biletix ve ENKA Sanat Gişesi’nden temin edilebilir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nazım Hikmet’ten Atilla İlhan’a, Ulvi Cemal Erkin’den Peter Doherty’e sayısız kaynaktan beslenerek yaptığı çok kültürlü Yakındoğu müziğini “İstanbul müziği” olarak tanımlayan Can Bonomo, 6. albümü “Kara Konular”ı Şubat 2024’te yayımladı. Konserlerinde kendi şarkıları ve özgün yorumlarıyla dinleyicilere eşsiz bir müzik ziyafeti sunan Can Bonomo, müzisyenliğinin yanı sıra şiir ve illüstrasyon gibi sanatın farklı alanlarında da çalışmalarına devam ediyor. Yapı Kredi bomontiada “World Akustik” konser serisi biletleri Biletix üzerinden temin edilebilir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konservatuardaki kontrbas eğitiminin ardından çeşitli orkestralarda bas gitar çalarak sahne yaşamına atılan Levent Yüksel, yolu Sezen Aksu ile kesiştikten sonra vokal olarak da müzikseverlerin karşısına çıkmaya başladı. 1993 yılında ilk albümü Medcezir’i yayınlayarak müzik listelerine üst sıradan girdi ve Türkiye’nin en iyi 100 albümü içinde ilk 3’teki yerini korumayı başardı. 1995 yılında 2. CD’sini çıkartan Levent Yüksel; 1997 yılında “Bi’daha”, 1998 yılında “Adı Menekşe”, 2000 yılında “Aşkla”, 2004 yılında “Uslanmadım”, 2006 yılında “Kadın Şarkıları”, 2012 yılında “Topyekûn”, 2017 yılında ise “Aşk Mümkün Müdür Hala” ve “Hayatıma Dokunan Şarkılar” isimli albümleri dinleyicileriyle buluşturdu. Solistlik kariyerinin 30. yılını kutlayan Yüksel, müzik hayatına aktif olarak devam ediyor ve her yıl gerçekleştirdiği yoğun turne programıyla dinleyicileriyle buluşuyor.
Yapı Kredi bomontiada “World Akustik” konser serisi biletleri Biletix üzerinden temin edilebilir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yeşilçam’ın 4 yapraklı yoncalarından usta oyuncu Filiz Akın, son zamanlarda sağlık sorunlarıyla mücadele ediyordu.
Filiz Akın’a Hatice Şendil ve eşi Burak Sağyaşar’dan sürpriz ziyaret geldi.
ARTIK AYNI SİTEDELER
Hatice Şendil ve Burak Sağyaşar, Yeşilçam’ın usta ismi Filiz Akın’ın Bodrum’da evinin olduğu siteden ev satın aldı.
USTAYA ZİYARET
Ünlü çift, ev satın aldıktan sonra usta oyuncuyu ziyaret etti ve birlikte fotoğraf çekildiler.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Kaçak Gelinler’ dizisinde canlandırdığı ‘Kainat’ karakteri ile ünlenen, Kolpa grubunun solisti Barış Yurtçu’yla 2019’da dünyaevine giren Deniz Baysal, imaj değiştirdi.
Baysal, son olarak imaj değişikliğine gitmesiyle adından söz ettirdi.
Uzun yıllardır koyu renk kullandığı saçlarını yeni projesi için sarıya boyatan ünlü isim, kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.
Ünlü isim, geçtiğimiz ay yaptığı samimi açıklamalarla gündeme gelmişti.
“BENCİLCE”
Ünlü isim, “Yalnız kalmamak için çocuk yapıyorsak o sıkıntı bence. Bencilce geliyor. Çocuk düşünmüyoruz” şeklinde konuşmuştu.





Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Rol aldığı diziler sayesinde ünü ülke sınırlarını aşan isimlerden oyuncu ve model Furkan Palalı (37), geçtiğimiz sene meslektaşı Ezgi Eyüboğlu (36) ile birlikte Sabiha Gökçen Havalimanı’nda objektiflere takılmıştı.
Yeni bir aşka yelken açan ikili, Hollanda tatili dönüşü keyifli bir görüntü çizmişti.
Sevgilisindn bir süre ayrı kalmak zorunda kalan Palalı’nın, ‘Ballando Con Le Stelle’ (Yıldızlarla Dans Etmek) programının yarışmacılarından biri olacağı ortaya çıktı.
BU BİR İLK
Oyuncu, 28 Eylül’de yayına girecek ve 12 hafta sürecek programın 19’uncu sezonunda yarışmak üzere Roma’ya gidiyor. Palalı, projede bugüne kadar ülke dışından yarışacak olan ilk yabancı ünlü olacak.
KİRASI 600 BİN TL
Oyuncunun, dört ay yaşayacağı evin aylık kirasının 17 bin euro (yaklaşık 600 bin TL) olduğu ve ücreti yapımcının ödeyeceği de öğrenildi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Acıların Kadını” olarak anılan müzisyen ve arabesk şarkıcısı Bergen, vefatının 35. yılında yad ediliyor.
Asıl adı Belgin Sarılmışer olan ünlü şarkıcı, 16 Temmuz 1959’da Mersin’de dünyaya geldi. Henüz 6 yaşındayken, annesi Sebahat Çakır ile babasının boşanması sonucu, 1966’da annesiyle Ankara’ya yerleşti.
İlk öğretimini Yenimahalle Yunus Emre İlkokulunda tamamlayan Bergen, okulda mandolin çalarak, şarkı söylüyordu. Bergen’in müziğe yeteneğini fark eden öğretmenleri, mezun olduktan sonra ünlü ismi konservatuvar okumaya teşvik etti.
Ankara Devlet Konservatuvarının sınavlarına girerek, piyano bölümünü birincilikle kazanan sanatçı, ilk iki yıl piyano ve viyolonsel eğitimi aldı.
Sanatçı, maddi imkansızlıklar sonucu okula devam edemedi, yaşını büyüterek bir süre PTT’de çalıştı.
‘BATSIN BU DÜNYA’ İLE GELEN ŞÖHRET…
Resmi kayıtlara ve mezar taşına doğum tarihi 1958 olarak geçen Bergen, 1977’de eğlenmek için gittiği gece kulübünde arkadaşlarının ısrarıyla sahneye çıkarak “Batsın Bu Dünya”yı seslendirdi ve kulübün sahibi İlhan Feyman’dan teklif alarak, sahnelere adım attı.
Yaşadığı sıkıntılı dönemi 1988’de Bulvar gazetesi muhabiri Barbaros Yüksel’le yaptığı röportajda anlatan ünlü isim, “Aslında benim hayatım sahnelere çıkmak isteyenlere örnek olmalı. Konservatuvarın iki yılını başarıyla tamamlamıştım ve maddi imkansızlıklar yüzünden okuyamıyordum. Okulumu çaresizlikler içinde bırakarak PTT’de memur olarak çalışmaya başladım.” sözleriyle aktarmıştı.
Sahne adını, Norveç’in “Bergen” şehrinden etkilendiği için Bergen olarak belirleyen sanatçı, bir süre Grup Lokomotif orkestrasıyla sahne aldı.
Ünlü isim, dayısının oğlu Göksel Çakır ile 1977’de Mersin’de evlendi ancak 4 yıl evli kaldığı ilk eşinden 1981’de ayrıldı.
Yeteneğiyle yavaş yavaş adını duyuran ve sahnelerin aranan ismi haline gelen Bergen, çalışmak üzere Ankara’dan Adana’ya gitti.
Sanatçı, Adana’da tanıştığı Halis Serbes’le bir yıl sonra nikah kıydı fakat nikahın sahte, Serbes’in de evli ve üç çocuklu olduğunu öğrendi.
Serbes’in birçok kez şiddet uygulaması ve aralarında yaşanan problemler dolayısıyla Adana’dan Ankara’ya dönen Bergen, yeniden gece kulüplerinde sahne aldı.

KEZZAPLI SALDIRIYA UĞRADI
Bergen, 1979’da Ankara Başkent Gazinosu’nda Bülent Ersoy, İbrahim Tatlıses ve Müjde Ar’ın bulunduğu kadroda uvertür sanatçı olarak sahne çıkmaya başladı, 1982’de ise Atlas Plak imzalı “Şikayetim Var” kasetini müzikseverlerle buluşturdu.
Halil Serbes’in kendisine uyguladığı şiddete rağmen aşık olduğunu söyleyerek, 9 Ocak 1982’de resmi nikahla evlenen Bergen, aynı yıl 31 Ekim’de İzmir’de çalışırken eşinin azmettirmesi sonucu kezzap saldırısına uğradı. Sanatçı, saldırıda tek gözünü kaybetti, vücudunun büyük bir kısmı da yandı.
Bergen, yaptığı bir açıklamada, yaşadığı acı anı şu sözlerle aktarmıştı:
“O anda iki gözüm gitti. Sadece çığlıklar duyuyorum. Bir ara ‘suya götürün’ diyorlar. Kadere bak ki sular kesik. Su ip gibi akıyor. Üzerimdeki giysileri yırtıp her tarafımı sardılar. O an her yer çok karanlık, bir şey göremiyor, gözlerimi açamıyorum. Kısa bir süre sonra ekip arabası geldi. Ege Üniversitesi Hastanesi’ne götürdüler. Hastanede 45 gün kaldım, yara tedavisi gördüm.”

BÜYÜK BİR ÜNE KAVUŞTU
Olayın gazetelerde yayımlanması ve kamuoyunun dikkatini çekmesi üzerine estetik doktoru Onur Erol, sanatçıyı Ankara’ya getirerek, ücretsiz tedavi etti.
Erol, 2010’da verdiği bir röportajda Bergen’in yaşadığı kezzap saldırısının sonuçlarını şu sözlerle ifade etmişti:
“En az üç kez ameliyat ettiğimi hatırlıyorum onu. Çünkü dokuların iyileşmesi, olgunlaşması aylar sürer bu tip yanıklarda. Zımparalama yöntemiyle Bergen’in derisini soymuştuk. Sağ gözü çıkmıştı, kapakları kapanmıyordu. Sonradan eklenecek protez için göz çukuru yaptım. Burun kanatları yok olmuştu, oraya kıkırdaklar kondu. Yüzüne kalçasından deri eklendi.”
Tedavinin ardından besteci Cengiz Özşeker’in ikna etmesi sonucu, sahnelere geri dönen sanatçı, 1985’e kadar Özşeker’in sahibi olduğu mekanda dinleyicileriyle bir araya geldi.
Sanatçı, 1984’te Özşeker ile İzmir’de stüdyoya girerek, kısıtlı bir bütçeyle 12 şarkılılık “Kardeşiz Kader” adlı albümü hazırladı.
Yaşar Plakçılık’ın sahibi Yaşar Kekeva tarafından İstanbul’a davet edilen sanatçı 29 Mart 1985’te ilk kez İstanbullu müzikseverlerle buluştu.
Ünlü şarkıcı, 1985’te Burhan Bayar’ın müzik yönetmenliğinde “İnsan Severse” adlı long play albümünü hazırladı, 1986’nın sonlarında yaptığı “Acıların Kadını” albümüyle ise büyük ün kazandı.
Albümde yer alan İbrahim Tatlıses’in de daha önce yorumladığı “Dertli Dertli” ve “Gülümse Biraz” adlı şarkılarla “Benim İçin Üzülme”, “Sen Affetsen Ben Affetmem”, “Eller Aldı” ve “Kul Duası” başta olmak üzere albümün tüm şarkıları çok sevildi. O dönem Sezen Aksu’nun “Git” albümünün 500 bin adet kaset kopyası satılırken, “Acıların Kadını”nın satılan kaset kopya sayısı 700 bine ulaştı. Albümün gördüğü ilgi üzerine, plak şirketi, sanatçıya 1987’de “1986 Yılı Albümü En Çok Satan Arabesk Kadın Sanatçı” unvanıyla Altın Plak ve Altın Kaset ödülü verdi.

“BERGEN ÇOK CESUR BİR KADIN”
Zaman zaman Anadolu turnelerine de çıkan sanatçı, sahne çalışmalarına İstanbul’da devam etti.
Bergen, Ülkü Erakalın’ın senaryosunu kaleme aldığı ve yönetmenliğini üstlendiği “Acıların Kadını” filmiyle 1987’de ilk kez kamera karşısına geçti. Filmde Bergen’e Yalçın Gülhan, Asuman Arsan, Meral Niron, Bora Erdoğan ve Şahin Çelik’ten oluşan oyuncu kadrosu eşlik etti.
Ülkü Erakalın’ın 1986’da Video Haber dergisine verdiği röportajda ünlü şarkıcı için şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bergen çok cesur bir kadın. Başına gelen felakete karşılık çok enteresan bir kalbi ve kişiliği var. Filmde bunu ön plana çıkarmaya çalıştım. Batılılar bizim çektiğimiz sahnelerde makyaja başvurur. Oysa biz bu sahneleri hayatın kendisinden temin ettik. Bir gözü ve yüzünün bir tarafı yok olmuş, vücudu kezzap yanıklarıyla dolu bir kadın. Gerçek yaşamdan bir kadın ve gerçek yaşamdan bir yüz. Bu durumda kamera karşısına geçmekten çekinmeyen Bergen’in cesaretini hayretle ve saygıyla karşılıyorum.”

“HAYATIM AĞLATAN BİR ROMAN GİBİ”
Büyük bir hayran kitlesi bulunan Bergen, hayatında ilk ve son kez 16 Ocak 1987’de TRT’de gazeteci ve yazar Ergun Balcı’nın sunduğu “Musiki Maceramız” adlı programa konuk oldu.
Aynı yıl 10 şarkıcıdan toplam 13 şarkının yer aldığı “Süper Karışık” adlı albümünde “Mecburum” ve “Böyle Kadere Darılmaz mıyım” şarkılarını yorumlayan şarkıcı, konser için gittiği Adana’da, sahneye çıkarken, gazinonun fotoğrafçısı tarafından bıçaklandı.
Saldırıyı hafif yaralı olarak atlatan ve ayakta tedavi olduktan kısa süre sonra iyileşen Bergen, olayın üzerinden bir yıl geçtikten sonra, Bulvar Gazetesi’ne verdiği röportajda şunları dile getirmişti:
“Bu olay bana kasıtlı yapılmış bir şey değil. Bunu her zaman söyledim, yine söylüyorum. Gazino sahibiyle başkaları arasında olan konu. Benim talihsizliğim o an sahnede olmam. Herkes kocamın yaptığını sandı. Ben bunlara inanmıyorum. Tabii gene yıkıldım. Diyorum ya, hayatım roman gibi. Ama ağlatan bir roman ve bu romanda bir sayfa daha açılmıştı. Ama azmim ve çabalarım ile kendimi topladım.”
Bir dönem sahneyi bırakan sanatçı, Selami Şahin, Özer Şenay ve Cengiz Tekin’in yönetmenliklerinde sırasıyla “Onu da Yak Tanrım”, “Sevgimin Bedeli” ve “İstemiyorum” albümlerini çıkardı. Cezaevinden 1988’de çıkan Serbes ile yeniden barışan müzik ve sinema hayatını geride bırakan Bergen, 1989 nisan ayında kocasından boşandı. Aynı yılın haziran ayında sahneye dönen sanatçı, 1989’da vefatından önce son albümü “Yıllar Affetmez”i müzikseverlerin beğenisine sundu.

1989 YILINDA ÖLDÜRÜLDÜ
Yoğun bir ilgiyle karşılanan albümün tanıtım turnelerine başlayan sanatçı 14 Ağustos 1989’u 15 Ağustos’a bağlayan gece Adana Pozantı’da boşandığı eşi Serbes tarafından kurşunlanarak öldürüldü. Sanatçının cenazesi memleketi Mersin’de defnedildi.
Yurt içinde ve dışında konserler veren sanatçı, kısa ömrüne 5 longplay, 11 kaset, 129 şarkı ve bir film sığdırmayı başardı.
Farklı ve güçlü sesiyle arabesk dünyasında iz bırakan Bergen’in vefatının ardından, 1990’da “Giden Gençliğim” albümü yayınlandı ve albüm ilk çıktığı gün tükendi.
Pek çok arabesk ve nostalji konseptli albümlerin yanı sıra Bergen’in şarkıları Ceylan Ertem, Ebru Yaşar, Emrah, Funda Arar, Muazzez Ersoy ve Işın Karaca tarafından da yorumlandı.



Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin en çok kazanan oyuncularından Burak Özçivit, kazandığı parayla ve yaptığı yatırımlarıyla sık sık gündem oluyor.
Reyting rekorları kıran Kuruluş Osman’daki rolüyle Özçivit, dizinin dünyaya açılmasıyla birlikte yurt dışının gözde isimlerinden biri oldu.
ŞU SIRALAR AİLESİYLE TATİLDE
Ünlü oyuncu dizisinin sezon finali yapması ile birlikte soluğu Bodrum’da yeni aldığı lüks yazlığında aldı. Ailesiyle birlikte burada denizin ve güneşin tadını çıkaran Özçivit görüntülenmiş ve aldığı kilolar dikkat çekmişti.
Göbekli haliyle herkesi şaşırtan Özçivit’e kiloları sorulunca ünlü isim direkt olarak spora başladığını söyledi sonra da ‘proje için’ yanıtını verdi.
Özçivit’in bu yanıtı bazı sosyal medya kullanıcıları tarafından inandırıcı bulunmadı.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bildiğimiz birçok fenomen yapımda rol alan usta oyuncu 62 yaşındaki Hatice Aslan, son olarak Bahar dizisinde Nevra Yavuzoğlu’na hayat veriyor.
Yaşını göstermeyen güzel oyuncularımızdan Aslan’ın özel hayatıyla hep merak ediliyordu.
Hatice Aslan’ın gerçek hayattaki oğlu Ekin Ergök, sosyal medyada ilgi odağı oldu.
OĞLU AMERİKA’DA
Ünlü oyuncu Hatice Aslan’ın oğlu Ekin Ergök, Amerika’da grafik tasarımcı ve kreatif direktör kimliğiyle birbirinden ünlü markalarla çalışıyor.
40 YAŞINDA
Usta oyuncunun 40 yaşındaki oğlu Ekin Ergök’ü görenler şaşkınlığını gizleyemedi. Annesini kopyası olan Ekin’e sosyal medyadan yorum yağdı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir dönemin en popüler oyuncularından Yasemin Özilhan, evlendikten sonra mesleğini bırakmış zamanını ailesine adamıştı.
Son olarak Mucize Doktor dizisinde konuk oyuncu olarak yer alan Özilhan, uzun zamandır ekranlardan uzak bir yaşam sürüyordu.
FİZİĞİ HP FORMDA
Ünlü isim son dönemde sosyal medya paylaşımlarıyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Yıllar içindeki değişimiyle de adından söz ettiren Özilhan, formda fiziği ile büyük beğeni topluyor.
Özilhan bir öğünü paylaştı sosyal medyada gündem oldu. Ünlü ismin tabağını görenler gözlerine inanamadı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dizi setinde tanışan şarkıcı Alişan ile Buse Varol, 2018 yılında nikah masasına oturmuştu.
İKİ ÇOCUKLARI VAR
2019 yılında oğulları Burak’ın doğumu ile ilk kez anne ve baba olma mutluluğunu yaşayan ünlü çift, 2021 yılında ise kızları Eliz’i kucaklarına almıştı.
İki çocuk annesi Buse Varol setlere ara vermiş ancak bu yıl üniversite sınavına girmişti. Alişan eşinin mutluluğunu sosyal medya üzerinden takipçileriyle paylaştı.
“PARA BASACAK”
Alişan, Buse Varol’un havuz başındaki neşeli hallerini yayınlayarak “Evet üniversite sınavını kazandı. Özel bir üniversite psikoloji… Bence sadece bizim çevreyi tedavi etse paraya para demez” diyerek esprili bir paylaşım yaptı.
Varol ise Alişan’ın paylaşımını alıntılayarak “Sonunda hayalim gerçek oldu” dedi.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Daha önce başından iki evlilik geçen Arzu Yanardağ, özel hayatında bir türlü mutluluğu bulamadı.
BOKSÖRLE OLMADI
Geçtiğimiz yıl film setinde evlilik teklifi alan Yanardağ’ın mutluluğu kısa sürmüş boksör sevgilisinden ayrılmıştı.
20 YILDIR ARKADAŞ
Yanardağ aradığı aşkı sonunda buldu. Arzu Yanardağ, 20 yıl önce tanıştığı ve oyunculuk kariyerlerinde de zaman zaman yolları kesişen, aynı tiyatro oyunlarında rol alan 66 yaşındaki Mehmet Esen ile aşk yaşamaya başladı.
“SANKİ DOĞDUĞUMUZDAN BERİ BİRLİKTEYİZ”
Esen, sürpriz ilişki için “Biz aslında çok eski arkadaşız. O kadar çok ortak arkadaşımız ve anımız var ki, sanki doğduğumuzdan beri birlikte gibiyiz” dedi.
Geçtiğimiz günlerde birlikte Bozcaada’ya giden sevgililer, şimdilerde de Bodrum’da tatil yapıyorlar.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Survivor’ın ilk kadın şampiyonu olarak tarihe geçen oyuncu Merve Oflaz, sık sık yaz tatili yapmayı seven ünlülerden.
Spora ve sağlıklı yaşama olan tutkusuyla bilinen Oflaz, bir derginin ağustos sayısına konuk oldu.
Ünlü oyuncu, yaz tatili yapmayı sevdiği yerleri ve tercih ettiği konseptlerle ilgili konuştu.
“İKİNCİ EVİM ÇEŞME”
Türkiye’de Çeşme’nin kendi için bir numara olduğunu söyleyen ünlü isim, “İkinci evim burası. Bodrum’u da seviyorum ama benim için Çeşme birinci sırada.
“YUNAN ADALARI VAZGEÇİLMEZİM”
Dünyada ise Yunan adaları vazgeçilmezim. Ada konseptli tatilleri seviyorum. Mesela İspanya’da İbiza Adası. Güney İtalya ve Güney Fransa da favorilerim arasında. Ancak benim için en özel yer Bali. Bali’ye aşığım ve bir noktada bir süreliğine orada yaşamak istiyorum.
“TATİLDE SPOR DA YOGA DA OLSUN İSTERİM”
“Hem eğlenmeyi hem de yoga yaptığım için sakinliği çok seviyorum” diyen oyuncu, “Yoga beni zaman içinde sakinleştirdi. O yüzden ‘ikisini bir arada yaşayabileceğim bir tatil hayalim’ diyebilirim. Her gün kalkıp spor, kiteboard ve yoga yaparak güne devam etmek, kitap okumak, müzik dinlemek ve arada dans edip eğlenmek. Hem eğlencenin hem sakinliğin bir arada olduğu tatiller hayalim ve genelde de bunu başarabiliyorum. Her şey denge meselesi” açıklamasını yaptı.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Serkan Çayoğlu ve Özge Gürel, Temmuz 2022’de Almanya’da nikah masasına oturmuştu.

7 yıl boyunca aşk yaşayan ikili, bir ay sonra İtalya’da düğün yapmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Son olarak oyuncu çift, sosyal medya hesaplarından evlilik yıl dönümlerini kutladı.

“HER MACERAYI İPLE ÇEKİYORUM”
Özge Gürel gönderisine “İkinci yılın dibini sıyırdık. Birlikte geçireceğimiz her anı, çıkacağımız her macerayı iple çekiyorum. Nice yıllara canısı” notunu düştü.

“O SENİN EZEL GÜNÜNDEN KADERİN”
Bu kareyi paylaşan Çayoğlu ise, Birkan Keskin’in “O senin ezel gününden kaderin. Sen onu nasılsa bin kere daha seveceksin” yazdı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Popstar” yarışmasında kendine has tarzıyla dikkat çeken Bayhan Gürhan bu kez eviyle gündemde…

Türkiye’ye damgasını vuran Popstar, jüri üyeleri ve yarışmacılarıyla bir neslin hafızasına kazındı. Popstar yarışmasından adını bugünlere taşıyan birçok isim çıktı. Bu isimlerden biri de Popstar Bayhan…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Uzun süredir gözlerden uzak bir yaşam süren Popstar Bayhan yıllar sonra ortaya çıktı.

Ercan Saatçi, Armağan Çağlayan ve Deniz Seki’nin jüri üyeliği yaptığı Popstar yarışmasıyla adını tüm Türkiye’ye duyuran Bayhan Gürhan, yıllar sonra son haliyle ortaya çıktı.

Kendine has şarkı yorumu ve performansıyla hafızalara kazınan Popstar Bayhan’ı görenler gözlerine inanamadı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MÜRDÜM ERİĞİ ÇORBASI
MALZEMELER
750 gr kuzu eti
10 kuru mürdüm eriği
5 su bardağı sıcak su
1 soğan
1 patates
1 havuç
1 rezene kökü
2 yemek kaşığı zeytinyağı
Tuz

KARABİBER TERBİYESİ İÇİN:
1 yumurta sarısı
Yarım limonun suyu
YAPILIŞI: Küçük doğranmış eti tencereye alıp üzerine sıcak su ekleyin. Kabuğu soyulmuş bütün soğanı ilave edip haşlayın. Et haşlanınca mürdüm eriği, patates, havuç ve rezeneyi ekleyin. Karıştırıp tuz ve karabiberle tatlandırın. Zeytinyağı ilave edip ocaktan alın. Terbiye için yumurta sarısı ve limon suyunu iyice çırpın. Çorbadan bir-iki yemek kaşığı alıp, terbiyeye ekleyip karıştırın. Bu karışımı azar azar ve karıştırarak çorbaya ekleyin. Bir taşım pişirip sıcak servis yapın.
MÜRDÜM ERİKLİ KUZU İNCİK
MALZEMELER
2 kuzu incik
15 mürdüm eriği
1 kase yoğurt
1 yemek kaşığı hardal
1 yemek kaşığı bal
2 portakal
2 yemek kaşığı zeytinyağı
YAPILIŞI: Yoğurt, hardal, bal ve zeytinyağını iyice çırpın. İncikleri bu sosta bir gece dinlendirin. Ertesi gün üzerine 2 portakalın suyunu ekleyip önceden ısıtılmış 170 derece fırında 1 saat pişirin. Sosu süzüp incikleri servis tabağına alın. Sosa küp küp doğradığınız mürdüm eriklerini ekleyip kaynatın. İnciklerin üzerine veya yanına gezdirip servis yapın.
MÜRDÜM ERİKLİ PİLAV
MALZEMELER
1 su bardağı pirinç
150 gr kuşbaşı et (İsteğe göre hiç koymayabilirsiniz.)
1 adet orta boy havuç (Rendelenmiş)
1 adet soğan
1/2 yemek kaşığı tereyağı
1/2 yemek kaşığı sıvı yağ
Tuz
Karabiber
1 çay kaşığı yenibahar
1 çay kaşığı tarçın
2 avuç badem
2 avuç mürdüm eriği
1 su bardağı et suyu
3/4 su bardağı su
YAPILIŞI: Etleri birkaç damla sirke ile terbiye edin. Çelik tavada soğanı su ile kavurun. Terbiye ettiğiniz etleri de ekleyin. Etlerin çelik tavaya yapışmasından korkmayın, etler piştikçe tavayı bırakır. Siz kaldırmaya çalışırsanız tavaya yapışır, bu yüzden sabırlı olun. Daha sonra tereyağı ile sıvı yağı karıştırın ve pilav tenceresinde eritin. Bademleri ve havucu ekleyip kavurun. Pirinci atın ve kavurun. Tüm baharatları ekleyin. Suyunu ilave edin, bir taşım kaynayınca altını kısın ve kapağını kapatın. 20 dakika sonra pilavınız hazır. Altını kapatın, tencerenin içindeki nemi almak için temiz bir bez ile demlenmeye bırakın.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
41 yaşına giren ünlü oyuncu Meryem Uzerli, Muhteşem Yüzyıl dizisinde canlandırdığı Hürrem Sultan karakteri ile tanınmıştı.

Meryem UzerliAlmanya’nın Hessen eyaletinin Kassel Şehri’nde dünyaya geldi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Meryem Uzerli, 2013 yılında Türkiye’den ayrıldıktan sonra kendisini aldattığını öğrendiği erkek arkadaşı Can Ateş ile ayrıldığını açıkladı.

Hamile olduğunu, çocuğunu doğurmak istediğini söyledi. Şubat 2014’te Lara isimli kızı dünyaya geldi.

Meryem Uzerli, 3 Eylül 2020 tarihinde ikinci kez hamile olduğunu açıklayarak, hamileliğin beşinci ayında olduğunu söyledi. Babasının kim olduğunu belirtmedi.
Meryem Uzerli, 8 Ocak 2021 tarihinde ikinci kız çocuğunu dünyaya getirdi. Instagram hesabında yeni doğan bebeğinin isminin “Lily Koi” olduğunu duyurmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kızılcık Şerbeti’nin Nilay’ı Feyza Civelek’in erkek kardeşinin de annesinin yazdığı bir dizide rol aldığı öğrenildi.

Ömer Nadir Civelek de ablası Feyza Civelek’in izinden gidiyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Feyza Civelek’in erkek kardeşinin de anne Melis Civelek’in bir başka dizisinde oynadığı ortaya çıktı.

DİĞER FOTOĞRAFLAR İÇİN İLERLEYİNİZ

Feyza Civelek, sosyal medya hesabından erkek kardeşi Ömer Nadir Civelek’in doğum gününü kutlamıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Televizyon ekranlarında yayınlandığı 2008 ve 2012 arasındaki dönemde geniş bir izleyici kitlesine ulaşan Akasya Durağı dizisinin oyuncularının yıllar içerisindeki değişimleriyle ilgi odağı oluyor. Bu isimlerden biri de Sinan’ın Gülibik’i Aslı Altaylar…

Bir döneme damga vuran dizilerden biri olan Akasya Durağı’nda Zeki Alasya, Levent Üngan, Cezmi Baskın, Aslı Altaylar, Onur Şan ve Pelin Sönmez başrolleri paylaşıyordu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Dizinin oyuncuları son halleriyle gündeme geldi. Akasya Durağı oyuncularının şimdiki halleri dizinin fanatikleri tarafından oldukça merak ediliyor.

Akasya Durağı dizisinde Sinan’ın eşi Gülibik olarak rol alan Altaylar, son yıllarda Bizim Hikaye, Arka Sokaklar, Çocukluk dizileriyle ekran karşısına geçti. Gülbin karakteriyle hafızalara kazındı.

Ünlü oyuncunun son halini görenler şaşkınlığını gizleyemedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2016 yılında evlenen Kenan İmirzalıoğlu ve Sinem Kobal’ın bu mutlu evliliğinden Lalin ve Leyla adında iki kızı var.

Mutluluklarıyla dikkat çeken çift, son olarak Sinem Kobal’ın doğum günüyle gündeme geldi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

‘Her şeyin başı Merkür’ filmiyle setlere dönen Kobal, doğum günü paylaşımlarıyla ilgi topladı.

Sosyal medyada bir paylaşım yapan ünlü oyuncu, Ebru Şahin, Burçin Terzioğlu, Alp Navruz gibi ünlü isimlerle fotoğrafını yayınladı.

Kobal’ın eşi İmirzalıoğlu da bu özel günü unutmadı. Ünlü oyuncu eşine çiçek yolladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Durum son derece şaşırtıcı. Hayaletler (!) eğer sırf eğlence olsun diye her gün havuzun suyunu boşaltıp yeniden doldurmuyorsa ya da üç harfliler için hamam işletmiyorsa 18 bin lira su faturası gelmesine imkan yok.
Bütün yaz su kıtlığı yaşayan Bodrum halkı bence yağmur duasına çıkmak yerine Demet’in evinden cin çıkarma seansı yapsın. (!)
Dünya ombudsmanı olduk
Türkiye uluslararası politikada altın çağını yaşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, etkin dışişleri kadrosuyla artık tüm dünyada barış için başvurulacak ilk isim haline geldi. Rusya-Ukrayna savaşında her iki ülkenin de liderleri ile görüşebilen tek başkan olan Erdoğan, başta tahıl koridoru olmak üzere pek çok sorunun giderilmesinde baş aktör oldu. Azerbaycan’ın Ermenistan tarafından yıllarca işgal altında tutulan topraklarının kurtarılması ve ardından da kalıcı barışın sağlanması adına en etkin girişimler yine Türkiye’den geldi.
Yıllardır aralarında büyük bir gerilim yaşanan iki Afrika ülkesi Somali ile Etiyopya, arabulucu Türkiye’nin girişimiyle Ankara’da barış arıyor.
Türkiye’nin dirayetli Gazze tutumu ve İsrail’in uluslararası mahkemelerde yargılanması konusundaki omurgalı ve adaletli duruşu da büyük takdir görüyor. Beş ülkeyi ilgilendiren Ankara’daki yüzyılın casus takasındaki başarımız ise hâlâ dünyanın dilinde.
Son olarak ABD, İran-İsrail arasındaki gerilimin azaltılması ve özellikle de İran’ın saldırıdan vazgeçirilmesi için Türkiye’nin arabuluculuğuna ihtiyaç duyulduğunu açıkladı.
Herkes yangına benzin dökerken, biz elimizde hortumla dünyanın dört bir yanına yetişmeye çalışıyoruz.
Barış yolundaki gazamız mübarek olsun…
Bu “oyunu” bozmalıyız
Geçen hafta Roblox adlı oyun sitesine erişimin engellenmesi kararına destek vermek üzere “Dijital vatanı da tıpkı sınırlarımız, hava sahamız ve mavi vatan gibi korumalıyız” diye yazmıştım. Denetimsiz oyunların özellikle çocuk ve gençlerin ruhsal dengelerini bozduğu, onlara adeta zehir enjekte ettiğini anlatmış, tehlikeye bir kez daha dikkat çekmiştim.

Daha bu yazının mürekkebi kurumadan Eskişehir’de bir genç, oynadığı bilgisayar oyunundan etkilenip, oradaki ölümcül karakter gibi kask takıp, miğfer giyip, eline de bıçak alarak kahvehane ve parktaki yaşlı insanların üzerine saldırdı. Aynı zamanda canlı yayın açarak ikisi ağır beş kişiyi yaraladı. Tesadüfen oradan geçmekte olan bir polis memuru olmasa bugün belki de çok daha büyük bir vahşetten söz ediyor olacaktık.
Ortalıkta çok tehlikeli bir oyun var. Dijital ortamda gençleri şiddete, savaşa, cinayete, tecavüze ve cinsiyetsizliğe özendiren çok sayıda bilgisayar oyunu bulunuyor. Aileler ve çocuklar bu büyük gizli savaşa karşı son derece korunmasız.
Şimdi kimse bana haberleşme özgürlüğünden, kişisel hak ve hürriyetlerden filan dem vurmasın. Bunun adı demokrasi değil. 9 yaşında bir kız çocuğu babası olarak devletin bu konuda aldığı ve alacağı her türlü tedbirin tamamen arkasındayım.
Gaf kürsüsü
Password yarışmasında Enis Arıkan, takım arkadaşına yelpazeyi anlatmak için “Yellenmek” dedi. Yarışmacı Çiçek cevap verdi: “Gaz?”
Zap’tiye
Kaleyi bazen kaleci değil, “anne şefkati” korur…

Ne demiş?
“Haanki unlüleğ Booğdrum’da tatil yaapiyo diye merağk edyosaniz siradağki haberi kaçirmayin…” (Magazin D’nin sunucusu (!) Chloe anons yapıyor)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eşi İlhan Bey ve üç çocuğuyla birlikte Bodrum’daki evlerinde tatile başlayan Pınar Hanım, artık sıcaktan mı bunaldı yoksa değişiklik mi istedi bilmiyorum ama geçen hafta İsviçre’ye tatile gitti. Ailesini Bodrum’da bırakıp kız arkadaşlarıyla İsviçre’nin Alplerine çıktı ve doğada macera yaşadı. Pınar Hanım, Alpler’deki tatilini, “Büyüleyici doğa manzaraları eşliğinde çok keyifli bir dağ yürüyüşü yaptık.

Ormanların içinden geçtik, minik köylere rastladık. Bazen 1000 yıllık ağaçlarla karşılaştık. Piknik yaptık ve en sonunda da buz gibi sularda serinledik” sözleriyle özetledi. Pınar Sabancı’nın kız kıza çıktıkları İsviçre Alpleri’ndeki tatilden çok keyif aldığı fotoğraflardan da belli oluyor…
TEKNEYLEDONDURMAYEMEYEGİTTİLER
4 Haziran 2021’de evlenen ve 2 Haziran 2022’de kızlarına kucaklarına alan Nazlı-Murat Gezer çifti de, Bodrum’da yazlığı olan ünlü isimlerden. Hebilköy’de denize sıfır villası olan çift, yemek veya sosyalleşmek için sık sık Türkbükü’ne gidiyor.

Hafta sonunda da, kızları Lara’yı alıp tekneleriyle Türkbükü’ne gitmişler. Fakat bu kez çok kısa kalmışlar ve hemen teknelerine atlayıp geri evlerine dönmüşler. Bu kadar kısa kalmalarının sebebi ise, Türbükü’ne sadece dondurma yemeye gelmeleriymiş. Dondurmalarını yiyip hemen evlerine dönmüşler.
BODRUM’DAYÜZÜGÜLÜYOR!
İstanbul sosyetesinin ve iş dünyasının seçkin isimlerinden Dalia Garih de bütün yazı Bodrum’da geçirenlerden. Dalia Hanım, aslında yaz sezonunu, yönetim kurulunda olduğu holdingin Fethiye’deki ünlü tatil köyünde açmıştı. Oradan da Bodrum’da ünlü bir sitede yer alan villasına geçmişti. Dalia Hanım’ın, Bodrum’da çok mutlu bir tatil geçirdiğini duyuyorum.

Mutluluğunun en büyük sebebi ise çocukları ve torunlarının kendisini hiç yalnız bırakmamasıymış. Oğulları Niv ve Tal ile kızı Natalie sürekli gelip gittiği için Dalia Hanım’dan mutlusu yokmuş. Zaten Dalia Hanım’ın çocuklarına ve de torunlarına ne kadar düşkün olduğunu bilirim. Onlar yanında olunca başka ne istesin…
BODRUM’DA SANAT HIZ KESMİYOR!
Bodrum’daki tatilciler bu sezon tam anlamıyla sanata doysa da, sergiler hız kesmeden devam ediyor. Bu kez Dursun Gündoğdu’nun kurucusu olduğu galeri, heykel ve resmi bir araya getiren karma sergiyi sanatseverlerle buluşturdu.

Küratörlüğünü Zeynep Öztürk’ün üstlendiği sergi Murat Delibalta’nın sahibi olduğu otelde bir davetle açıldı. Devrim Erbil, Ozan Oganer, Şahin Demir ve Yasin Uysallar’ın eserleri ziyaretçilere görsel ve duygusal bir deneyim yaşattı. Sezon sonuna kadar açık kalacak serginin açılış davetine pek çok ünlü sanatsever katıldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fenerbahçe ve Türk Milli Futbol Takımı’nın efsanelerinden ‘Ordinaryüs’ lakaplı Lefter Küçükandonyadis’in yaşam öyküsü film oluyor.

Lefter’i Erdem Kaynarca canlandırıyor. Yapımda Deniz Işın, Aslıhan Malbora, Aslıhan Gürbüz ve Halit Ergenç de rol alıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Lefter Küçükandonyadis’in babası Hristo Küçükandonyadis’i “Halit Ergenç” canlandırıyor.

Kadrosunda ayrıca Edip Tepeli, Bora Akkaş, Onur Durmaz, Aytaç Şaşmaz, Erdem Şanlı, Mert Denizmen, Engin Alkan, Hamdi Alkan, Uğur Uzunel, Doğukan Polat, Taner Barlas, Yıldız Kültür ve İpek Bilgin’in yer alıyor.

Edip Tepeli, “Lefter”de, futbolcunun hayattaki en yakın dostu İran asıllı Hasan Fetihi’yi canlandırıyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
YÜZDE 20 DÜŞTÜ
Kentin içme suyunu sağlayan Sülöğlu barajındaysa doluluk oranı yüzde 31 olarak ölçüldü. Tarım arazilerini sulayan Hamzadere Barajı yüzde 53, Kadıköy 14, Sultanköy 43, Yenikarpuzlu 52, olarak ölçülürken kentin barajlardaki toplam doluluk oranı ise yüzde 41 olarak tabloda yer aldı. Kentin içme suyunu sağlayan Süloğlu barajında ortalama doluluk oranına baktığımızda geçen yıla göre yüzde 20 düşüş yaşandığı görüldü.
KIRKLARELİ’NDE YÜZDE 26 DÜŞTÜ
Kırklareli’deki barajlarda da düşüş yaşanıyor. Kentin içme suyunu sağlayan Kırklareli Barajı’nın aktif doluluk oranı yüzde 27 olarak ölçüldü. Edirne’nin içme suyunu sağlayan Kayalıköy Barajında doluluk oranı yüzde 11’nci diğer barajlarla birlikte suyun aktif doluluk oranı yüzde 26 olarak ölçüldü. Kırklareli de ayrıca tarım arazilerini sulayan Armağan ve Çayırdere Barajlarında suyun düşmesi ile birlikte kentteki barajların doluluk oranı yüzde 26 olarak açıklandı.

Tekirdağ’a baktığımızdaysa şehrin içme suyunu sağlayan Naipköy barajındaki aktif doluluk oranı yüzde 19, Türkmenli barajındaki aktif doluluk oranı yüzde 5, karaiyidemirde yüzde 15, Çokal barajında ise aktif oluluk oranı yüzde 69, toplamda ise doluluk oranı yüzde 37 olarak belirlendi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, öğle saatlerinde Muratpaşa ilçesi Konyaaltı Caddesi üzerinde bulunan falezlerin alt kısmında meydana geldi.

Konyaaltı Sahili’nden tüple dalış yapan iki amatör dalgıç, falezlerin önüne doğru gitti. Burada suyun içerisinde bir erkeğe ait ceset gören dalgıçlar, falezlerin üstünde bulunan kafede oturan müşterilere seslenerek, durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirmelerini istedi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

İhbar üzerine cansız bedenin bulunduğu yere deniz polisi ve sahil güvenlik ekipleri sevk edildi.

Olay yerine gelen sahil güvenlik dalgıçları, amatör dalgıçlardan cesedin bulunduğu yeri göstermelerini istedi.
Antalya’da esrarengiz olay: 2 dalgıç suyun altında ceset buldu! | Video

Yapılan yer tespitinin ardından ekipler dalış yaparak, kıyafetleri üzerinde erkek cesedini bulunduğu yerden çıkarttı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kaza sonrası jandarma ekipleri, yolda yeni bir kazanın olmaması için güvenlik önlemleri aldı. Olayda ölen Reşit Baskın’ın cenazesi, Cumhuriyet savcılığının olay yeri incelemesi sonrasında Siverek Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Kaza ile ilgili inceleme başlatıldı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Gündemi sarsan olay geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de yaşandı.

Şehit Rüstem Demirbaş Parkı’nda hücum yeleği, kask ve gözlük kullanarak yüzünü maskeyle gizleyen 18 yaşındaki Arda K., çay bahçesinde oturan insanlara bıçakla saldırdı. 5 kişiyi yaralayan ve polis ekiplerince etkisiz hale getirilen saldırgan, tutuklandı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

KASKI YURT DIŞINDAN SİPARİŞ ETMİŞ
Herkes, 18 yaşındaki saldırganın kıyafetleri nereden bulduğunu merak etmeye başladı. Yürütülen soruşturmada, çok çarpıcı detaylara ulaşıldı. Öyle ki saldırganın olayda kullandığı kaskı yurt dışından sipariş ettiği ortaya çıktı.

1.5 KİLO AĞIRLIĞINDA… 2 BİN 314 TL!
Yaklaşık 1 buçuk kilo ağırlığındaki yüksek mukavemetli 2. Dünya Savaşı Alman M35 çelik taktik savaş kaskını 18 Temmuz’da internetten 2 bin 314 TL’ye sipariş eden şüpheli, ithalat vergisi ve kargonun ne zaman kendisine ulaşacağıyla ilgili 30 Temmuz’da bir forum sitesinde başlık açtı.

SKREEWİE KULLANICI ADIYLA YORUM YAPMIŞ
O başlığı açan kişinin Eskişehir’de saldırı gerçekleştirmek üzere hazırlık yaptığından habersiz olan diğer kullanıcılar ise ‘Skreewie’ kullanıcı isimli şahsın kendilerine yönelttiği soruları cevapladı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza sonrası şüpheli olarak ifadesi alınan Turan Arslan ve Mert Çiftçi serbest bırakılırken, Umut Uzun ise gözaltına alındı. Kazayla ilgili soruşturma devam ediyor.
ALKÜ rektöründen taziye mesajı
ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, kazada hayatını kaybeden Dr. Abdulkadir Ünal için ise bir taziye mesajı paylaştı. Türkdoğan mesajında, “Üniversitemizin kıymetli akademisyenlerinden Öğr. Gör. Dr. Abdulkadir Ünal hocamızın, elim bir trafik kazası sonucu vefat ettiğini öğrenmiş bulunmaktayım. Merhum Dr. Abdulkadir Ünal hocamıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar dilerim. Başımız sağ olsun.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sezen S’nin cenazesi ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli tıp kurumuna kaldırıldı. Olayla ilgini inceleme sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İnegöl’de yaşayan kasap Necmettin Özkan, torununa teşvik olmak amacıyla bu yıl YKS’nin ilk oturumu olan Temel Yeterlilik Testi’ne (TYT) girdi. Sonuçlar açıklanınca Özkan, yerleştirme puanıyla birlikte 220 puan aldı. Başarılı olduğu için büyük mutluluk yaşadığını söyleyen Özkan, sınava giren bir başka adayın önüne geçmemek için tercih yapmama kararı aldı.

Sınava kendini denemek için girdiğini söyleyen Necmettin Özkan, laborantlık ve veteriner bölümlerinden tercih yapabilir durumda olduğunu belirterek,
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

“Tercih yapmadım. ‘Neden’ dersen, gençlerden birinin puanın önüne geçip de okul hayatını etkilemek istemedim. Ama bundan sonra ara tercihler olursa niyetim var yapmaya.

Ben 220 puan aldım. Şu an vaziyet böyle. Sadece kendimi denemek istedim. Güzel bir puan aldım. Başka bir kardeşimizin önüne geçmemek için tercih yapmadım. Yalnız, ara tercihler yapabilirim bu zaman diliminde” dedi. Özkan, gelecek yıl sınava girip girmeme konusunda henüz karar vermediğini ifade ederken, torunun da İstanbul’da iç mimarlık okuyacağını kaydetti.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eskişehir’in Tepebaşı ilçesinde 12 Ağustos Pazartesi günü akşam saatlerinde meydana gelen olayda, oynadığı bilgisayar oyunundan etkilenen 18 yaşındaki Arda K.; hücum yeleği, kask ve gözlük kullanarak çay bahçesinde oturan vatandaşlara bıçakla saldırdı.

Saldırıda 5 kişi yaralandı. Saldırgan çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayın ardından yaralanan vatandaşlardan 2’si Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne, 2’si Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne, 1’i ise Eskişehir Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde tedavisi tamamlanan 64 yaşındaki Cemal A., taburcu edildi. Eskişehir Şehir Hastanesi’ne kaldırılan 87 yaşındaki Naşit Ö.’nün ise tedavisinin yoğun bakım ünitesinde devam ettiği öğrenildi.

“BİRİNİ BIÇAKLADI, İKİNCİSİNİ DE BIÇAKLAYACAKTI…”
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nde tedavi gören 64 yaşındaki Metin Korkmaz, yaşanan korku dolu anları anlattı. Saldırganın insanları bıçaklamaya başlamasıyla bir anda can pazarı yaşandığını belirten Korkmaz, “Bir tanesi koşarak geldi, birini bıçakladı. İkincisini de bıçaklayacaktı o kaçtı. Geldi önümde düştü, ben de dedim ki ‘ya yapma ayıptır’, bana ‘sana ne’ dedi. Bana da vurdu, sonra gitti. Önümde bir kişi vardı, onu göbeğinden, bir tane daha adam vardı onu da kalçasından vurdu gitti, sonra göremedim zaten.

Ambulans geldi, beni buraya getirdi. Can pazarı oldu, yaklaşanı bıçaklıyordu. Caminin çay ocağıydı. Şaşırmayı geçtim, korktum bile. Motosiklet sürenler gibiydi. Saldırı beklemiyorduk, beklesek en azından bir sandalye alır adama vururdum. Adam düştü oradaki adamı bıçaklayacaktı sırtından. Ayıptır falan deyince onu bıraktı bana geldi. Bastı bıçağı gitti. Kanamamı zor durdurdular. Ameliyat yaptılar, şimdi iyiyim. İki gündür yatıyorum, iki gün daha yatacaksın diyorlar.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BU ÇEŞMELERİN HER BİRİ FATİH’İMİZİN ÖZGÜN MARKALARIDIR”
Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan’ın belediyenin basın bültende yaptığı açıklamada uzun yıllardır susuz kalan çeşmelerin yoğun çalışmalar neticesinde özgün işlevlerine kavuşturulduğu belirtildi. Başkan Turan yaptığı açıklamada “Bugüne kadar 100 tarihi çeşmenin onarımını gerçekleştirdik, diğer tespit ettiğimiz çeşmelerin onarımı ise devam etmektedir. Bu çeşmelerin her biri Fatih’imizin özgün markalarıdır ve hepsini restore ederek kültürel mirasımızı gelecek nesillere aktarma noktasında kararlıyız. İlçemizdeki tarihi çeşmelerin proje, bakım ve restorasyonlarını tamamlayarak suya kavuşturacağız” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜÇÜK ESNAF FİLMİ KONUSU NEDİR?
Gösterime giriş tarihi: 8 Nisan 2016 (Fransa)
Kendi halinde yaşayan küçük esnaf mafyaya bulaşırsa ne olur? Babasının mafyadan aldığı borç para vefatından sonra miras olarak oğlu Berhudar’a kalır. Parayı toparlamaya çalışırken hesaplanmayan olayların arkası kesilmez. Mafyadan kurtulmaya çalışan mahallemizin çilingiri Berhudar’ın peşine düşen film, aşktan, aileden, arkadaşlıktan bahseden unutulmayacak bir komediye dönüşüyor. Film küçük hayatlar yaşayan iki insanın büyük belalara bulaşıp yakınlaşmasını konu almakta.
KÜÇÜK ESNAF FİLMİ OYUNCULARI VE KADROSU
Yönetmen: Bedran Güzel
Oyuncular: İbrahim Büyükak, Zeynep Koçak, Gupse Özay, Cengiz Bozkurt, Cezmi Baskın
Küçük Esnaf filminin çekimleri İstanbul/Kadırga, Samatya ve Ağva’da gerçekleştirildi.
Osman DemirHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kent merkezine 108 kilometre uzaklıkta bulunan ve dünyanın nadir antik eserleri arasında yer alan Medusa mozaiği ve 1300 yıl sonra tekrar su akan anıtsal çeşmesiyle tarih meraklılarının uğrak noktaları arasında yer alan Kibyra Antik Kenti, gece sunduğu gökyüzü manzaralarıyla da dikkati çekiyor.
Fotoğraf ve gökyüzü meraklılarının Kültür ve Turizm Bakanlığından özel izin alarak gece girebildiği antik kentte, Perseid meteor yağmurunda da dikkat çekici görüntüler oluştu.
“Özellikle anıtsal çeşme yapısı gece gökyüzüyle eşsiz bir manzara oluşturuyor”
Kibyra Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Özüdoğru, AA muhabirine, Kibyra Antik Kenti’nin 500 hektarlık bir alana yayılmış ve 4 kültür bölgesinin kesişme noktasında yer alan büyük bir kent olduğunu söyledi.
Özüdoğru, Roma döneminde gladyatörleriyle, tarımıyla ve endüstrisiyle ön plana çıkan kentte, 2006 yılında kazılara başladıklarını ve o günden bu yana MÖ 300 ile MS 700 yılları arasında yaklaşık 1000 yıllık bir dönemdeki yaşamı arkeolojik verilerle desteklediklerini kaydetti.
Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleriyle yürütülen kazı çalışmaları kapsamında kentte çok önemli bulgular elde ettiklerini anlatan Özüdoğru, odeon yapısındaki dünyada eşi olmayan Medusa mozaiği ve anıtsal çeşmenin bunlar arasında yer aldığını belirtti.
Özüdoğru, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan kentte 2024 yılında anıtsal çeşme yapısı etrafında kazı çalışmalarının yaklaşık 45 kişilik ekiple devam ettiğini söyledi.
Antik kentin fotoğrafçılar ve gökyüzü tutkunlarından da ilgi gördüğünü kaydeden Özüdoğru, ancak kentin gece müzeciliği kapsamında ziyaret açık yerler arasında yer almadığına dikkati çekti.
Gece yapılacak bu tür etkinliklerin ancak Kültür ve Turizm Bakanlığından alınacak özel izinlerle mümkün olabildiğini belirten Özüdoğru, “Şu anda özellikle gece gökyüzü fotoğrafıyla birçok kişi ilgileniyor. Bakanlığımızdan alınan bir izinle bunu gerçekleştirebiliyorlar. Özellikle anıtsal çeşme yapısı gece gökyüzüyle eşsiz bir manzara oluşturuyor.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AFAD’ın 3 kurtarma aracı, 3 kişilik dalış ekibi ve 5 arama kurtarma personeliyle arama çalışması yürütüldü. AFAD ekiplerince barajda yapılan aramalar neticesinde Fethi Ertürk’ün cansız bedenine ulaştı.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekipler, aradıkları şahsı saman balyalarının arasına yaptığı gizli bölmede yakaladı. Şahsın gizli bölmeye halı, yastık ve yorgan koyarak uzun süredir gizlendiği tespit edildi. Gözaltına alınan M.C.A., çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’den 100’ün üstünde ülkeye vizesiz seyahat edilebiliyor. Bazı ülkelere ise pasaport dahil olmadan kimlikle giriş yapılıyor. Yurtdışında tatil planları yapan vatandaşlar ise vizesiz gidilen ülkeler güncel listesini araştırıyor. İşte pasaport ve kimlikle seyahat edebileceğiniz vize istemeyen o ülkeler…

KİMLİKLE SEYAHAT EDİLEBİLEN ÜLKELER
AZERBAYCAN
90 gün vizesiz
Pasaporta ihtiyaç duymadan kimlik kartıyla da giriş yapabiliyorsunuz
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

GÜRCİSTAN
90 gün vizesiz
Pasaporta ihtiyaç duymadan kimlik kartıyla da giriş yapabiliyorsunuz

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ
KKTC’ye kimlikle seyahat yapılabiliyor.

MOLDOVA
180 günde 90 günü aşmayacak şekilde vizesiz.
Pasaporta ihtiyaç duymadan kimlik kartıyla da giriş yapabiliyorsunuz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ekiplerin yangına müdahalesi sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BÖLGEYE EKİPLER SEVK EDİLDİ
Alevler rüzgarın etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. İhbarla bölgeye Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı ekipler sevk edildi.

Yangına havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
12 Ağustos günü sabah saatlerinde Büyükdere Mahallesi Karakaya Sokak’ta bulunan bir apartmanın 3’üncü katında meydana gelen olayda, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 23 yaşındaki Sinem Çinğiloğlu’nun intihar ettiği ihbarı yapıldı.

İhbar üzerine olay yerine Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Asılmak suretiyle intihar ettiği iddia edilen Çinğiloğlu’nu cansız bedenini yerde bulan polis ekipleri, olayla ilgili inceleme başlattı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Soruşturmada Sinem Çinğiloğlu’nun sevgilisi A.Ö. (28) gözaltına alındı. Emniyette çelişkili ifadeler veren A.Ö., işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadesinin ardından Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen şüpheli, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Hayatını kaybeden Sinem Çinğiloğlu’nun cenazesinin ailesi tarafından memleketi Erzurum’a götürülerek defnedildiği, kesin ölüm nedeninin ise Adli Tıp Kurumu’nun hazırlayacağı raporla belirleneceği öğrenildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılan Kılıç, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay sonrası kaçan cinayet şüphelisi F.Y.’yi bulmak için başlatılan çalışmalar devam ederken, cinayetle ilgili soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şüphelilerin işyeri ve araçlarında yapılan aramalarda ise 2 milyon 336 bin 773 ABD Doları, 6 bin 30 Euro, 9 bin 870 Türk Lirası, 31 bin 256 Suudi Arabistan Riyali, 1 kilogram külçe altın ve 348 gram hurda altın ele geçirildi. Gözaltına alınan şüpheliler sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak cezaevine teslim edildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇAĞRI’DAN ACI HABER
Kaldırıldığı hastanede tedavi altına alınan 21 yaşındaki genç, doktorların yapılan tüm müdahalesine rağmen kurtulamayarak hayatını kaybetti. Çağrı Melih Gökçe’nin vefatı yakın dost ve akrabalarını yasa boğarken, cenazesi Gebze Huzurkent Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrası Pelitli Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BU DON DEĞİL”
Akalın, kendisine “Abla sen Gülşen’i çok kınamıştın. Zayıflayınca fit olunca hak mı verdin” ifadeleriyle konuyu hatırlatan bir kullanıcıya, “Ne için anlamadım? Plaj konseri aşkım bu don değil” yanıtını verdi.

“ANNE NEDEN ÇIPLAKSIN DEMEDİ Mİ?”
Akalın, başka bir takipçisinin “Çocuk, anne neden çıplaksın demedi mi?” yorumuna ise “Altımdaki don olmadığı için plaj konserinde demedi.

DEMET AKALIN NE DEMİŞTİ?
Demet Akalın geçtiğimiz aylarda kızı Hira’nın çok yakın bir arkadaşı için “Anne senin arkadaşın neden donla sahneye çıkmış?” sorusunu sorduğunu söyleyerek “Onu dediğinde gerildim, ne diyeceğimi bilemedim. Moda olduğu için giyildiğini söylediğimde karşı çıktı” açıklamasında bulunmuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aycan Yanaç
GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI
Sık sık adı başka isimlerle anılan Gökhan Çıra’nın Aycan Yanaç ile aşk yaşadığı iddiaları ilk etapta gerçek gibi gelmese de ikilinin görüntüleri ortaya çıktı.
İşte ikilinin o anlarından kareler;


Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Acun Ilıcalı‘nın Muğla’daki bir oteli düğün için kapattığı iddia edildi. Oteldeki bütün odaları tutan Ilıcalı, misafirlerini en iyi şekilde ağırlamak için hazırlıkları başlattı. Otelle görüşmeler yaptığı öğrenilen Acun Ilıcalı, her şeyin dört dörtlük olması için şimdiden talimat verdi.

GEÇEN YIL DOĞUM GÜNÜNDE TEKLİF ETTİĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR
Acun Ilıcalı, geçtiğimiz yıl 25 yaşına giren Ayça Çağla Altunkaya’nın doğum günü için sürpriz bir parti organize etmişti. Ilıcalı, kız arkadaşının yeni yaşını, “Duygularımı bugün kulağına söyledim, herkes duymasın. Doğum günün kutlu olsun, her günümüz böyle mutlu olsun.” sözleriyle kutlamıştı.
Ayça Çağla Altunkaya’nın doğum gününde paylaştığı fotoğraflarda da yüzük detayı ise uzun süre konuşulmuştu.

4’NCÜ KEZ NİKAH MASASINA OTURACAK
Acun Ilıcalı, ilk evliliğini Seda Başbuğ ile yaptı ve Banu Ilıcalı adından bir kızı oldu. Ilıcalı’nın ikinci evliliği Zeynep Yılmaz’laydı ve Leyla ile Yasemin dünyaya geldi. Acun Ilıcalı son olarak 2017’de Şeyma Subaşı ile nikah masasına oturduktan bir yıl sonra boşandı. İkilinin Melisa adında bir kızı var.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GELİNİNE 2 KİLOGRAM ALTIN TAKMIŞTI
Son olarak oğlu Burakcan Övüç’un nişanında geline 2 kg altın takan fenomen ailesinden bıktı. Ablalarını ve oğlunu yerin dibine sokan Murat Övüç isyan etti. Paylaştığı videoda “İçimde öyle büyük dertler var ki dile getiremiyorum” diyen Murat Övüç sinirlerine hakim olamadı.

“İNTİHAR EDECEĞİM, YETER”
“Bıktım” diyerek isyan eden fenomen Övüç, “Düşün yakamdan ya ben 56 yaşındayım, sizi mi düşeneceğim? Bana ne sizden ya? Oğlumdan bana ne? Çok sıkıldım. Bak son kez söylüyorum bana özgürlüğümü verin yeter. Oğlum dahil! Buramdayım, intihar edeceğim, yeter” diyerek tepkisini dile getirdi.

PARA İÇİN KAVGA ETMİŞLER
Ardından ablalarının para için Silivri’deki evinde birbirine girdiği ve kendisini rezil ettiğini söyleyen fenomen bu sebeple o evi terk edip Bahçeşehir’de ev aldığını söyledi. Oğluna da verip veriştiren Murat Övüç; oğlunu anlatmaya ise destan yetmeyeceğini söyleyerek “Oğlumun harcamalarına bankalar yetmez” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kars’ta bulunan Ani Harabeleri turistlerin ilgi odağı olurken diğer yandan da Ani Ören Yeri’nden çıkartılan eserlerine paha biçilemiyor.
UNESCO tarafından 2016’da Dünya Miras Listesi’ne dahil edilen Ani Ören Yeri’nin saklı tarihinin araştırılması amacıyla başlatılan kazı çalışmaları devam ediyor.
22 yıl önce “yılan başlı” altın iki bilezik bulundu
Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beyhan Karamağaralı başkanlığında 1989-2005 döneminde yapılan kazı çalışmalarında 2002’de bulunan “yılan başlı” altın iki bilezik, 22 yıl koruma altında tutuldu.
İlk kez ziyaretçilerin karşısına çıkarıldılar
Bu sezon depodan çıkarılan ve ilk kez ziyaretçilerin karşısına çıkarılan bilezikler, yaklaşık 3 ay boyunca Kars Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde sergilenecek.

“Aslan ve yılan başlı ürünler, güç gösterisi mesajı veriyor”
Kars Arkeoloji ve Etnografya Müzesi Müdür Vekili Hakim Aslan, Ani Ören Yeri’nde arkeolojik kazılar sonrasında bulunan 2 “yılan başlı” bileziğin sergilenmeye başlandığını söyledi.

“Altın, sahibine güç veriyor”
Yılan başlı bileziklerin 2002 kazılarında ortaya çıkartıldığını ifade eden Aslan, şöyle konuştu:
Aslan ve yılan başlı ürünler, güç gösterisi anlamında kullanılmaktaydı. Malzemenin altın olması da kendi sahibine ait bir gücü göstermektedir. Orta Doğu mitolojilerine baktığımız zaman, yılan başlı figürlerin, süslenme açısından kullanıldığı, yılan ve ejder başlarının da öldükten sonra kötü ruhlardan koruyacağı ya da sağken kötü ruhlardan etkilenmesini engellemek amacıyla tasarlandığını, kullanıldığını bilmekteyiz.

“Altın eserler daha çok merak ediliyor”
Müzede sergilenen altın eserlerin daha çok merak edildiğini anlatan Aslan, şunları kaydetti:
Bu bileziklerin Ani’de bulunması, doğu etkileşiminin olduğu ve aynı zamanda zengin bir aileye, kişiye ait olduğu anlaşılmaktadır. Müzede 2 bin 500’e yakın eserimiz sergileniyor ancak depoda 10 bini aşkın eserimiz bulunuyor. Müze müdürlüğümüzce belli dönemlerde geçici sergilerle depomuzda bulunan eserleri de ziyaretçiler için sergiliyoruz. Özellikle müzelerde sergilenen altın, farklı objeler vatandaşların dikkatini daha fazla çekmektedir. Kısa süreliğine sergide kalması sebebiyle ziyaretçiler kaçırmandan görmek istiyorlar, bu da ziyaretçi sayısını olumlu etkilemekte.

Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Düzenlendiği şehirde çocuk, genç ve orta yaşlı tüm vatandaşlara hitap eden etkinlikler başladı.
Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkıda bulunmak amacıyla sanatı, kültürü ve tarihi bir araya getiren festivaller, gelecek yıl ise 20 şehre yayılacak.
Konserlerden sergilere, tiyatrodan opera ve bale gösterilerine, söyleşilerden atölyelere, çocuk etkinliklerinden dijital sanatlara kadar yüzlerce etkinliğin gerçekleştirildiği Türkiye Kültür Yolu Festivalleri, bu yıl rotasına Adana’dan başladı.
FESTİVALLERİN İLKİ ADANA’DA YAPILDI
Kentte bu yıl 12. kez “Nisan’da Adana’da” sloganıyla organize edilen “Portakal Çiçeği Karnavalı”, Kültür Yolu Festivalleri’ne dahil edilerek 13-21 Nisan’da düzenlendi.
İKİNCİSİ ŞANLIURFA’DA GERÇEKLEŞTİ
Ardından Şanlıurfa’nın tarihi ve kültürel zenginliklerini tanıtmak amacıyla 25 Mayıs- 2 Haziran arasında “Şanlıurfa Kültür Yolu Festivali” gerçekleştirildi.
ÜÇÜNCÜSÜ BURSA’DA
Birbirinden renkli etkinliklere ev sahipliği yapan, Bursa’nın tarihi ve kültürel zenginliğine de ışık tutan “Bursa Kültür Yolu Festivali”, 1-9 Haziran arasında sanatseverleri ağırladı.
“HANZALA” SERGİSİ YOĞUN İLGİ GÖRDÜ
Yoğun ilginin yaşandığı festivalde, Filistin’in mücadelesine bir saygı duruşu olarak hazırlanan özel bir seçki de izleyicilerin dikkatini çekti. Bursa Göç Tarihi Müzesi’ndeki seçkide Filistin davasına vurgu yapan karikatürleriyle bilinen Naci El-Ali’nin, özgürlük mücadelesinin sembollerinden biri haline gelen “Hanzala” sergisi yer aldı.

DÖRDÜNCÜSÜ SAMSUN’DAYDI
“Samsun Kültür Yolu Festivali”, 8-16 Haziran arasında 30 ayrı mekanda bine yakın sanatçının katılımıyla gerçekleştirildi. Festivalde 600 etkinlik katılımcıların beğenisine sunuldu.
BEŞİNCİSİ TRABZON’DAYDI
Türkiye Kültür Yolu Festivalleri kapsamında 22-30 Haziran’da düzenlenen “Trabzon Kültür Yolu Festivali”ni ise 2 milyon 100 binden fazla ziyaretçi takip etti.
ALTINCISI VAN’DAYDI
Kültür ve Turizm Bakanlığınca Van’da ilk defa 29 Haziran-7 Temmuz arasında düzenlenen “Van Kültür Yolu Festivali”, kentte büyük ilgi gördü.
Festival kapsamında kentte konserlerden sergilere, yarışmalardan yemek tanıtımlarına kadar 30’dan fazla noktada 500’ün üzerinde etkinlik yapıldı.

“NEVŞEHİR KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ” YARIN BAŞLIYOR
Kapadokya bölgesinin kalbinde yer almasıyla bilinen, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Nevşehir’de, Kültür Yolu Festivali yarın başlıyor.
Şehrin kültürel mirasını sanatsal bir çerçevede sergileme fırsatı sunan “Nevşehir Kültür Yolu Festivali”, 11 Ağustos’a kadar devam edecek.
DOLU DOLU GEÇECEK
Festival, müzikten tiyatroya, dans gösterilerinden sergilere kadar geniş bir yelpazede etkinlikler sunacak. Ayrıca, yerel sanatçıların eserlerinin de sergileneceği festival, Kapadokya’nın kültürel zenginliklerini daha geniş bir kitleye tanıtma imkanı bulacak.

ERZURUM
Erzurum’da 17-25 Ağustos’ta düzenlenecek Kültür Yolu Festivali de sanat ve kültürel etkinliklerle zengin tarih ve gelenekleri vitrine çıkaracak. Erzurum’un tarihi ve kültürel mekanları, festival süresince özel olarak aydınlatılacak.
Erzurum’un simgesel yapılarından Çifte Minareli Medrese ve Yakutiye Medresesi de festivalin en çok ilgi çeken mekanları arasında bulunuyor.
ÇANAKKALE
Çanakkale’de “Troya Kültür Yolu Festivali”, 31 Ağustos-8 Eylül arasında sanatseverlerle buluşacak. Çanakkale’nin uluslararası platformda daha geniş bir tanınırlığa kavuşmasına katkıda bulunması amaçlayan festivalde birçok sanat ve kültürel etkinliğin yanı sıra Murat Boz, Derya Uluğ, Can Bonomo, Ebru Yaşar, Emre Fel, Buray, Gökhan Türkmen ve Orhan Çakmak konserleri yapılacak.
GAZİANTEP
Gaziantep’de “GastroANTEP Kültür Yolu Festivali”, 14-22 Eylül’de gerçekleştirilecek. Festivalde dünyaca ünlü şefler, katılımcılara yeni tarifler öğretecek. Festivalde ziyaretçiler, el emeği geleneksel sanatları da keşfedilebilecek.
ANKARA
Ankara’nın tarihi ve modern dokusunu 4.7 kilometrelik rotada gözler önüne seren “Başkent Kültür Yolu Festivali”, 21-29 Eylül arasında düzenlenecek.

KONYA
Konya’da Kültür Yolu Festivalleri kapsamına alınan “21. Konya Mistik Müzik Festivali” de 21-29 Eylül arasında sanatseverlerle buluşacak. Konserlerin, sema ayinlerinin gerçekleştirildiği festival, farklı coğrafyalardan ve farklı kültürlerden gelen sanatçıların, tüm dünyaya barış mesajı vereceği bir buluşmaya sahne oluyor.
İSTANBUL
İstanbul’da “Beyoğlu Kültür Yolu Festivali” de 28 Eylül- 6 Ekim arasında ziyaretçileri ağırlayacak. Şehrin somut ve somut olmayan kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktaran festivalde, uluslararası etkinlikler arasında “Frida Kahlo’nun Günlükleri”, “Sebastiao Salgado – Genesis”, “Warhol’un Dünyası – Pop Art’ın İkonu” ve “Leonardo Da Vinci – Rönesans Dehası” sergileri dikkat çekiyor. Sergiler Ankara, İzmir ve Antalya’da da sanatseverlerle buluşacak.

DİYARBAKIR
Kendine has mimarisi ve sanat anlayışıyla pek çok uygarlığın merkezi Diyarbakır’da “Sur Kültür Yolu Festivali”, 12-20 Ekim arasında gerçekleştirilecek.
İZMİT
“İzmir Kültür Yolu Festivali”, 26 Ekim-3 Kasım arasında düzenlenecek. Konserler, tiyatro, sergiler ve atölye çalışmalarıyla şehrin zengin kültürel mirası festivalde kutlanacak.
ANTALYA
Renkli konserlerden sanat dolu sergilere ve yaratıcı dijital atölyelere kadar zengin içeriğiyle kültür ve sanatı bir araya getirecek “Antalya Kültür Yolu Festivali” ise 2-10 Kasım arasında misafirlerini ağırlayacak.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Samsun’da 9 gün sürecek Türkiye Kültür Yolu Festivali, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımı ile start aldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkıda bulunmak amacıyla 16 şehirde çok daha kapsayıcı etkinliklerle yaygınlaştırdığı Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin bu yılki dördüncü ayağı, Samsun’da bugün başladı.
30 ayrı mekanda 1.000’e yakın sanatçının katıldığı, 9 gün sürecek festivalde konserlerden sergilere, tiyatrodan opera ve bale gösterilerine, söyleşilerden atölyelere, çocuk etkinliklerinden dijital sanata 600 etkinlik gerçekleştirilecek.
Festivalin açılış toplantısıSamsun Müzesi’nde yaptığı
Festivalin startı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yeni açılan Samsun Müzesi’nde yaptığı açılış toplantısı ile başladı.
“Türkiye ilk beş turizm ülkesinden biri”
Samsun’un turizmin Karadeniz’deki lokomotifi olması için ilk adımı 3 ay önce attıklarını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, şöyle konuştu:
Dünya Turizm Örgütü verilerine göre Türkiye bugün ilk beş turizm ülkesinden biridir. Ziyaretçi sayısı, turizm geliri, ürün çeşitliliği, tesisleşme ve altyapı, sürdürülebilirlik uygulamaları, pazar çeşitliliği, yıl boyuna ve ülke geneline yayılan turizm hareketi derken her başlıkta büyük ilerlemeler kaydettik. Bunu kamu ve özel sektör paydaşlarımızla birlikte başardık. Kazanımlarımızı koruyarak bu başarının devamlılığını da yine birlikte sağlayacağız.

“Halkımızı çok geniş bir yelpazede sahne performanslarıyla buluşturacağız”
Sanatseverleri sanatçılarla buluşturacaklarını dile getiren Bakan Mehmet Nuri Ersoy, şu bilgileri verdi:
Bütün etkinlikleri; sanatçı, içerik, yer ve saat bilgilerini sitemizde bulabilirsiniz. Festivalimiz boyunca konserlerden opera ve bale temsillerine kadar halkımızı çok geniş bir yelpazede sahne performanslarıyla buluşturacağız. Batı Park’a kurduğumuz ana sahnemizde Oğuzhan Koç, Buray, Uğur Aslan, Ferhat Göçer, Can Bonomo, Mert Demir, Fatma Turgut, Cem Adrian ve Bengü sahne alacaklar. Aslı Hünel, Dolapdere Big Gang, Şükriye Tutkun gibi farklı müzik dallarından daha birçok sanatçımız, koro ve topluluklarımız da verecekleri konserlerde Samsunlularla buluşacak.
Sanatseverler, devlet tiyatroları ile devlet opera ve balesi sanatçılarımızın eşsiz performanslarını da izleme imkanı bulacaklar. Farklı oyun ve temsillerin yanında ŞAHMERAN operasının dünya prömiyerinin festival kapsamında Samsun’da gerçekleştirileceğini özellikle belirtmek isterim. Çok değerli sanatçılarımızın eserlerini içeren Atatürk Kültür Yolunda, Samsun’dan Cumhuriyet’e Yüzde 100, Anadolu ve Zümrüd-ü Anka gibi resim, fotoğraf, hat, deri rölyef ve dijital içerikli birbirinden özel sergiler sanatseverler için kapılarını açacak. Böylesi farklı dal ve tarzlarda eserleri görme fırsatını kesinlikle kaçırmamanızı öneririm.

“Yaklaşık 1.000 sanatçımızın katılımıyla 30’dan fazla noktada, 600’e yakın etkinlik olacak”
Festival kapsamında 600’e yakın etkinlik gerçekleştirileceğini belirten Bakan Ersoy, şu bilgileri verdi:
Gastronomi de festivalimizin önemli başlıklarından. 15 tane Festival Lezzet Durağı oluşturduk. Ziyaretçilerimiz hem bu coğrafyanın köklü ve geleneksel lezzetlerini tadacaklar hem de onların hikâyesini, içeriğini ve yapılışını öğrenecekler. Vatandaşlarımızın ekranlardan, sahnelerden yahut sosyal medya gibi farklı mecralardan severek takip ettikleri insanlarla buluşmalarını, onların bilgi ve deneyimlerinden faydalanmalarını önemsiyoruz. Merak ettikleri konulara cevap bulsunlar; ilgi ve bilgileri artsın, perçinlensin istiyoruz. Söyleşi ve panel gibi etkinlikleri bu bilinçle düzenliyoruz.
“Ediz Hun ve Türkan Şoray vatandaşlarla buluşacak”
Yeşilçam’ın duayenleri Ediz Hun ve Türkan Şoray gibi yıldızlarımızın da aralarında bulunduğu Türk sinemasının çok değerli isimleriyle söyleşiler yapılacak. Bununla birlikte Rıfat Becerikli ve Aydın Sarman ile Orhan Gencebay Film ve Müzik Okumaları etkinliği de bu alana meraklı vatandaşlarımız için son derce bilgilendirici ve aydınlatıcı olacak. Pelin Çift İle Gündem Ötesi- Yerinde Tarih programında Doç. Dr. Ali Faik Demir İle Atatürk’ün Yolculuğu her yönüyle masaya yatırılacak.
“Gençler sınavlardan sonra buyursunlar”
Herkesi bir devrin başlangıcına, Türk tarihinin yeni merhalesine dair ayrıntıları dinlemeye ve öğrenmeye davet ediyorum. Yaklaşık 1.000 sanatçımızın katılımıyla 30’dan fazla noktada, 600’e yakın etkinlik olacak. Yani her zaman olduğu gibi Samsun’da da her yaştan, her kesimden, her ilgi ve beğeniye hitap eden bir festival yaşanacak. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi noktalarken öncelikle YKS adayı bütün gençlerimize başarılar diliyorum. Sınavlardan sonra buyursunlar, festivalimizde bu uzun maratonun yorgunluğunu atsınlar.

Festival coşkusu Samsun’da
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkıda bulunmak üzere bu yıl 16 şehirde düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin dördüncü durağı doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle, sanatıyla, turizmiyle, ekonomisiyle ve gastronomisiyle önde gelen şehirlerinden Samsun olacak. Bu yıl ilk kez Türkiye Kültür Yolu Festivali rotasına dahil olan Samsun, 8-16 Haziran tarihleri arasında konserler, sergiler, atölyeler, söyleşiler, gastronomi deneyimleri ve her yaşa uygun etkinliklerle renklenecek.
9 gün boyunca 30’dan fazla noktada 500’den fazla etkinlik halkla buluşacak.
Festival, tarihinin dönüm noktalarına şahitlik etmiş “Güneşin Doğduğu Şehir” ve “Atatürk’ün Şehri” olarak nitelendirdiğimiz bu özel şehrin sahip olduğu değerleri daha da görünür kılacak ve bununla birlikte Samsunluları kültürel ve sanatsal etkinliklerle de buluşturacak. Samsun Kültür Yolu Festivali birbirinden farklı etkinlik ve deneyimlere ev sahipliği yapacak.
Ünlü isimlerin konserleri Samsun’u coşturacak
Şehrin dört bir yanında düzenlenecek konserlerde Samsunlular doyasıya eğlenecek. Batıpark’a kurulacak ana sahnede Oğuzhan Koç, Buray, Uğur Aslan, Ferhat Göçer, Can Bonomo, Mert Demir, Fatma Turgut, Cem Adrian ve Bengü en sevilen şarkıları ile Samsunlularla buluşacak. Kentin birçok noktasında yer alan festival alanları farklı konserlere, söyleşilere, film gösterimlerine ve sahne etkinliklerine ev sahipliği yapacak.
Sanatla dolu Samsun: Konser, opera, bale ve tiyatro
Halk müziğinden tasavvuf musikisine, klasik müzikten operaya, popüler müzikten dünya ezgilerine ve tiyatroya kadar geniş bir yelpaze ile Samsunlular belirlenen farklı festival alanlarında sahne performansları ile buluşacak. Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesinin sezon boyunca kapalı gişe sahnelenen oyunları ve performansları da festivalde yer alacak.
Çocuklar için festival
Doğupark’a kurulacak olan birbirinden renkli aktivitelerin, atölye çalışmalarının, sahne gösterilerinin, tiyatroların, oyun alanlarının ve daha birçok etkinliğin yer aldığı “Çocuk Köyü” ile çocuklar gönüllülerince eğlenecek. Dokuz gün boyunca çocukların ekranlardan tanıdığı çizgi film karakterlerinin sahne gösterileri, panayır çadırları, tematik oyun alanları, müzik, drama, dans, bale ve resim gibi sanat eğitimlerinin yapıldığı aktivite çadırları festival boyunca çocuk köyünde olacak.
Festivalde 15 farklı gastronomi durağı
Gastronomik zenginliği ve coğrafi işaretli ürünleriyle de öne çıkan Samsun’da ‘Festival Lezzet Durağı’ olarak 15 farklı nokta belirlendi. Samsun Kültür Yolu Festivali Lezzet Duraklarında yerli ve yabancı ziyaretçiler asırlara dayanan lezzetleri hikayesiyle, malzemesiyle deneyimleme ve keşfetme imkanına sahip olacak.
Sevilen ünlü isimler Samsun’da
Aslı Hünel, Dolapdere Big Gang, Şükriye Tutkun, Gökhan Akar, Ercan Polat, Prof. Dr. Ubeydullah Sezikli ve Eda Karaytuğ, Alper Kış, Grup Genç, 3 Hisar, Mustafa Akgül & Murat Doğru, Serdar Tuncer, Fatih Koca, Mehmet Kemiksiz, Aykut Kuşkaya gibi halkın beğenerek izlediği ve dinlediği ünlü isimler festival boyunca farklı tarihlerde verecekleri konser ve düzenleyecekleri etkinliklerle festivalde yer alacak. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı koro ve topluluklar da birbirinden kıymetli ses ve saz sanatçıları ile festivalde sanatseverlerle buluşacak. Samsun Büyükşehir Belediyesi Konservatuarı sanatçıları ve öğrencileri ile yerel korolar verecekleri özel konserlerle festivalde sahneye çıkacak.
Haber Kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Devletin sanata yardımı sürüyor…
Kültür ve Turizm Bakanlığı, uzun metraj ve çekim sonrası türlerindeki 30 projeye toplam 141 milyon 500 bin lira destek sağladı.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; sinema sektör temsilcilerinden oluşan Sinema Destekleme Kurulu’nca belirlenen ve Türk sinemasının gelişiminde önemli rol oynayan bu desteklerden 8’ini ‘İlk Uzun Metrajlı Kurgu Film Yapım’, 17’sini ‘Uzun Metrajlı Sinema Film Yapım’, 3’ünü ‘Ortak Yapım’ ve 2’sini de ‘Çekim Sonrası’ türlerinde yer alan projeler oluşturdu.
Yardım alan projeler
Destek alan projeler arasında; ‘Kalandar Soğuğu’ filmi ile dünyanın en önemli film festivallerinden ödülle dönen yönetmen Mustafa Kara’nın ‘Mevsimlerin Ardından’ ile 2018 yılında vefat eden fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in hayatını anlatan ve yönetmenliklerini Fatma Ela Alyamaç ve Aren Perdeci’nin üstleneceği ‘Merhaba’ adlı filmleri göze çarpıyor.
Bu sene destek alan uzun metraj animasyon projeler arasında Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını anlatan üçlemenin ilk filminde ‘Mustafa’ ile Atatürk’ün çocukluk dönemi işlenirken, animasyon filmin yönetmenliği Semih Turalı ve Halil Öztürk gerçekleştirecek.
Destek alan bir diğer animasyon uzun metraj projesi ise çocukların ilgiyle takip ettiği Rafadan Tayfa serisinin son filmi İsmail Fidan’ın yönetmenliğinde ‘Kapadokya Macerası’ olacak.
Destek miktarı 186 milyon 391 bin Türk Lirasına ulaştı
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca; belgesel film yapım, senaryo ve diyalog yazım, kısa film yapım, kısa animasyon film yapım ve yerli film gösterim türlerine 2024 yılında 44 milyon 891 bin Türk Lirası destek verirken uzun metraj ve çekim sonrası desteğine verilen 141 milyon 500 bin Türk Lirası destekle birlikte 2024 yılında bugüne kadar sinema sektörüne aktarılan destek tutarı 186 milyon 391 bin Türk Lirasına ulaştı.
Uzun metrajlı sinema film yapım, ilk uzun metrajlı kurgu film yapım, ortak yapım, çekim sonrası ile dağıtım ve tanıtım destek türlerindeki başvuruların değerlendirileceği Sinema Destekleme Kurulu toplantısının ikincisi eylül ayında gerçekleştirilecek.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sinema desteklerine Sinema Genel Müdürlüğü’nün https://sinema.ktb.gov.tr/TR-373794/2024-4-sayili-sinema-destekleme-kurulu-karari-aciklandi.html adresinden ulaşılabiliyor.

Haber Kaynağı: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Kurucu ve Şeref Başkanı Mehmet Doğan, dün Ankara’da 77 yaşında hayatını kaybetti.
Yaşamını yitiren Doğan’ın cenaze namazı, ikindi namazını müteakip Hacı Bayramı Veli Camii’nde kılındı.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: “GENÇLİĞE BÜYÜK BİR MİRAS BIRAKTI”
Cenaze namazında saf tutan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ardından yaptığı konuşmada şunları kaydetti:
Şu anda musallada Hakk’a yürüyen, uğurladığımız Mehmet Doğan kardeşimiz gerçekten dini, dili bir ve beraberlik noktasında verdiği mücadeleyi çok iyi bildiğimiz, inandığımız, dilimizi özelikle dil olarak kullanmayı gençliğimize, gençliğe gerçekten öğretme mücadelesini veren hele hele o büyük sözlüğü ile sözü, özü gençliğe öğreten ve miras bırakan bir kardeşimizdi. Mekanı cennet olsun inşallah. Rabbim cennetinde bizleri bir ve beraber kılsın. Bütün ailesine sabırlar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.






Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İstanbul’da bulunan Pera Palace Hotel, Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık ediyor.
İlk misafirlerini 1895’te düzenlenen açılış balosuyla ağırlamaya başlayan Pera Palace Hotel’de, Mustafa Kemal Atatürk’ün uzun süreyle kaldığı oda ziyaretçilere açılacak.
Atatürk’ün kritik dönemlerde ülke için büyük önem taşıyan kararları buradaki çalışmaları sırasında aldığı biliniyor.
101 numaralı oda
Hoteldeki 101 numaralı odanın 2 aylık bakım ve onarım çalışmaları tamamlandı.
1 Ağustos itibarıyla ziyarete açılacak
Oda, 1 Ağustos itibarıyla 10.00-11.00 ve 15.00-16.00 saatlerinde gezilebilecek.
Müze ziyaretleri, oturum başı 50 kişiyle sınırlı olacak.
Atatürk Müze Odası’nı ziyaret için bilet alınabilecek.







Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılı kütüphane istatistiklerini açıkladı.
2023 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi istatistikleri, kütüphanenin idari kayıtları esas alınarak yayınlanıyor.
Buna göre Türkiye’de kütüphane sayısı 2023 yılında 1 Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi, 1 Milli Kütüphane, 1.295 halk kütüphanesi, 627 üniversite kütüphanesi ve 46 bin 809 örgün ve yaygın eğitim kurum kütüphanesi olmak üzere toplam 48 bin 733 oldu.
Kitap sayısı yüzde 32,6 arttı
Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi kitap sayısı 2023 yılında 2 milyon 532 bin 299 oldu. Bir önceki yıla göre kitap sayıları Milli Kütüphanede yüzde 3,5 artarak 1 milyon 689 bin 166, üniversite kütüphanelerinde yüzde 2,7 artarak 21 milyon 666 bin 947, halk kütüphanelerinde yüzde 4,8 artarak 24 milyon 204 bin 501, örgün ve yaygın eğitim kurum kütüphanelerinde yüzde 56,9 artarak 68 milyon 970 bin 463 oldu. Böylece kütüphanelerdeki kitap sayısı geçen yıl yüzde 32,6 arttı.

Üniversite kütüphanelerinde elektronik kitap sayısı yüzde 23,4 arttı
Türkiye’de 477’si devlet ve 150’si vakıf üniversitesi olmak üzere toplamda 627 üniversite kütüphanesinin mevcut olduğu görüldü. Üniversite kütüphanelerinin elektronik kitap sayısı bir önceki yıla göre yüzde 23,4 artarak 118 milyon 373 bin 442 oldu. Üniversite kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı yüzde 5,3 artarak 4 milyon 199 bin 285 olurken, kitap dışı materyal sayısı yüzde 8,8 artarak 1 milyon 662 bin 552 oldu.
Halk kütüphanelerinden yararlanan kişi sayısı yüzde 25,3 arttı
Halk kütüphanelerinden yararlanan kişi sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 25,3 artarak 33 milyon 561 bin 919 oldu. Halk kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı bir önceki yıla göre yüzde 11,2 artarak 6 milyon 193 bin 356 oldu.

Ülkemizde 2023 yılında 71 bin 200 kitap yayınlandı
Yayımlanan materyallerin sayısı 2023 yılında, 2022 yılına göre yüzde 18,4 artarak 99 bin 25 oldu. Yayınlar konularına göre incelendiğinde 2023 yılında yayınlanan materyallerin yüzde 29,9’unun akademik, yüzde 19,9’unun eğitim, yüzde 17,6’sının ise yetişkin kurgu edebiyat olduğu görüldü.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trabzon’da dedesi ve babasının izinden giderek henüz 18 yaşında kemençeyle tanışan Sebahattin Yanık, bu yörenin en önemli enstrümanlarından biri olan kemençeyi ustalıkla çalmaya başladı. Gençlere de bu sanatı aşılamayı hedefleyen Yanık, 19 yıl boyunca çeşitli ilçelerdeki halk eğitimi merkezlerinde kemençe dersleri verdi.
KEMENÇEYİ GELECEK NESİLLERE AKTARMAK İSTİYOR
1990’lı yıllarda çıkardığı yaklaşık 30 kasetle bölgenin tanınan isimlerinden biri haline gelen Yanık, yaşadığı her olayı yöresel bir dille notalara döktü. Kemençeyi sadece çalmanın ötesinde, onun tarihine sahip çıkmanın daha önemli olduğunu vurgulayan Yanık, bu kültürel mirası gelecek nesillere aktarmayı görev edinmiş durumda.
65 yaşındaki Yanık, son nefesine kadar kemençe çalmaya devam edeceğini vurgulayarak,
Kemençe nereden gelmiş, bilen var mı yok. Kemençe nereden kalmış, bilen var mı yok. İncelemiş mi incelememiş. ‘Ayşe çıkalım yaylaya, Fadime inelim köye.’, bitti. Ben buna çok karşıyım. 47 sene hayatımı verdim ben buna. Hala ‘Ben sadece ozanım.’ diyorum.
ifadelerini kullandı.

“ELLERİMİZ HEP NASIR”
Kemençenin Karadeniz insanının gönlünde çok farklı yeri olduğunu belirten Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:
Kadırga Şenliği yapıyorduk rahmetli babamla. Birkaç sanatçı arkadaşları daha vardı. Kemençelerimizi ayarlıyorduk. Kadırga’da öyle horon oynardık ki dört kemençe hep beraber çalardık. Millet horonunu oynardı. Şimdi her şey cihaza bağlandı, her şey müzik setlerine bağlandı. Org arkanda, sanki bir yavanlık var. Cumartesi akşam gidiyorduk, pazar akşam geliyorduk. Bu ellerimizde hep nasır var. Niye? Oradan nasırlar kalır, patlardı ellerimiz çünkü bizim arkamızda bir şey yoktu ki sade bir kemençe, türkü devam ediyordu.

“ORADA HER ŞEYİN HASRETİ VAR”
Sebahattin Yanık, yıl içerisinde, çoğunlukla yaz aylarında yurt dışına, özellikle Almanya’ya sürekli gittiğini belirterek,
Mesela 2 gün, 3 gün, hiç böyle durmadan kemençe çalarız orada. Büyük bir alan buluyorlar, çadırını kuruyorlar. Orada her şeyin hasreti var. Adam 12 ayın 11’inde çalışıyor. Bir ayın da 2 gününü, 3 gününü oraya ayırıyor.
dedi.
Hayatta yaşanılanların kemençe ezgileriyle aktarıldığını kaydeden Yanık, “Yaşanmadan hiçbir şey olmaz, gerçekten yaşanmıştır. Karadeniz budur. Yani yaşanmış şeyler söylenir.” diye konuştu.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anadolu Ajansı’nın düzenlediği uluslararası haber fotoğrafı yarışması İstanbul Photo Awards’da ödül alan fotoğrafların yer aldığı serginin açılışına ve ödül törenine İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra yarışma jürisi, kazanan fotoğrafçılar, uluslararası basın ve fotoğraf dünyasından pek çok kişi katıldı.
Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, açılışta yaptığı konuşmada her fotoğrafın bir belge olduğunu ve bir bellek oluşturduğunu söyledi.
Kamera obscuradan bugünün dijital fotoğrafçılığına kadar geçen sürede birçok şeyin değiştiğine işaret eden Karagöz, “İlk kalıcı fotoğrafın çekilmesinden bu yana renkli fotoğrafçılık yöntemlerine ve bugün yapay zeka ile zenginleştirilmiş görüntü işleme teknolojilerine kadar pek çok şey fotoğraf dünyasında değişti. Fakat her fotoğrafın bir belge niteliğinde olması, her fotoğrafın zamanın tanığı olması ve bir bellek inşa etmesi hiçbir zaman değişmedi” dedi.
“Savaşın gerçek yüzünü ortaya koyan çalışmalarımıza devam ediyoruz”
Karagöz, sergide İstanbul Photo Awards’un 2024’te düzenlediği yarışmada dereceye giren fotoğrafları katılımcılarla buluşturmak istediklerini belirterek, “Bu yılın ‘Yılın Fotoğrafı’ ödülüne layık görülen eser Mohammed Salem’in duygusal ve etkileyici eseri ‘Yeğeninin Ölü Bedenine Sarılan Filistinli Kadın’ oldu. Bu fotoğraf, insan ruhunu derinden etkileyen bir hikayeyi aynı zamanda içinde barındırıyor. Bu hikaye hepimizin malumu Gazze’nin hikayesi. Yalnızca belgelerden değil, toplumsal belleğimizden de silinmeyecek bir kare bu ve bu karelerin birçoğuna maalesef şahit olmaya bugün de devam ediyoruz. Ekim ayından beri İsrail yönetimi Gazze’ye yoğun saldırılarını sürdürüyor” diye konuştu.
Gazze’de 7 Ekim’den bu yana 140’tan fazla basın mensubunun İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini hatırlatan Karagöz, şunları kaydetti:
Hayatını kaybeden basın mensupları arasında Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı kameramanı Muntasır es-Savvaf da var. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Bu sayının büyüklüğünü 6 yıl süren İkinci Dünya Savaşı’nda 69 gazetecinin hayatını kaybettiği gerçeğiyle kıyaslayabiliriz. Tüm bu sayılar bugünkü tablonun en net özeti. Anadolu Ajansı olarak insanlık tarihinin acı dolu sayfalarına tanıklık eden ve bu savaşın gerçek yüzünü ortaya koyan çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu kapsamda İsrail’in Gazze’de işlediği suçları tüm açıklığıyla ortaya koyan ve temel delil niteliğinde olan görsellerin yer aldığı ‘Kanıt’ ve ‘Tanık’ isimli kitaplarımızı yayınladık. Bir belgesel serisi olarak kurguladığımız serimizin ilki olan ‘Kanıt’ belgeselimizi Ankara’da gösterime sunduk. Hemen ardından insan hakları ve basın özgürlüğü mücadelesinde bir dönüm noktasını teşkil edecek bu belgeselimizin İngiltere Parlamentosunun ev sahipliğinde Londra’da lansmanını yaptık. Önümüzdeki süreçte dünya genelinde pek çok film ve belgesel festivalinde ‘Tanık’ ve ‘Kanıt’ belgeselimizi izleyebileceğiz.
“Katliamlar devam ederken sessiz kalmayacağız”
Karagöz, serginin girişinde Filistin Odası’nın da yer aldığını ve bu bölümü İsrail saldırıları sonucunda yaşamını yitiren gazetecilerin anısına adadıklarını söyledi.
Batı hükümetlerinin Gazze konusunda sessiz kaldığına ve İsrail’in saldırılarına karşı yeterince tepki vermediğine dikkati çeken Karagöz, şu değerlendirmelerde bulundu:
Filistin’e dair konuların gündeme gelmesinden rahatsız olan bu merciler barışçıl eylemlere karşı en sert tedbirleri uyguluyorlar. Bunları takip eden basın mensuplarına ise baskı ve şiddet uygulamaya devam ediyorlar. Geçtiğimiz hafta New York polisinin sert müdahalesine maruz kalan muhabirimiz Fatih Aktaş’a tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Tüm bu baskı ve şiddete karşı dünyanın dört bir yanındaki vicdanlı insanlar bu adaletsizliğe karşı her türlü direnişi göstermeye devam ediyor. Sokaklarda, meydanlarda, üniversite kampüslerinde özgür Filistin için haykıran insanlar var. Bu konu siyasi bir mesele değil, bir insanlık meselesidir. Katliamlar devam ederken sessiz kalmayacağız. Geleceği inşa edecek olan işte bu cesaretli, vicdanlı ve kararlı duruştur.

Karagöz, “Ne kadar çocuk öldürürseniz o kadar büyük yenilirsiniz. Ne kadar masum sivili öldürürseniz işte o kadar büyük mağlup olursunuz. Bir çocuk ölür, o masum ruhları ile milyonlarca çocuğa ilham olur” mesajını vererek Anadolu Ajansı arşivlerinin dünyanın her köşesine masum Filistinli çocukların hikayelerini taşıdığını vurguladı.
Tüm dünyanın Filistin’deki zulme ve kötülüğe karşı birleşeceğine inandığını dile getiren Karagöz, “Adalet er ya da geç tecelli edecek, Anadolu Ajansı tarafından ortaya konulan kanıtlar bir bir konuşulacak. Çocukları öldürenler yenilecekler ve hüsrana uğrayacaklar. İyi olan çocuklardır, kötü olan onları acımasızca öldürenlerdir. Günün sonunda şuna yürekten inanıyoruz ki iyilik kötülüğe galip gelecektir” ifadelerini kullandı.
“10 senede 185 bin fotoğraf, 18 bin fotoğrafçı”
Karagöz, bugünkü sergide her türlü zorlu şart altında mesleklerini yerine getiren fotoğrafçıların emeklerinden oluşan bir seçkiyi paylaştıklarını aktararak şöyle konuştu:
İstanbul Photo Awards, gerçekleştirildiği ilk seneden bu yana 10 senede yaklaşık 185 bin fotoğraf ve 18 bin fotoğrafçının kayıt olduğu küresel bir platform haline geldi. Dünyadaki en saygın fotoğraf ödüllerini biraz sonra ziyaret edeceğiz. Bu yılki yarışma dünya genelinden 20 binden fazla fotoğrafın katılımıyla gerçekleşti. Brezilya’dan Nepal’e, Kanada’dan Nijerya’ya, Filistin’den Japonya’ya dünyanın dört bir yanından dünyanın en yetenekli fotoğrafçıları bu yarışmaya katıldılar. Bu küresel görüntü bizi çok mutlu ediyor. Uluslararası jürimiz her bir fotoğrafı özenle değerlendirdi ve 10 farklı kategoride 32 fotoğrafçının yakaladığı anlar ödüle layık görüldü. Kendi kategorilerinde ödül kazanan tüm meslektaşlarımı tebrik ediyor, tüm katılımcılara emekleri ve katkıları için teşekkür ediyorum.
“Dünyadaki en iyi fotoğraf sanatçıları Gazze kareleriyle bir tepki oluşturdular”
Konuşmanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Karagöz, İstanbul Photo Awards’un dünyanın en saygın fotoğraf yarışmalarından bir tanesi olduğuna dikkati çekerek, “Biz bugün burada dünyanın en saygın fotoğraf gazetecilerinin yapmış olduğu fotoğraf çalışmalarını, çekmiş olduğu fotoğrafları bir araya getirdik” dedi.
Uluslararası jürinin binlerce fotoğrafın arasından en iyileri seçtiklerini belirten Karagöz, İstanbul’un ardından İstanbul Photo Awards’un 10. yıl sergisini New York’ta ve Brüksel’de açacaklarını söyledi.
Karagöz, 2023’ün acılarla geçtiğini ifade ederek, “Öncelikle Türkiye’deki deprem, fotoğraf sanatçılarının ilgisinden kaçmadı. En iyi fotoğraflardan bir tanesi Türkiye depreminde çekilmiş bir fotoğraf. Ama sergimizin ana teması bu yıl Gazze fotoğraflarından oluşuyor ne yazık ki. Fotoğraf bir belge, bir kayıt. Biz burada belgeliyoruz, kayıt altına alıyoruz. Objektif kelimesinin Türkçesi dokunulmamış, özüne sadık kalınmış, oynama yapılmamış, manipülasyondan uzak demek. İşte bu yüzden fotoğraf sanatçılarımız Gazze’de olup biteni objektiflerinden kayıt altına aldılar ve dünyadaki en iyi fotoğraf sanatçıları burada Gazze kareleriyle bir tepki oluşturdular” açıklamasında bulundu.

Yarışmadaki kategorilere ilişkin bilgi veren Karagöz, şu değerlendirmeleri yaptı:
Bu yıl ‘ayrımcılık’ kategorisini de dahil ettik. O seçkimiz de dünyada ayrımcılığa maruz kalan insanların görsellerini oluşturuyor. Çevre kategorisi çok önemli. Çevreyi kirleten, özellikle plastik atıklara ilişkin bir seçkimiz var. Onu da fotoğrafseverlerin dikkatine sunuyoruz. Spor kategorimiz her zaman haber fotoğrafçılığının merkezindeki bir konudur. Bu kategoride de çok güçlü fotoğraflar var. Onları da İstanbullu fotoğraf severlerin ilgisine sunuyoruz.
Karagöz, İstanbul Photo Awards ile Anadolu Ajansı’nın dünyadaki fotoğraf sanatına çok büyük katkı sağladığını da sözlerine ekledi.
Yılın Fotoğrafı ödüllü Salem, Gazze’den mesaj gönderdi
Törende ‘Yılın Fotoğrafı’ ödülünü kazanan ‘Tekil Haber’ kategorisinin birincisi Reuters foto muhabiri Mohammed Salem’in Gazze’den gönderdiği video mesaj gösterildi.
Daha sonra Muhammed Salem adına ağabeyi Reuters Gazze Görsel Editörü Suhaib Salem, ‘Seri Spor’ dalında birinci olan Agence France Presse foto muhabiri Jeff Pachoud, ‘Seri Portre’ kategorisi birincisi Anna Surinyach, ‘Tekil Spor’ birincilik ödülüne layık görülen Sprint Cycling Agency’den Luca Bettin, ‘Tekil Haber’ kategorisi üçüncüsü Agence France Presse foto muhabiri Adem Altan, ‘Seri Haber’ kategorisi birincisi Agence France Presse foto muhabiri Mahmud Hams, ‘Tekil Günlük Yaşam’ kategorisi ikincisi Associated Press foto muhabiri Francisco Seco ve ‘Seri Günlük Yaşam’ kategorisi üçüncüsü Marylise Vigneau’ya ödülleri takdim edildi.
Ayrıca İstanbul Photo Awards jüri üyelerine ve yarışmanın destekçileri arasında bulunan kurumların temsilcilerine teşekkür plaketi takdim edildi ve katılımcılar sahneye gelerek hatıra fotoğrafı çektirdi.
İstanbul Photo Awards hakkında
Haber, spor, çevre, portre ve günlük yaşam dallarında tekil ve seri fotoğrafların değerlendirildiği yarışmaya, bu yıl 20 binden fazla fotoğraf başvurusu oldu.
Yarışmada toplam 10 kategoride, 32 fotoğrafçı ödül kazandı.
Rami Kütüphanesi’nin destekleriyle düzenlenen sergide İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü saldırılardan ‘Asrın Felaketi’ olarak adlandırılan Türkiye depremine, Meksika suç örgütlerinden Afganistan mülteci kamplarına, Nijerya’daki plastik kullanımından Sri Lanka’da çöplüğe dönen fillerin yaşam alanlarına, Japonya’daki dünya yüzme şampiyonasından Wimbledon tenis turnuvasına, Hindistan’daki ayrımcılıktan İspanya sularında hayatını kaybeden göçmenlere kadar geçen yılın küresel olaylarını ele alan fotoğraflar yer alıyor.
Ödül alan fotoğraflara dair bilgilere istanbulphotoawards.com adresinden ulaşılabilen yarışmanın sergisi 23 Haziran’a kadar Rami Kütüphanesi F3 salonunda görülebilecek.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kurban Bayramı tatilinde vatandaşlar, yurdun dört bir yanında yoğunluk oluşturdu.
Düzce’de “Batı Karadeniz’in Efes’i” olarak anılan, Prusias Ad Hypium Antik Kenti’ni bayram tatilinde ziyaretçi akınına uğrayan bölgelerden biri oldu.
3 bin kişi ziyaret etti
Tarihi yapıların titiz şekilde korunduğu bölgede yetkililer eşliğinde tiyatro basamakları, koridorlar ve en tepede bulunan Aslanlı Mozaik’i görme şansı elde eden 3 bin ziyaretçi, yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgiler aldı.
Ziyaretçiler, kazılarla ortaya çıkarılan tiyatro çevresine, bozulmadan günümüze erişmeyi başarmış sahne ve basamak bölümlerine hayran kaldı.
Ekipler kazı çalışmalarını sürdürüyor
Geçmiş dönemlerdeki depremler ve restorasyonlarla yıkıma ve değişime uğradığı tespit edilen antik kentteki kazı çalışmaları, uzman ekiplerce yürütülüyor.
Antik tiyatro, surlar, su kemerleri ve Roma Köprüsü gibi yapıların yer aldığı bölgede, tiyatro bölümündeki kazılarda şimdiye kadar 2 bin yıllık olduğu sanılan, Yunan mitolojisinde “gözlerine bakanı taşa çeviren, yılan saçlı dişi canavar” olarak bilinen Medusa heykel başı, mask (yüz kalıbı) heykelleri ile grotesk (eski çağ Roma yapılarında bulunan tuhaf, gülünç figürlerden oluşmuş süsleme) figürü ve tonoz (tavan örtüsü) bulundu.

Kabartma heykellere rastlandı
Sahne bölümünün ortalarında yürütülen çalışmada ise yine Yunan mitolojisindeki tanrı Apollon, zafer tanrıçası ve avcı Akteon’un kabartma heykellerine rastlandı.
Tiyatro yapısının büyük bölümü açığa çıkarılan kazılarda, geçen yılın son bölümünde “Dionysos Kült Mekanı”nı yansıtan aslanlı mozaik ve Büyük İskender’e ait heykel başı bulunması, arkeologları heyecanlandırdı.
Doğu Roma döneminde tiyatronun amacı dışında kullanıma başlandığının tespitiyle özellikle Osmanlı döneminden itibaren yerleşim alanı olarak kullanıldığı da yapılan kazılar neticesinde anlaşıldı.
Buna rağmen büyük oranda sağlam şekilde ortaya çıkarılan tiyatro, yalnızca Bitinya bölgesinin değil, Anadolu’nun da iyi korunmuş tiyatrolarından biri olma özelliği taşıyor.

Yıl sonuna kadar restorasyona başlanması planlanıyor
Halk arasında “40 Basamaklar” adıyla bilinen, 100 metre uzunluğa ve 74 metre genişliğe sahip antik tiyatronun yarım daire biçimindeki oturma alanı, aslan pençesi figürleriyle süslenmiş basamakları, kemerli geçitleri ve sahnesinin bir bölümü günümüze kadar ulaştı.
Antik kentte 10 arkeolog ve Düzce Belediyesi tarafından sağlanan 60 kişilk personel ve ekipman desteğiyle 5 yıldır 12 ay kesintisiz devam eden çalışmaların yıl sonunda tamamlanarak restorasyona başlanması planlanıyor.






Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu hafta tiyatroseverleri Shakespeare’den Molière’e, Eftal Gülbudak’tan Savaş Dinçel’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.
Bu hafta; Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Masal, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (6-10 Mart 2024)
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur.
Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
MASAL (5+Yaş) (Sözsüz Oyun)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 10 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>
Yapay zeka uygulamaları, teknoloji çağının son meyvesi olarak hızla yaygınlaşıyor ve hayatımızın önemli bir parçası haline geliyor. Özellikle “ChatGPT” ve “Gemini” gibi uygulamalar; metin, fotoğraf, ses ve video üretiminin yanı sıra çeşitli farklı görevleri yerine getirebiliyor.
Tasarımcılar, tanıtım afişleri gibi görsel ürünleri istedikleri gibi hazırlamak için yapay zeka destekli uygulamalardan faydalanabiliyorlar. Bir sanatçı, kısa sürede bir şarkı üretebilirken, avukatlık uygulamaları dava dosyalarını anında çözebiliyor. Bu uygulamalar sadece belirli alanlarla sınırlı kalmıyor; sağlık, eğitim, finans, ticaret, ulaşım ve lojistik gibi çeşitli sektörlerde de yaygın olarak kullanılıyorlar.
Akıllı telefonlardaki sesli asistanlar, otonom sürüş sistemleri, akıllı yollar ve araç içi uygulamalar, çevrim içi alışveriş sitelerindeki algoritmalar ve tıbbi görüntüleme alanında kullanılan manyetik rezonans (MR) veya röntgen gibi görüntü analizleri de yapay zeka ile gerçekleştiriliyor.

“Artık birincil kullanıcıya doğru ilerleyen bir yapı söz konusu”
Yapay zekanın geleceği hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Marmara Üniversitesi (MÜ) İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, makine öğrenmesi, derin öğrenme ve dil işleme modellerinin bileşkesinden oluşan yapay zeka sisteminin, Türkiye’de ve dünyada giderek yaygın bir hal almaya başladığını söyledi.
Yapay zekanın Türkiye açısından son derece önemli bir noktaya doğru evrilmeye başladığını belirten Prof. Kırık,Birçok iş koluna, alana yayılmaya başladığını ifade edebiliriz. Başta medya ve eğitimde yapay zekanın çok ciddi manada kullanıldığını görüyoruz. Gerek uygulamalar aracılığıyla gerekse de yapay zeka sohbet robotları aracılığıyla artık birincil kullanıcıya doğru ilerleyen bir yapı söz konusu.dedi.
Kullanıcıların son dönemde çok daha kolay şekilde yapay zeka destekli uygulamalara ulaşma imkanına eriştiğine işaret eden Kırık, bu uygulamaların eğitim alanında başvurulan temel kaynak haline geldiğine değindi.
Prof. Dr. Kırık, bu sistemlerden alınan bilgilerin teyit ve mukayeseye muhtaç olduğuna, bu tarz bilgilerin kullanıcıların yanlış yönlendirilmesine sebebiyet verebileceğine dikkati çekerek, öğrencilerin ödevlerini ve tezlerini yapay zeka uygulamaları üzerinden hazırlayabildiklerini dile getirdi.
Buradan alınan bilgilerin kıyas yapılmadan ve mukayese edilmeden bilimsel kaynaklara eklenmesi, referans gösterilmeksizin çalışmalarda kullanılmasının ciddi problemlere mahal verebildiğinin altını çizen Kırık,
Çünkü yapay zeka her zaman doğru cevabı verecek diye bir kaide yok. Unutmamamız gereken en temel nokta, var olan parametrelerin, verilerin, girdilerin sisteme eklemlenmesi ve daha sonra sorulan sorular üzerine bunların analizi esasına dayanarak cevapların sunulması söz konusu oluyor. İşte burada yanıltıcı bilginin sunulması, ciddi problemlerin ortaya çıkmasına sebebiyet verebiliyor.diye konuştu.

Yapay zeka işsizlik ve istihdam sorununa yol açar mı
Prof. Dr. Kırık, İngiltere’de yapılan bir araştırmada, doktorların teşhis koyamadığı bir hastaya yapay zeka aracılığıyla teşhis koyulduğunu aktararak, Rusya’da yapılan bir çalışmada ise bu ülke menşeili bir yapay zeka sohbet robotunun tıpta yeterlilik sınavından yüzde 83’lük dereceyle geçtiğini, bu nedenle tıp dünyasında yapay zekanın faydalı olup olmayacağı konusunda farkı görüşlerin olduğunu söyledi.
Medya ve eğlence sektöründe de yapay zekanın kullanıldığını, uygulamalar aracılığıyla müzik bestelendiğini ve senaryo hazırlandığını aktaran Kırık, şöyle devam etti:
Bu durum bir işsizlik ve istihdam sorununu beraberinde getirebilir. Çünkü belki birçok insanın yapacağı işi sadece tek bir yapay zeka uygulaması üzerinden gerçekleştirmesinin söz konusu olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Telif davalarının artık medya aracılığıyla açılmaya başladığını da görüyoruz. Özellikle dünyanın en büyük yayın kuruluşları, yapay zeka sohbet robotlarına ciddi telif davaları açmaya başladılar. İzinsiz kullanmaları sebebiyle bu makalelerin tespiti söz konusu oldu.
Bundan sonraki süreçte, burada medya aracılığıyla var olan bilgilerin, içeriklerin yayılması söz konusu olduğu için ilgili yapay zeka sohbet robotlarına telif davaları açılmaya başlandı. Bu da gelecekte hukuki sorunlarla karşı karşıya kalmamızı sebebiyet verebilir. Avrupa Birliği (AB) Parlamentosu bu alanda çalışmalarını sıklaştırmıştı. 2025 yılından itibaren yürürlüğe girecek yapay zeka yasasını çıkarttı. Belki önümüzdeki günlerde Türkiye açısından da bu tarz yasaların çıkması kuvvetle muhtemel olabilir.
Prof. Ali Murat Kırık, yapay zekayı bir bebeğe benzeterek, gelecek yıllarda yapay zekanın büyüyeceğini, gelişeceğini ve yetişkin bir insanın sahip olduğu bütün özellikleri kendi bünyesine dahil edebileceğini anlattı.

Türkiye’de yapay zekaya yatırımlar hızla artıyor
Türkiye’nin yapay zeka konusunda geri kalır bir ülke olmadığına işaret eden Kırık, gerek devlet kurumları aracılığıyla gerekse de özel sektör girişimleriyle yapay zekaya olan yatırımların giderek artmaya başladığını, bu konuda Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTAK) başı çektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Kırık, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) gelecekte somut adımlar atabileceğini, yeni yapay zeka programlarının, lisans ve lisans üstü programların açılacağını, bütün eğitim programlarına yapay zekanın entegre edilip buna uygun bir eğitim sisteminin yer alacağını dile getirdi.
Türkiye’deki yapay zeka sohbet robotlarına dair çalışmaların da tüm hızıyla devam ettiğini belirten Kırık, şunları kaydetti:
ASELSAN ile HAVELSAN’ın bu alanda çalışmalarına şahit oluyoruz. Bununla birlikte özel sektörde Baykar’ın yerli ve milli sohbet robotunu geliştirmesi, bunu yaygınlaştıracak olmasının da ciddi bir avantaj olarak karşımıza çıkacağını ifade edebiliriz. Bunun sebebi şudur: Yerli ve milli teknolojilerin olması, doğru bilgiye ulaşabilme konusunda ciddi bir avantaj sağlayabilir.
Çünkü bildiğiniz üzere dezenformasyon, çağımızın en büyük sorunlarından bir tanesi. Bazen bu tarz sohbet robotlarının yanlı ve taraflı cevaplar verebildiğini görüyoruz, bilgi saklayabildiğine de şahit oluyoruz. Geçmişte nasıl arama motorlarını kullanıyorsak, bugün de yapay zeka sohbet robotlarını kullanmaya başlayacağız.
Orada en azından kıyas ve mukayese yapabilme şansımız söz konusuyken artık sadece soruları oraya sorarak cevapları oradan almaya başlayacağız.
O yüzden yerli ve milli yapay zeka sohbet robotlarının, uygulamalarının gelişim göstermesi oldukça önemlidir. Türkiye’de tabii ki TÜBİTAK’ın başını çektiği ve Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin de bu alanda yapacağı çalışmalar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın aynı şekilde geliştirdiği yapay zeka zirvelerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
]]>
Survivor 2024 All Star’da kadın eleme haftasında elenen kişi Begüm olmuştu. Erkek eleme haftasında ilk dokunulmazlık oyununu Kırmızı takım kazanmış, Mavi takımdan ilk eleme adayı Hakan Hatipoğlu olmuştu.
Hatipoğlu takım arkadaşlarına zehir zemberek sözlerde bulunurken, ikinci dokunulmazlık oyunu öncesi oyun alanını terk etti. Heyecan dolu yarışmadan önce çıkanlar şu şekilde:

‘TATSIZ İKİ MAĞLUBİYET ALDIK’
Poyraz, “Üç dört gündür tatsız bir hastalığa yakalandım üst solunum yolları enfeksiyonu tadında, ciğerimi ve solunumumu engelleyen, Seda da aynı hastalıktan muzdarip şu an.
Hem Seda hem ben olmayınca, ikimizde istatistikte ilk 5’te yer alan iki yarışmacı olarak takıma katkımız ortadan kalkınca tabi tatsız iki mağlubiyet aldık ama Seda ve benim olmamama rağmen son iki oyundur çok uç uca geçiyor.
O yüzden bu bir yerde takımımızın kalitesini gösteriyor.” dedi.

HAKAN HATİPOĞLU’NDAN ZEHİR ZEMBEREK SÖZLER
Hakan Hatipoğlu, “Derler ya dünyada en tehlikeli insan kaybedecek bir şeyi olmayan insandır. Benim şu an kaybedecek hiçbir şeyim yok. Zaten adayım, beni aday yapmışlar, şimdi onlar düşünsün.
Esas mesele şimdi başlıyor. Bugün Survivor’da bence yapmam gereken en keskin hareketlerden birini yapacağım. Kafaya taktım bunu yapacağım. Bugün ikinci dokunulmazlık oyunu günü şimdi kaybedersek bizden biri yazılacak.
Ben burada kibir abidesi Ogeday için mi mücadele edeceğim, yalan söyleyen bir Poyraz için mi ya da ayrı ayrı oynayan bir Yasin için mi?” ifadelerini kullandı.

‘İYİ BİR ENERJİYLE GİDİYORUZ’
Bozok, “Ben Hakan’ın çıkacağını biliyordum. Hakan kendi de biliyordu. Bence Hakan takımıyla iyi anlaşamıyor, bireysel olmuş, iki üç tane de kız var yanında, onlarla beraber takılıyor.
İlk dokunulmazlığı aldık. Tabi ki de iyi bir enerjiyle gidiyoruz. Fazla konuşmuyoruz bu konu hakkında, bugünü kesin alacağız gibi bir totem yapmadık.” dedi.

‘DÜNE GÖRE DAHA MOTİVEYİZ’
Hilmi Cem, “İkinci erkek dokunulmazlığına gideceğiz. Düne göre daha motiveyiz, daha neşeliyiz çünkü almış olduğumuz galibiyet var. Kazandığın zaman kazanma ruhu denir ama bu oyunda devam edecek mi, göreceğiz.” ifadelerine yer verdi.

HAKAN HATİPOĞLU OYUN ALANINI TERK ETTİ
Murat Ceylan ilk eleme adayı olması sonrasında oyuna başlamadan Hakan Hatipoğlu’na duygu ve düşüncelerini sordu. Hakan Hatipoğlu şu ifadeleri kullandı:
Bizde ne olursa olsun bir liste var koşulsuz, değişmeyen. Bence burada ağzınızda kuş tutsanız bu listenin dışına çıkamazsınız. Sevdiğim bir parkur. Burada oynamayı çok istiyorum açık söyleyeyim ama bugün ne için oynayacağım onu bilmiyorum.
Kadın haftası olsa çok istekli olurdum. Şu an önümde düello var yani burada bazı insanlar için oynamak istemiyorum açıkçası.

Hakan Hatipoğlu sözlerinden sonra Murat Ceylan’dan izin alarak oyun alanını terk etti.
DOKUNULMAZLIK OYUNU
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyunu nefes kesti. Son oyunda Mavi takımdan Yağmur ve Yasin ile Kırmızı takımdan Yunus Emre ile Gizem Meriç yarıştı. Yasin ve Yağmur’un kazanmasıyla Mavi takım 12-7’lik skorla dokunulmazlık sembolünün sahibi oldu.

ELEME ADAYI
Kırmızı takımda konseyde en fazla Mustafa Kemal’in ismi çıktı. Mustafa Kemal, ikinci eleme adayı oldu.
]]>
“Arabeskin Babası” veya “Müslüm Baba” olarak tanınan arabesk ve halk müziği sanatçısı Müslüm Gürses’in vefatının üzerinden 11 yıl geçti.
Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti. Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi dükkanında çalıştı.
14 yaşındayken Adana’da ses yarışmasına katıldı
Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti.
Usta sanatçı, yarışmadan sonra “Gürses” soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı.
Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı.
Gürses, müziğe başladığı ilk yıllarla ilgili yaptığı bir açıklamada, “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum.” ifadelerini kullanmıştı.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” büyük başarı yakaladı
Adana’daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.
Müslüm Gürses, bir yandan Adana’da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967’den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu’nda, canlı olarak türküler söyledi.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” adlı 45’liği 1968’de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.
Sanatçı, 29 Mayıs 1969’da babasının annesini öldürmesiyle büyük sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses’in kız kardeşi Zeyno Akbaş’ı da öldüren babası, cezaevine girdi.
Hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul’da, “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu.
Gürses, “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı.
Askerliğini Mamak’ta yapan sanatçı, vatani görevini tamamladıktan sonra Burhan Bayar’ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturdu.
1990’lı yıllarda müzik dünyasında ikinci çıkışını yakaladı
Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı.
Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı.
Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.
Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, “Orhan ağabey bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, ‘Böyle gelmiş, böyle gitmez’ diyor. Bizse ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyoruz” sözleriyle ifade etmişti.
2006’da “Aşk Tesadüfleri Sever” albümünde sınırlarını aştı
Müslüm Gürses, “Gönül Teknem” adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” adlı albümü 2006’da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu.
David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen’in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan’ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile seslendirdi.
Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Şebnem Ferah’ın “Sigara” ve Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da “Sandık”, 2010’da ise “Yalan Dünya” albümlerine imza attı.
Onlarca albüm ve plak yaptı
Gürses’in 1975-1978 yıllarında dört farklı “Müslüm Gürses” adlı albümü yayımlanırken, 1976’da “Öldürdüğün Yetmedi mi”, 1979’da “Gazla Şoför”, “Bağrıyanık”, 1980’de “Umutsuz Hayat”, “Esrarlı Gözler”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1982’de “Müzik Ziyafeti”, “Tanrı İstemezse”, 1983’te “Anlatamadım”, “Dertliler Meyhanesi”, 1984’te “Yaranamadım”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “Gitme”, 1986’da “Sevda Yolu”, “Yıkıla Yıkıla”, “Küskünüm”, “İlk Aşkım Son Sevgilim”, “Hayatımı Sen Mahvettin”, 1987’de “Farketmez”, “Talihsizler”, 1988’de “Aldatılanlar”, “Dertler İnsanı”, “Vefasız Alem”, “Maziden Bir Demet”, 1989’da “Arabeskin Devleri”, “Bir Fırtına Kopacak”, “Bir Kadeh Daha Ver”, “Mahsun Kul”, “Müslüm Gürses Konser albümü”, 1990’da “Meyhaneci/ Kırık Sazım”, “Hüzünlü Günler”, “Arkadaş Kurbanıyım”, “Güle Güle Git”, 1991’de “Bir Bilebilsen/ Zalim”, “Sen Nerdesin Ben Nerdeyim”, “Yüreğimden Vurdun Beni”, “Bir de Benden Dinleyin”, “Her Şey Yalan”, “Yaşamalısın”, 1992’de “Müslümce 92”, 1993’te “Ah Gülüm”, “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Kralların Müzik Şöleni”, 1994’te “Senden Vazgeçmem”, “İnsaf – Kahire Resitali”, 1995’te “Benim Meselem”, “Bir Avuç Gözyaşı”, 1996’da “Topraktan Bedene”, “Şiirlerim Şarkılarım”, 1997’de “Sultanım”, “Usta – Ne Yazar”, “Nerelerdesin”, 1998’de “Müslüm Gürses Klasikleri” albümleri yayımlandı.
“Arkadaşım”, “Garipler” ve “Vay Canım” albümleri 1999’da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000’de “Biz Babadan Böyle Gördük”, “Zavallım”, 2001’de “Müslümce Türküler”, “Sadece”, “Yanlış Yaptım”, “Dünya Yalan”, 2002’de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, “Müslüm Baba ile Yolculuk”, “Paramparça”, 2003’te “Yanarım”, “İkimizin Yerine”, 2004’te “Uyanma Zamanı”, 2005’te “Ayrılık Acı Bir Şey”, 2005’te “Bakma”, 2006’da “Gönül Teknem”, “Aşk Tesadüfleri Sever”, 2009’da “Sandık”, 2010’da “Yalan Dünya”, 2013’te “Veda – Ervah-ı Ezelde”, 2013 ve 2014’te “Baba Şarkılar 1-2” albümleri çıktı.
38 filmde rol aldı
Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen “İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçti.
Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol alan sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.
Sanatçı, 1980’de “Bağrı Yanık”, “İtirazım Var”, “Hasret”, “Kul Sevdası “Zeytin Gözlüm”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1983’te “Anlatamadım”, 1984’te “Ağlattı Kader”, “Bir Yıldız Doğuyor”, “Çare Sende Allah’ım”, “Garibanlar”, “Sev Yeter”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “İkizler”, “Kul Kuldan Beter”, “Yaranamadım”, 1986’da “Beleşçiler”, “Çığlık”, “Seher Vakti”, “Töre”, “Yıkıla Yıkıla”, “Kader Rüzgarı”, “Kısmetin En Güzeli”, “Küskünüm”, 1987’de “Oğlum”, “Talihsizler”, 1988’de “Yalnızlık Korkusu”, 1990’da “Dertler İnsanı”, “Dünya Boştur”, 2000’de “Sevmemeli”, 2002’de “Bir Akıllı Bir Deli”, “Muhabbet Kuşları”, “Ömerçip”, 2005’te “Balans ve Manevra”, 2006’da “Amerikalılar Karadeniz’de 2”, 2008’de “Esrarlı Gözler”, 2011’de “Şov Bizinıs” filmlerinde oynadı.
Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu
Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı.
Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, “Esrarlı gözler” isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.
Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.
44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza attı
Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca “kenar mahalle” ya da “varoş” müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.
Usta sanatçı, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçı solunum cihazına bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti, cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran “Müslüm” filmi ise sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunmuştu.
]]>
TV8 ekranlarında yayınlanan Survivor All Star’da gerilim dolu mücadele devam ederken Sema ve Pınar arasında ipler koptu. Sema, daha önce birçok kez tartıştığı Pınar’a şiddet uygulayınca yarışmadan diskalifiye edildi. Pınar’ın eşi ve kardeşi de günlerdir yaşanan kadına şiddete gülündüğünü ve sessiz kalındığını belirterek veryansın etti.
PINAR’IN KARDEŞİ: KADINA ATILAN TEKME VE YUMRUKLARA GÜLÜNÜYOR
Pınar Saka’nın erkek kardeşi yaşanan şiddetten dolayı insanların gülerek alay etmesi tepki gösterdi. Instagram hesabından sitem eden Hakan Saka şu ifadeleri kullandı: “Belli bir kesim hariç bütün ülke bir olmuş. Sosyal medyada etkileşim uğruna televizyonda bir kadına atılan tekmelere, yumruklara gülüyor. Sesimizi çıkarmayalım dedik ama sustukça yemediğimiz hakaret, küfür kalmadı ve sabrımız taştı. Bu konuyla eğlenen, ‘oh iyi olmuş’ diyen istisnasız herkes Türkiye’nin en büyük kanayan yaralarından biri olan ‘Kadına şiddeti’ şu anda alenen destekliyor.”

“Empati yapamayacak kadar insanlıktan çıktığınız bildiğim için umarım bir gün çekirdek ailenizden birisi bunu yaşar da Pınar Saka’nın ailesinin ve sevenlerinin neler hissettiğini anlarsınız. Son olarak bu durumu meşrulaştırmaya çalışan herkesin attığı twit ve yorum inceleme altına alınıyor. Yazık bu millete.”

PINAR’IN EŞİ: KÜFÜRLERİNİZİN KONUĞU BİZİZ
Pınar’ın eşi Erhan Seçkin ise “Söz her zaman sahibine aittir. Küfürlerinizin şimdilik konuğu biziz. İleride ismimizi bile düşünerek hatırlayacağınız zamanda kim bilir hangi isimler konuk olacak. Ben devlet sanatçılığına, eşim de üst düzey yöneticilik hayatına devam edecek. Ama siz çekirdek çıtlarken yine birilerine küfürler yağdıracaksınız. Sizin yapınız bu, maalesef ki bundan besleniyorsunuz” ifadelerini kullandı.

SEMA, PINAR’I DÖVDÜ
Survivor’ın önceki akşam yayınlanan bölümünde Sema Aydemir, “Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen” diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da “Sana mı soracağım?” cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, “Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma” derken ikili birbirine tekrardan temas etti. Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat attı. Sema araya giren arkadaşlarına “Bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?” dedi. Pınar da “Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece” cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

DİSKALİFİYE EDİLDİ
Sema için acil durum konseyi düzenleyen Acun Ilıcalı ise yarışmacının diskalifiye edildiğini duyurarak “Olayı defalarca seyredip diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk. Sonrasında da bir kanaate ulaştık. Değerlendirme sonucunda açıkçası çok emeğin olan bize de çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin çok yüksek. Sen bana göre örnek bir annesin. Fevri bir olaydan bir yere varmak bence insanı yanlışa götürür. Ancak yaşanan bu olay yarışmanın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’ten ayırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

Bu hafta tiyatroseverleri Tolstoy’dan Alexander Galin’e, Eftal Gülbudak’tan Dinçer Sümer’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.
Bu hafta; Masal (Yeni Çocuk Oyunu), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (28 Şubat-3 Mart 2024)
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir.
Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>
Gökay Kalaycıoğlu’nun sunumuyla Haberler.com’un YouTube kanalında yayınlanan Haber Bahane programının bu haftaki konuğu oyuncu Yunus Günçe oldu. Geçtiğimiz yıllarda Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonrasında yayınladığı videolarından dolayı yarışmaya gidemediğini ileri sürdü.
“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun. Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı. Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap. Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar. İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım. Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu. Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler. Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık. Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada. Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>
Bugün yapılan konseyde 3. ve 4. eleme adayı belli oldu. Acun Ilıcalı konseyde konuştu: Zor günler geçiriyoruz. Şimdiye kadar bir çok olayı beraber yaşadık.Açıkçası Survivor’ın gelmiş geçmiş en gergin sezonu. Sebebi de performans üzerine ve SMS oylaması olmaması yarışmacıları daha frensiz hale getirdi bence. Maalesef Sema ile Pınar arasında istemediğimiz görüntüler oluştu.
Olayı anlatması için söz verilen Pınar “Konsey sonrasında adaya gittik. Zaten burada benim adım çıkmıştı. Adaya gittik yatmaya hazırlanmaya başladığımızda Sema geldi. Pınar buraya gelebilir misin diye sert bir şekilde konuştu.
Burada konuşalım dediğimde sen ne zaman yakamdan düşeceksin dedi. Yakasında olmadığımı söyledim. Yazdığım şeye sinir olduğundan bahsetti. Beni bu şekilde yazamazsın dedi. Ben de istediğim gibi yazarım dedim.
Sonrasında sürekli buraya gel yanıma gel, okul çıkışında görüşürüz tarzı sert ifadeleri vardı. Ayrıca ben de öyle olduğunu düşünüyorum dedi. Sakinliğimi korudum. Ayağını yere vurmaya başladı. ya git buradan alın bunu şuradan dedim.
Yatağımın yanına geldi ayağımı tekmelemeye başladı. O zaman ayağa kalktım. Üstüme doğru gelmeye devam etti. O ara bana ilk hamlesini yaptı ve yüzüme geldi. Ben de hayatım boyunca hiç fiziksel bir hamlede bulunmadım. Elimi uzattım ve kafasının oradan tuttum, bunu buradan götürün dedim.
Diskalifiye olmak istemiyorum alın bunu dedim ve bir kol uzaklığında tuttum. O sırada kolumdan sıkıp kolumu da morarttı. Bana sürekli saldırmaya devam etti. Sürekli alın götürün şunu dedim.
Tahrik edecek bir şey de yapmadım. İki gündür takımdan ayrıyım ve şu anda da sinirlerim çok bozuk. Başka bir şey söylemek istemiyorum” dedi.

ACUN KARARI AÇIKLANDI
Acun Ilıcalı “Yaptığımız toplantılar sonrasında verdiğimiz karar, Sema Survivor All Star’a devam edemeyecek. Kendisi hem şiddetsel hareketler ve ısrarları sonucu bizi çaresiz bıraktı. Benim için çok değerli bir yarışmacıydı. Tek telefonumla Survivor’a geldi.
Tansiyonun düşmesini diliyorum. Kimse elenmez gibi belki düşünüyordunuz ama şu anda da bunun üzüntüsünü yaşıyoruz. Hepinizin güzel kalbini biliyorum ama Pınar da burada her yarışmacı gibi bize emanet.
Fikirlerini istediği gibi dile getirebilir. Kendisine de bir kez daha geçmiş olsun diliyorum” dedi.

SEDA DA KONUŞTU: ALLAH KALP TEMİZLİĞİ VERSİN
Seda “Yani söyleyeceklerimi tutmaya çalışıyorum. Gözümden bir damla bile gözyaşı gelsin istemiyorum. Az önce 3 tane arı soktu hiçbir şey hissetmedim. Tek söyleyeceğim şey lanet olsun onların sporculuk hayatına, bu kinlerine nefretlerine lanet olsun.
Ne yaptı ne etti benim kardeşimi diskalifiye ettirdi. Sema’nın da bir çocuğu var ve bu çocuğuna hayatta tek başına bakıyor. Bundan sonra kafasını kaldırıp benim gözümün içine bakmasın. Ben burada anladım amacı.
Hayatımda kimseye beddua etmedim ama ona da etmeyeceğim. Allah kalp temizliği versin, başka bir şey de demiyorum” dedi.
OYUN ALANINDA DA KONUŞULDU
Parkur alanına gelen takımlara kısa bir konuşma yapan Murat, Pınar’a ve Seda’ya yeniden söz verdi.
Pınar: Hiç keyfim yok. Açıkçası kafam burada değil. Oyunda elimden ne gelirse onu yapacağım. Elimden ne gelir onu da bilmiyorum. Üzerine konuştuk, artık konuşmak da istemiyorum.
Keşke zamanı ileri alabilsem hatta geriye alabilsem de bunlar hiç yaşanmasa. Yapacak bir şey yok, unutmak istiyorum. Ama bu da kolay bir şey değil hiç kimse açısından.

Sema’nın kardeşi Seda: Üzgünüm. Vedası zaten ayrı bir üzgünlük ama bu tuzağa düştüğümüz için üzgünüm. İkimiz de buraya 7 sezon emek verdik. Survivor’da en iyi 6 kadını saysalar ikimiz çıkarız aynı aileden eminim ki performans anlamında.
Açıkçası hiç böyle bir şeyin içinde bulunmadık. İkimiz de aynı kişiyle aynı sezon yarıştık. Kötü bir şey söylemeyeceğim hiçbir zaman çok sakinim de. Ama yakıştırmadım. Yani iyiki bir spor yapmışlar, bir bitiremediler.
Neydi kinleri nefretleri bilemiyorum çok üzgünüm haketmedi Sema bunu. Bir noktada sinirine hakim olamadı. Hangi yarışmacı konseydeki yılan S’sini görse sorardı. Konuşmayı kabul etmeyerek bir kışkırtma başlamış zaten.
Sema’ya da neden bu tuzağa düştü diye üzgünüm ve kızgınım. Çünkü ben onu uyardım. Biz de belli ki yanlış yapmışız ki Sema burada değil ben buradayım. Umarım bir daha böyle bir şey yaşanmaz.

NAGİHAN’IN DİZİ DÖNDÜ
Kırmızı Takım’da Nagihan ile Nefise ve Mavi Takım’da Begüm ile Aysu karşı karşıya geldi. Zorlu mücadeleyi Begüm-Aysu ikilisi kazandı. Nagihan’ın dizi oyunda döndü. Acılar içerisinde kalan Nagihan “Dizim döndü.
Baksana hocam dizim boşta” diye bağırarak ağladı. Nagihan sedye ile oyun alanından alındı. Doktor, iç bağlarda bir sıkıntı var gibi duruyor dedi. Doktorların ilk müdahalesinin ardından Nagihan ambulansla hastaneye kaldırıldı.

MERVE SAKATLIK YAŞADI
Kırmızı Takım’da Merve ile Aleyna, Mavi Takım’da ise Berna ile Begüm kapıştı. Kırmızı Takım’da Merve ile Aleyna parkurda zorlandı ve Merve’nin beli incindi.
Doktorlar Merve’yi oyun kenarına aldı. Duruma tepki gösteren Aleyna “Durumu kötüydü birden ben de oynayacağım dedi, iyi değilsen neden çıkıyorsun” dedi.

3. ELEME ADAYI GİZEM OLDU
Ertelenen konseyde 1 oy Aleyna’ya, 3 oy Nagihan’a ve 7 oy da Gizem’e çıktı. Böylelikle üçüncü eleme adayı gizem oldu. Gize “Acun bey bekliyordum, sıkıntı yok. Düelloya çıkacağım.
Kendimi orada görmek istiyorum. Hayırlısı” dedi. Geçen haftadan Aysu adayımız ve bu haftaki son düelloyu oynayacak. Begüm birinci adayımız, Pınar ikinci adayımızdı ve Gizem 3. aday oldu.

4. ELEME ADAYI ALEYNA OLDU
Mavi Takım Kırmızı Takım karşısında geriye düştüğü karşılaşmayı 12-5 kazanarak dokunulmazlığın sahibi oldu. Oylamada 2 Merve, 3 Nefise ve 6 Aleyna çıktı. Böylelikle 4. ve son eleme adayı Aleyna oldu.
Aleyna “Düellolardan korkmuyorum. Bir kere girince o heyecanı yaşayınca sürekli kendini yenilemek istiyorsun. Adımın çıkmasını bekliyordum. Eşleşmeleri merak ediyorum” dedi.
]]>
Survivor 2024 All Star’da ilk eleme adayı Mavi takımdan Begüm. İkinci eleme adayı Kırmızı takımdan Pınar Saka olmuştu. Eleme adayının belirlendiği konsey sonrasında Sema Aydemir ile Pınar Saka kavga etti.
Acun Ilıcalı acil durum konseyini toplayarak yarışmacıları dinledi. Ilıcalı kavga eden yarışmacılar hakkında karar verildi.

SEMA İLE PINAR’IN KAVGASI
Sema Aydemir, ‘Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen’ diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da ‘Sana mı soracağım’ cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, ‘Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma’ derken ikili birbirine tekrardan temas etti.
Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat attı. Sema araya giren arkadaşlarına ‘bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?’ dedi.
Pınar da ‘Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece.’ cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

SEMA ARKADAŞLARINA KENDİNİ İFADE ETMEYE ÇALIŞTI
Atakan’ın uzaklaştırmasıyla biraz da olsa sakinleşen Sema Aydemir, arkadaşlarıyla konuşarak yaşadıklarını anlatmaya çalıştı. Sema şu ifadeleri kullandı:
Ben onların sayesinde olimpiyata gitmişim bakar mısın? Bu zamana kadar Atakan ben böyle bir şey yapmadım ama insanın emeğiyle… Bak sana dese ki sen benim sayemde dünya şampiyonu oldun dese ne yaparsın?
Bunlar bu rahat böyle yaşarken ben hem çocuğuma baktım, kamplara çocuğumla gittim. Ben kolay Olimpiyat barajı geçmedim. Benim emeğime kimse şey yapamaz.

SEMA’NIN PINAR’A NEDEN SALDIRDIĞI ORTAYA ÇIKTI
Nagihan, Pınar’la Sema’nın kavgası sonrası toplanan acil durum konseyinde ikili arasındaki tartışmanın nedenlerini anlattı.

Nagihan, ‘Sadece bu Survivor değil. Bir önceki Survivor ve 2011 yılına dayanan bizim, benim, Merve Aydın’ın, Pınar Saka’nın dünya şampiyonasında madalya aldıktan sonra 4*400 metre bayraklı yarışaca çıkacaktık.
Aslında bütün hikaye oradan başlıyor. 2017’ye de yansıdı. Bu seneye yansıdı. Bu konu açılınca açıkçası biz çok oralı olmak istemedik çünkü bizlik bir durum yok. Biz hem kendi bireysel madalyalarımızı almışız.
Hem de bayrakta da nasıl ki Survivor’ı Acun Ilıcalı yönetiyorsa, Milli Takımı da bir teknik direktör yönetiyor. Burada Pınar ile Sema’nın bir türlü anlaşamadığı anlaşmak istemediği bir kan davası var. Yok benim hakkımdı, yok senin hakkındı.
Aslında net olan bir şey vardır. Saniyeler konuşur, saniseler konuşur. Atletizmde de bu böyle olmuştur. O zaman ki madalyamızı aldığımız içinde formda olduğumuz içinde teknik direktörümüz yani hocamız bizi dörtlüyü öne sürdü ve çıktığımızda da en iyi saniyeyi yapıp madalya getirdik ülkemize ama bu buruk sevinci bir türlü atlatamadık üzerimizden 13 sene geçmesine rağmen.
Burada da Survivor adı altında ama hiçbir olay olmadan birbirlerine bilenmiş iki yarışmacı vardı. Ben Pınar’ı sivil hayatta tanırım, ikisi de benim milli takım arkadaşım. İkisiyle de iyi anlaşırım ne kadar rekabet içerisinde olsak da, tartışırız kavga ederiz, rakip oluruz ama tabii ki koruma noktasında da ne yapacağımı açıkçası bende bilemedim.
Bir anda kargaşa oldu. Zifiri karanlık zaten hiçbir şey yok. Bir anda olayın içerisinde kendimi buldum. Tekmeler, yumruklar yani açık konuşmak gerekirse Sema benim rakibim.
Pınar çok fazla şiddete dayalı birisi değil ama burası gerçekten çok hep söylüyorum da. Herkes belki benden bekliyordu bunu ama gerçekten buranın zorluğunu anlatmakla bitiremeyiz.” ifadelerini kullandı.

SEDA SİNİRLERİNE HAKİM OLAMADI
Oyun alanında Sema ve Pınar’ı göremeyen Seda, ‘Merak ettim yine ne yaptı? Çünkü dün konseyden çıkarken Sema’ya dedim ki artık o kadar amacını anladım ki dedim.
İnsan hani düşmanı bile kaliteli olsun derler ya, sal Sema dedim, dalga geçelim. Yani düşünüyorum, düşünüyorum. İnsanın kalbi bu kadar kirli olur mu’diye düşünüyorum. Sorunu sadece Sema’yla olsaydı Sema daha gelmeden bana, Aleyna’ya sıçramazdı.
Pisliğe vurdukça, sıçrar ve yayılır. Dedim ki Sema salalım. İçimde bir şey vardı yine bir şey olur mu acaba diye, çünkü zaten elenecek, zaten performansı kötü ya giderken birilerine de götüreyim istiyor ya da ilk defa bir Survivor’dan sonra akılda kalayım, kötü ya da iyi fark etmez diyor ama ben onun tuzağına düşmeyeceğim.
Umarım Seda’da düşmemiştir. Ne derece bilmiyorum. Elim ayağım titriyor sinirden. Keşke onunla aynı yerde olabilseydim o anda. Kopacaksa toptan kopsaydı yani her şey. O benim gözümde o kadar değersiz ki. Bir kadının kalbi bu kadar kirli olmamalı diye düşünüyorum.” dedi.

DOKUNULMAZLIK OYUNU
Survivor All Star’ın dokunulmazlık oyununun son müsabakası Mavi takımdan Yağmur ve Furkan ile Kırmızı takımdan Gizem ve Sercan Yıldırım arasında gerçekleşti. Furkan ve Yağmur’un kazanmasıyla dokunulmazlık sembolünün sahibi 12-9’luk skorla Mavi takım oldu.

SEMA GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI
Sema kavga sonrası konseyde Acun Ilıcalı’nın karşısına tek başına çıktı. Acun Ilıcalı, Sema’dan kendini ifade etmesini istedi. Sema şu ifadeleri kullandı:
Bende çok utanıyorum burada olmaktan. Geldiğimden beri kendime bir atış alanı hazırladım. Ben çalışacağım çünkü eksiğim var. Çekil benim düellom var çalışacağım. Sürekli bir şeyler. Sahra gitti, bana iftira attı.
Arkadaşlarıma demiş ki ben onun seçtiği atışı ve o atışı çalıştığını Sahra’ya söylemişim. Sahra burada bir haksızlık var. Ben düelloya çıkmıyorum demiş ve yarışmayı bırakmış. İşin acısı arkadaşlarım dedi ki hakkını helal et, vallahi biz bile düşündük acaba o yüzden mi gitti kız dedik dedi.
Ben bunu yaşamak zorunda değilim. Çünkü ben böyle bir şey yapmadım. Sonra işte lohusa kadın, Alman turist, ekip senden çok pişman seni getirdiklerine, bir sürü şeyler söyledi. En son yılan yaptı biliyorsunuz konseyde ve sürekli yapıyor yapıyor ben sesimi çıkarmıyorum.
Konseyden sonra biz kampa gittik ama ben dedim ki Sema sen neden bu kadar eziliyorsun ki yani, ben bunları hak etmedim. Duramadım, gittim, içimde kalırdı yani. Pınar ne yaptın? Şimdi ne yaptın?
Neden dedim mesela birbimizden uzak durmuyoruz. Sen dedi Seda’nın istatistiği için uğraşıyorsun. Seda için uğraşsam ya derim ki beni seç ya da en kötü ihtimalle Pınar’ı seç derdim. Ne olursam olayım, ne fiziğimi ne yarışmayı bunları hakedecek bir şey yapmadım.
En kötüsünüde söyleyeyim ben 3 sene konteyner da kaldım. Bana da gelip sen bizim sayemizde olimpiyatlara gittin dedi. Çok hırslandım. Tutun şunu falan diyordu ama onun da eli armut toplamıyordu. Masuma yatmasın.
Sema Aydemir yaşadıklarını anlatıp utancını dile getirirken gözyaşlarına hakim olamadı.

SEMA AYDEMİR DİSKALİFİYE OLDU
Acun Ilıcalı, Sema Aydemir’i çok iyi anladığını ifade ederek, ‘Arkadaşlarımızla konuyu değerlendirdik. Baya da uzun süren toplantı sonrasında olayı defalarca seyredip, diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk ve sonrasında da bir kanaate ulaştık.
Yaptığımız değerlendirme sonucunda açıkçası çok emeğin olan, bize de yıllarca çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin her zaman çok yüksek.
Sen bana göre örnek bir annesin. Hayatı tek hareketle değil, geneliyle değerlendirmekten yanayım her zaman. Fevri bir olaydan bir yere varmak, benim için insanı her zaman yanlış yere götürür.
Senin karakterinle ilgili bir değerlendirme değil bu ancak yaşanan olay bizim yarışmamızın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’den ayırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
]]>
TV8 ekranlarında yayınlanan Survivor All Star’ın bu akşamki bölümünde ortalık karıştı. Daha önce kavga eden Sema ve Pınar arasındaki gerilim adada da devam etti. Gece yarısı tartışan ikiliden Sema, Pınar’a saldırarak şiddet uyguladı. Acil durum konseyi düzenlenen yarışmada Sema’nın Pınar’a saldırmasının nedeni ortaya çıktı. Yarışmacı Nagihan kavganın nedenini 13 sene önceki olaya dayandırdı.
Survivor’a geçen haftalarda katılan Sema Aydemir ile Pınar arasında tansiyon yükseldi. Sema’nın Pınar’a karşı sert ifadeleriyle başlayan olay kavgaya dönüştü. Eleme adaylarından ilki Begüm ikincisi de Pınar Saka olmuştu. Eleme adayının belirlendiği konsey sonrasında Sema Aydemir ile Pınar Saka arasında büyük kavga çıktı.

SEMA AYDEMİR DİSKALİFİYE OLDU
Temaslı kavgada Acun Ilıcalı acil durum konseyini toplayarak yarışmacıları dinledi. Ilıcalı kavga eden yarışmacılar hakkında kararını verdi. Karara göre Sema Aydemir yarışmadan diskalifiye oldu.
Sema Aydemir, “Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen” diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da “Sana mı soracağım?” cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, “Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma” derken ikili birbirine tekrardan temas etti. Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat salladı. Sema araya giren arkadaşlarına “Bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?” dedi. Pınar da “Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece” cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

Atakan’ın uzaklaştırmasıyla az da olsa sakinleşen Sema Aydemir, arkadaşlarıyla konuşarak yaşadıklarını anlatmaya çalıştı. Sema şu ifadeleri kullandı: “Ben onların sayesinde olimpiyata gitmişim, bakar mısın? Olimpiyat barajını da mı sen geçirdin bana? Bu zamana kadar Atakan ben böyle bir şey yapmadım ama insanın emeğiyle… Bak sana dese ki sen benim sayemde dünya şampiyonu oldun dese ne yaparsın? Bunlar bu rahat böyle yaşarken ben hem çocuğuma baktım, kamplara çocuğumla gittim. Ben kolay Olimpiyat barajı geçmedim. Benim emeğime kimse şey yapamaz.”

KAVGANIN NEDENİ ORTAYA ÇIKTI
Yarışmacı Nagihan, Pınar’la Sema’nın kavgası sonrası toplanan acil durum konseyinde ikili arasındaki tartışmanın nedenlerini anlattı. Nagihan, “Sadece bu Survivor değil. Bir önceki Survivor ve 2011 yılına dayanan bizim, benim, Merve Aydın’ın, Pınar Saka’nın dünya şampiyonasında madalya aldıktan sonra bayraklı yarışa çıkacaktık. Aslında bütün hikaye oradan başlıyor. 2017’ye de yansıdı. Bu seneye yansıdı. Bu konu açılınca açıkçası biz çok oralı olmak istemedik çünkü bizlik bir durum yok. Biz hem kendi bireysel madalyalarımızı almışız. Hem de bayrakta da. Nasıl ki Survivor’ı Acun Ilıcalı yönetiyorsa, Milli Takımı da bir teknik direktör yönetiyor. Burada Pınar ile Sema’nın bir türlü anlaşamadığı anlaşmak istemediği bir kan davası var. Yok benim hakkımdı, yok senin hakkındı. Aslında net olan bir şey vardır. Saniyeler konuşur, saniseler konuşur. Atletizmde de bu böyle olmuştur. O zaman ki madalyamızı aldığımız içinde formda olduğumuz içinde teknik direktörümüz yani hocamız bizi dörtlüyü öne sürdü ve çıktığımızda da en iyi saniyeyi yapıp madalya getirdik ülkemize ama bu buruk sevinci bir türlü atlatamadık üzerimizden 13 sene geçmesine rağmen.” ifadelerini kullandı.

Nagihan açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Burada da Survivor adı altında ama hiçbir olay olmadan birbirlerine bilenmiş iki yarışmacı vardı. Ben Pınar’ı sivil hayatta tanırım, ikisi de benim milli takım arkadaşım. İkisiyle de iyi anlaşırım ne kadar rekabet içerisinde olsakta, tartışırız kavga ederiz, rakip oluruz ama tabii ki koruma noktasında da ne yapacağımı açıkçası ben de bilemedim. Bir anda kargaşa oldu. Zifiri karanlık zaten, hiçbir şey yok. Bir anda olayın içerisinde kendimi buldum. Tekmeler, yumruklar yani açık konuşmak gerekirse Sema benim rakibim. Pınar çok fazla şiddete dayalı birisi değil ama burası gerçekten çok hep söylüyorum da. Herkes belki benden bekliyordu bunu ama gerçekten buranın zorluğunu anlatmakla bitiremeyiz.”
]]>
Son zamanlarda teknoloji dünyasında sık sık tartışılan konulardan biri, daha fazla megapikselin daha iyi görüntü kalitesi anlamına gelip gelmediği.
Megapiksel sayısı, bir kameranın veya bir akıllı telefonun kamerasının görüntü çözünürlüğünü belirleyen önemli bir faktördür.
Ancak, daha fazla megapikselin her zaman daha iyi görüntü kalitesi sağladığına dair yaygın bir yanılgı bulunuyor.
Telefonların megapiksel değerleri artıyor
Akıllı telefon üreticileri, son yıllarda piyasaya çıkardığı telefonlarla adeta megapiksel savaşına girdi.
8, 16, 24, 32 ve 64 derken, günümüzde 200 MP kameralara sahip telefonlar karşımıza çıkmaya başladı.
Üreticiler, yüksek megapiksel değerine sahip kameraları yalnızca bir pazarlama stratejisi olarak kullanıyor. Peki yüksek megapiksel değerleri daha iyi kalite mi demek?
Önce megapikselin tam olarak ne anlama geldiğinden bahsedelim.
Megapiksel nedir
Megapiksel, bir görüntünün çözünürlüğünü ifade eden bir ölçü birimidir. Bir kamera ne kadar çok megapiksele sahipse, o kadar çok piksele sahip bir görüntü yakalar.
Bu da genellikle daha fazla detay ve netlik anlamına gelir. Ancak, megapiksel sayısı yalnızca bir faktördür ve görüntü kalitesini belirleyen tek etmen değildir.
Bir kameranın veya akıllı telefonun görüntü kalitesini etkileyen diğer önemli faktörler arasında sensör boyutu, lens kalitesi, görüntü işleme yetenekleri ve ışık koşulları bulunur.
Örneğin, daha büyük bir sensöre sahip bir kamera, daha iyi düşük ışık performansı ve daha iyi renk doğruluğu sunabilir. Aynı şekilde, kaliteli bir lens, daha keskin ve detaylı görüntüler elde etmenizi sağlayabilir.
Basitçe söylemek gerekirse, bir megapiksel bir milyon pikseldir. Bu nedenle, bir görüntünün çözünürlüğünü biliyorsanız, içindeki megapikselleri hesaplayabilirsiniz.
Örneğin bilgisayar ekranı için mevcut en iyi çözünürlük genellikle 1920 x 1080’dir. Bu nedenle, bu boyutta net bir resim 1920 x 1080 = 2.073.600 piksel olacaktır.
Büyük MP değerlerine ihtiyacınız var mı
Yukarıdaki örneğin kanıtladığı gibi, niyetiniz sadece Instagram hesabınıza koymaksa, büyük megapiksellerin hiçbir önemi yoktur.
Tek başına çekilen megapiksel sayısı, fotoğraf kalitesinin garantisi değildir. Aslında insanlar, yüksek megapiksel değerlerine iki şekilde ihtiyaç duyarlar:
1. Bir görüntüyü basmak gerektiğinde
Fotoğraf basmak artık popüler bir trend değil. Çoğu insan, fotoğrafları bastırmak için çaba harcamak yerine, fotoğrafları çevrimiçi olarak yüklemek ve dijital kopyalarını kaydetmekten oldukça memnun.
Fotoğrafı bastırmakla ilgileniyorsanız, megapiksel sayısına dikkat etmelisiniz. Açıkçası, daha fazla piksel daha keskin bir görüntüye dönüşür ve bu da görüntüyü çok daha büyük baskılar için büyüttüğünüzde bile net görünmesini sağlar.
Bununla birlikte, göz önünde bulundurmanız gereken başka bir faktör daha vardır – baskıdan izleme mesafesi.
Örneğin reklam panolarını ele alalım. Kabul edilebilir derecede net görünen bir görüntüye sahip bir reklam panosu, daha yakından bakarsanız genellikle çok piksellidir. Ancak, uzaktan baktığınızda oldukça kaliteli görünür.
İster inanın ister inanmayın, iyi bir 16 megapiksel kamera, reklam panosu boyutunda baskılar için ihtiyacınız olan tek şey!
Daha fazla günlük ihtiyaç söz konusu olduğunda, çoğu poster genellikle 7 megapikselden fazlasını gerektirmez!
2. Bir görüntüyü kırpmak veya yakınlaştırmak gerektiğinde
Çok fazla yakınlaştırmanın olumsuz etkilerini hepimiz biliyoruz. Güzel ve renkli görüntünüz, yakınlaştığında oldukça kötü görünüyor.
Neyse ki, bugün kameraların sensörlerine çok fazla piksel sığdırılmış olduğundan, bu artık bir sorun değil.
Megapiksellerin bir fotoğrafçı olarak size yardımcı olmasının bir başka yolu da, çektiğiniz fotoğraflarla oynamanız için size daha fazla alan sağlamasıdır.
Yüksek megapiksel değerine sahip fotoğrafları daha etkili bir şekilde yakınlaştırabilir ve kalite kaybı endişesi duymadan fotoğrafları kırpabilirsiniz.
Ancak bu durumlarda bile çoğu telefon ve kamera şirketinin sunduğu kadar megapiksele ihtiyacınız yok.

Sonuç olarak, daha fazla megapiksel her zaman daha iyi görüntü kalitesi anlamına gelmez.
Bu nedenle, bir kamera satın alırken veya bir akıllı telefon seçerken sadece megapiksel sayısına odaklanmak yerine, genel görüntü kalitesini etkileyen diğer faktörleri de dikkate almalısınız.
Kaliteli bir kamera veya telefon seçmek isteyen tüketicilerin, megapiksel sayısının yanı sıra sensör boyutu, lens kalitesi ve diğer teknik özellikleri de göz önünde bulundurmaları öneriliyor.
Neden daha yüksek megapiksel değerine sahip kameraların reklamları yapılıyor
Yüksek megapiksel tek başına kaliteli fotoğraf anlamına gelmiyorsa, neden hala üreticiler megapiksel savaşlarına giriyor?
Gerçekte bu, daha yeni ve “daha iyi” bir telefon veya kamera satın almak istemenizi sağlayan bir pazarlama stratejisidir.
Gerçek şu ki; 5 megapiksel kameradan çekilen bir fotoğraf, 12 megapiksel kamerayla çekilmiş bir fotoğraf kadar iyi olabilir. Fotoğrafın kalitesi, tamamen kameradaki sensörlere bağlıdır.
Görüntü sensörü, sunulan megapiksel sayısını işleyemezse, resimlerin kalitesi açıkça düşük olacaktır.
Samsung: Megapiksel savaşlarında yokuz
2021 yılında bir açıklama yapan Samsung, müşterilerine en yüksek megapiksel değerini sunabilmek için adeta birbirleriyle yarışan üreticiler arasında yer almayacağını açıklamıştı.
Samsung, megapiksel değerinden çok piksel boyutu ile sensör çözünürlüğü arasında dengeyi sağlamaya çalışıyor.
Öte yandan, yıllardır yeni iPhone modellerini piyasaya süren Apple da benzer bir yol izliyor.
Şirket, geçtiğimiz eylül ayında piyasaya sürdüğü iPhone 15 serisinin en güçlü modelinde bile 48 MP değerinde kameralar kullandı.
]]>
Dizi ve filmlerde rol alan sosyal medya fenomenleri sinema sektöründe kaliteyi düşürüyor
İSTANBUL – Son zamanlar da çekilen dizi ve filmler de sırf takipçi sayısı yüksek diye oyunculuk geçmişi olmayan sosyal medya fenomenlerinin rol alması yeni nesil tiyatro oyuncularının tepkisine neden oldu. Yıllarca tiyatro eğitimi alan ve oyunculuk yapan oyuncular diziler de kendilerinin yerine sosyal medya fenomenlerinin yer almasının dizi ve filmler de kaliteyi düşürüyor.
Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu.
]]>
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde düzenlenen EGEKAF 24’e konuk oldu.
Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi (CBİKO) koordinasyonunda, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde gerçekleşen EGEKAF 24 ikinci gününde de öğrenci ve mezunların yoğun ilgi odağı oldu.
EGEKAF 24’ün ikinci günün devamında gerçekleştirilen kariyer söyleşi etkinliklerinden bir diğeri ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile yapılan “Değişime Cesaretiniz Var Mı” adlı söyleşi oldu. Öğrencilik hayatından ve kariyer hayatından bahsederek başlayan söyleşide ayrıca Tamer Karadağlı öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.
“Değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir.”
Sanatçı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “İyi ki gelmişim, bana da çok büyük bir moral oldu bu. Siz de hoş geldiniz. Ben normalde aslında böyle kalabalıklar karşısında konuşmaya çok alışkınım ama o kadar güzel bir kalabalık var ki şimdi ben heyecanlandım sizin yanınızda. Pamukkale Üniversitesi’ni kutluyorum, müthiş bir iş başarmış. Biraz önce fuar alanını biraz dolaştım, insana gurur veriyor gerçekten. Hocam, canıgönülden tebrik ediyorum, müthiş gerçekten. Birazdan soru cevaba gireceğiz. Sizler merak ettiğiniz şeyleri bana sorun özellikle kariyer ile ilgili ben de bütün samimiyetimle, dürüstlüğümle size cevap vereyim. Başlığımız şuydu: “Değişime cesaretiniz var mı?” bu gerçekten çok önemli bir şey. Çünkü değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir. Sizler şimdi o kadar şanslı bir nesilsiniz ki dünya çok küçük artık. İnternet sayesinde o kadar çok bilgiye o kadar çabuk ulaşabiliyorsunuz ki bu çok büyük bir avantaj. Ben kendi gençliğimi, kendi çocukluğumu düşündüğümde bizde hiçbir şey yokmuş. O yüzden sizler çok şanslısınız. Bizler aslında değişmeye çalışıyoruz. Şimdi, bu soruyu biz de benim jenerasyonum da kendisine soruyor: ‘Değişebilecek miyiz biz? Zamana ayak uydurabilecek miyiz?’ Çünkü bu gerçekten cesaret isteyen bir şey ve buna cesaret etmek gerçekten çok meşakkatli. Ben kendi kariyerimde o kadar çok inişler çıkışlar yaşadım ki çünkü siz beni dizilerden biliyorsunuz. Ama bunun öncesi var: dört yıl oyunculuk bölümünü okudum, bitirdim. Ondan önce kolej yıllarım var TED Ankara Koleji, şimdi TED deniyor. Bizim zamanımızda Ankara Koleji idi ve ben Amerika’dan gelmiştim. 1975’te Amerika’dan geldim. Dokuz yaşındaydım Ankara Koleji’ne yazıldım. Çok küçük yaşta oyuncu olmaya karar verdim. Sebebi de şu: Arkadaşlarım, orta sonda iken lise birde iken zaten karar vermişti ne olmak istediklerine. Ben bir türlü karar verememiştim. Bari oyuncu olayım, bir sürü mesleği oynarım dedim. Sonra güzel kızlarla tanışırım dedim. Sonra tiyatro grubuna girdim okulda ve çok keyif aldım. Bu keyfi profesyonel hayatıma taşımaya karar verdim. Çok meşakkatli bir eğitim aldıktan sonra profesyonel hayatıma başladım. Sürekli karar vermem gerekti. Sürekli bir seçim yapmam gerekti. Sizler de aynı şeyi yaşayacaksınız. Sürekli seçim yapacaksınız ve karar vereceksiniz. İnisiyatif kullanacaksınız. Şunu unutmayın hepiniz kendi hayatınızın mimarısınız. Nasıl bir hayat yaşamak istediğinize siz karar vereceksiniz. Her şey hayal etmekle başlıyor. Ben eğer bugünkü durumumu hayal etmeseydim. Hiçbir zaman yaşayamazdım. Bahsettiğim genel müdürlük kısmı değil oyunculuk kısmı. Genel müdürlük kısmı hiç hayal ettiğim bir şey değildi. Hayatımda bir değişime sebep oldu. ve ben buna cesaret ettim çünkü elli yaşında bürokrasiye girmek gerçekten çok meşakkatli çünkü otuz beş sene boyunca serbest piyasada mücadele ettim.”
“Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim” diyen Karadağlı, şöyle konuştu:
“Başarılarımdan çok başarısızlıklarım oldu. Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim. Sürekli başarılı olmak da sizi bir yere getirmiyor. Başarısızlıklarınız sizi bir yere getiriyor. Çünkü mücadele etmeyi öğreniyorsunuz. Başarının merdivenleri elleriniz cebinde çıkılamıyor ne yazık ki Tırnaklarınızın arasının kirlenmesi gerekiyor. ve benim gerçekten tırnaklarımın arası çok kirlendi. Tam rahat edeceğim, belli bir yaşa geldim, kanıtlayacak bir şeyim yok derken yeni bir mücadele başladı. Bu sefer Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldum. Altı aydır gece gündüz çalışıyorum. Çok yoruluyorum ama inanılmaz keyifli bir yorgunluk.”
Etkinlik sonrası Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, Tamer Karadağlı ile birlikte PAÜ kampüsünde bulunan ve Devlet Tiyatrolarının Denizli gösterilerinin gerçekleştiği Hasan Kasapoğlu Kültür Merkezi’ni gezdi ve Merkez hakkında bilgi verdi. – DENİZLİ
]]>
Boşanma davası süren Benan Saraç’tan olan 13 yaşındaki oğluna cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen ve soruşturma aşamasında çocuk ve annesinin geri aldığı “istismar” iddialarına yönelik ünlü diyetisyen ve beslenme uzmanı Ender Saraç 22,5 yıla kadar hapis istemiyle hakim karşısına çıktı. Yaklaşık 4 aydır çocuklarının göremediğini, çok özlediğini söyleyen Ender Saraç gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç savunmasında, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.
KAPALI OTURUM TALEBİ REDDEDİLDİ
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, tutuksuz yargılanan Ender Saraç katılırken; Benan Saraç ve mağdur çocuk katılmadı. Duruşmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve çocuk adına baronun atadığı avukatlar ile Ender Saraç’ın avukatları da hazır bulundu. Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, müvekkilinin kişilik hakları ve çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Ancak mahkeme, şartlar oluşmadığı gerekçesiyle kapalı oturum talebini reddetti.

“BU SUÇU KESİNLİKLE REDDEDİYORUM, TUZAKTIR”
Savunması sorulan Ender Saraç, “Kesinlikle bu suçu tümüyle reddediyorum. Bu önceden hazırlanmış tuzaktır. Ucundan kıyısından dahi geçmedim, komplodur” dedi. Oğlunun Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ikinci ifadesinde tüm suçlamaları geri çektiğini söyleyen Saraç, eşi Benan Saraç ile aralarındaki boşanma sürecinin Eylül 2023’te başladığını, oğlunun okuluna giden Benan Saraç’ın, avukatı Yücel Önder ile telefonda konuşarak oğluna ne yazdırması gerektiğine dair talimat aldığını da iddia etti.
“MONTAJLANIP MUHAMMED YAKUT’A GÖNDERİLDİ”
Ender Saraç, söz konusu tutanak tutulduktan sonra Benan Saraç’ın bu tutanağı ve montajlanarak hazırlandığını öne sürdüğü video kayıtlarını, çeşitli suçlardan hakkında kırmızı bültenle arama kararı bulunan firari Muhammed Yakut’a gönderdiğini ve Yakut aracılığıyla sosyal medyada paylaştırıldığını, bu görüntülerin yapay zekayla oluşturulduğunu öne sürdü. Kendisi ve yanında çalışanlar hakkında çeşitli iftiralarda bulunulduğunu anlatan Saraç, “Bunların FETÖ bağlantısı ortaya çıkıyor. Bununla ilgili Benan Saraç organize suçlar şubesi tarafından gözaltına alındığını öğrendik. Dün de serbest bırakılmıştır. Bunların tüm iddiaları yalan” diye konuştu.

“ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRAYA UĞRADIM”
Ender Saraç, “Çok büyük bir iftiraya uğradım. Trafik cezam bile yok. Vergi cezam yok. 40 yıllık doktorum, 200 bin hastam oldu. Bu olaylardan sonra ilk 24 saat kusmak istedim. Üzüntüden hasta oldum. Benan Saraç tarafından iki kere darp edildim. Bir keresinde öldürmeye teşebbüs etti. Bir kere boğuluyordum, son anda elemanım kurtardı. Erkek olarak negatif ayrımcılık var maalesef. Tek yapabildiğim kendimi savunmaktı. Boşanma davasından sonra çok yüksek bir para istendi. Sonra bunlar iddia edildi. Oğlum ve annesi ikinci ifadelerinde gerçeği söylüyorlar. Burada olmaktan dolayı çok üzgünüm. Çocuklarımı 4 aydır göremiyorum ve onları çok özledim” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.
“MÜVEKKİLİM BİR KOMPLOYLA KARŞI KARŞIYA”
Saraç’ın avukatı Altın Mimir de davanın tarafları ile aynı apartmandan komşu olduklarını, daha sonra Ender Bey’in avukatı olarak boşanma davasını üstlendiğini, tüm olanların kurgudan ibaret olduğunu, örgütlü şekilde planlandığını ifade ederek “Müvekkilim bir komployla karşı karşıya. Boşanma davasında alamadığını bu yolla almaya çalışmış biri vardır karşıda. Kişisel hırsı uğruna evladını mağdur etmiştir. Annenin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını istiyoruz” dedi.
AİLE BAKANLIĞI AVUKATI TUTUKLU YARGILANMASINI TALEP ETTİ
Mağdur çocuğun avukatı, çocuğun ilk ifadesinde olayı detaylı anlattığını belirterek bunları yaşamadan anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu öne sürdü. Aile Bakanlığı avukatı ise Ender Saraç’ın tutuklu yargılanmasını talep etti.

TANIK DİNLENDİ
Daha sonra Ender Saraç’ın komşusu avukat Murat Aksu duruşmada tanık olarak dinlendi. Aksu, 25 senedir Ender Saraç’la hem doktor, hasta hem de dostluk ilişkilerinin olduğunu, Benan Saraç ile de dolayısıyla dostluklarının olduğunu ifade ederek Benan Saraç’ın kendisini arayarak elinde kasetler olduğunu ve Ender Saraç’tan boşanmak istediğini söylediğini, bir görüntüyü ısrarı üzerine birkaç saniye izledikten sonra kendisinin dostlukları nedeniyle davayı almasının etik olmayacağını, ancak anlaşmalı boşanma isterse yardımcı olacağını Ender’le görüşeceğini söylediğini anlattı.
DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti mazeret sunan Benan Saraç’ın bir defalık mazeretinin kabul edildiği ihtarında bulunarak gelecek celse dinlenmesine, mağdurun uzman eşliğinde ifadesinin alınmasına ve rehber öğretmenlerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Benan Saraç’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması talebini reddeden heyet, Aile Bakanlığı avukatının duruşmaya kabulüne karar verdi. Ender Saraç’ın tutuklanması talebini reddeden heyet, duruşmayı erteledi.

“YARGILAMANIN BÜTÜN GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞINA İNANCIMIZ TAM”
Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, basın mensuplarının soruları üzerine, “Duydunuz müvekkilimin nasıl bir komploya maruz bırakıldığını. Biz yüce Türk adaletinin yargılamasının bütün gerçekleri ortaya çıkaracağına inancımız tam. Müvekkilim gerçekten çok büyük bir iftirayla karşı karşıya bunun bütün delillerini dosyaya sunduk. Kısa sürede yargılamanın sonuçlanmasını bekliyoruz” dedi.
İDDİANAME
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, mağdur çocuk M.S’nin 5 Aralık 2023 günü öğrenim gördüğü okuldaki öğretmenlerine, babasından cinsel istismar gördüğüne dair beyanda bulunduğu, öğretmenlerinin ve okul idaresinin tutmuş olduğu tutanakların polise bildirildiği ve savcılıkça soruşturma başlatıldığı belirtildi. Mağdur çocuğun 7 Aralık 2023 günü Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) ilk verdiği ifadesinde, istismara uğradığını anlattığı, ancak 13 Aralık 2023’te ÇİM’de ek ifade vererek bu kez babasının annesine ve kendilerine kötü davrandığı için babasına ders vermek amacıyla cinsel istismara maruz kaldığını söylediğini, istismara maruz kalmadığını, şikayetçi olmadığını söylediği iddianamede yer aldı. Benan Saraç’ın da 13 Aralık 2023 tarihinde polise ek ifade verdiği, çocuğu ile yapmış olduğu görüşmede oğlunun babası hakkında yalan beyanda bulunduğunu kendisine bildirdiğini, babasını ailelerinden uzak tutmak için çocuğun babası hakkında cinsel istismar olayını uydurduğunu, bu nedenle şüpheli hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini söylediği belirtildi. İddianamede, mağdur çocuğun ilk aşamada vermiş olduğu ayrıntılı beyanlarının samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğuna kanaat getirildiği, olay yargıya taşındıktan ve basında yer aldıktan sonra mağdur çocuğun şikayetten vazgeçmesine itibar edilmediği vurgulandı. Ender Saraç’ın “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan 12 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi.
]]>
Bu hafta tiyatroseverleri Anton Çehov’dan Alexander Galin’e, Dinçer Sümer’den Suat Derviş’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.
Bu hafta; Maviydi Bisikletim (Yeni Oyun), Fosforlu Cevriye, Ben Medea Değilim, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Yatak Odası Komedisi, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Zehir, Sivrisinekler, Kuğunun Şarkısı, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 25 Şubat 2024 Pazar tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Bu Haftanın Programı (21-25 Şubat 2024)
MAVİYDİ BİSİKLETİM (Yeni Oyun)
Gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemle, ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.
Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 24 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>
Survivor 2024 All Star’da ilk eleme adayı Hakan Hatipoğlu olmuştu. İkinci eleme adayını belirleyecek dokunulmazlık oyununda yarışmacılar arasında gerginlik hat safhaya çıkmış, hem takım içi hem de karşı takımlar kavgalar yaşanmıştı.
Bir önceki bölümden süre yetersiz olduğu için cezalar açıklanamamış sadece ikinci eleme adayı belli olmuştu konseyde. İkinci eleme adayı Mustafa Kemal olduktan sonra bu bölümde Acun Ilıcalı Acun Ilıcalı yarışmacıları dinledikten sonra verilecek cezaları açıkladı.
Heyecan dolu yarışmadan öne çıkanlar şu şekilde:

PINAR YAŞADIĞI TARTIŞMAYI ANLATTI
Pınar Saka, “Bugün seçmeleri yaparken birbirimizle konuşmadan iletişim eksikliği yaşadığımız bir durum söz konusu oldu ve Mavi takımın geri almak için ölüp bittiği Nefise maalesef oyun dışı kaldı.
Kendi aramızda konuşurlarken de ben hafif olduğum için seçtim bana mı yükleniyorsunuz diye Sema söze girdi. Ben ona buradaki konumuz hafiflik ağırlık değil, burada Nefise’nin oyun dışı kalmaması gerekiyordu.
Konuşmadan çıkmayalım diyoruz bunu söylüyoruz sadece ama hafiflik konusuna giriyorsan da çokta hafif değilsin dedim. Sinirlendi, sen böyle birisinin işte, senin hakkında ben biliyorum neler konuşacağımı, neler yapacağımı gibi şeyler söyleyince konuyu orada kapattık.
Sonrasında tabi çadırımıza gittiğimiz zamanda tekrar bu konu konuşuluyordu. Kızlar da tekrar biz kendi aramızda belirleyip ona göre çıkıyoruz konusu konuşuluyordu. Ona kimse bir şey söylemediği halde bana sen kes sesini, sen işine bak, sana mı soracağım?
Tarzında yaklaşımı olunca otomatikman beni tahrik etmiş oldu. Bende ona bir şeyler söylemiş bulundum.” dedi.

SEMA KENDİNİ İFADE ETTİ
Sema Aydemir, ” Kötü bir niyetim yoktu. Nefise de biliyor zaten ben Nefise’yi dışarıda bırakmak için zaten bir hamle yapmam. Zaten Gizem’le o seçseydi olay buralara gelmiyordu. Ben bunu açıklamaya çalıştım dedim ki, kiloyu konuşmuştuk ya önce üstekinin zayıf olmasını o yüzden bende
Damla’yla yakınız diye seçtim. Sende Gizem’den az değilsin dedi. Gizem’i hem boy olarak hem de kilomuz farklı bizimle. Sonra kavga başladı, işte Hürrem Sultan dönemi bitti. Artık hiçbir şey istediğin gibi olmayacak. Lohusa kadın gibi gelmişsin, bir kurdelen eksik, zorla geldin.
Birincisi ben iki ağır ameliyat geçirdim. Zaten normalde beyaz bir insanım, beyazım diye de birsürü şey söylendi. Hiç kimseye alınmadım. Him kimseye kırılmadım. Çok iyi olduğum dönemde de hiç kimseye böyle davranmadım. Kimsenin kilosuyla nesiyle böyle kırıcı konuşmadım” ifadelerine yer verdi.

‘SENDE NE DEĞİŞİM OLDU?’
Kardeşine söylenen sözlerden sonra dayanamayıp Pınar’ın üstüne koşan Seda şu ifadeleri kullandı:
Kardeşlik bağı bu hayattaki en önemli bağdır. Ayrıca biz tek yumurta ikiziyiz. Hiç kimse benim kardeşimin fiziksel görüntüsüyle dalga geçemez, laf sokamaz. O zaman bende sorarım 3 günlük gelmiş Sema, iki ameliyat geçirdi.
Antreman yaptığı süreçte yemeğini bile yapamayan kardeşime ben baktım ama sorarım ki iki aydır sen buradasın sende ne değişim oldu? O her zaman Sema Aydemir’dir. Senin kardeşliğin nasıldır bilmem, benim kardeşliğim böyle.

HAKAN HATİPOĞLU YAŞADIKLARINI ANLATTI
Hakan Hatipoğlu, “Kötü söz için her zaman üzülüyorum söylediğim zaman ama bende çok yüksekken kendimi tutamıyorum. Bugün onu düşündüm söylediğim kavga ya da tartışma anında söylediğim laflar evet kötü söz ama içeriğinde söylediğim şeyler değil.
Belki burada ağzımdan otomatikman çıkıyor. Belki karşı tarafı kırıyor. Hasar veriyor ya bi aksiyona geçmesini sağlıyor. O kelimeyi anlamıyla söylemediğimi düşünüyorum.
Belki kendimi böyle teselli ediyorum ama o lafı içeriğiyle söylemek gibi bir amacım yok. Hiç kimseye karşı, çünkü üzülüyorum.” dedi.

‘HERKESE VİTESİM BU OLABİLİR’
Ogeday, “Önce bizi izleyenlerden kendi ailemden ve onun ailesinden özür diliyorum. Çünkü bu görüntüleri vermemiz gerekiyordu. 3.sezonumdayım bu zamana kadar hiç bu noktaya gelmedim ama eğer ki benim şahsım üzerinden benim canım kanım dediğim birisine kötü söz kullanıyorlar kimse kusura bakmasın.
Herkes için söylüyorum ve kimseye yapmayacağım için söylüyorum herkese vitesim bu olabilir” ifadeleri kullandı.

YASİN VE ATAKAN ARASINDA GERİLİM
Avatar Atakan, ‘El kol sallayarak gelirsen geri dönemeyebilirsin’ dedi. Yasin’in davranışlarına cevap verdiği için de Yasin kayıtsız kalamadı. Yasin, ‘Hayırdır nereye geri dönemiyorsun’ cevabını verdi. İkili arasında küçük çaplı bir gerilim yaşansa da tatlıya bağlandı.

ACUN ILICALI CEZALARI AÇIKLADI
Hakan’a 2 ödül, Bozok’a 2 ödül, Ogeday ve Seda’ya da fiziksel çabalarından ötürü 2 ödül ceza verildi
ÜÇÜNCÜ ELEME ADAYI
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyununu Mavi takım kazandı. Kırmızı takımdan konseyde en fazla Bozok’un ismi çıktı. Hakan ve Mustafa Kemal’den sonra üçüncü eleme adayı Bozok oldu.
]]>
Survivor’da sürprizler bitmiyor. Acun Ilıcalı kendi sosyal medyasından yaptığı anketin sonucunu açıkladı. Ilıcalı bir de yarışmacılara müjde verdi.
Bu müjdeyi duyan yarışmacılar sevinç çığlıkları attı. Konsey’de Hakan’ın yaptığı kural ihlalini açıklayan Ilıcalı herkesi şoke etti. Hakan yaptığı bu hata ile 3 ödülden men edildi.

DOKUNULMAZLIK KIRMIZI TAKIM’IN
Survivor’da dokunulmazlık oyununda Kırmızı takım 12-6 gibi farklı bir skorla Mavi Takım’ı yendi ve ortam bir anda gerildi. Mavi Takım’daki Ogeday ile Begüm arasında oyunu kaybedince sözlü atışma yaşandı.
Ogeday, atışlarda Begüm’ün durduğu noktaya kızdı. Begüm de “Ne alakası var sen hiç hata yapmıyor musun? 2 ay oldu diyerek beni ne yerine koyuyorsun” dedi ve kısa süreli gerginlik yaşandı.
ANKETİN SONUCU BELLİ OLDU
Acun Ilıcalı sosyal sayfasından yapılan anketi açıkladı. Ankette hangi takımın güçlü olduğu sorulmuştu. Kullanılan oy sayısı 2.5 milyon. Oylamada Kırmızı Takım daha güçlü diyen seyircilerin yüzdesi 69, Mavi Takım da 31 yüzde.
Biz yine seyirciler tarafından maalesef “eşitler” belgesini alamadık. Biz yine son bir deneme yapacağız, takımları yine seyircimize sunacağız. Sonra yine başka şeyler olacak. Bu sene seyircimizi daha fazla oyunun içerisine sokacağız. Sonra sürprizler olacak.

HAKAN 3 ÖDÜLDEN MEN CEZASI ALDI
Acun Ilıcalı “iletişim ödülü daha başlamadı ama sürprizlerimiz olacak” dedi. Ilıcalı, Hakan iletişim ödülü güzel dimi diyerek imalarda bulundu. Çok oldu mu görüşmeyeli? dedi.
Hakan’ı iyice köşeye sıkıştıran Ilıcalı ” Rio’da görüştün mü?” dedi. Hakan da “denedim” dedi. Ilıcalı “Survivor’da bu bir kural bozmaktır. Kural bozmanın çeşitleri var. Yiyecek temin etmeye çalışmak, temin etmek, iletişim vb gibi.
Yarışmacı kuralları bozmaya çalışmakla ilgili girişimlerde bulunur. Başarılı olabilir veya başarısız olabilir. Bu hırsızlık değil. Bu tamamen yarışmacının aldığı risktir. Ama biz öğrenirsek de Hakan yakın olduğum yarışmacılardan biri ama bizim için burada her yarışmacı eşit.
Dolayısıyla Rio’da eşi ile iletişim kuran Hakan’a yaptırım yapmak zorundayız. Hakan’a 2 ödülden men ve ilk iletişimden men olmak üzere toplam 3 ödülden men cezası verildi.

Hakan “Zaten çocuğa iletişim kurduruyorsunuz teşekkür ediyoruz. Yanında Gizem vardı ve kısa süreli konuşma yapabildim. Zaten konuşmamın da yüzde 80’i Survivor dışıydı. Sadece Nagihan sana ne yaptı diye sordu. Hata idi benim için ama kusura bakmayın” dedi.
YARIŞMACILAR İÇİN BÜYÜK MÜJDE GELDİ
Acun Ilıcalı “Sizlere doktorlarımız ile aldığımız bir kararı duyuracağım. Bu sezon şartlarınız açlık ile ilgili çok ağır olmayacak. Bu sene oyunlarımız ve eleme sistemimiz performansa göre. Halk oylaması da yok biliyorsunuz.
Sakatlıklarla ilgili problem yaşamamak adına size doktorlar eşliğinde proteinsel takviyeler olacak. Yarışmacılar 6 saat güneşin altında bekleyerek performans sergiliyor.
Herkesin fiziksel problem yaşamaması adına zaman zaman takviyeler olacak” dedi. Bu açıklama yarışmacılar arasında sevinçle karşılandı.

SAHRA’NIN ADA’DAN AYRILMASI
Ilıcalı “Sahra kendi isteği ile ayrıldı. Survivor, 2 kere geldim rahat geçer 3 kere geldim rahat geçer yeri değil. Burada bazı problemlerin büyümesi, iletişimsizlik, bazı arkadaşlar için yıpratıcı olabiliyor. Sahra da devam edemeyeceğini söyledi ve kendi isteği ile ayrıldı” dedi.

İLK GİTME ADAYI HAKAN OLDU
Konsey’de yapılan oylamada 7 oy çıkan Hakan 1. gitme adayı oldu. Kısa bir konuşma yapan Hakan “Takdiri ilahi, buraya performans için geldik düelloya ihtiyacım olduğunu düşünüyorum. Kendi performansımı görüp elimden geleni yapmaya çalışacağım” dedi.
]]>
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu “müşteki”, PTT’ye bağlı taşeron firmada kurye olarak çalışan İbrahim K. ise “sanık” olarak yer aldı. İddianamede Avşar hakkındaki icra dosyasının ödeme emrini içeren tebligatın İbrahim K. (31) tarafından dağıtıma çıkarıldığı, Avşar’ın ise 6 Temmuz 2023’te banka hesaplarına haciz konulmasıyla söz konusu icrayı öğrendiği anlatıldı. İddianamede, tebligatı alan kişi olarak her ne kadar Zehra Çilingiroğlu’nun isim ve imzası olsa da tebligatın sanık tarafından doldurulduğunun anlaşıldığı kaydedildi. Sanık kurye hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İbrahim K. katılırken, Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu’nu avukatı temsil etti. Sanık İbrahim K. savunmasında “Tebligat dağıtımı konusunda bize herhangi bir bilgi verilmedi. Ben işe girerken sadece kargo dağıtacağımı düşünmüştüm. Ancak işe başlayınca bunun böyle olmadığını gördüm. Hülya Avşar’a daha önce de tebligat yapmıştım. Hatta bir keresinde almadığı için tebligatı muhtara bırakmıştım” dedi.
“TELAŞTAN İMZASINI ALAMADIM”
Olay tarihinde Avşar’ın adrese gittiğin, sitenin güvenlik personelinin haber verdiğini söyleyen İbrahim K., “Hülya hanımın olmadığını, kızı Zehra Çilingiroğlu’nun evde olduğunu söylediler. Bunun üzerine icra tebligatı olduğu için tebligatı kızına yapabileceğimi bildiğimden evine doğru gittim. Yanlış hatırlamıyorsam asansör inişinde Zehra Çilingiroğlu ile karşılaştım. Acelesi olduğundan bahsediyordu. Ben tebligatı ona verdim. Bunu çok net hatırlıyorum. Telaştan imzasını almadım. Daha doğrusu almayı unuttum” diye konuştu.
“İMZAYI BEN ATTIM, KÖTÜ NİYETİM YOKTU”
Sanık yaptığının suç olduğunu bilmediğini ifade ederek “PTT’de imzasız tebligat parçasını sisteme giriş yapılamadığı için ve tebligatı bizzat Zehra Çilingiroğlu’na verdiğimden bir şey olmaz düşüncesiyle imzayı ben attım. Suç işleme kastım bulunmamaktadır. Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Kötü niyetim yoktu” diyerek beraatını talep etti.
AVŞAR’IN AVUKATI SANIĞIN CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ
Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu’nun avukatı ise sanıktan şikayetçi olduklarını ifade ederek, “Sanığın eyleminden dolayı müvekkillerim 600 bin TL’lik teminat senedi vermişlerdir. Mallarına haciz gelmiş maddi ve manevi olarak zor günler geçirmişlerdir” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti.
İMZA VE İSİM SANIĞA AİT ÇIKTI
Tebligatın üzerinde teslim alan olarak yer alan Zehra Çilingiroğlu isimli ile imzanın incelenmesi için alınan bilirkişi raporu da dosyaya eklendi. Raporda isim ve imzanın Zehra Çilingiroğlu’na ait olmadığı tamamıyla sanık İbrahim K.’nın elinden olduğu tespit edildi. Esas hakkında mütalaasını sunan savcı, sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etti.
HÜKMÜN AÇIKLANMASI GERİ BIRAKILDI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık İbrahim K. hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan önce 2 yıl hapis cezası verdi. Sanığın duruşmalardaki davranışlarını dikkate alan heyet, cezayı 1 yıl 8 ay hapis cezasına indirdi. Mahkeme, sanığın daha öncesinden hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Sanık 5 yıl içinde herhangi kasıtlı bir suç işlemezse hakkındaki dava düşecek.
]]>
Usta oyuncu Ali Sürmeli’nin sosyal medya hesabından peş peşe yapılan paylaşımlarda genç bir kadından bebek aldırdığı ve vergi kaçırdığı ileri sürüldü.
Hesabını ele geçirenlerden şikayetçi olan Sürmeli, sessizliğini bozdu. Yaşananlardan 2 yıllık sevgilisini sorumlu tutan Sürmeli, ortak banka hesaplarındaki paralarının da gittiğini söyledi.
“HESABIMDAKİ TÜM PARAYI BOŞALTINCA KÜSTÜM, GERİ ALMAK İÇİN DE BARIŞMIŞ GİBİ YAPTIM”
Gazeteci Birsen Altuntaş’a konuşan Ali Sürmeli, “Hesabımdaki paylaşımları 2 yıl boyunca sevgili olduğum bir kadın tarafından yapılmış olduğundan şüpheleniyorum. Bunu da zaten savcılığa söyledim.
Bizim ortak bir hesabımız vardı. Kasa almıştık. Oraya bütün çalışmışlığımdan elde ettiğim mal varlığımı koyduk, anahtarları ondaydı… Bütün mali mali işlerimden kendisi sorumluydu.
Kasayı boşaltınca ben de ona küstüm. Geldi sonra barıştık… Bugüne kadar elimde olan tüm mal varlığımı tekrar geri almak için barışmış gibi yaptım.
Oyuncu olduğum için, hayat bazen oyunculara çok yardım ediyor. Kasanın anahtarlarını ondan aldım. Sonra sosyal medya hesabının hesabımdan o paylaşımlar yapıldı” dedi.

“OĞLUM, YEĞENİM, MENAJERİM VE ARKADAŞLARIMLA İLGİLİ İDDİALAR ASILSIZ”
16 yıl önce tanıştığı Emine adındaki sevgilisinin gerçek adının Kader olduğunu öğrenen 64 yaşındaki usta oyuncu, “Benim üzüldüğüm bir şey var…
Etrafımda oğlum, yeğenim, menajerim arkadaşlarım kim varsa onları da suçlamış asılsız iddialarla… Psikolojimle ne oynamaya kalktı ama ben oynatmadım. Geçirdiğim beyin ameliyatından dolayı kontrollerim vardı.
Travma geçirdiğimi belirtip beni doktora götürdü. Doktor sakinleştirici verdi. O sakinleştirici beni çok sakinleştirdi. Bu da benim sınavım, bu iftiralar, hakaretler ama iyilik iyidir. Ben iyi tarafımdan vazgeçmeyeceğim.
Bir kadın kızınca neler yapabiliyor onu gördüm. Allah düşmanımın başına vermesin” şeklinde konuştu.
NE OLMUŞTU?
Ali Sürmeli’nin dün Instagram hesabından peş peşe yapılan paylaşımlarda ortalığı karıştıracak iddialar gündeme geldi. Sürmeli’nin Instagram hesabından yapılan ilk paylaşımda “Önemli günahlarımı itiraf etmeye karar verdim, çünkü bu suçluluk duygularımla yaşamak beni kirletiyor” denildi.
Kısa bir süre sonra yeni bir paylaşım yapılarak bu sefer de Sürmeli’nin oyuncu Didem Karataş’ı kürtaj yaptırmaya zorladığı ileri sürülerek “Torunum yaşındaydı diye çocuk istemedim. Zorla hastane ebesi kız kardeşim Gülben Sürmeli tarafından kürtaj yaptırdım” ifadelerine yer verildi.
“ALINAN PARALARIN YARISI ELDEN YARISI HESABA YATIYORDU”
Yapılan bir diğer paylaşımda ise Sürmeli’nin vergi kaçırdığı iddia edilerek “Menajerim Cem Tatlıtuğ’un kız arkadaşının adına şirket üzerinden diziler ve sinema filmleri için anlaştığım ücretin yüzde 50’si resmi olarak bana geliyordu.
Kalan yüzde 50 miktar oğlum Eren Sürmeli hesabına ve elden veriliyordu” denildi.
MENAJERLİK ŞİRKETİ: HESABI HACKLENDİ
Paylaşımların kısa sürede sosyal medyanın gündemine oturmasının ardından oyuncunun menajerlik şirketinden açıklama geldi. Açıklamada Ali Sürmeli’nin telefonunu kaybettiği ve Instagram hesabı hacklenerek paylaşımlar yapıldığı söylendi.
ALİ SÜRMELİ: PAYLAŞIMLAR GERÇEKLİKTEN UZAK
Paylaşımların ardından yeni bir sosyal medya hesabı açan Ali Sürmeli, ise “Dün öğlen saatlerinde sosyal medya hesabım bazı kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirildi ve hesabından yanlış, gerçeklikten uzak paylaşımlar yapıldı.
Konu ile ilgili gerekli yerlere şikayetlerimizi yapmış bulunmaktayım. Ben göründüğü gibi işimdeyim, çalışıyorum. Sizden ricam bu paylaşım ve iftiralara itibar etmemeniz” demişti.
]]>
HABER: EDDA SÖNMEZ – KAMERA: ADEM KARABAYIR
Sinemacı Şahan Gökbakar, yazdığı ve başrolü oynadığı “Erdal ile Ece” isimli yeni filmini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Gökbakar, “Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman ‘A biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. Aynı bizim gibi’ diyeceği bir hikaye” dedi. Filmin başrolünü paylaşan Seda Türkmen de “Ece ile ortak noktam var. Aslında Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak” diye konuştu. Şahan Gökbakar, ANKA muhabirinin sorusu üzerine İliç’te ve diğer bölgelerde yaşadıkları yerleri, vatanlarını korumak için mücadele edenleri yürekten desteklediğini söyledi.
Akıllara “Recep İvedik” filmi serisi ile kazınan Şahan Gökbakar, daha önce “Celal ile Ceren” filmine benzer yeni bir projeye imza attı. Gökbakar, senaryosunu yazdığı “Erdal ile Ece” filminde Seda Türkmen ile başrolü de paylaştı. Yönetmen koltuğunda ise Şahan’ın kardeşi Togan Gökbakar’ın oturduğu filmde, bugünün evlilik ilişkilerinde sıkça rastlanan acı-tatlı çatışmalar, iniş-çıkışlar gözler önüne seriliyor. Yaşanan olayları hem kadın hem de erkek gözüyle ayrı ayrı izleyicilere aktarmaya hazırlanan aşk komedisi filmi, “diyet, kıskançlık ve östrojen” başlıkları altında üç ayrı bölüm olarak toplanda 105 dakika beyazperdeye yansıyacak. Vizyona 23 Şubat’ta girecek film eş zamanlı olarak tüm Avrupa’da da sinemaseverlerle buluşacak.
Filme ilişkin Şahan Gökbakar ve Seda Türkmen, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Gökbakar, şunları dile getirdi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“HERKESİN İZLEDİĞİ ZAMAN A BİZ DE BÖYLEYİZ, A SEN DE AYNI BÖYLESİN, AYNI BİZİM GİBİ DİYECEĞİ BİR HİKAYE”
Erdal ile Ece evli bir çiftin başından geçen komik üç tane ayrı hikayeyi izleyeceğimiz bir film. Diyet, kıskançlık ve östrojen adlı üç ayrı bölümü var. Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman a biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. aynı bizim gibi diyeceği bir hikaye. Bir karakterlerden oluşan bir film. Benim açımdan böyle.
– Celal ve Ceren filminizde bekardınız. Erdal ve Ece filminizde şu an evlisiniz. Bunları yazarken hayatınızdan esinleniyor musunuz?
“YAZARKEN KENDİ EVLİLİĞİMDEN ESİNLENİYORUM”
Yazarken kendi evliliğimden esinleniyorum tabii. Yani bu kaçırılmayacak bir şey. İnsan yaşadığı şeyleri mutlaka bir yerde kaydediyor ve hani bir şey yazarken ortaya çıkıyor. Zaman zaman çok da böyle spesifik olarak kendi eşimle yaşadığım şeyler de bazen diyorum bak bunu koyacağım filme eşim aa sakın filan diyor. Bak koyacağım, koyacağım diyorum. Öyle yazdığım şeyler oluyor. Esinleniyor insan. Bu filmde de birkaç sahnede var. Tam olarak şimdi hangisi desen belki çıkartamam ama üzerine böyle geçerken buydu buydu derim.
– Partneriniz Seda Türkmen’i seçmenizdeki en büyük etken neydi?
Vallahi kendisi çok ısrarcı oldu. Günlerce gecelerce sosyal medyadan yazmalar, kapılara gelmeler illa ben illa ben diye. Hatta birkaç düşündüğümüz aday vardı onların ayağını kaydırmaya çalıştı bu tarz şeylerle bu rolü aldı diyebilirim. ya şaka bir yana Seda (Türkmen) benim hep takip ettiğim ve bir gün beraber inşallah çalışırım dediğim yetenekte böyle bir kadın oyuncu. Komediye çok yatkın, acayip yetenekli ve doğaçlamaya çok açık bir oyuncu. O yüzden inşallah çalışırız diyordum. Bu projeye kısmet oldu. Biz kendisine teklifte bulunduk. İşte biz kendisine böyle bir şey yazdık. Sen de bunu oynamak ister misin diye. O da sağ olsun çok mutlu oldu bundan. ve ortaya böyle bir şey çıktı.
-Daha önceki projelerinizde gişe sıralamasında ilk sıralardaydınız. Bu projenizdeki gişe beklentiniz nedir?
“FİLMİN ÇEKİMİ İKİ BUÇUK, ÜÇ AY SÜRDÜ”
Yok açıkçası öyle bir gişe rakamı kafamızda. Gişe insanların ne kadar eğlendiği, ne kadar mutlu olduğu, ne kadar mutlu ayrıldığıyla çok orantılı. İnşallah bunu yakalarız diye düşünüyorum. Böyle bir rakam soruyorsan öyle bir rakam yok kafamda. Herhalde bir altı ayı bulmuştur total bütün projenin yazımı. Filmin çekimi de yaklaşık bir iki buçuk, üç ay sürdü.
-İleri de sizi televizyonda Talk Show’da veya her hangi bir dize görebilecek miyiz?
“DİZİ YAPMAK İSTEMİYORUM”
Televizyonda dizi yapmak istemiyorum. Talk Show, yok,yok. Ben arada böyle bir film yapıp böyle bakıp çıkıyorum ortama. Öyle benim durumum.
– Muğla’da cennet koyunda yaşanan gelişmeler hakkında görüşünüzü kamu oyu merak ediyor?
“KEŞKE ÜLKEMİZİN DOĞAL GÜZELLİKLERİNİ HUKUKLA YASALARLA KORUYUCU OLABİLSEK”
Sadece Muğla’da Cennet Koyunda değil. Yani takip ediyorum. Çok da fazla bu konuyla ilgili birçok yerde olduğuyla ilgili çok da fazla şey görüyorum sosyal medyada. Üzücü tabii. Yani keşke bizim ülkemizde aslında ülkemizin en büyük özelliklerinden biri olan bu doğal güzellikler, tabiat bu coğrafyanın en alametifarikası o. Keşke ona birazcık daha özen gösterebilsek, keşke birazcık daha hani hukukla yasaları koruyucu olabilsek ama maalesef işte her zamanki gibi para hırsı, rant, çeşitli değişik amaçlar sonucu buraya getiriyor. Ama bütün bu konuda mücadele eden, haklarını koruyan, memleketlerini korumak isteyen, yaşadıkları yeri, vatanlarını korumak isteyen insanların da yanındayım canı gönülden ve yürekten her zaman desteklerim.
– Daha önce Recep İvedik filminizde doğa katliamlarıyla ilgili çalışma yapmıştınız. Geçtiğimiz gün Erzincan’da bir felaket yaşandı. Daha önce de maden faciaları yaşandı bunun ilgili de ileri de bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
DEDİĞİM GİBİ BU BU İŞLERDE HER ZAMAN DESTEKÇİ KONUMUNDAYIM VE YÜREKTEN ONLARIN YANINDAYIM
Erzincan’da yaşanan olay çok üzücü bir olay. Bir kere orada kaybedilen yaşamların hepsine bir kere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına da baş sağlığı diliyoruz. Çok üzücü bir olay. Bu tür işler hani bizim yaptığımız işler daha mizah ağırlık. İşler belirli bir yerinden, ucundan, köşesinden tabii ki böyle konulara da değinmek de fayda var çünkü bizim seyircimiz çok büyük kitlelere ulaşabiliyor, bizim filmlerimiz. O anlamda hani Recep İvedik 7’de biraz aslında yapmaya çalıştık onu. Bu doğa katliamlarıyla ilgili bir mücadeleyi film ettik. Dediğim gibi bu bu işlerde her zaman destekçi konumundayım ve yürekten onların yanındayım. Yaşanan bu kötü olayda da kazada da herkese iyi geçmiş olsun İnşallah daha yaşanmaz böyle bir şey. Gereken önlemler alınır. İnşallah. Ama her seferinde de aynı şeyleri konuşuyoruz o da biraz üzücü tabii.
– Recep İvedik karakteri ne zaman gelecek ve yeni sorunlara nasıl hikayeler içinde çözüm bulurken göreceğiz?
“RECEP İVEDİK 8 GELECEK AMA KONUSU NE OLUR NE ZAMAN GELİR BİLMİYORUM ŞUAN”
Recep İvedik 8, ile ilgili emin olun hiç bir fikrim yok düşünmedim henüz konusu ne olur diye. Geleceği konusunda bir bilgim var. Gelecek. Ama ne zaman olacağıyla ilgili, konusu ne onu bilmiyorum şuan.,
Başarılı oyuncu Seda Türkmen ise şunları söyledi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“FİLM BİZLERİN YANSIMASI”
Benim açımdan da Şahan’ın anlattığı gibi tam olarak böyle. Yani çok keyifli bir iş. İzlerken Şahan’ında dediği gibi çok bizim yansımamız, perdeye yansımamız. Samimi, doğal bir evlilik komedisi.
“ŞAHAN GÖKBAKAR’LA ZATEN ÇALIŞACAK OLMAK AYRI BİR KONFOR YARATIYOR İNSANDA”
Yok öyle gerçekten bir de çok samimi bir proje olacağı belliydi. Daha önce işte Celal ile Ceren çok sevdim. Şahan’ın en sevdiğim işlerinden biriydi. Bir evlilik hikayesi deyince az çok da konuşunca üzerine. Zaten ilk karşılaştığımızda da hemen böyle bir aynı mizah tonunda yani aynı aynı tonda konuştuğun zaman biriyle zaten o çok iyi bir partnerlik doğuruyor. Böyle gelişti. Şahan Gökbakar’la zaten çalışacak olmak ayrı bir konfor yaratıyor insanda çalışmak. Zaten sandığımın çok daha üstünde bir büyük bir mutlulukla ayrıldım açıkçası.
– Ece ile ortak noktanız var mı?
“ECE’YLE BENİM DEĞİL BÜTÜN KADINLARIN ORTAK NOKTASI OLACAK”
Ece ile ortak noktam var. Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Hani o yüzden de böyle hani ay şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak. Çünkü belirli bazı tepkiler oluyor hepimiz de. Daha ince gördüğümüz daha çok analiz ettiğimiz vesaire. O yüzden de var tabii ki ortak yönümüz.
– Çekimler nasıl geçti? Çekerken neler yaşadınız?
“ÇEKİMLERDE ÇOK ACI ÇEKTİM GÜLMEKTEN”
Çekimlerde çok acı çektim gülmekten. Haddini aştı gülme, eğlenme kısmı. Büyük kitlendik. Bazen Togan (Gökbakar) artık ‘ne olur gülmeyin. Lütfen gülmeyin’ diye bizi uyardı. Tabii ki çok güzel anılar var içinde. Çok güzel iki ay geçirdim o sette. Sayelerinde. Çıkan şey de çok güzel oldu bence. Film çok güzel oldu.
– Yeni projeleriniz var mı?
“OLABİLDİĞİMİZ HER YERDE OLMAKTAN ZİYADE OLDUĞUMUZ YERDE İYİ İŞ YAPMAK EN ÖNEMLİSİ”
İki tiyatro oyunum var. ‘Hakikat elbet bir gün. ve İzdirap korusun’ diye. Bir sinema filmim. Aslında sinema filmi geçen sene çekmiştik. Bir de televizyon dizimiz var. ‘Sandık kokusu’. Yani hepsi aynı anda denk geldi. Aslında denk gelmedi de. Amin diyelim bu dönem için. Çalışacağız tabi ne yapacağız başka yani? Hani oyunculuk alanlarımız belli. Olabildiğimiz her yerde olmaktan ziyade olduğumuz yerde iyi iş yapmak en önemlisi. Elimizden geleni yapıyoruz”.
]]>

Estetiğim yok
Serhat Tekin’in “Emre Altuğ hiç değişmiyor. Nedir bunun sırrı? Bir estetiğiniz var mı?” sorusuna, Emre Altuğ ” Anne ve babamın genetiği diyebiliriz. Estetiğim yok.
İlerleyen zamanlarda belki düşünürüm ama benim bir diğer işim olan oyunculuk maalesef estetik operasyon kaldıran bir meslek değil. Doktor arkadaşım dolgu, botoks yapmak istediği zaman ‘Hayır’ diyorum. Vitamin iğneleri yapıyor bazı zamanlar. Hepsi o kadar.” cevabını verdi.
Estetik bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz
“Erkek şarkıcıların estetiklerine yapılan eleştirilere yorumunuz nedir?” sorusuna,” Kim kendini nasıl iyi hissedecekse yaptırabilir. Bu bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz.
Yargılamaya karşı bir insanım. İnsan neyi istiyorsa yaptırmakta özgürdür.” cevabını veren Emre Altuğ, estetiğe karşı olmadığını söyledi.
Çapkın değilim
Programda ‘Yalı Çapkını’ dizisinde çapkın bir karakteri canlandırıyorsunuz. Normal hayatta da çapkın mısınız? sorusuna Emre Altuğ,” Çapkın değilim. Çapkınlık yapmaya ihtiyaç duymadım çok şükür.
Yapı olarak böyle bir şeyin peşinde koşan bir adam değilim. Çapkınlık bir mesai ister. Ben böyle bir şeye dediğim gibi hiç ihtiyaç duymadım. Hayatımdan memnunum.” cevabını verdi.
Aşık olmayı zaman zaman özlüyorum
Programda Serhat Tekin’in ” Yalnız mısınız? Bir ilişkiniz yok mu?” sorusuna Emre Altuğ, ” Evet yalnızım. Bu durumu seviyorum da. Yalnız olmayı, evde yalnız vakit geçirmeyi, yalnız yemek yemeyi seviyorum. Kendimle ilgili düşünmeyi seviyorum.
Arkadaşlarımı görmek istediğimde onlarla görüşüyorum. Benim bu konuda çok bir şikayetim yok. Ama zaman zaman aşık olmayı özlediğimi söyleyebilirim. Güzel bir duygudur o. Aşkın senin yükselttiği, ayaklarını yerden kestiği, biraz gerçeklikten uzaklaştırdığı o ilk dönemi özlüyorum zaman zaman.” cevabını verdi.
Serhat Tekin’in ” Emre Altuğ aşkın hakkını verebildi mi?” sorusuna Altuğ, ” Aşık oldum mu veririm tabi ki. İyi bir aşığımdır.” cevabını verdi.
Mert Ramazan Demir kardeşim gibi
Serhat Tekin’in ” “Yalı Çapkını” dizisinde oğlunuzu oynayan Mert Ramazan Demir ile normal hayatta görüşüyor musunuz?” sorusuna ” Evet görüşüyoruz. Biz çok güleriz.
Mert benim çok küçüğüm, kardeşim gibi oldu. Hayata bakış açıları yakın insanlarız. Sette de çok eğleniyoruz.” cevabını veren Emre Altuğ, ekibin kendisini sahnede sık sık izlemeye geldiğini söyledi.
Dışarıda olmayı artık sevmiyorum
Serhat Tekin’in “Biraz asosyallik var mı sizde?” sorusuna Emre Altuğ, ” Son yıllarda var. Sıkıldım. Çok dışarı çıktık, gezdik, eğlendik. Son yıllarda sahnede olmadığım zamanlar dışarıda olmayı sevmiyorum.
Kalabalıklar içerisinde olmayı çok sevmiyorum. Yakın arkadaşlarımla yemek yemeyi, sohbet etmeyi tabii ki çok seviyorum ama eskisi gibi çıkalım eğlenelim coşalım gibi bir duygu yok içimde.
Herhalde yaşımın ve doymuşluğun getirdiği bir durum var. Dışarısı çok değişmiyor. Hatta bizim zamanımızda daha keyifliydi.” cevabını verdi.
Şevket Altuğ babam değil
Programda ” Hakkınızda dolaşan şehir efsanesi var mı?” sorusuna Emre Altuğ, ” Bence en büyük şehir efsanelerinden biri Şevket Altuğ’un oğlu olduğumdur.
Hatta bir seferinde radyocu bir arkadaş o kadar emindi ki oğlu olduğumdan, değilim dememe rağmen benden nüfus cüzdanımı görmek istemişti. Kendisine ” Ben bir diş hekiminin oğluyum. Babamın adı Tuncer Altuğ.
Şevket Altuğ’un oğlu olmak da eminim çok güzel bir duygu olurdu ama babamdan memnunum.” demiştim.” cevabını verdi.
Çıplaklıktan çekinen bir adam değilim
Serhat Tekin’in son çıkardığınız ” “Ne Ala” şarkısının video klibinde üstsüz olmanız bazı kişilerce eleştirildi. Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Emre Altuğ,” Ben çıplaklığı seven bir adamım. Çıplaklıktan çekinen biri değilim. Kaldı ki o klipteki bir çıplaklık da değil. Bir saflık ifadesi anlatmak için yapılan imajinasyondu. Ben bugüne kadar sağdan soldan gelen bu tip eleştirileri çok takmadım biliyorsun. ” cevabını verdi.
]]>
İngiliz işgal kuvvetleri kumandanı General Harington’ın İstanbul’dan ayrılırken kendi adına düzenlediği futbol maçında Fenerbahçe’nin İngiliz takımına karşı zaferini anlatan “Zaferin Rengi” filminin galası yapıldı. Filmin Atatürk Kültür Merkezi’ndeki gösterimi öncesi, yönetmen Abdullah Oğuz ile tüm oyuncular basın mensuplarının karşısına çıktı.
Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Oyuncu kadrosuna da değinen Oğuz, “Onlar beni seçti. İnandılar bana. Beraber yürüdük.” ifadelerini kullandı.
Yapımda Fenerbahçe’nin kurucu üyesi ve efsane kaptanı Galip Bey’i oynayan Kubilay Aka, gurur duydukları bir iş yaptıklarını söyleyerek, “Fenerbahçe takımı 100 yılı aşkındır kötü hiçbir şeye bulaşmamış ve Atatürk’ün izinden gitmiş bir takım. Gururla setteydim, oradaydım. İyi ki de oradaydım. Ağabeylerimle bütün arkadaşlarımla çok eğlendik. Hem çekerken bizim eğlendiğimiz hem de gerçekten saygı duyduğumuz bir iş oldu. O yüzden güzel, unuttuğumuz duygularla baş başa kalacağımızı düşünüyorum, izlerken.” diye konuştu.
– “Kariyerimde manevi değeri en yüksek iş”
Fenerbahçe başkanı rolünü üstlenen Nejat İşler, filmin renginin sarı lacivert olduğunu vurgularken, tek bir sahnede yer aldığını kaydeden Birce Akalay ise “Tek bir sahne ama umarım hakkını verebilmişimdir.” dedi.
Oyuncu Yiğit Özşener de kariyerinde manevi değeri en yüksek iş olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Bir memlekette çok özel şeyler yapacak, çok büyük başarılara imza atacak, çok farklı insanlar bulunabilir ama önemli olan onunla beraber yürüyebilecek, aynı yöne bakabilecek, onunla koşabilecek insanları bulabilmek. Bu bir Mustafa Kemal filmi değil, Mustafa Kemallerin filmi. Dolayısıyla filmi seyrettikçe Mustafa Kemalleri, kurtarıcı beklemeyenleri, kendisini kurtarıcı kabul eden, kendisinde o gücü bulan insanları göreceksiniz.”
Oyuncu Timuçin Esen de güzel bir ekiple çalıştıklarını aktararak, “Güzeldi bu filmin içinde yer almak, bir Fenerbahçeli olarak özellikle, başka bir değeri var. Güzel bir film çıktığını düşünüyor, ümit ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Vera” karakterini canlandıran oyuncu Gonca Vuslateri, çok kıymetli bir hikayede çok kıymetli bir rolü kendisine verdiği için yönetmen Abdullah Oğuz’a teşekkür etti.
– “Biz sahada yapalım işimizi”
Fenerbahçeli futbolcu İrfan Can Kahveci, hem Türkiye’nin hem de Fenerbahçe tarihinin en önemli günlerini anlatan filmin galasında olduklarını belirterek, “Biz de çok heyecanlıyız. Çok özel oyuncular var kadroda, bazıları da arkadaşlarımız. Onlar olunca ayrı bir heyecanlıyız. Bütün detayları izlemek için sabırsızlanıyoruz. Kubilay Aka’yla sürekli konuşuyoruz. Nejat abimiz de sürekli maçlara geliyor. Kulübümüzün ve ülkemizin en önemli olaylarından birisini izlemek için geldik.” diye konuştu.
Kendisi için futbol oynamanın önemine değinen Kahveci, Çaykur Rizespor maçına işaret ederek, “Biz sahada yapalım işimizi. Önümüzdeki her maçı kazanmak istiyoruz. Sahaya çıkıp elimizden geleni yapacağız.” dedi.
Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ da hayırlı olsun temennisinde bulunarak, “Filmi heyecanla ve merakla bekliyorum. Güzel bir film olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
2023’te oynadıkları müsabakalardan başarıyla çıkan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın yaz mevsiminde yapılacak olimpiyatlarda altın madalya kazanması durumunda filminin çekilip çekilmeyeceği yönündeki soru üzerine Üstündağ, şunları aktardı:
“Bizim belgeselimiz çekiliyor. Her yıl çıtanın nereye çıktığını görüyoruz. Bu belgeseli yaptık. Olimpiyatlarda altın madalya gelirse, hiçbir ülkeye nasip olmayan, Avrupa Şampiyonluğu, Milletler Ligi şampiyonluğu, namağlup olimpiyat elemeleri şampiyonluğu kazanılmış olacak. Böyle bir durumda film neden çekilmesin, tabii ki çekilir. (Filmde) Ben oynamam. Ben sahada dahi oynamadığıma göre, filmde de oynamam. Sizin gibi merakla bekler ve seyrederim.”
– “Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor”
Fenerbahçe Kulübü Eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Fenerbahçe Kulübü Eski Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük de filmi heyecanla beklediğine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Fenerbahçe’nin kuruluşu, ülkemizin o dönemde içinde bulunduğu zor şartlar, Çanakkale savaşları, ardından Kurtuluş Savaşı… O dönemde futbolcular askere alınarak savaşa katıldı. Anadolu’ya silah kaçırdılar. Sonra da Harington Kupası’nı kazanarak ülkemize sevinç kattılar. Lozan müzakereleri sırasında, bu galibiyet oradaki heyete büyük moral verdi. Bu film Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor.”
Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk yarışına da değinen Küçük, “Lig yarışında Fenerbahçe inşallah ipi göğüsleyecek. Temennimiz o.” dedi.
Fenerbahçe Eski Yöneticisi ve Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran ise “Burada olmak da böyle bir filmin yapılmış olması da gurur verici. Hep beraber keyifle izleyeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Süper Lig ve TFF 1. Lig’in yayın haklarıyla ilgili Saran Holding’in ihaleyi alıp almayacağına dair yöneltilen, “Yayın haklarını almak istiyor musunuz?” sorusuna ise Saran, “İnşallah. Onu sonra konuşalım. Bu gece Fenerbahçe gecesi.” cevabını verdi.
Saran, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un haziran ayında gerçekleştirilecek seçimli genel kurulda aday olmayacağını açıklaması üzerine kendisinin Fenerbahçe başkanlığına adaylığıyla ilgili olarak “Ali Bey, Divan Kurulu’nda gerekeni söyledi. Bu gece film için buradayız.” diye konuştu.
Galaya katılanlar arasında Ali Koç’un yanı sıra Fenerbahçeli yöneticiler, sporcular ve ünlü oyuncular da yer aldı.
– Film hakkında
“Zaferin Rengi”, 1919’da işgal altındaki İstanbul’da düşman kuvvetlerine karşı örgütlenerek Anadolu’da başlatılan direnişin hikayesini, General Harington Kupası etrafında kurgulayarak beyazperdeye taşıyor.
Yarın vizyona girecek filmde Kubilay Aka, Gülper Özdemir, Nejat İşler, Timuçin Esen, Yiğit Özşener, Gonca Vuslateri, Yılmaz Adam Bayraktar ve Birce Akalay rol aldı.
]]>
TRT 1’in yeni dizisi “Kül Masalı” ilk bölümüyle ekran yolculuğuna başladı.
TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen dizinin ilk bölüm izlemesine, TRT yönetimi, dizinin yapımcısı Cemil Cengiz, yönetmen Metin Balekoğlu, dizinin başrol oyuncularından Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Ushan Çakır, Özgür Çevik ve Gizem Güneş katıldı.
Kül Masalı, Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı’nın, yoksul ve mütevazi bir geçmişten gelen Özge ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenmelerini ve evliliklerindeki gizemi konu alıyor.
Etkinlik önce AA muhabirine konuşan oyuncu Sevda Erginci, modern bir Kül Kedisi hikayesi anlattıklarını belirterek, “Bütün karakterlerin daha gerçekçi ve kusurlu olduğu bir Kül Kedisi hikayesi. Özge, Bursa’da kardeşi ve kendi için verdiği mücadeleden aşık olduğu adam için İstanbul’da zorlu bir hayata atılıyor.” dedi.
“İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız”
Oyuncu Gökhan Alkan, kendi karakterinden bahsederek, “Birini sevmenin akılla, mantıkla alakalı olmadığını, gönülden, yürekten olduğunu ve onu hesaplayamadığımızı bize gösterecek ve anlatacak bir karakteri canlandırıyorum. Herkesin gerçek olduğu bir hikaye. İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız.” ifadelerini kullandı.
Oyuncu Başak Gümülcinelioğlu da bir aşk hikayesinin yanında seyircinin her bölüm bir olay örgüsünü geçmiş, gelecek ve bugünle harmanlayabileceği bir işe imza attıklarını söyledi.
Gümülcinelioğlu, izleyiciyi karakterlerin net iyi ya da kötü olmadığı bir dizi beklediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Herkesin gerçekten sorunları, soruları ve gerçekten niyetleri ve aşkları olduğu bir iş aslında bu iş. Dolayısıyla her karakterin kişisi kendini çok severken bir yandan da herkese hak verdiğimiz bir hikayemiz var. Bugün başlıyoruz. Bu yolculukta da bize eşlik etmelerini çok istiyoruz.”
Oyuncu Berfu Öngören ise dizide “Süreyya” karakterine hayat verdiğini ifade ederek, “Sürprizli bir karakter, atacağı adımı çok kestiremiyoruz. Süreyya kendi hırslarına kapılan ve hırsları tarafından yönetilen bir karakter. Yaşadıkları olay sebebiyle Özge’nin peşine düşüyor. Bundan sonrasını zaten izleyip göreceğiz. Çok heyecanlıyız, bekliyoruz.” diye konuştu.
Yönetmen koltuğunda Metin Balekoğlu’nun oturduğu, hikayesini Nesrin Aytamay, senaryosunu ise Sılan Aras Erdem ve Filiz Küçük Yücel’in kaleme aldığı dizinin oyuncu kadrosunda, Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Hülya Darcan, Ushan Çakır, Özgür Çevik, Gizem Kala ve Gizem Güneş gibi başarılı isimler yer alıyor.
Perşembe akşamları TRT 1’de izleyiciyle buluşacak dizinin konusu ise şöyle:
“Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı (Gökhan Alkan), yoksul ve mütevazı bir geçmişten gelen Özge (Sevda Erginci) ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenirler. Özge yaklaşık 6 yıldır bir restoranda aşçılık yapmaktadır. Özge’nin Arat’ın ailesinin yaşadığı konağa gelin olarak girmesi onu bir anda bir aşk masalından entrikalarla dolu bir dünyaya sokar. Kocasının geçmişinden gelen öfke patlamaları, Özge’nin kız kardeşi Behiye’nin (Gizem Güneş) zenginlik ihtirası ve Arat’ın şaibeli şekilde ölen eşi Jale’nin (Başak Gümülcinelioğlu) peşini bırakmayan gölgesi Özge’nin bu zorlu yolculuğunu daha da karmaşık hale getirir.”
]]>
Günümüzde, sosyal medya platformlarının kullanıcı verilerini toplaması ve bunları kullanması konusu sık sık dile getiriliyor.
Özellikle büyük platformlar, reklamcılık ve kişiselleştirilmiş içerik sunma amacıyla geniş kapsamlı veri toplama işlemleri gerçekleştiriyor.
Bu uygulamaların, kullanıcı gizliliği ve veri koruması konularında da sık sık eleştirildiğini görüyoruz.
Son yıllarda, özellikle Facebook kişisel verilerin kötüye kullanımı ve gizlilik ihlalleri nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kaldı.
Hem Google Play Store’da hem de App Store’da verilerinizi toplayıp, çeşitli amaçlar için kullanan binlerce uygulama var.
Üstelik en çok veriyi, genellikle kullanıcıların en fazla kullandığı uygulamalar topluyor.
En çok ücretsiz uygulamalar veri topluyor
ücretsiz uygulamaların veri toplama olasılığı, ücretli uygulamalara göre 7 kat daha fazla.
Aynı zamanda popüler uygulamalar, pek fazla bilinmeyen uygulamalara göre 6 kat daha çok veri topluyor.

Hangi veriler toplanıyor
Şirketlerin toplayabileceği veri türleri; adınız, doğum tarihiniz ve e-posta adresiniz olabileceği gibi; evcil hayvanlarınız, hobileriniz, boyunuz, kilonuz ve hatta neler yapmaktan hoşlandığınız gibi daha detaylı da olabiliyor.
Platformlar, bu verileri çoğunlukla hedeflenen reklamcılık faaliyetleri için kullanıyor.
En fazla veri toplayan uygulamalar
Mesajlaşma ve görüntülü arama kategorisinde en fazla veriyi Facebook Messenger topluyor. Bu kategoride en az veri toplayan uygulama ise Cisco Webex Meetings.
Sosyal medya uygulamaları arasında da veri rekoru yine Facebook’a ait. Koronavirüs döneminin popüler sesli konuşma uygulaması Clubhouse ise en az veri toplayan sosyal medya uygulamalarından biri.
Ödeme yöntemleri arasında en fazla veriyi PayPal topluyor. En az veri ise MoneyGram’da depolanıyor.
Video izleme siteleri arasında en fazla veri, Google’ın popüler uygulaması YouTube’da toplanıyor.
İnternetten alışverişte Amazon en çok veriyi depolarken, Etsy listenin sonunda yer alıyor.

iOS’ta en çok veriyi YouTube ve TikTok topluyor
iOS’ta yapılan araştırmaya göre 14 ağ bağlantısı ile YouTube ve TikTok, en çok kullanıcı verisi toplayan sosyal medya platformlarının başında geliyor.
YouTube, kullanıcıların çevrimiçi arama geçmişi ve konumu gibi kişisel verilerini izliyor ve bu verileri kişiselleştirilmiş reklamlar için kullanıyor.
TikTok ise çerezler yardımıyla kullanıcıların tarama geçmişleri hakkında bilgi topluyor ve bu bilgileri reklam şirketlerine gönderiyor.
TikTok, daha öncesinde de bazı kişisel kullanıcı bilgilerini Çin’de bulunan sunuculara ilettiği iddiaları nedeniyle tartışılmıştı.
Android’de zirvede Meta uygulamaları var
Incogni’nin bir araştırmasına göre, Android ekosisteminde en fazla veriyi Meta’ya bağlı Facebook, Messenger ve Instagram gibi uygulamalar topluyor.
Her ne kadar bu uygulamalar neredeyse tüm verileri toplasa da çok azını başkalarıyla paylaştıklarını söylüyorlar.

Nelere dikkat etmeniz gerekiyor
İndirmeden önce her uygulamanın topladığı bilgileri araştırın. App Store’da uygulamaya tıklayıp Uygulama Gizliliği bölümüne gidip Ayrıntıları Gör’e tıklamanız yeterli.
Android kullanıcıları uygulamayı Google Play Store’da bulabilir, üzerine tıklayıp Veri Güvenliği’ni seçebilir.
Bir uygulamayı yüklemeden veya güncellemeden önce uygulama izinlerini gözden geçirin. Bazı uygulamalar kameranıza, mikrofonunuza, konumunuza, kişilerinize veya diğer hassas verilerinize erişim isteyebilir. Gereksiz veya uygulamanın işlevselliğini ihlal ettiğini düşünüyorsanız bu izinleri reddetmeyi veya iptal etmeyi seçebilirsiniz.
Çevrimiçi gezinirken veya alışveriş yaparken VPN kullanın. VPN (sanal özel ağ), internet trafiğinizi şifreler ve IP adresinizi gizleyerek üçüncü taraf şirketlerin çevrimiçi etkinliğinizi izlemesini ve verilerinizi toplamasını zorlaştırır.
Önbelleğinizi ve çerezlerinizi düzenli olarak temizleyin. Önbellek ve çerezler, tarama geçmişiniz, tercihleriniz ve oturum açma ayrıntılarınız hakkında bilgi depolayan dosyalardır.
Ayrıca reklam verenler ve izleyiciler tarafından çevrimiçi davranışınızı izlemek ve sizi reklamlarla hedeflemek için de çerezleri kullanılabilirler. Önbelleğinizi ve çerezlerinizi tarayıcı ayarlarınızdan temizleyebilir veya bunları saklamayan özel bir tarama modunu kullanabilirsiniz.
Kişiselleştirilmiş reklamları ve veri paylaşımını devre dışı bırakın. Bazı uygulamalar ve web siteleri size kişiselleştirilmiş reklamları ve üçüncü taraf şirketlerle veri paylaşımını devre dışı bırakma seçeneği sunabilir.
Bu, sizi reklamlarla hedeflemek için toplanan ve kullanılan veri miktarını azaltabilir. Bu seçenekleri genellikle uygulama veya web sitesi ayarlarında, gizlilik politikasında veya hizmet koşullarında bulabilirsiniz.

Uygulamaların sizi takip etmesini nasıl engellersiniz
iPhone’larda istediğiniz zaman uygulamanın eylemlerinizi takip etmesine izin verebilir veya verdiğiniz izni geri alabilirsiniz.
Gizlilik ayarlarına giderek eylemlerinizi takip etmek isteyen uygulamaların listesini görebilirsiniz.
Ayarlar > Gizlilik ve Güvenlik > Takip Etme’ye gidin.
Belirli bir uygulama için takip iznini kapatmak veya açmak üzere dokunun. Dilerseniz bu özelliği tamamen kapatabilirsiniz.

Android telefonlarda ise uygulamalara verdiğiniz izinleri kapatabilirsiniz. Bunun için şu adımları izleyin:
Ayarlar uygulamasını açın. Uygulamalar’a dokunun.
Değiştirmek istediğiniz uygulamaya dokunun. Uygulamayı bulamıyorsanız Tüm uygulamaları göster’e dokunun.
Ardından uygulamanızı seçin. İzinler’e dokunun.
Uygulama için herhangi bir izni onayladıysanız veya reddettiyseniz burada görebilirsiniz.
Bir izin ayarını değiştirmek için izne dokunun, ardından İzin ver veya İzin verme’yi seçin.

Survivor’da zaman ilerledikçe çekişme ve heyecan doruklara ulaştı. Oyunda Ogeday ile Yunus Emre bir kez daha gerginlik yaşadı.
Dokunulmazlığı da kaybeden Kırmızı Takım’da sinirler iyice gerilmiş durumda. Mavi Takım’da Oyun esnasında Gizem’in kafasına yanlışlıkla Aysu’nun dirseği geldi ve kaşı açıldı.
DOKUNULMAZLIK MAVİ TAKIM’IN
Başa baş geçen mücadelede Mavi Takım oyun finalinde 12-8 Kırmızı Takım’ı yenerek dokunulmazlığın sahibi oldu. Büyük sevinç yaşayan Mavi Takım’da dokunulmazlık sembolünün sahibi ise Poyraz oldu.

Söz alan Yunus Emre “Bugün oyunu kaybettik ama arkadaşlarım elimden geleni yaptı. Issız bir adada sessiz bir gecede Allah’a sığınırım Ogeday beyefendi.
Bugün iyisin yarın düşeceksin. O suratın kireç gibi olacak oyun kaybettiğinde. Ben o takımdayken her zaman yensem de yenilsem de centilmen davrandım, sevdim. Bu takıma gelince aynı sempatikte olamıyorum.
Beni şurada oyun kenarında yakalayıp el hareketi yapıyorsun. Balıksan sana her şeyi hatırlatamam. Bende kurt gibi hafıza var” dedi.

Cevap veren Ogeday “Sen bence benle hiç konuşma zararlı çıkarsın. Sen üslubunla terbiyeli konuşsan hiçbir şey olmayacak. Atakan abin geldi onunla tartışıyoruz biz tatlı-sert ondan öğrenebilirsin.” dedi.
GİZEM’İN KAŞI AÇILDI
Gizem “Aysu bilerek yapmadı. Hiç önemli değil geçecek. Sadece gözümde bir baskı var. Dikiş atılacak, onunda dışında iyiyim” dedi.

KIRMIZI TAKIM NEDEN KAYBETTİ?
Acun Ilıcalı ada konseyinde sordu: Kırmızı Takım neden kaybetti? Sözün verildiği Sercan “Bugün bana sıra gelmedi. Takımın yeni gelen arkadaşlar adına zamana ihtiyacı var fakat çok fazla zamana ihtiyacı yok. Kalitelerini en başında gösterdiler.
Çok kısa zamanda alışacaklarını ve takıma katkılarını devam ettireceklerini düşünüyorum. Bazen ayrışmalar olabiliyor. Birlik olursak iyi bir ivme yakalarız” diye düşünüyorum dedi.
Merve de “Yeni klanların gelmesiyle pozitif bir enerji oluştu. Karşı takımla tartışmalar oluyor ve bu tartışmaların kısa sürmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık tartışma görmek istemiyorum.
Bugün de kaybettikten sonra bir tartışma olunca bir mutsuzluğa dönüşünce artık yeter oyuna dönelim oyun kazanalım dedim. Herkes sağ olsunlar oyuna döndü.
Fikir ayrılıklarımız var bu doğru. Ama birbirimizi huzursuz edecek derece değil. Bazı şeyleri konuşarak hallediyoruz artık” dedi.
YUNUS EMRE İLE ORTAM YİNE GERİLDİ
Acun Ilıcalı “Şu net bir şekilde görülüyor ki Yunus Emre’ye uyarılarımın çok bir önemi yok. Oyun kaybedip karşı takıma sürekli sataşan, üslubuyla söylediği sözlerle, programın içerisinde sanki kontrolsüz biri.
Her gün bir sebep bulan, Geçen de söylemiştim, benim çok ümidimin olmadığı, devam etme ihtimalini çok görmediğim bir yarışmacı. Sözü şimdi ona verelim” dedi.
“UYMUYORSA HİÇ PROBLEM DEĞİL”
Söz alan Yunus Emre “Ben bu adamlarla hepsiyle yarıştım. Hepsiyle de yendim yenildim. Özgür abiyle de yarıştım Ersin abi de vardı. Hiçbirisine saygısızlık yaptım mı?
Oyun alanında hareketler yapan bir arkadaş var mıydı burada. Ben de seviyeli bir şekilde yarışmamı sürdürdüm. Ogeday beyefendi ben ne zaman bir kazanç sağlasam döndüm takımımla sevindim. Dönmüş bana ‘seni garanti sayım yaptım’ falan, hayırdır.
Sen kimi nerede oynatıyorsun. Yani ben adamına göre muamele yaparım. Seviye oraya inerse ben daha da alçalabilirim Acun abi. Uymuyorsa bu programa hiç problem değil.
Sizinle burayı paylaşmak çok güzeldi. Sizleri çok seviyorum. Yapacak bir şey yok abi” dedi.
“DAVRANIŞ ŞEKLİN UYMUYOR BİZE”
Acun Ilıcalı da bu sözlerin üzerine Yunus Emre’ye “Davranış şeklin uymuyor bize” dedi.
Ogeday da “Yunus Emre ile biz helalleştik, Dostuz yani, ben ona yükseldim, o bana yükseldi. O benden ben ondan birbirimizden özür diledik. Bir kez daha özür diliyorum kendisinden. Kendi aramızda toparladık ve bir daha da böyle bir şey yaşamayacağız abi” dedi.

Ilıcalı “Daha önce defalarca uyardığım Yunus Emre bu şekilde abuksubuk laflar kullanamaz. Kendini haklı görebilirsin. Ben de diyorum ki; BİZE NE. Ne yapacaksın yani birisi bir şey deyince birini mi döveceksin. O zaman birisi bir şey deyince git ona saldır. Bana böyle dediler şöyle dediler…
Ben seni severim. Bu konu senle benim aramdaki sevgi konusu değil. Senin aşırı derece tehditler saydırman. Duelloya çıksan çıktığın adama saldırıyorsun.
Bugün konuşmaların son derece kabul edilmez. Her dakika tehditler yapıyorsun. Seni şöyle yaparım böyle yaparım. Burası senin tehdit alanın değil” dedi.
3 ÖDÜL CEZA DAHA
Acun Ilıcalı Yunus Emre’ye “Sana 3 ceza daha veriyoruz. Cezandan 3 kalmıştı 3 daha ekliyoruz. Bir daha yaparsan 5 daha vereceğiz. Bir daha yaparsan 5 daha verilecek. Seni de burada zorla tutmuyoruz” dedi.

4. ELEME ADAYI BELLİ OLDU
Konseyde yapılan oylamada Aleyna 4, Gizem 4, Nagihan 2, Merve 2 ve Nefise 2 oy aldı. Bu durumda takım kaptanı Sema eleme adayını belirledi. Sema bir ismi düelloya yolladı. Takım kaptanı olan Sema “Biz direkt dokunulmazlık oyunlarına geldik.
Şu an bir söz hakkımız yok. Şimdi çok alakasız bir şekilde tam da kader kararı bana kaldı. O yüzden Gizem oynadı Aleyna oynamadı. Gizem’in düelloya girmesini istemediğim için, Aleyna diyorum” dedi. Böylelikle Aleyna 4. eleme adayı oldu.
EŞLEŞMELER DE BELLİ OLDU
Eleme adayları; Aysu, Pınar, Sahra ve Aleyna. İlk eşleşme Pınar ile Sahra arasında. İkinci eşleşme ise Aleyna ile Aysu arasında olacak.
Survivor 2024 All Star’ın önceki bölümlerinde ilk dokunulmazlık oyununu Kırmızı takım kazanmış, Mavi takımdan ilk eleme adayı Aysu olmuştu. İkinci dokunulmazlık oyununu Mavi Takım kazandı.
Kırmızı takımda konseyde en çok takım kaptanı olan Pınar Saka’nın ismi çıktı. Bu bölümde Özgür’ün de kendi adını yazdığını öğrenen Pınar yerle bir oldu. Nagihan ve Nefise nasıl böyle bir şey olduğuna inanamadı.
Dokunulmazlık oyununda fark geldi. Üçüncü eleme adayı belli oldu. Nefes kesen yarışmadan öne çıkanlar şu şekilde:

‘GÖZ GÖRE GÖRE SUSTUKLARIMI KULAK DELE DELE HATIRLATACAĞIM’
Merve Aydın konseyde en fazla Pınar’ın adının çıkması hakkında değerlendirmede bulundu. Aydın şu ifadeleri kullandı:
Dünkü konseyde Pınar’ın adı çıktı. Buna çok şaşırdığımı söyleyemeyeceğim açıkçası. Son dönemde çok fazla gerilim yaşadık, çok fazla strese girdik.
Çok fazla kavga, çok fazla kaos var. Bana göre baktığımda genel olarak kaosların sebebinin başlangıçlarının nedense Pınar olduğunu düşünüyorum. Şu an gözlemdeyim.
Sadece Pınar’ı gözlemliyorum. Her yaptığı hareketi gözlemliyorum. Bu demek değildir ki konuşmayacağım. Göz göre göre sustuklarımı zamanı geldiğinde kulak dele dele hatırlatacağım.
Bunun altını çizmek istiyorum. Adının çıkmasına neden bu kadar şaşırıyor, anlamış değilim. Oyundaki dengeyi, dinamiği bozabiliyor. Bunu herkes görüyor ki yazıyor.

AĞLAYARAK İÇİNİ DÖKTÜ
Pınar Saka önceki dokunulmazlık oyunundan sonra gittikleri konseyde adının çıkmasından çok Özgür’ün onun ismini yazmasına kırıldı. Özgür takım kaptanıyken, takım arkadaşları tarafından yazıldığına Pınar ve Nagihan ona çok fazla destek olmuş, Özgür’e haksızlık yapıldığını ifade etmişlerdi.
Ondan ötürü Pınar takım kaptanı olduğu sırada Özgür’ün onu yazması çok yaraladı.

Nagihan ve Nefise böyle bir şeyin gerçekleştiğine inanamadı. Pınar Saka, “Yemin ederiyorum üzüntüden falan değil. Kırgınlıktan ağlıyorum. Hiç bu kadar sırtımdan bıçaklandığımı hatırlamıyorum’ dedi.

EŞLEŞME SIRASINDA GERİLİM
Kırmızı takımda dokunulmazlık oyunu öncesinde Nagihan ile Aleyna arasında ipler gerildi. Aleyna’nın ‘Kırmamız lazım’ Nagihan, ‘Kır o zaman’ diyerek katıldı.
Aleyna Kötü bir şey mi söylemedim diye sorarak Nagihan’ın neden böyle tepki verdiğini anlayamadı. Nagihan da ‘Karışma sen de, seç o zaman’ cevabını verdi. İkili arasında yapıcı olamama tartışması yaşanırken takım arkadaşlarının araya girmesiyle tartışma son buldu.

YASİN SAKATLANDI
Dokunulmazlık oyununda Yasin ile Mustafa Kemal yarıştığı esnada Yasin parkurda koşarken feci şekilde yere düştü.
Takımlar arkadaşları hızlı bir şekilde yanına geldi, doktor müdahale etti. Yasin arkadaşlarının desteğiyle kenara geldi.

ATAKAN, YAMAN’A PATLADI
Dokunulmazlık oyununda sona yaklaşırken Hakan ile Yunus Emre arasında gerginlik yaşandı. İlk başta ikili yatıştırmak için olay yerine giden Atakan, Hakan’la girdiği ikili iletişim sonrası sinirlendi.
Atakan’ı sakinleştirmek için Hilmi Cem ile Yaman tutarak uzaklaştırmaya çalıştı. Avatar Atakan, Yaman’ı iterek ‘Beni bırak… Bana kimse dokunmasın’ dedi.

KAZANAN TAKIM
Dokunulmazlık oyununun finalinde Kırmızı takımdan Atakan ile Merve, Mavi takımdan Begüm ile Dora yarıştı. Oyunu Atakan ile Merve kazanmasıyla 12 -7’lik skorla dokunulmazlık sembolünün sahibi Kırmızı takım oldu.

ÜÇÜNCÜ ELEME ADAYI
Konseyde Mavi takımdan en çok Sahra’nın ismi çıkarak üçüncü eleme adayı o oldu.
]]>
Bu hafta tiyatroseverleri Tolstoy’dan Arthur Miller’a, Suat Derviş’ten Savaş Dinçel’e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor.
Bu hafta; Yaşamak mı, Yoksa Ölmek mi? (Yeni Oyun), Savaş ve Barış, Cadı Kazanı, Fosforlu Cevriye, Geçit, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Uçurtmanın Kuyruğu, Çingene Boksör, Zehir, Rüya, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Fındıkkıran, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Bir Gün Ayakkabımın Teki adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 11 Şubat 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (7-11 Şubat 2024)
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ?(Yeni Oyun)
Polonya’nın başkenti Varşova 1 Eylül 1939 yılında işgal edildiğinde, Varşova Tiyatrosu’ndaki oyuncular; Hitler’in önderliğinde işgalci Nazi’lere, savaşa karşı tiyatro mesleği ile destansı bir direnişe başlarlar. Hayatlarını yok sayarak, bağımsızlıklarını yeniden kazanmak için mücadele ederler. Başarısız oldukları anda Polonya’nın başkenti Varşova’da direnişin beli kırılacak, savaş kaybedilecek, ülke bağımsızlığı son bulacak, Nazi’lere teslim olacaklardır.
Kara komedi tarzındaki oyunda; 1974’te Kıbrıs’ta savaşı yaşamak zorunda kalan Hüseyin Köroğlu rejisi ile savaşlara uzaktan nasıl tanıklık ettiğimizin ve barışın ne kadar kıymetli olduğunun aynasını tutuyor bize. Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Necdet Berk Bacdar, Baran Yusuf Polat rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 10 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde,
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>
Son bölüme “Nefise, Aleyna ve Nagihan kavgası” damga vurdu. Ada konseyinde yaşanan tartışma ile tansiyon bir anda yükselirken sosyal medyada Nagihan’ın diskalifiye olduğu iddiaları konuşulmaya başlandı.
Yaşanan gerilimin ardından gözler Acun Ilıcalı’nın alacağı karara çevrildi. Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması merak uyandırdı. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışması 2024 Survivor All Star’da tansiyon düşmüyor. Mavi ve kırmızı takım arasında kıran kırana mücadele devam ederken, zaman zaman yarışmacılar arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor.
Son olarak 6 Şubat Salı akşamı yayınlanan Survivor 27. Bölümde gerilim tavan yaptı. Konseyde yaşanan Nefise, Aleyna ve Nagihan kavgası gündeme bomba gibi düştü. Bazı sosyal medya kullanıcıları Nagihan’ın diskalifiye olacağını iddia ederken gözler ise Acun Ilıcalı açıklamasına çevrildi.
Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması dikkat çekti. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE İDDİASI GÜNDEMDE!
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışma programı Survivor 2024 All Star, 6 Şubat 2024 Salı akşamı 27. bölümüyle izleyici karşısına çıktı.
Yeni bölümde haftanın son dokunulmazlık oyunu oynandı. Oyun alanında yarışmacılar arasında tansiyon bir an olsun düşmedi. Aleyna ve Nefise tartışması ortamın gerilmesine neden oldu.
Bu tartışmaya Nagihan’ın da dahil olmasıyla sosyal medyada şoke eden bir iddia ortaya atıldı. Bazı sosyal medya hesapları tarafından Survivor Nagihan’ın diskalifiye olduğu öne sürüldü.
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE Mİ OLDU, ELENDİ Mİ?
Tansiyonun bir an olsun düşmediği dokunulmazlık oyunu sonrası kırmızı takım yarışmacıları ada konseyinde bir araya geldi.
Nefise, Aleyna ve Nagihan arasındaki gerilim konseyde de devam etti. Nagihan, Aleyna’yı itince Acun Ilıcalı, adeta çileden çıktı.
Nagihan’ın bu tavrına aşırı öfkelenen Ilıcalı, sert sözler sarf etti:
“Sizin hakkınızda kimse konuşamaz mı? Her gün olay çıkarıyorsunuz kız ağlayarak gitti şimdi. Siz ne istiyorsunuz? Sizinle program çekemeyecek miyiz?
Aleyna’ya yaptığını doğru mu? Kaos mu istiyorsunuz, kendinizden başka bir şeyi düşünemiyor musunuz? Hakaret etmeden hayat yok mu? Herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın.”
Survivor All Star’da nefes kesen mücadeleyi Mavi Takım kazandı. Belinden sakatlık geçiren Ogeday, son oyunda da acılar içinde kalarak takımına dokunulmazlığı getiren galibiyeti aldı. Mavi Takım, 12-9 Kırmızı Takım’ı yenerek dokunulmazlığı kazandı.

Mavi Takım’ın dokunulmazlık sembolü Ogeday’a verildi. Kısa bir konuşma yapan Ogeday “Birinci oyunda Özgür abi ile havuza girme sahnesinde belim terse döndü. Biraz sıcağı sıcağına fark etmedim ama her ara verilişlerde daha da kötü oldum ama belli etmek istemedim.
Son eşleşmelerde de takımın yanında olmak istedim. İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ama sonuç olarak bugün kazandık. Belimin ağrısı umarım geçer. Ben kazanmadım, biz kazandık. Mavi Takım çok yaşa” dedi.

Konsey’de konuşma yapan Acun Ilıcalı “Survivor’da çizginin aşıldığı durumlar artmaya başladı. Ciddi uyarılar yapıyoruz. Bazı durumlarda bizim de ummadığımız yerlere gidiyor olaylar. Bugünkü oyun alanında Mustafa Kemal ben oynamıyorum, gereği neyse yapın, ben böyle şeyin içinde olmak istemiyorum.
Olayın Nagihan ve Nefise bölümü de var. Seyircilerin de rahatsız olacağı, tehdit içeren bölümleri, görmelerini istemediğimiz bir çok olayı yayınlamadık. Devamında Nefise ve Nagihan gerilimi oldu. İkisi de yaptıkları şeyin olmaması gerektiğini düşünerek oyuna döndüler.
Mustafa Kemal, Survivor’un konsepti olan bir konuya, ben böyle şeye gelmem, yaptırmam, bırakıyorum yarışmıyorum, hadi bakalım… Biz bunu görmedik hiç. Biz burada en az 20 yarışmacıya başka zaman alırız diyerek sizi davet ettik. ‘Adayım ben oynamıyorum’ diyerek olayı başka yere taşıyorsun.
Özgür de aday oldu aslan gibi savaştı. Öbür tarafta Yaman aday o da hayal kırıklığı yaşadı. Şimdi kaybeden bir Kırmızı Takım, tam anlamıyla çok büyük problemler içerisinde. Tam toparlanır derken, takım yeni krizlerle buluştu” dedi.
NAGİHAN İLE ALEYNA ARASINDA BÜYÜK GERİLİM
Nagihan “Bütün erkekleri dolduruyorsun” dediği Aleyna “Neyi dolduruyorum, takımı ilk satan sensin” dedi. Nagihan Yunus Emre’ye de yükseldi ve Aleyna’yı göstererek “Sen bunun gazıyla her şeyi yapıyorsun” dedi
. Aleyna da tepki gösterince Nagihan “Ya sus be sus, sarı yılan” diyerek Aleyna’yı sert bir şekilde itti.
Kırmızı Takım’da Nagihan’ın Aleyna hakkında söyledikleri ortalığı karıştırdı. Nagihan “O kadın zehirledi sizi. Önce Sercan’ı sonra Yunus Emre’yi.
Sercan akıllandı, kenara çekti arabasını. Adam akıllı, zeki bir adam” diyerek Kırmızı Takım’da gülüşmeler yaşandı.

ACUN ILICALI RESMEN ÇILDIRDI SANDALYEYİ DEVİRDİ
Acun Ilıcalı “Bu kıza yaptıklarınız oldu mu şimdi? Kahkahalar atıyorsunuz, yarışmacı bir kızı ağlattınız. Durun diyorum duramıyorsunuz. Hepimize yazıklar olsun. Böyle bir şey olur mu ya. Oy kullanırken kızı itiyorsun.
Bu programda sizin hakkınızda kimse konuşmayacak mı? Siz ne istiyorsunuz, ne istiyorsunuz. Her gün olay çıkartıyorsunuz. Kız ağlayarak gitti şimdi. Ne istiyorsunuz, kavga mı kaos mu ne istiyorsunuz” diyerek sandalyeyi devirdi.
Ilıcalı “Rahat durulamıyor mu bu programda ne battı size. Kendinizden başka hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Bana onu dediler bana bunu dediler… Normal duramıyor musunuz? Hakaret etmeden bir hayat yok mu?
Tamam abi herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın” dedi ve programı yarıda kesti. Böylelikle dördüncü eleme adayı da belirlenemedi.

Büyük olayların yaşandığı gecede Nagihan’ın elenip elenmeyeceği merak konusu oldu.
]]>
59 yaşındayken solunum ve kalp yetmezliğine bağlı kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yuman efsane sanatçı Cem Karaca’nın mirasıyla ilgili çarpıcı iddialar gündemde. Karaca’nın hayatını konu edinen “Cem Karaca’nın Gözyaşları” filminin gösterimi durduruldu.

Cem Karaca’nın oğlu Emrah Karaca ile son eşi İlkim Karaca arasındaki tartışma ise gündem oldu.
BABAMIN MİRASINI SATTI
Emrah Karaca, İlkim Karaca’nın dedesi Mehmet İbrahim Karaca, babaannesi İrma Toto Karaca ve babası Cem Karaca’ya ait evdeki tabloları satışa çıkardığını, babasının şarkı haklarını da 2018 yılında sattığını söyledi.

Emrah Karaca, şu açıklamayı yaptı:
“Bana soruyorsunuz neden diye, bu kadın ne istiyor diye? Size birkaç örnekle anlatmaya çalışayım bu kadının aslında ne olduğunu! Bu gördüğünüz tablolar yıllardır bizim evimizde asılı olan tablolardı ve bu kadın bu tabloları, ki biri dedem Mehmet İbrahim Karaca’ya diğeri babaannem İrma Toto Karaca’ya ve bir diğeri de babam Muhtar Cem Karaca’ya ait tablodur, bunları bu sayfa aracılığıyla satmak için bu kişilere vermiştir.
Hani mirastan, haktan ve hukuktan bahsediyor ya! Alın size hak, hukuk, adalet…”
“Bizler Karaca mirasını yaşatmaya çalışırken bu hastalıklı zihniyetler karalamaya ve iftiralarla lekelemeye ant içmiş gibi… Tıpkı bu tablolar gibi bir sanatçının en büyük mirasını yani eserlerini de (şarkı haklarını da) 2018 yılında satmıştır.
Tekrar yazayım da iyice anlaşılsın. Babamın yani Cem Karaca’nın kendisine kalan 4/1 mirasını satmıştır. Şimdi ne hakla ortaya çıkıp bu şarkılar üzerinde hak iddia etmektedir? Adalete güvenmek istiyorum! Çünkü haklıyım, haklıyız. Umarım yanılmam.”
CAHİT BERKAY’DAN BOMBA İDDİA
Tartışmaya Cem Karaca’nın yol arkadaşı, can dostu Cahit Berkay da katıldı. Berkay sosyal medyasında yaptığı paylaşımda Karaca’nın ölümüyle ilgili bomba bir iddiada da bulundu.

İlkim Karaca’yı işaret eden Cahit Berkay şu ifadeleri kullandı: “O gece Cem fenalaştığında taksi çağırmak yerine karşı dairedeki Emrah’a haber verse ya da ambulans çağırsa acaba Cem hala aramızda olur muydu diye de düşünmeden edemiyorum. Şoförün sırtında Cem’i hastaneye götürürken kim bilir ne kadar zaman kaybedildi sorusu hep aklımda.”

Berkay ayrıca herkesi filme sahip çıkmaya çağırdı, “Fırsatını bulduğu anda Cem Karaca’nın aile yadigarlarını, şarkıları üzerindeki 1/4 haklarını satan kadının ne olduğunu iyi bilenlerden biriyim!
Herkesten ricamdır; Cem Karaca’nın Göşyaşları’nı sinemalardan geri çekmeye çalışanlara Cem’e ve filme sahip çıkarak cevap verelim!” dedi.

‘UTANMADAN İFTİRA ATIYOR’
12punto’ya konuşan İlkim Karaca, Emrah Karaca’nın öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Karaca, “Mazlumun ahını alıyorlar. Milyonların önünde şahsıma utanmadan asılsız iftiralar atılıyor. Cem’e ait tabloları satmadım. Benden hatıra olarak isteyenlere vermişimdir hepsi bu. Bir zamanlar Cem Karaca’ya ait müze ev yapmak istemiştim. Ancak buna Emrah Karaca karşı çıkmıştı” deyip ekledi:
“Eğer bulabilirsek 3.5 milyon TL’yi yatırıp filmin gösterimden kalkmasını istiyoruz”
İlkim Karaca’nın açıklamalarının tamamı şu şekilde:
“Çok sevgili eşim Cem Karaca, bildiğiniz üzere 8 Şubat 2004 tarihinde hayatını kaybetti. O günden beri aziz Türk halkını gerçekte var olmayan hikayelere inandıranlar tarafından maddi, manevi ve de psikolojik şiddet görüyorum. Bu haksız, kaba ve saygısız tutum karşısında, ilk kez hakkımı arıyorum.
Gündemdeki film bahanesiyle “Cem Karaca’ya sahip çıkın” diyerek beni doğrudan hedef gösteriyorlar. Yani, halkı açıkça kin ve düşmanlığa teşvik ediyorlar. Daha da ileri giderek, şahsıma, milyonların önünde utanmadan asılsız iftiralar atıyorlar.
Buna cesaret edebilecek kadar gözleri dönmüş vaziyetteler. Oysa 20 yıldır her istediklerini dikte ettirdiler. Çok yüksek menfaat elde etmelerine rağmen sürekli bir ajitasyonla mağdur edebiyatı yaptılar, hala da yapmaya devam ediyorlar.
Bilgi kirliliği yaratarak bana ve kıymetli eşim Cem Karaca’ya ağır zararlar vermek niyetindeler. Eşim Cem Karaca hayatta olsaydı; bu insanlar onun karşısında konuşmaya bile cesaret edemezlerdi.
Cem, bu hadsizlere hemen hadlerini bildirir ve daha önce de yaptığı gibi büyük bir hukuk savaşı başlatırdı.
Ben, eşim Cem Karaca’nın filmi çekilirken onun gerçek hikayesi anlatılsın istiyorum. Bol kurguya dayanmasın. İnsanlar gerçek Cem Karaca’nın bir başyapıt olduğunu görsün.
Cem’i sanatçı ve insani yönüyle bir bütün olarak tanısınlar ve Cem yeni nesillere eksiksiz tanıtılsın. Şahsıma karşı işlenen suçlara ve üzerime atılı mesnetsiz iftiralara cevap olarak kanuni haklarımı sonuna kadar kullanacağım”

Kayıp Ali Diken’in kaybıyla ilgili Müge Anlı ile Tatlı Sert programına çıkan ve saatler sonra kaçmaya çalışırken yakalanan Zeynep Boyacı katil çıktı. İfadesinde işlediği cinayetleri itiraf eden Boyacı, Ali Diken’i iple boğup öldürdüğünü, baldızını kıskançlık yüzünde evde öldürüp battaniyeye sardığını, çocukluk arkadaşını da öldürmek için tarlaya götürdüğünü ancak son anda vazgeçtiğini söyledi. Boyacı ifadesinin ardından tutuklanırken kardeşinin ölümünü saklayan eşi ise ev hapsine çarptırıldı. Kayıp zannettiği kızının öldüğünü ve büyük kızının da cinayette payı olduğunu öğrenen acılı baba ise “Damadım ve kızım ömür boyu ceza alsın” dedi.
OLAY YERİ İNCELEMEDE BALDIZININ DA CANSIZ BEDENİ BULUNDU
Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunarak Müge Anlı ile Tatlı Sert programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, canlı yayında masum olduğunu söyledikten saatler sonra kaçmaya çalışırken kıskıvrak yakalandı. Boyacı, ilk ifadesinde kurye Ali Diken’i (32) karısı hakkında konuştuğunu ve küfür ettiği için öldürdüğünü itiraf etti. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği eşliğinde kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı. Boyacı’nın bir kişinin daha cesedinin olduğunu söylemesi üzerine aynı yere yakın noktada toprak altında bir cesede daha ulaşıldı. Battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin, baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu belirtti. Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

“ALİ DİKEN’İ İPLE BOĞUP BALDIZIMI DA EVDE ÖLDÜRDÜM”
Şüphelinin, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde verdiği ifadede Ali Diken’i eşine karşı ağır sözler kullanarak hakaret ettiği gerekçesiyle öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Ali Diken ile buluştuktan sonra “Kız arkadaşlarla buluşacağız” diyerek çocukluğunun geçtiği Aksu’daki boş araziye götürdüğünü belirten Zeynel Boyacı ifadesinde şunlar söyledi: “Diken’i burada darbettikten sonra yanımda bulunan iple boğarak öldürdüm. Ardından da araziye gömdüm. Daha önce de baldızımı da darbederek evde öldürüp aynı yere gömmüştüm. Baldızımı da kıskandığım için evimde öldürdüm. Baldızımı öldürdüğüm için pişmanım. Baldızımı otomobille o araziye taşımıştım. Gömme işlemlerini tek başına yaptım.
“ÇOCUKLUK ARKADAŞIMI DA ÖLDÜRECEKTİM AMA VAZGEÇTİM”
Çocukluk arkadaşım M.Ç.’yi de baldızım ile ilişkisi olduğunu düşünerek öldürmek istedim. Onu da ‘Kayınpederimin arazisini iple ölçmeye gideceğiz’ diye cesetleri gömdüğüm araziye götürdüm ama nedense öldürmekten vazgeçtim.”

CEP TELEFONLARINI SATARAK MAAŞINI ÇEKMİŞ
Şüphelinin Ali Diken’i öldürdükten bir gün sonra da Diken’e ait telefonları satarak maaşını bankamatikten çektiği tespit edildi. Poliste 16 suçtan kaydı bulunduğu tespit edilen şüphelinin ardından Gürcistan ya da Suriye’ye kaçmaya çalıştığı öğrenildi. Diğer taraftan şüphelinin evde darp ederek öldürdüğü baldızı Zeynep Ece Aksay’ı, kiralık otomobille araziye götürüp gömdüğü tespit edildi. Şüphelinin eşinin battaniye nereye gittiği sorusuna, “Kirlenmişti ben de çöpe attım” dediği öğrenildi. Zeynep Ece Aksay’ın kaybolduktan sonra doktor randevularına gitmemesinin ise polisin dikkatini çektiği ifade edildi.
KATİL ZANLISI TUTUKLANDI, EŞİ EV HAPSİ ALDI
İfade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından Zeynel Boyacı, eşi İ.B. ve bir diğer şüpheli M.Ç., Cinayet Büro Amirliği ekiplerince adliyeye sevk edildi. Zanlı Zeynel Boyacı, ‘kasten adam öldürme’den tutuklanırken, eşi İ.B. konut alanını ihlal etmemek kaydıyla serbest, M.Ç. ise her gün imza vermesi şartıyla serbest bırakıldı.

KIZLARININ CENAZESİNİ ALAN AİLE KAHROLDU
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumunda yapılan testin sonucunun olumlu olduğu ve cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olduğu kesinleşti. Cenaze otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından baba Mustafa ve anne Fatma Aksay’a teslim edildi. Cenazeyi alan anne ve baba gözyaşlarına hakim olamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken anneyi yakınları teselli etti. Cenazenin Aksu ilçesi Karaöz Mahallesinde toprağa verileceği öğrenildi.

“KIZIMA VERİLEN EV HAPSİNİ KABUL ETMİYORUM, CEZA ALMASINI TALEP EDİYORUM”
Olayın aydınlatılmasını istediklerini belirten baba Mustafa Aksay, “Olay günü ablası yanında mıydı? Yanında ise kardeşini neden kurtarmadı? Cinayetten sonra Zeynep’in araziye taşındığı battaniye evde yokmuş, Zeynel Boyacı battaniyeyi çöpe attığını ifade ediyor. Neden kardeşine sahip çıkmadı, kızıma verilene ev hapsini kabul etmiyorum. Daha çok ceza almasını talep ediyorum. Biz olayı duyduğumuz zaman yaşananlara inanamadık. Kızım Ece kaybolduktan sonra ablası bizi yanlış yönlendirdi, işten gelmediğini söyledi. Biz kayıp başvurusu yapmadan önce oldu bunlar. İşyerinin telefonunu istedim, onu da bilmediğini söyledi. Sonra biz kayıp başvurusu yaptık. Kızımın otobüse bindiği görülmüş ama ardından nereye gittiği belli değildi” dedi.
“KIZIMI ÖLDÜRÜP BİR DE GELİP SOFRAMIZA OTURDU”
Olayın ne zaman meydana geldiğini bilmediğini belirten Mustafa Aksay, “Olayda hem kızımdan hem de damadımdan yana açık olmayan yönleri var, bunların hepsi araştırılsın. Ben kızıma kardeşini sorduğumda bana kardeşinin iyi olduğunu ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızım beni yanlış yönlendirdiği için olaylar bu kadar gecikti. Biz Müge Anlı’ya daha önce çıkacaktık. Katil zanlısı damadımla sık sık görüşürdük, bize gelirdi. Kızımı öldürdükten sonra bizimle oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi, bize kızımı ararken yardım etti. Biz hiç şüphe etmedik, kızım bizi yanlış yönlendirmese Ali Diken yaşıyor olabilirdi” dedi.

“HEM DAMADIM HEM DE KIZIM ÖMÜR BOYU YARGILANSIN”
Anne Fatma Aksay ise şu ifadelere yer verdi: “Ben de olayın aydınlatılmasını istiyorum, yüreğim yanıyor. Ömür boyu içeriden çıkamasın. Kızım da yargılansın, bizi oyaladı. Kardeşinin geleceğini ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızımızı vicdanen evlatlıktan reddediyoruz. Bir anne ve babaya bu yapılır mı? En ağır cezayı alsınlar.”
]]>
Survivor’da bu haftanın ilk eleme adayı belli oldu. Haftalar ilerledikçe mücadele daha da sert geçmeye başladı. Oyun esnasında Nagihan’ın yaptıklarına Acun Ilıcalı tepki gösterdi. Konsey’de Nagihan ile Acun Ilıcalı arasında ciddi gerilim yaşandı.

Büyük üzüntü yaşayan Merve “Çok kaybediyoruz. Çok sakatımız var. Motivasyon eksikliği çok büyük. Kimse birbirine inanmıyor. En son 4 dokunulmazlık kaybettik. Bizim acilen önce kendimize inanmamız lazım.
Daha sonra da birbirimize inanmamız lazım. Eşleşmeler yapılıyor, seçim yapılırken ‘nasıl olsa olsun modunda’ herkes. Yanlış seçilmeler yapılıyor daha sonra. Bugün şans bir kere bizden yana olsun ya. Çıldırıyorum, gerçekten çıldırıyorum ya” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.

TAKIMI NE AYAĞA KALDIRACAK?
Kırmızı takımdaki Turabi “Tek çare doğru eksilme. Doğru eksildikten sonra bu çukurdan çıkacağız. Kemik kadro kalınca yenmeye başlayacağız. Bu Survivor’ın cilvesi.
2014’te de 45 gün hiç kazanamadık, doğru eksildikten sonra yenmeye başlıyorsunuz. Yenilen takım doğru azalırsa diğer takımı ard arda yener. Bunu da ilerleyen zamanda göreceğimize inanıyorum” dedi.

DOKUNULMAZLIK SEMBOLÜ YASİN’E VERİLDİ
Son dönemlerde değil aslında uzun zamandır başarılı gidiyordu. Bugün de başarılı oyun sergilemesi sembolün Yasin’e verilmesine neden oldu. Yasin arkadaşı Yaman’ı da yanına çağırarak sembolü takımına götürdü.

ÖNCE BU KONUYU KONUŞMAMIZ GEREKİYOR
Konsey’de Acun Ilıcalı “Takım değerlendirmesine geçmeden önce bizim için çok önemli bir konu var ve bunu konuşmamız gerekiyor açık bir şekilde” dedi.
Ilıcalı “Survivor’da belli kurallarının olduğu, yarışmacıların birbirlerine saygı çerçevesinde medeni çerçevelerde konuşması gerektiğini unutuyoruz. Maalesef oyun alanında istemediğimiz şeyler yaşandı. Konu Nagihan ile Sahra arasındaydı.
Seyircilerimiz bunları görmedi. Konu özel hayat ile ilgili çok ciddi derecede kötü söz olduğu için biz bu görüntüleri yayınlamak istemedik. Kadın yarışmacı ve maalesef özellikle Nagihan tarafından çok üzücü duymak istemediğimiz kelimeler vardı. Hep beraber çok üzüldük prodüksiyon olarak” dedi ve sözü Nagihan’a verdi.

“SADECE SUÇLU BEN DEĞİLİM”
Nagihan “Acun bey siz sadece burada olanları duydunuz. Dışarda yaşananları hiç bilmiyorsunuz. Bana karşı çok çirkin sözler vardı burada söyleyemem.
Bunun yanında burada hep özel hayatlar buraya yansıtılmamalı deniliyordu ve biz hiç özel hayatımızı buraya yansıtmadık. Ama karşı takım bizi hep özel hayatımızdan vurdu, başta Turabi olmak üzere çirkin sözler sarfedildi.
Turabi ile baş edemeyince sonra sıra bana geldi. Sahra ile benim geçmişte yaşadığımız olaylar vardı konu kapandı buraya taşımadık. Ta ki bir oyunda bana bir yakıştırması oldu takımdan arkadaşlar bana söyleyince gidip Sahra’ya sordum ‘Bana bunu söyledin mi’ dedim.
Ve söylediğini öğrenmiş oldum. O da benim kırmızı çizgimdi. Özel hayat madem buraya taşınmayacaktı, o çirkin sözlerle o kapıyı araladı. Kendileri yapınca çok normal biz karşılık verince mi anormal oluyor.
Ben buraya savaşmaya geldim ben buraya mücadele etmeye geldim. Beni kimsenin özel hayatı ilgilendirmiyor. Ama bu arkadaş sözden anlamıyor. Sözden anlamadığı için de ben yapmam gerekeni yapmak zorunda kaldım.
Bazı şeyleri bilmiyorsunuz ama tepki gösterince suçlu ben oluyorum. Benim özel hayatımı neden buralara taşıyorlar. Böyle olursa da Nagihan normal duramaz. Diskalifiye ettirmek için her yolu deniyorlar.
Kendilerinin söyledikleri akla hayalin almayacağı şeyler. Bilmiyorsunuz ama bizim aramızda yaşananları ikimiz biliyoruz. Bana bulaşmasınlar. Bana belaltı kimse vurmasın. Sadece suçlu ben değilim. Sahra’nın burada bana bir takıklığı var.
Ben de biliyorum özel hayata girmemek gerektiğini ama bu kız bundan anlıyordu başka türlü susmayacaktı. Yılanın başını ezmek zorunda kaldım. İsterseniz beni eleyin isterseniz ceza verin ben durup dururken kimseye saldırmıyorım. Ben durup dururken bu suçu işlemedim, işlettirildim” dedi.

“SENİNLE UZLAŞMA ŞANSIMIZ YOK”
Ben kendi değerlendirmemi söyleyeyim diyen Ilıcalı “Şu anlattıkların benim gördüğüm yaşadığım olayların bir açıklaması olamaz. Senin yaşadığın sinir stresi anlarım ama sen şunu mu istiyorsun, kötü sözü bağıra çağıra söyleyecek misin?
Yok ben tahrik edildim vs. Bu konuda uzlaşma şansımız çünkü sen gösterdiğin çirkin tavrı gözümün içine baka baka meşrulaştırmaya çalışıyorsun. Sen benim sözümü kesme dinleyeceksin. Şu anda ben konuşuyorum ve dinlemen gerekiyor.
Senin gösterdiğin tavır, ben bunları yaptım yapmam gerekiyordu yılanın başını ezmem gerekiyordu yaptım, diyorsun. Benim açımdan da hiçbir kimsenin kimseye hakaret etme şansı yok.
Biri bir şey söyledi ağzından kaçar biz bunları tolere ediyoruz. Sen diyorsun ki bana bir şey söylerse oradan girer buradan çıkarım diyorsun. Bu programda bunlara izin veremem” dedi.

“BAM TELİNE DOKUNULDU”
Pınar Nagihan için “Burada zikredilmeyen sözleri ben bildiğim için, bam teline dokunulduğu için Nagihan delirdi. Burada Nagihan’ı korumak için söylemiyorum. Söylediği sözler o kadar uzun süre söylemesi onu şu an haksız gösteriyor.
Sahra’nın o sözleri yüzünden olay buralara geldi. Olay çok hızlı büyüdü ve çok büyüdü. Herkesin siniri bozuldu. O kelime onu vuran bir kelime. Bence o söz de yanlış ve bu kadar tepki de yanlış. Başlatanın Nagihan olmadığını biliyorum” dedi.

İKİ ÖDÜLDEN MEN KARARI
Acun Ilıcalı “Bununla ilgili bir yaptırım olacak. Bu hareket kabuledilebilir bir hareket değil. Eğer bunu bir daha yaparım söylerim diyorsan ben bu kardeşlerime bir daha bunu yaşatmayacağım.
Nagihan 2 ödülden men kararı verildi senin için ve 2 ödülden faydalanamayacaksın. Bizim kararımız bu. Sinir dayanmıyorsa o zaman devam etmeyeceksin. Sakinleşince değerlendir ve kararını ver. Ben haklıyım deyip de terör estiremezsin.” dedi.

BİRİNCİ GİTME ADAYI KARDENİZ
6 oy alarak en fazla oyu alan Kardeniz gitme adayı oldu. Kardeniz “Kötü bir haftaydı benim için, fakat hepimiz kendimizi temsil etsek de bazen takımdaki gerginlikler birilerinin kaderini belirleyebiliyor.
Bu hafta tamamen motivasyon kaybıyla çıktım. İnançsız çıktım. Bu beni çok etkiliyor. Umarım takımca bu gerginlikler olmaz ve ben de duellodan çıkarım” dedi.
]]>
AHBAP Derneği’nin kurucusu ünlü şarkıcı Haluk Levent, şehit Müslüm Özdemir’in depremzede ailesine verdiği ev sözünü tuttu. Levent, aileye 2+1 dairenin anahtarını teslim ettiklerini, eşyaların da şarkıcı Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi.DEPREMDE EVLERİ YIKILMIŞTI
12 Ocak’ta Irak’ın kuzeyinde yer alan Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir’in ailesinin evi, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yıkılmıştı.

“EVLENMEDEN ÖNCE SİZE EV ALACAĞIM” DEMİŞ
Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin komşularından Nazire Keskin, “Şehidimizin komşusuyuz. Annesiyle sürekli konuşurum ben, bugün yine konuştum. ‘Evlenmeden önce size bir ev alacağım’ demiş. Bekardı, askere gitti, çok terbiyeli bir çocuktu, asil bir çocuktu.
Evleri 2 katlıydı, amcaları üst katta oturuyordu, alt katta da bunlar oturuyordu. Depremde de ev gitti. Çadırda yaşıyorlardı” diye konuşmuştu.

“ANNEMİZE EV ALACAĞIZ”
AHBAP Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, konserinden elde edilen gelirle Müslüm Özdemir’in ailesine ev alacaklarını belirterek; “Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin ev hakkı mevcut.
Bu konuda Kahramanmaraş Valimiz Sayın Mükerrem Ünlüer bizleri aydınlattı ama bizler de bir ucundan tutalım dedik. Bursa konserimin geliri Hasan Can Kaya kardeşimin bir gösteri hasılatıyla birlikte haftaya annemize bir ev alacağız” demişti.

EV SÖZÜNÜ TUTTU
Haluk Levent, Hasan Can Kaya ile birlikte Şehit Müslüm Özdemir’in ailesine ev aldıklarını duyurdu. Levent, evin eşyalarını da şarkıcı Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi.

ÇİFTE STANDARDA SİTEM ETTİ
Haluk Levent, yas günlerinde çifte standart yapıldığını belirterek sitemde bulundu. Levent, sitemini şöyle dile getirdi: İçimdekileri söyleyeyim: Bunu aşamadık ülkece. Ben belki de 100 yakın konser iptal etmişimdir müzik yaşamımda.
İptal edilen her konserin ekonomiye de zararı oluyor. 16 – 17 kişilik müzik ekibinin alın terinden o bölgedeki esnafa kadar. Sonra ben bir karar aldım. Şehidimiz olduğu gün kendi adıma o konseri ailesine bağışlamaya başladım.
Hem emekçi müzisyenler hem esnaf kaybetmesin hem de konsere gelenler şehidimiz için şarkılarıma eşlik etsin istedim. Bu böyle devam etti. Geçtiğimiz hafta şehit Müslüm Özdemir’in ailesini aradım. Çadırda yaşadıkları görüntüyü gördüm. Aileye sordum.
Onlar da Kahramanmaraş Valiliği’nin ve Dulkadiroğlu Kaymakamlığın ziyaret ettiğini, ilgilendiğini hatta yapılacak evlerden hakkı olduklarını bana söylediler. Ben de “Madem öyle şehidimizin size ev sözü var biz bu geçici süreyi evde geçirmenizi istiyoruz” dedim. ve ev teklifinde bulundum.
Kabul ettiler. Hasan Can Kaya da ‘Ağabey, yarısını ben karşılarım’ dedi. ve evi annemizin üstüne aldık. Az önce 12 Şubat ilçesi Tekerek caddesinde 2+1 dairenin tapusunu aldılar.
Ev yeni yapılmış. Deprem yönetmeliği evraklarını inceleyip teslim ettik. Eşyalarını da Melek Mosso karşılayacak. 3 gün içinde eve yerleşmiş olacaklar. Bölgede AHBAP gönüllülerine bu konuda desteğini esirgemeyen Kahramanmaraş Valimiz sayın Mükerrem Ünlülere, güzel indirim yapan ev sahibine, emlak komisyonu almayan emlakçı Taner Barışık’a, ev için “Nasıl destek olabilirim?” diye yazan sanatçı, dizi oyuncusu ve spor dünyasından her arkadaşıma tek tek teşekkür ediyorum. Tüm konu tüm açıklığı ile böyle arkadaşlar. Bilginize…”
]]>
2010 yılında yayınlanmaya başlayan The Walking Dead, zamanla büyük bir hayran kitlesine ulaştı. En iyi zombi dizisi olarak görülen yapım, Kasım 2022’de 11. sezonla birlikte final yaptı. Dizinin sona ermesi hayranlarını bir hayli üzdü. Daha sonrasında The Walking Dead evreninde geçecek yeni yan dizilerin duyurulmasıyla birlikte hayranların yüzü tekrardan gülmeye başladı.
Bugün ise bu yan dizilerden biri olan ve yakın zamanda seyirciye sunulacak “The Walking Dead: The Ones Who Live” için dikkat çeken bir detay ortaya çıktı. Görünen o ki yapımcı şirket AMC, kesenin ağzını açmış…
Not: Haberin devamında spoiler bulunmaktadır.
The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesi dikkat çekti!
The Walking Dead izleyicilerinin bileceği üzere ana karakterler Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira), dizinin son sezonlarına doğru kadrodan ayrıldı. Serinin yaratıcıları ise Grimes efsanesinin böyle bitmesini istemediler. Bu doğrultuda önce bir sinema filmi planlandı, ancak proje iptal edildi.
Hayranların umutları tam sönmüşken The Walking Dead: The Ones Who Live dizisi üzerinde çalışılmaya başlandı. Aradan bir süre geçtikten sonra Grimes hikayesini devam ettirecek bu yapım için bir tarih açıklandı.
Uzun bir süre boyunca birbirinden ayrı kalan Rick Grimes ve Michonne’un birbirlerini bulma çabalarını anlatacak The Walking Dead: The Ones Who Live için geri sayım başlamışken, diziye ayrılan bütçe ortaya çıktı. Miktar, sosyal medyada çok konuşuldu.
Mr and Mrs Smith dizi olarak ekrana dönüyor!
New Jersey Ekonomik Kalkınma Kurumu tarafından paylaşılan bilgilere göre AMC, The Walking Dead: The Ones Who Live dizisinin ilk sezonu için 82 milyon dolar bütçe ayırdı. Bu da bölüm başına 13.7 milyon dolara denk geliyor. Burada çok dikkat çeken bir nokta var.
Ana dizi The Walking Dead’in bölüm başı ortalama bütçesi 3 milyon dolardı. Yani yan dizinin bütçesi, ana dizinin dört katından daha fazla. Sosyal medyada tartışma konusu olan nokta da tam olarak burası. Öte yandan The Walking Dead evreninde geçen diğer yan dizi olan The Walking Dead: Dead City’nin toplam bütçesi ise 72 milyon dolardı.
Buna göre The Walking Dead: The Ones Who Live, sadece ana ve diğer yan yapımları değil, bütün dizileri de geride bırakarak şimdiye kadarki en yüksek bütçeli zombi dizisi olma unvanını eline aldı.
Bütçe neden bu kadar yüksek?
Aslına bakacak olursak The Walking Dead: The Ones Who Live’ın bütçesini dünyanın en popüler dizileri ile karşılaştırdığımızda pek de yüksek olmadığını görebiliriz. Öyle ki Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri’nin her bölümü için 58 milyon dolar, Stranger Things 4. sezonundaki bölümler içinse 30 milyon dolar bütçe ayrılmıştı.
Tabii bu The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesinin az olduğu anlamına gelmiyor. Karşılaştırma yapıldığında yanlarında küçük kalsa da yine de yüksek bir miktardan söz ediyoruz.
Bütçenin bu kadar yüksek olmasının en büyük sebebi, oyuncu maaşları. Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira) karakterlerine ciddi miktarda maaş ödemesi yapılıyor. Öte yandan enflasyon, prodüksiyon masrafları ve reklamlar da bütçeyi artıran etmenler arasında yer alıyor.
The Walking Dead: The Ones Who Live, 25 Şubat’ta seyirciye sunulacak. Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Diziden beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
]]>
Bülent Ersoy, YouTube’da yayınlanan Dünya Güzellerim Masada programında Zeki Müren ile ilgili iddialarıyla gündem oldu. ‘Hiç kimse bilmez bunu’ diye sözlerine başlayan Bülent Ersoy, Zeki Müren’in kendisini kıskandığını ve ölümünün sebebinin de bu olduğunu öne sürdü.
Ersoy, “”Çalışanlarına eski televizyonunu vermiş sonra da ‘Siz bunu benden çaldınız’ diye insanlardan şikayetçi olmuş. Benim de mücevherlerim çalınmıştı. O yüzden de karakolda karşılaştık.
İçerideki bir odadan inleme sesleri geldiğini duyunca ne olduğunu sordum. Bütün çalışanları falakaya çekmişler. Zeki Müren acımasız bir insandı. Bunu kimse bilmez ama beni kıskançlığından öldü.
36 tane hap kullanıyordu normalde ama öldüğü hiç ilaçlarını almamış.” dedi.
ZEKİ MÜREN’İN KUZENİ ONEDİO.COM’A KONUŞTU
Onedio.com ise Ersoy’un iddialarının ardından Zeki Müren’in kuzeni Özlem Güner’e ulaştı. Bülent Ersoy’un ismini geçirmek istemediğini söyleyen Özlem Güner kendisinden “o kişi” diyerek bahsetmeyi tercih etti.
Bugüne değin Zeki Müren’le ilgili övgü dolu açıklamaları olan Bülent Ersoy’un aniden bu açıklamaları yapmasının sebebi olarak ise yapay zeka projesi “Parla”yı gösterdi.
“PARLA KISKANÇLIĞI BU”
“Ancak Zeki Müren’in ismini kullanarak gündeme gelebiliyor” diyen Özlem Güner, “‘Parla’ kıskançlığı bu. Dayım yattığı yerden ortalığı yıktığı için kıskançlığından deliren o kişidir.
Zeki Müren kendisini daima perdelediği için karalamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı. Zeki Müren ve Bülent Ersoy’un beraber fotoğrafları öne sürülerek aralarında iyi bir ilişki varmış gibi lanse edilmesine karşı çıkan Özlem Güner, yalnızca üç kez ve mecburen bir araya geldiklerini söyledi.
“İki kez Altın Kelebek’te bir araya geldiler. Basının isteğiyle mecburen yan yana getirildiler Altın Kelebek’te ikisi de ödül aldığı için” dedi.
Üçüncü olarak da Bülent Ersoy ve Zeki Müren’in tarihe geçen dudak dudağa fotoğrafının çekildiği günden bahsederek o günün detaylarını paylaştı.
Zeki Müren’in yakın arkadaşı Nigar Uluerer’in doğum gününde kendisine bir emrivaki yaptığını ve o öpüşme fotoğrafının da o gün ortaya çıktığını açıklayan Özlem Güner, “Kendisi iyi niyetle yapmaya çalıştı belki ama iyi dosta yapılabilecek çok nezaketsiz bir hareketti.
Zeki dayıma söylemeden kendi doğum gününde, Zeki dayımı onur konuğu olarak kendi çalıştığı gazinoya davet etti. ve aynı gece o kişiyi de (Bülent Ersoy) getirip öpüşme fotoğrafının tuzağını kurdular.
O fotoğraf, ona çok büyük bir avantaj kazandırdı. Araları çok iyiymiş gibi gözüktü. Bırakın arkadaşlığı bir araya geldikleri görülmüş bir şey değildi. Zeki dayım onu hiçbir zaman hayatına almadı, o iyi kalpli insanları severdi” açıklamasında bulundu.
Bülent Ersoy’un Zeki Müren’in çalışanlarını falakaya çektiği iddiasını sorduğumuzda ise o dönem Zeki Müren’in avukatı olan emekli cumhuriyet savcısı 96 yaşındaki babası Turhan Olgaç ile arasında geçen konuşmadan bahsetti.
Zeki Müren’in çalışanlarıyla anlaşmazlık yaşadığı gün avukatı olarak orada olan Turhan Olgaç, şiddet bir yana azarlama gibi bir durum bile yaşanmadığını, Zeki Müren’le beraber masada oturup konuştuklarını dile getiriyor ses kaydında.
Ayrıca Bülent Ersoy’un sahnede kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden saz üstadı Şükrü Tunar hakkındaki “Zeki Müren bilerek yaptı” iddiasına da değinen Özlem Güner, “Burada resmen katil ithamı var. Şükrü Tunar çok büyük bir saz üstadıdır ki Zeki dayım çok değer verirdi saz üstadlarına.
Onları çok ayrı tutardı, bizi de öyle yetiştirdi” diyerek Bülent Ersoy’un olayı farklı yerlere getirerek çarpıttığını dile getirdi.
Safiye Soyman hakkında da konuşan Özlem Güner, ” Bursa’daki evimize gelip Zeki Müren’i göklere çıkaran bir kadındır. Neyin ne olduğunu biliyor ama o cesareti gösteremedi.” diyerek Safiye Soyman’ın sessiz kalmasına şaşırdığını söyledi.
Bunların yanı sıra; DurakMedya’da yer alan habere göre ünlü sanatçı Bülent Ersoy’un Zeki Müren hakkında sözleri mahkemelik oluyor. Sanat güneşinin yeğeni Sevtuğ Olgaç’ın Ersoy’un yaptığı açıklamaları yargıya taşıyacağı öğrenildi.
Sanatçının aziz hatırasına saygısızlık yapıldığı gerekçesiyle Bülent Ersoy’a maddi manevi tazminat davası açılacak.
]]>
Bir dönem yakın arkadaş oldukları bilinen Türk sinemasının iki efsane yönetmeni Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan arasındaki gerginlik devam ediyor.Dün akşam Habertürk ekranlarına konuk olan Demirkubuz, Ceylan’la küslüğü ilgili zehir zemberek açıklamalar yaparak “Susacak, tek kelime ederse her gün düzenli yayın yapar konuşurum” ifadelerini kullandı.“AÇ KALSAM EKMEK PARASI İSTEYECEĞİM BİRİ DEĞİL”
Nuri Bilge Ceylan’la bahsedildiği gibi yakın arkadaş olmadıklarını belirten Demirkubuz, “Hiçbir zaman söylendiği gibi çok yakın arkadaş değildik. Aç kalsam ekmek parası isteyeceğim biri değildi.
Ama işte Semih Kaplanoğlu gibi, ya da başka arkadaşlar gibi görüştüğüm bir arkadaştı. Ama ben midem bulanınca uzaklaştım ama ilişkimiz kopmadı” dedi.

“İKLİMLER FİLMİNİN KURGUSUNDA BANA ÇOK ÇİĞ BİR HAREKET YAPTI”
2006 yılında Kader filminin “En İyi Film” ödülünü aldığı Antalya Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan’ın bayılmasıyla ilgili konuşan Demirkubuz, sözlerine şöyle devam etti:
“İklimler’in kurgusu sırasında çok çiğ ve pis bir hareket yaptı. O onu çekti, ben Kader’i çektim. O sene Kader ağlarını Antalya Film Festivali’nde ördü; en iyi film ödülünü 300 bin liraya çıkardılar. 230 bin dolar. Dünyada eşi yok.
Ödül töreninin açıklanacağı gün otelin lobisinde otururken bu geldi, böyle havalı havalı gevrek gevrek… Jüride de bir Cannes’dan bir lavuk var, bunun bir arkadaşı. Hatta orada bunun esprisi oldu, herhalde sinyal aldı bu ondan keyfi yerinde diye. Benimle de konuşuyor, geldi masamıza oturdu, sohbet ettik.”
“TÖRENDE EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ AÇIKLANACAKKEN BİRDEN BAYILDI”
“Aynı akşam bunlar geldi yapımcısı, karısı, kendisi, tören sırasında önümüze oturdular, hiç konuşmadılar benimle… Ebru iki gün önce Kader’i izleyince allak bullak olduğunu söyledi, aramız iyiydi. Neyse geldiler, konuşmuyor.
Arkasından seslendim de, bakmadı bile. Neyse vardır bir derdi dedim. İki tane ödül aldı, çıktı acayip küskün falan. Sonra her şeyin üstüne yemin ediyorum bir tane bile Kader’e şey yok… Bizim zaten bir beklentimiz de kalmadı.
Tam böyle en iyi film ödülü açıklanmadan önce bu pat bayıldı. Gitti kaldırdılar, hatta ben de yardım etmeye çalıştım… Törenden sonra ‘iyi misin’ demek için aradım. Konuşmak istemedi ve o günden itibaren konuşmadı. 2 gün sonra Mis Sokak’ta yüz yüze geldik ‘iyi misin’ dedim. Yüzünü çevirdi. Bir tane tokat atmak istedim…”
“SEN CANNES FİLM FESTİVALİ’NİN MUHTARI MISIN?”
“Çok yakınındaki bir akrabasına sordum. Cannes Film Festivali aleyhinde konuştuğum için benimle konuşmadığını söyledi. Lan Cannes Film Festivali’nin muhtarı mısın, nesin sen? Sana ne. Ben onunla ilgili yaşanan her şeyi akrabasına anlattım.
Bunları ona da anlatmalarını istedim. Haksızlığa uğradığını düşünüyorsa arasın ona da anlatayım. Kendisi de her şeyi biliyor. Yıllar sonra günlük ayağına çıkıp bir şey söylüyor. Arkadaşına sordum o da ‘vardır bir çıkarı’ dedi. Kendini o kadar akıllı zannediyor ki…
Çok akıllı bir insan ama sadece akıllı olmak yetmiyor. Zaten akıllı olsaydı 17 yıl sonra konuşup beni de buraya çıkıp konuşmak zorunda bırakmazdı. Arkasında kesin para işi var.
Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan
NURİ BİLGE CEYLAN: AŞAĞILANAN BEN OLDUM AMA ASIL AŞAĞILIK OLAN KENDİSİ
2014’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandığı “Kış Uykusu” filminin kitabı geçtiğimiz günlerde yayımlayan Nuri Bilge Ceylan, “Üç Maymun” filmini Zeki Demirkubuz’un senaryosundan intihalle çektiği iddiasıyla ilgili sessizliğini bozmuştu.
Demirkubuz’un gerçeği bildiğini söyleyen Ceylan “Öyle bir şey yok ama nedense öyle bir şey varmış gibi bir izlenim yaratmayı tercih ediyor. Bence çok ayıp ediyor. Bunca yıl arkadaşlık ettik, birbirimize ne yardımlar ettik sonuçta.
Yıllar sonra yaptığı bir söyleşide ‘Üç Maymun’ filmini seyretmediğini de söylemiş üstelik. İnsan izlemediğini iddia ettiği bir film için nasıl böyle şeyler ima eder? Bilmiyorum. Evet, aşağılanan ben oldum belki burada ama aşağılık olan kesinlikle ben değilim” demişti.
DEMİRKUBUZ: TEK KELİME EDERSE YOUTUBE KANALI AÇAR YAYIN YAPARIM
Dün akşam katıldığı canlı yayında Nuri Bilge Ceylan’ın bu sözlerine de cevap veren Zeki Demirkubuz, “Üç Maymun’u izlemedim. Susacak, dişini sıkacak ve bir daha tek kelime etmeyecek.
Ederse, Youtube kanalı açarım, her gün düzenli yayın yaparım. Bu ülkenin en sevdiği şey unutmaktır. Her yaptığımız yanımıza kar kalmıyor. Biraz düşüneceksin.”
]]>
Engin ile Dilan Polat’ın tutuklanmasının ardından gözler onlarla fotoğraf çektiren fenomenlere çevrilmiş ve hepsi hakkında soruşturma başlatılarak mal varlıklarına el konulmuştu. Fenomenler arasında bulunan ve bir süredir yurt dışında yaşayan Eylül Öztürk, hakkındaki birçok iddiada bulunan Emrullah Erdinç’e gözdağı vererek hayatının en büyük tazminat davasını açacağını söyledi.
ERDİNÇ: 11 EVİN PARASINI HANGİ YÖNTEMLE ÜLKEDEN ÇIKARDIN?
Fenomenlerle ilgili sık sık açıklamalar yapan Emrullah Erdinç, Öztürk çiftinin paralarının kaynağında sorun olduğunu, çiftin Amerika’da 24 evi olduğunu ve haberlerin ardından evlerin bir kısmını başkalarının üzerine devrettiğini söyledi. Erdinç aynı zamanda çiftin milyonlarca dolar sermaye ile iş yerleri açtığını söyledi. Gazeteci, son katıldığı yayında da “11 ev aldım diyor, 11 evi alırken paraları nasıl, hangi yöntemle buradan çıkarttınız? Bankayla mı? Başka yöntemle mi?” deyince ortalık karıştı.
ÖZTÜRK: KANAL KANAL GEZİP DEVLETİ ACİZ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ
Erdinç’in sözlerinden sonra adeta deliye dönen Eylül Öztürk, Instagram hesabından peş peşe videolar yayınlayarak gözdağı verdi. Daha önce yayınladığı videoda Amerika’da evleri nasıl aldığını bir çocuğa anlatır gibi anlattığını söyleyen fenomen, şu ifadeleri kullandı: “Buyurun sayın araştırmacı gazeteci Emrullah Erdinç. Bir ilkokul çocuğuna anlatır gibi anlatmıştım oysa ki. Tam 13 gün önce. Ama siz hala ısrarla hem kamuoyunu hem de insanları yanıltmaya devam ediyorsunuz. Hala ısrarla kanal kanal gezip insanları aldatmaya devam ediyorsunuz göz göre göre. Devleti aciz göstermeye çalışmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Türk bankasından Amerika’daki bankaya yolladım paraları. Dekontlarım da var. Devlet zaten benim yaptığım harcamaları bir tıkla görebiliyor. Bu paraları çıkartırken hesabını veriyorsunuz zaten.”
“HUKUK ÖNÜNDE HEPSİNİN BEDELİNİ ÖDEYECEKSİNİZ”
“Televizyon televizyon gezip ısrarla kamuoyunu yanılttınız. ’10 milyon lira sermayeyle şirket kurdunuz’ dediler olmadı, ‘4 milyon lirayla şirket kurdular’ dediniz olmadı, ’24 tane ev almış ve başkalarının üstüne geçirmiş’ dediniz yine olmadı. Hepsini de kamuoyuna açık bir şekilde ispatladım. Sizin gibi telefon ekranına bakarak konuşmadım, belgeleri koydum. Hepsinin belgesini sundum. Uğrattığınız manevi hasarı bir yere koyuyorum o başka bir dava konusu. Benim elimde ispatlanabilir çok büyük bir maddi kayıp var. Hepsinin hukuk önünde bedelini ödeyeceksiniz Emrullah Bey.”
“TARİHİMDEKİ EN BÜYÜK TAZMİNAT DAVASINI AÇACAĞIM”
“Olayları artık öyle bir noktaya getirdiniz ki; özel jet hosteslerine kaçak bir şekilde branda taşıttırıp para verdiğine kadar söylediniz. Bütün bir meslek grubunu zan altında bıraktınız. Milyon dolarlık evde yaşadığımı söylediniz. Hepsi belge belge bende var. Emrullah Bey siz ileride okullarda bir gazetecinin ne yapmaması gerektiğiyle ilgili ders olarak okutulacaksınız. Benim size açacağım o dava var ya tarihimde benim açtığım en büyük maddi tazminat davası olacak. Benim de adım Eylül Öztürk ise bana bunları yaşattığınız için bunun hesabını hukuk önünde sizden kuruş kuruş soracağım.”

Afra Saraçoğlu, Mert Ramazan Demir, Çetin Tekindor, Şerif Sezer, Gülçin Santırcıoğlu, Emre Altuğ, Gözde Kansu, Ersin Arıcı, Beril Pozam, İrem Altuğ, Öznur Serçeler, Hülya Duyar ve Diren Polatoğulları’nın başrollerini paylaştığı Yalı Çapkını dizisi dün akşam 51. bölümle ekrana geldi. Eşi Ferit’in Pelin’den çocuğu olacağını öğrenince evi terk eden Seyran, bir canlı yayına katılarak yıllardır gördüğü baskı ve şiddeti itiraf etti. Dizide Seyran’ın sözleri sosyal medyanın gündemine otururken izleyicilerden alkış topladı.
“BABAM TARAFINDAN ZORLA DAYAK YİYEREK EVLENDİRİLDİM”
Katıldığı canlı yayında yıllarca yaşadıklarını anlatan Seyran, şunları söyledi: “Birçok insan benim peri masalında olduğumu düşündü ama hiçbir zaman öyle olmadı. Babam tarafından zorla dayak yiyerek evlendirildim. Halis Korhan bu zoraki evliliğin asıl mimarıdır. Ailesine uygun gelin adayını hamama toplattığı kızların arasından seçtiren bir adam o. Mal pazarından mal seçer gibi beni değil ablamı seçtiler önce. Sonra oğulları beni istediği için ben zorla evlendirildim. Mal mülk karşılığında sattı babam beni. Bu ülkede yapılan bütün evlilikler ve atılan imzalar rıza doğrultusunda olmuyor. Eğer ekonomik özgürlüğünüz yoksa ve gidecek bir yeriniz yoksa hayat sizi o kadar korkutuyor ki…”

“EVLİLİĞİMİN İLK GECESİNDE KOCAMIN BAŞKA KADINLA OLDUĞUNU ÖĞRENDİM”
“Güya ülkenin en saygı değer ve kıymetli ailelerinden biri. Korhanlar okumama bile izin vermediler, engel oldular. Çünkü onların aradıkları her şeye boyun eğen, her yaptıklarını hoş gören, özgür iradesini kapıdan girerken terk eden birini oğullarına eş yapmaktı. O ben olmadığım için gayrimeşru bir çocuğu ve annesini bu kadar sahiplendiler zaten. Biz evlendiğimizde onlar zaten berabermiş. Ben bunu ilk gecemizde kadını odamda görünce öğrendim. Eşim bana o gece ‘Her şeyi bileceksin ama susacaksın başka çaren yok’ dedi. Evli bir kadının daha ilk geceden eve dönmesi ne demek? Bu toplumda bunu biliyorsunuz değil mi? Ayaklarınızın üzerinde duramıyorsanız ve size destek olacak birisi yoksa susmak zorunda kalıyorsunuz. Hiçbir şey göründüğü gibi değil.”

“ES SEÇERKEN ZENGİNLİĞİNE DEĞİL NE KADAR İYİ İNSAN OLDUĞUNA BAKIN”
“O ışıltılı hayatların arka planında dönen rezillikleri anlatmaya dilim varmıyor. Genç kızlar peri masallarına inanmasın, hayat öyle bir şey değil. Sevgilerinin bedeli özgürlükleri olmasın. Hangi eşikten geçerlerse geçsinler sakın onurlarını, gururlarını, karakterlerini kapının dışında bırakmasınlar. Eş seçerken ne kadar yakışıklı veya ne kadar zengin olduğuna değil ne kadar iyi bir insan olduğuna bakarak karar versinler. Anlaşabilecekler mi, mutlu olabilecekler mi ona baksınlar. Şiddetin her türlüsüyle mücadele etmeye çalışsınlar. Çünkü bir kadın olarak sizin çıkaramadığınız sesiniz çocuklarınıza da suskunluk olarak miras kalıyor. Bugün size kalkan ilk eli tutmaz da razı gelirseniz yarın o tokat korunmasız bir çocuğun suratında patlıyor. Sevgi gibi nefret de insandan insana, kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Çoğalarak yayılıyor.”

İZLEYİCİLER MEST OLDU
Yalı Çapkını’nda Seyran’ın yaptığı konuşma sosyal medyanın gündemine oturdu. Sahneden dolayı Seyran’ı oynayan Afra Saraçoğlu’nun oyunculuğuna ve senariste övgü yağdıran kullanıcılar “Bütün mazlumların sesi oldum”, “Ağlamaktan içim çıktı” ve “Replikler çok iyi, gerçek hayatı yansıtan cümleler” yorumları yaptı.
İşte sahne için yapılan bazı yorumlar…

Yıllar önce yayınlanan Sihirli Annem dizisinin Tuğçe’si Damla Ersubaşı, ağlayarak çektiği videoda uyuşturucu ve kumar batağına düştüğünü eski eşinin ailesinden borç para aldığı için de 2 kızının velayetini vermek zorunda kaldığını itiraf etti. Görüntülerin yayılmasıyla bir açıklama yapan Ersubaşı’nın avukatı, videoda montaj yapıldığını ve tehdit zoruyla çekildiğini söyledi. Kısa sürede takipçilerinden destek mesajları alan Ersubaşı, bir teşekkür videosu yayınladı.
“BU KADAR SEVİLDİĞİMİ BİLMİYORDUM”
Görüntünün basına sızmasıyla magazin gündemine oturan Damla Ersubaşı, bir video yayınlayarak “Gelen mesajlara cevap vermeye çalışıyorum. Çok şaşırdım. Belki de kimisiyle aynı kaderi paylaşıyoruz. Çok şaşırdım, bu kadar sevildiğimi bilmiyordum. Hepinizle bir ortak noktamız var ona inanıyorum” dedi.

“UYUŞTURUCU VE KUMAR BATAĞINA DÜŞTÜM”
Mustafa Can Keser ile evliliğinden 2 kızı olan Damla Ersubaşı’nın uyuşturucu madde kullandığı ve kumar batağına düştüğünü itiraf ettiği video ortaya çıktı. Oyuncu, söz konusu videoda “Şimdi ben bir dönem kışın uyuşturucuya düştüm. Uyuşturucu batağına düştüm. Sonra parayı kumarda ve uyuşturucuda harcadım. Eski kocam çocuklarımın babası Mustafa Can Keser’in ailesinin parasıydı. Sonra ben tabi bunu çeşitli vaatlerle aldım bu parayı. Parayı da tek başıma yedim Mustafa’nın hiçbir alakası yok. Sonra Mustafa beni sürekli bununla tehdit etti. Önce bunu ‘Aileme söylerim, çocukları bana vereceksin’ dedi. Tamam senin pisliğinden yeter ki kurtulayım dedim. ‘Çocuklar sende kalsın’ dedim. Ben çocuklarımı istediğim zaman görürüm dedim. Hepsinin mesajları var. Hepsinin de delillerini sunacağım bundan önce. Çocuklarımı verdim bırakmadı. Tehdidi, pisliği, şiddeti de bitmedi. Parayı da ödüyorum ama ben bu sırada ablasına abisine. Seni magazine rezil edeceğim dedi. Çocuklarımı benden ayırdı ya, istediği her şeyi yapsın” diyor.

DAMLA ERSUBAŞI’NIN AVUKATINDAN AÇIKLAMA
Görüntülerin sosyal medyaya sızmasının ardından Ersubaşı’nın avukatından yazılı bir açıklama geldi. Subaşı’nın avukatı görüntülerin montajlanarak sözlerin de tehdit zoruyla söylendiğini ileri sürdü. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Son günlerde sosyal medya ve ulusal basında dolaşan, müvekkilim Damla Ersubaşı’yla ait videoyla ilgili olarak ortaya atılan yasaklı madde ve kumar iddialarıyla ilgili asılsız ve mesnetsiz haberlere dikkat çekmek isteriz. Bu iddiaları yakından takip ediyoruz. Müvekkilim, evlilik birliği devamında ve sonrasında eski kocası tarafından tehdit ve psikolojik şiddete maruz kalmıştır. Müvekkil, eski eşi tarafından gördüğü bu psikolojik şiddetler neticesinde kişisel bir patlama noktasına gelmiştir. Medyaya düşen söz konusu video ise eski eşin müvekkilime uyguladığı boşanma sonrası psikolojik şiddetin ve tehditlerin bir tezahurudur. Mustafa Can Keser müvekkili çocukları ile tehdit ederek ilgili videoyu kayıt altına aldırmış ve kendisine gönderilmesini sağlamıştır. Müvekkil çocuklarıyla olan ilişkisinin ve çocuklarının psikolojisinin zarar görmemesi adına bu baskıya boyun eğmiştir.”

“VİDEO 1,5 SENE ÖNCE ÇEKİLDİ”
“Sadece Mustafa Can Keser’de bulunan bu video yaklaşık bir buçuk sene öncesine ait olup ne hikmetse eski eş tarafından şimdi medyaya servis edilmiştir. İlgili videoda müvekkilim ağlamakta ve psikolojisinin eski eşi tarafından altüst edildiği görülmektedir. Mustafa Can Keser, müvekkilimi kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırılmak amacıyla söz konusu videonun bazı kısımlarını keserek medyaya servis etmiştir. Eski eş bir baba olduğunu da unutarak söz konusu davranışın çocuklarının psikolojisini ve geleceğini olumsuz etkileyeceğini bilmesine rağmen bu hareketi yapmış, çocuklarının annesini kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmak istemiştir.
“VİDEONUN ORJİNAL HALİNİ VE MADDE KULLANMADIĞINI KAMUOYUYLA PAYLAŞACAK”
“Müvekkilim, videonun orijinal ve tam halinde, eski eşi tarafından yapılan tehditlerle ilgili açıklama yapmaktadır. Mağdur olan müvekkilim Damla Ersubaşı, sanki kendisi suçluymuş gibi gösterilmektedir. Kamuoyunu yanıltıcı olabilecek bu videoya ihbar edilmemesini ve objektif bir bakış açısıyla yaklaşılmasını rica ediyoruz. Müvekkilimizin itibarı ve hukuki haklarına yönelik herhangi bir saldırıya karşı gerekli hukuki adımları atmaya devam edeceğimizi belirtmek isterim. Bu tür yayınlar, sadece müvekkilimizin değil ayni zamanda toplumun genel hukuki normlarına da zarar verebilecek potansiyel tehlikeler içermektedir. Müvekkilim, en kısa zamanda kendisinin yasaklı madde kullanmadığını gösteren sağlık sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacaktır.”


Sihirli Annem dizisinde canlandırdığı Tuğçe karakteriyle tanınan Damla Ersubaşı’nın gözyaşları içinde bir dönem uyuşturucu kullandığını ve kumar batağına düştüğünü itiraf ettiği video magazin gündemine bomba gibi düştü. Görüntülerin ardından açıklama yapan Ersubaşı’nın avukatı videoda montaj olduğunu belirterek eski eş Mustafa Can Keser’i hedef gösterdi.
“TEHDİT VE PSİKOLOJİK ŞİDDETE MARUZ KALDI”
Ersubaşı’nın avukatı aracılığıyla yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Son günlerde sosyal medya ve ulusal basında dolaşan, müvekkilim Damla Ersubaşı’yla ait videoyla ilgili olarak ortaya atılan yasaklı madde ve kumar iddialarıyla ilgili asılsız ve mesnetsiz haberlere dikkat çekmek isteriz. Bu iddiaları yakından takip ediyoruz. Müvekkilim, evlilik birliği devamında ve sonrasında eski kocası tarafından tehdit ve psikolojik şiddete maruz kalmıştır. Müvekkil, eski eşi tarafından gördüğü bu psikolojik şiddetler neticesinde kişisel bir patlama noktasına gelmiştir.
“ÇOCUKLARIYLA TEHDİT EDEREK VİDEO ÇEKTİRDİ”
“Medyaya düşen söz konusu video ise eski eşin müvekkilime uyguladığı boşanma sonrası psikolojik şiddetin ve tehditlerin bir tezahurudur. Mustafa Can Keser müvekkili çocukları ile tehdit ederek ilgili videoyu kayıt altına aldırmış ve kendisine gönderilmesini sağlamıştır. Müvekkil çocuklarıyla olan ilişkisinin ve çocuklarının psikolojisinin zarar görmemesi adına bu baskıya boyun eğmiştir.”

“VİDEO 1,5 SENE ÖNCE ÇEKİLDİ”
“Sadece Mustafa Can Kese’de bulunan bu video yaklaşık bir buçuk sene öncesine ait olup ne hikmetse eski eş tarafından şimdi medyaya servis edilmiştir. İlgili videoda müvekkilim ağlamakta ve psıkolojisinin eski eşi tarafından altüst edildiği görülmektedir. Mustafa Can Keser, müvekkilimi kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırılmak amacıyla söz konusu videonun bazı kısımlarını keserek medyaya servis etmiştir. Eski eş bir baba olduğunu da unutarak söz konusu davranışın çocuklarının psikolojisini ve geleceğini olumsuz etkileyeceğini bilmesine rağmen bu hareketi yapmış, çocuklarının annesini kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmak istemiştir.
“VİDEONUN ORJİNAL HALİNİ VE MADDE KULLANMADIĞINI KAMUOYUYLA PAYLAŞACAK”
“Müvekkilim, videonun orijinal ve tam halinde, eski eşi tarafından yapılan tehditlerle ilgili açıklama yapmaktadır. Mağdur olan müvekkilim Damla Ersubaşı, sanki kendisi suçluymuş gibi gösterilmektedir. Kamuoyunu yanıltıcı olabilecek bu videoya ihbar edilmemesini ve objektif bir bakış açısıyla yaklaşılmasını rica ediyoruz. Müvekkilimizin itibarı ve hukuki haklarına yönelik herhangi bir saldırıya karşı gerekli hukuki adımları atmaya devam edeceğimizi belirtmek isterim. Bu tür yayınlar, sadece müvekkilimizin değil ayni zamanda toplumun genel hukuki normlarına da zarar verebilecek potansiyel tehlikeler içermektedir. Müvekkilim, en kısa zamanda kendisinin yasaklı madde kullanmadığını gösteren sağlık sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacaktır.”

ERSUBAŞI: UYUŞTURU VE KUMAR BATAĞINA DÜŞTÜM
Damla Ersubaşı söz konusu videoda şunları söylüyor: “Şimdi ben bir dönem kışın uyuşturucuya düştüm. Uyuşturucu batağına düştüm. Sonra parayı kumarda ve uyuşturucuda harcadım. Eski kocam çocuklarımın babası Mustafa Can Keser’in ailesinin parasıydı. Sonra ben tabi bunu çeşitli vaatlerle aldım bu parayı. Parayı da tek başıma yedim Mustafa’nın hiçbir alakası yok. Sonra Mustafa beni sürekli bununla tehdit etti. Önce bunu ‘Aileme söylerim, çocukları bana vereceksin’ dedi. Tamam senin pisliğinden yeter ki kurtulayım dedim. ‘Çocuklar sende kalsın’ dedim. Ben çocuklarımı istediğim zaman görürüm dedim. Hepsinin mesajları var. Hepsinin de delillerini sunacağım bundan önce. Çocuklarımı verdim bırakmadı. Tehdidi, pisliği, şiddeti de bitmedi. Parayı da ödüyorum ama ben bu sırada ablasına abisine. Seni magazine rezil edeceğim dedi. Çocuklarımı benden ayırdı ya, istediği her şeyi yapsın” dedi.
Sihirli Annem’in Tuğçe’si Damla Ersubaşı ağlayarak itiraf etti: Uyuşturucuya düştüm
Eski sevgilisi Ayşe Fatma Aslanpay’a “Bana video çekeceksin” ısrarında bulunup yazdığı notu zorla okutturarak video çektiği iddia edilen oyuncu Batuhan Karacakaya hakim karşısına çıktı. Duruşma çıkışı Karacakaya, “Suçlamaları kabul edecek bir şey kalmadı. Çok güzel sürprizler var yani her şey güzel olacak” dedi.
ESKİ SEVGİLİSİ DURUŞMADAN AĞLAYARAK ÇIKTI
Şişli’de 22 Mart 2023’de eski sevgilisi Ayşe Fatma Aslanpay’a ‘bana video çekeceksin’ ısrarında bulunup yazmış olduğu notu zorla okutarak video çektiği iddia edilen oyuncu Batuhan Karacakaya’nın yargılanmasına başlandı. İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanık Batuhan Karacakaya ve müşteki Ayşe Fatma Aslanpay, taraf avukatlarıyla hazır bulundu. Gizlilik olduğu gerekçesiyle basın mensupları salon içerisine alınmadı. Duruşmanın ardından açıklama yapmayan Aslanpay’ın gözyaşlarını tutamayarak duruşma salonu önünden ayrıldığı görüldü.

KARACAKAYA: GÜZEL GİDİYOR, SÜRPRİZLERİM VAR
Basın mensuplarına konuşan Karacakaya ise “Her şey çok güzel gidiyor. Suçlamaları kabul edecek bir şey kalmadı Allah’ın izniyle, inşallah ama çok güzel sürprizler var yani güzel olacak her şey. Davanın şu anda ilki bitti, şu an her şey benim için güzel gidiyor. Onun dışında başka bir şey yok zaten. Güzel gidiyor, güzel sürprizlerimiz var inşallah” ifadelerini kullandı.

İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, müşteki Ayşe Fatma Aslanpay ile şüpheli Batuhan Karacakaya’nın geçmiş tarihte gönül ilişkisi içinde oldukları, olaydan bir gün önce Karacakaya’nın müzik uygulaması üzerinden “bekliyorum gel, özlemedin mi, dön diyemedim” şeklinde şarkı paylaştığı, Aslanpay’ın şüphelinin evine gittiği ve orada bulundukları sırada şüpheliye sahte bir hesaptan mesaj geldiği anlatıldı. Gelen mesajda “Batuhan bu video sana 15 Şubat’ı hatırlatır, artık çok geç, bunu magazin ile paylaşırım” ifadelerine yer verildiği belirtilen iddianamede, bunun üzerine Karacakaya’nın arkadaşını arayarak “Ayşe’de video vardı, ben bu karıyı dövdüm, itiraf ediyorum videoda, şu an bir hesaptan bana mesaj atıldı” şeklinde konuştuğu belirtildi.
Hazırlanan iddianamede, daha sonra Karacakaya’nın Aslanpay’a dönerek ‘bu videoyu birine yaydın, buna çözüm üreteceksin’ dediği, bunun üzerine Aslanpay’ın evden gitmek istediği ancak Karacakaya’nın ‘bana video çekeceksin’ ısrarında bulunduğu ve yazmış olduğu notu okutarak zorla video çektirdiği aktarıldı.
“ORTADA ŞİDDET YOKTUR” DİYE VİDEO ÇEKMİŞTİ

Söz konusu videoda Aslanpay’ın “Ben Ayşe Aslanpay, bugün 16 Şubat, 14 Şubat’ta erkek arkadaşımla ufak çaplı böyle biraz tartıştık ve birbirimizi incittik, ertesi gün konuşmadığımız için vicdan azabı çeksin diye ona yüzüme biraz makyaj yapıp fotoğraf attım, benimle görüşmek istediği için bana bir video attı ve ben o videoyu bir arkadaşıma gönderdim, arkadaşımla tartıştığımız için de o videoyu yayabileceğini düşündüğüm için ve böyle bir video çekiyorum, bu onun teminatı olması adına o video tamamen benim kendi yüzüme yaptığım makyajdan dolayı çekilmiştir, ortada bir şiddet yoktu” ifadelerini kullandığının belirtildiği iddianamede, Aslanpay’ın kayıt yapıldığı sırada mimiklerinden zorla kaydının yaptırıldığı belirtildi.
3 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYORDU
Mesaj içeriğindeki olaya ilişkin şüphelinin menfaatinin olduğu ve müştekiye zorla video çektirdiğinin de aktarıldığı iddianamede, şüpheli Batuhan Karacakaya’nın ‘şantaj’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>




